16 Ocak 2013 Çarşamba

"Zamlarla Dolu Bir Yıl"

Geçen yıla damgasını vuran zamların yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlarda olduğuna işaret eden TBF Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 2013 yılında da benzer oranda zamlar beklediklerini bildirdi.
'Ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız'

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz 2012 yılının tüketiciler açısından nasıl geçtiğini Aydınlık'a değerlendirdi. 2012'nin tüketiciler için 'enerjik' bir yıl olduğunu ifade eden Deniz, bir yılın elektrik, doğalgaz, vergi zamları ve bankaların aldıkları kart aidatlarıyla geçtiğini söyledi.
Geçen yıla elektrik ve doğalgaz zamlarının damgasını vurduğunu belirten TBF Deniz, ''Dört kişilik bir ailenin Nisan 2012 döneminde ödediği elektrik faturası 100 lira civarında iken, bu rakam bugün 121 liraya çıkmış bulunuyor. Aynı şekilde gelen zamlarla birlikte aynı aile ısınmak için 250-300 lira ödeme yapmak zorunda kalıyor'' dedi. Öte yandan doğalgaz ve elektrik zamlarının tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin maliyetini de arttırdığını kaydeden Deniz, bu durumda en iyimser öngörülerle halkın ekonomisinin 2012 yılındaki gerçek ve fiili enflasyonunun, yüzde 10’lar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Tepkisizlik Endişe Verici
Aydınlık: Yurttaşların bu zamlara yeterince tepki vermediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? 2013 yılında zorunlu tüketim harcaları kalemlerinde de faiş zamlar bekliyor musunuz?
M.Bülent Deniz: Yakın zamanda benzeri görülmemiş oranlardaki bu zamların 2012 ye damgasını vurmasının yanında, bir o kadar ilginç ve değerlendirilmeye muhtaç olan konu, bu kadar yüksek oranlı zamlara karşı tüketicilerin tepkisiz kalmasıdır. Toplumsal her türlü soruna olan duyarsızlaşma sürecinin bu alanda da kendisini göstermesini doğal karşılamak gerek aslında. Tüketicinin yaşamsal gereksinimlerine yapılan zamlar, artan yoksulluk ve işsizlik toplumun şiddetli tepki göstermesi gereken konuların başında gelmesine rağmen, bu konuda cılız birkaç sesin dışında ses çıkmamış olmasını hayretle karşılamaktayız. Yanıbaşımızdaki Yunanistan’da, Avrupa’da İtalya başta olmak üzere bir çok ülkede, ABD' de Wall Street’teki parkta haftalar boyunca, emperyalist yayılmacı kapitalist düzene isyan çığlıkları atılırken, ülkemizdeki tepkisizliği de 2012 nin önemli olaylarından biri olarak kaydediyoruz. Zamlara gelince, 2013 yılının ilk iki ayı içinde de elektrik ve doğalgaza yaklaşık yüzde onlar seviyesinde zam yapılmasını bekliyoruz.

Deli Dumrul Haracına Devam
Aydınlık: Bankaların müşterilerden aldıkları ilave ücretler gündemde çokça yer aldı. Bankalar ise bu ücretleri almakta haklı olduklarını savunuyorlar. Sizce bankalar burada ahlaki davranıyor mu?
Deniz: 2007 yılında açtığım ilk dava ile başlayan 'tüketici-banka meydan savaşları', geçtiğimiz yıl da hız kaybetmeden devam etti. 50 milyon kredi kartı için, kart başına ortalama elli lira 'kart parası' adı altında 'deli dumrul haracı' toplayan bankaların cebine geçtiğimiz yıl da toplam olarak iki milyar beş yüz milyon lira para girdi. Bu paranın yanında on beş milyon tüketiciye kullandırdıkları tüketici kredileri için ortalama iki yüz lira dosya parası alan bankalar, bu kalemden de toplam olarak üç milyar civarında gelir elde ettiler. Yine otuz milyon civarındaki vadesiz hesaptan kesilen elli lira hesap işletim ücretleri ile birlikte, 2012 yılında bankaların kasasına sadece bu üç kalemden yedi milyar lira girmiş bulunuyor. Para alıp-para satmak işiyle uğraşıp gelirini buradan elde etmesi gereken bankaların asli işlerini bırakıp kart parası, dosya parası gibi faaliyetleri ile doğrudan ilgili olmayan bu tür gelirlerinin ne kadar yüksek olduğu, bankaların bilançolarından da rahatlıkla okunabilmektedir.

Kart aidatında asıl kazık devlete
Bankaların 'deli dumrul haracı'nı tüketici vicdanı kabul etmemekte, toplumsal değerlendirmede gerilim unsuru haline dönüşmüş bulunmaktadır. Tüketici başına alınan rakamların düşük olması bir yandan tüketicinin hak aramasındaki en büyük engeli oluştururken, burada esas zarar devlete çıkmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre elli liralık kart aidatının iadesi için ücretsiz hizmet veren Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuran tüketicinin başvurusu için devlet yüz on lira masraf yapmaktadır. Bu para başvuruda haksız çıkan bankadan alınmamaktadır. Yani devlet yüz binlerce tüketicinin kart aidatlarını geri almaları için cebinden elli milyon lirayı harcamak zorunda kalmaktadır.

BDDK görevini yapmıyor
Kuruluş yasasında tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olduğu açıkça belirtilen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise olan bitene seyirci kalmış, anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde de seyirci kalmaya devam edecektir. BDDK tarafından çıkarılacak bir genelge ile “bankaların verdikleri hizmet bedeli dışında hangi ad altında olursa olsun, tüketiciden para alması yasaktır” ifadesini içeren bir düzenleme bütün bu sorunları sona erdirip tüketici-banka meydan savaşına son noktayı koyacakken, bundan ısrarla uzak durulması BDDK'nın kuruluş yasasında kendisine verilen görevi lâyıkı ile yerine getiremediği kuşkusunu doğurmaktadır.

Bankalardan akla ziyan savunma
Bankaların aldıkları bu ücret ve komisyonların haksızlığına ilişkin yüzbinlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, binlerce Tüketici Mahkemesi ve onlarca Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı ile yargı tarafından köşeye sıkışan bankalar, bu kez faiz ve enflasyon kılıcını çekerek ülkeyi tehdit etmeye kalkmaktadırlar. Bu ücret ve komisyonları almadıkları takdirde faizleri yükseltmek zorunda kalacaklarını, bunun da ülkenin enflasyonunu olumsuz şekilde etkileyeceği tehdidinde bulunan bankaların yetmiş beş milyonluk bir ülkeyi faiz silahı ile zaptu rapt altına almaya kalkması akıl almaz bir durumdur. Daha da akıl almaz olanı, bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından bankaların ülkedeki en güçlü lobi olduğuna ilişkin çaresizlik açıklamalarının yapılması ve her şeye muktedir olan iktidarın bankaların bu uygulamalarına bir cümlelik yasa çıkararak set çekememesidir.

Yeni Tüketici Yasası kayıp
Aydınlık: 2012'ye baktığımızda hala çıkarılamayan bir Tüketicinin Korunmasına Dair Kanun var. 2013 yılında bu yönde bir ilerleme kaydedilecek mi? Özellikle yeni kanunun tüketiciler açısından getirileri olacak mı?
Deniz: Yeni tüketici yasası çıkıyor, tüketici rahat nefes alacak reklâmları ile 2012 yılının Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan yasa çalışması adeta sırra kadem basmış durumdadır. Bir gecede, birkaç saat içinde yasa yapan TBMM'nin önüne bir tüketici yasası taslağı altı aydır getirilememiş, aylardır havanda su dövülmüştür. Endişemiz, bu yılın Temmuz ayına kadar da, yani TBMM tatile girene dek bu yasanın çıkmamasıdır. Beklentimiz bankalar konusundaki çıkışında samimi olduğuna inandığımız Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın, bu konuda kamuoyunun kendisine verdiği desteğin hakkını vermesi ve tüketicileri bankaların elinden kurtarmasıdır.

Vergi daireleri taşındı
Aydınlık: Özellikle vergilendirmelerde tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı söz konusu. Dar gelirli tüketiciler açısından baktığımızda bunun ne gibi sakıncaları sizce nedir?
Deniz: Ülkenin her yerinde bulunan vergi dairelerinin yerleri değiştirilerek, bütün benzin istasyonları, iletişim firmaları, elektrik dağıtım firmaları vergi dairesi gibi çalışmaya devam ettiler. Benzin alan, cep telefonunda numara çevirip konuşma yapan, evindeki elektrik şalterini açıp aydınlanmak isteyen bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; gelirine, malvarlığına bakılmaksızın eşit olarak vergi vermeye devam etti. Anayasadaki “eşitlik” ilkesinin sadece vergiler konusunda olduğunu düşünen siyasi iktidar, gelire göre alınması gereken vergileri dolaylı vergiye çevirerek, herkese eşit olarak dağıtıp varolan gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştirdi. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 35-40 lar seviyesinde olan dolaylı vergiler, ülkemizde yüzde 65-70 seviyesinde uygulanıyor ve anlaşılan o ki, kolay para toplama yöntemini keşfeden iktidar bu işten vazgeçmeye pek de niyetli görünmüyor.

Kredi kartına teslim olan ülke
Aydınlık: Sokak ortalarında dağıtılan kredi kartlarına tanık olduk. Şimdilerde ise cepten mesajla kredi başvurusu söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Deniz: 2002 yılından bu yana Kemal Derviş üzerinden ülkemize dayatılan ekonomik model ile ülkemizde tüketim toplumu oluşturulmuş, bunun sonucunda, ülkede yaşayan herkesin finans-kapital sisteme borçlandırıldığı ve tutsak edildiği böylelikle teslim alınan ülke halinde gelmiş bulunmaktayız. Kredi kartları ve tüketici kredileri ile borçlandırılan insanlarımızın toplam borcu ülkenin bütçesinin büyüklüğünü geçecek noktaya gelmiş, borçlanıp elde edilen kazanç ile mevcut borcu ödeyip yeniden borçlandığımız bir yaşam, ülkedeki milyonlarca insanın kaderi haline gelmiş bulunmaktadır. Tüketicinin içine düştüğü borç sarmalından kurtulması için ülkeyi yönetenler bir şey yapmaz iken, ne yazık ki, tüketicinin kendisi de bu konuda üzerine düşeni yapmamakta ısrar etmektedir. Ayağını yorganına göre uzatması gereken tüketicinin, yorganı yokken, ayağını uzatmaya kalkması kendi felaketi olmuş, intiharlar, boşanmalar eşliğinde sosyal dinamikleri dinamitlenen ülkenin fertleri olarak yarınlara dair endişelerimiz gittikçe artmaktadır.
 

4 Ocak 2013 Cuma

Sorun Çözelim, Rusya'nın Sesi'nde Başlıyor

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkan Yardımcısı ve Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse'nin hazırlayıp sunduğu, "Sorun Çözelim" Rusya'nın Sesi'nde...
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) üyesi Tüketici Güvenliği Derneği'nin katkılarıyla hazırlanan "Sorun Çözelim"de, ekonomiye ve tüketiciye dair herşey konuşuluyor.
 
"Sorun Çözelim"in ilk konuğu
 Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)
Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz.
 4 Ocak 2013 saat 15:00-16:00 Rusya'nın Sesi, "Sorun Çözelim"
 
 
Frekanslar
İSTANBUL
106.4
ANKARA
93.9
İZMİR
98.9
BURSA
106.4
ANTALYA
90.7
BALIKESİR
106.6
ÇANAKKALE
93.7
EDİRNE
106.4
KOCAELİ
93.4
SAKARYA
93.4
TEKİRDAĞ
106.5
ÇORLU
106.5
KIRKLARELİ
97.7
BANDIRMA
93.7
MANAVGAT
90.6

ATM Önünden Geçmek 5 Lira!

Kağıt israfının önüne geçme bahanesiyle basılı ekstre isteyenlerden 6 TL'ye kadar işlem ücreti talep edilirken, şimdi de e-posta olarak gönderilen ekstrelerden ücret alınmaya başlandı. Bankalar, 1 Ocak 2013 itibariyle işlem ücretlerinde artışa gitti. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 31 kalemde işlem masrafı aldıkları açıklanan bankalar, yeni masraf kalemleri eklemeye devam ediyor. Son olarak bir banka e-posta ile ekstre gönderimi için 10 kuru kesinti yapmaya başladı. Saat 16:00 ila 17:30 arasında gerçekleştirilen ve Lüks EFT olarak isimlendirilen Elektronik Fon Transferi (EFT) işlemlerinden ise 50 TL gibi astronomik rakamlar kesiliyor.
HESABA BAKMAK 1 TL
Banka ATM'lerinden kartsız para yatırma işlemlerinde bazı bankalar 5 TL'ye kadar ücret alıyor. Özellikle ortak ATM'lerden alınan ücretler bakiye görüntülemek için bile 1 TL'lik masraf çıkarılıyor. Konuyla ilgili konuşan Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, halen hazırlanmakta olan Tüketici Yasası'nda da bankacılık işlemlerindeki ücretlendirmelerle ilgili rekabet kurallarının gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
Saat 16:00 lüks EFT kapsamına alındı
Bankaların özel sektörün ve kamu sektörünün henüz mesaiyi bitirmediği saat 16:00'da dahi lüks EFT diyerek 40-50 TL'ye kadar tahsilat yapmasına, özellikle maaş hesabı bulunduğu için belirli bankaları kullanmak zorunda olan tüketiciler tepki gösterdi. Bankaların mesai saati bitmeden Lüks EFT ücreti kesmesinin doğru olmadığını belirten Deniz, 'Bankaların rekabet ortamında tüketicilerin ilgili işlemlerin ücretlerini kıyaslayıp, en uygun işlem ücretini tercih edebilirler şeklinde bir yaklaşımı var. Ancak çalışan ücretlerinin belli bir bankaya yattığı ortamda tüketicilerin farklı bankaları seçeneği yok' dedi.

31 Aralık 2012 Pazartesi

Promosyon Mesajları Vatandaşı Çileden Çıkarıyor. Gözler BTK'da...


Yılbaşı, kandiller, Sevgililer Günü, Anneler Günü gibi özel zamanlarda tanımadığı yerlerden kısa mesaj bombardımanına maruz kalan tüketiciler ne yapacağını şaşırıyor.
Sektör otoritelerinden bu konuya çözüm bulmasını isteyen Tüketiciler Birliği ve Tüketiciler Birliği Federasyonu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)'nu inisiyatif almaya davet ediyor. Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, mobil operatörlerin reklam SMS'lerini önleme hakkı bulunduğunu belirtirken, "Bunlar, konuya daha duyarlı ve daha ilgili olmalı." derken, sektör otoritesini de prolemi çözmeye davet ediyor.
Cep telefonlarına gelen reklam, promosyon ve kutlama mesajları özel günlerde katlanıyor. Yapılan şikayetlere rağmen konuya çözüm getirilememesi tepki ile karşılanırken, konuyla ilgili olarak Cihan'a açıklamalarda bulunan Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, kısa mesaj yöntemiyle satış tekniğini kuruyemişçilerin dahi kullandığına işaret ederek, bu durumun bir tüketici olarak kendini bile çileden çıkardığını aktarıyor. Kaya, "Bu iletiler hem gün içinde hem gece hem de sabah 5.00 sularında geliyor. Hali ile bireyler 'Acaba önemli bir şey mi var' diye tedirgin oluyor, panik oluyor. Tabii bunları nereye şikâyet edeceği de muamma. Son dönemde SMS ile yapılan bu tür tacizler aşırı bir hal aldı. Bu iş kontrol altına alınmalı. Bireye ait bilgileri onun onayı olmadan paylaşanlar, kullananlar yasal işleme tabi tutulmalı. Mobil operatörlerin bu konuda daha etkin davranması sağlanmalı. Burada Ulaştırma Bakanlığı geç kaldı. BTK devreye girmeli, kurallar koymalı, müeyyideleri kararlı bir biçimde uygulamalı." ifadelerini kullanıyor.
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz de yönetmelik gereği GSM operatörlerinin şikâyete konu olan reklam SMS'lerini engellemekle görevli olduğuna dikkat çekiyor. Deniz, "Tüketiciler bu yönetmeliği bilmediğinden, kısmen mobil operatörlerinin ihmallerinden dolayı reklam bombardımanı altındayız. Bunlar engellenmeli ama GSM şirketleri gelir elde ettiği için pek oralı olmuyor. Yani duyarlı olunmadığından cep telefonlarımız reklam bombardımanı altında." diyor. Deniz de BTK'nın bu konuda daha aktif davranabileceğini belirterek, "Bu konu ile ilgili yaptırımlar yeterli değil. Kurum, 'Şikâyetleriniz ilgili firmaya yönlendirildi' diyor. Ama sonrası yok. BTK, kanundan kaynaklanan haklarını kullanmalı, gerekli yaptırımları uygulamalı. Ulaştırma Bakanlığı yeni bir kanuna odaklandı. Ama kanunu yenilemek sorunu halletmiyor." değerlendirmesinde bulunuyor.
TOPLU REKLAM SMS'LERİ ÖNLENEBİLİYOR
Telekom alanında 2009'da yenilenen yönetmeliğe göre cep telefonlarına yerli yersiz gelen reklam SMS'leri mobil operatörleri tarafından engellenebiliyor. Teknik olarak engelleme ancak toplu iletilere uygulanabiliyor. Turkcell hattı olanlar bu tür SMS'leri 2780'e aktarıp engelleyebiliyor. Ya da 757 27 80 numaradan belli konularda iletileri önleyebiliyor. O da olmadığı takdirde 444 0 532 yi arayıp sözlü olarak engelleme talebinde bulunabiliyor. Söz konusu durum için Avea hattı olanların 7672'ye 'İptal Reklam' yazması, Vodafone hattı olanların ise 444 0542'yi araması gerekiyor.
 

29 Aralık 2012 Cumartesi

Doğalgaz Faturasını Düşürmenin Yolları

Geçtiğimiz kış sezonuna göre yüzde 30 artan doğalgaz fiyatları, havaların da soğumasıyla tüketicilerin elini iyice yakmaya başladı. Geçen sene ortalama 250 lira ödeyen 4 kişilik bir ailenin faturası 325 liraya yükseldi. Faturasını düşürmek isteyenlerin bazı noktalara çok dikkat etmesi gerekiyor.

Doğalgaz fiyatlarına kış sezonunun hemen ardından Nisan ayında yüzde 18.72 zam yapılmıştı. Bu zam yaz aylarına girilmesi nedeniyle hanehalkları tarafında fazla hissedilmezken bir zam haberi de geçtiğimiz aylarda geldi.

Ekim başında yapılan yüzde 9.8'lik zamla birlikte tüketicilerin faturaları da bir sene önceye göre yüzde 30.35 artmış oldu.

YİNE ZAM GELECEK

Havaların soğumasıyla evlere yüksek faturalar gelmeye başlarken Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, dört kişilik bir ailenin ortalama ödeyeceği miktarın asgari ücretin üçte birine denk geldiğine dikkat çekti. Bunun da yaklaşık olarak 250-300 lira arasında değişen bir rakam olduğunu kaydeden Deniz, tüketicinin bu noktada fiyatları geri çekme gibi bir şansı olmadığını ve kendi önlemini alması gerektiğini belirtti.

Deniz, Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın Ocak ayında doğalgaza zam olmayacağına yönelik sözlerinin aksine Ocak'ta yüzde 10-11 oranında zam beklediklerini ifade ederek, "Türkiye'de zamlar konusunda fiyatlar açısından bu kış zor bir dönem olacak. Doğalgaz faturalarında şikâyetçi olanlar doğalgaz yerine elektrikli ısıtıcı kullanıyordu. Fakat elektriğe de yüzde 20 oranında bir zam gelecek" şeklinde konuştu.

BÖYLE GİDERSE ALAN KALMAYACAK

Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya da "zamlara faturaya yansıdığında değil, ilk yapıldığında tepki vermeliyiz" ifadesini kullandı.

Tüketicilerin faturayı düşürebilmek için israftan kaçınması, izolasyona önem vermesi, kombi ve radyatör bakımlarını da zamanında yaptırması gerektiğine işaret eden Kaya, "Ayaklarımızı yorganımıza göre uzatmak zorunda olduğumuzdan, kuvvetli giyinmeyi de önemsemeliyiz. Ama bunlar bireysel ve günü kurtaracak çözümler. Daha kalıcı çözümler için, yetkililere, bu şekilde giderse doğalgaz satacak tüketiciyi bulamayacaklarını da ifade etmek gerekiyor" diye konuştu.

DOĞALGAZ FATURASI NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

Uzmanların doğalgaz tasarrufuyla ilgili önerileri şöyle:  

- Çatınızı uygun bir yalıtım malzemesi ile yalıtın. 
- Duvarlarınıza mantolama yaptırın. 
- Pencerelerinizde çift cam ya da çift pencere kullanın. Pencerelerin ve dışa açılan kapıların kenarlarını uygun bir plastik sünger malzeme ya da kağıt bantlarla kapatın.
- Isı verimliliği yüksek radyatör seçin. 
- Radyatörlerinizin önüne ve üstüne eşya, mobilya, mermer koymayın, üstlerini kapatmayın. Perdelerin de radyatörlerin önünü ve üstünü kapatmamasına dikkat edin.
- Periyodik olarak radyatör temizliği ve kombi bakımını yaptırın. 
- Sadece evde olunan vakitlerde kombiyi yakmak ya da sıcaklık ayarını yapmak için kombiyi açıp kapatma yanlışlığına düşmeyin. Kış başladığında, kombinizi çalıştırma ihtiyacı hissettiğiniz tarihten itibaren mevsim sonuna kadar düşük sıcaklıkta sürekli açık kalması öneriliyor. - Normalde oturma odaları için 22 santigrat derece, yatak odaları için 20 santigrat derece sıcaklık öneriliyor. Ancak oda sıcaklığının 1 santigrat derece düşürülmesi halinde toplam yakıt tüketimi yüzde 7 düşüyor.

Kübra Adıgüzel-Hürriyet, 27.12.2012

 http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=22236332

Doğalgaza Zam Yolda...

Devlet teşvikli bireysel emeklilik sisteminde son durum...
Doğalgaza 8 ayda yüzde 33 zam geldi. Yeni zam ne zaman?
Doğalgaza yüzde kaç zam gelecek?
Tüketici-Banka savaşında neler oluyor?
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı
Mehmet Bülent Deniz yanıtlıyor.
27 Aralık 2012 CNNTürk, Güne Merhaba
 

26 Aralık 2012 Çarşamba

"Ülkeyi Kredi Kartına Teslim Ettiler"

Merkez Bankası'ndan dün yapılan açıklamada kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarında değişikliğe gidilmediği belirtildi. Uygulamayı eleştiren TBF Genel Başkanı M.Bülent Deniz, ''Merkez Bankası politika faizinde indirime gittiği halde kredi kartı faizlerine indirim yapılmıyor. Çünkü kart faizlerinin bankalara geliri daha fazla. Bu ülkeyi kredi kartına teslim etmektedir'' dedi.
Kart Faizine İndirim Gelmedi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu oranlar azami oranlar olup, bankalarca kredi kartı işlemlerinde 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren bu oranların üzerinde bir faiz oranı uygulanması mümkün bulunmadığı vurgulanarak şöyle denildi: "Bankalar bu oranları geçmemek üzere faiz oranlarını serbestçe belirleyebilecektir. 1 Nisan 2013 tarihinden itibaren gelecek üç aylık dönem için geçerli olacak azami faiz oranları bu tarihten önce yine Bankamız tarafından kamuoyuna duyurulacaktır." MB'nın faiz oranlarında değişikliğe gitmemesi sonucu, 1 Ocak - 31 Mart 2013 tarihleri arasında kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı; Türk Lirası için yüzde 2.34, dolar için yüzde 1.70 ve avro için yüzde 1.64 uygulanacak. Aylık azami gecikme faizi oranı ise Türk Lirası için yüzde 2.84, dolar için yüzde 2.20 ve avro için ise yüzde 2.14 olarak uygulanmaya devam edecek.

'Kart kullanımı daha fazla'
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Merkez Bankası'nın (MB) üç ayda bir açıkladığı kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarını düşürmemesin kabul edilemez olduğunu söyledi. MB'nın bankalara uyguladığı faiz oranlarını geçen hafta çeyrek puan düşürdüğünü hatırlatan Deniz, ''Bunun sonucunda bankalar birçok faiz oranında değişikliğe gittiler. Ancak bunun kredi kartı faizlerine yansımadığını görüyoruz. Çünkü kredi kartının kullanımı daha kolay ve sürümü daha fazla. Türkiye'de 55 milyon kart kullanıcısı var. MB'ı bu kart faizlerini düşürürse bankaların geliri azalır. Dolayısıyla kredi kartı faizlerini yüksek tutmak bankalar açısından daha cazip. Diğer kredi faizlerini düşürüp de kredi kartı faizlerini aynı bırakmak, ülkeyi kredi kartına teslim etmektedir'' şeklinde konuştu.
 
Recep Erçin, Aydınlık-25.12.2012

24 Aralık 2012 Pazartesi

Mahkeme'den, Yüzbinlerce Tüketiciye İyi Haber

Otomotiv şirketlerinin her yıl yüz binlerce tüketiciden aldıkları 200 milyon TL’yi bulan haksız kazanca mahkeme ‘dur’ dedi. Motorlu araç satışında ‘Trafik tescil ücreti’ adı altında tüketiciden alınan 500 TL dolayındaki ücretin ‘haksız’ olduğunu hükmeden tüketici mahkemesi fazladan alınan paranın iadesi yönünde karar verdi. Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, benzer durum yaşayan kişilerin bir yıllık süre içinde dava açabileceklerini söyledi.
Habertürk TV'nin haberine göre, hemen hemen tüm otomotiv markalarının yıllardır araç satın alanlardan aldığı ancak birçok kişinin peşine düşmediği konuyu tüketicilerden biri Ankara Tüketici Hakem Heyeti’ne taşıdı. Ankara 6. Tüketici Mahkemesi de davalı otomotiv şirketinin davacıdan 206.85 lirayı fazla tahsil ettiğine hükmederek tüketiciye iadesine karar verdi.
Ankara 6. Tüketici Mahkemesi’nin kararı, normal bir hizmet karşılığı olmayan masrafın iadesi anlamına geliyor. Karar emsal teşkil edecek türden. Tüketiciler, eğer büyükşehirde ise ilçe hakem heyetlerine başvurabilirler. Oradan da ilçe hakem heyetlerinden bir karar aldıktan sonra fazladan ödenen parayı icraya koyabilecekler.

200 MİLYON TL
Türkiye’de her yıl ortalama 800-900 bin dolayında araç satılıyor. Her motorlu araç satışında tüketiciden 450 ile 750 TL arasında ‘Trafik tescil ücreti’ adı altında para talep ediliyor. Otomotiv bayileri bu paranın 162 TL’sini vergi olarak devlete, 80 TL’sini ise müşavirlik hizmetleri için komisyoncuya ödüyor. Geriye kalan 200-500 TL arasındaki para ise direkt şirketlerin kendi kasasına giriyordu. Bu yolla elde edilen haksız kazancını büyüklüğü 200 milyon TL olarak hesaplanıyor.

'DAVA AÇMA SÜRESİ BİR YILLIK'
Tüketici Mahkemesi'nin verdiği kararın kesin olduğuna vurgu yapan Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz konuya ilişkin hurriyet.com.tr'ye şunları ifade etti:
"Tüketici ruhsat masraflarına çok dikkat etmeli. Masraf diye alınan paranın çok az bir kısmı resmi makamlara gidiyor. Geri kalanı acentanın, bayinin kasasına giriyor. Siz sıfır bir araç aldığınızda, size trafiğe girmeye hazır bir araç verilmeli. Böyle bir araç için ekstra para talebi, mantığı da hukuku da, ahlaka da aykırıdır. Bu şuna benziyor. Kasaba gidiyorsunuz. Etin fiyatı 5 lira ama, kasap 7 lira talep ediyor. 'Gerekçe olarak ise şunu sunuyor: işte hayvanı bulucam, nakliye ödeyeceğim daha sonra kesim işlemi yapacağım bunların hepsi masraf.' Sıfır araç satışında fazladan alınan para aynen buna benziyor."
Bülent Deniz, mahkemenin aldığı kararın emsal teşkil edebileceğine işaret ederek, benzer durum yaşayan kişilerin bir yıllık süre içinde dava açabileceklerini söyledi.
 
Dinçer Gökçe-Hürriyet, 21.12.2012

20 Aralık 2012 Perşembe

Fast-Food'a Karşı 4 Önlem


Sağlık Bakanlığı, obeziteye yol açan fast food yiyeceklere savaş açtı. Norveç, İsveç, Finlandiya'dan sonra İsviçre'nin de fast food yiyeceklere reklam yasağı getirmeyi tartışması Sağlık Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Obeziteyle mücadele için fastfood'a karşı 4 önemli önlem hazırlandı. İlk olarak Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Kanunu'nda yer bulan fast-food reklam yasağının uygulanması başlatılacak. Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği kırmızı işaretli sağlıksız ürünler RTÜK'e bildirilecek. Bu ürünlerin reklamları çocuk programlarında yayınlanamayacak. RTÜK yetkilileri, söz konusu yasak için her türlü yasal altyapının mevcut olduğunu ancak ilgili kuruluşlardan hangi ürünlere yasak uygulanacağına ilişkin düzenleme beklediklerini söyledi.
SEKTÖR DE SICAK BAKIYOR
Hükümetin, obeziteyle mücadele kapsamında okul kantinlerinde fast-food ve gazlı içecek yasağının ardından Sağlık Bakanlığı, çocukların tükettiği abur-cubur ürünlerin ebatlarını ve gramajlarını küçültecek. Gıda ve Tarım Bakanlığı ile ortak yürütülen çalışmalarda, gazlı ve şekerli içeceklerin şeker oranlarının düşürülmesi planlanıyor. Sektör temsilcileri de bu düşünceye sıcak bakıyor. Obeziteye yol açan gıdaların gramajlarının düşürülmesi ve küçük paketlerde satılması da sektör temsilcilerinin kabul ettiği bir başka karar.
PAKETE UYARI KONACAK
İki bakanlığın çalışmasına göre, piyasadaki ürünlerin sağlıklı-sağlıksız ayrımının yapılabilmesi için paketler üzerine uyarılar asacak. Bakanlığın orta vadeli planında yer alan gıdalarda renk uygulaması, piyasalarda satılan tüm ürünlere uygulanacak. Sağlık için risk grubunda bulunan, aşırı tüketimlerinde obeziteye ve hastalıklara neden olan gıdalar kırmızı şerit, orta riskli grupta bulunanlar sarı, sağlıklı gıdalar da yeşil şeritle satılacak. Kırmızı şeritli ürünlerin altında ürünün sağlığa zararına ilişkin uyarılar büyük puntolarla ve anlaşılır şekilde yazılacak. Hükümet, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri doğrultusunda sektörle ilgili caydırıcı ve teşvik edici önlemler de alacak. Sağlıklı beslenmeyi teşvik için gıda vergileri ve yardımlar ile düşük maliyetli müdahaleler gündeme gelecek.
YÜZDE 20 ETKİLER
Sağlık Bakanlığı'nın fast food kararına bilim adamlarından destek...
Prof. Dr. Ziya Mocan (İç Hastalıkları Uzmanı): Fast-food reklamlarının kısıtlanması veya yasaklanması obeziteyi yüzde 20 oranında etkiler. Çünkü günümüzde reklamlar çok önemli. Bir de bu yönde tıpkı sigarada olduğu gibi fast-food'un da zararlarını anlatan kamu spotları yapılabilir. Bunlar da obezite oranlarının azalmasında faydalı olacaktır.
REKLAM ETKİLİYOR
Prof. Dr. Hilal Mocan (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı): Reklamlara kısıtlama getirilmesi çok yararlı olur çünkü çocuk görsel olarak görüntüyü beynine ve aklına kaydediyor. Çocuk bunlardan etkilenir. Cazip görüntülerle reklamlardan yeni çıkan abur cubur ve fast-food çeşitlerinden haberdar olur, ailesinden bunları ister. Okullarda da öğretmenlerin çocukları bilgilendirmesi lazım ve okul çevresindeki satışlar denetlenmeli.
DOĞRU BİR KARAR, DESTEKLERİZ
Bülent Deniz (Türkiye Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı): Fast food ile ilgili tıbbi sonuçlar bilindiği gibi hiç iç açıcı değil. Fast food'un sigara gibi algılandığını göstermesi bakımından önemli bir adım. Sağlığa zararlı bir ürünün hiçbir şekilde radyo ve televizyon reklamlarına konu olmaması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda fast food satılmaması uygulamasını çok doğru buluyoruz. Türkiye'de de böyle bir kampanya başlatılırsa Tüketiciler Birliği Federasyonu olarak destek veririz.
EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR
Prof. Dr. Peyami Cinaz (Çocuk Endokrinolojisi ve Obezite Derneği Başkanı): Türkiye'de de bu tip reklamların yasaklanması taraftarıyız. Çünkü fast food sağlıklı bir beslenme tipi değil ve bunun reklamları da tamamen yanlış yönlendirmedir. Bu tip reklamlardan en çok çocuklar etkileniyor ve beslenme düzenleri daha o yaşlarda bu tip besinlerle bozuluyor. Bir oturuşta bütün gün almaları gereken kalori miktarını alıyorlar. Bu anlamda reklamlara yasak gelmesi faydalı olabilir.
ÖZENDİRİCİLİK AZALIR
Uzm. Dr. Ayça Kaya (İç Hastalıkları Uzmanı): Reklamların kısıtlanması obeziteyi yüzde 25-30 oranında olumlu etkiler. Özendiricilik azalır. Göz görmezse gönül de istemez durumu söz konusu. Çocuk görmeyince onu bilmez de. Oğlum iki yaşında daha okuma yazma bilmezken markete gittiğimiz zaman reklamlarda gördüğü abur cuburlara koşuyordu. Okuma yazma bilmelerine bile gerek yok, reklamlarda gördüklerini zaten hemen tanıyorlar. Bunların olmaması için reklamların kısıtlanması veya yasaklanması lazım.
Safure Cantürk-Sabah, 19.12.2012

15 Aralık 2012 Cumartesi

Bankacılar 'Komisyon' Vatandaş 'Tekele Son! Dedi

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, bankaların iki gelirinin olduğunu vurgulayarak, bunlardan birinin faiz diğerinin ise ücret ve komisyonlardan oluştuğunu söyledi. Aydın bu kapsamda bankaların yaptıkları hizmetin karşılığı olarak vatandaşlardan komisyon ücreti ve kredi kartı aidatı alması gerektiğini söyledi. Hüseyin Aydın ile TTB Genel Sekreteri Ekrem Keskin, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleri ile bankacılık sektörü ve son günlerde sektördeki gelişmeleri paylaştı. Keskin sohbet öncesi uluslar arası gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü konulu bir sunum yaptı.
 
ÖNEMLİ BİR GELİR KAYNAĞI
 Kredi kartı ücretleri ile komisyonlara ilişkin bir soru üzerine, bankaların kârının iki kalemden elde ettiğini bunun da faiz ile ücret ve komisyon gelirleri olduğunu vurgulayan Aydın, 'Ücret ve komisyonlarla ilgili kamuoyuna yeterince açıklama yaptık. Ücret ve komisyon geliri elde ediyoruz, elde etmeye de devam edeceğiz' dedi. Yaptıkları yatırımlar ve verdikleri hizmetten ücret almalarının en doğal hakları olduğunu belirten Aydın, 'Müşterinin hangi hizmeti, hangi fiyattan ve kimden aldığını bilmek koşuluyla bunun önü açık olmalıdır' dedi.
 
BANKALAR RAHATSIZMIŞ!
Ücret ve komisyon konusunun sürekli tartışılmasını bankalar olarak rahatsız edici bulduklarını ifade eden Aydın, kâr artışı ile özkaynak kârlılığın farklı olduğunu vurguladı. Aydın, 'Şunun altını çizmek istiyoruz, kâr artışı yüzde 15. Kâr başka bir şey, özkaynak kârlılığı başka bir şey. Bizim öz kaynak kârlılığımızın seyrinin izlenmesi lazım. Özkaynak kârlılığı nereden nereye geliyor, ona bakmak lazım. Hangi sermaye ile hangi özkaynakla oraya gelmişiz, böyle sorgulanması lazım. Biz hak etmediğimiz bir şeyin hiç kimse tarafından alınmamasını istiyoruz. Ama hak edilmiş bir ücretin ve bir şey alınacaksa onun da bir bedeli varsa o bedelin ödenerek alınmasından yanayız' dedi.
 
Vatandaşa Bilgi Vermeliler
Tüketiciler Birliği Genel Sekreteri Mehmet İmrek, kendilerinin TBMM Dilekçe Komisyonu'na 5 Aralık'ta başvurduğunu hatırlatarak, devamında yaptıkları toplantılarda kart ve komisyon gibi vatandaşı mağdur eden uygulamaların engellenmesi için kulis yaptıklarını söyledi. Vatandaşın bankada kredi çekmesi durumunda sigorta, ek kart, mevduat hesabı gibi değişik adlar altında bilgisi dışında uygulamalarla karşı karşıya kaldığını belirten İmrek şunları vurguladı: "Bankalar hiçbir şekilde komisyon alamaz demiyoruz. Bunun karşılıklı iradeye dayanması gerekiyor. Vatandaşın banka tarafından bilgilendirilmesi önem arzediyor. Tüketici ile pazarlık yapılarak ve yasada olmayan uygulamalara müsade edilmeden işlemlerin gerçekleştirilmesi şart. Bakan Hayati Yazıcı'nın daha önce dile getirdiği bankalarla ilgili uyarıların da fiiliyat kazanmasını beklemekteyiz."
 
Asli İşlem Dışında Kazanıyorlar
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz, bankaların asıl işlemleri dışında yapmış oldukları işlerden önemli kazanç elde ettiklerini söyleyerek aidat, komisyon, dosya masrafı ve diğer vergi kaleminde tüketiciye belli bir pay yansıttıklarını hatırlattı. "Vitrinde yüzde 1 olarak gösterilen faizlerin banka içine girdikten sonra yüzde 2'lere çıktığını" söyleyen Deniz şöyle devam etti: Bankalar varlık nedenlerini komisyon ve kart aidat ücretlerine bağlamış durumda. Tekel konumunda hareket eden bankalara bakanlık da daha önce açıkladığı gibi belli kalemlerde düzenleme yapma hakkını devreye sokmadıkça bu sorun devam edecek görünüyor."
Cahit Saraçoğlu- Yeni Şafak, 14.12.2012