30 Aralık 2018 Pazar

Dolandırıcılardan yeni taktik

Dolandırıcılık yöntemleri artık sınır tanımaz hale geldi. Çeşitli yöntemlerle binlerce kişiyi tuzaklarına düşüren dolandırıcılar, her gün kurbanlarına yenilerini ekliyor. İşte yeni dolandırıcılık türü...


Dolandırıcılık yöntemleri artık sınır tanımaz hale geldi. Çeşitli yöntemlerle binlerce kişiyi tuzaklarına düşüren dolandırıcılar, her gün kurbanlarına yenilerini ekliyor. Dolandırıcıların yeni yöntemiyse "kurye". CNN TÜRK muhabiri Sema Akbulut ve kameraman Emre Kınacı, dolandırıcıların yeni yöntemini sizler için araştırdı.

Dolandırıcılar, yöntemlerine bir yenisini daha ekledi; "kurye tuzağı". Yeni taktiğin ilk adımı ise "Alo kiminle görüşüyorum? Kuryenizi getirdim. Kapınızın önündeyim, nereye bırakayım?". Vatandaş cevap veremeden kapanan telefon, dolandırıcıların ağına düşmeniz için hazırlanmış tuzağın başlangıcı. Sizi arayan 0888 veya 0800'lü numaradan gelen aramaya geri döndüğünüzde de 7 saniyesi 25 TL'ye varan ücretlendirme ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Konu ile ilgili CNN TÜRK'e konuşan siber güvenlik uzmanı Burak Tahmaz, "200, 250, 1000, 3000 TL gibi dolandırıcılık ile karşı karşıya kaldık. Arayan numarayı geri aramamızla başlayan, 7 saniyesi 25 TL gibi bir ödeme operatör tarafından faturaya yansıtılıyor" dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise, "Dolandırıcıların zekalarına yetişmek mümkün değil. Çözülen oyunların üzerine yeni bir oyun ekleyip, tüketicileri, vatandaşı kandırmaya devam ediyorlar" şeklinde konuştu.

Doğada iyi de kötü de kaybolmaz

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz İklim Ekonomisi'nde bu hafta iklim değişikliğinin tüketiciye etkisini anlatıyor.

İklim Ekonomisi'nde bu hafta...

Kanal Ekonomi'de, Gazeteci-Yazar Çetin Ünsalan'ın hazırlayıp sunduğu İklim Ekonomisi'nde bu hafta iklim değişikliğinin tüketiciye etkisini, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz anlatıyor.



7 Aralık 2018 Cuma

Trafik Cezaları Can Yakacak

2019 yılında vergiden, harçlara, cezalara kadar her şeyin bedeli yüzde 23,73 arttı. Yeni yılda trafik cezaları da bu artıştan nasibini alacak. Geç gönderilen ve biriken trafik cezaları nedeniyle vatandaş dertli.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Habertürk canlı yayınında Ebru Baki'ye değerlendiriyor.


Kart borcu 1.000 TL: Asgari ödemeyle borç 38 ayda bitiyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bazı sektörlerde kredi kartlarına uygulanacak taksit sayısını arttırdı.

Elektronikten, sağlık giderlerine kadar bir çok alışveriş için tüketicilere yeni taksit olanağı sunan düzenleme ve ekonomideki son durumu Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz Yol TV'ye değerlendirdi.





23 Kasım 2018 Cuma

Black Friday İzdihamı

Kapitalizmin tüketicilere bir başka tezgâhı, Black Friday...

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Yol TV. Ana Haber'de anlatıyor.


23.11.2018, Yol TV. Ana Haber

İDO'nun İç Hat Sefer İptallerine Tepki Yağıyor

İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ.nin İstanbul iç hat seferlerini, "zarar ettiği" gerekçesiyle 01.12.2018 tarihinden itibaren iptal edeceğine ilişkin kararına tüketicilerden tepki geldi.

Haber Global'in canlı yayınında konuyu değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, İDO'nun bu kararını rekabetten kaçınan, "oynamıyorum, küstüm" yaklaşımı olduğunu belirterek, İstanbul içi ulaşımın aynı zamanda kamusal hizmet olduğunu ve bu konunun mutlaka çözüme ulaştırılması gerektiğini söyledi.

19.11.2018, Haber Global

Teslim edilmeyen Daire için Banka da Sorumlu


Tüketici Mahkemesi, satın aldıkları evler teslim edilmeyen çok sayıda kişiyi yakından ilgilendiren önemli bir karar verdi.

Dumankaya İnşaat’tan 3 yıl önce aldığı ve teslim edilmeyen konut için, tüketicinin açtığı davada önemli bir karar imza atan mahkeme, dairenin alınması için kredi veren bankayı da sorumlu tuttu. Mahkeme, tüketicinin hem müteahhite hem bankaya ödediği paranın faizi ile iadesine karar verdi.


CNN Türk yayınında konuyu değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, kararın olumlu ve tüketici lehine olduğunu belirterek, benzer durumdaki tüketicilerin Tüketici Mahkemeleri'nde dava açmaları gerektiğini söyledi.


19.11.2018, CNN Türk, Ana Haber

20.11.2018,

Zamlı bakım enflasyonla mücadeleyi gölgeliyor

Motorlu taşıtların kış bakımı maliyetleri yüzde 40’ın üzerinde arttı. Zamlara tepki gösteren tüketici hakları savunucuları, bu hizmetlerinin de enflasyonla topyekün mücadele kapsamına alınmasını talep etti.

Araçlarını kış bakımı için oto bakım ve tamir servislerine götüren vatandaşlar, karşılarına çıkan yüksek faturalardan şikayetçi olurken, servis yönetimlerini anlayışlı olmaya davet eden tüketici örgütleri, fiyatların makul seviyelere çekilmesini istiyor.

Yanlış bir uygulama
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ilk 10 ayda yedek parça bedellerinin yüzde 44, tamir ve bakım ücretinin yüzde 21 artırılmasının yanlış bir uygulama olduğuna dikkat çekti. Yedek parça fiyatlarının geçmişten bugüne tartışılan bir konu olduğunu belirten Deniz, “Bu ürünlerin satışı ithalatçıların tekelinde. Bedelleri önemli oranda artıran ithalatçılar fiyatlarda geri adım atmayarak tüketicileri sanayiden çıkma ürün almaya yöneltiyor. Maalesef bu durum da otomobil kullanıcılarının hayatın tehlikeye atabiliyor, can ve mal kayıplarına neden olabiliyor” dedi. Deniz, oto galerilerindeki indirim seferberliğinin bakım servislerine yansımadığını belirterek, “Enflasyonla topyekün mücadele kapsamında bu konu da gündeme getirilmelidir” uyarısında bulundu.

Şikâyetler artıyor
Dolar ve Euro’nun artışını bahane eden ithalatçı firmaların yedek parça fiyatlarına yüzde 40-65 zam yaptığından yakınan Deniz, şöyle konuştu: “Bize bu konuda çok sayıda şikâyet geliyor. İstismarlardan yakınanların adedi giderek artıyor. Burada bizim ithalatçılara çağrımız, fiyatları kur ile aynı oranda artırmalarıdır. Tabii şu anda kur geriye geldi ama fiyatlarda bir oynama yok. Bu durumu anlamak mümkün değil.”

Buğra Kardan, 22.11.2018 Yeni Akit 

13 Ekim 2018 Cumartesi

Tüketiciye müjdeli haberler

Ekmeğimize, yumurtamıza, sebze ve meyvemize göz dikenlerle etkin mücadele devam ediyor. Vatandaş ile devletin işbirliği etkisini göstermeye başladı. Türkiye’nin dört bir yanında yüksek kuru bahane edenlere karşı dayanışma devam ediyor.

İstanbul Valisi Vasip Şahin’in ekmek fiyatında artışa gidilmeyeceğini belirterek, 250 gram ekmeğin 1,25 liradan satışa sunulacağını açıklaması dar ve orta gelirli aileleri mutlu etti. Açıklamayı yerinde bulan tüketici dernekleri, halkı gramaj oyunlarına karşı dikkatli olmaya davet etti.

Olumlu bir adım atıldı
Tüketiciler Birliği Federasyonu Bülent Deniz, ekmeğin fiyatının arttırılmamasının çok olumlu bir adım olduğuna işaret etti. Deniz, “Her eve giren temel tüketim ürünü ekmeğin temini güçleşmemeli. Bu çerçevede İstanbul Valiliği tarafından alınan karar önemli ve anlamlı” dedi.

Gramaj şikâyetleri arttı
Deniz, ekmekte gramaj hileleri ile ilgili şikâyetlerin arttığını vurgulayarak, “Taahhüt edilen gramajların altında üretim ve satış yapanlar toplumu aldatıyor. Şu aşamada ekmek ile ilgili ‘fırından aldım 250 gram, eve geldim 200 gram’ gibi yakınmalar var. Bu yakınmalara kulak verilmeli. Ekmeğin kimyevi maddelerle gramajının şişirildiği iddiaları da önemle ele alınmalı. Kontroller fırıncı odaları, yerel yönetimler ve tarım müdürlükleri tarafından yapılmalı” diye konuştu.

Deniz, tüketicilere de “Kuşkulandığınız takdirde fırında ekmeğin tarttırılmasını talep edin. Bir oyun döndüğünü anladığınızda mutlaka ve mutlaka ilgili birimleri arayın, ihbarda bulunun” diye seslendi.

Denetimler yoğunlaşmalı
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise tüketicilere “Oyuna gelmeyin, ürünleri tek tek tarttırın” tembihinde bulundu. Kamu kurumlarını da gramaj hilelerine imkân tanınmaya, denetimleri arttırmaya çağıran Ağaoğlu, “Gramajı indirenler, halkın ekmeği ile oynayanlar bir bir belirlenmeli, en ağır müeyyideler ile karşı karşıya kalmalıdır” ifadesini kullandı.

Kantar önerisi
Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut Çelikus da “Müşterilerin önüne kantar konulmalı. Gramaj ile ilgili kuşkuları olanlar ekmeği tartmalı, alıp almayacağına karar vermeli” önerisini sundu. Çelikus, gramaj eksilten fırıncılara tepkisini şöyle dile getirdi: “Bunun adı soygundur, Ahilik kültürüne ihanettir. İlan edilen gramajın altında ekmek üretenler günaha girmekte, hak yemektedir. Bunlar tek tek saptanmalı, yaptırıma tabi tutulmalıdır. Kimyevi ürünler ile dikkat edilmelidir. Burada yerel yönetimler kontrollere önem vermeli, usulsüzlük yapanlara karşı önlem almalıdır. Bu önlemlerin tüketicilerin yararına, ekonominin lehine olacağı unutulmamalıdır.”

İBB’den konumlu ihbar çağrısı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Beyaz Masa, vatandaşlardan ekmek fiyatının 1- 1.25 liranın üzerinde satıldığı yerleri konum atarak ihbar etmesini istedi.

Meyve ve sebze fiyatları düşecek
Kur dalgalanmaları sonrasında zamlanan meyve ve sebze fiyatları ile ilgili tüketicileri sevindirecek bir haber geldi. Toptancılar, üretimin artacağını; seralardan yeni ürünlerin geleceğini ve fiyatların gerileyeceği müjdesini verdi.

Dolar ve Euro’daki inişli çıkışlı eğilimin girdileri arttırmasının ardından fiyatı fırlayan meye ve sebze ile ilgili tüketicileri rahatlatacak açıklamalar yapılıyor. Toptancılar, fiyatların yakında normale döneceğini kaydediyor. Türkiye Halciler Federasyonu (TÜRKHAL) Başkanı Yüksel Tavşan, tarlalarda ve seralarda üretimin artması; yeni ürünlerin gelmesinin ürün bedellerini aşağı çekeceğini belirtti. Tavşan, “Antalya’da seralar üretime başlamadı. Üretime start verilmesi ve ürünlerin bolluğu fiyat atışlarını durduracaktır. Örneğin şu anda 7 liradan satılan salkım domatesin kilogram bedeli gerileyecektir” dedi.

Tavşan, rekolte artışına bağlı olarak patates ve soğan fiyatının aynı kalacağını, ıspanak ve karnabahar gibi kış sebzelerine indirim geleceğini dile getirdi.
Kur maliyetleri arttırdı

Sebze ve meyve fiyatlarını arz-talep dengesinin belirlediğine işaret eden Tavşan, “Elbette kurların oynaklığı üretim, enerji ve nakliye giderlerini arttırdı. Örneğin seralarda tohum, naylon ve demir gibi maliyetler katlandı. Ne var ki toptancılarımız ve perakendecilerimiz bu gider artışlarını sübvanse etmek için ellerinden geleni yaptı, yapıyor” ifadelerini kullandı.

Arz-talep dengesi belirleyici
Fiyat tartışmalarına değinen Tavşan, şöyle konuştu: “Böyle dönemlerde fiyat artışları ile ilgili tartışmalar bol olur. Suni fiyat artışlarının olup olmadığı, ürünlerin stoklanıp stoklanmadığı araştırılır. Araştırılmalıdır da. Ama bilinmeli ki meyve ve sebzelerin önemli bölümü depolarda durmaya tahammülü yok. Ürünler pahalandığında hemen toptancılar ve perakendecilerden kuşkulanılıyor. Ama onların da ürünleri hangi fiyatlardan alıp sattığı belli, kâr oranları ortada. Şu da unutulmamalı, fiyatları arz-talep dengesi belirliyor. Şu anda arz yani üretim daraldığı için fiyat artışları ile karşı karşıyayız. Denetimlerin yoğunlaştığı, ürünlerin fiyatlarının takip edildiği bir ortamda toptancının ve perakendecinin bedelleri yüzde 300-400 arttırması mümkün değil.”

Telefondan fiyat takibi mümkün
Tavşan, tüketicileri ürün ve fiyat denetimlerine duyarlı olmaya davet ederek, “Marketlerde meyve ve sebzelerde bulunan karekodlardan ürünün nereden, kimden geldiği, kaç elden geçtiği görülebilir. Toptan ve perakende fiyatı, alış ve satış bedelini takip edebilirsiniz. Takip için Ticaret Bakanlığı’nın Hal Kayıt Sistemi’ni cep telefonuna indirmeniz yeterli. Kuşkusuz bu en iyi denetim yöntemi” uyarısını yaptı.

“Maliyet artışlarını tüketiciye yansıtmadık”
İndirim marketler, kur artışlarının rafları vurmaması adına gerekli her adımı atıyor. Bu marketlerden A101’in CEO’su Erhan Bostan, üretim maliyetlerini tüketicilere yansımamasında önemli rollerinin bulunduğunu ifade etti.

Petrol fiyatları ve kurda yukarı yönlü oynamaların ürün bedellerin arttırdığına işaret eden Bostan, şu mesajları verdi:

Dolar ve Euro’nun dalgalı eğiliminden ötürü tedarikçilerimizin maliyetler arttı. Tedarikçilerimiz son bir kaç aydır zorlanıyor. Üretici fiyat enflasyonu 46 çıktı, tüketici fiyat enflasyonu 24,5 çıktı. Üreticiler, maliyetlerindeki artışı tüketicilere yansıtamadı. Bunun bir nedeni de biziz. Biz burada tüketici adına fiyatları savunabildiğimiz kadar savunuyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) daha düşük enflasyona sahibiz.

Ağustos ayında fiyatlarda artışlar olunca tüketiciler bize yüklendi ve neden fiyatları arttırdığımızı sordu. Ekip arkadaşlarım buna üzüldüler, “Biz en ucuzuz” dediler. Ben de onlara “Bizim tüketiciye vaadimiz ucuzluk, dolayısıyla tüketicinin söylenmesi normal. Rakiplerimizin başka vaatleri var, çeşitlilik, deneyim farklı şeyler teklif ediyorlar. Bizim vaadimiz ucuzluk” cevabını verdim.

A101’in dolar ve Euro ile işi yoktur, 8 bin mağazamızın bir tanesi dışında hepsinin kirası TL’dir. Tüm satın almalarımız TL üzerindendir.

2018’i 20.1 milyar TL’yi aşkın bir ciro ile tamamlayacağız, bu da yüzde 41’lik büyüme demek.

Buğra Kardan, 07.10.2018 Yeni Akit,

10 Eylül 2018 Pazartesi

Yastığın altı da, üstü de dolar...

"Yastık altı" muhabbetine, 6 Ağustos 2018’de yazdığım Yastığın Üstünde Ne Var? isimli makale ile bulaşmış, Merkez Bankası’nın 2018/Haziran Ayı Parasal Gelişmeleri belgesinde yer alan verilerden yola çıkarak; Türkiye ekonomisindeki dolarizasyon oranının yüzde 40-45 arasında salındığını, bu oranın ekonomi bilimi tarafından kabul edilen yüzde 30’luk sınırın hayli üzerinde olduğunu, dolayısıyla yastık altındaki dövizlerin TL’ye çevrilmesi çağrısının karşılığının, yaşanan ekonomik düzende olanaksız olduğunu anlatmaya çalışmıştık.

Aradan 1 ay geçti.
Merkez Bankası Temmuz Ayı Parasal Gelişmeleri belgesini yayınladı.
Şimdi oradaki verilere bakarak, kaynayan ekonomideki dolarizasyon eğiliminin 1 ayda nereden nereye geldiğini görmeye çalışalım.

Ülkenin ulusal para birimi yerine, yabancı ülke parasının kullanılıyor olması; ekonomik ilişkilerde yabancı para biriminin esas alınmasına, dolarizasyon deniyor. Dolarizasyon, ülke ekonomisine olan güvensizliğin en somut tepkilerinden biri.

Bir ülkedeki dolarizasyon eğilimini ölçmek için iki basit formül uygulanıyor;

İlki yabancı para cinsinden mevduatın toplam mevduata oranı.
2018/Temmuz ayı verilerine göre toplam mevduatımız 1.737.031 milyon TL.
Yabancı para cinsinden mevduat ise, 781.560 milyon TL.
Bu formüle göre, toplam mevduatın yüzde 44,99’unu yabancı para cinsinden mevduat oluşturuyor.
Önceki ay bu oran yüzde 44.25’di. Yani "yastığın altı" muhabbeti başladıktan sonra dolarizasyon eğilimi azalacağına, yüzde 0,74 oranında yabancı paraya geçiş artmış durumda.

Bir diğer formül, yabancı para cinsinden mevduatın dolaşımdaki para ve banka mevduatlarının toplamına oranı.
Yine 2018/Temmuz ayı verilerine göre, dolaşımdaki toplam para ve toplam mevduat miktarı 1.871.189 milyon TL.
Yabancı para cinsinden mevduatın, bu rakama oranı yüzde 41,76.
Önceki ay bu oran 40,95’ti. Yani bu formüle göre de, yüzde 0,81 oranında artış söz konusu.

Yaşanan ekonomik krizle mücadele sürecinde, toplumun her kesiminden dolardan kaçınarak ulusal para ile yaşamı ve ekonomiyi yürütmesi beklendiği ve bu beklentinin en yoğun dillendirildiği 1 aylık dönem içinde, yabancı paranın ülke ekonomisinde kapladığı yerin yüzde 1’e yakın artmış olması hepimizi ve en başta da ekonominin dümeninde oturanları düşündürmeli...

Küresel saldırı nedeniyle ekonomik kriz iddiası doğru ve çare olarak tasarrufların ve tüm ekonomik ilişkilerin TL’üzerinden gerçekleştirilmesi gösteriliyor, buna karşın yabancı para ekonomide daha fazla yer işgal ediyorsa, sorulması gereken en önemli soru şu olmalı; Ülke insanı, yaşanan krizin dış kaynaklı küresel saldırı olduğuna gerçekten inanıyor mu ve en önemlisi ekonomi yönetimine gerçekten güveniyor mu?