10 Ocak 2015 Cumartesi

"Kayıp Kaçak Çarpmasın"

Yargıtay’ın 17 Aralık 2014 tarihinde elektrik abonesinden kayıp-kaçak parası alınamayacağına yönelik verdiği karar, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, haksız kazanç peşinde koşanları da harekete geçirdi. Tüketici dernekleri, “Kayıp-kaçak bedelini geri alıyoruz” diye reklam yapan firmalara karşı uyarıyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Açılacak yeni davalar sonucu, dağıtım şirketlerinin abonelere milyarlarca lirayı bulan kayıp-kaçak bedeli ödemesi söz konusu olabilir. Aboneler için ortaya çıkan bu fırsat kapısı, bazı uyanık firmaları da harekete geçirdi. Tüketicilere kayıp-kaçak bedelinin geri alınacağına dair kısa mesaj (SMS) ile ulaşan bazı firmalar, yanlış vaatlerde bulunarak para talep ediyor. Tüketici dernekleri ise tüketicilerin şahsen gidip başvurmaları gerektiğini veya avukat aracılığıyla bu işi yapmaları gerektiğini vurguluyor.
BEDAVA EVRAĞA PARA
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “karar düzeltme” talebi üzerine 17 Aralık’ta yaptığı toplantıda “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez” diyerek, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Emsal niteliğini taşıyan karar sonucu, aboneler dağıtım şirketlerinden kayıp-kaçak bedelini tahsil edebilecek. Ancak bu durum, haksız kazanç peşinde koşan dolandırıcıların da iştahını kabartıyor. SMS veya reklam yoluyla tüketicilere “Kayıp-kaçak bedelini geri alıyoruz” vaadinde bulunan bazı firmalar, tüketicilerden para istiyor, karşılığında da aslında bedavaya ulaşabilecekleri evrakları gönderiyor.
BU TUZAĞA DÜŞMEYİN
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, abonelerin, kayıp-kaçak parasını alabilmek için Yargıtay’ın son kararını emsal gösterip dağıtım şirketi aleyhine dava açmaları gerektiğini vurgulayarak, şu uyarıları yapıyor: “Son 20 gündür bazı firmalar, internet üzerinden veya SMS yoluyla ‘Kayıp-kaçak bedellerini geri alıyoruz’ diye reklam yapıyorlar. Tüketicilerin kendilerine başvurmasını istiyor ve kargo bedeli karşılığında içi boş dilekçe gönderiyorlar. Gelen dilekçeleri tüketicinin yine kendisinin doldurup başvurması gerekiyor. Ayrıca gönderilen dilekçe taslakları zaten internetten ücretsiz indirilebiliyor ya da tüketici derneklerinden bedelsiz elde edilebiliyor. Bedava dilekçeye 200-300 lira istiyorlar. Tüketici aldanmasın.”
Sahte numarayı arayıp sorduk: 20 gün içinde paranız iade
“KAÇAK iade” başlığıyla “Tüm elektrik kurumlarının abonelerinden aldığı, kayıp kaçak bedellerini ve haksız kazançlarını geri almak için hemen arayın” şeklinde SMS gönderen bir firmaya, SMS’te belirttiği numara üzerinden dün ulaştık. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aldığı kararı örnek gösteren firma, kayıp-kaçak bedelinin yanısıra sayaç okuma, TRT payı, personel hizmet ve dağıtım bedeli olmak üzere beş kalem için geri ödeme alınabileceğini ileri sürdü. Ne yapmamız gerektiğini sorduğumuz telefondaki kişi, “Örnek Yargıtay kararları var. Tüm evrakları size göndereceğiz. Emsal kararlar ve evraklar size teslim edilecek. Bunlar davanızı kazanacağınız evraklarınızı teşkil edecek. 20-30 gün içinde paranızı iade alacaksınız. Karşılığında 79 TL’lik bir hizmet bedelini kargoya ödeyeceksiniz” şeklinde konuştu.
BEKLEMEYE GEREK YOK

 “Kaç para geri alabilirim” diye sorduğumuzda, kaç yıldır elektrik abonesi olduğumuzu ve ortalama ne kadar elektrik faturası ödediğimizi soran söz konusu kişi, dokuz yıllık abonelik ve ortalama 100 lira fatura için 1920 TL alabileceğimizi iddia etti. Aynı numarayı tekrar aradığımızda bu sefer telefona çıkan başka bir kişi, 10 yıla dönük bütün haksız ödemeleri alabileceğimizi iddia ederek, “10 yıllık abonelik için 2 bin liranın üzerinde ödemeniz olacak. Bunun için bir mahkeme sürecine gerek yok. 20 gün bekledikten sonra ödemenizi alacaksınız. Yapmanız gereken bize başvurmanız. Size 10 nüshalık bir dosya yollayacağız, karşılığında 79 liralık ödemeniz olacak ve işleminiz gerçekleşecek” şeklinde sahte vaatlerde bulundu.
Merve Erdil, 25.12.2014 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27837223.asp

7 Ocak 2015 Çarşamba

Kayıp-Kaçak Bedelini Geri Alabilirsiniz


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Açılacak yeni davalar sonucu, dağıtım şirketlerinin abonelere milyarlarca lirayı bulan kayıp-kaçak bedeli ödemesi söz konusu olabilir.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte önemli bir karara imza attı. Kurul, “karar düzeltme” talebi üzerine 17 Aralık’ta yaptığı toplantıda “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez” diyerek, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Elektrik dağıtım şirketleri, abone grubuna göre değişmekle birlikte (konut, sanayi, ticarethane, resmi daire gibi) faturanın yaklaşık yüzde 11’ini ‘kayıp-kaçak bedeli’ olarak tahsil ediyor.

2014 İÇİN 5-6 MİLYAR

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, elektrik dağıtım şirketlerinin abonelerden aldığı kayıp-kaçak parasının iadesiyle ilgili verdiği karar (2014-7-11884 esas ve 2014-1045 sayılı karar) dağıtım sektörünü derinden etkileyecek. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal teşkil edecek kararı sonucu aboneler dağıtım şirketlerinden sadece 2014 yılı için 5-6 milyar lira kayıp kaçak bedelinin iadesini talep edebilecek. Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Başkanı Süleyman Boşça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tüketici lehine verdiği söz konusu kararın, bundan sonra davaların daha çok tüketici lehine sonuçlanacağı yönünde bir gösterge olduğuna işaret ederek, “Yargıtay, ilk olarak Mayıs’ta ‘Tüketicilerden kayıp kaçak bedeli adı altında bir bedelin alınmayacağına’ karar verdi. Ancak tarafların karar düzeltme için bir hakları daha olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, karar düzeltme talebi üzerine bu kararı verdiği için, bu karar bu anlamda nihai bir karar sayılıyor. Artık bu tür konularda emsal teşkil ediyor ve mahkemeler de bu tür talepleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı doğrultusunda değerlendirecektir.  Zaten 2014 mayıs ayından itibaren mahkemelerden çıkan kararlar hep bu yönde, yani tüketici lehine” diyor.

FAALİYET DURABİLİR

Diğer yandan, kararın elektrik sektöründe ciddi bir karışıklığa yol açması da bekleniyor. Nedeniyse, dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) yayınlamış olduğu bir karara göre kayıp-kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorunda olmaları. Bir yanda Yargıtay’ın verdiği karar, diğer yanda ise EPDK’nın kurul kararı bulunuyor. Elektrik dağıtım şirketleri de bu konuda enerji yönetimine yeni düzenlemeler yapılması konusunda baskı yapıyor. Kayıp-kaçak bedellerinin iadesinin yaygınlaşması halinde, enerji piyasasının genel olarak olumsuz etkileneceğine işaret eden sektör temsilcileri, geri ödemeyi yapacak muhatabın dağıtım şirketleri olacağını ve bu durumun dağıtım şirketlerinin faaliyetlerini durdurmasına kadar gidebilecek bir etki yaratacağını savunuyor. Kayıp-kaçak bedelinin dağıtım şirketleri için bir kâr kalemi olmadığı, sıfıra inmediği sürece bu maliyetin bir şekilde dağıtım şirketleri tarafından yüklenilmiş olacağını ifade eden sektör temsilcileri, “Bu durum yine nihai tüketicilere daha büyük bir yük olarak dönmesine neden olabilir. Elektrik piyasasında tarife yapısı, maliyet unsurlarının bundan yararlanan tüm tüketicilere yansıtılması anlayışına dayanıyor. Dolayısıyla bu bedelin talep edilen tüketicilere iade edilmesi, sadece bedeli geri alan tüketicilerin ilgili tutar kadar zenginleşmesine yol açar, bu maliyet de diğer tüm tüketicilere tarife yoluyla yine yansıtılır” diyor.

KAOSA YOL AÇACAK

Süleyman Bosça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun elektrik sektöründe ciddi bir kaosa yol açacağına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Dağıtım şirketleri EPDK’nın yayınlamış olduğu kurul kararına bağlı olarak kayıp kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorundalar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, EPDK kararı olmasına rağmen bunu hukuka aykırı bularak reddetti. Tüketicilerin kayıp-kaçak bedellerini dağıtım şirketlerinden talep etmeleri durumunda, çok ciddi miktarlarda kayıp-kaçak bedelinin iadesi söz konusu olacak. Yargıtay’ın kararı hakkaniyetli olsa dahi, öncelikli olarak EPDK kurul kararı iptal edilmeden, bunun tüketicilerden tahsil edilmesi, dağıtım şirketleri açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Bu nasıl çözülür? Yeni bir kanunla böyle bir düzenleme getirilmesi halinde çözülebilir. Bunun çözülmesi başka türlü biraz zor.”

37 milyon abone sistemi kilitler

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının çok uzun yargısal süreçlerin sonucunda ortaya çıktığını ve uyulması zorunlu olmayan ama dikkate alınması ve örnek olarak kullanılması zorunlu olan kararlar olduğunu dile getirerek, şöyle konuşuyor: “Faturalarda gerek ayrı bir kalem olarak tahsil edilen, gerekse 2012’den sonra diğer kalemlerin içinde gizlenerek tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin haksız olduğu ve tüketiciye iadesinin gerektiği yargı kararıyla kesinleşmiş oldu. 37 milyon civarında elektrik abonesi var. Tüketici ‘Faturamdaki kayıp-kaçak bedelinin iadesi’ni istiyorum diyerek, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurabilir. Abonelerin faturaları 2 bin TL altı ise Tüketici Hakem Heyeti’ne, 2 bin TL üstü için ise mahkemeye başvurmaları gerekiyor. Tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemeleri şu an en çabuk kararlarını 7-8 ayda veriyor. Büyük bir yığılma var. Varsayım olarak 37 milyon abone başvurursa, sistem kilitlenecektir. EPDK veya TBMM acilen bu konuda bir çalışma yapmalı. 37 milyon kişinin başvurması beklenmemeli. Diğer yandan, dağıtım şirketlerinin kayıp-kaçak bedellerinin faturalara yansıtılmasının yasada açıkça düzenlenmesine yönelik Ankara’ya baskı yaptığını duyuyoruz. Yani yeni bir düzenleme ile bunun yasallaştırılması yönünde çabaları var. Umarız ki Meclis, tüketici vicdanında rahatsızlığa yol açan bu uygulamayı yasallaştırmaz.”

Kayıp ve kaçağı ayırın

Elektrik şirketlerinin enerji yönetiminden bir talebi de yeni tarife yapısında “kayıp” ve “kaçak”ın ayrıştırılması. Sektör temsilcileri bu konuda şunu söylüyor: “Anayasa Mahkemesi değerlendirmesine tabi olması halinde gündeme gelecek hukuk normlarıyla çatışma algısının ortadan kaldırılması için açıkça ‘kayıp-kaçak bedeli’ ifadesine bağlı kalınmadan, hem tüketicilerde adalet algısını zedelemeyecek hem de elektrik piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin maliyetlerini hakkaniyetli şekilde karşılayacak bir düzenleme yapılması uygun olacaktır. Yeni tarife yapısında ‘kayıp’ ve ‘kaçak’tan kaynaklanan maliyetlerin ayrı değerlendirilerek, kayıptan kaynaklı maliyetlerin aktif enerji bedeli hesaplama metodolojisine, kaçak maliyetlerinin ise dağıtım hizmet bedeli hesaplama metodolojisine dahil edilmesi düşünülebilir.”

24.12.2014 Posta http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Dagiticiya-kabus-aboneye-mujde.htm?ArticleID=260142

Tüketici Dernekleri Uyardı: Hakem Heyetleri Kilitlenir, EPDK Harekete Geçmeli

YARGITAY’IN ELEKTRİKTEKİ KAYIP-KAÇAK BEDELİ HAKKINDAKİ NİHAİ KARARINI HEM DAĞITIM ŞİRKETLERİ HEM DE 36 MİLYON KİŞİLİK ELEKTRİK ABONESİ HEYECANLA BEKLİYORDU. YARGITAY'IN KARARINI DÜN ZAMAN KAMUOYUNA DUYURDU.

Yargıtay, nihai kararında, elektrik faturasındaki kayıp-kaçak bedeline itiraz eden aboneyi haklı buldu. Karar bütün aboneler için emsal niteliğinde. Tüketici mahkemelerinin iş yükünün fazlalığına dikkat çeken tüketici dernekleri, EPDK’dan bir düzenleme yaparak faturadan kayıp-kaçak bedelini kaldırmasını, geriye doğru 10 yıllık bedel için de mahsuplaşma istedi.

Yargıtay’ın 17 Aralık 2014 tarihinde elektrik abonesinden kayıp-kaçak parası alınamayacağına dair verdiği karar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yargıtay’ın kararını değerlendiren tüketici dernekleri, kayıp-kaçak bedelindeki emsal karar sonrası tüketicinin geriye dönük 10 yıllık hak alacağı bulunduğunu, abonelerin hepsinin birden tüketici hakem heyetleri ve mahkemelerine başvurması halinde iş yükünün bu kurumları kilitleyeceğini açıkladı. Dernek başkanları, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu EPDK’nın bu konuda harekete geçerek faturadaki kayıp-kaçak bedelini kaldırmasını, ayrıca her bir abonenin geriye doğru 10 yıllık hakkını almasına sağlayacak ‘mahsuplaşma’ türü bir düzenlemeye gitmesi gerektiğini ifade etti.

Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Başkanı Aydın Ağaoğlu, tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinin halihazırda mevcut iş yükünü kaldıramadığını, Türkiye genelinde 36 milyon elektrik abonesinin de başvurması halinde hakem heyetleri ve mahkemelerin felç olacağını ifade etti. Aydın Ağaoğlu, “Kayıp-kaçak bedelleri hakem heyetlerine giderse 5 yıl sonrasına gün verirler.” dedi. EPDK’nın 2 yıl önce aldığı kararla kayıp-kaçak bedelinin faturalarda gizlendiğini hatırlatan Ağaoğlu, bu davaların bilirkişiye gideceğini ve sürenin daha da uzayabileceğini, bunun da ülke için hem emek hem de vakit ve malzeme kaybı olacağını aktardı.

Gelinen noktada, Yargıtay kararının ardından üst kurum olan EPDK’nın bu konuda harekete geçmesi gerektiğine vurgu yapan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, EPDK’nın kayıp-kaçak bedellerinin bundan sonra alınmaması yönünde bir düzenlemeye gitmesi gerektiğini ve geriye doğru alınmış paraların da tüketiciye geri iadesini sağlaması gerektiğini kaydetti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukukî süreçte 17 Aralık’ta nihai kararını tüketici lehine verdi. Bülent Deniz, “Tüketiciler elektrik dağıtım şirketlerinden başvuru yaparak ödemiş oldukları geriye doğru 10 yılık dönem içerisinde ödemiş olduğu kayıp kaçak bedelinin kendilerine iadesini talep etmeli. Bu talebe elektrik dağıtım şirketi ret cevabı verecektir muhtemelen. Bunun üzerine elektrik dağıtım şirketinin parayı ödememesi üzerine 2 bin liraya kadar olan ödemeler için tüketiciler bulundukları ilçenin kaymakamlığındaki tüketici hakem heyetlerine başvuru yapmalı.” dedi.

Bugüne kadar yapılan uygulamalarda EPDK’nın ve hükümetin ‘kayıp-kaçak parasının dürüst aboneden alınmasının devamı’ şeklinde görüş bildirdiğini aktaran Deniz, “Yargıtay’ın kararından sonra vatandaşı teker teker hakem heyetlerinin karşısında kuyruğa sokmanın, mahkemelerde duruşma gününü bekletmenin gereği yok. EPDK, Yargıtay kararı doğrultusunda bir düzenleme yapmalı.” diye konuştu.

Tüketicilere kayıp-kaçak bedelinin geri alınacağına dair bazı şirketlerden kısa mesaj (SMS) veya reklam ulaştığını söyleyen Bülent Deniz, tüketicinin şahsen kendinin gidip başvurması gerektiğini veya avukatı aracılığıyla bu işi yapması gerektiğini söyledi. Deniz, bu şirketlerin 200-300 lira karşılığı verdikleri dilekçe taslaklarının internet ortamında bedelsiz bulunabileceğini kaydetti.

Tüketiciler Derneği (TÜDER) Başkanı Levent Küçük ise fatura üzerinde kayıp-kaçak ücret bilgisinin olmadığını, bu yüzden tüketicinin kayıp-kaçak bedelini geri isterken sorun yaşayabileceğini kaydetti. Elektrik dağıtım firmalarının özelleştirmesiyle daha iyi bir hizmet alacaklarını zannettiklerini ancak bu konuda yanıldıklarını bildiren Küçük, tüketicilerin bu ücreti geri almak için hukuki haklarını kullanmaları gerektiğini dile getirdi.

Üsame Ünal, 24.12.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tuketici-dernekleri-uyardi-hakem-heyetleri-kilitlenir-epdk-harekete-gecmeli_2266323.html

4 Ocak 2015 Pazar

Dağıtıcıya Kâbus Aboneye Müjde

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Açılacak yeni davalar sonucu, dağıtım şirketlerinin abonelere milyarlarca lirayı bulan kayıp-kaçak bedeli ödemesi söz konusu olabilir.
YARGITAY Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte önemli bir karara imza attı. Kurul, “karar düzeltme” talebi üzerine 17 Aralık’ta yaptığı toplantıda “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez” diyerek, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Elektrik dağıtım şirketleri, abone grubuna göre değişmekle birlikte (konut, sanayi, ticarethane, resmi daire gibi) faturanın yaklaşık yüzde 11’ini ‘kayıp-kaçak bedeli’ olarak tahsil ediyor.
2014 İÇİN 5-6 MİLYAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, elektrik dağıtım şirketlerinin abonelerden aldığı kayıp-kaçak parasının iadesiyle ilgili verdiği karar (2014-7-11884 esas ve 2014-1045 sayılı karar) dağıtım sektörünü derinden etkileyecek. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal teşkil edecek kararı sonucu aboneler dağıtım şirketlerinden sadece 2014 yılı için 5-6 milyar lira kayıp kaçak bedelinin iadesini talep edebilecek. Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Başkanı Süleyman Boşça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tüketici lehine verdiği söz konusu kararın, bundan sonra davaların daha çok tüketici lehine sonuçlanacağı yönünde bir gösterge olduğuna işaret ederek, “Yargıtay, ilk olarak Mayıs’ta ‘Tüketicilerden kayıp kaçak bedeli adı altında bir bedelin alınmayacağına’ karar verdi. Ancak tarafların karar düzeltme için bir hakları daha olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, karar düzeltme talebi üzerine bu kararı verdiği için, bu karar bu anlamda nihai bir karar sayılıyor. Artık bu tür konularda emsal teşkil ediyor ve mahkemeler de bu tür talepleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı doğrultusunda değerlendirecektir.  Zaten 2014 mayıs ayından itibaren mahkemelerden çıkan kararlar hep bu yönde, yani tüketici lehine” diyor.


FAALİYET DURABİLİR
Diğer yandan, kararın elektrik sektöründe ciddi bir karışıklığa yol açması da bekleniyor. Nedeniyse, dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) yayınlamış olduğu bir karara göre kayıp-kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorunda olmaları. Bir yanda Yargıtay’ın verdiği karar, diğer yanda ise EPDK’nın kurul kararı bulunuyor. Elektrik dağıtım şirketleri de bu konuda enerji yönetimine yeni düzenlemeler yapılması konusunda baskı yapıyor. Kayıp-kaçak bedellerinin iadesinin yaygınlaşması halinde, enerji piyasasının genel olarak olumsuz etkileneceğine işaret eden sektör temsilcileri, geri ödemeyi yapacak muhatabın dağıtım şirketleri olacağını ve bu durumun dağıtım şirketlerinin faaliyetlerini durdurmasına kadar gidebilecek bir etki yaratacağını savunuyor. Kayıp-kaçak bedelinin dağıtım şirketleri için bir kâr kalemi olmadığı, sıfıra inmediği sürece bu maliyetin bir şekilde dağıtım şirketleri tarafından yüklenilmiş olacağını ifade eden sektör temsilcileri, “Bu durum yine nihai tüketicilere daha büyük bir yük olarak dönmesine neden olabilir. Elektrik piyasasında tarife yapısı, maliyet unsurlarının bundan yararlanan tüm tüketicilere yansıtılması anlayışına dayanıyor. Dolayısıyla bu bedelin talep edilen tüketicilere iade edilmesi, sadece bedeli geri alan tüketicilerin ilgili tutar kadar zenginleşmesine yol açar, bu maliyet de diğer tüm tüketicilere tarife yoluyla yine yansıtılır” diyor.


Kaosa Yol Açacak
SÜLEYMAN Bosça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun elektrik sektöründe ciddi bir kaosa yol açacağına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Dağıtım şirketleri EPDK’nın yayınlamış olduğu kurul kararına bağlı olarak kayıp kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorundalar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, EPDK kararı olmasına rağmen bunu hukuka aykırı bularak reddetti. Tüketicilerin kayıp-kaçak bedellerini dağıtım şirketlerinden talep etmeleri durumunda, çok ciddi miktarlarda kayıp-kaçak bedelinin iadesi söz konusu olacak. Yargıtay’ın kararı hakkaniyetli olsa dahi, öncelikli olarak EPDK kurul kararı iptal edilmeden, bunun tüketicilerden tahsil edilmesi, dağıtım şirketleri açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Bu nasıl çözülür? Yeni bir kanunla böyle bir düzenleme getirilmesi halinde çözülebilir. Bunun çözülmesi başka türlü biraz zor.”

37 Milyon Abone Sistemi Kilitler
TÜKETİCİLER Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise Yargıtay Hukuk Genel Kururu kararlarının çok uzun yargısal süreçlerin sonucunda ortaya çıktığını ve uyulması zorunlu olmayan ama dikkate alınması ve örnek olarak kullanılması zorunlu olan kararlar olduğunu dile getirerek, şöyle konuşuyor: “Faturalarda gerek ayrı bir kalem olarak tahsil edilen, gerekse 2012’den sonra diğer kalemlerin içinde gizlenerek tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin haksız olduğu ve tüketiciye iadesinin gerektiği yargı kararıyla kesinleşmiş oldu. 37 milyon civarında elektrik abonesi var. Tüketici ‘Faturamdaki kayıp-kaçak bedelinin iadesi’ni istiyorum diyerek, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurabilir. Abonelerin faturaları 2 bin TL altı ise Tüketici Hakem Heyeti’ne, 2 bin TL üstü için ise mahkemeye başvurmaları gerekiyor. Tüketici hakem heyetlerive tüketici mahkemeleri şu an en çabuk kararlarını 7-8 ayda veriyor. Büyük bir yığılma var. Varsayım olarak 37 milyon abone başvurursa, sistem kilitlenecektir. EPDK veya TBMM acilen bu konuda bir çalışma yapmalı. 37 milyon kişinin başvurması beklenmemeli. Diğer yandan, dağıtım şirketlerinin kayıp-kaçak bedellerinin faturalara yansıtılmasının yasada açıkça düzenlenmesine yönelik Ankara’ya baskı yaptığını duyuyoruz. Yani yeni bir düzenleme ile bunun yasallaştırılması yönünde çabaları var. Umarız ki Meclis, tüketici vicdanında rahatsızlığa yol açan bu uygulamayı yasallaştırmaz.”
Kayıp ve Kaçağı Ayırın
ELEKTRİK şirketlerinin enerji yönetiminden bir talebi de yeni tarife yapısında “kayıp” ve “kaçak”ın ayrıştırılması. Sektör temsilcileri bu konuda şunu söylüyor: “Anayasa Mahkemesi değerlendirmesine tabi olması halinde gündeme gelecek hukuk normlarıyla çatışma algısının ortadan kaldırılması için açıkça ‘kayıp-kaçak bedeli’ ifadesine bağlı kalınmadan, hem tüketicilerde adalet algısını zedelemeyecek hem de elektrik piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin maliyetlerini hakkaniyetli şekilde karşılayacak bir düzenleme yapılması uygun olacaktır. Yeni tarife yapısında ‘kayıp’ ve ‘kaçak’tan kaynaklanan maliyetlerin ayrı değerlendirilerek, kayıptan kaynaklı maliyetlerin aktif enerji bedeli hesaplama metodolojisine, kaçak maliyetlerinin ise dağıtım hizmet bedeli hesaplama metodolojisine dahil edilmesi düşünülebilir.”
Merve Erdil, 24.12.2014 Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27831204.asp

3 Ocak 2015 Cumartesi

2,8 Milyon Kişi Bankaya Borcunu Ödeyemiyor

Türkiye’de 5 milyon kişi 891 TL asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bankalar Birliği verilerine göre 2 milyon 815 kişi, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemedi. Hükümetin halkın çektiği sıkıntıları görmezden geldiğine dikkat çeken Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, işsizlik ve enflasyon rakamlarını endişe verici buluyor. Deniz, “Gerçek enflasyon yüzde 25.” dedi.

İşsizlik çift haneyi aştı enflasyon artmaya devam ederken vatandaşlar borç batağında. Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemeyen kişi sayısı artıyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre son beş yıla göre 2 milyon 815 kişi, bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemedi. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin aynı yıl içinde ancak farklı aylarda yasal takibe intikal etmiş kişiler için bir tekilleştirme işlemi yapılmadan yayımladığı verilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı geçen yılın ilk on ayında 1,5 milyon iken 2014 yılının ilk on ayında 1,6 milyon kişi arttı.

Öte yandan, aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; 2014 yılının ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artışla 1,1 milyon kişi oldu. 2009 Ocak-2014 Eylül döneminde bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ yasal takipte olan kişi sayısı 2,8 milyon iken, 2009 Ocak–2014 Ekim döneminde yaklaşık aynı seviyede kaldı.

Rakamlardaki bu değişimi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ekim ayından bu yana başlayan olumsuz göstergenin artarak devam ettiğinin altını çizdi. Ekonomideki bozulmaya işaret ettikleri temmuz ayında, iktidarın acil olarak yapısal önlemler alması gerektiği ve hanehalkının yaşam seviyesini en azından koruyabileceği girişimlerde bulunması çağrısı yaptıklarını kaydeden Deniz, “Ancak iktidar ayak sesleri duyulan bu olumsuz süreci önlemek için bir şeyler yapmak yerine, maalesef enerjisini başka alanlarda kullanmayı tercih etti. Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni başbakanın kim olacağı, paralel yapı sendromu ve benzeri gündemlerle “cambaza bak” stratejisi uygulayarak, halkın yaşadığı sıkıntıyı görmezden gelerek sorunun derinleşmesine yol açtı.” ifadelerini kullandı. “Bugün gelinen noktada işsizlik ve enflasyon rakamları tedirginlik verecek seviyeyi geçti.” diyen Deniz; “Temmuz ayında işaret ettiğimiz ‘bu kışın kara bir kış olacağı’ yönündeki öngörümüzü somutlaştırdı. Devletin resmi rakamlarını ihtiyatla karşılayan Tüketici Birliği Federasyonu olarak gerçek enflasyonun yüzde 20-25 aralığında, işsizlik rakamlarının da açıklananın çok üzerinde olduğunu gözlemliyoruz. Halkın yaşadığı sıkıntının derinleşerek artması, tüketiciyi günü kurtarmak için bankalara borçlanmak zorunda bırakıyor. Bu da kullanılan kredi ve kredi kart harcamalarının bir yandan sayısını artırıyor, diğer yandan da tüketicinin borcunu ödeme kabiliyetini azaltıyor. Tüketici bugün bankalara teslim edilmiş durumdadır. Bu işin sonu felakettir.” diye konuştu. Bu felaketi önceden öngörüp gerekli önlemleri almayan iktidarın her geçen gün sorunun daha da artmasına sebep olduğuna dikkat çeken Deniz, “İktidar toplumu kutuplaştıran ve demokrasinin ayarları ile oynayan politika yerine halkın gerçek gündemine dönmeli ve az bir zaman sonra karaya çarpacak olan ekonomiyi toparlayacak çözümler için enerjisini harcamalıdır.” dedi.
Koray Tekin-Üsame Ünal, 18.12.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_28-milyon-kisi-bankaya-borcunu-odeyemiyor_2265023.html

2 Ocak 2015 Cuma

Araç Sahiplerinin Çekicilerle İmtihanı Devam Ediyor

Nüfusun hızla arttığı İstanbul’da trafiğe çıkmak kadar araç park etmek de sorun. İstanbul Trafik Vakfı tarafından göz açıp kapayıncaya kadar çekilen araçlar, vatandaşa sıkıntılı anlar yaşatıyor. Eğer araç sahibi itiraz etmeden parayı öderse sadece çekici ve otopark ücreti ödüyor. Vatandaş karşı çıkarsa bir de yanlış park cezası yazılıyor.

3,5 milyona yakın kayıtlı aracın bulunduğu İstanbul’da, araç sahibi vatandaşlar park sorunu ve aracının çekilmesi korkusu nedeniyle birçok yere toplu taşıma araçlarını kullanarak gitmeye başladı. Vatandaşlara göre, trafik polisi ile birlikte çalışan Trafik Vakfı, adeta çekilecek araç avcılığı yapıyor. “Duraklamanın” ve “park etmenin” yasak olduğu yerlerden araç çekilmesine karşı olmayan vatandaşlar, büyük bir dikkatle araçlarını park etmeye uygun bir yer arıyor. Ancak bir süre sonra park ettikleri yere geldiklerinde araçlarını bulamıyorlar. Araç sahiplerinin İstanbul’da çekici hizmeti veren İstanbul Trafik Vakfı ile tanışmaları böylece başlamış oluyor. Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Av. M. Bülent Deniz, İstanbul Trafik Vakfı’nın çekici faaliyetlerini ve uyguladığı çekici ücretlerinin orantısızlığına vurgu yaparak  “Sivil vatandaşların oluşturduğu bir vakıf, neden Valilik’e bağlı bir Emniyet Müdürlüğü’nün hizmetini üstlenir?” diye tepki gösteriyor.
Vakfın sitesinde yayınladığı araç çekme ücretleri ise dudak uçuklatıyor. Listede “Araç çekme ücreti (park yasağı) 70,00 TL, özel taşıma (5 km kadar) 100,00 TL, km başına 5,00 TL alındığı belirtiliyor. Bu rakamlar toplanınca ortaya 175 TL gibi bir ücret çıkıyor. Vatandaşlar ancak bu ücreti ödedikten sonra araçlarını geri alabiliyor.
İstanbul Trafik Vakfı’nın estirdiği çekici teröründen nasibini aldığını söyleyen inşaat mühendisi Yunus Erkılıç şöyle konuştu: “İstanbul’da nerede banka, mağaza ve alışveriş merkezi varsa oraya park yasağı koyuluyor. Önce insanların park ettiği yerleri tespit edip sonrasında park yasağı uygulayan başka bir ülke olduğunu sanmıyorum. Ayrıca orada park eden araçların trafiği aksattığını varsayalım. Kaç tanesini çekebileceksiniz? Hepsini çekmelisiniz ki oraya bir şerit daha eklensin. Ama niyet yolu açmak değil, para kapmak olduğu için uygulama aradan bir aracı alıp gitme şeklinde yapılıyor. Trafik rantı da işte bu oluyor.”
İstanbul trafiğindeki çekici terörünün yıllardan beri devam ettiğini söyleyen Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz “‘Park Yapılmaz’ tabelasının olmadığı sokaklarda bile çekici marifetiyle araçların çekildiğini görüyoruz. Yasaya göre, vatandaş aracını “Park Yapılmaz” tabelasının olduğu yere park ederse ve bundan dolayı trafiği engellemesi söz konusuysa aracı çekilebilir. Trafiği engellenmediği sürece aracı çekilemez. Karayolları Trafik Yasası’na göre yapılması gereken budur. Fakat uygulamada görüyoruz ki, sadece ceza yazılması gereken durumlarda bile, trafiği engellemediği halde araçlar çekiliyor. Üstelik  araçlar hasar verilerek çekiliyor.” dedi. Çekici ücretlerinin çok fahiş miktarda olduğunu ifade eden Deniz, “Normal bir çekme hizmetini, herhangi bir çekici firmasıyla aldığınızda ödediğiniz para ile Trafik Vakfı eliyle yapılan çekme hizmetine ödediğiniz para arasında ciddi bir uçurum var. Sivil vatandaşların oluşturduğu bir vakıf, neden Valilik’e bağlı bir Emniyet Müdürlüğü’nün hizmetini üstlenir? Neden bir başka çekici firması bu işi üstlenmez?” diyerek İstanbul trafiğinde yaşanan çekici terörüne vurgu yaptı.
Mesut Demir, 16.12.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/bolge-haberleri_arac-sahiplerinin-cekicilerle-imtihani-devam-ediyor_2264587.html

27 Aralık 2014 Cumartesi

Yönetmelik Çıkmayınca Tüketici Kanunu Havada Kaldı

77 milyon tüketiciyi ilgilendiren Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun yönetmeliği yayımlanmadı. Yönetmeliklerin 6 ay geçmesine rağmen çıkmamasının suç olduğunu vurgulayan tüketici dernekleri, bu durumun uygulamalarda belirsizliğe yol açacağını ifade ediyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, büyük değişiklikler yapmayı hedeflediği 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun yönetmeliğini yayımlamadı. 28 Mayıs 2014’te Resmî Gazete’de yayımlandıktan 6 ay sonra bakanlık tarafından yürürlüğe konulması gerekiyordu. 28 Kasım 2014’e kadar yayımlanması gereken 24 yönetmelik bulunuyordu. Fakat son günü olan yayımlama tarihinde bakanlık verdiği taahhüdü tutmadı ve beklenilen yönetmelikleri yayımlamadı.
Yönetmelikler arasında tüketici kredileri ve kredi kartları ile ilgili sözleşmeler, kart üyelik aidatları, ön ödemeli konut satış sözleşmeleri, ayıplı malların iadesi, abonelik sözleşmeleri, reklamlar gibi birçok alanda, tüketiciye yönelik ve kanuna uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımlar yer alıyordu. Yönetmeliklerin en kısa zamanda yayımlanması gerektiğinin altını çizen Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, “6 ay içerisinde tamamlanması gerekiyordu. Kanun genel çerçeveyi çizer, yönetmelikler kanunun nasıl uygulanacağını gösterir. Yönetmelikleri olmadan kanunun uygulanma durumu muğlak kalır ve uygulamada sıkıntılar oluşur. En kısa zamanda geriye kalan 10 maddenin de yayımlanması lazım.” dedi.
Kanun Resmî Gazete’de yayımlandıktan yaklaşık 6 ay sonra 10 yönetmelik yayımlandı, geçtiğimiz günlerde ise 4 tanesi daha yayımlandı. Fakat geriye kalan 10 yönetmelik taahhüt edilen süre içerisinde bakanlık tarafından yayımlanmadı. Yönetmeliklerin 6 ay geçmesine rağmen yayımlanmamasının suç olduğuna vurgu yapan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı M. Bülent Deniz, “Kanunun nasıl uygulanacağı belli değil. Ekonomiyi ve tüketiciyi yakından ilgilendiren bir yasa ile ilgili uygulamayı gösteren bir yönetmeliğin çıkarılmaması çok ciddi bir yönetim ve bürokrasi zayiatıdır. Devlet yönetmelikleri yayımlamadığı için suç işlemiş durumdadır. Her şey değişecek diye lanse edilen yasa ölü doğmuş durumda.” dedi.
Yeni kanunda neler var?
Yeni Tüketici Kanunu’nda birçok alanda değişiklik yer alıyor. Bankalar vatandaşa üyelik aidatı olmayan kredi kartı imkânı tanıyacak. Kapıdan yapılan satışlarda ve mesafeli satışlarda 7 gün, devre tatil sözleşmelerinde ise 10 gün olan cayma süresi 14 güne çıkarılacak. Sözleşme şartları tüketici aleyhine değiştirilmeyecek. Fakat yönetmeliklerin yayımlanmaması beklentileri de düşürdü.
Üsame Ünal, 30.11.2014 Zaman http://www.zaman.com.tr/ekonomi_yonetmelik-cikmayinca-tuketici-kanunu-havada-kaldi_2261091.html

26 Aralık 2014 Cuma

Yargıtay'dan Dövizzedeleri Üzecek Karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Japon Yeni ve İsviçre Frangı ile tüketici ve ev kredisi alan, ancak bu paraların Türk Lirası karşısında aşırı değerlenmesi nedeniyle mağdur olan onbinlerce tüketicinin umudunu kıran bir karar verdi.

Japon Yeni ve İsviçre Frangı üzerinden kredi kullanan tüketicilerin, bu iki para birimindeki aşırı değerlenme nedeniyle açtıkları “uyarlama” davalarına emsal olacak nitelikte karar veren Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, tüketicinin başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı savunularak şöyle denildi: "Kendi serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmakta olup, davalı banka elemanlarının davacıyı yönlendirdiği iddiası ispatlanamamıştır. Ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten 3 yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm hususlar değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşulları bulunmadığı anlaşılmaktadır."

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, dövizzede tüketicileri yakından ilgilendiren bu kararı ve sonuçlarını CNBC-E/Finans Cafe’de değerlendirdi.

18.11.2014 CNBC-E, Finans Cafe Programını

20 Kasım 2014 Perşembe

Kuzu Kurda Teslim

Tüketiciler Birliği Federasyonu M. Bülent Deniz, vatandaşların kendileri lehine bugüne kadar hiçbir olumlu karar almayan BDDK ve EPDK gibi kurumların önüne atıldığını öne sürerek, “Hükümet kuzuyu kurda teslim etti” şeklinde benzetme yaptı.
 
BANKALAR KORUNUYOR MU?
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı M. Bülent Deniz, hem Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) hem de Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) tüketiciler lehine bugüne kadar hiçbir karar almadığını vurgulayarak, Türkiye’de son 7-8 yıldır tüketicilerin bankalar ve özelleştirilen elektrik kurumları tarafından mağdur edilmesine göz yumulduğunu öne sürdü. 61 kalemde tüketiciyi soyan bankaların BDDK tarafından düzenlenecek yönetmelikler ile korunduğunu öne süren Deniz, “Biz bunu kuzunun kurda teslim edilmesi olarak algılıyoruz” dedi.
 
GÜVEN ENDEKSİ DÜŞTÜ
Bankaların son günlerde tüketicileri icraya vermekte ya da alacaklarını varlık yönetim şirketlerine devrettiğini belirten Başkan Deniz, Türkiye ekonomisi için bu kışın karanlık geçeceği endişesi taşıdıklarını vurguladı. Tüketici Güven Endeksinin de yaşanan tüm olumsuzluklarla beraber Ekim ayında yüzde 4 oranında düştüğünü hatırlatan M. Bülent Deniz, Türk insanının savaş ihtimali, yeni hükümete olan güvensizlik ve ekonomide tüketici lehine ciddi düzenlemelerin hayata geçirilmemesi nedeniyle harcamalarını kontrol altına almaya başladığını da kaydetti.
 
Tüketiciler Birliği Federasyonu üyeleri bankaların tüketiciyi mağdur ettiği noktasında ortak görüş bildirerek, hükümetin tüketici lehine düzenlemeleri gerçekleştirmesini talep etti. 16 Derneğin bağlı bulunduğu Tüketiciler Birliği Federasyonu kanalıyla yapılan basın açıklamasında özellikle tüketici hakem heyetlerinden yüksek yüzdeyle tüketici lehine çıkan kararların hiçe sayılmaması ve yeni yasal düzenlemeye gidilmesi gerektiği vurgulandı. Federasyon Başkanı M. Bülent Deniz yaptığı açıklamada, Türkiye’de 7-8 yıldır tüketici ve banka ilişkisinin düzenli yürümediğini ve tüketicinin mağdur edildiğini vurguladıklarını ancak Tüketici hakem heyetlerine yapılan itirazların büyük çoğunluğunun bankalarla ilgili olmasına karşın yeni tüketici yasasında tüketici hakkını koruyan düzenlemelerin bulunmadığına dikkat çekti.
 
Deniz, “Bankalar işi o kadar azıttılar ki şubemizin camına baktın saçını düzelttin para ver diyecek hale geldiler. 61 kalemde aldıkları masraflarla ilgili hükümet yetkililerine itirazda bulunduk. Bankalar biz bu sayıyı düşürdük diyerek göz göre göre yalan söylüyorlar. Yargıtay 13.Dairesinden ve binlerce tüketici hakem heyetinden kararlar aldık. Faiz ve komisyonlar ile ilgili tüketici yasasında bankalar lehine düzenleme yapıldı. BDDK tarafından düzenlenecek yönetmelikler artık hukuki nitelik kazandı. Biz bunu kuzunun kurda teslim edilmesi olarak algılıyoruz. BDDK’nın görevlerinden bir tanesi tüketicinin hak ve çıkarlarını korumak olduğu halde kurulduğundan bu yana tüketici lehine hiçbir karar almıştır” dedi.
 
Tüketici aleyhine faaliyetleri kabul gören ve bu konuda sabıkalı olan bir kurumun bankalardan alacağı ücret ve komisyonlarla ilgili tüketici lehine düzenleme yapmasını zaten beklemediklerini ileri süren Başkan Deniz sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Dişimizle tırnağımızla yargı kanalıyla aldığımız kararların hiçbir hükmü kalmadı. Tüketiciler arasında bankalarla ilgili patlama yaşanabilir. Kredi kartı borçlarının ödenmemesi ile ilgili çok ciddi rakamlar var. Bugün bir bankaya 1000 lira olan kredi kartı borcunuz sadece asgari bedeli ödeyerek 54 ayda kapatılabiliyor. Federasyon olarak bunu Haziran ayında dile getirmiştik. Kasım ayından itibaren bankaların alacak takibine başladıklarını gördük.
 
“Hiç olmazsa hane halkı borçluluğunda rekor seviyeye ulaşan tüketici borçlarını yeniden düzenleyebilecek bir düzenleme yapılsın ki ödenmeyen borçların bankalara dönmesi sağlansın. Bankaların tüketicilerden tahsil etmeye çalıştığı paralarla ilgili ne yazık ki düzenleme yapılmadı. Bir banka 90 gün geciken bir alacak söz konusu ise borçlu hakkında icra takibi yapmak zorundadır. Bankalar tüketicileri icraya vermekte ya da alacaklarını varlık yönetim şirketlerine devretmektedir. Türkiye ekonomisi için bu kışın karanlık geçeceği endişesini taşıyoruz”
 
Enerji dağıtım şirketleri ile tüketiciler arasındaki ilişkilerin de tıpkı bankalarla olduğu gibi kaygı verici düzeyde olduğunu savunan M. Bülent Deniz, Özelleşen elektrik dağıtım işinin elektrik kesintileri ve yüksek gelen fatura bedelleri ile kaliteli verilmemekte olduğunu ve tüketicinin haksız sözleşmelerle mağdur edildiğini öne sürdü. Deniz, “EPDK bu anlamda tıpkı BDDK gibi tüketici lehine kararlara imza atmamaktadır. Elektrik, su, ulaşım, iletişim gibi tüketicinin olmazsa olmaz yararlanmak durumunda olduğu kamusal hizmetlerin sağlıklı yönetilmediği görülüyor. 2015 yılından itibaren tüketicileri bilgilendirecek ve hukuki mücadelelere hız verecek bir çalışma yapacağız. 2015 yılından itibaren tüm tüketiciler elektrik hizmetini istedikleri şirketten alabilecekler. EDPK bu konuda da engelleyici tutum sergiliyor. Enerjide arz daralması olduğunu düşünüyoruz. Elektrik kesintisi bu yıl bundan dolayı gerçekleşiyor olabilir” dedi.
 
Deniz ayrıca Türkiye’deki enflasyon rakamlarının ise yanıltıcı olduğunu gerçek enflasyon oranının iki basamaklı rakamlara bilinçli olarak çıkartılmadığını öne sürdü. TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamının yüzde 9 olduğunu ancak sokağa bakıldığında bunun yüzde 25 düzeyinde göründüğünü savunan Deniz, Gıda fiyatlarında kış aylarında ortaya çıkacak rakamların bunun bir sağlaması olacağını vurguladı. Tüketici Güven Endeksinin de yaşanan tüm olumsuzluklarla beraber Ekim ayında yüzde 4 oranında düştüğünü örnekleyen M. Bülent Deniz, Türk insanının savaş ihtimali, yeni hükümete olan güvensizlik ve ekonomide tüketici lehine ciddi düzenlemelerin hayata geçirilmemesi nedeniyle harcamalarını kontrol altına almaya başladığını kaydetti. Deniz sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tüketicilerin yaşadığı ve yargıya yansıyan rakamların yanında bir de hukuki mücadeleye girmek istemeyenlerin sayısını göz ardı etmemek lazım. Mahkemelere başvurmayan insanlar da azımsanmayacak düzeydedir. Burada asıl sorun tüketicinin 2007’den bu yana kazandığı tüm hukuksal kazanımların bir kalemde yok sayılmasıdır. 60 milyon kredi kartı var kart başına 50 lira alsalar 3 katrilyon para yapıyor. Kartın bankaya maliyeti 70 cent düzeyindedir. Ortaya korkunç rakamlar çıkıyor”
 
Federasyonun bünyesinde toplamda 16 derneğin bulunduğu bildirilirken basın toplantısına şu isimler katıldı: “ Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı Av. İbrahim Güllü, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Başkanı Av.Aydın Türkmenoğlu, Kaza Mağdurları Sosyal Güvenlik Tüketici Hakları Derneği Ali Körükçü, Tüketici ve Çevre Derneği Genel Başkanı Sıtkı Altan, Tüketici Hakları Derneği Şafak Toker Kıvrak, Anadolu Telif ve Tüketici Hakları Derneği Başkanı Mehmet Çınar, Antalya Tüketici Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ballıer. Murat ŞENTÜRK
 

18 Kasım 2014 Salı

Yatırım Yapmak İçin En Az 3 Ay Bekleyin!

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, tüketicilere uyarıda bulundu. Deniz, "Yatırım yapmak için en az 3 ay bekleyin" dedi.
 
Antalya’daki tüketici derneklerini ziyaret eden Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, ekonomiyle ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Tüketicilere 3 aylık dönem için çeşitli önerilerde bulanan Deniz, hane halkı borçluluğunun yüksek olduğu bir ülkede tüketicilerin yeni borçlanmalara girmemesi gerektiğini belirtti. Değerlendirmelerine devam eden Deniz, “Bin liralık kredi kartı borcunun asgari tutarda ödemelerle ancak 54 ayda kapatabilirsiniz. Bin liralık bir borç için bankalara 54 ay çalışmak zorunda kalındığı bir ülkede yaşıyoruz. Bankalara satılan bir ülke konumuna düşmüşüz. Kredi kartlarına teslim edilen bir ülkede yaşayan biz tüketiciler, banka borçlarını mümkün mertebede artırmamak için gayret etmeliyiz. Tüketiciler, zorunlu harcamalar dışında araba, ev, elektronik eşya gibi yatırım kararlarını tekrardan gözden geçirmelidir” diye konuştu.
 
Tüketici yoksullaşıyor
Hükümetin maaşlara enflasyon oranı kadar zam yaptığını ve bunun da tüketicilerin her geçen gün yoksullaşmasına neden olduğunu söyleyen Deniz, “Merkez Bankası başkanı dahil olmak üzere ekonominin bütün aktörleri enflasyon hedeflerinin yukarı yönde seyrettiğini açıkladılar. Gıda üretiminde büyük sıkıntılar yaşanacağı ve dolayısıyla gıda fiyatlarında artışın yaşanabileceği endişesini taşımaktayız. Öte yandan Eylül ayında elektriğe yapılan zam da etkisini bu aylarda göstermeye başladı” dedi. Tüketici güven endeksinin Ekim ayında yüzde 4.9 oranında düştüğünü hatırlatan Deniz, bunun sebeplerini ise şöyle değerlendirdi: “Bu düşüşün sebepleri ülkemizin Güney sınırında yaşanan sıcak gelişmeler, ülkemizin bir sıcak savaş içerisine düşme ihtimali, yeni hükümetin güven oluşturmaması ve tüketiciler adına atılması gereken adımların atılmamasıdır.”