gıda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gıda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2020 Cuma

Ete Ramazan’da zam yapmadılar bayramdan sonra coştular

Corona virüsünü (Covid-19) bahane eden vurguncular, Ramazan Bayramı’nın ardından kırmızı et fiyatlarına zam üstüne zam yaptı. Üreticiden 37- 40 liraya çıkışı olan kıymanın perakende fiyatının 75 lirayı bulması şaşkınlıkla karşılandı. Zamlara tepkili olan tüketici hakları savunucularından hükümete “Piyasa denetimleri sıklaştırılsın, fiyat hilelerinin önüne geçilsin” çağrısı geldi.

Temel gıda ürünlerinden kırmızı et cep yakıyor. Ticaret Bakanlığı tarafından alınan tedbirler sayesinde oyun alanları daralan, Ramazan ayında fiyatları arttırma girişimleri boşa çıkan spekülatör şahıslar ile firmalar, bayramın akabinde tekrar sahneye çıktı.

Fiyatlar fırladı
Corona virüsü (Covid-19) tehdidini öne sürerek et ürünlerine zam yağdıran perakendeciler yüzünden üretici fiyatı 30 ila 40 lira olan dana kıymanın kilosu marketlerde 60 liradan, kasaplarda 75 liradan satışa sunuluyor. Dana kuşbaşında ise uçurum daha da derin. Nitekim ürün marketlerde 70 liradan, kasaplarda 90 ila 100 liradan alıcı buluyor.

Yakın takip şart
Dana bonfilenin perakende fiyatının 120 lirayı, antrikotun 100 lirayı, kontrafilenin 95 lirayı, biftek ve sotenin 90 lirayı aşması da garipseniyor. Tüketici derneklerinin yetkilileri, fahiş fiyat artışlarına karşı ilave önlem alınmasını talep ediyor. Aracıların ve perakendecilerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten aynı yetkililer, “Covid-19’u bahane ederek mutfaklarda yangın çıkarmaya yeltenenler tek tek belirlenmeli ve ifşa edilmeli” görüşünü paylaşıyor.

Spekülatörler devrede
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de Yeni Akit’e yaptığı açıklamada et fiyatlarının bir ayda böylesine fahiş artmasının anormal bir durum olduğuna işaret etti. Gıda spekülatörlerinin yeniden devrede olduğunu kaydeden Deniz, “Geçen sene soğana ve patatese zam üstüne zam uygulayanlar mübarek Ramazan Bayramı’nı takiben de et fiyatını arttırma gayretindeler” dedi.

Zamları önlemek için ek adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Deniz, “Denetimlere ağırlık verilmeli. Yeri geldiğinde de dışarıdan et ithal etme yoluna gidilmeli” diye konuştu.

Hal Kanunu çıksın
Fiyatların aracılar tarafından şişirildiğini dile getiren Deniz, “Yeni Hal Kanunu bir an evvel parlamentodan geçmeli ve komisyoncu adedi sınırlanmalı” ifadesini kullandı. Deniz, tüketicilere de “Fiyat araştırmaları, karşılaştırmaları yapın. Pahalıdan ürün satan marketlere, kasaplara gitmeyin. Sıkıntılı hallerde de Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na başvurun” uyarılarında bulundu.

Fatura kasaba kesilmesin
Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Yalçındağ ise üretici fiyatlarının arttığına dikkat çekti. Karkas etin besicilerden 40 liraya çıktığını aktaran Yalçındağ, “Sorun satış değil, üretim noktasındadır. Faturanın kasaba kesilmesi de çok yanlıştır” şeklinde konuştu.

Maliyetler yüksek
“Ürünler alındığı fiyata satılmıyor, satılamıyor” diyen Yalçındağ, şunları söyledi: “Karkas etten örnek verelim. Kasap, üreticiden 38 liraya aldığı eti 60 liradan tüketiciyle buluşturuyor buluşturmasına ama kâr edemiyor. Kasabın elinde para kalmıyor. Kira, fatura ve KDV ödemeleri çıkarın elinde 40 lira kalıyor. Maliyetler yüksek. Zaman zaman yüzde 50’yi geçen masraf silsilesi var. Gelinen aşamada hiçbir kasap fahiş fiyattan ürün satmıyor, satamaz da. Sorun ise maliyetlerini aşağıya çekemeyen üreticide.”

03.06.2020, Buğra Kardan, Yeni Akit,

30 Haziran 2019 Pazar

Üretim artmayınca yapaylık tavan yaptı

Organik diye aldığımız ürünler ne kadar doğal? Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yüksek fiyatlarla satılan bu ürünleri incelediklerinde şüphe uyandıracak sonuçlara ulaştıklarını söyledi. Güvenilir gıda için ilk adım üreticiye destek..

Nüfus her yıl artarken, üretim aynı oranda artmıyor. Hal böyle olunca, yeni yöntemlerle sektör canlandırılmaya çalışılıyor. Organik (doğal) ürün pazarı da bu yöntemlerden biri olarak ortaya çıktı. Organik ürünlerin olduğu tezgahlarda, yumurtalar samanların arasında, reçeller el yapımı kavanozlarda satılıyor. Göz boyayan ürünlerin nereden geldiği, nasıl yetiştiği tartışma konusu. Tüketici, güvenilir olduğunu düşündüğü bu ürünlere, yüksek fiyatlar ödüyor.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, organik adı altında satılan ürünleri incelediklerini ve şüphe uyandıracak sonuçlara ulaştıklarını kaydetti.

KAĞIT ÜZERİNDE KALDI
2004 yılında gıda güvenliğine ilişkin yasal düzenleme yapıldı. Kağıt üzerinde güzel görünen bu düzenleme uygulamada yetersiz kaldı.

Mehmet Bülent Deniz, tohum yasasıyla başlayan tehlikeli yolcuğun, yabancı menşeli tohumların ülkemize girmesiyle devam ettiğini söyledi ve ekledi: Yerli tohumculuğun öldürülmesi, hayvansal yemlerde kimyasal içerik olması hepimizi endişelendiriyor. Gelecek yıllarda bu konuda olumsuz çok sonuç göreceğiz. Bu iş devlet katında masaya yatırılmalıdır.

İÇ PAZARDA MI SATILIYOR?
İhraç ettiğimiz malların sınır kapılarından çevrilişi her yıl gündeme geliyor. Malların geri dönüş nedeni 'güvenli şekilde üretilmemiş' olarak bildiriliyor. Vatandaşlar soruyor: Geri dönen mallar, bize mi satılıyor?

TBF Genel Başkanı Deniz, konuya ilişkin şu örnekleri verdi: Özellikle Rusya'ya ihraç edilen narenciye ve benzeri gıda ürünlerinde her yıl geri dönüş oluyor. Rusya, yapılan ihracat kalemlerinde yer alan ürünlerin güvenli şekilde üretilmediğini iddia ediyor. Burada iki temel sorun ortaya çıkıyor. İlki, demek ki biz Rusya'nın halkına layık görmediği ölçüde güvensiz gıda üretiyoruz. İkincisi ise geri gönderilen bu gıdalar iç pazarda mı satılıyor, yoksa imha mı ediliyor?

'SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ'
Güvenilir gıda üretmek için ilk adımın üreticiyi desteklemekle atılması gerektiğine işaret eden Deniz, seferberlik çağrısında bulundu: Ülke çapında bir seferberlik ilan edilerek, tarım ve hayvancılık desteklenmeli. Geçen nisan ayında açıklanan 'Yapısal Reform Paketi'nde ekonomi yönetiminin özellikle tarım ve hayvancılıkla ilgili bir takım teşvikler ve özel ilgisi olacağı ifade edildi. Ancak haziran ayının ortasındayız, bir adım atılmadı.

GÜVENİLİR GIDA PROBLEMİ SOSYAL MEDYADA
Gıda güvensizliği internet ortamında da sık sık dile getiriliyor. 'denetle.com.tr' adlı sayfada vatandaşlar, gıda maddelerinde yaşanan saklama ve kullanım sorunlarını paylaşıyor. Soğuk hava deposunda tutulmayan etler, açık kasalarda güneş altında bekletilen plastik su şişeleri, tarihi geçmiş ürünler...

23.06.2019, Sıla Kemahlı, Aydınlık
https://www.aydinlik.com.tr/uretim-artmayinca-yapaylik-tavan-yapti-toplum-haziran-2019

5 Mayıs 2019 Pazar

TÜİK bilmiyor mu? "Mutfak yanıyor!"

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), Nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Tüketici fiyatlarında (TÜFE) aylık yüzde 1,69 oranında arttı. Üretici fiyatları ise aynı dönemde yüzde 2,98 oranında artış gösterdi. Açıklanan rakamlar ne kadar gerçeği yansıyor? TÜDEF ve TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay TÜİK’in açıklamasını değerlendirdi.

Sebze, meyve ve temel gıda maddelerinde uygulanan KDV’nin acilen sıfırlanması gerektiğini belirten TÜDEF ve TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal, “Örneğin 2018 Nisan ayı ile 2019 Nisan ayını karşılaştırdığımızda; “kuru soğanda %289, patateste %380, ayçiçek yağında %26,59, domateste %110, ıspanakta %85 civarında artış olduğunu görüyoruz. Bu da gösteriyor ki; Tüketicinin temel ihtiyaçlarından olan sebzelerde ortalama bir yıllık artış %110’un üzerindedir. Dolayısı ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamı ile tüketicinin mutfağındaki rakam farklıdır” dedi. Tüketicinin mutfağında hissettiği enflasyon oranının, yüzde yüze yaklaştığını belirten Koçal, “Yoksul tüketicinin alım gücünün acilen yükseltilmesi gerekiyor. Yanlış tarım ve gıda politikaları nedeniyle oluşan, tarımdaki olumsuz ve belirsiz gidişe ‘dur’ denmelidir. Tarımda yerel politikalar oluşturulmalıdır. Çiftçi maliyetleri düşürülmelidir, tohum özgürleştirilmelidir ve tarım politikaları dışa bağımlı olmaktan kurtarılmalıdır” diye konuştu.

Koçal, “Güvenilir, nitelikli ve ucuz gıdaya ulaşımın yolu açılmalı ve kooperatifleşme desteklenmelidir. Türkiye tarım ülkesidir, küçük çiftçilik desteklenmeli, teşvik edilmeli ve tarım ürünlerinde ithalata son verilmelidir.” şeklinde konuştu.

Tüketicinin mutfağında 1 yıldır neredeyse yangın var
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise, TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon rakamlarının bir önceki aya göre nispi bir düşüş gösterse de tatmin etmediğini belirtti. Açıklanan rakamların piyasada Tüketicinin yaşamış olduğu mutfak enflasyonu ile birebir örtüşmediğini aktaran Deniz, “Tüketicinin mutfağında 1 yıldır neredeyse yangın var ve bu yangın Ramazan öncesinde, tüketicinin moralini bozacak nitelikte boyutlara ulaştı. Buradan TÜİK başkanına sesleniyorum. Hangi pazardan ve marketten alışveriş yapıyorsanız, ilan edin ve adreslerini bizlere de verin. Biz tüketiciler de gidip oradan alışveriş yapalım ve açıklamış olduğunuz gıda enflasyonu rakamlarının açıkladığınız şekilde olduğunu, bizler de görelim. Oysa gerçek farklı. Market ile pazarda alışveriş yapan tüketici eve geldiğinde; aldığı ile verdiği para arasındaki uçurumun gittikçe açılmaya başladığını, maalesef mutsuzlukla görmektedir” dedi.

Halk arasındaki algı ve açıklanan rakamlar, özellikle gıdada, gerçeği yansıtmamaktadır
Vatandaşlara, 'TÜİK 'e güveniyor musunuz?’ şeklinde bir soru sorulsa, yüzde 90'ının ‘hayır güvenmiyorum’ diyeceğini aktaran tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay, “Bu güvensizliğin tek nedeni enflasyondur. Çünkü pek çok tüketici arabaya, altına ve tatil masraflarına bakmaz fakat kendi zaruri ihtiyaçlarına bakar” şeklinde konuştu.

Patates ve soğanın 5 TL olduğu günümüzde, kimsenin TÜİK’in verilerini dikkate alarak güven duymayacağını aktaran Nihat Altay, “Tüm aileler kendi enflasyonlarını iyi veya kötü, kendisi yapabiliyor. Alım gücü ile gelir düzeyi de düştükçe bazı şeyleri sorgulama ihtiyacı duyuyor. Sonuç olarak, halk arasındaki algı ve açıklanan rakamlar, özellikle gıdada, gerçeği yansıtmamaktadır. Mutfakta enflasyonun ortalaması, yüzde 50'lerin üzerindedir. Vatandaşı da ilgilendiren pinpon topu, kreş, mücevher değil, mutfak masraflarıdır” dedi.

03.05.2019, Nilüfer Tuba Akman, Tüketici Postası

Patates, soğan derken ET FİYATLARI CEP YAKIYOR

Patates, soğan, domates gibi ürünlerin yükselen fiyatları vatandaşın belini büküyor. Pazarda durum böyleyken geçtiğimiz günlerde gelen zamlarla birlikte beyaz et ve kırmızı et fiyatları da cep yakıyor. Ramazan ayının yaklaşmasıyla kimi fırsatçıların devrede olduğunu belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Fiyat atışları vatandaşın mutfağındaki yangını körükleyecek” dedi.

Ramazan ayının yaklaşmasıyla vatandaşın gözü tezgâhlardaki etiketlere çevrildi. Misafirlerini en güzel sofralarda ağırlamak isteyenler bu yıl biraz zorlanacak. Gıda fiyatlarındaki yükselişin ramazan sofralarını da vurması bekliyor. Patates, soğan ve domates gibi ürünlerin yükselen fiyatları konuşulurken bir zam haberi de beyaz ve kırmızı etten geldi. Yaklaşık 1 ay önce 10 liraya satılan tavuğun kilosu 14 liraya, 44 liraya satılan dana kuşbaşının kilosu ise 48 liraya çıktı. İl ve ilçelere göre değişen fiyatların neden arttığını konunun uzmanlarına sorduk. Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ ve Kasap Mücahit Erol gazetemize et fiyatlarındaki artışı değerlendirdi.

“ZAMLAR MUTFAKTAKİ YANGINI KÖRÜKLEYECEK”
Ülke ekonomisindeki dalgalanmalar gıda fiyatlarında da artışa sebep olduğuna değinen Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bazı firmalar zam yaptı. Bir kısım üreticiler ise fiyatları artırmadıysa bile gramajlar üzerinde oyunlara gidildi. Şimdi önümüzde Ramazan ayı var. Her yıl Ramazan gelmeden Ramazan öncesi ve Ramazan ayındaki fiyatları karşılaştırarak zam yapılıp yapılmadığını tespit ediyoruz. Geçtiğimiz yıla kadar dikkat çekici bir değişiklik olmuyordu. Ancak bu yıl daha Ramazan gelemeden birçok ürün grubunda ciddi fiyat artışları gözlemliyoruz. Fiyatların artışında hem ekonomik sıkıntının hem de fırsatçılık yapanların payı var. Bakliyatta ve et fiyatlarında artışın olduğunu görüyoruz. Ramazanda en fazla tüketilen, kırmızı et, beyaz et ve kahvaltılık ürünler Ramazan’a günler kala arttı. Zam yapanlar kurdaki artışları ve artan maliyetleri öne sürüyor. Ama tüketici açısından Ramazan gibi toplumun mecburen satın aldığı gıdalarda bu denli bir yükseliş vatandaşın mutfağındaki yangını körükleyecektir” dedi.

“BAŞKA ÜRÜNLERLE KIYAS YAPIP FİYAT ARTTIRMAK FIRSATÇILIKTIR”
Enflasyonun yüksek çıkmasındaki en büyük payın gıda fiyatları olduğunu ifade eden Deniz, “Bu Ramazan ayında da gıda fiyatlarındaki artışın süreceği dolaysıyla enflasyonun da artacağını öngörüyoruz. Son birkaç aydır dönem dönem bazı ürünler ortaya çıkartılıyor. Örneğin patates, soğan ve yeşilbiber gibi. Fiyatı çok artan gıdalar ön plana çıkartılıyor. Aslında gıda bir bütündür. Tüketici mutlaka ucuz-pahalı, kaliteli-kalitesiz olarak yönelimlerini belirliyor. Gıdanın en önemli özelliği ise mevsimsel duruma göre fiyatlarının belirlenmesidir. Patlıcan fiyatının kışın yüksek olması açıklanabilir. Ama kırmızı et veya yumurta gibi ürünlerle sebze fiyatlarının kıyaslanması ve buna göre zam yapılması kabul edilir değildir. Bu kriz fırsatçılığadır. Makul olan kendi maliyetinin üzerine makul bir kar oranı koyup satmandır. Ama işte domates 10 lira olduysa bu da bu fiyata demek doğru değildir” ifadelerini kullandı.

“BİR TAKIM TEDBİRLER ALINDI”
Kasaplar Federasyonu Başkanı Fehmi Yalçındağ ise “Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticilerin ve kasapların katıldığı bir toplantı düzenledi. Geçtiğimiz günlerde bir kıpırdama oldu ama şuan fiyatlar durağan. Toplantıda herkese gereken söylendi. Her Ramazan’da olduğu gibi hareketlenme oldu; ama fiyatlar yükselse de biz etiketlerimizi değiştirmeme kararı aldık. Bakanlık marketlere zararına ucuz et gönderiyordu. Bu uygulamadan da vazgeçildi anladığım kadarıyla. Toplantıda problemlerin çözümü noktasında da önerilerimizi sunduk. Bir takım tedbirlerin alındığını da biliyoruz” dedi.

“ÇÖZÜM, HAYVANCILIĞIN DESTEKLENMESİDİR”
Gazetemize konuşan Kasap Mücahit Erol ise, “Et fiyatları bundan birkaç gün öncesine kadar normal bir seviyede halkın alım gücünü zorlamayacak seviyedeydi. Son zamanlarda özellikle hayvan yem fiyatlarının artışı, hayvancılığın azalması gibi nedenlerin de içinde olduğu belli başlı sebeplerden dolayı et fiyatlarına fahiş zamlar yapıldı. Bir yandan nüfus artarken öte taraftan hayvancılık ise azalıyor. Tabi bu da doğal olarak et fiyatlarına yansıyor. Özellikle ithal et ile et fiyatlarını düşürmeye çalışıyorlar ancak bunun da pek faydasının olduğu söylenemez. Bu işin kökten çözümü hayvancılığın desteklenmesidir. Ülkemizde bu konuda desteklenmeler ve teşviklerle hayvancılık geliştirilmelidir” şeklinde konuştu.

“TAVUK FİYATLARI SEÇİM SONRASI YÜKSELDİ”
İthal etin yerli et kalitesini yakalayamadığını ifade eden Erol şöyle konuştu: “İlk etapta ithal et ile fiyatları düşürmeye çalıştılar, halk da bu ete rağbet etti ancak son dönemlerde bu ete rağbet de bitmiş durumda. Şu anda açıkçası bu et de marketlerde bulunmuyor. Şu anda fırsatçılık yapan da çok. Özellikle beyaz et dediğimiz tavuk fiyatları seçim sonrası epey yükseldi. Seçimden önce 11 TL’ye sattığımız tavuk etini şu anda 14 TL’ye satıyoruz. Çünkü bu et bize de aynı şekilde zamlı geliyor. Yine dana kuşbaşı fiyatları 44 TL’den 48 TL’ye yükseldi. Şu andaki satış fiyatları geçen yılın ramazan fiyatlarını geçmiş durumda. Et fiyatlarının en yüksek olduğu dönem ramazan ayını içine alan aylarda oluyor.”

FİYAT DALGALANMALARINI ÖNLEMEK İÇİN 150 MİLYON TL KAYNAK SAĞLANACAK
Öte yandan piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla hazırlanan Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Et ve Süt Kurumu'na (ESK), fiyat dalgalanmalarını önlemek amacıyla et alım satımında oluşacak fark için en fazla 150 milyon TL olacak şekilde destekleme ödemesi yapılacak. Karar, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla hazırlandı. Karar'a göre, ihtiyaç duyulması halinde, ESK'nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu Karar kapsamında yapılacak ödemeler için gerekli olan en fazla 150 milyon TL'lik kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden sağlanacak.

26.04.2019, Muhsin Şenol

11 Nisan 2019 Perşembe

Sıfır vergi gelsin, doymak istiyoruz

Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 paketi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklandı.

Açıklanan programda özellikle gıda enflasyonu ile mücadele konusunda düzenlemeler yer alırken, başta Hal Yasası olmak üzere kooperatifçiliğin gelişmesi ve hayvan üretiminin arttırılması için bazı önlemlerin alınacağı duyuruldu.

Açıklanan paketi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, çarşı ve pazarda yangın olduğunu belirterek, “her ne yapılacaksa acilen yapılmalı, tüketici artık doymak istiyor” dedi.

Deniz açıklanan paket ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçtiğimiz yılın mayıs ayından bu yana gıda ürünleri ile ilgili büyük sıkıntı yaşanmaktadır. Ülke ekonomisinin içinden geçtiği zor koşullara ek olarak tarla/sofra arasındaki yolun spekülatörlerce istismar edilmesi nedeniyle tüketici, mutfağındaki yangını söndüremez duruma gelmiştir. Tanzim satış, haksız fiyat artışlarına karşı yaptırım uygulamaları da bu yangının şiddetini azaltmamıştır. Şu anda tüketicinin birinci önceliği karnının doymasıdır. Yıllardır bekletilen Hal Yasası ve bağlı düzenlemelerin çıkarılacağı, kooperatifçilik merkezli gıda ve hayvancılık uygulamaları yerinde ama yıllardır gecikmiş hedeflerdir. Pakette açıklanan önlemler, yarın yaşama geçirilse bile, tüketicinin mutfağına yansıması zaman alacaktır. Ancak ucuz ve güvenli gıdaya ulaşmak için tüketicinin bekleyecek takati kalmamıştır. Bu nedenle acilen tüm gıda ürünlerini kapsayacak şekilde, alınan tüm vergiler 2019 yılı sonuna kadar geçici olarak sıfırlanmalıdır."

10.04.2019, Tüketici Postası

16 Şubat 2019 Cumartesi

Ortalığı Tanzim Edelim!...

Arapça kökenli bu sözcük, tanzim…
Sıraya koyma anlamına geldiği gibi bugünlerde düzen verme, yoluna koyma eylemine ışık tutuyor.

Gıda enflasyonu gözlerimizi ve dahi cebimizi patlatıp “aç mı kalacağız yoksa” dedirtince anımsayıverdik tanzim satış mağazalarını…

Ben küçüktüm, yaşadığımız kentteki tanzim satış mağazasını bulanık karede görüyorum.
Belediyenin bir çalışması olsa gerek; derme çatma bir dükkan ve raflar, yığılmış çeşitli ürünler…
Sahi, et de satılıyordu yanlış anımsamıyorsam.
Annemin elini tutup oraya uğradığımız oluyordu. Nedense çok fazla alışveriş yapamadan çıkardık. Ya ürünler bozuk, kalitesiz, ya da aradığımız ürün olmazdı çoğu kez.

Şimdi neredeyse ülke çapında, bir gecede açılıverdi bu satış yerleri.
Amaç gıdada göğe yükselen fiyatları tanzim edivermek…
İyi de oldu, marketler etiket değiştirmekle meşgul şimdilerde.

Ülkede bir ürünün fiyatı sıradışı hale gelince, tek tabancamız vardı, ithal ediyorduk hemencecik.
İthalat silahına tanzim satışı ekleyince, korksun bizden enflasyon canavarı.
Bir de, önden denetim/menetim bombalarını savurduk mu, bu savaşın galibi belli…

İyi de muhteremler, denetim yapmayı fiyatlar uçmadan akıl ediversek ya da “ithalattı, tanzimdi” diye icatlar çıkarmadan, uzun vadeli önümüze bakıp üretimi attırmak için erkenden önlemleri alıversek…

Ama şunu da teslim edelim, 2018 Haziran seçimlerine doğru da soğandı, patatesti diye birkaç kalem gıdada fiyat anomalisi yaşandı.
Bunu da, yerel seçimlere kırk gün kala not edelim.
Edelim de, sorunun sadece üretim yetersizliği olmayabileceğini de arada anımsayalım.

Bu makale 12.02.219 tarihinde

31 Ocak 2019 Perşembe

Deniz'den Tüketicilere Boykot Çağrısı

Patlıcan, biber, domates gibi sebzelerin fiyatlarında görülen anormal artış üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, marketlerdeki fiyat artışlarının sıkı bir şekilde denetleneceğini açıkladı.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, marketlerdeki olası kriz fırsatçılığını değerlendirirken tüketicilere çağrıda bulundu: "Sebzeleri mevsiminde tüketelim. Talep düşerse, kriz fırsatçıları beklediklerini bulamayacaklar."

İşte Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in A Haber TV. canlı yayınındaki değerlendirmeleri.

 29 Ocak 2019, AHaber TV.

12 Mart 2016 Cumartesi

Büyük yükseliş dar gelirliyi zorluyor!

Dünyada düşmesine rağmen Türkiye’de sürekli yükselen gıda enflasyonuna Rus ambargosu da etki etmedi. Meyve-sebze fiyatlarındaki yükseliş dar gelirliyi zorluyor.

Rusya’nın 1 Ocak itibariyle uygulamaya başladığı ambargonun başta meyve sebze fiyatları olmak üzere iç pazardaki ürün fiyatlarını ucuzlatacağı tezi, daha ilk günlerde çöktü. İstanbul Hali’nde satılan en ucuz salkım domates 5, çeri domates 7 lira civarında satılıyor. Fiyatlar market raflarında ise katlanıyor. Normal domatesin fiyatı vatandaşın alışveriş yaptığı marketlerde 8 lirayı buldu.

‘8 liraya domates mi olur?’
Sebze fiyatlarındaki artış Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek’i de canlı yayında isyan ettirdi. Zeyrek, “Şimdi güleceksiniz ama dün poşeti doldurup fiyatı gördükten sonra geri bıraktım. ‘8 liraya domates mi olur kardeşim’ dedim ve bıraktım. Ortalama bir süper marketin manav bölümünden bahsediyorum” ifadelerini kullandı.

Dünyada gıda düşüyor
Petrolün varil fiyatının 110 dolardan 35 dolar seviyelerine kadar düşmesi dünyada gıda fiyatlarını da düşürüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, 2015’te temel gıda fiyatlarında yüzde 19,1 düşüş görüldü. Ancak Türkiye’de gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 10’dan fazla artış gösterdi. Rusya’ya meyve-sebze ihracatının kesilmesiyle beklenen düşüş fiyatlara yansımadı. 31 Aralık 2015 fiyatlarıyla kıyaslandığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Hali’nde istatistiği tutulan 40 üründen 19’unun fiyatı ciddi artış gösterdi. Ürünlerin fiyatı marketlere gelinceye kadar katlandı.

‘Üretici de zor durumda’
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, gıda fiyatlarının toplumun ilk gündemi olduğunu belirterek, “Üretici de çok zor durumda. Zam yapmak satışların azalmasına yol açmaya başladı. Bu nedenle bu kez ambalajlı ürünlerde gramaj eksiltmeye başladılar. Bu yıl ürünü etkileyecek olumsuz mevsim koşulları da olursa Türkiye çok ciddi bir beslenme sorunu ile karşı karşıya kalabilir” dedi.

Expo’ya Rus gelmeyecek
Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı açıklamalarda, “Antalya expo toplantısını önümüzdeki sezon Rusya'dan gelmeyecek 4.5 milyon turistin telafisi için kullanacağız” dedi. “2014-2015'te yaşadığımız Türkiye algısına yönelik negatif saldırılar bizim 50 milyon turist hedefine ulaşmak için çok daha fazla çalışmamızı gerektiriyor” diyen Ünal, “Türkiye ile ilgili güvenlik riski algısının yayılmasında Rusya'nın ve Avrupa'daki rakip ülkelerin katkısı var. Önümüzdeki süreçte hızlı şekilde turizmin çeşitlenmesi bizim için önemli” şeklinde konuştu.

15.01.2016, Meydan http://www.meydangazetesi.com.tr/ekonomi/buyuk-yukselis-dar-gelirliyi-zorluyor-h57275.html

5 Mart 2016 Cumartesi

Vatandaşa Gizli Zam Darbesi

Gıda fiyatlarındaki artış tüketicinin cebini yakarken üreticiyi de yeni arayışlara itiyor. Son dönemde aynı ambalajlardaki gramajlar düşürülerek, tüketici yanıltılıyor.

Dünyada gıda fiyatları ucuzlarken Türkiye’de artmaya devam ediyor. Gıda fiyatlarındaki artış, tüketici kadar üreticiyi de düşündürüyor.

Üreticiler, fiyat artışı olmadığı izlenimi vermek için ürün gramajlarında küçültmeye gidiyor. Ürünlerin ağırlıkları, tüketicinin anlayamayacağı şekilde azaltılıyor. Bu da fiyatlarda gizli bir artışa neden oluyor. Son aylarda market raflarındaki birçok ürünün gramajının düşük olması dikkat çekiyor.

GRAMAJLAR AZALDI
Fiyat artışının göze batmaması için 1 kiloluk ürünler 900, 700 gramlık ürünler de 600 gramlık ambalajlarda önceki fiyatlarından satılmaya çalışılıyor. Gramajı düşürülen ürünlerin başında peynir çeşitleri ve yoğurt gibi vatandaşın yoğunlukla tükettiği süt ürünlerinin gelmesi dikkat çekiyor. Daha önce 1 kilo olarak satılan beyaz peynirler artık 900 gram, 700 gram olarak tüketiciye sunulan kaşar peynirler 600 gram, 2.250 gram olan yoğurtlar da 2 kilodan satılıyor.

GIDA FİYATI DÜNYADA DÜŞÜYOR
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünyada gıda fiyatları geçen yıl yaklaşık yüzde 20 oranında geriledi. Fiyatlar son beş yılın dibinde. Dünyada bu gelişmeler yaşanırken Türkiye'de ise gıda ürünlerinin fiyatı her geçen gün artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), açıkladığı verilere göre tüketici fiyatları endeksi geçen yıl yüzde 10,8 oranında arttı.

Tüketici dernekleri ise gıdada enflasyonun açıklananın en az iki katı olduğu görüşünde. Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz, gıda fiyatlarındaki artışın açıklanan enflasyon oranlarının çok daha üzerinde olduğunu söyledi. Tüketici Birliği Federasyonu olarak yaptıkları çalışmalarda gıda fiyatlarındaki enflasyonun yaklaşık yüzde 25 civarında olduğunu belirlediklerini ifade etti.

TÜİK NEREDEN ALIŞVERİŞ YAPIYOR?
Enflasyonu düşük gösteren TÜİK’in nereden alışveriş yaptığını merak ettiklerini belirten Deniz, “TÜİK nereden alışveriş yaptığını açıklarsa gidip o marketten alışveriş yapacağız. TÜİK’e göre enflasyon yüzde 8. Oysa mutfakta yangın var ama resmi rakamlarda yerini bulmuyor” dedi.

TÜKETİCİ FİYATA BAKIYOR
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu da gıda ürünlerinin ağırlıklarında çeşitli tekniklerle hileler yapıldığını söyledi. Tüketicinin rafta gördüğü ürünün gramajına değil fiyatına baktığını ifade eden Ağaoğlu, fiyatın değişmediğini görünce gramajın da aynı olduğunu düşündüğünü belirtti. Bu yapılanın gizli zam olduğunu dile getiren Ağaoğlu, tüketicilerin, aldığı ürünlerin fiyatı kadar gramajına da bakması gerektiğini kaydetti.

GRAMAJ EKSiLTME GiZLi ZAMDIR
Bülent Deniz, gıda üreticileri ve satıcılarının piyasada rekabet edebilmek, müşteri kaybetmemek, satışlarda düşme yaşanmaması için fiyatlara zam yapmak yerine ambalajlarda ve gramajlarda eksiltme yoluna gittiklerini dile getirdi. Deniz, “Bu bir gizli zamdır. Tüketici açısından aynı paraya aldığı ürün şimdi daha az. Zaten birçok tüketici de ambalaj aynı olduğu için gramajın azaldığının farkında bile değil” dedi.

Hasan Önal, 14.01.2016 Özgür Düşünce http://www.ozgurdusunce.com/haber/vatandasa-gizli-zam-darbesi-10063/

7 Şubat 2016 Pazar

Tarladan aldım 7 lira markete geldim 27 lira

Ürünlerin fiyatları tarladan sofraya gelene kadar dört kat arttı. Tarlada 7 lira olan kuru incirin fiyatı markette 27 liraya çıktı. Tüketici ve üretici arasındaki aracılar nedeniyle fiyatların arttığını söyleyen Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, bugüne kadar hiçbir siyasi iktidarın bu soruna çözüm bulamadığını söyledi.



Üreticiyle tüketici arasındaki aracılar nedeniyle sebze meyve fiyatları artmaya devam ediyor. Tarlada 50 kuruş olan portakal, markete gelene dek yüzde 347 zamlanarak 2 lira 24 kuruşa yükseldi. Tarlada 7 lira olan kuru incirin fiyatı ise markete gelene dek yüzde 284 artarak 27 liraya yükseldi. Vatandaşın sepetindeki ürünlerin fiyatlarında yaşanan aşırı artış nedeniyle mutfakların yangın yerine döndüğünün altını çizen tüketici hakları savunucuları, üretici ile tüketici fiyatları arasındaki farktan en büyük zararı yine üreticiler ve tüketicilerin gördüğünü belirtti. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bugüne kadar hiçbir siyasi iktidar haldeki bu yapılanmayı yok edemedi.” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), üretici ile market fiyatları arasında meydana gelen uçurumu ortaya koyan bir çalışma yaptı. Ürünlerin fiyatları tarladan sofraya gelene kadar üç-dört kat arttı. Üreticilerin sattığı fiyat ile marketteki fiyat farkı portakalda 4,5 katı, maydanozda 4,2 katı, patateste 3,9 katı, kuru incirde 3,8 katı, kuru kayısıda 3,6 katı, elmada 3,4 katı, havuç ve mandalinada 3,3 katı buldu. Aralık ayında üreticide, 50 kuruş olan portakal markette 2 lira 24 kuruşa, üreticide 27 kuruş olan maydanoz markette 1 lira 10 kuruşa, üreticide 44 kuruş olan patates markette 1 lira 71 kuruşa, üreticide 7 lira olan kuru incir markette 26 lira 93 kuruşa satıldı. Tarladan sofraya gelene kadar kuru kayısının fiyatı 9 lirada 32 lira 40 kuruşa, elmanın fiyatı 96 kuruştan 3 lira 24 kuruşa, havucun fiyatı 54 kuruştan 1 lira 79 kuruşa, mandalinanın fiyatı ise 66 kuruştan 2 lira 15 kuruşa çıktı. 

Üretici ile tüketici fiyatları arasındaki farktan en büyük zararı yine üreticiler ve tüketicilerin gördüğünü belirten Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Parsayı aradaki aracılar topluyor.” vurgusu yaptı. Bugüne kadar hiçbir siyasi iktidarın haldeki bu yapılanmayı yok edemediğini söyleyen Deniz, bu konuda kooperatifleşme başta olmak üzere cesur adımlar atılması gerektiğini ve zaman kaybetmeden müdahale edilmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

RUSYA'YA ÜRÜN SATILAMAYINCA FİYATLAR DÜŞTÜ
Hem üreticide hem markette fiyatı en fazla artan ürün olan kabağın bu dönemde örtü altında üretildiğini, hava sıcaklıklarının düşmesiyle bitki gelişiminin yavaşladığını bildiren TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bitki gelişiminde yavaşlamayla hasat edilen ürün miktarının azaldığını bunun da fiyatlara yansıdığını belirtti. Patlıcan, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde de benzer bir durumun söz konusu olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Kışlık sebzelerden ıspanak, pırasa, lahana, karnabahar gibi ürünlerde de düşük hava sıcaklıkları nedeniyle yavaş gelişme yüzünden fiyatlarda artış yaşandı. Hasat döneminde olan havuçta, arzın artması nedeniyle fiyatlar geriledi. Rusya ile yaşanan durumdan kuru kayısı ve kuru üzüm de etkilendi. İhracata gidecek ürün iç piyasaya yönelince fiyat düşüşü yaşandı.” dedi.

Koray tekin, 04.01.2016 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tarladan-aldim-7-lira-markete-geldim-27-lira_2336268.html

23 Ekim 2015 Cuma

Market Sepetinde Hesap Şaştı

Vatandaşın enflasyonunun ne kadar yüksek olduğunu TÜİK'in kendi sepeti ele veriyor. TÜİK enflasyonu yüzde 7,95 olarak açıklamasına rağmen 28 ürünün bulunduğu market sepetindeki enflasyon yüzde 15,2. Sepetteki fiyat artışının yıl sonunda yüzde 25'i bulacağını belirten uzmanlara göre kur artışı ve siyasi belirsizlik, gıda fiyatlarına yeni zamlar getirebilir.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyon sepeti, PVC pencere, odun ücreti, otoban geçiş ücreti, mektup gönderme ücreti, boş DVD ve şans oyunları gibi 426 ürün ve hizmetten oluşuyor. Ancak TÜİK'in enflasyon sepetinde yer alan 28 temel gıda maddesindeki yıllık fiyat artışı vatandaşa yansıyan enflasyonun çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. TÜİK'in önceki gün açıkladığı Eylül ayı enflasyonu yüzde 7,95, ancak TÜİK sepetinde yer alan ve en çok tüketilen 28 temel gıda ürünündeki enflasyon oranı yüzde 15,2. Bu ürünlere bakıldığında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının bir yılda ortalama iki kat zamlandığı görülüyor. Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamları ile tüketicinin yaşadığı enflasyonun çok farklı olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 civarında olacağı şimdiden belli.” dedi.

Eylül ayında enflasyon bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,95 oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık enflasyon ise yüzde 10,73 olarak açıklandı. Ancak her iki rakam da alışveriş sepetindeki yangından çok uzak. Örneğin ayçiçeği yağının fiyatı bir yılda yüzde 15,2 arttı. Fındık içinin fiyatındaki artış rakamı ise dudak uçuklattı. Fındık içinin fiyatı bir yılda yüzde 38'den fazla yükselerek 43 liradan 60 liraya yükseldi. Sivri biberin fiyatı bir yılda yüzde 28,7, kuru soğanın fiyatı ise yüzde 14,9'a yükseldi. Aynı dönemde patlıcanda yüzde 45, mercimekte yüzde 36, salçada yüzde 18, balda yüzde 13,3 artış yaşandı. Çayın fiyatı ise yüzde 20'den fazla artarak 17 lira seviyelerinden 21 lira seviyelerine çıktı.

İstatistik Kurumu'nun yayımladığı rakamların vatandaşın sepetindeki yangını ne kadar yansıttığını Zaman'a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı rakamlar tüketicinin yaşadığı enflasyondan çok farklı. Tüketicinin sepetinde ağırlıklı olarak gıda, eğitim, enerji ve iletişim var.” dedi. “Bu sepete, özellikle gıda kalemine baktığımızda tüketicinin yaşadığı enflasyon yüzde 30'lara dayanmış durumda. Aynı şekilde kur artışı nedeniyle bu yılki eğitime başlama masrafları yüzde 70 civarında arttı.” Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 olacağının şimdiden belli olduğunu belirten Deniz, kur artışı, seçim ortamı ve terör sebebiyle enflasyon oranının daha da yükselme ihtimali olduğunu söyledi.

DÜNYADA GIDA FİYATLARI DÜŞERKEN TÜRKİYE'DE ARTMASI NORMAL DEĞİL
Dünya Gıda Örgütü (FAO) tarafından 9 Temmuz 2015 tarihinde yayınlanan “Gıda Fiyat Endeksi” verilerine göre dünya gıda fiyatları, 2015 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21 düşüş kaydetti. Aynı dönemde hububat fiyatları yüzde 17, bitkisel yağ fiyatları yüzde 17 geriledi. Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, Türkiye'deki gıda fiyatlarının dünyadaki gerilemelere rağmen artmasının normal olup olmadığını sorguladı. “Peki, Türkiye'de fiyatların hızlı artışı normal mi?” Olmadığını belirten Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, dünyada gıda fiyatlarının azalmasıyla ilgili olarak ise şu açıklamada bulundu: “Dünyada gıda fiyatları azalıyor, çünkü dünya petrol fiyatlarındaki gerileme gıda üretim maliyetlerini düşürüyor. Dolayısıyla dünyada gıda fiyatları azalıyor. Oysa Türkiye'de dünyanın tam aksine gıda fiyatları en hızlı artan kalem oluyor. Böylece gıda fiyatlarına paralel olarak lokanta ve otel hizmeti fiyatları da hızla yükseliyor. Kısaca, dünyada petrol fiyatlarının gerilemesi enflasyonu azaltıyor. Ama Türkiye vergi toplamak amacıyla enerji fiyatlarını düşüremediğinden enflasyon artıyor. Tabii Türk parasının yıl başından beri yüzde 32 oranında değer kaybetmesi de geçiş mekanizmaları nedeniyle iç fiyatları çoğaltan başka bir neden oluyor.”

Koray Tekin, 07.10.2015 Zaman, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_market-sepetinde-hesap-sasti_2320375.html

24 Haziran 2015 Çarşamba

Ramazan Kumanyasında Büyük Tehlike

Bazı marketlerin, Ramazan kumanyası kolilerine tarihi geçmiş ürünler doldurduğu ortaya çıktı. Vatandaş Tarım Bakanlığı’nı göreve çağırdı...

Her yıl Ramazan ayında ihtiyacı olan kişilere dağıtılmak için marketler tarafından hazırlanan yardım kolileri bu yıl da raflardaki yerini aldı. İçerisinde bakliyattan yağa, salçadan una, makarnadan şekere kadar ortalama dokuz kalem ürün bulunan koliler, 

22 ila 90 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Ancak Ramazan’ı fırsat bilip satışlarını artırmak ve stoklarını eritmek isteyen bazı marketler, bu kolilere tarihi geçmiş ürünler koyabiliyor. Bu fırsatçılar, tüketicilerin sağlığıyla oynadığı gibi yardımsever vatandaşların da iyi niyetini suistimal ediyor.

'YALANCI İNDİRİMLERE KANMAYIN'
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, vatandaşları Ramazan’da alışveriş yaparken daha dikkatli olmaları konusunda uyardı. “Ramazan’da gıda tüketiminin artmasını fırsat bilen bazı marketler kumanya kolilerine tarihi geçmiş ürünler koyarak tüketicilerin sağlığıyla oynuyor. Bu konuda yüzlerce şikayet alıyoruz” diyen Aydın Ağaoğlu, bu durumun daha çok bakliyat, kuruyemiş ve toz tatlılar da yaşandığını vurguladı. 

TÜSODER Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Güvenmediğiniz yerlerden alışveriş yapmayın. Yalancı indirimlere ve promosyon ürünlerine kanmayın. Fişlerinizi de mutlaka kontrol edin” dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise bunu ‘fırsatçılık’ olarak nitelendirdi. Kumanya kolilerine tarihi geçmiş ürün koyan kötü niyetli market sahiplerinin, bu kolilerden alıp yardım yapmak isteyenleri suiistimal ettiklerini vurgulayan Deniz, “Bu konuda Tarım Bakanlığı gerekli denetimleri yapmalı. Ama bu denetimler yok denecek kadar az. Vatandaşın sağlığı Allah’a emanet” diye konuştu. 

‘BARKOD SİSTEMİ GELMELİ’
Deniz, “Kolilerde ortalama 9 ürün var. Tüketicilerin koliyi açıp tek tek ürünleri kontrol etme şansı yok. O nedenle kumanya kolileri barkod sistemine dahil edilmeli. Bu önerimizi Tarım Bakanlığı’na da ilettik” dedi. 

Ramazan ayında artan gıda fiyatlarını ve kumanyalar içindeki gıdaların kalitesini son 12 yıldır yakından takip ettiklerini belirten Bülent Deniz, şöyle devam etti: “Yaptığımız çalışmalar ve hazırladığımız fiyat endeksleri neticesinde son üç yıldır fiyatların kontrol altına alınmasını sağladık. Ama gıda kalitesi konusunda hâlâ boşluklar var.”

Elif Akın, 20.06.2015 Millet http://ekonomi.millet.com.tr/ramazan-kumanyasinda-buyuk-tehlike-haberi/1269281

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Sebze Meyve Fiyatları Daha da Artacak

Bütün dünyada gerileyen gıda fiyatları Türkiye'de bir türlü düşürülemiyor. Bahar ayları yaşanmasına rağmen bazı ürünlerin fiyatlarının yüzde 600'lere kadar çıkması vatandaşın cebini vuruyor. Artışın girdi fiyatlarına yapılan zamdan kaynaklandığı belirtildi.

Tür­ki­ye­’de seb­ze ve mey­ve fi­yat­la­rı cep ya­kı­yor. Uz­man­lar, do­lar­da­ki ar­tı­şın et­ki­siy­le fi­yat­la­rın 7 Ha­zi­ra­n’­da ya­pı­la­cak ge­nel se­çim­le­rin ar­dın­dan da­ha da ar­ta­ca­ğı uya­rı­sı ya­pı­yor. Tür­ki­ye­’de son bir yıl­da seb­ze ve mey­ve fi­yat­la­rı bir­çok ürün­de yüz­de 100’den faz­la art­tı. Dün­ya­da ucuz­la­yan seb­ze ve mey­ve, ta­rım ül­ke­si Tür­ki­ye­’de zam­lan­dı. Fi­yat ar­tı­şı sa­rım­sak­ta yüz­de 600, ye­şil bi­ber­de yüz­de 215, be­zel­ye­de yüz­de 330, pat­lı­can­da yüz­de 210, sa­la­ta­lık­ta yüz­de 150 ol­du. Üre­ti­ci­ler zam­mı ma­li­yet­ler­de­ki ar­tı­şa bağ­la­dı. Tü­ke­ti­ci der­nek­le­ri hal­kın enf­las­yo­nu­nun yüz­de 25’i geç­ti­ği­ni be­lirt­ti.

Geç­ti­ği­miz yıl don ya­şan­dı­ğı­nı ha­tır­la­tan üre­ti­ci Ra­miz Top­çu, “Bu yıl don ol­ma­dı. Ama iki kat zam ol­du­” de­di. Fi­yat ko­nu­sun­da ken­di­le­ri­nin be­lir­le­yi­ci­li­ği ol­ma­dı­ğı­nı di­le ge­tir­di. Ar­tan ma­li­yet­le­rin üre­ti­ci­nin be­li­ni bük­tü­ğü­nü be­lir­ten Top­çu, “Ma­zot, güb­re, to­hum, iş­çi­lik ma­li­yet­le­ri kat­lan­dı. Ar­tan fi­yat­lar da bi­ze yan­sı­ma­dı­ğı için za­rar edi­yo­ru­z” de­di.

Es­naf da mağ­dur olu­yor
Hal es­na­fı, ken­di­le­ri­nin de yük­sek fi­yat­tan mağ­dur ol­du­ğu­nu ifa­de et­ti. İs­tan­bul ha­lin­den es­naf Na­mık Kuş, sa­tış­ta zor­lan­dık­la­rı­nı ak­tar­dı. Kuş, “Ken­di­miz de tü­ke­ti­ci­yiz, biz de gram­la alı­yo­ruz. Fi­yat­lar yük­sek ol­du­ğu için kâr ko­ya­mı­yo­ruz. Bu yüz­den üre­ti­ci de ka­za­na­mı­yor biz de­” de­di.

TÜ­İK'in enf­las­yo­nu doğ­ru de­ğil
Tü­ke­ti­ci Bir­li­ği Baş­ka­nı Bü­lent De­niz, “Son iki yıl­dır enf­las­yon oran­la­rı so­kak­ta­ki enf­las­yo­nu yan­sıt­mı­yo­r” de­di. TÜ­İK’­in açık­la­dı­ğı yüz­de 8-9’luk enf­las­yo­nun doğ­ru ol­ma­dı­ğı­nı ak­tar­dı. De­niz, “Tür­ki­ye­’de çar­şı-pa­zar enf­las­yo­nu yüz­de 25’e ulaş­tı­” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.

İthal patates çiftçiyi bitirir
Tür­ki­ye­’de pa­ta­tes üre­ti­mi­nin 5'te bi­ri­nin ger­çek­leş­ti­ği Niğ­de'nin Zi­ra­at Oda­sı Baş­ka­nı Ve­li Ke­nar, 'pa­ta­tes it­ha­la­tı' söy­len­ti­si­nin bi­le çift­çi­yi olum­suz et­ki­le­di­ği­ni be­lirt­ti. Ke­nar, "Tür­ki­ye'ye it­hal pa­ta­tes gel­me­si ha­lin­de Niğ­de, Ada­na ve Öde­miş üre­ti­ci­si if­las eder. biz ci­var ül­ke­ler­de üre­ti­len­den kat kat pa­ha­lı üre­ti­yo­ru­z” de­di.

Dolar fiyatları artıracak
Tü­ke­ti­ci Ko­ru­ma Der­ne­ği Ge­nel Sek­re­te­ri Ha­lil Ça­ma­lan ise seb­ze ve mey­ve fi­yat­la­rın­da­ki ar­tı­şa an­lam ve­re­me­di­ği­ni kay­det­ti. “Zam­lar al­dı ba­şı­nı gi­di­yo­r” di­yen Ça­ma­lan, zam­mın sem­bo­lü­nün pa­ta­tes ol­du­ğu­nu di­le ge­tir­di. Ça­ma­lan, “Tür­ki­ye­’de en çok ye­ti­şen ürün­ler­den bi­ri pa­ta­tes­tir. Ama o bi­le el ya­kı­yor. Do­lar­da­ki ar­tı­şın ­da et­ki­siy­le iki üç ay için­de tüm seb­ze ve mey­ve­de fa­hiş fi­yat­lar­la kar­şı­la­şa­ca­ğı­z” di­ye ko­nuş­tu.

Ömer Önder, 09.05.2015 Bugün http://www.bugun.com.tr/ekonomi/vatandasa-bir-sok-daha-haberi/1632080

8 Mayıs 2015 Cuma

Ülke Haber Patatesin Fiyat Artışını Araştırdı

Patates fiyatları rekor üstüne rekor kırıyor. Üreticide 1 lira olan patates tüketiciye gelene kadar 5 lirayı buluyor. Patatesin rekora koşan yolculuğunu sebebini Ülke Haber tüketiciler için araştırdı.

Patatesin fahiş fiyatlara çıkması gündeme bomba gibi düştü. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin spekülatörlere sert cevap vermesinin akabinde aniden düşüşe geçen fiyatlar kafalarda soru işareti bıraktı.

Komşu Gürcistan'da 65 kuruştan satılan patatesin kilosu Türkiye'de cep yakıyor. 

Fiyat farkının bu kadar fazla olmasını, patatesin zam sürecini, Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz'e sorduk.

Deniz yaptığı açıklamada:
"Bakanın açıklamasından sonra fiyatların direkt düşüşe geçmesi ortada kötü niyetli bir spekülasyon olduğunu teyit ettirir. Bakan beyin yapmış olduğu açıklama çok doğru buluyoruz zaten kendisini de bu konu hakkında desteklediğimizi bildirdik. Bakanın ithalat kozundan sonra fiyatların düşüşe geçmesi zaten ortada yapay bir durum olduğunu gösteriyor.

Anladığım kadarıyla patatese özgü bir operasyon var. Çünkü o patatesi üreticiden tüketiciye ulaştığı zincirde diğer gıdalar da var. 

Bu adamlar başka ürünleri de satıyorlar domates de soğan da böyle bir şey olmadı da niye patates de oldu. Ben kabzımal olsam kamyona sadece patates koymuyorum çilek de koyuyorum üzüm de koyuyorum karpuz da koyuyorum onların fiyatları artmadı da niye patatesin ki artıyor." 

FİYAT ARTTIRACAK SEBEP BULAMADIK
Patatesin fiyatının yükselmesinin vicdansızlıktan başka bir şey olmadığını belirten Deniz

"Biz bu konuyu çok tartıştık niye sadece patates diye ama ortada fiyat arttıracak bir sebep bulamadık doğrusu.

O yüzden bu artışın yapay olduğunu ordan analayabiliyoruz. Tamam gıda enflasyonu çok yüksek hepimiz biliyoruz ama fasulye veya soğan da böyle bir artış yokken patatesin artışı tüm meyve ve sebzeleri solladı. Bu konu hakkında söylenecek tek bir söz var o da vicdansızlık olduğudur." dedi.

Ersun Giray Topçular, 08.05.2015 Ülke Haber http://www.ulkehaber.com/ekonomi/haber/112506-ulke-haber-patatesin-fiyat-artisini-arastirdi

12 Nisan 2015 Pazar

Batık Kredi Kartı Sayısı Kriz Yıllarına Yaklaştı

2014’te işsiz sayısı 3 milyonu, batık kredi kartı sayısı ise 1 milyonu geçti. Tüketici Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, 9 milyon insanın, kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini söyledi. Vatandaşın artan enflasyon karşısında çaresiz kalarak karta yüklendiğini belirtti, “Problem yanlış ekonomik politikalarda.” dedi.

Artan işsizlik ve kötüye giden ekonomik şartlar batık kredi kartı sayısında patlamaya yol açtı. Küresel krizin yaşandığı 2009’da 1 milyon 246 bine yükselen, sonraki yıllarda 671 bine kadar gerileyen batık kredi kartı sayısı, 2014’te 1 milyon 18 bine fırladı. 2009’da kredi kartı borcundan icralık olup halen borcunu ödeyemeyen 359 bin kişi bulunuyor.

Ödenmeyen kredi kartı borç toplamı da 2002’de 222 milyon lirayken, 25 kat artarak 5,8 milyar liraya ulaştı. Batık kredilerin, işsizliğin zirve yaptığı kriz dönemlerinde yükselmesi dikkat çekiyor. 2009’da 3 milyon 43 bine ulaşan işsiz sayısı daha sonra azalarak, 2012’de 2 milyon 518 bine inmişti. Geçen yıl ise bu sayı 3 milyon 64 bine yükseldi.

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı avukat Mehmet Bülent Deniz, kredi kartı borcundaki artışın felakete doğru gittiği uyarısında bulundu. 3 milyona yakın kişinin yasal takip altında olduğunu, 9 milyon insanın da kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini söyledi. Mutfaktaki enflasyonun açıklanandan fazla olduğunu belirtti ve “Vatandaş aç oturamayacağına göre, mecburen kartına yükleniyor. Problem, kartın bilinçsiz kullanılmasında değil, yanlış ekonomik politikalarda.” dedi.

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin yayınladığı istatistikler kredi kartından dolayı yasal takibe girenlerin sayısındaki tehlikeli artışı gözler önüne serdi. Kredi kartı borcunu ödemeyip yasal takibe düşenler küresel krizin yaşandığı 2009’da 1 milyon 246 binle zirve yaptı. 2010’da 824 bin, 2011’de 671 bin kişi kredi kartı borcundan dolayı icralık oldu. Söz konusu rakam 2012’de yeniden artışa geçti. 2012’de 907 bin, 2013’te 915 bin kişi hakkında bankalar kredi kartı borcundan dolayı yasal takip başlattı. Geçtiğimiz yıl ise icralık olanların sayısı 2013’e göre 100 bin artarak 1 milyon 18 bine yükseldi. Artış 2015’te de sürdü. Geçen yılın ilk iyi ayında 186 bin kişi kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınırken, bu yılın ilk iki ayında bu rakam 211 bine yükseldi. İcralık olmasına rağmen borcu halen devam edenlerin sayısı da ürkütücü boyutlara ulaştı. Hakkında 2009’da yasal takip başlatılan 359 bin kişi halen borcunu ödemedi. 2010’dan 207 bin, 2011’den 178 bin, 2012’den 316 bin, 2013’den 436 bin 2014’ten 710 bin, 2015’in ilk iki ayından ise 185 bin olmak üzere halen toplamda 2 milyon 391 bin kişinin ödenmemiş kredi kartı borcu bulunuyor.

‘Artık borçluluktan utanılmıyor’
Varlık Yönetim Şirketleri Derneği eski Başkanı Hilmi Güvenal, batık kredilerin iki yıl ödenmedikten sonra, bankaların bu kredileri varlık yönetim şirketlerine satıldığını anlattı. Batıkların yüzde 75’ini kredi kartı, geriye kalan yüzde 25’ini ise diğer kredilerin oluşturduğunu vurgulayan Güvenal, batıktaki yükselmenin getirdiği değişime de değindi. Artan sayının insanları borca alıştırdığına dikkat çeken Güvenal, “Borçlu sayısı az olduğunda insanlar ‘borçluyum’ demekten çekinirken, borçlu sayısının artması ile borçlu olma durumunu normalleşti.” dedi. Şimdiye kadar 500 bin kişinin varlık yönetimi şirketleri aracılığı ile borçlarını kapattığını belirten Güvenal, 2008-2014 yılları arasında bankaların varlık yönetim şirketlerine 19 milyar lira batık kredi sattığını, şirketlerin ise bu alım için 2,8 milyar lira ödediğini açıkladı. Anadolu’da yaşayanların işsiz kaldıklarında yeni bir iş bulma imkânlarının çok sınırlı olduğunu, bu sebeple borcunu ödeyemediğini ifade eden Güvenal, bankaların tahsil edemediği batıkların yüzde 60’ının Anadolu’dan çıktığını kaydetti. Güvenal, “Anadolu, krediyi daha az kullanıyor ama daha fazla yüzdesini batırıyor.” diye konuştu.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, geçen yıl temmuz ayından bu yana kredi kartı borçlarındaki büyük artışa dikkat çekmeye çalıştıklarını söyledi. 2014’ün Ekim, Kasım aylarında tüketici derneklerine kart borcunu ödemeyen vatandaşların yoğun başvuru yapmaya başladığına işaret eden Deniz, bu konuda gerekli uyarıları yaptıklarını ancak iktidarın önlem almak yerine, mevcut pozisyonunu sürdürme kararı aldığını söyledi. Batık kredi kartlarındaki artışı, tüketici güven endeksiyle incelediklerinde, sayının felakete doğru sürüklendiğine işaret eden Deniz, şu bilgileri verdi: “Bugün 3 milyona yakın insan yasal takip altında. 9 milyon insan da kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebiliyor. Yani, bu kadar insanın yasal takibe düşme tehlikesi söz konusu. Ailelerle hesapladığımızda, bu, nüfusun hemen hemen yarısının çok sıkıntı içerisinde olduğuna işaret ediyor.”

Kredi kartı borcunu ödemeyenlerin kart harcamalarının yüzde 60’ının gıda, ısınma ve iletişim gibi zorunlu yaşamsal kalemlere yaptığını belirten Deniz, “Vatandaş aç oturamayacağına göre, mecburen kartına yüklenerek yaşamını devam ettiriyor. Problem, vatandaşın kartı bilinçsiz kullanmasında değil, yanlış ekonomi politikası izlemesinden kaynaklanıyor.” saptamasını yaptı. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısının artmaya devam edeceği tahmininde bulunan Deniz, kamu borçlarının yapılandırması çalışmasında, kredi kartı borçlarını ödeyemeyenlerin de eklenmesini istediklerini, fakat iktidarın bu taleplere kulak tıkadığını sözlerine ekledi.

Limit sınırlaması, borcu borçla kapatma dönemini bitirdi
Borcunu ödeyemeyenlerin sayısındaki artışta kredi kartı harcamalarına çekidüzen vermek için 2013 yılında hayata geçirilen limit sınırlaması da etkili oldu. Bir banka borcunu başka bankadan çektiği nakit avans ve kredilerle kapatan borçlular limit sınırlamasından dolayı bu yola başvuramıyor. Bankalardan batık kredilerini satın alıp tahsilini yapan şirketlerin oluşturduğu Varlık Yönetim Şirketleri Derneği’nin eski Başkanı, Turkasset’in Genel Müdürü Hilmi Güvenal, “Diyelim ki 20 bankadan kredi kartınız vardı. Birine borç taktığınızda diğerlerinden nakit çekerek borcu kapatıyordunuz. Bankaların 50-60 bin lira limit imkânı tanıdığı kredi kartı sahiplerinin limitleri bu düzenlemenin ardından bir anda birkaç bin liraya kadar düştü. Böyle olunca da kredi kartı borçlarını borçla kapatamaz hale geldiler.” dedi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, (BDDK) Ekim 2013’te yaptığı düzenlemeyle kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartı limiti, ilk yıl için aylık ortalama net gelirinin 2 katı, ikinci ve sonraki yıllar için ise 4 katı aşamayacak şekilde sınırlandırmıştı. Düzenleme ayrıca bir takvim yılı içinde asgari ödeme tutarı toplam üç kez ödenmeyen kredi kartlarının kullanıma kapatılmasına da imkan tanıdı. BDDK’nın Şubat 2014’te yaptığı diğer bir düzenlemeyle de gıda, yemek, akaryakıt, kuyum ve cep telefonu gibi ürünlerde taksitlendirmeyi kaldırmıştı. Düzenlemeyle mobilya ve beyaz eşya satışlarında ise taksit sayısı 9 ayla sınırlı tutulmuştu.

Selçuk Kapuci, 12.04.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_batik-kredi-karti-sayisi-kriz-yillarina-yaklasti_2288435.html

20 Eylül 2014 Cumartesi

Yumurtaya Bir Ayda Yüzde 20 Zam Geldi

Rusya’nın Avrupa Birliği’ne ambargo uygulamasıyla en yakınındaki Türkiye için önemli bir ihracat fırsatı ortaya çıktı.
 
Ancak ihracatçılar için fırsat olarak gösterilen bu gelişme, vatandaşa pek de olumlu yansımadı. Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (Yum-Bir), eylülün ilk günü itibarıyla ortaya çıkan yumurta fiyatlarını geçtiğimiz gün açıkladı. Buna göre peşin fiyatlarla gerçekleşen yumurta fiyatları bir aylık sürede yüzde 20’lik artış gösterdi. Okulların açılma döneminde meydana gelen bu artışın geçen yılın aynı döneminde yüzde 5’ler seviyesinde kalması ise Rusya etkisini ortaya çıkardı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “İhracat yapacağız diye, iç pazardaki fiyatları, arz eksikliği nedeniyle yükseltmek kabul edilebilir değil.” yorumunda bulunurken, Yum-Bir Başkanı Hasan Konya, fiyat artışında Rusya’ya ihracat fırsatının ortaya çıkmasından ziyade okul dönemiyle yumurtaya artan talebin etkili olduğunu savundu.
   
Rusya, Avrupa Birliği ve Amerika’nın ekonomik yaptırımlarına karşı tarım ürünü ve ham madde alımını bir yıllığına yasakladı. Yaklaşık 43 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Rusya’nın ihtiyacını karşılayacağı ülkelerin başında Türkiye’nin yer alması ise fiyatların yukarı yönlü tırmanışa geçmesine neden oldu. Halihazırda kuraklık ve don nedeniyle gıdada yüzde 30’lara varan enflasyonla mücadele eden Türkiye’deki yumurta fiyatları bir ayda yüzde 20 arttı. Yum-Bir verilerine göre geçtiğimiz ağustos ayında 17 kuruş olan beyaz piliç yumurtasının fiyatı bir eylül itibarıyla yüzde 17’lik artışla 20 kuruşa yükseldi. En düşük artışın gözlendiği bu yumurta tipinde gözlenirken artış miktarı en yüksek olan yumurta tipi ise yüzde 22 ile beyaz yarka tipi yumurta oldu. Kahverengi ve beyaz yumurtaların fiyatlarında yaşanan fiyat değişimlerinin ortalaması ise yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti.
 
Ülkenin ihracat yapmasının, cari açığın kapatılması için gerekli olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “Ancak gıda, enerji ve benzeri stratejik kalemlerde, öncelikle iç pazardaki ihtiyacın karşılanması ve bu sağlanırken de, fiyatların toplumun alım gücüne paralel şekilde olması beklenir.” dedi.
 

21 Ağustos 2014 Perşembe

Mutfakta Yangın Var!

Son dönemde yükselen enflasyonda gıda fiyatlarının etkisi giderek artıyor. Marketlerdeki ürün fiyatlarından derlenerek hazırlanan rapora göre ortalama bir ailenin mutfak masrafı bir önceki yıla göre yüzde 28 artmış. Bu artışın düşük gelirliyi zenginden daha fazla etkilediğini belirten uzmanlara göre TÜİK enflasyonu gerçeği yansıtmıyor.
 
Ekonomist Uğur Gürses’e göre gıda fiyatlarındaki artış, zenginden daha çok düşük gelirli vatandaşları olumsuz etkiliyor. Türkiye’de Ağustos 2013 ve Ağustos 2014’te marketlerdeki raf fiyatlarından derlediğimiz rapor, Gürses’i haklı çıkarıyor. Nitekim, rapora göre geçen bir yılda üzümün fiyatı yüzde 115, limonun fiyatı yüzde 112, sivri biberin fiyatı yüzde 94, salatalığın fiyatı yüzde 54, pirincin fiyatı yüzde 50, kuru fasulyenin fiyatı yüzde 52, unun fiyatı yüzde 55 arttı. Tavuk ve et fiyatlarındaki ortalama artış ise yüzde 6’yı geçti. Buna karşılık kavunun fiyatı yüzde 38, elmanın fiyatı yüzde 14, karpuzun fiyatı yüzde 11, nohudun fiyatı ise yüzde 9 düştü. Rapora göre gıda enflasyonu ortalama bir ailenin mutfak masrafını bir önceki yıla göre yüzde 28 artırdı.
 
Bu araştırmanın ortaya çıkarmış olduğu verilerin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) her ay açıkladığı enflasyon rakamlarının aksine tüketiciye yansıyan gerçek enflasyonu verdiğini belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Müdürü Mehmet Bülent Deniz’e göre TÜİK, iki haneli rakam açıklamamak için oranı manipüle ediyor. Yanlış oran açıklamasının da iki nedeni olduğunu ifade eden Deniz, “İlki, seçim ortamı, siyasi kaos ve iktidarda kalma çabası etrafında birleşiyor. İkincisi ise işçi ve memur zammının bu oran esas alınarak yapılması ile alakalı. Bu sebeple oranı düşük tutmaya gayret ediyorlar. Ama biz TÜİK’in son birkaç yıldır açıkladığı rakamlara şaşırmaya ve gülmeye devam ediyoruz. Tüketici enflasyonu gerçekte en az yüzde 15. Bunu herkes biliyor.” açıklamasında bulundu.
 
Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) kayıtlı çalışan sayısı 13 milyona yakın. Bu rakamın yarısı asgari ücretli çalışanlardan oluşuyor. CHP milletvekili Umut Oran’a göre kayıtsız çalışanlar da dikkate alındığında asgari ücret ve altında maaş alarak çalışanların oranı toplam istihdamın yüzde 70’ini oluşturuyor. İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) gelir adaletsizliği üzerine yaptığı araştırma Oran’ı destekliyor. Nitekim bu araştırmaya göre Türkiye’deki nüfusun en iyi gelir elde eden yüzde 10’luk kesimi ile en az gelir elde eden yüzde 10’luk kesimi arasındaki gelir farkı 9 kat. Ekonomistler Şili ve Meksika ile en fazla gelir adaletsizliğinin yaşandığı Türkiye’de bu durumu ‘uçurum’ diye nitelerken, gıda fiyatlarındaki artışın da en çok en az gelirliyi etkilediğine vurgu yapıyor. Harcamalarda gıdanın payı dikkate alındığında bütün OECD’ye üye ülkeler arasında en fazla payın Türkiye’de olması düşük gelirlinin karşı karşıya olduğu enflasyon etkisini daha iyi anlatıyor. Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu’na göre de nüfusun en yoksul yüzde 20’lik kesimi parasının yüzde 29’unu gıda harcamalarına ayırıyor. Yüzde 33,4’ünü ise ulaşım, konut ve kira gideri olarak ayırıyor. Kira, ulaşım ve gıda, düşük gelir elde eden ailelerin kazandıklarının üçte ikisini oluşturuyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarının artması, düşük gelire sahip çalışan için hastalık, çocuk bakımı ve diğer gereksinimler için yaptığı harcamalardan kısmasına sebep olabiliyor. Ekonomi profesörü Deniz Gökçe ise et, süt, ekmek, patlıcan ve tavuk gibi ürünlerdeki artışın düşük gelirli için önemli olduğunu belirtti.
 
Arif Bayraktar-Gökmen Köse, Zaman 20.08.2014 KONOMİ http://www.zaman.com.tr/ekonomi_mutfakta-yangin-var_2238588.html

6 Temmuz 2014 Pazar

"Üretici Mahsulü Doğrudan Pazara Ulaştırırsa Fiyatlar Düşer"


Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin hazırladığı rapora göre, meyve sebze fiyatları tarladan tüketiciye ulaşana kadar katlanarak artıyor. Yükselişte aracı sayısının artmasının etkili olduğunu belirten Tüketiciyi Koruma Derneği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, üreticilerin tüketiciye doğrudan ulaşabileceği alternatif sistem kurulmasını önerdi.
 
Sebze ve meyvelerin fiyatları, tarladan market raflarına ulaşıncaya kadar katlanarak artıyor. Son market fiyatları araştırması da üretici fiyatı ile market fiyatı arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Üreticide kilogramı 60 kuruş olan domatesin fiyatı, market raflarına ulaştığında 2,02 liraya kadar çıkıyor. Market ve üretici fiyatı arasındaki fark, domateste yüzde 236 olarak açıklanırken, bu oran haziran itibarıyla salatalıkta yüzde 297, kabakta yüzde 312, patateste yüzde 130, maydanozda ise yüzde 487’yi buluyor. Bakliyatta da durum değişmiyor. Üreticiden markete gelene kadar nohudun fiyatı 2,15 liradan 6,14 liraya, kırmızı mercimeğin fiyatı 1,70 liradan 4,83 liraya, pirincin fiyatı ise 2,14 liradan 7,50 liraya yükseliyor.
   
Son dönemde yaşanan kuraklık, dolu ve don felaketleri sebebiyle birçok ürünün fiyatında ciddi artışlar meydana geldi. Fakat Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) 1 Temmuz’da yayımladığı üretici-market fiyatları araştırması fiyatlarda ortaya çıkan artışlarda meydana gelen afetlerin yanı sıra aracıların da etkisi olduğunu gözler önüne serdi. Ürün fiyatlarının üreticiden markete ulaşana kadar katlanmasıyla ilgili Zaman’a konuşan Tüketiciyi Koruma Derneği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bu fiyat artışına sebep olarak aradaki aracıların sayısının artmasını ve marketlerin raf kirası gibi uygulamalarını gösterdi. Marketteki sebze ve meyvelerle ilgili tüketicilerden şikayetlere maruz kaldıklarını belirten Deniz, tüketicilere ihtiyaçlarını yerel pazarlardan gidermeleri tavsiyesinde bulundu. Ürünlerin, yıllardır fiyatı şişerek tüketiciye ulaştığını kaydeden Mehmet Bülent Deniz, “Pazar biraz daha ucuz ama yine de alınması gereken rakamlarda değil bizce. Meslek örgütü, korporasyon yöntemini biz yıllardır söylüyoruz. Üreticilerin birlikler halinde tüketiciye doğrudan ulaşabileceği alternatif sistemin mutlaka oluşturulması gerekiyor diyoruz.” dedi. Deniz, pazar gıdaları konusunda çok ciddi bir sektörün bulunduğunu, hal komisyonları ve kabzımalların fiyatları kendi düşüncelerine göre planladığını ve bazı yöntemlerle de tüketicinin pazar gıdalarına daha uygun fiyatlarla ulaşmasının engellendiğini savundu.
   
Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar da Türkiye’de bir düzen oluştuğunu ve bunun hem küçük çiftçiyi hem de tüketicileri mağdur ettiğini kaydetti. Bu düzenden çıkar sağlayanın aracılar olduğunu belirten Çakar, “Hal kanunu var, ticaret kanunları var, bu kanunlar buna cevaz veriyor.” dedi. Çakar, “80 öncesi bu konuda iyi bir gidişat vardı ama maalesef 80’den sonra tepetaklak oldu. Çözüm kırsal kesimde küçük çiftçinin, üretim kooperatiflerinin örgütlenmesidir, en önemlisidir.” diye konuştu. Çakar, kırsal kesimde küçük çiftçilerin durumunun çok kötü olduğunu, büyük bir göçün yaşandığını ve bunun çözülerek kentten köye göçün gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
   
TZOB’un araştırmasına göre birçok ürünün fiyatı, üreticiden tüketiciye ulaşana kadar katlandı. Örneğin, üreticide 65 kuruş olan sivri biberin fiyatı markete geldiğinde 2,17 lirayı buldu. Sivri biber pazarda ise 1,73 liraya alıcıya ulaştı. Market ve üretici fiyat arasındaki fark, sivri biberde yüzde 231 olarak açıklanırken, bu oran haziran itibarıyla kabakta yüzde 312, kuru soğanda yüzde 279, marulda yüzde 239, maydanozda ise yüzde 487’yi buldu. Bakliyatta da aradaki uçurumun boyutları değişmedi. Üreticiden markete gelene kadar nohudun fiyatı 2,15 liradan 6,14 liraya, kırmızı mercimeğin fiyatı 1,70 liradan 4,83 liraya, pirincin fiyatı ise 2,14 liradan 7,50 liraya yükseldi. Bazı ürünlerdeki farklar oran olarak düşük olsa da fiyat olarak dudak uçuklattı. Örneğin kuru kayısının fiyatı üreticiden markete gelene kadar yaklaşık 19 lira artış gösterdi ve 14 liradan 33 liraya çıktı. Bu fiyat farkı kuzu etinde 17 lira, kuru fasulyede 6 lira, nohutta 4 lira, yeşil mercimekte 3 lira olarak ortaya çıktı.