26 Ekim 2014 Pazar

Elektrik Dağıtım Şirketi, Borcu Olmayan Aboneyi İcraya Verdi

TEDAŞ’tan elektrik dağıtımını borçlarıyla birlikte devralan özel dağıtım şirketleri, ödenmemiş tek abonenin borcundan dolayı isim soyadı benzerliği olan bütün abonelere haciz gönderiyor. Mevzuattaki bir boşluk, şirkete bu hakkı tanıyor. Elektriği kesilip mühürlenen ve haciz gelen borçsuz abone, çoğu kez boş yere para ödemek zorunda kalıyor.
 
Özelleştirme sonrası elektrik dağıtım şirketlerinde yaşanan sorunlar vatandaşın başını ağrıtmaya devam ediyor. Daha önce devlet şirketi TEDAŞ’ın (Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) yürüttüğü elektrik dağıtım işinin eski abone borçlarıyla birlikte özel şirketlere devredilmesi yeni sıkıntıları da beraberinde getirdi. Uygulamanın problemlerinden biri ise dağıtım şirketlerinin TEDAŞ’tan devraldığı borçlu aboneyi adresinde bulamayınca aynı isim ve soy isimdeki bütün abonelerine borç ihbarnamesi göndermesi ve elektrik saatini de mühürlemesi. Mevzuata göre kişinin kendisine ait başka bir adreste abonelik borcu varsa elektrik dağıtım şirketi, abonenin ikamet ettiği yerdeki elektriğini kesebiliyor.
 
Aynı isim ve soyadı taşıdığı için borcu olmadığı halde elektrik dağıtım şirketince mağdur edilen abonelerden biri de İstanbul Avrupa yakasında ikamet eden Hüseyin Yüksel. Herhangi bir elektrik faturası borcu olmamasına rağmen İstanbul Avrupa Yakası elektrik dağıtımını BEDAŞ’tan (Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ) devralan CLK enerji dağıtım şirketi, Hüseyin Yüksel’e 548 lira tutarında borç çıkardı ve ödemesi için haciz ihbarnamesi gönderdi. Bu arada Hüseyin Yüksel’in kullandığı elektrik saatini de mühürledi. Elektriği kesilen ve haciz gelen Hüseyin Yüksel, olayı araştırınca, İstanbul Sefaköy’de adına borç çıkarılan adreste kendisiyle aynı ad ve soyadı taşıyan başka bir kişinin oturduğunu öğrendi. Yüksel, “Tamamen isim soyisim benzerliğinden dolayı, sanki borcu bulunan adreste oturmuşum gibi, şu anda oturduğum evin bir gece vakti elektriği kesildi. Oysa olayın isim benzerliği dışında benimle hiçbir ilgisi yok.” dedi.
 
Kendisine ait olmayan borç için kendisine bir uyarı bile yapılmadan elektriğinin kesildiğini kaydeden Hüseyin Yüksel, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Benim BEDAŞ’ın yerine gelen CLK dağıtım şirketi olsun, daha öncesinden BEDAŞ’a olsun hiçbir şekilde ödenmemiş elektrik faturam ve borcum yok. Olayı araştırınca öğrendiğimize göre BEDAŞ özelleştikten sonra CLK enerji dağıtım firmasına eski abonelerinin borcunu da devrettiği için yeni firma da aynı isim ve soy isimdeki bütün abonelerine birden, bu borcu olan tek kişinin borcunu ödemesi için ihbarname gönderiyor. Yani Hüseyin Yüksel adında kaç tane abonesi varsa o isimdeki abonelerin yeni adreslerini tespit edip borç tebligatı gönderiyorlar. Tabii kim hakkını aramaz da kendisine ait olmayan borcu öderse bir hak kaybı yaşamış oluyor. Aynı isim soy ismi taşıyanlardan itiraz eden olursa bu konuda bir yanlışlık yaptıklarını kabul edip konuyu kapatıyorlar.”
 
İlgisi olmayan bir borçtan dolayı eve haciz ihbarnamesi gelmesinin şok etkisi doğurduğunu belirten Hüseyin Yüksel, “Buradaki en büyük sıkıntı sana ait olmayan bir meskende oturan bir kişi ile isim benzerliğinden dolayı hakkınızda işlem yapılıp sizin borçlu vatandaş muamelesi görmeniz. Tabii işlem yaparken de bahsi geçen kişinin gerçek borçlu olup olmadığını kontrol etmiyorlar.” dedi. Konuyla ilgili CLK Enerji’ye herhangi bir resmi şikâyette bulunmadığını belirten Yüksel, “Sırf bu işi CLK şirketi ile halledebilmek için iki günümü harcadım. Maalesef bu işin takibini yapabilecek durumda olmayanlar ise haksızlığa uğruyor.” diye konuştu.
 
VERİ TABANLARI SAĞLIKLI DEĞİL
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, CLK Holding ile ilgili kendilerine Hüseyin Yüksel’in başına gelene benzer çok sayıda şikâyet geldiğini açıkladı. Bülent Deniz, “CLK Holding hangi veri tabanını kullanıyor ise sağlam değil. İsim benzerliğinden yola çıkarak borçsuz abonelere de icradan ödeme emri gönderiyor. Zamanında itiraz etmeyenler için maalesef icra takibi kesinleşiyor. Ve gerçekten borcu olmayan kişi menfi tespit davası açmak gibi bir mükellefiyetlere mecbur kalıyor.” dedi.
 
Deniz, haksız yere haciz gelen abonelerin meblağı düşük borç için avukat tutup ticaret mahkemelerine dava açmak yerine borcu ödeme yoluna gittiğini ifade etti. Deniz, “Vatandaş, kapatılan elektriğini açabilmek için kendisine ait olmayan borcu ödemek durumunda kalıyor. CLK yeterince inceleme yapmadan tahsilata girişiyor.” dedi. İsim benzerliğinden dolayı kendine ait borcu ödemek durumunda kalan kişilerin internet üzerinden bu durumu EPDK’ya şikâyet etmesi gerektiğini söyleyen Deniz, “Ayrıca icra takibi varsa buna 7 gün içinde itiraz etmeleri gerekiyor. İtiraz edemedikleri takdirde menfi tespit davası açmak zorundalar. Kesilen elektrikleri için de uğradıkları zararı tazmin için mutlaka tazminat davası açmalılar. Biz Tüketiciler Birliği Federasyonu olarak bu yöndeki talepleri ücretsiz olarak karşılıyoruz.” dedi.
 

3 Ekim 2014 Cuma

"Temel Sorun, Paylaşımın Âdil Olmamasıdır"



Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, "halkın ekonomisi"ni değerlendirdi.



 
-Türkiye'nin 2014 yılında yaşamış olduğu ekonomik kriz, bize özgü bir kriz. Dünya ekonomisinden ayrıştık.
 -Gezi Parkı sosyal bir olaydır ve her sosyal olay gibi ekonomik sonuçları olacaktır demiştik. Nitekim oldu..
 -Türkiye'nin temel sorunu gelir paylaşımının âdil olmamasıdır. Ülkenin bu denli kutuplaştırılmasının altında yatan neden budur.
 -Petrolün varili 95 doların altına geldiği halde, bizde akaryakıt ürünlerinde indirim nazlanarak yapılıyor.
 -Elektrik doğlagaz gibi temel ürünlere zam yapmak yerine, üzerindeki vergi yükü azaltılarak halkın ekonomisine katkı yapılabilirdi.
 -Enerji zamları halka ulaşan tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının artmasına neden olacak, çift haneli enflasyonu göreceğiz.
 -Bir toplumun yüzde altmıbeşinin bankalara borçlu olduğunu söylemek, o ülkenin "faiz lobisi"ne satıldığını söylemek demektir.
 -Kart aidatınızı alacağız diye reklâm yapan firmalara itibar etmeyin. Onların göndereceği dört tane A4 kağıdına para ödeyip dolandırılmayın.
 
Çetin Ünsalan ile EkoPolitik,
Ulusal Kanal, 02.10.2014
https://www.dailymotion.com/video/x272nau_cetin-unsalan-ile-ekopolitik-konuk-tuketiciler-bir-fed-bsk-av-mehmet-bulent-deniz-2-ekim-2014_news
 
 
 

25 Eylül 2014 Perşembe

Gelirler Azalınca Vatandaş, Açığı Borçla Kapattı

Enflasyon, çift hanenin eşiğine geldi. 2006’da 100 liraya doldurulabilen bir alışveriş sepetinin tutarı 2014 yılında 188 liranın üzerine çıktı. Tüketici, enflasyonun erozyon uğrattığı satın alma gücünü bankalara borçlanarak ayakta tutuyor. 2009’dan bu yana kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı 3 milyonu aştı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2006 yılı Ağustos ayında 129,15 lira olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), 2014 yılının aynı ayında 243,4’e yükseldi. Böylece 2006 yılında çeşitli ürünler doldurularak oluşturulan bir sepetin maliyeti yüzde 88,4 arttı. Diğer bir ifadeyle 2006 yılı Ağustos ayında 100 liraya sepetini doldurabilen vatandaşın bu yılın aynı ayında sepetini doldurabilmesi için ödemesi gereken ücret miktarı, 188,4 liraya yükseldi. Vatandaşın satın alma gücü, diğer bir ifadeyle reel geliri ve yatırıma dönüştürülmeden yastıkaltında bekletilen paraların değeri azaldı. Türkiye Bankalar Birliği’nin temmuz ayı verilerine bakıldığında ise bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişiler içerisinde halen borcu devam eden kişi sayısının 2009’dan bu yana 3 milyon 85 bin 125’e ulaştığı görüldü.
 
Bu durumun en çok sabit maaşla çalışanları etkilediğini belirten Süleyman Şah Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Macit, reel ücreti gerileyen vatandaşın yaşam standardını devam ettirebilmek için bireysel kredi veya kredi kartına başvurmak durumunda kaldığını anlattı. Macit, “Yani enflasyon nedeniyle ortaya çıkan reel gelir kaybı vatandaşa borçluluk olarak yansımış oldu.” dedi. Vatandaşın günlük yaşamın yürütülmesi için acil kaynağa ihtiyaç duyduğunu belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “Kullanılan kredilerdeki artışın yanında daha vahim olanı, ödenmeyen kredi ve kredi kart borçlarındaki artış bizi korkutuyor.” diyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin temmuz ayı verilerine bakıldığında ise bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişiler içerisinden halen borcu devam eden kişi sayısının 2009’dan bu yana 3 milyon 85 bin 125’e ulaştığı görülüyor.
 
Macit, enflasyonla ilgili değerlendirmeler yapılırken enflasyon hedeflemesinin başladığı 2006 yılını dikkate almak gerektiğini söylüyor. Macit, Merkez Bankası’nın son 8 yıldır açık enflasyon hedeflemesi yaptığını ve bu dönemde sadece 3 defa hedefi tutturabildiğini belirtiyor. Reel ücreti gerileyen vatandaşın da belli bir yaşam standardını devam ettirebilmek için bireysel kredilere veya kredi kartına başvurmak durumunda kaldığını belirten Macit, bu dönemde tüketici kredilerinde ve kredi kartlarındaki artışta bunun da payının büyük olduğunu düşünüyor. Yani enflasyon nedeniyle ortaya çıkan reel gelir kaybı, vatandaşa borçluluk olarak yansımış oluyor.
 
Bülent Deniz, yaptıkları çalışmalarda eylül ayından itibaren ekonomideki olumsuz tablonun artmaya başladığını, tüketicilerin artan enflasyon nedeniyle günlük hayatta sıkıntıya düştüğünü söylüyor.
 

20 Eylül 2014 Cumartesi

Büyükada'ya Konuk Oluyoruz...


Yumurtaya Bir Ayda Yüzde 20 Zam Geldi

Rusya’nın Avrupa Birliği’ne ambargo uygulamasıyla en yakınındaki Türkiye için önemli bir ihracat fırsatı ortaya çıktı.
 
Ancak ihracatçılar için fırsat olarak gösterilen bu gelişme, vatandaşa pek de olumlu yansımadı. Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (Yum-Bir), eylülün ilk günü itibarıyla ortaya çıkan yumurta fiyatlarını geçtiğimiz gün açıkladı. Buna göre peşin fiyatlarla gerçekleşen yumurta fiyatları bir aylık sürede yüzde 20’lik artış gösterdi. Okulların açılma döneminde meydana gelen bu artışın geçen yılın aynı döneminde yüzde 5’ler seviyesinde kalması ise Rusya etkisini ortaya çıkardı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “İhracat yapacağız diye, iç pazardaki fiyatları, arz eksikliği nedeniyle yükseltmek kabul edilebilir değil.” yorumunda bulunurken, Yum-Bir Başkanı Hasan Konya, fiyat artışında Rusya’ya ihracat fırsatının ortaya çıkmasından ziyade okul dönemiyle yumurtaya artan talebin etkili olduğunu savundu.
   
Rusya, Avrupa Birliği ve Amerika’nın ekonomik yaptırımlarına karşı tarım ürünü ve ham madde alımını bir yıllığına yasakladı. Yaklaşık 43 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Rusya’nın ihtiyacını karşılayacağı ülkelerin başında Türkiye’nin yer alması ise fiyatların yukarı yönlü tırmanışa geçmesine neden oldu. Halihazırda kuraklık ve don nedeniyle gıdada yüzde 30’lara varan enflasyonla mücadele eden Türkiye’deki yumurta fiyatları bir ayda yüzde 20 arttı. Yum-Bir verilerine göre geçtiğimiz ağustos ayında 17 kuruş olan beyaz piliç yumurtasının fiyatı bir eylül itibarıyla yüzde 17’lik artışla 20 kuruşa yükseldi. En düşük artışın gözlendiği bu yumurta tipinde gözlenirken artış miktarı en yüksek olan yumurta tipi ise yüzde 22 ile beyaz yarka tipi yumurta oldu. Kahverengi ve beyaz yumurtaların fiyatlarında yaşanan fiyat değişimlerinin ortalaması ise yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti.
 
Ülkenin ihracat yapmasının, cari açığın kapatılması için gerekli olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “Ancak gıda, enerji ve benzeri stratejik kalemlerde, öncelikle iç pazardaki ihtiyacın karşılanması ve bu sağlanırken de, fiyatların toplumun alım gücüne paralel şekilde olması beklenir.” dedi.
 

31 Ağustos 2014 Pazar

Faturada Kaçak Elektriğe Ödenen Paranın Gizlenmesi Kanuna Aykırı

Elektrik faturasının yaklaşık yüzde 10’u kayıp ve çalınan elektrik için ödeniyor. Ancak dağıtım şirketleri, abone tepkisinden çekindiği için bu bilgiyi gizliyor. Kayıp-kaçağa ödenen bedelin faturada açık biçimde yer almaması Tüketici Kanunu ve Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesi’ne aykırı. Sektörün otoritesi konumundaki EPDK’nın bu çarpıklığa son vermesi gerekiyor.
 
Dağıtım şirketlerinin, elektrik faturalarında çalınan elektrik için ödenen parayı saklaması tüketicilerin tepkisini çekiyor. Abonelere gönderilen fatura ayrıntısında tüketim, satış fiyatı, sayaç okuma, TRT payı, Belediye Tüketim Vergisi, dağıtım bedeli gibi bilgiler yer alıyor. Ancak kayıp-kaçak için ödenen para faturada gösterilmiyor.
 
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, elektrik kayıp-kaçak bedelinin faturada gizlenmesinin tüketici hukukuna aykırı olduğunu söyledi. Deniz’e göre kayıp ve çalınan elektriğin faturada gizlenmesi aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM) Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan ‘bilgilendirme’ hakkının da açık ihlali niteliğinde. Tüketicinin ne için ve ne kadar para ödediğinin ayrıntısını faturasında görmesi gerekiyor. EPDK, faturalara yeniden kayıp-kaçak bedelinin gösterilmesini sağlamalı. Enerji yönetimi verilerine göre halen elektrik faturalarının yüzde 9,2’si kayıp enerji bedeli olarak ödeniyor. Son beş yıllık dönemde ise faturalarda ödenen kaçak elektrik parasında 0,5 puan artış gösterdi.
 
Enerji yönetimi, 2011 yılı başından itibaren elektrik faturalarının maliyet bazlı hesaplamalara göre hazırlanmasına karar verdi. Bu çerçevede elektrik dağıtım şirketleri, faturalarda bütün maliyet kalemlerine yer vermeye başladı. Faturalarda, abonelerden tahsil edilen elektrik kayıp-kaçak bedeli ‘K.K BEDELİ’ başlığıyla yer aldı. Ancak aboneler, kayıp ve çalınan elektrik için ödedikleri parayı görünce sert tepki gösterdi. Tartışmalar üzerine dağıtım şirketleriyle bir araya gelen Enerji Yönetimi, faturalarda kayıp-kaçak bedeline yer verilip verilmeyeceğini şirketlerin kararına bıraktı. Bunun üzerine şirketler faturalardan bu kalemi çıkardı. Zaman Gazetesi, 7 Eylül 2014 tarihinde ‘Elektrik faturasında kaçak bedeli gizlendi, kriz çözüldü’ başlığı ile konuyu kamuoyunun gündemine taşıdı.
 
TÜKETİCİ KANUNUNA AYKIRI
Elektrik faturalarında kaçak parasının saklanması, Tüketici Birliği Federasyonu’nun da tepkisine neden oldu. Federasyon Başkanı Bülent Deniz, faturalarda tüketicilerin parasını ödediği bütün ayrıntıların yer alması gerektiğini söyledi. Deniz, şöyle konuştu: “Son dönemde toplumdan gelen tepki üzerine EPDK tarafından kayıp-kaçak bedelinin faturalarda ayrıntılı olarak belirtilmemesi yönünde bir uygulama başlatıldı. TRT payı, dağıtım bedeli ve benzeri bütün kalemler faturada dururken, sadece kayıp-kaçak bedelinin faturada belirtilmemesi EPDK’nın gelen tepkilerden ne kadar rahatsız olduğunu ve bu bedelin haksız olduğunun EPDK tarafından da kabul edildiğini gösteren bir uygulama. Ayrıca kayıp-kaçak bedelinin iadesi için binlerce tüketici tarafından açılan davaların büyük çoğunluğunda tüketici lehine karar verildi. Son olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, bu bedelin hukuk devleti anlayışı ve adalet ile bağdaşmayacağı yönünde bir içtihat oluşturdu.” Deniz’e göre, kayıp-kaçak bedelinin faturada gizlenmesi, Tüketici Hukuku ve BM Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi’ne de aykırı. Bu bedel, tüketicin göreceği şekilde faturada yer almalı.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Tüketiciyi Korumasız Bırakarak Soyguna Zemin Hazırlanıyor

TBF Başkanı Av. Deniz, BDDK'nın yeni taslağının tüketici koruyan yasaları saf dışı bıraktığını söyledi. Taslağı değerlendiren bir banka yetkilisi de yasal boşluktan yararlanılarak soyguna zemin hazırlandığını savundu.

Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu’nun (BDDK) internet sitesinde kamuoyunun görüşüne sunduğu ‘Finansal Tüketicilerden Faiz Dışında Alınacak Ücret, Komisyon ve Masraflara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı’na ilişkin yankılar sürüyor. 

 
Yargı kararlarıyla haksız bulunan 60'a yakın ücret ve komisyon kalemini 20'ye indiren yeni taslağa ilişkin konuştuğumuz bir kamu bankası üst düzey görevlisi; bankacılık sisteminde ücret ve dosya masrafının başka adlarla alınmasının tüketiciler açısından kabul edilemez olduğunu söyledi.

HESAP İŞLETİM ÜCRETİ HAKSIZ
“Yargıtay’ın içtihat haline gelmiş kararlarında açıkça, bankaların tüketicilere kredi kullandırırken faiz dışında sözleşmede yer verilmek sureti ile yalnızca o kredi için yasal ve zorunlu masrafları alabilmeleri mümkün görülmüştür'' bilgisini veren yetkili BDDK'nın yeni taslağına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ''Yasal zorunluluk nedeniyle bankayla işlem yapan tüketicilerin hesap işletim ücreti veya benzer isimler altında birtakım bedelleri ödemek zorunda bırakılması da haksız ve hukuksuzdur.

Bankalara var olan hukuk düzenindeki boşluktan yararlanarak ve buna yasal kılıf uydurularak soyguna zemin hazırlanmaktadır. BDDK’nın taslağı ilan etmesinin bir anlamı yoktur. Uygulamanın tarafı olan sade vatandaş taslağı alıp irdeleyemez, irdelese de karşı taraf olan bankalar ve finans kurumları kadar sesini duyuramaz.

 
TASLAK BİR SONUÇ YARATMAZ
Taslak, bir yaptırım getirmediği için mevzuat halinde geldiği zaman bile bir sonuç yaratmayacaktır.

Birincisi müşteri ihtiyaç halinde iken her şarta mecburdur, onu BDDK’nın koruması ve ihtiyaç durumunun istismara yol açmamasını temin etmesi gerekir.

Masraf türlerinin adı ya da adedi değil, kullanılan kredi ya da alınan hizmete göre oranı sınırlandırılmalıdır. Paranın 29 yerine 20 kalemde tahsil edilmesi sadece şekildir, özü değiştirmez.

İlan edilen masrafların yüzde 20’ye kadar artması makul sayılmıştır. Oysa bu en fazla enflasyonla sınırlanmalıdır. Ücretlerde 'makul' tanımı 'bankalarca makul' anlamında ise bu bir ölçü olamaz. Aslında 'makul’ün BDDK tarafından baştan belirlenmesi gerekir. Ancak o, enflasyonu ikiye katlayan bir rakamuı bile makul saymıştır.

 
Sürekli olmayan işlerde ücret serbest bırakılmıştır. Müşteri her gün kredi alıp her gün transfer yapmayacağına göre 'sürekli' işlem diye bir şey olamayacağı için taslak bu konuda bankalara açık kapı bırakmıştır.''

 
BANKALARA ENFLASYONUN 2 KATI ZAM YETKİSİ
Yeni taslakla birlikte 60 kalemden alınan ücret ve masrafların 20'ye indiriliyor olmasının yanılıcı olduğunu ifade eden eden Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz de, ''Tüketici kredilerinde, dosya masrafı da dahil 4-5 ayrı kalemden alınan masraf ve ücretler tahsis ücreti adı altında toplanıyor'' dedi.

 
Yeni taslakla beraber dosya masrafı, kart aidatı gibi yargı kararlarıyla hakız bulunan ücretlerin ''tüketiciyi koruyan yasalar ekarte edilerek'' yasal hale getirildiğini ifade eden Av. Deniz, ''Taslakta, SMS ücreti vs. gibi ufak kalemler tıraşlanmış. Bunun yanında ise bankalar, aldıkları bazı masraf ve ücretlere yüzde 20'nin altında zam yaptıklarında izne tabi tutulmayacaklar. Asgari ücret ve maaşlara enflasyon kadar zammı çok görenler, bankaların enflasyonun iki katı izinsiz zam yapma hakkı veriyor'' diye konuştu.

 
'YAZIKLAR OLSUN'
Taslağın yürürlüğe girmesi halinde Danıştay'a dava açacaklarını belirten Av. Deniz, ''Biz BDDK'ya da gerekli itirazlarımızı yapacağız. Buna ilişkin bir rapor hazırlıyoruz. Fakat, her ne kadar düzeltilirse düzeltilsin Yeni Tüketici Kanunu ile aynı mantıkla hazırlanan bu taslağın tüketiciden yana bir hal alması mümkün değildir. Biz bu taslağa ilişkin 'yazıklar olsun' diyoruz'' ifadelerini kullandı.

DOLANDIRICILARA FIRSAT TANINIYOR
Bankalardan, geçmiş dönemlere ait dosya masrafı ve kredi kartı aidatlarının yargı yoluyla geri almak isteyen tüketiciler bazı dolandırıcıların ağına düşüyor. Kurdukları merdiven altı çağrı merkezleri aracılığıyla tüketicilere kısa mesaj veya telefonla arayarak ulaşan çıkarcılar adeta vatandaşı sömürüyor.

Bankaların aldıkları bu ücret ve masraflar konusunda toplumun vicdanında ciddi bir rahatsızlık olduğunu ifade eden TBF Başkanı Av. Bülent Deniz, ''Bankaların bu uygulamalarına karşı tüketicinin çığlığını duymayan siyasi iktidar bankalarla kol koladır. Bir takım dolandırıcılar tüketicinin zaten internet vasıtasıyla kolaylıkla ve bedava ulaşabileceği hazır dilekçe örneklerini 100-180 TL karşılığında kargo ile göndererek satıyorlar. Geriye dönün hesaplandığında 4-5 bin TL'yi bulan bu masrafları alacağını düşünen tüketici de bu tuzağa düşüyor'' dedi.

Bunun yanında bazı avukatların da vekalet toplamak suretiyle bu tür işler içinde olduğu yönünde haberler aldıklarını anlatan Av. Deniz, ''Bu paralar tüketiciye iade ediliyor mu, edilmiyor mu bilmiyoruz'' diye konuştu.
 
 
 

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Tüketici Bankaya Teslim Edildi!

BDDK, bankacılık işlemlerinde tüketicilerden alınan ücretler ile ilgili yaptığı değişikliklere ilişkin taslağı yayımladı. Tüketici lehine gibi gösterilen taslak, aslında alınan haksız ücretleri meşru hale getirecek; kazanan taraf yine bankalar olacak.
 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bankaların tüketicilerden aldığı hesap işletim ücreti, banka kartı parası, komisyon ve dosya masraflarına ilişkin yönetmelik taslağını yayınladı. Taslakta yer alan maddelere göre, bankaların aldığı 49 kalem ücret iptal edilse de, geri kalan 23 kalem ücrete izin çıktı. Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat M. Bülent Deniz, BDDK’nin yayınladığı taslağın 28 Mayıs’ta çıkan Tüketici Yasası’nın zorunlu bir sonucu olduğunu, BDDK’nin yasanın uygulanma şekline ilişkin bir taslak yayınlamış olduğunu söyleyerek, öngörülen düzenleme ve uygulamaların kesinlikle tüketici lehine olmadığını belirtti.

HAKSIZ ÜCRETLER MEŞRU OLDU
Daha önce 62 kalemden haksız ücret alabilen bankaların, bu düzenleme ile 23 ücret alacakları bilgisinin yayılması ile bir algı yönetimi yapıldığını belirten Deniz, “Tüketici lehine büyük bir adım gibi gösterilen bu taslak, aslında bankalrın aldığı haksız ücretlere aynen devam edeceğinin, daha da kötüsü artık bu ücretlere karşı tüketicinin itiraz edemeyeceği şekilde hukuki meşrutiyet kazandırıldığına işarettir” şeklinde konuştu.

BDDK’DEN ALGI YÖNETİMİ
Deniz, BDDK’nin yayımladığı taslağı şu şekilde özetledi: “Taslakta bankaların alacağı hizmet bedelleri ile ilgili gruplandırma yapılmış. Yaklaşık 23 tane hizmet bedeli alınması ile ilgili düzenleme yapılmış. O hizmet bedelleri incelendiğinde daha önce 62 adet olan bu bedeller nasıl 23’e düştü diye bakıldığında gerçekten bazı akıldışı kalemlerin iptal edildiğini görebiliyoruz, ancak daha önceden farklı isimlerle alınan hizmet bedelleri bir araya getirilmiş. Yani, örneğin, kredi çekerken ‘borcu yoktur’ belgesi, operasyon belgesi, dosya masrafı gibi bazı bedeller, farklı isimler altında alınacak. Taslakta tahsis ücretleri tek bir grup altında toplanmış, dolayısıyla BDDK 62 tane bedelden çok az bir kısmını kaldırmış, kalanı da yalnızca gruplandırdırdığı halde, ‘Bankaların aldığı ücretleri kısıtladık’ diye bir algı yönetimi yapmıştır.”

BANKA ÇALMAYA DEVAM EDECEK
28 Mayıs’ta yürürlüğe giren Tüketici Yasası gibi bu taslağın da tüketici lehine bir taslak olmadığına dikkat çeken Deniz, “Bu taslak ile birlikte ne yazık ki bankaların aldığı bu haksız ücretler, hukuki zeminde meşru hale getirilmiştir. Taslak, bankanın aldığı ücretlere bir sınırlama getirmiyor, sadece alınacak ücretlere asgari ve azami bir sınır koyuyor” diye konuştu. Bankaların bu ücretlere zam yapabildiklerini de vurgulayan Deniz, “Hatta zam yaparken yüzde 20’nin üzerinde zam yapmak zorundalar, yüzde 19 oranında zam yapabilmek için BDDK’den izin almak zorundalar. Sadece yüzde 20’nin üzerinde yapılan zamlara BDDK’ye danışılmadan onay verilebiliyor. Yani bankaların eskisi gibi çalıp oynayacakları düzen aynen devam ettiriliyor, hatta daha kötüsü legal hale
getiriliyor” dedi.

‘TÜKETİCİ ÇARESİZ BIRAKILDI’
Bu taslağın yürürlüğe girmesi ile birlikte tüketicinin karşı çıkabileceği bir mecra kalmayacağını belirten Deniz,Artık maalesef bu ücretlere karşı dava açmak da mümkün değil. Bankacılık sektörünü tüketiciye karşı bu kadar koruyan bu düzenleme tarihe geçecek bir düzenlemedir. Şu anda tek bir dileğimiz var, bankalar aldıkları bu ücretler hakkında, aralarında anlaşmadan rekabete girerlerse bu ücretlerin miktarları belki azalabilir. Maalesef tüketicinin de başka çaresi kalmış değil” diye konuştu.
Bankaların almaya devam edeceği ücretler
Bireysel krediler
»Tahsis
»Ekspertiz
»Taşınır ve taşınmaz rehin
Mevduat
»Hesap işletim
»Para çekme
»EFT
»Havale
»Swift
Kredi kartları
»Yıllık üyelik
»Ek kart yıllık üyelik
»Kart yenileme
»Nakit avans çekim
Diğer
»Kiralık kasa
»Kampanyalı ürün ve hizmet
»Fatura ödeme
»Arşiv-araştırma
»Onaya bağlı bildirim
»Bakiye sorgulama
»Kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan ödeme
»Üçüncü kişilere yapılan ödeme
 
 
 

Bozuk Para Tümleme Ücreti Kalktı, Kart Aidatı Devam Edecek

Geçtiğimiz yıl bankalara yaklaşık 22,5 milyar liralık getiri sağlayan bankacılık hizmet gelirleri ve komisyonları, BDDK’nın yönetmelik taslağıyla 62 kalemden 20’ye düşürüldü. “Hizmet kalemleri azalmış olmadı, birçoğu gruplandırıldı.” diyen Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, BDDK’nın tüketici lehine bir şey yapmadığını söyledi.
 
Bankaların en çok eleştirildiği konu olan hizmet gelirleri ve komisyonlarla ilgili düzenlemelerin yer aldığı taslak dün görüşe açıldı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların aldığı ücret ve komisyonlarla ilgili yayınladığı yönetmelik taslağıyla, sektörde bankalara göre değişen ortalama 60’ın üzerindeki ücret ve komisyon kalemlerinin sayısını 20’ye düşürürken, bu kalemlere tüm bankalar için bir standart getirdi. Ayrıca bankalara, tüketiciye yıllık üyelik ücreti bulunmayan bir kredi kartı sunma zorunluluğu taslağa koyulurken, dosya masrafı, istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, kredi dekont ücreti, ödeme planı değiştirme ücreti, değişken taksitli ödeme planı gibi ücret kalemleri yasaklandı.
Taslağa göre vatandaşların bankalar ve diğer finansal kuruluşlar ile olan ilişkilerinde karşılaştıkları ücret, komisyon ve benzeri masraf kalemleri sadeleştirilerek sayıca azaltıldı. Yönetmelik ekinde yer alan 20 ücret kalemi dışında hiçbir ücretin alınamayacağı bir model oluşturuldu. Ücretler, 5 farklı grupta sınıflandırıldı. Makul olmayan ücret taleplerinin önüne geçildi. Yeni bir ücret konulabilmesi için kurumdan izin alınması zorunlu hale getirildi. Bankaların aynı işlemi farklı adlar altında birkaç defa ücretlendirmeleri önlendi, ücret talep edilebilecek her ürün ve hizmet için vatandaştan ayrı ayrı onay alma zorunluluğu getirildi.
 
Ücret artışlarını keyfiyeti önlemek amacıyla, yıllık yüzde 20’nin altındaki artışlarda tüketicinin bilgilendirilmesi zorunlu tutuldu, hiçbir ek maliyete katlanmadan ürün veya hizmetin kullanımından vazgeçme imkanı tanındı. Ücretlerde yıllık yüzde 20’nin üzerindeki artışlarda ise finansal kuruluşların tüketiciye ulaşarak yeniden tüketicinin onayını alması şartına bağlandı. Bankalara tüketiciye ‘yıllık üyelik ücreti’ bulunmayan bir kredi kartı sunma zorunluluğu getirildi. Ayrıca 180 gün ve daha uzun süre kredi kartını kullanmayan vatandaşlardan ücret tahsil edilmesi engellendi. Banka kartlarından ve sanal kredi kartlarından da ücret alınması yasaklandı. Tüketicinin kendi bankasının ATM’lerinden ve şubelerinden kendi hesabına para yatırma, bakiye sorgulama ve banka tarafından belirlenen limit dâhilinde ATM’lerinden para çekme işlemlerinden ücret alınmasının önüne geçildi.
 
Tüketici Yasası’nın birçok kısmının bu taslağa zorunluluk nedeniyle koyulduğunu belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, “BDDK bu düzenlemeleri sanki yeni yapıyormuş gibi bir algı yönetimi yapıyor.” yorumunda bulundu. Bankaların aldıkları ücretlere bir yıl içerisinde yüzde 20’den az zam yaptığında herhangi bir yerden izin almasına veya tüketici onayına ihtiyacı olmadığını savunan Deniz, “Bu hükmü biz çok tehlikeli buluyoruz.” dedi. 20 kalemden ücret alınmasıyla ilgili, “BDDK’nın düşündüğü şey şu: Tahsis ücreti adı altında istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, ödeme değiştirme ücreti, değişken taksit ödeme planı ücreti gibi 62 kalemdeki ücretleri bir isim altına getirdi. Yani bu hizmet kalemlerini azaltmış olmadı, birçoğunu gruplandırdı. BDDK burada çok da tüketici lehine bir şey yapmış değil.” ifadelerini kullandı.

Petrol Fiyatlarındaki Düşüş Benzine Yansımıyor

Petrol fiyatlarında son iki aydır yaşanan düşüş pompaya yansımadı. Benzin fiyatı yerinde saydı. Aynı dönemde dolar yüzde 1.5 artarken pompa fiyatı sadece yüzde 2.2 düştü.

Petrol fiyatlarındaki artışını bahane göstererek her fırsatta zam gazına basan akaryakıt firmaları, düşüşleri dikkate almıyor.Son 2 aydır brent petrolün varil fiyatı yüzde 10.1 gerilerken, benzindeki indirim sadece yüzde 2.2’de kaldı. Üstelik, aynı dönemde doların da sadece yüzde 1.5 değer kazanması, bahanelere de fırsat tanımayacak seviyede.

11.5 dolarlık düşüş
Dünya petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşe rağmen, en ufak bir dalgalanmayı bile fırsata çevirerek bir gün bile beklemeden zam yapan akaryakıt dağıtım firmaları bu dönemde sessiz kaldı. Petrol fiyatları istikrarlı şekilde azalmaya devam ederken, 1 Ağustos’ta 5 kuruşluk indirimle 4.98 liraya düşürülen benzin fiyatı, 20 gündür değişmedi. Bu dönemde brent petrolün varil fiyatı tam 11.5 dolar geriledi.

İndirimde kaplumbağa hızı
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, akaryakıt şirketlerinin zamda koşaradım hareket ettiğini, indirimde ise kaplumbağa hızına düştüklerini söyledi. Bu durumu Enerji Bakanlığı’na sorduklarında, petroldeki değişikliklerin birkaç ay içinde benzin fiyatına yansıya-bileceği cevabını aldıklarını ifade eden Deniz, akaryakıttaki dolaylı vergilerin yüksekliği sebebiyle devletin de bu işe karışmadığını kaydetti.

Vergiden vazgeçemiyor
Vergi silahının devlet için bir düzenleyici olduğunu vurgulayan Deniz, pompa fiyatlarının düşmesinin enflasyon ve genel fiyatlarda düşüşe neden olacağını fakat devletin akaryakıttan gelen vergiden vazgeçemediğini kaydetti.

Vergisiz fiyatta ikinciyiz
EPDK’nın temmuz ayına ilişkin Petrol Piyasası Fiyatlandırma Raporu’na göre, Türkiye'de vergisiz benzin fiyatı AB ortalaması olan 1,97 liranın, vergisiz motorin fiyatı da AB ortalaması olan 2,01 liranın üzerinde gerçekleşti. Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında vergilendirme öncesi, litre başına 2,12 lira ile benzinin en pahalı satıldığı ikinci, litre başına 2,15 lirayla da motorinin en pahalı satıldığı dördüncü ülke oldu. Vergilendirme öncesi benzinin en pahalı olduğu ülke, 2,18 lirayla Danimarka olurken, motorinde ise 2,22 lirayla Yunanistan zirvede yer aldı.