5 Mayıs 2019 Pazar

15 Temmuz Şehitler Köprüsünden 'İhalli Geçiş' Cezalarını Yenikapı'da Protesto Ettiler

Mağdur olduğunu söyleyen araç sahibi Nail Kaygısız, "59 bin lira cezam olduğunu sisteme düşmeyen cezalarla birlikte 73 bin lira cezam olduğunu söylediler. Emekli bir insanım kıt kanaat geçinen bir insanım başımdan vurulmuşa döndüm. Dünyam değişti benim. Gittim kredi kullandım 55 bin lira ödedim aracımı satışa çıkardım en son 50 bin lira verdiler cezam 73 bin lira arabadan pahalı bir ceza geldi."

15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden geçtikleri için kesilen binlerce liralık cezalarla karşı karşıya kalan ticari araç sahipleri bu durumdan haberdar olmadıkları ve tebligat gönderilmediğini söyleyerek, Yenikapı Miting Alanı'nda eylem yaptı. Sahip oldukları araçlardan bile yüksek cezalarla karşılan vatandaşlar yetkililerden cezaların affedilmesini istedi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde geçişi yasak olan araç sahipleri binlerce liralık cezalarla karşılaşıyor. Aks aralığı belli bir uzunluğun üstünde olan ve ruhsatlarında 1. sınıf kamyonet yazan araçlara her geçiş için 1.132 lira ceza kesiliyor. Yenikapı Miting alanı otoparkında toplanan çok sayıda ticari araç sahibi durumdan haberdar olmadıklarını ve kendilerine ne bir uyarı ne de bir tebligat gönderildiğini söyleyerek, protesto eylemi yaptı. 2019 Ocak ayından bu yana gönderilen tebligatlarda birçok vatandaş 80 bin liraya varan ceza kesildiğini öğrendi. Araçlarının fiyatından yüksek miktarlarda cezalarla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen bazı araç sahipleri, kredi çekip borçlarını ödediklerini dile getirdi.

"DEVLET TUZAK KURMAZ"
Eyleme katılan ve burada açıklamalarda bulunan Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu," Yargıtay'ın bir kuralı vardır. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz. Ayrıca ülkemizde tüketicinin korunması hakkındaki kanuna rağmen bu cezalar kesilmemelidir. Burada açıkça ciddi olarak hukukun temel ilkeleri katledilmiştir. Anayasanın 172 'inci maddesi çiğnenmiştir. Çünkü tüketicilerin en temel 8 hakkından biri olan bilgi edinme hakkı yok sayılmıştır. Hukukun temel ilkelerinden öngörülebilirlik, ölçülülük, caydırıcılık, unsurları ortadan kaldırılmıştır. Bu vatandaşlara yüz binlerce liraya ulaşana kadar bekleyip ceza göndereceğine, vatandaşlara önceden 'sizin üzerinize kayıtlı olan araç artık bu köprüden geçemez, yasak kapsamına alınmıştır' deseydi bu sonuç ortaya çıkmayacaktır. Çok önemli bir konuda bazı araçlar şirket üzerine kayıtlı. Çalışan kullanıyor işverenler bu çalışanları işten çıkartıyorlar ve cezaları da tazminatı ile ödetiyorlar. Bunun önlenmesi lazım. Büyük bir haksızlık var mutlaka bu cezalar silinmelidir. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz" diye konuştu.

"KURAL DEĞİŞİKLİĞİNİN ARAÇ SAHİPLERİNE BİLDİRİLMEMİŞ OLMASI EKSİKLİK VE TALİHSİZLİK"
Avukat Bülent Deniz ise, "Burada iki tane mesele var. Birincisi kural değişikliğinin bu kurala uyması gereken kişilere bildirilmemiş olmasındaki eksikliktir. Teknoloji çağında mesaj ile mail ile kural değişikliğinin araç sahiplerine bildirilmemiş olması eksiklik ve talihsizlik. Daha da ötesi ilk geçişten sonra kesilen cezanın uygun şekilde ve derhal bildirilmemiş olması nedeniyle bu insanlar 4 aydır birinci köprüyü kullanmış oldular. Şimdi tebligatla gelmeye başlayınca gördüğümüz cezaları ulaşan rakamları görüyoruz" dedi.

ARAÇ 50 BİN CEZA 73 BİN
Mağdur olduğunu söyleyen araç sahibi Nail Kaygısız mart ayında cezalardan haberdar olduğunu söyledi. Kaygısız, " Karayolları Genel Müdürlüğü'ne gittim 59 bin lira cezam olduğunu sisteme düşmeyen cezalarla birlikte 73 bin lira cezam olduğunu söylediler. Ben bu aracı ticaret amaçlı kullanmıyorum aile aracı. Bu köprüden her geçtiğimde ceza kesilmiş bir arkadaşın söylemesiyle cezamı öğrendim. Emekli bir insanım kıt kanaat geçinen bir insanım başımdan vurulmuşa döndüm. Dünyam değişti benim. Gittim kredi kullandım 55 bin lira ödedim aracımı satışa çıkardım en son 50 bin lira verdiler cezam 73 bin lira arabadan pahalı bir ceza geldi. Yazık günah, ağır cezalar" şeklinde konuştu.

"BENİM ARACIM 4 SENEDİR GEÇİYOR"
Bir başka araç sahibi Veli Yılmaz'da cezasının 22 bin lira olduğunu söyledi. Yılmaz, "Biz bunu karayollarını sorduk, polise sorduk. Bize 'size ceza gelmez siz geçebilirsiniz sizin arabanız canlı. Birinci köprü kullanmayacaksınız da nereyi kullanacaksınız?" dediler. Dedikleri halde cezaları bekletmişler. Benim aracım 4 senedir bu köprüden geçiyor. 4 senedir niye bu cezayı vermedi. Haber verseler zaten geçmezdik" diyerek duruma tepki gösterdi.

"78 BİN 108 LİRA CEZAYI TESADÜFEN ÖĞRENDİM"

Kullandığı araçtan daha çok ceza geldiğini söyleyen bir başka araç sahibi Selçuk Tok cezayı tesadüfen öğrendiğini anlattı. Tok, "Bu cezayı köprüden geçerken yanıma bir araç gelerek "Araştır. 50 bin lira ceza geldi bana" dedi. Tebligatta da şöyle bir şey var. 6 ay içerisinde bir sene içerisinde tebligat geliyormuş. Allah'tan tebligat 4 ay içerisinde geldi. 11'inci ayda gelmiş olsa 300 bin lira olacaktır diye düşünüyorum benim borcum. Bence herkes KGM - Geçiş İhlal Sorgulamadan baskın cezasına" dedi.

14.04.2019, Alper Korkmaz

26 Nisan 2019 Cuma

Deniz: " İhmalin bedelini #koprugecismagdurlari ödememeli

15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ndeki yasaklama kararının ardından mağdur edilen vatandaşlar hak aramaya devam ediyor. Kamu Denetçiliği Kurumu önünde toplanan yüzlerce mağdur, yüksek miktarlı para cezalarının iptali için başvuru yaptı.

Mağdurların toplantısında konuşan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; "Görevini ihmal eden kamu görevlilerinin yol açtığı bu durum giderilmelidir" dedi.

19 Nisan 2019 Cuma

15 Temmuz Köprü Cezaları Affedilmeli

1 Ocak 2019'dan bu yana bazı araçlara getirilen geçiş yasağından haberdar olmayan binlerce vatandaş, üç sonra kendilerine gönderilen ceza tebligatlarıyla şoka uğradı.

30-80 bin lira arasında değişen para cezalarıyla karşılaşan mağdurların tepkilerini dile getirmek için İstanbul/Yenikapı'daki eylemine Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de destek verdi.

Deniz, bu cezaların haksız olduğunu belirterek, affedilmesi çağrısı yaptı.

12 Nisan 2019 Cuma

İPİN UCU KAÇTI! KİŞİ BAŞINA 3 KART

Türkiye'de 2019 yılı itibariyle 148 milyonu banka kartı ve 66 milyonu da kredi kartı olmak üzere 214 milyon kart var. Ülkemiz kart sayısı bakımından son 5 yıldır Avrupa'da birinci sırada bulunuyor. Uzmanlar ise kartların bilinçli kullanılması ve dolandırıcılığa karşı dikkatli olunması noktasında uyarılarda bulundu.

Türkiye'de 2019 yılı itibariyle 148 milyonu banka kartı ve 66 milyonu da kredi kartı olmak üzere 214 milyon kart var. Ülkemiz kart sayısı bakımından son 5 yıldır Avrupa'da birinci sırada bulunuyor. Avukat Baran Usanmaz, “Kredi kartı kopyalama hileleri ile internet üzerinden yapılan alışverişler neticesinde meydana gelen kredi kartı dolandırıcılığına maruz kalanların sayısı da her geçen gün artmaktadır” derken Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise kart kullanıcılarına bilinçli olmaları konusunda uyarılarda bulundu.

“HER ZAMANKİNDEN DAHA DİKKATLİ OLUNMALI”
Türkiye'de tüketim harcamalarının yaklaşık yüzde 38’inin kartlı işlemlerden yapıldığını belirten Avukat Baran Usanmaz “Günlük ATM para çekim işlemlerinde, ödeme anında POS cihazlarındaki kredi kartı kopyalama hileleri ile internet üzerinden yapılan alışverişler neticesinde meydana gelen kredi kartı dolandırıcılığına maruz kalanların sayısı da her geçen gün artmaktadır.” dedi. Türkiye'de her yıl yaklaşık 5,5 milyar kartlı işlem yapılıyor. Bundan 10 yıl önce kartla yapılan tüketim harcamaları yüzde 15 oranlarındayken günümüzde yüzde 38 civarına yükseldi. En fazla kartlı ödeme yapılan sektör 148 milyar lira ile market ve AVM'ler; bu iki sektörü 78 milyar lira ile akaryakıt, 68 milyar lira ile giyim, 57 milyar lira ile küçük gıda perakendesi, 45 milyar lira ile elektronik eşya sektörleri takip ediyor. Usanmaz, “Banka kartları ve kredi kartlarıyla ilgili ATM’lerde, telefon yoluyla, şahısların haberi olmadan cebindeki kartla temassız ödemede ve bunun gibi birçok farklı dolandırıcılık türleri ortaya çıktı. Vatandaşlarımızın kart kullanımında her zamankinden daha dikkatli olması gerekiyor. Başka birisine ait banka veya kredi kartını, her ne sebeple olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kişi, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi hususunda gereken kişinin rızası olmaksızın kartı kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına fayda sağlar ise, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Ancak kredi kartı dolandırıcılığının, sahte oluşturularak veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle işlenmesi halinde, bu suçu işleyerek kendisine veya bir başkasına yarar sağlayan kişi, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır” dedi.

“KARTINIZ ÇALINDIĞINDA 24 SAAT İÇERİSİNDE BANKAYA BİLDİRİN”
Avukat Baran Usanmaz sözlerine şöyle devam etti: “Banka sitelerinin kopyalanması yoluyla kart bilgilerinin elde edilmesi durumunda da bankalar sorumlu oluyor. Yargıtay’a ve tüketici hukukuna göre, bankaların gerekli tüm güvenlik tedbirlerini alması gerekiyor. Bankamatik veya kredi kartı çalındığı takdirde kart sahibi 24 saat içinde bankaya bu durumu bildirirse çekilen paranın bankaca sahibine iade edilmesi gerekiyor. Yüksek mahkeme, bu tür vakalarda kart sahibinin haksız çekilen miktarın sadece 150 lirasından sorumlu olduğunu belirtiyor. Teknolojik gelişmeler ile alışverişlerde yaygın hale gelen kredi kartı kullanımı sırasında yaşanabilecek dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarına karşı dikkatli olmak gerekmektedir. Özellikle internetten alışveriş sırasında kredi kartlarının kopyalanması gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.”

“CEBİNDE PLASTİK PARALARLA DOLAŞAN TÜKETİCİYE DÖNÜŞTÜK”
Ekonominin kayıt altına alınması için atılan adımlardan dolayı kart sayısının arttığına dikkat çeken Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Çalışanların maaşlarının bankalara yatırılması kart sayısını arttıran en büyük etkenlerden bir tanesi. Şirketler belli aralıklarla başka bankalarla anlaştıkları için ise eski kartlar kullanıcıların cüzdanında kalıyor. Ayrıca bankalar da hesabı bulunan herkese kendi ürünlerini satma gayretinde olduğu için banka kartı olan işçiye de kredi kartı vermek istiyor. Bu durum da kartların sayısını arttırıyor. Bu artışı bir körükleyen bir diğer sebep ise tüketicinin farklı bankların kampanyalarından faydalanmak istemesi oluyor. Örneğin bir kredi kartı uçak bileti promosyonu verirken bir diğeri taksit sayısında avantaj sağlıyor, bir diğer banka ise kart ücreti almıyor. Dolayısıyla bir tüketici tüm bu avantajlardan faydalanabilmek için birden çok kredi kartı taşıyabiliyor. Bu da insanları cebinde plastik paralarla dolaşan tüketiciye dönüştürüyor” şeklinde konuştu.

“KARTLAR DOĞRU KULLANILMADIĞI ZAMAN BÜYÜK BİR BORÇ KAPANI OLUYOR”
Bunun doğru bir yöntem olmadığını ifade eden Deniz, “Normal olan sayı nüfusun en fazla bir buçuk katı banka katı ve yarısından daha azında ise kredi kartı olmasıdır. Türkiye’de maalesef işin ucu kaçmış durumda. Alışverişin artması ekonomilerde istenen bir şeydir. Ama Türkiye’de maalesef insanlar kredi kartıyla veya banka kredisiyle borçlanarak alışveriş yapıyor. Kredi kartı borcunun asgari tutarını öderim borcu çeviririm düşüncesi çok yaygın olduğu için borçlanma da giderek artıyor. Kart borçları patlamış durumda. Tüketici kredisi alanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Hane halkı borç oranında rekor seviyelere ulaştık. Kartlar doğru kullanılmadığı zaman büyük bir borç kapanı halini alıyor” dedi.

11 Nisan 2019 Perşembe

Sıfır vergi gelsin, doymak istiyoruz

Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 paketi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklandı.

Açıklanan programda özellikle gıda enflasyonu ile mücadele konusunda düzenlemeler yer alırken, başta Hal Yasası olmak üzere kooperatifçiliğin gelişmesi ve hayvan üretiminin arttırılması için bazı önlemlerin alınacağı duyuruldu.

Açıklanan paketi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, çarşı ve pazarda yangın olduğunu belirterek, “her ne yapılacaksa acilen yapılmalı, tüketici artık doymak istiyor” dedi.

Deniz açıklanan paket ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçtiğimiz yılın mayıs ayından bu yana gıda ürünleri ile ilgili büyük sıkıntı yaşanmaktadır. Ülke ekonomisinin içinden geçtiği zor koşullara ek olarak tarla/sofra arasındaki yolun spekülatörlerce istismar edilmesi nedeniyle tüketici, mutfağındaki yangını söndüremez duruma gelmiştir. Tanzim satış, haksız fiyat artışlarına karşı yaptırım uygulamaları da bu yangının şiddetini azaltmamıştır. Şu anda tüketicinin birinci önceliği karnının doymasıdır. Yıllardır bekletilen Hal Yasası ve bağlı düzenlemelerin çıkarılacağı, kooperatifçilik merkezli gıda ve hayvancılık uygulamaları yerinde ama yıllardır gecikmiş hedeflerdir. Pakette açıklanan önlemler, yarın yaşama geçirilse bile, tüketicinin mutfağına yansıması zaman alacaktır. Ancak ucuz ve güvenli gıdaya ulaşmak için tüketicinin bekleyecek takati kalmamıştır. Bu nedenle acilen tüm gıda ürünlerini kapsayacak şekilde, alınan tüm vergiler 2019 yılı sonuna kadar geçici olarak sıfırlanmalıdır."

10.04.2019, Tüketici Postası

7 Nisan 2019 Pazar

"Arabuluculuk Çözüm Değil"

Tüketici Konseyi’nin sivil özelliğini belirginleştirmek için ilk adımın atıldığı ve tüketici haklarının ve sorunlarının konuşulduğu “Tüketiciler Konseyi” toplantısı, 13 Mart Çarşamba günü Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Tüketici Dernekleri Federasyonu, Tüketici Örgütleri Federasyonu, Tüketici Birliği Federasyonu ve Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu’nun çağrısı ile gerçekleşen toplantıya, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Hakem Heyetleri Daire Başkanı Kadir Yılmaz ile Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Rahmi Yüce de katıldı.


İLK KEZ KONSEY TOPLANDI
Divan kurulunun oluşumu ve açılış konuşmalarının ardından “fiyat artışları ve tüketiciye etkisi”, “tüketici yargısı ile arabuluculuk”, “6502 sayılı yasa uygulamaları ve sorunlar” konu başlıkları altında görüşler dile getirildi.

Dört federasyonun birlikte çalışmayı öğrenmeye çalıştıklarını dile getiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de, “Bugün çok güzel bir gün. Tüketiciler konseyi düzenlemeyi başardık. Bu ilk adımdır. Bize yöneltilen tüketici örgütleri darmadağın söyleminin tam aksine örgütler aylardır birlikte çalışıyor. İlk defa tüketici konseyine alternatif sivil bir konseyi burada ayaklandırdık. Önümüzdeki yıl büyük bir salonda ve daha kalabalık bir şekilde karşınızda olacağız.” dedi.

“ARABULUCULUKTAN VAZGEÇİLMELİ”
Konuşmasında arabuluculuk sisteminin tüketici uyuşmazlıklarında uygulanması girişimlerinden ve çalışmalarından vazgeçilmesi gerektiğinin üzerinde duran Tüketici Örgütleri Federasyonu Genel Başkanı Fuat Engin, “Üretim ve tüketim kooperatifçiliğini teşvik edecek önemler hızla alınmalıdır. Fiyat artışlarından kaynaklı palyatif (geçici) tedbirlerden acilen vazgeçilmelidir. Tüketicilerin üst kurullarda temsilinin önü açılmalı ve temsili uygulamaya zaman geçirmeden başlanmalıdır.”dedi.

Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu Genel Başkanı Osman İlhan da konuşmasında arabuluculuğa karşı olduklarını, tüketicilerin ücretsiz olarak haklarını hakem heyetlerinde aradıklarını, eğer arabuluculuk getirilirse tüketicilerin haklarının elinden alınacağını söyledi.

TARAFLAR ARASINDA EŞİTLİK YOK
Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Avukat Şükran Eroğlu ise arabuluculuk konusunda şunları söyledi: “Arabuluculuk bir kere tüketicinin korunması hakkındaki kanunun ruhuna aykırı. Çünkü kanunun amaç maddesi diyor ki; ‘tüketici korunacak ve evrensel hakları garanti altına alınacak.’ Anayasa’nın 172. maddesi ne diyor; ‘devlet tüketiciyi koruyacak ve aydınlatacak tedbirleri alır.’ Arabuluculuk Anayasa’nın 172. maddesini ve 6502 sayılı yasayı bertaraf ediyor. Arabuluculuk kanununda tarafların eşit ve aynı haklara sahip olarak arabulucunun karşısında olması gerektiğini belirten bir madde var. Ama bir eşitlik yok. Eşit olmayan iki gurubu bir masaya koyamazsınız. Tüketici oraya avukatsız gidecek. Karşısında son derece güçlü bir avukat ordusu ile gelecek olan satıcı, ithalatçı, imalatçı... olacak. Böyle bir grupla tüketiciyi biraraya getiremezsiniz. Bu bir çözüm değil ve çok ciddi sorunlar yaşanabilir.”


Toplantıda yer alan İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabeti Hukuku Merkezi Başkanı Şevda Şensoy ise, “Arabuluculuk ile sizinle aynı fikirdeyiz ve arkanızdayız. Böyle zorunlu bir arabuluculuk çeşidi olamaz. Tüketici hukuku zayıf tarafı korumaya çalıştığımız bir hukuk sistemidir. Bir taraf ekonomik ile sosyal olarak güçsüzdür ve hukuk sistemi esasında o tarafa pozitif ayrımcılık yapar. Tarafların müzakere kabiliyetinin olmadığı bir ortamda bir arabulucuktan bahsedemeyiz. ” dedi.


KÜRK MÜ, EKMEK Mİ?
Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal ise fiyat artışlarına işaret etti: “Tarım ülkesiyiz ama özellikle neden tarım ürünlerinde fiyat artışları oldu? Artışların nedenini aracıya, komisyoncuya ve halciye yükledik. Araştırmaya tohumdan başlamamız gerekir. Tohumu ekim ayında çıkan yönetmelikle şirketlere tescillendirirseniz ve bu tescil eden şirketlerde önümüzdeki süreçte dünyadaki dört şirkete bunu aktarırsa Türkiye’deki hiçbir ürünün fiyatı ucuzlamayacak. Çünkü bizim ne yiyeceğimize onlar karar verecek." “Dolaylı vergilerin yükü tüketicinin sırtından alınmalı. Mazotta ve birçok üründe özel tüketim vergisi (ÖTV) ödüyorsunuz.” diyen Aziz Koçal, sözlerine şu bilgileri ekledi; “Kürkte ÖTV kalktı. Tüketicinin ihtiyacı pırlanta ile kürk mü yoksa ekmek, peynir, su, elektrik ve doğalgaz mı?”


ZAMLAR GERİ ÇEKİLMELİ
Tüketciyi Koruma Derneği Genel Sekreteri Avukat Onur Cingil de şunları söyledi: “Türkiye dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriyken son 15 yılda sadece 7 ürünü üretebilen bir ülke haline geldi. Her sene Zonguldak büyüklüğünde yeri ekmiyoruz. Hollanda büyüklüğünde yeri nadasa bırakıyoruz. Üretmiyoruz. Neyi ucuza alacağız? Pırlantanın vergisi yüzde sıfır iken son bir yıl içinde mazota yüzde 85, gübreye yüzde 110, tohuma yüzde 95, zirai ilaca yüzde 100, enerjiye yüzde 55 zam yapılmış. Üretim olmalı ve zamlar geri çekilmeli.”


Beslenme uzmanı Ayşe Cengiz, üretim olmadığı zaman insanların ikinci ve üçüncü kalite ürünler tüketerek sağlıklarını bozduklarına vurgu yaptı, “Bağışıklık sistemi problemleri ve kanserler artıyor. Tüketici yediği hiçbir şeye güvenmiyor. Tüketici ile üretici arasındaki bağ koparıldı. Devlet tüketiciyi merkeze koymalı ve tüketiciyi bilinçlendirmeli.” dedi.



ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sorunların konuşulduğu ve çözümüne ilişkin çözüm önerilerinin dile getirildiği toplantının sonuç bildirgesinde öne çıkan konulardan bazıları ise şu şekilde;

Tüketicinin örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalı. 
Tarım alanları artırılmalı. 
Tohum özelleştirilmemeli. 
Çiftçi desteklenmeli. 
Zorunlu arabuluculuktan vazgeçilmeli. 
Tüketici örgütlerinin BDDK ve TAPDK gibi kuruluşlarda temsili olmalı. 
Vatandaşların ekonomik hakları gözetilmeli. 
Fiyat artışlarında geçici önemlerden vazgeçilmeli.

21.03.2019, Seyhan Kalkan Vayiç, Gazete Kadıköy
http://www.gazetekadikoy.com.tr/yasam/arabuluculuk-cozum-degil-h13947.html



Kredi Kartı Hakkında Her Şey

Plastik para...
Cebimizdeki bomba mı, yaşamı kolaylaştıran bir araç mı?
Kredi kartının risklerinden nasıl korunuruz?...

Ebru Güngör sordu, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz yanıtladı.
19 Mart, 2019, Woman TV., Kadının Gündemi


22.03.2019, Tüketici Postası
https://www.tuketicipostasi.com/video-detay/kredi-karti-hakkinda-her-sey/41/

6 Nisan 2019 Cumartesi

Hayallerimizi Kaybedenlerden Hesap Sorulsun

Sayıları yetmiş bini bulan konut mağdurları bu kez Yeşil İnşaat önünde eylem yaptılar.



Eylemden canlı yayın yapan Ulusal TV. mikrofonlarına konuşan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; "bu insanlar mağdur, bu insanlar, hayallerini kaybedenlerden hesap sorulmasını istiyorlar" dedi.


15 Mart 2019 Cuma

"BİM bindiği dalı kesiyor"

Bim marketler zinciri, Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’nun AHaber’de yaptığı açıklamalar nedeniyle 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Davanın ilk duruşması bugün İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü.

Bim marketler zinciri 19 Eylül 2018 tarihinde AHaber’de yayınlanan bir programda Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’nun açıklamaları nedeniyle hakkında 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Davanın ilk duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü. Gerekli belgelerin toplanması için dava 9 Temmuz’a ertelendi.

Tüketici Örgütleri basın açıklaması yaptı
Duruşma sonrası tüketici dernek başkanlarının katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler, Uluslararası Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sebahattin Doğan, Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu Genel Başkanı Osman İlhan ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in imzası bulunan açıklamada tüketici haklarının temeli, firmalar karşısında zayıf durumda olan tüketicinin özel olarak korunması olgusuna dayanmaktadır denildi. Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Tüketicin Korunması Hakkındaki Kanun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereğince; tüketicinin örgütlenmesi, temsil edilmesi ve güçlü firmalara karşı korunmasına yönelik düzenlemelerin uzun yıllardır Türkiye’de uygulandığı vurgulandı.

“Bu yol çıkmaz bir yoldur”
Tüketicilerin tepkilerini dava konusu haline getirerek, yüksek meblağlı davalar ile ulaşılmak istenen hedefe giden yol, çıkmaz bir yoldur. Tüketici adına açıklama yapan, hak arayan insanları mahkemelere çıkarmak, tüketici nezdindeki isimlerini, markalarını, itibarlarını öncelemesi beklenen firmaların tercih etmemesi gereken bir yöntemdir denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Firmalar bindikleri dalı kesmek yerine, tüketiciyle dost olmak, gelen tepkileri paha biçilemez tüketici görüşü olarak değerlendirmek ve tüketicinin sesine kulak vermek durumundadırlar. Örgütlü tüketicinin tüketimden gelen gücünün belirleyici olduğu asla hatırdan çıkarılmamalıdır.

Bu nedenle bir zincir market firmasının, kişilik haklarına saldırıda bulunduğu savıyla Tüketici Başvuru Merkezi Derneği Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu’na açmış olduğu 100 bin liralık manevi tazminat davasını şık olmayan bir adım olarak görüyor, davayı açan firmanın yargılamanın bu aşamasında yanlışından dönerek davadan vazgeçeceğine yönelik güçlü beklentimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

14.03.2019, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası

O vergiler sıfırlansın

Türkiye’de faaliyet gösteren tüketici derneklerinin çatı kuruluşu dört tüketici federasyonu tarafından düzenlenen Tüketiciler Konseyi, ilk toplantısını gerçekleştirdi. İstanbul'da toplanan Tüketiciler Konseyi zorunlu tüketimden alınan vergilerin 2019 yılı için sıfırlanmasını istedi.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF), Tüketici ve Çevre hakları Federasyonu (TÜÇEDEF)’nun; 1996 yılından bu yana varlığını sürdüren Tüketici Konseyi’nin sivil özelliğini belirginleştirmek, yapılacak çalışmalar ile Türkiye’nin tüketici hareketine ilişkin ortak aklın üretilmesine katkı sağlamak” amacıyla çağrıcısı olduğu Tüketiciler Konseyi toplantısına;Tüketici örgütleri, Ticaret Bakanlığı, başta İstanbul Barosu olmak üzere ilgili meslek odaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kadıköy Belediyesi ile çok sayıda ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.

TÖF Bileşeni Tüketiciler Derneği Onursal Başkanı Engin Başaran’ın başkanlığını yaptığı ve TBF temsilcisi Güldeğer Gökçek, TÜDEF temsilcisi Aydan Kara, TÜÇEDEF temsilcisi Aycan Can tarafından oluşan Divan Kurulu tarafından idare edilen toplantıda, fiyat artışları ve tüketiciye etkisi, tüketici yargısı ve arabuluculuk, 6502 Sayılı yasa uygulamaları ve sorunlar, tüketicinin temsili uygulamaları ve sorunları başlıklarından oluşan gündemler üzerinde görüşmeler gerçekleştirildi.

Konseyde katılımcılar tarafından oybirliği ile karar altına alınan Tüketiciler Konsey Sonuç Bildirgesi kamuoyuna sunuldu.

TÜKETİCİLER KONSEYİ SONUÇ BİLDİRGESİ

1-Tüketici hareketinin olmazsa olmaz unsuru tüketici örgütleridir. Tüketici örgütlenmesi -Anayasanın emredici düzenlemesi gereğince- kamu otoritesi tarafından desteklenmeli, tüketicinin örgütlenmesinin önündeki tüm engeller, örgütlenmeyi zorlaştıran uygulamalar kaldırılmalıdır.

2-Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yoksullaşan tüketicinin yaşamını sürdürmesi için zorunlu olarak tüketeceği gıda, enerji, su, ulaşım ve benzeri mal ve hizmetlerden alınan vergiler 2019 yılı sonuna kadar sıfırlanmalı ve devamında da evrensel tüketici haklarından olan “temel ihtiyaçların karşılanması” hakkı kapsamında, uygulanan vergi oranları, kalıcı olarak düşürülmelidir.

3-Fiyat artışlarından kaynaklanan sorunların çözümünde; geçici önlemlerden vazgeçilmeli, üretim ve tüketim kooperatifçiliğini özendirecek uygulamalar hızla yaşama geçirilmelidir. Özellikle gıda fiyatlarındaki istikrarsızlık ve fiyat artışlarının önüne geçilebilmesi için tarım alanlarının arttırılması, tohumun özelleştirilmesi uygulamasından vazgeçilmesi, çiftçinin desteklenmesi ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi yönünde düzenlemeler getirilmelidir.

4-Elektrik dağıtım bedeli içinde gizlenmiş bulunan kayıp/kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli gibi tüketicilerin haklı ve yoğun tepkisine neden olan uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.

5-Tüketicinin standartlara uygun, enerji/çevre duyarlı yerli ürün kullanımını destekleyici ve özendirici düzenlemeler yaşama geçirilmelidir.

6-Tüketici hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanması istenen zorunlu arabuluculuk uygulaması kabul edilemez niteliktedir. Güçsüz konumdaki tüketici ile güçlü konumda bulunan satıcı/sağlayıcıyı eşit kabul ederek, arabulucunun karşısına oturtmak Anayasa’ya ve tüketiciyi koruyan yasaların öz ve ruhuna aykırıdır. Zorunlu arabuluculuk, tüketicinin Anayasal güvence altındaki hak arama sürecini zorlaştıracak, engelleyecek niteliktedir. Bu nedenle bu yöndeki çalışmalar durdurulmalı, tüketici hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar için halen geçerli olan Tüketici Hakem heyeti ve Tüketici Mahkemeleri’nin verimlilik ve etkinliğini arttıracak düzenlemeler yapılmalıdır.

7-Yasa gereği tüketici örgütleri temsilcisinin üye olduğu BDDK, BTK, TAPDK, EPDK. ve benzeri denetleyici/düzenleyici tüm üst kuruluşlarda tüketici örgütlerinin temsili mutlaka sağlanmalı ve yıllardır yasaya aykırı uygulamaya son verilmelidir.

8-Kişisel verilerin gizliliği ve korunması önümüzdeki dönemde önemli bir sorun olarak kendini gösterecektir. Bu konuda teknolojideki gelişmelere paralel şekilde tüketici güvenliğini önceleyen önlemler üzerinde çalışmaların yoğunlaştırılması gerekmektedir.

9-Piyasada zayıf/güçsüz olan tüketicilerin “belirleyici ve doğal denetleyici” olarak yerini alması, sesini duyurabilmesi “ekonomide demokratikleşmeyi” sağlayan en önemli gelişme nedenlerinden biri olacaktır.

Bu bağlamda, tüm ekonomik düzenlemelerin merkezinde “tüketici” kimlikli vatandaşların ekonomik hakları gözetilmeli; onların satın alım güçlerini arttıracak, güvenli/sağlıklı çevre, gıda ve ürüne kolay erişimini sağlayacak politikalar oluşturulmalıdır. 

Tüketiciler Konseyi adına

Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu. (TÜÇEDEF)
Genel Başkanı Osman İlhan

Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF)
Genel Başkanı Fuat Engin

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)
Genel Başkanı Aziz Koçal

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF)
Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz

14.03.2019, Tüketici Postası