anadolu ajansı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anadolu ajansı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2020 Cumartesi

Bankalardan 'kredi ve kredi kartı ödemelerini faizsiz öteleme' talebi

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle çeşitli tedbirler alan bankalara, "Hangi nitelikte olursa olsun tüm kredi ve kredi kartı ödemelerini faizsiz öteleyin." çağrısında bulundu.

Deniz, yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan pandemi nedeniyle, federasyon olarak, "ödemeleri öteleme" açıklaması yapan bankaların uygulamaları üzerinde yaptıkları araştırma sonuncunda bazı tespitlere ulaştıklarını belirtti.

Ülkede milyonlarca tüketicinin bankalara, kredi kartı, taşıt, konut ve bireysel kredi ödemesi bulunduğunu hatırlatan Deniz, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ekonomik istikrar kalkanı paketi ve ekonomi yönetiminin bankalara ilişkin beklenti ve tavsiyelerine karşın borç ötelemesi yapacağını duyuran bankaların, öteleme işlemine faiz uygulamasının, tüketici açısından hiçbir yararı bulunmamaktadır."

Deniz, bu dönemde toplumsal dayanışmanın gereğinin tüm sektörlerce yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Hangi nitelikte olursa olsun tüm kredi ve kredi kartı ödemelerini faizsiz öteleyin. Yapılması gereken budur." ifadesini kullandı.

25.03.2020, Semra Orkan, Anadolu Ajansı

13 Mart 2020 Cuma

TBF Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: "Koronavirüs değil, fiyat artışları bizi hasta edecek"

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: "Piyasalar arz talep dengesi üzerine kuruludur. Panik yaptığınızda bu denge tamamen bozuluyor. Çünkü bu dengenin içerisine panikle birlikte fırsatçılar da giriyor. Temizlik ve hijyen ürünlerindeki artışın ardından, zamlar gıda fiyatlarına sıçradı. Bu fiyat artışlarının altında tüketici ezilecektir. Bu nedenle lütfen paniğe kapılmayalım"

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, panik havasının piyasa şartlarını bozduğunu belirterek, "Bu nedenle lütfen paniğe kapılmayalım. Yoksa koronavirüs değil, fiyat artışları bizi hasta edecek." dedi.

TBF Genel Başkanı Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüs nedeniyle bazı ürünlerin fiyatlarında yapılan suni artış ve stokçuluğa ilişkin tüketicileri temkinli olmaları yönünde uyardı. Son günlerde bazı çevrelerin bilinçli olarak yalan haberler yaydığına dikkati çeken Deniz, bu durumun panik havası oluşturmayı amaçladığını söyledi.

Panik havasının tüketiciler adına büyük kayıplara neden olacağını belirten Mehmet Bülent Deniz, şöyle konuştu:

"Panik, piyasaların yıkımı demektir. Bu yıkımdan da en çok etkilenecek olan biz tüketicileriz. Piyasalar arz talep dengesi üzerine kuruludur. Panik yaptığınızda bu denge tamamen bozuluyor. Çünkü bu dengenin içerisine panikle birlikte fırsatçılar da giriyor. Bakın temizlik ve hijyen ürünlerindeki artışın ardından, zamlar gıda fiyatlarına sıçradı. Bu fiyat artışlarının altında tüketici ezilecektir. Bu nedenle lütfen paniğe kapılmayalım. Yoksa koronavirüs değil, fiyat artışları bizi hasta edecek."

- "Tüketiciler sakin olsun"
Türkiye'de serbest piyasa koşullarının hakim olduğunu vurgulayan Deniz, bu tür piyasalarda devletin müdahalesinin kısıtlı ve yetersiz kaldığını aktardı.

Deniz, haksız fiyat artışı ve stokçuluğa yönelik devletin ilgili birimlerinin harekete geçtiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Serbest piyasa ekonomisinde devlet ne yaparsa yapsın bu suni fiyat artışlarının önüne geçemez. Burada vatandaş kendisine şu soruyu soracak: 'Bu fiyat artışından aslında kim sorumlu?' Bu çerçevede değerlendirme yapması gerekir. Panik durumu oluşmadığı zaman fiyatlar normal seyrinde devam edecektir. Yoksa tüketiciler bu süreçte ağır kayıplar görecektir. Aksi durumda vatandaş yüksek fiyatlarla alışveriş yapmak zorunda kalacak. Ayrıca yapacakları stoklardan da zarar göreceklerdir. Zira bilindiği gibi her ürünün belli bir raf ömrü var. Sonrasında bu stokları tüketemeyen vatandaş, ikinci kez zarar görmüş olacak."

Deniz, Türkiye'de çok başarılı önlemler alındığını anlatarak, "Umarım bunu sürdürürler. Tüketiciler talebinin dışında gereksiz harcama yapmasın. Fiyatlar kendiliğinden düzelecektir. Bu nedenle tüketicilerimizden sakin olmalarını istiyoruz." dedi.

13.03.2020, HaberTürk

21 Şubat 2020 Cuma

Tüketici örgütleri zamlara karşı UKOME'de temsil hakkı istiyor

TBF Genel Başkanı Deniz, vatandaşın toplu taşıma araçlarına yapılan zamlardan daha az etkilenmesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nde (UKOME) tüketici temsilcilerinin de bulunmasını istedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, UKOME'nin toplu taşıma araçlarına uyguladığı zam kararını doğru bulmadıklarını söyledi.

Kararın alınma sürecini değerlendiren Deniz, "Bir defa bu kararı veren kuruma bakmak lazım. Milyonlarca tüketiciyi ilgilendiren bir zam kararı alıyor ama bir tane tüketici örgütü o kurulun içerisinde bulunmuyor. Esnaf odaları, esnaf birliği, jandarma, emniyet... Herkes var. Ancak tüketicinin hakkını koruyacak bir örgüt yok. Zam talebinde bulunan esnaf, zammı alan esnaf... Peki 'Tüketici ne diyor?' Soran yok. Bir defa bu çok büyük yanlış. UKOME'de artık tüketiciler de yer almalıdır. Zira toplu taşımaya getirilen zamların tümü tüketicinin aleyhine sonuçlanıyor." diye konuştu.

Son zamanlardaki birtakım fiyat artışlarının esnafın maliyet artışından kaynaklandığını bildiklerini anlatan Deniz, bu açığın tamamen vatandaşın üzerine yıkılmasına da karşı olduklarını ifade etti.

Anayasa'nın 172. maddesinin tüketicinin örgütlenmesi ve temsil edilmesine yönelik devletin yükümlülüğünü düzenlediğini vurgulayan Deniz, şunları kaydetti:
"6502 sayılı yasanın birçok yerinde bu türden heyetlerin içerisinde tüketici örgütlerinin bulunması şart koşuluyor. Bu minvalde şehirlerdeki hal komisyonlarında, pazar yerlerinin belirlenmesinde dahi tüketici örgütü temsilcisi varken, büyük şehirlerin toplu ulaşım fiyatlarının belirlendiği UKOME'de tüketici temsilcisinin bulunmaması kabul edilir bir durum değil. Bunun son örneğini son yapılan zamda gördük. Zam talebi esnaf odalarından geldi ve UKOME bu talebi karara bağladı. Ama tüketici temsilcisi o kurulda yer alsaydı, söyleyeceği bir şeyler mutlaka olacaktı."

Zammın İstanbul'da yaşayan vatandaşları rahatsız ettiğini dile getiren Deniz, sözlerini şöyle tamamladı:
"En azından zam kararını yaz aylarına erteleyebilirlerdi. Tüketicinin beli bir kez daha bükülmüştür. Vatandaşın toplu taşımaya yapılan zamlardan daha az etkilenmesi için UKOME'de tüketici temsilcilerinin de yer alması ciddi ciddi düşünülmelidir."

13.02.2020, Mehmet Ali Derdiyok

4 Ekim 2016 Salı

İstanbul'da korsan servis aracı uyarısı

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, İstanbul'da çok sayıda kaçak servis aracının bulunduğunu belirterek, vatandaşları, bu tür araçlar konusunda uyardı.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, İstanbul'da servis sürücülerine yönelik çok sayıda şikayet aldıklarını belirterek, bunları incelediklerini söyledi.

AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaptıkları araştırmada, vatandaşı mağdur eden servis araçlarının çoğunun kaçak olarak çalıştığını belirlediklerini anlatan Deniz, şunları kaydetti:

"İnsanlar mağduriyet yaşadıktan sonra telefonla ya da internet üzerinden bize şikayette bulunuyor. Biz bu mağduriyetleri araştırmaya başladık. Belediyeden soruşturduğumuzda bunların tamamına yakınının kaçak olduğu, yani ruhsatsız olarak çalıştığını anladık. Nasıl olur da bunlar bu şekilde şehirde ruhsatsız olarak çalışabileceğini merak ettim. Bu konuda yaptığım araştırmada, bazı tespitler edindim. Yetkililerle yaptığım konuşmada, gerçekte taşımacılıkla hiç alakası olmayan birçok kişinin, belediyenin plaka tahdidi vereceği ümidiyle servis aracı aldığını öğrendim."

Deniz, bu kişilerin, ruhsatsız ve denetimden geçmeden çalıştığını vurgulayarak, gerekli standartları taşımadıklarını söyledi.

"Kaçak çalışan yaklaşık 3 bin servisin bulunduğunu düşünüyorum"
Öztürk, vatandaşlara bazı önerilerde bulunarak, bu tür kişilerin tespiti yönünde kendilerinin de vatandaşa yardımcı olabileceklerini söyledi.

Velilere, çocuklarını mutlaka bir servis işleticisiyle taşıtmasını tavsiye ettiklerini anlatan Öztürk, şunları kaydetti:

"Taşıma yetki belgeleri, güzergah kullanım izni olsun. Çünkü servis taşımacılığı her işe benzemez. Çocuklar bizim canımız, onun için kime teslim edeceklerini çok iyi bilsinler. Onun için servis taşımacılığı yapan kişinin sabıkası var mı, alkol kullanıyor mu, ehliyeti alkolden ya da yaralı trafik kazasından dolayı iptal edilmiş mi? Araştırsın. Servis aracını mutlaka kontrol etsinler, arabada yeterli donanım var mı, yeterli güvenlik önlemi var mı, acil çıkışı var mı, okul öncesi ya da orta okulsa rehber öğretmeni var mı? Bunlara mutlaka dikkat etsinler. Şüpheye düştükleri anda odamızı arasınlar, aracın plakasını bize bildirsinler. Biz yasal olup olmadığını araştırıp onlara bildiririz."

Mehmet Ali Derdiyok, 22.09.2016 Anadolu Ajansı http://aa.com.tr/tr/turkiye/istanbulda-korsan-servis-araci-uyarisi/650431

10 Mart 2016 Perşembe

'Tarife değişikliği müşteriye bildirilmeli'

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, GSM operatörlerince tarifelere ilişkin kampanyalarda yapılan değişiklikler hakkında müşterilerin önceden bilgilendirilmesi gerektiğini bildirdi.

Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı GSM operatörlerinin kampanyalarla ilgili değişiklikleri müşterilerine zamanında iletmemesi nedeniyle sıkıntı yaşandığını ve bu konuda şikayetler aldıklarını söyledi.

GSM firmalarının genellikle kampanya pazarlaması ile çalışma yaptıklarını, normal tarifelere göre daha ucuz kampanyaların müşterileri cezbettiğini dile getiren Deniz, "Bu anlamda kampanyalarla ilgili firmaların tüketiciden beklentisi belli bir süreçte taahhütte bulunması. Bunun karşılığında daha indirimli ve avantajlı paketler sunuluyor" dedi. 

Kampanyaların sıklıkla şikayet konusu haline gelebildiğini aktaran Deniz, şunları kaydetti:

"Taahhüdünü erken bitirip ceza ödemek zorunda kalan tüketiciler olduğu gibi kampanyasının bittiğinden haberdar olmayıp yenilemediği için tüketicilerin zamlı iletişim kurması gibi durumlar ortaya çıkıyor. Ancak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Elektronik Haberleşme Sektörü Tüketici Hakları Yönetmeliği var. Bu yönetmeliğin 5. maddesinin (g) bendinde, abonelere sunulacak hizmet için tarifelerin açık, detaylı ve güncel bilgilere erişilebilme hakkıyla tarife değişikliği yürürlüğe girmeden önce tüketiciye bildirilmesini gerektiği ifade ediliyor. Aynı yönetmeliğin 9. maddesine göre, firma, tarife değişikliği söz konusu ise abonelerine değişiklik yürürlüğe girmeden makul bir süre öncesinden kısa mesaj, e-posta veya arayarak bildirmek zorunda." 

Mehmet Bülent Deniz, BTK Tüketici Hakları Dairesinin 13 Ocak 2015'te vermiş olduğu karara göre, hizmet alınan kampanyanın bitiminden önce firmaların müşterileri erişilebilir bir yöntemle bilgilendirmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

Kampanyaya devam etmek isteyen tüketicinin, bununla ilgili talepte bulunması gerektiğini dile getiren Deniz, "Müşteri hizmetlerini aramak yeterli mi? Evet yeterli. İlgili yönetmelikler gereği iletişim firmalarının müşteri hizmetleriyle yapılan telefon görüşmeleri mahkemelerde delil niteliği taşıyor. İşletmeciler bunu bir yıl süreyle saklamak zorundalar. Firmaya müracaata rağmen eğer tüketici herhangi bir netice alamamışsa, BTK'nın internet sitesinde tüketici başvurusuyla ilgili bölüme problem iletildiği takdirde BTK firmadan savunma almak ve bir ihlal varsa firmaya para cezası uygulamakla yükümlü. Genelde bizim gözlemlediğimiz BTK'ya yapılan şikayetlerde BTK savunmayı talep eder etmez, eğer gerçekten şikayet edilen sorun söz konusu ise tüketicinin mağduriyetini giderecek yönde uygulamaya giriyor ve tüketici hak ihlalinden kurtulmuş oluyor" şeklinde konuştu.

"Tüketici şikayetlerinde GSM alt sıralara indi"
Deniz, BTK'nın çok iyi çalışan bir kurum olduğunu ifade ederek, "Kurumun, internet üzerinden tüketici başvurusunu alıp sonuçlandırma üzerine çok ciddi bir refleksi var. Öte yandan çıkartılmış kurum ve yönetmelik kararlarında da hep tüketiciyi önceleyen bir eğilim var, bu da bizi çok mutlu ediyor" dedi. 

Son 6-7 yıl öncesine kadar tüketici şikayetlerinde GSM'in ilk üç sırada bulunduğunu ancak son dönemde alt sıralara indiğini, bunun temel sebebinin de BTK'nın görevini iyi yapması olduğunu vurgulayan Deniz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunda, konuyla ilgili hukuki düzenlemelerin yerinde ve uygulanabilir olması da önem taşıyor. Öte yandan iletişim sektöründe çok ciddi bir rekabet var. Artık firmalar, numara taşıma olanağı nedeniyle pazar kaybına uğrayacağı için bu konuda açıkçası birbirleriyle yarış halindeler. Şikayetlerin azalmasında, hatta hizmetin kalitesinin artmasında, fiyatların ucuzlamasında da bu numara taşıma meselesi çok önem taşımaya başladı. Sabit telefon ve cep telefonlarında çok ciddi bir rekabet yaşanıyor. Burada son dönemlerde en çok ortaya çıkan şey, müşteri kampanyadan önce yani taahhüdünden önce çıkarsa tüketicinin ödeyeceği ceza miktarıyla ilgili şikayetler vardı. Onu da BTK yaptığı düzenlemeyle tüketici lehine çözümledi."

Semra Orkan, 06.01.2016 Anadolu Ajansı http://www.memleket.com.tr/tarife-degisikligi-musteriye-bildirilmeli-792810h.htm

4 Şubat 2016 Perşembe

"İçenin canı, satanın özgürlüğü gidiyor"

Yılbaşı öncesi kaçak içki satışının önlenmesine yönelik denetim ve operasyonlar artarken uzmanlardan "Ucuz diye yapılan tercihler, yaşama mal olabilir" uyarısı geldi. 

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, değişik aroma ve boyalarla rakı, votka ve viski gibi içkilere benzetilerek damacana ve pet şişelere doldurulan sahte içkiler, bandrollü içki fiyatının yaklaşık üçte biri fiyatına bakkal, manav ve seyyar tezgahlarda satışa sunuluyor.

Özellikle alkol bağımlılarının talep ettiği sahte içkileri, bazı turistik işletmelerin de müşterilerine servis ettiği belirtiliyor.

Sahte içkiye özellikle sahil kesimlerde daha sık rastlanıyor, operasyonlarda ele geçirilen sahte içki miktarında Adana, İzmir ve İstanbul başı çekiyor.

Sahte içki üreticileri, tarımsal ürünler damıtılarak elde edilen etil alkol yerine, risklerini gözardı edip dörtte biri fiyatına alabildikleri, kimya sanayisinde yararlanılan, odun, kömür hatta doğalgaz damıtılarak oluşturulan, çeşidi ve kullanım miktarına göre insan sağlığına değişik oranlarda zarar veren metil alkol kullanabiliyor.

"Ruhsatsız içki almayın"
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılbaşı nedeniyle alkollü içki tüketiminde artış beklendiğine işaret ederek, "İçki alacakların, mutlaka kayıtlı iş yerlerinden, marketlerden, bandrolü olan içkileri tercih etmeleri gerekiyor. Yakın zamanda yaşanan ölümlerin, tekrar yaşanmaması gerekir. Ucuz diye yapılan tercihler, kişinin yaşamına mal olabilir" diye konuştu.

İzmir Halk Sağlığı Müdürü Bediha Kızılkaya da olumsuz durumlarla karşılaşmamak için öncelikle ruhsatsız içki alınmaması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Metil alkol zehirlenmesi, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, görmede bozukluk, böbrek sorunu, idrara çıkamama veya bilinç bulanıklığı belirtileriyle ortaya çıkabiliyor. İçtiğini kusturmak belki pratikte düşünülebilir ama belirtiler çıktıysa zaten bunun için geç kalınmıştır. O yüzden zehirlenme şüphesi olanlar, vakit geçirmeksizin sağlık kuruluşlarına götürülmeli."

Emre Umurbilir, 30.12.2015 Anadolu Ajansı http://aa.com.tr/EN/turkiye/icenin-cani-satanin-ozgurlugu-gidiyor/498340

24 Ekim 2015 Cumartesi

1 Kuruş Para Üstünü İsteyin Çağrısı

"Sonu 9 ile biten etiketlerin cazibesine kanıp da alışveriş çılgınlığına kapılmasın"uyarısı yapan Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, vatandaşa kuruşunu iste çağrısı yaptı.

Tüketici dernekleri, "49,99", "199" gibi fiyat etiketlerinin tüketiciyi ürünün ucuz olduğu yönünde aldattığını ve tedavülde yeterli kuruş olmadığı için para üstü verilmediğini belirterek, her iki durumda da vatandaşın kayıpta olduğunu bildirdi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk parasının temel biriminin kuruş olduğunu belirterek, tedavülde ekonomik dolaşımı sağlayacak şekilde yeterli kuruşun bulunması gerektiğini ancak bulunmadığını söyledi.

Para üstü alırken kuruşların genellikle verilmediğinin görüldüğünü dile getiren Deniz, "Sirkülasyonu büyük olan hipermarketlerde üstü verilmeyen bir-iki kuruşları dikkate aldığımızda kayıt dışı, vergisi verilmeyen ciddi bir paranın markete kaldığını görebiliriz" dedi.

Deniz, etiketlerde kuruş kullanılarak tüketicide sanal ucuzluk algısı oluşturulduğunu vurgulayarak, "Mesela 50 liralık bir ürün 49,98 yapılınca tüketicide ürünün ucuzladığı algısı uyanıyor. Tüketicinin zihnindeki fiyat eşiğinin birkaç kuruş da altında olsa bu etiketler aldatıcı oluyor. Tüketici ucuz ürün aldığını zannediyor ama yanılıyor. Mesela bir ceket için 200 liralık fiyat eşiği varsa 199 liralık etiket ceketin fiyatının ucuzladığını düşündürebiliyor tüketiciye" diye konuştu.

- "Kredi kartıyla alışveriş yapılırsa kayıp olmaz"
Tüketicilere etiketleri okurken dikkatli olmaları çağrısında bulunan Deniz, 50 liralık bir ürünün etiketine yazılan 49,98'lik etiket görüldüğünde "Üründe ucuzluk yok, 2 kuruşluk aldatmaca var" denilmesi gerektiğini bildirdi.

Deniz, bu tarz yazılan etiketlerle ilgili yapılabilecek bir yaptırım bulunmadığını belirterek, "Bu konuda tüketiciler dikkatli olmalı. Hatta mümkünse rakamı yukarıya yuvarlayarak fiyatı düşünmeli" ifadesini kullandı.

Başkan Deniz, şöyle devam etti:

"Bir ailenin ay boyunca peşin yaptığı alışverişlerde üzerini almadığı kuruşlar toplandığında boşa giden para tutarı yıllık 250 lirayı bulabiliyor. Mesela üzeri alınmayan para sadece 1 değil 3-4 kuruş da olabiliyor. Aylık 2 bin liralık alışveriş yapan bir aileyi düşündüğümüzde ayda 20-25 lirayı almamış olabiliyor. Bu da yılda 250 lira ediyor. Bu para boşa gitmiş oluyor. Burada kredi kartını özendirmek istemiyorum ama bunun önüne kredi kartıyla geçilebilir. Kredi kartının kullanıldığı alışverişlerde kuruş kaybı yaşanmaz."

- "Tüketici iki kez zarara uğratılıyor"
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Piyasa İzleme Komisyonu Başkanı Cahide Pamuk, son yıllarda çarşıda, pazarda neredeyse tüm etiketlerin sonunun 9 ile bittiğini belirterek, bu şekilde etiket fiyatlandırmasının Tüketici Kanunu'nun fiyat etiketi ile ilgili 54. maddesine aykırı olmadığını ancak bu burada tüketicinin "enayi" yerine konulduğunu savundu.

Tüketicilerin, alışveriş esnasında hemen her üründe sonu 9'la biten fiyatlandırmalara tepkili olduğunu dile getiren Pamuk, "Alışverişlerde para üstü olarak tüketiciye iade edilmesi gereken bir kuruş tedavülde olmasına rağmen bu fiyata satılan her hangi bir ürün ya da hizmet bulunmadığından piyasada fiilen bulunmamaktadır. Böylelikle sonu '9' ile biten fiyat etiketleri yüzünden tüketici iki kez zarara uğratılmaktadır" dedi.

Pamuk, ilk olarak, sonu 9 ile biten etiketle tüketicinin zihninde bir alt baremdeki fiyat algısı oluşturulduğunu kaydederek, daha sonra da satın alma esnasında nakit ödeme yapılırsa 1 kuruş olan para üstünün tüketiciye ödenmediğini aktardı.

"Piyasada kullanılmayan bir kuruşların en kısa zamanda fiyat etiketinden kaldırılması gerekir" diyen Pamuk, böylelikle hem fiyat etiketindeki aldatmacanın son bulacağını hem de nakit alışveriş yapan tüketicinin kuruşlarının ziyan olmayacağını ifade etti.

- "Para üstünü eksiksiz isteyin"
Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük, fiyatın ucuz olduğu izlenimini vermek için yapılan bu durumda para üstünün eksiksiz istenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Alışverişin yoğun olduğu yerlerde işletmelerin lehine, tüketicinin aleyhine olan "9 ile biten etiketlerle alakalı" kendilerine zaman zaman şikayet geldiğini dile getiren Küçük, bu konuda duyarlı vatandaşların kaygılı olduğunu söyledi.

Küçük, 6502 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Fiyat Etiketi Yönetmeliği gereğince perakende satılan bütün ürünlerde etiket olması gerektiğini kaydederek, tüketicinin aldığı ürünün raf fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığını mutlaka alışveriş fişlerinden kontrol etmesi, arada fark olması halinde daha düşük ücretin ödenmesi gerektiğini bildirdi.

Genel Başkan Küçük, "Ayrıca tüketiciler sonu 9 ile biten etiketlerin cazibesine kanıp da alışveriş çılgınlığına kapılmasınlar. İhtiyacı olmayan malları alma eğilimine girmesinler" diye konuştu.

- "Devir 1 kuruşun hesabını yapma devri"
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken de, bir süre önce yaptığı yazılı açıklamada , bazı marketlerin para üstü ödemeleri gereken kuruşları müşterilere vermediğini belirterek, "Halkımız, bilinçli davranıp kuruşunu istemeli. Devir 1 kuruşun hesabını yapma devri" ifadelerini kullanmıştı.

Palandöken, haziran ayı itibarıyla piyasada 142 milyon 1 kuruşun olduğuna dikkati çekerek, "Yetkililerimiz geçen seneden beri 11 milyon 1 kuruş basmasına rağmen yeterli gelmedi, piyasada kuruş gören yok. Kuruşlu para üstünün ödenmesinde vatandaşımız ısrarlı olmalıdır. Kuruşları beğenmeme veya almama lüksü olacak kadar zengin değiliz. Piyasadaki 142 milyon adet 1 kuruş nerede? Halkımız, bilinçli davranıp kuruşunu istemeli. Devir 1 kuruşun hesabını yapma devri" değerlendirmesinde bulunmuştu.

12.10.2015, http://www.f5haber.com/mistik-alem/1-kurus-para-ustunu-isteyin-cagrisi-haberi-5526586/

7 Temmuz 2015 Salı

Elektrikte Kayıp-Kaçak Bedeline Zam İddiası

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Deniz, EPDK'nın perakende elektrik tarifelerinde kayıp kaçak bedeline rekor oranda zam yaptığını ileri sürdü.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) kayıp kaçak bedeline zam yaptığını bildirdi.

Deniz, yazılı açıklamasında, EPDK'nın 1 Temmuz'dan itibaren uygulanacak perakende elektrik tarifelerini açıkladığını hatırlattı. Söz konusu karar incelendiğinde; ticarethanelere ilişkin tarifenin aktif enerji bedelinde yüzde 4,1, meskenlerde yüzde 6,13 indirim yapıldığını belirten Deniz, buna karşılık sanayi kuruluşlarına ilişkin tarifenin aktif enerji bedelinde ise yüzde 1,66 artış gerçekleştirildiğini kaydetti.

Aynı karar ile kayıp-kaçak bedeline rekor oranda zam yapıldığını savunan Deniz, şunları kaydetti:
"Sanayi kuruluşlarına ilişkin tarifenin kayıp-kaçak bedelinde yüzde 1,35 indirim yapılırken, ticarethanelere ilişkin tarifenin kayıp-kaçak bedelinde yüzde 32, meskenlere ilişkin tarifenin kayıp-kaçak bedelinde yüzde 39,47 oranında zam yapılmıştır. Kayıp-kaçak bedeline bu kadar yüksek oranlı zam, en son 2014/Ekim tarifesinde görülmüş, o dönemde de kayıp-kaçak bedeli yaklaşık yüzde 38 zamlanmıştı.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, 21 Mayıs 2014 tarihinde verilen karar ile elektrik tüketiminden alınan kayıp-kaçak bedelinin hukuk devleti ve adalet düşüncesi ile bağdaşmadığına hükmedilmiş ve karar, tüm hukuk yolları tüketilerek kesinleşmiştir. Bu kararı ortadan kaldıracak herhangi bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Dolayısıyla kayıp-kaçak bedelinin iadesi için tüketicilerin hukuk yoluna başvurmalarının önünde hiçbir engel bulunmamakta olup, yüz binlerce tüketici bu yönde Tüketici Hakem Heyetleri’nde gerekli girişimleri yapmaktadırlar"

Elektrik hizmetinden alınan kayıp-kaçak bedelinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin üst düzey bir yargı kararı bulunmazken, siyasi iktidara düşen görevin, kayıp-kaçak bedeli uygulamasını sonlandırmak olduğunu belirten Deniz, "Ancak 7 Haziran Genel Seçimi sonrası, halen geçici nitelikte görev yapan siyasi iktidar, milyonlarca tüketicinin vicdanında rahatsızlık oluşturan bu uygulamayı sonlandırmak yerine, rekor oranda zam yapmayı tercih etmiştir" ifadelerini kullandı.

Uğur Serhan Özcan, 05.07.2015 Anadolu Ajansı http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/550267--elektrikte-kayip-kacak-bedeline-zam-iddiasi

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Tarihi Yarımadada "Taksi" Şikayetinde Artış

- İstanbul'un tarihi yarımadası Fatih'te, bazı taksicilerin Türk müşteriler yerine turistleri tercih ettiği iddiasıyla yapılan şikayetlerde artış olduğu belirtildi

- Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Deniz:
- "Özellikle son günlerde tarihi yarımada içerisindeki taksilerin yaklaşan turizm sezonuyla birlikte yerli vatandaşı reddettiği ve turistlere yönelik bir çalışma gerçekleştirdiği yönünde şikayetler alıyoruz"
- "Taksicilerin müşteri seçmesi, haklı bir gerekçe olmadığı sürece kesinlikle suçtur ve tüketiciler tarafından şikayet konusu yapılabilir"

Tarihi yarımadada, bazı taksicilerin Türk müşteriler yerine turistleri tercih ettiği iddiasıyla yapılan şikayetlerde artış olduğu belirtildi. 

Fatih ilçesinin sınırları içindeki tarihi yarımadanın özellikle turistik bölgelerinde, bazı taksicilerin müşteri olarak turistleri tercih etmesi tepkiye yol açıyor. "Kısa mesafeler için yolcu almama" vatandaşın en çok şikayet ettiği konu olma özelliğini korurken, "taksicilerin Türk yolcular yerine turistleri tercih ettiği" iddiasıyla yapılan şikayetlerde de artış yaşanıyor. 

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı avukat Mehmet Bülent Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu konuda taksiciler hakkında sık sık şikayet aldıklarını belirterek, yetkililerin önlem alması gerektiğini söyledi. 

Deniz, taksi hizmetinin tüketici yasasına göre düzenlendiğini hatırlatarak, "Taksicilerin müşteri seçmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Ancak özellikle son günlerde tarihi yarımada içerisindeki taksilerin yaklaşan turizm sezonuyla birlikte yerli vatandaşı reddettiği ve turistlere yönelik bir çalışma gerçekleştirdiği yönünde şikayetler alıyoruz. Taksicilerin bu yöndeki tutumları, tüketici yasasına göre suçtur. Çünkü yasaya göre satıcının tüketiciye malı satmaktan kaçmaması gerekir. Taksicilerin müşteri beğenmesi, haklı bir gerekçe olmadığı sürece kesinlikle suçtur ve tüketiciler tarafından şikayet konusu yapılabilir" diye konuştu.

- "Yakalanan taksici, ceza alır"
Mehmet Bülent Deniz, bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin, trafik zabıtasının ve İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın (İTEO) yetkili olduğuna işaret ederek, şikayetlerin bu kuruluşlara yapılabileceğini bildirdi. 

Deniz, şikayet durumunda trafik zabıtasının, kabahatli olduğu tespit edilen taksicilere ceza kesebileceğini vurgulayarak, "Bu konudaki şikayetlerin yetkili yerlere mutlaka yapılması gerekir. Çünkü haksız bir uygulama. Böyle bir durum İstanbul gibi modern bir şehirde yapılamaz. Üstelik İstanbul, trafik yoğunluğuyla ünlü bir şehir. Tarihi yarımada da nüfusun en yoğun olduğu bölgedir. Burada ulaşımını taksiyle yapmaya çalışan müşterilerin tercihinin olumlu karşılanması gerekir. Yetkililer, bu konuda duyarlı olmalıdır. Özellikle meslek odasının bu konuda katı bir yaklaşım içerisinde olması gerekir. Taksicilik, önemli bir kamu hizmetidir. Bunu yerine getirirken, taksicilerin keyfilikten kaçınmaları gerekir" ifadelerini kullandı. 

- Uğur: "Bu kişiler hakkında gerekli işlemler yapılacaktır"
İTEO Başkanı Yahya Uğur ise bu yönde şikayetlerin kendilerine de yapıldığını aktararak, şikayetleri araştırdıklarını dile getirdi. 

Uğur, her iş kolunda olduğu gibi kendi meslektaşları arasında da kötü niyetli kişilerin olabileceğine dikkati çekerek, "Şikayeti aldıktan sonra araştırma yapıyoruz. Araştırmamızda ilk izlenimlerimiz, belediyeden ruhsat alamamış ve kaçak olarak çalışan bazı taksicilerin bu şekilde çalıştıklarını öğrendik. Tamamen tespit edilmesi durumunda, bu kişiler hakkında gerekli işlemler yapılacaktır. Bu gibi durumlarla karşılaşan vatandaşlarımızın, bu tür taksicilerin araçlarının plakalarını bize bildirmelerini rica ediyoruz" şeklinde konuştu.

Mehmet Ali Derdiyok, 21.05.2015 Anadolu Ajansı

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Firmalar Onaysız Doğum Günü Bile Kutlayamayacak

SMS ve e-posta gönderimi için tüketicinin onayını gerektiren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'la firmalar onaysız tüketicinin doğum gününü bile kutlayamayacak.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, "Sizin onaylamadığınız firmanın doğum gününüzü bile kutlamaya kalkan bir iletisi varsa o da yasa kapsamında yasaklanan iletiler arasında yer alıyor" dedi.

Ticari amaçlı otomatik aramalar, SMS ve e-posta gönderimi için tüketicinin onayını gerektiren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında firmalar onay almadıkları tüketicinin doğum gününü bile kutlayamayacak. 

TBF Genel Başkanı Deniz, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna yönelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu kanunun ticari elektronik iletilerin ne olduğu ve elektronik ticaret ile ilgili bazı hususları düzenlediğini belirterek, son 5 yılda kendilerine gelen tüketici şikayetlerinin ilk sıralarında istenmeyen SMS, e-posta ve otomatik aramaların yer aldığını kaydetti.

Bu kanunun ticari elektronik iletilerle ilgili tüketici onayını şart koştuğunu ifade eden Deniz, şunları söyledi:
"Tüketicinin onayı, bir mal veya hizmet satın alırken ayrıca bir irade beyanında bulunup 'ileti almak istiyorum' diyerek bir sözleşme yapması halinde veya tüketicinin herhangi bir firmadan 'ben sizden haberdar olmak istiyorum' diyerek kendiliğinden başvurmasıyla oluyor. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce firmaların onay istemek için çok sayıda ileti gönderdiklerine şahit olduk. Hatta bazı firmalar 'bizden haberdar olmak istemiyorsanız bize SMS atın' demeye başladı. Hayır böyle bir şey yok. Ticari iletiler için onay verilmesi gerekiyorsa her türlü kanal kullanılarak ücretsiz yapılması gerekiyor. Diyelim ki tüketici bir firmaya onay verdi ama geri almak istiyor. Onayını geri almak isteyen tüketiciye yine ücretsiz bir yöntemin gönderilen iletilerde belirtilmesi gerekiyor."

Deniz, bazı firmaların kanunda açık aramaya çalıştığını öne sürerek, “Yasa onayın açık verilmesi gerektiğini söylüyor. Tüketicinin sessiz kalması iletiyi reddettiğini gösterir. Sizin onaylamadığınız firmanın doğum gününüzü bile kutlamaya kalkan bir iletisi varsa o da bu yasa kapsamında yasaklanan iletiler kapsamında yer alıyor" dedi.

"En çok hangi firmanın yasayı ihlal ettiğine yönelik rapor hazırlayacağız"
İstenmeyen iletilere muhatap olan tüketicilerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İl Müdürlüklerine şahsen veya e-Devlet üzerinden mobil imza veya elektronik imza ile yasaya aykırı davranan firmayı şikayet edebileceklerini aktaran Deniz, şunları kaydetti:
"Şikayet üzerine bakanlık bir denetim mekanizması çalıştırıyor. Eğer gerçekten ihlal söz konusu ise para cezası geliyor. Biz örgüt olarak yasayı ihlal eden firmalarla ilgili kendi içimizde de bir ihbar mekanizması oluşturduk. Yasaya uymayan firmaları örgüt olarak şikayet etmeye başlayacağız. Tüketicilerden de ricamız iletilerle ilgili üşenmeden bakanlığın ilgili birimlerine şikayetlerini bildirmeleridir. En çok hangi firmanın yasayı ihlal ettiğine yönelik önümüzdeki aylarda da bir rapor hazırlamayı düşünüyoruz." 

Deniz, istenmeyen ticari elektronik iletilerin gündeme gelmesinin kişisel bilgilerin korunmasını da içerdiğini belirterek, kanunun yürürlüğe girmesiyle yasaya aykırı davrananlara bin liradan 50 bin liraya kadar para cezasının uygulanmasının söz konusu olduğunu anımsattı.

Elif Ferhan Yeşilyurt, 09.05.2015 Anadolu Ajansı http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/506981--firmalar-onaysiz-dogum-gunu-bile-kutlayamayacak

10 Şubat 2015 Salı

"İstanbul'da Taksiciler Müşteri Seçiyor" Eleştirisi

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, İstanbul'da taksicilere yönelik şikayetlerin başında, kısa mesafede yolcu alınmamasının geldiğini belirterek, "İstanbul'daki taksiciler, müşteri seçiyor. Çünkü müşteri sayısı fazla. Plaka sayısı artırılırsa taksicilerin müşteri seçme tercihi ortadan kalkacak" dedi.
Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte taksicilerin, kısa mesafeye gitmek isteyen vatandaşları mağdur ettiği yönündeki şikayetlerin son zamanlarda arttığını söyledi.
Mehmet Bülent Deniz, kentteki taksi sayısının az olduğunu savunarak, "Hem trafiğin artması hem de özel araç sahiplerinin toplu taşımayı tercih etmesi nedeniyle bir ek talep oluşmuş durumda. Bu talep, taksi sayısıyla karşılaştırıldığında, maalesef hem hizmet hem de kalite açısından sıkıntılar olduğunu görüyoruz" diye konuştu.
Uzun yıllardır taksi plakasının bir yatırım aracı olarak kullanıldığını anlatan Deniz, "Dünyayı biliyoruz. Hiçbir memlekette taksi plakası yatırım aracı olarak kullanılmaz, elden ele satılmaz ve her yıl prim yapmaz. Böyle bir ülke bilmiyoruz, hatırlamıyoruz, öyle bir bilgi bizde yok. Ama ne yazık ki özellikle İstanbul'da böyle bir uygulama var" ifadelerini kullandı.
Taksicilik, rant sektörü haline geldi
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Deniz, Türkiye'de taksicilik sektörüne ilişkin standart bulunmadığını savunarak, şöyle devam etti: "Basından ve bize ulaşan şikayetlerden de biliyoruz ki taksicilik, tüketiciye ulaşan bir hizmet olmaktan ziyade birtakım grupların ele geçirdiği ve rant sağladığı bir sektör haline dönüşmüş. Şimdi burada taksilerle ilgili bize ulaşan şikayetlerde mesafe gözeterek yolcu almamak, küfürlü konuşmalar, sigara içilmesi gibi durumlar var. Türkiye'de bahçıvan olmak için bile gidip meslek yüksek okulundan eğitim alınıyor. Ama İstanbul'a baktığınızda isteyen herkes taksi şoförü olabiliyor. Bunun için hiçbir engel yok. Yani plaka sahibi, istediği zaman, gündüz ve geceye ayrı olarak şoför bulabiliyor. Şoförlük yapacak ehliyette ve yetenekte olup olmadığını da bilmiyoruz. İstanbul'un sokaklarını biliyor mu, müşterisine nasıl davranacağını biliyor mu, acil durumlarda ne yapması gerektiğini biliyor mu? Bu tarz bir eğitim alıp almadığını bilmiyoruz."
Müşterinin taksi hizmetinden memnun olduğu bir ortamın sağlanmasının, hem tüketici hem de şehir trafiği için büyük bir çözüm olacağını ifade eden Deniz, bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin devreye girmesi gerektiğini bildirdi.
Plaka sayısını arttırılmasının sorunu çözebileceğini savunan Deniz, şöyle devam etti: "İstanbul'daki taksiciler, müşteri seçiyor. Çünkü müşteri sayısı fazla. Plaka sayısı artırılırsa taksicilerin müşteri seçme tercihi ortadan kalkacak. O zaman taksici her müşterinin kıymetini bilecek. Ama bunu da yapmıyorlar. Çünkü bu işten rant elde edenler, yıllardır insanları korkutuyorlar. ' Taksi plaka sayısı artarsa trafiğin yükü artar' diyorlar. Oysa ki taksicilerle sorun yaşadığı için özel araç kullanan vatandaş sayısına baksınlar. Her geçen gün artıyor. Piyasaya 1-2 bin taksi plakası daha sürmek mi yoksa taksi değil de özel araç kullananlar mı trafiğe zarar veriyor?"
Mehmet Ali Derdiyok, 19.01.2015 Anadolu Ajansı http://www.aa.com.tr/tr/turkiye/452310--quot-istanbulda-taksiciler-musteri-seciyor-quot-elestirisi

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Konut ve Otomobil Alacaklara Uyarı



-"Tüketiciler harcamayı da yatırımı da dikkatli yapmalı"
-TBF Genel Başkanı Deniz: "Bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisi, işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerliyor. Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz"
- "Otomobil ev gibi yatırım planlaması içinde olan tüketiciler, eylül ve ekim ayını görmeden bu konuda karar vermemelidir" 
-"Şubenin önünden geçtin para ver' bankacılık anlayışının yasal olarak engellenmesi gerektiğini düşünüyoruz"

İSTANBUL (AA) - Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisinin, işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerlediğini belirterek, "Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz" dedi.
Küresel ekonominin tüketicilere etkisi ve gündeme ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Deniz, mayıs ayından itibaren tüketici için sıkıntılı bir dönemin başlayacağını ifade ettiklerini ve bu öngörülerinin global ekonomideki sorunlara dayandığını anımsattı.

Bu yılın ilk 6 ayının tüketicinin borcunun arttığı bir dönem olduğunu belirten Deniz, Türkiye'de hemen hemen herkesin bankalara borçlu durumda olduğunu kaydetti.

Deniz, bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisinin işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerlediğini ifade ederek, şunları söyledi: "Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz. Bankacılık verileri bizde endişe uyandırıyor. Tüketici borçlu iken bir zam dönemi ile karşı karşıya kaldığında yeniden borçlanma talep edecektir ki bu da yüksek faiz oranlarıyla tüketicinin borçlanması demektir. 

Bu dönemin biraz sakin ve huzurlu geçirilebilmesi adına tüketicilerin yatırım planlarını gözden geçirmesi gerekir. Otomobil ev gibi yatırım planlaması içinde olan tüketiciler, eylül ve ekim ayını görmeden bu konuda karar vermemelidir. Çünkü faizlerdeki artışın devam etmesi yönünde kaygılarımız var."

- "Tüketiciyi sıcak ve sıkıntılı bir yaz bekliyor"
Kamu maliyesinin topladığı vergilerle ilgili düzenleme yapması gerektiğine de dikkati çeken Deniz, "Akaryakıttan cep telefonuna kadar tüketiciye ulaşan bütün mal ve hizmetlerden vergi alınıyor. Dolaylı vergi dediğimiz bu vergilerin oranları Türkiye'de yüzde 65-70 civarındadır. Batıda ve diğer ülkelerde yüzde 25-30 seviyesindedir. Toplanılan bu dolayları vergilerde bir miktar geriye giderek piyasada bir denge oluşturabilir. Bu da tüketicinin ekonomiden kopmamasını sağlayacaktır. Sıcak ve sıkıntılı bir yaz tüketiciyi bekliyor" şeklinde konuştu.  

- "Şubenin önünden geçtin para ver anlayışı engellenmeli"
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Taslağı'nın yeni yasama yılına kalmasını beklediklerini belirten Deniz, şunları anlattı:
"Biz yasanın bu haliyle çıkamayacağına sevindik. Yeni yasa taslağı hangi hizmetlerden para alınacağına ilişkin takdir hakkını bakanlığa ve BDDK'ya bırakıyor. Bu da bankaların yargı kararıyla iade ettikleri paraları almaya bile yasal olarak hakkı olabileceği anlamına geliyor. Bankalar göstermelik olarak yasal mecburiyet gereği yalın kart teklif edecekler. Hiç bir özelliği olmayacak. O karta uyguladıkları sözleşme faizi de merkez bankasının ilan ettiği faiz kadar olacak. Ama aidat aldıkları kartlarda taksit imkanı, daha düşük faiz uygulayarak tüketiciyi bu karta sevk edecekler."

Deniz, 56 milyon kredi kartı bulunduğunu ve bankaların ortalama 50 lira yıllık aidat parası topladığını ifade ederek, "Bankalar bu tatlı pastadan vazgeçmek istemiyor. 'Şubenin önünden geçtin para ver' bankacılık anlayışının yasal olarak engellenmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. 
 
Anadolu Ajansı- Elif Ferhan Durmuş, 05.07.2013