30 Haziran 2019 Pazar

Üretim artmayınca yapaylık tavan yaptı

Organik diye aldığımız ürünler ne kadar doğal? Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yüksek fiyatlarla satılan bu ürünleri incelediklerinde şüphe uyandıracak sonuçlara ulaştıklarını söyledi. Güvenilir gıda için ilk adım üreticiye destek..

Nüfus her yıl artarken, üretim aynı oranda artmıyor. Hal böyle olunca, yeni yöntemlerle sektör canlandırılmaya çalışılıyor. Organik (doğal) ürün pazarı da bu yöntemlerden biri olarak ortaya çıktı. Organik ürünlerin olduğu tezgahlarda, yumurtalar samanların arasında, reçeller el yapımı kavanozlarda satılıyor. Göz boyayan ürünlerin nereden geldiği, nasıl yetiştiği tartışma konusu. Tüketici, güvenilir olduğunu düşündüğü bu ürünlere, yüksek fiyatlar ödüyor.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, organik adı altında satılan ürünleri incelediklerini ve şüphe uyandıracak sonuçlara ulaştıklarını kaydetti.

KAĞIT ÜZERİNDE KALDI
2004 yılında gıda güvenliğine ilişkin yasal düzenleme yapıldı. Kağıt üzerinde güzel görünen bu düzenleme uygulamada yetersiz kaldı.

Mehmet Bülent Deniz, tohum yasasıyla başlayan tehlikeli yolcuğun, yabancı menşeli tohumların ülkemize girmesiyle devam ettiğini söyledi ve ekledi: Yerli tohumculuğun öldürülmesi, hayvansal yemlerde kimyasal içerik olması hepimizi endişelendiriyor. Gelecek yıllarda bu konuda olumsuz çok sonuç göreceğiz. Bu iş devlet katında masaya yatırılmalıdır.

İÇ PAZARDA MI SATILIYOR?
İhraç ettiğimiz malların sınır kapılarından çevrilişi her yıl gündeme geliyor. Malların geri dönüş nedeni 'güvenli şekilde üretilmemiş' olarak bildiriliyor. Vatandaşlar soruyor: Geri dönen mallar, bize mi satılıyor?

TBF Genel Başkanı Deniz, konuya ilişkin şu örnekleri verdi: Özellikle Rusya'ya ihraç edilen narenciye ve benzeri gıda ürünlerinde her yıl geri dönüş oluyor. Rusya, yapılan ihracat kalemlerinde yer alan ürünlerin güvenli şekilde üretilmediğini iddia ediyor. Burada iki temel sorun ortaya çıkıyor. İlki, demek ki biz Rusya'nın halkına layık görmediği ölçüde güvensiz gıda üretiyoruz. İkincisi ise geri gönderilen bu gıdalar iç pazarda mı satılıyor, yoksa imha mı ediliyor?

'SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ'
Güvenilir gıda üretmek için ilk adımın üreticiyi desteklemekle atılması gerektiğine işaret eden Deniz, seferberlik çağrısında bulundu: Ülke çapında bir seferberlik ilan edilerek, tarım ve hayvancılık desteklenmeli. Geçen nisan ayında açıklanan 'Yapısal Reform Paketi'nde ekonomi yönetiminin özellikle tarım ve hayvancılıkla ilgili bir takım teşvikler ve özel ilgisi olacağı ifade edildi. Ancak haziran ayının ortasındayız, bir adım atılmadı.

GÜVENİLİR GIDA PROBLEMİ SOSYAL MEDYADA
Gıda güvensizliği internet ortamında da sık sık dile getiriliyor. 'denetle.com.tr' adlı sayfada vatandaşlar, gıda maddelerinde yaşanan saklama ve kullanım sorunlarını paylaşıyor. Soğuk hava deposunda tutulmayan etler, açık kasalarda güneş altında bekletilen plastik su şişeleri, tarihi geçmiş ürünler...

23.06.2019, Sıla Kemahlı, Aydınlık
https://www.aydinlik.com.tr/uretim-artmayinca-yapaylik-tavan-yapti-toplum-haziran-2019

BDKK'ya Şikâyet Yağdı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na tüketicilerden şikâyet yağmuru.

Bankacılık hizmetleri tüketiciyi neden rahatsız ediyor?
En çok şikâyet hangi konuda?

Tüketici Postası Genel Yayın Yönetmeni Çetin Ünsalan’ın hazırlayıp sunduğu ve Kanal Ekonomi’de yayınlanan Tüketici Postası’nda, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, banka-tüketici ilişkisini anlatıyor.


28.06.2019, Tüketici Postası

28 Haziran 2019 Cuma

Konut mağdurlarına gözler kapalı

200 binin üzerinde konut mağduru olduğunu söyleyen 4 tüketici federasyonu çözüm için Bakanlığa seslendi: Bu toplumsal sorunu çözün

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF), Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu (TÜÇEDEF) temsilcileri ile Esenyurt konut mağdurları dün Karaköy’deki Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde bir basın açıklaması yaptı.

Burada “konut mağdurları raporu” açıklayan yurttaşlar 200 binin üzerinde konut mağduru olduğunu söyledi ve çözüm için bir kez daha yetkililere seslendi. Dört tüketici federasyonunun uzun bir süredir görmezden gelinen konut mağdurları ile dayanışma gösterdiği toplantıda mağdurlar da söz aldı.

Sorunun şirketler ve halk arasındaki kalmasının çözümsüzlüğe sebep olduğuna dikkat çekilen raporda, Bakanlık’ın devreye girmesi gerektiğini altı çizildi. Açıklamada şöyle denildi:

“Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın asli görev alanı içinde olan bu toplumsal soruna el atması, Bakanlık ve başta TOKİ olmak üzere bağlı kuruluşlar ile birlikte harekete geçerek kamu erkinin olaya dahil olması gerekmektedir. Bu çözüm sürecinde; öncelikle ortada bir toplumsal sorunun varlığı kabul edilerek işe başlanmalı; mağdurlar, tüketici örgütleri, yüklenici firmalar, finans kuruluşları, toprak sahipleri TOKİ başkanlığında bir konsorsiyum içinde bir araya getirilmelidir.”

Toplantıda söz alan konut mağduru bir yurttaş ise “Ünlü isimlerin, toplumsal anlamda sevilen kişilerin temel açılışlarına gelmesi, reklam filmlerinde oynamasına güvendik. Mağdur olduk. Evim orda duruyor. Ben evsiz bir şekilde dışardayım” dedi.

ACUNKENT VE BABİL KULELERİ
2011 ve 2012 yıllarında başlayan projede Acunkent projesinde mağdur sayısı 1000, Babil Kuleleri projesinde 2000 kişi.

Yüklenici firma süreç içinde başka bir firmaya projeyi devretti, yeni yüklenici firma da ek ödemeler talep etti ve mağdurlar bir kez daha mağdur edildi.

Tapu kayıtlarında vergi dairesi, SGK gibi kamu alacaklarının yanında projede iş yapmış ve alacaklarını alamamış taşeron firmaların hacizleri bulunmakta.

GÜMÜŞCİTY BULUT-KARABEY İNŞAAT
Her biri 30 katlı, 4 bloktan oluşan proje. Bu projeden konut alanların sayısı 720. 4 bloktan 1 buçuk bloku 14 kat seviyesine kadar inşa edilmiş, ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2013 yılında imar planlarının değiştirilmesi nedeniyle her dört katın inşası ile verilen yapı ruhsatlarının yenilenmemesi nedeniyle proje durma noktasına geldi.

Proje yüklenicisi şirket bu aşamadan sonra el değiştirdi, konut satın alanlardan ek ödeme talep edildi, ek ödeme isteği 720 mağdurun 250’si tarafından kabul edildi. Yargıya intikal eden proje ile ilgili mahkemece tedbir kararı verilmişse de, şu ana dek kesinleşmiş bir yargı kararı henüz üretilmedi.

TUZLA YENİ HAS İNŞAAT
2001 yılında kaba inşaatı biten projede teslimatların gecikmesi üzerine, yüklenici firma belediye ile ilgili sorun yaşandığını bahane etmiş ve proje ilerlemedi.

Bu aşamada proje yüklenicisi firma tabelası kaldırılmış yeni bir yüklenici firma devreye girdi. Yeni firmanın, projenin bitirileceği ve ödemelerin yapılmaya devam edilmesi yönündeki telkinleri ile ödemeleri yapmaya devam eden mağdurlar, bir süre sonra satın aldıkları konutların başka kişilere pazarlandığı ve satıldığı bilgisine ulaşamadı.

Sorumlular hakkında hukuk ve ceza yargılamaları başlatılmış ise de mağdurların haklarını sağlayabilecek bir yargı kararı yok.

SAMSUN TOWERS PROJESİ
2010 yılında başlayan projeden konut satın alan mağdurların sayısı 7880.

2014 yılında teslim edileceği taahhüt edilen projede, finansman sıkıntısı gerekçe gösterilerek inşaat durduruldu. Bu aşamada projenin yüklenicisi firma, projeyi başka bir firmaya satarak devreden çıktı. Yeni yüklenici de hak sahiplerine konutları teslim etmedi.

TAC MAHAL VE VERA VİZYON
Tac Mahal Projesi mağdur sayısı 414, Wish İstanbul Projesi Mağduru 303 kişi. Her iki proje için mağdurlardan alınan bedel 50 milyon TL.

15.06.2019, Kardelen Tatar, Birgün

20 Haziran 2019 Perşembe

Tüketici Rekor Kırdı

Tüketici Postası Genel Yayın Yönetmeni, ekonomi gazetecisi Çetin Ünsalan’ın hazırlayıp sunduğu ve Kanal Ekonomi’de her hafta yayınlanan Tüketici Postası’nda bu hafta…

Ramazan ve Arefe Günü kredi kart harcamalarında patlama yaşandı.
Nereye, ne kadar harcadık?

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz anlatıyor.


16 Haziran 2019 Pazar

Kredi kartında asgari ödeme oranını düşürdünüz! Faizi de düşürün

Kredi kartlarıyla çeşitli sektörlerde yapılan harcamalarda taksit sayılarının arttırılması ve asgari ödeme oranlarının düşürülmesi olumlu karşılanıyor. Uzmanlar, vatandaşa yapılacak asıl iyiliğin gecikme faizi ile asgari ödeme sorası işleyen faiz oranlarının da düşürülmesi olacağını vurguluyor.

Kredi kartı taksitlendirme sürelerinin mobilya, elektronik eşya, havayolları vekonaklama harcamalarında, vergi ödemelerinde arttırılması ayrıca asgari ödeme tutarının aşağı çekilmesi iç talebi canlandırdı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aldığı söz konusu kararların pek çok sektörü ayağa kaldıracağını belirten tüketici örgütlerinin yöneticilerinden vatandaşlara, “Bu ortamda rehavete kapılıp da gereksiz harcamalar yapmayın. Çünkü faiz oranlarına dokunulmadı” tembihi geldi. Aynı yöneticiler, ilgili kamu otoritesini kredi kartı gecikme faizlerini indirmeye çağırdı.

Önemli uyarı
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, kredi kartlarında asgari tutar ödeme uygulamasının mağduriyetlere neden olduğuna işaret etti. Uygulamanın külliyen kaldırılması gerektiğini dile getiren Deniz, “Örneğin kredi kartıyla bin liralık bir harcama yaptınız. Bu harcamanın ardından gelen faturayı asgari ödemeyle ancak 56 ayda kapatabilirsiniz. Yani 4-4,5 senede borcun katlanacağı ve yönetilemez hale geleceği de bir hakikat” dedi.

Asgari tutarı ödemekle yetinen tüketicilerin faiz sorunuyla karşı karşıya kalacağına dikkat çeken Deniz, “Kangren haline gelen bu probleme karşı temkinli olmakta, borcu tamamen kapamakta ve vadeye yaymamakta yarar var” ifadesini kullandı.

Deniz, ekonomi yönetiminin devreye girip tüketicileri faiz sarmalından kurtarması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Turhan Çakar ise BDDK’nın kredi kartı taksit sürelerini arttırıp asgari ödeme tutarında indirime giderek üretime ve tüketime ivme katmayı amaçladığının altını çizdi.

Tüketicileri bilinçli olmaya; aşırı harcamalardan kaçınmaya davet eden Çakar, “Dar gelirli aileler kredi kartlarını dikkatle kullanmalı, limit aşımına gitmemeliler” ikazı yaptı.

Gelir-gider dengesi dikkate alınmalı
Ürün alımlarının ve ödemelerin gelir-gider dengesine göre yapılmasında fayda gören Çakar, şunları kaydetti:
“Asgari ödeme tutarının faturalara ilave yükler yükleyeceği unutulmamalı. Ödenmeyen tutarın ne olduğu, nereye gideceği de bilinmeli veya tahmin edilmeli. Ödemeler belli bir plan dahilinde olmalı. Çünkü faiz oranları yerinde duruyor. Bu oranların kredi kartı ödemelerini öteleyen tüketicilere büyük zararlar verdiği muhakkak.”

15.06.2019, Buğra Kardan Yeni Akit

15 Haziran 2019 Cumartesi

Türkiye #konutmagdurlari Raporu açıklandı

Konut mağduru olan on binlerce mağdurlar ile ilgili hazırlanan rapor açıklandı.

Alanında ilk olan Türkiye #konutmagdurlari Raporu’nu hazırlayan Tüketici Federasyonları Genel Başkanları ve Konutla Dolandırılanlar Komite Sözcüsü Özlem Hanelçi; “konut mağdurlarının sorunu artık çözülmeli” dedi.

Birbirinden çok farklı büyüklükteki sorun ve sonuçları içeren yüzlerce konut projesi mağdurlarının içinde bulunduğu sorun yumağının ne olduğunun ortaya konulması ve çözüm üretmekle yükümlü kişi kuruluşlar için veri tabanı ve çözüm perspektifi ortaya koyabilmek amacı ile dört tüketici federasyonu, konut mağdurlarının temsilcileri ile geçtiğimiz günlerde bir arama konferansı gerçekleştirdi ve birlikte yapılan çalışma ile Türkiye #konutmagdurlari Raporu hazırlandı.

Süreci yakından izleyerek, konuya ilişkin çözüm odaklı her türlü girişimi destekleyeceğiz
TTMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde bir araya gelerek basın toplantısı gerçekleştiren Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Genel Başkanı Fuat Engin, Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu (TÜÇEDEF) Genel Başkanı Osman İlhan ve Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Konutla Dolandırılanlar Komite Sözcüsü Özlem Hanelçi’nin katıldığı toplantıda yapılan açıklamada; ülke insanımızın başını sokacağı bir ev sahibi olma hayallerinin sömürülerek, ülke ekonomisinde uzun bir dönem trend olan taşınmaz mal üretimi ve satımı olgusunun hesapsızca ve aldatmaya dayalı olarak uygulandığı ekonomi politikasının yol açtığı toplumsal sorunun, yıllardır mağdurların feryatlarının görmezden gelindiği ve yüz binlerce insanın hayallerinin yok edilmesi ile sonuçlandığı belirtildi.

Sorun, iki özel hukuk kişisi arasında çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık olmanın ötesindedir
Konut satın alan mağdurların, yüklenici firmaların, kentsel dönüşüm kurbanlarının, arsalarını kat karşılığında yüklenici firmalara veren toprak sahiplerinin ve bütün bu süreçte finansal hizmet veren bankalar ile yarım kalmış yüzlerce inşaat sahasının, kaldırılması gereken bir cenazeye işaret ettiğini belirten Tüketici Federasyonları Genel Başkanları; “Sorunu yıllardır kamuoyuna duyurmaya çalışan mağdurların adliye binalarındaki hak arayışları da çözüm yerine mahkeme kalemlerinde yığılan dosyalar haline dönüşmüştür. Sorun, iki özel hukuk kişisi arasında çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık olmanın ötesindedir. Bu nedenlerle Çevre ŞehircilikBakanlığının asli görev alanı içinde olan bu toplumsal soruna el atması, Bakanlık ve başta TOKİ olmak üzere bağlı kuruluşlar ile harekete geçerek kamu erkinin olaya dahil olması gerekmektedir. Bu çözüm sürecinde; öncelikle ortada bir toplumsal sorunun varlığı kabul edilerek işe başlanmalı; mağdurlar, tüketici örgütleri, yüklenici firmalar, finans kuruluşları, toprak sahipleri TOKİ başkanlığında bir konsorsiyum içinde bir araya getirilmelidir. İnanıyoruz ki, kamu yönetiminin güç ve denetimi içinde, artık kangren olmuş bu sorunun çözüm yolları bulunacak ve uygulanacaktır” şeklinde konuştu.


14.06.2019, Nilüfer Tuba Akman,Tüketici Postası 

9 Haziran 2019 Pazar

Ne olacak konut mağdurlarının hali?

Gazeteci-yazar Çetin Ünsalan’ın hazırlayıp sunduğu Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in konuk olduğu Tüketici Postası’nda, bu hafta konut mağdurlarının dramı masaya yatırılıyor.



Kanal Ekonomi’yi izlemeye devem edin...

4 Haziran 2019 Salı

Ürün güvenliği sağlandığında, tüketicinin yaşam kalitesi artar

Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Ürün Güvenliği, Piyasa Gözetimi ve Denetimi ile Uygunluk Değerlendirmesi Alanlarında Farkındalığın Artırılması için Teknik Destek Projesi’nin 2. Yürütme Kurulu Toplantısı, 16 Mayıs 2019 tarihinde Ticaret Bakanlığı merkez binasında gerçekleştirildi.

Ürün güvenliği, piyasa gözetimi ve denetimi ile uygunluk değerlendirmesi alanlarındaki farkındalığın artırılması için, Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen teknik destek projesi kapsamında yapılan eğitim ile anket çalışmaları ve sürdürülecek olan çalışmalar ile ilgili bilgilendirmenin yapıldığı toplantıya, Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) Genel Başkanı Aziz Koçal ile Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de katıldı.

Tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması için, ürün güvenliğinin çok önem arz ettiğini ve tüketici kadar, üretici ve ithalatçının da bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Koçal, “Tüketicinin ürün güvenliği hakkında bilinçlendirileceği çalışmalar tüketici örgütleri ile yapılmalıdır” dedi.

Tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması için, etkin ve etkili denetimlerin sürekli yapılması gerektiğini belirten Koçal, “Yapılan denetimlerin sonuçları, tüketicinin bilgileneceği şekilde ilan edilmelidir. Ürünlerin etiketini okuma alışkanlığı doğrultusunda da gerekli çalışmaların yapılması ve tüketicinin bilinç seviyesinin artması gerekir” diye konuştu.

16.05.2019, Nilüfer Tuba Akman Tüketici Postası 

2 Haziran 2019 Pazar

Tüketici Federasyonlarından yargı paketine tepki

Tüketici Federasyonları Genel Başkanları, Cumhurbaşkanı tarafından 30.05.2019 tarihinde kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Stratejisi Belgesi ile tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk sisteminin getirilmek istenmesine karşı olduklarını açıkladı.

Yargı Reformu Stratejisi belgesi ile tüketici uyuşmazlıkları gibi alanlarda, arabulucuyabaşvuru konusunun dava şartı olarak planlanması ve Adalet Bakanının, tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk sisteminin uygulanması konusunda çalışma yürütmesi çalışmalarına tepki veren Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Genel Başkanı Fuat Engin,Tüketici Dernekleri Konfederasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu (TÜÇEDEF) Genel Başkanı Osman İlhan ve Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “arabulucuya, bu kapıyı açacağız” yaklaşımı, tüketicilerin görüş ve önerileri alınmadan kurgulanan metinlerdir.” dedi.

Tüketici işleminde güçsüz olan tüketici tarafının korunması, anayasal bir hak ve şarttır
En temel alanlardan biri olan iş hukuku uyuşmazlıklarında getirilen zorunlu arabuluculuğun; tüketici uyuşmazlıklarında da yaygınlaştırılmasının, güçlüye karşı güçsüz konumda olan taraflardan birinin desteklenmesine yönelik temel ve evrensel hukuk anlayışı ile mevcut yasal düzenlemelere de aykırı olduğunu belirten Tüketici Federasyonları Genel Başkanları, “adalet herkes için eşit ve erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır. Tüketici işleminde güçsüz olan tüketici tarafının korunması, anayasal bir hak ve şarttır. Anayasamızın 172. maddesi gereği, Devlet tüketiciyi korumak ve koruyucu tedbirleri almak zorundadır. Bu bir tavsiye değil, anayasal görevdir.” şeklinde konuştu.

Uygulamanın 6502 sayılı Tüketicinin korunması hakkındaki kanunun amaç maddesiyle çelişmekte olduğunu aktaran Tüketici Federasyonları Genel Başkanları, bu yaklaşımın bugüne kadar tüketicinin hak arama sürecindeki tüm kazanımlarının ortadan kaldırılması anlamına geldiğini belirtti.

Hakkını arayan tüketiciye ek masraf çıkacak
“Tüketici davalarının harç ve rüsumdan muaf olması gibi özel durumları söz konusu iken, arabulucu sisteminin getirilmesiyle ortaya çıkacak ek masraflar tüketicinin hak aramasının önünde engel oluşturacak ve caydırıcı bir unsur olarak işlev görecektir. Ayrıca arabuluculukta uzlaşma sağlanamadığı takdirde tüketicinin hak arama süreci uzayacak ve adalet gecikecektir.” diyen Tüketici Federasyonları Genel Başkanları, tüketici hukukunun temel yaklaşımının hukuka aykırı tüketici işlemi yapanın ‘cesaretini kıracak’ önlemleri almak ile uyuşmazlığın doğmasını engellemek olduğunu ve aksi takdirde hiçbir çözümün gerçekte tüketici lehine olmayacağını ifade etti.

Kamu sağlığı zarar görecek
Zorunlu arabuluculuk uygulamasının, ‘hızlı ve ücretsiz’ olması gereken tüketici yargılamasındaki süreyi tüketici aleyhine uzatacağını ve bu durumun tüketicinin hak arama eğilimine büyük zarar vereceğini kaydeden Tüketici Federasyonları Genel Başkanları, “Tüketici uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk, bir yandan kamu sağlığını yakından ilgilendiren çok çeşitli tüketici uyuşmazlıklarında gizliliğe neden olacaktır, öte yandan da temel ve evrensel tüketici haklarından biri olan bilgilenme hakkını da kullanılmaz hale getirecektir. Bu nedenlerle tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulanmasına yönelik yapılan çalışmalar uygulamada olumsuz sonuçlar doğuracaktır.” diyerek görüş ve endişelerini kamuoyunun dikkatine sundu.

Tüketiciye tanınmış haklar, arabuluculuk masasında pazarlık konusu yapılamaz
Ortak açıklama yapan Tüketici Federasyonları Genel Başkanları, “Tüketici uyuşmazlıklarında, taraflar arası uzlaşmanın sağlanması yönünde; avukatlık kanununda, ön inceleme aşamasında, dava öncesi satıcı ve sağlayıcıya tüketici örgütleri aracılığı ile gönderilen yazılarda ve tüketicinin bilgilendirme ve talebinde arabuluculuğa benzer sistem işlemektedir ve uygulanmaktadır. 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanunun işlevini gölge düşürecek olan ve kanun ile tüketiciye tanınmış hakların arabuluculuk masasında pazarlık konusu yapılacak olması, Tüketiciler açısından hiçbir şekilde kabul edilemez. Tüketici uyuşmazlıklardan kaynaklı arabuluculuk sistemi ve uygulama çalışmaları çok geç olmadan gündemden kaldırılmalıdır” dedi.

31.05.2019, Nilüfer Tuba Akman Tüketici Postası