dolaylı vergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolaylı vergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2016 Salı

Vatandaştan yılda 12 milyar hava parası

Yargıtay kararlarına rağmen bankalar ve elektrik dağıtım şirketlerinin hukuksuz kesintileri devam ediyor. Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz, mahkeme kararlarına rağmen vatandaştan her yıl yaklaşık 12 milyar lira hava parası alındığını söyledi.

Yargıtay kararlarına rağmen, elektrik dağıtım şirketleri ve bankalar, vatandaşın cebinden hukuk dışı kazanç elde etmeye devam ediyor. Elektrikteki kayıp kaçak bedeli, kredi kartlarındaki yıllık aidatlar ve hesap işletim ücretleri gibi kesintiler, mevcut yargı kararlarına rağmen sürüyor. Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, bankaların faaliyet dışı gelirlerinin faaliyet gelirlerinden daha fazla olduğunu söyledi. 

KAYIP KAÇAĞA 3,4 MİLYAR
Avukat Bülent Deniz, yargı kararlarını hiçe sayan ve vatandaşın cebinden hukuksuz bir şekilde çıkan paranın hesabını şöyle yaptı: “38 milyon elektrik abonesi bulunuyor. Ortalama fatura başına 50 lira abone ödeme yapmış olsun. Bu 50 liranın yüzde 15'i kayıp kaçak ve diğer hukuksuz ücretler. Bu her fatura için 7.5 buçuk lirayı buluyor. Her ay toplum olarak 285 milyon lira kayıp kaçak bedeli ödüyoruz demektir. Yıllık 3 milyar 420 milyon liraya ulaşıyor. 

KARTLAR İÇİN 8,5 MİLYAR
Ayrıca şu anda Türkiye'de 59 milyon kredi kartı, 112 milyon da banka kartı var. En alt limitten hesapladığımızda bile kart başına 50 lira aidat ve hesap işletim ücreti alındığını varsaydığımızda rakam devasa bir boyuta ulaşıyor. Bu durumda her yıl hesap işletim ücreti ve kredi kartı aidatı adı altında 8 milyar 550 milyon lira vatandaşın cebinden çıkıyor. 

AİDATLARDAN KAZANIYORLAR
Bankaların bilançosuna bakıyorsunuz faaliyet dışı gelirler kalemleri faaliyet gelirlerinden daha fazla oluyor. Yani, para alıp satmaktan daha fazlasını aidat ve hesap ücreti gibi gelirlerden elde ediyorlar. Elektrik ve kartlardan dolayı vatandaş her yıl 11 milyar 970 milyon lira ödüyor.”

YARGI KARARINA RAĞMEN SOYGUN
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, Yargıtayın kararına rağmen kayıp kaçak bedeliyle ilgili dürüst abonelerin cezalandırılmaya devam ettiğini belirtti. Ağaoğlu, “Egemenler kanun yapıyor, diyorlar ki kaçak bedelini maliyete yansıtır ve alır. Ve bunu da dürüst aboneden alır. Yargıtay bununla ilgili açıklama yapıyor, dürüst abone cezalandırılmaz. Böyle bir kanun olur mu? Anayasadaki suçların şahsiliği nerede kaldı?” diye sordu. 

AKARYAKITTA VERGİ ADALETSİZLİĞİ
Ülkedeki vergi adaletsizliğine vurgu yapan Avukat Bülent Deniz, dolaylı vergilerin ciddi adaletsizliğe sebep olduğunu anlattı. Akaryakıt ve iletişimdeki yüksek vergilere dikkat çeken Deniz, “Litresi 1 lira 40 kuruşa mal olan benzini, vatandaş 4 lira 56 kuruşa alabiliyor. Çünkü yüzde 67 oranında vergi alınıyor ve bu oran AB'de yüzde 25 daha fazla. Vergi bu kadar yüksek olunca ne oluyor, ben zengin bir iş adamıyla aynı pompaya yanaşıyoruz aynı miktar gaz alıyoruz aynı vergiyi veriyoruz. GSM şirketleri ve benzinistasyonları vergi dairesi gibi çalışıyor” ifadesini kullandı. 

FATURADAKİ 5 KALEM HUKUKSUZ
Elektrikteki dağıtım bedelinin 5 kalemden oluştuğunu hatırlatan Aydın Ağaoğlu, şöyle devam etti: Bunlar, kayıp kaçak, üretim sistemi kullanım, perakende hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli ve dağıtım bedelidir. Yargıtay bu 5 kalemi hukuksuz bularak iptal etti. Ama bir şekilde başka kanunlarla bunu delmeye çalışıyorlar. Hırsızlığın kanunlaşmaması için bu işin peşini bırakmayacağız."

Cihan Acar, 20..05.2016 Özgür Düşünce http://www.ozgurdusunce.com/haber/vatandastan-yilda-12-milyar-hava-20944/

29 Mayıs 2016 Pazar

Pompada Ali Ağaoğlu ile aynı vergiyi ödüyoruz

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinde dolaylı vergi dediğimiz mal ve hizmetlerden alınan KDV, ÖİV ve benzeri yükümlülüklerin oranı yüzde 20 seviyesinde iken, Türkiye’de bu oran yüzde 65-70 seviyesinde. Dolaylı vergilerin yüksek olması ülkedeki gelir dağılımı adaletini olumsuz yönde etkiliyor. 

Tüketici Federasyonu Başkanı avukat Mehmet Bülent Deniz,”Otogaz almak için pompaya yanaşan işadamı Ali Ağaoğlu da, ben de aynı vergiyi verdiğimde gelir dağılımı adaletini toplumun büyük kesimi için bozmuş oluruz.” diyor. Bu durumun en çarpıcı örneğinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) otogaz ile ilgili yayınladığı raporda görüldüğünü söyleyen Deniz, “Otogazın ürün fiyatı düşmesine ve dolayısıyla dağıtıcı kârı düşmesine rağmen, devlet vergi dairesi gibi çalıştırdığı akaryakıt istasyonlarından aynı vergiyi almaya devam ediyor. Bu vergilendirmede adalet ve insaf duygusunu yok etmektedir.” ifadelerini kullandı.

05.05.2016, Yeni Hayat https://www.yenihayatgazetesi.com/pompada-ali-agaoglu-ile-ayni-vergiyi-oduyoruz-7168

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Benzin 5 Lirayı Geçti

Akaryakıt fiyatlarındaki artışın temel sebebi ne? Türkiye neden en pahalı benzini kullanıyor? Bu soruların yanıtını Ekonomist Ali Ağaoğlu, RS FM'e verdi. Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz de enerji fiyatlarındaki zamları değerlendirdi.

Uluslararası petrol fiyatları yükselişe geçerken, Türkiye’de de benzin fiyatları artmaya devam ediyor. Türkiye'de benzine bir hafta aradan sonra 8 kuruşluk bir zam daha yapıldı. 95 oktan benzinin litre fiyatı 4 lira 83 kuruştan 4 lira 91 kuruşa çıktı. 98 oktan benzinin fiyatı ise 5.1 liraya kadar yükseldi. Böylece benzinde 5 lira sınırı aşılmış oldu. Benzin fiyatlarına en son 8 Temmuz'da 11 kuruş zam yapılmıştı. Türkiye, 5 liranın üzerindeki bu fiyatla "dünyanın en pahalı benzinini satan ülke" konumunu koruyor. Türkiye'den sonra en pahalı benzin Norveç ve Hollanda'da satılıyor. Akaryakıt fiyatının yüzde 65'ini vergi, yüzde 2'ye yakınını rafineri işleme karı ve yüzde 7'sini bayi dağıtıcı karı oluşturuyor. Yani 100 liralık benzinin 26 lirası petrole, 9 lirası rafineri ve dağıtıcılara, 65 lirası ise ÖTV ve KDV olarak devletin kasasına giriyor.
 
Peki akaryakıt fiyatlarındaki artışın temel sebebi ne? Türkiye neden en pahalı benzini kullanıyor? Bu konuda Ekonomist Ali Ağaoğlu'nun görüşüne başvurduk. RS FM'e konuşan Ağaoğlu, petrol fiyatlarının yükselmesi konusunda iki temel sebebe dikkati çekti. Dünyada petrol fiyatlarının artmadığını aslında Amerika'da petrol fiyatlarının artığını belirten Ali Ağaoğlu, brent tipi petrol ile Amerika petrolünün yılbaşında 22 dolar olan fiyat farkının 1,5 dolara düştüğünü söyledi. Türkiye'de akaryakıt fiyatlarının artmasında ise kurlardaki artış ve ödenen vergilerin etkili olduğunun altını çizen Ali Ağaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Biz petrol fiyatının yaklaşık yüzde 62’sini vergi olarak ödüyoruz. Hatta dönem dönem maktu vergilerle ilgili ayarlamalar yapılınca bu rakam yüzde 67’ye kadar çıkıyor. Böyle baktığımız zaman biz vergi ödüyoruz aslında, petrol fiyatı ödemiyoruz. Burada mesele petrol fiyatlarını artışı değil vergideki inatlaşma birazcık, onun bence biraz düzelmesi lazım."
 
"AKARYAKIT ÜRÜNLERİNE YAPILAN ZAM ENFLASYONU ARTTIRIR"
Vergilerin düşürülmesi gerektiğinin altını çizen Ekonomist Ali Ağaoğlu, akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki olumsuz etkisine de dikkati çekti. Ağaoğlu, "Bir başka önemli nokta daha var aslında petrol fiyatlarındaki artış ister kurdan olsun ister petrol fiyatlarından, ki bana göre şu andaki artışın en önemli sebebi kur, Türkiye’de enflasyonu artıran bir unsur. Çünkü baktığınız zaman akaryakıt fiyatlarındaki artış hemen hemen her kalemde direkt, doğrudan artış getiriyor ve Merkez Bankasının işini daha da zorlaştıran bir durum bu."
 
TÜKETİCİLER, VERGİDE İNDİRİM İSTİYOR
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz de enerji fiyatlarındaki zam konusunu RS FM'e değerlendirdi. "Döviz kurundaki dalgalanmalar ister istemez ithal ettiğimiz ürün olan enerjiye de yansıyor ve bu da tüketiciye ulaşan nihai fiyatın artmasına yol açıyor." diyen Deniz, vergi yüküne dikkati çekti. Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz, "bizde benzinin üzerindeki vergiler çok yüklü. Rafineriden çıkış fiyatı ile tüketiciye ulaştığı fiyat arasında yaklaşık yüzde 200 - 230 civarında vergi yükü var. Dolayısıyla 1’e 3 vergi yüküyle tüketicinin ucuz benzin tüketmesi zaten çok mümkün görünmüyor." dedi. Av.Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü: " Biz enerji fiyatlarına zam yapılması gündeme geldiğinde her seferinde hükümete aynı çağrıyı yapıyoruz. Diyoruz ki: Akaryakıt çok temel bir ürün, bu temel ürünü kullanmadan yaşamı sürdürmek mümkün değil. Dolayısıyla fiyat artışı gündeme geldiğinde akaryakıttan aldığınız vergi oranlarına geçici olarak dahi olsa bir miktar indirim yapsanız gelecek olan zamlar o oranda değil, daha düşük oranlarda gerçekleşecek. Bu da Türkiye’deki enflasyonun düşük kalmasına ilişkin ekonomik mücadeleye önemli katkı sağlayacaktır. Fakat hükümet her nedense bunu yapmıyor. Siyasi iktidar çünkü benzin istasyonlarını vergi dairesi gibi çalıştırıyor."
 
BENZİN ZAMMI BOYKOT EDİLEMEZ
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz, akaryakıtın ekmek, su gibi temel ihtiyaç olduğu için tüketicinin akaryakıt zamlarını boykot edemeyeceğini ama tasarruf yapmaya gidebileceğini söyledi. Deniz, "Akaryakıtın boykot edilememesi nedeniyle hükümet de aslında bu noktada daha rahat, daha keyfi davranabiliyor. Türkiye olarak biz beş gün boyunca arabalarımıza benzin koymamayı başarabilsek ben inanıyorum 6’ncı gün fiyatlar düşecektir. Fakat bu boykotun gerçekleşme olasılığı son derece düşük ve bir ütopya. " dedi. Deniz, hükümete yaptıkları "akaryakıttan aldığınız bu ağır vergileri hiç olmazsa bu zam dönemlerinde indirin, hem enflasyonu azdırmamış olursunuz, hem de tüketiciyi perişan etmemiş olursunuz." çağrısını da yineledi.
 
BU FİYATLAR KALICI OLABİLİR Mİ?
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, benzin fiyatlarının sekiz gün içerisinde iki kez zamlanarak 5 liranın üzerine çıkmasını değerlendirdi. Babacan, "ham petrol fiyatlarındaki artış devam ederse bu fiyat kalıcı olabilir" diye konuştu.
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz'in açıklamalarını ses barından dinleyebilirsiniz:
 
Derya Yaşar 17.07.2013

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Konut ve Otomobil Alacaklara Uyarı



-"Tüketiciler harcamayı da yatırımı da dikkatli yapmalı"
-TBF Genel Başkanı Deniz: "Bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisi, işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerliyor. Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz"
- "Otomobil ev gibi yatırım planlaması içinde olan tüketiciler, eylül ve ekim ayını görmeden bu konuda karar vermemelidir" 
-"Şubenin önünden geçtin para ver' bankacılık anlayışının yasal olarak engellenmesi gerektiğini düşünüyoruz"

İSTANBUL (AA) - Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisinin, işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerlediğini belirterek, "Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz" dedi.
Küresel ekonominin tüketicilere etkisi ve gündeme ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Deniz, mayıs ayından itibaren tüketici için sıkıntılı bir dönemin başlayacağını ifade ettiklerini ve bu öngörülerinin global ekonomideki sorunlara dayandığını anımsattı.

Bu yılın ilk 6 ayının tüketicinin borcunun arttığı bir dönem olduğunu belirten Deniz, Türkiye'de hemen hemen herkesin bankalara borçlu durumda olduğunu kaydetti.

Deniz, bankalar ile tüketici arasındaki borç ilişkisinin işin içinden çıkılamayabilir bir noktaya hızla ilerlediğini ifade ederek, şunları söyledi: "Tüketiciyi daha sakin olma ve harcamalarını dikkatli yapması konusunda uyarıyoruz. Bankacılık verileri bizde endişe uyandırıyor. Tüketici borçlu iken bir zam dönemi ile karşı karşıya kaldığında yeniden borçlanma talep edecektir ki bu da yüksek faiz oranlarıyla tüketicinin borçlanması demektir. 

Bu dönemin biraz sakin ve huzurlu geçirilebilmesi adına tüketicilerin yatırım planlarını gözden geçirmesi gerekir. Otomobil ev gibi yatırım planlaması içinde olan tüketiciler, eylül ve ekim ayını görmeden bu konuda karar vermemelidir. Çünkü faizlerdeki artışın devam etmesi yönünde kaygılarımız var."

- "Tüketiciyi sıcak ve sıkıntılı bir yaz bekliyor"
Kamu maliyesinin topladığı vergilerle ilgili düzenleme yapması gerektiğine de dikkati çeken Deniz, "Akaryakıttan cep telefonuna kadar tüketiciye ulaşan bütün mal ve hizmetlerden vergi alınıyor. Dolaylı vergi dediğimiz bu vergilerin oranları Türkiye'de yüzde 65-70 civarındadır. Batıda ve diğer ülkelerde yüzde 25-30 seviyesindedir. Toplanılan bu dolayları vergilerde bir miktar geriye giderek piyasada bir denge oluşturabilir. Bu da tüketicinin ekonomiden kopmamasını sağlayacaktır. Sıcak ve sıkıntılı bir yaz tüketiciyi bekliyor" şeklinde konuştu.  

- "Şubenin önünden geçtin para ver anlayışı engellenmeli"
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Taslağı'nın yeni yasama yılına kalmasını beklediklerini belirten Deniz, şunları anlattı:
"Biz yasanın bu haliyle çıkamayacağına sevindik. Yeni yasa taslağı hangi hizmetlerden para alınacağına ilişkin takdir hakkını bakanlığa ve BDDK'ya bırakıyor. Bu da bankaların yargı kararıyla iade ettikleri paraları almaya bile yasal olarak hakkı olabileceği anlamına geliyor. Bankalar göstermelik olarak yasal mecburiyet gereği yalın kart teklif edecekler. Hiç bir özelliği olmayacak. O karta uyguladıkları sözleşme faizi de merkez bankasının ilan ettiği faiz kadar olacak. Ama aidat aldıkları kartlarda taksit imkanı, daha düşük faiz uygulayarak tüketiciyi bu karta sevk edecekler."

Deniz, 56 milyon kredi kartı bulunduğunu ve bankaların ortalama 50 lira yıllık aidat parası topladığını ifade ederek, "Bankalar bu tatlı pastadan vazgeçmek istemiyor. 'Şubenin önünden geçtin para ver' bankacılık anlayışının yasal olarak engellenmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. 
 
Anadolu Ajansı- Elif Ferhan Durmuş, 05.07.2013

16 Ocak 2013 Çarşamba

"Zamlarla Dolu Bir Yıl"

Geçen yıla damgasını vuran zamların yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlarda olduğuna işaret eden TBF Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 2013 yılında da benzer oranda zamlar beklediklerini bildirdi.
'Ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız'

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz 2012 yılının tüketiciler açısından nasıl geçtiğini Aydınlık'a değerlendirdi. 2012'nin tüketiciler için 'enerjik' bir yıl olduğunu ifade eden Deniz, bir yılın elektrik, doğalgaz, vergi zamları ve bankaların aldıkları kart aidatlarıyla geçtiğini söyledi.
Geçen yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının damgasını vurduğunu belirten TBF Deniz, ''Dört kişilik bir ailenin Nisan 2012 döneminde ödediği elektrik faturası 100 lira civarında iken, bu rakam bugün 121 liraya çıkmış bulunuyor. Aynı şekilde gelen zamlarla birlikte aynı aile ısınmak için 250-300 lira ödeme yapmak zorunda kalıyor'' dedi. Öte yandan doğalgaz ve elektrik zamlarının tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin maliyetini de arttırdığını kaydeden Deniz, bu durumda en iyimser öngörülerle halkın ekonomisinin 2012 yılındaki gerçek ve fiili enflasyonunun, yüzde 10’lar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Tepkisizlik Endişe Verici
Aydınlık: Yurttaşların bu zamlara yeterince tepki vermediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? 2013 yılında zorunlu tüketim harcaları kalemlerinde de faiş zamlar bekliyor musunuz?
M.Bülent Deniz: Yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlardaki bu zamların 2012 ye damgasını vurmasının yanında, bir o kadar ilginç ve değerlendirilmeye muhtaç olan konu, bu kadar yüksek oranlı zamlara karşı tüketicilerin tepkisiz kalmasıdır. Toplumsal her türlü soruna olan duyarsızlaşma sürecinin bu alanda da kendisini göstermesini doğal karşılamak gerek aslında. Tüketicinin yaşamsal gereksinimlerine yapılan zamlar, artan yoksulluk ve işsizlik toplumun şiddetli tepki göstermesi gereken konuların başında gelmesine rağmen, bu konuda cılız birkaç sesin dışında ses çıkmamış olmasını hayretle karşılamaktayız. Yanıbaşımızdaki Yunanistan’da, Avrupa’da İtalya başta olmak üzere bir çok ülkede, ABD' de Wall Street’teki parkta haftalar boyunca, emperyalist yayılmacı kapitalist düzene isyan çığlıkları atılırken, ülkemizdeki tepkisizliği de 2012 nin önemli olaylarından biri olarak kaydediyoruz. Zamlara gelince, 2013 yılının ilk iki ayı içinde de elektrik ve doğalgaza yaklaşık yüzde onlar seviyesinde zam yapılmasını bekliyoruz.

Deli Dumrul Haracına Devam
Aydınlık: Bankaların müşterilerden aldıkları ilave ücretler gündemde çokça yer aldı. Bankalar ise bu ücretleri almakta haklı olduklarını savunuyorlar. Sizce bankalar burada ahlaki davranıyor mu?
Deniz: 2007 yılında açtığım ilk dava ile başlayan 'tüketici-banka meydan savaşları', geçtiğimiz yıl da hız kaybetmeden devam etti. 50 milyon kredi kartı için, kart başına ortalama elli lira 'kart parası' adı altında 'deli dumrul haracı' toplayan bankaların cebine geçtiğimiz yıl da toplam olarak iki milyar beş yüz milyon lira para girdi. Bu paranın yanında on beş milyon tüketiciye kullandırdıkları tüketici kredileri için ortalama iki yüz lira dosya parası alan bankalar, bu kalemden de toplam olarak üç milyar civarında gelir elde ettiler. Yine otuz milyon civarındaki vadesiz hesaptan kesilen elli lira hesap işletim ücretleri ile birlikte, 2012 yılında bankaların kasasına sadece bu üç kalemden yedi milyar lira girmiş bulunuyor. Para alıp-para satmak işiyle uğraşıp gelirini buradan elde etmesi gereken bankaların asli işlerini bırakıp kart parası, dosya parası gibi faaliyetleri ile doğrudan ilgili olmayan bu tür gelirlerinin ne kadar yüksek olduğu, bankaların bilançolarından da rahatlıkla okunabilmektedir.

Kart aidatında asıl kazık devlete
Bankaların 'deli dumrul haracı'nı tüketici vicdanı kabul etmemekte, toplumsal değerlendirmede gerilim unsuru haline dönüşmüş bulunmaktadır. Tüketici başına alınan rakamların düşük olması bir yandan tüketicinin hak aramasındaki en büyük engeli oluştururken, burada esas zarar devlete çıkmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre elli liralık kart aidatının iadesi için ücretsiz hizmet veren Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuran tüketicinin başvurusu için devlet yüz on lira masraf yapmaktadır. Bu para başvuruda haksız çıkan bankadan alınmamaktadır. Yani devlet yüz binlerce tüketicinin kart aidatlarını geri almaları için cebinden elli milyon lirayı harcamak zorunda kalmaktadır.

BDDK görevini yapmıyor
Kuruluş yasasında tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olduğu açıkça belirtilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise olan bitene seyirci kalmış, anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde de seyirci kalmaya devam edecektir. BDDK tarafından çıkarılacak bir genelge ile “bankaların verdikleri hizmet bedeli dışında hangi ad altında olursa olsun, tüketiciden para alması yasaktır” ifadesini içeren bir düzenleme bütün bu sorunları sona erdirip tüketici-banka meydan savaşına son noktayı koyacakken, bundan ısrarla uzak durulması BDDK'nın kuruluş yasasında kendisine verilen görevi lâyıkı ile yerine getiremediği kuşkusunu doğurmaktadır.

Bankalardan akla ziyan savunma
Bankaların aldıkları bu ücret ve komisyonların haksızlığına ilişkin yüzbinlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, binlerce Tüketici Mahkemesi ve onlarca Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı ile yargı tarafından köşeye sıkışan bankalar, bu kez faiz ve enflasyon kılıcını çekerek ülkeyi tehdit etmeye kalkmaktadırlar. Bu ücret ve komisyonları almadıkları takdirde faizleri yükseltmek zorunda kalacaklarını, bunun da ülkenin enflasyonunu olumsuz şekilde etkileyeceği tehdidinde bulunan bankaların yetmiş beş milyonluk bir ülkeyi faiz silahı ile zaptu rapt altına almaya kalkması akıl almaz bir durumdur. Daha da akıl almaz olanı, bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından bankaların ülkedeki en güçlü lobi olduğuna ilişkin çaresizlik açıklamalarının yapılması ve her şeye muktedir olan iktidarın bankaların bu uygulamalarına bir cümlelik yasa çıkararak set çekememesidir.

Yeni Tüketici Yasası kayıp
Aydınlık: 2012'ye baktığımızda hala çıkarılamayan bir Tüketicinin Korunmasına Dair Kanun var. 2013 yılında bu yönde bir ilerleme kaydedilecek mi? Özellikle yeni kanunun tüketiciler açısından getirileri olacak mı?
Deniz: Yeni tüketici yasası çıkıyor, tüketici rahat nefes alacak reklâmları ile 2012 yılının Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan yasa çalışması adeta sırra kadem basmış durumdadır. Bir gecede, birkaç saat içinde yasa yapan TBMM'nin önüne bir tüketici yasası taslağı altı aydır getirilememiş, aylardır havanda su dövülmüştür. Endişemiz, bu yılın Temmuz ayına kadar da, yani TBMM tatile girene dek bu yasanın çıkmamasıdır. Beklentimiz bankalar konusundaki çıkışında samimi olduğuna inandığımız Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, bu konuda kamuoyunun kendisine verdiği desteğin hakkını vermesi ve tüketicileri bankaların elinden kurtarmasıdır.

Vergi daireleri taşındı
Aydınlık: Özellikle vergilendirmelerde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı söz konusu. Dar gelirli tüketiciler açısından baktığımızda bunun ne gibi sakıncaları sizce nedir?
Deniz: Ülkenin her yerinde bulunan vergi dairelerinin yerleri değiştirilerek, bütün benzin istasyonları, iletişim firmaları, elektrik dağıtım firmaları vergi dairesi gibi çalışmaya devam ettiler. Benzin alan, cep telefonunda numara çevirip konuşma yapan, evindeki elektrik şalterini açıp aydınlanmak isteyen bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; gelirine, malvarlığına bakılmaksızın eşit olarak vergi vermeye devam etti. Anayasadaki “eşitlik” ilkesinin sadece vergiler konusunda olduğunu düşünen siyasi iktidar, gelire göre alınması gereken vergileri dolaylı vergiye çevirerek, herkese eşit olarak dağıtıp varolan gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirdi. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 35-40 lar seviyesinde olan dolaylı vergiler, ülkemizde yüzde 65-70 seviyesinde uygulanıyor ve anlaşılan o ki, kolay para toplama yöntemini keşfeden iktidar bu işten vazgeçmeye pek de niyetli görünmüyor.

Kredi kartına teslim olan ülke
Aydınlık: Sokak ortalarında dağıtılan kredi kartlarına tanık olduk. Şimdilerde ise cepten mesajla kredi başvurusu söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz: 2002 yılından bu yana Kemal Derviş üzerinden ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız. Kredi kartları ve tüketici kredileri ile borçlandırılan insanlarımızın toplam borcu ülkenin bütçesinin büyüklüğünü geçecek noktaya gelmiş, borçlanıp elde edilen kazanç ile mevcut borcu ödeyip yeniden borçlandığımız bir yaşam, ülkedeki milyonlarca insanın kaderi haline gelmiş bulunmaktadır. Tüketicinin içine düştüğü borç sarmalından kurtulması için ülkeyi yönetenler bir şey yapmaz iken, ne yazık ki, tüketicinin kendisi de bu konuda üzerine düşeni yapmamakta ısrar etmektedir. Ayağını yorganına göre uzatması gereken tüketicinin, yorganı yokken, ayağını uzatmaya kalkması kendi felaketi olmuş, intiharlar, boşanmalar eşliğinde sosyal dinamikleri dinamitlenen ülkenin fertleri olarak yarınlara dair endişelerimiz gittikçe artmaktadır.
 

26 Eylül 2012 Çarşamba

"Ağaoğlu ve Koç'la Aynı Vergiyi Ödüyorum"

TÜRKİYE'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu söyleyen Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ama ben Ali Ağaoğlu kadar zengin değilim" dedi. Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını bildirdi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankaya olan borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu ve Türkiye bütçesi kadar hane halkı borçluluğunun söz konusu olduğunu belirten Deniz, "Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olanağı konusunda olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazıkki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum" diye konuştu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın bundan bir ay önce açıklamış olduğu 'Yeni tüketici yasası yapıyoruz' beyanatını hatırlatan Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, "Hazırlanan bu taslak bakan beyin ifadesine göre Ekim ayından sonra meclis gündemine gelmesi söz konusu. Biz tüketici yasası yeni baştan yapılırken Türkiye'de şu anda sıkıntıya düşmüş yaklaşık 9 milyon kredi kartı kullanıcısı için bu yasa taslağına eklenecek geçici maddelerle borçların yeniden yapılandırılmasını mümkün olabileceğini ifade ediyoruz ve bu yönde talebimiz var. Türkiye'de yaklaşık 15 milyon civarında insan üzerinde kredi kartı var. Her bir kredi kartı kullanıcısının birden fazla kredi kartı söz konusu. Yaklaşık 50 milyon piyasada dolaşan kredi kartı var. Bu 15 milyon kişilik nüfusun yaklaşık 9 milyonu şu an her ay asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran kitle. Bunlar borcunu ödemezlik yapmıyorlar ama her ay bir başka karttan alıp başka kartı kapatarak veya yakınları üzerinden tüketici kredisi çekmek suretiyle günü kurtarmakta. Fakat bu noktada artık denizin bitimine, karanın görünmeye başladığını endişe ile izliyoruz. Türkiye'de çok ciddi bir toplumsal sıkıntının olacağı yönünde beklenti var dolayısıyla TBMM'nin önüne gelen tüketici yasası ile ilgili çalışma yaparken mutlak suretle bu borçlu hane halkının borçlarını daha rahat ödeyebileceği bir formülü üretilmesiyle ilgili çözüm arayışlarını sivil toplum örgütleri ile beraber yapmaları gerektiğin düşünüyoruz" dedi.

Öte yandan Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu hatırlatan Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonu kaldırdığında Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben iş adamı ile aynı vergiyi veriyorsam veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur. Türkiye'de dolaylı vergi dediğimiz akaryakıtından, telefondan, enerjiden ve sudan alınan vergi oranı yüzde 65 civarındadır. Yani devlet her yüz liralık vergi gelirinin 65 lirasını bu benzin pompalarından GSM şirketlerinden tahsis etmektedir. Oysaki Avrupa Birliği'nde bu oran yüzde 30 ile 35 seviyesindedir. Dolaylı vergi vermenin en klasik sonucu toplumdaki gelir dağılım adaletinin bozulmasıdır. Fakir de, zengin de aynı oranda, aynı vergiyi verirse o toplumda gelir dağılımı piramidi dediğimiz o meşhur piramidin ucu iyice sivrileşir alt taraftaki dar gelirli kesimin sayısı ne yazıkki artar. Biz hükümetten, siyasi iktidardan bu dönemde dolaylı vergilerin oranlarının azaltılmasını beklerken 2 gün önce akaryakıta, tapu harçlarına veya araç alıp satımlarda vergilerine getirilen yeni zamlarla karşı karşıya kalınca açıkçası şok olduk. Çünkü bu artışlar piyasadaki diğer mal ver hizmetlerinde bedelin artacağı anlamına gelmektedir" dedi

Türkiye'de 15 milyon insandan her yıl kart ücreti adı altında bankaların 50 lira para kestiğini sözlerine ekleyen Deniz şunları söyledi:

"Kredi kartları için 2007 yılında ilk davayı açtım. Kredi kart aidatının bana ödenmesi için. '15 milyondan kaç kişi gidip bu aidatlarından parasını geri alıyor' derseniz bir kaç yüz biri geçmiyordur. Geriye kalan para bankaların cebine kar olarak gidiyor. Dolayısıyla biz tüketici olarak hem bu konuda hakkımız zor ve zahmetli olduğu düşüncesiyle aramıyoruz ki aslında hiç de zor değil çünkü yapılması gereken sadece yaşadığımız ilçenin kaymakamlık binasındaki tüketici sorunlar hakem heyetine gitmek ve oraya ücretsiz başvuru yapmak ve orada 3 ay içinde karar almaktır. Hem zahmetsiz hem de zor olmayan bir sistemden bahsediyoruz. Dileriz tüketici hak arama derneği gibi çalışmaların sayesinde hakkını arayan kişi sayısı inşallah daha çok artacaktır. Elektrik faturalarda kayıp kaçak bedeli diye bir bedel söz konusu olmayacak. Onu faturanın diğer kalemleri içerisine yedirmek zorunda kaldılar. Ama hala biz yüzde 15 kayıp kaçak bedeli ödüyoruz. Kayıp kaçak bedeli ne demek karpuz satan adam karpuzunu tezgahına koyarken yere düşüp kırılan karpuzların parasını karpuz alan vatandaştan tahsil ediyor. Çok haksız bir uygulamadır. Nihaiyi kararlar çıktıktan sonra kayıp kaçak bedeli konusunda ümit ediyoruz vatandaş rahat bir nefes alacak. Kayıp kaçak bedeli konusunda vatandaşlarımızdan dava açmalarını istemiyoruz. Halkımıza şuan dava açmayın çağrısı yapıyoruz. Çünkü henüz olay netleşmiş değil. Davayı kaybeden tüketiciler 3-5 lira kayıp kaçak bedelini almak için yapmış oldukları bu girişimin sonunda ne yazık ki 550 lira mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kalıyorlar. Bizler pilot davalar açtık. Sonucu beklesinler."
 

"Kredi Kartı Borçluları Hakkında İcra Takibi Başlayabilir"

Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını söyledi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankalara borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu belirten Deniz şunları söyledi:
"Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede, insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazık ki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum."
Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu kaydeden Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonla görüştüğünde, Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini vurgulayarak, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben işadamı ile aynı vergiyi veriyorsam, veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa, burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur" dedi.
24.09.2012