tbf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tbf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2020 Salı

Tüketici Örgütleri Arabuluculuğa Karşı

Tüketici uyuşmazlıklarının çözümünde, zorunlu arabuluculuk uygulaması getiren yasa değişikliğini değerlendiren Tüketici Konfederasyonu Girişimi Dönem Sözcüsü Mehmet Bülent Deniz; “zorunlu arabuluculuk uygulamasına en başından beri karşı olan tüketici örgütlerinin, bu düzenlemeden yana olduklarına ilişkin haberler gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.

Tüketici Konfederasyonu Girişimi Dönem Sözcüsü Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

28 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 59. maddesi ile tüketici mahkemelerinde görülecek uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava koşulu olarak belirlenmiştir.

Ülkemiz tüketici örgütleri, tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulamasının; evrensel ve temel tüketici hakları, TC. Anayasası ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve tüketicinin korunmasına ilişkin evrensel kabullere aykırı olduğunu yasal düzenlemenin bir proje olarak belirlendiği yaklaşık iki yıl öncesinden bu yana dile getirmişlerdir. Tüketici örgütlerinin bu yaklaşım tepkisini yok sayan siyasi iktidar, maalesef ülkemiz tüketici hakları mücadelesinde geriye gidişe yol açacak zorunlu arabuluculuk uygulamasını yasalaşmıştır.

Yasanın Resmi Gazetede yayınlanmasının ardından kimi medya organlarında, tüketici hakları mücadelesinin temsilcisi olduğu belirtilen bazı kişilerin ağzından, tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulamasının tüketici örgütleri tarafından istendiği ve desteklendiği yönünde haberler yayınlanmaktadır.

Ülkemizde tüketici örgütlenmesinde çatı kuruluş olan ve onlarca derneğin üyesi olduğu Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu (TÜÇEDEF) ve Tüketici Birliği Federasyonu (TBF)’nun oluşturduğu Tüketici Konfederasyonu Girişimi;

-Medyada yayınlanan bu haberlerin gerçeği yansıtmadığı,
-Tüketici örgütlerinin zorunlu arabuluculuk uygulamasına başından bu yana karşı olduğu,
-Tüketici örgütlerinin bu düzenlemeyi desteklediği yönünde medya kuruluşlarına görüş bildiren kimi kişilerin tüketici örgütlerini temsil edecek sıfat ve vasıfları olmadığı bilgisini kamuoyu ile paylaşmakta yarar görmektedir.

Tüketici Konfederasyonu Girişimi
Dönem Sözcüsü
Mehmet Bülent Deniz

MOBİLSİAD’dan, Tüketici Konfederasyonu Girişimi’ne Ziyaret

Kısa adı MOBİLSİAD olan Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği, Tüketici Konfederasyonu Girişimi’ni ziyaret etti.

MOBİLSİAD yönetim Kurulu üyeleri Ozan Özgür Erdoğan, Turgut Saral ve Cenk Güven’den oluşan MOBİLSİAD heyeti, tüketiciye yönelik iletiler ve elektronik ticaret konusunda sektörel uygulamaları hakkında bilgi verdi.

Tüketici Konfederasyonu Girişimi’ni oluşturan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Osman İlhan, Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Sekreteri Güldeğer Gökçek, Siirt İli Tüketici Koruma Derneği Genel Başkanı Mehmet Enver Aytaç, Enerji Tüketicileri Derneği Genel Başkanı Bülent Çebin, Tüketiciyi Koruma Derneği Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Güngören Şube Başkanı Serpil Tuğrul ve Tüketiciyi Koruma Derneği İstanbul Şube yönetim kurulu üyesi Sevtap Çetinbakış’ın hazır bulunduğu ziyarette özellikle 4 Ocak 2020’de yürürlüğe giren Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmeliğin yol açacağı sakınca ve sorunlar üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.

Tüketiciyi Konfederasyonu Girişimi adına Dönem Sözcüsü Mehmet Bülent Deniz; ziyaret nedeniyle çok memnun olduklarını, ticari iletişim ve elektronik iletiler konusundaki düzenleme üzerinde bileşen örgütler olarak inceleme yaparak, tüketici hakları açısından olası sakıncaları tespit etmeleri durumunda, Tüketici Konfederasyonu Girişimi olarak gerekli uyarı ve girişimlerde bulunacaklarını dile getirdi.

14 Nisan 2018 Cumartesi

Kriz geçici, hasarı kalıcı olacak

ABD ve Rusya’nın savaşın eşiğine gelmesi ile patlak veren krizin sonuçları Türkiye’de doların 4 liranın üstüne Euro’nun ise 5 liranın üzerine çıkması ve akaryakıta gelen zamlarla etkisini göstermeye başladı. Yaşanan gelişmeleri ve tüketicileri nelerin beklediğini konunun uzmanlarına sorduk.

Suriye’nin Doğu Guta’da kimyasal silah kullandığı iddiaları ve bu iddiaları Rusya’nın yalanlaması ile ABD Başkanı’nın Twitter hesabından füze atma tehditleriyle bölgede sıcak saatler yaşanmaya devam ediyor. Bölgemizde yaşanan krizin etkileri ülkemizde etkilerini göstermeye başladı bile. Dolar dört liranın üzerine çıkarken, Euro da 5 lirayı geçti. Kurdaki yükseliş akaryakıta yapılan zamlar, tüketicileri zor günlerin beklediğinin habercisi oldu. Tüketici postası okurları için yaşanan gelişmeleri uzmanlarla değerlendirdik.

“Bir ülkenin parasının değerini o ülkenin üretim gücü belirler”
Ekonomi Profesörü Osman Altuğ, kurdaki yükselişin yaşanan son gelişmelerle doğrudan bağlantılı olmadığını belirterek, “Bir ülkenin parasının değerini o ülkenin üretim gücü belirler. Bu nedenle kim kime ne demiş, kim kime bağırmış bunlar topu taca atmaktır” dedi. Bütçeler açık, ödemeler dengesi açık diyen Altuğ, “Bu kriz olsa olsa onbinde bir etkiler. Zaten ekonomik kriz vardı Türkiye’de. Ekonominin yolunda gittiği gibi bir algı yönetiliyor bu doğru değil. Her yıl ortalama yüzde 15 devalüasyon yaptı bu iktidar” diye konuştu.

“Tüketici bol bol yutkunacak”
İşsizlik, çekler senetler ödenmiyor, esnaf siftah yapmıyor, krizin belirtileri zaten ortada diyen Altuğ, bunun yüksek faiz modelinde soygun olduğunu vurguladı. Vatandaşın Kadıköy’den vadeli telefon alıp Gaziosmanpaşa’da peşin paraya sattığını ve nakit ihtiyacını bu şekilde giderdiğini aktaran Altuğ, önümüzdeki günlerde tüketicileri bol bol yutkunmanın beklediğini belirterek şunları söyledi:

“Geçecek vitrinin önüne yutkunacak, sanki yedik, sanki içtik, sanki giyindik diyecek. Sağlık sorunları artacak çünkü insanların morali bozulacak ve strese dayalı sağlık sorunlarında artış olacak.”

“Herkesin özeleştiri yapması gerekiyor”
Herkesin özeleştiri yapması gerektiğine vurgu yapan Altuğ, “Vatandaş apartmanının yönetim toplantısına gitmiyor. Üye olduğu kooperatifin, derneğin toplantısına gitmiyor. Sonra da yönetimi eleştiriyor. Önce toplantıya git, aidatını öde, sonra da hesap sorarsın. Seçim sandığına gitmeyenler var, aynı şey” dedi.

“Siyasetin finansmanını halk yapmalı”
Siyasetin finansmanını halk yapmıyor, parası olanlar yapıyor diyen Altuğ, “Siyasetin finansmanında halk yok, siyasi partilerin finansmanında halk yok. Gerçekten demokrasiyle yönetilen ülkelerde siyasi partilerin finansmanı en önemli konu, bizde ise hikâye” şeklinde konuştu. Siyasi partilerin finansmanıyla ilgili bizim dışımızda konuşan yok diyen Altuğ, “Halkın olmadığı bir demokrasi. Halk üyesi olduğu partiye para öderse, hesap da sorar. Para vermediği için hesap sormuyor. Bu konuda yeniden yapılanma gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’deki kur artışının dünyayla paralel mi olduğu sorumuza ekonomist Atilla Yeşilada, “Dünya ile paralel olmadı. Dolar karşısında en fazla değer kaybeden Arjantin para birimi, son günlerde Rusya ve de Türkiye, bize mahsus nedenlerden dolayı. Çünkü enflasyon çok yüksek” dedi. Yeşilada, ekonomide yılbaşından beri sorun olduğunu ancak son gelişmeler ve Suriye’nin Türkiye’ye yakın olması, Türkiye’nin Suriye’deki pozisyonu nedeniyle Türkiye’deki etkilerinin yüksek olduğunu söyledi.

“Ülke ekonomisi açısından kaldırılamaz bir yük haline gelebilir”
Böyle devam ederse ülke ekonomisi açısından kaldırılamaz bir yük haline gelebilir diyen Yeşilada, “Bizim şirketlerimizin çok döviz borcu var, 225 milyar dolar. Kaba bir hesapla Türk lirasının her yüzde on değer kaybı bu insanlara 80-85 milyar lira bilanço zararı yazıyor. Şirket kar edemeyince istihdam ve yatırım yapamıyor” dedi. Enflasyonun artacağını kaydeden Yeşilada, “Türk lirasında yüzde on değer kaybı tüketici enflasyonunu yüzde 2 arttırır. Bu yıllardır ispatlanmış bir ilişki. Her şey daha pahalı olacak. Bunun üzerine bir de petrol fiyatlarının arttığını göz önüne alırsak, benzin ve sonrasında kışın da doğalgaz zamlanacak. Dar gelirli hatta orta gelirli çok ciddi sıkıntıya düşecek” diye konuştu.

“Ekonomiyi yönetenleri Allah’a havale ediyorum”
Ekonomiyi yönetenleri Allah’a havale ediyorum diyen Yeşilada, “Bir an önce seçime gidip arkasından kemer sıkma programı uygulamamız lazım başka çaremiz yok bu ortamda” dedi. Tüketicilere zaruri olmayan tüketimi kesmeleri tavsiyesinde bulunan Yeşilada, “Ben prensip olarak bütçemin yüzde 20’sinden fazlasını faiz ödemem. Dolayısıyla öyle bir kredi borcum varsa kapatmaya çalışırım. Tüketiciler elden geldiği kadar kredi kartı harcamasından feragat etmeliler” diye uyardı.

“Kriz geçici ama hasarı kalıcı olacak”
Küba krizinden bu yana Amerika ve Rusya arasında yaşanan en önemli krizlerden birini yaşadığımızı ifade eden Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Krizin sınırımızda, Suriye de olması da bizim için önem taşıyor. Buna bağlı olarak bu krizin ortaya çıkmasıyla birlikte ülkemizde her şey tepetaklak oldu” dedi. Krizin etkilerini hemen hissetmeye başladığımızı vurgulayan Deniz, “Akaryakıta zam geldi, zaten ülkemizde akaryakıt ürünlerine zam olduğunda bu tüketiciye ulaşan bütün mal ve hizmetlerin otomatik olarak zamlanacağı anlamına gelir” diye konuştu. İktidarın “Türkiye ekonomisi güçleniyor” söylemleriyle aynı fikirde olmadığını vurgulayan Deniz şöyle devam etti:

“Bu krizin etkileri çok derin ve büyük olacaktır. Kriz geçici ama hasarı kalıcı olacak. Kişisel görüşüm, bu krizin sıcak savaşa dönmeden biteceği yönünde. Ancak krizin bitmiş olması Türkiye’deki ekonomik göstergelerin kriz öncesi zamana geriye dönüşü ne yazık ki sağlamayacak. Doları 3.80’ler seviyesinde göremeyeceğiz. Aynı şekilde akaryakıt fiyatları bakımından da öyle, yani kriz bittiğinde dolar 4.18, 4.20’lerden dönmüş olacak ancak 3.80 seviyesine değil 4.05 seviyesine gelecek diye tahmin ediyorum. Bu noktada Türkiye ekonomisinde yeni bir durum oluşmuştur. Bu yeni durumun ekonomi yönetimi bakımından çok dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Bir taraftan Afrin harekatı ve benzeri dış gelişmeler bir taraftan Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu mevcut sorunlar nedeniyle her zamankinden çok daha dikkatli bir bakış açısı, ekonomi yönetimi tarafından edinilmek zorunda.”

“Zorunlu olmayan hiçbir harcamayı yapmayın”
Deniz, “Tüketicinin borçluluğu, hane halkı borçluluğundaki rekor seviyeler, gayrisafi milli hasıladaki artışın yeterli olmaması ve benzeri nedenlerle her ne kadar Türkiye ekonomisi geçtiğimiz çeyrekte yüzde 7 büyümüş gibi ilan edilse de, gıda ürünlerindeki enflasyon yüzde 20’ler seviyesinde” dedi. Bu krizle birlikte özellikle gıda, iletişim ve enerji harcamalarına çok ciddi artışlar gelecek diyen Deniz, sözlerini şöyle bitirdi:

“Yine hane halkı borçlanması göz önüne alındığında ödememe ve temerrüde düşme söz konusu olacak. Bu da finans kurumlarıyla tüketiciyi karşı karşıya getiren toplumsal bir probleme yol açacak kanaatindeyim. Bunları giderici önlemlerin çok hızlı ve çok radikal bir şekilde alınması gerekiyor. Tüketicilerin zorunlu olmayan hiçbir harcamayı yapmamasını öneriyorum. Eğer yeni bir otomobil ya da yeni bir telefon almak ya da buna benzer düşünceleri varsa bu düşüncelerini gözden geçirsinler. Zorunlu harcamalar ekseninde önümüzdeki altı ayı geçirmelerini tavsiye ediyoruz. Aksi takdirde yoksullaşmanın etkisi, toplumun birçok kesimini maalesef saracaktır.”

13.04.2018, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/kriz-gecici-hasari-kalici-olacak/829/

8 Nisan 2018 Pazar

Deniz; "Yargı kararlarıyla kazanılan haklar, yasayla geri alınıyor"

TV 5 Haber Müdürü Gökçen Göksal'ın hazırlayıp sunduğu Haberin Var mı? programının 04 Nisan 2018 tarihli yayınına Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Tüketici Hakları Uzmanı Sefa Kabaalioğlu konuk oldu.

04 Nisan 2018, TV5-Haberin Var mı?




7 Nisan 2018 Cumartesi

Şimdi reklamları (mı) izledik?

“Reklamları izlediniz”, “Şimdi kısa bir reklam arası…” Bu satırları okuyan kaç kişi, acaba bu anonsları hatırlıyor? İnternet ve sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte birçok değişiklik ve yenilik geldi hayatımıza. Reklamlar da bu değişimden nasibini aldı elbette. Artık neyin reklam, neyin reklam olmadığını ayırt etmek eskisi kadar kolay olmuyor. Çünkü kimse “Şimdi Reklamlar” diye anons etmiyor.

Geçtiğimiz hafta üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen Kadir Yalman isimli genç Twitter’da bir paylaşımda bulundu. Yemeksepeti’nden lahmacun sipariş etmiş ve “Paramız yok, 2 lahmacun fazla yollar mısınız?” demiş. Lahmacuncu da 7 tane lahmacun ve tatlı göndermiş bir de not yazmıştı, notta şöyle yazıyordu:

“Benim oğlumda başka şehirde okuyor. Allah hepinizin yardımcısı olsun. Siz bu memleketin geleceğisiniz. Tatlılarınızı da yiyin benden. Zihin açar”.

Kadir Yalman’ın bu paylaşımı 122 bin beğeni aldı. 21 bin retveet edildi ve bin 111 yorum yapıldı. Olay çok duygusaldı. Tüketici Postası olarak bizde bu duygulandıran hareketi takdir etmek için paylaşımda bulunan gençten lahmacuncunun ismini öğrenmeye çalıştık, ancak gençten bir cevap alamadık. Yemeksepeti’nden lahmacunu gönderen firmanın ismini rica ettik ancak bilgi paylaşamayacakları yanıtı aldık. Özelde Kadir Yalman’ın paylaşımını, genelde ise viral reklamları farklı isimlerle irdeledik.

Viral Reklam nedir?
İnternet üzerinde çoğunlukla video olarak, e-posta veya video paylaşım sitelerinde kullanıcıların kendi kendine yaydıkları bir reklam türüdür. En çok kullanıldığı alan video paylaşım siteleridir. Youtube ve Twitter viral reklam için en uygun mecralar olarak göze çarpıyor. Viral reklamda amaç ürünü tanıtmak değil, olayı anlatmaktır. Viral reklamlar kullanıcıların kendilerinin çektiği ve sonradan markanın satın aldığı ya da doğrudan markanın sipariş vererek çektirdiği reklamlar olarak ikiye ayrılır. Kullanıcıların çektiği reklama örnek olarak sevgilisi tarafından aldatılan genç kızın sevgilisinin eşyalarını GittiGidyor’da satmak istemesi olarak gösterilebilir. Bu reklam çekildiğinde çokça paylaşılmış ve başarılı olmuştu.

Yoksa her şey bir reklam mıydı?
Başta herkes gibi olaya duygusal yaklaşmıştık, ancak paylaşımda bulunan gençten cevap alamamak ve Yemeksepeti’nin olumsuz cevabı üzerine bunun bir viral reklam olduğu fikri ağır bastı ve sorgulamaya başladık. Belki de, ortada ne lahmacun ne de lahmacuncu vardı her şey bir kurgudan ibaretti. Gerçekte durum buysa, reklam uğruna insanların duygularının istismar edilmesi etik miydi?

Pazarlamasyon’un CEO ve kurucu ortağı Necip Murat insanların artık reklamları direk görmek istemediklerini bu nedenle de markaların bu tutum ve davranışlara göre çeşitli projeler geliştirdiklerini söyledi. Viral reklamların da bu nedenle tercih edildiğini belirten Murat, ürünün gerçeğini yansıtmayan ifadeler kullanılmadığı, rakiplere zarar verilmediği ve insanların duygularının sömürülmediği sürece bu tür reklamların etik olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Necip Murat, lahmacun siparişiyle ilgili atılan tweetin reklam olup olmadığı yönündeki soruma ise “Bunun viral bir reklam olma ihtimali çok yüksek, ama bunu kesin olarak bilmemiz de mümkün değil” diye cevapladı.

Deniz: “Yemeksepeti’ni Reklam Kurulu’na şikayet edeceğiz”
Konuyu tüketiciler açısından nasıl değerlendirdiklerini Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz’e sorduk. Fazladan lahmacun ve tatlı gönderen firmanın adının açıklanmamış olmasının viral bir reklam olma ihtimalini güçlendirdiğini aktaran Deniz, viral reklamların bütün dünyada özellikle sosyal medya aracılığı ile çok yoğun bir şekilde kullanılan reklam ve pazarlama yöntemi olduğunu belirtti. İki konunun önem taşıdığına dikkat çeken Deniz şöyle konuştu: “İlk olarak, viral reklamın yapılabilir olduğunu kabul etsek bile, eğer böyle bir firma yok, bu sosyal medya paylaşımı gerçeğe dayanmıyorsa, yani olmayan bir iyilik hareketinin tüketicilerin ve sosyal medya kullanıcılarının vicdanlarını harekete geçirecek şekilde kullanılarak, firma lehine bir algı oluşturulmuşsa; bu çok yanlış, eleştiriye açık ve etik olmayan bir durumdur. Kamuoyunun merhamet duyguları, vicdanları harekete geçirilerek, olmayan bir olayı varmış gibi göstererek, reklam yapmak hem etik değil hem de aldatıcı bir reklam olarak nitelendirilmeli.”

Diğer konunun ise, viral reklamlara karşı Türk reklam mevzuatının etkin denetim ve yaptırım gücüne sahip olup olmadığının sorgulanmasında yattığını söyleyen Deniz, “Bizim reklam mevzuatımızda viral reklamlarla ilgili bir düzenleme bildiğim kadarıyla yok. Reklam Kurulu, esas itibariyle şikayet üzerine harekete geçen ve yaptırım uygulayan bir müessese. Bu konu bizi çok rahatsız etti. Hem bu konun açığa çıkması hem de mevzuatın ve düzenlemelerin geliştirilebilmesi için bu sosyal medya paylaşımını reklam kuruluna şikayet yoluyla ileteceğiz. Ümit ediyorum ki, biz bu başvuruyu yapmadan önce Yemeksepeti firması olayın gerçek olup olmadığı yönünde kamuoyuna bir açıklama yapar. Eğer yapmazsa bizim şikayetimiz doğrultusunda Reklam Kurulu olay hakkında bir soruşturma başlatıp ilgili firmaya soracaktır” diye konuştu.

“Eğer Yemeksepeti yaptıysa sinsi ve çirkin bir çalışma olmuş”
Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölümünde Öğretim Görevlisi ve reklamcı Barbaros Gürçay, Yemeksepeti’nden lahmacun sipariş edilmesiyle gelişen olayın iki farklı duruma göre değerlendirilebileceğini ifade etti. “Birinci durumda lahmacuncunun adı geçmediği için bunu viral reklam olarak göremeyiz. İkinci durum ise evet, bu bir viral reklam olabilir. Lahmacuncunun değil, doğrudan Yemeksepeti’nin hazırladığı bir viral reklam olabilir ki, burada etikten söz etmek mümkün değil” diye konuştu. Lahmacuncu yapsaydı bir dereceye kadar kabul edilebilir olduğunu dile getiren Gürçay, “Eğer Yemeksepeti yapmışsa, oldukça sinsi ve çirkin bir çalışma olmuş. Hiçbir şekilde etik değil” dedi. Viral reklamların tüketiciler ya da firmaların önceden planlayarak hazırladığı genellikle video formatında ve internete yüklenerek sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile yayılmasını sağladıkları bir reklam türü olduğunu hatırlatan Gürçay şöyle devam etti:

“Viral reklamlarda ürün ya da hizmet hakkında doğru bilgiler verilir, reklamı yaptıran belli olur ise etik çerçeve içinde kabul edilir. İzleyenler bunun reklam olduğunu hissedebiliyorsa sorun yok. Ancak aktarılan bilgiler yanlış yani üründe olmayan özellikler aktarılıyorsa yine ‘tüketiciyi aldatmaya’ girer. Hem etik değildir hem de cezai yaptırımı vardır”. Gürçay kendisinin reklam sektöründe viral reklamlardan uzak durduğunu, geleneksel reklamcılığın kendisine daha yakın geldiğini sözlerine ekledi.

“İçerik olarak inceleriz. Mevzuata aykırı bir durum varsa idari işlem uygularız”
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Reklam Dairesi Başkanı Oğuz Şahin, reklamları yönetmelik kapsamında denetlediklerini aktardı. Viral reklamlarla ilgili bir düzenleme olmadığını belirten Şahin, “Ancak tüketicileri yanıltan, aldatan ya da rakipleri kötüleyen, mevzuata aykırı bir şey varsa bu açıdan viral reklamları da içerik olarak inceleriz” dedi. Şahin şöyle devam etti:

“Eğer bahsettiğiniz olayda reklamı Yemeksepeti hazırladıysa ve tüketicileri aldatan, rakipleri kötüleyen bir şey varsa bunu da içerik olarak inceleyebiliriz. Burada önemli olan bu reklamı Yemeksepet’inin hazırlamış olmasıdır.”

Reklam Kurulu’nun şikayete dayalı olarak harekete geçtiğini hatırlatan Şahin, “Kurulumuza başvuru yapılırsa Yemeksepeti’ne bu reklamı hazırlayanın kendileri mi olduğunu resmi olarak sorarız. Eğer reklamı kendileri hazırlamışsa içerik olarak inceleniz” dedi.

Yemeksepeti bir açıklama yapacak mı? Reklam Kurulu’na şikayet edilecek mi? Sonuç ne olacak? Tüketici Postası olarak konun takipçisi olup gelişmelerden okuyucularımızı haberdar edeceğiz.

03.04.2018, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/simdi-reklamlari-mi-izledik/699/

3 Nisan 2018 Salı

Deniz, TV 5'te...

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, 4 Nisan Çarşamba akşamı, TV 5' ekranlarında...

Aldığınız ürünle ilgili bir sorun yaşadınız, internetten ürün alırken kandırıldınız, iyiniyetiniz dolandırıcılar tarafından suistimal edildi.
Çiftlik Bank mağdurları...

Bir tüketici olarak haklarımızı biliyor muyuz?
Yaşadığımız sorunlarla ilgili, nereye başvurmalıyız, nasıl bir yol izlemeliyiz?

Siz soracaksınız Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ve Tüketici Hakları Uzmanı Sefa Kabaalioğlu yanıtlayacak.

TV 5 Haber Müdürü Gökçen Göksal'ın hazırlayıp sunduğu
Haberin Var mı?
4 Nisan 2018 Çarşamba, saat 21:00


17 Mart 2018 Cumartesi

Sırada Çılgın Tavuklar var

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 77 bin kişiyi 511 milyon TL dolandıran Çiftlik Bank’ın dışında 11 sistemin daha incelendiğini söyledi. Biz de bahsi geçen 11 sistemi inceledik. Birçoğuna ulaşılamazken, Çılgın Tavuklar ve Birlik ve Beraberlik Hayvancılık (BB) isimli siteler hâlâ açık. Üstelik BB’ye para yatırmak için hesap numaralarıda var. Ancak sistemle ilgili en ufak bir bilgi yer almıyor.

SON günlerin en çok konuşulan konuları arasında 77 bin kişiyi 511 milyon TL dolandırıp Uruguay’a kaçan Çiftlik Bank isimli sistemin sahibi Mehmet Aydın var. Kurduğu sistemle çiftlik hayvanları üye olan kullanıcılar tarafından para karşılığı satın alınabiliyor, hayvanlar için depo ve bakım masrafları ödeniyordu. Sistemde yer alan bilgilerde satın alınan hayvanlardan bir yıl içinde en az yüzde 100 kâr elde edileceği iddia ediliyordu. Ancak bu tip yöntemlerle hareket eden bir çok internet sitesi ve sistem bulunuyor. ‘Çiftlik Bank, Çılgın Tavuklar, Bizim Tavuk, Birlik Beraberlik Hayvancılık, Cashçiftlik, Elitçiftlik.’ İsimleri farklı olsa da sistem aynı. Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci’nin dediği gibi yüksek kâr vaadiyle insanlar kandırılıyor. Tavuk, inek, yumurta gibi ürünler sanal ortamda satın alınıyor ve satılıyor. Bu şekilde insanların yüzde 100’ü aşan kazançlar elde ettiği iddia ediliyor.

11 FİRMA İNCELEMEDE
Çiftlik Bank’a ilişkin soruşturmanın tamamlandığını ve konunun Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettiğini hatırlatan Bakan Tüfenkci, benzer 11 girişim daha olduğunu ve incelemesinin ise kısa zamanda biteceğini söyledi. Bakan Tüfenkci’nin sözünü ettiği 11 firma ise şunlar. “Birlik Beraberlik Tarım Hayvancılık İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Ekolium Bilişim Yazılım Tarım Hayvancılık Otomotiv Turizm Gıda Lokantacılık Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, Ukash İnternet Hizmetleri Limited Şirketi, Skp Teknoloji Sanal Market Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Cashçiftlik, Maden.İm, Elit Çiftlik, Çiftlikshop, Çiftlikmania, Bizim Tavuklar, Çılgın Tavuklar.”

MİNİMUM LİMİT 250 TL
Firmalar hakkında 18 Aralık 2017’de bakanlık makamının onayı ile inceleme başlatıldığı ve konuya ilişkin 11 müfettişin denetim yaptığı belirtiliyor. Biz de 11 firma hakkında araştırma yaptık. 11 firmanın bir çoğu siteyi kapatmış, ulaşılamıyor. Bazıları ise site açık olmasına rağmen para yatırma işlemlerini ve yeni üyelikleri kabul etmiyor. Sadece BB hayvancılık isimli siteye ulaşılabiliyor. Biz de söz konusu siteye üye olduk. Sitede nasıl bir sistem olduğu hakkında en ufak bir bilgi yer almıyor. Ancak sitede para yatırmak için hesap numaraları yer alıyor. Minimum para yatırma limiti ise 250 TL.

‘GIDA İLE KANDIRIYORLAR’
BU 11 firmanın neredeyse hepsinde kullanılan yöntem aynı. Genellikle hayvan ticareti ve çiftlikler üzerinden tüketici kandırılmaya çalışılıyor. Peki neden çiftlikler ve hayvanlar bu tip dolandırıcılıklar da kulanılıyor. Konuyu Avukat Bülent Deniz’e sorduk. Deniz, Hürriyet’e şunları söyledi: “Bir dönem insanlara olmayan evleri sattılar. Şimdi de gıda üzerinden insanları kandırıyorlar. Çünkü insanların birinci önceliği gıdaya ulaşma ve barınmadır. O yüzden bu sistemler ‘hayvancılığı’ kullanıyorlar. Ayrıca Türkiye’de gıda fiyatları da sürekli yükseliyor. Gıda fiyatları enflasyonda da en yüksek çıkan kalemler arasında. Bunların bir kandırmaca olduğu çok açık. İşin bu noktaya gelmeden bakanlıklar ve kolluk kuvvetleri aracılığıyla önlenmesi gerekiyor. Bu tip sitelerin reklamları çıktığı gibi engellenmeli. Bu güç de var aslında. Ancak iş büyüyor. Binlerce kişi üye oluktan sonra bakanlık harekete geçiyor ve soruşturma başlatıyor. Sonrasında ise o ana kadar sistemde olan herkesin parası gidiyor.”

BÜYÜK KÂR VARSA DİKKAT
BAKAN Bülent Tüfenkci dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Kara para aklama yönünden de MASAK’ın inceleme yapması için müfettişlerimizin talepleri var. Çiftlik Bank gibi 11 girişim daha var. Sanal âlemde kâr vaat ediyor. Neye göre ettiğine vatandaşlarımızın dikkat etmesi lazım. Karşılığında bir teminat var mı, mal var mı? Vatandaşlarımızın hayatın olağan akışı, ticaretin genel seyri dışında büyük kâr vaat ederek toplanan paralara, ticarete her zaman şüpheyle yaklaşmaları gerekir. Şüphelendiklerinde de şikâyette bulunmalarını istiyoruz.”

İŞTE O 11 FİRMA
1- Çiftlik Mania: Site kapanmış
2- SKP Teknoloji: Site kapanmış
3- Ekolium AŞ: Site faaliyette. İletişim numaralarından yetkililere ulaşılamıyor.
4- Ukash İnternet: Site faaliyette. İletişim numaralarından yetkililere ulaşılamıyor.
5- Cashçiftlik: Site kapanmış.
6- Maden.im: Siteye giriş güvenlik gerekçesiyle engelleniyor.
7- Elitçiftlik: Playstore’da uygulamaya ulaşılabiliyor. Ancak indirilmesine müsaade edilmiyor.
8- Çiftlikshop: Siteye ulaşılamıyor. 
9- Bizim Tavuk: Site açık. Ancak yeni üye olmak için onay verilmiyor. 
10- Çılgın Tavuklar: Site açık. Ancak para yatırma işlemi şu anda kapalı.
11: Birlik Beraberlik Tarım: Site açık. Para yatırılabiliyor. Hesap bilgilerine siteden ulaşılabiliyor.

Burak Coşan, 17.03.2018 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/sirada-cilgin-tavuklar-var-40774989

16 Mart 2018 Cuma

15 MART DÜNYA TÜKETİCİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Gelişen ve değişen ekonomide tüketici haklarının korunması daha da önem kazanmaktadır” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “15 Mart, bütün dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmaktadır. Modern zamanların tüketici hakları mücadelesi, 1960’lı yıllarda başlamış ve giderek gelişmiş ve dünya halklarının önemli mücadele alanlarından biri olmuştur. Yıllar içinde ekonominin mimarisindeki gelişmeler ve teknolojideki evrim, tüketici hakları mücadelesinde de, değişikliğe ve gelişmelere yol açmıştır.

Bundan birkaç yıl önce tüketici sorunu olarak kabul edilen kimi konular bugün için tüketicinin gündeminde yer almamakta, öte yandan özellikle teknolojideki gelişmeler ile küresel ekonomide oluşan değişiklik, tüketici için yeni mücadele alanları oluşturmaktadır.

Ülkemize ilişkin tüketici hakları mücadelesinde yola geç çıkılmış olsa da, toplumda oluşan tüketici hakkı bilinci ve ülkemiz tüketicisinin hak arama konusundaki istekliliği olumlu gelişme olarak kaydedilmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), 2012 yılında bir çatı örgüt olarak kurulmuş, tüketici hakları alanında çalışma yapan dernekleri bir araya getirerek ülkenin en büyük tüketici örgütü durumuna gelmiştir. Tüketicinin temsili ve karar alma mekanizmalarında etkili olma yönünde çalışmalar yaparak, tüketici haklarının gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) şimdi yeni bir çalışmaya daha imza atmakta ve Türkiye’nin ilk tüketici haber portalı olan Tüketici Postası’nın yayın hayatına başladığını müjdelemektedir.

Ekonomi basınının duayen isimleri ve tüketici hakları mücadelesi uzmanlarının bir araya gelerek başlattığı ve www.tuketicipostasi.com adresinde, 2017/Ekim ayında deneme yayınına başlayan Tüketici Postası, test aşamasını bitirerek, 15 Mart 2018, Dünya Tüketiciler Günü’nünde, düzenli yayınlarına başlamıştır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından desteklenen Tüketici Postası, tüketiciye yönelik ülkenin ilk ve tek bağımsız haber portalı olarak, ülkemiz tüketicisinin bilgilenmesi, sorunlarını çözmesi ve doğru şekilde tüketim için önemli bir medya çalışmasıdır.

Tüketici Birliği Başkanı gençleri israfa karşı uyardı

Küçükçekmece Belediyesi, Dünya Tüketici Hakları Günü'nde Küçükçekmeceli gençlere tüketici hakları konulu bir panel düzenledi.

Küçükçekmece Belediyesi, Dünya Tüketici Hakları Günü'nde Küçükçekmeceli gençlere tüketici hakları konulu bir panel düzenledi. Panele katılan üzere Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz çarpıcı rakamlarla yapılan israfa karşı uyardı.

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen "Yerel Yönetimlerde Tüketici Hakları" konulu panele, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Recep Şencan ile Özel Kalem Müdürü Ömer Keser başta olmak üzere Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Uluslararası Tüketiciler Derneği Başkanı Sebahattin Doğan, Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tüketici Hakları Zabıta Amiri Sinan Kalender katıldı.

"Bilinçli tüketici olmak herkesin görevi"
Panelde açılış konuşması yapan Recep Şencan, bilinçli bir tüketici olmanın herkesin görevi olduğunu kaydederek, "Tüketici bilinçli olunca topluma da katkı sağlıyor. Satıcıları da yönlendiriyor, üretimi de şekillendiriyorlar. Şu anda satıcılar ve üreticiler de daha bilinçli. Sizin de genç nesiller olarak topluma karşı görevleriniz var. Bunların başında bilinçli tüketici olmak geliyor" dedi.

"Bir yılda çöpe giden gıda parasıyla 171 bin okul yapılır"
Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz'e tüketici haklarına dikkat çeken etkinliklere imza attığı için teşekkür eden Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz ise bilinçli tüketici olma noktasında tasarrufun önemine değindi, Deniz, gençlere tasarruf yapmalarını şu sözlerle öğütledi: "Bir yılda 214 milyar liralık gıda çöpe gidiyor. Bu parayla 171 bin okul, 11 bin hastane yapabiliriz. Elektrikte 100 liranın 35 lirasını aslında kullanmıyoruz. Bunu israf etmesek 132 Milyar ülke ekonomisi kazanır. Korkunç bir israf içindeyiz. Sürekli tüketiyoruz ancak doğru tüketmediğimiz için kayıptayız"

"Sosyal medya insanları yanıltıyor"
Panelin moderatörlüğünü yapan Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler ise 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü'nün tarihini katılımcılarla paylaştı: "Bundan 100 yıl önce tüketiciler satın aldıkları ürünlerde refleks göstermiştir. Amerika'da aldıkları üründen fayda sağlayamamışlardır." Dinler ayrıca sosyal medyanın insanları ihtiyaç olmayanı almak konusunda yanılttığını söyledi.

"Mağdur olmamak için elinizde mutlaka bir belge olsun"
İBB Tüketici Hakları Zabıta Amiri Sinan Kalender ise yaptığı konuşmada tüketicileri ilk önce ellerinde kanıt olması gerektiği konusunda uyararak, "Mağdur olmamak için elinizde mutlaka bir belge olmalı. Fiş, sözleşme bir şey. Mutlaka alın" dedi. Uluslararası Tüketiciler Derneği Başkanı Sebahattin Doğan da dünyadaki tüketicilerin haklarını gençlere anlatarak, gençlere daha çok okumaları ve kendi haklarını öğrenmeleri tavsiyesinde bulundu.

Program sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan konuklara ise Ömer Keser teşekkür ederek çiçek takdim etti.



'ZAYIF TÜKETİCİ'NİN KORUNMASI ESAS ALINMAL

Tüketici Postası, Dünya Tüketiciler Günü ve Tüketici Haftası münasebetiyle tüketici dernek başkanlarıyla görüştü. Her gün bir dernek başkanının değerlendirmelerine yer vereceğimiz yazı dizimizin ilki Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz.

Tüketici Hakları diye bir kavramdan ilk defa 15 Mart 1962 yılında ABD’nin o dönemdeki başkanı John Fitzgerald Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmada bahsetti. İlk olarak Amerika, Avrupa ve İskandinav ülkelerinde ortaya çıkan Tüketici Koruma faaliyetleri Japonya'ya ve oradan da tüm dünya ülkelerine yayılmaya başladı. Birleşmiş Milletler 1985 yılında aldığı bir karar ile bu konuşmanın yapıldığı tarih olan 15 Mart’ı Dünya Tüketici Hakları Günü ilan ederek resmileştirdi. 15 Mart ülkemizde de Dünya Tüketiciler Günü adıyla kutlanıyor ve 15-21 Mart tarihlerini içine alan hafta da Tüketici Haftası olarak kutlanıyor.

Tüketici Postası olarak 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü ve Tüketici Haftası münasebetiyle ülkemizdeki tüketici derneklerinin genel başkanlarıyla, tüketici gündemini konuştuk. Her gün farklı bir tüketici derneği başkanıyla yapacağımız görüşmenin ilkini Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ile gerçekleştirdik.

“2017 tüketici açısından olumlu geçmedi”
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, geçtiğimiz yılın ülkemiz tüketici açısından olumlu geçen bir dönem olmadığını belirterek sözlerine başladı. Deniz, “Özellikle tüketici yasasında yapılan torba yasa değişikliği ile GSM, banka, elektrik firmaları ve benzeri çok sayıda tüketiciye hizmet satan firmalar ile tüketici arasındaki sorunların Tüketici Hakem Heyeti’nde çözümlenmesine ilişkin düzenlemeden geri adım atılarak, tüketicinin doğrudan icra takibine maruz kalmasının önünü açan düzenleme yasalaştı” dedi. Düzenlemenin hazırlık aşamasında tüketici örgütlerinin topyekûn bir muhalefet göstermiş olmasına karşın, iktidarın tüketici haklarında geri adım olarak nitelendirilebilecek bu düzenlemeyi yasalaştırdığını aktardı.

Tüketicilerin hak arama bilinci artıyor
Gıda denetimleri konusunda kamu otoritesinin denetim olanaklarının bir miktar genişlemiş olmasına karşın, tüketiciye ulaşan gıdanın sağlığı konusunda halen riskli durumda bulunduğumuzu ifade etti. Deniz, “BDDK, EPPDK gibi üst kurullarda tüketici örgütü temsilcilerinin bulunmasına ilişkin beklentimiz, bu dönemde de gerçekleşmedi. Ancak ülkemiz tüketicisinin haklarının farkındalığı ve hakkını arama konusundaki isteğindeki artışı somut olarak gözlemlediğimiz bir dönem oldu” dedi.

“Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’ne yapılan yeni atamanın isabetli olduğunu görüyoruz”
Deniz, “Kamu otoritesinin tüketici hakları konusundaki çalışmaları yetersiz olmakla birlikte – iyi örnekler bazında – olumlu seyrediyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’ne yapılan yeni atamanın isabetli olduğunu görüyoruz. Yeni Genel Müdür Ahmet Erdal’ın özellikle bu alanda çalışma yapan sivil toplum örgütleri ile işbirliği arayışlarına ilişkin yaklaşımını son derece olumlu buluyor ve güçlü şekilde destekliyoruz” diye konuştu.

‘Zayıf tüketicinin korunması’ esas alınmalı
Tüketicinin korunması ile ilgili bütün kamu kurumlarının yapacakları çalışmalarda bu ana dek gözlemlediğimiz eşgüdüm eksikliğinin giderilmesi gerekir diyen Deniz, “Finans, gıda, iletişim ve benzeri birbirinden bağımsız gibi görünen sektörlerdeki tüketicin korunmasının aslında ‘zayıf tüketici’nin korunması gerektiğine ilişkin tek ilkeye dayandığı gerçeğini esas almaları gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

TBF 2012’de 16 tüketici örgütünün bir araya gelmesiyle oluştu
Tüketici Birliği Federasyonunun 2012 de 16 tüketici örgütünün bir araya gelmesi ile kurulan bir çatı örgütlenmesi olduğunu aktaran Deniz, sözlerine şöyle son verdi:
“Temel olarak tüketici haklarının korunması ekseninde, tüketicinin devlet nezdinde temsil edilmesi, karar mekanizmalarına katılım ve müdahaleye yönelik çalışmalar gerçekleştirmektedir.”

"15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlu Olsun"


İstanbul, 14.03.2018
  
“15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlu Olsun”
“Tüketici Postası yayınlarına başladı”

15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “gelişen ve değişen ekonomide tüketici haklarının korunması daha da önem kazanmaktadır” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

15 Mart, bütün dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmaktadır.
Modern zamanların tüketici hakları mücadelesi, 1960’lı yıllarda başlamış ve giderek gelişmiş ve dünya halklarının önemli mücadele alanlarından biri olmuştur.

Yıllar içinde ekonominin mimarisindeki gelişmeler ve teknolojideki evrim, tüketici hakları mücadelesinde de, değişikliğe ve gelişmelere yol açmıştır.
Bundan birkaç yıl önce tüketici sorunu olarak kabul edilen kimi konular bugün için tüketicinin gündeminde yer almamakta, öte yandan özellikle teknolojideki gelişmeler ile küresel ekonomide oluşan değişiklik, tüketici için yeni mücadele alanları oluşturmaktadır.

Ülkemize ilişkin tüketici hakları mücadelesinde yola geç çıkılmış olsa da, toplumda oluşan tüketici hakkı bilinci ve ülkemiz tüketicisinin hak arama konusundaki istekliliği olumlu gelişme olarak kaydedilmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), 2012 yılında bir çatı örgüt olarak kurulmuş, tüketici hakları alanında çalışma yapan dernekleri bir araya getirerek ülkenin en büyük tüketici örgütü durumuna gelmiştir. Tüketicinin temsili ve karar alma mekanizmalarında etkili olma yönünde çalışmalar yaparak, tüketici haklarının gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) şimdi yeni bir çalışmaya daha imza atmakta ve Türkiye’nin ilk tüketici haber portalı olan Tüketici Postası’nın yayın hayatına başladığını müjdelemektedir.

Ekonomi basınının duayen isimleri ve tüketici hakları mücadelesi uzmanlarının bir araya gelerek başlattığı ve www.tuketicipostasi.com adresinde, 2017/Ekim ayında deneme yayınına başlayan Tüketici Postası, test aşamasını bitirerek, 15 Mart 2018, Dünya Tüketiciler Günü’nünde, düzenli yayınlarına başlamıştır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından desteklenen Tüketici Postası, tüketiciye yönelik ülkenin ilk ve tek bağımsız haber portalı olarak, ülkemiz tüketicisinin bilgilenmesi, sorunlarını çözmesi ve doğru şekilde tüketim için önemli bir medya çalışmasıdır

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

28 Eylül 2017 Perşembe

Tüketici yargıya gidiyor

Tüketici dernekleri planlanan yüksek vergilerin eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olduğunu açıkladı. TÜSODER Başkanı Aydın Ağaoğlu "Karar netleşirse bu iş Anayasa Mahkemesi'ne kadar gider" dedi.

Maliya Bakanı Naci Ağbal'ın önceki gün açıkladığı yüksek vergi oranlarıyla ilgili en büyük tepkiyi tüketici dernekleri verdi. Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu özellikle yüzde 40'lık MTV tüketici haklarına aykırı olduğunu açıklayarak itiraz için yargıya başvuracaklarını söyledi. Ağaoğlu "Buna sessiz kalmamız düşünülemez. Muhalefete de çağrıda bulunuyoruz" dedi.

TÜM YOLLAR AÇIK
Tüketicilere ayrıca bireysel olarak da vergi mahkemelerine itiraz etmesi konusunda çağrıda bulunan Aydın Ağaoğlu "Mahkemeler reddederse danıştaya gidilir. Oradan da sonuç çıkmazsa Anayasa Mahkemesi'ne gidilir. Biz TÜSODER olarak tüm yolları deneyeceğiz. Mahkeme süreçleri mevcut durumda uzun sürse de bu istikamette itirazlarımız aralıksız sürecek."

SÜREKLİ YÜK BİNİYOR
Böyle bir vergi oranının kabul edilmesinin insan haklarına aykırı olduğuna dikkat çeken Aydın Ağaoğlu "Tüketici vergi yükünün azaltılmasını beklerken sürekli yük biniyor. Kanunlara göre herkes mali gücü ayarında vergilere katkı sağlar. Ama burada sürekli bir dengesizlik yaşanıyor. Susma hakkımızı asla kullanmayacağız" sözlerinde bulundu.

KONUTA NEDEN YOK?
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz de "Şu an bakanlar kuruluna intikal etmiş bir durum yok. Bu yüksek vergi artışı yurttaş haklarına aykırı. Kanun vergide adaletli olunması gerektiğini söylüyor. Enflasyon oranında bir artış kabul edilebilir. Ancak neden hep Motorlu taşıtlar vergisi ve sigara böyle artışlar oluyor da konutta olmuyor, bu da sorgulanmalı" dedi.

Murat Gülderen, 28.09.2017 Posta http://www.posta.com.tr/tuketici-yargiya-gidiyor-haberi-1337050