25 Mayıs 2015 Pazartesi

Türkiye Tüketicisi "Hareket"e Geçiyor...


Yasa gereği yılda bir kez toplanan ve tüketici örgütleri ile ilgili devlet kurumu temsilcilerinden oluşan Tüketici Konseyi'nin ondokuzuncusu, 25 Mayıs 2015 tarihinde, Ankara'da gerçekleştirildi.
 
Tüketici Konseyi'ne katılan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz'in konuşma metninin tamamını sunuyoruz:

Bundan tam 363 gün önce, bu salonda sizlerle birlikteydim.
363 gün önce bu saatlerde, yine bu kürsüden sizlere seslenmeye çalışıyordum.

“Ama bugün değişik bir şey konuşalım istiyorum, “biz’i konuşalım” diye söze başlamış ve "biz halkız, yeniden doğarız ölümlerden" diyerek sözlerimi sonlandırmıştım.

Sayın Başkan,
19. Tüketici Konseyi’nin değerli delegeleri,
Konsey toplantısını izlemek için aramızda bulunan sevgili tüketici dostları,

Olumlu-olumsuz, ama yoğun tepkiler alan o konuşmamın ardından gerek medyada ve gerekse tüketici haklarının konuşulduğu her mahfilde, 363 gün önce yaptığım konuşmanın tartışıldığına tanık olmak, elbette ki, mutluluk verici.
O konuşmaya getirilen olumsuz değerlendirmelerin dahi, bugüne dair olumlu katkıların olduğunu açıkça belirtmek istiyorum.

Yirmi yıla yaklaşan tüketici hakları mücadelemde, benim için mutluluk verici çalışmalarımdan birisi olarak gördüğüm o konuşmamda;

Çok ziyaretçisi olan bir haber sitesinde köşe yazan, önceki dönemlerde TV. de ve diğer medyadaki çalışmalarını yakından izlediğim, tüketici odaklı çalışmalara sıkça imza atan bir değerli gazetecinin, habervaktim.com sitesinin köşe yazarlarından sayın Bilal Şahan’ın, 25 Mart 2014 tarihli bir makalesini sizlerle paylaşmış;

Hatırlar mısınız?
Çok eskiye gitmeye gerek yok; bir, bilemedin iki yıl öncesi yeter.
Bizim anlı şanlı olmasa da etkinliği olan derneklerimiz vardı.
Onların açıklama yapmasından korkanlar olurdu.
Nasıl korkmasınlar ki?
Hele boykot eylemine öncelik ederlerse vay o firmaların haline.
Sadece yerlisine değil, çok uluslusuna bile meydan okurlardı.
Maalesef o eski hallerinden eser yok şimdi.
Sessizlikleri beni ürkütüyor, korkutuyor.
Ülkede her şey istedikleri gibi mi oldu da kendilerini yok ettiler; yoksa “konuşsak da faydası yok” sendromundalar mı bilemiyorum.
Üçüncü şıkka, siyasallaşmış olmalarına, ihtimal dahi vermek istemiyorum.
Neredesiniz? Ses verin.
Diye yazan satırları sizlere okumuştum.

Bana, 363 gün önceki konuşmamı yazmak için ilham veren o makaleden yola çıkarak;

“Benim de içinde bulunduğum tüketici hakları temelli sivil toplum örgütleri olarak 1990’larda, 2000’li yıllarda gerçekten büyük işler yaptık.
“Vurduk mu, ses çıkar"dı.
“Tüketici derneği söylüyorsa, doğru söylüyordur” sözünü kurumsallaştırmıştık.
“Haydi, arkamıza düşün” dediğimizde, Hoca’nın filleri öyküsündeki durumu pek yaşamadık.
Aksine, en azından kendi adıma Tüketiciler Birliği Derneği Genel Başkanlığından ayrıldığımda, o derneğin kırka yakın şubesi, yüzlerce aktivisti, binlerce üyesi vardı.”
Demiş ve;

Ama zaman akıyor.
Zamanın ruhu da değişiyor.
Tüketici örgütlenmesi modelini bizler yenileyebildik mi?
Zamanın ruhuna uygun örgütlenme üzerine hiç düşündük mü?
Yoksa hala 1990’lardaki, 2000'li yıllarda denediğimiz, başarılı olduğumuz ama eskimiş ve işe yaramaz olduğunu fark edemediğimiz örgütlenme biçimini uygulamaya devam mı ediyoruz?”
Diye sormuştum.

Sorduğum soruya yanıtımı,“Tüketici Örgütçülüğü Oynamak” başlığı altında vermiş,

“Gelişen sosyal medya gerçeğini görmekten, özümsemekten uzak, hala 2000'li yılların dernekçiliğinden bir adım öteye gidemeden, kendi kendimize “tüketici örgütçülüğü” oynuyor olmayalım sakın?
Diyerek,

“Toplum vicdanının asla kabul etmediği banka haraçlarının önünü kesecek düzenlemenin yeni yasa metninde yer almasını sağlayamadık.
Ama uzatılan her mikrofona koşar adım gidip deiectio olmuş şekilde konuşmaktan hiç vazgeçmedik.
Medyaya çokça çıkıp, çok konuşunca sözümüzün ağırlığının yokolduğunu görmek yerine, “eee konuştunuz, astınız kestiniz, sonuç?” diye soran gözlere bakmaktan kaçınmaya başladık.
Özel günlerde çelenk sunmaktan öteye gidemeyen dernekçiliğin cazibesine kapılıp, kendimizi büyük gösteren dev aynalarından uzak tutmayı başaramadık.
“Federasyon tamam, şimdi bir de konfederasyon da patlattık mı süper olur” derken, yıllardır mücadelesi verilen banka haraçlarını engelleyememiş olmayı, özeleştiri nedeni olarak hiç görmedik.
Başkanlığını yaptığı tüketici örgütünün tek bir çalışmasında yer almayıp, internet ortamında, "tüketici uzmanı" sıfatını kendine yakıştırıp, tüketici şikâyetlerini çözmeyi marifet sanmaya başladık.
Paralı tüketici hakları seminerleri düzenleyip, tüketici örgütlenmesinin evrensel ve en önde gelen temel etik kuralı; "tüketici örgütlenmesi, hiçbir koşulda reklâm almaz, sponsor edinmez" ilkesini ayağımızın altında ezip geçtik.”
Saptamasıyla en başta kendi adıma olmak üzere, tüm tüketici örgütleri için özeleştiri yapmaya çalışmıştım.

Aradan geçen 363 gün içinde bizler büyük adımlar attık.
Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı sayın Haşmet Atahan’ın önaçıcı girişimi ve gayretleri ile ülkemizin farklı coğrafyalarında bulunan;
Tüketici Birliği Federasyonu, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Burdur Hasta ve Tüketicileri Koruma Derneği, Bursa Tüketiciler Derneği, Eskişehir Tüketiciler Derneği, Tüketici Başvuru Merkezi, Tüketici Güvenliği Derneği, Tüketici Hakları Derneği, Tüketici Hak Arama Derneği, Tüketici Hakları Merkezi, Tüketici Hakları ve Çevreyi Koruma Derneği, Tüketici Mağdurları ve Çevreyi Koruma Derneği, Tüketiciler Birliği Derneği, Tüketiciler Derneği, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği, Tüketici Sorunları Derneği, Tüketiciyi Koruma Derneği, Tüketiciyi Koruma ve Dayanışma Birliği Derneği’nin, yani iki federasyon ve onbeş derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Tüketici Hareketi’ni sizlere takdim etmekten büyük gurur ve mutluluk duyuyorum.

İzninizle, Türkiye Tüketici Hareketi’nin kuruluş bildirgesini sizlerle paylaşmak istiyorum:
Ülkemiz tüketici hakları mücadelesi ile 1980’lerde tanıştı.
Onyıllardır yükselerek devam eden Türkiye tüketici hakları mücadelesi; ülkemizde katılımcı demokrasinin gelişmesi, devlet-birey ilişkisinde ülkenin gerçek sahibinin devlet değil, yurttaş olduğu anlayışının yerleşmesi, yurttaşın hakkını arama, sorgulama, hesap sorma eğiliminin güçlendirilmesinde yadsınamaz çaba ve katkıya sahiptir.

Küresel ekonomideki yaygınlık, teknolojideki başdöndürücü gelişmeler, ekonomi ve yönetim mimarisindeki değişimler, özellikle ülkemiz bakımından demokratik kültür ve toplumsal yapımızdaki değişimler, tüketici hakları mücadelesinde yeni bir evreye geçilmesine işaret etmekte, hatta zorunlu kılmaktadır.

Bu saptamalar ışığında; zamanın ruhuna uygun tüketici hakları mücadelesini geliştirmek genel amacına yönelik olarak; bu mücadele içindeki tüketici örgütlenmelerinin birlik ve dayanışmasını sağlamak, yerel-uluslararası zeminde yaygın, güçlü ve etkin çalışmalar yapmak, kurumsallaşmaya uygun projeler ile ülkemiz insanının yaşam ve yönetim standardını daha üst noktaya taşımak için, aşağıda isimleri bulunan kuruluşlar, Türkiye Tüketici Hareketi adıyla bir araya gelmiş; “Amaç, Kuruluş ve Yönetim ilkeleri”mizi belirlemiş ve imzalamış bulunuyoruz.

Biz üzerimize düşeni yapmaya başladık, yapmaya devam edeceğiz.
Sıra, iğneyle hemhâl olması gerekenlerde.
Sıra, kızımıza söylediklerimizden ders çıkarması gereken gelinlerde.

363 gün sonra, aynı salonda, aynı kürsüde, aynı sözlerle konuşmamı bitirmek istiyorum:
“Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerden…”

Ankara, 25 Mayıs 2015

Hiç yorum yok: