30 Haziran 2015 Salı

Uğurlar Olsun Birol Aydın...

1999 Depreminde bir çok şey enkaz altında kalmıştı.
Devletin devasa aygıtı, olanakları, kimi zaman da insanlığımız…

Çöken binaların altında kalan bir şey daha vardı; o yıllarda yaşamımızı henüz işgal etmeye başlamış olan cep telefonları.
Şimdiki gibi yine üç şebeke, isimleri değişik; Turkcell, Telsim, Aycell (yoksa Aria mıydı?)
Enkazın altında, cep telefonlarının kendisi ile birlikte bu firmalar da kalmıştı.
Günlerce süren sessizlik, çalışmayan hatlar...
Görüldü ki, çağın teknolojisi iddiasındakilerin, “7.4”lük canları varmış aslında.

“15/17 OCAK-CEPLER SUSACAK”
O zamanlarda başka bir tüketici örgütü, Müstakil Tüketiciler Birliği’nin başındaydım.
Deprem ülkenin aklını başına getirmiş, her şeyi yeniden sorgulamaya başlamıştık.
Soru soranlar kervanında biz de vardık; “Bu kadar sabit ücret alıyorlar, yüksek vergiler ödüyoruz, tarifeler ateş pahası. Ama depremde çalışmadı, kaç gün geçti hala çalışmıyor bu cep telefonları” diyerek  başlayan bir çalışmaydı “15/17 OCAK-CEPLER SUSACAK” kampanyası.

O tarihte yaklaşık altı milyon kullanıcının dört milyonunun, üç gün boyunca cep telefonlarını kullanmadığı, ülkenin ilk ve en büyük tüketici eylemi.

Soruyu Sormak Gerek
O dönemde tanıştık Birol Aydın ile.
Zaman Gazetesindeydi.
Depremle ilgili neler yaptığımızı sormak için aramış, ben de yapmaya hazırlandığımız cep telefonu eyleminden söz etmiştim.
İlgisini çekmiş, hemen her gün birbirimizi aramış, karşılıklı bilgileri paylaşmıştık.
Ve nihayet, -sanıyorum 13 veya- 14 Ocak 2000 tarihli Zaman’ın birinci sayfasında, sürmanşet tabir edilen puntolarla “CEPLER SUSACAK” manşeti, mütevazi bir derneğin ondan da mütevazi boyutlarda kalmaya mahkûm kampanyasını Türkiye’ye duyurmuştu.
Ondandır, o kampanyanın en büyük eylem olması.

...
Çok zaman düşündüm, o iddialı manşeti atmak da cesaret işiydi.
(2000 yılında, o koşullarda) toplumda karşılığı var mıydı o tepkinin?
Sanıyorum şöyle yanıtladım kendimi; “bazen o soruyu toplumun sorması gerektiğini, topluma anlatmak gerekir.”
Birol Aydın’ın yaptığı, tam da buydu.
... 

Sadece topluma mı?
Bazen atladığımız, göremediğimiz, işitemediğimiz, anlamadığımız konular için bizi arar, o her zamanki güçlü nezaketiyle bizi alır, görmemizi istediği yere getirir, usulca bırakırdı.

O hızlı, cesur, yetenekli bir gazeteciydi.
O, mesleğinin ilk yıllarında, biz de sivil toplum işlerine yeni bulaşmıştık.
Birlikte büyüdük, birlikte öğrendik, birbirimize öğrettik çok şeyi.

Zorunlu Bağış Haritası
Yine 2000’li yıllar.
2003 veya 2004.
Hangi devlet dairesine gitsek, uzatılan bir makbuzla bağış yapmadan işimizi göremediğimiz zamanlar.
Her devlet kurumunun ve okulun içine çöreklenmiş “bilmem ne koruma derneği”ne uğramadan nüfus cüzdanı alamıyor, çocuğumuzu okula kaydettiremiyor, tapu çıkartamıyorduk.

Toplanan paralar birilerinin cebinden çok kurumun ihtiyaçlarına harcanıyordu. Buna inanıyorduk.
Devletin ihtiyacı var, yurttaşından yardım istiyordu.

İtiraz Birol Aydın’dan gelmişti; “toplanan para kadar vergi koysunlar, harç koysunlar, bütçeye alsınlar. Gelen-giden denetlensin.”

O soruyu bize de sordurtmuştu.
Birlikte ülkenin “Zorunlu Bağış Haritası”nı oluşturmaya başlamıştık.
Yurttaşa çağrı yapmış; hangi kurumda, ne kadar zorla bağış alınıyor listeleyelim demiş, bunu ülkeye duyuran da, yine ısrarlı manşetleriyle Birol Aydın olmuştu.

O çalışma sonrası iktidar yasa çıkarmış, kamu kurumları bünyesindeki dernek ve vakıflar kapatılmış veya kamu kurumu dışına çıkarılmış, okullarda zorunlu bağışın önü hissedilir ölçüde kesilmiş, her şeyden önce bu dernek ve vakıfların kasasının örtülü ödenek gibi kullanılması işi bitirilmişti.

Yandaş Olmadı, Olandan Uzak Durdu
Bir gün bir eposta düştü kutuma.
Birol Aydın’dan geliyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir uygulamasından söz edip bu konuda neden bir şey yapmadığımızı, sessiz kaldığımızı soruyordu.
Sormakla kalmıyor, “iktidardakilerin adamı” mı olduk diye veryansın ediyordu.
Geçmiş zaman; tepkisine neden olacak bir durumun olmadığını anlatmıştık, barışmıştı bizimle.

Sadece doğrudan, adaletten, milletinden, ülkesinden ve Hakk’tan yana yandaştı.
Başka hiçbir şeye yandaş olmadı, olandan da uzak durdu.

Hani medyanın içinde bulunduğu, eğrilerin doğrultulmak istendiği, doğruların da yalan fırınlarına atılıp eritilmeye çalışıldığı zamanlar için “gazeteci nasıl olur” sorusunun yanıtıydı Birol Aydın.

....
Gerçek gazeteci görmek için Birol Aydın’a bakın, yeterli.
Sadece ona değil, yanındaki meslektaşlarına da bakın.
....

O, haberciydi, ben haber kaynağı.
İkimiz de fâni. 
Yola koyulan şimdilik o oldu.
Uğurlar olsun Birol Aydın.
Hakkımız var ise, helâldir.

24 Haziran 2015 Çarşamba

“AB, Yunanistan'ı Feda Etmez“

Euro Bölgesinden çıkarılma tehlikesi, ülkenin tekrar iflas ile karşı karşıya kalması ve altına onca imzaların atıldığı kredi sözleşmeleri… Yunanistan nereye doğru gidiyor? Ülkenin geleceği ve önünde bekleyen tehlikeler ne? Konuyu Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz’le konuştuk.

-Yunanistan iflasın eşiğinde ve Euro bölgesinden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya. Yunanistan Euro bölgesinden çıkmasıyla neler olur? Para biriminin değişmesi Yunanistan’ı daha da olumsuz yönde etkiler mi? Ekonomisinin yerine gelmesi söz konusu mu? Türkiye’ye herhangi bir etkisi olması beklenir mi?

Av. Mehmet Bülent Deniz: Yunanistan’la ilgili ekonomik kriz endişeleri bir süredir devam ediyor ve devam edeceğe benziyor. Avrupa Birliği siyasi bir birlik olmaktan ziyade öncelikli olarak ekonomik bir birliktir. Yunanistan’daki bu gelişmeler, Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkma konusundaki eğilimi, AB’nin temel felsefesinin de artık çalışmaz hale geldiğini, bir nokta da iflas ettiğini gösteriyor. İngiltere’de AB ile ilgili referanduma gitme tartışmaları var, ayrılma tartışmaları var. Büyük ümitlerle yıllarca kurulan, oluşturulmak istenen Avrupa Birliği Projesi görünen o ki tam anlamıyla hayata geçirilebilmiş ve beklenen faydayı sağlayabilmiş değil.

Yunanistan özelinde 2008’de başlayan krizin hemen hemen bütün dünyadaki olumsuz etkileri giderilirken, Yunanistan’a ilişkin sıkıntı hala devam ediyor. IMF’ye olan borçların ödenmesi, AB’den alınan yardımların projeye uygun kullanılması konusundaki çıkan itilaflar ülkelerin artık Yunanistan’a yardım etmeleri konusunda daha çekingen davranmalarına yol açıyor.

"AB artık yardımcı olmak istemiyor"
Yunanistan bilindiği üzere küçük bir ülke, üretimi az, halkın çalışmaya ilişkin eğilimi son derece düşük. Dolayısıyla bugüne kadar AB fonlarıyla yaşamını sürdüren Yunan halkı için AB artık yardımcı olmak istemiyor. Öte yandan Yunanistan’ın tarihten gelen bir takım iddiaları var. ‘Avrupa Birliği’nin en kilit ülkesiyiz ve binlerce medeniyetin doğduğu topraklarız ve bütün AB medeniyeti aslında bizden kaynaklanmıştır.’ diye bazı moral değerleri öne sürüyorlar.

 
"Bir şekilde kurtaracaklardır" 
Ben Avrupa Birliği’nin Yunanistan’ı feda edeceğini düşünmüyorum. Bir şekilde kurtaracaklardır. Kurtarmazlarsa bile bunu göze alacak cesarette bir AB yapısı düşünemiyorum. Öte yandan Yunanistan’da sol bir iktidar olması da bu süreci bir miktar daha zorlaştırıyor. Fakat sonuçta taraflar anlaşacak ve AB hem dini, hem uygarlık anlamında atası olduğunu düşündüğü Yunan halkıyla ilgili bir kurtarma operasyonu daha yapacaktır diye düşünüyorum. 

-Yunanistan’ın Euro bölgesinden ayrılması Avrupa Birliği’ni ne yönde etkiler?

Av. Mehmet Bülent Deniz: Mesele ayrılması değil. Avrupa Birliği projesi zaten çökmüş durumda, projenin yürümediği artık ortada. Sadece Yunanistan değil İngiltere de bu konuda arıza çıkartıyor. Fransa ve Almanya dönem dönem karşı karşıya geliyorlar. AB projesi oturmuş, yürüyen, daha da gelişecek bir proje olmaktan ziyade, artık varlığı tartışmalar haline gelmeye başladı. Zaten bu proje dünyadaki güçler dengesinde bir güç odağı olma iddiasıyla başlatıldı ama görüyorsunuz ki, dünyada AB bir güç odağı olmaktan ziyade bunun çok gerisinde kalan bir duruma geldi. 

-AB tarafından bu kadar desteklenen bir ülkenin sürekli ekonomik kriz halinde olmasını neye bağlıyorsunuz?

"AB’nin yardımlarıyla geçinen bir ülke"
Av. Mehmet Bülent Deniz: Yunanistan çalışma konusunda eğilimi zayıf bir ülke, tipik bir Akdeniz ülkesi, aynı zamanda AB’nin yardımlarıyla geçinen bir ülke. Kendisini uygarlık bakımından AB’nin sahibi olarak gördüğü için çalışma ihtiyacı hissetmeyen bir anlayışa sahip, çalışmayan ve üretmeyen bir ülke. 

Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da Avrupa Birliğindeki fonlarla ayakta duracaktır. Yunan halkı AB ülkelerinin kendisine muhtaç olduğunu düşünüyor. “Biz uygarlığın beşiğiyiz, atasıyız, biz bakılacaktır” düşüncesindeler. Çalışmayı sevmiyorlar zaten öğlen olduğu zaman bütün iş yerleri kapanır. Örneğin bir mobilyacıya girseniz size katalog gösterip sipariş üzerine üretim yaparlar, hiçbir zaman stokta ürünleri olmaz. Çalışma olmayınca üretim olmuyor, üretim olmayınca da kalkınma söz konusu değil.

Sinem Sena Aydın, 23.06.2015 Hukuk Ajansı http://www.hukukajansi.com/ozel-haber/ab-yunanistani-feda-etmez-h15425.html

İcra Dosyaları Çığ Gibi Büyüyor 16 Milyon Dosya Mahkemelerde

Ekonomide yaşanan sıkıntılar, adliyedeki dosyalarda inanılmaz artışa yol açtı. Konu ile ilgili Bugün Gazetesinde, Gökhan Özdağ'ın yayınladığı haberi ve STV Haber TV. Ana Haber Bülteninde, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz'in değerlendirmelerini paylaşıyoruz:

http://www.bugun.com.tr/ekonomi/korkulan-oldu-haberi/1703667
Ekonomide yaşanan kriz yüzünden borcunu çeviremeyen vatandaş icra dosyalarıyla cebelleşiyor. 12 yılda 2.5 kat artan icra dosyası sayısı 23 milyonu aşarken bunların sadece 7 milyonu çözüme kavuştu.

on 12 yılda ekonomik sıkıntılar yüzünden borçlarını ödeyemeyenler ile yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin sayısı hızla arttı.

İcra dosyası sayısı 23 milyonu aştı. 7 milyonu çözüme kavuşurken 16 milyon dosya çözüm için mahkemelerde bekliyor. Türkiye’deki 985 icra dairesinde icra dosyası sayısı 23 milyonu aştı. Adalet Bakanlığı verilerine göre ülke genelindeki toplam icra dosyası sayısı 2003 yılında 9 milyon 305 bin 453 iken 2013 sonu itibariyle yeni gelen dosyalarla birlikte 21 milyon 838 bin 823’e yükseldi.

1,5 yılda bir milyondan fazla
2015’in ilk yarısına gelindiğinde ise rakamın 23 milyonu aştığı belirtiliyor. Yani sadece bir buçuk yıl içinde 1 milyondan fazla kişi borcunu ödeyemediği için icra takibine düşmüş oldu. Böylece son 12 yılda icra dosyalarında 2,5 katlık bir artış gerçekleşmiş oluyor. İcra dosyası sayısının 23 milyonu aşmış olması ortalama her 4 haneden üçünün icra ile yüz yüze olduğu anlamına geliyor. Bu, aynı zamanda her 4 kişiden birisinin icralık olmasını ifade ediyor.

Borçla yaşar olduk
Bu duruma en büyük etkenin öz kaynak sıkıntısı yaşayan firmaların borçlanarak yatırım yapması, karşılıksız çeke hapis cezasının kaldırılması ve kredi ve kredi kartı kullanımının artması olarak gösteriliyor. Bu dosyalardan yaklaşık 7 milyonu yıl içinde çözüme kavuşturulurken 16 milyondan fazla dosya ise iş yükü nedeniyle bir sonraki yıla devretti. İcra müdürlüklerinin takip ettiği tüm icra işlemlerinin hepsi ise alacak işlemi değil. Maddi bir alacak ifade etmese de yerine getirilmeyen her türlü yükümlülük için icra takibi yapılabiliyor. İcra takibi, mahkemede kesinleşmiş bir karar olmadan da yapılabiliyor. Mahkeme kararına dayalı olarak yapılan icra işlemleri, toplam icra dosyalarının onda birini oluşturuyor.

STV. Haber TV. 22.06.2015


Ramazan Kumanyasında Büyük Tehlike

Bazı marketlerin, Ramazan kumanyası kolilerine tarihi geçmiş ürünler doldurduğu ortaya çıktı. Vatandaş Tarım Bakanlığı’nı göreve çağırdı...

Her yıl Ramazan ayında ihtiyacı olan kişilere dağıtılmak için marketler tarafından hazırlanan yardım kolileri bu yıl da raflardaki yerini aldı. İçerisinde bakliyattan yağa, salçadan una, makarnadan şekere kadar ortalama dokuz kalem ürün bulunan koliler, 

22 ila 90 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Ancak Ramazan’ı fırsat bilip satışlarını artırmak ve stoklarını eritmek isteyen bazı marketler, bu kolilere tarihi geçmiş ürünler koyabiliyor. Bu fırsatçılar, tüketicilerin sağlığıyla oynadığı gibi yardımsever vatandaşların da iyi niyetini suistimal ediyor.

'YALANCI İNDİRİMLERE KANMAYIN'
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, vatandaşları Ramazan’da alışveriş yaparken daha dikkatli olmaları konusunda uyardı. “Ramazan’da gıda tüketiminin artmasını fırsat bilen bazı marketler kumanya kolilerine tarihi geçmiş ürünler koyarak tüketicilerin sağlığıyla oynuyor. Bu konuda yüzlerce şikayet alıyoruz” diyen Aydın Ağaoğlu, bu durumun daha çok bakliyat, kuruyemiş ve toz tatlılar da yaşandığını vurguladı. 

TÜSODER Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Güvenmediğiniz yerlerden alışveriş yapmayın. Yalancı indirimlere ve promosyon ürünlerine kanmayın. Fişlerinizi de mutlaka kontrol edin” dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise bunu ‘fırsatçılık’ olarak nitelendirdi. Kumanya kolilerine tarihi geçmiş ürün koyan kötü niyetli market sahiplerinin, bu kolilerden alıp yardım yapmak isteyenleri suiistimal ettiklerini vurgulayan Deniz, “Bu konuda Tarım Bakanlığı gerekli denetimleri yapmalı. Ama bu denetimler yok denecek kadar az. Vatandaşın sağlığı Allah’a emanet” diye konuştu. 

‘BARKOD SİSTEMİ GELMELİ’
Deniz, “Kolilerde ortalama 9 ürün var. Tüketicilerin koliyi açıp tek tek ürünleri kontrol etme şansı yok. O nedenle kumanya kolileri barkod sistemine dahil edilmeli. Bu önerimizi Tarım Bakanlığı’na da ilettik” dedi. 

Ramazan ayında artan gıda fiyatlarını ve kumanyalar içindeki gıdaların kalitesini son 12 yıldır yakından takip ettiklerini belirten Bülent Deniz, şöyle devam etti: “Yaptığımız çalışmalar ve hazırladığımız fiyat endeksleri neticesinde son üç yıldır fiyatların kontrol altına alınmasını sağladık. Ama gıda kalitesi konusunda hâlâ boşluklar var.”

Elif Akın, 20.06.2015 Millet http://ekonomi.millet.com.tr/ramazan-kumanyasinda-buyuk-tehlike-haberi/1269281

Denetim Boşluğu Aidatı Rant Kapısı Yaptı

Türkiye’deki kimi sitelerde bir kira değerine ulaşan aidatlarla ilgili henüz bir denetim mekanizması çalışmıyor. Ancak Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz’e göre hâlâ bir formül var: “8 daire ve üzerindeki apartman veya sitelerde kat mülkiyeti hukuku geçerli. Bu, kat maliklerinin birleşerek yönetimi yeniden belirleyebileceği ve her türlü düzenlemeyi yapabileceği anlamına geliyor.”

Emekli Albay Sami Bilgiç, şeffaf olmadığını düşündüğü için uzun süredir oturduğu Başakşehir 5. Etap’ta Emirgan Sitesi’nde 1 yıla yakın süredir 150 lira civarındaki aidatını ödemiyor. Ancak site yönetimi her aidat için ayrı olmak üzere yüzde 5 gecikme faizi uyguladığı için Bilgiç’in borcu 2 bin lirayı aşmış durumda. Bilgiç, bu durumun giderek çıkmaz bir hal aldığını düşünedursun, bu durumdaki binlerce kiracı veya ev sahibi, toplanan aidatların nereye harcandığı hakkında fikir sahibi değil. Bu sebeple binlerce şikayet aldıklarını vurgulayan Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Bilgiç’in ödediği aidatın gelen kimi şikayetlere oranla epey düşük olduğunu belirterek, site aidatı konusunun denetimsizlik sebebiyle rant kapısı haline geldiğini ifade ediyor. “Site aidatı konusunda problem şöyle: Şimdi site ve proje inşaatı yapan firmalar satış anında satış sözleşmesine madde ekleyerek tapu tesliminden itibaren 5-10 sene tüm yönetimin ismi yazılı bir şirket tarafından yapılacağı belirtiliyor ki bu şirket ya inşaat firmasının kendisine ait veya bağlı şirketi. Yani proje yapanlar hem inşaattan hem de site yönetimini profesyonelce yaptığını iddia ederek yönetimden gelir elde ediyor” diyen Avukat Mehmet Bülent Deniz, ancak yasalarca 8 daire üzerindeki apartman veya sitelerde kat mülkiyeti hukuku rejiminin geçerli olduğunu söylüyor. Bunun kat maliklerinin birleşerek yönetimi yeniden belirleyebileceği ve her türlü düzenlemeyi yapma hakkına sahip olduğu anlamına geldiğini belirten Deniz, “Ancak şu an sitedekiler o haklarından haberdar değil. Güvenlik, çevre düzenlemesi adı altında site yönetimine kimi zaman kiradan daha fazla para ödemek durumunda kalıyorlar. Aidat parasından kurtulmak için dairesini ucuza kiraya verenler bile var. Ülkeyi gayrimenkule boğmanın bu tip görünmeyen ve çok sayıda vatandaşı rahatsız eden yanları da var” diye konuştu. Deniz, kat mülkiyeti hukuku çerçevesinde, site sakinlerinin iradeleri ile her an yeni yönetim belirleyebileceğini vurgulayarak, “Bunun bir riski yok. Oybirliği veya çokluğu ile yönetim planını değiştirmek gayet mümkün” dedi.

AİDATIN NEREYE HARCANDIĞINI ÖĞRENMEK MÜMKÜN
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, site yönetimini değiştirmeden de toplanan aidatların nereye harcandığını öğrenmenin bir yolu olduğunu kaydetti. “Bu yol sitelerdeki veya apartmandaki mevcut yönetim şirketinin topladığı aidatın usulüne uygun olup olmadığını sulh hukuk hakimine başvurarak, hakimin vasıtası ile denetlendirebilirler. Devlet buna yasalarla izin vermiş. Gerisi site sakinlerine kalıyor” dedi.

Arif Bayraktar, 08.06.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_denetim-boslugu-aidati-rant-kapisi-yapti_2298560.html

7 Haziran 2015 Pazar

Tam 38 Yıl Önce…

O günlerin sabahında her zamankinden daha erken kalkardı rahmetli babam.
Tıraşını olur, en yeni elbisesini giyer, kravatını bağlardı.
En önemlisi çok özel zamanlarda kullandığı kokusunu sürer ve bizleri uyandırmaya başlardı.

Rahmetli babamın bu törensel hazırlığı, seçim günlerinin sabahlarına özgüydü. Adeta kutsal bir görevi yerine getirmek için hazırlık yapar, beraberine bizleri alır ve büyük bir ciddiyetle oy kullanmaya giderdik.

Bir süre uzak kıta, Avustralya’da yaşayan kardeşim anlatmıştı; Bir komşusu kahve içmeye uğramış. Sözün arasında, kardeşimin oy kullanıp kullanmadığını sormuş.
“Çok şaşırdım” dedi kardeşim. “Meğer, yaklaşık bir aydır ülkede genel seçim kampanyası varmış ve o gün oy kullanılıyormuş.”

Anımsadığım ilk seçim 1977 seçimleriydi.
Ege’nin bir kentinde yaşayan, 12 yaşında bir çocuktum.
Yaz zamanıydı, hatta şimdi Google’a sordum; 5 Haziran 1977…

Evimiz, tüm partilerin mitinglerini yaptığı meydana çok yakındı.
Sırasıyla partiler geliyorlar, o meydanda kalabalıklar toplanıyor, biz çocuklara da eğlence çıkıyordu. Partilerin broşürlerinden toplamak; yetmez, farklı olanlarından ve çokça toplamak önemliydi biz çocuklar için.

Mitinglerde şimdiki gibi şapka, şemsiye, ıvır zıvır dağıtılmıyordu sanıyorum. Çünkü beni mitingleri izlemeye götüren nedenin bu olduğunu anımsamıyorum.
İstisnasız bütün partilerin mitinglerine gitmiştim.
Neden gidiyordum, başından sonuna kadar kalıyordum, hatta çocuk olmamı kullanıp kürsünün dibine kadar gidiyordum, bilmiyorum.

Sahi, şimdiki gibi liderlerin konuşacakları plâtformlar yoktu. Hatta seçim otobüsü üzerinden konuşanın da sadece Ecevit ve Demirel olduğunu anımsıyorum. Erbakan, Türkeş, Bozbeyli, Feyzioğlu (evet, şimdinin Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun babası, Turhan Feyzioğlu) tahtadan yapılmış kürsüden konuşmuşlardı.

Anımsadığım, en kalabalık mitingi Ecevit’in yaptığı idi. Bir Karaoğlan rüzgârı esiyordu. Yaşadığımız kentten İzmir’e giderken karayolunun kenarlarındaki taşlarda “Karaoğlan Geliyor” diye yazılı olduğu zamanlardı.

Seçim gecesi olabildiğince uyanık kalmaya çalıştığımız gece olurdu.
Televizyonun tek kanalında yayınlanan sonuçlar, en erken saat 03:00 sularında fikir vermeye başlardı. Ki bu da yetmezdi, günler sürerdi, “kesin olmayan sandık sonuçları”nın açıklanması.

Fikir vermek deyince, Ecevit’in Türkiye’yi ayağa kaldıran geceyarısı demecini söylemek gerek.
Aynı yıl, yani 1977 seçimleri.
Sandık sonuçları TRT televizyonundan veriliyor.
Saatler ilerliyor.
CHP-AP başa baş gidiyor.
Oysa tüm sol kesim Karaoğlan’ın ardında birleşmiş, tek başına CHP iktidarı için çalışmış.

Bir ara rahmetli babam gece dışarı çıktı. Elinde Hürriyet gazetesi vardı. Üzerinde kocaman ve kırmızı harflerle Yıldırım Baskı yazan ve Ecevit’in kocaman resmi ve “Tek Başına İktidarız” manşeti.

Ecevit gelen sonuçlardan yola çıkarak CHP nin 226 sayısını geçerek tek başına iktidar olacağını öngörmüş ve bunu geceyarısı demeciyle Türkiye’ye duyurmuştu.
Oysa yüzde 41 oy almasına karşın çıkardığı milletvekili sayısı 213 de kalmıştı.

Bu satırları yazdığımda 7 Haziran 2015 seçimleri için oyların kullanıldığı dakikalardayız.
Saat henüz 17:00 olmadı.
Sandıklar kapanıp, sayımlara geçilmedi.
Vakit öğleden sonrayı geçmeye başladı ve ben henüz oyumu kullanmaya gitmedim.

Yok, rahmetli babamın atfettiği kutsal görev anlayışına katılmadığımdan değil.
Yok, Avustralya’daki gibi halkın bile haberinin olmadığı, ilgi duymadığı kadar önemsizleştirdiğimden değil.
Sadece bugün Pazar ve ben Pazar günleri geç kalkarım…



İki ufak not:
-Seçim üzerine bu kadar yazıp da, öngörüde bulunmamak olmaz. 7 Haziran 2015 için; AKP 38, CHP 28, MHP 18, HDP 12 alır diye hissettim.
-Resimde gördüğünüz koyun, gerçekten de bir partinin logosuydu. At, davulu delen jaguar,  aslan neyse de, koyunu amblemi olarak seçen bir partinin, bizlere daha açık ne mesajı olabilir ki?...

2 Haziran 2015 Salı

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) % 17,33 arttı. Konya, 3 aydır karanlıkta yaşıyor...

İstanbul, 01.06.2015

2015/Mayıs dönemine ilişkin Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ni açıklayan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Konya ilindeki elektrik kesintileri için yetkililerin açıklama yapması gerekiyor” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Elektrik enerjisi hizmetinin sunumundaki artan kalitesizlik ve istikrarsızlığa dikkat çekmek amacıyla Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından 2015/Mart ayından bu yana, ‘Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ oluşturulmakta ve kamuoyuna açıklanmaktadır.

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Genel Bilgiler:

-Elektrik Dağıtım Firmaları, 21.12.2012 tarihli Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 3/e. maddesi ve 24.01.2015 tarihli Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince, yapılması planlanan kesintilerini en az kırksekiz saat öncesinden nihai tüketicilere duyurmak zorundadırlar.
Endeks hesaplamasında elektrik dağıtım firmaları tarafından bu düzenleme gereğince duyurulan planlı kesintiler dikkate alınmakta olup planlama dışı, arıza ve benzeri nedenlerle gerçekleşen kesintiler endekse dahil edilmemiştir.

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu tarafından, elektrik dağıtım firmalarının “planlı kesintiler” olarak kamuoyuna duyurduğu bilgiler her gün taranmakta ve veri tabanına işlenmektedir.

-Veriler; her ayın 11. günü ve 21. günü, on günlük dönem verileri olarak kamuoyuna açıklanmaktadır.
Her ayın son günü, aylık veriler oluşturulmakta ve kamuoyuna açıklanmaktadır.

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart ayı verisi olan 50.016,0 saat kesinti süresinin endeks karşılığı 100 olup sonraki aylara ilişkin kesinti süreleri bu endekse eklenmekte veya eksiltilmektedir.
-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE); Jale Yanılmaz (Tüketici Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Başkanı), Nihat Altay (Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Enver Aytaç (Siirt İli Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Hakan Pulsever, (Tüketici Güvenliği Derneği Enerji Komisyonu Üyesi /Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Ebrar Kıymet Özgüney (TBM Tüketici Başvuru Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi) ‘den oluşan Çalışma Grubu tarafından hazırlanmaktadır.

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) 2015/Mayıs Dönemine İlişkin Veriler.

-2015/Mayıs Dönemi Firma Bazında Kesinti Süreleri:
FİRMA
TOPLAM
AKDENİZ EDAŞ
3218,0
AKEDAŞ
380,0
ARAS EDAŞ
3861,0
AYDEM
5193,0
AYEDAŞ
884,5
BAŞKENT EDAŞ
1988,5
BEDAŞ
2348,5
ÇEDAŞ
478,0
ÇORUH EDAŞ
687,0
DİCLE EDAŞ
1089,0
FIRAT EDAŞ
1043,0
GEDİZ EDAŞ
5540,0
KCETAŞ
1636,0
MEDAŞ
11247,0
OSMANGAZİ EDAŞ
1170,5
SEDAŞ
3257,0
TOROSLAR EDAŞ
3690,5
TREDAŞ
363,0
UEDAŞ
7151,0
VEDAŞ
42,5
YEDAŞ
8321,0
TOPLAM
63589,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Fazla Olan İlk Üç Firma:
FİRMA
TOPLAM
MEDAŞ
11247,0
YEDAŞ
8321,0
UEDAŞ
7151,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Az Olan İlk Üç Firma:
FİRMA
TOPLAM
VEDAŞ
42,5
TREDAŞ
363,0
AKEDAŞ
380,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Fazla Olan İlk Üç İl:
İLLER
TOPLAM
KONYA
17529,0
İZMİR
13011,5
ORDU
8883,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Az Olan İlk Üç İl:
İLLER
TOPLAM
GÜMÜŞHANE
0,0
UŞAK
5,0
AĞRI
36,0

-Geçen Aylara Ait Kesinti Süreleri ve Endeks:
AY
SÜRE
ENDEKS
MART
50016,00
100,00
NİSAN
54197,00
108,36
MAYIS
63589,00
127,14

2015/Mayıs döneminde,
2015/Mart dönemine göre % 27,14
2015/Nisan dönemine göre % 17,33 oranında, kesinti süresinde artış gerçekleşmiştir.

-Toplam elektrik kesintisi, 167,802 saat olarak gerçekleşmiştir.
Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart döneminden bu yana; üç aylık dönemde toplam olarak 167,802 saat elektrik kesintisi gerçekleşmiştir.

Başka bir deyişle yaklaşık olarak; 6991 gün/233 ay/19 yıl süre ile elektrik kesintisi yaşanmıştır.

-Bazı bölgelerde hiç kesinti yaşanmaması dikkat çekici.
Daha önceki dönemlerde kesinti yapılan bazı bölgelerde hiç kesinti yaşanmamış olması, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinin yaklaşmış olması ile açıklanmaktadır.

Örneğin; Adıyaman, Ağrı, İstanbul (Anadolu), Bartın, Çankırı, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale, Zonguldak, Mardin, Bingöl, Hakkari ve Muş’ta son 21.05.2015-31.05.2015 tarihleri arasında hiç kesinti yapılmamıştır.

-Konya’da neler oluyor?
Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart döneminden bu yana, bütün dönemlerde en fazla kesinti Konya’da yaşanmıştır.

Konya’da, dönemlere göre gerçekleşen kesinti süreleri şu şekildedir:
AYLAR
KESİNTİ
MART
5629,0
NİSAN
5671,0
MAYIS
6229,0
TOPLAM
17529,0

Kesinti sürelerinin il ortalaması 2021,71 saat olup, Konya’da gerçekleşen kesinti toplamı, bu ortalamaya göre % 88,46 oranında fazlalığa işaret etmektedir.
Dolayısıyla Konya’da gerçekleşen kesintilerin bu denli fazla olması konusunda, dağıtım firması MEDAŞ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK’nın açıklama yapması gerekmektedir.

-Firmaların Karnesi:
Kesinti sürelerinin firma ortalaması 7990,57 saattir.

Ortalamanın üzerinde kesinti yapan firmalar:
FİRMA
TOPLAM
MEDAŞ
30993,0
YEDAŞ
21747,5
UEDAŞ
17964,0
AYDEM
15045,0
GEDİZ EDAŞ
13806,5
TOROSLAR EDAŞ
10736,0
AKDENİZ EDAŞ
10378,5
SEDAŞ
9087,0

Ortalamanın altında kesinti yapan firmalar:
FİRMA
TOPLAM
VEDAŞ
269,0
TREDAŞ
601,0
ÇEDAŞ
889,5
AKEDAŞ
980,5
FIRAT EDAŞ
2234,5
DİCLE EDAŞ
2453,0
AYEDAŞ
2506,5
ÇORUH EDAŞ
2774,0
OSMANGAZİ EDAŞ
3437,5
KCETAŞ
3591,5
BAŞKENT EDAŞ
5308,5
ARAS EDAŞ
5472,5
BEDAŞ
7526,5


ELEKTRİK KESİNTİSİ ENDEKSİ (EKE) VERİ TABANI İÇİN



Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan