kredi kart aidatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kredi kart aidatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2019 Perşembe

Boş yere kredi kart aidatı ödemeyin

Kredi kart ekstrenizi bu ay dikkatle okuyun.

Göreceksiniz ki, 180-250 lira arasında yıllık kart ücreti veya aidatı ismiyle sizden para isteniyor.
Oysa ki, kart ücreti ödemek zorunda değilsiniz.


31 Mayıs 2016 Salı

Vatandaştan yılda 12 milyar hava parası

Yargıtay kararlarına rağmen bankalar ve elektrik dağıtım şirketlerinin hukuksuz kesintileri devam ediyor. Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz, mahkeme kararlarına rağmen vatandaştan her yıl yaklaşık 12 milyar lira hava parası alındığını söyledi.

Yargıtay kararlarına rağmen, elektrik dağıtım şirketleri ve bankalar, vatandaşın cebinden hukuk dışı kazanç elde etmeye devam ediyor. Elektrikteki kayıp kaçak bedeli, kredi kartlarındaki yıllık aidatlar ve hesap işletim ücretleri gibi kesintiler, mevcut yargı kararlarına rağmen sürüyor. Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, bankaların faaliyet dışı gelirlerinin faaliyet gelirlerinden daha fazla olduğunu söyledi. 

KAYIP KAÇAĞA 3,4 MİLYAR
Avukat Bülent Deniz, yargı kararlarını hiçe sayan ve vatandaşın cebinden hukuksuz bir şekilde çıkan paranın hesabını şöyle yaptı: “38 milyon elektrik abonesi bulunuyor. Ortalama fatura başına 50 lira abone ödeme yapmış olsun. Bu 50 liranın yüzde 15'i kayıp kaçak ve diğer hukuksuz ücretler. Bu her fatura için 7.5 buçuk lirayı buluyor. Her ay toplum olarak 285 milyon lira kayıp kaçak bedeli ödüyoruz demektir. Yıllık 3 milyar 420 milyon liraya ulaşıyor. 

KARTLAR İÇİN 8,5 MİLYAR
Ayrıca şu anda Türkiye'de 59 milyon kredi kartı, 112 milyon da banka kartı var. En alt limitten hesapladığımızda bile kart başına 50 lira aidat ve hesap işletim ücreti alındığını varsaydığımızda rakam devasa bir boyuta ulaşıyor. Bu durumda her yıl hesap işletim ücreti ve kredi kartı aidatı adı altında 8 milyar 550 milyon lira vatandaşın cebinden çıkıyor. 

AİDATLARDAN KAZANIYORLAR
Bankaların bilançosuna bakıyorsunuz faaliyet dışı gelirler kalemleri faaliyet gelirlerinden daha fazla oluyor. Yani, para alıp satmaktan daha fazlasını aidat ve hesap ücreti gibi gelirlerden elde ediyorlar. Elektrik ve kartlardan dolayı vatandaş her yıl 11 milyar 970 milyon lira ödüyor.”

YARGI KARARINA RAĞMEN SOYGUN
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, Yargıtayın kararına rağmen kayıp kaçak bedeliyle ilgili dürüst abonelerin cezalandırılmaya devam ettiğini belirtti. Ağaoğlu, “Egemenler kanun yapıyor, diyorlar ki kaçak bedelini maliyete yansıtır ve alır. Ve bunu da dürüst aboneden alır. Yargıtay bununla ilgili açıklama yapıyor, dürüst abone cezalandırılmaz. Böyle bir kanun olur mu? Anayasadaki suçların şahsiliği nerede kaldı?” diye sordu. 

AKARYAKITTA VERGİ ADALETSİZLİĞİ
Ülkedeki vergi adaletsizliğine vurgu yapan Avukat Bülent Deniz, dolaylı vergilerin ciddi adaletsizliğe sebep olduğunu anlattı. Akaryakıt ve iletişimdeki yüksek vergilere dikkat çeken Deniz, “Litresi 1 lira 40 kuruşa mal olan benzini, vatandaş 4 lira 56 kuruşa alabiliyor. Çünkü yüzde 67 oranında vergi alınıyor ve bu oran AB'de yüzde 25 daha fazla. Vergi bu kadar yüksek olunca ne oluyor, ben zengin bir iş adamıyla aynı pompaya yanaşıyoruz aynı miktar gaz alıyoruz aynı vergiyi veriyoruz. GSM şirketleri ve benzinistasyonları vergi dairesi gibi çalışıyor” ifadesini kullandı. 

FATURADAKİ 5 KALEM HUKUKSUZ
Elektrikteki dağıtım bedelinin 5 kalemden oluştuğunu hatırlatan Aydın Ağaoğlu, şöyle devam etti: Bunlar, kayıp kaçak, üretim sistemi kullanım, perakende hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli ve dağıtım bedelidir. Yargıtay bu 5 kalemi hukuksuz bularak iptal etti. Ama bir şekilde başka kanunlarla bunu delmeye çalışıyorlar. Hırsızlığın kanunlaşmaması için bu işin peşini bırakmayacağız."

Cihan Acar, 20..05.2016 Özgür Düşünce http://www.ozgurdusunce.com/haber/vatandastan-yilda-12-milyar-hava-20944/

19 Mayıs 2016 Perşembe

Tüketici Yasası Müşteriye Yaramadı!

Tüketiciler 2015 yılında bankalara kredi ücret ve komisyonu olarak 6,5 milyar lira ödedi. Bu tutar önceki yıllara kıyasla daha da arttı. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “2014 yılında çıkarılan tüketici yasası 61 kalemde alınan bu ücret ve komisyonları kaldırmadı, gruplandırarak devam ettirdi.” dedi.

Tüketici Yasası da çare olamadı ve beklentilerin aksine bankaların hizmet ve komisyonlardan aldığı ücretler artarak devam ediyor. Vatandaş 2015 yılında bankalara kredilerden alınan ücret ve komisyonlar için 6,5 milyar lira, bankacılık hizmetleri için ise 21,5 milyar lira ödedi. Bu iki kalem için 2015'te ödenen toplam tutar 28 milyar lirayı aştı. Bu rakam 2010'da 14,4 milyar liraydı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Türk bankacılık sektörünün dönem net kârı 2015'te 26 milyar 62 milyon lira olarak gerçekleşti. Bankaların gelirleri içinde en dikkat çeken kalemler ise vatandaşın bankalardan geri alabilmek için mücadele verdiği bankacılık hizmet ücret ve komisyonları oldu. 2014 yılında 5 milyar 880 milyon lira olan kredilerden alınan ücret ve komisyonlar kalemi, 2015'te 6 milyar 471 milyon liraya yükseldi. 2014'te 19 milyar 853 milyon lira olan bankacılık hizmet gelirleri ise 2015 yılında 21 milyar 587 milyon liraya çıktı. Bu iki kalemin toplam tutarı ise 28 milyar lirayı aştı. Bu tutar 2014'te 25 milyar 734 milyon lira, 2010'da ise 14 milyar 386 milyon liraydı.

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bilançolarının Türkiye'deki bankacılık sektörünün nereden para kazandığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Deniz, asıl faaliyeti “para almak-para satmak” olan bankaların esas kârını bu işten değil; ücret, aidat, komisyon gibi kalemlerden sağladığını belirtti. Bu durumun restoran işleten birinin esas kârını özel otoparkı için aldığı ücretlerden sağlamasına benzeten Avukat Bülent Deniz, “2014'te çıkan Tüketici Yasası ile 61 kalem ücretin kaldırılacağı vaat edilmişti. Ama ortaya çıkan düzenleme uygulamayı kaldırmak yerine 61 kalem ücreti gruplandırarak tüketiciden almaya devam edilmesi oldu. Örneğin dosya parası, komisyon gibi birkaç kalem ücret ‘kredi tahsis ücreti' adı altında birleştirildi. Tüketicinin cebinden çıkan parada herhangi bir değişiklik olmadı.” dedi.

HESAP İŞLETİM ÜCRETİ ALINMAYACAK
Tüketici Sorunları Derneği, 3 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği yargıya taşıdı. Danıştay İdari Dava Daireleri de sayıları 112 milyonu aşan banka hesabından işletim ücreti alınmasının yürütmesini geçtiğimiz günlerde durdurdu. Hesap işletim ücretini Danıştay'a taşıyan Tüketici Sorunları Derneği'nin Başkan Vekili avukat Rıdvan Yıldız, bu konuda şunları söyledi: “Açtığımız davada yönetmelikle belirlenen bazı ücretlerin yürütmenin durdurulmasını ve iptalini istemiştik. Danıştay İdari Dava Daireleri yaptığımız itirazı haklı görerek bankaların aldığı hesap işletim ücretinin haksız olduğu değerlendirmesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar, bankaların artık tüketicilerden hesap işletim ücreti alamayacağı ve bu yönetmeliğe dayanarak tahsil ettiği bedellerin dayanaksız kaldığı anlamına geliyor. Bankalar artık Danıştay'ın nihai kararına kadar tüketicilerden hesap işletim ücreti tahsil edemeyecekleri gibi tahsil ettikleri hesap işletim ücretlerini iade etme yükümlülüğü altında. Hesap işletim ücretinden bankaların bir yılda elde ettiği yaklaşık gelir 10 milyar TL civarında olup, bu kararla bankaların haksız elde ettiği büyük bir meblağa dur denmiş oldu.”

Yasa, dava açmayı engelledi
2014'te çıkarılan Tüketici Yasası'nın uygulamada tüketici aleyhine sonuç verdiğini anlatan Deniz şunları söyledi: “Ortaya çıkan bu durum yazık ki, 2007'den bu yana tüketici örgütlerinin yürüttüğü hukuk mücadelesini de ortadan kaldırdı. 2014 yılından önce dava açıp bu ücretleri geri alabiliyorduk. Şimdi yasal zemine oturduğu için artık tüketicinin dava açma hakkı da söz konusu değil. Tüm bu yapılanlar faiz lobisinden yakınan iktidarın bankacılık sektörünü güçlü bir şekilde koruduğunu göstermekte.”


03.02.2016. Hukuki Haber http://www.hukukihaber.net/ekonomi/tuketici-yasasi-musteriye-yaramadi-h70784.html

5 Ocak 2016 Salı

İndirim Tuzağına Düşmeyin!

Yaklaşan yeni yılla birlikte firmaların da yeni yıl kampanyaları başladı. Peki, tüketiciler alışveriş yaparken nelere dikkat etmeli? Tüketici Hakem Heyetleri’ne ve Tüketici Mahkemeleri’ne yapılacak başvurularda parasal sınırlar 1 Ocak 2016 itibariyle değişiyor. Tüketici Mahkemelerine başvuru yapılırken neleri göz önünde bulundurmalıyız? Bu konularda merak edilenleri, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat M. Bülent Deniz Hukuk Ajansı'na değerlendirdi.

- Tüketici Mahkemelerine başvuracaklar nelere dikkat etmeli?
Mehmet Bülent Deniz (TBF Gen. Bşk.): Ülkemizde tüketici mahkemeleri ve tüketici hakem heyetlerine başvuru süresi her geçen gün artıyor. Tüketici hukukuna ve Tüketici Yasasına göre tüketici, hakkını aramak için öncelikle Tüketici Hakem Heyetine, ardından Tüketici Mahkemesine gitmelidir. Bunun bir parasal sınırı dahilinde; tüketicinin probleminin miktarı önem taşıyor. 

2015 yılı için 3 bin 3 yüz TL’ye kadar olan problemlerde tüketici önce kaymakamlıkta veya illerdeki Gümrük ve Ticaret Bakanlığı evresindeki Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapıyor. 3 bin 2 yüz TL’ye kadar olan problemler için hakem heyetinin verdiği kararlar kesin ve mahkeme kararı niteliğindedir. Sadece satıcı veya üretici firma bu konuda tüketici mahkemesine itiraz yolunu kullanabiliyor. 

"Tüketici için önemli bir ‘kanıt’ niteliğinde"
3 bin 3 yüz on TL üzerindeki problemlerde ise hakem heyeti tüketicinin talebini kabul etmişse, bu bir mahkeme kararı değil ama tüketici için önemli bir ‘kanıt’ niteliğinde. Tüketici, bu hakem heyeti kararından yola çıkarak tüketici mahkemesine dava açıp hakkını arayabilir. Bütün bu işlemlerden daha önce, mutlaka tüketicinin talebini ‘yazılı’ bir şekilde ya da ilettiğini kanıtlayabilecek şekilde üretici firmaya, bankaya mutlaka iletmesi gerekiyor.

- "Yılbaşına özel indirim" adı altında müşteri çekip mevcut fiyat üzerinden satış yapanlara karşı vatandaşları nasıl uyarırsınız? Tüketiciler alışveriş yapmadan önce neleri göz önünde bulundurmalı?
Mehmet Bülent Deniz (TBF Gen. Bşk.): Yılbaşı, bayram gibi toplum için önemli günlerde, bir taraftan bankalar bir taraftan da satıcılar yoğun kampanyalara başlıyorlar. Özellikle bankalar; geleneksel bayram kredisi gibi bize ters sloganlarla tüketici kredisi pazarlıyorlar. Satıcılar da o tarihe özel indirim yapmış gibi kampanya başlattıklarını ilan ediyorlar. 

Halbuki dikkatli bir tüketici, kampanya başlamadan evvel fiyatları hatırlıyorsa, kampanyada ilan edilen fiyatların artı ‘indirim’ değil, hatta çoğu kez karşımıza çıkıyor, kampanyadan önceki fiyattan daha ‘yüksek’ olduğunu görebilir.

"Ucuza alabileceği ürünü pahalıya almamalı"
Dolayısıyla bu tür reklamlar, duyurular ve ilanlarla ilgili tüketicinin dikkatli olması gerekir. Örneğin; firmalar vitrinin camına "%60 yılbaşı indirimi" diyor ama altına küçük harflerle "%60’a varan" ibaresini ekliyor tüketiciyi o yazıyı görmüyor veya bütün ürünlerde %80 indirim diye giriyor sadece %80 indirim yapılan şey; tüketicinin belki hiç tercih etmeyeceği, çok az sayıda sergilenen ürün olabiliyor. Burada amaç tüketiciyi, mağazanın içerisine çekmek biz buna "ortalama" diyoruz. 

Tüketici bu kampanya ilanlarına kanarak, aslında kampanya dışında ucuza alabileceği ürünü pahalıya almamalı. Öte yandan firmalar, bankalar gibi kuruluşların ilk tarihlere göre kampanyaları, tüketiciyi tüketime sevk eden, aslında hiç hesapta olmayan ürünleri satın almasına, krediler çekmesine neden olan bir uygulama haline de dönüşüyor. Bu tarihler gelip geçici, seneye tekrar bayram ve yılbaşı gelecek dolayısıyla tüketici, planladığı şeyler dahilinde alışverişini gerçekleştirmelidir.

- Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, kart aidatları ve dosya masrafı konusunda tüketicileri rahatlatacak yeni bir düzenleme için ocak ayında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Bankalar Birliğiyle görüşeceklerini belirterek, "Tüketici hakem heyetlerinin üzerindeki yükü almanın bir yolu da bu kart aidatlarının bir kurala bağlanması" dedi. Size göre hakem heyetlerinin üzerindeki yükü nasıl azalır, bakanın bu düzenlemesi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Mehmet Bülent Deniz (TBF Gen. Bşk.): Tüketici Hakem Heyetinin önünde on binlerce, yüz binlerce dosya var bu dosyaların birçoğu bankalarla ilgili. Birkaç yıldır tüketici ve banka ilişkisinin son derece bozuk olduğunu, toplumu gerdiğini ve tüketici moralinde negatif etki oluşturduğunu ifade ediyoruz. Bankaların bankacılık faaliyetleri dışındaki gelirlerine baktığımız zaman, parayı alıp-satma nedeni ile elde ettikleri kardan daha çoğunu komisyon, kart aidatı ve dosya masrafı gibi ürünlerden aldığını görmekteyiz. Bunlar tüketiciyi çok rahatsız ediyor, bu paraların alınması ile ilgili birtakım yargısal başvurular yapıldı, yüz binlerce tüketici yargı yoluna gitti.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu kararlara kadar yansıyan süreçlerde, tüketicinin kart aidatı, dosya masrafı gibi bankaların adeta haraç niteliğinde tüketiciden aldığı paraların, tüketiciye iadesine karar verildi. Bütün bunlar yaşanırken 2014 yılında yürürlüğe giren “Tüketici Yasası” ile bu problemin çözüleceği, bankaların bu tip masraf kalemlerinin azaltılacağı veya adil hale getirileceği zamanın Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya ifade edilmiş, bir taslak hazırlanmış ve gerçekten de bankaların aidat başlığı olmak üzere, tüketiciyi rahatsız eden bu haraçların önüne geçeceği ümidi uyanmıştı. 2013 Kasım ayında TBMM’de kabul edilen ve 2014 Mayıs ayında yürürlüğe giren “Tüketici Yasası”na baktığımızda tam tersi bir sonuçla karşı karşıya kaldık. 

"Bankalar tüketiciye aidatsız kredi kartı teklif etmek zorunda ancak..."
Bankaların aldığı bu paraların hangi kalemden ne kadar alınacağı kararının BDDK’ya verildiğini, dolayısıyla yasal hale getirildiğini görüyoruz. Ufak bir düzenleme yapıldı, bankalar kredi kartlarıyla beraber bir tane ‘aidatsız kredi kartı’ vermek zorunda bu da aynı yasa ile gündeme gelen yasalaştırılan bir konu. Bankalar tüketiciye aidatsız kredi kartı teklif etmek zorunda ancak aidatsız kredi kartının taksit imkanı, puan, bonus gibi imkanları olmuyor, yalın kart dediğimiz bir kart tipi. Bu durum 2014’ten beri yürürlükte. Yeni bakanımızı görevinden dolayı tebrik ediyoruz, kendisinin Gümrük ve Ticaretin Bakanı olduğu kadar, tüketicin de bakanı olduğuna inanıyoruz. 

Bakan Bey’in dile getirdiği aidatın tek kaldırılmaya çalışıldığı, aidatsız bir kartın piyasaya sürüleceği için bankalarla görüşme yapıldığına ilişkin demecini, kendisinin yanlış bilgilendirilmiş olmasına bağlıyoruz. 2014’ten beri bu yasal olarak gerçekleştirilmesi gereken bir durum, bu durum aidatlarla ilgili başvuru sayısını azaltmayacaktır çünkü piyasada 60 milyona yakın kredi kartı var ve çoğu yalın kart dediğimiz bir kart tipinde değil yani eskiden almış olduğumuz kartlar. Tüketici de yalın kartı taksit ve benzeri imkanlar olmamasından dolayı tercih etmiyor.

Meryem Karadağ, 24.12.2015 Hukuk Ajansı http://www.hukukajansi.com/ozel-haber/indirim-tuzagina-dusmeyin-h27326.html

28 Kasım 2015 Cumartesi

Yeni Yönetmelikle Kredi Kartı Aidatları Ve Kredi Masrafları Kitaba Uyduruldu

Milyonlarca tüketiciyi ilgilendiren yeni bir yönetmelik yürürlüğe girdi.

Tüketici-banka arasındaki ilişkiyi düzenleyecek olan ve 22 Mayıs 2015'de yayınlanan Tüketici Kredisi Sözleşmeleri, 23 Kasım 2015'den itibaren uygulanmaya başladı.

Peki, "tüketiciyi bankalara karşı koruyacak" savıyla tanıtılan bu yönetmelik neler getiriyor?

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yeni yönetmeliğin içyüzünü CNNTÜRK'te, Mirgün Cabas'a anlattı.

23.11.2015, CNNTÜRK Mirgün Cabas'la HerŞey
23.11.2015, http://www.haber24.com/yeni-yonetmelikle-kredi-karti-aidatlari-ve-kredi-masraflari-kitaba-uyduruldu-telefon-baglantisi-tuketici-birligi-fed-bsk-bulent-deniz-haberi-108626

15 Kasım 2015 Pazar

Bankalara 18,2 Milyar TL Ödedik

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan (BDDK) alınan veriler, vatandaşın ödemek zorunda kaldığı bankacılık hizmet ve komisyonlarındaki büyük artışı gözler önüne serdi.

Geçen yılın ilk 8 ayında 3,8 milyar lira olan kredilerden alınan ücret ve komisyonlar kalemi, 342 milyon lira artarak bu yılın aynı döneminde 4,2 milyar liraya ulaştı. Bankacılık hizmet gelirleri ise bu yılın ilk 8 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla 1,1 milyar lira artarak 14 milyar liranın üzerine çıktı. Bankaların bu iki kalemden elde ettiği gelir ilk 8 ayda 18,2 milyar lirayı aştı. Konuyu Zaman için değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “2014 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı tüketici yasasının hazırlık çalışmalarında, tüketicinin en fazla şikâyet ettiği komisyon, kredi kartı aidatı, masraf kalemlerine sınır getirileceği ve azaltılacağı vaat edilmişti. Ancak siyasi iktidar bu vaadini yerine getirmedi. Yargı kararlarıyla haksız olduğu defalarca tespit edilmiş olan banka haraçlarının yasal dayanağını oluşturarak, bu ücretlerin tüketiciden alınmasının önünü açıp yargıyı da by-pass etti.” dedi.

EFT ÜCRETİ ALINMAYACAKTI
BDDK'nın geçen yılın ekim ayında yayınladığı yönetmelikle bankaların, aralarında hesap işletim ücreti, havale ücreti, kredi kartları için yıllık üyelik ücretinin de bulunduğu toplam 20 kalem ürün ve hizmetin dışında kalan hizmetler için ücret talep etmesi önlendi. Yeni bir ürün veya hizmet grubunun belirlenmesi veya yeni bir ücret kaleminin oluşturulabilmesi de BDDK'nın iznine tabi tutuldu. Tüketici hakları savunucuları yönetmeliğin hazırlık aşamasında tüketicinin en fazla şikâyet ettiği komisyon, kredi kartı aidatı ve masraf kalemlerine sınır getirileceğinin ve azaltılacağının vaat edildiğini ancak vaatlerin yerine getirilmediğini belirtti.

BDDK'dan alınan rakamlara göre vatandaşın kredilerden alınan ücret ve komisyonlar için bu yılın ilk 8 ayında cebinden çıkan tutar, geçen yıla göre 343 milyon lira arttı ve 4 milyar 162 milyon liranın üzerine çıktı. Bu rakam 2005'in ilk 8 ayında 922 milyon lira seviyelerindeydi. Bankacılık hizmetleri gelirleri kaleminde de benzer gelişmeler yaşandı. Geçen yılın ilk ocak-ağustos döneminde yaklaşık 12 milyar 985 milyon lira olan bu kalem, bu yılın aynı döneminde 14 milyar 59 milyon liranın üzerine çıktı. Bu rakamın 2005'teki ilk 8 aylık büyüklüğü ise 3,4 milyar liranın altındaydı. 

KAZANILAN DAVALAR ANLAMINI YİTİRDİ
Ücret ve komisyonlardaki düzenlemenin etkisini ve rakamları Zaman'a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bankaların bilançolarına baktığımızda, faaliyet dışı gelirlerin faaliyet gelirlerinin katbekat üzerinde olduğunu görüyoruz. Yani asıl faaliyet alanı ‘para alıp-para satmak' olan bankalar, gelirlerini bu alım-satımdan değil bunun dışındaki faaliyetlerinden elde etmişler.” diyerek farklı bir pencere açtı. Bu durumu mahalledeki bakkalın bilgisayar parçaları satmasına benzeten Deniz, “2014 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı tüketici yasasının hazırlık çalışmalarında, tüketicinin en fazla şikayet ettiği komisyon, kredi kartı aidatı, masraf kalemlerine sınır getirileceği ve azaltılacağı vaat edilmişti. Ancak yargı kararlarıyla haksız olduğu defalarca tespit edilmiş olan banka haraçlarının yasal dayanağını oluşturarak, bu ücretlerin tüketiciden alınmasının önünü açıp yargıyı da by-pass etti. 2007 yılında banka haraçlarına karşı açtığımız ilk davadan bu yana kazanılan binlerce dava anlamını yitirdi. Şimdi yasa eliyle bu paralar tahsil ediliyor.” dedi.

Koray Tekin, 03.11.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_bankalara-182-milyar-tl-odedik_2325437.html

30 Ekim 2015 Cuma

Gümrük Bakanlığı’ndan Bankalara Denetim

Şikayetlerin yüzde 95’i tüketici lehine sonuçlandı. Bakanlık, 30’a yakın bankada denetim başlattı. Bakan Aşçı, şu ana kadar 4 bankaya 110 milyon TL tutarında ceza kesildiğini açıkladı.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Cenap Aşçı, AA’ya yaptığı açıklamada, tüketici hakem heyetine yapılan ve tüketici bilgi sistemine kaydedilen şikayet sayısının 20 Ekim itibarıyla 1 milyon 426 bin olduğunu bildirdi.

“Geçen sene Tüketici Kanunu yürürlüğe girdiği için bankalar tam uyum sağlamamıştı, ondan kaynaklanan bir durum vardı” bilgisini veren Bakan Aşçı, söz konusu başvuruların 1 milyon 161 bininin (yüzde 95) tüketici kredileri, kredi kartları, konut finansman sözleşmeleri gibi bankacılık sektörüyle bağlantılı şikayetlerden oluştuğuna işaret etti. Bu başvuruların 927 bininin (yüzde 68) karara bağlandığını belirten Bakan Aşçı, 30’a yakın bankada tüketici kanunu ve yönetmeliklerine ilişkin denetimler yaptıklarını belirterek, “Bu denetimleri öncelikle rehberlik anlayışı ile yerine getiriyoruz” dedi. 

YIL SONUNA KADAR SÜRECEK
Karara bağlanan başvurulardan yüzde 95’nin tüketici lehine sonuçlandığını bildiren Bakan Aşçı, şunları söyledi: “Kredi kartı, tüketici kredisi, konut kredisi işlemlerinde Bakanlık olarak bir anlamda rehberlik hizmeti veriyoruz. Bunu yaparken de gördüğümüz aykırılıklara kanuni sınırlarımız çerçevesinde cezalarımız da var. 

Şu anda 4 bankamıza müfettişler tarafından kanuni sınır kapsamında 110 milyon lira ceza kesilmiş durumda, tebliğ edildi. Yıl sonuna kadar arkadaşlarımız bitirecek. 30’a yakın banka incelemeden geçiyor.” 

VATANDAŞ DİKKAT ETSİN
Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular konusunda kendilerine gelen şikayetlere ilişkin bilgi de veren Bakan Aşcı, bazı kişilerin şikayette bulunan insanlara ulaşarak, “Sizin şöyle bir şikayetiniz vardı, lehinize sonuçlandı, bize vekalet verin biz sizin işlemlerinizi takip edelim’’ dediklerini anlattı. 

“Vatandaşlar böyle şeylere itibar etmesin. Biz hakem heyetlerine yapılan müracaatları bizatihi kendileriyle takip ediyoruz ve sonuçlarını onlara resmi yoldan getiriyoruz’’ diyen Bakan Aşçı, herhangi bir aracı kullanılmasına gerek olmadığını belirtti.

‘GEÇ KALINMIŞ BİR ADIM’
Bankalara yönelik başlatılan denetimlere ilişkin konuştuğumuz Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, “Tüketiciler açısından doğru, yerinde ama geç kalınmış bir adım’’ değerlendirmesinde bulundu. 2007 yılından bu yana yargı organlarının aldıkları kararlarla tüketicileri haklı bulduğunu ifade eden Deniz, “Ancak siyasi iktidar 2007’den beri çıkardığı kanunlar ve yönetmeliklerde de görüldüğü gibi adeta bankaların sesi olmuştur. Nihayet 1 Kasım seçimleri öncesi, seçim yatırımı niyetiyle bu başladı. 2007’den beri sus pus olan iktidarın seçime günler kala yaptığı bu icraat samimi olmaktan uzaktır’’ dedi.

25.10.2015, Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/gumruk-bakanligindan-bankalara-denetim-h77707.html

28 Nisan 2015 Salı

‘Bankaları İcraya Verin’

Tüketiciler, hakem heyetlerinin kararına rağmen bankaların kart aidatları iade etmemesinden şikayetçi. Tüketici dernekleri başkanları ise, ‘mahkeme kararı varsa bankaları icraya verin’ diyor.

Bankalar, müşterilerinden tahsil ettikleri kredi kartı aidatı ve dosya masraflarını iade etmeye yanaşmıyor. Tüketici Hakem Heyetleri’nden kredi kartı aidatı ve kredi dosya masrafı gibi “deli dumrul’’ ücretlerinin iade edilmesi yönünde karar çıkartan vatandaşlar, karar ile bankalara mücaraat ettiklerinde bankaların kendilerini oyaladıklarını dile getiriyorlar. 

Konuya ilişkin Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, Genel Müdürü olduğu bankaya ilişkin, Şubat ayında yaptığı bir açıklamada, “Zaten kaybediyoruz, bürokrasiyi de kaldıralım aradan bunu ödeyelim dedik. Bunu talep edilince bir daha mahkeme kararı olmaksızın geri veriyoruz” demişti. 

BANKA OYALAMIŞ!
Müşterisi olduğu bankanın kendisinden kestiği kart aidatını geri almak için Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurduğunu dile getiren Tacettin G., kesilen ücretin iade edilmesi yönünde karar verildiğini bildirdi. Bize ulaşarak, ilgili özel bankayla yaşadığı sorunu anlatan emekli öğretmen Tacettin G., “Kararı bankaya götürdüm. Bankadaki görevli sistemden bakarak sırada olduğumu yakında iade işlemini gerçekleştireceklerini söyledi. Daha sonra tekrar gittiğimde sistemde bulmakta zorlandı ve ‘banka karara itiraz edecek’ dedi’’ şeklinde yaşadığı süreci anlattı. 

İCRA TAKİBİ BAŞLATIN
“Paramı nasıl alacağım?’’ diye soran okurumuz Tacettin G.’nin yaşadığı soruna ilişkin Tüketiciler Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz ile görüştüğümüzde, çok sayıda bu tür şikayetin kendilerine de geldiğini kaydetti. “Tüketici Hakem Heyeti eğer bu ücretlerin iade edilmesi yönünde karar verdiyse bu mahkeme kararıdır’’ diyen Deniz, ilgili bankaların karara karşı 15 gün içinde itiraz etme hakkı bulunduğunu sözlerine ekledi. Deniz, “Eğer banka bu süre içinde itiraz etmediyse, tüketiciler alacaklarının tahsili için bankaları icraya verebilirler. Yapacakları ilk iş icra dairesine gidip icra takibi başlatmak olmalıdır’’ dedi. 

EKİM 2014’TEN SONRAYA DİKKAT
Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel BaşkanıTurhan Çakar da, bankaların Tüketici Hakem Heyeti kararı sonrası 15 gün içerisinde Tüketici Mahkemesi’ne karşı dava açma hakkının bulunduğunu belirterek, “Eğer bu sürede dava açılmazsa ve tüketiciye iade yapılmazsa, tüketiciler bankayı icraya vermelidir’’ diye konuştu. 

Kendilerine de bu yünde çok fazla şikayet geldiğini belirten Çakar, şu bilgileri verdi: “Özellikle dosya masrafı konusunda çok oluyor. Bankalar 3 Ekim 2014’te çıkan yasa sonrası tüketicilerden alacakları kart aidatlarına ilişkin bunu açıkça belirlemeliler ve müşterileriyle aralarında sözleşme olmalı. Dosya masrafını ise yasa sonrası kredi tahsis ücreti adı altında yasallaştırdılar. Ancak geçmişte alınanlar için dava açılabiliyor. Bankalar Tüketici Mahkemesi’ne açtıkları davayı kazanırlarsa vatandaş, 3 bin 300 TL’yi aşan miktarlarda bir üst mahkemeye itiraz edebilir.’’

M. Recep Erçin, 27.04.2015 Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/bankalari-icraya-verin-h68543.html

15 Kasım 2014 Cumartesi

Tüketici Birliği Federasyonu'ndan 'Tüketici Yasası'na Eleştiri

TÜKETİCİ Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bir devrim gibi gösterilen tüketici yasasıyla tüketicinin kazanılmış haklarını kaybettiğini öne sürdü.

Mehmet Bülent Deniz, Antalya'da federasyona üye derneklerin başkanlarıyla bir araya gelip basın toplantısı yaptı. Geçen 28 Mayıs'ta yürürlüğe giren yeni tüketici yasasını değerlendiren Deniz, siyasi iktidarın çok üzerinde durduğu bu yasanın bir devrim yasası olmadığını iddia etti. Deniz, bu yasayla tüketicilerle bankalar arasında kaos haline gelen problemlerin tüketici aleyhine çözümlendiğini savundu.

HAKSIZ KAZANÇLAR MEŞRULAŞTIRILDI
Türkiye'de yaklaşık 7- 8 yıldır tüketicilerle banka ilişkisinin sağlıklı yürümediğini, sistemin sürekli olarak banka lehine birtakım düzenlemeler getirdiğini, tüketicinin mağdur olduğunu aktaran Deniz, bu konuda açılan davaların ve başvuruların ise çoğunlukla tüketici lehine sonuçlandığını söyledi. Buna karşılık bankaların haksız aldığı, yargı kararıyla tespit edilmiş faiz ve komisyonların BDDK tarafından yapılan düzenlemeyle hukuki meşruiyet kazandığını ileri süren Deniz, şöyle devam etti:

"Biz bunu 'kuzunun kurda teslim edilmesi' olarak görüyoruz. Çünkü BDDK; bankacılık sektörünü regüle etmekle, düzenlemekle görevlidir. Kuruluş yasasındaki görevleri arasında tüketicinin haklarını korumak olduğu halde, BDDK kurulduğu 2002'den bu yana tüketici lehine hiçbir karar almış değildir. Bu kurumun bankaların hizmet ve komisyonlardan alacağı ücret ve komisyonlarla ilgili tüketici lehine düzenleme yapmasını beklemiyorduk zaten. Nitekim BDDK tarafından hazırlanıp yürürlüğe giren yönetmelikle artık bizim mücadele ederek dişimizle, tırnağımızla yargıdan aldığımız haklılık kararlarının anlamı kalmadı. 28 Mayıs'tan sonra tüketici bankaların kucağına bir kez daha, bu kez BDDK eliyle, ne yazık ki tüketici yasası eliyle itilmiş oldu."

SADECE KARTTAN MİLYARLAR KAZANIYORLAR
Yasanın tüketicileri rahatsız ettiğini savunan Deniz, bankaların sadece kredi kartı aidetlarından 60 milyon kart için her birinden 50 TL alındığı varsayılırsa yılda ortalama 3 milyar TL kazandığına dikkat çekti. "Taş atıp elleri yorulmuyor" diyen Deniz, kartın gerçek maliyetinin 1 dolar bile olmadığını söyledi.

ÖDENEMEYEN BORÇLAR ARTIYOR
Deniz, yakın bir süreçte ödenemeyen borçlarla ilgili tüketiciler arasında bankalarla ilgili çok ciddi patlama olmasından endişe ettiklerini de söyledi. Kamu alacaklarını yeniden yapılandıran torba yasa çıkartılırken, bankalara borçların da yapılandırılmasını talep ettiklerini, ancak dikkate alınmadıklarını söyleyen Deniz, kredi kartları ile tüketici borçlarında rekor seviyeye doğru gidildiğini söyledi.

ZORUNLU OLMADIKÇA BORÇLANMAYIN
Tüketicilerin fakirleştiğini savunan Deniz, "Bankaya 1000 liralık kredi kartı borcu asgari tutar ödenerek ancak 54 ayda kapanabiliyor. 1000 lira için 54 ay bankaya çalışan tüketicinin yaşamak zorunda kaldığı Türkiye'de tüketicilere tavsiyemiz, banka borçlarını mümkün mertebe artırmamaları yolunda hareket etmeleridir" dedi.

SOKAĞIN ENFLASYONU YÜZDE 25
Konuşmasında enerji dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesiyle mağduriyetlerin arttığını da savunan Mehmet Bülent Deniz, TÜİK'in açıkladığı enflasyonla sokaktaki enflasyonun farklı olduğunu ileri sürdü. "Türkiye'deki enflasyon TÜİK'in açıkladığı gibi yüzde 9'lar seviyesinde değil, sokağın enflasyonu yüzde 25-26 seviyesinde" diyen Deniz, eylül ayında elektriğe yapılan yüzde 9'luk zammın etkisini göstermeye başladığını söyledi.
 

28 Ağustos 2014 Perşembe

Tüketiciyi Korumasız Bırakarak Soyguna Zemin Hazırlanıyor

TBF Başkanı Av. Deniz, BDDK'nın yeni taslağının tüketici koruyan yasaları saf dışı bıraktığını söyledi. Taslağı değerlendiren bir banka yetkilisi de yasal boşluktan yararlanılarak soyguna zemin hazırlandığını savundu.

Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu’nun (BDDK) internet sitesinde kamuoyunun görüşüne sunduğu ‘Finansal Tüketicilerden Faiz Dışında Alınacak Ücret, Komisyon ve Masraflara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı’na ilişkin yankılar sürüyor. 

 
Yargı kararlarıyla haksız bulunan 60'a yakın ücret ve komisyon kalemini 20'ye indiren yeni taslağa ilişkin konuştuğumuz bir kamu bankası üst düzey görevlisi; bankacılık sisteminde ücret ve dosya masrafının başka adlarla alınmasının tüketiciler açısından kabul edilemez olduğunu söyledi.

HESAP İŞLETİM ÜCRETİ HAKSIZ
“Yargıtay’ın içtihat haline gelmiş kararlarında açıkça, bankaların tüketicilere kredi kullandırırken faiz dışında sözleşmede yer verilmek sureti ile yalnızca o kredi için yasal ve zorunlu masrafları alabilmeleri mümkün görülmüştür'' bilgisini veren yetkili BDDK'nın yeni taslağına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ''Yasal zorunluluk nedeniyle bankayla işlem yapan tüketicilerin hesap işletim ücreti veya benzer isimler altında birtakım bedelleri ödemek zorunda bırakılması da haksız ve hukuksuzdur.

Bankalara var olan hukuk düzenindeki boşluktan yararlanarak ve buna yasal kılıf uydurularak soyguna zemin hazırlanmaktadır. BDDK’nın taslağı ilan etmesinin bir anlamı yoktur. Uygulamanın tarafı olan sade vatandaş taslağı alıp irdeleyemez, irdelese de karşı taraf olan bankalar ve finans kurumları kadar sesini duyuramaz.

 
TASLAK BİR SONUÇ YARATMAZ
Taslak, bir yaptırım getirmediği için mevzuat halinde geldiği zaman bile bir sonuç yaratmayacaktır.

Birincisi müşteri ihtiyaç halinde iken her şarta mecburdur, onu BDDK’nın koruması ve ihtiyaç durumunun istismara yol açmamasını temin etmesi gerekir.

Masraf türlerinin adı ya da adedi değil, kullanılan kredi ya da alınan hizmete göre oranı sınırlandırılmalıdır. Paranın 29 yerine 20 kalemde tahsil edilmesi sadece şekildir, özü değiştirmez.

İlan edilen masrafların yüzde 20’ye kadar artması makul sayılmıştır. Oysa bu en fazla enflasyonla sınırlanmalıdır. Ücretlerde 'makul' tanımı 'bankalarca makul' anlamında ise bu bir ölçü olamaz. Aslında 'makul’ün BDDK tarafından baştan belirlenmesi gerekir. Ancak o, enflasyonu ikiye katlayan bir rakamuı bile makul saymıştır.

 
Sürekli olmayan işlerde ücret serbest bırakılmıştır. Müşteri her gün kredi alıp her gün transfer yapmayacağına göre 'sürekli' işlem diye bir şey olamayacağı için taslak bu konuda bankalara açık kapı bırakmıştır.''

 
BANKALARA ENFLASYONUN 2 KATI ZAM YETKİSİ
Yeni taslakla birlikte 60 kalemden alınan ücret ve masrafların 20'ye indiriliyor olmasının yanılıcı olduğunu ifade eden eden Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz de, ''Tüketici kredilerinde, dosya masrafı da dahil 4-5 ayrı kalemden alınan masraf ve ücretler tahsis ücreti adı altında toplanıyor'' dedi.

 
Yeni taslakla beraber dosya masrafı, kart aidatı gibi yargı kararlarıyla hakız bulunan ücretlerin ''tüketiciyi koruyan yasalar ekarte edilerek'' yasal hale getirildiğini ifade eden Av. Deniz, ''Taslakta, SMS ücreti vs. gibi ufak kalemler tıraşlanmış. Bunun yanında ise bankalar, aldıkları bazı masraf ve ücretlere yüzde 20'nin altında zam yaptıklarında izne tabi tutulmayacaklar. Asgari ücret ve maaşlara enflasyon kadar zammı çok görenler, bankaların enflasyonun iki katı izinsiz zam yapma hakkı veriyor'' diye konuştu.

 
'YAZIKLAR OLSUN'
Taslağın yürürlüğe girmesi halinde Danıştay'a dava açacaklarını belirten Av. Deniz, ''Biz BDDK'ya da gerekli itirazlarımızı yapacağız. Buna ilişkin bir rapor hazırlıyoruz. Fakat, her ne kadar düzeltilirse düzeltilsin Yeni Tüketici Kanunu ile aynı mantıkla hazırlanan bu taslağın tüketiciden yana bir hal alması mümkün değildir. Biz bu taslağa ilişkin 'yazıklar olsun' diyoruz'' ifadelerini kullandı.

DOLANDIRICILARA FIRSAT TANINIYOR
Bankalardan, geçmiş dönemlere ait dosya masrafı ve kredi kartı aidatlarının yargı yoluyla geri almak isteyen tüketiciler bazı dolandırıcıların ağına düşüyor. Kurdukları merdiven altı çağrı merkezleri aracılığıyla tüketicilere kısa mesaj veya telefonla arayarak ulaşan çıkarcılar adeta vatandaşı sömürüyor.

Bankaların aldıkları bu ücret ve masraflar konusunda toplumun vicdanında ciddi bir rahatsızlık olduğunu ifade eden TBF Başkanı Av. Bülent Deniz, ''Bankaların bu uygulamalarına karşı tüketicinin çığlığını duymayan siyasi iktidar bankalarla kol koladır. Bir takım dolandırıcılar tüketicinin zaten internet vasıtasıyla kolaylıkla ve bedava ulaşabileceği hazır dilekçe örneklerini 100-180 TL karşılığında kargo ile göndererek satıyorlar. Geriye dönün hesaplandığında 4-5 bin TL'yi bulan bu masrafları alacağını düşünen tüketici de bu tuzağa düşüyor'' dedi.

Bunun yanında bazı avukatların da vekalet toplamak suretiyle bu tür işler içinde olduğu yönünde haberler aldıklarını anlatan Av. Deniz, ''Bu paralar tüketiciye iade ediliyor mu, edilmiyor mu bilmiyoruz'' diye konuştu.
 
 
 

12 Şubat 2014 Çarşamba

Komisyon Ücretleri 3 Milyar TL. Arttı

Tüketicilerin yakındığı ‘Bankacılık Hizmet Gelirleri ve Komisyonlar 2013’te 3 milyar 220 milyon lira artış gösterdi. Yeni Tüketici Yasası’nda ücret ve komisyonların yasal hale getirildiğinin altını çizen tüketici dernek başkanları, “Daha önce iade edilen ücretler de artık geri alınamayacak. Tüketici yanıltıldı.” bilgisini verdi.
 
Uzun zamandan bu yana bankaların en çok eleştirildiği konuların başında yer alan ‘bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonlar’ kaleminde bu yıl da büyük artış yaşandı. 2012’de 2011’e göre yüzde 12,5 seviyelerinde artış gerçekleşen ‘bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonlar’ kalem 2013’te yüzde 16,7 yükselerek 3 milyar 220 milyon lira arttı. Kon uyu değerlendiren tüketici dernek başkanları, kamu otoritelerinin vatandaşı yanılttığını savundu. 60’ın üzerinde kalemden ücret ve komisyon alındığını belirten dernek temsilcileri, Kasım’ın 28’inde çıkan yeni Tüketici Yasası’nda ücret ve komisyonların yasal hale getirildiğinin altını çizdi.
 
Yetkililer, bunun yanında yasayla birlikte iade edilebilen ücretlerin de geri alınamayacağınısavundu. Bankaların ‘bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonlar’ kalemi altında sağladığı gelirler 2013’te de artış gösterdi. 2012 Aralık ayı itibarıyla 19 milyar 242 milyon lira olan bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonlar kalemi, 2013’ün aynı döneminde 22 milyar 462 milyon liraya yükseldi. Bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonlar kaleminin toplam gelire oranı da rakamlardaki artışa paralel olarak yükseliş gösterdi. 2012’de yüzde 13,7 olan bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonlar kaleminin toplam gelirler içindeki oranı 2013’te yüzde 14,8’e yükseldi. Diğer yandan bankaların toplam faiz gelirleri Aralık 2012’de 109 milyar 896 milyon lira olurken bu rakam Aralık 2013’te 747 milyon liralık artışla 110 milyar 643 milyon liraya ulaştı. Bu değişimle toplam gelir içerisindeki payı yüzde 78 olan toplam faiz gelirleri 5,3 puanlık gerileme sonrası 72,7’ye düştü.
 
Türkiye’deki bankaların faiz dışı gelirlerinin faiz gelirlerine oranının dünyaya kıyasla çok daha yüksek olduğunun altını çizen Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar, “Bu faiz dışı gelirler son 5 yıl içerisinde, bazılarıkomik olan yeni kalemler ortaya çıkarılmasıyla artmaya başladı.” dedi. 60’ın üzerinde kalemin bulunduğunu ve bazıları gerekli olsa da büyük çoğunluğunun haksız ücretler olduğunu aktaran Çakar, “Faizler düşük diye faiz dışı gelirlere izin verildi. Ama bu da tam bir soygun halini aldı.” dedi.
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, kamuoyunu yanıltmıştır. Bunun hafif tabiri bu. Çünkü 2012’de ortaya çıktı, ‘Bankaların 32 kalem faiz dışı gelirlerinin önüne geçeceğim. Deli Dumrul haracına son vereceğim.’ dedi. Ama Kasım’ın 28’inde çıkan yeni Tüketici Yasası’nda bu aidatları, yasal olarak kaldıracağı yerde yasal hale getirdi. Dediğinin tam tersini yaptı. Bundan sonra BDDK karar verecek hangilerinden ücret alınmayacağına dediler. İşi yasal hale getirdiler. Eskiden mahkemeye başvurup geri alabiliyorduk, 28 Mayıs’tan sonra yani bu yasa yürürlüğe girdikten sonra artık bu imkân da kalkıyor.” şeklinde aktardı.

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Bankaları Abat Eden Erdoğan Suçu Yurttaşa Attı


Başbakan Tayyip Erdoğan, faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobinin olduğunu ifade etti. Tüketici dernekleri temsilcileri ise, Tüketici Kanun Taslağında bu gelirlerin yasalaştırıldığını hatırlatarak Erdoğan'ın açıklamalarının samimi olmadığını söylediler.

Her geçen gün ağırlaşan ekonomik sorunlara karşı mücadele eden yurttaşlar gelirleri yetmeyince kredi kartı kullanımına yöneliyor. Asgari ücretin 800 lira civarında olduğu ve birçok emekçinin bu ücretten çalışmak zorunda bırakıldığı Türkiye'de, son dönemde kredi kartı kullanımı iyice arttı.

Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, Mayıs ayında kredi kartından nakit çekim tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18.5 artarak 3.5 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerindeki artış da 2012 yıl sonuna kıyasla yüzde 28 oranında gerçekleşerek, 250 milyar liraya yaklaştı.

Yurttaştan aldıkları haksız komisyon ve aidatlarla abat olan bankalar da AKP iktidarı döneminde kârlarını artırdı. Bu yılın ilk beş ayında faaliyet dışı gelirlerini geçen yıla göree yüzde 16.7 artıran bankalarr bu gelirlerden toplam 13 milyar lira kâr elde etti.

Fakir fukara edebiyatına devam
Yurttaşın düştüğü durumu 11 yıldır görmeyen ve makarna, kömür dağıtarak oy avcılığı yapan AKP Hükümeti ise, artan sorunlar karşısında suçu başkalarına atıyor. Son olarak Başbakan Tayyip Erdoğan önceki gece yaptığı açıklamada faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobinin olduğunu dile getirdi. "Şu kredi kartları filan falan diyorsunuz ya, bunları almayın'' çağrısı yapan Erdoğan, ''Geçenlerde ben faiz lobisi derken boşuna demedim bunları, bir şeyler bildiğim için bunları söylüyorum. Zira faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobi var. Şu kredi kartları filan falan diyorsunuz ya, bunları almayın. Kim ödüyor bu parayı, zengin değil, benim fakir kardeşim. Allah selamet versin, bayılıyor bir tane kredi kartı elime alayım. Bir tanesine onu söyledim; 'Ya' dedim 'Allah aşkına, faizden elde ettiğin gelir tamam, fakat bu faiz dışı gelirden elde ettiğin parayı, gömüleceğin mezara doldurmaya kalksak, o mezar almaz bunu. Ne yapacaksınız bu parayı ya? Vatandaştan bu komisyonları almayın.' Ama yok, doymazlar. Onların gözünü ancak kara toprak doyuracak" diye konuştu.

Başbakan samimi değil
Erdoğan'ın bu açıklamalarını tüketici dernekleri temsilcilerine sorduk. Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, bir türlü yasalaşmayan Tüketiciyi Koruma Kanunu Taslağına işaret ederek, ''Taslağın 4'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının 2'inci bendinde bankaların aldıkları bu komisyon ve faaliyet dışı gelirler yasal hale getiriliyor. Üstelik bu taslağın ilk halinde yokken daha sonradan bizim bütün karşı çıkmalarımıza rağmen eklendi'' dedi. Erdoğan'ın açıklamalarının samimiyetten uzak olduğunu ifade eden Çakar, şöyle konuştu: ''Bu talihsiz bir açıklamadır. TÜİK'in verilerine göre yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye'de 15 milyon yurttaş açlık, 37.5 milyon da yoksulluk sınırında yaşıyor. Satın alma gücü düşen yurtaşlar ücretleri yetmeyince kredi kartına sarılıyor. En temel ihtiyaçlarını geliri yetmediği için kartla almaya başlıyor. Bankaların da her yerde kart kullanımını özendiren reklamları vs. var. Yurttaş açık ve yoksulluk içinde bu kıskaca itilmiştir. Buna çözüm üretmesi gereken Başbakan, Türkiye'de yaşamıyor mu?''

Şaşkınlıkla karşıladım
Başbakan'ın açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade eden Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz de, ''Başbakan sanki iktidarda değil gibi şikayet ediyor. Bu aidatlar yasa ile de değil BDDK'nın yapacağı bir düzenlemeyle çözülebilir'' diye konuştu. Ülkede 56 milyon kredi kartı sahibi olduğunu hatırlatan Deniz, TBMM'deki Tüketici Kanunu Taslağının Genel Kurul'a TBMM tatile girdiği için gelmediğini, o taslakta bu ücretlerin yasalaştırılacağını bildirdi. 2002'den bu yana uygulanan politikalarla kredi kartı kullanımının yaygınlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Deniz, şunları söyledi: ''Kayıt dışılığı önceleyeceğiz diye kağıt paranın kullanımını azaltarak kredi kartlarını yaygınlaştırdılar. Bu kartların yanlış kullanımından doğan zararları ortaya koyduk. Yetki Başbakan'da ama başkası iktidardaymış gibi konuşuyor.''

Sıcak paracıları Başbakan abat etti
Başbakan Erdoğan'ın kredi kartı kullanan yurttaşları suçlayan açıklamalarına ilişkin bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak da, ''Yurttaşı kredi kartı cambazı olmaya zorlayan Başbakan, kendisi iktidarda değilmiş gibi konuşarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor'' dedi. 

Ekonominin çarklarını 10.5 yıldır sıcak para ve borçla döndüren, yurttaşın geliri ile umudu arasındaki farkı borçla kapatan Başbakan’ın, sıcak paracıları abat ettiğini söyleyen Öztrak, ''Benzinin litre fiyatı 1.76 liradan AKP elinde 3 kat artarak bugün 5 liraya gelmiş ve yeni bir rekor daha kırmıştır. Bunun sorumlusu vergi alanında reformları yapmayarak vergiyi fakir fukaraya yükleyen, benzin pompalarını vergi dairesine dönüştürerek vatandaşına dünyanın en pahalı benzinini satan Başbakandır. Ancak Başbakan sorumluluğunu yok sayıyor, vatandaşı suçlayarak kredi kartı kullanma, ayağını yorganına göre uzat diyor. Artık gerçekler ortaya çıkmıştır. Sıcak para ile yelkenleri şişiren ve 2009’da karşılaştığı ilk krizde ekonomiyi yüzde 4.8 yere çakan bu iktidardır. Bugün de aynı iktidar sıcak para rüzgârının kesilmesi ile yaşanan dalgalanma karşısında şaşkınlık içindedir. Bu şaşkınlık ile çareyi millete ayar vermekte, milleti ayrıştırmakta, ötekileştirmede arayan Başbakanın tel tel dökülen iktidarının şifresini artık millet çözmüştür. Deniz AKP için artık bitmiştir” diye konuştu.
 
Aydınlık-Recep Erçin, 18.07.2013

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Tüketici Dernekleri: Kredi Kartından Azade Olamayız, Bilinçli Kullanım Önemli

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘kredi kartı almayın‘ çağrısı tüketici derneklerince gerçekçi bulunmadı. Nakdin yerini kartlara bıraktığı görüşünde birleşen dernekler, bilinçli kullanımın, harcamanın önemli olduğunu vurguladı.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Bülent Deniz, kredi kartından azade olmanın pek mümkün görünmediğine işaret ederken, “Belki 1-2 kart bulundurmak, finanse edilecek oranda harcamak daha yerinde.” dedi.
Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu da Bülent Deniz gibi kartın terk edilemeyeceğini belirtip, bireyleri giderlerini ayarlamaya davet etti.

Türkiye’de kredi kartı borçları artıyor. Borçların tam ya da vadesinde ödenememesi yer yer mağduriyetlere neden oluyor. Bu duruma duyarlı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şehit yakınları ve gazi ailelerine verdiği iftarda “Faiz dışı gelirle abad olanlar var. Kredi kartı var ya. Bunları almayın ya.“ ifadelerini kullandı. Erdoğan’ın bu cümleleri tüketici dernekleri tarafından uygun bulunmadı.

Konu ile ilgili Cihan’a açıklamalarda bulunan TBF Genel Başkanı Bülent Deniz, kredi kartı kullanmamanın mümkün olmadığını dile getirerek, “Nakit yerini kart ile ödemeye bıraktı. Kartın kayıt dışı eylemlere de darbe vurduğu ortada. Erdoğan’ın kredi kartı ile ilgili sözlerinden biz kartı bilinçli kullanmayı anlıyoruz. Çünkü karttan azade olmak mümkün değil. Belki 1-2 kart bulundurmak, finanse edilecek oranda harcamak daha yerinde.” yorumunu yaptı.
Kredi kartı borçlarında yukarı yönlü oynama olduğunu anlatan Bülent Deniz, şöyle devam etti:

“Kart borcunu hiç ödemeyenlerin adedi 1,5 milyon. Bir de borcun asgari bölümünü ödeyen, büyük bölümünü öteleyen 9 milyon var. Bunlar her ay borcunu güç bela ödeme derdinde. Esas sorun burada. Kredi kartı borçlarını yapılandırma adına 3 yasa yürürlüğe girdi. Bu yasalar borcunu hiç ödemeyenleri muhatap aldı. Hâlbuki 9 milyonun sorunu daha büyük. Bunlar, güç bela borçlarını karşılıyor. Maalesef yasalardan yararlanamadı. Gelinen aşamada 9 milyon mağdur var, bunlar aileleri ile 20-25 milyon demek.

Biz Eylül ve Ekim ayında ekonomide sorunların belireceğini tahmin ediyoruz. Bu durumda kredi kartı borç oranları daha da artar. Tabii burada temennilerimiz var. Yeni Tüketici Kanunu Ekim ayı gibi ele alınacak. Burada ümidim geçici madde eklenerek borcunu hiç ödemeyenlere ya da aksamalı ödeyenlere ya da dileyenlere borç oranlarını eritme adına uygun faiz oranları ve vadelerin tanınmasıdır.”

Kredi kartı asgari ödeme tutarından da dertli olan Deniz, “1.000 lira gibi bir harcamada bulundunuz. Asgari ödemelerle bu borcu anca 54 ayda yani 4,5 senede kapatmanız mümkün.” örneğini verdi; bu derde deva bulunmasını talep etti.

TÜDER Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu ise Erdoğan’ın ‘kredi kartı almama’ çağrısını “Kartı kullanmayalım da ne yapalım? Halk temel giderlerini karşılama derdinde. Nakdi olmadığı için kredi kartından yararlanıyor.” diye cevapladı.

Aydın Ağaoğlu, tüketicilere 1-2 kart kullanmayı, bütçesini kasacak harcamalar yapmamayı önerdi.

Bankaların kredi kartı gelirlerine değinen Aydın Ağaoğlu, şunları kaydetti:

“Bankaların 2011 faaliyet dışı geliri 17,2 milyar lira iken 2012’de 19,3 milyar lira oldu. Yani Türkiye’de ilk 500 şirketin tamamının gelirleri bir banka kadar değildir. 2012 Ağustos ayında Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, bankaların tüketicilerden 31 kalem ücret aldığından yakındı, bunların deli dumrul vergisi olduğunu beyan etti. Aradan geçen 1 senede deli dumrul vergilerin adedi 66 kaleme çıktı. Burada büyük bir artış var, 2 katı geçti.

Şu an TBMM’de olan yeni Tüketici Kanunu’na rağmen 56 milyon kredi kartından aidat alınacağı anlaşılıyor. Yani aidat devam edecek. Yargıtay’ın hukuksuz bulduğu kart adatı yasallaşacak. Onun için kanun tekrar ele alınmalı. Kullanımda bulunan tüm kartlar kanunun yürrlüğü ile yalın kart haline gelmelidir. Bankalar da konuyu ticari faaliyet olarak görmemeli. Askerde olan yakınına grubette okuyan çocuğuna 50 lira harçlık gönderenlerden 25 lira havale ücreti kesilmesi adil değildir. “
 
Cihan Haber Ajansı-Buğra Kardan, 17.07.2013

11 Şubat 2013 Pazartesi

Kredi Kartlarına Dair Herşey...

Kredi kartları için çok şey söylendi.
Asgari ödeme tuzağından, kart aidatı soygununa..
Kredi kartlarına dair herşey.
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz
Habertürk TV. de, Ece Üner ile Akşam Raporu'nda anlatıyor.
 
7 Şubat 2013, Habertürk TV. Akşam Raporu

16 Eylül 2012 Pazar

"Kredi Kartınıza Sinirlenin, Ama!..."

Kredi kartınızı istemiyorsunuz.
Kart aidatı ödemekten bunaldınız..
Faizi ödemeye yetişemiyorsunuz.
Kredi kartınızı yaşamınızdan çıkarmanın en pratik yolu, kredi kartınızı kırıp çöpe atmak mı?
Kredi kartınıza sinirlenin, ama asla onu kırıp çöpe atmayın. Ne mi olur?
İşte yanıtı:
 

24 Ağustos 2012 Cuma

"Deli Dumrul Ücretine Son"


Bankaların komisyon ve masraf adı altında kestiği 'Deli Dumrul ücretlerine hakem heyeti karşı çıktı.
 
Uzmanlar, son 10 yılda kredi çeken 11 milyon insana 'dosya masraflarını geri almak için bankalara koşun' çağrısında bulundu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın 'Deli Dumrul ücretleri' olarak adlandırdığı ve kaldırmak için çalışma başlattığı banka komisyonlarına tokat gibi cevap Konya'dan geldi. Konya Selçuklu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti 2009 yılında bir bankadan 10 bin liralık tüketici kredisi çeken Öğretmen Şamil Özkan'a çıkarılan 400 liralık masrafın geri verilmesine hükmetti. Kararın çıkmasının ardından öğretmek Özkan, bankadan 400 lirasını geri aldı.

Yargıtay'ın kararı var
Öğretmek Şamil Özkan'ın hareketi kredi kullanan tüketicilere de umut ışığı oldu. Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Avukat Bülent Deniz, Yargıtay'ın kararları uyarınca tüketicilerin geriye dönük 10 yıllık süreyle bankaların kestiği masrafları alabileceğini söyledi.

Deniz, kredi kullanan milyonlarca insana işlem masraflarını geri almak için bankalara koşun çağrısında bulundu. Artık bankaların 31 kalem için aldığı masraflara yönelik hakem heyetine başvuran insanların davaları kazanmaya başladığını aktaran Deniz, "Bankalar eğer istediği masrafların nedenini ispatlayamazsa ücretleri geri ödemek zorunda kalıyorlar. Bankalar artık keyfe keder para talep edemeyecekler. İnsanlar 50-800 lira arasında değişen bu paraları ufaktır deyip almamazlık etmesin. Ortalama 5 bin lira kredi çeken milyonlarca insanı düşününce ortaya akıl almaz rakamlar çıkıyor" dedi.

Sözleşmeye dikkat
Tüketici Yasası'nın 10/a bendine dikkat çeken Deniz şöyle devam etti: "Burada tüketicinin önüne konmuş sözleşmelerin önceden görüşülmeden hazırlandığı kabul ediliyor. Yasaya göre bu tip sözleşmelerde tüketici aleyhine olan hükümler yok sayılıyor. Bankalar bunu aşmak için tüketiciden ayrı bir kağıda sözleşmeyi okudum anladım diye imza alıyorlar. Bu da bankayı kurtarıyor. Bu alınan tüm krediler için geçerli."

11 milyon kişi kredi aldı
Bankalar Birliği verilerine göre, son 10 yılda 11 milyon 455 bin kişi kredi çekti. Bunun 273 bin 674'ü taşıt, 1 milyon 275 bin 920'si konut, 6 milyon 997 bini tüketici kredilerinden oluşuyor. 2 milyon 503 bin 863 kişi de diğer kredileri kullandı.

Masal anlatmasınlar yasada hüküm var
Tüketiciler Derneği Onursal Başkanı Engin Başaran, bankaların tüketiciyi doğru bilgilendirmediğini belirtti. Başaran şu noktalara dikkat çekti:

"Tüketicinin bu hakkı zaten yasalarda vardı. Ancak kamu kuruluşları bankaların bu masrafları yıllardır almalarına göz yumdu. Yasalar tüketici lehine hiçbir zaman uygulanmadı. Masrafların geri alınmasına ve kredi kartı aidatlarının geri alınması gerektiğine dair iki tane yargı kararı var. Masal anlatmasınlar. 31 kalemde çıkarılan masrafların geri alınmasına karşı biraz tepki oldu diye bankalar hemen bir araya geldi ve büyük tepki gösterdiler. Aynı güçte tepkiyi tüketiciler de vermeli."

Nasıl başvurulur?
İşlem masrafı adı altında toplanan 'Deli Dumrul ücretleri'nin geri alınması için şu iki yolun izlenmesi gerekiyor:

1- Bankaya masrafın istendiğine dair iadeli taahhütlü mektup gönderin.
2- Banka parayı iade etmezse kaymakamlıkta hakem heyetine gidin. Buraya verilecek dilekçe sonrası karar en geç üç ay içinde size bildiriliyor.

İŞTE DİLEKÇE ÖRNEĞİ
Komisyon ücretleri geri almak için bankalara şu dilekçe örneğiyle başvurun:

(Banka ismi yazılacak) Genel Müdürlüğü’ne

Konu: Kredi kartı/dosya masrafı ve diğer ücretler iadesi hakkında (Kredi kartı/Dosya numarası yazılacak) hamiliyim.

Söz konusu işlemlerime ilişkin olarak bugüne kadar ödemiş olduğum (ödenen miktar) liranın 7 gün içinde mevduata uygulanan faiziyle birlikte tarafıma iadesi veya bir sonraki aya ilişkin, hesap özetinde ödenmesi gereken miktardan mahsup edilmesini dilerim.

Adres, ad, soyad ve imza
 
Murat Gülderen-Bugün 24.08.2012

16 Ağustos 2012 Perşembe

"Bakan, Bankalarla Değil, Tüketici ile Pazarlık Etmeli!.."

Geçtiğimiz günlerde ekonomi basını ile iftarda bir araya gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, tüketici yasasında yapmayı düşündükleri değişiklikeri ve özellikle kart  aidatı konusunda bankalarla pazarlık yaptıklarını açıkladı.
 
 
Yazıcı'nın bu açıklamalarını değerlendirmek üzere Habertürk TV., Kanal 24, A Haber TV. ve ATV ye konuşan Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz; "aynı zamanda tüketicinin de bakanı olan Yazıcı, bankalarla değil tüketici ile pazarlık yapmalı" dedi.
 
 
Ortada bir yasa taslağı olmadığını, sadece Bakanın niyetini ifade ettiğine inanmak istediklerini söyleyen Deniz, konu ile ilgili olarak şu değerlendirmeleri yaptı:
 
 
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı tarafından mevcut tüketici yasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi konuusnda yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan taslak hakkında açıklama yapılmıştır. Bakan bu açıklama esnasında, bankaların aldıkları kredi kart aidatı, dosya masrafı ve benzeri ücretler için bankalarla pazarlık yaptıklarını da ifade etmiştir.
 
 
Tüketici ile Müzakere Edilmeli
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı aynı zamanda tüketicinin de bakanıdır.
Tüketicileri yakından ilgilendiren bir yasal düzenleme konusunda var olduğunu söylediği taslak metnin olmadığına inanmak istiyoruz. Tüketici örgütlerinin, tüketicilerin doğal ve sosyal tarafı oldukları bir yasa değişikliği öncesinde, bu kesimin görüşleri alınmadan yasa değişikliği taslağı hazırlamak, "ben yaptım, oldu" anlayışının sonucu olacaktır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla kamuoyu ile paylaşılacak bir yasa değişikliğine ilişkin taslak, konunun tüm sosyal tarafları ile özellikle tüketici örgütleri ile müzakere ve istişare edilerek hazırlanmalıdır.
 
 
Devrim 1995 Yılında Yapılmıştı
Öte yandan yapılacak değişiklikler ile tüketici haklarında devrim yapılacağına ilişkin söylemleri de; iyiniyetli olduğuna inanarak, gülümseyerek karşılıyoruz. Çünkü 1995 yılından bu yana yürürlükte bulunan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa; düzenlemeleri itibariyle dünyadaki bir çok tüketici yasasından daha yüksek profilde, koruma mekanizmaları daha fazla olan bir yasadır. Bakan Hayati Yazıcı'nın getireceklerini söylediği düzenlemelerin bir çoğu zaten mevcut yasada var olan düzenlemeler olup sadece süreler ve başvurulacak yerlerin belirlenmesini netleştiren yaklaşım içermektedir. Yani ortada yeni bir devrim falan yoktur.
 
 
Bankalarla Değil Tüketici ile Pazarlık Edilmeli
Hayati Yazıcı'nın açıklamasındaki en önemli bölüm ise, dosya masrafı, kart aidatı gibi ücretler nedeniyle bankalarla pazarlık içinde olduklarını belirttiği bölümdür.
Bakanın bu açıklaması talihsiz bir açıklamadır.
 
 
Konu ülkede faaliyet gösteren elli civarındaki banka kadar, bu bankaları ayakta tutan 75 milyonu ilgilendirmektedir. Bu bakımdan bir pazarlık yapılması gerekli ise, pazarlık; bankalarla değil, tüketicilerle yapılmalıdır.
 
 
Bir yasa değişikliği öncesinde bir sektörle, lobi ile "pazarlık yapıyoruz" açıklaması siyaseten de kabul edilebilir değildir. Yasama organının seçtiği yürütme kurulu üyesinin bir yasal düzenleme konusunda birileriyle pazarlık yaptıklarını söylemesi, şu anda elinde bulundurduğu iktidara, yetkiye inanmadığını itiraf etmektir.
 
 
Kredi Kart Aidatı Meşrulaştırılmak İsteniyor
2007 yılından bu yana tüketicilerin vicdanını rahatsız eden, yüzbinlercesinin hukuka başvurduğu ve başta Yargıtay 13. Hukuk Dairesi olmak üzere, yüzlerce Tüketici Mahkemesi ve binlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti tarafından "kredi kart aidatı alınamaz" denilen bir konuda, "pazarlık yapıyoruz, ilk yıl alınsın, tavan sınır getirilsin" söylemi, şu an yürürlükte olan düzenlemelere göre alınması zaten mümkün olmayan kredi kart aidatını, yasa eliyle meşrulaştırma gayretinin ifadesidir.
Yani ileriye değil geriye gidiş söz konusudur. Tüketicilerin beş yıldır verdikleri yargısal mücadele ile kazanılan alan daraltılacaktır.
 
 
Yapılacak İş Belli
Tüketici hakları konusunda bir şeyler yapılmak isteniyorsa, yapılacak olan bellidir: yasaya "bankalar, faiz dışında tüketiciyi yükümlülük altına sokacak işlemler yapamazlar" hükmü eklenmelidir.
Bu düzenlemeyi yasaya ekleyecek siyasi irade tarihe geçecektir.