bankalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bankalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Bankalar 1-Hayati Yazıcı 0

 
Yeni Tüketici Yasa Taslağı, Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı.
Düzenlediği basın toplantısı ile taslağın imzaya açıldığını belirten Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, taslakta yer alacak düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
 
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın açıklamaları, TV8 HaberAktif programında değerlendirildi. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, taslakta bankalarla ilgili yer alacak düzenlemelere çok sert tepki verdi...
 

"Tüketicinin Dediği Değil, Bankaların Dediği Oldu..."

Bankaların aldığı ücret ve komisyonlar engellenecek mi? Konut kredisinde hayat sigortası zorunluluğu kalkıyor mu? Birçok başlıkta değişiklik içeren "Tüketiciyi Koruma Kanunu"nu, Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz'e sorduk.

Üzerinde bir yıldır çalışılan Tüketiciyi Koruma Kanunu dün Bakanlar Kurulu'na sunularak imzaya açıldı. Kanun birçok mevcut düzenlemede değişikliği içeriyor.
Bugün kameralar karşısına çıkan Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, yeni kanun tasarısının en kısa sürede komisyonda görüşüleceğini ve Haziran ayı içerisinde yasalaşmasının beklendiğini söyledi. Bakan Yazıcı, kanunun içeriği hakkında da bilgi verdi.
Buna göre en dikkat çekici başlık bankaların aldığı ücret ve komisyonlara ilişkin. Taslağa göre, bankaların aldığı 65 kalem ücret artık BDDK tarafından belirlenecek ve bakanlıktan onay alınacak. Yapı ruhsatı almadan maketten konut satılamayacak. Konut kredisi kullananlar artık hayat sigortası yaptırmak zorunda olmayacak. Yeni tüketici koruma kanununa göre kapıdan satış yapanlar artık bakanlıktan izin alacak. Bunlar Tüketiciyi Koruma Kanunu'nun içinde yer alan bazı değişiklikler.
TÜKETİCİLER NASIL BAKIYOR?
Peki tüketici dernekleri yeni kanun taslağı hakkında ne düşünüyor?
Bu konuda Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz'e görüşünü sorduk. Deniz, öncelikle taslağın içeriği hakkında hiç kimsenin net bir bilgiye sahip olmadığının altını çizerek, taslağın beklentilerini karşılamadığını belirtti. Av. Bülent Deniz, yapılan düzenlemelerin Avrupa Birliği'ne uyum süreci kapsamında yapılması gereken değişiklikler olduğunu ifade ederek, özellikle bankaların tüketiciden aldıkları komisyon ve ücretler konusunda hiçbir olumlu adım atılmadığını kaydetti.
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz'in açıklamalarını ses barından dinleyebilirsiniz:

16 Ocak 2013 Çarşamba

"Zamlarla Dolu Bir Yıl"

Geçen yıla damgasını vuran zamların yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlarda olduğuna işaret eden TBF Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 2013 yılında da benzer oranda zamlar beklediklerini bildirdi.
'Ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız'

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz 2012 yılının tüketiciler açısından nasıl geçtiğini Aydınlık'a değerlendirdi. 2012'nin tüketiciler için 'enerjik' bir yıl olduğunu ifade eden Deniz, bir yılın elektrik, doğalgaz, vergi zamları ve bankaların aldıkları kart aidatlarıyla geçtiğini söyledi.
Geçen yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının damgasını vurduğunu belirten TBF Deniz, ''Dört kişilik bir ailenin Nisan 2012 döneminde ödediği elektrik faturası 100 lira civarında iken, bu rakam bugün 121 liraya çıkmış bulunuyor. Aynı şekilde gelen zamlarla birlikte aynı aile ısınmak için 250-300 lira ödeme yapmak zorunda kalıyor'' dedi. Öte yandan doğalgaz ve elektrik zamlarının tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin maliyetini de arttırdığını kaydeden Deniz, bu durumda en iyimser öngörülerle halkın ekonomisinin 2012 yılındaki gerçek ve fiili enflasyonunun, yüzde 10’lar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Tepkisizlik Endişe Verici
Aydınlık: Yurttaşların bu zamlara yeterince tepki vermediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? 2013 yılında zorunlu tüketim harcaları kalemlerinde de faiş zamlar bekliyor musunuz?
M.Bülent Deniz: Yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlardaki bu zamların 2012 ye damgasını vurmasının yanında, bir o kadar ilginç ve değerlendirilmeye muhtaç olan konu, bu kadar yüksek oranlı zamlara karşı tüketicilerin tepkisiz kalmasıdır. Toplumsal her türlü soruna olan duyarsızlaşma sürecinin bu alanda da kendisini göstermesini doğal karşılamak gerek aslında. Tüketicinin yaşamsal gereksinimlerine yapılan zamlar, artan yoksulluk ve işsizlik toplumun şiddetli tepki göstermesi gereken konuların başında gelmesine rağmen, bu konuda cılız birkaç sesin dışında ses çıkmamış olmasını hayretle karşılamaktayız. Yanıbaşımızdaki Yunanistan’da, Avrupa’da İtalya başta olmak üzere bir çok ülkede, ABD' de Wall Street’teki parkta haftalar boyunca, emperyalist yayılmacı kapitalist düzene isyan çığlıkları atılırken, ülkemizdeki tepkisizliği de 2012 nin önemli olaylarından biri olarak kaydediyoruz. Zamlara gelince, 2013 yılının ilk iki ayı içinde de elektrik ve doğalgaza yaklaşık yüzde onlar seviyesinde zam yapılmasını bekliyoruz.

Deli Dumrul Haracına Devam
Aydınlık: Bankaların müşterilerden aldıkları ilave ücretler gündemde çokça yer aldı. Bankalar ise bu ücretleri almakta haklı olduklarını savunuyorlar. Sizce bankalar burada ahlaki davranıyor mu?
Deniz: 2007 yılında açtığım ilk dava ile başlayan 'tüketici-banka meydan savaşları', geçtiğimiz yıl da hız kaybetmeden devam etti. 50 milyon kredi kartı için, kart başına ortalama elli lira 'kart parası' adı altında 'deli dumrul haracı' toplayan bankaların cebine geçtiğimiz yıl da toplam olarak iki milyar beş yüz milyon lira para girdi. Bu paranın yanında on beş milyon tüketiciye kullandırdıkları tüketici kredileri için ortalama iki yüz lira dosya parası alan bankalar, bu kalemden de toplam olarak üç milyar civarında gelir elde ettiler. Yine otuz milyon civarındaki vadesiz hesaptan kesilen elli lira hesap işletim ücretleri ile birlikte, 2012 yılında bankaların kasasına sadece bu üç kalemden yedi milyar lira girmiş bulunuyor. Para alıp-para satmak işiyle uğraşıp gelirini buradan elde etmesi gereken bankaların asli işlerini bırakıp kart parası, dosya parası gibi faaliyetleri ile doğrudan ilgili olmayan bu tür gelirlerinin ne kadar yüksek olduğu, bankaların bilançolarından da rahatlıkla okunabilmektedir.

Kart aidatında asıl kazık devlete
Bankaların 'deli dumrul haracı'nı tüketici vicdanı kabul etmemekte, toplumsal değerlendirmede gerilim unsuru haline dönüşmüş bulunmaktadır. Tüketici başına alınan rakamların düşük olması bir yandan tüketicinin hak aramasındaki en büyük engeli oluştururken, burada esas zarar devlete çıkmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre elli liralık kart aidatının iadesi için ücretsiz hizmet veren Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuran tüketicinin başvurusu için devlet yüz on lira masraf yapmaktadır. Bu para başvuruda haksız çıkan bankadan alınmamaktadır. Yani devlet yüz binlerce tüketicinin kart aidatlarını geri almaları için cebinden elli milyon lirayı harcamak zorunda kalmaktadır.

BDDK görevini yapmıyor
Kuruluş yasasında tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olduğu açıkça belirtilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise olan bitene seyirci kalmış, anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde de seyirci kalmaya devam edecektir. BDDK tarafından çıkarılacak bir genelge ile “bankaların verdikleri hizmet bedeli dışında hangi ad altında olursa olsun, tüketiciden para alması yasaktır” ifadesini içeren bir düzenleme bütün bu sorunları sona erdirip tüketici-banka meydan savaşına son noktayı koyacakken, bundan ısrarla uzak durulması BDDK'nın kuruluş yasasında kendisine verilen görevi lâyıkı ile yerine getiremediği kuşkusunu doğurmaktadır.

Bankalardan akla ziyan savunma
Bankaların aldıkları bu ücret ve komisyonların haksızlığına ilişkin yüzbinlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, binlerce Tüketici Mahkemesi ve onlarca Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı ile yargı tarafından köşeye sıkışan bankalar, bu kez faiz ve enflasyon kılıcını çekerek ülkeyi tehdit etmeye kalkmaktadırlar. Bu ücret ve komisyonları almadıkları takdirde faizleri yükseltmek zorunda kalacaklarını, bunun da ülkenin enflasyonunu olumsuz şekilde etkileyeceği tehdidinde bulunan bankaların yetmiş beş milyonluk bir ülkeyi faiz silahı ile zaptu rapt altına almaya kalkması akıl almaz bir durumdur. Daha da akıl almaz olanı, bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından bankaların ülkedeki en güçlü lobi olduğuna ilişkin çaresizlik açıklamalarının yapılması ve her şeye muktedir olan iktidarın bankaların bu uygulamalarına bir cümlelik yasa çıkararak set çekememesidir.

Yeni Tüketici Yasası kayıp
Aydınlık: 2012'ye baktığımızda hala çıkarılamayan bir Tüketicinin Korunmasına Dair Kanun var. 2013 yılında bu yönde bir ilerleme kaydedilecek mi? Özellikle yeni kanunun tüketiciler açısından getirileri olacak mı?
Deniz: Yeni tüketici yasası çıkıyor, tüketici rahat nefes alacak reklâmları ile 2012 yılının Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan yasa çalışması adeta sırra kadem basmış durumdadır. Bir gecede, birkaç saat içinde yasa yapan TBMM'nin önüne bir tüketici yasası taslağı altı aydır getirilememiş, aylardır havanda su dövülmüştür. Endişemiz, bu yılın Temmuz ayına kadar da, yani TBMM tatile girene dek bu yasanın çıkmamasıdır. Beklentimiz bankalar konusundaki çıkışında samimi olduğuna inandığımız Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, bu konuda kamuoyunun kendisine verdiği desteğin hakkını vermesi ve tüketicileri bankaların elinden kurtarmasıdır.

Vergi daireleri taşındı
Aydınlık: Özellikle vergilendirmelerde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı söz konusu. Dar gelirli tüketiciler açısından baktığımızda bunun ne gibi sakıncaları sizce nedir?
Deniz: Ülkenin her yerinde bulunan vergi dairelerinin yerleri değiştirilerek, bütün benzin istasyonları, iletişim firmaları, elektrik dağıtım firmaları vergi dairesi gibi çalışmaya devam ettiler. Benzin alan, cep telefonunda numara çevirip konuşma yapan, evindeki elektrik şalterini açıp aydınlanmak isteyen bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; gelirine, malvarlığına bakılmaksızın eşit olarak vergi vermeye devam etti. Anayasadaki “eşitlik” ilkesinin sadece vergiler konusunda olduğunu düşünen siyasi iktidar, gelire göre alınması gereken vergileri dolaylı vergiye çevirerek, herkese eşit olarak dağıtıp varolan gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirdi. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 35-40 lar seviyesinde olan dolaylı vergiler, ülkemizde yüzde 65-70 seviyesinde uygulanıyor ve anlaşılan o ki, kolay para toplama yöntemini keşfeden iktidar bu işten vazgeçmeye pek de niyetli görünmüyor.

Kredi kartına teslim olan ülke
Aydınlık: Sokak ortalarında dağıtılan kredi kartlarına tanık olduk. Şimdilerde ise cepten mesajla kredi başvurusu söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz: 2002 yılından bu yana Kemal Derviş üzerinden ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız. Kredi kartları ve tüketici kredileri ile borçlandırılan insanlarımızın toplam borcu ülkenin bütçesinin büyüklüğünü geçecek noktaya gelmiş, borçlanıp elde edilen kazanç ile mevcut borcu ödeyip yeniden borçlandığımız bir yaşam, ülkedeki milyonlarca insanın kaderi haline gelmiş bulunmaktadır. Tüketicinin içine düştüğü borç sarmalından kurtulması için ülkeyi yönetenler bir şey yapmaz iken, ne yazık ki, tüketicinin kendisi de bu konuda üzerine düşeni yapmamakta ısrar etmektedir. Ayağını yorganına göre uzatması gereken tüketicinin, yorganı yokken, ayağını uzatmaya kalkması kendi felaketi olmuş, intiharlar, boşanmalar eşliğinde sosyal dinamikleri dinamitlenen ülkenin fertleri olarak yarınlara dair endişelerimiz gittikçe artmaktadır.
 

18 Ekim 2012 Perşembe

“Türkiye’nin Gücü Harekete Geçiyor, Tüketici Haklarında Yeni Bir Dönem Başlıyor..."



Türkiye’nin çeşitli kentlerinde bulunan dokuz tüketici örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)’nun kuruluşunu açıklayan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ülkemizin en güçlü tüketici örgütlenmesi ile Türkiye’nin gerçek gücü harekete geçiyor” dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Ülkemizde seksenli yıllarda başlayan tüketici hareketi, 1995 yılında Tüketici Yasasının yürürlüğe girmesi ile hız kazanmış, zaman içinde kurulan tüketici örgütlerinin özverili çalışmaları ile toplumda tüketici haklarına ilişkin duyarlılık oluşmaya başlamıştır.

2001 Krizi Dönüm Noktası Oldu
Özellikle 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yaşanan toplumsal buhran, kamu otoritesinin ekonomik krizden çıkabilmek adına kamusal hizmetlere birbiri ardına yaptığı insafsız zamlar, tüketici örgütlenmesindeki sürece olumlu katkı yapmıştır.

O dönemde, otoyol ve köprü geçişlerine yapılan zamlara karşı tüketici örgütlerinin açtığı davaların kazanılması ve zamların iptal edilmesi ile birlikte tüketici algısında büyük dönüşüm yaşanmış ve sadece “ayıplı, kusurlu, hatalı mal ve hizmetler”de tüketici hakkının var olduğuna ilişkin toplumsal kabul değişmiştir.

Yurttaş ve tüketici kimliği taşıyan bireyin, tüketici örgütlenmeleri eliyle siyasi iktidarların kararlarının da sorgulanabileceğine ilişkin olanağın farkına varması, “hak arayan toplum” olma sürecinde önemli bir kazanım olmuştur.

IMF/Derviş Programının Amacı: Tüketim Toplumu Oluşturmak…
Ancak küresel finans çevrelerinin IMF ve dönemin siyasi iktidar ve aktörleri eliyle ülkemize dayattığı ekonomik programın uygulanması sonucunda, toplum hızlı bir şekilde “tüketim toplumu”na dönüştürülmüştür.

Kuşkusuz bu süreç ile bankacılık sektörünün sermaye yapısının yabancılaştırılması ve ülkemiz insanının uygulanan her çeşit kampanya ve reklâmlar ile bankalara ve tüketime bağımlı insan modeli haline gelmesi amaçlanmış ve yazık ki, amaca ulaşılmıştır.

Onyedi Milyon Cepte, Elli Milyon Kredi Kartı
Şu anda onyedi milyon tüketicinin cebinde elli milyon civarında kredi kartı bulunmaktadır. Cepte taşınan bu saatli bomba ile bir yandan bankacılık sektörünün “kredi kart aidatı, yıllık üyelik ücreti …” gibi akıl almaz uygulamaları ile her yıl yaklaşık olarak iki milyar beşyüz milyon lira tüketicinin cebinden alınmakta, öte yandan “asgari ödeme” tuzağı ile tüketim insanı haline dönüşmüş olan tüketiciler, faiz girdabına yakalanmaktadır.

İnsafsız Matematik
Şu anda geçerli olan sözleşme faizi ve asgari ödeme tutarları üzerinden hesap yapıldığında;
Kredi kartından bin lira harcayan ve başkaca hiçbir harcama yapmayan tüketicinin, asgari tutarı ödeyerek borcunu kapatması için gerekli olan süre, elli dört aydır.

Ülkeyi Kredi Kartına Teslim Etmek
Kredi kartında uygulanan insafsız sözleşme ve gecikme faiz oranları, kredi kartlarından her yıl haksız olarak alınan kredi kart aidatları ve benzeri uygulamalar nedeniyle kredi kartını ödeyemeyen tüketicilerin sayısı her geçen gün hızla artmaktadır.

2012 yılının ilk sekiz ayında kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı, bir önceki yılın tamamında borcunu ödeyemeyen tüketicilerin toplamını aşmış bulunmaktadır.

Örgütümüz tarafından yapılan gözlem ve analizlere göre, Merkez Bankası kara listesine henüz girmemiş ve ancak sadece asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran tüketici sayısı dokuz milyon civarındadır.

Ülkemiz hızla bankalara bağımlı hale getirilerek, kredi kartına teslim olma yolunda ilerlemekte, bu yolla hissizleştirilen yurttaşların; zamlara, adaletsiz uygulamalara tepki vermeleri dolaylı olarak sağlanmış olmaktadır.

Kasım Ayında Kapımızı İcra Memurları Çalacak
Yine örgütümüz tarafından yapılan değerlendirmelere göre; Kasım ayından itibaren bankalar tarafından yoğun şekilde icra takipleri başlatılacak ve yüzbinlerce evin kapısı icra memurları tarafından çalınacaktır.

Bu durumun toplumsal gerginliğe yol açacağı ve ekonomik sistem dışına itilen tüketicilerin, reel sektörü de olumsuz yönde etkileyeceği kuşkusuzdur.

Çözüm, Borç Yapılandırmasında
Önceki yıllarda, TBMM. eli ile üç kez gerçekleştirilen kredi kartı borç yapılandırılması operasyonu, yapılandırma şemsiyesinin olması gerektiği gibi geniş tutulmamış olması nedeniyle beklenen yararı sağlamamıştır.

Yapılandırmalar, o anda borcunu hiç ödemeyerek temerrüde düşen tüketicileri kapsamına almış, asgari ödeme tuzağına yakalanarak, günü kurtarmaya çalışan ve bu nedenle henüz kara listelere girmeyen tüketicilerin yapılandırmadan yararlanmaları mümkün olmamıştır.

Bu nedenle yeni yasama yılında TBMM. gündeminde bulunan yeni tüketici yasası görüşmelerinde; ayak sesleri iyice yaklaşan bu toplumsal sıkıntının giderilmesi için yasal düzenleme yapılması düşünülmeli, kredi kart borç stokunun adil, kuşatıcı ve beklenen yararı sağlayacak şekilde eritilmesi için yapılandırma seçeneği ciddiyetle ele alınmalıdır.

Tüketicinin Adı Var, Kendi Yok
Devlet aygıtı içinde yer alan Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK), Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu (TAPDK), Bilgi Teknolojileri İletişim Kurulu (BTİK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve benzeri onlarca üst kurulun çalışmaları, doğrudan doğruya tüketicileri etkilemesine, kurullarda tüketici temsilcilerinin bulunması ve kurulların temel misyonlarının tüketici haklarının korunması olarak tanımlanmış olmasına rağmen, üst kurullarda tüketici temsil edilmemektedir.

Bu nedenle üst kurullarda, Vergi Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi oluşumlarda; yürürlükteki mevzuata uygun olarak, tüketicilerin örgütleri eliyle gerçekten temsili ve sürece müdahil olabilmesi sağlanmalıdır.

Tüketici Güvenliği, Sağlığı Tehdit Altında
Son dönemin temel gündemi yaşanan gıda terörüdür.
Bir yandan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile somutlaşan tüketici sağlığını tehdit eden üretim uygulamaları, diğer yandan güvenli gıdaya erişimde toplumsal adaletin sağlanamamış olması nedeniyle tüketici zor zamanlar yaşamaktadır.

Yoksulluk ve açlık sınırına ilişkin rakamların, bir önceki aya göre tüketici aleyhine seyretmesi, örgütümüz tarafından temel sorunlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Tüketici Örgütlenmesi Zayıflamakta, Zayıflatılmaktadır
Tüketicinin korunması ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerin teşvik edilmesi, Anayasanın 172. maddesi ile siyasi iktidarlara verilen bir görevdir.

Ancak geçmiş dönemde umut vaad eden tüketici örgütlenmesi sürecinin, yukarıda sadece bir bölümü sıralanan temel sorun ve gelişmeler nedeniyle zayıflamış, siyasi iktidarların bu konuda anayasanın emrini uygulamadıkları gözlenmektedir.

Sonuçta; tüketicinin, yaşam kalitesine yapılan müdahalelere tepki vermemeyi tercih etmesi gibi arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Neden TBF?
Bu temel saptama ve değerlendirmelerde bulunan ve ülkenin çeşitli kentlerinde çalışmalarını yürüten:

Anadolu Telif ve Tüketici Hakları Derneği (Antalya)
Gümüşhane Tüketici ve Çevre Haklarını Koruma Derneği (Gümüşhane)
Sivil Toplum ve Diyalog Merkezi Derneği (Antalya)
Tüketici Başvuru Merkezi Derneği (Antalya)
Tüketici Güvenliği Derneği (İstanbul)
Tüketici Hak Arama Derneği (Erzurum)
Tüketici Hakları ve Gıda Güvenliği Derneği (Antalya/Serik)
Tüketici Hareketi Derneği (Kütahya)
Tüketici ve Çevre Hareketi Derneği (Aksaray)
bir araya gelerek, Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) ismi ile çatı örgüt oluşturmuş bulunmaktadırlar.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) ile Türkiye’nin gücü harekete geçmekte, tüketici haklarında yeni bir dönem başlamaktadır.

Tüketici haklarında, yaşam kalitesi mücadelesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan Vekili İbrahim Güllü
Genel Başkan Yardımcısı Murat Köse
Genel Başkan Yardımcısı Aydın Türkmenoğlu
Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Nazlı
Genel Sekreter Semih Tömen
Genel Koordinatör Sevim Murat
gibi uzun yıllardır tüketici hareketine katkı sağlamış, sivil toplum örgütlerinde çalışma yapmış, kamuoyunun yakından bildiği, tanıdığı tüketici hareketi önderlerinin yönetimde yer aldığı ve merkezi Antalya’da bulunan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF), her bireyin insanca ve insana yakışır kalitede yaşam sürmesi için çalışmalarını gerçekleştirecektir.

İslâm coğrafyası, Türkî Cumhuriyetler ve Avrupa Birliği’ni de görüş alanında tutan ve sadece ulusal ölçekte değil uluslararası alanda da çalışma yaparak, küresel düzene tüketici adına ve yararına müdahil olmayı hedefleyen, ülkemizin en büyük tüketici örgütlenmesi Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)’nun ülkemiz, insanımız ve insanlık için hayırlı olmasını diliyoruz.

mehmetbülentdeniz
Genel Başkan