üsame ünal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üsame ünal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2015 Pazartesi

'Tüketici Dün Bankalara Bugün de Dağıtım Firmalarına Tercih Edildi'

Yargıtay’ın ‘elektrik kayıp-kaçak parasının iadesi’ kararıyla abonelere yapılacak geri ödemeleri, kanunla elektrik faturasına yansıtılacak. Bakanlığın kanun tasarısına sert tepki gösteren tüketici dernek başkanları, “Hukuksuzluğu kanunî hale getirmek istiyorlar.” dedi.

Enerji Bakanlığı, Yargıtay’ın ‘elektrik kayıp-kaçak parasının iadesi’ kararının faturasını 36,8 milyon aboneye kesmesine tüketiciler sert tepki gösterdi. Elektrik tüketimindeki kayıp-kaçak bedeli ile ilgili hazırlanan yasa tasarısını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Hukuk devleti ilkesi ayaklar altına alınmakta.” dedi. 39 milyon elektrik tüketicisinin büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını ifade eden Deniz, “Tüketiciler, dün bankalara tercih edilmemiş, bugün de siyasî, iktidar tarafından elektrik dağıtım firmalarına teslim edilmiştir.” dedi. Kanun tasarısında tüketiciler aleyhine düzenlemeler bulunduğuna dikkat çeken Deniz, “Tasarıda kayıp-kaçak bedelini yasallaştıran, dahası bu bedel ile ilgili olarak yargılama yetkisini sınırlayan düzenlemeler bulunduğu görülmekte.” dedi. Geçmişte bankalar için gerçekleştirilen düzenlemede tüketici aleyhine yapılan oyunların burada da yaşandığını öne süren Deniz, “Bankalar tarafından alınan haksız bedellerin çözüleceği vaadi ile yasalaştırılan ve aksine bu bedellere yasal kılıf oluşturup tüketicilerin yargıdan aldıkları yüz binlerce kararı bir çırpıda yok eden torba yasa oyunu, kayıp-kaçak bedelinde de oynamaya başlamıştır.” dedi.

Enerji Bakanı’nı yargı kararlarına uymaya davet ettiklerini söyleyen Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Başkanı Hasan Atak ise, “Yapılacak düzenlemeyle hırsızlama ve dağıtım şirketlerinin çıkarları mı, yoksa tüketici hakları ve dürüst vatandaş mı korunuyor?” diye sordu. Atak, düzenlemenin kamuoyundan gizlendiğini söyledi.

Enerji Bakanlığı’nın hazırladığı ve TBMM’ye gönderilen ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’yla elektrik kesme-bağlama ile sayaç okuma bedelleri de kalıcı hale getiriliyor. Tasarıyla, mahkeme kararıyla abonelere yapılacak kayıp-kaçak iade ödemeleri, elektrik faturasına yansıtılacak. Sadece 2014 yılı için yaklaşık 5-6 milyar liralık iade tutarı dikkate alındığında elektrik birim fiyatları önemli oranda zamlanacak. Bakanlık tasarıyla ayrıca, 2006-2010 döneminde kamunun yaptığı yatırımları 2016 tarife dönemine ekleyerek özel şirketlere milyarlarca liralık avantaj sağlıyor.

Yıllardır elektrik hizmetinden alınan kayıp-kaçak bedelinin karşısında duran tüketiciler, bu bedeli geri almak için yargıya çok sayıda başvuru yaptı. Bu başvuruların büyük kısmı tüketicilerin lehine sonuçlandı. 17 Aralık 2014 tarihli nihai kararı dışında da Yargıtay, 21.05 2014 tarihli kararında “Elektrik tüketiminden alınan kayıp-kaçak bedelinin hukuk devleti ve adalet düşüncesi ile bağdaşmadığına” hükmetmişti. 17 Aralık tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı sonrasında binlerce tüketici, bu bedelin iadesi için elektrik dağıtım firmalarına, tüketici hakem heyetlerine ve tüketici mahkemelerine başvurmaya başladı.

Aboneler her faturada elektriğe yüzde 49 oranında haksız bedel ödüyor
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2014 tarihli kararında abonelerden alınan geçmiş 10 yıllık kayıp-kaçak bedelinin de iadesi hükmü yer almıştı. Hükümet tarafından yasalaşmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen tasarıyla, iadelerin faturası yine abonelere kesiliyor. Kayıp-kaçak bedelinin dürüst abonelere yüzde 18,5’lik bedel olarak yansıtıldığını dile getiren Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, aslında tüketicinin sırtına binen gerçek yükün yüzde 27 olduğunu kaydetti. Aydın Ağaoğlu, “Bu tasarıyla hukuksuzluğu kanuni hale getirmek istiyorlar. Bir elektrik abonesi, tükettiği elektrik bedelinin dışında 9 kalem daha ücret ödemekte. Bunların 4’ü vergi, 5’i ise Deli Dumrul vergisidir. Enerji Fonu, TRT payı, Elektrik Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi, arkasında kanun bulunmasına rağmen adaletsiz bir vergilendirme bedelidir. Tüketiciye KDV hariç yüzde 49’luk haksız bedel yansıyor.” diye konuştu.

Yargıtay’ın bir kararı verirken, yasalaştırmaya çalışmanın kabul edilebilir bir şey olmadığını söyleyen Tüketici Derneği Başkanı Levent Küçük ise kayıp-kaçak konusunda kamu yararına ve tüketici yararına yönelik bir düzenleme beklediklerini ve bu bedelin kaldırılmasından yana olduklarını söyledi.

Üsame Ünal-Celal Kaya 30.01.2015, Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tuketici-dun-bankalara-bugun-de-dagitim-firmalarina-tercih-edildi_2274428.html

11 Ocak 2015 Pazar

Kanun Çıksa Bile 10 Yıllık Kayıp Kaçak Parası Alınacak

Yargıtay’ın aboneden kayıp-kaçak parası alınamayacağı kararının ardından hükümet milyarlarca lirayı bulan paraları ödememek için kanun çıkarmaya hazırlanıyor. Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar, kanunla hükümetin kayıp-kaçağı aboneden tahsil etmek için kılıf hazırlamayı amaçladığını söyledi. Çakar’a göre, kanun geriye doğru uygulanamayacağı için abonenin 10 yıllık parayı tahsil etme hakkı saklı kalacak.

Yargıtay’ın, abonelerden kayıp-kaçak parası alınamayacağına ve geçen 10 yılda bu kapsamda tahsil edilen paranın iade edilmesine yönelik kararının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın “Ocak ayında yeni kanun çıkaracağız.” açıklaması yapmasına tüketicilerden tepki geldi. Açıklamanın, kayıp-kaçak bedellerinin tahsil edilmesi için yasal dayanak hazırlandığını belirten Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar, kanunun bu yönde çıkması halinde bile vatandaşın hakkını aramayı sürdürmesi gerektiğini kaydetti. Çakar, kanunun geriye uygulanamayacağını ve vatandaşın 10 yıllık kayıp-kaçak bedelini tahsil etmesi gerektiğini söyledi.

Ülke genelinde tüketiciden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin yüzde 15 olduğunu ifade eden Çakar, “4 kişilik bir ailenin ortalama 100 lira elektrik faturası kullandığını biliyoruz. Buna göre her 100 liralık elektrik faturasından 15 lira kayıp-kaçak bedeli alınıyor. Zamanaşımından dolayı vatandaşlarımızın 10 yıl geriye dönük haklarını talep edeceğini düşünürsek 100 lira fatura ödeyen bir tüketici 10 yıllık alacağı bedel ortalama 1.800 lira olacak.” dedi. Tüketicinin sorumlu olmadığı kayıp bedelini ödediğini ifade eden Çakar, “Bu Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’a baştan sona aykırı bir durum. Tüketici kullanmadığı bir hizmetin parasını neden ödesin? Kanunun bu şekilde çıkması durumunda, hırsızların önüne geçmeye çalışmayan şirketler korunmuş olacak ve hırsızlar ödüllendirilmiş olacak. Bu, hırsızın ve elektrik dağıtım şirketlerinin yanında olup tüketiciyi cezalandırmaktır.” şeklinde konuştu.

‘KREDİ KARTINDAKİ UYGULAMANIN BENZERİ’
Kayıp-kaçak bedeli konusunda vatandaşın rahatsızlığının iyice su yüzüne çıktığını belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de, “İnsanlar kayıp-kaçak bedellerini alabilmek için elektrik dağıtım firmalarının önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Türkiye’nin 4 bir tarafında insanlar saatlerce sıra beklemeyi göze alarak bu haksız paranın iadesi için firmaların kapısında bekliyor.” dedi. Yargıtay’ın kararı sonrası Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) sessiz kalmayı tercih ettiğini ve yerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın ortaya çıktığını anlatan Deniz, şöyle konuştu: “Ocak ayında bir düzenleme yapılacağını ifade etti. Bizim birkaç gündür kulağımıza gelen bazı bilgiler vardı. Elektrik dağıtım firmalarının iktidara çok ciddi şekilde baskı yaptığını öğrendik. Bunu vahim bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Bu kayıp-kaçak bedeli nedeniyle milyonlarca liranın geriye dönmesinin söz konusu olacağı, bunun da kendilerini zor duruma düşüreceğini ifade ederek yasal düzenleme yapılmasını istiyorlar.” Tüketicinin hırsızın çaldığı elektriğin parasını ödemek istemediğine vurgu yapan Deniz, Enerji Bakanı Yıldız’ın detay vermediği yasal düzenlemenin tüketicinin lehine bir düzenleme olmayacağı görüşünde. Deniz, “Kredi kart aidatı yasal hale getirildi ve yargı kararlarının hepsi havaya uçtu gitti. Aynı senaryo burada da uygulanabilir.” ifadelerini kullandı.
Dürüst tüketiciye kayıp-kaçak bedelinin dünyanın hiçbir yerinde ödetilemeyeceğini ifade eden Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz ise uygulamanın hukuk devleti ve adalet düşüncesiyle bağdaşmadığını söyledi. Yılmaz, “EPDK’ya fiyat belirlemesi için sınırsız yetki verilmemiştir. EPDK’nın görevi elektrik kaybını engellemek, hırsızı engellemek ve hırsızı yakalayıp bedeli tahsil etmektir. Bu uygulama hukuka aykırıdır.” dedi. Sadece 2013’te hakem heyetlerine 833 bin başvuru olduğuna işaret eden Yılmaz, “Bir de bu kayıp-kaçak bedelleri hakem heyetlerine verilirse bunların altından kalkamaz ve sistem çöker. EPDK nasıl bu bedelin alınmasına karar vermişse, tüketicinin tek tek müracaat etmesi yerine bu paraları iade etmeli ya da doğacak borçlardan mahsur etmeli.” dedi
Üsame Ünal, 01.01.2015 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_kanun-ciksa-bile-10-yillik-kayip-kacak-parasi-alinacak_2267866.html

7 Ocak 2015 Çarşamba

Tüketici Dernekleri Uyardı: Hakem Heyetleri Kilitlenir, EPDK Harekete Geçmeli

YARGITAY’IN ELEKTRİKTEKİ KAYIP-KAÇAK BEDELİ HAKKINDAKİ NİHAİ KARARINI HEM DAĞITIM ŞİRKETLERİ HEM DE 36 MİLYON KİŞİLİK ELEKTRİK ABONESİ HEYECANLA BEKLİYORDU. YARGITAY'IN KARARINI DÜN ZAMAN KAMUOYUNA DUYURDU.

Yargıtay, nihai kararında, elektrik faturasındaki kayıp-kaçak bedeline itiraz eden aboneyi haklı buldu. Karar bütün aboneler için emsal niteliğinde. Tüketici mahkemelerinin iş yükünün fazlalığına dikkat çeken tüketici dernekleri, EPDK’dan bir düzenleme yaparak faturadan kayıp-kaçak bedelini kaldırmasını, geriye doğru 10 yıllık bedel için de mahsuplaşma istedi.

Yargıtay’ın 17 Aralık 2014 tarihinde elektrik abonesinden kayıp-kaçak parası alınamayacağına dair verdiği karar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yargıtay’ın kararını değerlendiren tüketici dernekleri, kayıp-kaçak bedelindeki emsal karar sonrası tüketicinin geriye dönük 10 yıllık hak alacağı bulunduğunu, abonelerin hepsinin birden tüketici hakem heyetleri ve mahkemelerine başvurması halinde iş yükünün bu kurumları kilitleyeceğini açıkladı. Dernek başkanları, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu EPDK’nın bu konuda harekete geçerek faturadaki kayıp-kaçak bedelini kaldırmasını, ayrıca her bir abonenin geriye doğru 10 yıllık hakkını almasına sağlayacak ‘mahsuplaşma’ türü bir düzenlemeye gitmesi gerektiğini ifade etti.

Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Başkanı Aydın Ağaoğlu, tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinin halihazırda mevcut iş yükünü kaldıramadığını, Türkiye genelinde 36 milyon elektrik abonesinin de başvurması halinde hakem heyetleri ve mahkemelerin felç olacağını ifade etti. Aydın Ağaoğlu, “Kayıp-kaçak bedelleri hakem heyetlerine giderse 5 yıl sonrasına gün verirler.” dedi. EPDK’nın 2 yıl önce aldığı kararla kayıp-kaçak bedelinin faturalarda gizlendiğini hatırlatan Ağaoğlu, bu davaların bilirkişiye gideceğini ve sürenin daha da uzayabileceğini, bunun da ülke için hem emek hem de vakit ve malzeme kaybı olacağını aktardı.

Gelinen noktada, Yargıtay kararının ardından üst kurum olan EPDK’nın bu konuda harekete geçmesi gerektiğine vurgu yapan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, EPDK’nın kayıp-kaçak bedellerinin bundan sonra alınmaması yönünde bir düzenlemeye gitmesi gerektiğini ve geriye doğru alınmış paraların da tüketiciye geri iadesini sağlaması gerektiğini kaydetti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukukî süreçte 17 Aralık’ta nihai kararını tüketici lehine verdi. Bülent Deniz, “Tüketiciler elektrik dağıtım şirketlerinden başvuru yaparak ödemiş oldukları geriye doğru 10 yılık dönem içerisinde ödemiş olduğu kayıp kaçak bedelinin kendilerine iadesini talep etmeli. Bu talebe elektrik dağıtım şirketi ret cevabı verecektir muhtemelen. Bunun üzerine elektrik dağıtım şirketinin parayı ödememesi üzerine 2 bin liraya kadar olan ödemeler için tüketiciler bulundukları ilçenin kaymakamlığındaki tüketici hakem heyetlerine başvuru yapmalı.” dedi.

Bugüne kadar yapılan uygulamalarda EPDK’nın ve hükümetin ‘kayıp-kaçak parasının dürüst aboneden alınmasının devamı’ şeklinde görüş bildirdiğini aktaran Deniz, “Yargıtay’ın kararından sonra vatandaşı teker teker hakem heyetlerinin karşısında kuyruğa sokmanın, mahkemelerde duruşma gününü bekletmenin gereği yok. EPDK, Yargıtay kararı doğrultusunda bir düzenleme yapmalı.” diye konuştu.

Tüketicilere kayıp-kaçak bedelinin geri alınacağına dair bazı şirketlerden kısa mesaj (SMS) veya reklam ulaştığını söyleyen Bülent Deniz, tüketicinin şahsen kendinin gidip başvurması gerektiğini veya avukatı aracılığıyla bu işi yapması gerektiğini söyledi. Deniz, bu şirketlerin 200-300 lira karşılığı verdikleri dilekçe taslaklarının internet ortamında bedelsiz bulunabileceğini kaydetti.

Tüketiciler Derneği (TÜDER) Başkanı Levent Küçük ise fatura üzerinde kayıp-kaçak ücret bilgisinin olmadığını, bu yüzden tüketicinin kayıp-kaçak bedelini geri isterken sorun yaşayabileceğini kaydetti. Elektrik dağıtım firmalarının özelleştirmesiyle daha iyi bir hizmet alacaklarını zannettiklerini ancak bu konuda yanıldıklarını bildiren Küçük, tüketicilerin bu ücreti geri almak için hukuki haklarını kullanmaları gerektiğini dile getirdi.

Üsame Ünal, 24.12.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tuketici-dernekleri-uyardi-hakem-heyetleri-kilitlenir-epdk-harekete-gecmeli_2266323.html

3 Ocak 2015 Cumartesi

2,8 Milyon Kişi Bankaya Borcunu Ödeyemiyor

Türkiye’de 5 milyon kişi 891 TL asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bankalar Birliği verilerine göre 2 milyon 815 kişi, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemedi. Hükümetin halkın çektiği sıkıntıları görmezden geldiğine dikkat çeken Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, işsizlik ve enflasyon rakamlarını endişe verici buluyor. Deniz, “Gerçek enflasyon yüzde 25.” dedi.

İşsizlik çift haneyi aştı enflasyon artmaya devam ederken vatandaşlar borç batağında. Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemeyen kişi sayısı artıyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre son beş yıla göre 2 milyon 815 kişi, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemedi. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin aynı yıl içinde ancak farklı aylarda yasal takibe intikal etmiş kişiler için bir tekilleştirme işlemi yapılmadan yayımladığı verilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı geçen yılın ilk on ayında 1,5 milyon iken 2014 yılının ilk on ayında 1,6 milyon kişi arttı.

Öte yandan, aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; 2014 yılının ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artışla 1,1 milyon kişi oldu. 2009 Ocak-2014 Eylül döneminde bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ yasal takipte olan kişi sayısı 2,8 milyon iken, 2009 Ocak–2014 Ekim döneminde yaklaşık aynı seviyede kaldı.

Rakamlardaki bu değişimi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ekim ayından bu yana başlayan olumsuz göstergenin artarak devam ettiğinin altını çizdi. Ekonomideki bozulmaya işaret ettikleri temmuz ayında, iktidarın acil olarak yapısal önlemler alması gerektiği ve hanehalkının yaşam seviyesini en azından koruyabileceği girişimlerde bulunması çağrısı yaptıklarını kaydeden Deniz, “Ancak iktidar ayak sesleri duyulan bu olumsuz süreci önlemek için bir şeyler yapmak yerine, maalesef enerjisini başka alanlarda kullanmayı tercih etti. Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni başbakanın kim olacağı, paralel yapı sendromu ve benzeri gündemlerle “cambaza bak” stratejisi uygulayarak, halkın yaşadığı sıkıntıyı görmezden gelerek sorunun derinleşmesine yol açtı.” ifadelerini kullandı. “Bugün gelinen noktada işsizlik ve enflasyon rakamları tedirginlik verecek seviyeyi geçti.” diyen Deniz; “Temmuz ayında işaret ettiğimiz ‘bu kışın kara bir kış olacağı’ yönündeki öngörümüzü somutlaştırdı. Devletin resmi rakamlarını ihtiyatla karşılayan Tüketici Birliği Federasyonu olarak gerçek enflasyonun yüzde 20-25 aralığında, işsizlik rakamlarının da açıklananın çok üzerinde olduğunu gözlemliyoruz. Halkın yaşadığı sıkıntının derinleşerek artması, tüketiciyi günü kurtarmak için bankalara borçlanmak zorunda bırakıyor. Bu da kullanılan kredi ve kredi kart harcamalarının bir yandan sayısını artırıyor, diğer yandan da tüketicinin borcunu ödeme kabiliyetini azaltıyor. Tüketici bugün bankalara teslim edilmiş durumdadır. Bu işin sonu felakettir.” diye konuştu. Bu felaketi önceden öngörüp gerekli önlemleri almayan iktidarın her geçen gün sorunun daha da artmasına sebep olduğuna dikkat çeken Deniz, “İktidar toplumu kutuplaştıran ve demokrasinin ayarları ile oynayan politika yerine halkın gerçek gündemine dönmeli ve az bir zaman sonra karaya çarpacak olan ekonomiyi toparlayacak çözümler için enerjisini harcamalıdır.” dedi.
Koray Tekin-Üsame Ünal, 18.12.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_28-milyon-kisi-bankaya-borcunu-odeyemiyor_2265023.html

3 Ağustos 2014 Pazar

Türk Firmaları Hatalı Ürünlerini Geri Çağırmaya ‘Gönüllü’ Olmadı

Dünyada sanayi devlerinin sıklıkla başvurduğu hatalı ürünlerini geri çağırma yöntemi Türkiye’de uygulanamıyor. Ülkenin tüketici hakları konusunda Batı’yı çok geriden takip ettiğine işaret eden Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, firmaların can ve mal kaybı tehlikesini büyük bir risk olarak algılamadığını söyledi.
 
Dünyada birçok kurumsal ve büyük firmanın kullandığı hatalı ürünlerini geri çağırma uygulaması Türkiye’de karşılık bulmadı. Tüketici Kanunu’nda da yer almasına rağmen şimdiye kadar Türkiye’de hatalı ürününü geri çağıran firma olmadı. Konuyu araştıran Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sanayi ve teknoloji uzman yardımcısı Gülbanu Gökçe, üreticiler tarafından gönüllü geri çağrılan ürünlerin ‘ayıplı mal’ tanımında değerlendirilmemesi ve üreticilerin gönüllü geri çağırmaya teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de temel sorunun denetimsizlik olduğu vurgusunu yapan eski Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Sıtkı Yılmaz, Türkiye’de haklı ve haksızın güce göre belirlendiğini ve güçlü olanın kanunlara uymadığını söyledi. Gönüllü çağırma faaliyetinin bir anlayış ve uygarlık meselesi olduğuna vurgu yapan Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz ise Türkiye’de can ve mal kaybının tehlikeye girmesinin firmalar tarafından büyük bir risk olarak algılanmadığını söyledi.
   
Tüketiciye güvenli bir piyasanın sağlanması için yıllardır çalışmalar sürüyor. Birçok bakanlık Türkiye genelinde piyasa gözetimi ve denetimi yapıyor. Bunun yanında ürünün piyasadan geri toplanması sağlanıyor ve üreticinin sorumluluklarını gerektirdiği gibi yerine getirmemesi nedeniyle idari yaptırım uygulanıyor. Gönüllü geri çağırma sistemi üreticilere bu idari süreci yaşamadan düzeltici faaliyette bulunma imkânı sağlıyor. Tüketiciye güvenli bir piyasanın sağlanmasında etkin olarak kullanılması gereken bu sistem yıllardır var fakat şimdiye kadar hayata geçirilen ciddi bir uygulama bulunmuyor. Gönüllü geri çağırma, piyasaya sunulan bir ürünün tüketicilere karşı bir risk oluşturması halinde tüketicilerin en kısa sürede bilgilendirilmesi ve ürünün piyasadan toplanmasına deniyor. Geri çağrılan ürünler uygun hale getirilmeden tekrar piyasaya sürülemez ve uygun hale getirilemeyen ürünlerin imha edilmesi gerekiyor. Fakat uluslararası markaların geri çağırmaya karar verdiği ve Türkiye’yi de ilgilendiren ürünler dışında ülkemizde yerli firmalardan kamuoyuna yansıyan geri çağırma faaliyeti hiç yok.
   
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde her ay yayınlanan Kalkınmada Anahtar Verimlilik dergisinde geçtiğimiz aylarda gönüllü geri çağırma faaliyetleri üzerine ilginç bir makale yayınlandı. Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı Gülbanu Gökçe, makalesinde Türkiye’de gönüllü geri çağırma faaliyetlerinin ülkemizde hâlâ çok fazla kullanılmayan bir sistem olduğuna dikkat çekti. Üreticilere mevzuat ve uygulamalar hakkında düzenli olarak bilgilendirme yapması gerektiğini söyleyen Soylu, bu şekilde üreticilerin gönüllü geri çağırmaya teşvik edilmesi gerektiğini anlattı. Üreticilerin gönüllü geri çağırma faaliyetlerine katılmak için geri çağrılan malların ‘ayıplı mal’ kapsamından çıkarılmasını istediklerini söyleyen Soylu, üreticiler tarafından gönüllü geri çağrılan ürünlerin yeni bir düzenlemeyle Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da yer alan ‘ayıplı mal’ tanımında değerlendirilmemesinin bir teşvik unsuru olacağını ifade etti.
   
Devletin farklı konularda kararlar aldığını fakat uygulama noktasında eksiklikler yaşandığını vurgulayan eski Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Sıtkı Yılmaz, “Devlet, kararı almasının sonrasında da denetlemekle yükümlüdür. Denetim sonucunda uygun olmayan ürünler toplanmalıdır.” dedi. Yılmaz ayrıca, tüketicinin bilinçlendirilmesinde de devletin sorumlu olduğunu söyledi.
   
Türkiye’de ayıplı mal yaptırımının etkili ve yeterli seviyede olmadığının altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, “Türkiye’de can ve mal kaybının tehlikeye girmesi büyük bir risk olarak algılanmıyor.” şeklinde konuştu. Tüketicilerin haklarını tam manasıyla bilmediklerini ileri süren Deniz, “Türkiye, tüketici hakları konusunda Batı’yı çok geriden takip ediyor.” diye konuştu.