8 Aralık 2012 Cumartesi

Alışverişsiz Bir Gün Geçirebilir Misiniz?


Yıllar önce “Alışveriş yapmadan bir gün geçirebileceğinizi hiç düşündünüz mü?” diye soran Ted Dave ile başlayan ‘Buy Nothing Day’ (Satın Almama Günü)  hareketi yaklaşık 55 ülkede kutlanıyor. Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in öncülüğünde 2002 yılından beri Türkiye’de bu etkinliğe katılan ülkeler arasında. Deniz, “ Asıl amaç tüketim çılgınlığına dikkat çekerek bilinçli tüketimi yerleştirmek” dedi.
Kanadalı grafik sanatçısı olan Ted Dave bir reklam şirketinde çalıyordu. İşinde başarılı olmasına rağmen kendisini rahatsız eden bir şeyler vardı. Çünkü günlük yaşantıdaki her olaya reklamcı gözüyle baktığı için, kendisi de dâhil bütün insanların başkaları tarafından yönlendirildiğini görüyordu. İnsanlar kendi istekleriyle değil de reklamlar doğrultusunda bir şeyler satın alıyorlar. Üstelik satın alma işleminin ihtiyaçtan çok bağımlılık haline geldiğini düşünüyordu.
1992 yılında radikal bir karar alan Ted Dave, insanları biraz olsun kendine getirebilmek ve tüketim çılgınlığından kurtarabilmek için bir kampanya başlattı. Ted Dave, bu kampanya ile insanları bir gün boyunca alışveriş yapmamaya çağırıyordu. Kampanya için seçtiği ve ‘No Shop Day’ (Alışverişsiz Gün) adını verdiği gün ise, bir yıl boyunca en fazla alışverişin yapıldığı Şükran Gününün ertesi günü yani Kasım ayının son Cuma günü idi.
Yıllarca bir reklamcı olarak çalışan Ted Dave, hazırladığı afişler ve posterlerle insanları tüketmemeye, alışveriş yapmamaya davet ediyordu. Ted Dave’nin öncülüğünü yaptığı bu hareket ilk yılında Kanada halkı tarafından büyük ilgi gördü. Daha sonra ‘Buy Nothing Day’ adını alarak ABD, İngiltere, İsveç, Norveç, Japonya gibi ülkelerin arasında bulunduğu yaklaşık 55 ülkede kutlanmaya başladı. ABD’de kasım ayının son günü, Avrupa da ise kasım ayının son cumartesi ‘Satın Almama Günü’ olarak belirlendi.
2002 yılında Türkiye’de bu etkinliğe katıldı
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı M. Bülent Deniz, 15 yıldır tüketici haklarıyla ilgilediğini, birçok tüketici hareketine öncülük ettiğini belirterek 2002 yılında ‘ Buy Nothing Day’ organizasyonunun Türkiye’de de etkinlik göstermesine öncülük ettiğini dile getirdi. Deniz, dünyanın bir tarafında obezite varken diğer bir tarafında ise açlığın olduğunu. Bunun nedeninin üretim kaynaklarının yeterli üretim yapmamasından kaynaklanmadığını aksine dağıtımın adil olmadığından kaynaklandığını belirtti. ‘Satın Almama Gününün’ insanların tüketim çılgınlığına dikkat çekmek açısından önemli olduğunu anlatan Deniz şöyle konuştu: “İstanbul’da günlük çöpe atılan ekmek miktarı İzmir’in günlük ekmek ihtiyacını karşılıyor.” dedi. Bu ve buna benzer birçok örneğin olduğunu dile getiren Deniz, insanların doğru tüketmediğinin daha da önemlisi çok fazla tükettiğinin altını çizdi. Deniz “İnsanların sade yaşam çerçevesinde günlük ihtiyaçlarını karşılayarak yaşaması mümkünken gerek medya ve reklamlar gerekse sosyal çevre nedeniyle çok fazla tüketiyor” diye konuştu.
Türkiye’de tüketim toplumu haline geldi
Türkiye nüfusunun 75 milyon olduğunu buna karşılık 110 milyon cep telefonu kullanıcısı bulunduğunu vurgulayan Deniz, tüketicilerin, ortalama olarak altı ayda bir cep telefonlarını değiştirdiklerini ekledi. Deniz, tüketicilerin, aldıkları arabanın taksitleri biter bitmez arabanın modelini değiştirmeyi düşündüklerini, birkaç günlük bayram tatilinde bir yerlere gidebilmek için 12 ay bankalara borçlandıklarını vurguladı. Deniz, “İnsanlar tükettikçe borçlanıyor borçlandıkça oradan oraya aktarma yaparak günü kurtarmaya çalışıyor bütün bunlardan bunalıp alışveriş yaparak kendini iyi hissetmeye çalışıyor” diye konuştu.
Deniz,”Haydi gelin kasım ayının son cumartesi günü hiçbir şey satın almayarak tüketiciler olarak gücümüzü ortaya koyalım. 24 saat boyunca alışveriş yapmayalım” dedi.
Nejla Sakınmaz, Gazete Gazi
 

5 Aralık 2012 Çarşamba

"Tüketicinin Kara Kışı Başladı..."

BOTAŞ'ın, kamu santrallerine verdiği doğalgaza yüzde 37 zam yapmasının ardından, gözler elektrik fiyatlarına çevrildi...
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; enerji fiyatlarındaki olası gelişmeleri, İMC TV. Ekonomik Panorama, Tempo TV. Ana Haber ve TV8 Ana Haber bültenlerinde değerlendirdi.
 
2012 Nisan ayından bu yana elektrik fiyatlarına yüzde 21, doğalgaz fiyatlarına yüzde 30 zam yapıldığını hatırlatan Deniz, şu uyarılarda bulundu:
 
"Tüketicinin yaşamını sürdürmesi için zorunlu olan aydınlanma, ısınma ve ulaşım fiyatlar başdöndürücü bir hızla artıyor. Bu yılın Nisan ayında 100,00 TL. elektrik faturası ödeyen tüketici artık 121,00 TL. ödüyor. Yine 100,00 TL. doğalgaz faturası ödeyen tüketicinin cebinden 130,00 TL. çıkmaktadır.
 
BOTAŞ'ın elektrik üreten kamu santrallerine verdiği doğalgaz fiyatına yaptığı yüzde 37 zam ve EPDK. nın geçtiğimiz günlerde elektrik dağıtım firmalarının kâr marjlarını arttıran kararının ardından önümüzdeki günlerde elektrik fiyatlarına yüksek oranda zam yapılacağı belli olmuştur.
 
Tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin zorunlu maliyet unsuru olan elektirk fiyatına yapılacak zam, herşeye zam demektir. Gıdadan, giyeceğe her türlü mal ve hizmetin fiyatı artacaktır. Kamusal ve tekel niteliğindeki elektrik, doğalgaz ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar, tüketici için kara kışın başladığının habercisidir. Tüketiciyi zor bir kış beklemektedir.
 
Siyasi iktidar doğalgaz, elektirk ve akaryakıt üzerinden hazine kasasını denkleştirme politikasını bir kenara bırakmalı, bu ürünlerin tüketiciye ulaşırken aldığı yüksek orandaki vergilerde indirime gitmelidir."

15 Kasım 2012 Perşembe

"Helal Olsun..."

İşadamı Ali Ağaoğlu'na Fatih Ormanı'na yönelik bakanlığın iptal kararı sonrası bir şok da Tüketiciler Birliği'nden geldi. Uzmanlar reklamla yanıltıldığını düşünen tüketicilerin, paralarının iadesini isteyebileceğini belirtti.
 
Ağaoğlu Holding'in kullanım haklarını elinde bulundurduğu Fatih Ormanı'na ilişkin ruhsatın iptal edilmesinin ardından, 'Maslak 1453' adıyla yaptığı proje kapsamında 2 binin üzerinde daire satıldığı açıklaması, gözleri Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü'ne çevirdi. Tüketici Dernekleri, Ali Ağaoğlu'nun Fatih Ormanı'nı Maslak 1453'ün parçası gibi gösterdiğini belirterek tüketicinin yanıltıldığını, tüketicilerin dairelerini iade hakları doğduğunu açıkladı. Tüketiciler Birliği Onur Kurulu Başkanı Aydın Ağaoğlu, Tüketici Kanunu'nun 16. maddesinde, 'tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, reklam ve ilanlar yapılamaz' şeklinde hüküm mevcut olduğunu hatırlattı. Aydın Ağaoğlu, yanıltıcı reklamlar nedeniyle Sanayi Bakanlığı ve Reklam Kurulu'nun re'sen harekete geçmesi gerektiğini belirterek 'Tüketici Kanunu'nun 25. maddesinde öngörüldüğü şekilde şirkete ceza uygulamalıdır. Aksi taktirde bu tür yanıltıcı reklamlarla tüketicilerin istismarı sürüp gidecektir. Uygulanacak ceza konusunda kamuoyu da bilgilendirilerek benzer şekilde yanıltıcı reklam ve ilanlarla tüketiciyi yanıltmaya teşebbüs edeceklerin önü de kesilmelidir' dedi.
 
BAKANLIK HAKKINI GERİ ALDI
'Tüketici Kanunu'nun 4. maddesine göre, ilan ve reklamlarında tüketicinin beklentisini karşılamayan mal, ayıplı maldır. Bu reklamı yasaklama ve idari ceza (para cezası) uygulama yetkisi vardır. Bunun dışında reklamlara bakarak yanıltılmak suretiyle projeye para yatırmış olan tüketiciler, bu kanıya sahip olmuşlarsa firmaya ihtarname gönderebilirler' diyen Tüketiciler Birliği Onur Kurulu Başkanı, Maslak 1453 projesinden konut satın almış olanların, ödedikleri paranın iadesini ve sözleşmelerinin feshini isteyebileceğini vurguladı. Aydın Ağaoğlu, 'Kanuna göre şirket, haklı sebebe dayanan talepleri yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde tüketiciler, mahkemeye başvurarak ödedikleri parayı faizi ile birlikte talep edebilirler' diye konuştu.
 
Ağaoğlu hatasını kabul etti
İşadamı Ali Ağaoğlu, düzenlediği basın toplantısında, Maslak 1453 projesine ilişkin hazırladıkları reklam hakkında 'Biraz kibirli oldu' itirafında bulundu. Orman Bakanlığı'nın Fatih Ormanı ile ilgili ruhsat iptalini de değerlendiren Ağaoğlu, usûl hatası yaptıklarını kabul etti. Ağaoğlu, 'İki sene sonra devredebilir ama bakanlığın iznine tabi. Biz maalesef burada usûl hatası yaptık. Bakanlığın bu yetkisi var. Biz buna saygı duyarız. Noterden ihtarname geldi. 10 gün içinde teslim etmemiz gerekiyor' diye konuştu.
 
Ormanın içinde zannettik
Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Bülent Deniz, Ali Ağaoğlu'nun daha önce yayınladığı reklamları gören müşterilerin orman içinde yapılan bir inşattan daire alacağı fikrine kapıldığını belirterek şunları kaydetti: 'Reklama bakıldığında vatandaşlar ağaçlar arasından bir daire alacakları fikrine kapılıyor. Bu yanıltıcı bir reklamdır. Ben bile 'Helal olsun Fatih Ormanları'nın içinde' demekten kendimi alamadım.'
 

14 Kasım 2012 Çarşamba

Yeni Tüketici Kanunu Yılan Hikayesine Döndü

Tüketicilerin korunmasına ilişkin hazırlanan yeni kanun tasarısı bir türlü çıkarılamıyor. CHP'li Öğüt yeni hazırlanan tasarının da diğeri gibi kadük olacağını ifade ederken, TBF Başkanı Deniz sürenin uzamasını sermaye çevrelerinin lobi faaliyetlerine bağladı
 
Tüketicinin korunması hakkındaki kanun ile ilgili tartışmalar bitmiyor. CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt'ün konuyla ilgili önergesine yanıt veren Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, yeni bir kanun taslağı hazırlandığını ve taslağın 2012 yılı sonuna kadar Başbakanlığa sunulacağını söyledi. Tüketici dernekleri başta olmak üzere milyonlarca vatandaşın merakla beklediği Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile ilgili önerge veren CHP'li Öğüt, daha önceki taslağın 24 Nisan 2009'da Başbakanlığa gönderildiğini ancak kanunun Eylül 2010 itibariyle kadük olduğunu hatırlattı.
Kanunun aradan geçen zaman içinde neden çıkarılamadığını soran CHP'li Öğüt'e, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı imzasıyla gelen yanıtta, bir önceki yasa tasarısının kadük olduğu kabul edilerek,  "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı taslağına ilişkin yasalaşma süreci tamamlanamamıştır" dendi. Yazıcı cevabında, mevcut yasada değişiklik yapılması yerine, yasanın tamamen kaldırılarak yeni bir yasa hazırlanması sürecine girildiğini ifade etti. Yazıcı, son şekli verilen kanun taslağının  2012 yılı sonuna kadar Başbakanlığa sunulacağını söyledi.
'İkinci kez kadük olacak'
Bakanlığın verdiği cevabı değerlendiren CHP'li Öğüt, ortaya çıkan durumun kanundaki değişikliklerin gerçekleşmesi konusunda kuşkular yarattığını ve tasarı taslağının Başbakanlığa net olarak sevk tarihi verilmediği için 2. kez kadük olma durumunun söz konusu olabileceğini ifade etti. Bakan Yazıcı'nın Mart ve Nisan 2012 tarihlerinde yapıldığı belirtilen toplantılara tüketici örgütlerinin çağrılmadığını da söyleyen CHP'li Öğüt, yine tüketici örgütlerinin sigorta uyuşmazlıkları gibi olmazsa olmaz önerilerinden bir çoğunun hazırlanan taslakta bulunmaması ve tasarının ülke gerçekleri ile tüketici ihtiyaç ve taleplerini yeterince karşılamadığı konusunda ciddi kaygılar yaşandığını da belirtti.
'Şirket lobileri faaliyette'
Yeni tüketiciler kanunu ile ilgili Aydınlık'a konuşan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de, yasanın geçmesinin Başbakan Erdoğan'ın onay vermesine bağlı olduğunu belirtti. Yasanın gecikmesini başta bankalar, GSM şirketleri, TOBB, iş verenler sendikası gibi sermaye çevrelerinin lobi faaliyetlerine bağlayan Deniz, şunları kaydetti: ''Tüketici kanunu hayatın her alanını etkiliyor. Mesela ürün iadesinin bir ay değil de 50 güne çıkarılması gibi basit bir değişikliğin bile yaratacağı etki çok önemli. Daha bunun gibi sayamayacağımız birçok konu var. Bakan daha önce yasanın Temmuz'da hazır olacağını söylemişti. Kasım ayı geldi hala bir şey yok. Bu sene içerisinde yasanın çıkacağını düşünmüyorum. Zaten yasanın geçmesi için Başbakan'ın onay vermesi gerekiyor. Malum herşey ona bağlı artık. Önümüzdeki yıl yasa çıkabilir diye düşünüyorum.''
 
Recep Erçin- Aydınlık, 13 Kasım 2012

25 Ekim 2012 Perşembe

"Tüketici, Migros'u Hizaya Getirmeli..."

Başörtülü Nurdan Delibaş’ın çalışmasını engelleyerek depoya kapatan Migros’a boykot çağrısı geldi.
Başörtülü Nurdan Delibaş’ın çalışmasını engelleyerek depoya kapatan Migros’a boykot çağrısı geldi. Migros ve benzeri kuruluşların, başörtülüleri çalıştırmayıp İslami usullere göre kurban satışı ve kesimi yapabilecek kadar ikiyüzlü olduğunu vurgulayan Tüketiciler Birliği Federasyon Başkanı Bülent Deniz, “Tüketici kendi değerlerine saygı duymayan firmalarla ilgili olarak, tüketimden gelen gücünü kullanmalı ve boykot etmelidir” dedi.
Migros’un başörtülü Nurdan Delibaş’ı mağazasında çalıştırmayarak depoya kapatmasına tepkiler çığ gibi büyürken, Türkiye Tüketiciler Birliği Federasyonu’ndan boykot çağrısı geldi. Türkiye Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, tüketicilerin insanların inançlarına ve değerlerine saygı duymayan Migros ve Carrefour gibi firmaları boykot etmeleri gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin geldiği hukuk ve demokratik düzey noktasında firmaların başörtülü diye bir ayrım yapmaması gerektiğinin altını çizen Bülent Deniz, “Migros ve benzeri firmalar ne yazık ki satış yapabilmek için ateist, başörtülü, başörtüsüz ayrımı yapmıyor. Hatta onların en büyük müşterileri inancına saygı duymadığı başörtülü kesim. Fakat çalıştırmaya ve istihdama gelince veya şirket içerisinde yükselmeye gelince başörtülüler ikinci sınıf muamele görüyor. Tüketici, kendi değerlerine saygı duymayan firmalarla ilgili olarak tüketimden gelen gücünü kullanıp onları hizaya getirmelidir” dedi.
 
ALIN TERİNİZİ MİGROS’A KAPTIRMAYIN
Geçmişte bunun gibi birçok örnekle karşılaştığını vurgulayan Deniz, boykot ve tepkilerin gücünü şöyle anlattı: “Anadolu Grubu geçmişte Efes Pilsen markası için bardak altlığı yapmıştı. Orada ‘BirAllah’ diye bir slogan yazmıştı. Biz buna çok sert tepki göstererek Anadolu Grubu’na özür diletmiştik.”
Dini kimlik veya sembolleri ikinci sınıf muameleye tabi tutan firmaları eleştiren Deniz, “Bu tür firmalar, tüketicinin gücüyle karşı karşıya kaldığında çok kez geri adım atmaktadırlar. O marketlerden alışveriş yapmayacağını ilan etmek dahi onları hizaya getirir. Tüketici akıllı ve bilinçli olmalıdır. Helal mesaiyle kazandığı alın terinin karşılığı olarak aldığı parayı, kendisini ikinci sınıf olarak gören Migros’a kaptırmamalıdır” açıklamasında bulundu.
Deniz, başörtülüleri çalıştırmayan Migros ve Carrefour gibi marketlerin İslami usullere göre kurban satışı ve kesimi yapmasını da ikiyüzlülük olarak değerlendirdi.
Şuayip Albay-Yeni Akit, 25.10.2012

20 Ekim 2012 Cumartesi

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Deniz: "Konut Krizi Kapıda"

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, maket üzerinden yapılan konut satışlarının yakın bir gelecekte Türkiye'yi 1980'li yıllarda yaşanan banker krizi gibi bir durumla baş başa bırakacağını savundu.

Antalya, Gümüşhane, İstanbul, Erzurum, Kütahya ve Aksaray'da faaliyetlerini sürdüren 9 tüketici derneği, Tüketiciler Birliği Federasyonu altında bir araya geldi. Federasyonun kuruluşu Antalya'da düzenlenen törenle açıklandı.

TBF Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz, düzenlediği basın toplantısında, proje üzerinden yapılan satışlarda ev sahibi olmak isteyenlerin evin tutarı kadar senet imzaladığına değinerek, "Eğer o senet ya da çek üçüncü kişilere ciro edilirse ve karşılığı firma tarafından yatırılmazsa ev sahibi olma hayali kuranlar o senedin tamamını ödemek zorunda kalır" dedi.

Deniz, proje üzerinden satışlarda firmanın kendisine sıfır faizli, ücretsiz bir finansman yarattığına dikkati çekti. Mehmet Bülent Deniz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın konut sektörünü düzenleyici tedbirler alması gerektiğini belirterek, "Konut krizi kapıda" iddiasında bulundu.

KREDİ KARTI GİRDABI
TBF Genel Başkanı Deniz, bugün Türkiye'de 17 milyon tüketicinin cebinde 50 milyon civarında kredi kartı bulunduğunu söyledi. Kredi kartları için 'Cepte taşınan saatli bomba' benzetmesinde bulunan Deniz, "Bankacılık sektörünün kredi kartı aidatı, yıllık üyelik ücreti gibi akıl almaz uygulamalarıyla her yıl yaklaşık 2 milyar 500 milyon TL tüketicinin cebinden alınmakta. Öte yandan asgari ödeme tuzağıyla tüketiciler faiz girdabına yakalanmaktadır" diye konuştu.

Geçerli sözleşme faizi ve asgari ödeme tutarı üzerinden hesap yapıldığında kredi kartından 1000 TL harcayan ve başka hiçbir harcama yapmayan bir tüketicinin asgari tutarı ödeyerek borcunu kapatması için gerekli sürenin tam 54 ay olduğunu belirten Deniz, bu yılın Ocak-Ağustos aylarını kapsayan 8 aylık dönemde kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının, geçen yılın tamamında borcunu ödeyemeyen tüketicilerin toplamını aştığını söyledi.

http://www.bugun.com.tr/son-dakika/tuketiciler-birligi-federasyonu-baskani-deniz-konut-krizi-kapida-haberi-89820

18 Ekim 2012 Perşembe

“Türkiye’nin Gücü Harekete Geçiyor, Tüketici Haklarında Yeni Bir Dönem Başlıyor..."



Türkiye’nin çeşitli kentlerinde bulunan dokuz tüketici örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)’nun kuruluşunu açıklayan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ülkemizin en güçlü tüketici örgütlenmesi ile Türkiye’nin gerçek gücü harekete geçiyor” dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Ülkemizde seksenli yıllarda başlayan tüketici hareketi, 1995 yılında Tüketici Yasasının yürürlüğe girmesi ile hız kazanmış, zaman içinde kurulan tüketici örgütlerinin özverili çalışmaları ile toplumda tüketici haklarına ilişkin duyarlılık oluşmaya başlamıştır.

2001 Krizi Dönüm Noktası Oldu
Özellikle 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yaşanan toplumsal buhran, kamu otoritesinin ekonomik krizden çıkabilmek adına kamusal hizmetlere birbiri ardına yaptığı insafsız zamlar, tüketici örgütlenmesindeki sürece olumlu katkı yapmıştır.

O dönemde, otoyol ve köprü geçişlerine yapılan zamlara karşı tüketici örgütlerinin açtığı davaların kazanılması ve zamların iptal edilmesi ile birlikte tüketici algısında büyük dönüşüm yaşanmış ve sadece “ayıplı, kusurlu, hatalı mal ve hizmetler”de tüketici hakkının var olduğuna ilişkin toplumsal kabul değişmiştir.

Yurttaş ve tüketici kimliği taşıyan bireyin, tüketici örgütlenmeleri eliyle siyasi iktidarların kararlarının da sorgulanabileceğine ilişkin olanağın farkına varması, “hak arayan toplum” olma sürecinde önemli bir kazanım olmuştur.

IMF/Derviş Programının Amacı: Tüketim Toplumu Oluşturmak…
Ancak küresel finans çevrelerinin IMF ve dönemin siyasi iktidar ve aktörleri eliyle ülkemize dayattığı ekonomik programın uygulanması sonucunda, toplum hızlı bir şekilde “tüketim toplumu”na dönüştürülmüştür.

Kuşkusuz bu süreç ile bankacılık sektörünün sermaye yapısının yabancılaştırılması ve ülkemiz insanının uygulanan her çeşit kampanya ve reklâmlar ile bankalara ve tüketime bağımlı insan modeli haline gelmesi amaçlanmış ve yazık ki, amaca ulaşılmıştır.

Onyedi Milyon Cepte, Elli Milyon Kredi Kartı
Şu anda onyedi milyon tüketicinin cebinde elli milyon civarında kredi kartı bulunmaktadır. Cepte taşınan bu saatli bomba ile bir yandan bankacılık sektörünün “kredi kart aidatı, yıllık üyelik ücreti …” gibi akıl almaz uygulamaları ile her yıl yaklaşık olarak iki milyar beşyüz milyon lira tüketicinin cebinden alınmakta, öte yandan “asgari ödeme” tuzağı ile tüketim insanı haline dönüşmüş olan tüketiciler, faiz girdabına yakalanmaktadır.

İnsafsız Matematik
Şu anda geçerli olan sözleşme faizi ve asgari ödeme tutarları üzerinden hesap yapıldığında;
Kredi kartından bin lira harcayan ve başkaca hiçbir harcama yapmayan tüketicinin, asgari tutarı ödeyerek borcunu kapatması için gerekli olan süre, elli dört aydır.

Ülkeyi Kredi Kartına Teslim Etmek
Kredi kartında uygulanan insafsız sözleşme ve gecikme faiz oranları, kredi kartlarından her yıl haksız olarak alınan kredi kart aidatları ve benzeri uygulamalar nedeniyle kredi kartını ödeyemeyen tüketicilerin sayısı her geçen gün hızla artmaktadır.

2012 yılının ilk sekiz ayında kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı, bir önceki yılın tamamında borcunu ödeyemeyen tüketicilerin toplamını aşmış bulunmaktadır.

Örgütümüz tarafından yapılan gözlem ve analizlere göre, Merkez Bankası kara listesine henüz girmemiş ve ancak sadece asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran tüketici sayısı dokuz milyon civarındadır.

Ülkemiz hızla bankalara bağımlı hale getirilerek, kredi kartına teslim olma yolunda ilerlemekte, bu yolla hissizleştirilen yurttaşların; zamlara, adaletsiz uygulamalara tepki vermeleri dolaylı olarak sağlanmış olmaktadır.

Kasım Ayında Kapımızı İcra Memurları Çalacak
Yine örgütümüz tarafından yapılan değerlendirmelere göre; Kasım ayından itibaren bankalar tarafından yoğun şekilde icra takipleri başlatılacak ve yüzbinlerce evin kapısı icra memurları tarafından çalınacaktır.

Bu durumun toplumsal gerginliğe yol açacağı ve ekonomik sistem dışına itilen tüketicilerin, reel sektörü de olumsuz yönde etkileyeceği kuşkusuzdur.

Çözüm, Borç Yapılandırmasında
Önceki yıllarda, TBMM. eli ile üç kez gerçekleştirilen kredi kartı borç yapılandırılması operasyonu, yapılandırma şemsiyesinin olması gerektiği gibi geniş tutulmamış olması nedeniyle beklenen yararı sağlamamıştır.

Yapılandırmalar, o anda borcunu hiç ödemeyerek temerrüde düşen tüketicileri kapsamına almış, asgari ödeme tuzağına yakalanarak, günü kurtarmaya çalışan ve bu nedenle henüz kara listelere girmeyen tüketicilerin yapılandırmadan yararlanmaları mümkün olmamıştır.

Bu nedenle yeni yasama yılında TBMM. gündeminde bulunan yeni tüketici yasası görüşmelerinde; ayak sesleri iyice yaklaşan bu toplumsal sıkıntının giderilmesi için yasal düzenleme yapılması düşünülmeli, kredi kart borç stokunun adil, kuşatıcı ve beklenen yararı sağlayacak şekilde eritilmesi için yapılandırma seçeneği ciddiyetle ele alınmalıdır.

Tüketicinin Adı Var, Kendi Yok
Devlet aygıtı içinde yer alan Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK), Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu (TAPDK), Bilgi Teknolojileri İletişim Kurulu (BTİK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve benzeri onlarca üst kurulun çalışmaları, doğrudan doğruya tüketicileri etkilemesine, kurullarda tüketici temsilcilerinin bulunması ve kurulların temel misyonlarının tüketici haklarının korunması olarak tanımlanmış olmasına rağmen, üst kurullarda tüketici temsil edilmemektedir.

Bu nedenle üst kurullarda, Vergi Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi oluşumlarda; yürürlükteki mevzuata uygun olarak, tüketicilerin örgütleri eliyle gerçekten temsili ve sürece müdahil olabilmesi sağlanmalıdır.

Tüketici Güvenliği, Sağlığı Tehdit Altında
Son dönemin temel gündemi yaşanan gıda terörüdür.
Bir yandan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile somutlaşan tüketici sağlığını tehdit eden üretim uygulamaları, diğer yandan güvenli gıdaya erişimde toplumsal adaletin sağlanamamış olması nedeniyle tüketici zor zamanlar yaşamaktadır.

Yoksulluk ve açlık sınırına ilişkin rakamların, bir önceki aya göre tüketici aleyhine seyretmesi, örgütümüz tarafından temel sorunlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Tüketici Örgütlenmesi Zayıflamakta, Zayıflatılmaktadır
Tüketicinin korunması ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerin teşvik edilmesi, Anayasanın 172. maddesi ile siyasi iktidarlara verilen bir görevdir.

Ancak geçmiş dönemde umut vaad eden tüketici örgütlenmesi sürecinin, yukarıda sadece bir bölümü sıralanan temel sorun ve gelişmeler nedeniyle zayıflamış, siyasi iktidarların bu konuda anayasanın emrini uygulamadıkları gözlenmektedir.

Sonuçta; tüketicinin, yaşam kalitesine yapılan müdahalelere tepki vermemeyi tercih etmesi gibi arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Neden TBF?
Bu temel saptama ve değerlendirmelerde bulunan ve ülkenin çeşitli kentlerinde çalışmalarını yürüten:

Anadolu Telif ve Tüketici Hakları Derneği (Antalya)
Gümüşhane Tüketici ve Çevre Haklarını Koruma Derneği (Gümüşhane)
Sivil Toplum ve Diyalog Merkezi Derneği (Antalya)
Tüketici Başvuru Merkezi Derneği (Antalya)
Tüketici Güvenliği Derneği (İstanbul)
Tüketici Hak Arama Derneği (Erzurum)
Tüketici Hakları ve Gıda Güvenliği Derneği (Antalya/Serik)
Tüketici Hareketi Derneği (Kütahya)
Tüketici ve Çevre Hareketi Derneği (Aksaray)
bir araya gelerek, Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) ismi ile çatı örgüt oluşturmuş bulunmaktadırlar.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) ile Türkiye’nin gücü harekete geçmekte, tüketici haklarında yeni bir dönem başlamaktadır.

Tüketici haklarında, yaşam kalitesi mücadelesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan Vekili İbrahim Güllü
Genel Başkan Yardımcısı Murat Köse
Genel Başkan Yardımcısı Aydın Türkmenoğlu
Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Nazlı
Genel Sekreter Semih Tömen
Genel Koordinatör Sevim Murat
gibi uzun yıllardır tüketici hareketine katkı sağlamış, sivil toplum örgütlerinde çalışma yapmış, kamuoyunun yakından bildiği, tanıdığı tüketici hareketi önderlerinin yönetimde yer aldığı ve merkezi Antalya’da bulunan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF), her bireyin insanca ve insana yakışır kalitede yaşam sürmesi için çalışmalarını gerçekleştirecektir.

İslâm coğrafyası, Türkî Cumhuriyetler ve Avrupa Birliği’ni de görüş alanında tutan ve sadece ulusal ölçekte değil uluslararası alanda da çalışma yaparak, küresel düzene tüketici adına ve yararına müdahil olmayı hedefleyen, ülkemizin en büyük tüketici örgütlenmesi Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)’nun ülkemiz, insanımız ve insanlık için hayırlı olmasını diliyoruz.

mehmetbülentdeniz
Genel Başkan

9 Ekim 2012 Salı

Deniz'e, Üstün Hizmet Ödülü...


Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz'e, Üstün Hizmet Ödülü verildi....
 
Erzurum'da bulunan Tüketici Hak Arama Derneği tarafındanTüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz'e, tüketici hakları alanındaki çalışmaları ve katkıları nedeniyle Üstün Hizmet Ödülü verildi.
 
Tüketici Hak Arama Derneği'nin Erzurum'daki dernek merkezinde düzenlenen törende konuşan Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay; "sayın Mehmet Bülent Deniz'in tüketici hakları ve sivil topluma ilişkin çalışmalarını, kamuoyu yakından tanımakta ve izlemektedir. Yaklaşık yirmi yıla yakın zamandır yapmış olduğu çalışmalar ile bir çok haksızlığın giderilmesini sağlayan, daha kaliteli bir yaşam için vermiş olduğu mücadelesi ile hepimize örnek olan sayın Deniz'in gayretlerini bizler de hayranlık ve ibretle izlemekteyiz.
 
Kendisini Örnek Aldık, Tüketici Hak Arama Derneği'ni Kurduk.
 Kendisi ile şahsen tanışmamış olmamıza rağmen, Mehmet Bülent Deniz'in yapmış olduğu çalışmalar, bizlerin de Erzurum'da tüketici örgütü oluşturmamızda yönlendirici ve cesaret verici bir güç olmuştur. Bu nedenle Yönetim Kurulumuz tarafından sayın Mehmet Bülent Deniz'e Üstün Hizmet Ödülü takdim edilmesine ve kendilerinin Tüketici Hak Arama Derneği Onur Üyesi olmaları için teklifte bulunulmasına karar verilmiştir" dedi.
 
Demokrasi, Tüketici Örgütlenmesinde Yeşerecektir
Çalışmalarının ödüle lâyık görülmesinden onur duyduğunu belirten Tüketici Hakları Uzmanı ve Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; "kuşkusuz tüketici hakları alanında gönüllü olarak hizmet veren çok sayıda insanın ortaya koyduğu bu kutsal çabanın en büyük ödülü; haksızlıkların giderilmesi, insan onuruna yakışır bir yaşamın herkes için olanaklı olmasıdır. Ben de, bu alanda üstün gayret gösteren tüketici hakları gönüllülerinin oluşturduğu büyük ordunun bir üyesi olarak, Tüketici Hak Arama Derneği'nin kuruluşuna hasbelkader vesile olmaktan, tüketici örgütlenmesine katkı yapmak için yola çıkan bu yeni oluşum tarafından ödüle lâyık görülmekten onur duymaktayım. Tüketici örgütlenmesinin yaygınlaşması; yurttaşın hak arama duygusunun gelişmesinde, haksızlıklara karşı direnmesinde, toplumsal sorgulamanın yoğunlaşmasında en önemli etkendir. Demokrasi, tüketici örgütlenmelerinde yeşerecektir. Bu duygularla lâyık görüldüğüm Üstün Hizmet Ödülü ve teklif edilen Tüketici Hak Arama Derneği Onur Üyeliğini bu alanda çalışma yapan bütün gönüllüler adına alıyor ve teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.

26 Eylül 2012 Çarşamba

"Ağaoğlu ve Koç'la Aynı Vergiyi Ödüyorum"

TÜRKİYE'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu söyleyen Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ama ben Ali Ağaoğlu kadar zengin değilim" dedi. Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını bildirdi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankaya olan borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu ve Türkiye bütçesi kadar hane halkı borçluluğunun söz konusu olduğunu belirten Deniz, "Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olanağı konusunda olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazıkki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum" diye konuştu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın bundan bir ay önce açıklamış olduğu 'Yeni tüketici yasası yapıyoruz' beyanatını hatırlatan Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, "Hazırlanan bu taslak bakan beyin ifadesine göre Ekim ayından sonra meclis gündemine gelmesi söz konusu. Biz tüketici yasası yeni baştan yapılırken Türkiye'de şu anda sıkıntıya düşmüş yaklaşık 9 milyon kredi kartı kullanıcısı için bu yasa taslağına eklenecek geçici maddelerle borçların yeniden yapılandırılmasını mümkün olabileceğini ifade ediyoruz ve bu yönde talebimiz var. Türkiye'de yaklaşık 15 milyon civarında insan üzerinde kredi kartı var. Her bir kredi kartı kullanıcısının birden fazla kredi kartı söz konusu. Yaklaşık 50 milyon piyasada dolaşan kredi kartı var. Bu 15 milyon kişilik nüfusun yaklaşık 9 milyonu şu an her ay asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran kitle. Bunlar borcunu ödemezlik yapmıyorlar ama her ay bir başka karttan alıp başka kartı kapatarak veya yakınları üzerinden tüketici kredisi çekmek suretiyle günü kurtarmakta. Fakat bu noktada artık denizin bitimine, karanın görünmeye başladığını endişe ile izliyoruz. Türkiye'de çok ciddi bir toplumsal sıkıntının olacağı yönünde beklenti var dolayısıyla TBMM'nin önüne gelen tüketici yasası ile ilgili çalışma yaparken mutlak suretle bu borçlu hane halkının borçlarını daha rahat ödeyebileceği bir formülü üretilmesiyle ilgili çözüm arayışlarını sivil toplum örgütleri ile beraber yapmaları gerektiğin düşünüyoruz" dedi.

Öte yandan Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu hatırlatan Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonu kaldırdığında Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben iş adamı ile aynı vergiyi veriyorsam veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur. Türkiye'de dolaylı vergi dediğimiz akaryakıtından, telefondan, enerjiden ve sudan alınan vergi oranı yüzde 65 civarındadır. Yani devlet her yüz liralık vergi gelirinin 65 lirasını bu benzin pompalarından GSM şirketlerinden tahsis etmektedir. Oysaki Avrupa Birliği'nde bu oran yüzde 30 ile 35 seviyesindedir. Dolaylı vergi vermenin en klasik sonucu toplumdaki gelir dağılım adaletinin bozulmasıdır. Fakir de, zengin de aynı oranda, aynı vergiyi verirse o toplumda gelir dağılımı piramidi dediğimiz o meşhur piramidin ucu iyice sivrileşir alt taraftaki dar gelirli kesimin sayısı ne yazıkki artar. Biz hükümetten, siyasi iktidardan bu dönemde dolaylı vergilerin oranlarının azaltılmasını beklerken 2 gün önce akaryakıta, tapu harçlarına veya araç alıp satımlarda vergilerine getirilen yeni zamlarla karşı karşıya kalınca açıkçası şok olduk. Çünkü bu artışlar piyasadaki diğer mal ver hizmetlerinde bedelin artacağı anlamına gelmektedir" dedi

Türkiye'de 15 milyon insandan her yıl kart ücreti adı altında bankaların 50 lira para kestiğini sözlerine ekleyen Deniz şunları söyledi:

"Kredi kartları için 2007 yılında ilk davayı açtım. Kredi kart aidatının bana ödenmesi için. '15 milyondan kaç kişi gidip bu aidatlarından parasını geri alıyor' derseniz bir kaç yüz biri geçmiyordur. Geriye kalan para bankaların cebine kar olarak gidiyor. Dolayısıyla biz tüketici olarak hem bu konuda hakkımız zor ve zahmetli olduğu düşüncesiyle aramıyoruz ki aslında hiç de zor değil çünkü yapılması gereken sadece yaşadığımız ilçenin kaymakamlık binasındaki tüketici sorunlar hakem heyetine gitmek ve oraya ücretsiz başvuru yapmak ve orada 3 ay içinde karar almaktır. Hem zahmetsiz hem de zor olmayan bir sistemden bahsediyoruz. Dileriz tüketici hak arama derneği gibi çalışmaların sayesinde hakkını arayan kişi sayısı inşallah daha çok artacaktır. Elektrik faturalarda kayıp kaçak bedeli diye bir bedel söz konusu olmayacak. Onu faturanın diğer kalemleri içerisine yedirmek zorunda kaldılar. Ama hala biz yüzde 15 kayıp kaçak bedeli ödüyoruz. Kayıp kaçak bedeli ne demek karpuz satan adam karpuzunu tezgahına koyarken yere düşüp kırılan karpuzların parasını karpuz alan vatandaştan tahsil ediyor. Çok haksız bir uygulamadır. Nihaiyi kararlar çıktıktan sonra kayıp kaçak bedeli konusunda ümit ediyoruz vatandaş rahat bir nefes alacak. Kayıp kaçak bedeli konusunda vatandaşlarımızdan dava açmalarını istemiyoruz. Halkımıza şuan dava açmayın çağrısı yapıyoruz. Çünkü henüz olay netleşmiş değil. Davayı kaybeden tüketiciler 3-5 lira kayıp kaçak bedelini almak için yapmış oldukları bu girişimin sonunda ne yazık ki 550 lira mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kalıyorlar. Bizler pilot davalar açtık. Sonucu beklesinler."
 

"Kredi Kartı Borçluları Hakkında İcra Takibi Başlayabilir"

Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını söyledi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankalara borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu belirten Deniz şunları söyledi:
"Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede, insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazık ki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum."
Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu kaydeden Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonla görüştüğünde, Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini vurgulayarak, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben işadamı ile aynı vergiyi veriyorsam, veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa, burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur" dedi.
24.09.2012