23 Ekim 2015 Cuma

957 Bin Kişi Kredi Borçlusu İcralık

Ekonomik kriz, kredilerin ödenmesini zorlaştırdı. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan icralık olan kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 957 bin kişi oldu. Uzmanlar bu tablonun sürpriz olmadığını belirtiyor.

Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) dün açıkladığı veriler, alım gücündeki azalmayı kredilerle dengelemeye çalışan vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı gözler önüne serdi. Buna göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş toplam kişi sayısı 2015 yılının ilk sekiz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 957 bin kişiye yükseldi. Ağustos 2015 itibarıyla “Bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden halen borcu devam eden kişi sayısı” ise 2 milyon 616 bin 143 olarak açıklandı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Bu durum aslında sürpriz değil. Beklenmeyen bir durum değil. 1,5 yıllık ekonomi politikasızlığının temel sonuçlarını yaşıyoruz. İnsanlar kredi kartı borçlarını ödeyemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan 2015 yılı Ağustos ayı verilerine göre Türkiye'de bireysel kredi kartları aracılığıyla kullandırılan kredi tutarı 76,8 milyar lira. Bu tutarın 6,4 milyar liralık kısmı ise takibe düşmüş durumda. Konut, taşıt ve ihtiyaç olarak ayrılan tüketici kredilerindeki durum da kredi kartlarından farklı değil. Aynı dönemde bankalar tarafından vatandaşa tüketici kredileri için 303,2 milyar lira kullandırılırken bu rakamın karşısında 9,3 milyar liralık ödenemeyen krediler var. Kredi kartları ve tüketici kredilerinde ödenemeyen tutar toplamda 15,7 milyar lira. Bu tabloyu ortaya çıkaran detaylar ise Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin verilerinde saklı. TBB'ye göre Türkiye'de kredi kartı kullananların sayısı 20,6 milyon kişiyi bulmakta. TBB'nin dün açıkladığı ‘negatif nitelikli bireysel kredi ve kredi kartı'nda yer alan bilgilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk yedi ayına göre yüzde 8 arttı. Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk sekiz ayına göre yüzde 13 oranında artarak, 2015 yılının ilk sekiz ayında 501 bin kişi oldu. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde yüzde 4 oranında artarak 719 bin kişi oldu. Öte yandan, bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş toplam kişi sayısı 2015 yılının ilk sekiz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artarak 957 bin kişiye ulaştı.

Bunlarla birlikte TBB Risk Merkezi'ne bildirimi yapılan, bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden halen borcu devam eden kişi sayısı dudak uçuklattı. Buna göre bireysel kredi borcunu ödeyememiş kişi sayısı 1,6 milyon kişi, bireysel kredi kartı borcunu ödeyememiş kişi sayısı ise 1,9 milyon kişiye ulaştı.

İNSANLAR KREDİ KARTI BORCUNU ÖDEYEMİYOR
“Hane halkı iflas etti!” yorumunda bulunan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Açıklanan veriler denizin bittiğini gösteriyor. Gerek borçlu sayısı gerekse borç miktarına bakıldığı zaman hane halkı borçlarında artık tavan noktaya gelinmiş durumda.” dedi. Borçluların aile ferdi olduğu düşünüldüğünde ülkenin yarısının borç sarmalında olduğunun ortada olduğunu kaydeden Deniz, “Bu durum aslında sürpriz değil. Beklenmeyen bir durum değil. 1,5 yıllık ekonomi politikasızlığının temel sonuçlarını yaşıyoruz. İnsanlar kredi kartı borçlarını ödeyemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Koray tekin, 09.10.2015 Zaman, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_957-bin-kisi-kredi-borclusu-icralik_2320797.html

Market Sepetinde Hesap Şaştı

Vatandaşın enflasyonunun ne kadar yüksek olduğunu TÜİK'in kendi sepeti ele veriyor. TÜİK enflasyonu yüzde 7,95 olarak açıklamasına rağmen 28 ürünün bulunduğu market sepetindeki enflasyon yüzde 15,2. Sepetteki fiyat artışının yıl sonunda yüzde 25'i bulacağını belirten uzmanlara göre kur artışı ve siyasi belirsizlik, gıda fiyatlarına yeni zamlar getirebilir.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyon sepeti, PVC pencere, odun ücreti, otoban geçiş ücreti, mektup gönderme ücreti, boş DVD ve şans oyunları gibi 426 ürün ve hizmetten oluşuyor. Ancak TÜİK'in enflasyon sepetinde yer alan 28 temel gıda maddesindeki yıllık fiyat artışı vatandaşa yansıyan enflasyonun çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. TÜİK'in önceki gün açıkladığı Eylül ayı enflasyonu yüzde 7,95, ancak TÜİK sepetinde yer alan ve en çok tüketilen 28 temel gıda ürünündeki enflasyon oranı yüzde 15,2. Bu ürünlere bakıldığında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının bir yılda ortalama iki kat zamlandığı görülüyor. Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamları ile tüketicinin yaşadığı enflasyonun çok farklı olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 civarında olacağı şimdiden belli.” dedi.

Eylül ayında enflasyon bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,95 oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık enflasyon ise yüzde 10,73 olarak açıklandı. Ancak her iki rakam da alışveriş sepetindeki yangından çok uzak. Örneğin ayçiçeği yağının fiyatı bir yılda yüzde 15,2 arttı. Fındık içinin fiyatındaki artış rakamı ise dudak uçuklattı. Fındık içinin fiyatı bir yılda yüzde 38'den fazla yükselerek 43 liradan 60 liraya yükseldi. Sivri biberin fiyatı bir yılda yüzde 28,7, kuru soğanın fiyatı ise yüzde 14,9'a yükseldi. Aynı dönemde patlıcanda yüzde 45, mercimekte yüzde 36, salçada yüzde 18, balda yüzde 13,3 artış yaşandı. Çayın fiyatı ise yüzde 20'den fazla artarak 17 lira seviyelerinden 21 lira seviyelerine çıktı.

İstatistik Kurumu'nun yayımladığı rakamların vatandaşın sepetindeki yangını ne kadar yansıttığını Zaman'a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Son 2 yıldır TÜİK'in açıkladığı rakamlar tüketicinin yaşadığı enflasyondan çok farklı. Tüketicinin sepetinde ağırlıklı olarak gıda, eğitim, enerji ve iletişim var.” dedi. “Bu sepete, özellikle gıda kalemine baktığımızda tüketicinin yaşadığı enflasyon yüzde 30'lara dayanmış durumda. Aynı şekilde kur artışı nedeniyle bu yılki eğitime başlama masrafları yüzde 70 civarında arttı.” Yıl sonu itibarıyla tüketicinin gerçek enflasyonunun yüzde 25 olacağının şimdiden belli olduğunu belirten Deniz, kur artışı, seçim ortamı ve terör sebebiyle enflasyon oranının daha da yükselme ihtimali olduğunu söyledi.

DÜNYADA GIDA FİYATLARI DÜŞERKEN TÜRKİYE'DE ARTMASI NORMAL DEĞİL
Dünya Gıda Örgütü (FAO) tarafından 9 Temmuz 2015 tarihinde yayınlanan “Gıda Fiyat Endeksi” verilerine göre dünya gıda fiyatları, 2015 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21 düşüş kaydetti. Aynı dönemde hububat fiyatları yüzde 17, bitkisel yağ fiyatları yüzde 17 geriledi. Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, Türkiye'deki gıda fiyatlarının dünyadaki gerilemelere rağmen artmasının normal olup olmadığını sorguladı. “Peki, Türkiye'de fiyatların hızlı artışı normal mi?” Olmadığını belirten Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, dünyada gıda fiyatlarının azalmasıyla ilgili olarak ise şu açıklamada bulundu: “Dünyada gıda fiyatları azalıyor, çünkü dünya petrol fiyatlarındaki gerileme gıda üretim maliyetlerini düşürüyor. Dolayısıyla dünyada gıda fiyatları azalıyor. Oysa Türkiye'de dünyanın tam aksine gıda fiyatları en hızlı artan kalem oluyor. Böylece gıda fiyatlarına paralel olarak lokanta ve otel hizmeti fiyatları da hızla yükseliyor. Kısaca, dünyada petrol fiyatlarının gerilemesi enflasyonu azaltıyor. Ama Türkiye vergi toplamak amacıyla enerji fiyatlarını düşüremediğinden enflasyon artıyor. Tabii Türk parasının yıl başından beri yüzde 32 oranında değer kaybetmesi de geçiş mekanizmaları nedeniyle iç fiyatları çoğaltan başka bir neden oluyor.”

Koray Tekin, 07.10.2015 Zaman, http://www.zaman.com.tr/ekonomi_market-sepetinde-hesap-sasti_2320375.html

acının sustuğu gün... 04/11 ekim'15 #filgunlugu

“Emin olmama” seçeneğimiz de var.
Ve arada sırada, bu seçeneği kullanmalıyız.
…..

Bir örgüt mensubu öldürülüyor.
Ardından boynuna ip geçirilip güvenlik aracının ardında sürükleniyor.

Sokakta ceset gezdirmek devletin gücü mü, acziyetinin itirafı mı?
…..

Erdoğan’dan “Ahmet Hakan’a saldırı” açıklaması; “Şiddetin karşısındayız. Yeter ki bütün medya grupları aynı hassasiyeti göstersinler. Kendilerine gelince ‘yandım’ demesinler. Aynı hassasiyeti başkalarının başına gelince de göstersinler.”

Bu açıklamadan ne anlamak gerek?
“Bütün medya grupları şiddete karşı aynı hassasiyeti göstermeli. Aksi halde Ahmet Hakan’a yapılan normaldir” mi demek?...
…..

“Ya sev, ya terk et!”
Öteden beri MHP’nin kullandığı bu cümleyi şimdilerde AKP taraftarlarının ağzından duyar oldum.

Ceset sürüklemeyle ilgili “devletin gücü/acziyeti” sorunsalına ilişkin sosyal medyada yazdığıma böylesi bir tepki geldi: “Sürekli kibirli ve üstten bir usulle, cevabı içinde saklı sorularla devletin acziyetinden bahsediyorsunuz. Sizi burada tutan ne?”
İktidarın kitleler üzerindeki izdüşümlerinden biri de bu sanırım; “Ülkenin sahibi sadece ve sadece bizleriz. Muhalife, eleştirene, sorana verilecek bir karış toprağımız, hayır; nefesi için kullanabileceği hava bile yok.”
…..

Ankara Katliamı.
Acının bile sustuğu gün…
…..

Bildik tablo yineleniyor; olayın ardından Başbakanlıkta güvenlik toplantısı, Başbakan’ın üzgün yüz ifadesiyle “ülkemizin birliğine, demokrasiye yapılmıştır, kimse bizim gücümüzü test etmeye kalkmasın” sözleri, sosyal medyada birbirinin gözünü oyan mesajlar, acılar, acılar…

Başbakan diğer parti liderleri ile görüşeceğini açıkladı, HDP hariç.
MHP görüşme istemini reddetti.
Davutoğlu-Kılıçdaroğlu bugün görüştüler.

Kılıçdaroğlu görüşme sonrası Bahçeli ve Demirtaş ile görüşeceğini açıkladı.
İlginç bir durum.
Ülkenin Başbakanı kim, anlamak zor…
…..

Katliamdan bu yana internet iyice yavaşladı, sosyal medya ağlarına girmek neredeyse olanaksız.
İlgililer kapatma, engellemeye ilişkin bir karar yok diyorlar.
İyi de, neden böyle?
Konu önemli, gündeme getirmek için ilk adımı attım.
…..

“Ermeni soykırımı yoktur” demek, AİHM’de aklandı.
Doğrusu budur.
“Ermenilere soykırım uygulandı” diyebilmek kadar, aksini söyleyebilmek de; düşünmek ve düşündüğünü açıklama özgürlüğünün bir parçasıdır.

Bu karar insan hakları, düşünce özgürlüğü savunucuları için turnusol deneyi olmuşa benziyor.
Yıllarca İnsan Hakları Derneği başkanlığını yapan, hemen bütün özgürlük hareketlerinde yerini alan bir kişinin yazdıkları beni utandırdı; “AHİM, Doğu Perinçek kararı ile, ‘devletlerin Mahkemesi’ OLDUĞUNU bir kez daha kanıtladı!”
…..

Finlandiya Cumhurbaşkanı Türkiye’ye geldi.
Gelirken tarifeli uçakla, aktarmalı ve hatta ekonomi sınıfında gelmiş.
Dönüşü de aynı şekilde.

Durum beni çok üzdü! “Bir devlet başkanının tarifeli uçakla seyahat ettiğini duymak… Yetmedi, üstelik ekonomi sınıfında… Haddini bil Sauli Niinistö!..” diye yazdım sosyal medyada. Zavallı Niinistö. Beştepe’nin görkeminden sonra tedavi edilemez melankoliye falan girmemiştir umarım.

Köşe yazarı Mehmet Kamış, Zaman’daki yazısında bu konuya değinmiş; doğulu yöneticilerle batılı yöneticiler arasındaki debdebe farkını çok güzel anlatmış.

Ortadoğu, Afrika ülkelerine gelen yabancı devlet adamlarını karşılama törenleri gözüme takılıyor arada. Şatafat, debdebe, kırmızı halılar, bandolar, yöresel kıyafetli ordular vs. vs.

Nuh’un Gemisi’ne “tevazu”yu da sıkıştırabilir miyiz acaba?

#filgunlugu
Bütünü için tıklayınız

17 Ekim 2015 Cumartesi

Tüketici Hareketi Liderleri Buluşuyor

Zor zamanların ikliminde, kutuplaşmanın, hak ihlâllerinin zirevesinde, seçime "5" kala; Türkiye tüketici hareketine yön verenler bir araya geliyor.

Ülkemizin en etkin, "gerçek" tüketici örgütü liderleri, TÜKODER Tüketiciyi Koruma Derneği Bağcılar Şubesinin evsahipliğinde, yaşanabilir bir ülkeyi konuşuyorlar.

18 Ekim 2015 saat 14:00'de başlayacak büyük buluşmaya bekliyoruz.

Açılış Konuşması
Aziz Koçal, Tükoder Genel Başkan Yrd ve Bağcılar Şube Başkanı 

Moderatör 
Şükran Eroğlu, Tükoder Disiplin Kurulu Başkanı 

Panelistler
Hasan Atak, Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı
Mehmet Bülent Deniz, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı
Haşmet Atahan, Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı
Turhan Çakar, Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı
Aydın Ağaoğlu, Tüketici Sorunları Derneği Başkanı
Kemal Arslan, Burdur Hasta ve Tüketicileri Koruma Derneği Başkanı


18/10/2015 Pazar, 14.00-17.30 
Abdurrahman ve Nermin Bilimli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Konferans Salonu 

Barbaros Mah. 7. Sok. No:11 Bağcılar İstanbul

11 Ekim 2015 Pazar

Haberleşme Özgürlüğünü Engellemek Anayasa Suçudur

İstanbul, 11.10.2015

İnternet erişiminin yavaşlaması ve sosyal medya ağlarına erişimin engellenmesini değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Anayasal güvence altındaki haberleşme özgürlüğünü engelleyenler anayasa suçu işliyorlar” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22. maddesi ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden biridir. Yine Türk Ceza Yasasının 124. maddesi, haberleşmeyi engelleyenler için bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile hangi durumlarda ve hangi makamların kararı ile internet erişimine sınır getirilebileceği düzenlenmektedir. Buna göre; Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, Cumhuriyet Savcıları ve yargıç kararı ile internet erişimine sınır getirilebilmektedir.

Bir süreden beri internet ortamında bazı sitelere erişimin zorlaştığı savının yanında, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da yaşanan katliam sonrası özellikle sosyal medya ağlarına erişimin kesintili olarak sağlanması, çoğu kez de erişimin sağlanamadığı görülmektedir.

Ankara’da yaşanan katliam sonrası internet ağlarında yaşanan engelleme ve kesintinin, yasa ile yetkilendirilmiş yargı veya idari organların kararından kaynaklandığı düşünülmüş ise de, Erişim Sağlayıcıları Birliği Genel Sekreteri Bülent Kent tarafından sosyal medya ağlarının kapatılmasının söz konusu olmadığı, bu konuda herhangi bir mahkeme kararının da olmadığı açıklanmıştır.

Bu durumda yasa ile yetkilendirilmiş idari veya yargı organı kararına dayanmayan bu sorunun nedeninin açıklanarak kamuoyu zihnindeki soru işaretlerinin yanıtlanması, bu duruma neden olanların da soruşturularak cezalandırılması gerekmektedir.

Ülkemiz bir hukuk devletidir.
Hiç kimse yasalar ile belirlenmiş düzenlemelerin kapsamı dışında değildir. Bir hukuk devletinde olmaması gereken yetkisiz ve keyfi bir tutumla internet erişimini sınırlayan, engelleyen kamu veya özel kişilerin tespit edilerek cezalandırılması, yaşanan sorunun gecikmeksizin giderilerek, Anayasal güvence altındaki haberleşme özgürlüğünün tüm yurttaşlar için sağlanması gereklidir.

Ülkemizin yaşadığı olağanüstü günler ve özellikle genel seçimlere az bir zaman kala yaşanan bu olumsuzlukların giderilmemesi ve bu eylemi yapanların tespit edilerek cezalandırılmamaları durumunda, fiili bir sansür uygulaması yaşandığına ilişkin kamuoyu kanaatinin pekişeceği unutulmamalıdır.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

10 Ekim 2015 Cumartesi

Tüketicinin Gücü Harekete Geçiyor

İstanbul, 09.10.2015

Dijital yayın platformu hizmeti sunan firmaların, bazı TV. kanallarını yayından kaldırmalarını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ekran karartan firmalar bir an önce ayıplı hizmet vermekten vazgeçmelidirler” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

TİVİBU, Turkcell TV. ile başlayan ekran karartma operasyonunun son aşaması, DİGİTÜRK firmasının yedi ayrı TV. kanalını yayından kaldırmasıyla yaşanmıştır.

Genel seçimlere üç hafta kala, iktidar tarafından muhalif olduğu değerlendirilen medya kanallarının sesinin kısılması için başlatılan bu uygulama, “sansürün ta kendisidir.”

Öte yandan ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi’nde, temel tüketici haklarından biri olarak belirlenen “bilgilenme hakkı”nın açık bir ihlâli karşı karşıya bulunmaktayız.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 13. maddesi gereği; “hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen, internet portalında veya reklâm ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan … hizmetler ayıplıdır.” Reklâm, ilan ve duyurularında, abonelerine ulaştıracağı medya kanallarını duyuran firmaların, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın bazı kanalları kapatması, sözü edilen bu düzenlemeye göre, ayıplı hizmet niteliğindedir.

Buna göre; abonesi olduğu dijital yayın platformunun bazı medya kanallarını yayından kaldırarak ayıplı hizmet sunması nedeniyle hak ihlâline uğrayan tüketiciler, yasanın kendilerine tanıdığı hak arama yollarını kullanarak, ödedikleri paranın karşılığında vermesi gereken hizmeti sağlamayan firmalara yaptırım uygulayabileceklerdir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), hak ihlâline uğrayan tüketicilerin haklarını arama sürecinde yardımcı olmak amacıyla izlenecek yolları ve dilekçe örneklerini www.tuketici.org.tr adresinde yayınlamaktadır.

Önceki yıllarda boykot, dava açma ve benzeri eylemliliği ile tüketici haklarına aykırı davranan firmalara, devletlere geri adım attıran Türkiye tüketicisi, bu kez de ayıplı hizmet sunmayı göze alarak sansür anlayışının bir parçası olmayı tercih eden firmalara, anlayacakları dilden gerekli tepkiyi mutlaka verecektir.

Müşterilerini ve dolayısıyla ticari kazançlarını kaybedecek olan firmalar haksız uygulamalarını derhal sonlandırmalıdırlar. Bu firmaların tüketiciyi yok sayan ayıplı hizmet sunmaktaki ısrarlarının devamı durumunda, bağlı oldukları holdinglerin sattığı ürünlerin de tüketici tarafından boykot edilebileceği unutulmamalıdır.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

Dijital Medya Platformu Firmalarının Ayıplı Hizmeti Nedeniyle
Hak Arama Kılavuzu

1-Adım: Tüketici fatura üzerinde yer alan firma isim ve adres bilgilerini kullanarak, ilgili firmaya aşağıda örneği verilen dilekçeyi iadeli taahhütlü mektup, teyidli faks ile göndermeli veya müşteri hizmetlerini arayarak aboneliğin sonlandırılması istemini bildirmelidir.

(buraya fatura üzerinde yazan firma ismi yazılacaktır)…….. AŞ. ne,

Firmanızın (buraya yayından kaldırılan medya kanallarının ismi yazılacak)...... kanallarını yayından kaldırmış olması, 6502 sayılı yasanın 13. maddesine göre ayıplı hizmet niteliğindedir.

Bu nedenle aboneliğimin sonlandırılmasını, tarafımdan verilmiş herhangi bir taahhüt var ise, hiçbir cezai koşul veya ilave ödeme talep edilmemesini dilerim.

Tüketicinin Adı, Soyadı, Adresi, İmzası.

2-Adım: Tüketicinin aboneliğin sonlandırılması istemine karşı aboneliğin sonlandırmayıp fatura tahakkuk ettirilmesi ya da abonelik sonlandırıldığı halde taahhütlü kampanya gerekçesiyle tüketiciden ek ödeme isteyen firma hakkında, tüketicinin yerleşim yerindeki Kaymakamlık binasında bulunan Tüketici Hakem Heyeti’ne, ücretsiz başvuru yapılmalıdır.

(buraya yerleşim yeri ilçe ismi yazılacaktır)
Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı’na,

Başvuran           :(buraya tüketici isim, TC kimlik no ve adresi yazılacaktır.)
Karşı Taraf        :( buraya fatura üzerinde yazan firma ismi ve adresi yazılacaktır)
Olay                    :Hakkında başvuruda bulunduğum firmanın abonesiyim. Firma tarafından, firmanın reklamlarında duyurduğu (buraya yayından kaldırılan medya kanallarının ismi yazılacak)... kanalları yayından kaldırılmıştır. Bu durum 6502 sayılı yasanın 13. maddesi gereğince ayıplı hizmet niteliğinde olup aboneliğimin sonlandırılmasını, tarafımdan verilmiş herhangi bir taahhüt var ise, hiçbir cezai koşul veya ilave ödeme talep edilmemesi için firmaya bildirimde bulundum. Ancak firma tarafından “aboneliğimin sonlandırılmaması/aboneliğim sonlandırıldığı halde taahhüt gerekçe gösterilerek” ödeme istenmektedir. Faturaya karşı itiraz edilmiş ve fatura ödenmiştir.

Bu nedenle abonelik sözleşmesinin sonlandırıldığının tespiti ile yapılan haksız ödemenin tarafıma iadesine karar verilmesini dilerim.

Tüketicinin Adı, Soyadı, Adresi, İmzası
Adres,.

Ek:Sözleşme, firmaya bildirim, fatura, ödeme belgesi

3 Ekim 2015 Cumartesi

Emisyon Hilesi Pahalıya Patladı

Alman otomotiv devi Volkswagen, ABD'de egzoz emisyon testlerinde hile yapan bir yazılım kullandığını açıklamasıyla dünya gündemine bomba gibi düştü. Nedir bu Volkswagen’in çıkardığı emisyon krizi? Konuyla ilgili merak edilenleri Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı avukat Bülent Deniz Hukuk Ajansı'na anlattı.

- Volkswagen’in emisyon skandalı dünya basınına bomba gibi düştü. Alman otomotiv devinin emisyon ölçümlerini olduğundan düşük göstermesi şirkete milyarlarca dolara malolacağı düşünülüyor. Öncelikle konuyu sizden dinleyebilir miyiz? Nedir bu Volkswagen’in çıkardığı emisyon krizi?

Av. M.Bülent Deniz (TBF Gen. Bşk.): Bu iklim değişikliği ile ilgili endüstriyel yönetimde bir takım sınırlamalar getiriliyor. Bu sınırlamaların, yeryüzündeki bütün şirketlerin sözleşmede adı geçen bütün ülkeler tarafından uyulması gerektiğine ilişkin bazı hükümler var. Volkswagen bir dünya devi ve açıkçası piyasalar bir dünya devinin uluslararası sözleşmelerde belirlenmiş kuralların dışında üretim yapacağını aklına bile getirmezdi. Bu açıdan dünya kamuoyu için büyük bir sürpriz ve şaşkınlığa yol açtı.

"Skandal ortaya çıkmasaydı üretim devam edecekti" 
Ancak burada güzel bir şey var ki ortaya çıkan bu skandal üzerinden piyasalar kendi denetimini ve yaptırımlarını uygulamaya başladı. 

VW hisseleri Amerika’daki sürdürülebilirlik endeksinden çıkartıldı, VW CEO’su istifa etti ve şirket aleyhine çok büyük tazminat talepleri gündeme geldi. 

Uluslararası ekonominin kendi içindeki denetim mekanizmasının çok hızlı bir şekilde çalıştığını görüyoruz. 

Ancak öte bir dünya devinin böyle bir skandala imza atmış olması sistemin kendi denetimi bakımından ne kadar yetersiz olduğunu da ortaya koyuyor. Bu skandal ortaya çıkmasaydı üretim bu şekilde devam edecekti.

Tüketici de otomobil konusunda, belirlenen standartların dışında üretim yapıldığına ilişkin çok fazla tereddüt var. Bundan yaklaşık 15 yıl önce bizim Volkswagen’le ilgili Tüketiciler Birliği olarak yapmış olduğumuz bir çalışma vardı. Bize gelen bir ihbar üzerine bir çalışma yaptık. Volkswagen’in Caravelle model araçlarında frenle gaz pedalı arasındaki mesafenin belirlenen standartlardan daha kısa olduğunu tespit etmiştik. 

"Standart dışı üretimler skandala yol açıyor"
Bunun zararı şu; ayak ölçüsü 40 numaradan büyük olan bir tüketici VW Caravelle’yı kullanırken, fren yapması gerektiğinde gaz ve fren arası mesafe kısa olduğu için gecikmeli olarak frene basıyor ve kaza olasılığı artıyordu. Biz bunun benzer bütün otomobillerdeki, fren-gaz arasındaki mesafelerin ölçülerek ve Türk Standartları Enstitüsü ile AB’nin bu konudaki standartlarını inceleyerek VW Caravelle’nın standart dışı üretim yaptığını tespit etmiştik. Bu raporu AB’ne gönderdik ve rapor üzerinden VW şirketi, Caravella marka minibüslerinin fren-gaz pedalı arasındaki mesafeyi standarda uygun hale getirdi. 

Bu iki olayı yan yana koyduğumuz zaman çok bilindik büyük markaların dahi standart dışı üretim yapabilme konusunda gözü kara davrandığını görüyoruz. Dolayısıyla herhangi bir ihbar, tespit veya deneyim üzerine ortaya çıkan bu standart dışı üretimler skandala yol açıyor. Demek ki ekonomi ve üretim endüstrisi kendi içindeki bu denetim mekanizmasını daha sağlıklı çalıştırmak zorunda, aksi taktirde otomobil gibi insan hayatını ilgilendiren hassas bir üretim noktasında ciddi sorunlar çıkabilir. 

Tüketicilerden ülkemizdeki otomobillerle ilgili de bize zaman zaman, “motor hacmi belirtilen hacimde değil, kılavuzda yazılı olan özellikler yok” gibi bilgiler de geliyor. Ülkemizde de dışarıdan gelen bu araçların denetimiyle ilgili bir mekanizma oluşturulması gerekiyor. Ülkemizde üretilen yabancı marka otomobillerle ilgili denetimin doğru ve sağlıklı bir şekilde yapıldığına dair çok net kanaatimiz yok.

- Birkaç ülke VW marka dizel araçların satışını durdurdu. Türkiye’de böyle bir şey olur mu? Almanya böyle büyük bir markanın batmasına izin verir mi?

"Tüketici için tazminat yolları açık"
Av. M.Bülent Deniz (TBF Gen. Bşk.): Türkiye’de böyle bir şey olmaz. VW’nin bu skandalı üzerine, yeryüzünün neresinde olursa olsun emisyon standartlarına uygun olmayan bütün otomobillerin geri çağırılması gerekiyor. Bu anlamda buna Türkiye’de dahildir çünkü emisyon uluslararası ölçekte belirlenen bir standart ve Türkiye’ye veya herhangi bir ülkeye satılan bir VW için de aynı uygulamanın yapılması gerekiyor. Ancak ülkemizde emisyon dışında üretilmiş VW’lerin geriye çağırılmasıyla ilgili herhangi bir bilgi henüz yok. Standart dışında üretilmiş bir aracı satın alan tüketici için tazminat yolları açık görülmektedir. 

- Bundan sonraki hukuki süreç hem Volkswagen markası, hem de marka yetkilileri için nasıl işleyecek?

Av. M.Bülent Deniz (TBF Gen. Bşk.): Son gelen bilgiye göre VW bütün dizel araçlarını geri çağırma kararı aldı ve bu konudaki operasyona başladı. Bir iki gün daha şirketin bu konuyla ilgili tutumunu görmek gerekiyor. Ancak ülkeler gördüğümüz kadarıyla VW aleyhine yüksek miktarlı tazminat davaları açıyor. Bir de uluslararası ticari kuruluşlar (devletlerin bir araya gelerek oluşturduğu ticari örgütler) bu konuda VW’e yaptırım uygulamaya başlayacaklar. Sanıyorum Türkiye’de bu halka içerisinde kendisine bir yer bulacaktır. Ortada ekonomiye verilen bir zarar söz konusuyla devlet olarak bu zararın şirketten talep edilmesinden daha doğal bir şey olamaz.

VW skandalı nasıl ortaya çıktı?
VW’nin dizel motorlara yerleştirdiği, çevreye ve sağlığa zararlı egzoz gazı değerlerini düşük gösteren aletin adı “Electronic Diesel Control 17”. Gizli bir bilgisayar yazılımı. VW’nin skandalı nasıl ortaya çıktı? ICCT adlı Uluslar arası çevre vakfında görevli Berlinli kimyager Peter Mock, Almanya’nın ABD için ürettiği otomobillerin Avrupa’dakinden çok daha temiz ve çevreye uygun olduğu görüşünden hareketle test yapmak istedi. ICCT, West Virginia Üniversitesi’ne 2014 Mart’ında görev verdi. Bir profesör, bir mühendis, iki öğrenci ve bir üniversite çalışanından oluşan 5 kişilik bir araştırma grubu kuruldu. 

Grup, elektrikli süpürgeye benzeyen, İki ölçüm aletinden oluşan, jeneratörlü ve hortumlu aleti aracın bağajına yerleştirerek, test için trafiğe çıktı. Araçlar 4 bin km trafikte kullanıldı. Egzoz gazının Avrupa’dakinden daha temiz olduğu düşüncesinden hareket eden araştırmacılar, tam tersi bir sonuç üzerine kendilerinin hata yaptığını sanarak, kim hata yaptı diye kavgaya tutuştu. İki ay sonra değerlerin doğru olduğu sonucuna varan araştırma grubu, Amerikan Çevre Ajansı’nı (EPA) alarma geçirdi. 2012 yapımı VW Jetta ve 2013 yapımı VW passat aracındaki egzoz gazı değerleri çok yüksek dedi. BMW X5 modelinin değerlerinin ise tuttuğunu belirtti. ABD Çevre Ajansı, 2014 Aralık ayında VW’ye bunun kaynağını sordu. VW değerlerin yüksek olmasına teknik bir sorunun neden olduğunu gösterdi ve Jetta, Golf, Beetle, Audi A3 model 482 bin aracı egzoz servisi adı altında tamire çağırdı. Ama araçlarda herhangi bir değişiklik yapılmadı. 3 Eylül 2015’te VW, Amerikan Çevre Ajansı’na dizel motorların yazılımında manipülasyon yaptığını itiraf etti.

Sinem Sena Aydın, 30.09.2015, http://www.hukukajansi.com/ozel-haber/emisyon-hilesi-pahaliya-patladi-h22219.html

1 Ekim 2015 Perşembe

Tivibu Son Bir Yıl İçinde 227 Bin Abone Kaybı Yaşadı

Tivibu, Avrupa ve Şampiyonlar Ligi maçlarını yayın haklarını almasına rağmen dünyada abone sayısı sürekli düşen tek platform oldu. Sebep ekranda donma, kopma, kart hatası, yanlış fatura ve kalitesiz hizmet.

Türk Te­le­kom bün­ye­sin­de fa­ali­yet gös­te­ren TTNet'in di­ji­tal ya­yın plat­for­mu Tivibu, UE­FA Şam­pi­yon­lar Li­gi ve Av­ru­pa Li­gi maç­la­rı­nın 3 yıl bo­yun­ca Tür­ki­ye ya­yın hak­kı­na sa­hip ol­ma­sı­na rağ­men abo­ne kay­be­den tek plat­form ola­rak ta­ri­he geç­ti.

Türk Te­le­ko­m’­un özet fi­nan­sal ve ope­ras­yo­nel ve­ri­le­ri­ne gö­re ge­çen yı­lın 2. çey­re­ğin­den bu yı­lın ikin­ci çey­re­ği­ne ka­dar 227 bin ki­şi Tivibu­’yu bı­rak­tı. Plat­for­mun abo­ne sa­yı­sı böy­le­lik­le 1 mil­yon 690 bin ki­şi­ye ka­dar düş­tü.

4K di­yor­lar ek­ran do­nu­yor
Yı­lın ba­şın­da ba­zı maç­lar­da uy­du ya­yın­la­rın­da Ul­tra HD’­nin 4 ka­tı çö­zü­nür­lü­ğe sa­hip 4K ya­yın da ya­pa­ca­ğı­nı be­lir­ten TTNet, bu alan­da da sı­nıf­ta kal­dı. Çün­kü maç es­na­sın­da sü­rek­li do­nan ek­ran kul­la­nı­cı­la­rı çi­le­den çı­kar­dı. “Can­lı maç­lar­da don­ma yü­zün­den gol se­si­ni kom­şu­dan du­yu­yo­ru­z” şek­lin­de şi­ka­yet­var.co­m’­a yüz­ler­ce şi­ka­yet yağ­dı.

Tü­ke­ti­ci mağ­dur ol­du
Tü­ke­ti­ci­ler Bir­li­ği Fe­de­ras­yo­nu Ge­nel Baş­ka­nı Meh­met Bü­lent De­niz, Tivibu­’nun ka­nal­lar­la il­gi­li ya­yın­dan kal­dır­ma ka­ra­rı­nın tü­ke­ti­ci­ler­de şi­ka­ye­te ne­den ol­du­ğu­nu söy­le­di. De­niz, “Tü­ke­ti­ci ile fir­ma ara­sın­da im­za­la­nan abo­ne­lik söz­leş­me­sin­den her ne ka­dar fir­ma­nın ya­yın plat­for­mun­da ya­yın­la­ya­ca­ğı ka­nal­la­rı de­ğiş­tir­me hak­kı sak­lı tu­tul­muş ise de tü­ke­ti­ci abo­ne olur­ken fir­ma­nın rek­lam­la­rın­da be­lirt­ti­ği ka­nal­la­rı sey­re­de­ce­ği ümi­diy­le abo­ne ol­mak­ta­dır. Fir­ma da­ha son­ra rek­lam­la­rın­da va­det­ti­ği ka­nal­lar­da de­ği­şik­lik yap­tı­ğın­da sö­zü­nü ye­ri­ne ge­ti­re­me­miş du­ru­ma düş­mek­te­dir. Bu da ka­na­ati­miz­ce ayıp­lı bir hiz­met su­nu­mu­du­r” di­ye ko­nuş­tu.

Ha­kem he­yet­le­ri ha­zır
Tü­ke­ti­ci­le­rin bu ko­nu­da­ki yo­ğun baş­vu­ru­la­rı­nın ol­ma­sı ha­lin­de ge­rek fir­ma­nın ge­rek­se tü­ke­ti­ci ha­kem he­yet­le­ri­nin tü­ke­ti­ci le­hi­ne ha­re­ket ede­ce­ği­ni an­la­tan De­niz şun­la­rı söy­le­di: “Bu­nun için tü­ke­ti­ci ön­ce­lik­le fir­ma­ya ya­zı­lı baş­vu­ru ya­pa­rak her han­gi bir ce­za­i şart öde­mek­si­zin abo­ne­li­ği­nin son­lan­dı­rıl­ma­sı­nı ve­ya öde­di­ği ay­lık be­del­den bir kıs­mı­nın ia­de­si­ni ta­lep et­me­li. Ta­le­bi kar­şı­lık gör­mez ise bu­lun­du­ğu il­çe­ni­n tü­ke­ti­ci ha­kem he­ye­ti­ne üc­ret­siz baş­vu­ru yap­ma­lı­dır. Tü­ke­ti­ci­ler, ör­gü­tü­mü­ze baş­vu­ru yap­ma­sı ha­lin­de on­lar­la bir­lik­te hak ara­yış­la­rın­da des­tek ola­ca­ğız."

Şikayet yağmuru
Tür­ki­ye'nin en bü­yük tü­ke­ti­ci plat­for­mu si­ka­yet­var.com'a Ti­vi­bu ile il­gi­li son 1 yıl­da 2 bin 353 şi­ka­yet ka­le­me alın­dı. Ya­yı­nın kop­ma­sı, yük­sek fa­tu­ra üc­re­ti, don­ma, ku­tu­nun ça­lış­ma­ma­sı, ek­sik pa­ket hiz­me­ti, smart kart ha­ta­sı gi­bi yüz­ler­ce şi­ka­yet ge­len plat­form­la il­gi­li son bir haf­ta­da ge­len ba­zı mağ­du­ri­yet­ler şöy­le:

Dal­ga ge­çi­yor­lar
Ali D.: "Ya­yın­lar­da sü­rek­li don­ma­lar olu­yor. 16/09/2015 sa­lı ta­ri­hin­de arı­za kay­dı ver­dim. 48 sa­at için­de tek­nik ekip­le­ri­miz ge­le­cek de­me­le­ri­ne rağ­men sa­yı­sız te­le­fon gö­rüş­me­le­ri yap­tım. Ama ekip so­ru­nu çöz­me­di. En son 20/09/2015 Pa­zar gü­nü ak­şam tek­rar ara­dım ba­na hâlâ ma­sal oku­ma­ya de­vam et­ti­ler. Res­men dal­ga ge­çi­yor­lar.

İnternet yok fatura var
Em­re C.: İn­ter­ne­tim ka­pa­lı ol­ma­sı­na rağ­men iki adet fa­tu­ra da­ha çık­tı. Sor­du­ğum­da ise Ti­vi­bu üc­ret­le­ri den­di. Ka­pa­lı olan bir in­ter­ne­te na­sıl olu­yor da iz­len­me­yen Ti­vi­bu üc­re­ti çı­kı­yor? İz­len­me­yen Ti­vi­bu üc­re­ti çı­kar­tı­yor­su­nuz?"

Bu­rak A: Ti­vi­bu uy­du üye­li­ğim için sü­rek­li ola­rak smart kart ha­ta­sı al­mak­ta­yım. Bu­nun­la il­gi­li sa­yı­sız kez müş­te­ri hiz­met­le­ri­ni ara­ma­ma rağ­men ta­ra­fı­ma ser­vis yön­len­dir­me iş­le­mi ger­çek­leş­ti­ril­mi­yor.

Rah­mi S: "Ti­vi­bu ku­tu­su 4 gün­dür ça­lış­mı­yor, müş­te­ri hiz­met­le­ri­ne bil­dir­di­ği­miz hal­de bi­ze sü­rek­li yan­lış bil­gi ve­ri­yor­lar, mağ­dur edi­yor­lar mem­nun de­ği­liz söz­leş­me­miz bit­ti­ği gün ip­tal et­ti­re­ce­ğiz.

Tuğ­çe Ö: "Elek­trik­ler ke­sil­di­ği za­man bir da­ha ken­di­ne gel­mi­yor. 2 gün­dür sü­rek­li gün­cel­le­me ya­pı­yor gü­ya! Bu so­run­lar­la da­ha ön­ce de kar­şı­laş­tık. Çok sı­kıl­dık ger­çek­ten."

Murat Gülderen, 30.09.2015 Bugün http://www.bugun.com.tr/gundem/tivibu-son-bir-yil-icinde-1852817.html

27 Eylül 2015 Pazar

Yargıtay'dan 'Cezalı Faturanın Üzerine Ceza olmaz' Kararı

Yargıtay, kaçak elektrik kullandığı tespit edilen bir çiftçinin açtığı davada dikkat çekici bir karar verdi. Elektrik dağıtım şirketi, çiftçiye 33 bin 500 liralık bir ‘kaçak’ faturası çıkardı. Çiftçi faturaların iptali için dava açtı. Ancak yerel mahkeme şirketi haklı buldu. Dosya Yargıtay'a gitti. Yargıtay kararında “Fatura zaten cezalı tarifeden kesilmiş. Bunun üzerinde kayıp-kaçak, dağıtım, perakende satış gibi ilave bedeller yüklenemez. Bu durum eşitlik ilkesine aykırı” diyerek yerel mahkeme kararını bozdu.

Şanlıurfa’da çiftçilik yapan S.D.nin tarımsal sulama aboneliği bulunuyor. S.D.’nin bağlı olduğu DEDAŞ İl Müdürlüğü, yaptığı denetimler sonrası kaçak elektrik kullanıldığını tespit etti. Düzenleme tarihi 4 Ekim 2010 olan iki ayrı fatura ile S.D.’nin toplam 33 bin 500 TL ödemesi istendi. S.D. kesilen iki fatura için de iptal davası açtı. DEDAŞ İl Müdürlüğü avukatı ‘Dava reddedilsin” derken, Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi bilirkişi raporu talep etti. Gelen rapor doğrultusunda da mahkeme davayı reddetti. S.D.’nin avukatı kararı temyiz etti.

'KAYIP-KAÇAK BEDELİNİ ALAMAZSIN'
Temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi milyonlarca elektrik abonesini ilgilendirebilecek bir karar verdi. Daire kararında, benzer bir davada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) geçtiğimiz yıl mayıs ayında ortaya koyduğu içtihadı hatırlatarak özetle şu hükmü kurdu: "Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmek, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmaz. Öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.” 

'ZATEN YÜKSEK TARİFEDEN ÖDÜYOR'
Kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılmasının hukuka uygun olmadığına işaret edilen kararın devamında “Elektriği kaçak kullananlar kurul (EPDK) kararı gereğince, kaçak bedelini cezalı bedel üzerinden ödemektedirler. Bu durumda; elektriği kaçak olarak kullanmayan abonelerin ödemediği bedelleri, daha yüksek (cezalı) tarife üzerinden ödeyen kaçak kullanıcılardan tahsil etmek; hak ve nesafet (insaf), eşitlik ve genel hukuk ilkeleri ile bağdaşmaz. Söz konusu bedellerin, elektriği kaçak kullananlardan alınmaması, kaçak kullanımı teşvik veya kaçak elektrik kullananları koruma gibi de algılanamaz. Zira, kaçak kullananlar, zaten, daha yüksek tarife üzerinden elektrik tüketim bedeli ödemektedirler” denildi. Yerel mahkemenin verdiği kararı oybirliği ile bozan Yargıtay 3. Hukuk Daire yeni bir bilirkişi raporunun istenmesinde karar verdi. 

'O TARTIŞMAYA SON NOKTAYI KOYDU'
Kararı değerlendiren Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Av. Bülent Deniz, “Karar, YHGK’nun geçtiğimiz yıl verdiği kayıp-kaçak bedelinin almanın hukuk devleti ve adalet düşüncesiyle bağdaşmayacağına ilişkin kararını teyit ediyor. YHGK, 'dürüst aboneden kayıp-kaçak bedeli almanın yanlış olduğuna hükmetmiş olduğuna göre, kaçak elektrik kullanan için de cezalı tarife öngörülmüşse bu cezanın üzerine ayrıca kayıp-kaçak bedeli eklenmesi adalet, eşitlik hak ve nesafet (insaf) ile bağdaşmaz' diyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu kararı ile, uzun süredir tartışmalı olan ‘YHGK kararı bağlayıcı mıdır, değil midir’ tartışmasına da son noktayı koyuyor ve diyor ki; ‘Ben 3. Hukuk Dairesi olarak YHGK kararını benimsedim” diyor. Bu demektir ki, ‘Yerel mahkemeler ve Tüketici Hakem Heyetleri de artık YHGK’na uysun. Uymazlar ise, dosya bana geldiğinde ben bu kararları bozacağım.’ Karar bu yönüyle tüketiciler için kayıp-kaçak bedeli konusunda yargıya gitmeleri halinde paralarını iade alabileceklerine işaret ediyor" dedi.

Dinçer Gökçe, 24.09.2015 http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/30147707.asp

26 Eylül 2015 Cumartesi

arnold’un uçan dairesi 19/25 eylül'15 #filgunlugu

MHP kontenjanından geçici seçim hükümetinde bakan olan Tuğrul Türkeş, partisinden istifa etti ve AKP’ye geçerek, milletvekili adayı oldu.
Anayasa’nın 114. maddesi gereği, Türkeş’in yerine dışarıdan veya TBMM içinden bağımsız bir kişinin bakanlığa atanması gerekiyor.
Ancak bu açık anayasa ihlâline kimse ses etmiyor.

Anayasayı “bir kere (daha) deliverelim gitsin” şarkısı yeniden listelerde…
…..

Bizde yangın devam ederken, Kolombiya’da itfaiyenin sireni çalmaya başladı.
Kolombiya hükümeti ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında barış anlaşması altı ay içinde imzalanacak. İmza sonrası altmış gün içinde FARC silah bırakacak.

Geçmişe bakalım; FARC hareketi 1964’de silahlı eylemlere başlamış. O günden bugüne, 220 bin kişi yaşamını kaybetmiş. Beş milyon insan göç etmek zorunda kalmış.

Sonrasında bugün; 2012 de barış görüşmeleri başlamış. Süreçte Norveç, Küba ve ABD arabulucu olarak katkı yapmış. Yani kitabına uygun, işin doğasına uygun…

Niyet barış olunca, bu niyetin yaşama geçmesinin önünde hiçbir engel duramaz.
…..

Uçan daire ile ilgili ilginç bir bilgiye rastladım.
İlk “uçan daire gördüm” olayı, 24 Haziran 1947’de, ABD’de olmuş.
Gördüğünü söyleyen kişi, sivil bir pilot olan Kenneth Arnold.
İşin tuhafı Arnold, “uçan daire gördüm” dememiş.
Gördüğü cisimlerin “daire şeklinde bir cismi alıp suyun üzerinde fırlatır” gibi hareket ettiklerini söylemiş. Bu tanımlamayı yaparken amacı da, gördüğü cismin hızını betimlemek.
Ama Arnold’un bu tanımlaması, gökte görüldüğü savlanan tüm yabancı cisimlerin uçan daire olduğu ya da uçan daireye benzediği olarak günümüze kadar geliyor.

Olan mı önemli, olandan ne algıladığımız mı?
…..

Kurban Bayramı.
Hac’da facia.
Veganların tepkileri.
Kendini kesen kasaplar.
Değişen bir şey yok.

Pardon, ulusal piyasa kapalı iken, küresel piyasada USD/TL 3.07 eşiğini geçti. 
3.20’ye yolculuk başladı.

#filgunlugu
Bütünü için tıklayınız