9 Mayıs 2015 Cumartesi

Kredi Kartı Borcunda Rekor!

Ekonomik kriz kredi kartı batağını artırdı. Yılın ilk 3 ayında kart borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 2.1 milyona çıkarken, ödenmeyen borç tutarı 5.6 milyar lirayla rekor seviyeye ulaştı.

Türk ekonomisini etkisi altına alan durgunluk kendisini her alanda gösteriyor. İşsizlik yüzde 11.3 ile son beş yılın rekorunu kırarken, resmi işsiz sayısı 3.2 milyona dayandı. Türk lirası dolar karşısında tüm dünyada en fazla değer kaybeden para birimi olurken, yüzde 8’e dayanan enflasyon ile dünya enflasyon liginde zirveye koşuyor. İşsizlik maaşı başvuruları rekor üstüne rekor kırarken, ihracat hızla düşüyor.

KARTTA BORÇLU SAYISI PATLADI
Bu tablo vatandaşın günlük hayatını da olumsuz etkiliyor. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi tarafından hazırlanan ‘Bireysel Kredi Kartları’ raporuna göre Mart sonu itibarıyla 2.1 milyon kişi kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düştü. Ödenmeyen borç tutarı ise 5.6 milyar lira ile tüm zamanların rekorunu kırdı.


MİLLET’in sorularını cevaplandıran Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, “Ekonomideki durgunluk sürdükçe her ay yeni rekorlarla karşılaşabiliriz” dedi ve ekledi: “İşçi, memur ve emekliler iki yıldır doğru düzgün zam almadı. Buna karşın enflasyon sürekli artı. Çalışan ve emeklilerin alım gücü hızla eridi. Diğer yandan Türkiye İş Kurumu verilerine göre işini kaybedenlerin sayısı her ay artıyor. Tablo böyle olunca insanlar da borçlarını ödemekte zorlanıyor.”

EKONOMİ KÜÇÜLÜYOR MU?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri incelediğinde ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. Kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının kriz dönemlerinde arttığı görülüyor. Örneğin 2008 yılında 1.8 milyar lira olan kredi kartı alacakları ekonominin yüzde 4.7 küçüldüğü 2009 yılında yüzde 72 arttı ve bir anda 3.1 milyar liraya fırladı. 2010 yılında da bu durum sürdü ve yılsonunda kredi kartı borçları 4 milyar liraya ulaştı.

Ekonomideki iyileşmeye bağlı olarak 2011’den itibaren yeniden düşüşe geçen kart borçları 2014 yılından bu yana alarm veriyor. 

Türk ekonomisi için yüzde 4’ün altındaki her büyüme aslında küçülme anlamına geliyor. Ekonomi geçen yıl sadece yüzde 2.9 büyüdü.
2015 yılı için büyüme beklentisi yüzde 3 seviyesinde. Dolayısıyla ekonomi bu yıl da alarm veriyor.

TÜKETİCİ AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZATMALI
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz: Son 1 yıldır borcunu ödeyemeyen tüketici sayısı hızla arttı. Ödenmeyen borç tutarı 3 ay içinde 500 milyon lira artış kaydetti. Bu kötü tablonun en önemli nedeni ise ekonomide yaşanan durgunluk. Artık, şunu açıkça ifade etmek gerekiyor; ekonomide deniz bitti. Bu yüzden tüketicilerin ayağını yorganına göre uzatması gerekiyor. Aksi halde önümüzdeki ay kendileri de ‘kara listeye’ alınabilir.

Ufuk Şanlı, 09.05.2015 Millet http://ekonomi.millet.com.tr/kredi-karti-borcunda-rekor-haberi/1267038

Firmalar Onaysız Doğum Günü Bile Kutlayamayacak

SMS ve e-posta gönderimi için tüketicinin onayını gerektiren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'la firmalar onaysız tüketicinin doğum gününü bile kutlayamayacak.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, "Sizin onaylamadığınız firmanın doğum gününüzü bile kutlamaya kalkan bir iletisi varsa o da yasa kapsamında yasaklanan iletiler arasında yer alıyor" dedi.

Ticari amaçlı otomatik aramalar, SMS ve e-posta gönderimi için tüketicinin onayını gerektiren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında firmalar onay almadıkları tüketicinin doğum gününü bile kutlayamayacak. 

TBF Genel Başkanı Deniz, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna yönelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu kanunun ticari elektronik iletilerin ne olduğu ve elektronik ticaret ile ilgili bazı hususları düzenlediğini belirterek, son 5 yılda kendilerine gelen tüketici şikayetlerinin ilk sıralarında istenmeyen SMS, e-posta ve otomatik aramaların yer aldığını kaydetti.

Bu kanunun ticari elektronik iletilerle ilgili tüketici onayını şart koştuğunu ifade eden Deniz, şunları söyledi:
"Tüketicinin onayı, bir mal veya hizmet satın alırken ayrıca bir irade beyanında bulunup 'ileti almak istiyorum' diyerek bir sözleşme yapması halinde veya tüketicinin herhangi bir firmadan 'ben sizden haberdar olmak istiyorum' diyerek kendiliğinden başvurmasıyla oluyor. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce firmaların onay istemek için çok sayıda ileti gönderdiklerine şahit olduk. Hatta bazı firmalar 'bizden haberdar olmak istemiyorsanız bize SMS atın' demeye başladı. Hayır böyle bir şey yok. Ticari iletiler için onay verilmesi gerekiyorsa her türlü kanal kullanılarak ücretsiz yapılması gerekiyor. Diyelim ki tüketici bir firmaya onay verdi ama geri almak istiyor. Onayını geri almak isteyen tüketiciye yine ücretsiz bir yöntemin gönderilen iletilerde belirtilmesi gerekiyor."

Deniz, bazı firmaların kanunda açık aramaya çalıştığını öne sürerek, “Yasa onayın açık verilmesi gerektiğini söylüyor. Tüketicinin sessiz kalması iletiyi reddettiğini gösterir. Sizin onaylamadığınız firmanın doğum gününüzü bile kutlamaya kalkan bir iletisi varsa o da bu yasa kapsamında yasaklanan iletiler kapsamında yer alıyor" dedi.

"En çok hangi firmanın yasayı ihlal ettiğine yönelik rapor hazırlayacağız"
İstenmeyen iletilere muhatap olan tüketicilerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İl Müdürlüklerine şahsen veya e-Devlet üzerinden mobil imza veya elektronik imza ile yasaya aykırı davranan firmayı şikayet edebileceklerini aktaran Deniz, şunları kaydetti:
"Şikayet üzerine bakanlık bir denetim mekanizması çalıştırıyor. Eğer gerçekten ihlal söz konusu ise para cezası geliyor. Biz örgüt olarak yasayı ihlal eden firmalarla ilgili kendi içimizde de bir ihbar mekanizması oluşturduk. Yasaya uymayan firmaları örgüt olarak şikayet etmeye başlayacağız. Tüketicilerden de ricamız iletilerle ilgili üşenmeden bakanlığın ilgili birimlerine şikayetlerini bildirmeleridir. En çok hangi firmanın yasayı ihlal ettiğine yönelik önümüzdeki aylarda da bir rapor hazırlamayı düşünüyoruz." 

Deniz, istenmeyen ticari elektronik iletilerin gündeme gelmesinin kişisel bilgilerin korunmasını da içerdiğini belirterek, kanunun yürürlüğe girmesiyle yasaya aykırı davrananlara bin liradan 50 bin liraya kadar para cezasının uygulanmasının söz konusu olduğunu anımsattı.

Elif Ferhan Yeşilyurt, 09.05.2015 Anadolu Ajansı http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/506981--firmalar-onaysiz-dogum-gunu-bile-kutlayamayacak

Sebze Meyve Fiyatları Daha da Artacak

Bütün dünyada gerileyen gıda fiyatları Türkiye'de bir türlü düşürülemiyor. Bahar ayları yaşanmasına rağmen bazı ürünlerin fiyatlarının yüzde 600'lere kadar çıkması vatandaşın cebini vuruyor. Artışın girdi fiyatlarına yapılan zamdan kaynaklandığı belirtildi.

Tür­ki­ye­’de seb­ze ve mey­ve fi­yat­la­rı cep ya­kı­yor. Uz­man­lar, do­lar­da­ki ar­tı­şın et­ki­siy­le fi­yat­la­rın 7 Ha­zi­ra­n’­da ya­pı­la­cak ge­nel se­çim­le­rin ar­dın­dan da­ha da ar­ta­ca­ğı uya­rı­sı ya­pı­yor. Tür­ki­ye­’de son bir yıl­da seb­ze ve mey­ve fi­yat­la­rı bir­çok ürün­de yüz­de 100’den faz­la art­tı. Dün­ya­da ucuz­la­yan seb­ze ve mey­ve, ta­rım ül­ke­si Tür­ki­ye­’de zam­lan­dı. Fi­yat ar­tı­şı sa­rım­sak­ta yüz­de 600, ye­şil bi­ber­de yüz­de 215, be­zel­ye­de yüz­de 330, pat­lı­can­da yüz­de 210, sa­la­ta­lık­ta yüz­de 150 ol­du. Üre­ti­ci­ler zam­mı ma­li­yet­ler­de­ki ar­tı­şa bağ­la­dı. Tü­ke­ti­ci der­nek­le­ri hal­kın enf­las­yo­nu­nun yüz­de 25’i geç­ti­ği­ni be­lirt­ti.

Geç­ti­ği­miz yıl don ya­şan­dı­ğı­nı ha­tır­la­tan üre­ti­ci Ra­miz Top­çu, “Bu yıl don ol­ma­dı. Ama iki kat zam ol­du­” de­di. Fi­yat ko­nu­sun­da ken­di­le­ri­nin be­lir­le­yi­ci­li­ği ol­ma­dı­ğı­nı di­le ge­tir­di. Ar­tan ma­li­yet­le­rin üre­ti­ci­nin be­li­ni bük­tü­ğü­nü be­lir­ten Top­çu, “Ma­zot, güb­re, to­hum, iş­çi­lik ma­li­yet­le­ri kat­lan­dı. Ar­tan fi­yat­lar da bi­ze yan­sı­ma­dı­ğı için za­rar edi­yo­ru­z” de­di.

Es­naf da mağ­dur olu­yor
Hal es­na­fı, ken­di­le­ri­nin de yük­sek fi­yat­tan mağ­dur ol­du­ğu­nu ifa­de et­ti. İs­tan­bul ha­lin­den es­naf Na­mık Kuş, sa­tış­ta zor­lan­dık­la­rı­nı ak­tar­dı. Kuş, “Ken­di­miz de tü­ke­ti­ci­yiz, biz de gram­la alı­yo­ruz. Fi­yat­lar yük­sek ol­du­ğu için kâr ko­ya­mı­yo­ruz. Bu yüz­den üre­ti­ci de ka­za­na­mı­yor biz de­” de­di.

TÜ­İK'in enf­las­yo­nu doğ­ru de­ğil
Tü­ke­ti­ci Bir­li­ği Baş­ka­nı Bü­lent De­niz, “Son iki yıl­dır enf­las­yon oran­la­rı so­kak­ta­ki enf­las­yo­nu yan­sıt­mı­yo­r” de­di. TÜ­İK’­in açık­la­dı­ğı yüz­de 8-9’luk enf­las­yo­nun doğ­ru ol­ma­dı­ğı­nı ak­tar­dı. De­niz, “Tür­ki­ye­’de çar­şı-pa­zar enf­las­yo­nu yüz­de 25’e ulaş­tı­” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.

İthal patates çiftçiyi bitirir
Tür­ki­ye­’de pa­ta­tes üre­ti­mi­nin 5'te bi­ri­nin ger­çek­leş­ti­ği Niğ­de'nin Zi­ra­at Oda­sı Baş­ka­nı Ve­li Ke­nar, 'pa­ta­tes it­ha­la­tı' söy­len­ti­si­nin bi­le çift­çi­yi olum­suz et­ki­le­di­ği­ni be­lirt­ti. Ke­nar, "Tür­ki­ye'ye it­hal pa­ta­tes gel­me­si ha­lin­de Niğ­de, Ada­na ve Öde­miş üre­ti­ci­si if­las eder. biz ci­var ül­ke­ler­de üre­ti­len­den kat kat pa­ha­lı üre­ti­yo­ru­z” de­di.

Dolar fiyatları artıracak
Tü­ke­ti­ci Ko­ru­ma Der­ne­ği Ge­nel Sek­re­te­ri Ha­lil Ça­ma­lan ise seb­ze ve mey­ve fi­yat­la­rın­da­ki ar­tı­şa an­lam ve­re­me­di­ği­ni kay­det­ti. “Zam­lar al­dı ba­şı­nı gi­di­yo­r” di­yen Ça­ma­lan, zam­mın sem­bo­lü­nün pa­ta­tes ol­du­ğu­nu di­le ge­tir­di. Ça­ma­lan, “Tür­ki­ye­’de en çok ye­ti­şen ürün­ler­den bi­ri pa­ta­tes­tir. Ama o bi­le el ya­kı­yor. Do­lar­da­ki ar­tı­şın ­da et­ki­siy­le iki üç ay için­de tüm seb­ze ve mey­ve­de fa­hiş fi­yat­lar­la kar­şı­la­şa­ca­ğı­z” di­ye ko­nuş­tu.

Ömer Önder, 09.05.2015 Bugün http://www.bugun.com.tr/ekonomi/vatandasa-bir-sok-daha-haberi/1632080

8 Mayıs 2015 Cuma

Ülke Haber Patatesin Fiyat Artışını Araştırdı

Patates fiyatları rekor üstüne rekor kırıyor. Üreticide 1 lira olan patates tüketiciye gelene kadar 5 lirayı buluyor. Patatesin rekora koşan yolculuğunu sebebini Ülke Haber tüketiciler için araştırdı.

Patatesin fahiş fiyatlara çıkması gündeme bomba gibi düştü. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin spekülatörlere sert cevap vermesinin akabinde aniden düşüşe geçen fiyatlar kafalarda soru işareti bıraktı.

Komşu Gürcistan'da 65 kuruştan satılan patatesin kilosu Türkiye'de cep yakıyor. 

Fiyat farkının bu kadar fazla olmasını, patatesin zam sürecini, Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz'e sorduk.

Deniz yaptığı açıklamada:
"Bakanın açıklamasından sonra fiyatların direkt düşüşe geçmesi ortada kötü niyetli bir spekülasyon olduğunu teyit ettirir. Bakan beyin yapmış olduğu açıklama çok doğru buluyoruz zaten kendisini de bu konu hakkında desteklediğimizi bildirdik. Bakanın ithalat kozundan sonra fiyatların düşüşe geçmesi zaten ortada yapay bir durum olduğunu gösteriyor.

Anladığım kadarıyla patatese özgü bir operasyon var. Çünkü o patatesi üreticiden tüketiciye ulaştığı zincirde diğer gıdalar da var. 

Bu adamlar başka ürünleri de satıyorlar domates de soğan da böyle bir şey olmadı da niye patates de oldu. Ben kabzımal olsam kamyona sadece patates koymuyorum çilek de koyuyorum üzüm de koyuyorum karpuz da koyuyorum onların fiyatları artmadı da niye patatesin ki artıyor." 

FİYAT ARTTIRACAK SEBEP BULAMADIK
Patatesin fiyatının yükselmesinin vicdansızlıktan başka bir şey olmadığını belirten Deniz

"Biz bu konuyu çok tartıştık niye sadece patates diye ama ortada fiyat arttıracak bir sebep bulamadık doğrusu.

O yüzden bu artışın yapay olduğunu ordan analayabiliyoruz. Tamam gıda enflasyonu çok yüksek hepimiz biliyoruz ama fasulye veya soğan da böyle bir artış yokken patatesin artışı tüm meyve ve sebzeleri solladı. Bu konu hakkında söylenecek tek bir söz var o da vicdansızlık olduğudur." dedi.

Ersun Giray Topçular, 08.05.2015 Ülke Haber http://www.ulkehaber.com/ekonomi/haber/112506-ulke-haber-patatesin-fiyat-artisini-arastirdi

2 Mayıs 2015 Cumartesi

2015/Nisan Ayı Elektrik Kesinti Endeksi (EKE), Yüzde 8,36 Arttı

İstanbul, 01.05.2015

Nisan Ayı Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ni açıklayan Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “2015/Nisan döneminde, toplam 54.197 saat elektrik kesintisi gerçekleşmiştir” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Son aylarda elektrik kesintilerinde gözle görülür artış yaşanmakta ve bu durum nihai elektrik tüketicisinin yoğun yakınmasına neden olmaktadır. Bu nedenle elektrik enerjisi hizmetinin sunumundaki artan kalitesizlik ve istikrarsızlığa dikkat çekmek amacıyla Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından 2015/Mart ayında ‘Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ oluşturulmuştur.

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Genel Bilgiler:

-Elektrik Dağıtım Firmaları, 21.12.2012 tarihli Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 3/e. maddesi ve 24.01.2015 tarihli Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince, yapılması planlanan kesintilerini en az kırksekiz saat öncesinden nihai tüketicilere duyurmak zorundadırlar.
Endeks hesaplamasında elektrik dağıtım firmaları tarafından bu düzenleme gereğince duyurulan planlı kesintiler dikkate alınmakta olup planlama dışı, arıza ve benzeri nedenlerle gerçekleşen kesintiler endekse dahil edilmemiştir.

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu tarafından, elektrik dağıtım firmalarının “planlı kesintiler” olarak kamuoyuna duyurduğu bilgiler her gün taranmakta ve veri tabanına işlenmektedir.

-Veriler; her ayın 11. günü ve 21. günü, on günlük dönem verileri olarak kamuoyuna açıklanmaktadır.
Her ayın son günü, aylık veriler oluşturulmakta ve kamuoyuna açıklanmaktadır.


-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart ayı verisi olan 50.016,0 saat kesinti süresinin endeks karşılığı 100 olup sonraki aylara ilişkin kesinti süreleri bu endekse eklenmekte veya eksiltilmektedir.

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE); Jale Yanılmaz (Tüketici Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Başkanı), Nihat Altay (Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Enver Aytaç (Siirt İli Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Hakan Pulsever, (Tüketici Güvenliği Derneği Enerji Komisyonu Üyesi /Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Ebrar Kıymet Özgüney (TBM Tüketici Başvuru Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi) ‘den oluşan Çalışma Grubu tarafından hazırlanmaktadır.

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) 2015/Nisan Dönemine İlişkin Veriler.

-2015/Nisan Dönemi Firma Bazında Kesinti Süreleri
FİRMA
TOPLAM
AKDENİZ EDAŞ
3453,5
AKEDAŞ
331,5
ARAS EDAŞ
1073,0
AYDEM
5260,5
AYEDAŞ
1046,5
BAŞKENT EDAŞ
2062,5
BEDAŞ
1888,0
ÇEDAŞ
226,0
ÇORUH EDAŞ
593,0
DİCLE EDAŞ
678,0
FIRAT EDAŞ
615,5
GEDİZ EDAŞ
4161,5
KCETAŞ
1449,0
MEDAŞ
10003,5
OSMANGAZİ EDAŞ
1565,0
SEDAŞ
3142,5
TOROSLAR EDAŞ
3614,5
TREDAŞ
157,5
UEDAŞ
5955,0
VEDAŞ
145,0
YEDAŞ
6775,5
TOPLAM
54197,0


-2015/Nisan Döneminde Kesinti Süresi En Fazla Olan İlk Üç Firma:
FİRMA
TOPLAM
MEDAŞ
10003,5
YEDAŞ
6775,5
UEDAŞ
5955,0

-2015/Nisan Döneminde Kesinti Süresi En Az Olan İlk Üç Firma:
FİRMA
TOPLAM
VEDAŞ
145,0
TREDAŞ
157,5
ÇEDAŞ
226,0

-2015/Nisan Döneminde Kesinti Süresi En Fazla Olan İlk Üç İl:
İLLER
NİSAN
KONYA
5671,0
İZMİR
3947,5
ORDU
2988,5

-2015/Nisan Döneminde Kesinti Süresi En Az Olan İlk Üç İl:
İLLER
NİSAN
ARTVİN
0,0
GÜMÜŞHANE
0,0
UŞAK
0,0

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Verisi:
AY
SÜRE
ENDEKS
MART
50016,00
100,00
NİSAN
54197,00
108,36
MAYIS
0,00
0,00

ELEKTRİK KESİNTİSİ ENDEKSİ (EKE) VERİ TABANI İÇİN

Mehmet Bülent Deniz

Genel Başkan

SMS Bombardımanı Bitiyor

Tüketiciyi bunaltan istenmeyen SMS, Eposta ve Call Center aramaları sona eriyor.
1 Mayıs 2015'de yürürlüğe giren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun yürürlüğe girdi.

Peki, bundan sonra ne olacak?
Tüketici ne yapmalı?

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ON4 TV. Ana Haber Bülteninde anlatıyor.

30.04.2015, ON4 TV. Ana Haber


29 Nisan 2015 Çarşamba

Kâbus, Saatler Sonra Bitiyor!...


İnternetten Alışveriş Yapanlar Dikkat! 1 Mayıs'tan İtibaren Yeni Düzenleme Geliyor


Alışverişin yeni gözdesi internet.
Ancak sanal ortamda yapılan alışverişin kolaylıkları kadar tehlikesi de var. Kredi kartı bilgilerinin 3. kişilerin eline geçmesi bu tehlikelerden sadece biri.
İşte o tehlikeleri önlemek için 1 Mayıs'tan itibaren yeni yasal düzenlemeler geliyor.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz,
Ulusal Kanal Ana Haber'e anlattı.

27.04.2015, Ulusal Kanal Ana Haber

Haber: Hüsna Sarı, Kamera Şengül Derin
http://www.ulusalkanal.com.tr/bilim-teknoloji/internetten-alisveris-yapanlar-dikkat-1-mayis-tan-itibaren-yeni-duzenleme-geliyor-h58198.html

28 Nisan 2015 Salı

‘Bankaları İcraya Verin’

Tüketiciler, hakem heyetlerinin kararına rağmen bankaların kart aidatları iade etmemesinden şikayetçi. Tüketici dernekleri başkanları ise, ‘mahkeme kararı varsa bankaları icraya verin’ diyor.

Bankalar, müşterilerinden tahsil ettikleri kredi kartı aidatı ve dosya masraflarını iade etmeye yanaşmıyor. Tüketici Hakem Heyetleri’nden kredi kartı aidatı ve kredi dosya masrafı gibi “deli dumrul’’ ücretlerinin iade edilmesi yönünde karar çıkartan vatandaşlar, karar ile bankalara mücaraat ettiklerinde bankaların kendilerini oyaladıklarını dile getiriyorlar. 

Konuya ilişkin Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, Genel Müdürü olduğu bankaya ilişkin, Şubat ayında yaptığı bir açıklamada, “Zaten kaybediyoruz, bürokrasiyi de kaldıralım aradan bunu ödeyelim dedik. Bunu talep edilince bir daha mahkeme kararı olmaksızın geri veriyoruz” demişti. 

BANKA OYALAMIŞ!
Müşterisi olduğu bankanın kendisinden kestiği kart aidatını geri almak için Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurduğunu dile getiren Tacettin G., kesilen ücretin iade edilmesi yönünde karar verildiğini bildirdi. Bize ulaşarak, ilgili özel bankayla yaşadığı sorunu anlatan emekli öğretmen Tacettin G., “Kararı bankaya götürdüm. Bankadaki görevli sistemden bakarak sırada olduğumu yakında iade işlemini gerçekleştireceklerini söyledi. Daha sonra tekrar gittiğimde sistemde bulmakta zorlandı ve ‘banka karara itiraz edecek’ dedi’’ şeklinde yaşadığı süreci anlattı. 

İCRA TAKİBİ BAŞLATIN
“Paramı nasıl alacağım?’’ diye soran okurumuz Tacettin G.’nin yaşadığı soruna ilişkin Tüketiciler Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz ile görüştüğümüzde, çok sayıda bu tür şikayetin kendilerine de geldiğini kaydetti. “Tüketici Hakem Heyeti eğer bu ücretlerin iade edilmesi yönünde karar verdiyse bu mahkeme kararıdır’’ diyen Deniz, ilgili bankaların karara karşı 15 gün içinde itiraz etme hakkı bulunduğunu sözlerine ekledi. Deniz, “Eğer banka bu süre içinde itiraz etmediyse, tüketiciler alacaklarının tahsili için bankaları icraya verebilirler. Yapacakları ilk iş icra dairesine gidip icra takibi başlatmak olmalıdır’’ dedi. 

EKİM 2014’TEN SONRAYA DİKKAT
Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel BaşkanıTurhan Çakar da, bankaların Tüketici Hakem Heyeti kararı sonrası 15 gün içerisinde Tüketici Mahkemesi’ne karşı dava açma hakkının bulunduğunu belirterek, “Eğer bu sürede dava açılmazsa ve tüketiciye iade yapılmazsa, tüketiciler bankayı icraya vermelidir’’ diye konuştu. 

Kendilerine de bu yünde çok fazla şikayet geldiğini belirten Çakar, şu bilgileri verdi: “Özellikle dosya masrafı konusunda çok oluyor. Bankalar 3 Ekim 2014’te çıkan yasa sonrası tüketicilerden alacakları kart aidatlarına ilişkin bunu açıkça belirlemeliler ve müşterileriyle aralarında sözleşme olmalı. Dosya masrafını ise yasa sonrası kredi tahsis ücreti adı altında yasallaştırdılar. Ancak geçmişte alınanlar için dava açılabiliyor. Bankalar Tüketici Mahkemesi’ne açtıkları davayı kazanırlarsa vatandaş, 3 bin 300 TL’yi aşan miktarlarda bir üst mahkemeye itiraz edebilir.’’

M. Recep Erçin, 27.04.2015 Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/bankalari-icraya-verin-h68543.html

24 Nisan 2015 Cuma

Dolardaki Artışın Bedeli Henüz Ödenmedi

25 Nisan 2014’de, yani tam bir yıl önce 1 dolar almak için 2,13 TL. vermek gerekiyordu.
Bugün, yani 24 Nisan 2015’de aynı doları almak için 2,72 TL. harcamak gerekiyor.
Yani ulusal paramız bir yılda, yüzde 27,69 oranında değer kaybetmiş durumda.

Çok değil altı ay öncesine gidelim; 24 Ekim 2014’de 1 dolar almak için 2,23 TL. ye gereksinim vardı. Yani altı aylık devalüasyon oranı yüzde 21,97. Bu rakamı yıllık bazda düşünürsek, yüzde 44’lük bir değer kaybına işaret ediyor.

Ulusal para biriminin yabancı paralara karşı değer kaybının beklenen en önemli sonucu, ülkemiz gibi cari açık sorunu bulunan bir ülkede ödenecek dış borç miktarının artması, sermaye ürünleri, enerji ve teknoloji ithalatını pahalılaştırması sonucunda fiyatlarda artış ve sonuçta enflasyona yol açmasıdır.
Yani bir ülkenin ekonomisini yönetenler için arzu edilmeyen durum…

Sakin Dolar’a ne Oldu?
Onüç yıllık AKP yönetiminde, iktidarın ilk yıllarındaki 2001 krizinin devam eden etkisi, Irak Savaşı, sonuncusu 2008’de yaşanan irili-ufaklı birkaç küresel kriz dışında, dolar fiyatı genellikle sakin bir salınım içindeydi. Bu dönem yaşanan kur artışındaki hız, hiçbir dönemde yaşanmadı. Kurdaki artış hızının yanında daha önemlisi, bu sürecin devam edeceğine ilişkin beklenti. Şimdiden kurun 2,80-3,00 TL. olacağına yönelik endişeli beklentiler ifade edilmeye başlandı.

Beklentiler gerçekleşir ve kısa dönemde bu hızla paramız değer kaybetmeye başlarsa, ekonomideki bozulma gitgide derinleşecek, yaşam pahalılaşacak, yoksullaşma artacaktır.

Çaresizliğin Yeni Adı: Merkez Bankası
Ulusal paranın değerini, ekonominin selâmeti yönünde korumak için Merkez Bankası’nın devreye girmesi, elindeki silahlarla bu artışın önüne geçmesi gerekiyor.

Merkez Bankası’nın elinde iki temel silah var:
-Kasasındaki doları piyasaya sürüp kuru düşürebilir.
-Faizi arttırıp yabancı paranın ülkemize gelmesini sağlayabilir.

Merkez Bankası’nın son dönemde piyasaya dolar sürme, yani kasasındaki doları satmaya yönelik birkaç girişimi oldu. Ancak bu hamleler sonuç vermedi ve kurdaki yükseliş devam ediyor.

Merkez Bankası’nın diğer silahını kullanıp faizi arttırması ise, Cumhurbaşkanından iktidarın tüm aktörlerine kadar, ağır eleştirilerle engellendi. Bırakın faizin artması, faizin düşmesi için Merkez Bankası üzerinde yoğun baskı uygulanıyor. Son yapılan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında da, faizlerin aynen kalmasına karar verildi. Haliyle toplantıdan faiz artırımı kararı çıkmayınca, kurdaki hararet de artmaya devam etti.

Olağanüstü bir toplantı olmazsa, 7 Haziran seçimlerine kadar 20 Mayıs 2015’de gerçekleştirilecek bir tane Para Politikası Kurulu toplantısı var. Kurulun, iktidarın faiz konusundaki bu baskısının devam edeceği varsayımıyla bu toplantıda da faiz artırımına yönelik bir hamle yapması olanaklı görünmüyor. Bu durumda, Haziran seçimlerine kadar doların 3,00 TL ve üzerinde bir seviyeye gelmesi hiç de sürpriz olmayacak.

Faiz İnadının Sırrı
Peki tüm bu ekonomik gerçekler ortada iken, iktidarın faiz konusundaki bu katı ve baskıcı tutumu niye?
Akla gelen ilk önemli neden, mevcut iktidarın “faizin haram olduğu”na ilişkin inanç sistemine sahip kişilerden oluşması.
Bunu geçelim. Bu söylemin gereğini yeryüzünde yapabilecek hiçbir yönetim şu anda yok.
Faizsiz sistem diye yutturulmak istenen politikalar da, sistemin isminin değişmesinden öteye gitmiyor.

İktidarın faiz konusundaki bu tutumunun temel nedeni, yaklaşan genel seçimler.
Şunu tespit etmek gerek; AKP muhafazakâr orta sınıf, kendi dönemlerinde yükselişe geçen Anadolu burjuvazisi, bir tutam KOBİ’ler, esnaflar ve hepsinin üzerinde inşaat baronlarına sırtını dayamış durumda. İktidarın sınıfsal dayanağı bu olunca, her seçim döneminde bu sınıfların tatmin edilmesi gerekiyor. (*)

Sayılan bütün bu sınıfların hareketli olabilmesi, ülkede faizlerin düşük olması ile olanaklı. Faizlerin artması, “inşaat” konusunda tarihin hiç görmediği bir iktidara sahip siyasal ve sınıfsal katman için en istenmedik durum olsa gerek. Yine faizlerin bırakın artması, daha da düşürülmesi, yükselen Anadolu burjuvazisinin, KOBİ’lerin, bir kısım esnafın düşük maliyetlerle borçlanabilmesinin tek yolu.
Dolayısıyla iktidar, dayandığı sınıfları mutlu etmek ve sonuçta genel seçimlerden başarı ile çıkabilmek için faiz artışına giden tüm yollara bariyerler kurma gayretinde.

Bu gayretin sonu ne olur; seçimden belki yine tek başına AKP iktidarı çıkacaktır.
Ama 8 Haziran sabahında yeni yönetimin önünde yıllık yüzde 44, belki yüzde 60’lara dayanmış devalüasyon, başta gıda olmak üzere yaşamsal harcamalarda rekor artışlar ve yükselen enflasyon rakamları olacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

Ve yine kuşku duymamamız gerekenlerden biri de, Haziran sonrasında kemerlerimizde yeni delikleri açmak zorunda kalacağımızdır.

(*) Taner Timur, AKP'nin Önlenebilir Karşı Devrimi, Yordam Kitap, İstanbul, 2014, sayfa 157-158.