28 Mart 2020 Cumartesi

Yıkılmanın Tanıklığından, Yeni Tanıklığa...

2008 Eylül tarihine gidelim; ABD’de taşınmazların fiyatlarındaki büyük düşüşler ve ardından mortgage satışlardaki kişisel iflaslar, finans piyasasındaki büyük balonu patlattı. Lehman Brothers ve Merrill Lynch başta olmak üzere, dünya finansının en güçlü aktörleri birer birer iflas açıkladı.
Bu aktörlerin küresel bağlantıları da bundan nasibini aldı, küçücük İzlanda’da bile üç büyük banka iflas etti. Önce ABD’de başlayan ve ardından dalga dalga bütün dünyaya yayılan, yakıcı bir ekonomik kriz yaşandı.

O dönemde yaşanan bu sıradışı, olağandışı durumu kendimce anlamaya çalışmış birkaç kelâm etmiştim.
Temel tezim, yaşananların sıradan(!) bir ekonomik kriz olmadığı, dünya düzenine ilişkin önemli sonuçlar üretecek potansiyeli içinde barındırdığı idi.


Bu karamsar algılamama karşın kendimce; "yaşanan derin kriz nedeniyle insanlığın sonunun falan geldiği yok. Sadece bugüne kadar bildiğimiz ekonomik modellerin, üretim yöntemlerinin sonuna geldik" saptamasını yapıp yüreğimi rahatlatmaya çalışmıştım. 

Evet, olaya iyimser tarafından bakmaya çabalamış; "dünyada hâkim olan ekonomi mimarisi yerle bir oldu, yerine yeni bir üretim yöntemi, paylaşım modeli, kısacası ekonomi mimarisi inşa edilecek" öngörüsüyle daha güzel bir dünyanın bizi beklediğini sanmayı tercih etmiştim. Hatta o dönemlerde sosyalizm yeniden dünyaya geri dönecek tezini öne sürenlere karşı, "pratize edilmiş halini esas almak kaydıyla sosyalist yönetim biçiminin insan fıtratına aykırı olduğuna olan inanç ve değerlendirmemiz nedeniyle bu “yeniden denemenin” olmayacağı, en azından deneme yapılsa bile denenecek olanın sosyalist yönetim biçimi değil, farklılaştırılmış, karma yani mutant bir yönetim biçimi olacağı düşüncesindeyiz". diyerek, kehânetlerime devam etmiştim.


Tabi o zamanlarda bu bağırtımın dünya için bir önemi yoktu, halen de yok. Olması için neden de yok; ne iktisat profesörüyüm, ne de büyük düşünürler sınıfında… Ama yazdıklarımın arkasındayım.

Bu dediğim olmadı, 50 yıl bir yana, 2008'den sadece 11 yıl sonra o dönemde yaşananların olası sonuçlarına ilişkin gerçekleşmeler başladı.

Yaşanan pandemi nedeniyle kürenin içine düştüğü durumu, 2008'den bugünlere bakarak tekrar düşünmekte yarar var. 

Evet yıkılma sürecine tanıklığımız devam ediyor, yeni yapılanma da çok uzakta olmasa gerek.

28.03.2020
mehmetbülentdeniz


Makalede atıf yapılan yazılar:

24 Mart 2020 Salı

Türkiye’den, tüketicilerden mesaj var; #hayatdevametsindiye

İlk kez Tüketici Birliği Federasyonu tarafından 14 Mart 2020 tarihinde dile getirilen ve birçok tüketici örgütünün destek verdiği “ #hayatdevametsindiye kampanyası sosyal medyada büyük ilgi ve destekle karşılaştı.

Toplumun zor zamanları atlatabilmesi adına yaşam için zorunlu olan elektrik, su, doğalgaz ve iletişim ödemeleri ile bankalara olan kredi ve kredi kartı ödemelerinin faizsiz ötelenmesi gerekiyor.

Bu nedenle Tüketici Birliği Federasyonu tarafından başlatılan ve bu ödemelerin faizsiz üç ay ertelenmesini talep eden #hayatdevametsindiye kampanyası, büyüyerek devam ediyor.




Bankalardan ses geldi, sıra fatura ve kira ödemelerinde…

Yaşanan corona virüs salgını nedeniyle ekonomide başlayan durgunluk tüketiciler için kabusa dönüşüyor. Alınan önlemlerin ekonomideki tüm hareketliliği durdurması üzerine, ilk kez Tüketici Birliği Federasyonu tarafından 14 Mart 2020 tarihinde dile getirilen ve öğünden bu yana toplumsal destek bulan #hayatdevametsindiye kampanyası ilk meyvelerini vermeye başladı.

Cumhurbaşkanı tarafından ekonomi kalkanı paketi açıklamasının ardından, kamu bankaları olan Ziraat, Halk ve Vakıfbank kredi ödemelerinde çeşitli kolaylıklar sağlayan ve öteleme içeren uygulamayı devreye soktuklarını açıkladılar. Bu bankaların ardından İş Bankası da öteleme uygulamasına yeşil ışık yaktı.

Gelişmeleri değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “başlattığımız kampanya karşılık bulmaya başladı. Başta kamu bankaları olmak üzere başlayan öteleme uygulaması, zor dönemlerden geçen milletimiz için nefes alma olanağı verecektir” dedi.

Bugün bazı bankalar tarafından açıklanan öteleme uygulamasının yaygınlaşması ve Türkiye Bankalar Birliği tarafından geçtiğimiz günlerde alınan tavsiye kararı doğrultusunda tüm özel bankaların da, her türlü kredi, kredi karı ödemelerini Haziran ayına kadar faizsiz üç ay ötelemesi gerektiğinin altını çizen Deniz şu değerlendirmeyi yaptı:

“Tüketici Birliği Federasyonu olarak, durumun daha da ağırlaşacağı öngörüsünde bulunmuş ve krizin ilk günlerinde banka, fatura ve kira ödemelerinin ötelenmesi için #hayatdevametsindiye başlıklı bir kampanya başlatmıştık. Kampanyamız kısa sürede toplumda karşılık buldu ve özellikle sosyal medyada çığ gibi büyüdü. Nitekim bugün itibariyle kamu bankaları ödemeleri öteleme uygulamalarını başlatacaklarını açıkladılar. Kampanyamızın sonuç vermeye başladığını görüyoruz. Ancak daha yapılacak çok iş var. Kamu bankalarının bu uygulaması özel bankalarca da benimsenmeli. Bu da yetmez; elektrik, su, doğalgaz, iletişim fatura ödemeleri ve her türlü kira ödemeleri faizsiz üç ay ötelenmeli, bu kalemlerle birlikte gıda, temizlik, hijyen ve medikal ürünleri de dahil olmak üzere alınan vergiler yüzde 1’e düşürülmelidir. Kampanyamıza toplumsal destek arttıkça bu taleplerimizin de karşılanacağı düşüncesindeyiz.”

23.03.2020, Tüketici Postası

Türkiye’den, tüketicilerden mesaj var; #hayatdevametsindiye

İlk kez Tüketici Birliği Federasyonu tarafından 14 Mart 2020 tarihinde dile getirilen ve bir çok tüketici örgütünün destek verdiği “ #hayatdevametsindiye kampanyası sosyal medyada büyük ilgi ve destekle karşılaştı.

Corona virüs savaşında, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla küresel çapta alınan önlemler ekonomileri durma noktasına getirdi. Türkiye de, bu önlemleri alan ülkeler arasında. Kapsamı genişleyen sosyal mesafelendirme uygulaması ile bir çok işyeri tatil edildi, mağazalar, cafeler, restaurantlar, kuaförler ve benzeri bir çok işletme kepenk kapattı.

Corona virüs salgını ile savaşın kazanılması için devletin aldığı kararlar ne denli katı ve günlük yaşamı etkileyecek olsa da, ülkemizde yaşayan insanların geleceği adına bu kararların desteklenmesi ve koşulsuz uyulması zorunlu.

Ancak alınan kararlar nedeniyle etkilenen toplumun zor zamanları atlatabilmesi adına yaşam için zorunlu olan elektrik, su, doğalgaz ve iletişim ödemeleri ile bankalara olan kredi ve kredi kartı ödemelerinin faizsiz ötelenmesi gerekiyor.

Bu nedenle Tüketici Birliği Federasyonu tarafından başlatılan ve bu ödemelerin faizsiz üç ay ertelenmesini talep eden #hayatdevametsindiye kampanyası, büyüyerek devam ediyor.


İşte kampanyayı başlatan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in kampanya açıklaması…

23 Mart 2020 Pazartesi

Koronavirüsten etkilenen çalışanlar ne yapmalı? Tek taraflı fesihler mümkün mü?

Koronavirüs kabusu iş yaşamını da vurdu. Çok sayıda işletme kepenk kapattı. Milyonlarca çalışan ya evden çalışıyor ya da işletmeler kepenk kapattığı için işe gidemiyor. Peki, böyle durumlarda işçi ve işveren arasında hangi haklara sahip? İşçi ya da işveren tek taraflı fesihte bulunabiliyor mu? Süreç nasıl işliyor? kısa çalışma ödeneği ne, nasıl alınıyor?

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, CNN TÜRK canlı yayınında merak edilen bu soruları yanıtladı:

İş kanununda işveren ve işçinin haklarını düzenleyen maddeler var. İş kanunun 24 ve 25. maddeleri fesih süreçlerini düzenler. İşçi ve işverenin bildirimde bulunmadan haklı fesih sebeplerini sayıyor. Bir iş yerinde işin bir haftadan fazla durmasına neden olan durumlar sürecinde hem işçi hem de işveren bildirimde bulunmadan iş akdini feshedebilir. Bildirimde bulunmadan işçinin iş akdini feshetmek iş yasasından kaynaklanan haklarının zayi olması anlamına gelmiyor.

Fakat güncel konuyla ilgili şunu ifade etmek lazım: Bir haftadan fazla süre içinde işin durmasına neden olan zorlayıcı sebebimiz var mı? Var. Çünkü devletimiz ve dünya evde kalma tarzında bir çağrıda bulunuyor. İşveren böyle durumlarda işçiye yarım ücret verme durumunda.

Geliyoruz kısa çalışma ödeneğine: Eğer bu durum 4 hafta sürecek ise bu durumda devletimiz belirlenen işverenlerin başvurması halinde işçilere kısa çalışma ödeneği yapabilme imkanı sağlanmış durumda. İki gün önce Cumhurbaşkanımızın kısa çalışma ödeneğini devreye sokacağı ifadesi de buraya dayanıyor. İşverenler İş-Kur'a başvurarak bu kısa çalışma ödeneğini alarak işçilerinin ücretlerini ödeyebilecekler. Bu yöntemle işverenler belirli bir süre çalışmış ve primi ödenmiş işçilerin yarı maaşlarını ödeyebilecekler.

Bir haftadan uzun süren çalışamama durumu olduğunda işveren tek taraflı fesih yapabilir. Bu durumda işçinin kıdem tazminatı hakkı doğacaktır. İşçinin hakkını alabilmesi için önce yargı yoluyla ara bulucuya gidilmesi gerekiyor. Bu da yaklaşık 3-4 haftalık bir süreye tekabül ediyor. Daha sonrasında iş mahkemesinde dava açılacak. Mevcut durumlardan ötürü 7-8 aydan önce bitmeyecek. Arkasında istinaf gibi kanun yolları devreye girecek. Bu da yaklaşık 1,5 yıla kadar uzayabilir.

20.03.2020, CNNTürk

Tüketici duyarlılığını gösterdi Alo 175’e şikâyet yağdı

Corona virüsünden (Covid-19) istifade ederek temel tüketim maddelerinin fiyatlarını fahiş oranda arttıran spekülatör firmalara büyük darbe vuruldu.

Tüketicilerce yakın takibe alınan bu firmaların büyük bölümü mobil uygulama HFA-Bildirim’e ve Alo 175 şikâyet hattına ihbar edildi. Dikkatler ise fiyat denetimi yapmakla mükellef Ticaret Bakanlığı’na, hileli ürünleri belirlemekle sorumlu Tarım ve Orman Bakanlığı’na çevrildi.

Durum normale döndü
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Bülent Deniz, Yeni Akit’e yaptığı açıklamada ilk Covid-19 vakasının ortaya çıkmasının paniğe neden olduğunu belirterek, “Ne yazık ki bu durum ürün talebini önemli ölçüde arttırdı ve spekülatörlerin devreye girmesine neden oldu” dedi.

Tüketicinin uyarılara kulak vermesi ve itidalli davranmasının ardından ürün taleplerinin makul seviyelerde kaldığına; fiyatların da gevşediğine işaret eden Deniz, “Çok şükür hayat normale döndü” ifadesini kullandı.

Denetimler arttı
Spekülatörlerle ilgili HFA-Bildirim’e ve Alo 175 hattına şikâyet yağdığını anlatan Deniz, şöyle devam etti: “Sosyal medyada yer alan paylaşımların, mobil hatta ve telefona gelen ihbarları dikkate alan Ticaret Bakanlığı, iyi bir imtihan verdi. Denetimleri arttırdı ve fiyat oyunlarının önüne geçti. Ama tüketicinin de hakkını yememeliyiz. Çünkü hemen silkinip kendine geldi ve panik alışlarını terk etti. Şu muhakkak ki panik alışları tüketiciye zarar verir, ürün fiyatlarını arttırır. Onun için korkuya kapılmamakta, temkinli ve tedbirli ilerlemekte fayda var.”

Hileleri boşa çıkarılsın
Spekülatörlerin fiyat ve gramaj aldatmacaları yapmaya; zararlı ürünlere satışa sunmaya çalıştıklarını dile getiren Deniz, “Umuyoruz, Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri kontrolleri arttırarak tüm hileleri boşa çıkaracaktır” diye ekledi.

18.03.2020, Buğra Kardan, Yeni Akit

20 Mart 2020 Cuma

Çalışanlar ve emekliler borç ötelemesi bekliyor

Bakan Albayrak, TOBB, TİM, DEİK, TESK, TÜSİAD, MÜSİAD başta olmak üzere birçok STK ile görüştüklerini ve bu hafta içinde bir tedbir paketinin açıklanacağını bildirdi. Vatandaşın paketten beklentisi ise, fatura, kredi, vergi ödelerinin faizsiz ertelenmesi.

Koronavirüsün piyasalarda yarattığı tahribatın reel ekonomiye de yansımaması için merkez bankaları devrede. Dünyada artan nakit ihtiyacını gören ABD Merkez Bankası FED, geçen hafta açıkladığı 5 trilyon dolarlık repo olanağına ek olarak önceki gece 700 milyar dolarlık tahvil alacağını duyurdu. 3 Mart 2020’de faizi 50 baz puan indiren FED, 15 Mart’ta da 100 baz puanlık indirimle faizi sıfıra çekti. Diğer gelişmiş ülke merkez bankaları da çeşitli para politikası araçları ile piyasadaki sıkışıklığı aşmak için bir dizi adım attı. IMF de dün bir trilyon dolarlık kredi kapasitesini aktif hale getirmek için hazır olduğunu duyurdu. Atılan bütün bu adımlara karşın dün dolar endeksi biraz gerilese de, dünya borsalarındaki kuvvetli satışlar sürdü. Son iki haftadır dünyada tam bir ayı piyasası hakim durumda.

KAPİTALİST SİSTEM KRİZDE
Alınan tedbirlerin piyasaları kurtarmaya yönelik olması ve yoksul halk sınıflarını ve emekçi kesimleri yadsıması eleştirilere neden oluyor. İktisatçı Prof. Dr. Erinç Yeldan, Twitter hesabından yaptığı yorumda, “Sıfır faiz para politikası yerine ücretli emeği hedefleyecek genişleyici maliye politikası. Oluşacak kamu açıklarını kapatmak için de yerel ve küresel servet vergisi. Evet ‘finansal sistemin sağlığına’ ve ‘piyasa sisteminin mantığına aykırı’. Var mı itirazı olan?” yorumunda bulundu. İktisatçı Prof. Dr. Ümit Akçay da yine sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, “Çok boyutlu küresel krizin her geçen gün daha da derinleşmesi, ana akım iktisadın sarsılmaz görünen ‘tabu’sunu bir haftada yıktı geçti” diyerek, maliye politikası alanında atılan ve atılabilecek adımlara işaret etti. Ancak Prof. Dr. Akçay, kapitalist sistemin derin bir krizde olduğuna dikkat çekerek, mali alanda atılacak adımların da işe yarayıp yaramayacağının şüpheli olduğunu dile getirdi. İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez ise Kendime Yazılar adlı blok sitesinde yayınladığı yazıda şu ifadelerini kullandı: “İşlem (günlük ihtiyaçlara harcama) ve spekülasyon (para kazanmak için yatırım) güdüsüyle para tutmak ikinci plana düştü. Artık ihtiyat (gelecek ve sağlık için para saklama) güdüsü ön planda. Bu dönem geçtikten sonra bile bu güdünün etkisi kolay değişmeyecek. O nedenle kapitalizm insanlara para harcatıp da büyüme modelini değiştirmek zorunda. Artık yavaş büyüme dönemine girdik.” 

GENİŞ BİR KESİMLE İSTİŞARE EDİLDİ
Bu ortamda Türk Hükümeti de bu hafta içerisinde bir tedbir paketi açıklamaya hazırlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Berat Albayrak, dün yaptığı açıklamada, “Olası senaryolara karşı kendi alanlarına ilişkin yol haritalarını hazırladı. Koronavirüs ile mücadelede olduğu gibi ekonomik etkileri ile mücadelede de ‘sorun küresel, mücadele ulusaldır’. kapsamda, TOBB, TİM, DEİK, TESK, TÜSİAD, MÜSİAD, başta olmak üzere birçok STK’dan ve sektör temsilcilerinden sürece ilişkin değerlendirmeleri ve taleplerini aldık. Süreçler yakından takip edilecek ve gerekli noktada yeni tedbirler hızla uygulamaya sokulacaktır” diyerek, paketin Cumhurbaşkanı tarafından açıklanacağını bildirdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) ve işçi, işveren sendikaları da dahil olmak üzere çok geniş bir kesimle iştişare edilerek tedbir paketinin hazırlandığı ifade edildi.

DÜŞÜK FAİZLE YAPILANDIRMA
Deri sektöründe faaliyet gösteren bir ihracatçı ile konuştuğumuzda, “Virüs zaten kötü olan ekonomimizi olumsuz etkileyecek. Önlemlerden biri banka kredilerinin güncel faiz oranlarından yapılandırılması olmalı” dedi. İsrail’e ihracat yapan bir ihracatçı arkadaşının kendisine ulaşarak, ülkenin bir ay boyunca her yeri kapattığını bildirdiğini anlatan, mutfak ve ev eşyaları sektöründe faaliyet gösteren bir başka iş insanı, “Böyle giderse; siparişler elde kalır, imalattaki siparişler iptal olabilir, yeni sipariş gelmez, gönderdiğimiz ürünlerin parası gelemez” dedi. Koronavirüs krizi nedeniyle birçok sanat etkinliği de iptal olunca sahne sanatçıları, iş olmayınca, ödemelerini nasıl yapacakları konusunda endişeli. Vatandaşlar da ödeme sisteminde bir sıkıntı olmasından endişeli. Konuya ilişkin görüştüğümüz Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz, şunları söyledi: “Halk dayanışma içerisinde bunu kuvvetlendirmek için kamu da üzerine düşeni yapmalı. Elektrik, su, gaz faturaları, ticari/tüketici kredi ve kredi kartı ödemeleri, vergi ödemeleri üç ay süreyle faizsiz olarak ertelenmelidir. Bundan sonra başkaca geliri olan ev sahipleri de kiracılarla dayanışma içinde olmalıdır.”

İŞÇİ ÇIKARMAYACAK!
Koronavirüse ilişkin bir değerlendirmede bulunan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Koordinatör Başkanı ve Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hayri Uğur, şunları kaydetti: “Siparişler iptal ediliyor, mal satın almaları erteleniyor. Örneğin bizim sektörümüzde İspanya (Inditex Grup) siparişlerini azaltıyor. Madrid’de bu grubun mağazaları kapanmış durumda. İtalya pazarı da tamamen kapalı vaziyette. Inditex Grubu, hiçbir imalatçıyı ofisine kabul etmiyor, iş görüşmesi ve tedarik bağlantıları yapmıyor. İtalya’da pazardaki daralma yüzde 60’lar düzeyinde. Hazirana kadar tüm siparişleri azalttılar. Diğer bir sorun ise Çin’den hammadde tedarikinde sıkıntı çekilmesidir. Bu da üretimi ve maliyetleri üst düzeyde etkileyecektir. En önemli ihracat kapılarından Habur’un tedbirler neticesinde kapatıldı, ihracatın devam etmesi için henüz kesin bir çözüm bulunamadı. Habur’da çok uzun TIR kuyrukları var. Çok yavaş bir şekilde de olsa ilerleme var. Buradan giden TIR dorsesi orada alınıyor, boşaltılıyor ama bu dorse değişimi de çok yavaş ilerliyor. Siparişlerin ertelendiği ve iptal edildiği bu süreçte bizim Türk sanayicileri ve ihracatçıları olarak fabrikalarımızı kapatma, çalışan personelimizi işten çıkarma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Ama bu ekonomik konjonktürde iş dünyasının beklenmeyen maliyetlerin altından tek başına kalkması da mümkün görünmüyor. Bu geçiş sürecinde ihtiyaç duyulması halinde hükümetimizden de destek isteyeceğiz.”

İŞ DÜNYASINDAN ALTI MADDELİK ÖNERİ
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu geçen hafta yaptığı açıklamada esnafın borçlarının ötelenmesini istedi. Tüketiciler Birliği Federasyonu’nun yukarıda aktardığımız açıklamasına göre, çalışan ve emekli kesimlerin beklentileri de borçların, vergilerin, faturaların ötelenmesi yönünde. Dün bir açıklama yapan Türkiye’nin en büyük şirketlerinin oluşturduğu TÜSİAD, açıklamasında, “Meselenin ekonomik boyutlarına karşı önlemlerin de hızla hayata geçirilmesi, daralma dönemini yeni geride bırakmış ekonomimizde toparlanmanın devam edebilmesi ve istihdamın korunması için önemlidir. Nitekim ilgili bakanlıklarımız tarafından bu yönde yapılmakta olan çalışmalara ve istişare süreçlerine katkı sunmaktayız” ifadelerine yer verdi.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) da, “Sosyo-ekonomik tedbirlerin alınması, hükümet ve iş dünyasının ortak hareket etmesi ve örnek uygulamaların paylaşılması, yaşanan krizin etkilerinin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır” açıklamasında bulundu. TÜRKONFED altı maddelik bir öneri açıkladı. O öneriler özetle şöyle oldu: 
1. İşverenlere mesleki risklerin önlenmesi konusunda büyük sorumluluk düşüyor. Korunma yöntemlerinin benimsetilmesinin yanı sıra bilgilendirme ve eğitim etkinliklerinin düzenlenmesi önem kazanıyor.
2. Çalışma alanları ve malzemelerinin düzenli temizlenmesi ve dezenfekte edilmesine ek olarak, çalışanlar arasındaki mesafenin korunmasına yönelik üretimden yönetime korunma önlemleri hayata geçirilmelidir.
3. Çalışanlar da işverenler kadar temizlik talimatlarına, evden çalışmaya veya çalışmaya müsait alternatif bir düzen kurmaya uyum göstermelidir.
4. Ürün ve hizmetlerin sürekliliği için uyum sağlama teknikleri geliştirilmeli, müşterilerin olası yeni ihtiyaçları dikkatle gözlenmeli ve bu ihtiyaçlara hızlı uyum sağlama yöntemleri uygulamaya alınmalıdır.
5. İşletmeler sektör, tedarik zinciri ve acil ihtiyaçlar temelinde bölgesel seviyede taşınabileceği gibi, iş modelinin genişletilmesi, esnekliğin artırılması ve çalışma yöntemlerinin çeşitlendirilmesi gibi hususlar da bu süreçte kritik önem taşımaktadır.
6. Seyahat planları gözden geçirilmeli, e-ticaret gibi online araçlar ile iş modelleri genişletilmeli, ‘akıllı’ ve ‘uzaktan’ çalışma teknikleri uygulanmalı ve bu tekniklere hizmet edecek teknik alt yapının kurulmasına önem verilmelidir. 

BÜTÇEDE KEL GÖRÜNDÜ, TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE
Piyasalarda süren satış dalgası sonrası dün gün içerisinde Borsa İstanbul yüzde 9’a yakın değer kaybetti. Dolar kuru 6.40 TL’yi aştı. Türkiye’nin kredi risk primini gösteren CDS’ler de 460’ı aştı. Bu dünyada faizler sıfır olsa bile Türkiye’nin yüzde 4.5-5 civarında ilave faizle borçlanacağı anlamına geliyor. Brent petrol dün yüzde 11’den fazla düşerek 30 dolar sınırına indi. Diğer yandan altının ons fiyatı da piyasadaki nakit ihtiyacına bağlı olarak düşüşünü sürdürüyor. Altın dün yüzde beşe yakın değer kaybıyla bin 450 dolar düzeyinden işlem gördü.

Dün açıklanan Şubat 2020 bütçe raporunda ise 7.3 milyar TL’lik açık görüldü. Ocak ayında bütçe 21.5 milyar TL fazla vermişti. Ocak ayındaki fazlada Merkez Bankası’ndan aktarılan tek seferlik gelir olan kar transfer etkili olmuştu. Geçen yıl şubat ayında bütçe 16.7 milyar TL açık vermişti. Bu anlamda 2020’de bir düzelme söz konusu. Ancak koronavirüs nedeniyle mali tedbirlerin alınması gündemde. JP Morgan Case’in Türkiye’ye ilişkin 13 Mart’ta yayınladığı notta 2019’da IMF tanımlı bütçe açığının milli gelirin yüzde 5.3’ü düzeyinde oluştuğu ifade edildi. Atilla Yeşilada’nın başında olduğu Istanbulanalytics’in dünkü analizinde 2020 için milli geliirn yüzde 4.5 düzeyinde bir bütçe açığı beklendiği kaydedildi. BloombergHT’ye konuşan TAV Havalimanları CEO’su Sani Şener, koronavirüs nedeniyle mart ayının ilk iki haftasında yolcu sayısının yüzde 20 oranında düştüğünü bildirdi. Şener’in değerlendirmesi dünya çapında işlettikleri 14 limana yönelik. Ancak birçok ülkeye uçuşların durdurulması dikkate alındığında İstanbul Havalimanı’ndaki yolcu trafiğinin de koronavüris nedeniyle dramatik düşüşler göstereceği aşikar. Projenin Hazine garantisi hatırlandığında bütçeye de buradan ilave bir yük gelecek.

17.03.2020, Recep Erçin, Aydınlık,

'Elektrik, Su ve Doğalgaz Faturaları 3 Ay Ertelensin’

Coronayla savaş yapılırken ekonomi çarklarının durduğunu ifade eden Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Tüketicinin yaşamını sürdürmesi için zorunlu olan elektrik su ve doğalgaz faturalarını ödemelerini faizsiz 3 ay sonrasına erteleyelim bu savaşı kazandıktan sonra Türkiye olarak kaldığımız yerden başlayalım” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz açıklamasında şu cümlelere yer verdi:
“İnsanlığın coronayla savaşı devam ediyor. Ülkemizde de öyle. Her geçen gün her geçen dakika alınan yeni önlemler kamuoyuna duyuruluyor. Halkımız büyük bir kararlılık, dayanışma içerisinde alınan önlemlere uyum sağlıyor; gereğini yapıyor. Fakat şu bir gerçek; alınan önlemlerin hepsi ekonomiyi doğrudan etkiliyor. Görünen o ki ekonomide çarklar durma noktasına doğru hızlı bir şekilde yaklaşıyor. Biz Tüketici Birliği Federasyonu olarak devletimize dönüyor ve diyoruz ki; kamu alacakları olan vergiler, cezalar, harçlar, yetmedi, tüketicinin yaşamını sürdürmesi için zorunlu olan elektrik su ve doğalgaz faturalarını ödemelerini faizsiz 3 ay sonrasına erteleyelim bu savaşı kazandıktan sonra Türkiye olarak kaldığımız yerden başlayalım.”

16.03.2020,

3 Ay sonra, Kaldığımız Yerden Başlayalım…

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, devletimize döndü ve dedi ki…


İnsanlık Zor Bir Sınavda!

15 Mart 1962 yılında ABD Başkanı Kennedy’nin, ABD Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmada, tüketici haklarından söz etmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler Tarafından 1985 yılında alınan bir karar ile 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü olarak ilan edilmiştir. 

15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü nedeniyle Tüketici Postası’na konuşan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz bu yıl 15 Mart’ın çok özel koşullarda kutlandığını söyledi. Coronavirüs salgınının tüm dünyayı etkiledi bir dönemde, insanlığın zor bir sınavdan geçtiğini belirten Deniz; “yaşanan salgın nedeniyle küresel ölçekte alınan önlemler, hepimizi yaşam biçimini değiştirmeye başladı. Ama daha önemlisi küresel ekonomi olumsuz şekilde etkilenmektedir” dedi.

Dünya kontak kapatmaya doğru hızla ilerliyor
Dünya ekonomisinin hızla kontak kapatma noktasına geldiğine işaret eden Deniz şunları söyledi; “Nedeni ister gerçek bir virüs, ister biyolojik bir saldırı olsun; insanlık, tarihte benzeri az görülen çok ciddi bir sınavla karşı karşıya bulunmaktadır. Yıllardır dünya kaynaklarını hoyratça kullanan, teknolojik gelişmeleri yaşamın içine her yönüyle dahil edip sadece hırsla tüketmeye odaklı yaşam biçiminin insanlığı ne hale getirdiğinin fark edilmeye başlandığı günleri yaşıyoruz.”

Sürekli tüket, sadece tüket
“Küreselleşme rüzgarı ile sınırlı kaynakları yok ederek ilerleyen küresel ekonomik düzenin tüketiciye “sürekli ve sadece tüket” mesajı vermesi ile devamlılığını sağlamaya çalışmasının sonu olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Gelinen noktada salgın nedeniyle işyerleri tatil edilmekte, üretim ve mal ve hizmetlerin dolaşımı hızla azalmaktadır. Kaos dönemlerinin güvenli limanı olan altın fiyatlarında dahi yaşanan düşüş, tüketicinin zorunlu gereksinimleri dışında satın alma eyleminden hızla uzaklaştığını, yarına ilişkin endişelerinin güçlü olduğunu göstermektedir.

En kötü senaryoda; üretimin ve satın almanın olmadığı bir piyasada, çok kısa bir süre sonra küresel ölçekli iflasların gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Coronavirüs krizinin bir süre daha çözümlememesi durumunda, halkların mevcut duruma ilişkin kabullenişlerinin sona ermesi, yönetimlere başkaldırması, anarşi ve kaosun yaygınlaşması da beklenen bir durumdur. Buna karşın insanlığın yaşanan bu tarihi krizi, “en kötü” yaşanmadan aşacağına inanıyoruz, bu konuda umudumuzu korumak zorundayız.

15 Mart 2020’de kutladığımız Dünya Tüketici Hakları Günü’nün, insanlığın yaşanan bu trajediden gerekli dersleri aldığı, bilinçsizce tüketimin sadece dünyaya ve geleceğimize ihanet olduğunun fark edildiği bir gün olmasını diliyoruz.”

15.03.2020, Tüketici Postası