muhsin şenol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhsin şenol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2019 Cuma

YOLCU DEĞİL BİLETLER UÇTU!

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte bilet fiyatları da hızla yükseldi. Bayramı akrabalarıyla birlikte memleketlerinde geçirmek isteyenler bilet bulamamaktan ve bilet fiyatlarının yüksek olmasından şikâyetçi. Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise hava yolu şirketlerine ve otobüs firmalarına seslenerek biletlerin makul fiyatlara çekilmesi çağrısında bulundu.

Kurban Bayramını memleketlerinde geçirmek isteyenler bir ay önce bilet aramaya başladı. Bilet bulmakta zorluk çeken vatandaşlar var olan biletlerinde çok yüksek fiyatlara satılmasından şikâyet ediyor. Yolcular uçamıyor ama bilet fiyatları çoktan uçuşa geçti. Bazı illerde uçak seferlerinin de azaltıldığını belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Vatandaşlar bilet fiyatlarının yüksek olmasından dolayı uçağa binemiyor. Otobüsler ise çok dolu. Kurban Bayramı öncesi tüketiciler mağdur ediliyor” dedi.

“UÇAĞA BİNMEK LÜKS OLDU”
Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte şikayetlerin de arttığını belirten Deniz, “Öncelikle her ile bir havalimanı söyleminin şu süreçte başarılı olmadığını söylemek isterim. Vatandaşlar ucuz ve rahat bir şekilde uçakla yolculuk yapsın diye birçok ile havalimanı açıldı. Fakat geldiğimiz süreçte tüketiciler uçağa binemiyor. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız kur şokundan sonra bilet fiyatları anormal bir şekilde arttı. Artık uçağa binmek lüks oldu. Vatandaş bu konuda bizi arayıp şikayetlerde bulunuyor.” dedi.

“KİMSENİN VATANDAŞI MAĞDUR ETMEYE HAKKI YOK”
Bazı illerde seferlerin azaltıldığını belirten Deniz şöyle devam etti: “Bilet fiyatlarının yüksek olmasının bir sebebi ise azaltılan sefer sayıları. Batman, Diyarbakır ve Erzurum’dan tüketiciler bize ulaşarak uçak sefer sayılarının düşürüldüğünü söylüyor. Biz THT’den ve diğer özel firmalardan yaz döneminde artan talepleri karşılamasını ve sefer sayılarının arttırılmasını talep ediyoruz. Kimsenin vatandaşı mağdur etmeye hakkı yok.”

“BİLETLER MAKUL FİYATLARA ÇEKİLMELİ”
Otobüs firmalarının da fırsatçılık yaptığına değinen Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Uçak fiyatlarının pahalı olduğunu gören vatandaş bu kez otobüse yöneliyor ama durum orada da hiç iç açıcı değil. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’ya sefer düzenleyen firmalar artan talepleri fırsata çevirerek bilet fiyatlarında fahiş artışlara gitmiş. Ramazan Bayramı öncesi de bir zam yapılmış ardından zam geri alınmamıştı. Şimdi yine bayram öncesi fiyat artışları görüyoruz. Firmalar haklı olarak yakıt fiyatlarından şikayet ediyor ama yakıt fiyatları yatay seyrettiği veya düştüğü dönemde bile zam yapıldığını görüyoruz. Ayrıca doların artışından sonra otobüs firmalarında kalite düşüşü de gözlemliyoruz. Gerek sefer sırasında yapılan ikramlar gerekse de mola yerlerinin değiştirilmesi tüketicinin tepkisini çekiyor. Bilet fiyatları makul bir fiyata çekilerek fırsatçılığa son verilmeli. Ayrıca ek seferlerle vatandaşların talepleri karşılanmalı.” ifadelerini kullandı.

VAN VE ERZURUM UÇAK SEFERLERİ MECLİS GÜNDEMİNE GİRDİ
Van ve Erzurum’da sefer sayılarının azaltılması vatandaş tarafından tepkiyle karşılandı. Bilet bulamamaktan şikayet eden vatandaşlar çözümü milletvekillerine ulaşmakta buldu. AK Parti Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak, “Kamuoyunun da son günlerde takip ettiği üzere Van uçak sefer sayısının azalması ve bilet fiyatlarının yüksekliği gündemde sıkça yer almaya devam ediyor. Farklı bir çok kesimden ve vatandaşlardan gelen bu şikayet ilk günden bu yana gündemimizde yer alan ve yakından ilgilendiğimiz en önemli günden maddelerinden birisi yer alıyor. Konuyla ilgili girişimlerimiz sürmekte olup kamuoyunun bilmesi gerektiği mevcut durumu da paylaşmak isterim” dedi. Boeing firmasının uçakları bakıma almasıyla THY’nin 24 uçağının da bakıma alındığını belirten Gülaçar, “Ülke genelinde sefer sayılarında bir problem yaşanıyor. Yaz aylarında artan talepler de havayolu şirketlerinin işini biraz daha zorlaştırdı. Biz Van uçuşlarına öncelik verilmesi ile ilgili talebimizi ilettik.” ifadelerini kullandı. İYİ Parti Milletvekili Naci Cinisli’de Erzurumluların taleplerini TBMM'ye taşımıştı. Cinisli, “Erzurum büyük bir ulaşım sorunu ile karşı karşıya. Son derece az sayıya indirilen uçak seferleri nedeniyle biletler, çevre illere göre hem çok pahalı hem de sefer saatleri ve sayıları uygunsuzdur. Bu durumun derhal düzeltilmesini talep ediyoruz.” diyerek vatandaşın sorunlarını dile getirmişti.

BATMANLILAR SEFER SAYILARINI PROTESTO ETTİ
Batman'dan diğer illere uçuş seferlerinin az olmasından dolayı bir araya gelen Batman Ticaret ve Sanayi Odası (BATSO) üyeleri basın açıklaması yaparak sefer sayılarının arttırılmasını talep etti. Açıklamalarda bulunan BATSO Başkanı Demir, "Daha önce Batman'dan İstanbul ve Ankara'ya uçak seferlerimiz yeterliydi. Ama son aylarda, Batman'dan Ankara'ya 1, Batman'dan-İstanbul'a 2 ve zaman zaman günde 3 sefer yapılmaya başlandı. 600 bin nüfuslu bir ile bu reva görülecek bir şey değildir. Tabi sadece Batman'ın nüfusu 600 binde kalmıyor. Batman Havalimanı'nı kullanan 1 milyona yaklaşan nüfus vardır. Bu haklı çağrımıza başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Ulaştırma Bakanımız, Türk Hava Yolları Genel Müdürümüz sesimizi duyacağından ve Batman uçak seferlerini arttıracağından hiçbir şüphem yoktur. " dedi.

02.08.2019, Muhsin Şenol, Doğru Haber

5 Mayıs 2019 Pazar

Patates, soğan derken ET FİYATLARI CEP YAKIYOR

Patates, soğan, domates gibi ürünlerin yükselen fiyatları vatandaşın belini büküyor. Pazarda durum böyleyken geçtiğimiz günlerde gelen zamlarla birlikte beyaz et ve kırmızı et fiyatları da cep yakıyor. Ramazan ayının yaklaşmasıyla kimi fırsatçıların devrede olduğunu belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Fiyat atışları vatandaşın mutfağındaki yangını körükleyecek” dedi.

Ramazan ayının yaklaşmasıyla vatandaşın gözü tezgâhlardaki etiketlere çevrildi. Misafirlerini en güzel sofralarda ağırlamak isteyenler bu yıl biraz zorlanacak. Gıda fiyatlarındaki yükselişin ramazan sofralarını da vurması bekliyor. Patates, soğan ve domates gibi ürünlerin yükselen fiyatları konuşulurken bir zam haberi de beyaz ve kırmızı etten geldi. Yaklaşık 1 ay önce 10 liraya satılan tavuğun kilosu 14 liraya, 44 liraya satılan dana kuşbaşının kilosu ise 48 liraya çıktı. İl ve ilçelere göre değişen fiyatların neden arttığını konunun uzmanlarına sorduk. Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ ve Kasap Mücahit Erol gazetemize et fiyatlarındaki artışı değerlendirdi.

“ZAMLAR MUTFAKTAKİ YANGINI KÖRÜKLEYECEK”
Ülke ekonomisindeki dalgalanmalar gıda fiyatlarında da artışa sebep olduğuna değinen Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bazı firmalar zam yaptı. Bir kısım üreticiler ise fiyatları artırmadıysa bile gramajlar üzerinde oyunlara gidildi. Şimdi önümüzde Ramazan ayı var. Her yıl Ramazan gelmeden Ramazan öncesi ve Ramazan ayındaki fiyatları karşılaştırarak zam yapılıp yapılmadığını tespit ediyoruz. Geçtiğimiz yıla kadar dikkat çekici bir değişiklik olmuyordu. Ancak bu yıl daha Ramazan gelemeden birçok ürün grubunda ciddi fiyat artışları gözlemliyoruz. Fiyatların artışında hem ekonomik sıkıntının hem de fırsatçılık yapanların payı var. Bakliyatta ve et fiyatlarında artışın olduğunu görüyoruz. Ramazanda en fazla tüketilen, kırmızı et, beyaz et ve kahvaltılık ürünler Ramazan’a günler kala arttı. Zam yapanlar kurdaki artışları ve artan maliyetleri öne sürüyor. Ama tüketici açısından Ramazan gibi toplumun mecburen satın aldığı gıdalarda bu denli bir yükseliş vatandaşın mutfağındaki yangını körükleyecektir” dedi.

“BAŞKA ÜRÜNLERLE KIYAS YAPIP FİYAT ARTTIRMAK FIRSATÇILIKTIR”
Enflasyonun yüksek çıkmasındaki en büyük payın gıda fiyatları olduğunu ifade eden Deniz, “Bu Ramazan ayında da gıda fiyatlarındaki artışın süreceği dolaysıyla enflasyonun da artacağını öngörüyoruz. Son birkaç aydır dönem dönem bazı ürünler ortaya çıkartılıyor. Örneğin patates, soğan ve yeşilbiber gibi. Fiyatı çok artan gıdalar ön plana çıkartılıyor. Aslında gıda bir bütündür. Tüketici mutlaka ucuz-pahalı, kaliteli-kalitesiz olarak yönelimlerini belirliyor. Gıdanın en önemli özelliği ise mevsimsel duruma göre fiyatlarının belirlenmesidir. Patlıcan fiyatının kışın yüksek olması açıklanabilir. Ama kırmızı et veya yumurta gibi ürünlerle sebze fiyatlarının kıyaslanması ve buna göre zam yapılması kabul edilir değildir. Bu kriz fırsatçılığadır. Makul olan kendi maliyetinin üzerine makul bir kar oranı koyup satmandır. Ama işte domates 10 lira olduysa bu da bu fiyata demek doğru değildir” ifadelerini kullandı.

“BİR TAKIM TEDBİRLER ALINDI”
Kasaplar Federasyonu Başkanı Fehmi Yalçındağ ise “Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticilerin ve kasapların katıldığı bir toplantı düzenledi. Geçtiğimiz günlerde bir kıpırdama oldu ama şuan fiyatlar durağan. Toplantıda herkese gereken söylendi. Her Ramazan’da olduğu gibi hareketlenme oldu; ama fiyatlar yükselse de biz etiketlerimizi değiştirmeme kararı aldık. Bakanlık marketlere zararına ucuz et gönderiyordu. Bu uygulamadan da vazgeçildi anladığım kadarıyla. Toplantıda problemlerin çözümü noktasında da önerilerimizi sunduk. Bir takım tedbirlerin alındığını da biliyoruz” dedi.

“ÇÖZÜM, HAYVANCILIĞIN DESTEKLENMESİDİR”
Gazetemize konuşan Kasap Mücahit Erol ise, “Et fiyatları bundan birkaç gün öncesine kadar normal bir seviyede halkın alım gücünü zorlamayacak seviyedeydi. Son zamanlarda özellikle hayvan yem fiyatlarının artışı, hayvancılığın azalması gibi nedenlerin de içinde olduğu belli başlı sebeplerden dolayı et fiyatlarına fahiş zamlar yapıldı. Bir yandan nüfus artarken öte taraftan hayvancılık ise azalıyor. Tabi bu da doğal olarak et fiyatlarına yansıyor. Özellikle ithal et ile et fiyatlarını düşürmeye çalışıyorlar ancak bunun da pek faydasının olduğu söylenemez. Bu işin kökten çözümü hayvancılığın desteklenmesidir. Ülkemizde bu konuda desteklenmeler ve teşviklerle hayvancılık geliştirilmelidir” şeklinde konuştu.

“TAVUK FİYATLARI SEÇİM SONRASI YÜKSELDİ”
İthal etin yerli et kalitesini yakalayamadığını ifade eden Erol şöyle konuştu: “İlk etapta ithal et ile fiyatları düşürmeye çalıştılar, halk da bu ete rağbet etti ancak son dönemlerde bu ete rağbet de bitmiş durumda. Şu anda açıkçası bu et de marketlerde bulunmuyor. Şu anda fırsatçılık yapan da çok. Özellikle beyaz et dediğimiz tavuk fiyatları seçim sonrası epey yükseldi. Seçimden önce 11 TL’ye sattığımız tavuk etini şu anda 14 TL’ye satıyoruz. Çünkü bu et bize de aynı şekilde zamlı geliyor. Yine dana kuşbaşı fiyatları 44 TL’den 48 TL’ye yükseldi. Şu andaki satış fiyatları geçen yılın ramazan fiyatlarını geçmiş durumda. Et fiyatlarının en yüksek olduğu dönem ramazan ayını içine alan aylarda oluyor.”

FİYAT DALGALANMALARINI ÖNLEMEK İÇİN 150 MİLYON TL KAYNAK SAĞLANACAK
Öte yandan piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla hazırlanan Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Et ve Süt Kurumu'na (ESK), fiyat dalgalanmalarını önlemek amacıyla et alım satımında oluşacak fark için en fazla 150 milyon TL olacak şekilde destekleme ödemesi yapılacak. Karar, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla hazırlandı. Karar'a göre, ihtiyaç duyulması halinde, ESK'nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu Karar kapsamında yapılacak ödemeler için gerekli olan en fazla 150 milyon TL'lik kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden sağlanacak.

26.04.2019, Muhsin Şenol

12 Nisan 2019 Cuma

İPİN UCU KAÇTI! KİŞİ BAŞINA 3 KART

Türkiye'de 2019 yılı itibariyle 148 milyonu banka kartı ve 66 milyonu da kredi kartı olmak üzere 214 milyon kart var. Ülkemiz kart sayısı bakımından son 5 yıldır Avrupa'da birinci sırada bulunuyor. Uzmanlar ise kartların bilinçli kullanılması ve dolandırıcılığa karşı dikkatli olunması noktasında uyarılarda bulundu.

Türkiye'de 2019 yılı itibariyle 148 milyonu banka kartı ve 66 milyonu da kredi kartı olmak üzere 214 milyon kart var. Ülkemiz kart sayısı bakımından son 5 yıldır Avrupa'da birinci sırada bulunuyor. Avukat Baran Usanmaz, “Kredi kartı kopyalama hileleri ile internet üzerinden yapılan alışverişler neticesinde meydana gelen kredi kartı dolandırıcılığına maruz kalanların sayısı da her geçen gün artmaktadır” derken Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise kart kullanıcılarına bilinçli olmaları konusunda uyarılarda bulundu.

“HER ZAMANKİNDEN DAHA DİKKATLİ OLUNMALI”
Türkiye'de tüketim harcamalarının yaklaşık yüzde 38’inin kartlı işlemlerden yapıldığını belirten Avukat Baran Usanmaz “Günlük ATM para çekim işlemlerinde, ödeme anında POS cihazlarındaki kredi kartı kopyalama hileleri ile internet üzerinden yapılan alışverişler neticesinde meydana gelen kredi kartı dolandırıcılığına maruz kalanların sayısı da her geçen gün artmaktadır.” dedi. Türkiye'de her yıl yaklaşık 5,5 milyar kartlı işlem yapılıyor. Bundan 10 yıl önce kartla yapılan tüketim harcamaları yüzde 15 oranlarındayken günümüzde yüzde 38 civarına yükseldi. En fazla kartlı ödeme yapılan sektör 148 milyar lira ile market ve AVM'ler; bu iki sektörü 78 milyar lira ile akaryakıt, 68 milyar lira ile giyim, 57 milyar lira ile küçük gıda perakendesi, 45 milyar lira ile elektronik eşya sektörleri takip ediyor. Usanmaz, “Banka kartları ve kredi kartlarıyla ilgili ATM’lerde, telefon yoluyla, şahısların haberi olmadan cebindeki kartla temassız ödemede ve bunun gibi birçok farklı dolandırıcılık türleri ortaya çıktı. Vatandaşlarımızın kart kullanımında her zamankinden daha dikkatli olması gerekiyor. Başka birisine ait banka veya kredi kartını, her ne sebeple olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kişi, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi hususunda gereken kişinin rızası olmaksızın kartı kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına fayda sağlar ise, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Ancak kredi kartı dolandırıcılığının, sahte oluşturularak veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle işlenmesi halinde, bu suçu işleyerek kendisine veya bir başkasına yarar sağlayan kişi, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır” dedi.

“KARTINIZ ÇALINDIĞINDA 24 SAAT İÇERİSİNDE BANKAYA BİLDİRİN”
Avukat Baran Usanmaz sözlerine şöyle devam etti: “Banka sitelerinin kopyalanması yoluyla kart bilgilerinin elde edilmesi durumunda da bankalar sorumlu oluyor. Yargıtay’a ve tüketici hukukuna göre, bankaların gerekli tüm güvenlik tedbirlerini alması gerekiyor. Bankamatik veya kredi kartı çalındığı takdirde kart sahibi 24 saat içinde bankaya bu durumu bildirirse çekilen paranın bankaca sahibine iade edilmesi gerekiyor. Yüksek mahkeme, bu tür vakalarda kart sahibinin haksız çekilen miktarın sadece 150 lirasından sorumlu olduğunu belirtiyor. Teknolojik gelişmeler ile alışverişlerde yaygın hale gelen kredi kartı kullanımı sırasında yaşanabilecek dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarına karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Özellikle internetten alışveriş sırasında kredi kartlarının kopyalanması gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.”

“CEBİNDE PLASTİK PARALARLA DOLAŞAN TÜKETİCİYE DÖNÜŞTÜK”
Ekonominin kayıt altına alınması için atılan adımlardan dolayı kart sayısının arttığına dikkat çeken Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Çalışanların maaşlarının bankalara yatırılması kart sayısını arttıran en büyük etkenlerden bir tanesi. Şirketler belli aralıklarla başka bankalarla anlaştıkları için ise eski kartlar kullanıcıların cüzdanında kalıyor. Ayrıca bankalar da hesabı bulunan herkese kendi ürünlerini satma gayretinde olduğu için banka kartı olan işçiye de kredi kartı vermek istiyor. Bu durum da kartların sayısını arttırıyor. Bu artışı bir körükleyen bir diğer sebep ise tüketicinin farklı bankların kampanyalarından faydalanmak istemesi oluyor. Örneğin bir kredi kartı uçak bileti promosyonu verirken bir diğeri taksit sayısında avantaj sağlıyor, bir diğer banka ise kart ücreti almıyor. Dolayısıyla bir tüketici tüm bu avantajlardan faydalanabilmek için birden çok kredi kartı taşıyabiliyor. Bu da insanları cebinde plastik paralarla dolaşan tüketiciye dönüştürüyor” şeklinde konuştu.

“KARTLAR DOĞRU KULLANILMADIĞI ZAMAN BÜYÜK BİR BORÇ KAPANI OLUYOR”
Bunun doğru bir yöntem olmadığını ifade eden Deniz, “Normal olan sayı nüfusun en fazla bir buçuk katı banka katı ve yarısından daha azında ise kredi kartı olmasıdır. Türkiye’de maalesef işin ucu kaçmış durumda. Alışverişin artması ekonomilerde istenen bir şeydir. Ama Türkiye’de maalesef insanlar kredi kartıyla veya banka kredisiyle borçlanarak alışveriş yapıyor. Kredi kartı borcunun asgari tutarını öderim borcu çeviririm düşüncesi çok yaygın olduğu için borçlanma da giderek artıyor. Kart borçları patlamış durumda. Tüketici kredisi alanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Hane halkı borç oranında rekor seviyelere ulaştık. Kartlar doğru kullanılmadığı zaman büyük bir borç kapanı halini alıyor” dedi.

31 Ocak 2019 Perşembe

Her yıl aynı terane HALKIN SAĞLIĞIYLA OYNANIYOR

Her yılın ocak ayında eczaneye giden vatandaş bazı ilaçları bulamıyor. Sebebi ise; ilaç üreticileri ve Ecza depolarının, halkın sağlığına malolsa da daha fazla kar etmek pahasına kur güncellemesini bekliyor olmaları. Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, "Bütün dünya piyasaları an be an takip edilebilirken kur güncellemesi yapılacak diye vatandaşı bir ay boyunca ilaçsız bırakmak doğru değildir" dedi.

Yılbaşıyla birlikte ilaç stoku haberleri rutin hale geliyor. Eczanelere giden vatandaşlar bazı ilaçları bulmakta sıkıntı çekiyor. Eczacılar konunun kendilerinden kaynaklanmadığını belirtirken ilaç üreticilerini ve ecza depolarını işaret ediyor. Sorunun kur güncellemesinden kaynaklı olduğunu ifade eden Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise halk sağlığını tehdit eden durumun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtiyor.

İLAÇ ÜRETİCİLERİ VE ECZA DEPOLARI KUR GÜNCELLEMESİNİ BEKLİYOR
Her yıl yaşanan ilaç bulamama sıkıntısı bu yıl da yaşanıyor. Vatandaşlar özellikle diyabet, kanser ve tansiyon ilaçlarının piyasada bulunmadığından şikayet ediyor. Eczacılar ise yaşanan sıkıntının kendilerinden kaynaklanmadığını belirtiyor. İlaç üreticilerini ve ecza depolarını adres gösteren eczacılar durumdan kendilerinin de mağdur olduklarını ifade ediyor. İlaç üreticileri ve Ecza depoları ise şubat ayında yeniden ele alınacak kur güncellemesini bekliyor. Gelecek zammı bekleyen üreticiler, daha fazla kar etmek pahasına halkın sağlığıyla oynuyorlar. Aynı şekilde ecza depoları da düşük fiyata aldıkları ilaçları zamlı fiyata satabilmek için ilaç stoku yapıyor.

“SAĞLIK BAKANLIĞININ BU KONUYU ACİLEN ÇÖZMESİ GEREKİYOR”
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent DENİZ, “Her yıl ocak ayında vatandaşlardan talep ettikleri bazı ilaçları bulamadıklarına yönelik şikayetler geliyor. Bu yıl da aynı şikayetler geliyor. Bunun sebebi ise Şubat ayında kur güncellemesi yapılması. İlaç firmaları ve ecza depoları kur güncellemesi gelecek diye ilaç stoku yapıyor. Bu yıl kur güncellemesine ek olarak ülkemizin yaşadığı kur şoku da eklendi. Bazı ilaç firmalarının çekinik davrandıklarına dair bilgiler aldık. Bir taraftan kamu sağlığı söz konusu bir taraftan da ilaç firmalarının kendilerince ‘haklı sebepleri' söz konusu. Tabi burada vatandaş mağdur oluyor. Özellikle yüksek segmentli ilaçlarda sıkıntı yaşanıyor. Sağlık Bakanlığının bu konuyu acilen çözmesi gerekiyor. En azından bu yıl geçici bir çözüm için konunun taraflarıyla bir araya gelmesi gerekiyor. Bu ilaçların piyasaya yeniden sürülmesinin sağlanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“VATANDAŞI İLAÇSIZ BIRAKMAK DOĞRU DEĞİL”
Bazı ilaçlar için yurt dışından sipariş edildiğine dair bile haberler aldıklarını da ifade eden Deniz, “Sağlık konusu şakaya gelmez. Vatandaşın sağlığını korumakla yükümlü olan bir yönetim biçimimiz var. Bu konu kur farkı veya başka bir etken dinlemez. Bu sıkıntının her yıl tekrar etmesi aynı delikten birkaç kere ısırılmak demektir. Bütün dünya piyasaları an be an takip edilebilirken kur güncellemesi yapılacak diye vatandaşı bir ay boyunca ilaçsız bırakmak doğru değildir” ifadelerini kullandı.

30.01.2019, Muhsin Şenol Doğru Haber