10 Haziran 2018 Pazar

Ekonomik durum bildiğimizden de kötüymüş

Merkez Bankası, Para Politikaları Kurulu toplantısından %1,25 oranında faiz artışı kararı çıktı. Bu artış ile, gösterge faiz oranı 16,50 ‘den 17,75’e ulaşmış oldu. Kararın ardından Dolar 4.46'ya, Euro ise 5.29 liraya kadar geriledi. Uzmanlar, Merkez Bankasının faiz artırımını Tüketici Postası’na yorumladı.

Merkez Bankasının faiz artımına gitmesini beklemediğini ifade eden Ekonomist Uğur Civelek: “Bu karar, Merkez Bankasının nerenin etkisinde olduğunun göstergesidir” dedi.

Uluslararası piyasaların 100 baz talebini de aşan 125 bazlık artışın, durumun göründüğünden de kötü olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Civelek: “Dolar kurunun yükselmesine tahammülleri yok, maliyet baskılı yüksek enflasyonu kontrol etmeye çalıştıkları görülüyor. Fakat bu müdahaleye rağmen dolar kuru 4,40’ın altına düşmezse başka şeyler düşünmek zorunda kalacaklar” uyarısında bulundu.

Bu faiz artışının vatandaşın davranışında bir değişiklik yaratmayacağını, krediye ihtiyacı olanın yükselen faize rağmen, ihtiyacını karşılama mecburiyetinden kredi almaya devam edeceğini ifade eden Civelek: “Krediye ihtiyacı olan yine alacak ama ekonomik bunalım ve çaresizlik büyüyecek. Kaynak sıkıntısı ciddi boyutlarda artacak. İş dünyası uzun zamandır bir ölüm sessizliğinde. Durumun göründüğünden çok daha kötü olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Sonuç ortada
Merkez Bankasının faiz artışı ile ilgili görüşünü aldığımız Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: “Ekonomik durum bildiğimizden de kötüymüş” dedi.

Deniz görüşlerini: “Merkez Bankası beklentilerin de üzerine çıkarak faizi arttırdı. Beklenti 100 baz civarındaydı. 125 baz puanlık artış, durumun bildiğimizden de kötü olduğunu açıkça gösteriyor. Küresel ekonominin bir parçası olmak veya bilek güreşine tutuşmak? Sonuç ortada” sözleri ile ifade etti.

07.06.2018, Tüketici Postası

24 Mayıs 2018 Perşembe

Kalıcı hasarlar oluştu!

Dolar kurundaki artış, tüketiciye ulaşan tüm ürünlerin maliyetlerinin artmasına ve tüketici için yaşamın daha pahalı hale gelmesine yol açıyor. Mal ve hizmet satanlar gün içinde birkaç kez etiket değiştirmeye başladıklarını ifade ederken, bu durumdan en çok etkilenen sokaktaki vatandaşın, tüketicinin sesine kulak verdik. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz yaşananları Tüketici Postası için değerlendirdi.

Ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelerin sürpriz olmadığını söyleyen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Türkiye, sıradan bir ekonomik kriz değil, ciddi bir ekonomik kaos, buhran içindedir” dedi.

“TBF sekiz ay önce uyarmıştı”
Ülke tarihinin en önemli ekonomik buhranlarından birini yaşadığını kaydeden Deniz; “sokaktaki yurttaş yaşananın adını koydu ve artık bir kaos olduğunu kabul etti. Biz, bugünlerin olacağını 2017 yılında, sonbaharda söylemiş ve uyarmıştık. Uygulanan ekonomi politikasının üretim ve yatırım odaklı olmaktan hızla uzaklaştığını; ithalata dayalı, popülist bir ekonomik modelin tercih edildiğini, ülke ekonomisinin bu tercihi kaldıramayacağını ve geminin karaya oturma olasılığını güçlü bir şekilde geçtiğimiz sonbaharda ifade etmiştik. Ancak başkanlık sistemi, seçimler, dış politikada alınan kimi yersiz kararlar nedeniyle ekonomi gitgide kırılgan hale geldi ve yaşanan kaos patlak verdi” dedi.

“Enflasyon, ardından büyük bir durgunluk yaşanacak”
Seçim kararı alınmasıyla birlikte siyasi belirsizlik ve seçim ekonomisi uygulamasının piyasalarda güvensizlik ortamı oluşturmasının yanında tüketicinin güveninde de büyük bir aşınmaya neden olduğunu vurgulayan Deniz; “Kurdaki artış yıl sonunda yüzde 30’lar civarında bir enflasyon oranına işaret ediyor. Mayıs ayında Tüketici Güven Endeksi adeta çakıldı ve bir önceki aya göre yüzde 2.8 oranında düşüş kaydetti. Tüketici Birliği Federasyonu olarak, bu endeksi öncü göstergelerden biri olarak kabul ediyoruz. Buna göre, en az altı aylık dönem için tüketicinin mevcut ekonomik gidişat ve yönetim iradesine ilişkin güveninin ciddi ölçüde azaldığı, tüketicinin zorunluluk dışında harcama yapmaktan şiddetle kaçınacağı ve dolayısıyla ekonomide durağan bir döneme girileceği ortaya çıkmıştır” dedi.

“Panik, bunalımı içinden çıkılmaz hale getiriyor”
Yaşanan gelişmelerin hangi faktörlerden kaynaklandığı sorusunu; “yaşanan kaosun dış kaynaklı operasyon olduğunu bir an için varsaydığımızda dahi, ülkeyi 16 yıldır yöneten iradenin bu operasyona neden mahal verdiği, bu operasyona karşı gerekli çözümleri neden üretmediği ve böyle bir operasyona yenik düşecek bir ekonomiyi neden oluşturduklarının da sorulması gerek. Dış güçler diyerek bu işten sıyrılmak, bu milletin aklıyla alay etmekle eşdeğerdir” diyerek yanıtlayan Deniz sözlerine şöyle devam etti:

“Ülkeyi yöneten iradenin günlerdir suskun kalmış olması, gerek iktidar ve gerekse ekonomi yönetimine dahil olan kuruluşların hiçbir adım atmamaları nedeniyle halkın zihninde “bu işi çözemeyecekler” algısı oluştu. Bu nedenle tüketici ekonomide bir yönetim iradesinin olmadığına karar vererek, çözümünü kendi üretme noktasına geldi ve kendince önlemler almaya başladı. Yaşanan panik ortamının, bunalımı daha da körükleyeceği bilindiği halde serbest piyasa kuralları içinde alınması gereken önlemlerin zamanında, küçük müdahaleler şeklinde alınmamış olması nedeniyle artık radikal müdahalelerin yarar getirmesi neredeyse olanaksız hale geldi. Güvensizlik had safhaya çıktı. Ekonomik bunalım, müdahale eşiğini hızla geçti ve kalıcı hasarlar oluştu. Ne yazık ki, Türkiye önümüzdeki birkaç yılını bu hasarları gidermekle kaybedecek”

24.05.2018, Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/kalici-hasarlar-olustu/1284/

22. Tüketici Konseyi Ankara'da toplandı

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22. Tüketici Konseyi Ankara’da toplandı.

10 Mayıs 2018 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen 22. Tüketici Konseyi’ne Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Çiftçi, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Ahmet Erdal, Tüketici Örgütü Başkanları ve temsilcileri katıldı. Konseyde geçtiğimiz yılın değerlendirilmesi yapılırken tüketici sorunları ve çözüm önerileri görüşüldü.

Öncelikli sorun yoksullaşma
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Konsey toplantısında yaptığı değerlendirmede, ülkenin en önemli sorununun yoksullaşma olduğunu söyledi. Yoksullaşmanın beraberinde gelir dağılımı adaletsizliğini arttırdığını belirten Deniz; "Açlık ve yoksulluk sınırındaki artış ürkütücü boyutlarda. Gelir dağılımı adaletsizliği de giderek keskinleşmektedir. Bu sürecin doğal sonucu sınıf atlama, yoksulluğunu dindirme telaşında olan tüketicilerin Çiftlik Bank ve benzeri dolandırıcılık şebekelerinin eline düşmeleridir. 24 Haziran seçimleri sonrasında göreve gelecek olan iktidarın en önemli işi, yoksullaşma sürecine çare bulmaktır" dedi. Çiftlik bank olayında asıl suçlunun gerekli denetimi yapmayan kamu otoritesi olduğunun belirten Deniz, “Arkalarında hangi mafya şebekesinin olduğu bilinmeyen bir takım insanlar para toplayıp tüketicileri dolandırırken, ne Bakanlık, ne BDDK, ne SPK olaya müdahil olmamış, fatura tüketicinin saf olmasına çıkarılmıştır" dedi.

Tüketici Bakanlığı kurulmalı
Tüketici Örgütleri Genel Başkanı Fuat Engin konseyde yaptığı konuşmada yıllardır Tüketici Bakanlığının kurulması gerektiğini söylediğini belirtti. Tüketicilerin sorunlarını aktaran Engin bu sorunların üstesinden gelmek için Tüketici Bakanlığının gerekli olduğunu vurguladı.

Tüketici Konfederasyonu kurulmalı
Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz ise tüketici derneklerinin önemine ve yapılanmasına dikkat çekti ve tüketici federasyonlarının bireysel tüketici sorunlarıyla değil tüketici politikalarıyla ilgilenmesi gerektiği söyledi.

Nejla Sakınmaz, 10.05.2018 Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/22-tuketici-konseyi-ankara-da-toplandi/1041/

8 Mayıs 2018 Salı

Sessizliğin Sesi

7 Mayıs.
Kişisel tarihimde çok acı kaybın, bitişin olduğu gün.

Ama yaşam kendi hediyesini her zaman yanında taşıyor.
Bitişler, kayıplara karşın yeni başlangıçları kucağımıza bırakıyor.

Bu '7 Mayıs'da, kişisel tarihimin karmakarışık gününde, beni boş geçmedi yaşam; bir şarkı getirip bıraktı kucağıma...

Sound Of Silence.
Paul Simon&Arf Garfunkel'in kült şarkısı.
İkilinin Paul olanı, 1964 yılında yazmış şarkıyı, yani benimle yaşıt.
1964'de yayınlandığında kimse farketmedi bu şarkıyı. 
İki yıl sonra Dustin Hoffman'ın oynadığı The Graduate (Mezun) filminde kullanılınca patladı ve şimdinin efsanelerinde biri oldu.

Nedense ikilinin söylediği değil, yıllar sonra bir başka müzik grubunun, Disturbed'in söylediği Sound of Silence'ı hep sevdim.

Ve şimdi kucağıma bırakılan hediye. 
Genç bir sanatçı, tiyatrocu Betül Tikbaş 'Sessizliğin Sesi'ni benim için yorumlamış. 
Her anında kayıpların karanlığına inat, "rahatsız edici rüyalarda yalnız yürüdüm" diyen çığlıklarıma inat, "sessizliğin sesini kırmaya" cür'et ediyorum.



14 Nisan 2018 Cumartesi

Kriz geçici, hasarı kalıcı olacak

ABD ve Rusya’nın savaşın eşiğine gelmesi ile patlak veren krizin sonuçları Türkiye’de doların 4 liranın üstüne Euro’nun ise 5 liranın üzerine çıkması ve akaryakıta gelen zamlarla etkisini göstermeye başladı. Yaşanan gelişmeleri ve tüketicileri nelerin beklediğini konunun uzmanlarına sorduk.

Suriye’nin Doğu Guta’da kimyasal silah kullandığı iddiaları ve bu iddiaları Rusya’nın yalanlaması ile ABD Başkanı’nın Twitter hesabından füze atma tehditleriyle bölgede sıcak saatler yaşanmaya devam ediyor. Bölgemizde yaşanan krizin etkileri ülkemizde etkilerini göstermeye başladı bile. Dolar dört liranın üzerine çıkarken, Euro da 5 lirayı geçti. Kurdaki yükseliş akaryakıta yapılan zamlar, tüketicileri zor günlerin beklediğinin habercisi oldu. Tüketici postası okurları için yaşanan gelişmeleri uzmanlarla değerlendirdik.

“Bir ülkenin parasının değerini o ülkenin üretim gücü belirler”
Ekonomi Profesörü Osman Altuğ, kurdaki yükselişin yaşanan son gelişmelerle doğrudan bağlantılı olmadığını belirterek, “Bir ülkenin parasının değerini o ülkenin üretim gücü belirler. Bu nedenle kim kime ne demiş, kim kime bağırmış bunlar topu taca atmaktır” dedi. Bütçeler açık, ödemeler dengesi açık diyen Altuğ, “Bu kriz olsa olsa onbinde bir etkiler. Zaten ekonomik kriz vardı Türkiye’de. Ekonominin yolunda gittiği gibi bir algı yönetiliyor bu doğru değil. Her yıl ortalama yüzde 15 devalüasyon yaptı bu iktidar” diye konuştu.

“Tüketici bol bol yutkunacak”
İşsizlik, çekler senetler ödenmiyor, esnaf siftah yapmıyor, krizin belirtileri zaten ortada diyen Altuğ, bunun yüksek faiz modelinde soygun olduğunu vurguladı. Vatandaşın Kadıköy’den vadeli telefon alıp Gaziosmanpaşa’da peşin paraya sattığını ve nakit ihtiyacını bu şekilde giderdiğini aktaran Altuğ, önümüzdeki günlerde tüketicileri bol bol yutkunmanın beklediğini belirterek şunları söyledi:

“Geçecek vitrinin önüne yutkunacak, sanki yedik, sanki içtik, sanki giyindik diyecek. Sağlık sorunları artacak çünkü insanların morali bozulacak ve strese dayalı sağlık sorunlarında artış olacak.”

“Herkesin özeleştiri yapması gerekiyor”
Herkesin özeleştiri yapması gerektiğine vurgu yapan Altuğ, “Vatandaş apartmanının yönetim toplantısına gitmiyor. Üye olduğu kooperatifin, derneğin toplantısına gitmiyor. Sonra da yönetimi eleştiriyor. Önce toplantıya git, aidatını öde, sonra da hesap sorarsın. Seçim sandığına gitmeyenler var, aynı şey” dedi.

“Siyasetin finansmanını halk yapmalı”
Siyasetin finansmanını halk yapmıyor, parası olanlar yapıyor diyen Altuğ, “Siyasetin finansmanında halk yok, siyasi partilerin finansmanında halk yok. Gerçekten demokrasiyle yönetilen ülkelerde siyasi partilerin finansmanı en önemli konu, bizde ise hikâye” şeklinde konuştu. Siyasi partilerin finansmanıyla ilgili bizim dışımızda konuşan yok diyen Altuğ, “Halkın olmadığı bir demokrasi. Halk üyesi olduğu partiye para öderse, hesap da sorar. Para vermediği için hesap sormuyor. Bu konuda yeniden yapılanma gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’deki kur artışının dünyayla paralel mi olduğu sorumuza ekonomist Atilla Yeşilada, “Dünya ile paralel olmadı. Dolar karşısında en fazla değer kaybeden Arjantin para birimi, son günlerde Rusya ve de Türkiye, bize mahsus nedenlerden dolayı. Çünkü enflasyon çok yüksek” dedi. Yeşilada, ekonomide yılbaşından beri sorun olduğunu ancak son gelişmeler ve Suriye’nin Türkiye’ye yakın olması, Türkiye’nin Suriye’deki pozisyonu nedeniyle Türkiye’deki etkilerinin yüksek olduğunu söyledi.

“Ülke ekonomisi açısından kaldırılamaz bir yük haline gelebilir”
Böyle devam ederse ülke ekonomisi açısından kaldırılamaz bir yük haline gelebilir diyen Yeşilada, “Bizim şirketlerimizin çok döviz borcu var, 225 milyar dolar. Kaba bir hesapla Türk lirasının her yüzde on değer kaybı bu insanlara 80-85 milyar lira bilanço zararı yazıyor. Şirket kar edemeyince istihdam ve yatırım yapamıyor” dedi. Enflasyonun artacağını kaydeden Yeşilada, “Türk lirasında yüzde on değer kaybı tüketici enflasyonunu yüzde 2 arttırır. Bu yıllardır ispatlanmış bir ilişki. Her şey daha pahalı olacak. Bunun üzerine bir de petrol fiyatlarının arttığını göz önüne alırsak, benzin ve sonrasında kışın da doğalgaz zamlanacak. Dar gelirli hatta orta gelirli çok ciddi sıkıntıya düşecek” diye konuştu.

“Ekonomiyi yönetenleri Allah’a havale ediyorum”
Ekonomiyi yönetenleri Allah’a havale ediyorum diyen Yeşilada, “Bir an önce seçime gidip arkasından kemer sıkma programı uygulamamız lazım başka çaremiz yok bu ortamda” dedi. Tüketicilere zaruri olmayan tüketimi kesmeleri tavsiyesinde bulunan Yeşilada, “Ben prensip olarak bütçemin yüzde 20’sinden fazlasını faiz ödemem. Dolayısıyla öyle bir kredi borcum varsa kapatmaya çalışırım. Tüketiciler elden geldiği kadar kredi kartı harcamasından feragat etmeliler” diye uyardı.

“Kriz geçici ama hasarı kalıcı olacak”
Küba krizinden bu yana Amerika ve Rusya arasında yaşanan en önemli krizlerden birini yaşadığımızı ifade eden Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Krizin sınırımızda, Suriye de olması da bizim için önem taşıyor. Buna bağlı olarak bu krizin ortaya çıkmasıyla birlikte ülkemizde her şey tepetaklak oldu” dedi. Krizin etkilerini hemen hissetmeye başladığımızı vurgulayan Deniz, “Akaryakıta zam geldi, zaten ülkemizde akaryakıt ürünlerine zam olduğunda bu tüketiciye ulaşan bütün mal ve hizmetlerin otomatik olarak zamlanacağı anlamına gelir” diye konuştu. İktidarın “Türkiye ekonomisi güçleniyor” söylemleriyle aynı fikirde olmadığını vurgulayan Deniz şöyle devam etti:

“Bu krizin etkileri çok derin ve büyük olacaktır. Kriz geçici ama hasarı kalıcı olacak. Kişisel görüşüm, bu krizin sıcak savaşa dönmeden biteceği yönünde. Ancak krizin bitmiş olması Türkiye’deki ekonomik göstergelerin kriz öncesi zamana geriye dönüşü ne yazık ki sağlamayacak. Doları 3.80’ler seviyesinde göremeyeceğiz. Aynı şekilde akaryakıt fiyatları bakımından da öyle, yani kriz bittiğinde dolar 4.18, 4.20’lerden dönmüş olacak ancak 3.80 seviyesine değil 4.05 seviyesine gelecek diye tahmin ediyorum. Bu noktada Türkiye ekonomisinde yeni bir durum oluşmuştur. Bu yeni durumun ekonomi yönetimi bakımından çok dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Bir taraftan Afrin harekatı ve benzeri dış gelişmeler bir taraftan Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu mevcut sorunlar nedeniyle her zamankinden çok daha dikkatli bir bakış açısı, ekonomi yönetimi tarafından edinilmek zorunda.”

“Zorunlu olmayan hiçbir harcamayı yapmayın”
Deniz, “Tüketicinin borçluluğu, hane halkı borçluluğundaki rekor seviyeler, gayrisafi milli hasıladaki artışın yeterli olmaması ve benzeri nedenlerle her ne kadar Türkiye ekonomisi geçtiğimiz çeyrekte yüzde 7 büyümüş gibi ilan edilse de, gıda ürünlerindeki enflasyon yüzde 20’ler seviyesinde” dedi. Bu krizle birlikte özellikle gıda, iletişim ve enerji harcamalarına çok ciddi artışlar gelecek diyen Deniz, sözlerini şöyle bitirdi:

“Yine hane halkı borçlanması göz önüne alındığında ödememe ve temerrüde düşme söz konusu olacak. Bu da finans kurumlarıyla tüketiciyi karşı karşıya getiren toplumsal bir probleme yol açacak kanaatindeyim. Bunları giderici önlemlerin çok hızlı ve çok radikal bir şekilde alınması gerekiyor. Tüketicilerin zorunlu olmayan hiçbir harcamayı yapmamasını öneriyorum. Eğer yeni bir otomobil ya da yeni bir telefon almak ya da buna benzer düşünceleri varsa bu düşüncelerini gözden geçirsinler. Zorunlu harcamalar ekseninde önümüzdeki altı ayı geçirmelerini tavsiye ediyoruz. Aksi takdirde yoksullaşmanın etkisi, toplumun birçok kesimini maalesef saracaktır.”

13.04.2018, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/kriz-gecici-hasari-kalici-olacak/829/

8 Nisan 2018 Pazar

Deniz; "Yargı kararlarıyla kazanılan haklar, yasayla geri alınıyor"

TV 5 Haber Müdürü Gökçen Göksal'ın hazırlayıp sunduğu Haberin Var mı? programının 04 Nisan 2018 tarihli yayınına Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Tüketici Hakları Uzmanı Sefa Kabaalioğlu konuk oldu.

04 Nisan 2018, TV5-Haberin Var mı?




7 Nisan 2018 Cumartesi

Şimdi reklamları (mı) izledik?

“Reklamları izlediniz”, “Şimdi kısa bir reklam arası…” Bu satırları okuyan kaç kişi, acaba bu anonsları hatırlıyor? İnternet ve sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte birçok değişiklik ve yenilik geldi hayatımıza. Reklamlar da bu değişimden nasibini aldı elbette. Artık neyin reklam, neyin reklam olmadığını ayırt etmek eskisi kadar kolay olmuyor. Çünkü kimse “Şimdi Reklamlar” diye anons etmiyor.

Geçtiğimiz hafta üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen Kadir Yalman isimli genç Twitter’da bir paylaşımda bulundu. Yemeksepeti’nden lahmacun sipariş etmiş ve “Paramız yok, 2 lahmacun fazla yollar mısınız?” demiş. Lahmacuncu da 7 tane lahmacun ve tatlı göndermiş bir de not yazmıştı, notta şöyle yazıyordu:

“Benim oğlumda başka şehirde okuyor. Allah hepinizin yardımcısı olsun. Siz bu memleketin geleceğisiniz. Tatlılarınızı da yiyin benden. Zihin açar”.

Kadir Yalman’ın bu paylaşımı 122 bin beğeni aldı. 21 bin retveet edildi ve bin 111 yorum yapıldı. Olay çok duygusaldı. Tüketici Postası olarak bizde bu duygulandıran hareketi takdir etmek için paylaşımda bulunan gençten lahmacuncunun ismini öğrenmeye çalıştık, ancak gençten bir cevap alamadık. Yemeksepeti’nden lahmacunu gönderen firmanın ismini rica ettik ancak bilgi paylaşamayacakları yanıtı aldık. Özelde Kadir Yalman’ın paylaşımını, genelde ise viral reklamları farklı isimlerle irdeledik.

Viral Reklam nedir?
İnternet üzerinde çoğunlukla video olarak, e-posta veya video paylaşım sitelerinde kullanıcıların kendi kendine yaydıkları bir reklam türüdür. En çok kullanıldığı alan video paylaşım siteleridir. Youtube ve Twitter viral reklam için en uygun mecralar olarak göze çarpıyor. Viral reklamda amaç ürünü tanıtmak değil, olayı anlatmaktır. Viral reklamlar kullanıcıların kendilerinin çektiği ve sonradan markanın satın aldığı ya da doğrudan markanın sipariş vererek çektirdiği reklamlar olarak ikiye ayrılır. Kullanıcıların çektiği reklama örnek olarak sevgilisi tarafından aldatılan genç kızın sevgilisinin eşyalarını GittiGidyor’da satmak istemesi olarak gösterilebilir. Bu reklam çekildiğinde çokça paylaşılmış ve başarılı olmuştu.

Yoksa her şey bir reklam mıydı?
Başta herkes gibi olaya duygusal yaklaşmıştık, ancak paylaşımda bulunan gençten cevap alamamak ve Yemeksepeti’nin olumsuz cevabı üzerine bunun bir viral reklam olduğu fikri ağır bastı ve sorgulamaya başladık. Belki de, ortada ne lahmacun ne de lahmacuncu vardı her şey bir kurgudan ibaretti. Gerçekte durum buysa, reklam uğruna insanların duygularının istismar edilmesi etik miydi?

Pazarlamasyon’un CEO ve kurucu ortağı Necip Murat insanların artık reklamları direk görmek istemediklerini bu nedenle de markaların bu tutum ve davranışlara göre çeşitli projeler geliştirdiklerini söyledi. Viral reklamların da bu nedenle tercih edildiğini belirten Murat, ürünün gerçeğini yansıtmayan ifadeler kullanılmadığı, rakiplere zarar verilmediği ve insanların duygularının sömürülmediği sürece bu tür reklamların etik olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Necip Murat, lahmacun siparişiyle ilgili atılan tweetin reklam olup olmadığı yönündeki soruma ise “Bunun viral bir reklam olma ihtimali çok yüksek, ama bunu kesin olarak bilmemiz de mümkün değil” diye cevapladı.

Deniz: “Yemeksepeti’ni Reklam Kurulu’na şikayet edeceğiz”
Konuyu tüketiciler açısından nasıl değerlendirdiklerini Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz’e sorduk. Fazladan lahmacun ve tatlı gönderen firmanın adının açıklanmamış olmasının viral bir reklam olma ihtimalini güçlendirdiğini aktaran Deniz, viral reklamların bütün dünyada özellikle sosyal medya aracılığı ile çok yoğun bir şekilde kullanılan reklam ve pazarlama yöntemi olduğunu belirtti. İki konunun önem taşıdığına dikkat çeken Deniz şöyle konuştu: “İlk olarak, viral reklamın yapılabilir olduğunu kabul etsek bile, eğer böyle bir firma yok, bu sosyal medya paylaşımı gerçeğe dayanmıyorsa, yani olmayan bir iyilik hareketinin tüketicilerin ve sosyal medya kullanıcılarının vicdanlarını harekete geçirecek şekilde kullanılarak, firma lehine bir algı oluşturulmuşsa; bu çok yanlış, eleştiriye açık ve etik olmayan bir durumdur. Kamuoyunun merhamet duyguları, vicdanları harekete geçirilerek, olmayan bir olayı varmış gibi göstererek, reklam yapmak hem etik değil hem de aldatıcı bir reklam olarak nitelendirilmeli.”

Diğer konunun ise, viral reklamlara karşı Türk reklam mevzuatının etkin denetim ve yaptırım gücüne sahip olup olmadığının sorgulanmasında yattığını söyleyen Deniz, “Bizim reklam mevzuatımızda viral reklamlarla ilgili bir düzenleme bildiğim kadarıyla yok. Reklam Kurulu, esas itibariyle şikayet üzerine harekete geçen ve yaptırım uygulayan bir müessese. Bu konu bizi çok rahatsız etti. Hem bu konun açığa çıkması hem de mevzuatın ve düzenlemelerin geliştirilebilmesi için bu sosyal medya paylaşımını reklam kuruluna şikayet yoluyla ileteceğiz. Ümit ediyorum ki, biz bu başvuruyu yapmadan önce Yemeksepeti firması olayın gerçek olup olmadığı yönünde kamuoyuna bir açıklama yapar. Eğer yapmazsa bizim şikayetimiz doğrultusunda Reklam Kurulu olay hakkında bir soruşturma başlatıp ilgili firmaya soracaktır” diye konuştu.

“Eğer Yemeksepeti yaptıysa sinsi ve çirkin bir çalışma olmuş”
Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölümünde Öğretim Görevlisi ve reklamcı Barbaros Gürçay, Yemeksepeti’nden lahmacun sipariş edilmesiyle gelişen olayın iki farklı duruma göre değerlendirilebileceğini ifade etti. “Birinci durumda lahmacuncunun adı geçmediği için bunu viral reklam olarak göremeyiz. İkinci durum ise evet, bu bir viral reklam olabilir. Lahmacuncunun değil, doğrudan Yemeksepeti’nin hazırladığı bir viral reklam olabilir ki, burada etikten söz etmek mümkün değil” diye konuştu. Lahmacuncu yapsaydı bir dereceye kadar kabul edilebilir olduğunu dile getiren Gürçay, “Eğer Yemeksepeti yapmışsa, oldukça sinsi ve çirkin bir çalışma olmuş. Hiçbir şekilde etik değil” dedi. Viral reklamların tüketiciler ya da firmaların önceden planlayarak hazırladığı genellikle video formatında ve internete yüklenerek sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile yayılmasını sağladıkları bir reklam türü olduğunu hatırlatan Gürçay şöyle devam etti:

“Viral reklamlarda ürün ya da hizmet hakkında doğru bilgiler verilir, reklamı yaptıran belli olur ise etik çerçeve içinde kabul edilir. İzleyenler bunun reklam olduğunu hissedebiliyorsa sorun yok. Ancak aktarılan bilgiler yanlış yani üründe olmayan özellikler aktarılıyorsa yine ‘tüketiciyi aldatmaya’ girer. Hem etik değildir hem de cezai yaptırımı vardır”. Gürçay kendisinin reklam sektöründe viral reklamlardan uzak durduğunu, geleneksel reklamcılığın kendisine daha yakın geldiğini sözlerine ekledi.

“İçerik olarak inceleriz. Mevzuata aykırı bir durum varsa idari işlem uygularız”
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Reklam Dairesi Başkanı Oğuz Şahin, reklamları yönetmelik kapsamında denetlediklerini aktardı. Viral reklamlarla ilgili bir düzenleme olmadığını belirten Şahin, “Ancak tüketicileri yanıltan, aldatan ya da rakipleri kötüleyen, mevzuata aykırı bir şey varsa bu açıdan viral reklamları da içerik olarak inceleriz” dedi. Şahin şöyle devam etti:

“Eğer bahsettiğiniz olayda reklamı Yemeksepeti hazırladıysa ve tüketicileri aldatan, rakipleri kötüleyen bir şey varsa bunu da içerik olarak inceleyebiliriz. Burada önemli olan bu reklamı Yemeksepet’inin hazırlamış olmasıdır.”

Reklam Kurulu’nun şikayete dayalı olarak harekete geçtiğini hatırlatan Şahin, “Kurulumuza başvuru yapılırsa Yemeksepeti’ne bu reklamı hazırlayanın kendileri mi olduğunu resmi olarak sorarız. Eğer reklamı kendileri hazırlamışsa içerik olarak inceleniz” dedi.

Yemeksepeti bir açıklama yapacak mı? Reklam Kurulu’na şikayet edilecek mi? Sonuç ne olacak? Tüketici Postası olarak konun takipçisi olup gelişmelerden okuyucularımızı haberdar edeceğiz.

03.04.2018, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/simdi-reklamlari-mi-izledik/699/

3 Nisan 2018 Salı

Deniz, TV 5'te...

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, 4 Nisan Çarşamba akşamı, TV 5' ekranlarında...

Aldığınız ürünle ilgili bir sorun yaşadınız, internetten ürün alırken kandırıldınız, iyiniyetiniz dolandırıcılar tarafından suistimal edildi.
Çiftlik Bank mağdurları...

Bir tüketici olarak haklarımızı biliyor muyuz?
Yaşadığımız sorunlarla ilgili, nereye başvurmalıyız, nasıl bir yol izlemeliyiz?

Siz soracaksınız Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Tüketici Hakları Uzmanı Sefa Kabaalioğlu yanıtlayacak.

TV 5 Haber Müdürü Gökçen Göksal'ın hazırlayıp sunduğu
Haberin Var mı?
4 Nisan 2018 Çarşamba, saat 21:00


20 Mart 2018 Salı

MiaoHua’yu Engelledim...


Facebook, Instagram, Twitter adını en iyi bildiklerimiz.
Benim, adını yeni duyduğum ya da henüz hiç görmediğim ağlar da var.
Bunlara Whatsapp ve benzeri iletişim kanallarını da ekleyin, hatta sevgili, eş bulma sitelerini falan…
Elimizdeki telefonla bunlardan oluşan kocaman bir mağara inşa edip içinde yaşamaya başlıyoruz.

Mağarada kurduğumuz yaşam, benliğimizi, alışkanlıklarımızı, yaşam tarzımızı, kısacası her yerimizi kuşattı, değiştirdi. 
Buna yapılacak çok itiraz, eleştiri olabilir ve var. Benim de var; yavaştan nasıl bipolar kişiliklere dönüştüğümüze, içimizde gizli kalmış teşhir canavarının zincirlerini koparıp vahşice ortaya çıkmasının öyküleri ve bütün bunlara itirazlarım var, anlatacak.

Yok, şimdi değil.
Bugün ‘engelleme’ butonu öyküleri zamanı.
Kavga mı ettiniz biriyle; yazdığınıza, paylaştığınız resme biri eleştiri mi getirdi; sevgilinizden mi ayrıldınız; ilk yaptığınız ‘engeli basmak…’

‘Engelle’ butonuna basarken, cinsel hazdan daha güçlü bir duygu yaşandığına inanıyorum, iddia ediyorum hatta. ‘Engeli bastım’ nitelemesinde kullandığımız sözcüklere bakın; ‘ben daha güçlüyüm, ben yaptım, ben bastım, ben kazandım’ dercesine üstünlük, galip gelme ve (çoğu kez cinsel) doyuma ulaşmayı çağrıştırmıyor mu?

Birilerine (hatta bana J) ‘engeli basan’ çok arkadaşım var.
‘Neden birilerini engelliyorsun’ dediğimde; ‘ayrıldım ondan, artık benim ne yaptığımı bilmeye hakkı yok’, ‘karşıma çıkmasın, görmeyeyim, sinir oluyorum’ yanıtları en olası, sıklıkla karşılaştığım yanıtlar.
‘Engeli bastım’ diyerek alınan haz kadar, ‘karşıma çıkmasın, görmeyeyim, haber almayayım’ kaçışındaki âcziyet!.. Engeli basarak galip ve güçlü olmayan çalışan kişinin zavallılığı aslında.
Görürse, haber alırsa, onun paylaşımlarına olan ilginin çokluğu (hem de ayrılmış bir sevgili için) nasıl da üzücü olacak?!..

Haritayı açın, Çin’i bulun, Guizhou diye bir bölge var.
Ah, tam orada Zhongdong isimli bir de köy.
Köy 1800 metre yukarıda, bir dağın içindeki mağarada, bir ‘mağaraköy’
Yüz civarında insan yaşıyor.
Karşınıza çıkan ilk köylüye MiaoHua’yı sorun.
Biliyorum, bunu yapamazsınız.
Ama Zhongdong köyü de, orada yaşayan (büyük olasılıkla) MiaoHua diye (veya herhangi bir isimde) biri var.
Onu görmediniz, iddia ediyorum hiç de tanımayacaksınız, görmeyeceksiniz.
Ama siz görmeyeceksiniz diye ne Zhongdong köyü ne de MiaoHua yok olmayacak, varolmaya devam edecek.
Tıpkı ‘engeli bastım’ diyerek görmekten kaçındıklarınız gibi…
Yaşamaya devam edecek, mutlu olacak, üzülecek, üreyecek, yemek yiyecek ve sosyal mağarada varolmaya devam edecek.

Bencesi, ‘engeli basmak’ta değil marifet, ‘yaşama basmak’ta…


17 Mart 2018 Cumartesi

Sırada Çılgın Tavuklar var

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 77 bin kişiyi 511 milyon TL dolandıran Çiftlik Bank’ın dışında 11 sistemin daha incelendiğini söyledi. Biz de bahsi geçen 11 sistemi inceledik. Birçoğuna ulaşılamazken, Çılgın Tavuklar ve Birlik ve Beraberlik Hayvancılık (BB) isimli siteler hâlâ açık. Üstelik BB’ye para yatırmak için hesap numaralarıda var. Ancak sistemle ilgili en ufak bir bilgi yer almıyor.

SON günlerin en çok konuşulan konuları arasında 77 bin kişiyi 511 milyon TL dolandırıp Uruguay’a kaçan Çiftlik Bank isimli sistemin sahibi Mehmet Aydın var. Kurduğu sistemle çiftlik hayvanları üye olan kullanıcılar tarafından para karşılığı satın alınabiliyor, hayvanlar için depo ve bakım masrafları ödeniyordu. Sistemde yer alan bilgilerde satın alınan hayvanlardan bir yıl içinde en az yüzde 100 kâr elde edileceği iddia ediliyordu. Ancak bu tip yöntemlerle hareket eden bir çok internet sitesi ve sistem bulunuyor. ‘Çiftlik Bank, Çılgın Tavuklar, Bizim Tavuk, Birlik Beraberlik Hayvancılık, Cashçiftlik, Elitçiftlik.’ İsimleri farklı olsa da sistem aynı. Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci’nin dediği gibi yüksek kâr vaadiyle insanlar kandırılıyor. Tavuk, inek, yumurta gibi ürünler sanal ortamda satın alınıyor ve satılıyor. Bu şekilde insanların yüzde 100’ü aşan kazançlar elde ettiği iddia ediliyor.

11 FİRMA İNCELEMEDE
Çiftlik Bank’a ilişkin soruşturmanın tamamlandığını ve konunun Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettiğini hatırlatan Bakan Tüfenkci, benzer 11 girişim daha olduğunu ve incelemesinin ise kısa zamanda biteceğini söyledi. Bakan Tüfenkci’nin sözünü ettiği 11 firma ise şunlar. “Birlik Beraberlik Tarım Hayvancılık İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Ekolium Bilişim Yazılım Tarım Hayvancılık Otomotiv Turizm Gıda Lokantacılık Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, Ukash İnternet Hizmetleri Limited Şirketi, Skp Teknoloji Sanal Market Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Cashçiftlik, Maden.İm, Elit Çiftlik, Çiftlikshop, Çiftlikmania, Bizim Tavuklar, Çılgın Tavuklar.”

MİNİMUM LİMİT 250 TL
Firmalar hakkında 18 Aralık 2017’de bakanlık makamının onayı ile inceleme başlatıldığı ve konuya ilişkin 11 müfettişin denetim yaptığı belirtiliyor. Biz de 11 firma hakkında araştırma yaptık. 11 firmanın bir çoğu siteyi kapatmış, ulaşılamıyor. Bazıları ise site açık olmasına rağmen para yatırma işlemlerini ve yeni üyelikleri kabul etmiyor. Sadece BB hayvancılık isimli siteye ulaşılabiliyor. Biz de söz konusu siteye üye olduk. Sitede nasıl bir sistem olduğu hakkında en ufak bir bilgi yer almıyor. Ancak sitede para yatırmak için hesap numaraları yer alıyor. Minimum para yatırma limiti ise 250 TL.

‘GIDA İLE KANDIRIYORLAR’
BU 11 firmanın neredeyse hepsinde kullanılan yöntem aynı. Genellikle hayvan ticareti ve çiftlikler üzerinden tüketici kandırılmaya çalışılıyor. Peki neden çiftlikler ve hayvanlar bu tip dolandırıcılıklar da kulanılıyor. Konuyu Avukat Bülent Deniz’e sorduk. Deniz, Hürriyet’e şunları söyledi: “Bir dönem insanlara olmayan evleri sattılar. Şimdi de gıda üzerinden insanları kandırıyorlar. Çünkü insanların birinci önceliği gıdaya ulaşma ve barınmadır. O yüzden bu sistemler ‘hayvancılığı’ kullanıyorlar. Ayrıca Türkiye’de gıda fiyatları da sürekli yükseliyor. Gıda fiyatları enflasyonda da en yüksek çıkan kalemler arasında. Bunların bir kandırmaca olduğu çok açık. İşin bu noktaya gelmeden bakanlıklar ve kolluk kuvvetleri aracılığıyla önlenmesi gerekiyor. Bu tip sitelerin reklamları çıktığı gibi engellenmeli. Bu güç de var aslında. Ancak iş büyüyor. Binlerce kişi üye oluktan sonra bakanlık harekete geçiyor ve soruşturma başlatıyor. Sonrasında ise o ana kadar sistemde olan herkesin parası gidiyor.”

BÜYÜK KÂR VARSA DİKKAT
BAKAN Bülent Tüfenkci dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Kara para aklama yönünden de MASAK’ın inceleme yapması için müfettişlerimizin talepleri var. Çiftlik Bank gibi 11 girişim daha var. Sanal âlemde kâr vaat ediyor. Neye göre ettiğine vatandaşlarımızın dikkat etmesi lazım. Karşılığında bir teminat var mı, mal var mı? Vatandaşlarımızın hayatın olağan akışı, ticaretin genel seyri dışında büyük kâr vaat ederek toplanan paralara, ticarete her zaman şüpheyle yaklaşmaları gerekir. Şüphelendiklerinde de şikâyette bulunmalarını istiyoruz.”

İŞTE O 11 FİRMA
1- Çiftlik Mania: Site kapanmış
2- SKP Teknoloji: Site kapanmış
3- Ekolium AŞ: Site faaliyette. İletişim numaralarından yetkililere ulaşılamıyor.
4- Ukash İnternet: Site faaliyette. İletişim numaralarından yetkililere ulaşılamıyor.
5- Cashçiftlik: Site kapanmış.
6- Maden.im: Siteye giriş güvenlik gerekçesiyle engelleniyor.
7- Elitçiftlik: Playstore’da uygulamaya ulaşılabiliyor. Ancak indirilmesine müsaade edilmiyor.
8- Çiftlikshop: Siteye ulaşılamıyor. 
9- Bizim Tavuk: Site açık. Ancak yeni üye olmak için onay verilmiyor. 
10- Çılgın Tavuklar: Site açık. Ancak para yatırma işlemi şu anda kapalı.
11: Birlik Beraberlik Tarım: Site açık. Para yatırılabiliyor. Hesap bilgilerine siteden ulaşılabiliyor.

Burak Coşan, 17.03.2018 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/sirada-cilgin-tavuklar-var-40774989