3 Şubat 2020 Pazartesi

“82 milyon tünele girdi…”


Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine yapılan zammı değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “bu zam, 82 milyona yapılmış bir zamdır” dedi. 

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine, 01.02.2020 tarihinden geçerli olmak üzere zam yapılmış ve tek yön geçiş ücreti en az 36,40 TL. olmuştur.

Avrasya Tüneli’nin hizmete girdiği ve ilk fiyat ayarlamasının yapıldığı 03.01.2017 tarihindeki geçiş ücreti 16,60 TL. dır. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarına göre, 03.01.2017 tarihinden bugüne, gerçekleşen enflasyona göre hesaplama yapıldığında bugün itibariyle geçiş ücretinin en fazla 24,40 TL. olması gerekirdi. İlan edilen yeni geçiş ücreti, olması gerekenin yüzde 49,18 üzerindedir. Yeni ücretler bu enflasyon rakamlarının hayli üzerinde olup kamusal bir hizmete, enflasyon üzerinde zam yapılması hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir.

Tüketici Birliği Federasyonu, kamusal hizmetin muhatabı olan tüketiciler adına; Avrasya Tünel geçiş ücretlerine yapılan akıldışı zammın geri alınması çağrısını güçlü bir şekilde dile getirmektedir.

Zam nedeniyle sözde kimi tüketici temsilcilerinin boykot çağrısı da talihsiz ve yanlış bir girişimdir. Geçiş garantisi sistemiyle çalışan bir işletmenin boykot edilmesi, merkezi bütçeden bu açığın kapatılması zorunluluğunu, dolayısıyla 82 milyonun etkilenmesi sonucunu doğuracaktır.

Öte yandan Tüketici Birliği Federasyonu’nun bileşeni olduğu Tüketici Konfederasyonu Girişim’i olarak 31.08.2018 tarihinde yayınlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik gereğince, yapılan zam Ticaret Bakanlığı’na şikayet edilecektir.

Mehmet Bülent Deniz

31 Ocak 2020 Cuma

Tüketici Hakları Mücadelesinde Tarihi Adım

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu (TÜÇEDEF) ve Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) tarafından Tüketici Konfederasyonu Girişimi’nin kurulduğunu açıklayan Tüketici Konfederasyonu Girişimi Dönem Sözcüsü Aziz Koçal; “tüketici hakları mücadelesinde yeni bir sayfa açılıyor, yeni bir dönem başlıyor” dedi.

Tüketici Konfederasyonu Girişimi Dönem Sözcüsü Aziz Koçal şu açıklamayı yapmıştır:

Kökeni eski dönemlere dayanan tüketici hakları mücadelesi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 90’lı yılların başından itibaren hız kazanmıştır.

Özellikle Avrupa Birliği uyum sürecinin de etkisiyle 1995 yılında çıkarılan ilk tüketici yasası, tüketicilerin temel ve evrensel tüketici haklarının varolduğu, korunmaya değer olduğunu kabul etmektedir.

Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi’nde sayılan temel ve evrensel tüketici hakları mücadelesinin “olmazsa olmaz” unsuru, tüketici örgütlenmesidir. Nitekim Anayasamızın 172. maddesi ile devletin tüketicilerin örgütlenmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmekte, yürürlükteki tüketici haklarına ilişkin tüm hukuk düzenlemelerinde de; tüketicinin, tüketici örgütleri aracılığı ile temsil edileceği önemle vurgulanmaktadır.

Bu kapsamda 90’lı yıllarda başlayan Türkiye tüketici hakları mücadelesi içinde çok sayıda tüketici derneği ve vakfı kurularak, ülkemiz tüketicisinin haklarına ulaşmaları, yaşam kalitesinin arttırılması yönünde çok başarılı çalışmalar gerçekleştirmişlerdir.

Büyüyen Türkiye, gelişen ve değişen küresel ekonomik zemin nedeniyle tüketici örgütlenmesi son on yıllık zaman diliminde, çatı örgütlerini oluşturmaya başlamış ve tüketici derneklerinin içinde olduğu tüketici federasyonları kurulmuştur. Tüketici federasyonları, özellikle kamu-sivil toplum ilişkisinde, tüketicinin temsil hakkının kullanılmasına yönelik çalışmaları ile ülkemiz tüketici hareketinin gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır.

Teknoloji ve küreselleşmedeki hızlı değişimin küresel ekonominin mimarisinde oluşturduğu değişiklik, artan nüfus hareketliliği, tüketicinin temsilinin en üst düzeyde yeniden kurgulanması gereğini de beraberinde getirmiştir. Bu gerekliliğin ortaya çıkmasıyla mevcut tüketici federasyonları, uzlaşma kültürünün deneyimini, tüketici konfederasyonu olarak yaşama geçirme yönünde çalışmalar yapmışlardır.

Gelinen aşama itibariyle işçi, memur, sanayici, esnaf ve tacirin örgütlenmesinde konfederasyon noktasına ulaşan örgütlenme modeli, Türkiye’de ilk kez nüfusun tamamının oluşturduğu tüketici kitlesi için de yaşama geçirilmektedir.

Bu çalışmalar sonucunda; Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu (TÜÇEDEF) ve Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Tüketici Konfederasyonu Girişimi’ni oluşturmuş bulunmaktadır. Tüketici Konfederasyonu Girişimi hedeflenen noktaya olan yolculuğunu, önümüzdeki aylarda başarı ile sonuçlandırmak ve ülkemizin ilk Tüketici Konfederasyonu’nu kurumsal olarak yapılandırmak kararlılığındadır.

Sivil toplum örgütü anlayışındaki mutabakat ve her türlü farklılığın, Tüketici Konfederasyonu Girişimi çalışmasını zenginleştirecek, değerli ve önemli bir kazanım olduğuna ilişkin temel kabulden yola çıkarak;

Eşit paydaş anlayışı ve uzlaşma kültürü ekseninde; tüketici örgütlenmesini konfederasyon seviyesine ulaştırmanın, ülkemiz tüketicisinin hak arayışına ilişkin mücadelede daha yetkin ve kuşatıcı olacağına,

Tüketici Konfederasyonu Girişimi olarak kamu otoritesi nezdinde konfederasyon kimliği ile gerçekleştireceğimiz daha kuşatıcı tüketici temsiliyeti ile karar alma mekanizmalarına toplumun iradesinin etkin şekilde yansımasında çok önemli katkılar yapacağımıza inanıyoruz.

Tüketici Konfederasyonu Girişimi ve sonrasında planlandığı gibi bu birlikteliğin konfederasyon kimliğine bürünmesiyle ülkemizde çalışma gerçekleştiren çok sayıdaki tüketici örgütünün tek bir çatı altında güçlerini birleştirecek olmaları sağlanacak, tüketici hakları mücadelesi daha etkin ve sonuç getirecek bir kulvarda yoluna devam edecektir. Bu çerçevede federasyon niteliğindeki tüketici örgütlerinin Tüketici Konfederasyonu Girişimi bünyesinde birlikteliğinin önemli ve gerekli olduğunu değerlendiriyoruz.

Küreselleşen ekonomide ve özellikle AB uyum sürecinde tüketicinin uluslararası zeminde konfederasyon eliyle temsili ve iletişimin önemli olduğu kuşkusuzdur. Tüketici Konfederasyonu Girişimi, bu önemli işlevi yerine getirme konusunda kararlıdır.

Türkiye tüketici hareketinde tarihi bir adım olarak nitelendirdiğimiz Tüketici Konfederasyonu Girişimi’nın ülkemizin demokratikleşme, haklarımızın korunması ve uygarlık sürecinde ilerleyişine katkı sağlayacağına olan inancımız tamdır. 

Tüketici Konfederasyonu Girişimi adına
Dönem Sözcüsü
Aziz Koçal

27 Ocak 2020 Pazartesi

“Elazığ/Malatya Depremi Sınavı…”

Elazığ/Malatya Depremi sonrasındaki gelişmeleri değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ülke olarak bu depremde yaşanan gelişmeler umut vericidir” dedi. 

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Hepimizi acıya boğan Elazığ/Malatya Depremi nedeniyle yaşamını kaybeden yurttaşlarımıza rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Ülkemizin başı sağolsun.

Depremden oldukça kısa bir süre sonra, son derece hızlı ve etkin bir şekilde başlayan arama-kurtarma çalışmaları, deprem nedeniyle dışarda kalan binlerce insanın barınma, gıda ve sağlık gereksinimlerinin planlı bir şekilde karşılanmaya başlamış olması, daha önce yaşanan deprem felâketlerinden ülke olarak olumlu dersler çıkarıldığını göstermektedir. Onlarca yurttaşımızın enkazdan sağ olarak kurtarılması, bu sınavı başarıyla verdiğimizin somut örneğidir.

Öte yandan yaşanan felâket sonrasında, ülkemiz insanının göstermiş olduğu dayanışma ve birlik duygusu, mutluluk kaynağıdır.
Tüketici Birliği Federasyonu, acıda ortaklaşma ve dayanışma duygusunu içtenlikle desteklemektedir.

Büyük bir kentlerimizde yaşanması olası, daha şiddetli ve yıkıcı bir deprem ile ölçek, kapsadığı coğrafya ve etkilenen nüfus bakımından kıyaslamak mümkün olmamakla birlikte, deprem için devletin ve sivil toplumun geçmişten bugüne olumlu adımlar attığı ve hazırlık yapıldığı somut olarak ortadadır. Bu konuda düşünen, planlayan, hazırlık yapan görevli, sorumlu, yetkili, kamu ve sivil tüm kişilere teşekkür ediyoruz.

Ülke gündeminde olan İstanbul Depremi için yapılan hazırlıklara yön verecek Elazığ/Malatya Depremi sınavı sonrası, Tüketici Birliği Federasyonu olarak; 
1-Marmara bölgesindeki yerleşimin azaltılması,
2-Marmara bölgesindeki ticaret, sanayi ve finans yoğunluğunun Anadoluya hızlı bir şekilde taşınması,
3-Depremin değil binaların öldürdüğü gerçeğinin bir kez daha anlaşılmış olması nedeniyle merkezi yönetim/yerel yönetim işbirliği ile kamu ve özel tüm bina stokunun depreme dayanıklılık taramasından geçirilmesi, depreme dayanıklılık testinden geçemeyen binaların yıkılması veya iyileştirilmesi konusunda sıfır tolerans ilkesiyle hareket edilmesi,
4-Arama-kurtarma ve deprem sonrası yardımlar için başta AFAD olmak üzere kamu ve sivil oluşumların yeteneklerinin geliştirilmesi için kamu kaynaklarının arttırılması gerekliliğini bir kez daha önemle hatırlatıyoruz.

Mehmet Bülent Deniz

Tüketici Güven Endeksi yerinde saydı

TÜİK, Tüketici Güven Endeksi'ni açıkladı. Açıklanan veriye göre tüketici güveni 58.82 oldu. Bir önceki ay olan 2019/Aralık ayında bu rakam 58.77 olarak açıklanmıştı. Açıklanan bu veri ne anlama geliyor? Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz anlatıyor.




23.01.2020, Tüketici Postası, https://www.tuketicipostasi.com/tuketici-guven-endeksi-yerinde-saydi/5625/

22 Ocak 2020 Çarşamba

“üşüyoruz, tepkiliyiz”

Yüksek doğalgaz faturaların değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “doğalgaz tüketiminden alınan KDV oranı derhal düşürülmelidir” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

2020/Ocak ayında tüketiciye gönderilen doğalgaz tüketimine ilişkin faturalar tüketicilerde büyük tepkiye yol açmıştır. Geçen yılın aynı dönemindeki doğalgaz faturası ile son faturası arasındaki miktarı karşılaştıran tüketiciler, aradaki büyük uçurum nedeniyle şok içindedirler.

Bu yıl kış mevsiminin, geçtiğimiz yıllara göre daha sıcak geçiyor olması, ülkemizin batı kesiminde henüz kar yağışının başlamamış olmaması, deyim yerindeyse kara kışın henüz gelmediği bir dönemde, tüketiciye gönderilen doğalgaz faturası, çok sayıda aile için ödeme olanaklarının üzerindedir. Kış koşullarının ağırlaşması durumunda, ödenecek doğalgaz faturasının daha da artacağı açıktır.

TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon rakamı 2019 yılı için yüzde 11,84’dür. Bu rakam esas alınarak çalışan kesimin ücretlerinin belirlendiği bir ortamda, doğalgaz tüketim bedelindeki yüzde 45 civarındaki artışın kabul edilebilir, açıklanabilir bir yanı bulunmamaktadır.

Doğalgaz tüketimi, tüketicinin yaşamını sürdürmek için tüketmek zorunda olduğu tüketim kalemleri arasındadır. Bu nedenle tüketicilerin yoğun tepkisine neden olan doğalgaz faturalarındaki miktarın makul seviyelere çekilmesi, 2019/Ocak döneminde olduğu gibi birim fiyatlarda indirime gidilmelidir. Bu olanaklı değilse, doğalgaz tüketiminden alınan KDV’nin yüzde 18 olarak uygulanmasından derhal vazgeçilmelidir. Temel tüketim kalemi olan doğalgaz tüketiminden hiç vergi alınmamalı veya KDV oranı yüzde 1 olarak uygulanmalıdır.

Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

19 Ocak 2020 Pazar

Almanlar yapmış


1976 77, 11-12 yaşlarındayım…

O dönem Türkiye çocuklarının oyuncak hayali yürüyen bebek, rayda giden tren.
Olanı ise, mantar tabancası, patlangaçlar, bez bebekler.
Üzerine basınca viyaklayan bebek bile lüks...

Almanya’dayım.
Birbirine eklendiğinde elips şeklinde minyatür demiryolu haline dönüşen raylar, iki vagon ve bir lokomotif, cicili bir kutunun içinde.
Uzanıp alıveriyorum.

İlkel bir elektrik bağlantısı, raylar ucuca, lokomotif ve ve vagonlar klipsle birbirine eklenir.
Sonra güç düğmesi çevrilir. Üç küçük tren aparatı rayların üzerinde dönüp durur. 
Türkiye'nin şanslı çocuklarından biriydim, epeyi oynadım.

Görseldeki  lokomotif, yıllarca oynadığım o lokomotif.
Üzerindeki işçiliğin inceliği bir yana, hala çalışıyor.

Neredeyse 45 yıl sonra çalışan bir oyuncak.
Almanlar yapmış abi…

15 Aralık 2019 Pazar

Yılın son fırsatçı kampanyalarına kanmayın

Yılbaşı bahanesiyle yapılan indirim oyunlarına dikkati çeken Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, tüketicileri hilelere karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı.

Yılbaşına doğru açıklanan “İki al bir öde” veya “Bir alana bir bedava” başlıklı indirim oyunları pek çok şikâyete konu oluyor. Bu oyunlara son verilmesini isteyen bilinçli tüketiciler; sosyal medyadan “Yine kandırılıyoruz”, “Dolandırıcılar devrede” ve “İndirimle değil, bindirimle karşı karşıyayız” paylaşımlarında bulunuyor.

Hilelerin ardı arkası kesilmiyor
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Yeni Akit’e yaptığı açıklamada indirim hilelerinin ardı arkasının kesilmediğini belirtti. Tüketicileri hilelere karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağıran Deniz, “Ne yazık ki, ‘Black Friday’ yahut ‘Efsane Cuma’ saçmalığını sözde yılbaşı indirimleri takip ediyor. Bu sanal indirimlerle depoda kalan, stokta olan ürünleri satmak hedefleniyor” dedi. Elektronik cihazlardan örnek veren Deniz, şu ifadeleri kullandı:

Kritik uyarı
“Bazı tekno marketlerde indirimli olarak lanse edilen ve 10 liradan satılan bir ürün 2020 başlarında 2 liradan fiyatlanacaktır. Çünkü raflara bu ürünün yenisi, bir üst modeli gelecektir. Onun için uyanık olmakta fayda var. Öbür taraftan indirimlerin sanal olabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda mağazalarda ve vitrinlerde yer alan ‘Yüzde 80 indirim’ ya da ‘İki al bir öde’ yazılarına kuşkuyla bakılmalı, kampanya öncesi fiyatlar araştırılmalıdır.” Bilinçli tüketimin önemini vurgulayan Deniz, “Mutlaka ve mutlaka ihtiyaç duyulan ürünler satın alınmalıdır. İsraftan kaçınılmalıdır. Sırf iskontolu ya da uygun fiyatlı diye bir ürünü almanın doğru bir tutum olmadığı bilinmelidir” diye ekledi.

Yalancı indirimlere dikkat
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise ‘Şahane Cuma’ gibi yalancı indirimler ve ‘Muhteşem Yıl’ benzeri kampanyalarla tüketim çılgınlığının tetiklendiğini söyledi. Vatandaşlara “İndirimli pantolon, sweatshirt, ayakkabı, telefon ve tabletlerin fiyatlarını; muadillerinin bedellerini araştırın. Gerek duyacağınız, kullanacağınız ürünleri tercih edin” diye seslenen Ağaoğlu, şöyle devam etti: “Şu aşamada ilgili merciler tarafından da denetimlere, teftişlere büyük önem verilmelidir. Ürün ve fiyat kontrolleri artırılmalıdır. Art niyetlilerin ve vurguncuların ceplere el atmalarının; halkı yolmalarının önüne geçilmelidir. Ve tüketiciler müfettişler gibi davranmalı, fiyatlarıyla oynanan ürünlerin fotoğraflarını çekmeli, faturalarını ekleyip Ticaret Bakanlığı’na iletmelidir. Ya bakanlığa telefon açmalı veya mobil uygulama HFA-Bildirim’e şikâyette bulunmalıdır.”

15.12.2019, BUğra Kardan, Yeni Akit

Sahte kozmetik tehdidi

Bütün dünya sahte kozmetik ürünlerinin istilası altında. Merdiven altında, yasaklı maddelerle üretilen makyaj malzemeleri ve diğer bakım ürünleri karşımıza artık sadece semt pazarlarında değil, sosyal medya ve alışveriş sitelerinde de çıkıyor. Netflix’in yeni belgeseli ‘Broken’ da meseleyi yeniden gündeme getirdi. ‘Broken’ vesilesiyle, Türkiye’nin sahte kozmetik karnesini mercek altına aldık.

Katkıda bulunanlar
Kimyagerler Derneği Marmara Şube Başkanı Ahmet Aktaş
YouTuber Su Hakgüden (@londradabirturkkizi)
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz
Dermotoloji Uzmanı Figen Akın

Kozmetik ürünleri, artık bir sosyal statü simgesi mi?
- Evet ve kozmetik ‘lüks’ katagorisinde olduğu sürece böyle olmaya devam edecek. Bunda markaların reklam politikaları da pay sahibi. Ruju, parfümü veya ojeyi bir yaşam stili, bir sosyal statü satıyormuşçasına tanıtıyorlar. Ferrari mi sürüyorsun ruj mu belli değil! (Su Hakgüden)

Sahte ürünler Çin’den mi geliyor?
- Uzakdoğu’dan gelen ürünler de var ama Türkiye pazarına sürülen sahte ürünlerin önemli bir kısmı ülkemizde merdiven altında üretiliyor. Kozmetik ürünler için marka sadakati çok düşük olduğundan tüketici algısını etkileyebilen her marka sektörde kendine yer bulabiliyor. Pazara her gün yeni firmalar, yeni ürünler giriyor. (Ahmet Aktaş)

Bu ürünlerin içeriğinde hangi maddeler var, sağlığımızı nasıl etkiliyorlar?
- Yüksek oranda kullanıldığında kalp krizi riskini artıran Minoxidil, onarılması zor cilt yanmalarına neden olan TCA, arsenik ve kurşun gibi ağır metaller... Kozmetikte yasaklı olan bütün maddeler var ve bu maddeler nefes problemine de neden oluyor. Epilasyon öncesi ağrıyı gidermek için kullanılan bir krem, yüksek dozda kullanılırsa kalp hastalığı ve dolaşım bozukluğuna sebep olabiliyor. Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na kayıt yaptırmış firmaların üretim yerlerini denetliyor ama ithal edilen kozmetik ürünlerinin üretim yerleri denetlenemiyor. (Ahmet Aktaş)

- Örneğin bergamot yağı ve Peru balsamı ciltte iritasyona yol açar, ruj ve farları bu bölgelerin derisi ince olduğundan kolayca emilir ve egzamaya yol açar. Bu ürünlerin içinde sentetik kimyasallar ve petrol yan ürünleri var ve kandan emilerek sistemik dolaşıma karışır ve kanserlere yol açabilir. Bu ürünler vücutta yabancı protein gibi algılanarak romatizmal bir rahatsızlık olan Kelebek (Sistemik Lupus) hastalığını da tetikleyebilir. (Figen Akın)

Bu etkileri bilinmesine rağmen sahte kozmetik ürünlerine ilgi neden azalmıyor?
- Bu ürünler, insanların istediği statüde gözükmesine yardımcı olduğu için revaçta. Sen de onun kullandığı o pahalı ürünü kullanıyorsun, senin dudakların da aynı renk, sen de aynı kokuyorsun, aynı hayatı yaşaman için adım adım ilerliyorsun. Ambalajı, görüntüsü aynı, makyaj masanı zengin ve kaliteli gösteriyor. Bu ürünleri kullananlar, başlarına bir şey gelmeyeceğine inanmak istiyor. Orijinal olmuyorsa sahte olsun kim bilecek? İnsanlar sağlık sorunu olmadığı zaman hayatlarını riske atabiliyor. Ama er ya da geç bir şey oluyor, o ayrı. (Su Hakgüden)

Tüketici Birliği Federasyonu’na sahte kozmetik ürünleriyle ilgili çok şikayet geliyor mu?
- Evet, çok fazla. Kozmetik şu an ekonominin temel motorlarından biri. Markalı, tescilli kozmetik ürünlerinin fiyatı vatandaşların alım gücünün üzerinde olduğu için insanlar daha ucuz kozmetik arayışına giriyor. Türkiye’deki tüketiciler sahte bir üründen memnun kalmadıklarında, başka bir sahte ürün almaktan vazgeçmiyor. Sosyal medyada ve semt pazarlarında çok satılan bu ürünlerden korunmak için pahalı ama daha az sayıda ürün almaktan, araştırma yapmaktan ve etiket okumaktan başka çare yok. Bilim dünyası kelliğe bir çözüm bulabilmiş değil ama üzerinde ‘kelliğe çözüm’ yazan ürünler çok satılıyor, insanların sağlığı bozuluyor. Ambalajın arkasında ruhsat bilgisi var mı bakın; yoksa almayın. (Mehmet Bülent Deniz)

- Sahte ürünleri gerçeğinden ayırmak zor olabilir. Üretici firmanın güvenirliği oldukça önemli; güçlü araştırma laboratuvarları olan bilinen markalardan şaşmayın. (Figen Akın)

14.12.2019, İpek İzci, Hürriyet

28 Kasım 2019 Perşembe

Efsane Cuma'dan, Siber Pazartesi'ye

Kasım ayının son Cuma'sı.
Alışveriş çılgınlığının zirve yaptığı gün.
Bugünlerde ne yapmalı? İşte sorunun cevabı...

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Cem Seymen'le A'dan Z'ye de anlatıyor.

27.11.2019, CNN Türk, Cem Seymen'le A'dan Z'ye

Black Friday'a Dikkat

Alışveriş çılgınlığında zirve.
Kasım'ın son Cuma günü...
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz uyarıyor.

26.11.2019, CNN Türk