enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2016 Cumartesi

TBF Başkanlar Kurulu Kütahya’da toplandı

Kütahya, 22.10.2016

‘TBF Başkanlar Kurulu Kütahya’da toplandı’
‘Hızla normal gündemimize dönülmelidir’
‘Finans, enerji ve iletişim sektöründe sorunlar devam ediyor’
‘Sekiz ay boyunca harcamalara dikkat’

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) üyesi dernek başkanlarının oluşturduğu TBF Başkanlar Kurulu, 2016 yılının son toplantısını Kütahya’da gerçekleştirdi.

Son bir yıl içinde yaşanan sorunlar ve gelişmelerin değerlendirildiği çalışmanın ardından, Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) adına Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz şu açıklamayı yapmıştır:

Demokrasinin tarafındayız
Ülkemiz, 15 Temmuz gecesi büyük bir felâketin eşiğinden dönmüştür.
Millet iradesine kasteden hainler tarafından gerçekleştirilmek istenen darbe, halkımızın özverili ve canı pahasına ortaya koyduğu tepki ile bertaraf edilmiştir.

Tüketici Birliği Federasyonu; her koşulda ve mutlak şekilde halkın iradesinin egemen olduğu, darbelerin konuşulmadığı bir Türkiye arzusuyla çalışmalarını sürdürmektedir.

Zor dönemin ardından, normalleşmenin sağlanması gereklidir
Gerek 15 Temmuz’da yaşanan hain saldırı, gerek öncesindeki dönemlerde ülke gündeminin ‘terör, rejim, başkanlık, dış politika’ tartışmalarıyla geçirilmiş olması ve şimdi de sınırlarımızın ötesindeki acımasız savaş nedeniyle ülkemizin, sıradışı bir iklimde olduğunun farkındayız. Bu nedenle yapısal reformlar, işsizlik, ekonomik büyüme ve benzeri konuların gündeme gelmesi çoğu kez ertelenmektedir.

Ancak gıda enflasyonu, işsizlikteki artış, hane halkı borçluluğundaki artış acilen çözülmesi gereken sorunlar olarak önümüzde durmaktadır.

Rejimin korunması kavgası yanında, sokaktaki insanın cebini, aşını, işini ilgilendiren konularda yapısal reformların yapılarak, sosyal devlet anlayışı içinde, ekonomik büyümenin sağlanmasına yönelik önlemlerin yaşama geçirilmesi ve normalleşmenin sağlanması gereklidir.

Finans, enerji ve iletişim
Finans, enerji ve iletişim sektörlerinin doğal tüketicisi, ülkemizde yaşayan seksen milyon insanımızdır. Bu nedenle geride bıraktığımız bir yıllık dönemde tüketici gündeminin ilk üç sırasında bu sektörlerde yaşanan sorunlar yer almaktadır.

Türk Telekom’un yerleşik operatör niteliği, sektörde rekabeti engelleyecek boyuttadır
Bilindiği gibi uzun bir süre önce gerek ses ve gerekse data iletişiminde tekel kalkmış ve Türk Telekom dışındaki diğer firmalar da, ses ve data iletişimi sağlamaya başlamıştır. Bu uygulama sektörde rekabeti sağlamış ve iletişim hizmetlerinin fiyatlarında düşüşler kaydedilmiştir. Sektördeki genişlemeye koşut olarak; firma sayısının artması, mevcut firmaların pazar paylarını arttırma istekleri, rekabet ortamını ileri seviyeye taşıyacaktır.

Ancak bu süreç, Türk Telekom’un yerleşik operatör olması nedeniyle beklenen hızda ilerlememektedir. Altyapının sahibi olan bu firmanın, altyapısını diğer firmalarla paylaşımında yürüttüğü ücret politikası, ses ve data hizmet bağlantılarında, diğer firmaların zorunlu olarak kendisinden hizmet almaları ve özellikle firmalar arasında geçiş yapan tüketicilerin yeni bağlantılarının sağlanması, arıza durumunda arızanın giderilmesi işinin Türk Telekom’un insaf ve hızına bağlı bulunduğundan sektörde rekabetin daha da artmasının önü kesilmektedir.

Bu nedenle sektörün düzenleyici kurumu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından rekabetinin önünü açıcı şekilde, altyapının paylaşılmasını sağlayacak önlemlerin hızlıca alınmasını beklemekteyiz.

Enerji sektöründe sorunlar büyümeye devam ediyor
Vergi yükü azaltılmalıdır
Elektrik, doğalgaz ve akaryakıt sektörlerinde yaşanan sorunların ortak bileşeni, hizmet bedellerine yansıtılan dolaylı vergilerdir. Bu hizmetlerin birim fiyatlarına bindirilen vergiler, kesintiler ve benzeri yükler nedeniyle daha ucuza alınabilecek hizmet, tüketicinin cebinde karadelikler oluşturmaktadır.

Bu nedenle yaşamsal öneme sahip bu hizmetler üzerindeki vergi yükü, acilen en az seviyeye indirilmelidir.

Doğalgaz indirimi müjdesi, elektrik indirimi ile devam ettirilmelidir
01.10.2016 tarihinden itibaren doğalgaz birim fiyatlarında yüzde on indirime gidilmiştir. Bu karar, indirim oranı ve özellikle kış mevsimine girmeden uygulanmaya başlayacak olması nedeniyle olumludur. Tüketici Birliği Federasyonu, kış aylarında artan tüketim nedeniyle bugüne kadar kış aylarında ısınmak için neredeyse küçük bir servet ödeyen tüketicileri -kısmen de olsa- rahatlatacak bu adımı desteklemektedir.

Ancak elektrik enerjisi üretiminde, tüketim dönemlerine göre değişmekle birlikte, yüzde 30-55 arasında doğalgaz kullanılıyor olması nedeniyle doğalgaz fiyatında yapılan indirimin elektrik üretimi maliyetine de olumlu olarak yansıması gerekmektedir. Bu nedenle elektrik fiyatında da, benzeri bir indirimin yapılması gerekmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu sorunu tespit etti, Bakan Albayrak harekete geçti
Tüketici Birliği Federasyonu tarafından 07.03.2016 tarihinde bir araştırma yapılarak; perakende elektrik satışı yapan firmaların çağrı merkezleri test edilmiş, araştırma sonucunda çağrı merkezlerinde canlı operatöre ulaşma süresi 76,82 saniye olarak ölçülmüştür.

Kamuoyu ve ilgili kamu otoriteleri ile paylaşılan bu dramatik sonuç üzerine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu harekete geçerek, elektrik sektöründe hizmet veren firmaların çağrı merkezlerini mercek altına almış ve geçtiğimiz günlerde 45 saniye kuralı getirilmiştir.

Tüketici Birliği Federasyonu; tespit ve uyarıları dikkate alarak, harekete geçen kamu otoritelerinin bu kararını desteklemekte olup çağrı merkezleri üzerinde araştırmalarını devam ettirecektir.

Elektrik kesintileri bitmek bilmiyor
Tüketici Birliği Federasyonu, 01.03.2015 tarihinden bu yana Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) çalışmasını yürütmektedir. Mevzuat gereği, firmaların en az 48 saat önceden duyurmak zorunda oldukları planlı enerji kesintisi verileri her gün kaydedilmekte, elde edilen veriler aylık ve yıllık olarak kamuoyu ile paylaşılmaktadır.

01.03.2015-30.09.2016 tarihleri arasındaki ondokuz aylık dönemde toplam olarak 1.030,284,50 saatlik elektrik kesintisi gerçekleşmiştir. Planlı kesintilerin yanında, arıza nedeniyle gerçekleşen kesintilerin de olduğu ve bu konuda tüketicinin yakınma içinde olduğu bilinmektedir.

Elektrik hizmeti sağlayan yirmibir firmanın, yaşamı kabusa döndüren kesintileri en aza indirmeleri gerekmektedir.

Kaşla göz arasında kayıp-kaçak bedeli yasalaştı
Yıllardır kamuoyunun büyük tepkisine neden olan elektrikteki kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak Tüketici Birliği Federasyonu tarafından yürütülen mücadele, 2014/Aralık’ta Hukuk Genel Kurulu’nun; hırsızın yol açtığı zararın, dürüst yurttaşa yüklenmesinin hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığı yönündeki kararı ile zaferle sonuçlanmıştı.

Ne yazık ki, bu kararın ardından siyasi iktidar tarafından kayıp-kaçak bedellerinin yasa zoruyla alınmasını sağlayacak yasa çıkarılmış, hırsızlığın bedeli namuslu tüketicinin sırtına yüklenmiş, tüketicinin dava açma hakkı da yasa zoruyla engellenmiştir.

Bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne dava açılmıştır. Yüksek mahkemenin hukukun gereğini yaparak, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesini ayaklar altına alan bu yasayı iptal edeceğine inanıyoruz.

Akaryakıttaki vergi yükü hafifletilmelidir
Akaryakıttan ortalama olarak yüzde 63 oranında vergi alınmaktadır. Türkiye tüketicisi dünyanın en pahalı akaryakıtı satın almaktadır. Benzin istasyonları, vergi dairesi; çalışanları da, vergi memuru gibi çalışmakta, akaryakıttaki yüksek fiyat, tüketiciye ulaşan tüm mal ve hizmetlerin maliyetini arttırmaktadır. Akaryakıttan alınan verginin makul seviyede olması, tüm mal ve hizmet maliyetlerini azaltacak, tüketicinin gereksinimlerini daha ucuza karşılamasının önü açılacaktır.

Bankaların borusu ötmeye devam ediyor
Her fırsatta ‘faiz lobisi’ nitelemesiyle siyasi iktidarın eleştirdiği bankacılık sektöründe, tüketiciyi yok sayan, ezen uygulamalar hız kesmeden devam etmektedir.

Kredi kart aidatı, hesap işletim ücreti, dosya parası ve benzeri haraçlarla tüketiciyi canından bezdiren bankaların bu paraları tüketiciye iade etmelerine ilişkin yargı kararlarının artması üzerine, 2014/Mayıs’ta yeni tüketici yasası ile bu paraların yasa zoruyla tüketiciden alınması sağlanmıştır. Siyasi iktidarın eleştirdiği bir sektörde, tüketiciyi bankalara peşkeş çeken uygulaması, kamuoyunda şaşkınlıkla karşılanmış olup tepki görmeye devam etmektedir.

Kredi kart borçlarının yapılandırılması müjdesi balona dönüştü.
Halen yirmimilyon tüketicinin cebinde, ellidokuz milyon kredi kartı bulunmaktadır. 2016/Temmuz itibariyle kredi kart borcunu ödemeyen kişi sayısı iki milyondur. Tüketici Birliği Federasyonu’nun tespitlerine göre, kredi kart borcunu asgari tutarları ödeyerek öteleyen tüketici sayısı onbir milyon civarındadır.

Kredi kartında akdi faiz aylık yüzde 2,02, gecikme faizi aylık 2,52 olarak uygulanmaktadır. Akdi faiz oranı dikkate alınarak, kredi kartından sadece 1.000,00 TL. harcama yapıp başka hiçbir harcama yapmaksızın, sadece asgari tutarı ödeyerek borcun kapatılma süresi, elliüç aydır.

Tüketici Birliği Federasyonu, bu insafsız matematik nedeniyle uzun süredir kredi kart borçlarının yapılandırılması gerekliliğini, daha önce iki kez TBMM tarafından çıkarılan yapılandırma yasalarında olduğu gibi yapılandırma olanağının sadece borcunu hiç ödemeyenleri değil asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran tüketicilere yönelik olması gerektiğini ifade etmişti.

Tüketici Birliği Federasyonu tarafından yıllardır ve ısrarla dikkat çekilen bu sorunun çözümü için geçtiğimiz günlerde Başbakan tarafından açıklanan ve sonrasında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yönetmelik hükmü haline getirilen ‘kredi kart borçlarının yetmişiki aya kadar taksitle ödenmesi’ müjdesi, bankaların şımarık ve hoyrat tutumları nedeniyle kocaman bir balona dönüşmüştür.

Yapılandırma için bankalara başvuran tüketicilere; tercih ettiği değil bankanın kendi uygun gördüğü vade ve temerrüt faizi olan yüzde 2,52 oranı dayatılmaktadır. Tüketicilerin bu konuda, BDDK’ya yaptıkları yakınma ve başvurular da sonuçsuz kalmakta, BDDK tüketiciyi, adeta bankaların önüne yem olarak atan bir tutum sergilemektedir.

Bu nedenlerle acil olarak;
-Yapılandırılacak borca uygulanacak faizin, bankanın tüketici kredisine uygulanan faiz oranını geçemeyeceği,
-Tüketicinin yapılandırmak istediği borç miktarı ve taksit sayısına ilişkin isteminin banka tarafından aynen kabulünün zorunlu olduğu
yönünde kesin ve emredici düzenleme yapılmalıdır.

Önümüzdeki sekiz ay boyunca harcamalara dikkat
Tüketici Birliği Federasyonu; küresel ekonomideki koşullar, ülkemizin burnunun dibindeki yayılma eğilimi gösteren savaş hali, ülke ekonomisindeki olumsuzluklar nedeniyle 2017 yılının ortalarına kadar, tüketicilerin zorunlu olmayan harcama yapmamaları konusunda uyarmaktadır.

Mehmet Bülent Deniz
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF)
Genel Başkan

Anadolu Telif ve Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkan Mehmet Çınar

Antalya Apartman Yöneticileri Tüketiciler ve Danışmanlığı Derneği
Genel Başkan Ahmet Ballıel

Enerji Tüketicileri Derneği
Genel Başkan Bülent Çebin

Gümüşhane Tüketici ve Çevre Haklarını Koruma Derneği
Genel Başkan Sinan Akıncı

Kaza Mağdurları Sosyal Güvenlik ve Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkan Ali Körükçü

Siirt İli Tüketiciyi Koruma Derneği
Genel Başkan Mehmet Enver Aytaç

Sivil Toplum ve Diyalog Merkezi Derneği
Genel Başkan Aydın Türkmenoğlu

Tüketici Başvuru Merkezi Derneği
Genel Başkan İbrahim Güllü

Tüketici Güvenliği Derneği
Genel Başkan Murat Köse

Tüketici Hak Arama Derneği
Genel Başkan Nihat Altay

Tüketici Hakları ve Gıda Güvenliği Derneği
Genel Başkan Şafak Toker

Tüketici Hareketi Derneği
Genel Başkan Cüneyt Köşe

Tüketici ve Çevre Derneği

Genel Başkan Sıtkı Altan

16 Ocak 2013 Çarşamba

"Zamlarla Dolu Bir Yıl"

Geçen yıla damgasını vuran zamların yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlarda olduğuna işaret eden TBF Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 2013 yılında da benzer oranda zamlar beklediklerini bildirdi.
'Ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız'

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz 2012 yılının tüketiciler açısından nasıl geçtiğini Aydınlık'a değerlendirdi. 2012'nin tüketiciler için 'enerjik' bir yıl olduğunu ifade eden Deniz, bir yılın elektrik, doğalgaz, vergi zamları ve bankaların aldıkları kart aidatlarıyla geçtiğini söyledi.
Geçen yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının damgasını vurduğunu belirten TBF Deniz, ''Dört kişilik bir ailenin Nisan 2012 döneminde ödediği elektrik faturası 100 lira civarında iken, bu rakam bugün 121 liraya çıkmış bulunuyor. Aynı şekilde gelen zamlarla birlikte aynı aile ısınmak için 250-300 lira ödeme yapmak zorunda kalıyor'' dedi. Öte yandan doğalgaz ve elektrik zamlarının tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin maliyetini de arttırdığını kaydeden Deniz, bu durumda en iyimser öngörülerle halkın ekonomisinin 2012 yılındaki gerçek ve fiili enflasyonunun, yüzde 10’lar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Tepkisizlik Endişe Verici
Aydınlık: Yurttaşların bu zamlara yeterince tepki vermediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? 2013 yılında zorunlu tüketim harcaları kalemlerinde de faiş zamlar bekliyor musunuz?
M.Bülent Deniz: Yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlardaki bu zamların 2012 ye damgasını vurmasının yanında, bir o kadar ilginç ve değerlendirilmeye muhtaç olan konu, bu kadar yüksek oranlı zamlara karşı tüketicilerin tepkisiz kalmasıdır. Toplumsal her türlü soruna olan duyarsızlaşma sürecinin bu alanda da kendisini göstermesini doğal karşılamak gerek aslında. Tüketicinin yaşamsal gereksinimlerine yapılan zamlar, artan yoksulluk ve işsizlik toplumun şiddetli tepki göstermesi gereken konuların başında gelmesine rağmen, bu konuda cılız birkaç sesin dışında ses çıkmamış olmasını hayretle karşılamaktayız. Yanıbaşımızdaki Yunanistan’da, Avrupa’da İtalya başta olmak üzere bir çok ülkede, ABD' de Wall Street’teki parkta haftalar boyunca, emperyalist yayılmacı kapitalist düzene isyan çığlıkları atılırken, ülkemizdeki tepkisizliği de 2012 nin önemli olaylarından biri olarak kaydediyoruz. Zamlara gelince, 2013 yılının ilk iki ayı içinde de elektrik ve doğalgaza yaklaşık yüzde onlar seviyesinde zam yapılmasını bekliyoruz.

Deli Dumrul Haracına Devam
Aydınlık: Bankaların müşterilerden aldıkları ilave ücretler gündemde çokça yer aldı. Bankalar ise bu ücretleri almakta haklı olduklarını savunuyorlar. Sizce bankalar burada ahlaki davranıyor mu?
Deniz: 2007 yılında açtığım ilk dava ile başlayan 'tüketici-banka meydan savaşları', geçtiğimiz yıl da hız kaybetmeden devam etti. 50 milyon kredi kartı için, kart başına ortalama elli lira 'kart parası' adı altında 'deli dumrul haracı' toplayan bankaların cebine geçtiğimiz yıl da toplam olarak iki milyar beş yüz milyon lira para girdi. Bu paranın yanında on beş milyon tüketiciye kullandırdıkları tüketici kredileri için ortalama iki yüz lira dosya parası alan bankalar, bu kalemden de toplam olarak üç milyar civarında gelir elde ettiler. Yine otuz milyon civarındaki vadesiz hesaptan kesilen elli lira hesap işletim ücretleri ile birlikte, 2012 yılında bankaların kasasına sadece bu üç kalemden yedi milyar lira girmiş bulunuyor. Para alıp-para satmak işiyle uğraşıp gelirini buradan elde etmesi gereken bankaların asli işlerini bırakıp kart parası, dosya parası gibi faaliyetleri ile doğrudan ilgili olmayan bu tür gelirlerinin ne kadar yüksek olduğu, bankaların bilançolarından da rahatlıkla okunabilmektedir.

Kart aidatında asıl kazık devlete
Bankaların 'deli dumrul haracı'nı tüketici vicdanı kabul etmemekte, toplumsal değerlendirmede gerilim unsuru haline dönüşmüş bulunmaktadır. Tüketici başına alınan rakamların düşük olması bir yandan tüketicinin hak aramasındaki en büyük engeli oluştururken, burada esas zarar devlete çıkmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre elli liralık kart aidatının iadesi için ücretsiz hizmet veren Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuran tüketicinin başvurusu için devlet yüz on lira masraf yapmaktadır. Bu para başvuruda haksız çıkan bankadan alınmamaktadır. Yani devlet yüz binlerce tüketicinin kart aidatlarını geri almaları için cebinden elli milyon lirayı harcamak zorunda kalmaktadır.

BDDK görevini yapmıyor
Kuruluş yasasında tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olduğu açıkça belirtilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise olan bitene seyirci kalmış, anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde de seyirci kalmaya devam edecektir. BDDK tarafından çıkarılacak bir genelge ile “bankaların verdikleri hizmet bedeli dışında hangi ad altında olursa olsun, tüketiciden para alması yasaktır” ifadesini içeren bir düzenleme bütün bu sorunları sona erdirip tüketici-banka meydan savaşına son noktayı koyacakken, bundan ısrarla uzak durulması BDDK'nın kuruluş yasasında kendisine verilen görevi lâyıkı ile yerine getiremediği kuşkusunu doğurmaktadır.

Bankalardan akla ziyan savunma
Bankaların aldıkları bu ücret ve komisyonların haksızlığına ilişkin yüzbinlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, binlerce Tüketici Mahkemesi ve onlarca Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı ile yargı tarafından köşeye sıkışan bankalar, bu kez faiz ve enflasyon kılıcını çekerek ülkeyi tehdit etmeye kalkmaktadırlar. Bu ücret ve komisyonları almadıkları takdirde faizleri yükseltmek zorunda kalacaklarını, bunun da ülkenin enflasyonunu olumsuz şekilde etkileyeceği tehdidinde bulunan bankaların yetmiş beş milyonluk bir ülkeyi faiz silahı ile zaptu rapt altına almaya kalkması akıl almaz bir durumdur. Daha da akıl almaz olanı, bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından bankaların ülkedeki en güçlü lobi olduğuna ilişkin çaresizlik açıklamalarının yapılması ve her şeye muktedir olan iktidarın bankaların bu uygulamalarına bir cümlelik yasa çıkararak set çekememesidir.

Yeni Tüketici Yasası kayıp
Aydınlık: 2012'ye baktığımızda hala çıkarılamayan bir Tüketicinin Korunmasına Dair Kanun var. 2013 yılında bu yönde bir ilerleme kaydedilecek mi? Özellikle yeni kanunun tüketiciler açısından getirileri olacak mı?
Deniz: Yeni tüketici yasası çıkıyor, tüketici rahat nefes alacak reklâmları ile 2012 yılının Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan yasa çalışması adeta sırra kadem basmış durumdadır. Bir gecede, birkaç saat içinde yasa yapan TBMM'nin önüne bir tüketici yasası taslağı altı aydır getirilememiş, aylardır havanda su dövülmüştür. Endişemiz, bu yılın Temmuz ayına kadar da, yani TBMM tatile girene dek bu yasanın çıkmamasıdır. Beklentimiz bankalar konusundaki çıkışında samimi olduğuna inandığımız Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, bu konuda kamuoyunun kendisine verdiği desteğin hakkını vermesi ve tüketicileri bankaların elinden kurtarmasıdır.

Vergi daireleri taşındı
Aydınlık: Özellikle vergilendirmelerde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı söz konusu. Dar gelirli tüketiciler açısından baktığımızda bunun ne gibi sakıncaları sizce nedir?
Deniz: Ülkenin her yerinde bulunan vergi dairelerinin yerleri değiştirilerek, bütün benzin istasyonları, iletişim firmaları, elektrik dağıtım firmaları vergi dairesi gibi çalışmaya devam ettiler. Benzin alan, cep telefonunda numara çevirip konuşma yapan, evindeki elektrik şalterini açıp aydınlanmak isteyen bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; gelirine, malvarlığına bakılmaksızın eşit olarak vergi vermeye devam etti. Anayasadaki “eşitlik” ilkesinin sadece vergiler konusunda olduğunu düşünen siyasi iktidar, gelire göre alınması gereken vergileri dolaylı vergiye çevirerek, herkese eşit olarak dağıtıp varolan gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirdi. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 35-40 lar seviyesinde olan dolaylı vergiler, ülkemizde yüzde 65-70 seviyesinde uygulanıyor ve anlaşılan o ki, kolay para toplama yöntemini keşfeden iktidar bu işten vazgeçmeye pek de niyetli görünmüyor.

Kredi kartına teslim olan ülke
Aydınlık: Sokak ortalarında dağıtılan kredi kartlarına tanık olduk. Şimdilerde ise cepten mesajla kredi başvurusu söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz: 2002 yılından bu yana Kemal Derviş üzerinden ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız. Kredi kartları ve tüketici kredileri ile borçlandırılan insanlarımızın toplam borcu ülkenin bütçesinin büyüklüğünü geçecek noktaya gelmiş, borçlanıp elde edilen kazanç ile mevcut borcu ödeyip yeniden borçlandığımız bir yaşam, ülkedeki milyonlarca insanın kaderi haline gelmiş bulunmaktadır. Tüketicinin içine düştüğü borç sarmalından kurtulması için ülkeyi yönetenler bir şey yapmaz iken, ne yazık ki, tüketicinin kendisi de bu konuda üzerine düşeni yapmamakta ısrar etmektedir. Ayağını yorganına göre uzatması gereken tüketicinin, yorganı yokken, ayağını uzatmaya kalkması kendi felaketi olmuş, intiharlar, boşanmalar eşliğinde sosyal dinamikleri dinamitlenen ülkenin fertleri olarak yarınlara dair endişelerimiz gittikçe artmaktadır.
 

11 Ocak 2012 Çarşamba

"enerji için tasarruf vakti..."

Elektrik, doğalgaz, petrol, güneş olmasa?...
Yaşamın kaynağı enerji…
Yüzyıllardır hoyratça tüketilen enerji kaynakları alarm veriyor.
Uğruna savaşların yapıldığı enerji için şimdi tasarruf vakti

Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen ve İstanbul Doğalgaz Sıhhi Tesisatçılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Üyesi Cavit Doğan anlatıyor.
Mevcut tesisatlar sağlıklı mı?
Yalıtıma verilen para, sokağa mı atılıyor?
Yalıtıma harcanan para, geri dönecek mi?
Isınma giderleri nasıl düşecek?
Tesisat seçerken, tasarruf etmek!...

Uçuyoruz.
Ama haklarımızı biliyor muyuz?
Havayolu yolcularına yeni haklar…


Halkın Ekonomisi, KRT., 11 Ocak Çarşamba, saat 21:00’de…

"Halkın Ekonomisi"ni izlemek için: D-Smart 151. Kanal, TiVibu, TÜRKSAT 3A 11096 Vertical 30000, iPhone, iPad, BlackBerry, Android, Windows Phone 7, internet üzerinden

Canlı yayına bağlanmak için: 0212 356 99 92 halkinekonomisi@krtkaradeniz.com