15 Ağustos 2019 Perşembe

Ağam Olasan Ergün


Belki çoğumuza hiç denk gelmedi. Benimse ilk defa…

Geçtiğimiz aylarda kaldığım otelde aniden grev başladı.
Adana HiltonSa tabelasının altında kocaman pankart; “Bu işyerinde grev var.” 
Pankartın altında grev gömleği giymiş onlarca emekçi.
Toplaşıyorlar, konuşuyorlar, birazdan davul-zurna ile emeğin sahibi olmanın gücünü yaşama geçirecekler.

Sosyal medya hesaplarımda paylaştım çektiğim kareyi.
Grev sözcüğünü uzun zamandır duymadığımızdan mıdır nedir, paylaşım beklediğimin üzerinde ilgi gördü.

Ve grevci emekçilerden biri iletişim kurdu benimle.
Verdiğim destek için güzel bir teşekkür aldım. Dayanışma dileklerimi ilettim ben de.

Sohbet ilerledi aralıklarla; otel yönetiminin konaklayan müşterilerden grev nedeniyle rahatsız olduklarına ilişkin imza toplama gayretinden, sendikanın yeteri kadar etkin olmadığından söz edildi.

Birkaç gün sonra da, grevin sonlandırıldığı haberi geldi.
Sevindim, grev amacına ulaştı demek…
Kısa sürdü sevincim, grevi yürüten sendikanın yasada öngörülen sürelere uymaması nedeniyle grev sonlandırılmış.
İşin kötüsü greve çıkan emekçilerin işlerine geri dönmeleri de belirsizmiş. Yani tamamen “teknik” bir hata!..

Emekçi haklarını korumak ve geliştirmek için oluşturulan örgütü yönetenlerin bu “teknik” hatayı nasıl yaptıklarına kafa yormakla meşgulken, kamuda çalışan emekçiler adına toplu iş sözleşme sürecini yürüten Türk-İş’in siyasi iktidar ile anlaştığı haberi düştü.

Bir gün öncesinde, teklifleri kabul edilmezse grev dahil eylem planını açıklayan sendika başkanının, tekliflerinden çok uzak anlaşmanın imza töreninde açık unutulan mikrofonlara söylediği; “uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” sözlerinin ne anlama geldiğini düşünmeye mecalim yok.

Sendikalar, meslek örgütlerinin tepesinde oturanların ne iş yaptıklarını da merak etmiyorum artık.

Hava çok sıcak...

9 Ağustos 2019 Cuma

Oto bakım servislerinde bayram yoğunluğu! Servislere çarpılmayın

Kurban Bayramı arifesinde otomobil yetkili servislerine ve tamirhanelerine rağbet artıyor.

Kurban Bayramı arifesinde otomobil yetkili servislerine ve tamirhanelerine rağbet artıyor. Taşıtlarının bakımı ve kontrolü için sıraya giren sürücülere servisler bin ila bin 200 lira, tamirhaneler 100 ila 200 lira fatura çıkarıyor.

Fiyatlar dengeye oturmalı
Sürücüler, fiyat uçurumuna karşı önlem alınmasını talep ediyorlar. Yetkili servislere ise “Fiyatları dengeleyin. Bakım ve kontrol bedellerini aşağı çekin” çağrısı yapıyorlar. Servislerin motor yağını, hava ve yakıt filtrelerini 600-700 liraya yenilemeleri; buji, fren, far, klima, rot, rot başı ve triger ayarını ise 400-500 lira yapmaları tepki çekiyor. Tüketici derneklerinin yöneticileri, servis yönetimlerini anlayışlı olmaya; art arda indirim kampanyaları uygulamaya davet ediyorlar. Aynı yöneticiler, otomobillerin periyodik bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Sürücüler tarafından fiyat araştırmaları ve kalite karşılaştırmaları yapılmalı. En uygun ve en iyi hizmeti veren firmalar tercih edilmeli” uyarılarında bulunuyorlar.

Şikâyetler artıyor
Yaptığımız araştırmaya göre otomobillerin yedek parça fiyatları da döviz kurundaki gerilemeye rağmen her hafta artıyor. Fiyatlarla ilgili yakınmaların arttığına dikkat çeken Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Doları bahane eden ithalatçı firmalar yedek parça bedellerini şişiriyorlar. Dolar dengelense de geri adım atmıyorlar ve tüketicileri sanayiden çıkma ürün almaya yöneltiyorlar. Haliyle bu durum otomobil kullanıcılarının hayatın tehlikeye atabiliyor” ifadelerini kullandı. Deniz, bundan böyle fiyat denetimlerine önem verilmesi ve sürücülerin güvenli ve uygun fiyatlı yedek parça alabilmesinin önünün açılması gerektiğini de dile getirdi.

09.08.2019, Buğra Kardan, Yeni Akit

YOLCU DEĞİL BİLETLER UÇTU!

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte bilet fiyatları da hızla yükseldi. Bayramı akrabalarıyla birlikte memleketlerinde geçirmek isteyenler bilet bulamamaktan ve bilet fiyatlarının yüksek olmasından şikâyetçi. Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise hava yolu şirketlerine ve otobüs firmalarına seslenerek biletlerin makul fiyatlara çekilmesi çağrısında bulundu.

Kurban Bayramını memleketlerinde geçirmek isteyenler bir ay önce bilet aramaya başladı. Bilet bulmakta zorluk çeken vatandaşlar var olan biletlerinde çok yüksek fiyatlara satılmasından şikâyet ediyor. Yolcular uçamıyor ama bilet fiyatları çoktan uçuşa geçti. Bazı illerde uçak seferlerinin de azaltıldığını belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Vatandaşlar bilet fiyatlarının yüksek olmasından dolayı uçağa binemiyor. Otobüsler ise çok dolu. Kurban Bayramı öncesi tüketiciler mağdur ediliyor” dedi.

“UÇAĞA BİNMEK LÜKS OLDU”
Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte şikayetlerin de arttığını belirten Deniz, “Öncelikle her ile bir havalimanı söyleminin şu süreçte başarılı olmadığını söylemek isterim. Vatandaşlar ucuz ve rahat bir şekilde uçakla yolculuk yapsın diye birçok ile havalimanı açıldı. Fakat geldiğimiz süreçte tüketiciler uçağa binemiyor. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız kur şokundan sonra bilet fiyatları anormal bir şekilde arttı. Artık uçağa binmek lüks oldu. Vatandaş bu konuda bizi arayıp şikayetlerde bulunuyor.” dedi.

“KİMSENİN VATANDAŞI MAĞDUR ETMEYE HAKKI YOK”
Bazı illerde seferlerin azaltıldığını belirten Deniz şöyle devam etti: “Bilet fiyatlarının yüksek olmasının bir sebebi ise azaltılan sefer sayıları. Batman, Diyarbakır ve Erzurum’dan tüketiciler bize ulaşarak uçak sefer sayılarının düşürüldüğünü söylüyor. Biz THT’den ve diğer özel firmalardan yaz döneminde artan talepleri karşılamasını ve sefer sayılarının arttırılmasını talep ediyoruz. Kimsenin vatandaşı mağdur etmeye hakkı yok.”

“BİLETLER MAKUL FİYATLARA ÇEKİLMELİ”
Otobüs firmalarının da fırsatçılık yaptığına değinen Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Uçak fiyatlarının pahalı olduğunu gören vatandaş bu kez otobüse yöneliyor ama durum orada da hiç iç açıcı değil. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’ya sefer düzenleyen firmalar artan talepleri fırsata çevirerek bilet fiyatlarında fahiş artışlara gitmiş. Ramazan Bayramı öncesi de bir zam yapılmış ardından zam geri alınmamıştı. Şimdi yine bayram öncesi fiyat artışları görüyoruz. Firmalar haklı olarak yakıt fiyatlarından şikayet ediyor ama yakıt fiyatları yatay seyrettiği veya düştüğü dönemde bile zam yapıldığını görüyoruz. Ayrıca doların artışından sonra otobüs firmalarında kalite düşüşü de gözlemliyoruz. Gerek sefer sırasında yapılan ikramlar gerekse de mola yerlerinin değiştirilmesi tüketicinin tepkisini çekiyor. Bilet fiyatları makul bir fiyata çekilerek fırsatçılığa son verilmeli. Ayrıca ek seferlerle vatandaşların talepleri karşılanmalı.” ifadelerini kullandı.

VAN VE ERZURUM UÇAK SEFERLERİ MECLİS GÜNDEMİNE GİRDİ
Van ve Erzurum’da sefer sayılarının azaltılması vatandaş tarafından tepkiyle karşılandı. Bilet bulamamaktan şikayet eden vatandaşlar çözümü milletvekillerine ulaşmakta buldu. AK Parti Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak, “Kamuoyunun da son günlerde takip ettiği üzere Van uçak sefer sayısının azalması ve bilet fiyatlarının yüksekliği gündemde sıkça yer almaya devam ediyor. Farklı bir çok kesimden ve vatandaşlardan gelen bu şikayet ilk günden bu yana gündemimizde yer alan ve yakından ilgilendiğimiz en önemli günden maddelerinden birisi yer alıyor. Konuyla ilgili girişimlerimiz sürmekte olup kamuoyunun bilmesi gerektiği mevcut durumu da paylaşmak isterim” dedi. Boeing firmasının uçakları bakıma almasıyla THY’nin 24 uçağının da bakıma alındığını belirten Gülaçar, “Ülke genelinde sefer sayılarında bir problem yaşanıyor. Yaz aylarında artan talepler de havayolu şirketlerinin işini biraz daha zorlaştırdı. Biz Van uçuşlarına öncelik verilmesi ile ilgili talebimizi ilettik.” ifadelerini kullandı. İYİ Parti Milletvekili Naci Cinisli’de Erzurumluların taleplerini TBMM'ye taşımıştı. Cinisli, “Erzurum büyük bir ulaşım sorunu ile karşı karşıya. Son derece az sayıya indirilen uçak seferleri nedeniyle biletler, çevre illere göre hem çok pahalı hem de sefer saatleri ve sayıları uygunsuzdur. Bu durumun derhal düzeltilmesini talep ediyoruz.” diyerek vatandaşın sorunlarını dile getirmişti.

BATMANLILAR SEFER SAYILARINI PROTESTO ETTİ
Batman'dan diğer illere uçuş seferlerinin az olmasından dolayı bir araya gelen Batman Ticaret ve Sanayi Odası (BATSO) üyeleri basın açıklaması yaparak sefer sayılarının arttırılmasını talep etti. Açıklamalarda bulunan BATSO Başkanı Demir, "Daha önce Batman'dan İstanbul ve Ankara'ya uçak seferlerimiz yeterliydi. Ama son aylarda, Batman'dan Ankara'ya 1, Batman'dan-İstanbul'a 2 ve zaman zaman günde 3 sefer yapılmaya başlandı. 600 bin nüfuslu bir ile bu reva görülecek bir şey değildir. Tabi sadece Batman'ın nüfusu 600 binde kalmıyor. Batman Havalimanı'nı kullanan 1 milyona yaklaşan nüfus vardır. Bu haklı çağrımıza başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Ulaştırma Bakanımız, Türk Hava Yolları Genel Müdürümüz sesimizi duyacağından ve Batman uçak seferlerini arttıracağından hiçbir şüphem yoktur. " dedi.

02.08.2019, Muhsin Şenol, Doğru Haber

24 Temmuz 2019 Çarşamba

faiz için indirim vakti

Merkez Bankası’nın 25.07.2019 tarihinde gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ortalığı yakıp kavuran yüksek faizden vazgeçilmeli ve politika faizi en az 300 baz puan düşürülmelidir” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

2018/Mayıs ayından bu yana, gerek iç dinamikler, gerek küresel gelişmeler ve en önemlisi dış kaynaklı ekonomik terör hareketi nedeniyle ülke ekonomisi çok ciddi ölçüde hırpalanmış ve yara almıştır.

Yaşanan kur şokları beraberinde faizlerin yükselmesine, üretimin ve tüketimin azalmasına, yüksek enflasyona ve giderek işsizliğe neden olmuş, ülke ekonomisinin makro göstergeleri başta olmak üzere tüm finansal verileri bozulmuştur.

Yaşanan ekonomik kriz sürecinde, yaşamı sürdürmek için zorunlu tüketimin gereklerinin çoğu zaman yerine getirilememiş, tüketicinin mutfağına adeta alev topu düşmüş, iğneden ipliğe her mal ve hizmetin fiyatı yüksek oranda zamlanmıştır. Ancak buna karşın toplumumuzun iç dinamikleri harekete geçmiş, krizin bir sosyal çalkantıya dönüşmemesi yolunda, ülkemiz insanı panik havasına kapılmadan sağduyulu bir şekilde krize karşı direnmiştir.

Ekonomik krizdeki dalga boyu kısmen stabil hale gelmiş olmakla birlikte, oluşan hasarın giderilmesi, geleceğe yönelik ekonomik ümitlerin güçlenmesi için krizden çıkış senaryosunun uygulanmaya başlaması gereklidir. Bunun ilk adımı da, tüm piyasaları tüketicinin cebini yakıp kavuran yüksek faiz oranlarının düşürülmesi ile atılmalıdır.

Endonezya, Güney Kore ve benzeri birçok ülke Merkez bankalarının politika faizlerinin düşmesine yönelik kararları, ABD Merkez Bankası FED ve AB. Merkez Bankası’nın da bu dönemde faizleri düşüreceğine ilişkin güçlü bir beklentinin olduğu bir dönemde, 25 Temmuz 2019’da toplanacak TC. Merkez bankası Para Politikaları Kurulu’ndan da aynı yönde karar çıkması gerektiği düşüncesindeyiz.

Halen yüzde 24 olan politika faiz oranının, en az 300 baz puan indirilmesi durumunda, bir yıldan fazla zamandır durma noktasına gelen piyasaların canlanmaya başlayacağı, başta büyüme olmak üzere işsizlik, tüketici güveni ve benzeri göstergelerde hissedilir iyileşmenin yaşanacağı açıktır.

Faiz indirimi kararı sonrasında olası senaryo olarak dile getirilen kurun yükseleceği endişelerini paylaşmakla birlikte, kriz sürecinde USD kurunun ulaştığı seviyeler anımsandığında, tercihin düşük faizden yana kullanılmasının yararlı olacağı görüşündeyiz.

Yüksek faiz ekonomilerin düşmanıdır. Ülke ekonomisinde açılan hasarların giderilmesi sürecinde, yüksek faizle yol almak olanaklı değildir. Bu nedenle ekonomi yönetimindeki siyasi irade ve piyasaların beklentisine katılıyor ve TC. Merkez Bankasından politika faizlerini indirmesini bekliyoruz.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

23.07.2019, Tüketici Birliği Federasyonu

19 Temmuz 2019 Cuma

Dile düştü mü...

Yerel veya genel, seçimlerde benim Türkiye ortalamam İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Antalya’dan oluşuyor. Son yerel seçimde de, bu altı ili izledim.

Dikkat kesildiğim başka bir gelişme ise, Gül/Babacan/Davutoğlu kaynaklı yeni parti girişimiydi. Seçim sürecinde, bu parti çalışmalarının seçim sonuçlarına göre nasıl şekilleneceği, düşünmeye değer bir soru oldu.

Sonuçları biliyoruz, bu altı ilden Bursa hariç diğer büyükşehir belediye başkanlıkları muhalefete geçti.

Sonuçların, hele ki 24 Haziran yenilenen İstanbul seçimlerinin sonucu da belli olduktan sonra yeni parti girişimi hız kazandı.

24 Haziran sonucunun ağırlıklı olarak gündemi meşgul ettiği günlerde yeni sorum, yeni parti girişiminin bir erken genel seçimi tetikleyip tetiklemeyeceği oldu.

AKP’nin kurucuları ve ağır toplarının ayrılıp yeni parti kurma çalışmaları özünde ince hesaplama, cesaret ve kararlılık isteyen bir hamle. Bu yola girildiği ortaya çıktığına göre, "ince hesaplama, cesaret ve kararlılığın" girişimin sahiplerinde var olduğunu kabul etmek gerekir. Buradan yola çıkarak, sonbahara doğru bu girişimin netleşeceği ve büyük olasılıkla partileşeceği varsayımını da eklediğimizde, zamanında yapılacak bir genel seçim olasılığının azaldığı da kendini belli ediyor.

Gerek yerel seçim sonuçlarının etkisinin sürdürülmesi, gerekse böylesi büyük bir siyasi hamleyi yapanların Erdoğan’ın karşı hamlelerini yapmasına fırsat vermek istemeyecekleri ve en önemlisi hayli ağır seyreden ekonomik sıkıntının seçim sonuçlarına olan tartışılmaz etkisinden yararlanmak isteyecek olmaları, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin zamanında yapılmayacağını, büyük olasılıkla 2020 sonbaharında erken seçime gidileceğini ortaya koyuyor.

Bunları düşünürken, çok geçmedi; Temmuz ayının ortalarında "erken seçim olur mu" sorusunu sormaya başladı herkes...

Yukarıda yazdığım varsayımlar, kabuller ve öngörülerin hepsi çöpe gitti bir anda. Hiçbirine gerek kalmadı.
Bir ülkede erken seçim sözü dile düştü mü, seçimlerin zamanında yapılması olasılığı ortadan kalkmış demektir.
O ki, en geç 2020 sonbaharında erken genel seçim için oy vermeye gidecek olmamız artık sürpriz olmayacak.

Şimdilerde yeni zihin eğlencem, "İmamoğlu da, Gül/Babacan girişiminde yer alır mı" sorusuna çok seçenekli yanıtlar üretmek...

5 Temmuz 2019 Cuma

Tüketici Federasyonlarından Anadolu Ajansına (AA) Ziyaret

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF)’nun da aralarında bulunduğu tüketici örgütleri federasyonları temsilcileri Anadolu Ajansı İstanbul Bürosunu ziyaret etti.
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Yönetim Kurulu Üyesi Güldeğer Gökçek, Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal ve Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Osman İlhan’dan oluşan heyet, Anadolu Ajansı İstanbul Bürosu Finans Haberleri Müdürü Yılmaz Yıldız’ı ziyaret etti.
Tüketici örgütleri federasyonlarının bir süredir birlikte yürüttükleri çalışmalar hakkında sunum yapan heyet, Anadolu Ajansı İstanbul Bürosu Finans Haberleri Müdürü Yılmaz Yıldız’a mevcut tüketici sorunları üzerinde gözlem ve tespitlerini aktardılar.
Görüşmede konut mağdurlarının sorunları ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi veren heyet, bir süre önce hazırladıkları Konut Mağdurları Raporunu Yıldız ile paylaştılar.
05.07.2019, Tüketici Birliği Federasyonu

Denizden geçmek ücretsiz olmalı

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki onarım nedeniyle, Asya ve Avrupa arasındaki geçişlerde trafik kilitlenme noktasına geldi. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Onarım süresince deniz geçişi tamamen ücretsiz olmalıdır” dedi.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde planlanan ve 55 gün süreceği açıklanan onarım nedeniyle dört şeridin trafiğe kapatılması 15 Temmuz Şehitler köprüsündeki trafik akışını kilitlenme noktasına getirdi. Konu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından metrobüs ve deniz ulaşımı seferlerinin arttırılacağına ilişkin önlemler alınsa da Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Onarım süresince deniz geçişi tamamen ücretsiz olmalıdır” dedi.

Tüm geçiş ücretleri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü onarımı süresince sıfırlanmalıdır
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde başlayan onarım çalışmaları İstanbul'daki trafiği içinden çıkılmaz hale getirdi. Bu anlamda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin otobüs ve deniz ulaşımına ilişkin sefer sayılarını artırmalarını olumlu bir adım olarak görüyoruz. Ancak bu yeterli gelmeyecektir. Bu nedenle özellikle Avrasya Tünel Geçişi, Yavuz Sultan Selim ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki geçiş ücretleri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü onarımı süresince sıfırlanmalıdır. Köprü geçişi yapan metrobüs seferlerinde ücret alınmaması konusu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gündeme getirilmelidir ve uygulanmalıdır. Yaz sıcağında işine ve evine gitmek için çabalayan milyonlarca İstanbullu, bir kıtadan diğerine geçerek saatlerini yolda harcamaktadırlar. Bu durum, Ülke ekonomisi ve de tüketicinin cebi için çok büyük bir kayıp anlamına gelmektedir. Dolayısıyla alternatif geçişleri özendirmek maksadıyla, Avrasya Tüneli’ndeki, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ndeki geçiş ücretleri onarım süresince sıfırlanmalıdır. Deniz ulaşımı ile de ilgili, arabalı ve yaya geçiş ücretlerinde ciddi miktarda indirim yapılmalıdır. Aynı durum, köprüyü geçen metrobüs seferleri için de düşünülebilir” şeklinde konuştu.

02.07.2019, Tüketici Postası

30 Haziran 2019 Pazar

Üretim artmayınca yapaylık tavan yaptı

Organik diye aldığımız ürünler ne kadar doğal? Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yüksek fiyatlarla satılan bu ürünleri incelediklerinde şüphe uyandıracak sonuçlara ulaştıklarını söyledi. Güvenilir gıda için ilk adım üreticiye destek..

Nüfus her yıl artarken, üretim aynı oranda artmıyor. Hal böyle olunca, yeni yöntemlerle sektör canlandırılmaya çalışılıyor. Organik (doğal) ürün pazarı da bu yöntemlerden biri olarak ortaya çıktı. Organik ürünlerin olduğu tezgahlarda, yumurtalar samanların arasında, reçeller el yapımı kavanozlarda satılıyor. Göz boyayan ürünlerin nereden geldiği, nasıl yetiştiği tartışma konusu. Tüketici, güvenilir olduğunu düşündüğü bu ürünlere, yüksek fiyatlar ödüyor.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, organik adı altında satılan ürünleri incelediklerini ve şüphe uyandıracak sonuçlara ulaştıklarını kaydetti.

KAĞIT ÜZERİNDE KALDI
2004 yılında gıda güvenliğine ilişkin yasal düzenleme yapıldı. Kağıt üzerinde güzel görünen bu düzenleme uygulamada yetersiz kaldı.

Mehmet Bülent Deniz, tohum yasasıyla başlayan tehlikeli yolcuğun, yabancı menşeli tohumların ülkemize girmesiyle devam ettiğini söyledi ve ekledi: Yerli tohumculuğun öldürülmesi, hayvansal yemlerde kimyasal içerik olması hepimizi endişelendiriyor. Gelecek yıllarda bu konuda olumsuz çok sonuç göreceğiz. Bu iş devlet katında masaya yatırılmalıdır.

İÇ PAZARDA MI SATILIYOR?
İhraç ettiğimiz malların sınır kapılarından çevrilişi her yıl gündeme geliyor. Malların geri dönüş nedeni 'güvenli şekilde üretilmemiş' olarak bildiriliyor. Vatandaşlar soruyor: Geri dönen mallar, bize mi satılıyor?

TBF Genel Başkanı Deniz, konuya ilişkin şu örnekleri verdi: Özellikle Rusya'ya ihraç edilen narenciye ve benzeri gıda ürünlerinde her yıl geri dönüş oluyor. Rusya, yapılan ihracat kalemlerinde yer alan ürünlerin güvenli şekilde üretilmediğini iddia ediyor. Burada iki temel sorun ortaya çıkıyor. İlki, demek ki biz Rusya'nın halkına layık görmediği ölçüde güvensiz gıda üretiyoruz. İkincisi ise geri gönderilen bu gıdalar iç pazarda mı satılıyor, yoksa imha mı ediliyor?

'SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ'
Güvenilir gıda üretmek için ilk adımın üreticiyi desteklemekle atılması gerektiğine işaret eden Deniz, seferberlik çağrısında bulundu: Ülke çapında bir seferberlik ilan edilerek, tarım ve hayvancılık desteklenmeli. Geçen nisan ayında açıklanan 'Yapısal Reform Paketi'nde ekonomi yönetiminin özellikle tarım ve hayvancılıkla ilgili bir takım teşvikler ve özel ilgisi olacağı ifade edildi. Ancak haziran ayının ortasındayız, bir adım atılmadı.

GÜVENİLİR GIDA PROBLEMİ SOSYAL MEDYADA
Gıda güvensizliği internet ortamında da sık sık dile getiriliyor. 'denetle.com.tr' adlı sayfada vatandaşlar, gıda maddelerinde yaşanan saklama ve kullanım sorunlarını paylaşıyor. Soğuk hava deposunda tutulmayan etler, açık kasalarda güneş altında bekletilen plastik su şişeleri, tarihi geçmiş ürünler...

23.06.2019, Sıla Kemahlı, Aydınlık
https://www.aydinlik.com.tr/uretim-artmayinca-yapaylik-tavan-yapti-toplum-haziran-2019

BDKK'ya Şikâyet Yağdı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na tüketicilerden şikâyet yağmuru.

Bankacılık hizmetleri tüketiciyi neden rahatsız ediyor?
En çok şikâyet hangi konuda?

Tüketici Postası Genel Yayın Yönetmeni Çetin Ünsalan’ın hazırlayıp sunduğu ve Kanal Ekonomi’de yayınlanan Tüketici Postası’nda, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, banka-tüketici ilişkisini anlatıyor.


28.06.2019, Tüketici Postası

28 Haziran 2019 Cuma

Konut mağdurlarına gözler kapalı

200 binin üzerinde konut mağduru olduğunu söyleyen 4 tüketici federasyonu çözüm için Bakanlığa seslendi: Bu toplumsal sorunu çözün

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF), Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu (TÜÇEDEF) temsilcileri ile Esenyurt konut mağdurları dün Karaköy’deki Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde bir basın açıklaması yaptı.

Burada “konut mağdurları raporu” açıklayan yurttaşlar 200 binin üzerinde konut mağduru olduğunu söyledi ve çözüm için bir kez daha yetkililere seslendi. Dört tüketici federasyonunun uzun bir süredir görmezden gelinen konut mağdurları ile dayanışma gösterdiği toplantıda mağdurlar da söz aldı.

Sorunun şirketler ve halk arasındaki kalmasının çözümsüzlüğe sebep olduğuna dikkat çekilen raporda, Bakanlık’ın devreye girmesi gerektiğini altı çizildi. Açıklamada şöyle denildi:

“Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın asli görev alanı içinde olan bu toplumsal soruna el atması, Bakanlık ve başta TOKİ olmak üzere bağlı kuruluşlar ile birlikte harekete geçerek kamu erkinin olaya dahil olması gerekmektedir. Bu çözüm sürecinde; öncelikle ortada bir toplumsal sorunun varlığı kabul edilerek işe başlanmalı; mağdurlar, tüketici örgütleri, yüklenici firmalar, finans kuruluşları, toprak sahipleri TOKİ başkanlığında bir konsorsiyum içinde bir araya getirilmelidir.”

Toplantıda söz alan konut mağduru bir yurttaş ise “Ünlü isimlerin, toplumsal anlamda sevilen kişilerin temel açılışlarına gelmesi, reklam filmlerinde oynamasına güvendik. Mağdur olduk. Evim orda duruyor. Ben evsiz bir şekilde dışardayım” dedi.

ACUNKENT VE BABİL KULELERİ
2011 ve 2012 yıllarında başlayan projede Acunkent projesinde mağdur sayısı 1000, Babil Kuleleri projesinde 2000 kişi.

Yüklenici firma süreç içinde başka bir firmaya projeyi devretti, yeni yüklenici firma da ek ödemeler talep etti ve mağdurlar bir kez daha mağdur edildi.

Tapu kayıtlarında vergi dairesi, SGK gibi kamu alacaklarının yanında projede iş yapmış ve alacaklarını alamamış taşeron firmaların hacizleri bulunmakta.

GÜMÜŞCİTY BULUT-KARABEY İNŞAAT
Her biri 30 katlı, 4 bloktan oluşan proje. Bu projeden konut alanların sayısı 720. 4 bloktan 1 buçuk bloku 14 kat seviyesine kadar inşa edilmiş, ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2013 yılında imar planlarının değiştirilmesi nedeniyle her dört katın inşası ile verilen yapı ruhsatlarının yenilenmemesi nedeniyle proje durma noktasına geldi.

Proje yüklenicisi şirket bu aşamadan sonra el değiştirdi, konut satın alanlardan ek ödeme talep edildi, ek ödeme isteği 720 mağdurun 250’si tarafından kabul edildi. Yargıya intikal eden proje ile ilgili mahkemece tedbir kararı verilmişse de, şu ana dek kesinleşmiş bir yargı kararı henüz üretilmedi.

TUZLA YENİ HAS İNŞAAT
2001 yılında kaba inşaatı biten projede teslimatların gecikmesi üzerine, yüklenici firma belediye ile ilgili sorun yaşandığını bahane etmiş ve proje ilerlemedi.

Bu aşamada proje yüklenicisi firma tabelası kaldırılmış yeni bir yüklenici firma devreye girdi. Yeni firmanın, projenin bitirileceği ve ödemelerin yapılmaya devam edilmesi yönündeki telkinleri ile ödemeleri yapmaya devam eden mağdurlar, bir süre sonra satın aldıkları konutların başka kişilere pazarlandığı ve satıldığı bilgisine ulaşamadı.

Sorumlular hakkında hukuk ve ceza yargılamaları başlatılmış ise de mağdurların haklarını sağlayabilecek bir yargı kararı yok.

SAMSUN TOWERS PROJESİ
2010 yılında başlayan projeden konut satın alan mağdurların sayısı 7880.

2014 yılında teslim edileceği taahhüt edilen projede, finansman sıkıntısı gerekçe gösterilerek inşaat durduruldu. Bu aşamada projenin yüklenicisi firma, projeyi başka bir firmaya satarak devreden çıktı. Yeni yüklenici de hak sahiplerine konutları teslim etmedi.

TAC MAHAL VE VERA VİZYON
Tac Mahal Projesi mağdur sayısı 414, Wish İstanbul Projesi Mağduru 303 kişi. Her iki proje için mağdurlardan alınan bedel 50 milyon TL.

15.06.2019, Kardelen Tatar, Birgün