16 Mart 2018 Cuma

Sadece harcarken tüketici

Dünyanın tüketim çılgınlığından geçtiği ve bunu sanal para ile finanse ettiği sürecin sonuna gelinirken, tüketici hakları da hedef tahtasında… 1962 yılında ilk kez ABD Başkanı Kennedy’nin dile getirdiği tüketici hakkının üzerinden yıllar geçti.

Zaten bu vesile ile de dünyada 15 Mart Tüketici Hakları Günü ve devamında haftası olarak kutlanıyor. Şüphesiz önemli mesafe de alındı. Ülkemizde de 90’lı yıllarla birlikte başta Mehmet Bülent Deniz ve ekibi olmak üzere büyük mücadeleler verildi.

Fakat 2008 krizinin ardından bizde de dünyada da tüketici hakları konusunda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Çıkarılan kanunların bile, yeni haklar veriyoruz diyerek tırpanlandığı ve tüketicinin etkisizleşmesi için her şeyin yapıldığı bir dönemdeyiz.

Sadece tek bir örnek bile her şeyi anlatıyor. Elektrik faturalarında ayrıntılı döküm hakkı alındı. Burada kayıp kaçak üzerinden bildiğiniz salma yapıldığı ortaya çıktı. Büyük mücadele verildi. Önce faturadaki ayrıntıyı yok edip, ücreti tahsil etmeye yöneldiler. Ardından da belki hukukla değil ama, kanunlarla bu hakkı aranamaz hale getirdiler.

Oysa 2 binli yılların başında her şey ne kadar hoştu. Tüketici hakkı kutsal sayılıyordu; krediler, kredi kartları ile finansmanın gözdesi tüketiciydi; vatandaşın her zaman haklı olduğu siyasi söylemler geliştirilmişti.

Lakin talebe üretim değil, üretime talep yaratmayı amaçlayan bu sahte cennet krizle birlikte son buldu. Sonraki süreçte hızla zorlaşan koşulları yaşıyoruz. Çok büyük bir borç birikti. Vatandaşın bankalara borcu 600 milyar TL’yi zorluyor. 25 milyon icra dosyası var. Kamuya karşı hiçbir hakkını arayamaz hale geldi.

Geldiğimiz noktada sadece harcarken, daha doğrusu harcayabilirken tüketici sayılıyoruz. İş ararken yokuz; hak ararken yokuz; faturaya itiraz ederken yokuz; kamu hizmetlerini denetlemek isterken yokuz; borç ödemede sıkıntı yaşarken yokuz; verdiğimiz oyun hesabını bile sorarken yokuz.

Mesela son şeker fabrikaları özelleştirilmesi… Türkiye’nin birçok ilinde en doğal vatandaşlık hakkı olan itiraz dilekçesi imzalanan masalar güvenlik gerekçesiyle kaldırıldı. Elektrikte, doğalgazda ya da suda bir şeye itiraz etmeye kalktığınızda, faturayı ödemeden bunu bile yapamıyorsunuz.

Borcunuzu sizin rızanız olmadan kimileri varlık yönetim şirketlerine kiloyla satıyor; iktidarlar işsiz olduğunuz halde sizden sigorta parası kesmeye kalkıyor. Gelirimize bile sahip olamıyoruz. Oradan da zorunlu bireysel emeklilik sigortası satıyorlar.

Yol için vergi ödüyoruz; yoldan geçmek için yine ödüyoruz. Sonra bunları satıyorlar; sattıklarına ödüyoruz. Ama hiçbir şeyi sorgulamamız onaylanmıyor. Vergi gelirleri içerisinde, dolaylı vergilerin payı yüzde 80’lerde.

Yani kasaya parayı biz koyuyoruz; ama en büyük vergi mükellefi olarak hesap soramıyoruz. Ne yazık ki dünyanın gittiği ekonomik koşullara bakarsanız, sadece bizde değil, tüm dünyada bu yola giriliyor. Özeti şu: Sadece harcarken tüketicisin…

15 MART DÜNYA TÜKETİCİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Gelişen ve değişen ekonomide tüketici haklarının korunması daha da önem kazanmaktadır” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “15 Mart, bütün dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmaktadır. Modern zamanların tüketici hakları mücadelesi, 1960’lı yıllarda başlamış ve giderek gelişmiş ve dünya halklarının önemli mücadele alanlarından biri olmuştur. Yıllar içinde ekonominin mimarisindeki gelişmeler ve teknolojideki evrim, tüketici hakları mücadelesinde de, değişikliğe ve gelişmelere yol açmıştır.

Bundan birkaç yıl önce tüketici sorunu olarak kabul edilen kimi konular bugün için tüketicinin gündeminde yer almamakta, öte yandan özellikle teknolojideki gelişmeler ile küresel ekonomide oluşan değişiklik, tüketici için yeni mücadele alanları oluşturmaktadır.

Ülkemize ilişkin tüketici hakları mücadelesinde yola geç çıkılmış olsa da, toplumda oluşan tüketici hakkı bilinci ve ülkemiz tüketicisinin hak arama konusundaki istekliliği olumlu gelişme olarak kaydedilmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), 2012 yılında bir çatı örgüt olarak kurulmuş, tüketici hakları alanında çalışma yapan dernekleri bir araya getirerek ülkenin en büyük tüketici örgütü durumuna gelmiştir. Tüketicinin temsili ve karar alma mekanizmalarında etkili olma yönünde çalışmalar yaparak, tüketici haklarının gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) şimdi yeni bir çalışmaya daha imza atmakta ve Türkiye’nin ilk tüketici haber portalı olan Tüketici Postası’nın yayın hayatına başladığını müjdelemektedir.

Ekonomi basınının duayen isimleri ve tüketici hakları mücadelesi uzmanlarının bir araya gelerek başlattığı ve www.tuketicipostasi.com adresinde, 2017/Ekim ayında deneme yayınına başlayan Tüketici Postası, test aşamasını bitirerek, 15 Mart 2018, Dünya Tüketiciler Günü’nünde, düzenli yayınlarına başlamıştır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından desteklenen Tüketici Postası, tüketiciye yönelik ülkenin ilk ve tek bağımsız haber portalı olarak, ülkemiz tüketicisinin bilgilenmesi, sorunlarını çözmesi ve doğru şekilde tüketim için önemli bir medya çalışmasıdır.

Tüketici Birliği Başkanı gençleri israfa karşı uyardı

Küçükçekmece Belediyesi, Dünya Tüketici Hakları Günü'nde Küçükçekmeceli gençlere tüketici hakları konulu bir panel düzenledi.

Küçükçekmece Belediyesi, Dünya Tüketici Hakları Günü'nde Küçükçekmeceli gençlere tüketici hakları konulu bir panel düzenledi. Panele katılan üzere Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz çarpıcı rakamlarla yapılan israfa karşı uyardı.

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen "Yerel Yönetimlerde Tüketici Hakları" konulu panele, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Recep Şencan ile Özel Kalem Müdürü Ömer Keser başta olmak üzere Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Uluslararası Tüketiciler Derneği Başkanı Sebahattin Doğan, Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tüketici Hakları Zabıta Amiri Sinan Kalender katıldı.

"Bilinçli tüketici olmak herkesin görevi"
Panelde açılış konuşması yapan Recep Şencan, bilinçli bir tüketici olmanın herkesin görevi olduğunu kaydederek, "Tüketici bilinçli olunca topluma da katkı sağlıyor. Satıcıları da yönlendiriyor, üretimi de şekillendiriyorlar. Şu anda satıcılar ve üreticiler de daha bilinçli. Sizin de genç nesiller olarak topluma karşı görevleriniz var. Bunların başında bilinçli tüketici olmak geliyor" dedi.

"Bir yılda çöpe giden gıda parasıyla 171 bin okul yapılır"
Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz'e tüketici haklarına dikkat çeken etkinliklere imza attığı için teşekkür eden Tüketici Birliği Federasyon Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz ise bilinçli tüketici olma noktasında tasarrufun önemine değindi, Deniz, gençlere tasarruf yapmalarını şu sözlerle öğütledi: "Bir yılda 214 milyar liralık gıda çöpe gidiyor. Bu parayla 171 bin okul, 11 bin hastane yapabiliriz. Elektrikte 100 liranın 35 lirasını aslında kullanmıyoruz. Bunu israf etmesek 132 Milyar ülke ekonomisi kazanır. Korkunç bir israf içindeyiz. Sürekli tüketiyoruz ancak doğru tüketmediğimiz için kayıptayız"

"Sosyal medya insanları yanıltıyor"
Panelin moderatörlüğünü yapan Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Fatih Dinler ise 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü'nün tarihini katılımcılarla paylaştı: "Bundan 100 yıl önce tüketiciler satın aldıkları ürünlerde refleks göstermiştir. Amerika'da aldıkları üründen fayda sağlayamamışlardır." Dinler ayrıca sosyal medyanın insanları ihtiyaç olmayanı almak konusunda yanılttığını söyledi.

"Mağdur olmamak için elinizde mutlaka bir belge olsun"
İBB Tüketici Hakları Zabıta Amiri Sinan Kalender ise yaptığı konuşmada tüketicileri ilk önce ellerinde kanıt olması gerektiği konusunda uyararak, "Mağdur olmamak için elinizde mutlaka bir belge olmalı. Fiş, sözleşme bir şey. Mutlaka alın" dedi. Uluslararası Tüketiciler Derneği Başkanı Sebahattin Doğan da dünyadaki tüketicilerin haklarını gençlere anlatarak, gençlere daha çok okumaları ve kendi haklarını öğrenmeleri tavsiyesinde bulundu.

Program sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan konuklara ise Ömer Keser teşekkür ederek çiçek takdim etti.



'ZAYIF TÜKETİCİ'NİN KORUNMASI ESAS ALINMAL

Tüketici Postası, Dünya Tüketiciler Günü ve Tüketici Haftası münasebetiyle tüketici dernek başkanlarıyla görüştü. Her gün bir dernek başkanının değerlendirmelerine yer vereceğimiz yazı dizimizin ilki Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz.

Tüketici Hakları diye bir kavramdan ilk defa 15 Mart 1962 yılında ABD’nin o dönemdeki başkanı John Fitzgerald Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmada bahsetti. İlk olarak Amerika, Avrupa ve İskandinav ülkelerinde ortaya çıkan Tüketici Koruma faaliyetleri Japonya'ya ve oradan da tüm dünya ülkelerine yayılmaya başladı. Birleşmiş Milletler 1985 yılında aldığı bir karar ile bu konuşmanın yapıldığı tarih olan 15 Mart’ı Dünya Tüketici Hakları Günü ilan ederek resmileştirdi. 15 Mart ülkemizde de Dünya Tüketiciler Günü adıyla kutlanıyor ve 15-21 Mart tarihlerini içine alan hafta da Tüketici Haftası olarak kutlanıyor.

Tüketici Postası olarak 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü ve Tüketici Haftası münasebetiyle ülkemizdeki tüketici derneklerinin genel başkanlarıyla, tüketici gündemini konuştuk. Her gün farklı bir tüketici derneği başkanıyla yapacağımız görüşmenin ilkini Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ile gerçekleştirdik.

“2017 tüketici açısından olumlu geçmedi”
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, geçtiğimiz yılın ülkemiz tüketici açısından olumlu geçen bir dönem olmadığını belirterek sözlerine başladı. Deniz, “Özellikle tüketici yasasında yapılan torba yasa değişikliği ile GSM, banka, elektrik firmaları ve benzeri çok sayıda tüketiciye hizmet satan firmalar ile tüketici arasındaki sorunların Tüketici Hakem Heyeti’nde çözümlenmesine ilişkin düzenlemeden geri adım atılarak, tüketicinin doğrudan icra takibine maruz kalmasının önünü açan düzenleme yasalaştı” dedi. Düzenlemenin hazırlık aşamasında tüketici örgütlerinin topyekûn bir muhalefet göstermiş olmasına karşın, iktidarın tüketici haklarında geri adım olarak nitelendirilebilecek bu düzenlemeyi yasalaştırdığını aktardı.

Tüketicilerin hak arama bilinci artıyor
Gıda denetimleri konusunda kamu otoritesinin denetim olanaklarının bir miktar genişlemiş olmasına karşın, tüketiciye ulaşan gıdanın sağlığı konusunda halen riskli durumda bulunduğumuzu ifade etti. Deniz, “BDDK, EPPDK gibi üst kurullarda tüketici örgütü temsilcilerinin bulunmasına ilişkin beklentimiz, bu dönemde de gerçekleşmedi. Ancak ülkemiz tüketicisinin haklarının farkındalığı ve hakkını arama konusundaki isteğindeki artışı somut olarak gözlemlediğimiz bir dönem oldu” dedi.

“Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’ne yapılan yeni atamanın isabetli olduğunu görüyoruz”
Deniz, “Kamu otoritesinin tüketici hakları konusundaki çalışmaları yetersiz olmakla birlikte – iyi örnekler bazında – olumlu seyrediyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’ne yapılan yeni atamanın isabetli olduğunu görüyoruz. Yeni Genel Müdür Ahmet Erdal’ın özellikle bu alanda çalışma yapan sivil toplum örgütleri ile işbirliği arayışlarına ilişkin yaklaşımını son derece olumlu buluyor ve güçlü şekilde destekliyoruz” diye konuştu.

‘Zayıf tüketicinin korunması’ esas alınmalı
Tüketicinin korunması ile ilgili bütün kamu kurumlarının yapacakları çalışmalarda bu ana dek gözlemlediğimiz eşgüdüm eksikliğinin giderilmesi gerekir diyen Deniz, “Finans, gıda, iletişim ve benzeri birbirinden bağımsız gibi görünen sektörlerdeki tüketicin korunmasının aslında ‘zayıf tüketici’nin korunması gerektiğine ilişkin tek ilkeye dayandığı gerçeğini esas almaları gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

TBF 2012’de 16 tüketici örgütünün bir araya gelmesiyle oluştu
Tüketici Birliği Federasyonunun 2012 de 16 tüketici örgütünün bir araya gelmesi ile kurulan bir çatı örgütlenmesi olduğunu aktaran Deniz, sözlerine şöyle son verdi:
“Temel olarak tüketici haklarının korunması ekseninde, tüketicinin devlet nezdinde temsil edilmesi, karar mekanizmalarına katılım ve müdahaleye yönelik çalışmalar gerçekleştirmektedir.”

"15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlu Olsun"


İstanbul, 14.03.2018
  
“15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlu Olsun”
“Tüketici Postası yayınlarına başladı”

15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “gelişen ve değişen ekonomide tüketici haklarının korunması daha da önem kazanmaktadır” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

15 Mart, bütün dünyada Dünya Tüketiciler Günü olarak anılmaktadır.
Modern zamanların tüketici hakları mücadelesi, 1960’lı yıllarda başlamış ve giderek gelişmiş ve dünya halklarının önemli mücadele alanlarından biri olmuştur.

Yıllar içinde ekonominin mimarisindeki gelişmeler ve teknolojideki evrim, tüketici hakları mücadelesinde de, değişikliğe ve gelişmelere yol açmıştır.
Bundan birkaç yıl önce tüketici sorunu olarak kabul edilen kimi konular bugün için tüketicinin gündeminde yer almamakta, öte yandan özellikle teknolojideki gelişmeler ile küresel ekonomide oluşan değişiklik, tüketici için yeni mücadele alanları oluşturmaktadır.

Ülkemize ilişkin tüketici hakları mücadelesinde yola geç çıkılmış olsa da, toplumda oluşan tüketici hakkı bilinci ve ülkemiz tüketicisinin hak arama konusundaki istekliliği olumlu gelişme olarak kaydedilmektedir.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), 2012 yılında bir çatı örgüt olarak kurulmuş, tüketici hakları alanında çalışma yapan dernekleri bir araya getirerek ülkenin en büyük tüketici örgütü durumuna gelmiştir. Tüketicinin temsili ve karar alma mekanizmalarında etkili olma yönünde çalışmalar yaparak, tüketici haklarının gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) şimdi yeni bir çalışmaya daha imza atmakta ve Türkiye’nin ilk tüketici haber portalı olan Tüketici Postası’nın yayın hayatına başladığını müjdelemektedir.

Ekonomi basınının duayen isimleri ve tüketici hakları mücadelesi uzmanlarının bir araya gelerek başlattığı ve www.tuketicipostasi.com adresinde, 2017/Ekim ayında deneme yayınına başlayan Tüketici Postası, test aşamasını bitirerek, 15 Mart 2018, Dünya Tüketiciler Günü’nünde, düzenli yayınlarına başlamıştır.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından desteklenen Tüketici Postası, tüketiciye yönelik ülkenin ilk ve tek bağımsız haber portalı olarak, ülkemiz tüketicisinin bilgilenmesi, sorunlarını çözmesi ve doğru şekilde tüketim için önemli bir medya çalışmasıdır

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

9 Mart 2018 Cuma

Yemek Kartı Restleşmesinin Faturası Çalışana Çıktı

Çalışanlara verilen yemek kartlarıyla ilgili komisyon ücretleri ve ödeme sürelerinin çok uzun olması nedeniyle gelen şikâyetler sonucunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı konunun taraflarıyla görüşerek bazı toplantılar yaptı. Yapılan çalışmalar sonucunda bakanlık tarafından alınan önlemler içerisinde bu kartların sadece restoran ve lokantalarda kullanılması da var. Tüketici derneklerinden bu önleme itiraz var.

Komisyon ücretleri ve ödeme sürelerinin çok uzun olması ile gündeme gelen yemek kartları ile ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bir çalışma başlatmıştı. Konunun taraflarıyla görüşen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi çalışmanın sonuçlarının önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacağını belirterek, yemek kartlarının, market alışverişleri gibi yemek sektörü haricinde kullanılmasının önüne geçileceğini söylemesi üzerine yeni bir tartışma başladı. Vatandaşlardan ve tüketici örgütlerinden kartların sadece yemek sektöründe kullanılmasına itirazlar var. Konuyla ilgili olarak çeşitli tüketici dernek başkanlarının görüşlerini aldık. 

Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay, yemek kartlarının yemek sektörü dışında da kullanımına devam edilmesi gerektiğini savunuyor. Altay, “Çalışanlar aylık belli bir miktarı dışarda yemek için harcamak istemiyor olabilir. Asgari ücretli zaten geçim derdinde. Bu kişilerin aylık kendilerine ödenen miktarı lüks mekanlarda harcamak zorunda bırakılması yanlış” dedi. Çalışanlar açısından olumsuz yönde bir çalışma olduğunun altını çizen Altay, “Çalışan kartını yemeğe harcamak yerine evinin ihtiyaçlarını karşılıyor. Birçok kişi o yemek kartını harcamak yerine evinden yemek getirir ya da daha uygun yerden yemek yer. Kartı da evinin ihtiyaçları için harcar” diye konuştu. Bu kartların tekstil için de harcanmasının uygun görülmesi gerektiğini savunan Altay, “Bugün bir çalışanın giydiği ayakkabı da aynı gıda gibi zaruri ihtiyaç değil midir? Biz böyle bir çalışmaya karşıyız” şeklinde konuştu.

Yemek kartlarının yaklaşık 20 yıldır çalışanların yaşamında yer aldığını belirten Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, “20 yıl önce kuponlar şeklinde yer alırken sonrasında kredi kartı gibi plastik kartlara dönüştü. Süreç içinde çalışanların talepleri ile şirket idarecilerinin baskılarıyla bu yemek kartları birçok yerde ve restoranlar dışında geçmeye başladı. Bu uygulama çalışanlar için de şirketler için de oldukça kullanışlı hale geldi. Özellikle dar gelirli ailelerde çalışanlar mutfak masraflarını bu kartlarla yapar duruma geldi” dedi. Bakanlığın böyle bir yasaklama yapmaya çalışmasını 20 yıldır devam eden ve herkesin mutlu olduğu bir süreci yok etme çalışması olarak değerlendirdi ve bunun anlaşılır olmadığını ifade etti. Köse, “Sanki yeni bir rant kapısı yaratılmaya çalışılıyor gibi bir izlenime kapılmamıza sebebiyet veriyor” şeklinde konuştu.

“Yemek kartları eşitliğe aykırı”
Yemek kartlarıyla ilgili farklı görüş sergileyen Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, bu çarpık durumun, çalışan emekçilerden çok patronların ve arada komisyon alan yabancı sermayeli üç şirketin çıkarına, işçinin ve esnafın ise zararına olduğunu savunuyor. Yasal bir düzenlemeyle personele aylık belli bir miktara kadar ‘yemek yardımı’ parasının kesinti yapılmaksızın verilmesinin gerektiğini belirten Ağaoğlu, “işçinin primi eksik ödendiğinden kıdem, ihbar tazminatları az hesaplanacak ve emekli aylığı da olması gerekenden düşük bağlanacak. Ayrıca alışveriş yapılan esnaf 3 yabancı şirketin kestiği yüksek komisyon farkını ürün fiyatlarına yansıtarak külfeti tüketiciye yükleyecek. Aksi halde varlığını sürdüremeyecek, batacak” dedi. Konuların perde arkasına bakmak zorunda olduklarını vurgulayan Ağaoğlu, “Elbette sabit ve dar gelirlinin lehine düzenlemeler yapılmalı ama yabancıların geliştirdiği ve yasa dışı bu tür yöntemlerle değil, legal düzenlemelerle” diye ekledi. Yemek kartlarının ayrımcılığa da yol açtığını savunan Ağaoğlu, bu kartlardan bütün çalışanların istifade edemediğini, küçük şirketlerde, kırsalda çalışanların böyle bir imkana sahip olmadığını vurguluyor. İşverenlere yasal düzenleme getirilerek, personellerine yemek veyahut personelin talebi halinde vergi ve sigorta prim kesintisi yapılmaksızın yemek yardımını nakdi olarak verilmesi sağlanmalı eşitliğin ancak bu şekilde sağlanacağını vurguluyor.

“Vergi kaçağı ve kayıt dışılık açısından bir sorun yok”
Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük, Gelir Vergisi Kanunu gereğince, ücretliye ‘ayın’ olarak verilenlerin ücretin bir unsuru olarak kabul edildiğini ve ücret olarak vergilendirildiğini açıklayarak, bu açıdan vergi kaçağı ve kayıt dışılık açısından bir sorun bulunmadığının altını çiziyor. Küçük, “Çalışanlar aile bütçelerine katkı amacıyla, yemek için verilen kartları market alışverişlerinde kullanıyorlar. Özellikle düşük ücretliler için bir katkı oluyor. Ayrıca kendi istedikleri ürünleri, fiyat mukayesesi yaparak, istedikleri yerden satın alabiliyorlar. Sonuçta, ücret olarak vergisini ödedikleri yemek kartlarını, diledikleri yerde kullanabilmeliler” dedi. Restoran ve lokantalarda tüketicilerin fiyat seçme ve belirleme şansının az olduğunu ifade eden Küçük, “Özellikle büyük AVM, büyük işyerlerin etrafındaki restoranların çok pahalı. Bu yemek kartlarını genellikle büyük iş yerleri veriyor. Bu işyerlerinin bulunduğu yerlerdeki restoranlarda çok pahalı. O zaman yemek kartını tamamen kaldırsınlar iş yerlerine sağlık ve hijyen koşullarını sağlayarak yemek verme zorunluluğu getirsinler” şeklinde konuştu.

Yemek kartlarının sadece restoranlarda geçerli olması yönündeki uygulamanın kabul edilir olmadığını belirten Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Ortada bir sosyal gerçeklik var. Bu sosyal gerçeklikte çalışanlar yemek kartlarında kullanmadıkları büyük kısmı marketlerde gıda alışverişi yaparak mutfak masrafları için kullanıyorlar. Bu ücretlerin yetersizliği, evlerinin geçimini sağlayamamakla ilgili bir durumdur. Böyle bir sosyal gerçeklik varken komisyon ücretlerinin yüksekliği bahane edilerek bu kartların sadece restoranlarda kullanılır hale getirilmeye çalışılmasını kabul etmemiz mümkün değil” dedi. Bunun ekonominin serbest kurallarla işlemesi gerçeğine de aykırı olduğunu vurgulayan Deniz, “Her şeyden önce ekonomide taraflar aralarındaki kuralları kendileri serbestçe belirleyebildikleri oranda ekonomi gelişir. Deniz, illa amaca yönelik bir sınırlandırma getirilmek isteniyorsa gıda olmak kaydıyla her türlü alışverişte yemek kartlarının kullanılabilmesi gerektiğini savunuyor. Bu kartları sanal para olarak da değerlendirmenin mümkün olduğunu ifade eden Deniz, “Çalışana verilen karttaki miktarın kişinin istediği sektörde kullanabilmesinin önüne geçilmesini uygun bulmuyoruz” diye konuştu.

Tüketici hakları bakımından sınırlayıcı yaklaşımları kabul edemeyiz”
Sosyal güvenlik prim alacağı veya gelir vergisi gibi bir kayıp söz konusu ise bu devletle işveren arasındaki ilişki içerisinde çözülmesi gereken bir konudur diyen Deniz, “Bunun faturası asla ve asla bu kartları kullanan tüketicilere sınırlandırma getirilerek çözülmez. Bir an için böyle bir şey olduğunu kabul etsek bile tüketiciler bu kartları sadece restoranlarda kullanacaklarsa aynı SGK ve gelir vergisi kaybı devlet açısından gene söz konusu olacaktır. Burada çözüm işverenle devlet arasında hazinenin kaybı varsa o kaybın işverenden tahsili yönünde çözümler üreterek sağlanmalıdır. Bunun dışındaki yaklaşımları ekonomiye gereksiz müdahale ve tüketici hakları bakımından da sınırlayıcı ve tüketicinin işini zorlaştırıcı bir durum olarak görmekteyiz” dedi.

Yemek kartı uygulamasının, kendi bünyesinde çalışanlara yemek vermeyen işletmelerin kullandığı bir ödeme aracı olduğunu aktaran Tüketici Hareketi Derneği Genel Başkanı Cüneyt Köşe, “Anlaşmalı restoranlar, yabancı şirketlerin Avrupa’da yüzde 2-3 komisyonlar alırken Türkiye’de yüzde 10 civarında komisyon alınmasına karşı çıkmaktadırlar bu sistemin baştan aşağı değişmesini istemektedirler” diye konuştu. Dünyada uygulanan komisyon oranları maksimum yüzde 3 seviyesinde olmasına rağmen özellikle yurt dışı menşei olan firmaların Türkiye’de bu oranı 9-10 seviyesinde uygulamasını bir sömürü şekli olarak değerlendiren Köşe, “Tüketici Hareketi olarak, çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi için seferberlik ilan edilmesinden yanayız. Türkiye’de bu işin mevzuatı yok. Restoran ve lokanta sektörü, marketler ve vatandaş da zarar görmektedir” diye konuştu.

4 Ocak 2018 Perşembe

Gramaj oyununa dikkat! ‘Ekmeğinizi çaldırmayın’

Yönetmeliğe göre 250 gram olması gerek ekmek, 190-250 gram arasında üretiliyor ve aynı fiyata satılıyor. Ekmekte gramaj hilesine tepki yağıyor.

Mevcut uygulamaya göre İstanbul’da 250 gram üretilen ekmeğin 1,25 TL’ye satılması gerekirken bazı bölgelerde düşük gramajlı ekmeklerin aynı fiyata satılması tepkilere neden oldu. Özellikle Bağcılar ve Fatih bölgelerinde düşük gramajlı ekmek satışına tepki gösteren vatandaşlar, bu tür yerlerin tespit edilerek yaptırım uygulanmasını talep etti. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Halil İbrahim Balcı, fırıncıların tariflere uymakla yükümlü olduğunu belirtti. Tarifelere uymayanların cezalarla karşılaşacağını vurgulayan Balcı, “Yeni yönetmelik ile ‘200 gram ve 10 gram katları’ ekmek üretimi öngörülüyor. Bu gramlara göre üretim yapılması amaçlanıyor. Yönetmeliğe aldırış etmeyenlere ise yaptırım uygulanıyor” dedi.

EKSİK GRAMAJIN CEZASI AĞIR
İstanbul hariç tüm illerde tarifeye göre ekmek üretildiğini dile getiren Balcı, şöyle devam etti: “300 gram ekmeğin fiyatının 1,5 lira olarak belirlendiği Sakarya’da 280 gram üretim yapanlara ceza kesilir. 250 gram ekmeğin 1,25 liradan satışa sunulduğu bir şehirde 240 gram ekmek üretilmesinin yaptırımı 16 bin 28 liradır. İstanbul’da bazı fırıncılar tarife almadan üretim yapmış. Bu illegal bir uygulama. Uygulamaya karşı İstanbul Tarım İl Müdürlüğü’ne şikâyette bulunduk, gereken denetimlerin yapılmasını talep ettik. 200 gram tarifesi olmadan 200 gram ekmek üretilemez. Üretenler eksik gramajdan 16 bin 28 lira ceza alır.”

YÖNETMELİK YANLIŞ ANLAŞILIYOR
Yeni yönetmeliğin yanlış anlaşıldığını ifade eden Balcı, şunları söyledi: “Yani ‘ülkenin tamamında 200 gram ekmek üretilecek’ algısı yanlış. Tarifede daha evvel ‘250 gram ve 50 katları’ ekmek üretimi esas alınıyordu. Tabii 250 gram da, 400 gram da ekmek tarifesi alan şehirlerimiz vardı. Bu sınırlar dâhilinde üretim yapılıyordu. Yeni yönetmeliğe göre de esnaf talep ederse ilgili kurumdan 200 gram, 1 lira, 300 gram 1,5 lira, 400 gram 2 lira tarife alabilir. Ama tarifede 200 gram yazmadan, 200 gram tarifesi almadan üretim yapılması legal değil. Örneğin Kocaeli’nde 250 gram ekmek 1,25 liradır, 230 gram üretim yapan fırına rastlayamazsınız.”

‘Şikayette bulunun’ çağrısı
Tüketiciler Birliği Federasyonu Bülent Deniz ise ekmeğin gramajı konusunda tüketicilerin şüphelerinin bulunduğuna işaret ederek, “İlan edilen gramajlarda ekmeğin satılması gerekiyor. Taahhüt edilenin altında gramajlarla üretim ve satış yapmak tüketiciyi aldatmaktır. Tüketicilerin ‘ekmek fırında 250 gram, eve geldim 200 gram diye yakınmaları var. Ekmeğin kimyasallarla gramajının şişirildiği iddiaları artıyor. Bunun kontrolünün fırıncılar odaları, yerel yönetimler ve tarım müdürlükleri tarafından yapılmalıdır” dedi. Gramaj oyununun münferit olması temennisinde bulunan Deniz, tüketicilere “Fırıncılar odalarına ve belediyelere şüphelerinizi veya şikâyetlerinizi bildirin. Denetimlerin ve yaptırımların uygulanmasını talep edin” diye seslendi.

Ekmek yönetmeliği değişti
-Ekmekte yeni tebliğe göre en az 250 gram olarak üretilmesi zorunlu olan ekmeğin, en az 200 gram olarak üretilebileceği açıklandı.

-250 gram ekmeğin 1,25 TL’den, 200 gram ekmeğin de 1 TL’den satılacağı bildirildi.

-Türkiye’de her sene kişi başı ortalama 200 kilo ekmek tüketiliyor.

-Türkiye’yi 100 kilo ile Almanya ve 90 kilo ile Rusya takip ediyor.

04.01.2017, Sinan Bakır, Yeni Akit, 

15 Aralık 2017 Cuma

Bir sabah icra gelebilir

TBBM'den geçen Torba Yasa ile firmalar, Tüketici Kanunu ve Yargıtay kararlarına rağmen alacakları için mahkeme kararı olmadan icraya gidebilecek. "Alacağım var iddiası" ile yapılacak ilamsız icralar, dolandırıcılar için yeni ekmek kapısı olacak.

TBMM Genel Kurulunda geçtiğimiz hafta kabul edilen torba yasada tüketicileri yakından ilgilendiren iki maddede değişiklik yapıldı.

Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru sınırı altı bin liraya yükseltildi. Başvuru sınırının arttırılması, tüketici lehine olan bir değişiklik olarak yorumlandı. Ancak torba yasa ile yapılan diğer değişiklikle, tüketicileri zorlu günler bekliyor.

Alacakları 3 bin 600 TL’nin altında olan kurumlar, mahkeme kararı olmadan ‘ilamsız icraya’ gidemiyorlardı. Yapılan değişiklikle bunun önü açıldı. Artık şirketler, yeni düzenlemeyle, altı bin liranın altındaki alacakları için mahkeme kararı olmaksızın tüketicilerin ev ve işyerlerine icraya gidebilecek.

Ak Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş imzasıyla verilen değişiklik önergesinin gerekçesi ise eşitsizlik ve tüketici hakem heyetlerinin iş yükü olarak gösterildi. Tüketici dernekleri ise yapılan değişikliğe tepkili.

“Yapılan değişiklik tüketicinin aleyhine”
Konuyla ilgili görüştüğümüz Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, vatandaşa itiraz hakkı tanınmadan icra yolunun açıldığının altını çizerek “firmalar, Tüketici Kanunu Yargıtay kararları gereğince, belirli miktara kadar olan alacaklarının tahsili için doğrudan Tüketici Hakem Heyeti önüne getirmek zorunda kalıyordu. Böylelikle ayıplı mala karşı ve yıllar öncesinden ödenmemiş fatura gerekçesiyle para talep eden firmalara karşı zaman aşımı gibi itirazlarda bulunulması söz konusu oluyor, mağduriyetler önleniyordu” dedi.

“Yüz binlerce tüketici hakkında yağmur gibi icra takipleri başlayacaktır”
Deniz, firmaların yoğun kulis yaptığını iddia ederek muhalefet vekillerini de eleştirdi “Anlaşılan o ki, özellikle bankalar, elektrik ve GSM firmaları metinde olmayan ve komisyon aşamasında eklenen bu madde için yoğun çaba harcamışlar. Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde, muhalefet partisi milletvekillerinin bile bu madde üzerinde hiç görüş bildirmemelerini de hayretle karşılıyoruz. Açıkçası muhalefet partileri dahi bu düzenlemenin tüketici haklarına vuracağı darbenin farkında olmamışlar”

“Art niyetli firmaların ve dolandırıcıların ekmeğine yağ sürdü"
Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) Genel Başkanı Fatih Dinler, yeni çıkan torba yasayla artık firmaların icra takibi için hakem heyetlerine gitme zorunluluğunun kaldırıldığını belirterek, “Bu durum art niyetli firmaların ve dolandırıcıların ekmeğine yağ sürdü. Tüketicilerin yasal olarak mücadele gücünü kıracak ve mağdur olmalarına seyirci kalacak bir düzenleme yapmak kendini her geçen gün geliştiren bilinçli ve güçlü tüketiciye karşı yapılan direnç kırma gösterisidir” dedi.

Hak arama sürecini kolaylaştıran onlarca değişik düzenlemenin yapıldığı tüketicinin korunması yasalarına karşı böyle bir anti-tüketici yasası çıkarmanın süreci 20 yıl geriye götüreceğini ileri süren Dinler, “tüketiciyi, satıcı ve sağlayıcı ile eşit gören bir anlayışın yeniden hortlaması açıkçası bizleri tedirgin etmiştir” diye konuştu.

“İlamsız takiplere itiraz edin”
Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) Genel Başkanı Aziz Koçal ise "6502 sayılı tüketicinin Korunması Hakkındaki kanunun 68.ci maddesinin 1.ci fıkrasına “Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla” ilavesi, tüketicileri mağdur edecektir” dedi.

Koçal, tüketici derneklerine de görev verilmesini isteyerek şunları söyledi“Gerekçede yazıldığı üzere Tüketici Hakem Heyetlerinin yükü hafifletilmek isteniyor ise, sahada olan aktif çalışan tüketici derneklerinde oluşturulacak komisyonlarda ön inceleme ve uzlaştırma yolunun önü açılmalı. Bunun için tarafların bir araya gelerek gerekli yasal düzenleme çalışması yapılmalı.”

“E-devlete her hafta bakın”
Yapılan değişiklikle tüketici haklarının torba yasada boğulduğunu belirten Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise şöyle konuştu:“İlamsız Takip ile icra dosyası açılması esnasında alacak iddiasında bulunan kişiden ispat edici belge istenmediğinden artık dolandırıcılar da dahil olmak üzere herkes tüketici aleyhine icra takibi başlatabilecek”

Ağaoğlu vatandaşların en az haftada bir kez e-devlet üzerinden kendileri hakkında başlatılmış takip var mı? diye sorgulaması gerektiğini; varsa, icra takibine itiraz etmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca MERNİS adreslerinin de mutlaka güncellenmesi gerektiğini söyledi.

11.12.2017, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/bir-sabah-icra-gelebilir/125/

Devlet 'PARDON' Bile Demedi

Müvekkilin ödemesi gereken harç, yanlışlıkla vekili olan avukata tahakkuk ettirilirse ve maliye dokuz yıl sonra avukat hakkında icra takibi başlatıp avukatın banka hesaplarına e-haciz uygularsa, neler olur? Bütün bunlar, aynı zamanda Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı da olan Av. Mehmet Bülent Deniz’in başına geldi.

İstanbul’da 29 yıldır avukatlık mesleğini icra eden Mehmet Bülent Deniz, aynı zamanda Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanlığını da yürütüyor. Tüketici hakları, insan hakları ve hasta hakları alanında yaptığı mücadele ve çalışmalarıyla kamuoyunun yakından tanıdığı Deniz, bu nedenle uzun yıllar çok sayıda kişinin mağduriyetine tanıklık etmiş ve bu mağduriyetlerin ortadan kalkması için çaba harcamış.

Geçtiğimiz günlerde kendisi de, bir mağduriyet yaşadı ve bunu sosyal medya aracılığı ile duyurdu. Bir memurun hatası yüzünden banka hesaplarına e-haciz konulduğunu ve beş kuruşsuz, günlerce bu yanlışlığı düzeltmek için mesai harcayacağını sosyal medya aracılığı ile duyuran Mehmet Bülent Deniz ile olayın ayrıntılarını görüştük.

“Müvekkilimin ödemesi gereken harç yanlışlıkla bana yazılmış”
Bütün avukatlar gibi müvekkilleri için icra takipleri yaptığını, davalar açtığını söyleyen Av. Mehmet Bülent Deniz, “Bizim yargı sistemimizde dava ve icra takiplerinde kaybeden tarafın, davayı açarken de, açan tarafın belli bir harcı ödemesi gerekiyor. Bir müvekkilim için 2009 yılında bir icra takibi yaptım. Bu icra takibinde, müvekkilimin ödemesi gereken bir icra harcı var. Bu harcın ödenmesi için icra dairesi, vergi dairesine bildirimde bulunmuş. Yanlışlık da burada başlıyor; bu yazıda harcı ödeyecek kişinin yani müvekkilimin ismi yerine, benim ismim yazılıyor.”

Bu yanlışlık nedeniyle kabusun başladığını belirten Deniz, “Vergi dairesi de, borçlu benmişim gibi geçtiğimiz hafta hakkımda icra takibi yaparak bankadaki tüm varlıklarıma e-haciz uyguladı. Bankadan para çekmek istediğimde durumun farkına vardım.

Bu bir yanlışlık ve yanlışlık yapılabilir ancak sonrası çok vahim. Derdimi vergi dairesine anlatmaya çalıştım, vergi dairesi de haklı olarak yazıyı yazan icra dairesinden durumu düzeltmesini istedi. 

Dosyanın 2009 yılında açılmış olması, icra dairesinin Ankara’da olması nedeniyle iletişim kurulması, dosyanın mahzenden çıkartılması, yazının düzeltilmesi gibi oldukça zaman alan ve insanı gergin hale getiren bir uygulamayla karşı karşıya kaldım” şeklinde konuştu. 

“Ankara’daki icra dairesinde faks yok”
Dosyanın eski olması nedeniyle UYAP sisteminde kayıtlı olmadığını ve dosyaya ulaşmakta zorlanıldığını belirten Deniz, “İcra dairesinin ‘evet borçlu bu kişi değildir’ diye yazı yazması ancak yazıyı fakslayacak bir fakslarının olmaması İstanbul’daki vergi dairesinin de faks dışında başka bir iletişim şeklini kabul etmemesi nedeniyle yaklaşık iki gün boyunca bu konuyu düzeltmek için çaba sarf ettim. Araya hafta sonu da girince, ben günlerce bankalardaki varlıklarıma haciz konulmuş halde, yanlışlığı düzeltmeye çalışarak geçirdim” dedi.

“Devletin kurumları da yanlışlık yapar, önemli olan sonrası”
Devletin bu tip yanlışlıklar yapmasını anlayabildiğini ifade eden Deniz, “Ancak bu yanlışlıklardan sonra devletin özür dilemesi ve telafi etmesi gerektiğini düşünüyorum. Maalesef bizim bürokratik anlayışımızda devlet bir yanlışlık yapmışsa bile bunu düzeltmesi için vatandaşın koşturmasını ve çaba sarf etmesini istiyor” diye konuştu. Yanlışlığı Ankara ve İstanbul’daki iki kurumun da açık şekilde görmesine rağmen, aradaki iletişimsizlikten dolayı gereken düzenlemenin acilen yapılamadığını söyleyen Deniz, “Konuyu sosyal medyada Adalet ve Maliye Bakanlarını da etiketleyerek paylaştım, ancak hiçbir tepki gelmedi.

Konuyu öğrenen yakınlarımın ‘senin başına bu geliyorsa bizim başımıza gelse ne yaparız’ diye hayıflandıklarını gördüm. Bence bu, çok daha vahim bir durum. Çünkü hakkını aramak noktasında kendine güveni olmayan vatandaşların başına böyle bir şey geldiğinde, durum daha da kötü sonuçlar doğurabilecektir”. dedi.

“Bankalar nezdinde kredibilitem ve sosyal itibarım sarsıldı”
Avukatlık gibi güven gerektiren bir meslek icra ettiğinin altını çizen Deniz sözlerini şöyle bitirdi: “Bankalar nezdinde kredibilitem ve yatırımcı notum sarsıldı, 'devlete borcu olan vatandaş' konumuna düşürüldüm. Aynı zamanda sosyal itibarım da zedelendi. Devletin yaptığı yanlışlık yüzünden ciddi bir mağduriyet ve dört günlük bir zaman kaybı yaşadım. Hiç bir yetkiliden de, bu güne kadar bir özür bildirimi bana ulaşmadı.”

13.12.2017, Nejla Sakınmaz Tüketici Postası https://www.tuketicipostasi.com/devlet-pardon-bile-demedi/134/

10 Aralık 2017 Pazar

İnternetten Alışverişte Yeni Dönem


Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Bengütürk TV'de, 'Bahar İlik'le Gün Başlıyor'da; neden günde altı saatimizi cep telefonu ekranına bakarak geçirdiğimizi, internet satışlarında tüketiciyi koruyacak yeni düzenlemeleri anlatıyor.


07.12.2017, Bengü Türk TV.
Bahar İlik'le Gün Başlıyor