zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2016 Salı

Tüketici Yasası Müşteriye Yaramadı

Tüketiciler 2015 yılında bankalara kredi ücret ve komisyonu olarak 6,5 milyar lira ödedi. Bu tutar önceki yıllara kıyasla daha da arttı. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “2014 yılında çıkarılan tüketici yasası 61 kalemde alınan bu ücret ve komisyonları kaldırmadı, gruplandırarak devam ettirdi.” dedi.

Tüketici Yasası da çare olamadı ve beklentilerin aksine bankaların hizmet ve komisyonlardan aldığı ücretler artarak devam ediyor. Vatandaş 2015 yılında bankalara kredilerden alınan ücret ve komisyonlar için 6,5 milyar lira, bankacılık hizmetleri için ise 21,5 milyar lira ödedi. Bu iki kalem için 2015'te ödenen toplam tutar 28 milyar lirayı aştı. Bu rakam 2010'da 14,4 milyar liraydı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Türk bankacılık sektörünün dönem net kârı 2015'te 26 milyar 62 milyon lira olarak gerçekleşti. Bankaların gelirleri içinde en dikkat çeken kalemler ise vatandaşın bankalardan geri alabilmek için mücadele verdiği bankacılık hizmet ücret ve komisyonları oldu. 2014 yılında 5 milyar 880 milyon lira olan kredilerden alınan ücret ve komisyonlar kalemi, 2015'te 6 milyar 471 milyon liraya yükseldi. 2014'te 19 milyar 853 milyon lira olan bankacılık hizmet gelirleri ise 2015 yılında 21 milyar 587 milyon liraya çıktı. Bu iki kalemin toplam tutarı ise 28 milyar lirayı aştı. Bu tutar 2014'te 25 milyar 734 milyon lira, 2010'da ise 14 milyar 386 milyon liraydı.


Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bilançolarının Türkiye'deki bankacılık sektörünün nereden para kazandığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Deniz, asıl faaliyeti “para almak-para satmak” olan bankaların esas kârını bu işten değil; ücret, aidat, komisyon gibi kalemlerden sağladığını belirtti. Bu durumun restoran işleten birinin esas kârını özel otoparkı için aldığı ücretlerden sağlamasına benzeten Avukat Bülent Deniz, “2014'te çıkan Tüketici Yasası ile 61 kalem ücretin kaldırılacağı vaat edilmişti. Ama ortaya çıkan düzenleme uygulamayı kaldırmak yerine 61 kalem ücreti gruplandırarak tüketiciden almaya devam edilmesi oldu. Örneğin dosya parası, komisyon gibi birkaç kalem ücret ‘kredi tahsis ücreti' adı altında birleştirildi. Tüketicinin cebinden çıkan parada herhangi bir değişiklik olmadı.” dedi.

HESAP İŞLETİM ÜCRETİ ALINMAYACAK
Tüketici Sorunları Derneği, 3 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği yargıya taşıdı. Danıştay İdari Dava Daireleri de sayıları 112 milyonu aşan banka hesabından işletim ücreti alınmasının yürütmesini geçtiğimiz günlerde durdurdu. Hesap işletim ücretini Danıştay'a taşıyan Tüketici Sorunları Derneği'nin Başkan Vekili avukat Rıdvan Yıldız, bu konuda şunları söyledi: “Açtığımız davada yönetmelikle belirlenen bazı ücretlerin yürütmenin durdurulmasını ve iptalini istemiştik. Danıştay İdari Dava Daireleri yaptığımız itirazı haklı görerek bankaların aldığı hesap işletim ücretinin haksız olduğu değerlendirmesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar, bankaların artık tüketicilerden hesap işletim ücreti alamayacağı ve bu yönetmeliğe dayanarak tahsil ettiği bedellerin dayanaksız kaldığı anlamına geliyor. Bankalar artık Danıştay'ın nihai kararına kadar tüketicilerden hesap işletim ücreti tahsil edemeyecekleri gibi tahsil ettikleri hesap işletim ücretlerini iade etme yükümlülüğü altında. Hesap işletim ücretinden bankaların bir yılda elde ettiği yaklaşık gelir 10 milyar TL civarında olup, bu kararla bankaların haksız elde ettiği büyük bir meblağa dur denmiş oldu.”

Yasa, dava açmayı engelledi
2014'te çıkarılan Tüketici Yasası'nın uygulamada tüketici aleyhine sonuç verdiğini anlatan Deniz şunları söyledi: “Ortaya çıkan bu durum yazık ki, 2007'den bu yana tüketici örgütlerinin yürüttüğü hukuk mücadelesini de ortadan kaldırdı. 2014 yılından önce dava açıp bu ücretleri geri alabiliyorduk. Şimdi yasal zemine oturduğu için artık tüketicinin dava açma hakkı da söz konusu değil. Tüm bu yapılanlar faiz lobisinden yakınan iktidarın bankacılık sektörünü güçlü bir şekilde koruduğunu göstermekte.”

Koray Tekin, 03.02.206 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tuketici-yasasi-musteriye-yaramadi_2341746.html

7 Şubat 2016 Pazar

Tarladan aldım 7 lira markete geldim 27 lira

Ürünlerin fiyatları tarladan sofraya gelene kadar dört kat arttı. Tarlada 7 lira olan kuru incirin fiyatı markette 27 liraya çıktı. Tüketici ve üretici arasındaki aracılar nedeniyle fiyatların arttığını söyleyen Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, bugüne kadar hiçbir siyasi iktidarın bu soruna çözüm bulamadığını söyledi.



Üreticiyle tüketici arasındaki aracılar nedeniyle sebze meyve fiyatları artmaya devam ediyor. Tarlada 50 kuruş olan portakal, markete gelene dek yüzde 347 zamlanarak 2 lira 24 kuruşa yükseldi. Tarlada 7 lira olan kuru incirin fiyatı ise markete gelene dek yüzde 284 artarak 27 liraya yükseldi. Vatandaşın sepetindeki ürünlerin fiyatlarında yaşanan aşırı artış nedeniyle mutfakların yangın yerine döndüğünün altını çizen tüketici hakları savunucuları, üretici ile tüketici fiyatları arasındaki farktan en büyük zararı yine üreticiler ve tüketicilerin gördüğünü belirtti. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bugüne kadar hiçbir siyasi iktidar haldeki bu yapılanmayı yok edemedi.” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), üretici ile market fiyatları arasında meydana gelen uçurumu ortaya koyan bir çalışma yaptı. Ürünlerin fiyatları tarladan sofraya gelene kadar üç-dört kat arttı. Üreticilerin sattığı fiyat ile marketteki fiyat farkı portakalda 4,5 katı, maydanozda 4,2 katı, patateste 3,9 katı, kuru incirde 3,8 katı, kuru kayısıda 3,6 katı, elmada 3,4 katı, havuç ve mandalinada 3,3 katı buldu. Aralık ayında üreticide, 50 kuruş olan portakal markette 2 lira 24 kuruşa, üreticide 27 kuruş olan maydanoz markette 1 lira 10 kuruşa, üreticide 44 kuruş olan patates markette 1 lira 71 kuruşa, üreticide 7 lira olan kuru incir markette 26 lira 93 kuruşa satıldı. Tarladan sofraya gelene kadar kuru kayısının fiyatı 9 lirada 32 lira 40 kuruşa, elmanın fiyatı 96 kuruştan 3 lira 24 kuruşa, havucun fiyatı 54 kuruştan 1 lira 79 kuruşa, mandalinanın fiyatı ise 66 kuruştan 2 lira 15 kuruşa çıktı. 

Üretici ile tüketici fiyatları arasındaki farktan en büyük zararı yine üreticiler ve tüketicilerin gördüğünü belirten Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Parsayı aradaki aracılar topluyor.” vurgusu yaptı. Bugüne kadar hiçbir siyasi iktidarın haldeki bu yapılanmayı yok edemediğini söyleyen Deniz, bu konuda kooperatifleşme başta olmak üzere cesur adımlar atılması gerektiğini ve zaman kaybetmeden müdahale edilmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

RUSYA'YA ÜRÜN SATILAMAYINCA FİYATLAR DÜŞTÜ
Hem üreticide hem markette fiyatı en fazla artan ürün olan kabağın bu dönemde örtü altında üretildiğini, hava sıcaklıklarının düşmesiyle bitki gelişiminin yavaşladığını bildiren TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bitki gelişiminde yavaşlamayla hasat edilen ürün miktarının azaldığını bunun da fiyatlara yansıdığını belirtti. Patlıcan, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde de benzer bir durumun söz konusu olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Kışlık sebzelerden ıspanak, pırasa, lahana, karnabahar gibi ürünlerde de düşük hava sıcaklıkları nedeniyle yavaş gelişme yüzünden fiyatlarda artış yaşandı. Hasat döneminde olan havuçta, arzın artması nedeniyle fiyatlar geriledi. Rusya ile yaşanan durumdan kuru kayısı ve kuru üzüm de etkilendi. İhracata gidecek ürün iç piyasaya yönelince fiyat düşüşü yaşandı.” dedi.

Koray tekin, 04.01.2016 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tarladan-aldim-7-lira-markete-geldim-27-lira_2336268.html

12 Aralık 2015 Cumartesi

Vatandaş Borç Batağında

Bireysel kredi veya kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı 1 milyonu aştı. 9 milyon kişinin tüketici kredisi aldığını söyleyen Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Seçimlerde borçlar için vatandaşın üzerine gitmeme politikası son buldu. Vatandaşı kara bir kış bekliyor.” dedi.

Banka kredileri ve kredi kartları vatandaş için maddi destek olmaktan öte sorun haline gelmeye başladı. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) verilerine göre bireysel kredi veya kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı, bu yılın ocak-ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 arttı ve 1 milyon 151 bin kişiye ulaştı. Bu 10 aylık döneme, önceki dönemlerden günümüze kadar borcunu ödeyemeyenler de eklendiğinde rakam, 2 milyon 670 bin 225 kişiye ulaştı. Bu yılın ekim ayı itibarıyla ödenemeyen kredi kartı borcu tutarı 6,7 milyar lirayı, ödenemeyen tüketici kredilerinin tutarı ise 9,8 milyar lirayı buldu. Konunun rakamlara yansıyandan çok daha büyük olduğunu belirten Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Borcunu başka bankadan kredi kartı alarak, karttan para çekerek, tüketici kredisi alarak döndürmeye çalışan yaklaşık 9 milyon tüketici var. Bunlar borcunu bir şekilde öteleyebildikleri için şu anda TBB rakamları arasında yer almıyor. Bu kişiler de dikkate alındığında, sorunun zannedildiğinden daha büyük olduğu görülecektir.” şeklinde konuştu.

Tüketici fiyatları, geçen yılın kasım ayından bu yılın aynı ayına gelene dek ortalama yüzde 8,1 arttı. Tüketici Hakları Derneği'nin kasım ayı itibarıyla yaptığı araştırma ise en çok tüketilen 40 temel gıda maddesinde fiyatların son bir yılda yüzde 23,4 arttığını ortaya koydu.

KREDİ KARTLARINDA ÖDENEMEYEN TUTAR 6,7 MİLYAR LİRA
Vatandaşın yaşam şartlarının ne denli ağırlaştığını ortaya koyan bir diğer çalışmayı da Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) gerçekleştirdi. Buna göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı, bu yılın kasım ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla 540 lira artarak 4 bin 530 liraya ulaştı. Ancak gelir seviyelerinde bu denli yüksek artışlar meydana gelmedi. Yaşam şartları zorlaşan vatandaş, bunun önüne geçmenin çaresini banka kredisi ve kredi kartları yoluyla borçlanmakta buldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan Ekim 2015 verilerine göre bireysel kredi kartlarından kullanılan kredi miktarı, 77,5 milyar liranın üzerine çıktı. Bu rakam, konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerini içine alan tüketici kredilerinde 300 milyar liradan fazla. Geçtiğimiz yılın ekim ayı itibarıyla 5,6 milyar lira seviyelerinde olan ödenemeyen bireysel kredi kartı borç tutarı ise bu yılın aynı ayına gelene dek yüzde 19,4 yükseldi ve 6,7 milyar liranın üzerine çıktı.

VATANDAŞI BORÇLU BİR KIŞ BEKLİYOR
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Bankalar Birliği'nin açıkladığı rakamların borcunu hiç ödeyemeyenlere ilişkin olduğunu söyledi. Avukat olan Deniz, “Bu rakamlara şükretmek gerekiyor. Çünkü önümüzdeki aylarda bu rakamların çok üzerinde kişinin banka borçlarını ödeyemediğine tanık olacağız.” dedi.

İki yıldır ülke ekonomisinin tüketiciyi ve üreticiyi olumsuz etkilediğini belirten Deniz, “Seçim atmosferi nedeniyle siyasi iktidar vergi, SGK ve benzeri alacakları için vatandaşın üzerine gitmeme politikası uyguluyordu. Dolayısıyla kamunun alacak stoku ciddi şekilde arttı. Güven oylaması ardından hazinenin paraya olan olağanüstü ihtiyacı nedeniyle iktidar bugünlerde alacaklarını toplamak için agresif bir politika izlemeye başladı. İki yıldır biriken ve borçlu için bir anda ödenemez boyuttaki bu alacaklar için vatandaşlar icraya verilmeye başlandı.” dedi. Deniz, yapılması planlanan zamlar, enerji krizi, kamu ve banka borçları altında ezilen vatandaş için kara bir kışın kapıda beklediğini kaydetti.

Koray Tekin, 12.12.2015 Zaman

15 Kasım 2015 Pazar

Bankalara 18,2 Milyar TL Ödedik

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan (BDDK) alınan veriler, vatandaşın ödemek zorunda kaldığı bankacılık hizmet ve komisyonlarındaki büyük artışı gözler önüne serdi.

Geçen yılın ilk 8 ayında 3,8 milyar lira olan kredilerden alınan ücret ve komisyonlar kalemi, 342 milyon lira artarak bu yılın aynı döneminde 4,2 milyar liraya ulaştı. Bankacılık hizmet gelirleri ise bu yılın ilk 8 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla 1,1 milyar lira artarak 14 milyar liranın üzerine çıktı. Bankaların bu iki kalemden elde ettiği gelir ilk 8 ayda 18,2 milyar lirayı aştı. Konuyu Zaman için değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “2014 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı tüketici yasasının hazırlık çalışmalarında, tüketicinin en fazla şikâyet ettiği komisyon, kredi kartı aidatı, masraf kalemlerine sınır getirileceği ve azaltılacağı vaat edilmişti. Ancak siyasi iktidar bu vaadini yerine getirmedi. Yargı kararlarıyla haksız olduğu defalarca tespit edilmiş olan banka haraçlarının yasal dayanağını oluşturarak, bu ücretlerin tüketiciden alınmasının önünü açıp yargıyı da by-pass etti.” dedi.

EFT ÜCRETİ ALINMAYACAKTI
BDDK'nın geçen yılın ekim ayında yayınladığı yönetmelikle bankaların, aralarında hesap işletim ücreti, havale ücreti, kredi kartları için yıllık üyelik ücretinin de bulunduğu toplam 20 kalem ürün ve hizmetin dışında kalan hizmetler için ücret talep etmesi önlendi. Yeni bir ürün veya hizmet grubunun belirlenmesi veya yeni bir ücret kaleminin oluşturulabilmesi de BDDK'nın iznine tabi tutuldu. Tüketici hakları savunucuları yönetmeliğin hazırlık aşamasında tüketicinin en fazla şikâyet ettiği komisyon, kredi kartı aidatı ve masraf kalemlerine sınır getirileceğinin ve azaltılacağının vaat edildiğini ancak vaatlerin yerine getirilmediğini belirtti.

BDDK'dan alınan rakamlara göre vatandaşın kredilerden alınan ücret ve komisyonlar için bu yılın ilk 8 ayında cebinden çıkan tutar, geçen yıla göre 343 milyon lira arttı ve 4 milyar 162 milyon liranın üzerine çıktı. Bu rakam 2005'in ilk 8 ayında 922 milyon lira seviyelerindeydi. Bankacılık hizmetleri gelirleri kaleminde de benzer gelişmeler yaşandı. Geçen yılın ilk ocak-ağustos döneminde yaklaşık 12 milyar 985 milyon lira olan bu kalem, bu yılın aynı döneminde 14 milyar 59 milyon liranın üzerine çıktı. Bu rakamın 2005'teki ilk 8 aylık büyüklüğü ise 3,4 milyar liranın altındaydı. 

KAZANILAN DAVALAR ANLAMINI YİTİRDİ
Ücret ve komisyonlardaki düzenlemenin etkisini ve rakamları Zaman'a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bankaların bilançolarına baktığımızda, faaliyet dışı gelirlerin faaliyet gelirlerinin katbekat üzerinde olduğunu görüyoruz. Yani asıl faaliyet alanı ‘para alıp-para satmak' olan bankalar, gelirlerini bu alım-satımdan değil bunun dışındaki faaliyetlerinden elde etmişler.” diyerek farklı bir pencere açtı. Bu durumu mahalledeki bakkalın bilgisayar parçaları satmasına benzeten Deniz, “2014 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı tüketici yasasının hazırlık çalışmalarında, tüketicinin en fazla şikayet ettiği komisyon, kredi kartı aidatı, masraf kalemlerine sınır getirileceği ve azaltılacağı vaat edilmişti. Ancak yargı kararlarıyla haksız olduğu defalarca tespit edilmiş olan banka haraçlarının yasal dayanağını oluşturarak, bu ücretlerin tüketiciden alınmasının önünü açıp yargıyı da by-pass etti. 2007 yılında banka haraçlarına karşı açtığımız ilk davadan bu yana kazanılan binlerce dava anlamını yitirdi. Şimdi yasa eliyle bu paralar tahsil ediliyor.” dedi.

Koray Tekin, 03.11.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_bankalara-182-milyar-tl-odedik_2325437.html

Bankaya Borcunu Ödeyemeyen 1 Milyon 52 Bin Kişi Mahkemelik

Türkiye Bankalar Birliği'ne göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı 2015'in ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 1 milyon 52 bin kişi oldu. Sadece bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı ise yüzde 10 artarak 558 bin kişiye çıktı.


Bankalara olan borcunu ödeyemediği için mahkemelik olan kişilere her geçen gün yenileri ekleniyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin açıkladığı verilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı 2015 yılının ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 1 milyon 52 bin kişi oldu.

Açıklanan veriler halkın ekonomisindeki olumsuz sürecin devam ettiğini gösteriyor.” tespitinde bulunan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, “Borcunu ödemeyenlerin sayısını dört ile çarparsak en azından 5 milyon civarında insanın bankalarla ilişkisinin kesildiği, ekonominin dışında kaldığı gerçeği ile karşı karşıyayız.” diye ekledi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun açıkladığı ekim ayına ait ‘açlık ve yoksulluk sınırı' araştırması, vatandaşın yaşam şartlarının ne denli ağırlaştığını ortaya koymuştu. Buna göre pek çok gıda maddesinin fiyatı artarken gıda enflasyonunda son 12 ayda 14,41'lik artış yaşandı. Bu gelişmelerin de etkisiyle 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı son bir yılda 546,14 lira artarak 4 bin 473 lira oldu. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 174 lira artarak bin 379 lirayı buldu. Tüketim malları başta olmak üzere tüm ihtiyaç alanında yaşanan fiyat artışının ücretlerdeki artıştan daha fazla olması, vatandaşın hayat standartlarını aşağıya çekti. Yaşam standardı düşen vatandaşlar, ücretlerinin ilerleyen zamanda artacağını umarak standartlarını koruyabilmek için bankalardan kredi çekme yoluna başvurdu. Ancak, ücretlerdeki artış beklenen seviyelerde gerçekleşmeyince kredilerin geri ödemeleri aksamaya başladı.

Halkın borcu çevrilemez durumda
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) göre ödenemeyen bireysel kredi kartı borcu tutarı bu yılın eylül ayı itibarıyla 6 milyar 576 milyon lirayı aştı. Ödenemeyen tüketici kredilerinin tutarı ise yine aynı dönem itibarıyla 9 milyar 563 milyon liranın üzerine çıktı. BDDK'nın tutarlara ilişkin verilerinin kişi sayısı olarak karşılığını ise Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi açıkladı. Buna göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı, bu yılın ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 arttı. Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk dokuz ayına göre yüzde 10 oranında artarak, 2015 yılının ilk dokuz ayında 558 bin kişi oldu. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde yüzde 1 oranında azalarak 788 bin kişi oldu.

Son iki yıldır ekonomi yönetimindeki başıboşluk, alınması gereken önlemlerin alınmamış olması nedeniyle biriken meselelerin yeni açıklanacak ekonomi yönetiminin önündeki en büyük sorun olduğunu söyleyen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, “Bu da bankalara borcunu ödeyemeyen tüketici sayısında patlamaya, hanehalkı borçluluğunun giderek artmasına neden olacaktır. Halkın ekonomisindeki borç stoku artık çevrilemez durumdadır. Bu nedenle yeni ekonomi yönetiminin birikmiş ve katılaşmış olan tüketici borçlarının hakkaniyete uygun şekilde tasfiyesini gündemine alması kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.

Koray Tekin, 10.10.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_bankaya-borcunu-odeyemeyen-1-milyon-52-bin-kisi-mahkemelik_2326612.html

23 Ekim 2015 Cuma

957 Bin Kişi Kredi Borçlusu İcralık

Ekonomik kriz, kredilerin ödenmesini zorlaştırdı. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan icralık olan kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 957 bin kişi oldu. Uzmanlar bu tablonun sürpriz olmadığını belirtiyor.

Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) dün açıkladığı veriler, alım gücündeki azalmayı kredilerle dengelemeye çalışan vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı gözler önüne serdi. Buna göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş toplam kişi sayısı 2015 yılının ilk sekiz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 957 bin kişiye yükseldi. Ağustos 2015 itibarıyla “Bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden halen borcu devam eden kişi sayısı” ise 2 milyon 616 bin 143 olarak açıklandı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bu durum aslında sürpriz değil. Beklenmeyen bir durum değil. 1,5 yıllık ekonomi politikasızlığının temel sonuçlarını yaşıyoruz. İnsanlar kredi kartı borçlarını ödeyemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan 2015 yılı Ağustos ayı verilerine göre Türkiye'de bireysel kredi kartları aracılığıyla kullandırılan kredi tutarı 76,8 milyar lira. Bu tutarın 6,4 milyar liralık kısmı ise takibe düşmüş durumda. Konut, taşıt ve ihtiyaç olarak ayrılan tüketici kredilerindeki durum da kredi kartlarından farklı değil. Aynı dönemde bankalar tarafından vatandaşa tüketici kredileri için 303,2 milyar lira kullandırılırken bu rakamın karşısında 9,3 milyar liralık ödenemeyen krediler var. Kredi kartları ve tüketici kredilerinde ödenemeyen tutar toplamda 15,7 milyar lira. Bu tabloyu ortaya çıkaran detaylar ise Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin verilerinde saklı. TBB'ye göre Türkiye'de kredi kartı kullananların sayısı 20,6 milyon kişiyi bulmakta. TBB'nin dün açıkladığı ‘negatif nitelikli bireysel kredi ve kredi kartı'nda yer alan bilgilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk yedi ayına göre yüzde 8 arttı. Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk sekiz ayına göre yüzde 13 oranında artarak, 2015 yılının ilk sekiz ayında 501 bin kişi oldu. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde yüzde 4 oranında artarak 719 bin kişi oldu. Öte yandan, bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş toplam kişi sayısı 2015 yılının ilk sekiz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 957 bin kişiye ulaştı.

Bunlarla birlikte TBB Risk Merkezi'ne bildirimi yapılan, bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden halen borcu devam eden kişi sayısı dudak uçuklattı. Buna göre bireysel kredi borcunu ödeyememiş kişi sayısı 1,6 milyon kişi, bireysel kredi kartı borcunu ödeyememiş kişi sayısı ise 1,9 milyon kişiye ulaştı.

İNSANLAR KREDİ KARTI BORCUNU ÖDEYEMİYOR
“Hane halkı iflas etti!” yorumunda bulunan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Açıklanan veriler denizin bittiğini gösteriyor. Gerek borçlu sayısı gerekse borç miktarına bakıldığı zaman hane halkı borçlarında artık tavan noktaya gelinmiş durumda.” dedi. Borçluların aile ferdi olduğu düşünüldüğünde ülkenin yarısının borç sarmalında olduğunun ortada olduğunu kaydeden Deniz, “Bu durum aslında sürpriz değil. Beklenmeyen bir durum değil. 1,5 yıllık ekonomi politikasızlığının temel sonuçlarını yaşıyoruz. İnsanlar kredi kartı borçlarını ödeyemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Koray tekin, 09.10.2015 Zaman, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_957-bin-kisi-kredi-borclusu-icralik_2320797.html

Market Sepetinde Hesap Şaştı

Vatandaşın enflasyonunun ne kadar yüksek olduğunu TÜİK'in kendi sepeti ele veriyor. TÜİK enflasyonu yüzde 7,95 olarak açıklamasına rağmen 28 ürünün bulunduğu market sepetindeki enflasyon yüzde 15,2. Sepetteki fiyat artışının yıl sonunda yüzde 25'i bulacağını belirten uzmanlara göre kur artışı ve siyasi belirsizlik, gıda fiyatlarına yeni zamlar getirebilir.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyon sepeti, PVC pencere, odun ücreti, otoban geçiş ücreti, mektup gönderme ücreti, boş DVD ve şans oyunları gibi 426 ürün ve hizmetten oluşuyor. Ancak TÜİK'in enflasyon sepetinde yer alan 28 temel gıda maddesindeki yıllık fiyat artışı vatandaşa yansıyan enflasyonun çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. TÜİK'in önceki gün açıkladığı Eylül ayı enflasyonu yüzde 7,95, ancak TÜİK sepetinde yer alan ve en çok tüketilen 28 temel gıda ürünündeki enflasyon oranı yüzde 15,2. Bu ürünlere bakıldığında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının bir yılda ortalama iki kat zamlandığı görülüyor. Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamları ile tüketicinin yaşadığı enflasyonun çok farklı olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 civarında olacağı şimdiden belli.” dedi.

Eylül ayında enflasyon bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,95 oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık enflasyon ise yüzde 10,73 olarak açıklandı. Ancak her iki rakam da alışveriş sepetindeki yangından çok uzak. Örneğin ayçiçeği yağının fiyatı bir yılda yüzde 15,2 arttı. Fındık içinin fiyatındaki artış rakamı ise dudak uçuklattı. Fındık içinin fiyatı bir yılda yüzde 38'den fazla yükselerek 43 liradan 60 liraya yükseldi. Sivri biberin fiyatı bir yılda yüzde 28,7, kuru soğanın fiyatı ise yüzde 14,9'a yükseldi. Aynı dönemde patlıcanda yüzde 45, mercimekte yüzde 36, salçada yüzde 18, balda yüzde 13,3 artış yaşandı. Çayın fiyatı ise yüzde 20'den fazla artarak 17 lira seviyelerinden 21 lira seviyelerine çıktı.

İstatistik Kurumu'nun yayımladığı rakamların vatandaşın sepetindeki yangını ne kadar yansıttığını Zaman'a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı rakamlar tüketicinin yaşadığı enflasyondan çok farklı. Tüketicinin sepetinde ağırlıklı olarak gıda, eğitim, enerji ve iletişim var.” dedi. “Bu sepete, özellikle gıda kalemine baktığımızda tüketicinin yaşadığı enflasyon yüzde 30'lara dayanmış durumda. Aynı şekilde kur artışı nedeniyle bu yılki eğitime başlama masrafları yüzde 70 civarında arttı.” Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 olacağının şimdiden belli olduğunu belirten Deniz, kur artışı, seçim ortamı ve terör sebebiyle enflasyon oranının daha da yükselme ihtimali olduğunu söyledi.

DÜNYADA GIDA FİYATLARI DÜŞERKEN TÜRKİYE'DE ARTMASI NORMAL DEĞİL
Dünya Gıda Örgütü (FAO) tarafından 9 Temmuz 2015 tarihinde yayınlanan “Gıda Fiyat Endeksi” verilerine göre dünya gıda fiyatları, 2015 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21 düşüş kaydetti. Aynı dönemde hububat fiyatları yüzde 17, bitkisel yağ fiyatları yüzde 17 geriledi. Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, Türkiye'deki gıda fiyatlarının dünyadaki gerilemelere rağmen artmasının normal olup olmadığını sorguladı. “Peki, Türkiye'de fiyatların hızlı artışı normal mi?” Olmadığını belirten Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, dünyada gıda fiyatlarının azalmasıyla ilgili olarak ise şu açıklamada bulundu: “Dünyada gıda fiyatları azalıyor, çünkü dünya petrol fiyatlarındaki gerileme gıda üretim maliyetlerini düşürüyor. Dolayısıyla dünyada gıda fiyatları azalıyor. Oysa Türkiye'de dünyanın tam aksine gıda fiyatları en hızlı artan kalem oluyor. Böylece gıda fiyatlarına paralel olarak lokanta ve otel hizmeti fiyatları da hızla yükseliyor. Kısaca, dünyada petrol fiyatlarının gerilemesi enflasyonu azaltıyor. Ama Türkiye vergi toplamak amacıyla enerji fiyatlarını düşüremediğinden enflasyon artıyor. Tabii Türk parasının yıl başından beri yüzde 32 oranında değer kaybetmesi de geçiş mekanizmaları nedeniyle iç fiyatları çoğaltan başka bir neden oluyor.”

Koray Tekin, 07.10.2015 Zaman, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_market-sepetinde-hesap-sasti_2320375.html

19 Eylül 2015 Cumartesi

TRT'nin 500 Milyon Lira Kaçak Elektrik Bedelinin Aboneye İadesi Gerekiyor

Danıştay, ‘TRT'nin kayıp enerji bedelinden de pay alması uygulamasını' iptal etti.

Karar, TRT'nin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) aleyhine açtığı ‘yürütmeyi durdurma' davasının sonuçlanmasıyla netleşti. Kararla; EPDK'nın 2011'de aldığı ve TRT'nin başvurusu ile yürürlüğü durdurulan ‘kayıp enerji bedelinden TRT payı alınmaması' uygulaması yeniden başlamış oldu. EPDK, şirketlere yazı yazarak Danıştay kararının işleme konulması uyarısı yaptı. Tüketici Hukuku Uzmanı Avukat Bülent Deniz'e göre bugüne kadar TRT payı hesaplanırken kayıp-kaçak bedeli dahil edildi. Mahkeme davayı reddetti. Yapılması gereken, geriye doğru 4 yıllık dönem için TRT payı kayıp-kaçak bedeli dikkate alınmaksızın hesaplanmalı ve fazla alınan tutar tüketiciye iade edilmeli. Öte yandan Sayıştay verilerinden hareketle yapılan hesaplamaya göre de kaçak elektrik bedeli, TRT'nin elektrikten aldığı paranın yaklaşık 5'te 1'ine denk geliyor. Geçmiş 4 yıllık dönemde TRT elektrik faturalarından yaklaşık 2,5-3 milyar lira bir tahsilat yaptığı dikkate alındığında 500-600 milyon civarı bir paranın abonelere iade edilmesi gerekiyor. Uzmanlara göre Danıştay'ın yeni kararı; konut abonelerinin faturalarına düşük, fazla tüketimi olan sanayi kuruluşlarının faturalarında ise önemli oranda iyileşme sağlayacak.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), EPDK'nın Şubat 2011'de aldığı ve ‘kayıp enerjiye ilişkin bedelleri TRT payı dışında bırakan' kararının iptali için Danıştay'a başvurmuş ve yürütmeyi durdurmuştu. TRT bu kararla EPDK'ya başvurarak Kurul kararının işlemden kaldırılmasını istemiş ve EPDK da bu gelişme üzerine yeni bir mahkeme kararı çıkana kadar kararını askıya almıştı. Danıştay 13. Dairesi (2015-722 sayılı) son kararında ise, TRT'nin başvurusunu reddetti. Yüksek Mahkeme gerekçe olarak ‘tüketilmeyen bir unsurun abonelerden alınmasını' yasalara aykırı buldu. TRT halen elektrik faturalarından yüzde 2 pay alıyor. Öte yandan yıllık 67 milyon lira ile reklam-ilan geliri (2013) çok sınırlı olan TRT'nin ana kazanç kapısını elektrik faturalarından alınan para oluşturuyor. Sayıştay'ın son verilerine göre TRT'nin elektrikten aldığı pay yıllık 1 milyar liraya yaklaştı.

PARAYI İADE ETMELİ
Kayıp enerji bedelinden pay almak için 2011'de Danıştay'a yaptığı başvurudan yürütmeyi durdurma alan TRT, hemen EPDK'ya başvurarak kararı uygulattı. Danıştay'ın yeni kararıyla TRT'nin başvurusunu reddetmesi üzerine TRT aynı hızla aldığı kaçak elektrik paralarını abonelere iade etmesi gerekiyor. Tüketici hukuku uzmanı Avukat Bülent Deniz, yıllardır TRT'nin elektrik faturalarından aldığı payın tartışma konusu olduğuna dikkat çekti. Danıştay'ın son hükmüyle yeni bir durumun ortaya çıktığını söyleyen Deniz, konuya açıklık getirdi: “2011 yılında verilmiş bir yürütmeyi durdurma kararı var. Buna göre 2011'den bu yana 38 milyon abonenin elektrik faturasındaki TRT payı hesaplanırken kayıp-kaçak bedeli dahil edildi. Mahkeme davayı reddettiğine göre, bundan sonra geriye doğru 4 yıllık dönem için de TRT payı kayıp-kaçak bedeli dikkate alınmaksızın hesaplanmalı ve fazla alınan tutar tüketiciye iade edilmelidir. Bu nedenle elektrik abonesi olan herkes öncelikle EPDK'ya yazılı başvuru yaparak geçmiş 4 yıllık dönem için alınan TRT payındaki fazla tutarın iadesinin sağlanmasını talep etmeli. Ardından da bulunduğu ilçenin Tüketici Hakem Heyeti'ne ücretsiz başvuru yapmalıdır.” Sayıştay verilerinden hareketle (2014 yılı içinde 800 milyon TL civarı enerji bedeli tahsil edildiği varsayımı dahil) TRT'nin kayıp enerjiden 4 yılda 3 milyar lira civarı tahsilatı söz konusu.
İsmail Altunsoy, 18.09.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_trtnin-500-milyon-lira-kacak-elektrik-bedelinin-aboneye-iadesi-gerekiyor_2317130.html

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Gayrimenkulde ‘Bol Keseden Satış' Tartışması

Türkiye'de daralan ekonomi sektörleri etkilerken önceki gün Folkart Yapı'nın İzmir'deki 830 dairelik projesinin yüzde 70'ini 2 ayda sattığını açıklaması ‘bol keseden' tartışmasını başlattı. Reklamcılık ve İletişim Uzmanı Prof. Ali Atıf Bir, “Folkart gibi herkes bol keseden atıyor. 2 ayda % 70'ini sattılarsa Maliye'de bir kaydı vardır. Başka nasıl kanıtlayacağız?” diye tepki gösterdi.

Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, önceki gün yaptığı açıklamada Folkart Bornova Life projesiyle rekora imza attıklarını, 2 ayda 830 dairenin yüzde 70'ini sattıklarını açıkladı. Folkart Yapı, 2001'de inşa edilen Folkart Towers için de benzer bir açıklama yapmıştı. Gayrimenkul sektöründe birçok şirketin 1 ya da 2 ayda projenin önemli kısmını sattığını açıkladığına işaret eden Reklamcılık ve İletişim Uzmanı Prof. Ali Atıf Bir, twitter hesabından, “Folkart gibi herkes bol keseden atıyor. 2 ayda % 70'ini sattılarsa Maliye'de bir kaydı vardır. Başka nasıl kanıtlayacağız?” şeklinde tepki gösterdi. Benzer açıklamayı sektörde birçok firmanın yaptığına işaret eden Aki Atıf Bir'e, Balance Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban da katılıyor. 18 ayda İkitelli'de inşa ettikleri Balance Güneşli'nin yüzde 42'sini ancak satabildiklerini belirten Çoban, “15-20 şantiyesi olanların işi daha da zor. Çünkü Türkiye'de ekonomi daraldı, siyasi belirsizlik insanları temkinli davranmaya itiyor.” açıklamasında bulundu. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz de özellikle konut alanlara aldatılmamaları için konut satın alırken ‘bina tamamlama sigortası' yaptırılıp yaptırılmadığını kontrol etmelerini istedi. Gayrimenkulcülerin projelerinin çok önemli kısmını kısa sürede sattıklarını duyurmasıyla ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı Reklam Kurulu'ndan doğruluğu için destek isteyebileceklerini kaydeden Deniz, “Reklam Kurulu yayınlanan reklamların doğruluğunu denetleyebilir. Ancak firmalar elektrik dağıtım şirketlerinin yaptığı gibi haber içinde gömme reklam uyguluyorsa ki bunların içinde dünya yalan bilgi olabiliyor konut alırken projede bina tamamlama sigortası olup olmadığını kontrol etsinler.” tavsiyesinde bulundu.

MAKROM YAPI'YA OPERASYON
Üç gün önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Mali Şube ekipleri olmayan proje için maketten konut satışı yaptıkları iddiası ile Makrom Yapı'nın 17 yöneticisini gözaltına aldı. Esenyurt ve Tuzla'da teslim etmeleri gereken yüzlerce konut olan Makron Yapı'nın ortada proje olmamasına rağmen maket üzerinden konut satışı yaptığı şikayetleri üzerine operasyon düzenleyen Mali Şube ekipleri, şirketin 24 yöneticisi için gözaltı kararı çıkardı. Maket üzerinden 700 daire sattığı iddia edilen Makron Yapı'nın gözaltına alınan yöneticileri arasında Makrom Yapı'nın sahibi Lütfü Bakırcı'nın da olduğu öğrenildi. Operasyonun sebebi ise Makrom Yapı'dan ev alan kişilerin geçtiğimiz aylarda savcılıklara suç duyurusunda bulunması.

Torunlar'ın yeşil alanı otopark çıktı
10 işçiye mezar olan Torunlar Center Projesi tüm hızıyla sürerken büyük bir bölümü “yeşil alan” olacağı söylenen kısımda tek katlı yapıların inşaatına başlandı. Projede tek yeşil alan olarak görünen rekreasyon ve park alanının altına zeminaltı otopark yapılıyor. Mimarlar Odası ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı, “Suyunun suyunu çıkardılar. Projede aslında yeşil alan yok. Böyle yeşil alan olmaz. Yeşil alan dedikleri otopark çatısı.” diye yorumladı. Projenin lansmanında ‘Üç futbol sahası' büyüklüğünde yeşil alanın olacağı ve bu alanın da yola bakan kısımda başladığı belirtiliyordu.

29.08.2015, Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_gayrimenkulde-bol-keseden-satis-tartismasi_2313401.html

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Enerji Bakanı Yıldız, Kaçak Elektrik Parasını Dürüst Aboneden Alacak

Enerji Bakanlığı, kaçak elektrik parasının dürüst abonelerden alınmasında kararlı. Bakan Taner Yıldız, TBMM'de soru önergesine verdiği cevapta Yargıtay kararını görmezden gelerek Danıştay'ın görevli olduğunu belirtti. Yıldız'a göre, EPDK Kurul kararı yürürlükte ve kayıp-kaçak parası abonelerden alınmalı.

Enerji Bakanlığı, elektrik faturaları üzerinden kayıp-kaçak parası alınmasında kararlı. Enerji Bakanı Taner Yıldız, TBMM'de İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun konuyla ilgili soru önergesine verdiği cevapta, Yargıtay kararını görmezden gelerek Danıştay'ın görevli olduğunu belirtti. Yıldız'a göre, Danıştay söz konusu bedelin iptali talebiyle açılan davaların tamamında yürütmeyi durdurma istemlerini reddetti. Esasa ilişkin inceleme ise sürüyor. Ayrıca EPDK'nın Kurul kararı da yürürlükte ve kayıp-kaçak parası alınmaya devam edecek. Enerji Bakanlığı, daha önce de kayıp-kaçak parasının kalıcı hale getirilmesi için yasa taslağı hazırlamıştı. Tüketici hukuku uzmanı Avukat Bülent Deniz ise tüketicilerin kaçak bedellerinin iadesi için ısrarcı olmasını ve TBMM'de de yasal düzenleme yapılarak iade konusunda aboneler lehine düzenleme yapılmasını istedi.

Türkiye, 21 elektrik dağıtım bölgesine ayrılmış durumda. Bazı bölgelerde elektrik kayıp-kaçak oranı yüzde 80'leri buluyor. Ancak ülke genelinde Ulusal Tarife uygulandığından kayıp-kaçak parası bütün elektrik abonelerinin faturalarına yansıtılarak tahsil ediliyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK), 17 Aralık 2014'te aldığı kararla ‘Hırsızlanma yoluyla kayıp olan elektriğin dürüst abonelere fatura edilemeyeceğini ve geçmiş 10 yıla yönelik alınan paranın da iadesine' karar verdi. Zaman, Yargıtay kararını ilk olarak 23 Aralık 2014'te ‘Yargıtay, elektrikte son noktayı koydu: Kayıp-kaçak bedeli aboneye geri ödenecek' başlığı ile duyurdu. Yargıtay kararı diğer aboneler için de örnek teşkil ediyor. Enerji Bakanlığı ise Yargıtay kararını ısrarla görmezden geldi. Bakanlık daha önce de kayıp-kaçakla ilgili ‘2006-2014 döneminde tüketicilerden tahsil edilen tutarın 33 milyar TL olduğu; buna faiz, vekalet ücretlerinin de eklenmesiyle rakamın birkaç katına çıkacağı ve fiili olarak abonelere ödenmesinin mümkün olmadığını' gerekçe göstermişti. Ayrıca bakanlık, abonelere paranın iadesi halinde dağıtım şirketlerinin iflas edeceğini öne sürmüştü.

EPDK KURUL KARARI VAR
Enerji Bakanlığı'na göre elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak parasını dürüst aboneler ödemeye devam edecek.Bakan Yıldız, konuyla ilgili TBMM'de soru önergesine verdiği cevapta kayıp-kaçak parasının düzenli fatura ödeyen abonelerden niçin alınması gerektiğini de açıkladı: Kayıp-kaçak bedelinin iptali talebiyle EPDK aleyhine açılan davalarda görevli mahkeme, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24'üncü maddesinin (c) bendi gereğince ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'dır. Bir kamu kuruluşu olan EPDK'nın aldığı düzenleyici bir işlem olan ve ülke genelinde uygulanan kayıp-kaçak bedeline ilişkin açılacak davalar da bu madde kapsamında olup, bu davalarda görevli mahkeme ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'dır. Danıştay, söz konusu bedelin iptali talebiyle açılan davaların tamamında yürütmeyi durdurma istemlerini reddetmiş olup esasa ilişkin incelemesini sürdürmektedir. Bilindiği üzere, düzenleyici bir işlem mahkeme tarafından iptal edilmedikçe veya yetkili merci tarafından geri alınmadıkça geçerlidir ve yürürlüktedir. Kayıp-kaçak bedeline ilişkin EPDK Kurul kararı yürürlükte olup meri mevzuatın bir parçasıdır.

Tüketici ısrarcı olmalı, kanun çıkmalı
Silifke'de bir abonenin Tüketici Hakları Hakem Heyeti'ne başvurmasıyla başlayan kayıp kaçak bedeli (KKB) hukuki süreci, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) nihai kararıyla tüketici lehine sonuçlandı. Ancak örnek karara rağmen bazı hakem heyetleri, abonelerin başvurularına ‘ret' cevabı veriyor. Son olarak H.G. isimli elektrik abonesi ‘Yargıtay kararını örnek göstererek bir yıllık kayıp-kaçak bedelinin iadesi için' Gölbaşı Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdu. Ancak Hakem Heyeti, ‘15 gün içinde Tüketici Mahkemesi'ne itiraz hakkı var' hatırlatmasıyla başvuruyu reddetti. Tüketici hukuk uzmanı ve aynı zamanda Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz'e göre abonelere haksızlık yapılıyor. YHGK kararının çok sayıda yargıcın elinden geçtiği için güven duyulması ve benzer olaylarda dikkate alınması gerektiğini belirten Deniz, YHGK kararından sonra bu konuda yasal düzenleme yapılmaması nedeniyle aynı konuda yurdun değişik yerlerinde zıt kararlar çıkıyor. Bu da hukuk güvenliği ve adalet duygusunu zedeliyor. TBMM olaya el koymalı ve toplumun bütününü ilgilendiren bu konuda yasal değişiklik yaparak KKB'yi yasaklamalıdır' değerlendirmesi yaptı.

İsmail Altunsoy, Zaman 08.08.2015 http://www.zaman.com.tr/ekonomi_enerji-bakani-yildiz-kacak-elektrik-parasini-durust-aboneden-alacak_2309561.html

1 Ağustos 2015 Cumartesi

"Suya Gizli Zam Yasal Değil"

Barajlar son 4 yılın en yüksek doluluk seviyesine çıkmasına rağmen İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (İSKİ) sene başından itibaren her ay suya yeni zamlar yapması tepkiyle karşılandı.

Konuyu Zaman'ın gündeme getirmesinin ardından tepkilerini dile getiren tüketici dernekleri, sebebi tam olarak bilinmeyen zamlar hakkında bilgi verilmesinin vatandaşın temel hakkı olduğunu ifade etti. Tüketiciler Derneği Onursal Başkanı Engin Başaran, zam konusunda İSKİ'nin tüketiciyi bilgilendirmesinin Avrupa Birliği'nin tüketicinin korunması konusunda en çok üstünde durduğu konu olduğunu söyledi. Doğru bilgi verilmesi halinde tüketicinin harcamasını buna göre yapacağını belirten Başaran, “Son yıllarda özellikle İSKİ gibi kurumlarda, özelleştirilen hizmetlerde, doğalgaz, su, elektrik gibi sektörlerde, garip bir şekilde, tüketiciye bilgi vermeden gizli zam yapıldığı gözleniyor. Bu son derece yanlış ve gayri yasal bir şey.” dedi.

Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Avukat Bülent Deniz de, vatandaşa gösterilmeyen zamlardan dolayı İSKİ'nin ciddi para kazandığını dile getirdi. Vatandaşa hissettirmeden yapılan zamların varlığından öteden beri haberdar olduklarını anlatan Deniz, “Hissettirmeden küçük küçük yapılan zamlar vatandaşın dikkatinden kaçırılarak aslında su gibi insan haklarının temel ve vazgeçilmez ihtiyacı olan konuda ciddi bir para kazanıyor. Dünyanın birçok ülkesinde bedava veya ucuz suyu İSKİ'nin pahalı hale getirmesi makul değil.” şeklinde konuştu. Daha önce de fiyat artışından dolayı dava açıldığına işaret eden Deniz, şöyle konuştu: “En büyük zammı geçen ocak ayında yapmıştı. Biz bu zamla ilgili dava açmıştık ve o dava henüz sonuçlanmış değil. O zamlar üzerine bu 3. zammı yapıyorlar. İSKİ'nin tekrardan zam yapması, iyi niyetli olmadığını ortaya koyuyor. Bu zamlara ilişkin kamuoyu tepkisini dikkate almadığını gösteriyor.”

Fiyat artışının şeffaf olmamasının vatandaşın kamu kurumlarına güvenini zedelediğini ifade eden Tüketici Sorunları Derneği Başkan Vekili avukat Rıdvan Yıldız ise İSKİ'nin yıllardır tüketicinin farkında olmadan zam yaptığını kaydetti. İSKİ'ye yaptığı zamların sebeplerini açıklaması çağrısında bulunan Yıldız, “İSKİ'nin maliyeti mi arttı, personel gideri mi arttı, para gereken bir durum mu var bunu bilmiyorum. Su değerleniyor mu yani? Bunları şeffaf bir şekilde İSKİ neden açıklamıyor?” diye sordu.

Rauf Ahmed, 01.08.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_suya-gizli-zam-yasal-degil_2308342.html

30 Haziran 2015 Salı

Uğurlar Olsun Birol Aydın...

1999 Depreminde bir çok şey enkaz altında kalmıştı.
Devletin devasa aygıtı, olanakları, kimi zaman da insanlığımız…

Çöken binaların altında kalan bir şey daha vardı; o yıllarda yaşamımızı henüz işgal etmeye başlamış olan cep telefonları.
Şimdiki gibi yine üç şebeke, isimleri değişik; Turkcell, Telsim, Aycell (yoksa Aria mıydı?)
Enkazın altında, cep telefonlarının kendisi ile birlikte bu firmalar da kalmıştı.
Günlerce süren sessizlik, çalışmayan hatlar...
Görüldü ki, çağın teknolojisi iddiasındakilerin, “7.4”lük canları varmış aslında.

“15/17 OCAK-CEPLER SUSACAK”
O zamanlarda başka bir tüketici örgütü, Müstakil Tüketiciler Birliği’nin başındaydım.
Deprem ülkenin aklını başına getirmiş, her şeyi yeniden sorgulamaya başlamıştık.
Soru soranlar kervanında biz de vardık; “Bu kadar sabit ücret alıyorlar, yüksek vergiler ödüyoruz, tarifeler ateş pahası. Ama depremde çalışmadı, kaç gün geçti hala çalışmıyor bu cep telefonları” diyerek  başlayan bir çalışmaydı “15/17 OCAK-CEPLER SUSACAK” kampanyası.

O tarihte yaklaşık altı milyon kullanıcının dört milyonunun, üç gün boyunca cep telefonlarını kullanmadığı, ülkenin ilk ve en büyük tüketici eylemi.

Soruyu Sormak Gerek
O dönemde tanıştık Birol Aydın ile.
Zaman Gazetesindeydi.
Depremle ilgili neler yaptığımızı sormak için aramış, ben de yapmaya hazırlandığımız cep telefonu eyleminden söz etmiştim.
İlgisini çekmiş, hemen her gün birbirimizi aramış, karşılıklı bilgileri paylaşmıştık.
Ve nihayet, -sanıyorum 13 veya- 14 Ocak 2000 tarihli Zaman’ın birinci sayfasında, sürmanşet tabir edilen puntolarla “CEPLER SUSACAK” manşeti, mütevazi bir derneğin ondan da mütevazi boyutlarda kalmaya mahkûm kampanyasını Türkiye’ye duyurmuştu.
Ondandır, o kampanyanın en büyük eylem olması.

...
Çok zaman düşündüm, o iddialı manşeti atmak da cesaret işiydi.
(2000 yılında, o koşullarda) toplumda karşılığı var mıydı o tepkinin?
Sanıyorum şöyle yanıtladım kendimi; “bazen o soruyu toplumun sorması gerektiğini, topluma anlatmak gerekir.”
Birol Aydın’ın yaptığı, tam da buydu.
... 

Sadece topluma mı?
Bazen atladığımız, göremediğimiz, işitemediğimiz, anlamadığımız konular için bizi arar, o her zamanki güçlü nezaketiyle bizi alır, görmemizi istediği yere getirir, usulca bırakırdı.

O hızlı, cesur, yetenekli bir gazeteciydi.
O, mesleğinin ilk yıllarında, biz de sivil toplum işlerine yeni bulaşmıştık.
Birlikte büyüdük, birlikte öğrendik, birbirimize öğrettik çok şeyi.

Zorunlu Bağış Haritası
Yine 2000’li yıllar.
2003 veya 2004.
Hangi devlet dairesine gitsek, uzatılan bir makbuzla bağış yapmadan işimizi göremediğimiz zamanlar.
Her devlet kurumunun ve okulun içine çöreklenmiş “bilmem ne koruma derneği”ne uğramadan nüfus cüzdanı alamıyor, çocuğumuzu okula kaydettiremiyor, tapu çıkartamıyorduk.

Toplanan paralar birilerinin cebinden çok kurumun ihtiyaçlarına harcanıyordu. Buna inanıyorduk.
Devletin ihtiyacı var, yurttaşından yardım istiyordu.

İtiraz Birol Aydın’dan gelmişti; “toplanan para kadar vergi koysunlar, harç koysunlar, bütçeye alsınlar. Gelen-giden denetlensin.”

O soruyu bize de sordurtmuştu.
Birlikte ülkenin “Zorunlu Bağış Haritası”nı oluşturmaya başlamıştık.
Yurttaşa çağrı yapmış; hangi kurumda, ne kadar zorla bağış alınıyor listeleyelim demiş, bunu ülkeye duyuran da, yine ısrarlı manşetleriyle Birol Aydın olmuştu.

O çalışma sonrası iktidar yasa çıkarmış, kamu kurumları bünyesindeki dernek ve vakıflar kapatılmış veya kamu kurumu dışına çıkarılmış, okullarda zorunlu bağışın önü hissedilir ölçüde kesilmiş, her şeyden önce bu dernek ve vakıfların kasasının örtülü ödenek gibi kullanılması işi bitirilmişti.

Yandaş Olmadı, Olandan Uzak Durdu
Bir gün bir eposta düştü kutuma.
Birol Aydın’dan geliyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir uygulamasından söz edip bu konuda neden bir şey yapmadığımızı, sessiz kaldığımızı soruyordu.
Sormakla kalmıyor, “iktidardakilerin adamı” mı olduk diye veryansın ediyordu.
Geçmiş zaman; tepkisine neden olacak bir durumun olmadığını anlatmıştık, barışmıştı bizimle.

Sadece doğrudan, adaletten, milletinden, ülkesinden ve Hakk’tan yana yandaştı.
Başka hiçbir şeye yandaş olmadı, olandan da uzak durdu.

Hani medyanın içinde bulunduğu, eğrilerin doğrultulmak istendiği, doğruların da yalan fırınlarına atılıp eritilmeye çalışıldığı zamanlar için “gazeteci nasıl olur” sorusunun yanıtıydı Birol Aydın.

....
Gerçek gazeteci görmek için Birol Aydın’a bakın, yeterli.
Sadece ona değil, yanındaki meslektaşlarına da bakın.
....

O, haberciydi, ben haber kaynağı.
İkimiz de fâni. 
Yola koyulan şimdilik o oldu.
Uğurlar olsun Birol Aydın.
Hakkımız var ise, helâldir.

24 Haziran 2015 Çarşamba

Denetim Boşluğu Aidatı Rant Kapısı Yaptı

Türkiye’deki kimi sitelerde bir kira değerine ulaşan aidatlarla ilgili henüz bir denetim mekanizması çalışmıyor. Ancak Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz’e göre hâlâ bir formül var: “8 daire ve üzerindeki apartman veya sitelerde kat mülkiyeti hukuku geçerli. Bu, kat maliklerinin birleşerek yönetimi yeniden belirleyebileceği ve her türlü düzenlemeyi yapabileceği anlamına geliyor.”

Emekli Albay Sami Bilgiç, şeffaf olmadığını düşündüğü için uzun süredir oturduğu Başakşehir 5. Etap’ta Emirgan Sitesi’nde 1 yıla yakın süredir 150 lira civarındaki aidatını ödemiyor. Ancak site yönetimi her aidat için ayrı olmak üzere yüzde 5 gecikme faizi uyguladığı için Bilgiç’in borcu 2 bin lirayı aşmış durumda. Bilgiç, bu durumun giderek çıkmaz bir hal aldığını düşünedursun, bu durumdaki binlerce kiracı veya ev sahibi, toplanan aidatların nereye harcandığı hakkında fikir sahibi değil. Bu sebeple binlerce şikayet aldıklarını vurgulayan Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Bilgiç’in ödediği aidatın gelen kimi şikayetlere oranla epey düşük olduğunu belirterek, site aidatı konusunun denetimsizlik sebebiyle rant kapısı haline geldiğini ifade ediyor. “Site aidatı konusunda problem şöyle: Şimdi site ve proje inşaatı yapan firmalar satış anında satış sözleşmesine madde ekleyerek tapu tesliminden itibaren 5-10 sene tüm yönetimin ismi yazılı bir şirket tarafından yapılacağı belirtiliyor ki bu şirket ya inşaat firmasının kendisine ait veya bağlı şirketi. Yani proje yapanlar hem inşaattan hem de site yönetimini profesyonelce yaptığını iddia ederek yönetimden gelir elde ediyor” diyen Avukat Mehmet Bülent Deniz, ancak yasalarca 8 daire üzerindeki apartman veya sitelerde kat mülkiyeti hukuku rejiminin geçerli olduğunu söylüyor. Bunun kat maliklerinin birleşerek yönetimi yeniden belirleyebileceği ve her türlü düzenlemeyi yapma hakkına sahip olduğu anlamına geldiğini belirten Deniz, “Ancak şu an sitedekiler o haklarından haberdar değil. Güvenlik, çevre düzenlemesi adı altında site yönetimine kimi zaman kiradan daha fazla para ödemek durumunda kalıyorlar. Aidat parasından kurtulmak için dairesini ucuza kiraya verenler bile var. Ülkeyi gayrimenkule boğmanın bu tip görünmeyen ve çok sayıda vatandaşı rahatsız eden yanları da var” diye konuştu. Deniz, kat mülkiyeti hukuku çerçevesinde, site sakinlerinin iradeleri ile her an yeni yönetim belirleyebileceğini vurgulayarak, “Bunun bir riski yok. Oybirliği veya çokluğu ile yönetim planını değiştirmek gayet mümkün” dedi.

AİDATIN NEREYE HARCANDIĞINI ÖĞRENMEK MÜMKÜN
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, site yönetimini değiştirmeden de toplanan aidatların nereye harcandığını öğrenmenin bir yolu olduğunu kaydetti. “Bu yol sitelerdeki veya apartmandaki mevcut yönetim şirketinin topladığı aidatın usulüne uygun olup olmadığını sulh hukuk hakimine başvurarak, hakimin vasıtası ile denetlendirebilirler. Devlet buna yasalarla izin vermiş. Gerisi site sakinlerine kalıyor” dedi.

Arif Bayraktar, 08.06.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_denetim-boslugu-aidati-rant-kapisi-yapti_2298560.html

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Şirketlerin ‘İzinsiz SMS’inin Faturası Abonenin Üstüne Kaldı

Cep telefonuna reklam mesajı atması konusunda şirketlere aboneden izin isteme mecburiyeti getirildi. Aboneden, ‘reklam mesajı istemiyorum’ cevabı istenmesi, faturaların kabaracağı endişesine yol açtı. Uzmanlar, karmaşanın sebebinin, 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren kanunla ilgili yönetmeliklerin çıkmaması olduğunu ifade ediyor.

Şirketlerin tüketicilere izinsiz olarak satış ve pazarlama amaçlı mesaj, elektronik posta göndermesi ve arama yapması 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren kanunla yasaklandı. Bu tarihten itibaren cep telefonu aboneleri şirketler tarafından mesaj yağmuruna tutuldu ve reklam mesajı almak istemeyenlerin uyarı mesajlarını cevaplaması istendi. Tüketiciler ise bu şekilde her gün onlarca mesajı cevaplamanın hem zahmetinden rahatsız hem de telefon faturasının kabartmasından endişeli.
Yürürlükteki yasa, reklam mesajı almak istemeyenlere hangi yöntemi izleyeceklerini göstermesini ve yöntemin mutlaka ücretsiz olmasını şart koşuyor. Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, normalde onay talebine cevap verilmemesinin hukuken onay vermeme anlamı taşıdığını belirterek, “Tüketicilerimiz hiç kimseye onay vermesin, hiçbir mesaja hayır cevabı vermesin.” çağrısını yaptı. Mesajların yasaklanması gündeme geldiğinde, özellikle bankalar kasımdan itibaren mesaj göndermeye başladı. Sonraki aylarda bu yöntemi diğer şirketler de takip etti. Bu mesajlardan kurtulmak isteyenlerin mesajları cevaplamaması durumunda onay vermiş olup olmayacağı hâlâ belli değil. Tüketicilerin mesajı cevaplamadığı için ya da cevaplamasına rağmen mesaj almaya devam etmesi halinde itiraz ve şikayet yolları da uzun ve zahmetli.
Karışıklıkların sebebinin kanun yürürlüğe girmesine rağmen uygulamaya ilişkin yönetmeliklerin hâlâ çıkartılamamış olduğunu kaydeden Bülent Deniz, şöyle konuştu: “Yönetmelik taslakları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın sitesinde duruyor. İtiraz ve şikayet yolları yönetmelikte var ama yürürlüğe girmediği için uygulanamıyor. Yönetmelikte şikayetlerin e-imza ile e-devlet üzerinden ya da ticaret il müdürlüklerine şahsen başvurarak yapılabileceği belirtilmiş. Kaç kişinin e-imzası var, ticaret il müdürlüğünün yolunu bilen kaç kişi var?” İtiraz ve şikayetlerin kolaylaştırılmasını isteyen Deniz, internet ten e-imza gerekmeden başvuru yapılabilmesi gerektiğini, ayrıca tüketici örgütlerine de başvuru hakkı verilerek toplu şikayet yolunun açılması gerektiğini kaydetti.

Dolandırıcılardan ‘kısa mesaj’ oyunu
1 Mayıs’ta başlayan yeni süreçle birlikte dolandırıcılar da ortaya çıktı. Spam engelleme iddiasındaki bazı sitelerin vatandaşlara yardım etme bahanesiyle bilgilerini çaldığı ve kötü amaçlar için kullandığı belirtiliyor. Uzmanlara göre kaynağından emin olmadan ve fazla incelemeden gelen mesajların cevaplanması ya da içeriğindeki bağlantıların açılması cep telefonu ve bilgisayarlara zarar verebilir.

Ali Demirhisar, 18.05.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_sirketlerin-izinsiz-smsinin-faturasi-abonenin-ustune-kaldi_2295118.html

17 Mayıs 2015 Pazar

Kanun Çıkmadı, Abone Elektrik Kayıp-Kaçak Parasını Geri Alabilir

Enerji Bakanlığı’nın dürüst abonelerden alınan kaçak elektrik parasını kalıcı hale getirmek için hazırladığı taslak TBMM’den geçmedi. Ancak enerji yönetimi ve şirketler, yasal değişiklik yapılmış gibi aboneleri yanlış yönlendiriyor. Oysa Yargıtay kararı yürürlükte ve aboneler paralarını geri alabiliyor. Tüketici hukuku uzmanı Avukat Deniz, önemli bir uyarı yaptı: “Firmaların ‘geri alınamaz’ cevabının hukukî değeri yok. Hakem heyetleri başvuruları almak ve karara bağlamak zorunda.”

Yargıtay, elektrik faturalarından alınan kayıp-kaçak parasının haksız olduğunu ve aboneye iadesine karar verdi. 36 milyon elektrik abonesini sevindiren bu gelişme üzerine Enerji Bakanlığı, kayıp-kaçak parasını tekrar kalıcı hale getirmek için yasa tasarısı hazırlayarak TBMM’ye gönderdi. Komisyonda kabul edilen bakanlık teklifi Genel Kurul’da yasallaşmadan TBMM kapandı. Ancak son aylarda Enerji Yönetimi ve elektrik dağıtım şirketleri, ‘Yasa çıkmış ve paralar iade edilemeyecek’ içerikli bilgilendirmelerle aboneleri yanlış yönlendiriyor. Oysa, kanun çıkmadığı için Yargıtay’ın verdiği karar halen yürürlükte. Elektrik aboneleri, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne (TSHH) başvurarak kayıp-kaçak paralarını geri alabilirler. Tüketici Hukuku Uzmanı Avukat Bülent Deniz de önemli bir hatırlatma yapıyor: Kayıp-kaçak bedelinde son hukuki durum, Aralık 2014 tarihindeki durumdur. Yani, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun verdiği ve kesinleşen kararının üzerinde herhangi bir yeni yasal düzenleme olmadı. Bu da kayıp-kaçak başvuru sürecini kullanan tüketicinin parasını alabileceği anlamına geliyor.

Elektrik parasını ödeyen abonelerden alınan kayıp-kaçak parası, uzun süredir kamuoyunda tartışma konusuydu. Konuyla ilgili Tüketici Hakem Heyetleri ve mahkemelere binlerce başvuru yapıldı. Sonuçlanan mahkemeler Yargıtay’a taşındı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda 17 Aralık 2014 tarihinde nihai kararını verdi: ‘Çalınan elektriğin parası dürüst aboneden alınamaz ve alınan paralar da iade edilmeli’: Zaman bu gelişmeyi ilk kez 23 Aralık 2014’te ‘Yargıtay, elektrikte son noktayı koydu: Kayıp-kaçak bedeli aboneye geri ödenecek’ başlığıyla kamuoyuna duyurdu. Haber kamuoyunda geniş yankı bulurken aboneler de ödedikleri kaçak elektrik parasını öğrenmek ve geri almak için elektrik dağıtım şirketlerine akın etmişti. Enerji Bakanlığı da, kayıp-kaçak bedelini tekrar kalıcı hale getirmek ve ödenenleri de tarifelere yansıtmak için yasa çalışması başlatmıştı. 

Şirketler ‘hayır’ diyemez
Yüksek Mahkeme kararına rağmen Enerji Yönetimi ve şirketler, çalınan elektrik için ödenen paraların abonelere iade edilmemesinde ısrarcı. Hatta ‘Yasal değişiklik var. Kayıp-kaçak ödemesi yapılmayacak. Ödenenler de geri alınacak’ içerikli tüketicileri yanıltıcı bilgilendirmeler de yapılmaya başlandı. Fakat gerçekte tam tersi bir durum söz konusu. Kayıp-kaçak için hazırlanan düzenleme, TBMM’de yasallaşmadı. Bu nedenle, aboneler elektrik dağıtım şirketlerinden alacağı ödeme tutarını gösteren belge ile Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvuru yapabilirler. Hakem Heyetleri de mutlaka yasal sürede kararlarını vermek zorunda. Bazı abonelere şirketlerin ‘Kayıp-kaçak yasal tahsilat. İade edilemez’ veya Hakem Heyetleri’nin ‘Kanun çıkıyor, ödeme yapılamayacak’ açıklamalarının hiçbir yasal karşılığı yok. Halen yürürlükte olan Yargıtay kararı var ve kamu kurumları-görevlileri bu yasaları uygulamak zorunda. Aksi tavır sergileyen şirket ve kamu kurumları suç işlemiş olur. Abonelerin yapması gereken iş, gerekli evrakları tamamlayarak yasada belirtilen usullere göre Tüketici Hakem Heyetleri’ne veya Tüketici Mahkemeleri’ne başvurmaktır. Haksız ödenen paralar, kısa sürede geri alınabilir.

Kayıp-kaçak parası nasıl geri alınır?
Elektrik dağıtım şirketine başvurup abonelik süresince kaç lira kayıp-kaçak parası ödendiği öğrenilecek (En fazla 10 yıllık).

Fatura, mutlaka başvuru sahibinin adına olmalıdır.

Hakem Heyeti’ne yönelik usulüne uygun dilekçe yazılacak. Dağıtım şirketine alınan ve kayıp-kaçak tutarını gösteren yazı dilekçeye eklenecek.

Abone, dilekçeyle Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne (TSHH) başvuru yapacak.
Başvurular; kayıp-kaçak tutarı 2.200 TL’ye kadar İlçe Tüketici Hakem Heyeti’ne, 3.300 TL’ye kadar İl Hakem Heyeti’ne ve 3.300 TL yukarısı tutar için de Tüketici Mahkemesi’ne başvuru yapacak (2015 tarifesi).

Hakem Heyeti kararları, taraflar için bağlayıcıdır. Elektrik Dağıtım Şirketi, Tüketici Hakem Heyeti’nin kararını uygulamaz ise ek herhangi bir hukuki işleme gerek olmadan doğrudan icra yoluyla para tahsil edilir.

Hakem heyetleri işlem yapmak zorunda
Elektrik kayıp-kaçak paralarının geri alınmasıyla ilgili önemli bir hatırlatmayı da Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz yapıyor. Deniz, konuya açıklık getirdi: “TBMM de görüşülen ve bu kararı (Yargıtay) ortadan kaldıracak yasa tasarısı, Meclis’in tatile girmesi üzerine “kadük” oldu. Yani gündemden kalktı. Bu durumda kayıp-kaçak konusunda tüm işlemlerin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) kararına göre yürütülmesi gerekiyor.” Deniz, elektrik abonelerinin yapması gerekenleri de özetledi: Tüketici, elektrik hizmetini satın aldığı firmaya yazılı olarak parasının iadesini isteyen başvuru yapmalı. Firmaların vereceği ‘geri alınamaz’ gibi olumsuz cevabın hukuki hiçbir değeri ve dayanağı yok. Sonra firmanın yazılı cevabı ile Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuru gerekiyor. Başvuru ücretsizdir. Hakem Heyetleri yasada belirtilen süre içinde karar vermek zorunda.

İsmail Altunsoy, 14.05.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_kanun-cikmadi-abone-elektrik-kayip-kacak-parasini-geri-alabilir_2294373.html

18 Nisan 2015 Cumartesi

Kayıp Kimlik Gelir Kapısı!

Vatandaş kimlik belgesini kaybettiğinde ya da çalındığında yeniden çıkarmak için para cezası ödüyor. Nüfus cüzdanında ceza tutarı 67 TL, ehliyette 119 TL. 2008 yılına kadar kimlik yenileme için zorunlu bağış alınıyordu. 2008’de hükümet zorunlu bağış yerine para cezası koydu. Yenilemenin vatandaşa külfeti arttı.

Hükümet, vatandaşının iradesi dışında kaybettiği kimlik belgelerini yenilemeyi de gelir kapısına dönüştürdü. Nitekim bir vatandaş eğer ehliyet ve nüfus cüzdanını kaybederse 219 TL harcamak zorunda kalıyor. Bu paranın 100 lirası nüfus cüzdanını yeniden çıkarmak için, 119 lirası ise ehliyetin yenilenmesi için cebinizde hazır olmalı. AKP hükümetinin 2008’de çıkardığı karar uyarınca nüfus cüzdanını kaybedenler, kaybettiği yahut çaldırdığı için hükümete 67 TL ceza ödemek zorunda. Diyelim ki yanınızda o kadar paranız yok. O halde cezanın ev ya da iş adresine posta ile gelmesini tercih etmek zorunda kalıyorsunuz. Bunun bedeli ise 89 TL. Ayrıca nüfus cüzdanı değişimi için ilçe nüfus müdürlüğüne 7,5 TL cüzdan değişim bedeli ödemek zorundasınız. Öncesinde ise ilgili muhtarlıktan 6,5 TL bedel karşılığında ‘kayıp nüfus cüzdanı talep formu’nu almak zorundasınız. Bunun için ise pasaport, basın kartı vesair gibi kimliğinizi doğrulayacak kimliğe ihtiyaç var, bunun da 2 adet fotokopisini çektirmeniz gerekiyor: 1 TL. Ayrıca nüfus cüzdanı için 2’si muhtarlığa ikisi de nüfus müdürlüğüne olmak üzere 4 vesikalık fotoğrafa ihtiyacınız olacak. Eğer yakın tarihte çekilmişi yoksa en az 6 adet vesikalık fotoğraf çektirmek zorundasınız. Bunun bedeli de 18 TL.

Ehliyeti kaybettiyseniz yahut çaldırdıysanız bunun için de 119 TL ödemek durumundasınız. Ancak öncelikle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili birimi cuma günleri saat 09.00’da kısa süreliğine açılıyor. Ehliyet değişimi için nüfus cüzdanını yanınızda götürmeniz şart. Bu sebeple eğer cüzdanınızı düşürüp ehliyet ve nüfus cüzdanınızı birlikte kaybettiyseniz, öncelikle nüfus cüzdanı çıkarmanız gerekiyor.

ÖĞRENCİ AKBİLİNİN İKİNCİSİ 30 TL!
Türkiye’de bankalar genellikle kredi kartını ilk iki sefer kaybedenden para istemiyor. Özel bankalar ancak üçüncü kez kaybeden tüketiciden 9 TL ücret kesiyor. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi, akbilini kaybeden öğrenci, öğretmen, 65 yaş üstü veya İstanbulkart kullanan bütün vatandaşlardan kaybettiği ilk sefer için 20 TL, ikinci ve üçüncü sefer için 30 TL, dördüncü ve beşinci sefer için ise 50 TL ücret kesiyor.

Tüketici Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, kaybetme yahut çaldırma gibi kişinin iradesi dışında kaybolan bir cüzdandan devletin hem evrak bedeli adı altında 7,5 TL hem de idari para cezası adı altında 67 TL kesmesinin hukuki mantığı olmadığını söyledi. Deniz, “Devlet onu gümüş tepsiye koyup kapıma getirecekken, ayağına çağırıp bir de üstüne para alması hizmetkar olmadığına işaret. Sonuçta cüzdanını yitiren ‘al kardeşim, cüzdanımı çal!’ demiyor kimse.” ifadelerini kullandı. Deniz, 2008’den önce idari para cezası olmadığını, nüfus müdürlükleri ve emniyet müdürlükleri bünyesinde kurulan derneklere zorunlu bağış yönteminin uygulandığını hatırlatarak, “Ancak biz de mücadele etmiştik ve kamudaki derneklerin kapatılması kararı çıkmıştı. O derneklere gelen para eksik olunca idari para cezasına geçildi demek ki!” diye konuştu.

Arif Bayraktar, 17.04.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_kayip-kimlik-gelir-kapisi_2289377.html