milliyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milliyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2020 Cuma

Efsane indirimlerde fiyatlara dikkat


Kasımda başlayan alışveriş çılgınlığı tüketici mağduriyetlerini de artırıyor. Yalancı indirimler, stokta olmayan ürün satışı, sahte ürünler ve dolandırıcılık arttı. Tüketici dernekleri uyarıyor.

Kasım ayına yayılan Bekarlar Günü, Efsane Cuma ve Siber Pazartesi indirimleri birbiri ardına gelirken, tüketici şikayetleri de artıyor. Bu dönemde özellikle fiyatları yükseltip daha sonra normal fiyatıyla indirim varmış gibi gösteren uygulamalar büyük tepki topluyor.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Bülent Deniz, geçen yıl kasım indirimlerinde yaşanan mağduriyetlerin bu yıl da yaşanmaya başladığını belirterek, “İlk şikayet indirime girdiği iddia edilen ürünlerin fiyatlarının artırılıp sonra düşürülmesi. İndirim yapıldığı iddia edilen ürünler normal fiyatından bile daha yükseğe satışa konulabiliyor. İndirimlerin ve fiyatın manipüle edildiğini düşünen tüketiciler hakem heyetine başvurabilir. Fiyatların fotoğraflarını alarak indirime girmeden önceki fiyattan daha yüksek olduğunu ispat edenler fiyat farkını geri alabilir” dedi.

Stokta olmayan ürünler
Diğer bir şikayet konusunun da elektronik ticaret sitelerinde stokları olmayan ürünlerin satışa sunulması olduğunu dile getiren Deniz, “Ürün tedarik edilemediğindenn tüketiciye gönderilemiyor. Tüketici parasını geri almak için uğraşmak zorunda kalıyor. Diğer bir şikayet konusu da üründeki görselin yerine başkasının gönderilmesi. Tüketiciye giden ürün farklı oluyor. Ayrıca kargolar da önemli bir sorun. Ürünler zamanında yollanmıyor” dedi.

Yalancı indirim
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, yalancı indirimlerle tüketicilerin aldatılmak istendiğini belirterek, şunları söyledi: “Ürünün fiyatı önce artırılıyor sonra ise normal fiyatına çekilip indirim varmış gibi gösteriliyor. Tüketiciler istismar ediliyor. İndirim beklentileri sahte indirimlerle boşa çıkartılıyor. Tüketici Kanunu’nun 54’üncü maddesi yalancı indirimi yasaklıyor. Ayrıca 61’inci maddesi de yanıltıcı ticari ilan ve reklamlara yasak getirdi. Tüketicilerin bu dönemde yalancı indirimler, dolandırılma, sahte ürünlere karşı çok dikkatli olması gerekiyor. Büyük indirim kampanyalarıyla yanıltıcı ilan ve reklamlar daha da artmış durumda. Açık adresi, unvanı ve mersis numarası olmayan yerlerden alışveriş yapmayın. Sosyal medyadan alışveriş yapmayın.”

İhtiyaç yoksa alma
Bülent Deniz, bu dönemde alışveriş yapacak tüketicilere şu önerilerde bulundu: “Emin olmadığınız indirimle ilgili satın alma yapmayın. Fiyatı artırıp sonra indirimmiş gibi göstermek rutin bir uygulama haline geldi. Bu furyada ihtiyacınız olmayan şeyleri almayın. Fiyatı ucuz diye bir kenarda duracak ürün almayın. Bu zor dönemde ihtiyacınız olmayan ürüne para yatırmak akıllıca olmayacaktır. Bu indirimlerin temel amacı stokları, modeli geçmiş ürünleri temizlemek. Alacağınız ürünün yeni modelinin hemen çıkacağını bilin. Alışveriş yapacağınız sitenin bilgilerini, Ticaret Bakanlığı’nın Etbis sistemi üzerinden mutlaka sorgulatın.”

11.10.2020, Hanife Baş, Milliyet

1 Mayıs 2020 Cuma

Banka, e-ticaret ve ‘net’e şikayet yağdı

Koronavirüsle mücadele süreci tüketici şikayetlerini de etkiledi. İlk günlerde turizm ve özel okul konusunda yoğunlaşan şikayetler, son dönemde bankacılık, iletişim ve sanal satışta artış gösterdi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Mehmet Bülent Deniz, koronavirüs salgını döneminde, kredi ve kredi kartı ödemelerinin faizsiz ötelenmesi beklentisinin karşılanmayarak, bankaların öteleme için fahiş faiz hesaplamasının, en tüketici sorunu olarak öne çıktığını söyledi.

Deniz, “Mart ayı başından itibaren erken rezervasyon, uçak bileti ücret iadesi, özel okul taksitleriyle servis ve yemek ücretlerinin iadesi, internette hizmet kalitesinin düşmesi veya hizmetin verilmemesi konularında tüketici mağduriyetleri yoğunlaştı” dedi.

İki haftadır değişti
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Başkanı Aziz Koçal da, tüketicilerden en çok sözleşmelerle ilgili şikayet geldiğini belirterek, şunları söyledi:

“İnternette yetersiz servis ve altyapı şikayetleri, abonelik sorunları, faturalarda haksız fiyat farkı, taahhütlerden cayma sorunlarından şikayet arttı. Uygulamaya konan tedbirler başladığında yoğun şekilde, özel okul, yurt, düğün salonu, ve servislerden şikayet geldi. İki haftadır internet üzerinden yapılan alışverişlerden yoğun şikayet geliyor. Sosyal medyada ünlü markaların ürünleri üzerinden oluşturulan linklerle sahte satış yapılıyor.”

Dosyalar yığılıyor
Bu süreçte tüketici sorunlarının çözümünün zorlaştığını kaydeden Koçal, şöyle konuştu:

“Alınan tedbirler çerçevesinde oluşan mağduriyetler var, bunların birçoğu mücbir sebep nedeniyle. Bu sorunların başında özel okullar, yurtlar, servisler, kreşler geliyor. Tüketici sözleşme imzaladı diye almadığı ya da eksik aldığı hizmetin bedelini ödemek zorunda kalabilmekte. Tüketici hakem heyetlerinde dosyalar yığılmaya başlayacak. Hakem heyeti toplantıları da durduruldu. Şu anda hiçbir sorunun çözümü mümkün değil.”

Maske şikayeti arttı
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu da, “Koronavirüs sürecinde tüketiciler en çok ekonomik destek taleplerine cevap verilmemesi, faturalarda artış, salgından korunmak için ihtiyaç duyulan maske, eldiven, dezenfektan, kolonya ve bazı temel gıda fiyatlarındaki artışlardan şikâyette bulundu. Maske satışının yasaklanması ve devlet eliyle maske dağıtılacağının açıklanmasına karşın vatandaşın bir bölümüne maske ulaştırılamamış olması da yoğun şikâyete yol açtı” dedi.

E-ticaret arttı, sorunlar da çoğaldı
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Başkanı Deniz Öner, tüketici şikayetlerde taahhütlü aboneliklerin başı çektiğini kaydederek, “Banka kredileriyle ilgili şikayetler çok arttı. Kredi almakta sorun yaşayanlar çok. Fahiş ve haksız fiyat artışları nedeniyle, internetten alışverişte yoğunluk nedeniyle şikayetler var. Servis ve kurulumla ilgili şikayetler var. Kargo hizmetlerinde gecikme olabiliyor” dedi.

‘Bu dönemde üst kurullara başvurun’
Tüketici hakem heyetlerinin 30 Nisan’a kadar dondurulduğunu kaydeden Deniz Öner, şunları söyledi:
“Tüketici şikayeti gelse de toplantı yapamıyoruz. Tüketiciler bu süreçte ilgili en üst kuruma başvursun. Sigortayla ilgili BDDK Tahkim Kurulu’na, internetle ilgili BTK’ya yazsınlar. e-Devlet üzerinden TÜBİS sistemi var. Turizmle ilgili TÜRSAB’a başvurabilirler. CİMER’e yazabilirler. 175’i arayabilirler.”

28.04.2020, Hanife Baş, Milliyet

18 Nisan 2020 Cumartesi

Abonelik iptali tek tık’la e-Devlet’ten

e-Devlet üzerinden yapılabilecek işlemlere internet ve telefon aboneliği iptali de ekleniyor. Düzenlemenin 15 Mayıs’ta yürürlüğe girmesi, uygulamanın ise 15 Eylül’den sonra başlaması öngörülüyor.

İnternet, telefon ve yayın hizmetlerinin iptali de artık online yapılabilecek. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bu konudaki tebliğ taslağını kamuoyu görüşüne açtı. Taslak bu haliyle tebliğ olursa Türk Telekom, Turkcell, Vodafone, BeinSport, D-Smart, Türksat ve Kablo TV gibi şirketlerden telefon, internet veya yayın hizmeti alanlar bunları e-Devlet üzerinden iptal edebilecek. Koronavirüsle mücadele sürecinde herkesin evde kaldığı bu dönemde bu karar çok önem taşıyor.

Firmalar da e-Devlet üzerinden gelen iptal başvurularını işleme alıp gerekli iptali gerçekleştirmekle yükümlü olacak. İşletmeciler belge eksikliğini gerekçe göstererek iptali reddedemeyecek.

BTK, kamuoyunun görüşünü almak için taslağı internet sitesinde yayınladı. 10 gün yayında kalacak olan taslak, 15 Mayıs’ta yürürlüğe girecek. Kullanıcılar, 15 Eylül’den itibaren ise e-Devlet üzerinden abonelik iptal işlemlerine başlayabilecek.

Üç yolla fesih
Taslakta bu iptal işleminin e-Devlet üzerinden üç şekilde yapılabileceğine yer verildi. Bunlar elektronik imza, kimlik kartı ve internet bankacılığı yoluyla.

e-Devlet’ten internet, telefon ve yayın hizmeti iptali şöyle yapılabilecek: “Elektronik imza ile. Önce abone, hizmet numarası seçimi yapılıyor. Kimlik bilgileri gerekli alanlara girilecek. Bu şekilde fesih belgesi elektronik imza ile işletmecilere iletilebilecek.

Kimlik kartıyla da e-Devlet’ten başvuru mümkün. Fesih belgesini doldurup, kimlik bilgileriyle de başvuru yapılabilecek. İnternet bankacılığı ile de sisteme girerek fesih başvurusunda bulunulacak. Yine örnek fesih belgesini doldurup, imzalı fesih belgesini elektronik ortamda firmalara iletebilecekler.”

Cayma cezası ödenir
Düzenleme yürürlüğe girdiğinde herkes oturduğu yerden aboneliğini iptal edebilecek. Ancak bu fesih, taahhütleri ortadan kaldırmıyor. Taahhüdü olanlar gerekli cayma bedeli cezasını ödemek zorunda. Şu anki durumda internet, telefon ve yayın hizmeti iptalleri servis sağlayıcıların mağazalarına giderek, faks çekerek ya da posta gönderilerek yapılabiliyor.

77 milyon abone var
BTK, 2019 yılı üçüncü çeyrek rakamlarına göre Türkiye’de genişbant abone sayısı 77 milyona ulaştı.

Sabit internet abone sayısı 14 milyon.
Mobil genişbant abone sayısı 63 milyon.
Fiber abone sayı 3.1 milyon.
Sabit telefon hattı abonesi 11.5 milyon.
Türksat abonesi 1.2 milyon
Kablo TV abonesi 1.1 milyon
Sabit geniş bant penetrasyonu yüzde 17, mobil genişbant penetrasyonu yüzde 87.

‘Tüketiciler çok sorun yaşıyordu’
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, abonelik iptalinin en fazla şikayet gelen konu olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“İptal için bayiye gitmek ya da faks çekmek gerekiyor. Faks ulaşmıyordu, teyidi alınamıyordu, süreçler çok uzuyordu. Binlerce tüketici sorun yaşıyordu. Böyle bir uygulamanın olması uzun zamandır konuşuluyordu. Artık- e-Devlet üzerinden yapılabilmesi çok büyük avantaj. Sözleşmenin bu şekilde iptal edilebiliyor olması çok yerinde bir karar oldu. Tüketici hakları açısından da önemli.”

Hakem heyetine başvuru
Devlet hizmetleri kullanıcı ihtiyaçları göz önüne alınarak elektronik ortama taşınırken e-Devlet’teki hizmet sayısı artıyor. En son maske başvuruları da e-Devlet üzerinden alınmaya başlandı. Hepimizin evde kaldığı bu dönemde e-Devlet’ten yapılabilecek işlemler de önem kazandı. Kullanıcı sayısı 45 milyonu aşan sistem üzerinden 5 binin üzerinde farklı hizmet sunuluyor. e-Devlet’ten yapılabilecek işlemler şöyle: “Vergi mükellefleri ödemelerini online yapabiliyor. Nabız adlı sağlık uygulamasıyla sağlık verisine ulaşılabiliyor. UYAP’la hakkınızdaki davaları görebiliyorsunuz. Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) ile tüketici şikayetleri ve hakem heyetine başvuru yapılabiliyor. TÜBİS geçen yıl çok yoğun kullanıldı.”

18.04.2020, Hanife Baş, Milliyet

26 Ağustos 2018 Pazar

Suya dolap farkı olur mu?

Gazetemizin Haber Araştırma Servisi Müdürü Pınar Aktaş’ın Çanakkale’de tatildeyken Lapseki’deki bir tekel bayiinden aldığı suya “dolap farkı” ödemesi tartışma yarattı. Aktaş’ın tweet’iyle duyulan olay, TV programlarının da gündemindeydi.

Milliyet Gazetesi Haber Araştırma Müdürü Pınar Aktaş, önceki gün Çanakkale Lapseki’de girdiği bir tekel bayiinden 5 litrelik 2 adet su aldı. Kasaya yaklaştığında görevli, sular dolaptan olduğu için normalden daha yüksek bir fiyat alındığını belirtti. Aktaş’ın bu durumu sosyal medya hesabından paylaşması sonrası, suya dolap farkı alınması tartışılmaya başlandı. Bir kesim suyu dolapta soğutmanın da bir hizmet olduğunu ve bunun için enerji harcandığını belirtirken, bir diğer kesim ise uygulamayı eleştirdi.

‘FİYAT AÇIK OLMALI’
Görüşüne başvurduğumuz Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’na göre, esnaf ürününü istediği fiyattan satabilir ancak etikette fiyatın anlaşılabilir olması şart; “Tüketici Kanunun 54. maddesinde Her ürünün etiket fiyatının yazılması gerektiği vurgulanmıştır. Uygulamayan işletmelerden para cezası alınır. Tabii olayın bir de ahlaki boyutu var. Bu durumun hiç yaşanmamış olması gerekirdi. Zaten ürünlerin raf fiyatı belirli. Zaten fiyat farkı ile müşteriye satılıyor. Dolaptaki su ile dışardaki suya fiyat farklı konulması tirajikomik bir durum. Sıcak havada insanlar dışardan suyu zaten soğuk olduğu için alıyor. Tüketici bilinçli olmalı ve yasal hakkını kullanarak Tüketici Hakem Heyeti’ne bildirmeli. Şikâyetler internet yoluyla da yapılabiliyor.”

‘HAKKINIZI ARAYIN’
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de dolaptaki su ile dışardaki su arasında fiyat farkı olmaması gerektiğini söylüyor; “Ancak turizm sektörü ile ön plana çıkan bölgelerde maalesef bu tarz durumlar olabiliyor. Esnaf ürününü istediği fiyata tabii ki satabilir. Fakat ürün üstündeki etiket fiyatının net olması gerekir. Sıcak havanın fırsat bilinip soğuk suya fark almak gayri ahlaki bir durum. Biz tüketiciler da haklarımızı bilmeliyiz. Firmayı en yakın Tüketici Hakem Heyine bildirip, ücret farkı geri alınabilir. 1 lira 2 lira deyip geçmesinler. Halk da bu tarz yerlere tepki gösterip ürünlerini almazsa, bu da caydırıcı bir ceza olacaktır.”

'MÜŞTERİ VELİ NİMETTİR'
Dolaptan alınan suya fiyat farkı alınmasına yönelik görüşünü sorduğumuz Türkiye Bakkallar ve Bayiler Federasyonu Başkanı Bendevi Palandöken de “Dolaptaki su için tabii ki fiyat farkı alınmamalı. Müşteri velinimettir. Ekonomik açıdan zor günler geçiren ülkemizde tüketiciler bu tarz esnaflar yüzünden de daha zor günler geçiriyor. Bu tarz haksızlıkla karşılaşıldığı zaman müşteri bilinçli olmalı. Haklarını bilmeli ve sonuna kadar savunmalı. Böyle bir durum tespit edilmesi durumunda esnaf ürün adedi kadar para cezası öder. Şikayetler de e-devlet üzerinden yapılabilir” açıklamasında bulundu.

25.08.2018, Milliyet

10 Eylül 2015 Perşembe

Havada ‘İş İşten Geçti’ Tazminatı

Rötar mağduriyetine yönelik düzenlemeleri hatırlatan Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı, ‘uçuş anlamsızlaşırsa’ yolcunun bilet ve yol masraflarının karşılanması gerektiğini vurguladı.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, uçuşlarda yaşanan gecikmeler nedeniyle doğan haklar konusunda uyarılarda bulundu. Deniz, “Uçan tüketiciye tanınan hakların ihlal edilmesi durumunda, yolcular tazminat isteminde bulunmalı” dedi. Deniz’in verdiği bilgiye göre, rötar nedeniyle randevusunu kaçıran yolcu için “uçuşun anlamsızlaşması” tazminatı bulunuyor. 

Deniz, yaptığı açıklamada, yürürlükteki ‘Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmeliği’nin, yolcuların çeşitli haklarını düzenlediğini hatırlattı. Artan havayolu trafiğinin, uçuşların sıklıkla ertelenmesine yol açtığını, bu durumun da yolcuların mağduriyetine neden olduğuna dikkati çeken Deniz, tüketicilerin en çok uçuşlardaki gecikmeden yakındığını ifade etti.
 
Uçak bekleyene içecek
Deniz, ilgili düzenlemelere göre işletmenin, uçuşlarda yaşanan gecikmeler nedeniyle gecikme süresine göre çeşitli ikramlarda bulunması gerektiğini hatırlattı. Deniz, 2-3 saat arası gecikmelerde, makul ölçüde sıcak ve soğuk içecek, 3-5 saat arası gecikmelerde sıcak ve soğuk içeceklerle birlikte kahvaltı veya yemek, 5 saat ve üzeri üzeri gecikmelerde sıcak ve soğuk içecekler, kahvaltı veya yemek, ek sıcak ve soğuk içecekler, ek hafif ara yemeği teklif edilmesi gerektiğini bildirdi.
 
Deniz, “Uçuşlarda yaşanan gecikmeler nedeniyle doğan haklarımız için ısrarlı olmalıyız. Uçan tüketiciye tanınan hakların ihlal edilmesi durumunda, yolcular tazminat isteminde bulunmalı ve ayrıca ilgili hava taşıma işletmesi hakkında idari para cezası verilmesi için Ulaştırma, Deniz ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmaları gerekmektedir” dedi. 

50 bin liraya kadar ceza...
Milliyet’e açıklamalar yapan Mehmet Bülent Deniz, rötar mağduriyeti için 10 bin lirayla 50 bin lira arasında değişen para cezaları olduğunu hatırlatarak, “5 yolcu şikayet etse 50 bin lira para öderler” dedi. 

Rötar nedeniyle randevusunu kaçıran yolcu için “uçuşun anlamsızlaşması” tazminatı bulunduğunu anlatan Deniz, “Örneğin duruşmasını kaçıran bir avukat bundan yararlanabilir” dedi. Deniz, bu durumdaki yolcunun evine gönderilmek zorunda kaldığını, bilet masrafının yanı sıra yoldaki harcamalarının da şirket tarafından karşılanacağını söyledi.

Mithat Yurdakul, 08.09.2015 Milliyet http://www.milliyet.com.tr/havada-is-isten-gecti-tazminati/ekonomi/detay/2114108/default.htm

6 Ağustos 2015 Perşembe

Cepte ‘Bip’ Sesi Kalkmıyor

Cepte numara taşımada ‘bip’ sesinin iptaline, Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bir tüketici derneğinin yaptığı başvuruyla çıkan karar sonrasında isteğe bağlı hale gelen ‘uyarı tonu’ kalkmıyor.

Mobil operatörünü değiştirenler için tercihe bağlı hale getirilen ‘uyarı tonu’na, yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Bu yılın başı itibariyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), ‘numara taşınabilirliği uyarı tonu’nu tüketicinin tercihine bırakmıştı.
SMS’le talepte bulunana 1 Ocak 2016 tarihine kadar uyarı tonu verilecek. Bu tarihten sonra ise uyarı tonunun sonlandırılması ve sadece isteyen abonelere uyarı tonu hizmeti verilmesi kararı çıkmıştı. Ancak bu kararın bozulması için Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER), Danıştay 13’üncü dairesine yaptığı başvuruyla yürütmeyi durdurma kararı çıkardı. Bu da cepte ‘bip’ sesinin geri döneceği anlamına geliyor.

‘Aksine genişletilmeli’
TÜSODER Başkanı Aydın Ağaoğlu, bu kararın iptali için Danıştay’a başvurduklarını ve 1 Temmuz tarihi itibariyle yürütmeyi durdurma kararı çıktığını ve bu kararın kendilerine bu ay başı itibariyle tebliğ edildiğini açıkladı. Ağaoğlu, tüketiciler olarak numara taşımada uyarı tonunun kaldırılmasını değil aksine genişletilmesini istediklerini de kaydetti.
Ağaoğlu, “Operatörler şebeke içinde yüksek miktarda dakikayı çok ucuza sunmalarına karşın diğer operatörlere yönelik aramalarında aynı ücrete daha kısıtlı dakika veriyor. Uyarı sesi olmayınca karşıdaki kişi aynı şebekede zannedilerek kısıtlı miktardaki dakikalar harcanıyor. Sürpriz faturalarla karşılaşılıyor. Biz uyarı tonunun devam etmesi yanında karşımızda konuştuğumuz ve numarasını taşıyan abonenin de kendi şebekemizde olduğunu belirten bir yeni uyarı tonu getirilmesini istiyoruz” açıklamasını yaptı.

‘Bu bir ara karar’
Bu konuda mağdur olan tüketicileri düşünerek şubat ayında Danıştay’a başvurduklarını anlatan Ağaoğlu, “1 Temmuz’da yürütmenin durdurulması kararı çıktı. Bu bir ara karar. Danıştay bundan sonra yürütmeyi durdurmayı esastan görüşecek. Yıl sonuna kadar da bu maddeyi iptal edeceğini umuyoruz. Bu gerçekleşemese bile bu kararın 5 yıl bağlayıcılığı var. Artık uyarı tonuyla ilgili eski hale dönülmüştür. Bu tüketici lehine bir karar. Numarasını taşıyan bazı insanların bu sesten utandığı yönünde söylemler var. Bu doğru değil” dedi.

‘Her yöne tarifeler var artık uyarıya gerek yok’
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Bülent Deniz, uyarı tonunun artık bir anlamının kalmadığını savunarak, şöyle konuştu: “Tarifelerin birbirine yaklaşması ve her yöne paketlerin yaygınlaşması nedeniyle uyarı tonu Türkiye koşulllarında sektörde rekabeti azaltıcı duruma dönüştü. Aboneler bu uyarı tonu nedeniyle numara taşımada daha çekingen davranıyor. Ton kalkınca aboneler daha rahat hareket etme şansı bulacak. Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi ancak rekabeti artırıcı bu kararı dikkate alacağını ve uyarı tonunun uygulamasının kaldırılmasına ilişkin BTK kararını bozmayacağını düşünüyoruz. Bu karara BTK 30 gün içinde itiraz edecek.”

84 milyon numara taşındı
- BTK verilerine göre, 72 milyon 40 bin 764 mobil abonesi bulunan Türkiye’de bugüne kadar 84 milyon 201 bin 141 kez cep telefonu numarası başka bir operatöre taşındı.

- Numara taşıma işleminin başladığı 9 Kasım 2008’de 653 bin numara taşınırken, bu sayı bir sonraki yıl 9 milyona çıktı. 2010’da 15 milyon, 2011’de 14 milyon, 2012’de 11,5 milyon, 2013’te 15,1 milyon, 2014’te ise 13,6 milyon numara taşıma gerçekleşti.

- Cep telefonu operatörleri arasında en az 1 defa geçiş yapanların sayısı geçen yıl 7 milyon 592 bin 789 olarak kayıtlara geçti. Operatörünü 2 defa değiştirenlerin sayısı 1 milyon 501 bin 245, 3 defa değiştirenlerin sayısı ise 223 bin 102’i buldu.

Hanife Baş, 06.08.2015 Milliyet http://www.milliyet.com.tr/cepte-bip-sesi-kalkmiyor/ekonomi/detay/2097742/default.htm

7 Temmuz 2015 Salı

İstenmeyen SMS Nihayet Bitiyor!

İstenmeyen SMS’lerden kurtulmak için uzun zamandır beklenen yönetmelik için sonunda adım atıldı. 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren yasanın yönetmelik taslağını tamamlayan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, başbakanlığa gönderdi.

Tüketicilere izinsiz SMS, elektronik posta gönderilmesini ve telefon aramalarını yasaklayan düzenlemenin resmen uygulanmasını sağlayacak yönetmelikler sonunda yayınlanıyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, elektronik ticarette kapsamlı düzenlemeleri içeren ‘Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik Taslağı’nın tamamlandığını ve yayımlanmak üzere başbakanlığa gönderildiğini bildirdi. Yasa 1 Mayıs’ta yürürlüğe girmesine karşın yönetmelik çıkmadığı için tüketiciler istekleri dışında mesajlar almaya devam ederken, bu alanda bir kaos oluşmuştu.

Canikli, Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik Taslağına kamuoyunun görüşleri doğrultusunda son halinin verildiğini belirtti. 

Yönetmelikle, ticari elektronik iletilere ilişkin hususlarla bunların yapılmasına elektronik ortam sağlayan aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülüklerinin belirlendiğini aktaran Canikli, yeni yönetmeliğin yalnızca ticari nitelik gösteren iletilere uygulanacağını vurguladı. 

‘Sessizlik ret’
Alıcının sessiz kalması durumunda onay talebinin reddedilmiş sayılacağına dikkati çeken Canikli, böylece tüketicilerin her onay talebine ret cevabı yollamak zorunda kalmayacağını belirtti. Canikli, “Şikayet başvuruları, bakanlık resmi internet sitesindeki şikayet portalı veya e-devlet Kapısı üzerinden ya da dilekçeyle ticaret il müdürlüklerimize yapılabilecek” dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz de, yasanın yönetmeliklerin gecikmesi nedeniyle bugüne kadar uygulanamadığını belirterek, şöyle konuştu:

Seçim mi geciktirdi?
“Yasalar yönetmeliği çıkmadığı sürece uygulanamaz. Mayıs ayında ele geçen fırsat kaçırıldı. Yönetmeliklerin geciktirilmesini seçim nedeniyle politikacıların propaganda mesajı göndermek istemesine bağlıyoruz. Seçim bitince yönetmelik için harekete geçildi. Ama bu süreçte tüketici istemediği mesaj ve e-posta’ları almaya devam etti. Şikayet mekanizmaları ise yine zor. e-Devlet Kapısı üzerinden E-İmza’yla ya da bizzat il müdürlüklerine gidilerek yapılması gerekiyor. Bunun da değiştirilmesi lazım.”

Onay verdikten sonra vazgeçen yine reddedebilir
İstemediği SMS ve e-posta’yı almak istemeyenlerin dikkat etmesi gerekenler bulunuyor.

Önceden mesaj göndererek onay veya ret isteyen markalara onay verip vermediğinizden emin olun. Onay verdiyseniz bildirimler gelmeye devam edecek.

Bir firmanın aldığı onayı, kendi bayi ve özel işletmelerin sms’leri için de kullanabileceğini unutmayın.

Ama onay verdiyseniz dahi SMS ve e-posta’ları daha sonra hiçbir gerekçe göstermeden reddetme hakkınız var.

Ücretsiz gönderilen ret mesajından sonra Reklam mesajları 3 gün içinde durmak zorunda.

İzin mesajlarına sessiz kaldıysanız bu ret anlamına geliyor.

Bakım, borç hatırlatma, tahsilat ve teslimat mesajları için onayınız gerekmiyor. 
Onlar size gelmeye devam edecek.

Eğer, onay verilmediği halde reklam mesajı gelirse şikayetinizi 6 ay içinde gümrük bakanlığı’na yapmanız gerekiyor.

İşletmeler onay verilmeden gönderdiği mesajlar için 1.000-15.000 TL arasında ceza ödeyecek. Ceza 50 bin liraya kadar çıkacak.

Hanife Baş, 26.06.2015 Milliyet http://www.milliyet.com.tr/istenmeyen-sms-nihayet-bitiyor-/ekonomi/detay/2079219/default.htm

12 Mayıs 2015 Salı

İzinsiz SMS Fiyaskosu!

Yürürlüğe giremeyen yönetmelikler nedeniyle izinsiz SMS ve e-posta’nın önü kesilemedi. 1 Mayıs öncesine göre bu tarz gönderimlerde sadece yüzde 10 düzeyinde düşüş olduğu belirtiliyor. Şikayet mekanizmasının da kolaylaştırılması isteniyor.

Tüketicilere izinsiz SMS, elektronik posta gönderilmesini ve telefon aramalarını yasaklayan düzenleme 1 Mayıs’ta yürürlüğe girmesine karşın karışıklık devam ediyor. Halen isteği dışında SMS ve e-posta almaya devam eden tüketiciler belirsizlikten şikayetçi.

Avukat Gökhan Ahi, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmesine karşın yönetmeliklerin henüz çıkmadığını belirterek, “Bu nedenle izinsiz SMS gönderimi devam ediyor. 1 Mayıs öncesine göre bu tarz SMS ve e-posta gönderiminde sadece yüzde 10 düşüş olduğu görülüyor. Yönetmelik çıkmadığı için tüketicilerin nereye şikayet edeceği konusunda da açıklık yok” dedi.

Belirsizlik sürüyor
Kanunda neyin rıza olarak kabul edileceğininin de net olarak belirtilmediğine dikkat çeken Ahi, “1 Mayıs öncesinde gönderilen izin isteklerine sessiz kalmak da rıza kabul edilmiş olabilir. 1 Mayıs sonrasında ise bu durum farklı. Bu tarihten sonra gelen izin taleplerine sessiz kalınırsa rıza olarak kabul edilemeyecek. Mutlaka aktif onay alınması gerekiyor. Ama markalar 1 Mayıs’tan önce onay almıştık derlerse tüketicinin bunu nasıl ispat edeceği de belli değil. İzinsiz SMS’de belirsizlik halen sürüyor” diye konuştu.

Avukat Görkem Gökçe ise, halen onay alınmaksızın birtakım iletilerin gönderildiğini dile getirerek, “Bununla birlikte onayın ne şekilde verilmiş sayılacağı açık olmadığından birçok şirket olumsuz olarak cevaplandırılmayan mesajları onay olarak değerlendiriyor. Buna dayanarak iletilerini göndermeye devam ettikleri görülüyor” bilgisini verdi.

Sessizlik ret mi?
Gökçe, isteği dışında tanıtıcı SMS ve e-posta almaya devam edenlerin yapması gerekenlerle ilgili de, “Kanun uyarınca alıcılar diledikleri zaman kendilerine ticari ileti gönderilmesini reddetme hakkına sahip. Bu durumda onay için gönderilen mesajlara verilecek olan ret cevabı ile bu iletilerin gönderilmesi önlenebiliyor. Bu girişim de sonuçsuz kalırsa bu firmaların Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na şikayet edilmesi mümkün” diye konuştu.
İzin isteyen mesajları cevapsız bırakanların SMS almaya devam edip etmeyeceğiyle ilgili soruya da Avukat Görkem Gökçe, “Kanunun uygulaması henüz belirlenmediğinden onayın ne şekilde verilmiş sayılacağı kesin değil. Bu kapsamda yayınlanan Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik Taslağı’nda gönderilen onay mesajlarına sessiz kalınması ret sayılmaktadır. Ancak bu yönetmelik henüz yürürlüğe girmedi. Bu nedenle bu soruya kesin bir cevap vermek doğru olmaz. Bizce, yönetmeliğin yürürlüğe girmemesinden bağımsız olarak kanunun amacı düşünüldüğünde cevapsız kalan iletilerin onay değil ret sayılması gerekir” yanıtını verdi.

Dolandırıcılar türedi
- Ayrıca vatandaş adına şikayetin bakanlığa iletildiğinin iddia edildiği web siteleriyle bilgi avcılığı yapılıyor. Vatandaşlara bilgilerini paylaşmamaları uyarısı var.
- İnternet ve veri güvenliği firması Trend Micro, yeni yasal düzenlemeyle birlikte yoğunlaşan izinsiz gönderimin engellenmesine yönelik onay mesajlarındaki tehlikelere dikkat çekiyor.
- Her gün birçok izinsiz gönderimi durdurma mesajıyla karşılaşan kullanıcılar genellikle fazla incelemeden ve kaynağından emin olmadan bu mesajlara onay veriyor ve içindeki bağlantıları açıyorlar.
- Bununla beraber gelen bazı mesajlarda gönderime onay verildiği takdirde çeşitli hediyeler vaat edilerek kullanıcılar bağlantıya tıklamaları için ikna edilmeye çalışılıyor.
- Kullanıcı eğer sahte bir onay mesajıyla karşı karşıyaysa ‘İzinsiz gönderimi durdurmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayın’ ya da ‘Hediyenizi almak için aşağıdaki bağlantıyı açın’ gibi yönlendirmelere tıkladığı durumda zararlı yazılımlarla karşı karşıya kalabiliyor.

‘Şikayet etmek kolaylaştırılmalı’
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise, yönetmelikte bazı açık noktalar bulunduğunu ancak asıl markaların vatandaşın şikayet edemeyeceğini varsayarak izinsiz SMS yasağını deldiğini belirterek, şu görüşleri dile getirdi:
Şu anda bu tarz SMS ve e-posta gönderen firmaları şikayet etmek zor. Bu kolaylaştırılmalı. e-devlet üzerinde mobil imzası olanlar şikayet edebiliyor ki mobil imza çok az kişide var. Ya da bir sürü doküman hazırlayıp Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın illerdeki müdürlüklerine gitmeniz lazım. Resmen şikayet etmeyin noktasına getiriyorlar. Markalar vatandaşın şikayet etmeyeceğini varsayarak SMS göndermeye devam ediyor. Yönetmelik çıkana kadar birkaç ay daha bu belirsizlik sürebilir.”

Hanife Baş, 12.05.2015 Milliyet http://www.milliyet.com.tr/izinsiz-sms-fiyaskosu-/ekonomi/detay/2057552/default.htm