19 Mart 2013 Salı

Bülent Deniz Gıda Reformunu Kudüs TV. ye Değerlendirdi

Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz Gıda Reformunu Kudüs TV Ana Haber'e Değerlendirdi.
 
 


18 Mart 2013 Pazartesi

"Soyguna Dur Diyeceğiz"

Tüketici örgütleri bankaların aldığı ücretlere isyan etti
Bankaların, 40’ın üzerinde işlemden aldığı ücretlere karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden tüketici örgütleri, yalnızca boykotlarla değil açacakları davalarla da bu soyguna artık dur diyeceklerini söylediler
 
Dünya Tüketiciler Günü’nde tüketici dernek ve federasyonları çeşitli etkinliklerle yurttaşları bilinçli olmaya çağırıyor. Özellikle son günlerde bankaların haksız ve yargı kararlarını hiçe sayan uygulamalarına karşı yurttaşları tepki göstermeye ve hak aramaya çağıran kitle örgütleri temsilcileri, 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü dolayısıyla Aydınlık’a açıklamalarda bulundu.
 
İhtiyacımız kadar tüketmeliyiz
Bugün saat 12.00’de İstanbul Kadıköy’de Boğa Heykeli’nin önünde düzenleyecekleri basın açıklamasına bütün yurttaşları davet eden Tüketici Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, bundan sonra da bankaları boykot eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.
 
Tüketicinin korunmasına ilişkin yeni yasanın bir türlü çıkarılamamasını taslakta bankaların aleyhlerine olan bir takım maddelere karşı itiraz etmelerine bağlayan Eroğlu, şunları söyledi: ‘’Bankalar işletme giderlerinin yüzde 60’ını tüketicilerden kestikleri masraflardan karşılıyorlar. Bu çok ciddi bir rakam. Geçenlerde şahit oldum bir bankada 82 lira havale yapmak isteyen müşteriden 32 lira masraf istediler. ‘Bu rakam neye göre belirleniyor?’ diye itiraz ettik. Ama cevap alamadık.
 
Tüketicilerin artık tüketimden gelen gücünü kullanmaları gerekiyor. Yapacağımız boykotların yanında, tüketicilerden 40 üzerinde işlemden kesilen bedellerle ilgili de işte dosya masrafı, hesap işletim bedeli, kredi kartı aidatı gibi, 5 lira 10 lira demeden şikayetlerde bulunmalıyız. Dünyada bankalar batarken Türkiye’deki bankalar kar ettiler. Bunu da tüketicinin sırtına binerek yaptılar. Artık bu soyguna dur demenin vakti geldi. Türkiye her geçen gün borç batağına saplanıyor. Özellikle gençlerin harcamalarına dikkat etmesi gerekiyor. Bu nedenle artık ihtiyacımız kadar tüketmeyi öğrenmeliyiz.’’
 
‘Banka boykotu’ eylemleri hükümete de bir uyarıdır
Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar, 2012 yılında özellikle bankaların haksız uygulamalarına karşı yapılan şikayetlerde patlama yaşandığını kaydetti. 2013’te bu şikayetlerin daha da artacağına işaret eden Çakar, ‘’Tasarı halinde olan tüketiciyi koruma yasasından bankaların aldığı bir takım ücretlere sınırlama getirilecek. Ancak tasarıya, bankaların tüketicilerden yeni ücretler almaması içinde bunu engelleyen maddeler konulması lazım’’ dedi. 13-14 Mart tarihlerinde gerçekleştirdikleri ‘bankaları boykot’ eylemlerine birçok kitle örgütünün destek verdiğini ifade eden bunun hem hükümete hem de bankalara bir uyarı olduğunu belirtti. Tüketicilerin yalnızca bankaların uygulamalarından kaynaklı sorunları olmadığına işaret eden Çakar, ‘’Enerji zamları, sağlıklı gıda ve su, telekominasyon şirketlerinin uygulamaları gibi daha çözüme kavuşmamış birçok mesele var. Bütün bu sorunlar ancak, kamu yararını gözeten ve tüketici haklarını koruyan ekonomik ve sosyal politikalarla çözülebilir’’ diye konuştu. Çakar, bundan sonra yapacakları faaliyetleri şöyle anlattı: ‘’Bugün Ankara Kızılay’da saat 11.30’da tüketicinin yedi önemli sorununa dikkat çekmek için bir gösteri düzenleyeceğiz. Bu yeni sorunla boğuşurken kendisi de bir sorun yumağı haline gelen tüketicinin sıkıntılarını anlatacağız. 16 Mart saat 13’te ise, Tüketiciler Federasyonu bünyesinde Ankara Türk-İş Konferans salonunda tüketici hakları yasasına ilişkin bir konferans düzenleyeceğiz.’’
 
Mahkeme kararları emsal teşkil etmeli
Dünya Tüketiciler Günü dolayısıyla gazetemize yaptığı açıklamada yurttaşların hakları konusunda artık daha bilinçli olduğunu söyleyen Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise, “Yurttaş bilinçli ama sistemin içerisinde kıskaca alınmış vaziyette. Şimdi bankaları boykot edebiliriz ancak, o gün ödememiz varsa ve son günüyse bunu yatırmaya mecburuz. Mevcut sistem tüketiciyi bir kıskaca almış durumda bundan kurtulmak lazım’’ dedi. Tüketicilerin sorunlarının yalnız bankalardan kaynaklanmadığına vurgu yapan Deniz, en önemli meselelerden bir diğerinin de gıda denetimi olduğunu kaydetti. “Birçok düzenleme yapılıyor ama bunları uygulayacak ne teknolojik alt yapı var ne de eleman’’ diyen Deniz, şöyle devam etti: “Bankalarla ilgili yaşanan mağduriyetlere gelirsek, tüketici mahkemelerine davalar açıyoruz. Ancak bu davaların bir bağlayıcılığı olmuyor her yurttaş gidip kendi özel durumu için dav aaçmak zorunda kalıyor. Hatta bu sene kart aidatının iadesine ilişkin dava açıp kazanmanıza rağmen gelecek yıl yeniden dava açmanız gerekiyor. Bu kararların emsal teşkil edip tüketici lehine işler hale getirilmesi gerekiyor.’’
 
Tüketici yeni kanununu bekliyor
Türkiye’de yaşanan tüketici sorunlarını değerlendiren Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya da, “Yetersizliğe rağmen mevcut yasaların uygulanmaması ve denetimlerin şekilde kalması kamu eliyle tüketici mağduriyetlerinin artmasına sebep olmaktadır” dedi. Anayasanın 172. maddesinde yer alan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmünü hatırlatan Kaya, buna rağmen mevcut yasaların günün koşullarına göre uyarlanamaması sebebiyle tüketicilerin kötü niyetli satıcıların elinde kazanç makinesi haline getirildiğini bildirdi. Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Yapılan gayri kanuni işlemler ile bankalar, iletişim sektörü ve gıda sömürücülerinin tüketicilerin bilinçsizliğinden yararlanarak her anlamda tüketicileri sömürmeyi bir alışkanlık haline getirerek, haksız menfaat temin etmektedirler. Tüm bunların bağlamında yargı mercilerinin kararları da bahsedilen sektörlerce açık açık çiğnenmektedir. Dolayısıyla yeni kanun taslağının derhal meclisten geçirilerek yürürlüğe sokulması elzemdir.’’
 

10 Mart 2013 Pazar

"Bankalara, Kişi Başı 40 TL. Ceza..."


 
İstanbul, 10.03.2013
“bankalara, kişi başı 40 TL. ceza…”
 
Rekabet Kurulu’nun bankalar hakkında verdiği mahkûmiyet kararını değerlendiren Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “bu karar, bankacılık sektörünün topyekûn, tüketici haklarını ihlâl ettiklerinin en somut kanıtıdır” dedi.
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:
 
Rekabet Kurulu tarafından bankalar hakkında yürütülen soruşturma sonunda, aralarında kamu bankalarının da bulunduğu oniki bankanın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesini ihlâl ettikleri tespit edilerek, toplam olarak bir milyar yüzonaltı milyon dokuzyüzelliyedi bin lira para cezası verilmiştir.
 
Yıllardır Sürdürülen Mücadelede Önemli Gelişme
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) çatısı altında örgütlenen ve uzun yıllardır tüketici hareketi içinde çalışmalarını yürüten bizler; 2007 yılı başından bu yana bankaların tüketici haklarına ilişkin saygısız, tüketiciyi yok sayan ve tüketici haklarını ihlâl etmekten çekinmeyen uygulamalarını kamuoyuna ısrarla duyurduk. Hak arayışımızın en somut yöntemi olan yargı yolu sıklıkla kullanılarak, 2007 yılından bu yana, bankaların hukuka aykırı uygulamalarını tespit eden yüzbinlerce yargı kararı verildi.
 
Bankacılık sektörünün müşterisi olan tüketicilerin sayısının çokluğu, ülkemiz hukuk sisteminde yargı kararlarının “emsal” olmakla birlikte, bir başkasının hakkının yerine getirilmesi için bağlayıcı nitelikte olmaması, hukuk düzenlemelerindeki kimi boşluklar ve her şeyden önemlisi sektörün kendisini hukukun üzerinde gören yaklaşımı nedeniyle tüketici-banka ilişkisi her geçen gün daha da gerginleşmiştir. Bir “güven kurumu” olması gereken bankalara karşı, tüketicinin güveni kalmamış; tüketici banka şubelerinin, ATM lerinin önünden geçmeye korkar hale gelmiştir.
 
Kamu, Görevini Yapmıyor, Tüketici Mağdur Olmaya Devam Ediyor
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı tarafından 2012/Temmuz ayında dile getirilen bankacılık uygulamalarındaki sorunların çözümü için hazırlanan yeni tüketici yasası taslağı, yasama organının önüne getirilememiş, her geçen gün bankaların mağdur ettiği tüketici sayısı artmaya devam etmiştir.
 
Sektörün düzenleyici ve denetleyicisi olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) nın kuruluş yasasında kendisine verilen, “tüketici hak ve çıkarlarını koruma” dışında her türlü görevini yerine getirdiği gözlemlenmekte, bir tebliğ yayınlayarak tüketicinin cebinden haksız yere para alınmasının engellenebileceği konularda, sessizlik tercih edilmiştir. BDDK nın ısrarlı sessizliği, tüketicileri artık şaşırtmamaktadır.
 
Ceza Miktarı Az, Ama Yine de Teşekkürler Rekabet Kurulu…
Bu ortam içinde Rekabet Kurulu tarafından yürütülen soruşturma sonucunda verilen mahkûmiyet kararı özel bir önem ve anlam taşımaktadır. Karar ile bankaların rekabeti engelleyici ve dolayısıyla tüketici haklarını ihlâl eden tutumlarının varlığı tespit edilmiştir. Karar tüketicileri sevindirmiş ve yıllardır yürütülen mücadelenin boşa olmadığını ortaya koymuştur.
 
Ancak verilen bir milyar yüzonaltı milyon dokuzyüzelliyedi bin lira para cezası, bankacılık hizmetlerini kullanan otuz milyon yurttaşımız için kişi başına kırk lira anlamına gelmekte, rekabetin engellenmesi ile elde edilen haksız kazancın büyüklüğü yanında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Sadece kredi kart aidatı adı altında her yıl alınan iki milyar beşyüz milyon lira dikkate alındığında dahi verilen cezanın yeterli olmadığı görülmektedir.
 
Bankasını Seçemeyen Tüketicilerin Ülkesi
Rekabet Kurulu kararına konu olan “bankaların rekabeti engelleyici tutumları” yanında daha önemli olan sorun, ülkemiz tüketicisinin çalışmak istediği bankayı serbestçe seçme olanağının da bulunmamasıdır. Büyük çoğunluğunu ücretli kesimin oluşturduğu tüketiciler, ücretlerini banka üzerinden almakta, kendilerinin değil işverenlerinin seçtikleri bankanın müşterisi olmaktadırlar. Böylelikle ücretlerini almanın yanında kredi kartı, tüketici kredisi ve diğer bankacılık hizmetleri için zorunlu olarak ücretin yattığı bankayla çalışan tüketicinin serbestçe karar verme iradesi açıkça ihlâl edilmektedir.
 
Yok Aslında Birbirimizden Farkımız
Öte yandan bankaların uyguladıkları faiz oranları, aldıkları masraf ve komisyon miktarları neredeyse birbirinin aynıdır. Örneğin, halen dahi bugün itibariyle kredi kartına uygulanan faiz oranı, kredi kart hizmeti veren yirmi bankada da aynı miktarda uygulanmaktadır. Tüketici hangi bankanın kapısını çalarsa çalsın aynı oranlarla, miktarlarla karşılaşmaktadır.
 
Bankaları Boykot Edebilir miyiz?
Temel ve yaşamsal gıda ürünlerine zam yapıldığında, tüketiciden bu malları almayarak boykot etmesi istenmesinin uygulanabilir olmaması gibi yolu bir şekilde bankadan geçen, geçmek zorunda kalan tüketici için, banka hizmetlerini satın almamak da, yaşamın gerçekleri ile bağdaşmamaktadır.
 
Aynı şekilde tüketici haklarını ihlâl eden bankalar için kara listeler oluşturmaya ilişkin önerileri de, yaşama geçirilmesi olanaklı görünmemektedir.
 
Çözüm
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın geçtiğimiz yıl Temmuz ayında yaptığı bankalarla ilgili açıklaması, tarafımızdan kuvvetli bir şekilde desteklenmiş, bankaları hizaya getirecek her türlü düzenleme için siyasi iktidarın yanında olduğumuz belirtilmiştir. Rekabet Kurulu kararı ile siyasi iktidarın eli daha da güçlenmiştir.
 
Yapılacak iş bellidir.
Siyasi iktidar tarafından yeni tüketici yasası taslağı TBMM. ne getirilmeli ve bankaların otuz iki ayrı kalemde aldıkları “deli dumrul haracı”nı engelleyecek hükümler en kısa zamanda yasalaştırılarak, tüketicinin cebine haksızca uzatılan bu eller kesilmelidir.
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) konuyla ilgili tüm gelişmeleri yakından izlemekte ve her türlü katkıyı sağlamak için çalışmalarını sürdürmeye devam etmektedir.
 
Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

22 Şubat 2013 Cuma

"Bankaları Kara Listeye Alın!.

 

Tüketiciler Birliği, bankacılık sektöründe tüketiciden ''masraf'' ve ''aidat'' başlığı altında alınan bedeller hakkında hazırladığı raporu, TBMM Dilekçe Alt Komisyonu'na iletti. Raporunda dikkat çeken bir öneri de var: Borcunu zamanında ödemeyen borçlu nasıl kara listeye alınıyorsa, tüketicilere sorun çıkartan bankalar da kara listeye alınsın...
Bankaların, "kredi kartı aidat", "hesap işletim", "kredi dosya masrafı" gibi ücretler almasına yönelik şikayetlere çözüm bulunması için kurulan TBMM Dilekçe Alt Komisyonu'na, Tüketiciler Birliği tarafından bir rapor sunuldu. Türkiye'de bankaların 31 farklı başlık altında tüketicilerden hizmet bedeli veya komisyon aldığı belirtilen raporda, bunlar içinde en çok şikayet alanların, kredi kartı aidatları, hesap işletim ücretleri, dosya masrafları, sigorta bedelleri ve yapılan işlemlerden alınan masraf ve komisyonlar olduğu vurgulandı.
Tüketiciler Birliği'nin raporunda dikkat çeken ise bir öneri oldu. Raporda, ''Borcunu zamanında ödemeyen borçlu nasıl kara listeye alınıyorsa, tüketicilere sorun çıkartan bankalar da kara listeye alınsın" önerisi yer aldı. Bu önerinin gerekçelerini, raporu hazırlayan Tüketiciler Birliği'nin Genel Başkanı Nazım Kaya, RS FM editörlerinden Derya Yaşar'a anlattı.
Tüketiciye davet!
Bocunu ödemeyen vatandaşın takip edildiği gibi, sorumluluklarını yerine getirmeyen bankaların da takip edilmesi ve "kara liste" uygulamasına sokulması gerektiğini söyleyen Nazım Kaya, tüketicileri de haklarını aramak için göreve davet etti:
Bankalar kara listeye alınabilir mi?
Peki "kara liste" uygulamasıyla listedeki bankalarla çalışılmasını engellemek ve bankaların müşteri kaybetmesini sağlayarak itici güç oluşturmak mümkün mü?
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı avukat Bülent Deniz'e göre "bankaların kara listeye alınması" önerisi uygulanabilir değil. Deniz'in gerekçesi ise Türkiye'de vatandaşın çalışacağı bankayı seçme özgürlüğünün olmaması ve tüm bankaların fiyat politikalarının aynı olması.
Umutlar Tüketici Yasası'nda
Tüketiciyle banka arasındaki ilişkinin son dönemde çok gergin olduğunun altını çizen Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı avukat Bülent Deniz, bankaların ve ekonomi yönetiminin bu baskıya kayıtsız kalamayacağını savundu. Deniz, Tüketici Yasası'ndan da umutlu.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Kredi Kartlarına Dair Herşey...

Kredi kartları için çok şey söylendi.
Asgari ödeme tuzağından, kart aidatı soygununa..
Kredi kartlarına dair herşey.
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz
Habertürk TV. de, Ece Üner ile Akşam Raporu'nda anlatıyor.
 
7 Şubat 2013, Habertürk TV. Akşam Raporu

3 Şubat 2013 Pazar

"Tüketiciyiz, Haklıyız..."

Tüketici haklarında neredeyiz?
Tüketiciyi bekleyen tehlikeler...
Bu bankacılık anlayışı ile nereye kadar?
Tüketici haklarının tüm yönleri..
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı
Mehmet Bülent Deniz,
Ömer Keser'le Tüketici Saati'nde yanıtlıyor.
 
TV2000, 5 Ocak 2013, Tüketici Saati
 
 

16 Ocak 2013 Çarşamba

"Zamlarla Dolu Bir Yıl"

Geçen yıla damgasını vuran zamların yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlarda olduğuna işaret eden TBF Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 2013 yılında da benzer oranda zamlar beklediklerini bildirdi.
'Ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız'

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz 2012 yılının tüketiciler açısından nasıl geçtiğini Aydınlık'a değerlendirdi. 2012'nin tüketiciler için 'enerjik' bir yıl olduğunu ifade eden Deniz, bir yılın elektrik, doğalgaz, vergi zamları ve bankaların aldıkları kart aidatlarıyla geçtiğini söyledi.
Geçen yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının damgasını vurduğunu belirten TBF Deniz, ''Dört kişilik bir ailenin Nisan 2012 döneminde ödediği elektrik faturası 100 lira civarında iken, bu rakam bugün 121 liraya çıkmış bulunuyor. Aynı şekilde gelen zamlarla birlikte aynı aile ısınmak için 250-300 lira ödeme yapmak zorunda kalıyor'' dedi. Öte yandan doğalgaz ve elektrik zamlarının tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin maliyetini de arttırdığını kaydeden Deniz, bu durumda en iyimser öngörülerle halkın ekonomisinin 2012 yılındaki gerçek ve fiili enflasyonunun, yüzde 10’lar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Tepkisizlik Endişe Verici
Aydınlık: Yurttaşların bu zamlara yeterince tepki vermediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? 2013 yılında zorunlu tüketim harcaları kalemlerinde de faiş zamlar bekliyor musunuz?
M.Bülent Deniz: Yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlardaki bu zamların 2012 ye damgasını vurmasının yanında, bir o kadar ilginç ve değerlendirilmeye muhtaç olan konu, bu kadar yüksek oranlı zamlara karşı tüketicilerin tepkisiz kalmasıdır. Toplumsal her türlü soruna olan duyarsızlaşma sürecinin bu alanda da kendisini göstermesini doğal karşılamak gerek aslında. Tüketicinin yaşamsal gereksinimlerine yapılan zamlar, artan yoksulluk ve işsizlik toplumun şiddetli tepki göstermesi gereken konuların başında gelmesine rağmen, bu konuda cılız birkaç sesin dışında ses çıkmamış olmasını hayretle karşılamaktayız. Yanıbaşımızdaki Yunanistan’da, Avrupa’da İtalya başta olmak üzere bir çok ülkede, ABD' de Wall Street’teki parkta haftalar boyunca, emperyalist yayılmacı kapitalist düzene isyan çığlıkları atılırken, ülkemizdeki tepkisizliği de 2012 nin önemli olaylarından biri olarak kaydediyoruz. Zamlara gelince, 2013 yılının ilk iki ayı içinde de elektrik ve doğalgaza yaklaşık yüzde onlar seviyesinde zam yapılmasını bekliyoruz.

Deli Dumrul Haracına Devam
Aydınlık: Bankaların müşterilerden aldıkları ilave ücretler gündemde çokça yer aldı. Bankalar ise bu ücretleri almakta haklı olduklarını savunuyorlar. Sizce bankalar burada ahlaki davranıyor mu?
Deniz: 2007 yılında açtığım ilk dava ile başlayan 'tüketici-banka meydan savaşları', geçtiğimiz yıl da hız kaybetmeden devam etti. 50 milyon kredi kartı için, kart başına ortalama elli lira 'kart parası' adı altında 'deli dumrul haracı' toplayan bankaların cebine geçtiğimiz yıl da toplam olarak iki milyar beş yüz milyon lira para girdi. Bu paranın yanında on beş milyon tüketiciye kullandırdıkları tüketici kredileri için ortalama iki yüz lira dosya parası alan bankalar, bu kalemden de toplam olarak üç milyar civarında gelir elde ettiler. Yine otuz milyon civarındaki vadesiz hesaptan kesilen elli lira hesap işletim ücretleri ile birlikte, 2012 yılında bankaların kasasına sadece bu üç kalemden yedi milyar lira girmiş bulunuyor. Para alıp-para satmak işiyle uğraşıp gelirini buradan elde etmesi gereken bankaların asli işlerini bırakıp kart parası, dosya parası gibi faaliyetleri ile doğrudan ilgili olmayan bu tür gelirlerinin ne kadar yüksek olduğu, bankaların bilançolarından da rahatlıkla okunabilmektedir.

Kart aidatında asıl kazık devlete
Bankaların 'deli dumrul haracı'nı tüketici vicdanı kabul etmemekte, toplumsal değerlendirmede gerilim unsuru haline dönüşmüş bulunmaktadır. Tüketici başına alınan rakamların düşük olması bir yandan tüketicinin hak aramasındaki en büyük engeli oluştururken, burada esas zarar devlete çıkmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre elli liralık kart aidatının iadesi için ücretsiz hizmet veren Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuran tüketicinin başvurusu için devlet yüz on lira masraf yapmaktadır. Bu para başvuruda haksız çıkan bankadan alınmamaktadır. Yani devlet yüz binlerce tüketicinin kart aidatlarını geri almaları için cebinden elli milyon lirayı harcamak zorunda kalmaktadır.

BDDK görevini yapmıyor
Kuruluş yasasında tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olduğu açıkça belirtilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise olan bitene seyirci kalmış, anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde de seyirci kalmaya devam edecektir. BDDK tarafından çıkarılacak bir genelge ile “bankaların verdikleri hizmet bedeli dışında hangi ad altında olursa olsun, tüketiciden para alması yasaktır” ifadesini içeren bir düzenleme bütün bu sorunları sona erdirip tüketici-banka meydan savaşına son noktayı koyacakken, bundan ısrarla uzak durulması BDDK'nın kuruluş yasasında kendisine verilen görevi lâyıkı ile yerine getiremediği kuşkusunu doğurmaktadır.

Bankalardan akla ziyan savunma
Bankaların aldıkları bu ücret ve komisyonların haksızlığına ilişkin yüzbinlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, binlerce Tüketici Mahkemesi ve onlarca Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı ile yargı tarafından köşeye sıkışan bankalar, bu kez faiz ve enflasyon kılıcını çekerek ülkeyi tehdit etmeye kalkmaktadırlar. Bu ücret ve komisyonları almadıkları takdirde faizleri yükseltmek zorunda kalacaklarını, bunun da ülkenin enflasyonunu olumsuz şekilde etkileyeceği tehdidinde bulunan bankaların yetmiş beş milyonluk bir ülkeyi faiz silahı ile zaptu rapt altına almaya kalkması akıl almaz bir durumdur. Daha da akıl almaz olanı, bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından bankaların ülkedeki en güçlü lobi olduğuna ilişkin çaresizlik açıklamalarının yapılması ve her şeye muktedir olan iktidarın bankaların bu uygulamalarına bir cümlelik yasa çıkararak set çekememesidir.

Yeni Tüketici Yasası kayıp
Aydınlık: 2012'ye baktığımızda hala çıkarılamayan bir Tüketicinin Korunmasına Dair Kanun var. 2013 yılında bu yönde bir ilerleme kaydedilecek mi? Özellikle yeni kanunun tüketiciler açısından getirileri olacak mı?
Deniz: Yeni tüketici yasası çıkıyor, tüketici rahat nefes alacak reklâmları ile 2012 yılının Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan yasa çalışması adeta sırra kadem basmış durumdadır. Bir gecede, birkaç saat içinde yasa yapan TBMM'nin önüne bir tüketici yasası taslağı altı aydır getirilememiş, aylardır havanda su dövülmüştür. Endişemiz, bu yılın Temmuz ayına kadar da, yani TBMM tatile girene dek bu yasanın çıkmamasıdır. Beklentimiz bankalar konusundaki çıkışında samimi olduğuna inandığımız Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, bu konuda kamuoyunun kendisine verdiği desteğin hakkını vermesi ve tüketicileri bankaların elinden kurtarmasıdır.

Vergi daireleri taşındı
Aydınlık: Özellikle vergilendirmelerde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı söz konusu. Dar gelirli tüketiciler açısından baktığımızda bunun ne gibi sakıncaları sizce nedir?
Deniz: Ülkenin her yerinde bulunan vergi dairelerinin yerleri değiştirilerek, bütün benzin istasyonları, iletişim firmaları, elektrik dağıtım firmaları vergi dairesi gibi çalışmaya devam ettiler. Benzin alan, cep telefonunda numara çevirip konuşma yapan, evindeki elektrik şalterini açıp aydınlanmak isteyen bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; gelirine, malvarlığına bakılmaksızın eşit olarak vergi vermeye devam etti. Anayasadaki “eşitlik” ilkesinin sadece vergiler konusunda olduğunu düşünen siyasi iktidar, gelire göre alınması gereken vergileri dolaylı vergiye çevirerek, herkese eşit olarak dağıtıp varolan gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirdi. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 35-40 lar seviyesinde olan dolaylı vergiler, ülkemizde yüzde 65-70 seviyesinde uygulanıyor ve anlaşılan o ki, kolay para toplama yöntemini keşfeden iktidar bu işten vazgeçmeye pek de niyetli görünmüyor.

Kredi kartına teslim olan ülke
Aydınlık: Sokak ortalarında dağıtılan kredi kartlarına tanık olduk. Şimdilerde ise cepten mesajla kredi başvurusu söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz: 2002 yılından bu yana Kemal Derviş üzerinden ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız. Kredi kartları ve tüketici kredileri ile borçlandırılan insanlarımızın toplam borcu ülkenin bütçesinin büyüklüğünü geçecek noktaya gelmiş, borçlanıp elde edilen kazanç ile mevcut borcu ödeyip yeniden borçlandığımız bir yaşam, ülkedeki milyonlarca insanın kaderi haline gelmiş bulunmaktadır. Tüketicinin içine düştüğü borç sarmalından kurtulması için ülkeyi yönetenler bir şey yapmaz iken, ne yazık ki, tüketicinin kendisi de bu konuda üzerine düşeni yapmamakta ısrar etmektedir. Ayağını yorganına göre uzatması gereken tüketicinin, yorganı yokken, ayağını uzatmaya kalkması kendi felaketi olmuş, intiharlar, boşanmalar eşliğinde sosyal dinamikleri dinamitlenen ülkenin fertleri olarak yarınlara dair endişelerimiz gittikçe artmaktadır.
 

4 Ocak 2013 Cuma

Sorun Çözelim, Rusya'nın Sesi'nde Başlıyor

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkan Yardımcısı ve Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse'nin hazırlayıp sunduğu, "Sorun Çözelim" Rusya'nın Sesi'nde...
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) üyesi Tüketici Güvenliği Derneği'nin katkılarıyla hazırlanan "Sorun Çözelim"de, ekonomiye ve tüketiciye dair herşey konuşuluyor.
 
"Sorun Çözelim"in ilk konuğu
 Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)
Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz.
 4 Ocak 2013 saat 15:00-16:00 Rusya'nın Sesi, "Sorun Çözelim"
 
 
Frekanslar
İSTANBUL
106.4
ANKARA
93.9
İZMİR
98.9
BURSA
106.4
ANTALYA
90.7
BALIKESİR
106.6
ÇANAKKALE
93.7
EDİRNE
106.4
KOCAELİ
93.4
SAKARYA
93.4
TEKİRDAĞ
106.5
ÇORLU
106.5
KIRKLARELİ
97.7
BANDIRMA
93.7
MANAVGAT
90.6

ATM Önünden Geçmek 5 Lira!

Kağıt israfının önüne geçme bahanesiyle basılı ekstre isteyenlerden 6 TL'ye kadar işlem ücreti talep edilirken, şimdi de e-posta olarak gönderilen ekstrelerden ücret alınmaya başlandı. Bankalar, 1 Ocak 2013 itibariyle işlem ücretlerinde artışa gitti. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 31 kalemde işlem masrafı aldıkları açıklanan bankalar, yeni masraf kalemleri eklemeye devam ediyor. Son olarak bir banka e-posta ile ekstre gönderimi için 10 kuru kesinti yapmaya başladı. Saat 16:00 ila 17:30 arasında gerçekleştirilen ve Lüks EFT olarak isimlendirilen Elektronik Fon Transferi (EFT) işlemlerinden ise 50 TL gibi astronomik rakamlar kesiliyor.
HESABA BAKMAK 1 TL
Banka ATM'lerinden kartsız para yatırma işlemlerinde bazı bankalar 5 TL'ye kadar ücret alıyor. Özellikle ortak ATM'lerden alınan ücretler bakiye görüntülemek için bile 1 TL'lik masraf çıkarılıyor. Konuyla ilgili konuşan Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, halen hazırlanmakta olan Tüketici Yasası'nda da bankacılık işlemlerindeki ücretlendirmelerle ilgili rekabet kurallarının gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
Saat 16:00 lüks EFT kapsamına alındı
Bankaların özel sektörün ve kamu sektörünün henüz mesaiyi bitirmediği saat 16:00'da dahi lüks EFT diyerek 40-50 TL'ye kadar tahsilat yapmasına, özellikle maaş hesabı bulunduğu için belirli bankaları kullanmak zorunda olan tüketiciler tepki gösterdi. Bankaların mesai saati bitmeden Lüks EFT ücreti kesmesinin doğru olmadığını belirten Deniz, 'Bankaların rekabet ortamında tüketicilerin ilgili işlemlerin ücretlerini kıyaslayıp, en uygun işlem ücretini tercih edebilirler şeklinde bir yaklaşımı var. Ancak çalışan ücretlerinin belli bir bankaya yattığı ortamda tüketicilerin farklı bankaları seçeneği yok' dedi.

31 Aralık 2012 Pazartesi

Promosyon Mesajları Vatandaşı Çileden Çıkarıyor. Gözler BTK'da...


Yılbaşı, kandiller, Sevgililer Günü, Anneler Günü gibi özel zamanlarda tanımadığı yerlerden kısa mesaj bombardımanına maruz kalan tüketiciler ne yapacağını şaşırıyor.
Sektör otoritelerinden bu konuya çözüm bulmasını isteyen Tüketiciler Birliği ve Tüketiciler Birliği Federasyonu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)'nu inisiyatif almaya davet ediyor. Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, mobil operatörlerin reklam SMS'lerini önleme hakkı bulunduğunu belirtirken, "Bunlar, konuya daha duyarlı ve daha ilgili olmalı." derken, sektör otoritesini de prolemi çözmeye davet ediyor.
Cep telefonlarına gelen reklam, promosyon ve kutlama mesajları özel günlerde katlanıyor. Yapılan şikayetlere rağmen konuya çözüm getirilememesi tepki ile karşılanırken, konuyla ilgili olarak Cihan'a açıklamalarda bulunan Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, kısa mesaj yöntemiyle satış tekniğini kuruyemişçilerin dahi kullandığına işaret ederek, bu durumun bir tüketici olarak kendini bile çileden çıkardığını aktarıyor. Kaya, "Bu iletiler hem gün içinde hem gece hem de sabah 5.00 sularında geliyor. Hali ile bireyler 'Acaba önemli bir şey mi var' diye tedirgin oluyor, panik oluyor. Tabii bunları nereye şikâyet edeceği de muamma. Son dönemde SMS ile yapılan bu tür tacizler aşırı bir hal aldı. Bu iş kontrol altına alınmalı. Bireye ait bilgileri onun onayı olmadan paylaşanlar, kullananlar yasal işleme tabi tutulmalı. Mobil operatörlerin bu konuda daha etkin davranması sağlanmalı. Burada Ulaştırma Bakanlığı geç kaldı. BTK devreye girmeli, kurallar koymalı, müeyyideleri kararlı bir biçimde uygulamalı." ifadelerini kullanıyor.
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz de yönetmelik gereği GSM operatörlerinin şikâyete konu olan reklam SMS'lerini engellemekle görevli olduğuna dikkat çekiyor. Deniz, "Tüketiciler bu yönetmeliği bilmediğinden, kısmen mobil operatörlerinin ihmallerinden dolayı reklam bombardımanı altındayız. Bunlar engellenmeli ama GSM şirketleri gelir elde ettiği için pek oralı olmuyor. Yani duyarlı olunmadığından cep telefonlarımız reklam bombardımanı altında." diyor. Deniz de BTK'nın bu konuda daha aktif davranabileceğini belirterek, "Bu konu ile ilgili yaptırımlar yeterli değil. Kurum, 'Şikâyetleriniz ilgili firmaya yönlendirildi' diyor. Ama sonrası yok. BTK, kanundan kaynaklanan haklarını kullanmalı, gerekli yaptırımları uygulamalı. Ulaştırma Bakanlığı yeni bir kanuna odaklandı. Ama kanunu yenilemek sorunu halletmiyor." değerlendirmesinde bulunuyor.
TOPLU REKLAM SMS'LERİ ÖNLENEBİLİYOR
Telekom alanında 2009'da yenilenen yönetmeliğe göre cep telefonlarına yerli yersiz gelen reklam SMS'leri mobil operatörleri tarafından engellenebiliyor. Teknik olarak engelleme ancak toplu iletilere uygulanabiliyor. Turkcell hattı olanlar bu tür SMS'leri 2780'e aktarıp engelleyebiliyor. Ya da 757 27 80 numaradan belli konularda iletileri önleyebiliyor. O da olmadığı takdirde 444 0 532 yi arayıp sözlü olarak engelleme talebinde bulunabiliyor. Söz konusu durum için Avea hattı olanların 7672'ye 'İptal Reklam' yazması, Vodafone hattı olanların ise 444 0542'yi araması gerekiyor.