24 Ağustos 2015 Pazartesi

Godot geldi mi yoksa? 23/24 ağustos’15 #filgunlugu

Sayfaya aldığım bu kareye yorum yapamıyorum.
Olsa olsa şöyle diyebiliriz; “bir bürokratın şükür secdesi…”
…..

Diktatörler, çevrelerinde oluşturdukları sessizlik kadar güçlüdür.
…..

Selahattin Demirtaş: “PKK, “ama”sız silah bırakmalıdır.”
Örgüte yakını sitelere bakıyorum, bu önemli açıklama yok.
İşine gelmeyene sansür, bulaşıcı…
Daha önemlisi, Demirtaş’ın günlerdir yaptığı açıklamaların satır aralarında yer alan, “beni destekleyin” feryadının sağlamasıdır bu.
…..


Teklif özetle; Cumhurbaşkanının seçimlere kalan bir aylık süre içinde, herhangi bir siyasi partiye yönlendirici veya seçmenin oyunu etkileyecek konuşma yapmaması, medyaya açıklama yapmamasını düzenliyor.
Teklifin içi boş.
Anayasaya göre sorumsuz ve yargıdan muaf tutulan birine yasa zoruyla bir şeyler dayatıp aksi durumdaki yaptırımları içermiyor.
Anlaşılan zamanın ruhuna uygun hukuk oluşturma gayretiyle verilen bir teklif.
Yani işgüzarlık.
Ama bu işgüzarlığa neden olacak siyasi iklim hepimizi düşündürmeli.
…..

Küresel ekonomide 2008 ayarlarına geri dönüldü.
Bütün piyasalarda satış, panik ve düşüş.

2008 krizinin ardından birkaç makale yazmıştım. Sonuncusu “Godot’yu Beklerken” di. O ve öncekilerde özetle şunu dile getiriyordum:
“Yaşanan derin kriz nedeniyle insanlığın sonunun geldiği falan yok. Sadece bugüne kadar bildiğimiz ekonomik modellerin, üretim yöntemlerinin sonuna geldik.

Dünyada hâkim olan ekonomi mimarisi yerle bir oldu, yerine yeni bir üretim yöntemi, paylaşım modeli, kısacası ekonomi mimarisi inşa edilecek.

2008’de yaşanan büyük kriz sonrası başta ABD olmak üzere küresel ekonominin büyük aktörleri bir dizi önlem aldı, operasyonlar yapıldı.
Aradan geçen yedi yıldan sonra gelinen nokta, 2008’deki küresel iklimden pek farklı değilse, yedi yıl önce öne sürdüğüm o iddialı sav, geçerliliğini halen koruyor.

Ve eğer benim öne sürdüğüm; “yeni bir üretim yöntemi, paylaşım modeli, … ekonomi mimarisi inşa edilecek”se, yani 2008’de yaşanan bu kırılma, kapitalizmin bitişine işaret ediyorsa, o dönemde duyduğum endişeyi yeniden dile getirmekte yarar var; “… düşünülmesi gereken sorun, insanlığı derinden etkileyecek bu kırılma noktasının insanlık ailesine, “savaş” gibi acılar getirip getirmeyeceğidir.”

Aradan geçen zaman, sıcak savaş ortamına ilişkin endişelerimin, Ortadoğu’daki gelişmeler nedeniyle yersiz olmadığını gösterdi. Ancak bu bir yana; çözümlenemeyen Avrupa Birliği’nin yoksullaşması, Almanya’nın “AB’ye oynamak ya da Büyük Prusya düşü” arasında gidip gelen kararsız politikası, Ukrayna, Kuzey Kore verilerini de birlikte düşündüğümüzde, endişelerimin yaklaşan somut gerçekliğe dönmesi çok da uzak gelmiyor.

Sonuç; küresel ekonomide 2008 de dağıtılan kartlar, bugün yeniden dağıtıldı.
Türkiye mi?
Biz zaten masada oturmuyoruz.

#filgunlugu
Bütünü için tıklayınız

Hiç yorum yok: