enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2020 Cuma

Çetin Ünsalan Yazdı: TÜİK Başkanı’na şartlı ödül

Şubat ayı enflasyonu açıklandı. Tüketici fiyatlarıyla yıllık enflasyon, TÜİK’in rakamlarına göre yüzde 12,37… Bu oranlara kimsenin inanmadığını ve yaşam koşullarının ağırlaşırken, iğneden ipliğe her şeye zam gelirken, bu oranları paylaşmanın akıl sağlığına zarar bir tablo ortaya çıkarttığını biliyorum.

Ülkede yaşayanların çok büyük bir kısmının Türk-İş tarafında açıklanan yoksulluk sınırının altında kaldığını, TÜİK’in gerçekleşen yerine hedeflenen enflasyon üzerinden bir yol haritası belirlemiş olduğunu ve alenen ‘gerçeğinizi tanımıyoruz’ mesajını verdiğini biliyoruz.

Nitekim bu fotoğraf tüketici tarafından da tepkiyle karşılandı. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yapılan bu açıklamanın ardından ilginç ve ironik bir beyanatta bulundu.

Enflasyon rakamı içerisinde en çok dikkatlerini çekenin gıda enflasyonu olduğunu vurgulayan M. Bülent Deniz, gıda fiyatlarının yüzde 10,58 artmış olduğunu hatırlattı. Sahada, marketlerde, pazarlarda yaptıkları araştırmalara göre ‘bu enflasyon yüzde 35-40’tan aşağı değil’ dedi.

Sonrasında da şöyle konuştu: “Demek ki bizler yanıldık. Bu nedenle TÜİK Başkanı Yinal Yağan, size Tüketici Birliği Federasyonu olarak yılın tüketicisi ödülünü vermek istiyoruz. Ama bir tek koşulumuz var. Lütfen hangi marketten pazardan alışveriş yaptığınızı bize de açıklayın.”

O kadar tatlı, naif ve yerinde bir eleştiriydi ki bu. Elbette TÜİK Başkanı’nın ne buna cevap vermesi, ne de adres göstermesi mümkün olmayacak. Gıdanın bir hanenin harcamaları içerisindeki ağırlığını biliyoruz. Ayrıca sokakta rakamların ürün bazında yüzde 40’ların bile üzerinde olduğunun farkındayız. Fakat tüketici yine de insaflı davranmış.

Sonuç mu, patlayan kredi kartları, olanak varsa ihtiyaç kredileri başvuruları ve filmin sonunda gelir o kadar artmadığı için icralık hale gelen borçlar. Bunun sürdürülemez bir hastalık gibi Türkiye ekonomisini kemirdiğini fark etmemiz gerekiyor.

Peki kritik soru şu: Halkın bir bölümü, eskiye oranla düşen bir yüzdede de olsa buna nasıl inanıp, kendi gerçeğine yabancılaşıyor? Fanatizm… Buna inanmak istememek ve hata yaptığını itiraf edememek duygusunu da eklerseniz, gerçeği ret anlamlı hale geliyor.

Dün Marmaray’da şahit olduğum bir olayı paylaşayım. Sefer saatine az bir süre kaldığı için aceleyle istasyona inip beklemeye başladım. Sonra arkamdan biraz sinirli, biraz da telaşlı bir ses söylenmeye başladı. Tren gecikmişti.

Sakinleştirmek adına 2 dakikası olduğunu söyledim. Fakat tatmin olmadı. Bu sefer yanındakiyle konuşmaya başladı. Meseleyi sonra anladım. Çünkü biri ‘başa geçtiler sonra da ellerine yüzlerine bulaştırdılar’ diyerek meseleye bir boyut katmıştı.

Bir süre konuşma devam edince tekrar dönüp ‘Söğütlüçeşme – Zeytinburnu seferinin, Anadolu istikametine doğru yeni uzatıldığını, bu nedenle aksama yaşanmış olabileceğini belirttim. Çünkü gerçekten genellikle zamanında gelir o trenler. Fakat tatmin olacak gibi değillerdi.

Belediyenin değiştikten sonra nasıl bu işi aksattığı üzerine birbirlerine nutuk atmaya başladılar. Elbette herkesin kendi görüşü ama Marmaray’daydık.

İktidara oy verdikleri alenen belli olan iki kişinin kendi aralarındaki konuşmaları devam etti. Farklı bir partiden diye İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni gömmeye niyetli, ama o anda gelen treni işletenin iktidar partisinin yetkisindeki Ulaştırma Bakanlığı olduğundan bihaber bu iki kişi söylenerek trene bindi. Çok garip bir durumdu. İşte fanatizm buydu. Benzer örnekleri her görüşte bulmak mümkün.

Nerede olduklarını fark etmeyen, olayları parti meselesi ve derbi maçına çeviren insanların, kendi yaşadıkları enflasyonu, sırf iktidar partisi beyanı diye kabullenen bir zihniyetin kendi gerçeğine yabancılaşmasından daha doğal ne olabilir? Üstelik yineliyorum bunu her parti ve partili için de söylemek mümkün.

Sorun şu: Biz asil olduğumuzu unutmuş ve elma ile armudu karıştırır hale gelmişiz. TÜİK Başkanı o ödüle ve ironi ile bezenmiş eleştiriye bakar mı?

04.03.2020, Çetin Ünsalan

Tüketici Birliği Federasyonu’ndan, Yinal Yağan’a “Yılın Tüketicisi” Ödülü…


2020/Şubat ayı enflasyon rakamları açıklandı.
Tüketici Birliği Federasyonu, TÜİK Başkanı Yinal Yağan’a “yılın tüketicisi” ödülü vermeye hazırlanıyor.
Ama bir şartla!...



11 Nisan 2019 Perşembe

Sıfır vergi gelsin, doymak istiyoruz

Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 paketi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklandı.

Açıklanan programda özellikle gıda enflasyonu ile mücadele konusunda düzenlemeler yer alırken, başta Hal Yasası olmak üzere kooperatifçiliğin gelişmesi ve hayvan üretiminin arttırılması için bazı önlemlerin alınacağı duyuruldu.

Açıklanan paketi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, çarşı ve pazarda yangın olduğunu belirterek, “her ne yapılacaksa acilen yapılmalı, tüketici artık doymak istiyor” dedi.

Deniz açıklanan paket ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçtiğimiz yılın mayıs ayından bu yana gıda ürünleri ile ilgili büyük sıkıntı yaşanmaktadır. Ülke ekonomisinin içinden geçtiği zor koşullara ek olarak tarla/sofra arasındaki yolun spekülatörlerce istismar edilmesi nedeniyle tüketici, mutfağındaki yangını söndüremez duruma gelmiştir. Tanzim satış, haksız fiyat artışlarına karşı yaptırım uygulamaları da bu yangının şiddetini azaltmamıştır. Şu anda tüketicinin birinci önceliği karnının doymasıdır. Yıllardır bekletilen Hal Yasası ve bağlı düzenlemelerin çıkarılacağı, kooperatifçilik merkezli gıda ve hayvancılık uygulamaları yerinde ama yıllardır gecikmiş hedeflerdir. Pakette açıklanan önlemler, yarın yaşama geçirilse bile, tüketicinin mutfağına yansıması zaman alacaktır. Ancak ucuz ve güvenli gıdaya ulaşmak için tüketicinin bekleyecek takati kalmamıştır. Bu nedenle acilen tüm gıda ürünlerini kapsayacak şekilde, alınan tüm vergiler 2019 yılı sonuna kadar geçici olarak sıfırlanmalıdır."

10.04.2019, Tüketici Postası

3 Ocak 2019 Perşembe

Zam yaparak indirime gidenlere dikkat

Dolar kurunun yükselişini bahane ederek fiyat artışına giden ve vergi muafiyetine rağmen ‘Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı’na katkı sağlamayan firmaların sözde kampanyalar ve cüzi indirimlerle yetinmeleri tüketicilerin tepkisini çekiyor.

Hükümetin beyaz eşyada Özel Tüketim Vergisi’ni (ÖTV) sıfırlama kararının 31 Mart’a kadar uzatması, indirim oyunlarını gündeme taşıdı. Dolar kurunun yükselişini bahane ederek beyaz eşya fiyatlarını arttıran spekülatör firmaların, vergi muafiyetine rağmen ‘Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı’na katkı sağlamamaları eleştirilerin odağında. Söz konusu firmaların sözde kampanyalar ve cüzi indirimlerle yetinmeleri tüketicilerin tepkisini çekiyor.

Fedakârlıklara kayıtsız kalınmamalı
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Bülent Deniz, enflasyonla mücadelenin samimiyet gerektirdiğini belirtti. Bu anlamda üreticilerin ve perakendecilerin önemli bir sınavdan geçtiğini kaydeden Deniz, “Şu anda her şey görülüyor ve not ediliyor. Kur artışının ardından koşar adım ürünlere zam yapanların dolar düşerken emekleyerek fiyatlara indirim uyguladıkları bir yere yazılıyor” dedi.

Devletin vergi indirimleri ve muafiyetleriyle fedakârlık yaptığını vurgulayan Deniz, şöyle devam etti: “Buna karşılık saygısız firmaların fiyatları aşağı çekmemeleri; kurun düşüşüne ve ÖTV ile KDV indirimlerine kayıtsız kalmaları anlaşılır gibi değil. Bu istismarcılar ufak tefek indirimler ve sözde kampanyalarla kimseyi kandıramaz. Kuşkusuz burada sorumluluk yine hükümete ve vatandaşlara düşüyor. Herkes görevini ve ödevini iyi biliyor. Vatandaşlar, haksız fiyat artışlarını ihbar hattına ya da mobil şikâyet sistemine girerek bildirmekle; Ticaret Bakanlığı da denetimleri sıklaştırmakla mükellef olduğunun farkında.”

03.01.2019, Yeni Akit 
https://www.yeniakit.com.tr/haber/zam-yaparak-indirime-gidenlere-dikkat-579727.html

23 Kasım 2018 Cuma

Zamlı bakım enflasyonla mücadeleyi gölgeliyor

Motorlu taşıtların kış bakımı maliyetleri yüzde 40’ın üzerinde arttı. Zamlara tepki gösteren tüketici hakları savunucuları, bu hizmetlerinin de enflasyonla topyekün mücadele kapsamına alınmasını talep etti.

Araçlarını kış bakımı için oto bakım ve tamir servislerine götüren vatandaşlar, karşılarına çıkan yüksek faturalardan şikayetçi olurken, servis yönetimlerini anlayışlı olmaya davet eden tüketici örgütleri, fiyatların makul seviyelere çekilmesini istiyor.

Yanlış bir uygulama
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ilk 10 ayda yedek parça bedellerinin yüzde 44, tamir ve bakım ücretinin yüzde 21 artırılmasının yanlış bir uygulama olduğuna dikkat çekti. Yedek parça fiyatlarının geçmişten bugüne tartışılan bir konu olduğunu belirten Deniz, “Bu ürünlerin satışı ithalatçıların tekelinde. Bedelleri önemli oranda artıran ithalatçılar fiyatlarda geri adım atmayarak tüketicileri sanayiden çıkma ürün almaya yöneltiyor. Maalesef bu durum da otomobil kullanıcılarının hayatın tehlikeye atabiliyor, can ve mal kayıplarına neden olabiliyor” dedi. Deniz, oto galerilerindeki indirim seferberliğinin bakım servislerine yansımadığını belirterek, “Enflasyonla topyekün mücadele kapsamında bu konu da gündeme getirilmelidir” uyarısında bulundu.

Şikâyetler artıyor
Dolar ve Euro’nun artışını bahane eden ithalatçı firmaların yedek parça fiyatlarına yüzde 40-65 zam yaptığından yakınan Deniz, şöyle konuştu: “Bize bu konuda çok sayıda şikâyet geliyor. İstismarlardan yakınanların adedi giderek artıyor. Burada bizim ithalatçılara çağrımız, fiyatları kur ile aynı oranda artırmalarıdır. Tabii şu anda kur geriye geldi ama fiyatlarda bir oynama yok. Bu durumu anlamak mümkün değil.”

Buğra Kardan, 22.11.2018 Yeni Akit 

13 Ekim 2018 Cumartesi

Tüketiciye müjdeli haberler

Ekmeğimize, yumurtamıza, sebze ve meyvemize göz dikenlerle etkin mücadele devam ediyor. Vatandaş ile devletin işbirliği etkisini göstermeye başladı. Türkiye’nin dört bir yanında yüksek kuru bahane edenlere karşı dayanışma devam ediyor.

İstanbul Valisi Vasip Şahin’in ekmek fiyatında artışa gidilmeyeceğini belirterek, 250 gram ekmeğin 1,25 liradan satışa sunulacağını açıklaması dar ve orta gelirli aileleri mutlu etti. Açıklamayı yerinde bulan tüketici dernekleri, halkı gramaj oyunlarına karşı dikkatli olmaya davet etti.

Olumlu bir adım atıldı
Tüketiciler Birliği Federasyonu Bülent Deniz, ekmeğin fiyatının arttırılmamasının çok olumlu bir adım olduğuna işaret etti. Deniz, “Her eve giren temel tüketim ürünü ekmeğin temini güçleşmemeli. Bu çerçevede İstanbul Valiliği tarafından alınan karar önemli ve anlamlı” dedi.

Gramaj şikâyetleri arttı
Deniz, ekmekte gramaj hileleri ile ilgili şikâyetlerin arttığını vurgulayarak, “Taahhüt edilen gramajların altında üretim ve satış yapanlar toplumu aldatıyor. Şu aşamada ekmek ile ilgili ‘fırından aldım 250 gram, eve geldim 200 gram’ gibi yakınmalar var. Bu yakınmalara kulak verilmeli. Ekmeğin kimyevi maddelerle gramajının şişirildiği iddiaları da önemle ele alınmalı. Kontroller fırıncı odaları, yerel yönetimler ve tarım müdürlükleri tarafından yapılmalı” diye konuştu.

Deniz, tüketicilere de “Kuşkulandığınız takdirde fırında ekmeğin tarttırılmasını talep edin. Bir oyun döndüğünü anladığınızda mutlaka ve mutlaka ilgili birimleri arayın, ihbarda bulunun” diye seslendi.

Denetimler yoğunlaşmalı
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise tüketicilere “Oyuna gelmeyin, ürünleri tek tek tarttırın” tembihinde bulundu. Kamu kurumlarını da gramaj hilelerine imkân tanınmaya, denetimleri arttırmaya çağıran Ağaoğlu, “Gramajı indirenler, halkın ekmeği ile oynayanlar bir bir belirlenmeli, en ağır müeyyideler ile karşı karşıya kalmalıdır” ifadesini kullandı.

Kantar önerisi
Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut Çelikus da “Müşterilerin önüne kantar konulmalı. Gramaj ile ilgili kuşkuları olanlar ekmeği tartmalı, alıp almayacağına karar vermeli” önerisini sundu. Çelikus, gramaj eksilten fırıncılara tepkisini şöyle dile getirdi: “Bunun adı soygundur, Ahilik kültürüne ihanettir. İlan edilen gramajın altında ekmek üretenler günaha girmekte, hak yemektedir. Bunlar tek tek saptanmalı, yaptırıma tabi tutulmalıdır. Kimyevi ürünler ile dikkat edilmelidir. Burada yerel yönetimler kontrollere önem vermeli, usulsüzlük yapanlara karşı önlem almalıdır. Bu önlemlerin tüketicilerin yararına, ekonominin lehine olacağı unutulmamalıdır.”

İBB’den konumlu ihbar çağrısı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Beyaz Masa, vatandaşlardan ekmek fiyatının 1- 1.25 liranın üzerinde satıldığı yerleri konum atarak ihbar etmesini istedi.

Meyve ve sebze fiyatları düşecek
Kur dalgalanmaları sonrasında zamlanan meyve ve sebze fiyatları ile ilgili tüketicileri sevindirecek bir haber geldi. Toptancılar, üretimin artacağını; seralardan yeni ürünlerin geleceğini ve fiyatların gerileyeceği müjdesini verdi.

Dolar ve Euro’daki inişli çıkışlı eğilimin girdileri arttırmasının ardından fiyatı fırlayan meye ve sebze ile ilgili tüketicileri rahatlatacak açıklamalar yapılıyor. Toptancılar, fiyatların yakında normale döneceğini kaydediyor. Türkiye Halciler Federasyonu (TÜRKHAL) Başkanı Yüksel Tavşan, tarlalarda ve seralarda üretimin artması; yeni ürünlerin gelmesinin ürün bedellerini aşağı çekeceğini belirtti. Tavşan, “Antalya’da seralar üretime başlamadı. Üretime start verilmesi ve ürünlerin bolluğu fiyat atışlarını durduracaktır. Örneğin şu anda 7 liradan satılan salkım domatesin kilogram bedeli gerileyecektir” dedi.

Tavşan, rekolte artışına bağlı olarak patates ve soğan fiyatının aynı kalacağını, ıspanak ve karnabahar gibi kış sebzelerine indirim geleceğini dile getirdi.
Kur maliyetleri arttırdı

Sebze ve meyve fiyatlarını arz-talep dengesinin belirlediğine işaret eden Tavşan, “Elbette kurların oynaklığı üretim, enerji ve nakliye giderlerini arttırdı. Örneğin seralarda tohum, naylon ve demir gibi maliyetler katlandı. Ne var ki toptancılarımız ve perakendecilerimiz bu gider artışlarını sübvanse etmek için ellerinden geleni yaptı, yapıyor” ifadelerini kullandı.

Arz-talep dengesi belirleyici
Fiyat tartışmalarına değinen Tavşan, şöyle konuştu: “Böyle dönemlerde fiyat artışları ile ilgili tartışmalar bol olur. Suni fiyat artışlarının olup olmadığı, ürünlerin stoklanıp stoklanmadığı araştırılır. Araştırılmalıdır da. Ama bilinmeli ki meyve ve sebzelerin önemli bölümü depolarda durmaya tahammülü yok. Ürünler pahalandığında hemen toptancılar ve perakendecilerden kuşkulanılıyor. Ama onların da ürünleri hangi fiyatlardan alıp sattığı belli, kâr oranları ortada. Şu da unutulmamalı, fiyatları arz-talep dengesi belirliyor. Şu anda arz yani üretim daraldığı için fiyat artışları ile karşı karşıyayız. Denetimlerin yoğunlaştığı, ürünlerin fiyatlarının takip edildiği bir ortamda toptancının ve perakendecinin bedelleri yüzde 300-400 arttırması mümkün değil.”

Telefondan fiyat takibi mümkün
Tavşan, tüketicileri ürün ve fiyat denetimlerine duyarlı olmaya davet ederek, “Marketlerde meyve ve sebzelerde bulunan karekodlardan ürünün nereden, kimden geldiği, kaç elden geçtiği görülebilir. Toptan ve perakende fiyatı, alış ve satış bedelini takip edebilirsiniz. Takip için Ticaret Bakanlığı’nın Hal Kayıt Sistemi’ni cep telefonuna indirmeniz yeterli. Kuşkusuz bu en iyi denetim yöntemi” uyarısını yaptı.

“Maliyet artışlarını tüketiciye yansıtmadık”
İndirim marketler, kur artışlarının rafları vurmaması adına gerekli her adımı atıyor. Bu marketlerden A101’in CEO’su Erhan Bostan, üretim maliyetlerini tüketicilere yansımamasında önemli rollerinin bulunduğunu ifade etti.

Petrol fiyatları ve kurda yukarı yönlü oynamaların ürün bedellerin arttırdığına işaret eden Bostan, şu mesajları verdi:

Dolar ve Euro’nun dalgalı eğiliminden ötürü tedarikçilerimizin maliyetler arttı. Tedarikçilerimiz son bir kaç aydır zorlanıyor. Üretici fiyat enflasyonu 46 çıktı, tüketici fiyat enflasyonu 24,5 çıktı. Üreticiler, maliyetlerindeki artışı tüketicilere yansıtamadı. Bunun bir nedeni de biziz. Biz burada tüketici adına fiyatları savunabildiğimiz kadar savunuyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) daha düşük enflasyona sahibiz.

Ağustos ayında fiyatlarda artışlar olunca tüketiciler bize yüklendi ve neden fiyatları arttırdığımızı sordu. Ekip arkadaşlarım buna üzüldüler, “Biz en ucuzuz” dediler. Ben de onlara “Bizim tüketiciye vaadimiz ucuzluk, dolayısıyla tüketicinin söylenmesi normal. Rakiplerimizin başka vaatleri var, çeşitlilik, deneyim farklı şeyler teklif ediyorlar. Bizim vaadimiz ucuzluk” cevabını verdim.

A101’in dolar ve Euro ile işi yoktur, 8 bin mağazamızın bir tanesi dışında hepsinin kirası TL’dir. Tüm satın almalarımız TL üzerindendir.

2018’i 20.1 milyar TL’yi aşkın bir ciro ile tamamlayacağız, bu da yüzde 41’lik büyüme demek.

Buğra Kardan, 07.10.2018 Yeni Akit,

23 Ekim 2015 Cuma

Market Sepetinde Hesap Şaştı

Vatandaşın enflasyonunun ne kadar yüksek olduğunu TÜİK'in kendi sepeti ele veriyor. TÜİK enflasyonu yüzde 7,95 olarak açıklamasına rağmen 28 ürünün bulunduğu market sepetindeki enflasyon yüzde 15,2. Sepetteki fiyat artışının yıl sonunda yüzde 25'i bulacağını belirten uzmanlara göre kur artışı ve siyasi belirsizlik, gıda fiyatlarına yeni zamlar getirebilir.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyon sepeti, PVC pencere, odun ücreti, otoban geçiş ücreti, mektup gönderme ücreti, boş DVD ve şans oyunları gibi 426 ürün ve hizmetten oluşuyor. Ancak TÜİK'in enflasyon sepetinde yer alan 28 temel gıda maddesindeki yıllık fiyat artışı vatandaşa yansıyan enflasyonun çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. TÜİK'in önceki gün açıkladığı Eylül ayı enflasyonu yüzde 7,95, ancak TÜİK sepetinde yer alan ve en çok tüketilen 28 temel gıda ürünündeki enflasyon oranı yüzde 15,2. Bu ürünlere bakıldığında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının bir yılda ortalama iki kat zamlandığı görülüyor. Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamları ile tüketicinin yaşadığı enflasyonun çok farklı olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 civarında olacağı şimdiden belli.” dedi.

Eylül ayında enflasyon bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,95 oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık enflasyon ise yüzde 10,73 olarak açıklandı. Ancak her iki rakam da alışveriş sepetindeki yangından çok uzak. Örneğin ayçiçeği yağının fiyatı bir yılda yüzde 15,2 arttı. Fındık içinin fiyatındaki artış rakamı ise dudak uçuklattı. Fındık içinin fiyatı bir yılda yüzde 38'den fazla yükselerek 43 liradan 60 liraya yükseldi. Sivri biberin fiyatı bir yılda yüzde 28,7, kuru soğanın fiyatı ise yüzde 14,9'a yükseldi. Aynı dönemde patlıcanda yüzde 45, mercimekte yüzde 36, salçada yüzde 18, balda yüzde 13,3 artış yaşandı. Çayın fiyatı ise yüzde 20'den fazla artarak 17 lira seviyelerinden 21 lira seviyelerine çıktı.

İstatistik Kurumu'nun yayımladığı rakamların vatandaşın sepetindeki yangını ne kadar yansıttığını Zaman'a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı rakamlar tüketicinin yaşadığı enflasyondan çok farklı. Tüketicinin sepetinde ağırlıklı olarak gıda, eğitim, enerji ve iletişim var.” dedi. “Bu sepete, özellikle gıda kalemine baktığımızda tüketicinin yaşadığı enflasyon yüzde 30'lara dayanmış durumda. Aynı şekilde kur artışı nedeniyle bu yılki eğitime başlama masrafları yüzde 70 civarında arttı.” Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 olacağının şimdiden belli olduğunu belirten Deniz, kur artışı, seçim ortamı ve terör sebebiyle enflasyon oranının daha da yükselme ihtimali olduğunu söyledi.

DÜNYADA GIDA FİYATLARI DÜŞERKEN TÜRKİYE'DE ARTMASI NORMAL DEĞİL
Dünya Gıda Örgütü (FAO) tarafından 9 Temmuz 2015 tarihinde yayınlanan “Gıda Fiyat Endeksi” verilerine göre dünya gıda fiyatları, 2015 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21 düşüş kaydetti. Aynı dönemde hububat fiyatları yüzde 17, bitkisel yağ fiyatları yüzde 17 geriledi. Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, Türkiye'deki gıda fiyatlarının dünyadaki gerilemelere rağmen artmasının normal olup olmadığını sorguladı. “Peki, Türkiye'de fiyatların hızlı artışı normal mi?” Olmadığını belirten Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, dünyada gıda fiyatlarının azalmasıyla ilgili olarak ise şu açıklamada bulundu: “Dünyada gıda fiyatları azalıyor, çünkü dünya petrol fiyatlarındaki gerileme gıda üretim maliyetlerini düşürüyor. Dolayısıyla dünyada gıda fiyatları azalıyor. Oysa Türkiye'de dünyanın tam aksine gıda fiyatları en hızlı artan kalem oluyor. Böylece gıda fiyatlarına paralel olarak lokanta ve otel hizmeti fiyatları da hızla yükseliyor. Kısaca, dünyada petrol fiyatlarının gerilemesi enflasyonu azaltıyor. Ama Türkiye vergi toplamak amacıyla enerji fiyatlarını düşüremediğinden enflasyon artıyor. Tabii Türk parasının yıl başından beri yüzde 32 oranında değer kaybetmesi de geçiş mekanizmaları nedeniyle iç fiyatları çoğaltan başka bir neden oluyor.”

Koray Tekin, 07.10.2015 Zaman, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_market-sepetinde-hesap-sasti_2320375.html

1 Şubat 2015 Pazar

O Market Aranıyor!

TÜİK’in gıda sepetindeki ürünlerin fiyatlarıyla farklı kurumların gıda fiyatları arasındaki uçurum dikkat çekiyor. TZOB’un listesinde pek çok ürünün fiyatı TÜİK’inkinden yüksek. Liste karşılaştırıldığında TÜİK’te kabağın yüzde 28, ıspanağın yüzde 25, havucun yüzde 17, portakalın yüzde 27, elmanın yüzde 36 daha ucuz olduğu görülüyor.
Zaman gazetesinin haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 432 gıda maddesinden oluşan sepetteki enflasyon oranlarını geçtiğimiz gün yayımladı. Buna göre listedeki ürünlerin enflasyon ortalaması yüzde 12,73 oldu. Ancak başka listeler ile TÜİK listesi arasındaki fark dikkat çekiyor. Listede yer alan Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) listesiyle karşılaştırıldığında TÜİK’in listesinde yer alan 35 üründen 26’sının fiyatının TÜİK’te daha ucuz olduğu görülüyor. Örneğin elmanın fiyatı TÜİK sepetinde 2,24 lira iken TZOB’un listesinde 3,52 lira olarak yer aldı. Belli ürünlerde yüzde 30’un üzerine çıkan fiyat farkı “TÜİK hangi marketten alışveriş yaptığını da yazsın, vatandaş da ürünü ucuza alsın!” yorumlarına neden oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), enflasyon rakamlarını geçtiğimiz gün açıkladı. 2014 Aralık ayında enflasyon bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,17 arttı. 12 aylık ortalama olan yüzde 8,85’in çok altında gelen bu rakamlar içinde dikkat çeken bir diğer konu ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yaşanan enflasyon oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içeceklerdeki enflasyon artışı yüzde 12,73 ile en yüksek artışın yaşandığı ikinci ana harcama grubu oldu. Ancak TÜİK’in sepetinde yer alan ürünlerin fiyatlarının benzer şekilde ürün fiyatlarını takip eden kuruluşların fiyatlarıyla örtüşmemesi kafalarda soru işaretlerine neden oldu. Örneğin geçtiğimiz günlerde 39 gıda maddesinin aralık fiyatını açıklayan TZOB’un listesindeki fiyatlar, TÜİK’in fiyatlarının çok üstünde geldi. İki liste karşılaştırıldığında TÜİK listesindeki kabağın yüzde 28, ıspanağın yüzde 25, havucun yüzde 17, portakalın yüzde 27, elmanın yüzde 36 daha pahalı olduğu görüldü. TÜİK’in listesindeki ürünlerden TZOB’a göre pahalı olanlardan bazılarıysa yeşil soğan ve kuru üzüm.

TÜİK enflasyonu yansıtmıyor
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, sokağın fiyatlarının daha farklı olduğunu ve yaşanan enflasyonun TÜİK’in rakamlarına yansımadığını belirtti. Deniz, “İktidar birçok ekonomik parametreyi, örneğin; memura-işçiye zam, asgari ücretin belirlenmesi ve benzeri rakamları hesaplarken, TÜİK verilerini esas alıyor ve bu noktada ücretli kesim sosyal refah bakımından ileriye değil, sürekli geriye doğru gidiyor. Bu durum, gerçek-resmî enflasyon rakamlarının tüketicinin ekonomisinde büyük kayba yol açmaktadır.” eleştirisinde bulundu. TÜİK verilerine olan güvenin uzun süredir tartışıldığını belirten Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bu tablo, bu tartışmanın ne denli haklı olduğunu gösteriyor. Federasyonumuzun değişik illerdeki üye derneklerinin gözlemleri, TZOB’un verileri ile teyit edilmiş bulunuyor. Örgütümüzün, ‘sokağın enflasyonu’ diye nitelendirdiği veriler, TÜİK verileri ile tamamen çelişiyor ve aradaki makas çok fazla. Yüzde 20-25 aralığında bulunan ‘sokağın enflasyonu’na ilişkin rakamları, TÜİK verilerinde ne yazık ki göremiyoruz.” dedi. TÜİK verilerinin, ekonomi yönetiminin hedef olarak ilan ettiği enflasyon rakamlarına yakın durmak bakımından hesaplanıyor olabileceği iddiasında bulunan Deniz, “Bizce bu veriler güvenli değil, çünkü yaşadığımız enflasyon, devletin resmî kurumunun açıkladığı rakamla büyük oranda çelişmektedir.” diye konuştu.

TÜİK sepetindeki ürünler gereksiz
TÜİK’in açıkladığı bu rakamlar, siyasilerin eleştirilerine hedef oldu. Siyasiler, TÜİK’in, toplumun her kesimini ilgilendiren gıdanın enflasyona yeterince etki etmemesini eleştirdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrıkulu, gıda ürünlerinde enflasyonun yüksekliğine dikkat çekerek, “İşlenmemiş gıdada yıllık enflasyon yüzde 12,37 oldukça yüksek. Geçen yıl yüzde 12,9 idi. İşlenmiş gıda ve içecekteki enflasyon 2013 yılında yüzde 7,7 idi. 2014 yılında ise 14,3’e fırladı. Sorun kuraklık, don, zamansız yağış değil bunlara sığınılıyor, bunlar bahane gösteriliyor. Halkın enflasyonu yüksek. Fakir fukaranın harcaması TÜİK’in TÜFE sepetine uymuyor. Bu sepette sinema, tiyatro, otel konaklaması var. Halkın yüzde kaçı bunları yapıyor? Halkı gıda ilgilendiriyor. TÜİK gıdanın payını yüzde 24,45 olarak alıyor. Oysa gıda fakirin aylık giderinde yüzde 50 oranında yer tutuyor. Enflasyonu gerçekten ölçmek istiyorsak buna ağırlık vermek lazım.” dedi. Tanrıkulu’nun bu açıklamaları, sepetteki ürünleri de tartışmaya açtı. Sepette 432 ürün var. Viski gibi alkollü içeceklerden halıya, perdeye, gündelikçi ücretine, kontakt lense, emar ücretine, telefon kart ücretine, DVD oynatıcı fiyatına, müzik CD’sine kadar pek çok ürün yer alıyor. En dikkat çeken maddeler arasında ise boş DVD, dantel ipliği, film tabetme, at yarışı, iddaa ücretleri geliyor. Hacca gidiş ücretlerinin de yer aldığı sepette, mücevher diye bir kalem de yer alıyor.
Dünyada gıda fiyatları geriliyor
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) dünya genelinde gıda fiyatlarının aralıkta düştüğünü açıkladı. Süt ürünleri ve et fiyatlarında gerilemeye işaret eden FAO, bitkisel yağ ve şeker fiyatlarının da azalan talepten olumsuz etkilendiğini, tahılda ise önemli bir değişim görülmediğini belirtti. FAO’nun dünya gıda fiyatları endeksi kasıma göre yüzde 1,7 düşüşle aralıkta 188,6 puan seviyesine geriledi. FAO’nun gıda fiyatları endeksi tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izliyor.



09.01.2015, Sözcü http://sozcu.com.tr/2015/ekonomi/o-market-araniyor-704605/

31 Ocak 2015 Cumartesi

Vatandaş, TÜİK’in Alışveriş Yaptığı Marketi Arıyor!

TÜİK’in gıda sepetindeki ürünlerin fiyatlarıyla farklı kurumların gıda fiyatları arasındaki uçurum dikkat çekiyor. TZOB’un listesinde pek çok ürünün fiyatı TÜİK’inkinden yüksek. Liste karşılaştırıldığında TÜİK’te kabağın yüzde 28, ıspanağın yüzde 25, havucun yüzde 17, portakalın yüzde 27, elmanın yüzde 36 daha ucuz olduğu görülüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 432 gıda maddesinden oluşan sepetteki enflasyon oranlarını geçtiğimiz gün yayımladı. Buna göre listedeki ürünlerin enflasyon ortalaması yüzde 12,73 oldu. Ancak başka listeler ile TÜİK listesi arasındaki fark dikkat çekiyor. Listede yer alan Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) listesiyle karşılatırıldığında TÜİK’in listesinde yer alan 35 üründen 26’sının fiyatının TÜİK’te daha ucuz olduğu görülüyor. Örneğin elmanın fiyatı TÜİK sepetinde 2,24 lira iken TZOB’un listesinde 3,52 lira olarak yer aldı. Belli ürünlerde yüzde 30’un üzerine çıkan fiyat farkı “TÜİK hangi marketten alışveriş yaptığını da yazsın, vatandaş da ürünü ucuza alsın!” yorumlarına neden oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), enflasyon rakamlarını geçtiğimiz gün açıkladı. 2014 Aralık ayında enflasyon bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,17 arttı. 12 aylık ortalama olan yüzde 8,85’in çok altında gelen bu rakamlar içinde dikkat çeken bir diğer konu ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yaşanan enflasyon oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içeceklerdeki enflasyon artışı yüzde 12,73 ile en yüksek artışın yaşandığı ikinci ana harcama grubu oldu. Ancak TÜİK’in sepetinde yer alan ürünlerin fiyatlarının benzer şekilde ürün fiyatlarını takip eden kuruluşların fiyatlarıyla örtüşmemesi kafalarda soru işaretlerine neden oldu. Örneğin geçtiğimiz günlerde 39 gıda maddesinin aralık fiyatını açıklayan TZOB’un listesindeki fiyatlar, TÜİK’in fiyatlarının çok üstünde geldi. İki liste karşılaştırıldığında TÜİK listesindeki kabağın yüzde 28, ıspanağın yüzde 25, havucun yüzde 17, portakalın yüzde 27, elmanın yüzde 36 daha pahalı olduğu görüldü. TÜİK’in listesindeki ürünlerden TZOB’a göre pahalı olanlardan bazılarıysa yeşil soğan ve kuru üzüm.

Tüik enflasyonu yansıtmıyor
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, sokağın fiyatlarının daha farklı olduğunu ve yaşanan enflasyonun TÜİK’in rakamlarına yansımadığını belirtti. Deniz, “İktidar birçok ekonomik parametreyi, örneğin; memura-işçiye zam, asgari ücretin belirlenmesi ve benzeri rakamları hesaplarken, TÜİK verilerini esas alıyor ve bu noktada ücretli kesim sosyal refah bakımından ileriye değil, sürekli geriye doğru gidiyor. Bu durum, gerçek-resmî enflasyon rakamlarının tüketicinin ekonomisinde büyük kayba yol açmaktadır.” eleştirisinde bulundu. TÜİK verilerine olan güvenin uzun süredir tartışıldığını belirten Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bu tablo, bu tartışmanın ne denli haklı olduğunu gösteriyor. Federasyonumuzun değişik illerdeki üye derneklerinin gözlemleri, TZOB’un verileri ile teyit edilmiş bulunuyor. Örgütümüzün, ‘sokağın enflasyonu’ diye nitelendirdiği veriler, TÜİK verileri ile tamamen çelişiyor ve aradaki makas çok fazla. Yüzde 20-25 aralığında bulunan ‘sokağın enflasyonu’na ilişkin rakamları, TÜİK verilerinde ne yazık ki göremiyoruz.” dedi. TÜİK verilerinin, ekonomi yönetiminin hedef olarak ilan ettiği enflasyon rakamlarına yakın durmak bakımından hesaplanıyor olabileceği iddiasında bulunan Deniz, “Bizce bu veriler güvenli değil, çünkü yaşadığımız enflasyon, devletin resmî kurumunun açıkladığı rakamla büyük oranda çelişmektedir.” diye konuştu.
TÜİK sepetindeki ürünler gereksiz
TÜİK’in açıkladığı bu rakamlar, siyasilerin eleştirilerine hedef oldu. Siyasiler, TÜİK’in, toplumun her kesimini ilgilendiren gıdanın enflasyona yeterince etki etmemesini eleştirdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrıkulu, gıda ürünlerinde enflasyonun yüksekliğine dikkat çekerek, “İşlenmemiş gıdada yıllık enflasyon yüzde 12,37 oldukça yüksek. Geçen yıl yüzde 12,9 idi. İşlenmiş gıda ve içecekteki enflasyon 2013 yılında yüzde 7,7 idi. 2014 yılında ise 14,3’e fırladı. Sorun kuraklık, don, zamansız yağış değil bunlara sığınılıyor, bunlar bahane gösteriliyor. Halkın enflasyonu yüksek. Fakir fukaranın harcaması TÜİK’in TÜFE sepetine uymuyor. Bu sepette sinema, tiyatro, otel konaklaması var. Halkın yüzde kaçı bunları yapıyor? Halkı gıda ilgilendiriyor. TÜİK gıdanın payını yüzde 24,45 olarak alıyor. Oysa gıda fakirin aylık giderinde yüzde 50 oranında yer tutuyor. Enflasyonu gerçekten ölçmek istiyorsak buna ağırlık vermek lazım.” dedi. Tanrıkulu’nun bu açıklamaları, sepetteki ürünleri de tartışmaya açtı. Sepette 432 ürün var. Viski gibi alkollü içeceklerden halıya, perdeye, gündelikçi ücretine, kontakt lense, emar ücretine, telefon kart ücretine, DVD oynatıcı fiyatına, müzik CD’sine kadar pek çok ürün yer alıyor. En dikkat çeken maddeler arasında ise boş DVD, dantel ipliği, film tabetme, at yarışı, iddaa ücretleri geliyor. Hacca gidiş ücretlerinin de yer aldığı sepette, mücevher diye bir kalem de yer alıyor.

Dünyada gıda fiyatları geriliyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) dünya genelinde gıda fiyatlarının aralıkta düştüğünü açıkladı. Süt ürünleri ve et fiyatlarında gerilemeye işaret eden FAO, bitkisel yağ ve şeker fiyatlarının da azalan talepten olumsuz etkilendiğini, tahılda ise önemli bir değişim görülmediğini belirtti. FAO’nun dünya gıda fiyatları endeksi kasıma göre yüzde 1,7 düşüşle aralıkta 188,6 puan seviyesine geriledi. FAO’nun gıda fiyatları endeksi tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izliyor.
Koray Tekin, 09.01.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_vatandas-tuikin-alisveris-yaptigi-marketi-ariyor_2269664.html

3 Ocak 2015 Cumartesi

2,8 Milyon Kişi Bankaya Borcunu Ödeyemiyor

Türkiye’de 5 milyon kişi 891 TL asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bankalar Birliği verilerine göre 2 milyon 815 kişi, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemedi. Hükümetin halkın çektiği sıkıntıları görmezden geldiğine dikkat çeken Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, işsizlik ve enflasyon rakamlarını endişe verici buluyor. Deniz, “Gerçek enflasyon yüzde 25.” dedi.

İşsizlik çift haneyi aştı enflasyon artmaya devam ederken vatandaşlar borç batağında. Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemeyen kişi sayısı artıyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre son beş yıla göre 2 milyon 815 kişi, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemedi. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin aynı yıl içinde ancak farklı aylarda yasal takibe intikal etmiş kişiler için bir tekilleştirme işlemi yapılmadan yayımladığı verilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı geçen yılın ilk on ayında 1,5 milyon iken 2014 yılının ilk on ayında 1,6 milyon kişi arttı.

Öte yandan, aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; 2014 yılının ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artışla 1,1 milyon kişi oldu. 2009 Ocak-2014 Eylül döneminde bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ yasal takipte olan kişi sayısı 2,8 milyon iken, 2009 Ocak–2014 Ekim döneminde yaklaşık aynı seviyede kaldı.

Rakamlardaki bu değişimi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ekim ayından bu yana başlayan olumsuz göstergenin artarak devam ettiğinin altını çizdi. Ekonomideki bozulmaya işaret ettikleri temmuz ayında, iktidarın acil olarak yapısal önlemler alması gerektiği ve hanehalkının yaşam seviyesini en azından koruyabileceği girişimlerde bulunması çağrısı yaptıklarını kaydeden Deniz, “Ancak iktidar ayak sesleri duyulan bu olumsuz süreci önlemek için bir şeyler yapmak yerine, maalesef enerjisini başka alanlarda kullanmayı tercih etti. Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni başbakanın kim olacağı, paralel yapı sendromu ve benzeri gündemlerle “cambaza bak” stratejisi uygulayarak, halkın yaşadığı sıkıntıyı görmezden gelerek sorunun derinleşmesine yol açtı.” ifadelerini kullandı. “Bugün gelinen noktada işsizlik ve enflasyon rakamları tedirginlik verecek seviyeyi geçti.” diyen Deniz; “Temmuz ayında işaret ettiğimiz ‘bu kışın kara bir kış olacağı’ yönündeki öngörümüzü somutlaştırdı. Devletin resmi rakamlarını ihtiyatla karşılayan Tüketici Birliği Federasyonu olarak gerçek enflasyonun yüzde 20-25 aralığında, işsizlik rakamlarının da açıklananın çok üzerinde olduğunu gözlemliyoruz. Halkın yaşadığı sıkıntının derinleşerek artması, tüketiciyi günü kurtarmak için bankalara borçlanmak zorunda bırakıyor. Bu da kullanılan kredi ve kredi kart harcamalarının bir yandan sayısını artırıyor, diğer yandan da tüketicinin borcunu ödeme kabiliyetini azaltıyor. Tüketici bugün bankalara teslim edilmiş durumdadır. Bu işin sonu felakettir.” diye konuştu. Bu felaketi önceden öngörüp gerekli önlemleri almayan iktidarın her geçen gün sorunun daha da artmasına sebep olduğuna dikkat çeken Deniz, “İktidar toplumu kutuplaştıran ve demokrasinin ayarları ile oynayan politika yerine halkın gerçek gündemine dönmeli ve az bir zaman sonra karaya çarpacak olan ekonomiyi toparlayacak çözümler için enerjisini harcamalıdır.” dedi.
Koray Tekin-Üsame Ünal, 18.12.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_28-milyon-kisi-bankaya-borcunu-odeyemiyor_2265023.html

21 Ağustos 2014 Perşembe

Mutfakta Yangın Var!

Son dönemde yükselen enflasyonda gıda fiyatlarının etkisi giderek artıyor. Marketlerdeki ürün fiyatlarından derlenerek hazırlanan rapora göre ortalama bir ailenin mutfak masrafı bir önceki yıla göre yüzde 28 artmış. Bu artışın düşük gelirliyi zenginden daha fazla etkilediğini belirten uzmanlara göre TÜİK enflasyonu gerçeği yansıtmıyor.
 
Ekonomist Uğur Gürses’e göre gıda fiyatlarındaki artış, zenginden daha çok düşük gelirli vatandaşları olumsuz etkiliyor. Türkiye’de Ağustos 2013 ve Ağustos 2014’te marketlerdeki raf fiyatlarından derlediğimiz rapor, Gürses’i haklı çıkarıyor. Nitekim, rapora göre geçen bir yılda üzümün fiyatı yüzde 115, limonun fiyatı yüzde 112, sivri biberin fiyatı yüzde 94, salatalığın fiyatı yüzde 54, pirincin fiyatı yüzde 50, kuru fasulyenin fiyatı yüzde 52, unun fiyatı yüzde 55 arttı. Tavuk ve et fiyatlarındaki ortalama artış ise yüzde 6’yı geçti. Buna karşılık kavunun fiyatı yüzde 38, elmanın fiyatı yüzde 14, karpuzun fiyatı yüzde 11, nohudun fiyatı ise yüzde 9 düştü. Rapora göre gıda enflasyonu ortalama bir ailenin mutfak masrafını bir önceki yıla göre yüzde 28 artırdı.
 
Bu araştırmanın ortaya çıkarmış olduğu verilerin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) her ay açıkladığı enflasyon rakamlarının aksine tüketiciye yansıyan gerçek enflasyonu verdiğini belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Müdürü Mehmet Bülent Deniz’e göre TÜİK, iki haneli rakam açıklamamak için oranı manipüle ediyor. Yanlış oran açıklamasının da iki nedeni olduğunu ifade eden Deniz, “İlki, seçim ortamı, siyasi kaos ve iktidarda kalma çabası etrafında birleşiyor. İkincisi ise işçi ve memur zammının bu oran esas alınarak yapılması ile alakalı. Bu sebeple oranı düşük tutmaya gayret ediyorlar. Ama biz TÜİK’in son birkaç yıldır açıkladığı rakamlara şaşırmaya ve gülmeye devam ediyoruz. Tüketici enflasyonu gerçekte en az yüzde 15. Bunu herkes biliyor.” açıklamasında bulundu.
 
Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) kayıtlı çalışan sayısı 13 milyona yakın. Bu rakamın yarısı asgari ücretli çalışanlardan oluşuyor. CHP milletvekili Umut Oran’a göre kayıtsız çalışanlar da dikkate alındığında asgari ücret ve altında maaş alarak çalışanların oranı toplam istihdamın yüzde 70’ini oluşturuyor. İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) gelir adaletsizliği üzerine yaptığı araştırma Oran’ı destekliyor. Nitekim bu araştırmaya göre Türkiye’deki nüfusun en iyi gelir elde eden yüzde 10’luk kesimi ile en az gelir elde eden yüzde 10’luk kesimi arasındaki gelir farkı 9 kat. Ekonomistler Şili ve Meksika ile en fazla gelir adaletsizliğinin yaşandığı Türkiye’de bu durumu ‘uçurum’ diye nitelerken, gıda fiyatlarındaki artışın da en çok en az gelirliyi etkilediğine vurgu yapıyor. Harcamalarda gıdanın payı dikkate alındığında bütün OECD’ye üye ülkeler arasında en fazla payın Türkiye’de olması düşük gelirlinin karşı karşıya olduğu enflasyon etkisini daha iyi anlatıyor. Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu’na göre de nüfusun en yoksul yüzde 20’lik kesimi parasının yüzde 29’unu gıda harcamalarına ayırıyor. Yüzde 33,4’ünü ise ulaşım, konut ve kira gideri olarak ayırıyor. Kira, ulaşım ve gıda, düşük gelir elde eden ailelerin kazandıklarının üçte ikisini oluşturuyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarının artması, düşük gelire sahip çalışan için hastalık, çocuk bakımı ve diğer gereksinimler için yaptığı harcamalardan kısmasına sebep olabiliyor. Ekonomi profesörü Deniz Gökçe ise et, süt, ekmek, patlıcan ve tavuk gibi ürünlerdeki artışın düşük gelirli için önemli olduğunu belirtti.
 
Arif Bayraktar-Gökmen Köse, Zaman 20.08.2014 KONOMİ http://www.zaman.com.tr/ekonomi_mutfakta-yangin-var_2238588.html