26 Kasım 2021 Cuma

Kırık cam testi için tıklayın


Geçenlerde sordum CİMER’e;
COVID-19 hastalığına karşı kullanılan Biontech aşısı için ulusal makamlarca verilmiş ruhsatı var mıdır? diye...

Gelen cevap;
Sayın ilgili,
COVID-19 pandemisi, ciddi bir halk sağlığı acili olarak ortaya çıkmış ve yanıt verilmesi gereken bir sürecin başlatılmasına neden olmuştur. 11 Mart 2020 tarihi itibarıyla da Dünya Sağlık Örgütü bu olayı Uluslararası Sağlık Tüzüğü’ne istinaden halk sağlığı acili olarak ilan etmiştir. Bu süreç, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir.
COVID-19 pandemisine yanıt vermek amacıyla Bakanlığımız tarafından gerçekleştirilmesi planlanan müdahalelerden biri de kitlesel COVID-19 aşılamasıdır. Satın alınan tüm aşılar T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından analiz edilerek güvenlik açısından değerlendirildikten sonra vatandaşımızın kullanımına sunulmaktadır. Bu süreç COVID-19 aşıları için de geçerli olmaktadır.
Hastalığa maruz kalma, hastalığı ağır geçirme ve bulaştırma riskleri ile hastalığın toplumsal yaşamın işleyişi üzerindeki olumsuz etkisi değerlendirilerek COVID-19 aşısı uygulanacak gruplar belirlenmiş olup bu gruplara sırasıyla uygulanmaktadır.
Ülkemizde, tüm dünyada milyonlarca kişiye uygulanmış olan aşılar kullanılmaktadır. Tüm dünyada aşılar, hızlandırılmış faz 3 sonuçlarını takiben acil kullanım onayı ile uygulanmaya devam etmektedir. Kullanım onaylarının tamamlanması için bazı prosedürler mevcuttur. Hiçbir aşı, faz çalışmaları yapılmadan, uygun kalite standartları sağlanmadan ve sonuçlar şeffaf olarak paylaşılmadan onay alamaz. Araştırma sürecinde ciddi yan etkiler ortaya çıktığında bu çalışmalar durdurulur. Pandemi sırasında, yetkili otoriteler tarafından titiz incelemeler sonucunda ön onay verilebilir. Ülkemizde kullanılan, Biontech firması tarafından üretilen COVID-19 mRNA aşısı (BNT162b2) ise ilk kez tam onay alan COVID-19 aşısıdır [23 Ağustos 2021 / ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)]. COVID-19 aşıları güvenli ve etkilidir. Ülkemize ulaşan aşılarımız güvenli olduklarından emin olunduktan sonra il sağlık müdürlüklerimize dağıtılmaktadır.
Sağlıklı günler dileriz.

Bir satırlık soruya onlarca satırla yanıt vermeye kalkan bürokrasi, her şeyi anlatmış ama bir tek, bu aşının ruhsatı vardır veya yoktur dememiş.

Oysa Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nin 5. maddesi diyor ki; "... Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmayan hiçbir beşeri tıbbi ürün pazara sunulamaz." 
Yani kanseri kesinlikle iyileştirecek bir ilacın veya aşın dahi olsa, Türkiye’de insanlar için bunu kullanman, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK)’ndan ruhsat alınmasına bağlı. 

Sözün özü milyonlarca doz uygulanan üretilen COVID-19 mRNA aşısı (BNT162b2), yani bildiğimiz adıyla Biontech aşısının TİTCK tarafından verilmiş bir ruhsatı yok.

Ne varmış peki? 
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)’nın onayı.
"ABD onay verdiyse, Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhsatına ne gerek var" noktasına gelinmiş.

Aslında bana bu yanıtı veren bürokratın yerinde olsam, işi biraz daha karmaşıklaştırırdım; “Kardeşim, bu pandemi çıkınca, baktık ki, aşılar için ruhsat veremiyoruz, FAZ çalışmaları bitmemiş falan, filan. Acilen bir yönetmelik değişikliği yaptık; Geçen yıl Aralık ayında. Acil Kullanım Onayı (AKO) diye bir şey koyduk... İnanmazsan bak!

Madde 10/A - (Ek: RG- 18/12/2020-31338)
Dünya Sağlık Örgütü veya Bakanlık tarafından bulaşıcı hastalıklar kapsamında kabul edilen halk sağlığını ciddi olarak tehdit eden istisnai durumlarda kullanılacak ve ruhsatlandırmaya esas etkililik, güvenlilik ve kalite ile ilgili kapsamlı verilerin henüz sağlanamadığı aşılar için bu veriler sağlanıncaya kadar Kurum tarafından AKO verilebilir.

Ama sen şimdi bununla da yetinmezsin, "bu aşının AKO’su var mı" diye sorarsın…
Neyse, sorduğunda ona da bir kulp buluruz elbet.
Koca devlet, bu aşıya AKO bile vermemiş diyemeyiz ya..."

Yüksek standartlarda demokrasi için devletin yurttaşına karşı şeffaf olması, hesap verebilir kıvamda olması gerek.
Şeffaflığın yolu bilgiyi eğip bükmeden, yan yollara sapmadan kendini yurttaşınla paylaşmaktan geçiyor.

Evet devlet şeffaf olmalı, cam gibi olmalı.

17 Ekim 2021 Pazar

Sözümüz vardı, söyledik...


Dünyanın en büyüklerinden İstanbul Barosu'nun Genel Kurulu, 16 Ekim 2021'de toplandı.

Bu seçim önemliydi; "ötekileştirme"ye, "karşı mahalle" bakışına karşı olan bir avuç insan, BAK Bağımsız Avukatlar'ı kurdu, yola çıktı ve 52 bin avukatın önüne çıktı.

Sözümüz vardı, söyledik.

Şimdi yeni sözlerimiz için  yürümeye devam ediyoruz.



27 Eylül 2021 Pazartesi

Avukat varsa, Adalet olur…


5 Nisan 1878’de doğdu İstanbul Barosu.
 Asırlık çınar ağacı İstanbul Barosu, dünyanın en büyük barolarından biri.
 
Benim meslek örgütüm.
Sadece meslek örgütüm değil; hukuk için, adalet için, Türkiye için çalışan onbinlerce avukatın yuvası.

Şimdi İstanbul Barosu için seçim zamanı.
16/17 Ekim 2021’de, yuvamızın seçimleri için yarışa başladık.

Bağımsız Avukatlar (BAK) da, bu yarışta.
Av. İshak Şadi Çarsancaklı’nın başkan adaylığı ile “avukat varsa, adalet olur” diyerek seçimlere katıldığımızı açıkladık.

7 Ağustos 2021 Cumartesi

Ödüllü soru


Bir Ağustos ayı, yıl 1999.
Deprem vurmuş.

Devletten önce halk, STK'lar enkazın başında, insan çıkarıyor, toplanan yardımlar yola koyuluyor. 

MAZLUMDER İstanbul'dayım. Yönetimde, aktivistim.
Üyelerimizden, üyemiz olmayanlardan eşya, para yardımları geliyor. Her gün 8-10 kamyon tıka basa, Vatan Caddesinden İzmit'e  yolculuyoruz...

Çok sürmedi, bir kaç gün sonra Ecevit iktidarı, kamyonlarımıza ve bankadaki yardım paralarına elkoydu. 
Haklıydı!?
Zafiyet faş olmuştu.

Yine Ağustos. Yıl 2021.
İki resim arasındaki tek farkı bulabilecek misiniz? 




1 Ağustos 2021 Pazar

Başınızı biraz öne eğiniz, lütfen…


Ming ailesi, 1368 yılında Çin’de yönetimi ele geçirdi ve 1644 yılına kadar koca ülkeye hakim oldu.

Bu hanedanın ikinci imparatoru olan Jianwen zamanında Wang Lun adında şöhretli bir cellat yaşamış.
Şöhreti yaptığı işi, sanat haline getirmesinden kaynaklanıyormuş.

Seri cellat Wang Lun, yüzünde tebessümle darağacının yanında dururken, neşeli bir şarkıyı ıslıkla çalar ve kurbanının darağacına gelmesini beklermiş. Kurban darağacına doğru yürüyüp yanına geldiğinde, kılıcı ile tek harekette kurbanın kafasını gövdesinden ayırırmış.

Wang Lun’un, işinde usta olan herkes gibi çıtayı yükseltip işine yeni boyutlar eklemeye ilişkin özlemi elbette vardı.
Üstü tabak dolu bir masanın örtüsünü tek harekette çekip hiçbir tabağı yerinden oynatmamak gibi usta işi bir özlem; mahkumun duruşunu bozmadan, tek hamle ile kafasını uçurabilmek...

Lun, yaşamının 78. yılında özlemine ulaşmış.
Onaltı kişilik idam listesi elinde darağacının yanında beklemeye başlamış.
İlk onbir mahkumun kafaları her zamanki gibi tek hamle ile toprakla buluşmuş.
 
Onikinci mahkum darağacına doğru yürümeye başladığında, Wang Lun şimşek hızıyla kılıcını sallamış.
Adamın başı olduğu yerde kalmış ve adam darağacına doğru yürümeye devam etmiş.
Darağacına geldiğinde celladı Wang Lun’a bakmış; önceki onbir adamı darağacına gelmeden öldürdün. Beni niye geciktirip eziyet ediyorsun?”
Wang Lun tebessüm ederek seslenmiş; "başınızı biraz öne eğiniz, lütfen…"

Anekdotların, fıkraların anlatılmasının altında hep bir şeyler aranır.
Oysa ki, yazdığım Wang Lun anekdotunda subliminal mesaj kaygısı, metafor falan yok.
Sadece bugünlerde, yerinde durduğundan emin olmak için elinizle ensenizi arada bir yoklayın istedim.

Unutmadan, yazının görselindeki yavaş yavaş kaynayan sudaki kurbağanın altında da bir şey aramayın, başımı derde sokmayın!..

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Sıkılı Yumruklar


2020 Tokyo  Olimpiyatları, bir yıl gecikme ile başlıyor.
"Olimpiyat Ruhu"na 32. kez yolculuk yapacağız.

Spor gösterisi, insan bedeninin ulaşabileceği limitlerin zorlanması, rekorlar, barış, kardeşlik, ne dersek haklıdır. Ancak olimpiyat oyunları bir ruhtur; insanlığın, ortaklaşmanın ve dayanışmanın egemen olduğu...

1968 Mexico City Olimpiyatları.
16 Ekim 1968.
200 metre finali.
İpi ilk sırada göğüsleyen atlet ABD'li siyahi atlet Tommie Smith. Ardında Avustralya'lı beyaz Peter Norman ve ABD'li siyahi atlet John Carlos.

1968. Dünyanın en uzun yılı
1968 Mayıs'ında Fransa'da ateşlenen öğrenci hareketi dalga dalga büyüdü ve dünyanın hemen her ülkesinde öğrenci ve işçilerin ortaklaşmasıyla dünyayı kasıp kavuran bir sol harekete neden oldu.
Kimi  yerde iktidarlar değişti,  kimi yerde özgürlük alanları genişledi, çoğu yerde de sokakları,  meydanları dolduran binlerce insan iktidar gücüyle dümdüz edildi.
Ama 1968'de başlayan bu ateş hiç sönmedi.

O yıl; Güney Afrika'da ırk ayrımcılığı, ABD'de Siyah Güç hareketi ile ırkçılık karşıtı mücadele, olimpiyatların yapıldığı Meksika'da yoksullaşmaya karşı çıkan öğrenci ve işçilerin üzerine çöken polis ve ordu gücüyle yüzlerce ölü bedenin kamyonlara doldurulup götürüldüğü Tlateloco Katliamının yaşandığı yıldı.

16 Ekim 1968. Podyumda tarihi yeniden yazmak...
Evet, 200 metre koşusu bitti.
İlk üçe giren atletler podyuma çıkıp madalyalarını takacaklar.
Yarışın birincisi ve üçüncüsü siyahi atletler, ikinci olan beyaz atletin yanına giderler ve podyumda ırkçılık ve yaşanan şiddet olaylarını protesto etmeyi düşündüklerini söylerler. Beyaz Peter Norman protestoya katılacağını söylemekle kalmayıp siyah eldiven takmayı önerir.

Alelacele iki adet siyah eldiven bulunur.
Sağ tekini Smith, sol tekini Carlos takar.
Norman da göğsüne kocaman "insan hakları için Olimpiyat" yazan bir  rozet iğneler.

Madalyalar takılır.
Ulusal marş çalınmaya başladığında iki siyahi atlet eldivenli ellerini yumruk yapıp havaya kaldırır. Beyaz olanı da dimdik, rozeti ile destek verir.

Kürsüde artık "insanlık" vardır.

Bedel ödemek
İnsanlığın podyumdaki duruşu bedelsiz olmayacaktı elbette.
İki siyahi atlet olimpiyatlardan ihraç edilir.
Beyaz atlet de, ülkesine döndüğünde toplum tarafından dışlanır ve atletizm kariyeri sonlanır.

2021/Temmuz.
Dünya Tommie Smith, Peter Norman ve John Carlos'u hiç bir zaman unutmadı.




20 Kasım 2020 Cuma

“Biri indirim mi var” dedi?...


Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’den, Efsane Cuma alışveriş çılgınlığı arefesinde, yoğunlaşan indirim reklâmlarından israfa kadar tüketiciler için kritik uyarı ve öneriler geldi. 

Rehber TV’de yayınlanan Medya kritik programına konuk olan Deniz, İsmail Dalkılıç’ın sorularını yanıtladı. 

16.11.2020, Rehber TV., Medya Kritik

Efsane indirimlerde fiyatlara dikkat


Kasımda başlayan alışveriş çılgınlığı tüketici mağduriyetlerini de artırıyor. Yalancı indirimler, stokta olmayan ürün satışı, sahte ürünler ve dolandırıcılık arttı. Tüketici dernekleri uyarıyor.

Kasım ayına yayılan Bekarlar Günü, Efsane Cuma ve Siber Pazartesi indirimleri birbiri ardına gelirken, tüketici şikayetleri de artıyor. Bu dönemde özellikle fiyatları yükseltip daha sonra normal fiyatıyla indirim varmış gibi gösteren uygulamalar büyük tepki topluyor.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Bülent Deniz, geçen yıl kasım indirimlerinde yaşanan mağduriyetlerin bu yıl da yaşanmaya başladığını belirterek, “İlk şikayet indirime girdiği iddia edilen ürünlerin fiyatlarının artırılıp sonra düşürülmesi. İndirim yapıldığı iddia edilen ürünler normal fiyatından bile daha yükseğe satışa konulabiliyor. İndirimlerin ve fiyatın manipüle edildiğini düşünen tüketiciler hakem heyetine başvurabilir. Fiyatların fotoğraflarını alarak indirime girmeden önceki fiyattan daha yüksek olduğunu ispat edenler fiyat farkını geri alabilir” dedi.

Stokta olmayan ürünler
Diğer bir şikayet konusunun da elektronik ticaret sitelerinde stokları olmayan ürünlerin satışa sunulması olduğunu dile getiren Deniz, “Ürün tedarik edilemediğindenn tüketiciye gönderilemiyor. Tüketici parasını geri almak için uğraşmak zorunda kalıyor. Diğer bir şikayet konusu da üründeki görselin yerine başkasının gönderilmesi. Tüketiciye giden ürün farklı oluyor. Ayrıca kargolar da önemli bir sorun. Ürünler zamanında yollanmıyor” dedi.

Yalancı indirim
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, yalancı indirimlerle tüketicilerin aldatılmak istendiğini belirterek, şunları söyledi: “Ürünün fiyatı önce artırılıyor sonra ise normal fiyatına çekilip indirim varmış gibi gösteriliyor. Tüketiciler istismar ediliyor. İndirim beklentileri sahte indirimlerle boşa çıkartılıyor. Tüketici Kanunu’nun 54’üncü maddesi yalancı indirimi yasaklıyor. Ayrıca 61’inci maddesi de yanıltıcı ticari ilan ve reklamlara yasak getirdi. Tüketicilerin bu dönemde yalancı indirimler, dolandırılma, sahte ürünlere karşı çok dikkatli olması gerekiyor. Büyük indirim kampanyalarıyla yanıltıcı ilan ve reklamlar daha da artmış durumda. Açık adresi, unvanı ve mersis numarası olmayan yerlerden alışveriş yapmayın. Sosyal medyadan alışveriş yapmayın.”

İhtiyaç yoksa alma
Bülent Deniz, bu dönemde alışveriş yapacak tüketicilere şu önerilerde bulundu: “Emin olmadığınız indirimle ilgili satın alma yapmayın. Fiyatı artırıp sonra indirimmiş gibi göstermek rutin bir uygulama haline geldi. Bu furyada ihtiyacınız olmayan şeyleri almayın. Fiyatı ucuz diye bir kenarda duracak ürün almayın. Bu zor dönemde ihtiyacınız olmayan ürüne para yatırmak akıllıca olmayacaktır. Bu indirimlerin temel amacı stokları, modeli geçmiş ürünleri temizlemek. Alacağınız ürünün yeni modelinin hemen çıkacağını bilin. Alışveriş yapacağınız sitenin bilgilerini, Ticaret Bakanlığı’nın Etbis sistemi üzerinden mutlaka sorgulatın.”

11.10.2020, Hanife Baş, Milliyet

Tüketicilere önemli uyarı! Efsane Cuma kandırmacasına dikkatli yaklaşın


Sahte indirim kampanyaları tepkilerin odağında. Aldatıcı kampanyalara itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizen tüketici hakları savunucularından da vatandaşlara sürekli “Ambarlarda veya depolarda kalan ürünleri pahalıdan satın almayın” ikazı geliyor.

Yılın son aylarında artan indirim hileleri pek çok şikâyete konu oluyor. Bu hileleri fark edip küplere binen tüketiciler tarafından sosyal medyadan “Dolandırıcılar devrede” ve “İndirimle değil, bindirimle karşı karşıyayız” paylaşımlarında bulunuluyor.

Yakınmalar artıyor
Tüketici derneklerinin yetkilileri ise her platformda indirim oyunlarıyla ilgili yakınmaların arttığına işaret ediyorlar. Yetkililer, ilgili birimleri yakınmalara kulak vermeye ve ilave önlemler almaya çağırıyorlar.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de Yeni Akit’e yaptığı açıklamada sahte kampanyalara itibar edilmemesi gerektiğini belirtti. Deniz, “İndirim palavralarına kanılmamalı. Bu yalanlarla ambarlarda veya depolarda kalan ürünleri satmanın, elden çıkarmanın amaçlandığı unutulmamalı” dedi.

Ahlaksız çok
Tüketicileri dikkatli olmaya davet eden Deniz, “Ne yazık ki normalde 50 liradan satışa sunulan bir ürünü ‘Kampanya öncesi fiyatı 80 lira’ yalanını ortaya atıp 60 liradan vitrine çıkaran ahlaksızlar var. Bu ahlaksızlar Alo 175‘e şikâyet edilmeli” diye konuştu.

Kritik ikaz
Deniz, mağazalarda ve vitrinlerde yer alan ‘Yüzde 80 indirim’ ya da ‘İki al bir öde’ yazılarına şüpheyle bakılması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca “Örneğin bir tekno markette indirimli olarak lanse edilen ve 70-80 liradan satışa sunulan bir ürün tercih edilmemelidir. Bu ürünün yakında modasının geçeceği, 2021 başlarında 10-20 liradan fiyatlanacağı bilinmelidir” şeklinde konuştu.

Bilinçli tüketimin önemini vurgulayan Deniz, “İsraftan kaçınılmalıdır. Gereksinim duyulan ürün satın alınmalıdır. Ürünün fiyatı kadar kullanışlı ve kaliteli olup olmadığına da bakılmalıdır” diye ekledi.

Fiyat araştırması yapın
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise yalancı indirimlere ve yanıltıcı reklamlara inanmamak gerektiğinin altını çizdi. Ağaoğlu, “Art niyetli satıcılarca hemen her hafta ‘Süper İndirim’ yahut ‘Efsane Cuma’ başlıklı kampanyalar ilan ediliyor. Ne yazık ki bu kampanyalarla indirim değil, bindirimden indirim yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Denetimler yaygınlaşıyor
Sahte indirimler uygulayanlara ağır yaptırımlar uygulandığını hatırlatan Ağaoğlu, “Şükür ki denetimler artmış, yaygınlaşmış durumda. Reklam Kurulu aktif. Kurul, tüketicilerden gelen ihbarları tek tek ele alıyor ve yanıltıcı reklamlar yayınlayanların ya da sanal kampanyalara start verenlerin canlarını yakıyor” dedi. Kamu kurumlarınca ürün ve fiyat kontrollerine de ağırlık verildiğini anlatan Ağaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vurguncuların ceplere el atmalarını, halkı yolmalarını önlemek için gerekli her adım atılıyor, atılmalıdır. Tabii tüketiciler de ihtiyatlı olmalıdırlar. İndirimli pantolonların, sweatshirtlerin, ayakkabıların, telefonların, tabletlerin fiyatlarını ve muadillerinin bedellerini araştırmalıdırlar.”

15.11.2020, Buğra Kardan, Yeni Akit

14 Kasım 2020 Cumartesi

İstifanın nedeni belli oldu!


Tüketici Postası Genel Yayın Yönetmeni Çetin Ünsalan ile yayın kurulu üyesi Turhan Dik’in hazırladıkları Haftanın Ekonomisi’nde bu hafta Merkez Bankası Başkanı ataması ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası konuşuldu.

Programa konuk olan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Albayrak’ın istifasının nedenini açıkladı.

10.11.2020, Tüketici Postası

13 Kasım 2020 Cuma

Deniz; "Toplumsal dayanışma ile zor zamanlardan çıkacağız"


Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Günay Barış’a konuk oldu.

HuHuNews kanalında yayınlanan Günay Barış ile Akış programına katılan Deniz, pandemide kışa girerken bizi bekleyen güçlükleri anlattı ve ekledi; “toplumsal dayanışma ile zor zamanlardan çıkacağız."


08.11.2020, HuhuNews, Günay Barış'la Akış
08.11.2020, Tüketici Postası

Rakamlar yalan söylemez; yoksullaşıyoruz!..


Türk Lirasındaki değer kaybını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ekonomi yönetimi, “Alice’in Harikalar Diyarı”nda yaşıyor” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Tüketici Birliği Federasyonu tarafından, siyasi iktidarın ekonomiyi yönettiği 2003-2020 tarihleri arasındaki zaman dilimine ilişkin asgari ücret/USD kuru/EURO kuru, gram altın rakamları çizelgesi, ücretli ve dar gelirli milyonların son dönemde hızla yoksullaştığını göstermektedir.

2016 yılında asgari ücretli 430,79 USD alabilirken, 6 Kasım 2020 tarihinde ücreti, 271,28 USD olmuştur. Yine asgari ücretlinin maaşı 2016 yılında 389,52 EURO’ya denk gelirken, bu rakam 6 Kasım 2020’de 229,10 EURO’ya gerilemiştir. Aynı şekilde 2004 yılında 16,84 gram altın alabilen asgari ücretli, 6 Kasım 2020 tarihinde ancak 4,29 gram altın alabilmektedir.

Bu rakamlar ücretlerin, ekonominin temel kıyas ve maliyet unsuru olan kur ve altın karşısında eridiğini ortaya koymakta, tüketici için hızla yoksullaşma anlamına gelmekte, pandemi sonrası kış mevsimi arefesinde tüketiciyi zorlu bir dönem beklemektedir.

Bu süreçte siyasi iktidar TÜİK üzerinden kamuoyunda artık inandırıcılığını yitiren endeksler açıklayıp ekonominin rayına girdiği, güçlendiği iddiasında bulunsa da, gerçek tüm çıplaklığıyla ortadadır.

Yoksullaşma döngüsüne girmiş milyonlarca insanımıza aktarılması gereken kaynaklar, üretime katkısı olmayan yatırımlara harcanmakta, gövde gösterisi yapılarak açılışı yapılan geçiş garantili otoyollar, tüketicinin mutfağındaki aşın miktarını arttırmamaktadır.

Adeta “Alice’in Harikalar Diyarı”nda yaşayan ekonomi yönetiminin milyonlarca tüketiciye masal anlatmayı bir kenara bırakarak, derin yoksullaşma sürecindeki ülke için çözüm üretecek kararlar alması, uygulaması gereklidir.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

Tüketici Birliği Federasyonu, 08.11.2020

7 Kasım 2020 Cumartesi

Deniz, Günay Barış'ın canlı yayın konuğu


Sosyolog, araştırmacı yazar Günay Barış'ın bu haftaki canlı yayın konuğu, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz.

Kışa girerken pandemide tüketici sorunlarının masaya yatırılacağı canlı yayın, 8 Kasım 2020, Pazar günü saat 19:00'da.

Canlı yayın için
İnstagram twitter, facebook @huhunews.com

6 Kasım 2020 Cuma

Adım adım abonelik iptali…


Cep telefon, sabit telefon ve internet aboneliklerini artık oturduğumuz yerden yapabileceğiz.

İşte adım adım e-devlet üzerinden abonelik iptali…

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tüketici Postası’na anlattı.


31.10.2020, Turhan Dik,  Tüketici Postası,

Deniz: “Banka borçları alarm veriyor”

TBMM’nde görüşülmekte olan torba yasa ile tüm kamu alacaklarına yeni bir yapılandırma olanağı daha geliyor.

Tüketici Birliği Federasyonu, böylesi bir yapılandırmanın bankalara olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları için de tanınmasını istiyor.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ile bu konuyu konuştuk.

Banka borçları da, yapılandırılmalı…


Tüketicilerin banka borçlarını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “banka borçlarının yapılandırılması zorunlu hale gelmiştir.” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Geçtiğimiz günlerde TBMM’de görüşülmekte olan torba yasa tasarısının Bütçe ve Plan Komisyonu görüşmelerinde, kamu borçlarının faiz indirimi ve uzun taksitler ile yapılandırılması maddesinin tasarıya eklenmesi kabul edilmiştir. Geçtiğimiz yıllarda örneğini sıklıkla gördüğümüz yapılandırma, bu kez de pandemi döneminin ekonomide oluşturduğu hasar nedeniyle yeniden yürürlüğe konmaktadır.

Tüketicinin bankalar olan kredi ve kredi kartı borçluluğu da, yapılandırmayı gerektirecek nitelikte yüksek olup ödenemez noktaya hızla gitmektedir. Pandemi döneminin başında yapılan düzenleme ile bankalara olan borçlar için öngörülen 90 günlük takip süresi, 180 güne çıkarılmış ve bu nedenle takibe alınan bireysel kredi ve kredi kartı borçlu sayısında azalma kaydedilmiştir. Ancak (örneğin 2020/Ocak-Ağustos dönemi) takibe düşen borçlu sayısı, önceki döneme göre yüzde 54 azalmış görünmekle birlikte tüketicinin banka borç çilesi henüz istatistiklere yansımamış bulunmaktadır.

Özellikle pandemide ikinci ve ağır döneme girilen bu dönemde alınması zorunlu olan yaşamı kısıtlayıcı önlemler nedeniyle ekonomideki yavaşlama ve kaotik durumun ağırlaşarak devam edeceği görülmektedir. Böyle bir süreçte 2020/Mart ayından bu yana yaşamını zorlukla sürdüren ve bu nedenle borçlanmak zorunda olan milyonlarca kişi, kış mevsimi arefesinde, banka borçları nedeniyle takibe alınma tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Nitekim bu konudaki tehlikenin farkında olan kimi bankaların geçtiğimiz günlerde faiz indirimi ve borçların yeniden yapılandırılmasına yönelik adım attıkları da bilinmektedir.

Ancak bankacılık sektörünün kamu ve özel şirketlerden oluşması, bankaların alacaklarına ilişkin yaklaşımlarının birbirlerinden farklılık göstermektedir. En önemlisi banka inisiyatifiyle yapılandırma masasına oturan tüketicinin, masadan vadesi uzatılmış, ama faiz yükü artmış banka borcu ile kalkacağı açıktır.

Bu nedenle kamu alacaklarında olduğu gibi kamu/özel banka ayrımı olmaksızın tüm bankalara olan bireysel kredi ve kredi kart borçlarının; “yasal takibe düşmüş olması, gecikmiş olması veya zamanında ödeniyor olması” gibi kıstaslardan bağımsız olarak, talep eden her tüketici için yapılandırılması olanağı getirilmelidir. Bu yapılandırmanın, borcun artarak ötelenmesi olmamasını sağlamak adına, kamu alacaklarının yapılandırılmasında uygulanacak olan faiz oranında ve taksit olanakları getirilmelidir.

Bankalara olan borçların her banka ve dileyen her tüketici için adil koşullarda yapılandırılması ile ekonomideki olumsuzluğun derinleşmesi ile mücadelede önemli bir adım atılacak, pandemi sonrasına kadar ekonominin devamlılığın sağlanmasına önemli bir katkı yapılmış olacaktır.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

28.10.2020, Tüketici Birliği Federasyonu

Tüketici federasyonlarından ucuz maske ve bez maske uyarısı (Doğru maske nasıl anlaşılır?)


Corona virüsle birlikte hayatımıza giren maskeler yeni dönemin gerçeği haline geldi. 7'den 70'e herkes Corona'dan korunmak için öncelikli olarak maskelere güveniyor. Ancak piyasada fiyatları ortalama 1 ile 5 lira arasında değişen maskelerin güvenilirliği konusunda ciddi tartışmalar var. Tüketici federasyonları başkanları ntv.com.tr'ye yaptıkları açıklamada, maskelere yönelik araştırmalarda çok vahim tablolarla karşılaştıklarını ve merdiven altı maskelerinin virüsten korumaktan ziyade yayılmasına neden olduğunu belirttiler. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz 50 kuruşa bir maskenin standartlara uygun olmasının mümkün olmadığını söylerken, Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Aziz Koçal da bez maskelerdeki tehlikeye dikkat çekti.

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) piyasada satılan maskelerinin güvenliğinden ciddi endişe duyduklarını ve piyasada bulunan tüm maskelerin testten geçirilmesi gerektiğini açıkladı.

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü bir projede içinde maskelerin de olduğu piyasadaki ürünlere yönelik güvenilirlik araştırması yaptıklarını söyledi.

''SON DERECE VAHİM SONUÇLAR ELDE ETTİK''
Bülent Deniz, araştırma kapsamında yapılan tespitlerde maskelerle ilgili son derece vahim sonuçlarla karşı karşıya kaldıklarını vurgulayarak vatandaşın merdiven altı üretilen maskelere yöneldiğini belirtti.

Deniz, merdiven altı üretimlerde fiyatların çok düşük olduğuna dikkat çekerek, vatandaşları bu fiyatlara kanmamaları gerektiği konusunda uyardı.

UYGUN MASKENİN 50 KURUŞA SATILMASI MÜMKÜN DEĞİL
'’Biz bu maskeleri incelediğimizde maalesef ürün takip sistemine kayıtlı olmadıklarını, Sağlık Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın ortaya koyduğu standartlara uygun nitelikler taşımadıklarını görüyoruz’’ diyen Deniz sözlerine şunları da ekledi:
‘’Şu anda 50 kuruşa da 70 kuruşa da maske bulabiliyorsunuz. Ancak ürün takip sistemine kayıtlı olan ve standartlara uygun olan maskenin o fiyatlarda üretilerek satılması mümkün değil’’

MERDİVEN ALTI MASKELER VİRÜSÜ YAYIYOR
Belirlenen standartlara uygun olmayan merdiven altı maskeler hem virüslere karşı korunduğumuza bizi inandırıyor hem de ‘zaten maske takıyorum’ algısı ile bizi tedbirsizliğe sevk ediyor.

Bülent Deniz, ‘’Bizce corona virüsün yayılmasında bu standart dışı üretilen maskelerin piyasada satılıyor olmasının etkisi yüksek’’ yorumunu yaptı.

Peki eczaneden bakkala, semt pazarlarından kırtasiyelere kadar hemen hemen her yerde satılan maskenin kaliteli olduğunu nasıl anlarız?

İKİ YÖNTEMLE GERÇEK MASKEYİ ANLAYIN
Konu hakkında açıklamaya yapan Deniz, iki yöntemin olduğunu söyleyerek şunları anlattı:
‘’Birincisi maskenin üzerinde ürün takip sistemi kodunun olup olmadığına bakıyoruz. İkincisi ve de daha pratik olanı maskeyi her iki tarafından kesip iki tarafını çıkararak su geçirip geçirmediğini kontrol ediyoruz. Su geçirmeyen maskelerin kullanıma uygun olduğunu söyleyebiliriz’’

Birbirinden farklı özelliklere sahip 5 maskeyi incelediklerinde sadece iki tanesinin uygun olduğunu gördüklerini ifade eden Deniz, ‘’Tüketicinin dikkat etmesi gerekiyor. Fiyatın uygunluğu tabii ki tüketici için önemli bir unsur ancak bu konu sağlıkla ilgili ciddi bir durum’’ diyerek uyarıda bulundu.

VATANDAŞA ÜCRETSİZ MASKE ÇAĞRISI
Vatandaşa ücretsiz maske hizmeti sağlanması yönünde ısrarlı çağrılarının olduğunu söyleyen Deniz, ‘’Maske artık günlük hayatın bir zorunluluğu haline geldi. Devletin vatandaşlara maskeyi ücretsiz verilmesi gerekiyor. Standarda uygun bir maskeyi orta gelirli bir ailenin sürekli satın alması aile bütçesinde derin sarsıntılara yol açıyor. Merdiven altı maskelerin türemesindeki en büyük etkenlerden birisi de bu’’ açıklamasını yaptı.

YIKANABİLİR BEZ MASKE VİRÜSTEN KORUYOR MU?
Covid-19 salgınıyla mücadelede doğru maske kullanımı, bulaşın önlenmesi için hayati önem taşıyor. Ancak, salgından bu yana birçok maske çeşidi ile karşılaştık.

Bu süreçte tıbbi maskelerinin yanında yıkanabilir bez maskeler de kullanım kolaylığı ve fiyat uygunluğu açısından oldukça tercih ediliyor. Ancak bez maskeler kimi uzmanlara göre virüsten korumuyor.

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, hiçbir uzmanın bez maske konusunda kendilerine olumlu bir görüş sunmadıklarını açıklayarak, ''Bez maskelerde yıkama konusunda gerekli yöntemlerin takip edilmesi tüketici açısından problem taşıyor. Para vermemek adına aslında birkaç defa yıkandıktan sonra atılması gereken maskenin kullanılmaya devam edildiğini görüyoruz. Biz tüketiciyi anlıyoruz. Sonuçta sürekli aynı ürüne para vermek bir süre sonra insanın bütçesini yoruyor. Ancak biz bez maskeyi tavsiye etmiyoruz'' ifadelerini kullandı.

''BEZ MASKELER ÇOCUKLAR İÇİN TEHLİKELİ''
Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Aziz Koçal da, maskelerinin tamamen denetimsiz şekilde piyasaya sürüldüğünü söyledi.

Satılan maskelerin koruyucu özellikleri olup olmadığı yönünde hiçbir bilgi olmadığını ifade eden Koçal, ayrıca bez maskelerin bir tekstil ürünü olduğunu ve bununla ilgili herhangi bir teknik düzenlemesi olduğuna dikkat çekti.

Boyalı maskelerde kullanılan kimyasal maddelere işaret eden Koçal, ''Solunum yolu ile bu maddeleri sürekli ciğerlerimize çekiyoruz. Henüz üzerine kesinleşmiş herhangi bir çalışma bulunmasa da özellikle çocuklarımız için boyalı bez maskeler tehdit oluşturuyor'' dedi.

Artık tezgahlarda bile maske satılmaya başlandığını ifade eden Koçal, ''Maskeler ile ilgili gerekli denetimlerin yapılması halk sağlığı açısından önem arz ediyor. Maskeler her yerde satılmamalı'' uyarısında bulundu.

ÇENE ALTINA İNDİRİLEN MASKELERE UYARI
Koçal, ayrıca çene altına indirilen maskelere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
''Bazen yemek yerken ya da çay içerken maskeyi çene altına indiriyoruz. Maskenin çene altına indirilmesi maske dışında olası bulunan virüsleri solunum yolu ile vücudumuza alıyoruz. Çene altında kesinlikle maskeler tutulmamalıdır. Yemek yerken veya çay içerken maske tamamen çıkartılmalı ağız kısmından uzak tutulmalıdır''

Virüsün yayınlamasını önlemek için sağlıklı maskelerin kullanılmasının altını bir kez daha çizen Koçal, maskenin alım noktasında vatandaşlara yardım çağrısında bulundu. Koçal, ''Aksi taktirde maske uygulaması genel olarak beklenen sonucu vermeyecektir'' dedi.

22.10.2020, Tuğba Öztürk, NTV

Yoksulluk dünyayı yakacak


17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’nü değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “yoksulluğun yaygınlaşması ve derinleşmesi, dünya barışını tehdit ediyor” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Birleşmiş Milletler’in 22.12.1992 tarihli kararı ile “17 Ekim, Dünya Yoksullukla Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir.

Günlük 1,90 ABD Doları ya da daha altında gelirle geçinmek zorunda olanlar yoksul, 1,25 ABD Doları ya da daha altında geliri olanlar ise, aşırı yoksul olarak tanımlanmaktadır.

Ülkemizde de Türk-İş tarafından düzenli olarak açıklanan verilere göre, 2020/Eylül ayı itibariyle dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 7.973,00 TL., açlık sınırı da 2.448,00 TL. olarak tespit edilmiştir.

Dünya halkları arasındaki gelir dağılımı, nimetlerin adil şekilde paylaşımındaki adaletsizlik, yerkürenin en büyük sorunudur. Dünya devletlerinin bu sorunu gidermeye yönelik tutumları yetersiz kalmakta, yoksulluk artmaktadır.

Yaklaşık 10 aydır süren, küresel etkiye sahip pandemi nedeniyle yaşamın kısıtlanması, bilinen yoksulluğu arttırmış, geçmişten gelen yoksulluk sorunu bu dönemde dünya barışını tehdit edecek risk oluşturmaya başlamıştır.

Ülkemizde de farklı boyutta yaşanan yoksulluk sorununun temelinde, gelirin adil ve hakça dağıtılamamış olması yer almakta, bu duruma özellikle dolaylı vergilerdeki yüksek oranlar neden olmaktadır.

Her türlü mal ve hizmet satışından alınan KDV., ÖTV. ve benzeri dolaylı vergi oranlarının yüksek olması nedeniyle iletişim için cep telefonu görüşmesi yapan işadamı ile asgari ücretli yurttaş aynı vergiyi vermekte; enerji tüketimi yapan dargelirli ve zengin yurttaşın cebinden aynı vergi alınmaktadır.

Halen toplanan 100 liralık verginin yarısından çoğu mal ve hizmet satışından alınan dolaylı vergilerden oluşmakta, vergilendirmenin temeli olan “az kazanandan az, çok kazanandan çok” vergi alınması ilkesi bir kenara itilmekte, benzin istasyonları, iletişim, enerji firmaları ve benzeri işyerleri vergi dairesi gibi çalıştırılmaktadır. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki yüksekliği, ülkemizi OECD ve dünya ülkeleri arasında üst sıralara çıkarmış bulunmaktadır.

Öte yandan dolaylı vergilerin yüksekliği kayıtdışı ekonomiyi ayakta tutmakta, bu durum devletin vergi gelirinde azalmaya yol açmakta, içinden çıkılamaz bir kısır döngü yaşanmaktadır.

Yoksulluk, dünya barışı için en önemli tehdittir.

Yoksullukla mücadele, ülkemiz ve dünya halkları için vazgeçilemez bir sorumluluktur. Bu nedenle gelir dağılımı adaletini düzeltecek başta vergilendirme olmak üzere tüm önlemlerin alınması, yayılma ve derinleşme eğilimindeki yoksulluğun önünün alınması zorunludur.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

16.10.2020, Tüketici Birliği Federasyonu,

ÜRÜN GÜVENLİĞİ TOPLANTISI YAPILDI


Avrupa birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak düzenlenen Ürün Güvenliği programı Ramada otel izmit’te gerçekleştirildi.

Avrupa birliği ve Türkiye cumhuriyeti tarafından ortak düzenlenen Ürün Güvenliği programı ramada otel izmitte gerçekleştirildi.

Tüdef ve Tükoder Genel BAŞKANI Sn.Aziz Koçal beyin ve Tüketici birligi Federasyonu Genel Baskani Av.Mehmet Bülent Deniz beyin açılış konuşması sonrasında sn Idat Erdener tarafından Türkiyede ürün güvenliği ve piyasa Gözetimi ve Uygunluk Değerlendirme süreçleri konusunda bilgilendirme ve sunum yapıldı.

Gölcük Tükoder Şube ve Kocaeli Tükoder Şube ile izmit tüketici birliği işbirliğinde yapılan çalışmaya yaklaşık 50 kişi katıldı ve program sonunda katılımcılara sertifikalar verildi.

Gölcük Tüketiciyi Koruma Derneği Gölcük Şubesi başkanı ÇETİN KOCATÜRK toplantıya gölcükten yirmi kişi ile katılım sağladı.

Sahte Serviste Arama Motoru da Marka da Sorumlu Değil!


Bir haber kanalına dayandırılan, teknik servis dolandırıcılığında, arama motoru da, markalar da suçlu gösterilmişti. Haber365 işin hukuki boyutunun farklı olduğunu ortaya koydu.

Arama motorlarının üst satırlarında yer alıp, reklam da veren pek çok, yetkili beyaz eşya ve yetkili elektronik servisin dolandırıcı olduğu bildirildi.

Konuyla ilgili, bir haber kanalına dayandırılan haberlerin, yine bir uzmana dayandırdığı bilgiye göre, bu tür dolandırıcılıktan, arama motorları da, dolandırıcının adını kullandığı markaların da sorumlu tutularak, dava açılması öneriliyordu.

Bununla birlikte haber365 Ekonomi Servisi’nin ulaştığı, Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı, Av. Bülent Deniz, işin hukuki boyutunun da, pratiğinin de böyle olmadığını ortaya koydu.

DOLANDIRICILIK NASIL YAPILIYOR?
Beyaz eşya ve elektronik eşyaların arızalanmasında, sıklıkla, yetkili servisi internette arıyoruz.

İşte problem de, burada başlıyor.

Arama motorunun üst satırlarında, üstelik reklam da vererek yer alan bazı firmaların, ya ürünü çaldığını ya da fahiş servis rakamları belirterek aslında ürünü de tamir etmedikleri yönünde, vatandaşlardan çok sayıda şikayet alınmış.

Hatta, bir gazetecinin (U.C.) yetkili görüntüsü verilmiş, yetkisiz bir firmada dolandırılmasıyla sosyal medyanın gündemine giren konuda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın SERBIS uygulaması üzerinden güvenli arama yapılması öneriliyor.

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı, Av. Bülent Deniz, arama motoru ulus ötesi olduğundan çok fazla sorumluluk üstlenmediğini, dava da açılsa bir şey elde edilemediğini açıkladı.

SADECE SAĞLIK ÜRÜNLERİNDE SONUÇ ALIRSINIZ!
Deniz, sadece sağlık ürünlerinde ve sağlık mevzuatına aykırı olduğu ceza verildiğini kaydetti.

Yine, servislerde adı geçen markaların sorumlu olduğu iddialarına da karşı çıkan Deniz, markaların arama motorlarında çıkan isimlerinden sorumlu tutulamayacağını şöyle anlatıyor:
‘Türkiye’deki bir beyaz eşya üreticisinin, sosyal medyada, yetkisiz bir kurumun adını haksız yere kullandığını saptayıp BTK’dan yasaklama kararı aldırsa bile, o site, 1 saat içerisinde sadece bir nokta ekleyerek ikinci bir site kurabilir. Yani, böyle bir niyetle yola çıksa bile pratikte mücadele edemez’ dedi.

Av. Deniz, buna karşın, halka aldatma hedefli konularda, reklamcı şirketin sorumlu tutulabileceğini belirterek, ‘Bununla da baş edilemez’ dedi.

BAKANLIK 2 UYGULAMA İLE SİZİ KORUYOR!
Av. Deniz, 1 ay önce faaliyete başlayan ETBİS 1 uygulamasının, son derece başarılı olduğunu söyledi. Vatandaş bu uygulamalarda, hizmet almak istediği şirket ismini görürse, bakanlık kontrolü altındaki, bir kurumdan hizmet alacağını anlıyor, dedi.

MARKETLERLE İLGİLİ UYGULAMA
Deniz, yine ‘Haksız Fiyat Artışı’ uygulamasını kullanarak, ürün pahalı ya da ayıplı ise foto çekip iletilebileceğini belirterek, ‘Bakanlık denetime gidiyor’ dedi.