aydınlık gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aydınlık gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2018 Pazar

Borç, artık borçla kapanamayacak

Merkez’in faiz adımı sonrası tüketici kredi faizlerinin de yakın zamanda yüzde 2’ye tırmanacağı öngörülüyor. TBF Başkanı Deniz, düşük faiz sayesinde borcun borçla çevrildiği dönemin bittiğini söyledi.

Vatandaşın borç tutarı her geçen gün artıyor. Bayram öncesi bankaların düzenlediği “bayram kredisi” kampanyaları da zaten borca batmış olan tüketiciyi borcu borçla kapatmaya özendiriyor. Merkez Bankası’nın son 43 günde faizleri 500 baz puan artırdığı ve Hazine tahvil faizlerinin yüzde 19’u geçtiği ortamda, “Şimdi alın 3 ay sonra ödeyin”, “Anında 15 bin TL’den başlayan nakit kredi”, “Yüzde 1.50’nin altında uygun faizli bayrama özel kredi” gibi başlıklarla düzenlenen kredi kampanyaları Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın’ın, geçen yıl Ağustos ayında dile getirdiği “Elde, avuçta, cepte ne varsa hepsini krediye verdik” sözlerini akıllara getirdi. Anlaşılan bankaların tüketiciyi daha da borçlandıracak kadar dayanma gücü var.

BORÇ ALDIK HARCADIK
Bankalarda bu iştah var ama tüketici de var mı? TBB verilerine baktığımızda 2017 Nisandan 2018 Nisana kadarki dönemde bireysel kredi borçlusu 1.7 milyon kişi artarak 30.4 milyona yükseldi. Kişi başına düşen ortalama borç tutarı 18 bin TL’yi buldu. Geçen yıl nisanda 470.5 milyar TL düzeyinde bulunan toplam bireysel kredilerin Nisan 2018’de 531.7 milyar TL’ye ulaştığı görülüyor.

Aynı dönemde 186.9 milyar TL olan bireysel tüketici kredisi tutarı 222.6 milyar TL’ye yükseldi. Kredi kartlarıyla yapılan harcamalar da 91.9 milyar TL’den 100.2 milyar TL’ye çıktı. Aynı dönemde bankacılık kesiminin sağladığı toplam kredi tutarı 1.9 trilyon TL’den 2.3 milyar TL’nin üzerine yükseldi. Bu verilere göre toplam kredi tutarı yüzde 20.1 oranında arttı. Bireysel kredilerdeki artış oranı yüzde 13 oldu. 390 milyar TL’yi aşan kredi artışının 61 milyar TL’si yani yüzde 15’i bireysel kredilerden oluştu. Toplam 531 milyar TL’lik bireysel kredi tutarı içerisinde tüketici ihtiyaç kredisi ve kredi kartının oranı yüzde 60’ı geçiyor. Geçen yıl bu oran yüzde 59’du.

BATIKLARA VARLIK AYARI!
Bireysel kredilerde dikkat çeken bir gelişme geçen yıla kıyasla tasfiye olunacak yani batık kredi tutarının 21.1 milyar TL’den 17.5 milyar TL’ye düşmesi oldu. Düşüşün 3.5 milyar TL’lik kısmı tüketici kredisi ve kredi kartlarından kaynaklandı. Ancak bu yanıltmasın çünkü son yıllarda bankalar tahsil edemedikleri alacaklarını varlık yönetim şirketlerine devrediyor. Nisan 2018 tarihli son veriye göre 2017 yılında 8.5 milyat TL’lik batık kredi bu şiketlere devredilerek bankaların bilançosundan temizlendi. Bugüne kadar 21.2 milyar TL’si bireysel, 16.5 milyar TL’si ticari KOBİ kredisi olmak üzere 38 milyar TL’ye yakın batık kredi bu şirketlere devredildi. Buna göre geçen yıl devredilen 8.5 milyarlık kredinin en az yarısı bireysellerden oluştu. Yani aslında bankaların batık kredilerinde azalma olsa da vatandaşın batığında azalma yok.

SONBAHARDA BELLİ OLUR
Merkez Bankası’nın faiz artırımı sonrası tüketici kredilerindeki görünümü değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Düşük faizle borcun borçla çevrildiği dönem bitti” dedi. Bugüne kadar kredi kartı borçlarının, tüketici kredisi çekilerek kapatıldığını ancak geliri düşük olan tüketicinin mecburen yeniden karta sarıldığını kaydeden Bülent Deniz, şunları söyledi: “Şimdilerde kredi faizleri yüzde 1.59’larda. Bu oranın yüzde 2’ye çıkmasını bekliyoruz. Son büyüme verisini de gördük. Tüketimle büyüyoruz. Bu da borçla sağlanıyor. Ama eylül veya ekim gibi durum ortaya çıkmaya başlar. Kredi ve kartlardaki batık tutarları belirginleşir. Çünkü bu sefer tüketicinin iki borcu birden artan faizle birlikte çevirmesi zor.”

Recep Erçin, 17.06.2018 Aydınlık,
https://www.aydinlik.com.tr/borc-artik-borcla-https://www.aydinlik.com.tr/borc-artik-borcla-kapanamayacak-ekonomi-haziran-2018-1kapanamayacak-ekonomi-haziran-2018-1

30 Ekim 2015 Cuma

Gümrük Bakanlığı’ndan Bankalara Denetim

Şikayetlerin yüzde 95’i tüketici lehine sonuçlandı. Bakanlık, 30’a yakın bankada denetim başlattı. Bakan Aşçı, şu ana kadar 4 bankaya 110 milyon TL tutarında ceza kesildiğini açıkladı.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Cenap Aşçı, AA’ya yaptığı açıklamada, tüketici hakem heyetine yapılan ve tüketici bilgi sistemine kaydedilen şikayet sayısının 20 Ekim itibarıyla 1 milyon 426 bin olduğunu bildirdi.

“Geçen sene Tüketici Kanunu yürürlüğe girdiği için bankalar tam uyum sağlamamıştı, ondan kaynaklanan bir durum vardı” bilgisini veren Bakan Aşçı, söz konusu başvuruların 1 milyon 161 bininin (yüzde 95) tüketici kredileri, kredi kartları, konut finansman sözleşmeleri gibi bankacılık sektörüyle bağlantılı şikayetlerden oluştuğuna işaret etti. Bu başvuruların 927 bininin (yüzde 68) karara bağlandığını belirten Bakan Aşçı, 30’a yakın bankada tüketici kanunu ve yönetmeliklerine ilişkin denetimler yaptıklarını belirterek, “Bu denetimleri öncelikle rehberlik anlayışı ile yerine getiriyoruz” dedi. 

YIL SONUNA KADAR SÜRECEK
Karara bağlanan başvurulardan yüzde 95’nin tüketici lehine sonuçlandığını bildiren Bakan Aşçı, şunları söyledi: “Kredi kartı, tüketici kredisi, konut kredisi işlemlerinde Bakanlık olarak bir anlamda rehberlik hizmeti veriyoruz. Bunu yaparken de gördüğümüz aykırılıklara kanuni sınırlarımız çerçevesinde cezalarımız da var. 

Şu anda 4 bankamıza müfettişler tarafından kanuni sınır kapsamında 110 milyon lira ceza kesilmiş durumda, tebliğ edildi. Yıl sonuna kadar arkadaşlarımız bitirecek. 30’a yakın banka incelemeden geçiyor.” 

VATANDAŞ DİKKAT ETSİN
Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular konusunda kendilerine gelen şikayetlere ilişkin bilgi de veren Bakan Aşcı, bazı kişilerin şikayette bulunan insanlara ulaşarak, “Sizin şöyle bir şikayetiniz vardı, lehinize sonuçlandı, bize vekalet verin biz sizin işlemlerinizi takip edelim’’ dediklerini anlattı. 

“Vatandaşlar böyle şeylere itibar etmesin. Biz hakem heyetlerine yapılan müracaatları bizatihi kendileriyle takip ediyoruz ve sonuçlarını onlara resmi yoldan getiriyoruz’’ diyen Bakan Aşçı, herhangi bir aracı kullanılmasına gerek olmadığını belirtti.

‘GEÇ KALINMIŞ BİR ADIM’
Bankalara yönelik başlatılan denetimlere ilişkin konuştuğumuz Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, “Tüketiciler açısından doğru, yerinde ama geç kalınmış bir adım’’ değerlendirmesinde bulundu. 2007 yılından bu yana yargı organlarının aldıkları kararlarla tüketicileri haklı bulduğunu ifade eden Deniz, “Ancak siyasi iktidar 2007’den beri çıkardığı kanunlar ve yönetmeliklerde de görüldüğü gibi adeta bankaların sesi olmuştur. Nihayet 1 Kasım seçimleri öncesi, seçim yatırımı niyetiyle bu başladı. 2007’den beri sus pus olan iktidarın seçime günler kala yaptığı bu icraat samimi olmaktan uzaktır’’ dedi.

25.10.2015, Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/gumruk-bakanligindan-bankalara-denetim-h77707.html

28 Nisan 2015 Salı

‘Bankaları İcraya Verin’

Tüketiciler, hakem heyetlerinin kararına rağmen bankaların kart aidatları iade etmemesinden şikayetçi. Tüketici dernekleri başkanları ise, ‘mahkeme kararı varsa bankaları icraya verin’ diyor.

Bankalar, müşterilerinden tahsil ettikleri kredi kartı aidatı ve dosya masraflarını iade etmeye yanaşmıyor. Tüketici Hakem Heyetleri’nden kredi kartı aidatı ve kredi dosya masrafı gibi “deli dumrul’’ ücretlerinin iade edilmesi yönünde karar çıkartan vatandaşlar, karar ile bankalara mücaraat ettiklerinde bankaların kendilerini oyaladıklarını dile getiriyorlar. 

Konuya ilişkin Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, Genel Müdürü olduğu bankaya ilişkin, Şubat ayında yaptığı bir açıklamada, “Zaten kaybediyoruz, bürokrasiyi de kaldıralım aradan bunu ödeyelim dedik. Bunu talep edilince bir daha mahkeme kararı olmaksızın geri veriyoruz” demişti. 

BANKA OYALAMIŞ!
Müşterisi olduğu bankanın kendisinden kestiği kart aidatını geri almak için Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurduğunu dile getiren Tacettin G., kesilen ücretin iade edilmesi yönünde karar verildiğini bildirdi. Bize ulaşarak, ilgili özel bankayla yaşadığı sorunu anlatan emekli öğretmen Tacettin G., “Kararı bankaya götürdüm. Bankadaki görevli sistemden bakarak sırada olduğumu yakında iade işlemini gerçekleştireceklerini söyledi. Daha sonra tekrar gittiğimde sistemde bulmakta zorlandı ve ‘banka karara itiraz edecek’ dedi’’ şeklinde yaşadığı süreci anlattı. 

İCRA TAKİBİ BAŞLATIN
“Paramı nasıl alacağım?’’ diye soran okurumuz Tacettin G.’nin yaşadığı soruna ilişkin Tüketiciler Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz ile görüştüğümüzde, çok sayıda bu tür şikayetin kendilerine de geldiğini kaydetti. “Tüketici Hakem Heyeti eğer bu ücretlerin iade edilmesi yönünde karar verdiyse bu mahkeme kararıdır’’ diyen Deniz, ilgili bankaların karara karşı 15 gün içinde itiraz etme hakkı bulunduğunu sözlerine ekledi. Deniz, “Eğer banka bu süre içinde itiraz etmediyse, tüketiciler alacaklarının tahsili için bankaları icraya verebilirler. Yapacakları ilk iş icra dairesine gidip icra takibi başlatmak olmalıdır’’ dedi. 

EKİM 2014’TEN SONRAYA DİKKAT
Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel BaşkanıTurhan Çakar da, bankaların Tüketici Hakem Heyeti kararı sonrası 15 gün içerisinde Tüketici Mahkemesi’ne karşı dava açma hakkının bulunduğunu belirterek, “Eğer bu sürede dava açılmazsa ve tüketiciye iade yapılmazsa, tüketiciler bankayı icraya vermelidir’’ diye konuştu. 

Kendilerine de bu yünde çok fazla şikayet geldiğini belirten Çakar, şu bilgileri verdi: “Özellikle dosya masrafı konusunda çok oluyor. Bankalar 3 Ekim 2014’te çıkan yasa sonrası tüketicilerden alacakları kart aidatlarına ilişkin bunu açıkça belirlemeliler ve müşterileriyle aralarında sözleşme olmalı. Dosya masrafını ise yasa sonrası kredi tahsis ücreti adı altında yasallaştırdılar. Ancak geçmişte alınanlar için dava açılabiliyor. Bankalar Tüketici Mahkemesi’ne açtıkları davayı kazanırlarsa vatandaş, 3 bin 300 TL’yi aşan miktarlarda bir üst mahkemeye itiraz edebilir.’’

M. Recep Erçin, 27.04.2015 Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/bankalari-icraya-verin-h68543.html

9 Nisan 2015 Perşembe

Kesintinin Gerçek Nedenini Açıkla!

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz, 31 Mart 2015 tarihindeki elektrik kesintisine ilişkin yapılan açıklamaları değerlendirdi.

Aradan bir hafta geçmiş olmasına karşın kesintinin nedeninin kamuoyuna açıklanamamış olmasının sorumlu bir yaklaşım oladığını belirten Deniz, “Dünyada örneği çok az yaşanan, ülkemizde ise 1999 Depremi dahil hiçbir dönem bu denli yaygın şekilde gerçekleşmemiş bulunan kesintinin nedenleri konusunda kamuoyu halen aydınlatılmamıştır’’ dedi. 

Açıklamasında “Elektronik, bilişim ve iletişim olanaklarının en üst düzeyde olduğu bir çağda, milyonlarca nüfusu etkileyen, sıra dışı bir olayın nedenlerinin, aradan bir haftalık süre geçmiş olmasına karşın halen kamuoyuna açıklanmamış olması, sorumsuzluk örneğidir’’ ifadelerini kullandı.

‘ŞEFFAF OLUN’ 
Deniz, Bakan Yıldız’ın, elde edilecek tüm bilgilerin şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılacağına ilişkin beyanlarının da inandırıcılıktan uzak olduğunu savundu. Federasyon olarak; “31 Mart tarihinde yaşanan enerji kesintisinin gerçek nedenlerinin en kısa sürede, doğru bir şekilde’’ en kısa sürede kamuoyuna açıklanması çağrısı yapan TBF Başkanı Deniz, yaşanan kesintinin yinelenmemesi için hangi önlemlerin alındığının ve yinelenmesi durumunda etkili müdahale planının olup olmadığının da paylaşılmasını istedi.

08.04.2015, Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/kesintinin-gercek-nedenini-acikla-h67160.html

26 Mart 2015 Perşembe

Tüketicinin Güveni Dibe Vurdu

Tüketici güven endeksi Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5.4 oranında gerileyerek 64.39’a düştü. Bu rakam geriye doğru bakıldığında son 6 yılın en düşük tüketici güven endeks değeri oldu. Endeks en son kriz yılı olan 2009’un Mart ayında 61.6 değerine gerilemişti. 

Aylık orandaki düşüşe bakıldığında ise yüzde 5.4’lük gerileme 2008’in Kasım ayından beri en sert düşüşe işaret etti. O tarihte aylık gerileme yüzde 8.8 olmuştu. 

VERİLER KÖTÜMSER 
Tüketici güven araştırması, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Tüketicilerin kişisel mali durumlarına ve genel ekonomiye ilişkin mevcut dönem değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri ölçülmekte ve yakın gelecekte yapılması planlanan harcamalarına ve tasarruflarına ilişkin eğilimleri saptanmak için yapılan araştırma dikkate alındığında, 100’ün altında yer alan endeks değeri tüketicinin ekonomiye güveninin kötümser olduğuna işaret ediyor. 

DURGUNLUK İŞARETİ 
Konuya ilişkin görüştüğümüz Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz, siyasi ve ekonomik krizin tüketicinin güveninde düşüşe neden olduğunu anlattı. Bu sonuçların tüketicilerin, ‘’Seçimler yaklaşıyor, dolar arttı. Dolayısıyla ben harcama yapmayayım paramı cebimde tutayım’’ eğiliminde olduklarını gösterdiğini ifade eden Deniz, önümüzdeki üç ayda harcamaların kısılacağını, ekonomide durgunluğun yaşanacağını bunun da istihdam verilerine yansıyacağını kaydetti. 

M. Recep Erçin, 24.03.2015 Aydınlık http://www.aydinlikgazete.com/ekonomi/tuketicinin-guveni-dibe-vurdu-h65930.html

28 Ağustos 2014 Perşembe

Tüketiciyi Korumasız Bırakarak Soyguna Zemin Hazırlanıyor

TBF Başkanı Av. Deniz, BDDK'nın yeni taslağının tüketici koruyan yasaları saf dışı bıraktığını söyledi. Taslağı değerlendiren bir banka yetkilisi de yasal boşluktan yararlanılarak soyguna zemin hazırlandığını savundu.

Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu’nun (BDDK) internet sitesinde kamuoyunun görüşüne sunduğu ‘Finansal Tüketicilerden Faiz Dışında Alınacak Ücret, Komisyon ve Masraflara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı’na ilişkin yankılar sürüyor. 

 
Yargı kararlarıyla haksız bulunan 60'a yakın ücret ve komisyon kalemini 20'ye indiren yeni taslağa ilişkin konuştuğumuz bir kamu bankası üst düzey görevlisi; bankacılık sisteminde ücret ve dosya masrafının başka adlarla alınmasının tüketiciler açısından kabul edilemez olduğunu söyledi.

HESAP İŞLETİM ÜCRETİ HAKSIZ
“Yargıtay’ın içtihat haline gelmiş kararlarında açıkça, bankaların tüketicilere kredi kullandırırken faiz dışında sözleşmede yer verilmek sureti ile yalnızca o kredi için yasal ve zorunlu masrafları alabilmeleri mümkün görülmüştür'' bilgisini veren yetkili BDDK'nın yeni taslağına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ''Yasal zorunluluk nedeniyle bankayla işlem yapan tüketicilerin hesap işletim ücreti veya benzer isimler altında birtakım bedelleri ödemek zorunda bırakılması da haksız ve hukuksuzdur.

Bankalara var olan hukuk düzenindeki boşluktan yararlanarak ve buna yasal kılıf uydurularak soyguna zemin hazırlanmaktadır. BDDK’nın taslağı ilan etmesinin bir anlamı yoktur. Uygulamanın tarafı olan sade vatandaş taslağı alıp irdeleyemez, irdelese de karşı taraf olan bankalar ve finans kurumları kadar sesini duyuramaz.

 
TASLAK BİR SONUÇ YARATMAZ
Taslak, bir yaptırım getirmediği için mevzuat halinde geldiği zaman bile bir sonuç yaratmayacaktır.

Birincisi müşteri ihtiyaç halinde iken her şarta mecburdur, onu BDDK’nın koruması ve ihtiyaç durumunun istismara yol açmamasını temin etmesi gerekir.

Masraf türlerinin adı ya da adedi değil, kullanılan kredi ya da alınan hizmete göre oranı sınırlandırılmalıdır. Paranın 29 yerine 20 kalemde tahsil edilmesi sadece şekildir, özü değiştirmez.

İlan edilen masrafların yüzde 20’ye kadar artması makul sayılmıştır. Oysa bu en fazla enflasyonla sınırlanmalıdır. Ücretlerde 'makul' tanımı 'bankalarca makul' anlamında ise bu bir ölçü olamaz. Aslında 'makul’ün BDDK tarafından baştan belirlenmesi gerekir. Ancak o, enflasyonu ikiye katlayan bir rakamuı bile makul saymıştır.

 
Sürekli olmayan işlerde ücret serbest bırakılmıştır. Müşteri her gün kredi alıp her gün transfer yapmayacağına göre 'sürekli' işlem diye bir şey olamayacağı için taslak bu konuda bankalara açık kapı bırakmıştır.''

 
BANKALARA ENFLASYONUN 2 KATI ZAM YETKİSİ
Yeni taslakla birlikte 60 kalemden alınan ücret ve masrafların 20'ye indiriliyor olmasının yanılıcı olduğunu ifade eden eden Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz de, ''Tüketici kredilerinde, dosya masrafı da dahil 4-5 ayrı kalemden alınan masraf ve ücretler tahsis ücreti adı altında toplanıyor'' dedi.

 
Yeni taslakla beraber dosya masrafı, kart aidatı gibi yargı kararlarıyla hakız bulunan ücretlerin ''tüketiciyi koruyan yasalar ekarte edilerek'' yasal hale getirildiğini ifade eden Av. Deniz, ''Taslakta, SMS ücreti vs. gibi ufak kalemler tıraşlanmış. Bunun yanında ise bankalar, aldıkları bazı masraf ve ücretlere yüzde 20'nin altında zam yaptıklarında izne tabi tutulmayacaklar. Asgari ücret ve maaşlara enflasyon kadar zammı çok görenler, bankaların enflasyonun iki katı izinsiz zam yapma hakkı veriyor'' diye konuştu.

 
'YAZIKLAR OLSUN'
Taslağın yürürlüğe girmesi halinde Danıştay'a dava açacaklarını belirten Av. Deniz, ''Biz BDDK'ya da gerekli itirazlarımızı yapacağız. Buna ilişkin bir rapor hazırlıyoruz. Fakat, her ne kadar düzeltilirse düzeltilsin Yeni Tüketici Kanunu ile aynı mantıkla hazırlanan bu taslağın tüketiciden yana bir hal alması mümkün değildir. Biz bu taslağa ilişkin 'yazıklar olsun' diyoruz'' ifadelerini kullandı.

DOLANDIRICILARA FIRSAT TANINIYOR
Bankalardan, geçmiş dönemlere ait dosya masrafı ve kredi kartı aidatlarının yargı yoluyla geri almak isteyen tüketiciler bazı dolandırıcıların ağına düşüyor. Kurdukları merdiven altı çağrı merkezleri aracılığıyla tüketicilere kısa mesaj veya telefonla arayarak ulaşan çıkarcılar adeta vatandaşı sömürüyor.

Bankaların aldıkları bu ücret ve masraflar konusunda toplumun vicdanında ciddi bir rahatsızlık olduğunu ifade eden TBF Başkanı Av. Bülent Deniz, ''Bankaların bu uygulamalarına karşı tüketicinin çığlığını duymayan siyasi iktidar bankalarla kol koladır. Bir takım dolandırıcılar tüketicinin zaten internet vasıtasıyla kolaylıkla ve bedava ulaşabileceği hazır dilekçe örneklerini 100-180 TL karşılığında kargo ile göndererek satıyorlar. Geriye dönün hesaplandığında 4-5 bin TL'yi bulan bu masrafları alacağını düşünen tüketici de bu tuzağa düşüyor'' dedi.

Bunun yanında bazı avukatların da vekalet toplamak suretiyle bu tür işler içinde olduğu yönünde haberler aldıklarını anlatan Av. Deniz, ''Bu paralar tüketiciye iade ediliyor mu, edilmiyor mu bilmiyoruz'' diye konuştu.
 
 
 

8 Mart 2014 Cumartesi

Ekonomiye Güven Kalmadı


 
Tüketicilerin ekonomiye ilişkin güveni son dört yılın dip seviyesine indi. Rakamları yorumlayan TBF Başkanı Bülent Deniz, tüketici güvenindeki düşüşün ekonomideki vehameti ortaya koyduğunu ifade etti.
 
Ekonomideki göstergeler baş aşağı gidiyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) dün açıkladığı Şubat ayına ilişkin tüketici güveni endeksi rakamları tüketicilerin ekonomiye olan güveninin son 4 yılın en dip seviyesine indiğini gösterdi.
 
TÜİK verilerine göre tüketicilein güveni Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4.3 azalarak son dört yılın en düşük değeri olan 69.2 seviyesine kadar geriledi. Bu rakam Ocak ayında 72.4 puan seviyesindeydi.
 
Tüketici güven endeksinin 100'den büyük olması tüketici güveninde iyimser duruma işaret ediyor. Rakamın 100'den küçük olması ise tüketici güveninde kötümser durum olduğunu gösteriyor.
 
Tasarruf beklentisinde sert düşüş
Diğer yandan tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimali endeksi de bir önceki aya göre yüzde 15.8 gibi yüksek bir düzeyde düşüş gösterdi. Ocak ayında 26.1 olan endeks, Şubat ayında 22 değerine düştü. Bu azalış, tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimallerinin bir önceki aya göre azaldığını gösteriyor.
 
Ocak ayında 94 olan genel ekonomik durum beklentisi endeksi yüzde 3.9 oranında azalarak, Şubat'ta 90.4'e geriledi. Bu azalış da, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durumun daha iyi olacağı yönünde beklentisi olan tüketicilerin sayısının bir önceki aya göre gerilediğinin göstergesi.

Hanelerin maddi durumunda iyileşme umudu yok
Hanenin gelecek 12 aylık döneme ilişkin maddi durum beklentisi endeksine baktığımızda bir önceki aya göre yüzde 2.7 oranında azalış gözleniyor. Buna göre, Ocak ayında 91.3 olan endeks Şubat'ta 88.8 olarak gerçekleşmiş. Bu azalış da, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumunun daha iyi olacağını bekleyenlerin oranının azalmasından kaynaklanıyor.

Hükümet kendini 'Alice'in Harikalar Diyarı'nda' sanıyor
Tüketicilerin ekonomiye ilişkin olumsuz bakışını değerlendiren Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketici güveninin enflasyondan çok daha önemli olduğunu söyledi.
 
Yükselen enflasyon rakamlarıyla birlikte değerlendirildiğinde son dört yılın dip seviyesine inen tüketici güveninin ekonomideki vehameti gösterdiğini belirten Bülent Deniz, ''Bu sadece tüketiciler açısından değil ekonominin geneli açısından da beklentilerin olumsuza döndüğünü gösteriyor'' dedi.
 
Rakamlara bakıldığında tüketicilerin tasarruf etme eğilimlerinin de azaldığına dikkat çeken Bülent Deniz, şöyle devam etti: ''Hükümetin açıkladığı orta vadeli programda tasarruf eğilimi artırmak için bir takım önlemler alındı. Kredi kartı taksitlerini ve kredileri sınırlandırdılar. Biz o zaman da söyledik; tüketime yönelik önlem almakla tasarruflar artırılamaz. Çünkü 100 TL'lik kredi kartı harcamasının 60 TL'si mutfak alışverişi yani zorunlu harcama. Vatandaşın gelirini artırmadan tasarrufların artacağını sanıyorlar. Hükümet kendini Alice'nin Harikalar Diyarı'nda sanıyor. Türkiye ekonomisinin bu anlayışla siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk iddiaları sürerken ayağa kalkması mümkün değil.''
 

11 Kasım 2013 Pazartesi

Tüketici Haklarına "Karşı Devrim" Yasası



Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Av. Bülent Deniz, 'devrim' diye sunulan yeni Tüketici Yasası'nın tüketiciler açısından birçok hak kaybına neden olduğunu belirtti.
 
AKP'nin yıllardır beklettiği yeni Tüketici Yasası geçen hafta TBMM'de kabul edilerek yasalaştı. Tüketici dernekleri tarafından birçok beklentinin karşılanmadığı gerekçesiyle eleştirilen yeni yasa, kamuoyuna 'devrim' diye sunuldu.
 
Yeni yasayı, hazırlık aşamasından bu yana yakından takip eden Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz'le konuştuk. 
 
Hayatımız zorlaşacak
 YasanınTBMM gündemine 'devrim yaratacak, yapacak kanun' diye getirildiğini hatırlatan Deniz, ''Bundan sonra tüketici korunacak' dendi. Ama bu kanun devrim değil tüketici hakkına bir 'karşı devrimdir.' Ne yazık ki bu kanunla birlikte tüketici haklarında geriye gidilmiştir. Bugünden yarına bu kanunla birlikte hayatımıza hiç bir iyileşmenin olmadığı, aksine hayatımızı zorlaştırdığı ortaya çıkacak'' dedi.
 
Eski yasanın hemen hemen aynısı
Yeni yasanın 'iktidarın pazarlama tekniğini kullanarak sanki çok iyi bir iş yapıyormuş gibi ortaya koyduğu bir çalışma' olduğunu ifade eden Av. Deniz, şöyle devam etti: ''Neden bunları söylüyorum; bizim zaten 1995'ten beri bir tüketici yasamız vardı. Yani dün çıkmış değil. Yeni kabul edilen yasa halen yürürlükte olan eski yasanın maddelerinin aynısı. Hiçbir değişiklik yok.
 
'Sözleşmeler 12 punto olacak, tüketiciye verilecek, koyu renkle yazılacak' bunlar eski yasada da var. Eski yasadaki hükümlerin neredeyse tamamı yeni yasada var.
 
Tüketici için değil AB için...
Bunların yüzde 90'ı böyle. Geri kalan yüzde 10'u ise. Şu anda yaşanan Avrupa Birliği sürecinde her yıl mezuat değişiyor; işte elektronik bankacılık vs. gibi genelgelere uyum sağlamak için düzenleme yapılması gerekiyor. İşte teknik düzeyde tüketicinin günlük yaşamına pek etki yapmayacak düzenlemeler yapıldı. Yani ortada yeni tüketici yasası yaptık, onu yaptık, bunu yaptık diye avaz avaz bağıran siyasetçiler Türkiye'de tüketicinin hayatına olumlu anlamda hiçbir şey getirmediler.
 
'Faiz lobisi' dedi, ücretleri yasallaştırdı
Aksine bu yasadan beklentimiz vardı bizim. 2012'nin Temmuz ayında Gümrük Bakanı dedi ki; ben bu bankaların 32 tane sorma ver parasına karşı çıkacağım dedi. Biz de destek verdik. Hakikaten ilk taslakta bankaların faiz dışında hiçbir şeyden para alamayackları net bir şekilde vardı. Ne zaman ki Başbakan çıktı 'faiz lobisi' dedi, kredi kartı kullanmayın çağrısı yaptı. O günden sonra ne olduysa yeni bir taslak ortaya çıktı. Yeni taslakta bankaların aidatsız bir kart çıkartacakları ifade edildi. Çünkü Başbakan ne derse aksi çıkıyor. Bu ne demektir; sen aidatsız bir kart çıkartacaksın diğer kartlarından aidat alabilirsin demektir.
 
Ve bizim 2007'de başlattığımız, on binlerce tüketiciyle yürüttüğümüz 'kart aidatı yasal değildir' diye ortaya çıkan binlerce karar bir anlamsız hale geldi. Artık bu saatten sonra tüketiciler, aidatlarının iade edilmesi için hiçbir müracaat yapmasınlar. Çünkü yasa artık o aidatı serbest hale getirmiştir.''
 
Yüzde 2'lik erken ödeme cezası duruyor
Kredi erken ödemelerinde alınan ücretlere ilişkin yapılan haberlerin de yanıltıcı olduğunu ifade eden Av. Deniz, ''Bu ceza hala var. Mortgage kredilerinde yüzde 2 oranında, dünyanın her yerinde var. Diğer tüketici kredilerini erken ödediğinizde faiz düşüyor. O eski yasada da vardı. Kredini erken kapatmak istediğin zaman ödeyeceğin miktardan faiz düşüyordu. Eski yasadan aldılar onu. Çünkü çok uzun vadeli kredi olduğu için banka ona göre sendikasyon kullanıyor. Bu kanun tamamen iktidarın pazarlama taktiğiyle sanki Türkiye'de tüketici kurtuluyor, refaha erecek bir anda geliri artacakmış gibi bir çalışma oldu bu'' değerlendirmesinde bulundu.
 
BDDK tüketicinin gözünde sabıkalıdır
Diğer yandan kart aidatları dışında; dosya parası, yeniden yapılandırma parası, vs. gibi konularda bakanlık görüşüyle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) yetkili kılındığını kaydeden Bülent Deniz, ''Bu da şu demektir; kuruluş yasasının ilk maddelerinden bir tanesinde BDDK'nın amaçları sayılmış. Bunlardan bir tanesi de 'tüketicinin çıkarlarını korumak.' Ben 1995'ten beri tüketici hareketinin içerisinde yer alan birisi olarak, BDDK'nın kurulduğundan beri tüketici lehine hiçbir şey yapmadığının şahidiyim. Tüketici açısından BDDK sabıkalıdır. Bu kadar sabıkalı bir kuruluşu; dosya masrafının miktarını belirlemek, kısa mesajla gecikme bildiriminden ücret alınıp alınmayacağı gibi tüketiciyi ilgilendiren konularda karar merci olarak tanımak, tüketiciyi BDDK'nın insafına terk etmek demektir. Ne yazık ki bu şekilde olmuştur'' diye konuştu.
 
Mevcut 55 milyon kart aidatlı mı aidatsız mı olacak?
Yeni yasaya yönelik beklentilerini de aktaran Deniz, şu bilgileri verdi: ''Bizim beklentimiz; 17 milyon kişinin kullandığı 55 milyon kartta 9 milyon kişinin asgari ödemeyle günü kurtarmasıyla oluşan bir borç stoku vardı. Genelde böyle yasalar çıkarken af düzenlemesi de beraberinde gelir. Biz dedik ki; bir geçici madde ekleyin. Kredi kartı borcu olan herkes istediği takdirde 36 ayda bu borcunu ödesin, borcu kapansın diye bir hüküm getirin. Ortalık bir temizlensin. Madem yeni bir dönem başlatıyorsunuz. Maalesef bu da gelmedi. Tüketici açısından son derece mahsurlu bir yasa çıktı.
 
Kaldı ki bu aidat meselesinde orada 5 milyar liralık bir para var. Bankaların sağladığı. 55 milyon kart var. Bizzat bankacılar diyor ki; 'kartta Türkiye piyasası doydu artık, yeni kart verilecek kişilerin 18 yaşını doldurmasını bekliyoruz' diyorlar. Şimdi yasa çıktı aidatsız kart çıkacak. Peki bu 55 milyon kart aidatlı mı, aidatsız mı olacak?
 
Benim kartım var zaten aidatsız kart istiyorum. Bendeki kartı ne yapacağım? İşim gücüm yok benim cebimdeki 4 kart için 4 ayrı banka dolaşacağım. Her biri için başvuru yapacağım sıraya gireceğim bilmem ne yapacağım. Bu sefer artık yasa da çıktı. Aynen devam edecekler.''
 
11.11.2013 Aydınlık, M. Recep Erçin

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Bankaları Abat Eden Erdoğan Suçu Yurttaşa Attı


Başbakan Tayyip Erdoğan, faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobinin olduğunu ifade etti. Tüketici dernekleri temsilcileri ise, Tüketici Kanun Taslağında bu gelirlerin yasalaştırıldığını hatırlatarak Erdoğan'ın açıklamalarının samimi olmadığını söylediler.

Her geçen gün ağırlaşan ekonomik sorunlara karşı mücadele eden yurttaşlar gelirleri yetmeyince kredi kartı kullanımına yöneliyor. Asgari ücretin 800 lira civarında olduğu ve birçok emekçinin bu ücretten çalışmak zorunda bırakıldığı Türkiye'de, son dönemde kredi kartı kullanımı iyice arttı.

Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, Mayıs ayında kredi kartından nakit çekim tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18.5 artarak 3.5 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerindeki artış da 2012 yıl sonuna kıyasla yüzde 28 oranında gerçekleşerek, 250 milyar liraya yaklaştı.

Yurttaştan aldıkları haksız komisyon ve aidatlarla abat olan bankalar da AKP iktidarı döneminde kârlarını artırdı. Bu yılın ilk beş ayında faaliyet dışı gelirlerini geçen yıla göree yüzde 16.7 artıran bankalarr bu gelirlerden toplam 13 milyar lira kâr elde etti.

Fakir fukara edebiyatına devam
Yurttaşın düştüğü durumu 11 yıldır görmeyen ve makarna, kömür dağıtarak oy avcılığı yapan AKP Hükümeti ise, artan sorunlar karşısında suçu başkalarına atıyor. Son olarak Başbakan Tayyip Erdoğan önceki gece yaptığı açıklamada faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobinin olduğunu dile getirdi. "Şu kredi kartları filan falan diyorsunuz ya, bunları almayın'' çağrısı yapan Erdoğan, ''Geçenlerde ben faiz lobisi derken boşuna demedim bunları, bir şeyler bildiğim için bunları söylüyorum. Zira faiz dışı gelirlerle abat olan bir lobi var. Şu kredi kartları filan falan diyorsunuz ya, bunları almayın. Kim ödüyor bu parayı, zengin değil, benim fakir kardeşim. Allah selamet versin, bayılıyor bir tane kredi kartı elime alayım. Bir tanesine onu söyledim; 'Ya' dedim 'Allah aşkına, faizden elde ettiğin gelir tamam, fakat bu faiz dışı gelirden elde ettiğin parayı, gömüleceğin mezara doldurmaya kalksak, o mezar almaz bunu. Ne yapacaksınız bu parayı ya? Vatandaştan bu komisyonları almayın.' Ama yok, doymazlar. Onların gözünü ancak kara toprak doyuracak" diye konuştu.

Başbakan samimi değil
Erdoğan'ın bu açıklamalarını tüketici dernekleri temsilcilerine sorduk. Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, bir türlü yasalaşmayan Tüketiciyi Koruma Kanunu Taslağına işaret ederek, ''Taslağın 4'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının 2'inci bendinde bankaların aldıkları bu komisyon ve faaliyet dışı gelirler yasal hale getiriliyor. Üstelik bu taslağın ilk halinde yokken daha sonradan bizim bütün karşı çıkmalarımıza rağmen eklendi'' dedi. Erdoğan'ın açıklamalarının samimiyetten uzak olduğunu ifade eden Çakar, şöyle konuştu: ''Bu talihsiz bir açıklamadır. TÜİK'in verilerine göre yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye'de 15 milyon yurttaş açlık, 37.5 milyon da yoksulluk sınırında yaşıyor. Satın alma gücü düşen yurtaşlar ücretleri yetmeyince kredi kartına sarılıyor. En temel ihtiyaçlarını geliri yetmediği için kartla almaya başlıyor. Bankaların da her yerde kart kullanımını özendiren reklamları vs. var. Yurttaş açık ve yoksulluk içinde bu kıskaca itilmiştir. Buna çözüm üretmesi gereken Başbakan, Türkiye'de yaşamıyor mu?''

Şaşkınlıkla karşıladım
Başbakan'ın açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade eden Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz de, ''Başbakan sanki iktidarda değil gibi şikayet ediyor. Bu aidatlar yasa ile de değil BDDK'nın yapacağı bir düzenlemeyle çözülebilir'' diye konuştu. Ülkede 56 milyon kredi kartı sahibi olduğunu hatırlatan Deniz, TBMM'deki Tüketici Kanunu Taslağının Genel Kurul'a TBMM tatile girdiği için gelmediğini, o taslakta bu ücretlerin yasalaştırılacağını bildirdi. 2002'den bu yana uygulanan politikalarla kredi kartı kullanımının yaygınlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Deniz, şunları söyledi: ''Kayıt dışılığı önceleyeceğiz diye kağıt paranın kullanımını azaltarak kredi kartlarını yaygınlaştırdılar. Bu kartların yanlış kullanımından doğan zararları ortaya koyduk. Yetki Başbakan'da ama başkası iktidardaymış gibi konuşuyor.''

Sıcak paracıları Başbakan abat etti
Başbakan Erdoğan'ın kredi kartı kullanan yurttaşları suçlayan açıklamalarına ilişkin bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak da, ''Yurttaşı kredi kartı cambazı olmaya zorlayan Başbakan, kendisi iktidarda değilmiş gibi konuşarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor'' dedi. 

Ekonominin çarklarını 10.5 yıldır sıcak para ve borçla döndüren, yurttaşın geliri ile umudu arasındaki farkı borçla kapatan Başbakan’ın, sıcak paracıları abat ettiğini söyleyen Öztrak, ''Benzinin litre fiyatı 1.76 liradan AKP elinde 3 kat artarak bugün 5 liraya gelmiş ve yeni bir rekor daha kırmıştır. Bunun sorumlusu vergi alanında reformları yapmayarak vergiyi fakir fukaraya yükleyen, benzin pompalarını vergi dairesine dönüştürerek vatandaşına dünyanın en pahalı benzinini satan Başbakandır. Ancak Başbakan sorumluluğunu yok sayıyor, vatandaşı suçlayarak kredi kartı kullanma, ayağını yorganına göre uzat diyor. Artık gerçekler ortaya çıkmıştır. Sıcak para ile yelkenleri şişiren ve 2009’da karşılaştığı ilk krizde ekonomiyi yüzde 4.8 yere çakan bu iktidardır. Bugün de aynı iktidar sıcak para rüzgârının kesilmesi ile yaşanan dalgalanma karşısında şaşkınlık içindedir. Bu şaşkınlık ile çareyi millete ayar vermekte, milleti ayrıştırmakta, ötekileştirmede arayan Başbakanın tel tel dökülen iktidarının şifresini artık millet çözmüştür. Deniz AKP için artık bitmiştir” diye konuştu.
 
Aydınlık-Recep Erçin, 18.07.2013

18 Mart 2013 Pazartesi

"Soyguna Dur Diyeceğiz"

Tüketici örgütleri bankaların aldığı ücretlere isyan etti
Bankaların, 40’ın üzerinde işlemden aldığı ücretlere karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden tüketici örgütleri, yalnızca boykotlarla değil açacakları davalarla da bu soyguna artık dur diyeceklerini söylediler
 
Dünya Tüketiciler Günü’nde tüketici dernek ve federasyonları çeşitli etkinliklerle yurttaşları bilinçli olmaya çağırıyor. Özellikle son günlerde bankaların haksız ve yargı kararlarını hiçe sayan uygulamalarına karşı yurttaşları tepki göstermeye ve hak aramaya çağıran kitle örgütleri temsilcileri, 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü dolayısıyla Aydınlık’a açıklamalarda bulundu.
 
İhtiyacımız kadar tüketmeliyiz
Bugün saat 12.00’de İstanbul Kadıköy’de Boğa Heykeli’nin önünde düzenleyecekleri basın açıklamasına bütün yurttaşları davet eden Tüketici Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, bundan sonra da bankaları boykot eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.
 
Tüketicinin korunmasına ilişkin yeni yasanın bir türlü çıkarılamamasını taslakta bankaların aleyhlerine olan bir takım maddelere karşı itiraz etmelerine bağlayan Eroğlu, şunları söyledi: ‘’Bankalar işletme giderlerinin yüzde 60’ını tüketicilerden kestikleri masraflardan karşılıyorlar. Bu çok ciddi bir rakam. Geçenlerde şahit oldum bir bankada 82 lira havale yapmak isteyen müşteriden 32 lira masraf istediler. ‘Bu rakam neye göre belirleniyor?’ diye itiraz ettik. Ama cevap alamadık.
 
Tüketicilerin artık tüketimden gelen gücünü kullanmaları gerekiyor. Yapacağımız boykotların yanında, tüketicilerden 40 üzerinde işlemden kesilen bedellerle ilgili de işte dosya masrafı, hesap işletim bedeli, kredi kartı aidatı gibi, 5 lira 10 lira demeden şikayetlerde bulunmalıyız. Dünyada bankalar batarken Türkiye’deki bankalar kar ettiler. Bunu da tüketicinin sırtına binerek yaptılar. Artık bu soyguna dur demenin vakti geldi. Türkiye her geçen gün borç batağına saplanıyor. Özellikle gençlerin harcamalarına dikkat etmesi gerekiyor. Bu nedenle artık ihtiyacımız kadar tüketmeyi öğrenmeliyiz.’’
 
‘Banka boykotu’ eylemleri hükümete de bir uyarıdır
Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar, 2012 yılında özellikle bankaların haksız uygulamalarına karşı yapılan şikayetlerde patlama yaşandığını kaydetti. 2013’te bu şikayetlerin daha da artacağına işaret eden Çakar, ‘’Tasarı halinde olan tüketiciyi koruma yasasından bankaların aldığı bir takım ücretlere sınırlama getirilecek. Ancak tasarıya, bankaların tüketicilerden yeni ücretler almaması içinde bunu engelleyen maddeler konulması lazım’’ dedi. 13-14 Mart tarihlerinde gerçekleştirdikleri ‘bankaları boykot’ eylemlerine birçok kitle örgütünün destek verdiğini ifade eden bunun hem hükümete hem de bankalara bir uyarı olduğunu belirtti. Tüketicilerin yalnızca bankaların uygulamalarından kaynaklı sorunları olmadığına işaret eden Çakar, ‘’Enerji zamları, sağlıklı gıda ve su, telekominasyon şirketlerinin uygulamaları gibi daha çözüme kavuşmamış birçok mesele var. Bütün bu sorunlar ancak, kamu yararını gözeten ve tüketici haklarını koruyan ekonomik ve sosyal politikalarla çözülebilir’’ diye konuştu. Çakar, bundan sonra yapacakları faaliyetleri şöyle anlattı: ‘’Bugün Ankara Kızılay’da saat 11.30’da tüketicinin yedi önemli sorununa dikkat çekmek için bir gösteri düzenleyeceğiz. Bu yeni sorunla boğuşurken kendisi de bir sorun yumağı haline gelen tüketicinin sıkıntılarını anlatacağız. 16 Mart saat 13’te ise, Tüketiciler Federasyonu bünyesinde Ankara Türk-İş Konferans salonunda tüketici hakları yasasına ilişkin bir konferans düzenleyeceğiz.’’
 
Mahkeme kararları emsal teşkil etmeli
Dünya Tüketiciler Günü dolayısıyla gazetemize yaptığı açıklamada yurttaşların hakları konusunda artık daha bilinçli olduğunu söyleyen Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise, “Yurttaş bilinçli ama sistemin içerisinde kıskaca alınmış vaziyette. Şimdi bankaları boykot edebiliriz ancak, o gün ödememiz varsa ve son günüyse bunu yatırmaya mecburuz. Mevcut sistem tüketiciyi bir kıskaca almış durumda bundan kurtulmak lazım’’ dedi. Tüketicilerin sorunlarının yalnız bankalardan kaynaklanmadığına vurgu yapan Deniz, en önemli meselelerden bir diğerinin de gıda denetimi olduğunu kaydetti. “Birçok düzenleme yapılıyor ama bunları uygulayacak ne teknolojik alt yapı var ne de eleman’’ diyen Deniz, şöyle devam etti: “Bankalarla ilgili yaşanan mağduriyetlere gelirsek, tüketici mahkemelerine davalar açıyoruz. Ancak bu davaların bir bağlayıcılığı olmuyor her yurttaş gidip kendi özel durumu için dav aaçmak zorunda kalıyor. Hatta bu sene kart aidatının iadesine ilişkin dava açıp kazanmanıza rağmen gelecek yıl yeniden dava açmanız gerekiyor. Bu kararların emsal teşkil edip tüketici lehine işler hale getirilmesi gerekiyor.’’
 
Tüketici yeni kanununu bekliyor
Türkiye’de yaşanan tüketici sorunlarını değerlendiren Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya da, “Yetersizliğe rağmen mevcut yasaların uygulanmaması ve denetimlerin şekilde kalması kamu eliyle tüketici mağduriyetlerinin artmasına sebep olmaktadır” dedi. Anayasanın 172. maddesinde yer alan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmünü hatırlatan Kaya, buna rağmen mevcut yasaların günün koşullarına göre uyarlanamaması sebebiyle tüketicilerin kötü niyetli satıcıların elinde kazanç makinesi haline getirildiğini bildirdi. Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Yapılan gayri kanuni işlemler ile bankalar, iletişim sektörü ve gıda sömürücülerinin tüketicilerin bilinçsizliğinden yararlanarak her anlamda tüketicileri sömürmeyi bir alışkanlık haline getirerek, haksız menfaat temin etmektedirler. Tüm bunların bağlamında yargı mercilerinin kararları da bahsedilen sektörlerce açık açık çiğnenmektedir. Dolayısıyla yeni kanun taslağının derhal meclisten geçirilerek yürürlüğe sokulması elzemdir.’’
 

16 Ocak 2013 Çarşamba

"Zamlarla Dolu Bir Yıl"

Geçen yıla damgasını vuran zamların yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlarda olduğuna işaret eden TBF Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 2013 yılında da benzer oranda zamlar beklediklerini bildirdi.
'Ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız'

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz 2012 yılının tüketiciler açısından nasıl geçtiğini Aydınlık'a değerlendirdi. 2012'nin tüketiciler için 'enerjik' bir yıl olduğunu ifade eden Deniz, bir yılın elektrik, doğalgaz, vergi zamları ve bankaların aldıkları kart aidatlarıyla geçtiğini söyledi.
Geçen yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının damgasını vurduğunu belirten TBF Deniz, ''Dört kişilik bir ailenin Nisan 2012 döneminde ödediği elektrik faturası 100 lira civarında iken, bu rakam bugün 121 liraya çıkmış bulunuyor. Aynı şekilde gelen zamlarla birlikte aynı aile ısınmak için 250-300 lira ödeme yapmak zorunda kalıyor'' dedi. Öte yandan doğalgaz ve elektrik zamlarının tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin maliyetini de arttırdığını kaydeden Deniz, bu durumda en iyimser öngörülerle halkın ekonomisinin 2012 yılındaki gerçek ve fiili enflasyonunun, yüzde 10’lar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Tepkisizlik Endişe Verici
Aydınlık: Yurttaşların bu zamlara yeterince tepki vermediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? 2013 yılında zorunlu tüketim harcaları kalemlerinde de faiş zamlar bekliyor musunuz?
M.Bülent Deniz: Yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlardaki bu zamların 2012 ye damgasını vurmasının yanında, bir o kadar ilginç ve değerlendirilmeye muhtaç olan konu, bu kadar yüksek oranlı zamlara karşı tüketicilerin tepkisiz kalmasıdır. Toplumsal her türlü soruna olan duyarsızlaşma sürecinin bu alanda da kendisini göstermesini doğal karşılamak gerek aslında. Tüketicinin yaşamsal gereksinimlerine yapılan zamlar, artan yoksulluk ve işsizlik toplumun şiddetli tepki göstermesi gereken konuların başında gelmesine rağmen, bu konuda cılız birkaç sesin dışında ses çıkmamış olmasını hayretle karşılamaktayız. Yanıbaşımızdaki Yunanistan’da, Avrupa’da İtalya başta olmak üzere bir çok ülkede, ABD' de Wall Street’teki parkta haftalar boyunca, emperyalist yayılmacı kapitalist düzene isyan çığlıkları atılırken, ülkemizdeki tepkisizliği de 2012 nin önemli olaylarından biri olarak kaydediyoruz. Zamlara gelince, 2013 yılının ilk iki ayı içinde de elektrik ve doğalgaza yaklaşık yüzde onlar seviyesinde zam yapılmasını bekliyoruz.

Deli Dumrul Haracına Devam
Aydınlık: Bankaların müşterilerden aldıkları ilave ücretler gündemde çokça yer aldı. Bankalar ise bu ücretleri almakta haklı olduklarını savunuyorlar. Sizce bankalar burada ahlaki davranıyor mu?
Deniz: 2007 yılında açtığım ilk dava ile başlayan 'tüketici-banka meydan savaşları', geçtiğimiz yıl da hız kaybetmeden devam etti. 50 milyon kredi kartı için, kart başına ortalama elli lira 'kart parası' adı altında 'deli dumrul haracı' toplayan bankaların cebine geçtiğimiz yıl da toplam olarak iki milyar beş yüz milyon lira para girdi. Bu paranın yanında on beş milyon tüketiciye kullandırdıkları tüketici kredileri için ortalama iki yüz lira dosya parası alan bankalar, bu kalemden de toplam olarak üç milyar civarında gelir elde ettiler. Yine otuz milyon civarındaki vadesiz hesaptan kesilen elli lira hesap işletim ücretleri ile birlikte, 2012 yılında bankaların kasasına sadece bu üç kalemden yedi milyar lira girmiş bulunuyor. Para alıp-para satmak işiyle uğraşıp gelirini buradan elde etmesi gereken bankaların asli işlerini bırakıp kart parası, dosya parası gibi faaliyetleri ile doğrudan ilgili olmayan bu tür gelirlerinin ne kadar yüksek olduğu, bankaların bilançolarından da rahatlıkla okunabilmektedir.

Kart aidatında asıl kazık devlete
Bankaların 'deli dumrul haracı'nı tüketici vicdanı kabul etmemekte, toplumsal değerlendirmede gerilim unsuru haline dönüşmüş bulunmaktadır. Tüketici başına alınan rakamların düşük olması bir yandan tüketicinin hak aramasındaki en büyük engeli oluştururken, burada esas zarar devlete çıkmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre elli liralık kart aidatının iadesi için ücretsiz hizmet veren Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuran tüketicinin başvurusu için devlet yüz on lira masraf yapmaktadır. Bu para başvuruda haksız çıkan bankadan alınmamaktadır. Yani devlet yüz binlerce tüketicinin kart aidatlarını geri almaları için cebinden elli milyon lirayı harcamak zorunda kalmaktadır.

BDDK görevini yapmıyor
Kuruluş yasasında tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olduğu açıkça belirtilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise olan bitene seyirci kalmış, anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde de seyirci kalmaya devam edecektir. BDDK tarafından çıkarılacak bir genelge ile “bankaların verdikleri hizmet bedeli dışında hangi ad altında olursa olsun, tüketiciden para alması yasaktır” ifadesini içeren bir düzenleme bütün bu sorunları sona erdirip tüketici-banka meydan savaşına son noktayı koyacakken, bundan ısrarla uzak durulması BDDK'nın kuruluş yasasında kendisine verilen görevi lâyıkı ile yerine getiremediği kuşkusunu doğurmaktadır.

Bankalardan akla ziyan savunma
Bankaların aldıkları bu ücret ve komisyonların haksızlığına ilişkin yüzbinlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, binlerce Tüketici Mahkemesi ve onlarca Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı ile yargı tarafından köşeye sıkışan bankalar, bu kez faiz ve enflasyon kılıcını çekerek ülkeyi tehdit etmeye kalkmaktadırlar. Bu ücret ve komisyonları almadıkları takdirde faizleri yükseltmek zorunda kalacaklarını, bunun da ülkenin enflasyonunu olumsuz şekilde etkileyeceği tehdidinde bulunan bankaların yetmiş beş milyonluk bir ülkeyi faiz silahı ile zaptu rapt altına almaya kalkması akıl almaz bir durumdur. Daha da akıl almaz olanı, bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından bankaların ülkedeki en güçlü lobi olduğuna ilişkin çaresizlik açıklamalarının yapılması ve her şeye muktedir olan iktidarın bankaların bu uygulamalarına bir cümlelik yasa çıkararak set çekememesidir.

Yeni Tüketici Yasası kayıp
Aydınlık: 2012'ye baktığımızda hala çıkarılamayan bir Tüketicinin Korunmasına Dair Kanun var. 2013 yılında bu yönde bir ilerleme kaydedilecek mi? Özellikle yeni kanunun tüketiciler açısından getirileri olacak mı?
Deniz: Yeni tüketici yasası çıkıyor, tüketici rahat nefes alacak reklâmları ile 2012 yılının Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan yasa çalışması adeta sırra kadem basmış durumdadır. Bir gecede, birkaç saat içinde yasa yapan TBMM'nin önüne bir tüketici yasası taslağı altı aydır getirilememiş, aylardır havanda su dövülmüştür. Endişemiz, bu yılın Temmuz ayına kadar da, yani TBMM tatile girene dek bu yasanın çıkmamasıdır. Beklentimiz bankalar konusundaki çıkışında samimi olduğuna inandığımız Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, bu konuda kamuoyunun kendisine verdiği desteğin hakkını vermesi ve tüketicileri bankaların elinden kurtarmasıdır.

Vergi daireleri taşındı
Aydınlık: Özellikle vergilendirmelerde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı söz konusu. Dar gelirli tüketiciler açısından baktığımızda bunun ne gibi sakıncaları sizce nedir?
Deniz: Ülkenin her yerinde bulunan vergi dairelerinin yerleri değiştirilerek, bütün benzin istasyonları, iletişim firmaları, elektrik dağıtım firmaları vergi dairesi gibi çalışmaya devam ettiler. Benzin alan, cep telefonunda numara çevirip konuşma yapan, evindeki elektrik şalterini açıp aydınlanmak isteyen bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; gelirine, malvarlığına bakılmaksızın eşit olarak vergi vermeye devam etti. Anayasadaki “eşitlik” ilkesinin sadece vergiler konusunda olduğunu düşünen siyasi iktidar, gelire göre alınması gereken vergileri dolaylı vergiye çevirerek, herkese eşit olarak dağıtıp varolan gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirdi. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 35-40 lar seviyesinde olan dolaylı vergiler, ülkemizde yüzde 65-70 seviyesinde uygulanıyor ve anlaşılan o ki, kolay para toplama yöntemini keşfeden iktidar bu işten vazgeçmeye pek de niyetli görünmüyor.

Kredi kartına teslim olan ülke
Aydınlık: Sokak ortalarında dağıtılan kredi kartlarına tanık olduk. Şimdilerde ise cepten mesajla kredi başvurusu söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz: 2002 yılından bu yana Kemal Derviş üzerinden ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız. Kredi kartları ve tüketici kredileri ile borçlandırılan insanlarımızın toplam borcu ülkenin bütçesinin büyüklüğünü geçecek noktaya gelmiş, borçlanıp elde edilen kazanç ile mevcut borcu ödeyip yeniden borçlandığımız bir yaşam, ülkedeki milyonlarca insanın kaderi haline gelmiş bulunmaktadır. Tüketicinin içine düştüğü borç sarmalından kurtulması için ülkeyi yönetenler bir şey yapmaz iken, ne yazık ki, tüketicinin kendisi de bu konuda üzerine düşeni yapmamakta ısrar etmektedir. Ayağını yorganına göre uzatması gereken tüketicinin, yorganı yokken, ayağını uzatmaya kalkması kendi felaketi olmuş, intiharlar, boşanmalar eşliğinde sosyal dinamikleri dinamitlenen ülkenin fertleri olarak yarınlara dair endişelerimiz gittikçe artmaktadır.