faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2019 Çarşamba

faiz için indirim vakti

Merkez Bankası’nın 25.07.2019 tarihinde gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ortalığı yakıp kavuran yüksek faizden vazgeçilmeli ve politika faizi en az 300 baz puan düşürülmelidir” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

2018/Mayıs ayından bu yana, gerek iç dinamikler, gerek küresel gelişmeler ve en önemlisi dış kaynaklı ekonomik terör hareketi nedeniyle ülke ekonomisi çok ciddi ölçüde hırpalanmış ve yara almıştır.

Yaşanan kur şokları beraberinde faizlerin yükselmesine, üretimin ve tüketimin azalmasına, yüksek enflasyona ve giderek işsizliğe neden olmuş, ülke ekonomisinin makro göstergeleri başta olmak üzere tüm finansal verileri bozulmuştur.

Yaşanan ekonomik kriz sürecinde, yaşamı sürdürmek için zorunlu tüketimin gereklerinin çoğu zaman yerine getirilememiş, tüketicinin mutfağına adeta alev topu düşmüş, iğneden ipliğe her mal ve hizmetin fiyatı yüksek oranda zamlanmıştır. Ancak buna karşın toplumumuzun iç dinamikleri harekete geçmiş, krizin bir sosyal çalkantıya dönüşmemesi yolunda, ülkemiz insanı panik havasına kapılmadan sağduyulu bir şekilde krize karşı direnmiştir.

Ekonomik krizdeki dalga boyu kısmen stabil hale gelmiş olmakla birlikte, oluşan hasarın giderilmesi, geleceğe yönelik ekonomik ümitlerin güçlenmesi için krizden çıkış senaryosunun uygulanmaya başlaması gereklidir. Bunun ilk adımı da, tüm piyasaları tüketicinin cebini yakıp kavuran yüksek faiz oranlarının düşürülmesi ile atılmalıdır.

Endonezya, Güney Kore ve benzeri birçok ülke Merkez bankalarının politika faizlerinin düşmesine yönelik kararları, ABD Merkez Bankası FED ve AB. Merkez Bankası’nın da bu dönemde faizleri düşüreceğine ilişkin güçlü bir beklentinin olduğu bir dönemde, 25 Temmuz 2019’da toplanacak TC. Merkez bankası Para Politikaları Kurulu’ndan da aynı yönde karar çıkması gerektiği düşüncesindeyiz.

Halen yüzde 24 olan politika faiz oranının, en az 300 baz puan indirilmesi durumunda, bir yıldan fazla zamandır durma noktasına gelen piyasaların canlanmaya başlayacağı, başta büyüme olmak üzere işsizlik, tüketici güveni ve benzeri göstergelerde hissedilir iyileşmenin yaşanacağı açıktır.

Faiz indirimi kararı sonrasında olası senaryo olarak dile getirilen kurun yükseleceği endişelerini paylaşmakla birlikte, kriz sürecinde USD kurunun ulaştığı seviyeler anımsandığında, tercihin düşük faizden yana kullanılmasının yararlı olacağı görüşündeyiz.

Yüksek faiz ekonomilerin düşmanıdır. Ülke ekonomisinde açılan hasarların giderilmesi sürecinde, yüksek faizle yol almak olanaklı değildir. Bu nedenle ekonomi yönetimindeki siyasi irade ve piyasaların beklentisine katılıyor ve TC. Merkez Bankasından politika faizlerini indirmesini bekliyoruz.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

23.07.2019, Tüketici Birliği Federasyonu

17 Haziran 2018 Pazar

Borç, artık borçla kapanamayacak

Merkez’in faiz adımı sonrası tüketici kredi faizlerinin de yakın zamanda yüzde 2’ye tırmanacağı öngörülüyor. TBF Başkanı Deniz, düşük faiz sayesinde borcun borçla çevrildiği dönemin bittiğini söyledi.

Vatandaşın borç tutarı her geçen gün artıyor. Bayram öncesi bankaların düzenlediği “bayram kredisi” kampanyaları da zaten borca batmış olan tüketiciyi borcu borçla kapatmaya özendiriyor. Merkez Bankası’nın son 43 günde faizleri 500 baz puan artırdığı ve Hazine tahvil faizlerinin yüzde 19’u geçtiği ortamda, “Şimdi alın 3 ay sonra ödeyin”, “Anında 15 bin TL’den başlayan nakit kredi”, “Yüzde 1.50’nin altında uygun faizli bayrama özel kredi” gibi başlıklarla düzenlenen kredi kampanyaları Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın’ın, geçen yıl Ağustos ayında dile getirdiği “Elde, avuçta, cepte ne varsa hepsini krediye verdik” sözlerini akıllara getirdi. Anlaşılan bankaların tüketiciyi daha da borçlandıracak kadar dayanma gücü var.

BORÇ ALDIK HARCADIK
Bankalarda bu iştah var ama tüketici de var mı? TBB verilerine baktığımızda 2017 Nisandan 2018 Nisana kadarki dönemde bireysel kredi borçlusu 1.7 milyon kişi artarak 30.4 milyona yükseldi. Kişi başına düşen ortalama borç tutarı 18 bin TL’yi buldu. Geçen yıl nisanda 470.5 milyar TL düzeyinde bulunan toplam bireysel kredilerin Nisan 2018’de 531.7 milyar TL’ye ulaştığı görülüyor.

Aynı dönemde 186.9 milyar TL olan bireysel tüketici kredisi tutarı 222.6 milyar TL’ye yükseldi. Kredi kartlarıyla yapılan harcamalar da 91.9 milyar TL’den 100.2 milyar TL’ye çıktı. Aynı dönemde bankacılık kesiminin sağladığı toplam kredi tutarı 1.9 trilyon TL’den 2.3 milyar TL’nin üzerine yükseldi. Bu verilere göre toplam kredi tutarı yüzde 20.1 oranında arttı. Bireysel kredilerdeki artış oranı yüzde 13 oldu. 390 milyar TL’yi aşan kredi artışının 61 milyar TL’si yani yüzde 15’i bireysel kredilerden oluştu. Toplam 531 milyar TL’lik bireysel kredi tutarı içerisinde tüketici ihtiyaç kredisi ve kredi kartının oranı yüzde 60’ı geçiyor. Geçen yıl bu oran yüzde 59’du.

BATIKLARA VARLIK AYARI!
Bireysel kredilerde dikkat çeken bir gelişme geçen yıla kıyasla tasfiye olunacak yani batık kredi tutarının 21.1 milyar TL’den 17.5 milyar TL’ye düşmesi oldu. Düşüşün 3.5 milyar TL’lik kısmı tüketici kredisi ve kredi kartlarından kaynaklandı. Ancak bu yanıltmasın çünkü son yıllarda bankalar tahsil edemedikleri alacaklarını varlık yönetim şirketlerine devrediyor. Nisan 2018 tarihli son veriye göre 2017 yılında 8.5 milyat TL’lik batık kredi bu şiketlere devredilerek bankaların bilançosundan temizlendi. Bugüne kadar 21.2 milyar TL’si bireysel, 16.5 milyar TL’si ticari KOBİ kredisi olmak üzere 38 milyar TL’ye yakın batık kredi bu şirketlere devredildi. Buna göre geçen yıl devredilen 8.5 milyarlık kredinin en az yarısı bireysellerden oluştu. Yani aslında bankaların batık kredilerinde azalma olsa da vatandaşın batığında azalma yok.

SONBAHARDA BELLİ OLUR
Merkez Bankası’nın faiz artırımı sonrası tüketici kredilerindeki görünümü değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Düşük faizle borcun borçla çevrildiği dönem bitti” dedi. Bugüne kadar kredi kartı borçlarının, tüketici kredisi çekilerek kapatıldığını ancak geliri düşük olan tüketicinin mecburen yeniden karta sarıldığını kaydeden Bülent Deniz, şunları söyledi: “Şimdilerde kredi faizleri yüzde 1.59’larda. Bu oranın yüzde 2’ye çıkmasını bekliyoruz. Son büyüme verisini de gördük. Tüketimle büyüyoruz. Bu da borçla sağlanıyor. Ama eylül veya ekim gibi durum ortaya çıkmaya başlar. Kredi ve kartlardaki batık tutarları belirginleşir. Çünkü bu sefer tüketicinin iki borcu birden artan faizle birlikte çevirmesi zor.”

Recep Erçin, 17.06.2018 Aydınlık,
https://www.aydinlik.com.tr/borc-artik-borcla-https://www.aydinlik.com.tr/borc-artik-borcla-kapanamayacak-ekonomi-haziran-2018-1kapanamayacak-ekonomi-haziran-2018-1

10 Haziran 2018 Pazar

Ekonomik durum bildiğimizden de kötüymüş

Merkez Bankası, Para Politikaları Kurulu toplantısından %1,25 oranında faiz artışı kararı çıktı. Bu artış ile, gösterge faiz oranı 16,50 ‘den 17,75’e ulaşmış oldu. Kararın ardından Dolar 4.46'ya, Euro ise 5.29 liraya kadar geriledi. Uzmanlar, Merkez Bankasının faiz artırımını Tüketici Postası’na yorumladı.

Merkez Bankasının faiz artımına gitmesini beklemediğini ifade eden Ekonomist Uğur Civelek: “Bu karar, Merkez Bankasının nerenin etkisinde olduğunun göstergesidir” dedi.

Uluslararası piyasaların 100 baz talebini de aşan 125 bazlık artışın, durumun göründüğünden de kötü olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Civelek: “Dolar kurunun yükselmesine tahammülleri yok, maliyet baskılı yüksek enflasyonu kontrol etmeye çalıştıkları görülüyor. Fakat bu müdahaleye rağmen dolar kuru 4,40’ın altına düşmezse başka şeyler düşünmek zorunda kalacaklar” uyarısında bulundu.

Bu faiz artışının vatandaşın davranışında bir değişiklik yaratmayacağını, krediye ihtiyacı olanın yükselen faize rağmen, ihtiyacını karşılama mecburiyetinden kredi almaya devam edeceğini ifade eden Civelek: “Krediye ihtiyacı olan yine alacak ama ekonomik bunalım ve çaresizlik büyüyecek. Kaynak sıkıntısı ciddi boyutlarda artacak. İş dünyası uzun zamandır bir ölüm sessizliğinde. Durumun göründüğünden çok daha kötü olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Sonuç ortada
Merkez Bankasının faiz artışı ile ilgili görüşünü aldığımız Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: “Ekonomik durum bildiğimizden de kötüymüş” dedi.

Deniz görüşlerini: “Merkez Bankası beklentilerin de üzerine çıkarak faizi arttırdı. Beklenti 100 baz civarındaydı. 125 baz puanlık artış, durumun bildiğimizden de kötü olduğunu açıkça gösteriyor. Küresel ekonominin bir parçası olmak veya bilek güreşine tutuşmak? Sonuç ortada” sözleri ile ifade etti.

07.06.2018, Tüketici Postası

23 Mayıs 2015 Cumartesi

"Kredi İçin Seçim Sonrasını Bekleyin“

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği, dün Resmi Gazete'de yayımlandı. 6 ay sonra yürürlüğe girecek olan Tüketici Kredisi alma konusunda vatandaşı neler bekliyor? Bankalar neden bu kadar yüksek faizlerle kredi veriyor? Tüketiciler kredi alırken nelerde dikkat etmeli? Hukuk Ajansı olarak konuyla ilgili merak edilenleri, Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz’e sorduk.

İşte Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz'in verdiği o demeç...

"Yönetmelikler yasalara uygun çıkartılmak zorunda"
Ancak, bizim tüketici yasası ile ilgili temel eleştirimiz bankalarla ilgili düzenlemelerle, bankaları daha çok kollayan ve gözeten bir durum olmasıydı. Tüketici kredilerinde geçtiğimiz yasadan daha farklı bir şey yok. Tüketici kredisi sözleşmeleriyle ilgili, tüketiciyecayma hakkı getirilmesi yeniliği mevcut. Öte yandan tüketici erken ödeme yaptığı takdirde faiz indirimi yapılması söz konusu. Tüketicinin bilgilendirildiğine dair imzasının olduğu bir bilgilendirme formu hazırlanması ile ilgili bir değişiklik getirildi. Bunlar geçmiş döneme göre daha yeni şeyler.

"Şu durumda eksik olduğu söylenemez ama uygulamada nasıl olacak?" 
Örneğin geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın kredi alması gerekmişti, kendisi sözleşmenin bir nüshasını talep etmese verilmeyecekti. Uygulamada bankalar tüketici açısından bu yönetmeliklerin gereklerini yerine getirmiyorlar. Bankaya kredi için giden tüketici zaten zor altında gidiyor yani ihtiyacı olduğu için gidiyor. Böyle bir durumda bankadan herhangi bir talepte bulunması zaten söz konusu olmayacaktır. Dolayısı ile bu düzenlemelerin tüketiciyi feraha kavuşturması gibi bir durum olmayacaktır. 

Basına tüketiciyi rahata erdirecek bir yenilikmiş gibi yansıyor ama krediye ihtiyacı olan bir ülke zaten ekonomi yönetimi bakımından başarısız bir ülke demektir. Kredilerde ödeme kolaylığı yapılacağı söylenemez, zira iki kişi arasında yapılan bir sözleşme gibi düşünmek gerekir bu durumu, bir başkasının müdahalesi olamaz hukuka da aykırı olur. Tüketici hangi orandan kredi aldıysa ödemek durumunda. Tabi esas olan, tüketiciyi, hane halkını bu denli bankaların kucağına iten ekonomik durumu toparlamak, düzeltmektir. 

"Türkiye’de herkesin bankalara borcu var"
İnsanların bankalara olan borç miktarı gayri safi milli hasılayı geçti, neredeyse Türkiye bütçesi kadar oldu. Bu çok tehlikeli bir durum. Zaten seçim yarışındaki tüm partilerin bu borçlarla ilgili düzenleme yapma vaatleri de bu problemden kaynaklanıyor. Kredi kartı borçları alarm veriyor. O borçların bir an önce eritilmesi lazım, bir yapılandırma yasası çıkmalı. 

Borçların faizleri düşürülerek uzun vadeye yayılmalı. Borçlarla ilgili yapılandırma yapılırken temerrüde düşmüş olan borçlar değil tüm kredi kartı borçluları göz önünde bulundurulmalı. Asgari borcu ödeyerek günü kurtaran borçluları kapsamadı, hâlbuki asgari borcu ödeyen ve temerrüde düşmemiş olanları da kapsamalı ki bu borçlar eritilsin ve bu sorun ortadan kaldırılsın. 

"Kredi almak için seçim sonrasını bekleyin"
Seçim nedeniyle ekonomideki belirsizlik ortamlarında faizler hep yüksek seyreder, şu anda da tüketici kredisi faizleri oldukça yüksek. Vatandaşa, seçim arifesinde kredi kullanmamalarını öneriyoruz. Geçmiş dönemlerde mesela ekonominin daha stabil olduğu zamanlar faizlerde düşüş başlıyordu. O takdirde tüketici daha az maliyetle kredi kullanabilirdi. Şu an ekonomideki belirsizlikten dolayı bankalar çok yüksek faiz oranları kullanıyor. Tüketicilere önerim kredi almak için seçim sonrasını beklemeleri.

Sinem Sena Aydın, 22.05.2015 Hukuk Ajansı http://www.hukukajansi.com/guncel/kredi-icin-secim-sonrasini-bekleyin-h12697.html 

24 Nisan 2015 Cuma

Dolardaki Artışın Bedeli Henüz Ödenmedi

25 Nisan 2014’de, yani tam bir yıl önce 1 dolar almak için 2,13 TL. vermek gerekiyordu.
Bugün, yani 24 Nisan 2015’de aynı doları almak için 2,72 TL. harcamak gerekiyor.
Yani ulusal paramız bir yılda, yüzde 27,69 oranında değer kaybetmiş durumda.

Çok değil altı ay öncesine gidelim; 24 Ekim 2014’de 1 dolar almak için 2,23 TL. ye gereksinim vardı. Yani altı aylık devalüasyon oranı yüzde 21,97. Bu rakamı yıllık bazda düşünürsek, yüzde 44’lük bir değer kaybına işaret ediyor.

Ulusal para biriminin yabancı paralara karşı değer kaybının beklenen en önemli sonucu, ülkemiz gibi cari açık sorunu bulunan bir ülkede ödenecek dış borç miktarının artması, sermaye ürünleri, enerji ve teknoloji ithalatını pahalılaştırması sonucunda fiyatlarda artış ve sonuçta enflasyona yol açmasıdır.
Yani bir ülkenin ekonomisini yönetenler için arzu edilmeyen durum…

Sakin Dolar’a ne Oldu?
Onüç yıllık AKP yönetiminde, iktidarın ilk yıllarındaki 2001 krizinin devam eden etkisi, Irak Savaşı, sonuncusu 2008’de yaşanan irili-ufaklı birkaç küresel kriz dışında, dolar fiyatı genellikle sakin bir salınım içindeydi. Bu dönem yaşanan kur artışındaki hız, hiçbir dönemde yaşanmadı. Kurdaki artış hızının yanında daha önemlisi, bu sürecin devam edeceğine ilişkin beklenti. Şimdiden kurun 2,80-3,00 TL. olacağına yönelik endişeli beklentiler ifade edilmeye başlandı.

Beklentiler gerçekleşir ve kısa dönemde bu hızla paramız değer kaybetmeye başlarsa, ekonomideki bozulma gitgide derinleşecek, yaşam pahalılaşacak, yoksullaşma artacaktır.

Çaresizliğin Yeni Adı: Merkez Bankası
Ulusal paranın değerini, ekonominin selâmeti yönünde korumak için Merkez Bankası’nın devreye girmesi, elindeki silahlarla bu artışın önüne geçmesi gerekiyor.

Merkez Bankası’nın elinde iki temel silah var:
-Kasasındaki doları piyasaya sürüp kuru düşürebilir.
-Faizi arttırıp yabancı paranın ülkemize gelmesini sağlayabilir.

Merkez Bankası’nın son dönemde piyasaya dolar sürme, yani kasasındaki doları satmaya yönelik birkaç girişimi oldu. Ancak bu hamleler sonuç vermedi ve kurdaki yükseliş devam ediyor.

Merkez Bankası’nın diğer silahını kullanıp faizi arttırması ise, Cumhurbaşkanından iktidarın tüm aktörlerine kadar, ağır eleştirilerle engellendi. Bırakın faizin artması, faizin düşmesi için Merkez Bankası üzerinde yoğun baskı uygulanıyor. Son yapılan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında da, faizlerin aynen kalmasına karar verildi. Haliyle toplantıdan faiz artırımı kararı çıkmayınca, kurdaki hararet de artmaya devam etti.

Olağanüstü bir toplantı olmazsa, 7 Haziran seçimlerine kadar 20 Mayıs 2015’de gerçekleştirilecek bir tane Para Politikası Kurulu toplantısı var. Kurulun, iktidarın faiz konusundaki bu baskısının devam edeceği varsayımıyla bu toplantıda da faiz artırımına yönelik bir hamle yapması olanaklı görünmüyor. Bu durumda, Haziran seçimlerine kadar doların 3,00 TL ve üzerinde bir seviyeye gelmesi hiç de sürpriz olmayacak.

Faiz İnadının Sırrı
Peki tüm bu ekonomik gerçekler ortada iken, iktidarın faiz konusundaki bu katı ve baskıcı tutumu niye?
Akla gelen ilk önemli neden, mevcut iktidarın “faizin haram olduğu”na ilişkin inanç sistemine sahip kişilerden oluşması.
Bunu geçelim. Bu söylemin gereğini yeryüzünde yapabilecek hiçbir yönetim şu anda yok.
Faizsiz sistem diye yutturulmak istenen politikalar da, sistemin isminin değişmesinden öteye gitmiyor.

İktidarın faiz konusundaki bu tutumunun temel nedeni, yaklaşan genel seçimler.
Şunu tespit etmek gerek; AKP muhafazakâr orta sınıf, kendi dönemlerinde yükselişe geçen Anadolu burjuvazisi, bir tutam KOBİ’ler, esnaflar ve hepsinin üzerinde inşaat baronlarına sırtını dayamış durumda. İktidarın sınıfsal dayanağı bu olunca, her seçim döneminde bu sınıfların tatmin edilmesi gerekiyor. (*)

Sayılan bütün bu sınıfların hareketli olabilmesi, ülkede faizlerin düşük olması ile olanaklı. Faizlerin artması, “inşaat” konusunda tarihin hiç görmediği bir iktidara sahip siyasal ve sınıfsal katman için en istenmedik durum olsa gerek. Yine faizlerin bırakın artması, daha da düşürülmesi, yükselen Anadolu burjuvazisinin, KOBİ’lerin, bir kısım esnafın düşük maliyetlerle borçlanabilmesinin tek yolu.
Dolayısıyla iktidar, dayandığı sınıfları mutlu etmek ve sonuçta genel seçimlerden başarı ile çıkabilmek için faiz artışına giden tüm yollara bariyerler kurma gayretinde.

Bu gayretin sonu ne olur; seçimden belki yine tek başına AKP iktidarı çıkacaktır.
Ama 8 Haziran sabahında yeni yönetimin önünde yıllık yüzde 44, belki yüzde 60’lara dayanmış devalüasyon, başta gıda olmak üzere yaşamsal harcamalarda rekor artışlar ve yükselen enflasyon rakamları olacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

Ve yine kuşku duymamamız gerekenlerden biri de, Haziran sonrasında kemerlerimizde yeni delikleri açmak zorunda kalacağımızdır.

(*) Taner Timur, AKP'nin Önlenebilir Karşı Devrimi, Yordam Kitap, İstanbul, 2014, sayfa 157-158.

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Konut ve Otomobil Alacaklara Uyarı



-"Tüketiciler harcamayı da yatırımı da dikkatli yapmalı"
-TBF Genel Başkanı Deniz: "Bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisi, işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerliyor. Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz"
- "Otomobil ev gibi yatırım planlaması içinde olan tüketiciler, eylül ve ekim ayını görmeden bu konuda karar vermemelidir" 
-"Şubenin önünden geçtin para ver' bankacılık anlayışının yasal olarak engellenmesi gerektiğini düşünüyoruz"

İSTANBUL (AA) - Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisinin, işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerlediğini belirterek, "Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz" dedi.
Küresel ekonominin tüketicilere etkisi ve gündeme ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Deniz, mayıs ayından itibaren tüketici için sıkıntılı bir dönemin başlayacağını ifade ettiklerini ve bu öngörülerinin global ekonomideki sorunlara dayandığını anımsattı.

Bu yılın ilk 6 ayının tüketicinin borcunun arttığı bir dönem olduğunu belirten Deniz, Türkiye'de hemen hemen herkesin bankalara borçlu durumda olduğunu kaydetti.

Deniz, bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisinin işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerlediğini ifade ederek, şunları söyledi: "Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz. Bankacılık verileri bizde endişe uyandırıyor. Tüketici borçlu iken bir zam dönemi ile karşı karşıya kaldığında yeniden borçlanma talep edecektir ki bu da yüksek faiz oranlarıyla tüketicinin borçlanması demektir. 

Bu dönemin biraz sakin ve huzurlu geçirilebilmesi adına tüketicilerin yatırım planlarını gözden geçirmesi gerekir. Otomobil ev gibi yatırım planlaması içinde olan tüketiciler, eylül ve ekim ayını görmeden bu konuda karar vermemelidir. Çünkü faizlerdeki artışın devam etmesi yönünde kaygılarımız var."

- "Tüketiciyi sıcak ve sıkıntılı bir yaz bekliyor"
Kamu maliyesinin topladığı vergilerle ilgili düzenleme yapması gerektiğine de dikkati çeken Deniz, "Akaryakıttan cep telefonuna kadar tüketiciye ulaşan bütün mal ve hizmetlerden vergi alınıyor. Dolaylı vergi dediğimiz bu vergilerin oranları Türkiye'de yüzde 65-70 civarındadır. Batıda ve diğer ülkelerde yüzde 25-30 seviyesindedir. Toplanılan bu dolayları vergilerde bir miktar geriye giderek piyasada bir denge oluşturabilir. Bu da tüketicinin ekonomiden kopmamasını sağlayacaktır. Sıcak ve sıkıntılı bir yaz tüketiciyi bekliyor" şeklinde konuştu.  

- "Şubenin önünden geçtin para ver anlayışı engellenmeli"
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Taslağı'nın yeni yasama yılına kalmasını beklediklerini belirten Deniz, şunları anlattı:
"Biz yasanın bu haliyle çıkamayacağına sevindik. Yeni yasa taslağı hangi hizmetlerden para alınacağına ilişkin takdir hakkını bakanlığa ve BDDK'ya bırakıyor. Bu da bankaların yargı kararıyla iade ettikleri paraları almaya bile yasal olarak hakkı olabileceği anlamına geliyor. Bankalar göstermelik olarak yasal mecburiyet gereği yalın kart teklif edecekler. Hiç bir özelliği olmayacak. O karta uyguladıkları sözleşme faizi de merkez bankasının ilan ettiği faiz kadar olacak. Ama aidat aldıkları kartlarda taksit imkanı, daha düşük faiz uygulayarak tüketiciyi bu karta sevk edecekler."

Deniz, 56 milyon kredi kartı bulunduğunu ve bankaların ortalama 50 lira yıllık aidat parası topladığını ifade ederek, "Bankalar bu tatlı pastadan vazgeçmek istemiyor. 'Şubenin önünden geçtin para ver' bankacılık anlayışının yasal olarak engellenmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. 
 
Anadolu Ajansı- Elif Ferhan Durmuş, 05.07.2013

7 Nisan 2013 Pazar

Faiz Düştü Ama...

Kredi faiz oranlarını yüzde 0.80'e kadar düşüren bankalar, indirimin faturasını da vatandaşa kesti. Kredisini azaltacağını sanan vatandaş, bin türlü hileyle kandırılıyor
Bankalar konut ve otomobil kredisi faiz oranlarını yüzde 0.80'lere kadar düşürdü ama indirdikleri faizleri vatandaştan geri almanın yolunu da buldu. Düşük faizlerden yararlanmak için bankaya gidenleri yeni sürprizler bekliyor. Yüzde 0.80'in üzerinde faiz ile kredi kullananlar, bunları yeniden yapılandırmak için bankaya gittiklerinde ekstra masraflarla karşılaşıyor.

FAZLASINI ÖDÜYOR

Yapılandırma için; mahkeme ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak dosya masrafı, yapılandırma ücreti, erken ödeme cezası gibi kalemlerde yeni ücretler talep eden bankalar, vatandaşı pişman ediyor. 'Faiz düştü, borcum azalacak' diye sevinen vatandaş, aslında hiçbir şey kazanamadan geri dönüyor. Hatta cebinden fazladan para çıkıyor.

MASRAF YAĞMURU

Tüketiciler Birliği Kurucu Başkanı Bülent Deniz, faiz oranlarının düşmesinin vatandaş için dezavantaj olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Vatandaş kredisini yapılandırmak istediğinde, banka çekilen ikinci kredi için tekrar bir dosya masrafı ve yeniden yapılandırma ücreti talep ediyor. Ayrıca ilk kredi için erken ödeme cezası veriyor. İlk çekilen kredinin de dosya masrafı eklendiğinde tüketici zarar ediyor."
TÜKETİCİYE KREDİ ÖNERİSİ

Bülent Deniz, vatandaşa şu yolu önerdi: "Önce başka bir bankadan düşük faizli yeni bir kredi çekin. Çektiğiniz bu para ile, diğer bankadaki mevcut kredinizi kapatın. Bu noktada da Tüketici Yasası'na göre erken ödeme halinde uygulanan indirimden faydalanabilirsiniz."
Özlem Kamer Tercanlı-Takvim, 03.04.2013