dünya tüketiciler günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya tüketiciler günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2020 Cuma

İnsanlık Zor Bir Sınavda!

15 Mart 1962 yılında ABD Başkanı Kennedy’nin, ABD Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmada, tüketici haklarından söz etmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler Tarafından 1985 yılında alınan bir karar ile 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü olarak ilan edilmiştir. 

15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü nedeniyle Tüketici Postası’na konuşan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz bu yıl 15 Mart’ın çok özel koşullarda kutlandığını söyledi. Coronavirüs salgınının tüm dünyayı etkiledi bir dönemde, insanlığın zor bir sınavdan geçtiğini belirten Deniz; “yaşanan salgın nedeniyle küresel ölçekte alınan önlemler, hepimizi yaşam biçimini değiştirmeye başladı. Ama daha önemlisi küresel ekonomi olumsuz şekilde etkilenmektedir” dedi.

Dünya kontak kapatmaya doğru hızla ilerliyor
Dünya ekonomisinin hızla kontak kapatma noktasına geldiğine işaret eden Deniz şunları söyledi; “Nedeni ister gerçek bir virüs, ister biyolojik bir saldırı olsun; insanlık, tarihte benzeri az görülen çok ciddi bir sınavla karşı karşıya bulunmaktadır. Yıllardır dünya kaynaklarını hoyratça kullanan, teknolojik gelişmeleri yaşamın içine her yönüyle dahil edip sadece hırsla tüketmeye odaklı yaşam biçiminin insanlığı ne hale getirdiğinin fark edilmeye başlandığı günleri yaşıyoruz.”

Sürekli tüket, sadece tüket
“Küreselleşme rüzgarı ile sınırlı kaynakları yok ederek ilerleyen küresel ekonomik düzenin tüketiciye “sürekli ve sadece tüket” mesajı vermesi ile devamlılığını sağlamaya çalışmasının sonu olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Gelinen noktada salgın nedeniyle işyerleri tatil edilmekte, üretim ve mal ve hizmetlerin dolaşımı hızla azalmaktadır. Kaos dönemlerinin güvenli limanı olan altın fiyatlarında dahi yaşanan düşüş, tüketicinin zorunlu gereksinimleri dışında satın alma eyleminden hızla uzaklaştığını, yarına ilişkin endişelerinin güçlü olduğunu göstermektedir.

En kötü senaryoda; üretimin ve satın almanın olmadığı bir piyasada, çok kısa bir süre sonra küresel ölçekli iflasların gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Coronavirüs krizinin bir süre daha çözümlememesi durumunda, halkların mevcut duruma ilişkin kabullenişlerinin sona ermesi, yönetimlere başkaldırması, anarşi ve kaosun yaygınlaşması da beklenen bir durumdur. Buna karşın insanlığın yaşanan bu tarihi krizi, “en kötü” yaşanmadan aşacağına inanıyoruz, bu konuda umudumuzu korumak zorundayız.

15 Mart 2020’de kutladığımız Dünya Tüketici Hakları Günü’nün, insanlığın yaşanan bu trajediden gerekli dersleri aldığı, bilinçsizce tüketimin sadece dünyaya ve geleceğimize ihanet olduğunun fark edildiği bir gün olmasını diliyoruz.”

15.03.2020, Tüketici Postası

15 Mart 2019 Cuma

Küçükçekmece’de Bilinçli Tüketim konulu panel yapıldı

Küçükçekmece Belediyesi, tüketici dernek ve federasyon başkanlarının konuşmacı olarak katıldığı “İsraf, Tasarruf, Bilinçli Tüketim” konulu bir panel gerçekleştirdi.

15 Mart 1962 yılında ABD’nin o dönemdeki başkanı John Fitzgerald Kennedy’nin Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada ilk kez Tüketici Hakları diye bir kavramdan söz etmesi ile başlayan süreçte Birleşmiş Milletlerin 1985 yılında aldığı bir karar ile 15 Mart tüm dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak kabul edildi. Her yıl ülkemizde de tüketicilere atfedilen bu özel günde ve ilişkili haftasında tüketici dernekleri, kamu kurumları, ilgili sivil örgütler tüketici bilincini, farkındalığını ve önemini anlatan etkinlikler düzenliyor.
Bu bağlamda Küçükçekmece Belediyesi, tüketici dernek ve federasyon başkanlarının konuşmacı olarak katıldığı “İsraf, Tasarruf, Bilinçli Tüketim” konulu bir panel gerçekleştirdi. Küçükçekmece Zahide Nine Semt Konağı’nda gerçekleşen panelin izleyici çoğunluğunu kadınlar oluşturdu.

Moderatörlüğünü Tüketici Hakları Merkezi derneği (TÜMER) Genel Başkanı Fatih Dinler’in yaptığı panelde, Uluslararası Tüketiciler Derneği (UTD) Genel Başkanı Sebahattin Doğan, Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal ve Tüketici Birliği federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz katılımcıları tüketici meselelerinin farklı konularında bilgilendirdiler.

Paneli izleyen kadınların da kendi deneyimlerini paylaştığı, cevap aradıkları soruları sorduğu panelde ilk konuşmayı Uluslararası Tüketiciler Derneği (UTD) Genel Başkanı Sebahattin Doğan yaptı.

Dünyadaki israf oranlarına dikkat çekerek konuşmasına başlayan Doğan, tüketim doyumsuzluğuna geldiğimiz süreci çarpıcı bir video sunumu görsel hafızlara yerleştirdi. Doğan video sunumu sonrası devam ettiği konuşmasında dünyadaki ve ülkemizdeki israfın boyutlarına söyle dikkat çekti;

“Günde 4 milyon 900 bin ekmek israf ediliyor. Bu öyle büyük bir rakam ki, dörtte biri ile 870 milyon insan doyabiliyor. İsrafa ilişkin yayınlar televizyonlarda defalarca yayınlanıyor, rakamlar açıklanıyor, uyarılar yapılıyor ve bizler bütün bu yayınları izliyor, görüyoruz. Buna rağmen sonrasında çok hızlı bir şekilde yine bilinçsizce tüketime devam ediyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde ciddi yoksulluk çeken insanlar var. Bir günde bir öğün yemek bulamayan insanların sayısı yaklaşık olarak günlük 500 milyon insanın üzerinde. OECD ve FAO verilerine göre üretilen gıdaların üçte biri çöpe gidiyor. Yani her yıl 1,3 milyon ton gıda çöpte.

2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar olacağı, beslenmek için gıda üretiminin yüzde 50 artacağı düşünülüyor. Bütün bu gerçeklere rağmen israf alışkanlığımız son bulmuyor. Ülkemizde günde 1486 ton ekmek israf ediliyor. En çok israf ekmekte ve ilginç olan Türkiye’nin üretmiş olduğu tahıl ve buğday maalesef Türkiye’nin ihtiyacını göremez hale geldi. Şu anda tahılı en çok Rusya’dan olmak üzere birçok ülkeden ithal eder hale geldik.

Yine OECD ve FAO verilerine göre ABD’de üretilen gıdaların yıllık yüzde 40’ı yenmeden çöpe atılıyor. Avrupa Birliğinde de yaşayan insan sayısı yaklaşık 741 milyon ve burada da çok ciddi israf var. Kişi başına düşen 400 gram gıdanın 274 gramı israf ediliyor.

İSRAF ETME DÜNYA DOYSUN
Türkiye’de israfa çekilen dikkat ilk defa Bakan Hayati Yazıcı’nın “İsraf etme dünya doysun” sloganıyla başladı. “Avrupa’da israf edilen gıda ile Afrika beslenir” demişti. Bu çok önemliydi. Türkiye’deki israf için de aynı şey söz konusu. Türkiye’de de israf dünya ortalamasının çok üzerinde. Biz 1985 yılına kadar böyle değildik. 1985 sonrasında teknolojinin artmasıyla, batıyla olan entegrasyon sürecinde yaptığımız israfta büyük bir artış oldu. Şu çok net bir gerçek ki, israf etmezsek okulumuzu da hastanemizi de yapabiliriz. Dünyada herkese yetecek kadar gıda var, kıyafet var. Yeter ki ihtiyacımızdan fazla tüketmeyelim.

Panelin moderatörlüğünü de yapan Tüketici Hakları Merkezi derneği (TÜMER) Genel Başkanı Fatih Dinler de tüketim ve alışveriş aşamasında kapitalist süreçleri göz önünde bulundurmalıyız diyerek sistemin götürdüğü kaçınılmaz sona dikkat çekti. Dinler,

“Dünyada tüketimin önüne geçebilecek tek duygu tasarruftur” diyen Dinler sözlerini şöyle sürdürdü: “İmkânı olan insanların hem üreterek tüketmeye hem tüketerek tüketmeye ve dünyanın sonunu getirmeye çok hızlı bir şekilde çabaladığını görüyoruz. Tüketirken satın aldığımız ürünlerin tüketime yetiştirilirken üretim aşamasındaki kapitalist süreçleri göz önünde bulundurmalıyız.

Örneğin, bir markete veya bir elektronik mağazasına gittiğimiz zaman mesela karşınıza otuz tane cep telefonu sergiliyorlar. Satış taktiklerinde sizi “bu sizin için iyi değil, bunu alın” diyerek yönlendiriyorlar. Size iyi olmayanı göstererek aslında satmak istedikleri ürüne yönlendiriyorlar. Sergilenen diğer telefonlar aslında hedefteki telefonun satılmasına hizmet ediyor. Burada bu kapitalist sürecin farkındalığında olmak, bilinçli tüketici olmak, ihtiyacımızın ne olduğunu ve tabi haklarımızı bilmek çok önemli.”

Özellikle özel günlerde yapılan tüketim miktarına dikkat çeken Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal konuşmasına, “İhtiyaçlarımızı kim belirliyor, biz mi belirliyoruz, ihtiyaçlarımızı belirleyen etkenler nelerdir?” sorularına cevap vererek başladı.

Koçal, “Genelde ihtiyaçlarımızı bir belirliyor gözüksek de ihtiyaçlarımızın tamamını biz belirlemiyoruz. İhtiyaçlarımızı, komşular, çevre, arkadaş grubu, reklamlar, televizyonlar, görseller gibi iletişim araçları belirliyor” dedi.

Kapitalist ülkelerin gelişmesi geri kalmış ülkelerin ilerlemelerini istemediklerini hatta buna engel olacak sistemler geliştirdiklerini söyleyen Koçal sözlerini şöyle sürdürdü;

“Kapitalist sistemin yürümesi ve daha fazla kazanç elde edilmesi için mutlaka bir üretim gerekiyor ve bu üretimi tüketecek bir toplum gerekiyor. Dolayısıyla az maliyetli faza satışlı bir üretim ve bunu üreten bir toplum olması gerekiyor onlar için. Kapitalist ülkeler, bizim gibi gelişmekte olan yani teknolojik, sanayi gibi alanlarda geri olan ülkelerin ilerlemesini istemezler. Kendilerinin ihracatını, o ülkelerin ise ithalatını çoğaltmak isterler.

İhtiyaçlarımızı belirlerken örneğin, iphone alıyoruz, bir sene sonra başka bir versiyonu çıkıyor ve onu da alıyoruz. Oysa amaç iletişimse ve elimizdeki telefon iletişim kurmanızı sağlıyor ise bir küçük özellik değiştiği için yeni versiyonunu almak yerine elimizdeki telefonu ömrü bitene kadar kullanmamız gerekiyor. Ama televizyonlarda o kadar hızlı reklamlar dönüyor, o telefonun albenisi beynimize öylesine işleniyor ki, biz istemeseniz çocuğumuz istiyor. Neden, çünkü onun arkadaşlarında o telefon var. İşte ihtiyaçlarımızı bu şekilde komşularımız, çevremiz, arkadaşlarımız belirlemiş oluyor. Ne aracılığı ile, reklam aracılığı ile.

Bugün, açlık sınırı asgari ücretin de üzerine çıktı. Gelirimize göre ihtiyaçlarımızı da belirlemeye alışmamız gerekiyor. Kapitalist sistem bize gelirimizin üstünde yani gelecekteki gelirimizi de elimizden alan bir sistem geliştirdi. Ne sundu, kredi kartı sundu. Cebimizdeki plastik kartları sanki para gibi görmemizi sağladı. Bu plastik kartlarla önümüzdeki aylarda alacağımız geliri harcıyoruz. Ay başı geldiğinde aldığımız maaşın büyük bölümünü kredi kartlarına yatırıyoruz. Ay sonunu getirmek için yine kart kullanıyoruz ve bir süre sonra faturaları süresinde ödeyemeyecek duruma geliyoruz. Bozulan aile huzurları, eve gelen hacizler hızla artıyor.

Diğer yandan, israfın büyük kısmı gelir seviyesi yüksek olan kesimlerde görülüyor. Dolayısıyla biz bilinçli tüketiciyi şöyle tanımlıyoruz; ihtiyacına göre harcama yapan, alışveriş yapmaya giderken ne alacağını bilerek ve listesini yaparak giden ve onun dışına çıkmayandır.

En fazla bir haftalık ihtiyacınızı giderecek gıda alışverişi yapmalısınız, yapmazsanız sadece sermaye kesimine para kazandırmış olursunuz çünkü ihtiyaç fazlası çöpe gidiyor.

Tüketimi arttıran diğer etken özel günler. Sevgililer günü, anneler günü, kadınlar günü, babalar günü gibi. Geçen yıl 12,3 milyon işlem adedi ile rekor kırılmış anneler gününde. Yine sevgililer gününde 8,3 milyarlık harcama gerçekleşmiş. Bu insanların ihtiyacı olan bir şey değil çünkü sevgili, anne, baba, kadın bizler için yılın her günü önemlidir, önemli olmalıdır. Bu günleri biz icat etmedik. Bu günler, daha fazla para kazanmak, daha fazla tükettirmek için kapitalist ülkelerce toplumun önüne konan sistemlerdir.

Peki kısaca ne yapacağız?
-İhtiyaçlarımızı başkaları değil biz belirleyeceğiz.
-Atalarımızın dediği gibi ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Yani gelir ve gider dengemizi kuracağız.
-Alışverişlerimizi ne alacağımızı bilerek, belirleyerek ve onun dışına çıkmayarak yapacağız.
-Bilinçli tüketiciler olarak haklarımızı bileceğiz, öğreneceğiz ve tüketici derneklerinde örgütleneceğiz.

Panel’de son konuşmayı yapan Tüketici Birliği federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Panelin şu ana kadarki sürecinde alacağımız bireysel önlemlerle kendi aile bütçemizi nasıl yöneteceğimizi öğrendik. Şimdi size söyleyeceklerimizle, şu anda vermekte olduğumuz ekonomik savaşı ülke olarak nasıl kazanacağımızı anlamaya çalışacağız” diyerek katılımcıların büyük bölümünün ilk defa farkında olacakları bir konuyu ele aldı.

“Lütfen çantalarınızdan bir kâğıt ve demir para çıkarın ve üzerinde yazanı okuyun.” Sözleri ile meraklandıran Deniz katılımcılara paraların üzerinde yazan banka isimlerini okuttu. Deniz” Gördüğünüz gibi, demir parada Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, kâğıt parada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazıyor. Aradaki fark “i” harfi. Neden biliyor musunuz?” diyerek durumu tarihsel süreci ile anlattı;

“Bundan tam 400 yıl önce İngiltere ve Fransa çok büyük bir savaşa tutuşmuş. Savaş yıllarca sürmüş. Savaşın uzunluğu İngiltere hazinesini iflas ettirmiş. Artık hazinenin savaşı finanse edecek parası kalmamış. Bunun üzerine İngiliz Kralı üç Yahudi bankere giderek borç para almış ve savaşı ancak bu şekilde yürütebilmişler. Bundan 200 yıl sonra ise Kırım Savaşında Osmanlı Devleti’nde hazine öylesine boşalmış ki, askerlerin yiyeceğiniz karşılayamaz hale gelmişiz, halk fakirleşmiş. Osmanlı Devleti de yine Yahudi kökenli Fransız bankerlerinden borç para istemiş. Yedi cihana hükmeden imparatorluk üç tane Fransız bankerden borç para temin etmiş. Ama bu durum sadece bizim başımıza mı gelmiş. Hayır, Amerika’nın da başına gelmiş.

1906 yılında Amerika’da çok büyük bir deprem oluyor, San Francisco depremi. Bu depremle Amerika ciddi ölçüde yıkılıyor ve ekonomisi büyük zarar görüyor ve Amerika artık devleti yönetecek bir kaynağa ulaşamıyor. 7 tane Yahudi tefeciye gidiyorlar ve onlardan borç para alıyorlar.

İşte İngiltere’ye, Osmanlı’ya, Amerika’ya borç para veren bu Yahudiler verdikleri borçlar için hem faiz alıyorlar hem de şunu söylüyorlar “bundan sonra parayı basma yetkisini bizim bankamıza vereceksiniz, sizin devletinizin parasını biz basacağız.”

Yani bugün Amerika’da da, İngiltere’de de, Türkiye’de de kağıt parayı basma yetkisi devlete ait değil. Oysa biz kâğıt paramızı Merkez Bankası basıyor zannediyorduk. Parayı devletin bastığı düşünülsün, sanılsın diye “i” harfi eksik olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazılıyor. Bir algı operasyonu yapılmış oysa ki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası etrafta gördüğümüz diğer bankalardan farklı değil. Bireysel olarak kurulan ve Türkiye’ye borç para veren bir banka. Devlet bu bankanın sadece yüzde 51 hissesine sahip.

Küresel ekonomik sistem bugün bütün devletlerin ekonomilerini ele geçirmiş, merkez bankaları üzerinden devletlerin ekonomilerini canlarının istediği gibi idare etmiş vaziyettedir. Bu nedenle bütün devletlerin ekonomik olarak boyunduruk altında kalması için elimize Dolar adını verdikleri bir kâğıt parçası vermişler. Bugün her şey dolara göre hareket ediyor. Ama Dolar dediğin Amerika’daki 7 tane Yahudi’nin kurduğu Amerikan Merkez Bankasının bastığı, karşılığı olmayan bir kâğıt paradır. Dünyada 15 trilyon Dolar dolaşıyor ve bu kadar Doların karşılığı Amerika’da altın olarak yok. Yani bizim ekonomimizi idare eden, Amerika Merkez Bankasının bastığı, karşılığı olmayan, kâğıt parçası olan Dolardır.

Onun için şu anda büyük bir ekonomik savaş veriliyor. Onun için küresel ekonomiye karşı ayağa kalkma savaşı veriliyor. Onun için milli paramızı önemseyelim, koruyalım diye devlet büyüklerimiz çağrı yapıyorlar. Onun için Müslüman ülkeler ve dost ülkeler arasında kendi paramızla alışveriş yapalım deniliyor. Onun için artık bu Doların yani Amerika’nın egemenliğinden kurtulalım istiyoruz. Bunun için evimizde işimizde yerli malı kullanmak zorundayız. Ne kadar çok yerli ürün tercih edersek dolara ve dışa olan bağımlılığımız o denli azalacaktır. Bugün burada anlatılan tedbirlerle sadece evinizin değil, ülkenin ekonomisini de korumuş olacaksınız. Yiyin, için, israf etmeyin. 10 emire de uymuş olacaksınız.

16 Mart 2018 Cuma

15 MART DÜNYA TÜKETİCİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Gelişen ve değişen ekonomide tüketici haklarının korunması daha da önem kazanmaktadır” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “15 Mart, bütün dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmaktadır. Modern zamanların tüketici hakları mücadelesi, 1960’lı yıllarda başlamış ve giderek gelişmiş ve dünya halklarının önemli mücadele alanlarından biri olmuştur. Yıllar içinde ekonominin mimarisindeki gelişmeler ve teknolojideki evrim, tüketici hakları mücadelesinde de, değişikliğe ve gelişmelere yol açmıştır.

Bundan birkaç yıl önce tüketici sorunu olarak kabul edilen kimi konular bugün için tüketicinin gündeminde yer almamakta, öte yandan özellikle teknolojideki gelişmeler ile küresel ekonomide oluşan değişiklik, tüketici için yeni mücadele alanları oluşturmaktadır.

Ülkemize ilişkin tüketici hakları mücadelesinde yola geç çıkılmış olsa da, toplumda oluşan tüketici hakkı bilinci ve ülkemiz tüketicisinin hak arama konusundaki istekliliği olumlu gelişme olarak kaydedilmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), 2012 yılında bir çatı örgüt olarak kurulmuş, tüketici hakları alanında çalışma yapan dernekleri bir araya getirerek ülkenin en büyük tüketici örgütü durumuna gelmiştir. Tüketicinin temsili ve karar alma mekanizmalarında etkili olma yönünde çalışmalar yaparak, tüketici haklarının gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) şimdi yeni bir çalışmaya daha imza atmakta ve Türkiye’nin ilk tüketici haber portalı olan Tüketici Postası’nın yayın hayatına başladığını müjdelemektedir.

Ekonomi basınının duayen isimleri ve tüketici hakları mücadelesi uzmanlarının bir araya gelerek başlattığı ve www.tuketicipostasi.com adresinde, 2017/Ekim ayında deneme yayınına başlayan Tüketici Postası, test aşamasını bitirerek, 15 Mart 2018, Dünya Tüketiciler Günü’nünde, düzenli yayınlarına başlamıştır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından desteklenen Tüketici Postası, tüketiciye yönelik ülkenin ilk ve tek bağımsız haber portalı olarak, ülkemiz tüketicisinin bilgilenmesi, sorunlarını çözmesi ve doğru şekilde tüketim için önemli bir medya çalışmasıdır.

Tüketici Birliği Başkanı gençleri israfa karşı uyardı

Küçükçekmece Belediyesi, Dünya Tüketici Hakları Günü'nde Küçükçekmeceli gençlere tüketici hakları konulu bir panel düzenledi.

Küçükçekmece Belediyesi, Dünya Tüketici Hakları Günü'nde Küçükçekmeceli gençlere tüketici hakları konulu bir panel düzenledi. Panele katılan üzere Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz çarpıcı rakamlarla yapılan israfa karşı uyardı.

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen "Yerel Yönetimlerde Tüketici Hakları" konulu panele, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Recep Şencan ile Özel Kalem Müdürü Ömer Keser başta olmak üzere Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Uluslararası Tüketiciler Derneği Başkanı Sebahattin Doğan, Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tüketici Hakları Zabıta Amiri Sinan Kalender katıldı.

"Bilinçli tüketici olmak herkesin görevi"
Panelde açılış konuşması yapan Recep Şencan, bilinçli bir tüketici olmanın herkesin görevi olduğunu kaydederek, "Tüketici bilinçli olunca topluma da katkı sağlıyor. Satıcıları da yönlendiriyor, üretimi de şekillendiriyorlar. Şu anda satıcılar ve üreticiler de daha bilinçli. Sizin de genç nesiller olarak topluma karşı görevleriniz var. Bunların başında bilinçli tüketici olmak geliyor" dedi.

"Bir yılda çöpe giden gıda parasıyla 171 bin okul yapılır"
Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz'e tüketici haklarına dikkat çeken etkinliklere imza attığı için teşekkür eden Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz ise bilinçli tüketici olma noktasında tasarrufun önemine değindi, Deniz, gençlere tasarruf yapmalarını şu sözlerle öğütledi: "Bir yılda 214 milyar liralık gıda çöpe gidiyor. Bu parayla 171 bin okul, 11 bin hastane yapabiliriz. Elektrikte 100 liranın 35 lirasını aslında kullanmıyoruz. Bunu israf etmesek 132 Milyar ülke ekonomisi kazanır. Korkunç bir israf içindeyiz. Sürekli tüketiyoruz ancak doğru tüketmediğimiz için kayıptayız"

"Sosyal medya insanları yanıltıyor"
Panelin moderatörlüğünü yapan Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler ise 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü'nün tarihini katılımcılarla paylaştı: "Bundan 100 yıl önce tüketiciler satın aldıkları ürünlerde refleks göstermiştir. Amerika'da aldıkları üründen fayda sağlayamamışlardır." Dinler ayrıca sosyal medyanın insanları ihtiyaç olmayanı almak konusunda yanılttığını söyledi.

"Mağdur olmamak için elinizde mutlaka bir belge olsun"
İBB Tüketici Hakları Zabıta Amiri Sinan Kalender ise yaptığı konuşmada tüketicileri ilk önce ellerinde kanıt olması gerektiği konusunda uyararak, "Mağdur olmamak için elinizde mutlaka bir belge olmalı. Fiş, sözleşme bir şey. Mutlaka alın" dedi. Uluslararası Tüketiciler Derneği Başkanı Sebahattin Doğan da dünyadaki tüketicilerin haklarını gençlere anlatarak, gençlere daha çok okumaları ve kendi haklarını öğrenmeleri tavsiyesinde bulundu.

Program sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan konuklara ise Ömer Keser teşekkür ederek çiçek takdim etti.



"15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlu Olsun"


İstanbul, 14.03.2018
  
“15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlu Olsun”
“Tüketici Postası yayınlarına başladı”

15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “gelişen ve değişen ekonomide tüketici haklarının korunması daha da önem kazanmaktadır” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

15 Mart, bütün dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmaktadır.
Modern zamanların tüketici hakları mücadelesi, 1960’lı yıllarda başlamış ve giderek gelişmiş ve dünya halklarının önemli mücadele alanlarından biri olmuştur.

Yıllar içinde ekonominin mimarisindeki gelişmeler ve teknolojideki evrim, tüketici hakları mücadelesinde de, değişikliğe ve gelişmelere yol açmıştır.
Bundan birkaç yıl önce tüketici sorunu olarak kabul edilen kimi konular bugün için tüketicinin gündeminde yer almamakta, öte yandan özellikle teknolojideki gelişmeler ile küresel ekonomide oluşan değişiklik, tüketici için yeni mücadele alanları oluşturmaktadır.

Ülkemize ilişkin tüketici hakları mücadelesinde yola geç çıkılmış olsa da, toplumda oluşan tüketici hakkı bilinci ve ülkemiz tüketicisinin hak arama konusundaki istekliliği olumlu gelişme olarak kaydedilmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), 2012 yılında bir çatı örgüt olarak kurulmuş, tüketici hakları alanında çalışma yapan dernekleri bir araya getirerek ülkenin en büyük tüketici örgütü durumuna gelmiştir. Tüketicinin temsili ve karar alma mekanizmalarında etkili olma yönünde çalışmalar yaparak, tüketici haklarının gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) şimdi yeni bir çalışmaya daha imza atmakta ve Türkiye’nin ilk tüketici haber portalı olan Tüketici Postası’nın yayın hayatına başladığını müjdelemektedir.

Ekonomi basınının duayen isimleri ve tüketici hakları mücadelesi uzmanlarının bir araya gelerek başlattığı ve www.tuketicipostasi.com adresinde, 2017/Ekim ayında deneme yayınına başlayan Tüketici Postası, test aşamasını bitirerek, 15 Mart 2018, Dünya Tüketiciler Günü’nünde, düzenli yayınlarına başlamıştır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından desteklenen Tüketici Postası, tüketiciye yönelik ülkenin ilk ve tek bağımsız haber portalı olarak, ülkemiz tüketicisinin bilgilenmesi, sorunlarını çözmesi ve doğru şekilde tüketim için önemli bir medya çalışmasıdır

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

25 Mart 2015 Çarşamba

Tüketiciler İçin Gelen Yeni Haklara Dikkat

Küçükçekmece Belediyesi tarafından Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen "Yeni Tüketici Kanunu" konulu panelde, uzman konuklar katılımcılara bilinçli tüketici olmanın önemini ve tüketici haklarını anlattı.

Küçükçekmece Belediyesi tarafından Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen "Yeni Tüketici Kanunu" konulu panelde, uzman konuklar katılımcılara bilinçli tüketici olmanın önemini ve tüketici haklarını anlattı.

Yeni tüketici kanunu ile rekabetin korunması konusundaki mevzuat ve uygulamalarının konuşulduğu panelin moderatörlüğünü Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz yaptı. Programa katılan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Av. Recep Şencan, bu konuda yapılan çalışmaların önemine dikkat çekerek, katılımcılara teşekkür etti.

KONUT SATIŞLARINA DÜZENLEME GETİRİLDİ
Tüketici haklarının korunmasının kültürümüzde Ahilik Teşkilatı’na kadar uzandığını ve temel bir insan hakkı olduğunu belirten Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yetkilisi Uzman Abdullah Fatih Çelenk, tüketici sözleşmeleri ile ilgili düzenlemelerle ilgili, "Kanun ön ödemeli konut satışlarına düzenleme getirmiştir. Buna göre inşaat firmaları yapı ruhsatı almadan tüketicilere ön ödemeli konut satışı sözleşmesi yapması yasaklanmıştır. Konutlarda teslim süresi 36 aya çıkarılmıştır. Ayrıca, internetten yapılan satışlarda, mesafeli sipariş edilen ürünlerin en geç 30 gün içinde, tüketiciye teslim etme zorunluluğu getirilmiştir" dedi.

"GARANTi BELGESİNİ ISPATLAMAYIN"
Tüketici Hakları Merkezi Derneği Başkan Vekili Fatih Dinler ise tüketici hakkının aynı zamanda kul hakkı olduğunu belirterek özellikle akıllı telefonlar üzerindeki tüketici hakları ile ilgili, "Bir cep telefonu arızalı çıktığında tüketicinin sözleşmeden dönme, telefonu geri verip yenisiyle değiştirme, ücretsiz tamir ve bedel indirimi gibi hakları var. Garanti belgesiyle satılması zorunlu olan mallarda da belgenizi kaybetmişseniz onun bir kopyası da firmadadır” ifadesini kullandı.
Gıda güvenliği kapsamında bulunan tüketici haklarını katılımcılarla konuşan Sabahattin Zaim Üniversitesi Akademisyeni Yrd. Doç. Dr. Halime Pehlivanoğlu, "Bir gıda ürünü aldığımızda üretici firmasına ve son tüketim tarihine kaçımız bakıyoruz. Gıda ile ilgili sorun yaşadık ne gibi haklarımız var? Bunları biliyor muyuz? 2009 yılından beri Alo 174 hattı var. Bir gıda ürünüyle ilgili sorun yaşadığımızda Alo 174’ü arayalım. Ve bir şikayet oluşturalım. İndirim reyonlarından ürünler aldığımızda kısa zamanda tüketelim" diye konuştu.

"BİLİNÇSİZ HAREKET EDİYORUZ"
GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikaları Araştırmaları Derneği) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer de insanların düşünmeden tüketme alışkanlığını eleştirdiği konuşmasında; " Gıdalarda ’monosodyum glutamat’ maddesi var. Üreticiler için bulunmaz bir madde. Çok lezzetli geliyor, seve seve yiyor tüketici. Ancak acısı sonradan çıkıyor. Beyni etkiliyor. Alzheimer hastalığı artıyor" diyerek tüketicileri uyardı.

14.03.2015 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/Istanbul-Haberleri/tuketiciler-icin-gelen-yeni-haklara-dikkat_73264

18 Mart 2013 Pazartesi

"Soyguna Dur Diyeceğiz"

Tüketici örgütleri bankaların aldığı ücretlere isyan etti
Bankaların, 40’ın üzerinde işlemden aldığı ücretlere karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden tüketici örgütleri, yalnızca boykotlarla değil açacakları davalarla da bu soyguna artık dur diyeceklerini söylediler
 
Dünya Tüketiciler Günü’nde tüketici dernek ve federasyonları çeşitli etkinliklerle yurttaşları bilinçli olmaya çağırıyor. Özellikle son günlerde bankaların haksız ve yargı kararlarını hiçe sayan uygulamalarına karşı yurttaşları tepki göstermeye ve hak aramaya çağıran kitle örgütleri temsilcileri, 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü dolayısıyla Aydınlık’a açıklamalarda bulundu.
 
İhtiyacımız kadar tüketmeliyiz
Bugün saat 12.00’de İstanbul Kadıköy’de Boğa Heykeli’nin önünde düzenleyecekleri basın açıklamasına bütün yurttaşları davet eden Tüketici Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, bundan sonra da bankaları boykot eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.
 
Tüketicinin korunmasına ilişkin yeni yasanın bir türlü çıkarılamamasını taslakta bankaların aleyhlerine olan bir takım maddelere karşı itiraz etmelerine bağlayan Eroğlu, şunları söyledi: ‘’Bankalar işletme giderlerinin yüzde 60’ını tüketicilerden kestikleri masraflardan karşılıyorlar. Bu çok ciddi bir rakam. Geçenlerde şahit oldum bir bankada 82 lira havale yapmak isteyen müşteriden 32 lira masraf istediler. ‘Bu rakam neye göre belirleniyor?’ diye itiraz ettik. Ama cevap alamadık.
 
Tüketicilerin artık tüketimden gelen gücünü kullanmaları gerekiyor. Yapacağımız boykotların yanında, tüketicilerden 40 üzerinde işlemden kesilen bedellerle ilgili de işte dosya masrafı, hesap işletim bedeli, kredi kartı aidatı gibi, 5 lira 10 lira demeden şikayetlerde bulunmalıyız. Dünyada bankalar batarken Türkiye’deki bankalar kar ettiler. Bunu da tüketicinin sırtına binerek yaptılar. Artık bu soyguna dur demenin vakti geldi. Türkiye her geçen gün borç batağına saplanıyor. Özellikle gençlerin harcamalarına dikkat etmesi gerekiyor. Bu nedenle artık ihtiyacımız kadar tüketmeyi öğrenmeliyiz.’’
 
‘Banka boykotu’ eylemleri hükümete de bir uyarıdır
Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar, 2012 yılında özellikle bankaların haksız uygulamalarına karşı yapılan şikayetlerde patlama yaşandığını kaydetti. 2013’te bu şikayetlerin daha da artacağına işaret eden Çakar, ‘’Tasarı halinde olan tüketiciyi koruma yasasından bankaların aldığı bir takım ücretlere sınırlama getirilecek. Ancak tasarıya, bankaların tüketicilerden yeni ücretler almaması içinde bunu engelleyen maddeler konulması lazım’’ dedi. 13-14 Mart tarihlerinde gerçekleştirdikleri ‘bankaları boykot’ eylemlerine birçok kitle örgütünün destek verdiğini ifade eden bunun hem hükümete hem de bankalara bir uyarı olduğunu belirtti. Tüketicilerin yalnızca bankaların uygulamalarından kaynaklı sorunları olmadığına işaret eden Çakar, ‘’Enerji zamları, sağlıklı gıda ve su, telekominasyon şirketlerinin uygulamaları gibi daha çözüme kavuşmamış birçok mesele var. Bütün bu sorunlar ancak, kamu yararını gözeten ve tüketici haklarını koruyan ekonomik ve sosyal politikalarla çözülebilir’’ diye konuştu. Çakar, bundan sonra yapacakları faaliyetleri şöyle anlattı: ‘’Bugün Ankara Kızılay’da saat 11.30’da tüketicinin yedi önemli sorununa dikkat çekmek için bir gösteri düzenleyeceğiz. Bu yeni sorunla boğuşurken kendisi de bir sorun yumağı haline gelen tüketicinin sıkıntılarını anlatacağız. 16 Mart saat 13’te ise, Tüketiciler Federasyonu bünyesinde Ankara Türk-İş Konferans salonunda tüketici hakları yasasına ilişkin bir konferans düzenleyeceğiz.’’
 
Mahkeme kararları emsal teşkil etmeli
Dünya Tüketiciler Günü dolayısıyla gazetemize yaptığı açıklamada yurttaşların hakları konusunda artık daha bilinçli olduğunu söyleyen Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise, “Yurttaş bilinçli ama sistemin içerisinde kıskaca alınmış vaziyette. Şimdi bankaları boykot edebiliriz ancak, o gün ödememiz varsa ve son günüyse bunu yatırmaya mecburuz. Mevcut sistem tüketiciyi bir kıskaca almış durumda bundan kurtulmak lazım’’ dedi. Tüketicilerin sorunlarının yalnız bankalardan kaynaklanmadığına vurgu yapan Deniz, en önemli meselelerden bir diğerinin de gıda denetimi olduğunu kaydetti. “Birçok düzenleme yapılıyor ama bunları uygulayacak ne teknolojik alt yapı var ne de eleman’’ diyen Deniz, şöyle devam etti: “Bankalarla ilgili yaşanan mağduriyetlere gelirsek, tüketici mahkemelerine davalar açıyoruz. Ancak bu davaların bir bağlayıcılığı olmuyor her yurttaş gidip kendi özel durumu için dav aaçmak zorunda kalıyor. Hatta bu sene kart aidatının iadesine ilişkin dava açıp kazanmanıza rağmen gelecek yıl yeniden dava açmanız gerekiyor. Bu kararların emsal teşkil edip tüketici lehine işler hale getirilmesi gerekiyor.’’
 
Tüketici yeni kanununu bekliyor
Türkiye’de yaşanan tüketici sorunlarını değerlendiren Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya da, “Yetersizliğe rağmen mevcut yasaların uygulanmaması ve denetimlerin şekilde kalması kamu eliyle tüketici mağduriyetlerinin artmasına sebep olmaktadır” dedi. Anayasanın 172. maddesinde yer alan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmünü hatırlatan Kaya, buna rağmen mevcut yasaların günün koşullarına göre uyarlanamaması sebebiyle tüketicilerin kötü niyetli satıcıların elinde kazanç makinesi haline getirildiğini bildirdi. Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Yapılan gayri kanuni işlemler ile bankalar, iletişim sektörü ve gıda sömürücülerinin tüketicilerin bilinçsizliğinden yararlanarak her anlamda tüketicileri sömürmeyi bir alışkanlık haline getirerek, haksız menfaat temin etmektedirler. Tüm bunların bağlamında yargı mercilerinin kararları da bahsedilen sektörlerce açık açık çiğnenmektedir. Dolayısıyla yeni kanun taslağının derhal meclisten geçirilerek yürürlüğe sokulması elzemdir.’’
 

20 Mart 2010 Cumartesi

Kral'ın Günü


Kapıyı tıklatan görevli; “it’s time to go Mr. President (Sayın Başkan, gitme zamanımız geldi)” diye uyardığında, Başkan saatine baktı. “Evet, vakit gelmiş” diye düşündü.
Önündeki kağıt tomarını güzelce katlayıp ayağa kalktı ve Oval Ofis’in kapısında bekleyen görevliye “gidelim” dedi.

Güneşin yüzünü az gösterdiği bir Perşembe sabahıydı.
Beyaz Saray’dan ayrılan Başkanlık konvoyu süratle Temsilciler Meclisi’ne doğru yol alıyordu.
Limuzinin içindeki Başkan, birazdan yapacağı konuşma ile ekonominin varolan düzeninde yeni bir açılımın olup olamayacağını hesaplıyordu.

Alkışlar arasına kürsüye gelen ABD. Başkanı John F. Kennedy; “tüketiciler en büyük topluluktur. Ekonomiyi ve ekonomiyi yönetenlerin kararlarını etkileyecek güce sahiptirler” diyerek başladığı tarihi konuşmasını bitirdiğinde, salonda bulunan Temsilciler Meclisi üyeleri önemli bir olaya tanıklık ettiklerini hissediyorlardı.

15 Mart 1962 yılında, o Perşembe sabahı ABD. Başkanı John F. Kennedy’nin Temsilciler Meclisi’nde yaptığı bu tarihi konuşma ile ilk kez insanların tüketici olarak hakları bulunduğu ve korunması gerektiği en yüksek ağızdan ifade ediliyordu.

Kennedy tüketicilerin;
-sağlığı veya yaşamı için tehlikeli malların pazarlanması ve satışından korunmasına ilişkin güvenlik hakkı,
-yanıltıcı reklâm, etiket ve bilgilendirmeye karşı korunmasını sağlayacak doğru bilgilenme hakkı,
-rekabet ortamında oluşacak fiyatlar ile tercihte bulunmak hakkı,
-çıkarlarının korunması ve güvence altına alınmasını sağlayacak hükümet politikalarının gerçekleştirilmesi ve çıkarlarının korunmasına saygı duyulması hakkı
bulunduğunu ve bu hakların yerine getirilmesi için her türlü yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini, tüketicilerin ekonomiye yön veren en önemli aktör olduğunu söylediği bu konuşması ile ulusal ölçekte tekelden arındırılmış serbest rekabetçi piyasa ortamının sağlanacağını ve hakları güvenceye alınmış tüketici kavramının tanındığını net olar ifade ediyor, dünya uluslarının da bu sürece katılmaları çağrısını yapıyordu.

İşte, ABD. Başkanı John F. Kennedy’nin tarihi konuşmasının gerçekleştiği 15 Mart gününün Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmasının altındaki öykü bu..

Şaşırtan Tarih Yolculuğu
Dünya tüketici haklarının tarihi 15 Mart 1962’ye kadar geri gitse de, biz biraz daha iddialı bir tarih yolculuğu yapalım sizlerle. 1502 yılına, hatta daha geriye Asr-ı Saadet Devri’ne kadar gidelim.

Hazreti Ömer, halife olarak Müslümanların başında.
Bir gün bir kadın huzuruna gelir ve pazarlarda satılan gıdaların çürük olduğundan, pahalı olduğundan dert yanar ve Halifesi’nden bu işe çözüm bulmasını ister.
Hazreti Ömer, o adaletin, hakkın simgesi yüce insan, huzurundaki kadına;
“seni ve dileyen diğer hanımları pazar yeri denetçisi, muhtesibe ilan ediyorum. Gidin pazarları denetleyin. Fahiş fiyatla mal satanı, çürük mal satanı bulun, bildirin” buyururlar.
İşte günümüzdeki “zabıta”ya denk gelen ilk oluşum Hazreti Ömer’in bir grup hanımı muhtesibe olarak tayin etmesi ile gerçekleşiyor.
Muhtesibe’den, ihtisap müessesine, oradan zabıtaya…

Tüketici haklarına ilişkin ilk uygulamanın, yüzyıllar öncesinde, Asr-ı Saadet Devri’nde olması, bir çoğumuzu muhtemelen şaşırttı.

Peki ya, dünyanın ilk tüketici yasası Osmanlı döneminde çıkarılmıştır bilgisine ne diyorsunuz?
Gerçek bu.
1502 yılında Bursa Kanunnamesi adı ile çıkarılan yasa ile tüketicilerin satın alacakları mallara ilişkin kalite, standart belirlemesinin yapıldığı görülüyor.
Örneğin; bir ayakkabının hangi özellikleri taşıması gerekliliği uzun uzadıya yazılmış bu yasada.

Ya Osmanlı’daki Ahi teşkilatı…
Müşterisini aldatanın mesleğini yapmasına engel olunduğu, üretilen her ürünün hakkının verilerek, kaliteli üretilmesinin sağlanması adına yıllarca çırak, kalfa olarak çalışmanın zorunlu olduğu bir ahlâk kurumu.
Ahiliğin kuşattığı bir piyasa ortamında, tüketici haklarının güvence altında olmadığını kim söyleyebilir ki?

Siz Kral mısınız Gerçekten?
Kimi zaman ekonominin doğası gereği, kimi zaman da ahlâki yapılanma gereği, tüketici her zaman kral olmuş aslında.
O zaman veya bu zaman, tüketicinin ne zaman önemsenmeye başladığının, krallığının ilk kez ne zaman ilân edildiğinin günümüz gerçekliğinde, tarihimizle gururlanmamız dışında bir önemi yok.
Şimdi, “bugün” önemli.
Gelişen ekonomik düzende, Kennedy’nin dediği gibi ekonomiye yön verecek kadar güçlü müyüz, tüketici olarak?
Bu güce erişecek denli örgütlü müyüz?
Gücümüzü hissettirecek, hak arama girişimlerinde ısrarlı mıyız, hakkımızı arıyor muyuz?
Kısacası krallığımızın farkında mıyız?
(Makale, Bizim Market Dergisi'nin 2010/Mart sayısında yayınlanmıştır.)