13 Mart 2020 Cuma

TBF Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: "Koronavirüs değil, fiyat artışları bizi hasta edecek"

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: "Piyasalar arz talep dengesi üzerine kuruludur. Panik yaptığınızda bu denge tamamen bozuluyor. Çünkü bu dengenin içerisine panikle birlikte fırsatçılar da giriyor. Temizlik ve hijyen ürünlerindeki artışın ardından, zamlar gıda fiyatlarına sıçradı. Bu fiyat artışlarının altında tüketici ezilecektir. Bu nedenle lütfen paniğe kapılmayalım"

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, panik havasının piyasa şartlarını bozduğunu belirterek, "Bu nedenle lütfen paniğe kapılmayalım. Yoksa koronavirüs değil, fiyat artışları bizi hasta edecek." dedi.

TBF Genel Başkanı Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüs nedeniyle bazı ürünlerin fiyatlarında yapılan suni artış ve stokçuluğa ilişkin tüketicileri temkinli olmaları yönünde uyardı. Son günlerde bazı çevrelerin bilinçli olarak yalan haberler yaydığına dikkati çeken Deniz, bu durumun panik havası oluşturmayı amaçladığını söyledi.

Panik havasının tüketiciler adına büyük kayıplara neden olacağını belirten Mehmet Bülent Deniz, şöyle konuştu:

"Panik, piyasaların yıkımı demektir. Bu yıkımdan da en çok etkilenecek olan biz tüketicileriz. Piyasalar arz talep dengesi üzerine kuruludur. Panik yaptığınızda bu denge tamamen bozuluyor. Çünkü bu dengenin içerisine panikle birlikte fırsatçılar da giriyor. Bakın temizlik ve hijyen ürünlerindeki artışın ardından, zamlar gıda fiyatlarına sıçradı. Bu fiyat artışlarının altında tüketici ezilecektir. Bu nedenle lütfen paniğe kapılmayalım. Yoksa koronavirüs değil, fiyat artışları bizi hasta edecek."

- "Tüketiciler sakin olsun"
Türkiye'de serbest piyasa koşullarının hakim olduğunu vurgulayan Deniz, bu tür piyasalarda devletin müdahalesinin kısıtlı ve yetersiz kaldığını aktardı.

Deniz, haksız fiyat artışı ve stokçuluğa yönelik devletin ilgili birimlerinin harekete geçtiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Serbest piyasa ekonomisinde devlet ne yaparsa yapsın bu suni fiyat artışlarının önüne geçemez. Burada vatandaş kendisine şu soruyu soracak: 'Bu fiyat artışından aslında kim sorumlu?' Bu çerçevede değerlendirme yapması gerekir. Panik durumu oluşmadığı zaman fiyatlar normal seyrinde devam edecektir. Yoksa tüketiciler bu süreçte ağır kayıplar görecektir. Aksi durumda vatandaş yüksek fiyatlarla alışveriş yapmak zorunda kalacak. Ayrıca yapacakları stoklardan da zarar göreceklerdir. Zira bilindiği gibi her ürünün belli bir raf ömrü var. Sonrasında bu stokları tüketemeyen vatandaş, ikinci kez zarar görmüş olacak."

Deniz, Türkiye'de çok başarılı önlemler alındığını anlatarak, "Umarım bunu sürdürürler. Tüketiciler talebinin dışında gereksiz harcama yapmasın. Fiyatlar kendiliğinden düzelecektir. Bu nedenle tüketicilerimizden sakin olmalarını istiyoruz." dedi.

13.03.2020, HaberTürk

Fahiş fiyat uygulayanları şikayet etmenin üç yolu

Koronavirüs nedeniyle kimi ürünlerde yaşanan fahiş fiyat artışları HFA uygulaması ve Alo 175 ile Ticaret Bakanlığı’na, Alo 153 ile de zabıtaya bildirilebilir.

Koronavirüs nedeniyle insanların kolonya, maske, temizlik ürünleri ve kimi temel gıda ürünlerine hücum etmesiyle yaşanan fiyat artışı tepkilere neden oldu.

Bazı kişilerin kriz fırsatçılığına soyunduğu iddia edilirken, tüketici derneklerinin yöneticileri vatandaşları fahiş fiyat uygulayanlara karşı uyardı.

Independent Türkçe’ye konuşan dernek yöneticileri şu uyarılarda bulundu.

“HFA uygulamasıyla bildirin”
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Dr. Deniz Öner, fahiş fiyat uygulayanların “HFA Bildirim” adlı mobil uygulamasından TC Ticaret Bakanlığı’na hızlıca bildirilebileceğini kaydederek, şunları söyledi:

Özellikle ilk fiyat ve fahiş fiyatı belgelemesi iyi olur. Önceden şu fiyata alıyordu sonra bu oldu gibi. Etiket ile ilgili Alo 153 Zabıta’ya ya da Alo 175 Ticaret Bakanlığı’na da şikayet edebilirler.

“Panik ile karaborsaya zemin yaratmayın”
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz ise insanlığın zor bir sınavdan geçtiğini belirterek, “Gereksiz ve aşırı panikle karaborsa ya zemin hazırlıyoruz. Önlem alacağız ama stok yapmak için satın almak piyasa dengesini bozuyor. Üstelik gıda ürünlerinde son kullanım tarihleri nedeniyle tüketici iki kez zarar görüyor” dedi.

Buna karşın fırsatçıların şikayet edilmesi gerektiğini belirten Deniz de HFA uygulaması ile fırsatçı tutum içindeki firmaların bakanlığa bildirilebileceğini kaydetti.

“Ticaret Bakanlığı’na şikayet edebilirsiniz”
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, tüketicilerin öncelikli olarak paniğe kapılmaması uyarısında bulunarak, “Kolonya, maske ve kimi tüketim ürünlerinin alışverişlerinde fahiş fiyat uygulayanları Ticaret Bakanlığı’na şikayet edebilirsiniz. Etkili denetimlerin yapılması gerektiğini ifade etmek istiyorum” dedi.

12.03.2020, Ali Kemal Erdem

Çetin Ünsalan Yazdı: TÜİK Başkanı’na şartlı ödül

Şubat ayı enflasyonu açıklandı. Tüketici fiyatlarıyla yıllık enflasyon, TÜİK’in rakamlarına göre yüzde 12,37… Bu oranlara kimsenin inanmadığını ve yaşam koşullarının ağırlaşırken, iğneden ipliğe her şeye zam gelirken, bu oranları paylaşmanın akıl sağlığına zarar bir tablo ortaya çıkarttığını biliyorum.

Ülkede yaşayanların çok büyük bir kısmının Türk-İş tarafında açıklanan yoksulluk sınırının altında kaldığını, TÜİK’in gerçekleşen yerine hedeflenen enflasyon üzerinden bir yol haritası belirlemiş olduğunu ve alenen ‘gerçeğinizi tanımıyoruz’ mesajını verdiğini biliyoruz.

Nitekim bu fotoğraf tüketici tarafından da tepkiyle karşılandı. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yapılan bu açıklamanın ardından ilginç ve ironik bir beyanatta bulundu.

Enflasyon rakamı içerisinde en çok dikkatlerini çekenin gıda enflasyonu olduğunu vurgulayan M. Bülent Deniz, gıda fiyatlarının yüzde 10,58 artmış olduğunu hatırlattı. Sahada, marketlerde, pazarlarda yaptıkları araştırmalara göre ‘bu enflasyon yüzde 35-40’tan aşağı değil’ dedi.

Sonrasında da şöyle konuştu: “Demek ki bizler yanıldık. Bu nedenle TÜİK Başkanı Yinal Yağan, size Tüketici Birliği Federasyonu olarak yılın tüketicisi ödülünü vermek istiyoruz. Ama bir tek koşulumuz var. Lütfen hangi marketten pazardan alışveriş yaptığınızı bize de açıklayın.”

O kadar tatlı, naif ve yerinde bir eleştiriydi ki bu. Elbette TÜİK Başkanı’nın ne buna cevap vermesi, ne de adres göstermesi mümkün olmayacak. Gıdanın bir hanenin harcamaları içerisindeki ağırlığını biliyoruz. Ayrıca sokakta rakamların ürün bazında yüzde 40’ların bile üzerinde olduğunun farkındayız. Fakat tüketici yine de insaflı davranmış.

Sonuç mu, patlayan kredi kartları, olanak varsa ihtiyaç kredileri başvuruları ve filmin sonunda gelir o kadar artmadığı için icralık hale gelen borçlar. Bunun sürdürülemez bir hastalık gibi Türkiye ekonomisini kemirdiğini fark etmemiz gerekiyor.

Peki kritik soru şu: Halkın bir bölümü, eskiye oranla düşen bir yüzdede de olsa buna nasıl inanıp, kendi gerçeğine yabancılaşıyor? Fanatizm… Buna inanmak istememek ve hata yaptığını itiraf edememek duygusunu da eklerseniz, gerçeği ret anlamlı hale geliyor.

Dün Marmaray’da şahit olduğum bir olayı paylaşayım. Sefer saatine az bir süre kaldığı için aceleyle istasyona inip beklemeye başladım. Sonra arkamdan biraz sinirli, biraz da telaşlı bir ses söylenmeye başladı. Tren gecikmişti.

Sakinleştirmek adına 2 dakikası olduğunu söyledim. Fakat tatmin olmadı. Bu sefer yanındakiyle konuşmaya başladı. Meseleyi sonra anladım. Çünkü biri ‘başa geçtiler sonra da ellerine yüzlerine bulaştırdılar’ diyerek meseleye bir boyut katmıştı.

Bir süre konuşma devam edince tekrar dönüp ‘Söğütlüçeşme – Zeytinburnu seferinin, Anadolu istikametine doğru yeni uzatıldığını, bu nedenle aksama yaşanmış olabileceğini belirttim. Çünkü gerçekten genellikle zamanında gelir o trenler. Fakat tatmin olacak gibi değillerdi.

Belediyenin değiştikten sonra nasıl bu işi aksattığı üzerine birbirlerine nutuk atmaya başladılar. Elbette herkesin kendi görüşü ama Marmaray’daydık.

İktidara oy verdikleri alenen belli olan iki kişinin kendi aralarındaki konuşmaları devam etti. Farklı bir partiden diye İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni gömmeye niyetli, ama o anda gelen treni işletenin iktidar partisinin yetkisindeki Ulaştırma Bakanlığı olduğundan bihaber bu iki kişi söylenerek trene bindi. Çok garip bir durumdu. İşte fanatizm buydu. Benzer örnekleri her görüşte bulmak mümkün.

Nerede olduklarını fark etmeyen, olayları parti meselesi ve derbi maçına çeviren insanların, kendi yaşadıkları enflasyonu, sırf iktidar partisi beyanı diye kabullenen bir zihniyetin kendi gerçeğine yabancılaşmasından daha doğal ne olabilir? Üstelik yineliyorum bunu her parti ve partili için de söylemek mümkün.

Sorun şu: Biz asil olduğumuzu unutmuş ve elma ile armudu karıştırır hale gelmişiz. TÜİK Başkanı o ödüle ve ironi ile bezenmiş eleştiriye bakar mı?

04.03.2020, Çetin Ünsalan

Tüketici Birliği Federasyonu’ndan, Yinal Yağan’a “Yılın Tüketicisi” Ödülü…


2020/Şubat ayı enflasyon rakamları açıklandı.
Tüketici Birliği Federasyonu, TÜİK Başkanı Yinal Yağan’a “yılın tüketicisi” ödülü vermeye hazırlanıyor.
Ama bir şartla!...



THY'de virüs inadı: 'Karantina var' diyorum 'iptal edemeyiz' diyorlar

THY'nin İtalya'ya daha önce alınan biletleri korona virüs nedeniyle iptal etmek isteyen yolculara olumsuz yanıt vermesi tepki çekiyor. Pegasus Havayolları bugün yaptığı bir açıklamayla Irak ve İtalya uçuşları için kesintisiz iptal ve değişim hakkı tanındığını duyurdu. Ancak THY bu yönde yapılan başvuruları geri çeviriyor.

Korona virüsü sebebiyle İtalya seyahatini iptal edenler, uçak biletlerinin ve paket turların iadesi ve değişimi konusunda mağduriyet yaşıyor. THY, İtalya uçuşları devam ettiği sürece biletlerde iptal veya değişim yapmıyor. Bununla beraber İtalya’ya tur düzenleyen seyahat acenteleri, ülkeye giriş çıkış yasaklanmadıkça turun iptal edilmeyeceğini söylüyor.

Avrupa’nın en çok turist çeken ülkesi İtalya’da, korona virüsü sebebiyle 11 kişi hayatını kaybetti. Ülkenin kuzeyinde 50 binden fazla kişi karantina altına alındı. Aralarında her yıl turist akınına uğrayan Venedik Karnavalı’nın da bulunduğu pek çok etkinlik iptal edildi.

İtalya’daki korona virüsü vakaları en çok ülkenin kuzeyinde görülüyor. Lombardia ve Veneto bölgelerinde 50 bin kişinin yaşadığı 11 kasaba karantina altında. Bölgede yaşayanlardan evlerinden çıkmaması isteniyor. Eğitime ara verildi, müzeler ve kiliseler başta olmak üzere kamuya açık mekanlar girişe kapatıldı.

Türkiye’de ve yurt dışında birçok kişi virüs sebebiyle İtalya seyahatini iptal ediyor. Ancak uçak biletlerinin ve paket turların iptali ve değişimi konusunda mağduriyetler yaşanıyor. Türkiye’den İtalya’ya direkt uçuşu bulunan Pegasus Havayolları bugün yaptığı bir açıklamayla Irak ve İtalya uçuşları için kesintisiz iptal ve değişim hakkı tanındığını duyurdu. Bununla beraber Türk Hava Yolları, uçuşlar devam ettiği sürece bilet iptallerinin yapılamayacağını belirtiyor.

TBF BAŞKANI DENİZ: MÜCBİR SEBEPTİR
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, virüs sebebiyle seyahat etmek istemeyen tüketicilerin zarara uğramaması için uçak biletlerinde kulvar değişikliği ya da erteleme yapılması gerektiğini söylüyor.

Aynı zamanda hukukçu olan Deniz, havayollarının bu uygulamasını şöyle değerlendiriyor: “Bir hukukçu olarak bence bu bir mücbir (geçerli) sebeptir. Özellikle paket tur alanlar için bu çok klasik anlamda bir mücbir sebeptir.”

Deniz, tüketici mağduriyetinin giderilmesi için bir para iadesi söz konusu olmasa bile açığa alma ve kulvar değiştirme seçenekleriyle tüketici mağduriyetinin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ediyor.

GİDECEĞİ YER KARANTİNA ALTINDA!
Türk Hava Yolları’ndan İstanbul çıkışlı Venedik bileti alan Vildan Erşen, defalarca havayoluna ait çağrı merkezini arayarak görevlilere durumun ciddiyetini anlatmaya çalışmış. Ancak aldığı yanıt, “Bize yalnızca İran ve Çin konusunda bilgi verildi, onun dışında bir şey yapamıyoruz” olmuş. Talebinin ücret iadesi değil, değişim olduğunu vurgulayan Erşen, şöyle konuşuyor:

“Gideceğim yer, yani Verona kapatılıp karantina altına alınan kasabaların çok yakınında. Ama hiçbir şekilde yardımcı olmuyorlar. Hiçbir şekilde kabul etmiyorlar ve ‘gitmezseniz biletiniz yanacak’ diyorlar. Ben de şunu söylüyorum; o zaman ne olup bittiğini takip edin çünkü İtalya’da virüs sebebiyle insanlar ölüyor.”

‘SAĞLIĞIMI TEHLİKEYE ATMAK İSTEMİYORUM’
Bilet mağdurlarından biri de 21-24 Mart tarihleri için Roma’ya gidiş dönüş bileti alan 28 yaşındaki bankacı Ezgi Şen. Sağlığını tehlikeye atacak bir adım atmak istemediğini ve bu yüzden biletinin açığa alınmasını talep ettiğini belirtiyor: “İtalya uçuşları için bir bilgilendirme yapılmadığından ‘bilet kurallarınız kapsamında işlem yapabilirsiniz’ cümlesi kuruluyor. Aldığım yanıtlar otomatik mesaj kalıplarını okumaktan öteye geçmedi. Çok üzücü bir durum.”

‘BEBEKLE KARANTİNA BÖLGESİNE NASIL GİDEYİM?’
29 Şubat’ta eşi ve 9 aylık bebeği ile Roma’ya gitmeyi planlayan Sinem Ergül ise bu dönemde İtalya’ya gitmesinin hem kendisi hem de çevresi için bir tehdit oluşturabileceğini söylüyor: “Artık yalnız bir gezgin de değilim, bebeğim var. Karantina altına alınmış bir bölgeye nasıl gideyim” diye konuşuyor.

Korona virüsü sebebiyle İtalya turu alan ve iptal etmek isteyenler de sorun yaşıyor. Tüketicilerin hizmet aldığı firmalarla ilgili geri bildirimlerini paylaştığı Şikayetvar isimli sitede, virüs sebebiyle aldığı turu iptal ettirmek isteyen çok sayıda gönderi bulunuyor.

Web sitesinde mağduriyetini paylaşan kullanıcılardan Selin (kullanıcıların soyadı belirtilmiyor), 2-9 Mart arası gerçekleşecek olan İtalya turunun iptalini ve ücretinin iadesini istiyor. Yayımladığı gönderide durumunu şöyle anlatıyor: “İtalya’da yaşanan korona virüsü nedeniyle iptal edilmesi veya ileri tarihe ertelenmesini istediğimizde kabul edilmiyor. Bile bile ölüme gitmemiz bekleniyor.”

‘ÜLKEYE GİRİŞ YASAKLANIRSA İPTAL EDERİZ’
Aynı web sitesinde mağduriyetini paylaşan ‘Erkan’ adlı bir kullanıcıysa, 1 Mart çıkışlı turu iptal etmek için seyahat acentesine başvurmuş ancak acentenin verdiği yanıt, “Dünya Sağlık Örgütü ülkeye girişi yasaklamadığı sürece iptal edemeyiz” olmuş. Gönderisinde şöyle diyor: “Sağlığınızı tehdit eden bir durum yok diyerek bizi tura gitmeye zorluyorlar. İnsan sağlığının kazanılacak paradan daha değerli olmaması lazım.”

27.02.2020, Aynur Tekin, Gazete Duvar

12 Mart 2020 Perşembe

Vikinglere Veda

Viking Günlüğü 11 mart'20

Sert kuzey rüzgarı gün boyu.
Yerde kar yok,  ara ara yağmur.
Ama buradakiler için "bahar gelmiş", öyle diyorlar.
...
Hava ayaz olunca adaları sayamadım; 14 ada üzerinde Stockholm, onlarca köprüyle suları aşmışlar.
Üç  milyona yakın nüfusu, İsveç sanayisinin yüzde 35'ini barındırıyor.
Başkent.
Ve hepsi bu.
Kraliyet Sarayı, bir kaç müze; soğuk ve ilginç olmayacağına ilişkin önsezi, içlerini gezme isteğinin önüne geçti.
...
Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği.
Devletimizin ticaret müşaviri ile toplantı.
Betül Ay; gencecik bir kadın, enerjik, ilgili.
...
Otelde son gece.
Üç otel tanıdım; Türkiye'deki  dört yıldızlı, emsal otellerle kıyaslanamayacak kadar kötü.
Banyo terliğinden, içeceklerin olduğu buzdolabının olmamasına kadar bir dolu gariplik.
Cimri kahvaltılar bonus.
En garibi ise yandaki fotoğrafta; evet, birinde odadan resepsiyonu arayabilecek telefon dahi yoktu.
...
İsveç'te çeşmeden akan su içiliyor.
Hoş, serin bir tadı var.
...
Türkiye'den gelen haberler iç açıcı değil.
Bugün panik sarmış marketleri.
Aklı yok sayınca, olacağı bu.
Ve sosyal medya; kimi sahte, kimi olayı büyütmeye çalışan paylaşımlar.
Bugüne kadar coronavirüs krizinin doğru, yerinde ve şeffaf yürütüldüğüne inanıyorum.
Umarım bu performansımız devam eder.
...
Yol arkadaşlarım vardı, Türkiye'den birlikte yola çıktığımız.
Makam masalarının ardında tanıdığım bürokratlarımız ve benim gibi STK başkanları.
Eski deyiş, yolda tanıyor insan yoldaşını.
Selâm olsun hepsine; yolculuk yaptık, yoldaşlık ettik.
...
Yarın Vikinglerin torunlarıyla vedalaşma zamanı.
Merhaba Türkiye, merhaba panik...

11 Mart 2020 Çarşamba

Huzurlu Ayaklar Ülkesi

Viking Günlüğü 10 mart'20

Huzursuz ayak sendromu!
Bir topluluğa girdiğimde, ayaklara bakarım, kaç kişinin sallanır?..
Çoğu kimsede görüyorum; ayaklar, değilse  eller kıpır kıpır.
Bende de var.
İsveç'te kimseye rastlamadım, ayaklar huzurlu, sakin.
...
Gün boyu toplantı, kamu kurumlarında, kurum çalışanlarıyla.
Dikkat çekici; herkes sadece kendisine verilen işi biliyor, kendi alanına komşu, ilgili işlerden habersiz, hatta bilgisiz.
Büyük fotoğraftaki puzzle'ın parçasını bilmek, ama en iyi  şekilde bilmek yeterli burada.
İlginç bir durum; ulaşımımızı sağlayan Yaser Beyin tanımıyla fazlasıyla "robotik bir yaşam..."
...
Kamu kuruluşlarında bir "ilginçlik" daha var, bir süre önce bir çok kamu kurumu başkentin dışına taşınmış.
Nedeni, istihdamı yaymak, merkeziyetçi yapıyı dağıtmak.
Düşündüm, bizde de olsa?
Bakanlıklarımızın kimi genel müdürlükleri Anadolu'ya yayılsa; Turizm Bakanlığının bazı birimleri Akdeniz bölgesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Eskişehir'de, Tarım Bakanlığı İç Anadolu bölgesinde, ilh...
Ama illa ki, İstanbul'da değil.
İletişim çağında her şeyi Ankara'da konuşlandırmak? Düşünmeye değer!...
...
İsveç'e geliş nedeni, tüketici hakları için inceleme, bilgilenme çalışması.
Sonuç hayal kırıklığı, bir çok konuda, uygulamada biz daha iyisini yapıyoruz.
...
Bir  başka kamu kurumunda, öğleden sonra.
Bir kaç gündür görmediğimiz kadar sıkı güvenlik taraması, "içeride foto çekmek yasak" uyarıları.
Kriz anında; doğal afette, büyük yangınlarda, kaosta İsveç halkının dayanıklığını arttırmakla, toplumun kırılganlıklarını azaltmakla görevli bir kurum.
MSB kısaltması; Türkçesi, Sivil Koruma Ajansı.
...
Corona dünyayı esir aldı.
Krizi yönetmekle görevli o yüksek güvenlikli kurumda, bir çalışan coronavirüs kapmış, hastanedeymiş.
İronik.
Bugün verdikleri sayı, tüm ülkede 24 enfekte. 
...
Ülkemdeki ilk enfekte haberini aldık.
Haberler, sosyal medya panik havasında.
İsveç sakin görünüyor. Tek gördüğümüz tokalaşmak yok.
...
Ülkenin yönetiminde şeffaflık egemen.
Yurttaşların kamuya ait bilgilere ulaşma hakkı var.
Soruyorsun ve devlet senin o bilgiye erişmeni sağlıyor.
"Kimsin, niye istiyorsun" diye sormadan.
"Peki, ulusal güvenlik, şu-bu" diyecek oldum; pek azı sır, kamu bilgilerinin neredeyse yüzde 98'ni paylaşmakta sakınca görmüyor devlet.
Bizi düşündüm, gelişini büyük heyecanla kutladığımız Bilgi Edinme Yasasının yıllar içinde nereden nereye geldiğini; erişime izin vermekle sorumlu kamunun nasıl naz yaptığını, nasıl zorlaştırdığını...
...
Karlstad'a veda.
Merhaba Stockholm.
Stock, kütük; holm ada demekmiş.
Adalar üzerine kurulu bir kent.
Gün ışıdığında adaları tek tek sayacağım.


  

10 Mart 2020 Salı

Devlet Bana Yalan Söylemez

Viking Günlüğü 9 mart'20

Gün ışır, yaşam başlar.
Issızlığın sesi, hepi topu 70.000 kişiden çıkıyormuş, geceden değişen; fazladan bir  kaç araba, bir kaç insan...
...
Kentin ara sokaklarında ürkek adımlar.
Büyücek bir kilise, Gustav Adolfs kilisesi.
Bir hamle içine doğru, kapalı!
Yol üstünde daha küçük bir kilise daha, o da kapalı!..
İsveç'te yaşayanların yüzde 88'i, "din yaşamımda önemli bir yer tutmuyor" demiş zaten.
Oysa 2000 yılına kadar Luteran Kilisesi, devlet dini. O yıl, bir yasa ile devlet/din bağlantısı son bulmuş.
Şimdilerde her yıl kiliseye bağlı olanların sayısında yüzde 1'lik düşüşler kaydediliyor.
Boras'tan Karlstad'a yolculukta, kilise benzeri yapıların önünden geçerken, şoförümüz Yaser Bey dedi; "kiliseler cemaatsizlikten dolayı birer birer satılıyor." 
...
Mahallemin nüfusundan az Boras halkı, ama ne çok kitapçı var!
Ve güzel bir kültür merkezi; sergi salonu, sinametek ve ışıl ışıl bir kütüphane, sokaklarda olmayanlar orada...
Bir köşede okul öncesi çocuklar için küçük oyun alanı ve kitapları; diğer yanda emeklilerin oturup gazete, dergi karıştırdıkları alan; bir diğerinde dizi dizi bilgisayarlar, gençler, her çeşit ırktan, türlü giyimli...
...
İsveç, uzun boylu ve yaşlı insanların ülkesi.
...
Tütün için topyekun savaş ilan edilmiş.
Markette sigara standı, içi görünmeyen bir küçük dolapta.
Sigara için kasadan fiş alıp başka bir görevli yardımıyla dolabın kilidi açılıp sigara alınır ve yeniden kasaya gelip parası ödenir.
Kimi sokaklarda sigara içmek de yasak.
Açıkta sigara içmek için kimi yerlerdeki çöp kutularının başında olmak gerek.
Tiryakiler için cehennem.
...
Her evin penceresinde küçük abajurlar.
Hava karardı mı hepsi yanıyor.
Uzun, karanlık kış günlerinde, sokaktaki lambaların yetersizliğine çare diye üretilmiş, toplumsal bir refleks; pencerelerden sızan ışıklar sokağı aydınlatsın.
...
Konya'da Kulu ilçesi, 50.000'den biraz fazla.
Çok daha fazlası İsveç'de yaşıyor.
1965 yılında İsveç'e gelen ilk Kulu'lu göçmen işçilerin peşi sıra bütün Kulu İsveç'e akmış; İsveç'teki Kulu'lar, Türkiye'deki Kulu'lulardan daha fazla.
İsveç'te ulaşımımızı sağlayan Yaser Bey Kulu'lu. Annesi 3-4 yaşında iken gelmiş, kendisi doğma büyüme İsveç'li.
Boras'tan Karlstad'a giderken, uzun uzun anlattırdım ona.
Daha da anlatacak; o anlatacak, ben yazacağım.
...
İsveç, uzun boylu, yaşlı ve "devlet bana yalan söylemez" diyenlerin ülkesi.



Viking Günlüğü

Viking Günlüğü 8 mart'20
Bankodaki görevliye, "siz neden maske takmıyorsunuz" sorusu...
"Takmamız yasak..."

İsveç, uzun boylu, yaşlı ve "devlet bana yalan söylemez" diyenlerin ülkesi.

Viking Günlüğü 10 mart'20
Krizi yönetmekle görevli o yüksek güvenlikli kurumda, bir çalışan coronavirüs kapmış, hastanedeymiş.

Viking Günlüğü 11 mart'20
Eski deyiş, yolda tanıyor insan yoldaşını.

Selâm olsun hepsine; yolculuk yaptık, yoldaşlık ettik.