hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2019 Pazar

Sahte kozmetik tehdidi

Bütün dünya sahte kozmetik ürünlerinin istilası altında. Merdiven altında, yasaklı maddelerle üretilen makyaj malzemeleri ve diğer bakım ürünleri karşımıza artık sadece semt pazarlarında değil, sosyal medya ve alışveriş sitelerinde de çıkıyor. Netflix’in yeni belgeseli ‘Broken’ da meseleyi yeniden gündeme getirdi. ‘Broken’ vesilesiyle, Türkiye’nin sahte kozmetik karnesini mercek altına aldık.

Katkıda bulunanlar
Kimyagerler Derneği Marmara Şube Başkanı Ahmet Aktaş
YouTuber Su Hakgüden (@londradabirturkkizi)
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz
Dermotoloji Uzmanı Figen Akın

Kozmetik ürünleri, artık bir sosyal statü simgesi mi?
- Evet ve kozmetik ‘lüks’ katagorisinde olduğu sürece böyle olmaya devam edecek. Bunda markaların reklam politikaları da pay sahibi. Ruju, parfümü veya ojeyi bir yaşam stili, bir sosyal statü satıyormuşçasına tanıtıyorlar. Ferrari mi sürüyorsun ruj mu belli değil! (Su Hakgüden)

Sahte ürünler Çin’den mi geliyor?
- Uzakdoğu’dan gelen ürünler de var ama Türkiye pazarına sürülen sahte ürünlerin önemli bir kısmı ülkemizde merdiven altında üretiliyor. Kozmetik ürünler için marka sadakati çok düşük olduğundan tüketici algısını etkileyebilen her marka sektörde kendine yer bulabiliyor. Pazara her gün yeni firmalar, yeni ürünler giriyor. (Ahmet Aktaş)

Bu ürünlerin içeriğinde hangi maddeler var, sağlığımızı nasıl etkiliyorlar?
- Yüksek oranda kullanıldığında kalp krizi riskini artıran Minoxidil, onarılması zor cilt yanmalarına neden olan TCA, arsenik ve kurşun gibi ağır metaller... Kozmetikte yasaklı olan bütün maddeler var ve bu maddeler nefes problemine de neden oluyor. Epilasyon öncesi ağrıyı gidermek için kullanılan bir krem, yüksek dozda kullanılırsa kalp hastalığı ve dolaşım bozukluğuna sebep olabiliyor. Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na kayıt yaptırmış firmaların üretim yerlerini denetliyor ama ithal edilen kozmetik ürünlerinin üretim yerleri denetlenemiyor. (Ahmet Aktaş)

- Örneğin bergamot yağı ve Peru balsamı ciltte iritasyona yol açar, ruj ve farları bu bölgelerin derisi ince olduğundan kolayca emilir ve egzamaya yol açar. Bu ürünlerin içinde sentetik kimyasallar ve petrol yan ürünleri var ve kandan emilerek sistemik dolaşıma karışır ve kanserlere yol açabilir. Bu ürünler vücutta yabancı protein gibi algılanarak romatizmal bir rahatsızlık olan Kelebek (Sistemik Lupus) hastalığını da tetikleyebilir. (Figen Akın)

Bu etkileri bilinmesine rağmen sahte kozmetik ürünlerine ilgi neden azalmıyor?
- Bu ürünler, insanların istediği statüde gözükmesine yardımcı olduğu için revaçta. Sen de onun kullandığı o pahalı ürünü kullanıyorsun, senin dudakların da aynı renk, sen de aynı kokuyorsun, aynı hayatı yaşaman için adım adım ilerliyorsun. Ambalajı, görüntüsü aynı, makyaj masanı zengin ve kaliteli gösteriyor. Bu ürünleri kullananlar, başlarına bir şey gelmeyeceğine inanmak istiyor. Orijinal olmuyorsa sahte olsun kim bilecek? İnsanlar sağlık sorunu olmadığı zaman hayatlarını riske atabiliyor. Ama er ya da geç bir şey oluyor, o ayrı. (Su Hakgüden)

Tüketici Birliği Federasyonu’na sahte kozmetik ürünleriyle ilgili çok şikayet geliyor mu?
- Evet, çok fazla. Kozmetik şu an ekonominin temel motorlarından biri. Markalı, tescilli kozmetik ürünlerinin fiyatı vatandaşların alım gücünün üzerinde olduğu için insanlar daha ucuz kozmetik arayışına giriyor. Türkiye’deki tüketiciler sahte bir üründen memnun kalmadıklarında, başka bir sahte ürün almaktan vazgeçmiyor. Sosyal medyada ve semt pazarlarında çok satılan bu ürünlerden korunmak için pahalı ama daha az sayıda ürün almaktan, araştırma yapmaktan ve etiket okumaktan başka çare yok. Bilim dünyası kelliğe bir çözüm bulabilmiş değil ama üzerinde ‘kelliğe çözüm’ yazan ürünler çok satılıyor, insanların sağlığı bozuluyor. Ambalajın arkasında ruhsat bilgisi var mı bakın; yoksa almayın. (Mehmet Bülent Deniz)

- Sahte ürünleri gerçeğinden ayırmak zor olabilir. Üretici firmanın güvenirliği oldukça önemli; güçlü araştırma laboratuvarları olan bilinen markalardan şaşmayın. (Figen Akın)

14.12.2019, İpek İzci, Hürriyet

17 Mart 2018 Cumartesi

Sırada Çılgın Tavuklar var

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 77 bin kişiyi 511 milyon TL dolandıran Çiftlik Bank’ın dışında 11 sistemin daha incelendiğini söyledi. Biz de bahsi geçen 11 sistemi inceledik. Birçoğuna ulaşılamazken, Çılgın Tavuklar ve Birlik ve Beraberlik Hayvancılık (BB) isimli siteler hâlâ açık. Üstelik BB’ye para yatırmak için hesap numaralarıda var. Ancak sistemle ilgili en ufak bir bilgi yer almıyor.

SON günlerin en çok konuşulan konuları arasında 77 bin kişiyi 511 milyon TL dolandırıp Uruguay’a kaçan Çiftlik Bank isimli sistemin sahibi Mehmet Aydın var. Kurduğu sistemle çiftlik hayvanları üye olan kullanıcılar tarafından para karşılığı satın alınabiliyor, hayvanlar için depo ve bakım masrafları ödeniyordu. Sistemde yer alan bilgilerde satın alınan hayvanlardan bir yıl içinde en az yüzde 100 kâr elde edileceği iddia ediliyordu. Ancak bu tip yöntemlerle hareket eden bir çok internet sitesi ve sistem bulunuyor. ‘Çiftlik Bank, Çılgın Tavuklar, Bizim Tavuk, Birlik Beraberlik Hayvancılık, Cashçiftlik, Elitçiftlik.’ İsimleri farklı olsa da sistem aynı. Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci’nin dediği gibi yüksek kâr vaadiyle insanlar kandırılıyor. Tavuk, inek, yumurta gibi ürünler sanal ortamda satın alınıyor ve satılıyor. Bu şekilde insanların yüzde 100’ü aşan kazançlar elde ettiği iddia ediliyor.

11 FİRMA İNCELEMEDE
Çiftlik Bank’a ilişkin soruşturmanın tamamlandığını ve konunun Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettiğini hatırlatan Bakan Tüfenkci, benzer 11 girişim daha olduğunu ve incelemesinin ise kısa zamanda biteceğini söyledi. Bakan Tüfenkci’nin sözünü ettiği 11 firma ise şunlar. “Birlik Beraberlik Tarım Hayvancılık İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Ekolium Bilişim Yazılım Tarım Hayvancılık Otomotiv Turizm Gıda Lokantacılık Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, Ukash İnternet Hizmetleri Limited Şirketi, Skp Teknoloji Sanal Market Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Cashçiftlik, Maden.İm, Elit Çiftlik, Çiftlikshop, Çiftlikmania, Bizim Tavuklar, Çılgın Tavuklar.”

MİNİMUM LİMİT 250 TL
Firmalar hakkında 18 Aralık 2017’de bakanlık makamının onayı ile inceleme başlatıldığı ve konuya ilişkin 11 müfettişin denetim yaptığı belirtiliyor. Biz de 11 firma hakkında araştırma yaptık. 11 firmanın bir çoğu siteyi kapatmış, ulaşılamıyor. Bazıları ise site açık olmasına rağmen para yatırma işlemlerini ve yeni üyelikleri kabul etmiyor. Sadece BB hayvancılık isimli siteye ulaşılabiliyor. Biz de söz konusu siteye üye olduk. Sitede nasıl bir sistem olduğu hakkında en ufak bir bilgi yer almıyor. Ancak sitede para yatırmak için hesap numaraları yer alıyor. Minimum para yatırma limiti ise 250 TL.

‘GIDA İLE KANDIRIYORLAR’
BU 11 firmanın neredeyse hepsinde kullanılan yöntem aynı. Genellikle hayvan ticareti ve çiftlikler üzerinden tüketici kandırılmaya çalışılıyor. Peki neden çiftlikler ve hayvanlar bu tip dolandırıcılıklar da kulanılıyor. Konuyu Avukat Bülent Deniz’e sorduk. Deniz, Hürriyet’e şunları söyledi: “Bir dönem insanlara olmayan evleri sattılar. Şimdi de gıda üzerinden insanları kandırıyorlar. Çünkü insanların birinci önceliği gıdaya ulaşma ve barınmadır. O yüzden bu sistemler ‘hayvancılığı’ kullanıyorlar. Ayrıca Türkiye’de gıda fiyatları da sürekli yükseliyor. Gıda fiyatları enflasyonda da en yüksek çıkan kalemler arasında. Bunların bir kandırmaca olduğu çok açık. İşin bu noktaya gelmeden bakanlıklar ve kolluk kuvvetleri aracılığıyla önlenmesi gerekiyor. Bu tip sitelerin reklamları çıktığı gibi engellenmeli. Bu güç de var aslında. Ancak iş büyüyor. Binlerce kişi üye oluktan sonra bakanlık harekete geçiyor ve soruşturma başlatıyor. Sonrasında ise o ana kadar sistemde olan herkesin parası gidiyor.”

BÜYÜK KÂR VARSA DİKKAT
BAKAN Bülent Tüfenkci dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Kara para aklama yönünden de MASAK’ın inceleme yapması için müfettişlerimizin talepleri var. Çiftlik Bank gibi 11 girişim daha var. Sanal âlemde kâr vaat ediyor. Neye göre ettiğine vatandaşlarımızın dikkat etmesi lazım. Karşılığında bir teminat var mı, mal var mı? Vatandaşlarımızın hayatın olağan akışı, ticaretin genel seyri dışında büyük kâr vaat ederek toplanan paralara, ticarete her zaman şüpheyle yaklaşmaları gerekir. Şüphelendiklerinde de şikâyette bulunmalarını istiyoruz.”

İŞTE O 11 FİRMA
1- Çiftlik Mania: Site kapanmış
2- SKP Teknoloji: Site kapanmış
3- Ekolium AŞ: Site faaliyette. İletişim numaralarından yetkililere ulaşılamıyor.
4- Ukash İnternet: Site faaliyette. İletişim numaralarından yetkililere ulaşılamıyor.
5- Cashçiftlik: Site kapanmış.
6- Maden.im: Siteye giriş güvenlik gerekçesiyle engelleniyor.
7- Elitçiftlik: Playstore’da uygulamaya ulaşılabiliyor. Ancak indirilmesine müsaade edilmiyor.
8- Çiftlikshop: Siteye ulaşılamıyor. 
9- Bizim Tavuk: Site açık. Ancak yeni üye olmak için onay verilmiyor. 
10- Çılgın Tavuklar: Site açık. Ancak para yatırma işlemi şu anda kapalı.
11: Birlik Beraberlik Tarım: Site açık. Para yatırılabiliyor. Hesap bilgilerine siteden ulaşılabiliyor.

Burak Coşan, 17.03.2018 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/sirada-cilgin-tavuklar-var-40774989

27 Nisan 2017 Perşembe

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz "Taksimetre denetimleri sıklaştırılmalı"

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, mühürsüz taksimetre şikayeti üzerine harekete geçen Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin İstanbul’da taksilere yaptığı denetimlerin sıklaştırılarak devam etmesini gerektiğini söyledi.

Konuyla ilgili olarak bir yazılı açıklama yapan Federasyon Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Denetimler arttırılmalı ve düzenli hale getirilmelidir. Sık sık bazı taksicilerin vatandaşlardan ve özellikle turistlerden fazla para aldığı gündeme geliyor. Bu konuda bize de sıklıkla şikayet geliyor. Taksimetre zammından sonra yeni tarifeye geçmek için taksimetre ayar ve muayene servislerine giden taksiciler de işlemlerin prosedüre uygun yapılmadığını iddia etmişlerdi. Bizde bunu gündeme getirmiştik. Sürekli şikayet alıyoruz. Dün bir şikayeti değerlendiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri, İstanbul'da denetim yaptı ve bazı taksilerdeki taksimetrelerin mühürsüz olduğunu tespit etti. Vatandaşların şikayetleri önemseyen yetkililere, teşekkür ediyorum. Ancak, tüketiciler olarak, bu denetimlerin yurt genelinde ve sürekli yapılmasını istiyoruz”dedi.

10 Haziran 2016 Cuma

Norse’den sonra Jatomi de bir gecede spor salonlarını kapattı

Norse Fitnesstation’dan sonra önceki gün de İngiliz Jatomi Fitness Türkiye’den çekilme kararı aldı ve binlerce üye mağdur oldu. Spor salonlarını bir gecede kapatan şirket, AVM yetkililerine ve çalışanlara, “Spor salonunu kapatıyoruz” mesajı geçti. 

400 milyon dolarlık spor salonları sektöründe faaliyet gösteren iki büyük firma bir anda kapanma kararı aldı. Geçtiğimiz günlerde kepenk indiren ve binlerce üyesini mağdur eden Norse Fitnesstation’dan sonra İngiliz Jatomi Fitness da bir gecede salonlarını kapattı.

Şirket Türkiye’den çıktığını açıklarken yıllık ya da 6 aylık ücretini peşin ödeyen binlerce müşteri yine mağdur oldu. Yüksek kiralar ve dip yapan üye fiyatları nedeniyle işletmelerin zorlanabileceğine dikkat çeken sektör temsilcileri, “Eğer ticari koşullar nedeniyle iflas söz konusuysa bu durum tartışılmalı.

Ancak bir gecede apar topar hiç açıklama yapmadan salonlar kapatılıyor ve peşin ödeme yapan üyeler mağdur ediliyorsa burada kötü niyet unsuru da sorgulanmalı” dedi. Tüketici dernekleri ise, uzun süreli abonelik sistemi ile çalışan şirketlerin daha sık denetlenmesi gerektiğini belirtti. 

BİR GECEDE ÇIKTI
2011 yılında Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan ve 2017 sonuna kadar 400 milyon Euro’luk yatırım hedefleyen Jatomi Fitness iflas etti. 6 spor salonu ve 20 bine yakın üyesi ile daha çok AVM’lerde hizmet veren İngiltere merkezli şirket, uygun fiyata 5 yıldızlı fitness konseptiyle hizmeti veriyordu. Ancak hedeflerini ve müşteri memnuniyetini bir türlü tutturamayan Jatomi, 1 gecede Türkiye’deki 6 salonunu birden kapattı. Önceki akşam saat 18.00’da AVM yönetimlerini arayan şirket yetkilileri, “Spor salonunu kapatıyoruz. Yarın açmayacağız” dedi. Çalışanlarına da mail gönderen şirket, “Şirketimiz Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmıştır. Kulüplerin kapatılacağı hususlarını bilgilerinize sunarız. Yasal haklarınız için mahkemeye başvurun” denildi.

SON GÜNE KADAR
Spor salonlarının bir gecede kepenk indirmesi binlerce tüketiciyi de mağdur etti. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Karabıyık’ın “1 saatlik yüzmenin bedeli 1.500 TL” başlıklı yazısıyla gündeme gelen Norse Fitnesstation da Jatomi gibi 1 gecede kepenk indirmiş müşterilerini mağdur etmişti. Son güne kadar uzun süreli üyelik satan Norse Fitnesstation kiracısı olduğu Daruşşafaka Cemiyeti’ne de kiralarını ödemediği ortaya çıktı. 15 bin üyesi bulunan şirket, üyelerinden topladığı parayı da iade etmedi. Türkiye’de son dönemlerde spor salonlarında fiyat rekabeti yaşanıyor. Birçok spor salonu 1 yıllık üyeliklerde fiyatları 60 liraya kadar indirdi. Bu da tüketicilerin sürekli salon değiştirmesine neden oluyor ve yüksek kiralar ödeyerek açılan bir salon kısa süre sonra iflas bayrağını çekiyor. Türkiye’den çıkan Jatomi’nin fitness merkezlerinde spor yapmanın yıllık maliyeti ise 850 ile 3 bin lira arasında değişiyordu.

Spor aletlerini AVM’lere bıraktı
İNGİLİZ Jatomi faaliyet gösterdiği alışveriş merkezlerinin yönetimlerini 31 Mayıs akşamı saat 18.00’da arayarak spor salonunu kapattıkları bilgisini verdi. Jatomi’nin kısa süre önce alışveriş merkezlerinden (AVM) kiralar konusunda indirim talep ettiğini anlatan AVM yetkilileri, “En büyük metrekarelere sahip bu spor salonlarının kapanması ve uzun süre kapalı kalması bizim için de iyi değil. Bunlarla ilgili olarak avukatlar çalışmalarını yapıyor. Spor aletlerini bırakıp gittiler. Kimseye bilgi verilmedi” dedi. 

Mağdur olan üyeler ne yapmalı?
UZUN süreli üyelikler kabul eden kurumlara karşı denetimlerin artması gerektiğinin altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, mağdur olan tüketicilere şu tavsiyeleri verdi: * Mağdur olanlar hakem heyetlerine başvurmalı.* Taksitli alışverişlerde bankalar devreye girerek, tüketicilerin amğdur olmasını engelleyebilir.* Parasını peşin ödeyenler için de mahkemeye başvurulmalı ancak iadesi ise uzun sürebilir.* Çalışanlar da dava açarak haklarını talep etmeli.

‘Gaz kaçağı var boşaltıyoruz’
JATOMİ üyelerinden biri, spor yaptıkları anda yetkililerin kendilerine gaz kaçağı var dendiğini, salonun bir anda kapatılmaya başlandığını söyledi. Üye G.S, “Bize gaz kaçağı var derhal burayı boşaltın dendi. Biz de bir telaşla çıktık. Bir diğer arkadaşım da diğer bir şubeye gidiyordu. Oradaki şubede kapanmayla ilgili bilgi vermişler ve olaylar çıkmış. Bize resmen olay çıkmasın diye yalan söylediler” dedi.

Jatomi: Üyeler dava sürecini takip etsin
hurriyet.com.tr’ye konuşan Jatomi Fitness Group’un İdari Direktörü Trevor Brennan, Jatomi Fitness Group olarak Türkiye’de faaliyetlerini resmen durdurma kararı aldıklarını doğruladı. Brennan, “Jatomi Fitness Group ne yazık ki İstanbul’daki ilk salonu açmasından bu yana yaşanan ağır finansal zarardan ötürü Türkiye’deki operasyonlarını durdurma kararı aldı.

Bu oldukça zor karar, zorlu bir değerlendirme sürecinin ardından alındı ve bu süreçte bizim için uygun diğer opsiyonlar da değerlendirildi. İşletmeyi kurtarma çabamız, İstanbul’daki ekibimizin azimli çalışmaları da ne yazık ki gerekli kazancın elde edilmesine yetmedi. Bu durumda küresel operasyonlarımızdaki diğer üyeleri etkilemeden Türkiye’deki işletmeyi finansal olarak destekleyemeyeceğimiz kısa süre önce netleşti. Üyelerimize yasal süreci yakından takip etmelerini öneriyoruz ve tüm alacaklılar için mahkemenin atayacağı bir iflas idaresi yetkilileri de yer alacağı dava sürecini yakından izlemelerini tavsiye ediyoruz. Şu aşamada başka bir yorum yapamıyorum” dedi.

Ceyhun Kuburlu, 01.06.2016 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/norseden-sonra-jatomi-de-bir-gecede-spor-salonlarini-kapatti-40111986

10 Mart 2016 Perşembe

Ellerine zamlı faturayı alan vatandaşın kafası karıştı

Elektrik faturalarında daha önce ayrı ayrı gözüken kayıp-kaçak, iletim ve sayaç okuma bedeli, artık dağıtım bedeli altında alınıyor. Daha önce ödedikleri dağıtım bedelinin bir anda katlanmasına vatandaş tepki gösteriyor.

YILBAŞINDA yapılan zamlar arasında elektrik de vardı ve Türkiye’deki yaklaşık 38 milyon elektrik abonesi zamlanan faturaları bu ay ilk kez aldı. Aboneler, Ocak 2016 faturalarında artık bazı ayrıntıları göremiyor. Faturalarda yapılan değişiklikler tüketicilerin kafasını karıştırırken, tepkilere neden oldu. Hatırlanacağı üzere, elektrik faturalarında yapılan bir değişiklikle iletim bedeli, kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli ve dağıtım bedeli toplanarak, tek bir kalem olarak gösterilmeye başlandı. Ancak dağıtım bedelinde yaşanan ani artış tartışma konusu olurken, örneğin bir elektrik abonesi Twitter’da “43 liralık elektrik tüketimine 23 lira dağıtım bedeli de ne demek oluyor?” diye sordu. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) yetkilileri, yeni faturalarda vatandaşın en çok kafasını karıştıran kalemin dağıtım bedeli olduğunu, ocak ayı faturalarına göre aralık ayındaki dağıtım bedelinde büyük bir artış ile karşılaşıldığını dile getirirken, “Tek tek kayıp ve kaçak bedelinde yapılan artışı, eski mevzuattaki tanımına göre dağıtım bedelindeki artışı, iletim bedelindeki artışı, sayaç okumada yapılan artışı hesaplamak mümkün değil. Ancak yeni tanımıyla dağıtım bedeli adı altında toplulaştırılan kalemdeki toplu artış hesap edilebilmekte ve bu zam oranı da yüzde 10.4” diyor.

ZAM ORANI YÜZDE 10.4
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), bugüne kadar elektrik faturasında yer alan kalemleri (aktif enerji, kayıp-kaçak- dağıtım, iletim vs.) ayrı ayrı onaylıyor, yayınlıyor ve faturalarda gösterilmesini zorunlu koşuyordu. Ancak başta kayıp-kaçak gibi bazı bedellere yönelik tepkiler ve açılan davalar sonucu, bu bedeller artık faturalarda gösterilmiyor. EMO yetkilileri, “Yeni tarifelerdeki dağıtım bedeli içerisine kayıp-kaçak bedeli, iletim bedeli ve sayaç okuma da dâhil edildi. Ellerine ocak ayı faturalarını alan vatandaşlar dağıtım bedelini, aralık ayındaki dağıtım bedeli ile kıyasladıklarında büyük bir artışla karşılaştı. 1 Ekim 2015-1 Ocak 2016 tarihleri arasında geçerli faturalardaki dağıtım bedeline, vatandaşların gördükleri ölçüde olmamakla birlikte, büyük bir artış yapıldı. Ancak bu artışın ayrıca miktarı faturadaki gizleme nedeniyle hesaplanamıyor. 1 Ekim 2015-1 Ocak 2016 tarihli faturalarda iletim bedelinin birim maliyeti 0.95 kuruş, dağıtım bedeli 4.005 kuruş, sayaç okuma bedeli ise kilovat saat başına değil fatura başına 59.2 kuruştur. Bu üç kalemle birlikte, ocak ayından önce elektrik maliyetine dâhil edilen 5.52 kuruşluk kayıp-kaçak bedeli de bu kez dağıtım bedeline eklendi. Bunların tümünün 1 Ekim 2015’ten itibaren geçerli olan tarifedeki toplamı 10.761 kuruş. Ocak 2016 faturasında artık tek tek gösterilmeyerek, yalnızca dağıtım bedeli olarak belirtilen bu dört kalemin toplamı ise 11.841 kuruş. Yeni tanımıyla dağıtım bedeli adı altında toplulaştırılan toplu artış hesap edildiğinde, bu zam oranı yüzde 10.4 oluyor” diyor.

NEYE NE KADAR ZAM GELDİ ANLAŞILMIYOR
1 Ekim 2015-1 Ocak 2016 tarihleri arasında geçerli olan eski tarifede, kayıp-kaçak bedeli dâhil olmak üzere elektrik birim maliyeti olarak faturalara 25.37 kuruş yazdığına işaret eden EMO yetkilileri, “Kilovat saat başına 5.52 kuruşluk kayıp-kaçak bedeli çıkarıldığında, gerçek elektrik maliyeti 20.578 kuruş idi. Bu bedele bu ay itibariyle perakende satış hizmet bedeli dahil edildiğinden, gerçek artış oranlarını bulabilmek için 1 Ekim 2015-1 Ocak 2016 tarifesinde 0.72 kuruş olarak yer alan perakende satış hizmet bedelini eklememiz gerekiyor. Böylece yeni tarifede, birim fiyatlar bölümünde ‘tek zaman’ (çok zamanlı tarife uygulanmayanlar için) ibaresinin karşısında yazan elektrik birim fiyatı, ocak ayı öncesinde 20.578 kuruş iken, ocakta yüzde 3.7 zam görerek 21.343 kuruşa yükseldi. Bu zammın ne kadarının enerji maliyetleri, ne kadarının perakende satış hizmet bedeline yapılan artıştan kaynaklandığı ise faturalardaki gizleme nedeniyle hesaplanamıyor” şeklinde konuşuyor. EMO yetkilileri, neye ne kadar zam geldiğini anlama olanağı kalmadığını ifade ederek, şunları kaydediyor: “Perakende satış hizmet bedelinin dâhil edildiği elektrik maliyetinde yüzde 3.7, dört kalemin birden toplulaştırıldığı dağıtım bedelinde ise yüzde 10.4 zam yapıldı. Böylece tüketicinin faturasına yüzde 5.9 olarak yansıyacak zammın yüzde 60’a yakını, elektrik maliyetleriyle hiçbir ilgisi olmayan dağıtım bedeli kaleminden kaynaklanıyor. Elektrik maliyetleri artmak bir yana geçtiğimiz dönemde düşüş gösterdi. Dağıtım bedelindeki zamda ise kayıp-kaçak bedelindeki artış etkendir. Yine dağıtım şirketlerinin özelleştirme bedellerini ve aldıkları kredileri ödeyemedikleri iddiasıyla savurdukları ‘iflas’ tehditleri ve kur artışı gibi piyasa koşullarında üstlenmeleri gereken maliyetlere yönelik veryansınları da bu artışta etkili oldu.”

DÖRT NEDEN
BİR sektör temsilcisi ise “1 Ocak’tan itibaren EPDK, aktif enerji hariç tüm kalemleri dağıtım bedeli altında toplama kararı aldı. Bu bağlamda artışın nereden kaynaklandığını tam olarak tespit etmek artık zorlaşmış olsa da, şu sebeplerden kaynaklandığını düşünüyoruz:

1) Artan kayıp-kaçak oranlarındaki artış ve kayıp-kaçak hedeflerinin uygulamadan kaldırılarak, gerçekleşmelerin tarifeye yansıtılması;

2) YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) bedeli, artan döviz kurları ve YEKDEM’den faydalanan kapasitede önemli bir artış oldu;

3) Artan serbest tüketici sayısının dağıtım müşterilerinin tüketim profilini olumsuz etkilemesi;

4) Doğalgaz tarifelerinde indirim yapılmaması. Yap-işlet ve yap-işlet-devret santrallerine satılan doğalgaz bedelinin yüksek olması nedeniyle dağıtım şirketlerine satış fiyatı da piyasa fiyatlarına kıyasla yüksek kaldı” yanıtını veriyor.

“Faturalar sadeleşti”
TÜKETİCİ Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, 1 Ocak 2016 tarihinde yenilenen Tarifeler Yönetmeliği ve buna bağlı alt mevzuatta değişiklik olması sebebi ile elektrik faturalarının ve elektrik tarifeleri metodolojisinin değiştiğine işaret ederek, “Ocak ayı itibarı ile artık elektriğin kendisine ödediğimiz net enerji bedeli, elektriğin üretildiği yerden evimize gelene kadarki süreçte verilen hizmetlerin toplamı olan dağıtım bedeli ve son olarak da fon ve KDV eklenerek fatura toplamı bulunuyor. Dağıtım bedelinin altına iletim bedeli, kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli eklendi. Yine çok tartışmalı bir konu olan perakende satış hizmet bedeli dağıtılarak, bir kısmı net enerji bedeline girerken, bir kısmı da dağıtım bedeline eklendi. Yapılan bu değişikle EPDK birçok sorunu çözmüş oldu. 2011 yılından beri dava süreci devam eden fonların kayıp-kaçak bedeli ve net enerji bedeli üzerinden tahsil etme sorunu, kayıp-kaçak sorunu ve tüketim arttıkça maliyet artmamasına rağmen TL olarak artan tutara sahip perakende satış hizmet bedelini kaldırdı. Faturanın sadeleşmesine Elektrik Piyasası Kanunun şeffaflık ilkesine aykırı olduğunu iddia edenler olduğu gibi tüketiciye daha anlaşılabilir bir faturanın gönderilmesinin faydalı olacağını söyleyenler de bulunmakta” diyor.

Merve Erdil, 30.01.2016 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ellerine-zamli-faturayi-alan-vatandasin-kafasi-karisti-40047030

27 Ekim 2015 Salı

Tüketicilere "9 ile biten etiket" uyarısı

Tüketici dernekleri, "49,99", "199" gibi fiyat etiketlerinin tüketiciyi ürünün ucuz olduğu yönünde aldattığını ve tedavülde yeterli kuruş olmadığı için para üstü verilmediğini belirterek, her iki durumda da vatandaşın kayıpta olduğunu bildirdi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk parasının temel biriminin kuruş olduğunu belirterek, tedavülde ekonomik dolaşımı sağlayacak şekilde yeterli kuruşun bulunması gerektiğini ancak bulunmadığını söyledi.

Para üstü alırken kuruşların genellikle verilmediğinin görüldüğünü dile getiren Deniz, "Sirkülasyonu büyük olan hipermarketlerde üstü verilmeyen bir-iki kuruşları dikkate aldığımızda kayıt dışı, vergisi verilmeyen ciddi bir paranın markete kaldığını görebiliriz" dedi.

Deniz, etiketlerde kuruş kullanılarak tüketicide sanal ucuzluk algısı oluşturulduğunu vurgulayarak, "Mesela 50 liralık bir ürün 49,98 yapılınca tüketicide ürünün ucuzladığı algısı uyanıyor. Tüketicinin zihnindeki fiyat eşiğinin birkaç kuruş da altında olsa bu etiketler aldatıcı oluyor. Tüketici ucuz ürün aldığını zannediyor ama yanılıyor. Mesela bir ceket için 200 liralık fiyat eşiği varsa 199 liralık etiket ceketin fiyatının ucuzladığını düşündürebiliyor tüketiciye" diye konuştu.

"Kredi kartıyla alışveriş yapılırsa kayıp olmaz"
Tüketicilere etiketleri okurken dikkatli olmaları çağrısında bulunan Deniz, 50 liralık bir ürünün etiketine yazılan 49,98'lik etiket görüldüğünde "Üründe ucuzluk yok, 2 kuruşluk aldatmaca var" denilmesi gerektiğini bildirdi.

Deniz, bu tarz yazılan etiketlerle ilgili yapılabilecek bir yaptırım bulunmadığını belirterek, "Bu konuda tüketiciler dikkatli olmalı. Hatta mümkünse rakamı yukarıya yuvarlayarak fiyatı düşünmeli" ifadesini kullandı.

Başkan Deniz, şöyle devam etti:
"Bir ailenin ay boyunca peşin yaptığı alışverişlerde üzerini almadığı kuruşlar toplandığında boşa giden para tutarı yıllık 250 lirayı bulabiliyor. Mesela üzeri alınmayan para sadece 1 değil 3-4 kuruş da olabiliyor. Aylık 2 bin liralık alışveriş yapan bir aileyi düşündüğümüzde ayda 20-25 lirayı almamış olabiliyor. Bu da yılda 250 lira ediyor. Bu para boşa gitmiş oluyor. Burada kredi kartını özendirmek istemiyorum ama bunun önüne kredi kartıyla geçilebilir. Kredi kartının kullanıldığı alışverişlerde kuruş kaybı yaşanmaz."

"Tüketici iki kez zarara uğratılıyor"
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Piyasa İzleme Komisyonu Başkanı Cahide Pamuk, son yıllarda çarşıda, pazarda neredeyse tüm etiketlerin sonunun 9 ile bittiğini belirterek, bu şekilde etiket fiyatlandırmasının Tüketici Kanunu'nun fiyat etiketi ile ilgili 54. maddesine aykırı olmadığını ancak bu burada tüketicinin "enayi" yerine konulduğunu savundu.

Tüketicilerin, alışveriş esnasında hemen her üründe sonu 9'la biten fiyatlandırmalara tepkili olduğunu dile getiren Pamuk, "Alışverişlerde para üstü olarak tüketiciye iade edilmesi gereken bir kuruş tedavülde olmasına rağmen bu fiyata satılan her hangi bir ürün ya da hizmet bulunmadığından piyasada fiilen bulunmamaktadır. Böylelikle sonu '9' ile biten fiyat etiketleri yüzünden tüketici iki kez zarara uğratılmaktadır" dedi.

Pamuk, ilk olarak, sonu 9 ile biten etiketle tüketicinin zihninde bir alt baremdeki fiyat algısı oluşturulduğunu kaydederek, daha sonra da satın alma esnasında nakit ödeme yapılırsa 1 kuruş olan para üstünün tüketiciye ödenmediğini aktardı.

"Piyasada kullanılmayan bir kuruşların en kısa zamanda fiyat etiketinden kaldırılması gerekir" diyen Pamuk, böylelikle hem fiyat etiketindeki aldatmacanın son bulacağını hem de nakit alışveriş yapan tüketicinin kuruşlarının ziyan olmayacağını ifade etti.

"Para üstünü eksiksiz isteyin"
Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük, fiyatın ucuz olduğu izlenimini vermek için yapılan bu durumda para üstünün eksiksiz istenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Alışverişin yoğun olduğu yerlerde işletmelerin lehine, tüketicinin aleyhine olan "9 ile biten etiketlerle alakalı" kendilerine zaman zaman şikayet geldiğini dile getiren Küçük, bu konuda duyarlı vatandaşların kaygılı olduğunu söyledi.

Küçük, 6502 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Fiyat Etiketi Yönetmeliği gereğince perakende satılan bütün ürünlerde etiket olması gerektiğini kaydederek, tüketicinin aldığı ürünün raf fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığını mutlaka alışveriş fişlerinden kontrol etmesi, arada fark olması halinde daha düşük ücretin ödenmesi gerektiğini bildirdi.

Genel Başkan Küçük, "Ayrıca tüketiciler sonu 9 ile biten etiketlerin cazibesine kanıp da alışveriş çılgınlığına kapılmasınlar. İhtiyacı olmayan malları alma eğilimine girmesinler" diye konuştu.

"Devir 1 kuruşun hesabını yapma devri"
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken de, bir süre önce yaptığı yazılı açıklamada , bazı marketlerin para üstü ödemeleri gereken kuruşları müşterilere vermediğini belirterek, "Halkımız, bilinçli davranıp kuruşunu istemeli. Devir 1 kuruşun hesabını yapma devri" ifadelerini kullanmıştı.

Palandöken, haziran ayı itibarıyla piyasada 142 milyon 1 kuruşun olduğuna dikkati çekerek, "Yetkililerimiz geçen seneden beri 11 milyon 1 kuruş basmasına rağmen yeterli gelmedi, piyasada kuruş gören yok. Kuruşlu para üstünün ödenmesinde vatandaşımız ısrarlı olmalıdır. Kuruşları beğenmeme veya almama lüksü olacak kadar zengin değiliz. Piyasadaki 142 milyon adet 1 kuruş nerede? Halkımız, bilinçli davranıp kuruşunu istemeli. Devir 1 kuruşun hesabını yapma devri" değerlendirmesinde bulunmuştu.

12.10.2015, Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/tuketicilere-9-ile-biten-etiket-uyarisi-30279213

27 Eylül 2015 Pazar

Yargıtay'dan 'Cezalı Faturanın Üzerine Ceza olmaz' Kararı

Yargıtay, kaçak elektrik kullandığı tespit edilen bir çiftçinin açtığı davada dikkat çekici bir karar verdi. Elektrik dağıtım şirketi, çiftçiye 33 bin 500 liralık bir ‘kaçak’ faturası çıkardı. Çiftçi faturaların iptali için dava açtı. Ancak yerel mahkeme şirketi haklı buldu. Dosya Yargıtay'a gitti. Yargıtay kararında “Fatura zaten cezalı tarifeden kesilmiş. Bunun üzerinde kayıp-kaçak, dağıtım, perakende satış gibi ilave bedeller yüklenemez. Bu durum eşitlik ilkesine aykırı” diyerek yerel mahkeme kararını bozdu.

Şanlıurfa’da çiftçilik yapan S.D.nin tarımsal sulama aboneliği bulunuyor. S.D.’nin bağlı olduğu DEDAŞ İl Müdürlüğü, yaptığı denetimler sonrası kaçak elektrik kullanıldığını tespit etti. Düzenleme tarihi 4 Ekim 2010 olan iki ayrı fatura ile S.D.’nin toplam 33 bin 500 TL ödemesi istendi. S.D. kesilen iki fatura için de iptal davası açtı. DEDAŞ İl Müdürlüğü avukatı ‘Dava reddedilsin” derken, Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi bilirkişi raporu talep etti. Gelen rapor doğrultusunda da mahkeme davayı reddetti. S.D.’nin avukatı kararı temyiz etti.

'KAYIP-KAÇAK BEDELİNİ ALAMAZSIN'
Temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi milyonlarca elektrik abonesini ilgilendirebilecek bir karar verdi. Daire kararında, benzer bir davada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) geçtiğimiz yıl mayıs ayında ortaya koyduğu içtihadı hatırlatarak özetle şu hükmü kurdu: "Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmek, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmaz. Öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.” 

'ZATEN YÜKSEK TARİFEDEN ÖDÜYOR'
Kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılmasının hukuka uygun olmadığına işaret edilen kararın devamında “Elektriği kaçak kullananlar kurul (EPDK) kararı gereğince, kaçak bedelini cezalı bedel üzerinden ödemektedirler. Bu durumda; elektriği kaçak olarak kullanmayan abonelerin ödemediği bedelleri, daha yüksek (cezalı) tarife üzerinden ödeyen kaçak kullanıcılardan tahsil etmek; hak ve nesafet (insaf), eşitlik ve genel hukuk ilkeleri ile bağdaşmaz. Söz konusu bedellerin, elektriği kaçak kullananlardan alınmaması, kaçak kullanımı teşvik veya kaçak elektrik kullananları koruma gibi de algılanamaz. Zira, kaçak kullananlar, zaten, daha yüksek tarife üzerinden elektrik tüketim bedeli ödemektedirler” denildi. Yerel mahkemenin verdiği kararı oybirliği ile bozan Yargıtay 3. Hukuk Daire yeni bir bilirkişi raporunun istenmesinde karar verdi. 

'O TARTIŞMAYA SON NOKTAYI KOYDU'
Kararı değerlendiren Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Av. Bülent Deniz, “Karar, YHGK’nun geçtiğimiz yıl verdiği kayıp-kaçak bedelinin almanın hukuk devleti ve adalet düşüncesiyle bağdaşmayacağına ilişkin kararını teyit ediyor. YHGK, 'dürüst aboneden kayıp-kaçak bedeli almanın yanlış olduğuna hükmetmiş olduğuna göre, kaçak elektrik kullanan için de cezalı tarife öngörülmüşse bu cezanın üzerine ayrıca kayıp-kaçak bedeli eklenmesi adalet, eşitlik hak ve nesafet (insaf) ile bağdaşmaz' diyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu kararı ile, uzun süredir tartışmalı olan ‘YHGK kararı bağlayıcı mıdır, değil midir’ tartışmasına da son noktayı koyuyor ve diyor ki; ‘Ben 3. Hukuk Dairesi olarak YHGK kararını benimsedim” diyor. Bu demektir ki, ‘Yerel mahkemeler ve Tüketici Hakem Heyetleri de artık YHGK’na uysun. Uymazlar ise, dosya bana geldiğinde ben bu kararları bozacağım.’ Karar bu yönüyle tüketiciler için kayıp-kaçak bedeli konusunda yargıya gitmeleri halinde paralarını iade alabileceklerine işaret ediyor" dedi.

Dinçer Gökçe, 24.09.2015 http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/30147707.asp

9 Nisan 2015 Perşembe

Kayıp-Kaçakta Sil Baştan

Elektrikte kaçak kullanımın oluşturduğu maliyeti abonelerin sırtına yükleyen tartışmalı kanun tasarısı Meclis’ten çıkmadı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Tasarı Meclis’e geldiğinde tüketicilere kayıp-kaçak iadesi için artık müracaat etmeyin demiştik. Tüketiciler başvurulara aynen devam edebilir” diyor.

Tüketici vicdanını rahatsız eden elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedelini kalıcı hale getirecek tasarı, Meclis’ten çıkmadı. Kayıp-kaçak davalarının da önünü tıkayacak tasarının yeni Meclis açılana kadar hükümsüz kaldığını açıklayan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Biz tasarı TBMM’ye geldiğinde tüketiciye çağrı yapmış ve ‘Kayıp-kaçak bedeli iadesi için artık müracaat etmeyin çünkü kazansanız bile aldığınız paralar tarifeye yoluyla 75 milyondan çıkacak’ veya ‘yasa çıkarsa başvurularınız olduğu yerde duracak ve düşecek’ demiştik. Ama şimdi önümüzde yeni Meclis kurulana kadar en az altı ay zaman olduğunu düşünüyoruz ve tasarıyla ilgili ne olacağını bilmiyoruz. Tüketiciler kayıp-kaçak bedellerinin iadesi için başvurularını yapmaya devam edebilir” diyor.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun geçtiğimiz aylarda aldığı, “Çalınan elektriğin parası, düzenli fatura ödeyen aboneden tahsil edilemez” kararı, tüketicileri harekete geçirmiş, binlerce elektrik abonesi geriye dönük ödediği kayıp-kaçak bedellerini almak için soluğu elektrik dağıtım şirketleri ve tüketici hakem heyetlerinde almıştı. Bunun ardından kayıp-kaçak bedelini yasallaştıran ve bu bedelle ilgili yargılama yetkisini sınırlayan bir tasarı hazırlanarak 28 Ocak tarihinde TBMM’ye gönderildi ve geçtiğimiz ay Meclis Komisyonu’nda kabul edildi. Hem elektrik dağıtım şirketleri, hem tüketici derneklerinin gözü söz konusu tasarı üzerindeydi. Tasarı TBMM’den çıkmadı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Yargıtay kararı hala önümüzde duruyor ve ciddi bir örnektir. Yeni Meclis’in bunu dikkate almasını da sağlamak için, kayıp-kaçak konusunda başvuruların tüketiciler tarafından yoğun şekilde yapılmasında yarar olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuşuyor.

KADÜK OLDU 
TBMM’nin görev süresi bitince, o ana kadar henüz yasalaşmamış olan yasa teklifleri ve tasarıların hükümsüz kaldığını, yani kadük olduğunu ifade eden Deniz, şunları söylüyor: “Yeni Meclis oluşturulduğunda iç tüzüğün 77. maddesi gereğince bu kadük hale gelmiş olan tasarı ve teklifler milletvekilleri tarafından yenilenebilir. Dolayısıyla bu kayıp-kaçak yasa tasarısıyla alakalı şu anlama geliyor: 7 Haziran’da seçim yapılacak, önümüzdeki ekim ayına kadar olağanüstü bir gelişme olmazsa kayıp-kaçakla ilgili mevcut yasa tasarısı tüketici açısından bağlayıcı olmayacak. Ve uygulanamayacak. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından sonra binlerce tüketici hakem heyetlerine başvurmuş ve hakem heyetleri kilitlenmişti. Bu tepki üzerine Bakanlık böyle bir tasarıyı Meclis’e gönderdi. Tekrar böyle yığınsal başvurular yapılması halinde iki tane yarar ortaya çıkacak: 1) Tüketicinin kazanması halinde, tüketici parasını geri alacak, 2) Tüketicinin tepkisi yeni oluşacak Meclis’e bu şekilde ifade edilmiş olacak. Bu tepki ciddi şekilde ifade edilmiş olursa, teklif yeni Meclis’te yenilenmeme pozisyonuna gelebilir.”

Tasarı geçerse faturaya yansır
Kayıp-kaçak tasarısı, bu haliyle yeni Meclis’ten çıkarsa kayıp-kaçak bedeli kalıcı hale gelmiş olacak. Daha önce hukuki yöntemlerle geri alınan bedellerin ise tekrar vatandaşlara ek yük olarak getirilmesinin önü açılmış olacak. Tasarı, bu haliyle yasalaşırsa kayıp-kaçak bedeline ilişkin başvurularda ve açılan davalarda, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, ürün veya hizmet bedellerinin, EPDK’nın düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak. Mahkeme ve tüketici hakem heyeti kararına istinaden, yapılan iadeler ve mahkeme giderleri ise tarife yoluyla karşılanacak. Bir kişi kayıp-kaçak bedelinin iadesine ilişkin açtığı davayı kazansa bile bunun karşılığı yine dağıtım tarifelerine eklenecek.

Başvuruyu engelleyen yasa şimdilik yok
Mehmet Bülent Deniz “Tüketici olarak şu an başvurmak istesem bir kaybım olur mu” sorusuna karşılık, “Tüketici olarak bugün başvurdunuz ve diyelim ki yasa çıktı ve başvurunuz düştü. Hiçbir kaybınız yok. Hakem heyetine başvururken zaten herhangi bir masraf ödemiyorsunuz. Avukatlık ücreti de olmayacak çünkü dava otomatik olarak düşmüş olacağı için avukatlık ücreti de tahakkuk etmeyecektir. Ancak bu başvuruların yapılması ve gösterilen toplumsal refleks, yeni oluşacak Meclis için işaret fişeği olabilir” yanıtını veriyor. Tüketicinin şu an başvurmasını engelleyen hiçbir yasa olmadığını vurgulayan Deniz, “Her şey aralık ayındaki duruma döndü” yorumunu yapıyor.

Dağıtıcıların başka seçeneği yok
ELEKTRİK dağıtım sektörü temsilcileri ise “Ortada bir yargı kararı olduğu için dağıtıcıların çok bir seçeneği yok. Devam eden davalarda belli kararlar çıktıkça dağıtım şirketleri ödemeleri yapıyorlar. Bu yönetilemeyen bir risk, kayıp-kaçak bedelinin dağıtım şirketlerinden çıkmaması gerekiyor. Bir an önce konu gündeme gelmeli. Kanuni bir düzenlemeyle EPDK’nın yetkileri kanunda netleştirilmeli ve süreç öyle yönetilmeli. Dağıtım şirketlerine verilen sorumluluk belirlenen kayıp-kaçak hedeflerini yönetmek. Ayrıca kayıp-kaçak oranları hep böyleydi. Sadece faturalarda gözükmediği için bilinmiyordu. ‘Ben niye ödüyorum’ son derece makul bir soru ancak bu sorun özelleştirme sonucu doğmuş gibi anlatmak yanlış. Tam tersine bu sorunlar ortadan kalksın diye özelleştirme yapıldı. Özelleştirildikten sonra bölgesindeki kayıp-kaçak oranını düşürmeyen şirket yok. Sadece şu var: Devletin kayıtlarında verilen rakamlar sağlıklı değil. Örneğin devletin kayıtları kayıp-kaçağı yüzde 50 gösteriyor, fiili durum ise yüzde 60.”

Adım adım ne oldu?
* 2011 Ocak ayından itibaren kayıp-kaçak bedeli faturada ayrı bir kalem olarak belirtilmeye başladı.
* Bu konuda ilk başvurular aynı yıl içinde yapılmaya başlandı ve tüketici lehine ilk kararlar Kahramanmaraş Tüketici Hakem Heyeti ve Zonguldak/Devrek Tüketici Heyetlerinden geldi.
* Kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine faturada kayıp-kaçak bedeli kalemi 2011 yılı sonunda kaldırıldı ve tüketim kaleminin içine alındı.
* Ardından mahkeme önüne giden kayıp-kaçak bedeli davasında Sakarya/Karasu ve Adana/Kozan Tüketici Mahkemesi 2012 yılında kayıp-kaçak bedelinin haksız olduğuna karar verdi.
* Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.05.2014 tarihinde kayıp-kaçak bedelinin haksız olduğuna karar verdi. Karar 17.12.2014 tarihinde kesinleşti.
* 28.01.2015 tarihinde kayıp-kaçak bedelini yasal hale getirecek yasa taslağı TBMM’ye gönderildi.
* Yasa tasarısı TBMM Komisyonlarında görüşülmekte iken, TBMM’nin 03.04.2015 tarihinde yasama süresinin bitmesi nedeniyle kadük hale geldi.

Dağıtım bölgeleri kayıp-kaçak oranları

ŞİRKET 2013

AKDENİZ 11,32%
AKEDAŞ 6,70%
ARAS 38,16%
AYDEM 7,61%
AYEDAŞ 7,59%
BAŞKENT 7,90%
BOĞAZİÇİ 9,89%
ÇAMLIBEL 7,58%
ÇORUH 9,42%
DİCLE 75,41%
FIRAT 9,49%
GEDİZ 9,73%
KAYSERİ 6,85%
MERAM 7,14%
OSMANGAZİ 7,86%
SEDAŞ 6,64%
TOROSLAR 15,24%
TRAKYA 6,14%
ULUDAĞ 7,03%
VANGÖLÜ 65,84%
YEŞİLIRMAK 11,47%
TÜRKİYE ORT. 16,0%

Merve Erdil, 08.04.2015 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28679383.asp

26 Mart 2015 Perşembe

Her Şey Yalan 'Kaçak' Gerçek

Elektrikte kaçak kullanımın oluşturduğu maliyeti abonelerin sırtına yükleyen tartışmalı kanun tasarısı Meclis Komisyonu’nda kabul edildi. Tasarı Genel Kurul’dan çıkarsa, kayıp-kaçak bedeli kalıcı hale gelmiş olacak. Daha önce hukuki yöntemlerle geri alınan bedellerin tekrar vatandaşlara ek yük olarak getirilmesinin de önü açılmış olacak.

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu’nun geçtiğimiz aylarda aldığı, “Çalınan elektriğin parası, düzenli fatura ödeyen aboneden tahsil edilemez” kararı, tüketicileri harekete geçirmiş, binlerce elektrik abonesi geriye dönük ödediği kayıp-kaçak bedellerini almak için soluğu elektrik dağıtım şirketleri ve tüketici hakem heyetlerinde almıştı. Ancak önceki gün Meclis Komisyonu’nda kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarla Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na göre, abonelere iade edilen kayıp-kaçak paraları yine tüketicinin cebinden çıkacak.

Tasarı, Genel Kurul’da değişmezse kayıp-kaçak bedeli kalıcı hale gelecek. Yani her ay faturaların yaklaşık yüzde 10 ila 15’i, kayıp-kaçak bedeli olarak abonelerin cebinden çıkacak. Ayrıca, mahkeme kararıyla geri alınan ve alınacak kayıp-kaçak paraları da tarifeye yansıtılacak. Sadece 2014’te abonelerden 5.4 milyar lira kayıp-kaçak bedeli tahsil edildiği hesaplanıyor.

TÜM MASRAFLAR ABONEYE
Tasarı, bu haliyle yasalaşırsa kayıp-kaçak bedeline ilişkin başvurularda ve açılan davalarda, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, ürün veya hizmet bedellerinin, EPDK’nın düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak. Mahkeme ve tüketici hakem heyeti kararına istinaden, yapılan iadeler ve mahkeme giderleri ise tarife yoluyla karşılanacak. Bir kişi kayıp-kaçak bedelinin iadesine ilişkin açtığı davayı kazansa bile bunun karşılığı yine dağıtım tarifelerine eklenecek. Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşacak. Kayıplara ilişkin maliyetler tüketicilere yansıtılacak.

HAK ARAMA YOLU TIKANIYOR
ELEKTRİK Mühendisleri Odası (EMO) yetkilileri, Yargıtay’ın kayıp-kaçak bedelinin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğu şeklindeki kararına atıfta bulunarak, “Böyle bir karar varken, bu yasal düzenleme hukuksuzluğun boyutunu artırıyor. İnsanların hak arama yolunu tıkıyor. Hukuki yöntemlerle geri alınan bedellerin vatandaşlara ek yük olarak getirilmesini sağlıyor. Tüm dağıtım şirketleri, yargı kararıyla tüketicilere ödemiş olduğu bedelleri toplayacak ve tarifelere yansıtacak. Devam eden davaların düşmesine yol açacak. Vatandaş masraf yaptığı ile kalacak” şeklinde konuşuyor.

2014’TE 5.4 MİLYAR 8 YILDA 33 MİLYAR
KAYIP-KAÇAK bedeli, hem elektrik sistemindeki teknik kayıp, hem de sistemden çalınan elektriği kapsıyor. Bazı dağıtım bölgelerinde kayıp-kaçak oranı yüzde 75’lere varıyor. Türkiye genelinde ise yüzde 16 civarında. Tasarının gerekçesine göre, 2006-2014 yılları arasında kayıp-kaçak bedeli olarak tüketicilerden yaklaşık 33 milyar lira tahsil edildi. Bu bedele, faiz ve vekalet ücretleri de eklendiğinde, bunun birkaç katına çıkması bekleniyor. Diğer yandan, 2014 yılında kayıp-kaçak bedeli olarak tüketicilerden 5.4-5.5 milyar lira tahsil edildiği ortaya çıkıyor. Vergi ve TRT payı gibi kalemlerle rakamın 6 milyar lirayı geçtiği kaydediliyor.

Merve Erdil, 20.03.2015 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28502411.asp

9 Mart 2015 Pazartesi

Havadan Sebepler

Elektrik faturalarında iki, hatta üç aylık tüketim tek faturaya yansıtılınca, vatandaşın hesabı şaştı. Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği’ne göre bu değişikliğin sebebi olumsuz hava şartları. Açıklama tüketici derneklerince yeterli bulunmadı.

Bazı dağıtım şirketlerinin, sayaç okuma sürelerini uzattığı gerekçesiyle abonelerin elektrik faturası şişmiş, şikayetlerin artması üzerine Enerji Bakanı ve EPDK Başkanı’ndan gelişmeleri yakından izlediklerine dair açıklamalar gelmişti. Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Başkanı Nihat Özdemir ise elektriğe zam olmadığını, fatura dönemlerinde yaşanan değişikliğin, olumsuz hava şartları nedeniyle gerçekleştiğini dile getirdi. Ancak bu açıklama, tüketici derneklerini tatmin etmedi. Tüketici derneklerinden temsilciler, “İstanbul’da ya da Antalya’da ne hava muhalefeti vardı da sayaçlar okunmadı” diye sordu.

FATURALAR GÜNDEMDE
Bazı elektrik dağıtım şirketlerinin faturalandırma dönemlerinde kısa süreli değişiklikler yapmaları tüketicileri olumsuz etkilerken, yüksek miktarlı faturalar vatandaşların ödeme dengesini bozdu. Elektrikte bir aylık tüketimin faturalanması gerekirken, bazı dağıtım şirketlerinin okuma tarihlerinde değişiklik yaptığı ve kimi zaman gün kısaltımına giderek 20 günlük tüketimi, kimi zaman da gün uzatımına giderek 70 güne varan tüketimi faturaladığı ortaya çıktı. Bu konuda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) çok sayıda tüketici şikayeti ulaşınca, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz açıklama yaparak, elektrik dağıtım şirketlerini yakından izlediklerini, faturalara yönelik manipülasyonları kabul etmeyeceklerini belirtti. Enerji Bakanı Taner Yıldız da “Elektrik fiyatlarına zam yok. Şirketler iki faturayı birden kesmişler. Bu doğru değil. Telafi edecekler” şeklinde konuştu. Şirketler adına dün açıklama yapan ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir ise “Fatura dönemlerinde yaşanan değişiklik, olumsuz hava şartları nedeniyle gerçekleşti” dedi.

SAYAÇ OKUMA FIRTINAYA TAKILDI
Dağıtım şirketlerinin aylık periyotta sayaç okumayı planladığı ve her iş günü sayaç okuduğuna işaret eden Özdemir, “Ancak olumsuz hava şartlarının yaşandığı dönemde hepimiz biliyoruz ki kar, fırtına, sel ve dondurucu soğuklar nedeniyle ulaşım zorluğu yaşandı. Bu nedenle sayaçların okunmasında zorunlu olarak periyot kayması yaşandı. Bazı bölgelerde ise özelleştirme sonrasında fatura yazılım değişiklikleri yapıldı. Bu da fatura sürelerinin uzamasına neden oldu” değerlendirmesinde bulundu. Özdemir, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada olumsuz hava koşullarından dolayı sayaç okumalarının aksamasının yanı sıra yoğun şekilde arıza ve kesintiler olduğunu belirterek, şiddetli fırtına, kar ve sel nedeniyle ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde benzer sıkıntılar yaşandığını dile getirdi.

HANGİ HAVA MUHALEFETİ
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, geçtiğimiz ay faturalar konusunda en çok şikayetin Akdeniz bölgesinden geldiğine işaret ederek, “Antalya ve çevre illerde o dönemlerde hava koşullarında herhangi bir anormallik yoktu. Hava koşullarında anormal bir durum vardıysa bile bunun zararını tüketici çekmemeli. Yıllardan beri, herkes ayda bir elektrik faturası ödeme alışkanlığı geliştirdi. Bunun dışına çıkmak için çok mücbir sebep gerekiyor. Kar yağdı, fırtına çıktı, sel oldu gibi durumlar önceden öngörülebilen durumlar. Tedbirler ona göre alınmalı” şeklinde konuştu.

Tüketiciyi Koruma Derneği Disiplin Kurulu Başkanı Şükran Eroğlu ise “Olumsuz hava şartı mı? İstanbul’da olumsuz bir hava şartı oluşmadı” diyerek, şöyle devam etti: “Burada asıl yapmaları gereken, kayıp-kaçağı Avrupa seviyesine indirmek. Birilerinin kullandığı kaçak elektriğin parasını dürüst vatandaştan almak eşitlik ilkesine aykırı. Şirketler sayaç okuma bedelinden tutun, personel hizmet bedeline kadar tüketiciden alıyorlar. Özelleştirmeler rekabetin artması ve hizmetin ucuzlaması için yapılır. Türkiye’de özelleştirmeden sonra tüm hizmetler pahalılaşıyor. 30-40 lira elektrik faturası öderken, 90 küsur lira ödemeye başladım. Ayrıca Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda ‘Üst üste iki fatura ödenmezse tüketiciye ihtar gönderirsiniz, 7 gün süre tanırsınız, bunun sonucunda ancak elektriği kesersiniz’ deniliyor. Fakat bir fatura bile aksasa hemen elektriği kesiyorlar. Şirketler son derece keyfi davranıyor.”

ELDER: FAİZSİZ TAKSİTLENDİRME YAPACAĞIZ
ELEKTRİK faturalarında bir zam olmadığına işaret eden Nihat Özdemir, “Tarifeler değişmedi. Tüketiciler, epdk.gov.tr web adresinden kendilerine ait bilgileri girerek faturalarını kıyaslayabilirler” açıklaması yaptı. Özdemir, “Ödeme konusunda sıkıntı yaşayan müşterilerimize faizsiz taksitlendirme olanağı sunuyoruz. Bu konuda hem kamu otoritesi hem de dağıtım şirketlerinin ortak bir anlayışı söz konusu” dedi. Mehmet Bülent Deniz, “Faizsiz taksitlendirme ile çözüm üretmişler. Burada ‘faizsiz’ kelimesi bizim için önem taşıyor. Fatura ödemesi gecikip, gecikme faizi ödeyenler, ya da elektriği kesilip açma-kapama parası ödeyenlerin paraları iade edilmeli. Tüketiciler, bu açıklamayı kanıt olarak gösterip hakem heyetlerine başvuru yapabilirler” dedi.

'HAKSIZ BEDEL FATURADA MAHSUP EDİLSİN'
BİLİNÇLİ Tüketiciler Platformu Sözcüsü Mehmet İmrek ise “Madem ki taksitlendirme olanağı sağlayacaklar, haksız şekilde alınan gecikme faizi ve açma-kapama bedellerini de bir sonraki dönem faturasında mahsup etsinler veya tüketiciye iade yoluna gitsinler. Tüketicilerin tek tek yargıya gitmesi mümkün değil. Zaten hakem heyetleri tıkanmış vaziyette. EPDK, ‘Bir sonraki dönem faturalarından mahsup edin veya hiç yargıya gitmeden tüketiciye iadesini gerçekleştirin’ şeklinde bir karar alıp elektrik dağıtım şirketlerine tebliğ etmeli” dedi.

Merve Erdil, 10.02.2015 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28159509.asp

10 Ocak 2015 Cumartesi

"Kayıp Kaçak Çarpmasın"

Yargıtay’ın 17 Aralık 2014 tarihinde elektrik abonesinden kayıp-kaçak parası alınamayacağına yönelik verdiği karar, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, haksız kazanç peşinde koşanları da harekete geçirdi. Tüketici dernekleri, “Kayıp-kaçak bedelini geri alıyoruz” diye reklam yapan firmalara karşı uyarıyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Açılacak yeni davalar sonucu, dağıtım şirketlerinin abonelere milyarlarca lirayı bulan kayıp-kaçak bedeli ödemesi söz konusu olabilir. Aboneler için ortaya çıkan bu fırsat kapısı, bazı uyanık firmaları da harekete geçirdi. Tüketicilere kayıp-kaçak bedelinin geri alınacağına dair kısa mesaj (SMS) ile ulaşan bazı firmalar, yanlış vaatlerde bulunarak para talep ediyor. Tüketici dernekleri ise tüketicilerin şahsen gidip başvurmaları gerektiğini veya avukat aracılığıyla bu işi yapmaları gerektiğini vurguluyor.
BEDAVA EVRAĞA PARA
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “karar düzeltme” talebi üzerine 17 Aralık’ta yaptığı toplantıda “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez” diyerek, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Emsal niteliğini taşıyan karar sonucu, aboneler dağıtım şirketlerinden kayıp-kaçak bedelini tahsil edebilecek. Ancak bu durum, haksız kazanç peşinde koşan dolandırıcıların da iştahını kabartıyor. SMS veya reklam yoluyla tüketicilere “Kayıp-kaçak bedelini geri alıyoruz” vaadinde bulunan bazı firmalar, tüketicilerden para istiyor, karşılığında da aslında bedavaya ulaşabilecekleri evrakları gönderiyor.
BU TUZAĞA DÜŞMEYİN
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, abonelerin, kayıp-kaçak parasını alabilmek için Yargıtay’ın son kararını emsal gösterip dağıtım şirketi aleyhine dava açmaları gerektiğini vurgulayarak, şu uyarıları yapıyor: “Son 20 gündür bazı firmalar, internet üzerinden veya SMS yoluyla ‘Kayıp-kaçak bedellerini geri alıyoruz’ diye reklam yapıyorlar. Tüketicilerin kendilerine başvurmasını istiyor ve kargo bedeli karşılığında içi boş dilekçe gönderiyorlar. Gelen dilekçeleri tüketicinin yine kendisinin doldurup başvurması gerekiyor. Ayrıca gönderilen dilekçe taslakları zaten internetten ücretsiz indirilebiliyor ya da tüketici derneklerinden bedelsiz elde edilebiliyor. Bedava dilekçeye 200-300 lira istiyorlar. Tüketici aldanmasın.”
Sahte numarayı arayıp sorduk: 20 gün içinde paranız iade
“KAÇAK iade” başlığıyla “Tüm elektrik kurumlarının abonelerinden aldığı, kayıp kaçak bedellerini ve haksız kazançlarını geri almak için hemen arayın” şeklinde SMS gönderen bir firmaya, SMS’te belirttiği numara üzerinden dün ulaştık. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aldığı kararı örnek gösteren firma, kayıp-kaçak bedelinin yanısıra sayaç okuma, TRT payı, personel hizmet ve dağıtım bedeli olmak üzere beş kalem için geri ödeme alınabileceğini ileri sürdü. Ne yapmamız gerektiğini sorduğumuz telefondaki kişi, “Örnek Yargıtay kararları var. Tüm evrakları size göndereceğiz. Emsal kararlar ve evraklar size teslim edilecek. Bunlar davanızı kazanacağınız evraklarınızı teşkil edecek. 20-30 gün içinde paranızı iade alacaksınız. Karşılığında 79 TL’lik bir hizmet bedelini kargoya ödeyeceksiniz” şeklinde konuştu.
BEKLEMEYE GEREK YOK

 “Kaç para geri alabilirim” diye sorduğumuzda, kaç yıldır elektrik abonesi olduğumuzu ve ortalama ne kadar elektrik faturası ödediğimizi soran söz konusu kişi, dokuz yıllık abonelik ve ortalama 100 lira fatura için 1920 TL alabileceğimizi iddia etti. Aynı numarayı tekrar aradığımızda bu sefer telefona çıkan başka bir kişi, 10 yıla dönük bütün haksız ödemeleri alabileceğimizi iddia ederek, “10 yıllık abonelik için 2 bin liranın üzerinde ödemeniz olacak. Bunun için bir mahkeme sürecine gerek yok. 20 gün bekledikten sonra ödemenizi alacaksınız. Yapmanız gereken bize başvurmanız. Size 10 nüshalık bir dosya yollayacağız, karşılığında 79 liralık ödemeniz olacak ve işleminiz gerçekleşecek” şeklinde sahte vaatlerde bulundu.
Merve Erdil, 25.12.2014 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27837223.asp

4 Ocak 2015 Pazar

Dağıtıcıya Kâbus Aboneye Müjde

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Açılacak yeni davalar sonucu, dağıtım şirketlerinin abonelere milyarlarca lirayı bulan kayıp-kaçak bedeli ödemesi söz konusu olabilir.
YARGITAY Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte önemli bir karara imza attı. Kurul, “karar düzeltme” talebi üzerine 17 Aralık’ta yaptığı toplantıda “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez” diyerek, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Elektrik dağıtım şirketleri, abone grubuna göre değişmekle birlikte (konut, sanayi, ticarethane, resmi daire gibi) faturanın yaklaşık yüzde 11’ini ‘kayıp-kaçak bedeli’ olarak tahsil ediyor.
2014 İÇİN 5-6 MİLYAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, elektrik dağıtım şirketlerinin abonelerden aldığı kayıp-kaçak parasının iadesiyle ilgili verdiği karar (2014-7-11884 esas ve 2014-1045 sayılı karar) dağıtım sektörünü derinden etkileyecek. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal teşkil edecek kararı sonucu aboneler dağıtım şirketlerinden sadece 2014 yılı için 5-6 milyar lira kayıp kaçak bedelinin iadesini talep edebilecek. Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Başkanı Süleyman Boşça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tüketici lehine verdiği söz konusu kararın, bundan sonra davaların daha çok tüketici lehine sonuçlanacağı yönünde bir gösterge olduğuna işaret ederek, “Yargıtay, ilk olarak Mayıs’ta ‘Tüketicilerden kayıp kaçak bedeli adı altında bir bedelin alınmayacağına’ karar verdi. Ancak tarafların karar düzeltme için bir hakları daha olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, karar düzeltme talebi üzerine bu kararı verdiği için, bu karar bu anlamda nihai bir karar sayılıyor. Artık bu tür konularda emsal teşkil ediyor ve mahkemeler de bu tür talepleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı doğrultusunda değerlendirecektir.  Zaten 2014 mayıs ayından itibaren mahkemelerden çıkan kararlar hep bu yönde, yani tüketici lehine” diyor.


FAALİYET DURABİLİR
Diğer yandan, kararın elektrik sektöründe ciddi bir karışıklığa yol açması da bekleniyor. Nedeniyse, dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) yayınlamış olduğu bir karara göre kayıp-kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorunda olmaları. Bir yanda Yargıtay’ın verdiği karar, diğer yanda ise EPDK’nın kurul kararı bulunuyor. Elektrik dağıtım şirketleri de bu konuda enerji yönetimine yeni düzenlemeler yapılması konusunda baskı yapıyor. Kayıp-kaçak bedellerinin iadesinin yaygınlaşması halinde, enerji piyasasının genel olarak olumsuz etkileneceğine işaret eden sektör temsilcileri, geri ödemeyi yapacak muhatabın dağıtım şirketleri olacağını ve bu durumun dağıtım şirketlerinin faaliyetlerini durdurmasına kadar gidebilecek bir etki yaratacağını savunuyor. Kayıp-kaçak bedelinin dağıtım şirketleri için bir kâr kalemi olmadığı, sıfıra inmediği sürece bu maliyetin bir şekilde dağıtım şirketleri tarafından yüklenilmiş olacağını ifade eden sektör temsilcileri, “Bu durum yine nihai tüketicilere daha büyük bir yük olarak dönmesine neden olabilir. Elektrik piyasasında tarife yapısı, maliyet unsurlarının bundan yararlanan tüm tüketicilere yansıtılması anlayışına dayanıyor. Dolayısıyla bu bedelin talep edilen tüketicilere iade edilmesi, sadece bedeli geri alan tüketicilerin ilgili tutar kadar zenginleşmesine yol açar, bu maliyet de diğer tüm tüketicilere tarife yoluyla yine yansıtılır” diyor.


Kaosa Yol Açacak
SÜLEYMAN Bosça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun elektrik sektöründe ciddi bir kaosa yol açacağına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Dağıtım şirketleri EPDK’nın yayınlamış olduğu kurul kararına bağlı olarak kayıp kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorundalar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, EPDK kararı olmasına rağmen bunu hukuka aykırı bularak reddetti. Tüketicilerin kayıp-kaçak bedellerini dağıtım şirketlerinden talep etmeleri durumunda, çok ciddi miktarlarda kayıp-kaçak bedelinin iadesi söz konusu olacak. Yargıtay’ın kararı hakkaniyetli olsa dahi, öncelikli olarak EPDK kurul kararı iptal edilmeden, bunun tüketicilerden tahsil edilmesi, dağıtım şirketleri açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Bu nasıl çözülür? Yeni bir kanunla böyle bir düzenleme getirilmesi halinde çözülebilir. Bunun çözülmesi başka türlü biraz zor.”

37 Milyon Abone Sistemi Kilitler
TÜKETİCİLER Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise Yargıtay Hukuk Genel Kururu kararlarının çok uzun yargısal süreçlerin sonucunda ortaya çıktığını ve uyulması zorunlu olmayan ama dikkate alınması ve örnek olarak kullanılması zorunlu olan kararlar olduğunu dile getirerek, şöyle konuşuyor: “Faturalarda gerek ayrı bir kalem olarak tahsil edilen, gerekse 2012’den sonra diğer kalemlerin içinde gizlenerek tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin haksız olduğu ve tüketiciye iadesinin gerektiği yargı kararıyla kesinleşmiş oldu. 37 milyon civarında elektrik abonesi var. Tüketici ‘Faturamdaki kayıp-kaçak bedelinin iadesi’ni istiyorum diyerek, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurabilir. Abonelerin faturaları 2 bin TL altı ise Tüketici Hakem Heyeti’ne, 2 bin TL üstü için ise mahkemeye başvurmaları gerekiyor. Tüketici hakem heyetlerive tüketici mahkemeleri şu an en çabuk kararlarını 7-8 ayda veriyor. Büyük bir yığılma var. Varsayım olarak 37 milyon abone başvurursa, sistem kilitlenecektir. EPDK veya TBMM acilen bu konuda bir çalışma yapmalı. 37 milyon kişinin başvurması beklenmemeli. Diğer yandan, dağıtım şirketlerinin kayıp-kaçak bedellerinin faturalara yansıtılmasının yasada açıkça düzenlenmesine yönelik Ankara’ya baskı yaptığını duyuyoruz. Yani yeni bir düzenleme ile bunun yasallaştırılması yönünde çabaları var. Umarız ki Meclis, tüketici vicdanında rahatsızlığa yol açan bu uygulamayı yasallaştırmaz.”
Kayıp ve Kaçağı Ayırın
ELEKTRİK şirketlerinin enerji yönetiminden bir talebi de yeni tarife yapısında “kayıp” ve “kaçak”ın ayrıştırılması. Sektör temsilcileri bu konuda şunu söylüyor: “Anayasa Mahkemesi değerlendirmesine tabi olması halinde gündeme gelecek hukuk normlarıyla çatışma algısının ortadan kaldırılması için açıkça ‘kayıp-kaçak bedeli’ ifadesine bağlı kalınmadan, hem tüketicilerde adalet algısını zedelemeyecek hem de elektrik piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin maliyetlerini hakkaniyetli şekilde karşılayacak bir düzenleme yapılması uygun olacaktır. Yeni tarife yapısında ‘kayıp’ ve ‘kaçak’tan kaynaklanan maliyetlerin ayrı değerlendirilerek, kayıptan kaynaklı maliyetlerin aktif enerji bedeli hesaplama metodolojisine, kaçak maliyetlerinin ise dağıtım hizmet bedeli hesaplama metodolojisine dahil edilmesi düşünülebilir.”
Merve Erdil, 24.12.2014 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27831204.asp

24 Mayıs 2013 Cuma

Hürrem mi 'Tükendi' Vatandaş mı?


Muhteşem Yüzyıl’ın Hürrem Sultan’ı Meryem Uzerli'nin 'çok çalışıp az para kazandığı' gerekçesiyle ‘tükenmişlik sendromu’na girmesi ve tedavi için Almanya'ya gitmesi gözleri dar gelirli çalışanlara çevirdi. Uzerli bölüm başına 20 bin lira, aylık toplam 80 bin lirayı yeterli bulmayarak daha çok para istedi peki aylık 800-900 lira kazananlar ne yapacak? Onlar da tükenmiş sendromuna giriyor mu?
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Osman Altuğ, şöhret isimlerde bu sendromun 'son kullanma tarihlerinin' geçmesinden kaynaklandığını, geçim derdindeki vatandaşlarda ise hayatla mücadele çabası yüzünden görülmediği tespitinde bulundu. Altuğ şunları söyledi:
"Bu sendromun iki tarafı var. Birincisi sanatçıları da içine alan şöhret olmuş isimler açısından ki bu kategoriye eski futbolcular ve siyasetçiler de dahil. Çünkü bu isimlerin son kullanma tarihleri geçmiştir. Zamanla gündemden düşüyorlar ve alıcıları kalmıyor. Bu da onları acı bir gerçekle karşı karşıya bırakıyor. Yaptıkları işlerin karşılığını alamıyor ve görememeye başlıyorlar. Bu isimler için en önemli şey gündemde yer almaktır.
VATANDAŞIN AKLINA TÜKENMİŞLİK GELMİYOR
"Diğer taraftan vatandaş açısından ise ne gündemden düşme ne de yaptığı işten vazgeçme şansı var. Çünkü onun kendi gündemi var ve o da daha çok tüketmek üzerine kurulmuş durumda. Sistem ona 'herkes kendi başının çaresine bakar' diyerek açık kapılar bırakıyor. O da kendi başının çaresine bakmaya çalışırken tükenmişlik aklına gelmiyor. Bu da ortaya üretmeyen, ürettiğinden daha çok tüketen ve konuşan bir vatandaş modeli ortaya çıkıyor.
Tükenmişliği unutması için sistem bunun gereklerini de yapıyor ve gerekli havuçları da veriyor. Örneğin maç seyrettiyor, dizi seyrettiriyor. İnsanlar bu hayal dünyası içinde seyrettikleri bu gösterilerdeki kahramanların yerine kendini koyuyor ve toplum kendi kendini tatmin ediyor. Çünkü beş gençten birinin işsiz olduğu bir ülkede bu kişileri başka türlü avutmanın yolu yok."
TOPLUMLARIN HASTALIĞI OLDU
Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz ise son 15 yıl içinde yaşanan gelişmelerin halkı tamamen tüketici bir toplum haline getirdiğine ve insanların 2001 krizinden bu yana sürekli kredi kartlarına bağımlı ve borçlu bir şekilde yaşadığına dikkat çekti.
Vatandaşın maaşını alır almaz borç ödemeye koştuğunu belirten Deniz, "Tükenmişlik sendromunun kaynağı da esasında yaşanan bu strestir. Tüketici kendini iyi hissetmek için yeniden alışverişe veriyor. Arabasını değiştiriyor, evini değiştiriyor. Örneğin başka ülkelerde ortalama 13 ay olan cep telefonu yenilme sıklığının bile Türkiye'de 8 ay olduğunu görüyoruz. Kısacası tükenmişlik sendromu tüketici toplumların hastalığıdır" dedi.
NASIL KURTULABİLİRSİNİZ?
Nörolog Dr. Mehmet Yavuz'a göre tükenmişlik sendromundan şu şekilde kurtulunabilir:
- Kişi kronik stres oluşturan durumlardan uzaklaştırılmalı.
- Sağlıksız çalışma ortamlarından uzak durulmalı, çalışanların fiziksel sağlığı kadar ruh sağlıkları da düşünülmeli.
- Havasız mekanlarda insanların çalıştırılmasına engel olunmalı.
- Günlük düzenli spor aktiviteleri yapılmalı. İş aktiveleri arasında ya da sonrasına herhangi bir müzik aleti ile uğraşmak beyini dinlendirir.
- Yoğun iş aktiviteleri arasında tatil ve dinlenmeye zaman ayrılmalı.
- Sınavlara hazırlanan öğrenciler ise düzenli aralar vermeli ve aralarda spor, müzik gibi aktiviteler yapmalı.
 
Emek Kaplangil-Cemre Erakkuş
Hürriyet 24.05.2013