13 Kasım 2014 Perşembe

Takibe Düşen Kredi Kartı Borçları Patladı

Gıda ve enerji zamlarıyla artan enflasyon, vatandaşı borcunu ödeyemez hale getirdi. BDDK verilerine göre 2014’ün üçüncü çeyreğinde takibe düşen kredi kartı borç tutarı 5 milyar 760 milyon TL’yi aştı. Kredi kartı borcu olan kişi sa-yısı ise 2 milyon 800 bin kişiye ulaştı.
 
Ermenek maden faciasından sonra Ermenek Sanayici ve İşadamları Derneği’nin çalışanların yüzde 99’unun esnafa ve bankalara borcu olduğunu açıklamasının ardından gözler, Türkiye’deki kredi kartı borçlularının durumuna çevrildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yeni verilerine göre ödenmeyerek takibe düşen kredi kartı borçlarında patlama yaşandığı ortaya çıktı. Takibe düşen borçlar, 2014’ün üçüncü çeyreğinde, bir önceki çeyreğe kıyasla 465 milyon TL birden arttı. 2013 yılını 5 milyar seviyesinde tamamlayan takibe düşen kredi kartı borç tutarı, 2014’ün ikinci çeyreğinde 5,29 milyar TL’ye, 2014’ün üçüncü çeyreğinde ise 5,76 milyar TL’ye yükseldi. Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, başta kredi kartları olmak üzere krediler için sıkıntı yaşanacağı yönünde haziran ayından itibaren uyarılarda bulunduklarını, ekim-kasımdan itibaren takibe düşen alacak miktarında patlama olacağı uyarısı yaptıklarını belirtti.
 
Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre “Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişiler içerisinden halen borcu devam eden kişi sayısı” bu yılın 8. ayı itibarıyla 2 milyon 800 bin kişinin üzerine çıktı. Yeni açıklanan üçüncü çeyrek verilerine göre takibe düşen kredi kartı borç tutarı 5 milyar 760 milyon lirayı aştı. İkinci çeyreğe kıyasla 465 milyon lira birden artan kredi kartlarına bağlı takipteki alacak tutarları, yıl sonları itibarıyla 2011’den bu yana sürekli olarak artış gösterdi. Konuyu Zaman’a değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Borcunu ödeyemeyen tüketici, 90 gün boyunca ödeme yapmaz ise bankacılık düzenlemeleri gereği banka, yasal takip başlatmak zorunda. Bunun nedeni ise giderek artan yaşam koşulları, enerji ve gıda zamlarıyla artan enflasyondur.” dedi.
 
Süleyman Şah Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Macit takibe düşen kredi kartı borçlarıyla ekonomik büyüme arasında çok güçlü bir ilişki olduğunu belirtiyor. Bu yıl kredi kartı borçlarında görülen artışta hedefin çok üstünde seyreden enflasyon rakamlarının da etkili olduğunun altını çizen Doç. Dr. Macit, “Merkez Bankası yıla yüzde 5 gibi bir enflasyon hedefi ile başlamışken bu rakamı artık en son revizyonda yüzde 8,9’a kadar yükseltti. Bu yılın ekim ayı itibarıyla gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 12,6 olarak gerçekleşti. Enflasyondaki bu gelişmeler vatandaşın satın alma gücünde ciddi bir düşüş yaşanmasına neden oldu.” ifadelerini kullandı.
 

9 Kasım 2014 Pazar

İstenmeyen SMS'lerden, Epostalardan Nasıl Kurtulacağız?

 
Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 5 Kasım 2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
 
Çoğumuzun yaşamını kabusa çeviren SMS'lere, posta kutumuzu dolduran epostalara artık yasak geliyor.
Yine aynı yasa ile TC. Kimlik numarası, cep telefon numarası ve benzeri kişisel bilgilerimizin elden ele dolaşması büyük cezaları gerektiriyor.
 
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; yasanın getirdiği haklarımızı ve bu haklarımızı nasıl kullanacağımızı, TRT Radyo 1 de yayınlanan, "Tüketmek mi, Tükenmek mi" programında ayrıntılarıyla değerlendirdi.
 
TRT Radyo 1, Tüketmek mi Tükenmek mi programının 6 Kasım 2014 tarihli yayınını
http://www.youtube.com/watch?v=fKVAWD-0u5I&feature=youtu.be

Saraylar Vergi Artışı Olarak Halka Dönüyor



Devlet harcamalardaki israfla boşalan kasasını, vatandaşın ödediği vergilere zam yaparak dolduruyor.
 
2015 yılında uygulanacak idari para cezaları, vergi cezaları, harçlar ve Motorlu Taşıt Vergisi’ndeki artış oranı geçen yılların çok üzerine çıkarak yüzde 10,11 olarak belirlendi. Vergilere gelen yüksek zam ekonomistlerin ve tüketici temsilcilerinin tepkisini çekti.
 
Turgut Özal Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ramazan Taş, memur maaşlarının birinci ve ikinci altı ayda 3+3 olmak üzere yüzde 6 artmışken, vergilerin 1 Ocak’tan itibaren otomatik olarak yüzde 10,1 zamlanacak olmasının yanlış olduğunu söyledi. Personel giderlerinin de bütçedeki en büyük gider kalemi olduğunu belirten Ramazan Taş, “Devlet personel giderlerini yüzde 6 artırıyor. Vergileri ise yüzde 10,1 artırıyor. Bu bir adaletsizlik. Bakanlar Kurulu’nun vergi zammını yüzde 6’ya düşürmesi gerekir ki Bakanlar Kurulu’nun böyle bir yetkisi var.” dedi. Taş, yüksek vergi artışının halihazırda durgunluk yaşayan iç talebi daha da düşüreceğini söyledi.
 
Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Cumhurbaşkanlığı için alınan uçağın finansman masrafları için devlet vergi gelirini artırmaya ihtiyaç duyuyor. Ramazan Taş’ın bu konudaki değerlendirmesi ise şöyle: “Diyorlardı ki: ‘Tasarruf dönemi başladı, israf ekonomisini bitireceğiz.’ Bu tam tersine dönüş. Yani hem tasarruf dönemi diyeceksin hem bu kadar israf olacak. Bu kadar lüks, gereksiz tüketim harcaması olacak. Devletin onca uçağı, sarayları var. Ne gerek vardı yeni bir saraya, yeni bir uçağa? Dolayısıyla bu Osmanlı’nın aldığı dış borçları saray yapımında kullandıktan sonra çökmesine benziyor. Bu da israf ekonomisinin yeniden ivme kazandığını, kamuda tasarrufun önemsenmediğini gösteriyor.” 185 milyon dolara mal olan Cumhurbaşkanı’nın kullandığı uçağın THY tarafından alınmasının da bütçe açığını gizleme çabasından kaynaklandığını belirten Taş, “Normalde uçağın bütçeden alınması lazım. Bu da bütçe açığının 400 milyon lira (185 milyon dolar) daha artması anlamına geliyor.” dedi.
 
Vergi zamlarına bir tepki de Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz’den geldi. Bülent Deniz, şu açıklamada bulundu: “Tüketici güven endeksi de ekim ayında şok bir şekilde yüzde 4,9 düştü. Hükümet yüzde 10,11’lik enflasyonu öngördü. Bütün bunlar tüketicinin zor bir döneme girdiğine işaret ediyor. Artan vergiler hayatı pahalandıracak. Zaten borçlarını ödemekte zorlanan tüketici, bu sefer bırakın borç ödemeyi zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilecek potansiyelini de kaybediyor. Halk tüketirken artık bir değil beş defa düşünmeye başlayacak.”
 

31 Ekim 2014 Cuma

Tüketici Güven Endeksi Tepetaklak...

TÜİK, 2014 yılının Ekim ayında, Tüketici Güven Endeksi'nin yüzde 4,9 azaldığını açıkladı...
Peki, nedir bu endeks?
Ne işe yarar? Nasıl okumalı?
Tüketici Güven Endeksi verileri, önümüzdeki dönem için nasıl bir ekonomiye işaret ediyor?
 
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tüketici Güven Endeksi verilerini CNBC-E'ye değerlendirdi.
 
Tüketici Güven Endeksinin, 2014 yılının en düşük seviyesine geldiğini söyleyen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; "Ekim ayı verisi şok edici bir rakama işaret ediyor. Açıkçası şok etkisi oluşturan bir rakamla karşı karşıyayız. Önümüzdeki iki-üç aylık dönem için tüketicilerin satın alma kararı verirken daha muhafazâr davaranacakları ve  özellikle konut, otomobil, elektronik eşya gibi sektörler bakımından satışların yavaşlayacağı öngörüsünde bulunuyoruz" değerlendirmesini yaptı.
 
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz'in, CNBC-E'de yayınlanan ve Burcu Göksüzoğlu'nun sunduğu Finans Kafe programındaki değerlendirmelerinin bir bölümünü
http://www.cnbce.com/video/kart-borcu-endise-verici

26 Ekim 2014 Pazar

Elektrik Dağıtım Şirketi, Borcu Olmayan Aboneyi İcraya Verdi

TEDAŞ’tan elektrik dağıtımını borçlarıyla birlikte devralan özel dağıtım şirketleri, ödenmemiş tek abonenin borcundan dolayı isim soyadı benzerliği olan bütün abonelere haciz gönderiyor. Mevzuattaki bir boşluk, şirkete bu hakkı tanıyor. Elektriği kesilip mühürlenen ve haciz gelen borçsuz abone, çoğu kez boş yere para ödemek zorunda kalıyor.
 
Özelleştirme sonrası elektrik dağıtım şirketlerinde yaşanan sorunlar vatandaşın başını ağrıtmaya devam ediyor. Daha önce devlet şirketi TEDAŞ’ın (Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) yürüttüğü elektrik dağıtım işinin eski abone borçlarıyla birlikte özel şirketlere devredilmesi yeni sıkıntıları da beraberinde getirdi. Uygulamanın problemlerinden biri ise dağıtım şirketlerinin TEDAŞ’tan devraldığı borçlu aboneyi adresinde bulamayınca aynı isim ve soy isimdeki bütün abonelerine borç ihbarnamesi göndermesi ve elektrik saatini de mühürlemesi. Mevzuata göre kişinin kendisine ait başka bir adreste abonelik borcu varsa elektrik dağıtım şirketi, abonenin ikamet ettiği yerdeki elektriğini kesebiliyor.
 
Aynı isim ve soyadı taşıdığı için borcu olmadığı halde elektrik dağıtım şirketince mağdur edilen abonelerden biri de İstanbul Avrupa yakasında ikamet eden Hüseyin Yüksel. Herhangi bir elektrik faturası borcu olmamasına rağmen İstanbul Avrupa Yakası elektrik dağıtımını BEDAŞ’tan (Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ) devralan CLK enerji dağıtım şirketi, Hüseyin Yüksel’e 548 lira tutarında borç çıkardı ve ödemesi için haciz ihbarnamesi gönderdi. Bu arada Hüseyin Yüksel’in kullandığı elektrik saatini de mühürledi. Elektriği kesilen ve haciz gelen Hüseyin Yüksel, olayı araştırınca, İstanbul Sefaköy’de adına borç çıkarılan adreste kendisiyle aynı ad ve soyadı taşıyan başka bir kişinin oturduğunu öğrendi. Yüksel, “Tamamen isim soyisim benzerliğinden dolayı, sanki borcu bulunan adreste oturmuşum gibi, şu anda oturduğum evin bir gece vakti elektriği kesildi. Oysa olayın isim benzerliği dışında benimle hiçbir ilgisi yok.” dedi.
 
Kendisine ait olmayan borç için kendisine bir uyarı bile yapılmadan elektriğinin kesildiğini kaydeden Hüseyin Yüksel, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Benim BEDAŞ’ın yerine gelen CLK dağıtım şirketi olsun, daha öncesinden BEDAŞ’a olsun hiçbir şekilde ödenmemiş elektrik faturam ve borcum yok. Olayı araştırınca öğrendiğimize göre BEDAŞ özelleştikten sonra CLK enerji dağıtım firmasına eski abonelerinin borcunu da devrettiği için yeni firma da aynı isim ve soy isimdeki bütün abonelerine birden, bu borcu olan tek kişinin borcunu ödemesi için ihbarname gönderiyor. Yani Hüseyin Yüksel adında kaç tane abonesi varsa o isimdeki abonelerin yeni adreslerini tespit edip borç tebligatı gönderiyorlar. Tabii kim hakkını aramaz da kendisine ait olmayan borcu öderse bir hak kaybı yaşamış oluyor. Aynı isim soy ismi taşıyanlardan itiraz eden olursa bu konuda bir yanlışlık yaptıklarını kabul edip konuyu kapatıyorlar.”
 
İlgisi olmayan bir borçtan dolayı eve haciz ihbarnamesi gelmesinin şok etkisi doğurduğunu belirten Hüseyin Yüksel, “Buradaki en büyük sıkıntı sana ait olmayan bir meskende oturan bir kişi ile isim benzerliğinden dolayı hakkınızda işlem yapılıp sizin borçlu vatandaş muamelesi görmeniz. Tabii işlem yaparken de bahsi geçen kişinin gerçek borçlu olup olmadığını kontrol etmiyorlar.” dedi. Konuyla ilgili CLK Enerji’ye herhangi bir resmi şikâyette bulunmadığını belirten Yüksel, “Sırf bu işi CLK şirketi ile halledebilmek için iki günümü harcadım. Maalesef bu işin takibini yapabilecek durumda olmayanlar ise haksızlığa uğruyor.” diye konuştu.
 
VERİ TABANLARI SAĞLIKLI DEĞİL
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, CLK Holding ile ilgili kendilerine Hüseyin Yüksel’in başına gelene benzer çok sayıda şikâyet geldiğini açıkladı. Bülent Deniz, “CLK Holding hangi veri tabanını kullanıyor ise sağlam değil. İsim benzerliğinden yola çıkarak borçsuz abonelere de icradan ödeme emri gönderiyor. Zamanında itiraz etmeyenler için maalesef icra takibi kesinleşiyor. Ve gerçekten borcu olmayan kişi menfi tespit davası açmak gibi bir mükellefiyetlere mecbur kalıyor.” dedi.
 
Deniz, haksız yere haciz gelen abonelerin meblağı düşük borç için avukat tutup ticaret mahkemelerine dava açmak yerine borcu ödeme yoluna gittiğini ifade etti. Deniz, “Vatandaş, kapatılan elektriğini açabilmek için kendisine ait olmayan borcu ödemek durumunda kalıyor. CLK yeterince inceleme yapmadan tahsilata girişiyor.” dedi. İsim benzerliğinden dolayı kendine ait borcu ödemek durumunda kalan kişilerin internet üzerinden bu durumu EPDK’ya şikâyet etmesi gerektiğini söyleyen Deniz, “Ayrıca icra takibi varsa buna 7 gün içinde itiraz etmeleri gerekiyor. İtiraz edemedikleri takdirde menfi tespit davası açmak zorundalar. Kesilen elektrikleri için de uğradıkları zararı tazmin için mutlaka tazminat davası açmalılar. Biz Tüketiciler Birliği Federasyonu olarak bu yöndeki talepleri ücretsiz olarak karşılıyoruz.” dedi.
 

3 Ekim 2014 Cuma

"Temel Sorun, Paylaşımın Âdil Olmamasıdır"



Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, "halkın ekonomisi"ni değerlendirdi.



 
-Türkiye'nin 2014 yılında yaşamış olduğu ekonomik kriz, bize özgü bir kriz. Dünya ekonomisinden ayrıştık.
 -Gezi Parkı sosyal bir olaydır ve her sosyal olay gibi ekonomik sonuçları olacaktır demiştik. Nitekim oldu..
 -Türkiye'nin temel sorunu gelir paylaşımının âdil olmamasıdır. Ülkenin bu denli kutuplaştırılmasının altında yatan neden budur.
 -Petrolün varili 95 doların altına geldiği halde, bizde akaryakıt ürünlerinde indirim nazlanarak yapılıyor.
 -Elektrik doğlagaz gibi temel ürünlere zam yapmak yerine, üzerindeki vergi yükü azaltılarak halkın ekonomisine katkı yapılabilirdi.
 -Enerji zamları halka ulaşan tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının artmasına neden olacak, çift haneli enflasyonu göreceğiz.
 -Bir toplumun yüzde altmıbeşinin bankalara borçlu olduğunu söylemek, o ülkenin "faiz lobisi"ne satıldığını söylemek demektir.
 -Kart aidatınızı alacağız diye reklâm yapan firmalara itibar etmeyin. Onların göndereceği dört tane A4 kağıdına para ödeyip dolandırılmayın.
 
Çetin Ünsalan ile EkoPolitik,
Ulusal Kanal, 02.10.2014
https://www.dailymotion.com/video/x272nau_cetin-unsalan-ile-ekopolitik-konuk-tuketiciler-bir-fed-bsk-av-mehmet-bulent-deniz-2-ekim-2014_news
 
 
 

25 Eylül 2014 Perşembe

Gelirler Azalınca Vatandaş, Açığı Borçla Kapattı

Enflasyon, çift hanenin eşiğine geldi. 2006’da 100 liraya doldurulabilen bir alışveriş sepetinin tutarı 2014 yılında 188 liranın üzerine çıktı. Tüketici, enflasyonun erozyon uğrattığı satın alma gücünü bankalara borçlanarak ayakta tutuyor. 2009’dan bu yana kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı 3 milyonu aştı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2006 yılı Ağustos ayında 129,15 lira olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), 2014 yılının aynı ayında 243,4’e yükseldi. Böylece 2006 yılında çeşitli ürünler doldurularak oluşturulan bir sepetin maliyeti yüzde 88,4 arttı. Diğer bir ifadeyle 2006 yılı Ağustos ayında 100 liraya sepetini doldurabilen vatandaşın bu yılın aynı ayında sepetini doldurabilmesi için ödemesi gereken ücret miktarı, 188,4 liraya yükseldi. Vatandaşın satın alma gücü, diğer bir ifadeyle reel geliri ve yatırıma dönüştürülmeden yastıkaltında bekletilen paraların değeri azaldı. Türkiye Bankalar Birliği’nin temmuz ayı verilerine bakıldığında ise bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişiler içerisinde halen borcu devam eden kişi sayısının 2009’dan bu yana 3 milyon 85 bin 125’e ulaştığı görüldü.
 
Bu durumun en çok sabit maaşla çalışanları etkilediğini belirten Süleyman Şah Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Macit, reel ücreti gerileyen vatandaşın yaşam standardını devam ettirebilmek için bireysel kredi veya kredi kartına başvurmak durumunda kaldığını anlattı. Macit, “Yani enflasyon nedeniyle ortaya çıkan reel gelir kaybı vatandaşa borçluluk olarak yansımış oldu.” dedi. Vatandaşın günlük yaşamın yürütülmesi için acil kaynağa ihtiyaç duyduğunu belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “Kullanılan kredilerdeki artışın yanında daha vahim olanı, ödenmeyen kredi ve kredi kart borçlarındaki artış bizi korkutuyor.” diyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin temmuz ayı verilerine bakıldığında ise bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişiler içerisinden halen borcu devam eden kişi sayısının 2009’dan bu yana 3 milyon 85 bin 125’e ulaştığı görülüyor.
 
Macit, enflasyonla ilgili değerlendirmeler yapılırken enflasyon hedeflemesinin başladığı 2006 yılını dikkate almak gerektiğini söylüyor. Macit, Merkez Bankası’nın son 8 yıldır açık enflasyon hedeflemesi yaptığını ve bu dönemde sadece 3 defa hedefi tutturabildiğini belirtiyor. Reel ücreti gerileyen vatandaşın da belli bir yaşam standardını devam ettirebilmek için bireysel kredilere veya kredi kartına başvurmak durumunda kaldığını belirten Macit, bu dönemde tüketici kredilerinde ve kredi kartlarındaki artışta bunun da payının büyük olduğunu düşünüyor. Yani enflasyon nedeniyle ortaya çıkan reel gelir kaybı, vatandaşa borçluluk olarak yansımış oluyor.
 
Bülent Deniz, yaptıkları çalışmalarda eylül ayından itibaren ekonomideki olumsuz tablonun artmaya başladığını, tüketicilerin artan enflasyon nedeniyle günlük hayatta sıkıntıya düştüğünü söylüyor.
 

20 Eylül 2014 Cumartesi

Büyükada'ya Konuk Oluyoruz...


Yumurtaya Bir Ayda Yüzde 20 Zam Geldi

Rusya’nın Avrupa Birliği’ne ambargo uygulamasıyla en yakınındaki Türkiye için önemli bir ihracat fırsatı ortaya çıktı.
 
Ancak ihracatçılar için fırsat olarak gösterilen bu gelişme, vatandaşa pek de olumlu yansımadı. Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (Yum-Bir), eylülün ilk günü itibarıyla ortaya çıkan yumurta fiyatlarını geçtiğimiz gün açıkladı. Buna göre peşin fiyatlarla gerçekleşen yumurta fiyatları bir aylık sürede yüzde 20’lik artış gösterdi. Okulların açılma döneminde meydana gelen bu artışın geçen yılın aynı döneminde yüzde 5’ler seviyesinde kalması ise Rusya etkisini ortaya çıkardı. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “İhracat yapacağız diye, iç pazardaki fiyatları, arz eksikliği nedeniyle yükseltmek kabul edilebilir değil.” yorumunda bulunurken, Yum-Bir Başkanı Hasan Konya, fiyat artışında Rusya’ya ihracat fırsatının ortaya çıkmasından ziyade okul dönemiyle yumurtaya artan talebin etkili olduğunu savundu.
   
Rusya, Avrupa Birliği ve Amerika’nın ekonomik yaptırımlarına karşı tarım ürünü ve ham madde alımını bir yıllığına yasakladı. Yaklaşık 43 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Rusya’nın ihtiyacını karşılayacağı ülkelerin başında Türkiye’nin yer alması ise fiyatların yukarı yönlü tırmanışa geçmesine neden oldu. Halihazırda kuraklık ve don nedeniyle gıdada yüzde 30’lara varan enflasyonla mücadele eden Türkiye’deki yumurta fiyatları bir ayda yüzde 20 arttı. Yum-Bir verilerine göre geçtiğimiz ağustos ayında 17 kuruş olan beyaz piliç yumurtasının fiyatı bir eylül itibarıyla yüzde 17’lik artışla 20 kuruşa yükseldi. En düşük artışın gözlendiği bu yumurta tipinde gözlenirken artış miktarı en yüksek olan yumurta tipi ise yüzde 22 ile beyaz yarka tipi yumurta oldu. Kahverengi ve beyaz yumurtaların fiyatlarında yaşanan fiyat değişimlerinin ortalaması ise yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti.
 
Ülkenin ihracat yapmasının, cari açığın kapatılması için gerekli olduğunun altını çizen Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, “Ancak gıda, enerji ve benzeri stratejik kalemlerde, öncelikle iç pazardaki ihtiyacın karşılanması ve bu sağlanırken de, fiyatların toplumun alım gücüne paralel şekilde olması beklenir.” dedi.
 

31 Ağustos 2014 Pazar

Faturada Kaçak Elektriğe Ödenen Paranın Gizlenmesi Kanuna Aykırı

Elektrik faturasının yaklaşık yüzde 10’u kayıp ve çalınan elektrik için ödeniyor. Ancak dağıtım şirketleri, abone tepkisinden çekindiği için bu bilgiyi gizliyor. Kayıp-kaçağa ödenen bedelin faturada açık biçimde yer almaması Tüketici Kanunu ve Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesi’ne aykırı. Sektörün otoritesi konumundaki EPDK’nın bu çarpıklığa son vermesi gerekiyor.
 
Dağıtım şirketlerinin, elektrik faturalarında çalınan elektrik için ödenen parayı saklaması tüketicilerin tepkisini çekiyor. Abonelere gönderilen fatura ayrıntısında tüketim, satış fiyatı, sayaç okuma, TRT payı, Belediye Tüketim Vergisi, dağıtım bedeli gibi bilgiler yer alıyor. Ancak kayıp-kaçak için ödenen para faturada gösterilmiyor.
 
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, elektrik kayıp-kaçak bedelinin faturada gizlenmesinin tüketici hukukuna aykırı olduğunu söyledi. Deniz’e göre kayıp ve çalınan elektriğin faturada gizlenmesi aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM) Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan ‘bilgilendirme’ hakkının da açık ihlali niteliğinde. Tüketicinin ne için ve ne kadar para ödediğinin ayrıntısını faturasında görmesi gerekiyor. EPDK, faturalara yeniden kayıp-kaçak bedelinin gösterilmesini sağlamalı. Enerji yönetimi verilerine göre halen elektrik faturalarının yüzde 9,2’si kayıp enerji bedeli olarak ödeniyor. Son beş yıllık dönemde ise faturalarda ödenen kaçak elektrik parasında 0,5 puan artış gösterdi.
 
Enerji yönetimi, 2011 yılı başından itibaren elektrik faturalarının maliyet bazlı hesaplamalara göre hazırlanmasına karar verdi. Bu çerçevede elektrik dağıtım şirketleri, faturalarda bütün maliyet kalemlerine yer vermeye başladı. Faturalarda, abonelerden tahsil edilen elektrik kayıp-kaçak bedeli ‘K.K BEDELİ’ başlığıyla yer aldı. Ancak aboneler, kayıp ve çalınan elektrik için ödedikleri parayı görünce sert tepki gösterdi. Tartışmalar üzerine dağıtım şirketleriyle bir araya gelen Enerji Yönetimi, faturalarda kayıp-kaçak bedeline yer verilip verilmeyeceğini şirketlerin kararına bıraktı. Bunun üzerine şirketler faturalardan bu kalemi çıkardı. Zaman Gazetesi, 7 Eylül 2014 tarihinde ‘Elektrik faturasında kaçak bedeli gizlendi, kriz çözüldü’ başlığı ile konuyu kamuoyunun gündemine taşıdı.
 
TÜKETİCİ KANUNUNA AYKIRI
Elektrik faturalarında kaçak parasının saklanması, Tüketici Birliği Federasyonu’nun da tepkisine neden oldu. Federasyon Başkanı Bülent Deniz, faturalarda tüketicilerin parasını ödediği bütün ayrıntıların yer alması gerektiğini söyledi. Deniz, şöyle konuştu: “Son dönemde toplumdan gelen tepki üzerine EPDK tarafından kayıp-kaçak bedelinin faturalarda ayrıntılı olarak belirtilmemesi yönünde bir uygulama başlatıldı. TRT payı, dağıtım bedeli ve benzeri bütün kalemler faturada dururken, sadece kayıp-kaçak bedelinin faturada belirtilmemesi EPDK’nın gelen tepkilerden ne kadar rahatsız olduğunu ve bu bedelin haksız olduğunun EPDK tarafından da kabul edildiğini gösteren bir uygulama. Ayrıca kayıp-kaçak bedelinin iadesi için binlerce tüketici tarafından açılan davaların büyük çoğunluğunda tüketici lehine karar verildi. Son olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, bu bedelin hukuk devleti anlayışı ve adalet ile bağdaşmayacağı yönünde bir içtihat oluşturdu.” Deniz’e göre, kayıp-kaçak bedelinin faturada gizlenmesi, Tüketici Hukuku ve BM Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi’ne de aykırı. Bu bedel, tüketicin göreceği şekilde faturada yer almalı.