3 Eylül 2018 Pazartesi

Halk İster, Halkbank Yapar

Günlerden Cuma.
Yazın son günlerinde, son hafta sonlarından biri başlıyor.
Hafta geride kalmış. Cuma gününden Cumartesiye yolculuk başlamış.
Böyle geceler, çoğumuz için aynıdır; dinlenme, ailemiz, hobilerimiz, gezme, eğlence…

Ancak aramızdan 1763 kişi için 31 Ağustos Cuma gecesini 1 Eylül'e bağlayan gece farklıydı. 1763 kişi, gece tam 22:01’de; bir hafta sonu gecesinde o saatte fatura ödemesi, bakiye sorgulaması, EFT ve benzeri herhangi bir bankacılık işleminin yapılmasına ihtiyaç olmayacağı, yani Halkbank’ın yüzbinlerce müşterisi için internete bağlanıp bankanın sitesine girmeyi tercih etmeyeceği saatte, www.halkbank.com.tr sitesine girerek döviz alımı yaptılar.

Cumartesi sabahı çoğu medya kuruluşunun henüz yazmadığı (belki de yazamadığı) zaman diliminde, Cuma gecesi neredeyse yarı fiyatlarla yapılan döviz alım işlemleri sosyal medyada yayılmaya başladı. Kimsenin inanamadığı bu olayla ilgili sosyal medyada çığ gibi yayılan paylaşımların üzerinden saatler sonra Halkbank’tan açıklama geldi.
Bu ilk açıklama kamuoyunun daha fazla meraklanmasına ve sorgulamasına yol açtı;
1-Sistemde hataya yol açan “dış kaynak” neydi?
2-“Kısa bir süre” ne kadarlık bir süreydi?
3-“Kısıtlı sayıda işlem” derken, kriter neydi? Bu işlemlerin parasal büyüklüğü ne kadardı?
4-“Müşterilerin zararına sebebiyet verilmemiştir” ne anlama geliyordu? Kaç kişi olduğu bilinmeyenlerin yaptıkları işlemlerin akıbeti neydi?

Bankadan yapılan bu duyurudan tatmin olmayan kamuoyu sosyal medyada bu soruları sormaya devam ederken, nihayet medyanın büyük kısmının görmezden gelmeye gayret ettiği bu sıra dışı olay haber olarak yayınlanmaya başladı. Sorgulamanın ve tepkinin dozu artması üzerine, ilk açıklamanın üzerinden yine birkaç saat geçtikten sonra banka, akşamüstüne doğru ikinci bir açıklama daha yaptı.
Sabahın erken saatlerinden itibaren kamuoyunun tepkili olarak sorduğu sorulardan bir tanesinin yanıtı bu açıklama ile verildi; “… hatalı döviz kurları ile gerçekleştirilen müşteri döviz alım-satım işlemlerinin hiçbir geçerliliği bulunmamaktadır.” 

Diğer soruların yanıtı için de ertesi günü beklemek, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’ın NTV’de canlı yayına çıkmasını beklemek gerekiyordu. 2 Eylül, Pazar, saat 11:18’de canlı yayında konuşan Genel Müdür, 31 Ağustos Cuma gecesi saat 22:01-22.39 arasında 1763 kişinin toplam 4.600.000 dolarlık döviz aldığını ve bu işlemlerin tamamının iptal edildiğini duyurdu.

Genel Müdür Arslan’ın bu açıklamasıyla kamuoyunun merakla beklediği soruların büyü kısmı yanıtlanmış oldu. Ancak kamu bankası niteliğinde ve payları borsada işlem gören bir bankanın, meydana gelen bu sıra dışı olaya ilişkin olarak kamuoyu ile zamanında ve doğru iletişim kurmaması, açıklamanın neredeyse iki güne yayılması nedeniyle halen dahi kamuoyunun yapılan açıklamalar ile ikna edilmemiş olduğu görülüyor.

Bankacılık Yasası, Türk Ticaret Yasası, Kişisel Verilerin Korunması Yasası, ticari sır gibi nedenlerle kamuoyu hafta sonu gecesi, gecenin yarısında bankanın sitesine girip döviz alımı yapma gereği duyan 1763 kişinin kimliğini asla öğrenemeyecek. Sistemde meydan gelen bu hatanın hangi nedenden kaynaklandığı belki de hiç bilemeyecek. Ve açıkçası halen ABD mahkemelerinde davaya konu olan bankada, bu hatanın niye yaşandığını anlayamayacak.

Kamuoyu bir yana, kişisel olarak benim tek merak ettiğimse, bu sıra dışı olay sosyal medyada yer almasaydı, kamuoyunun bu işten haberinin olup olmayacağı ile sınırlı.

Halkbank bir kamu bankası. Kamuya ait bir kuruluşun zarar etmesi hepimizin zarar görmesi demek. Ekonomik krizde, kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemizin finans kuruluşlarının kredi notlarını sürekli düşürdüğü bir dönemde bankalara kamuoyu güveninin sürdürülebilir olması gerekiyor. Dolayısıyla bu konu artık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun üzerine eğilmesini gerektiren boyuttadır. BDDK çok hızlı bir şekilde konuyu araştırmalı, yasalar çerçevesinde açıklanabilecek tüm bilgileri kamuoyunun ikna olabileceği yöntem ve ayrıntılarıyla paylaşmalıdır.