14 Kasım 2012 Çarşamba

Yeni Tüketici Kanunu Yılan Hikayesine Döndü

Tüketicilerin korunmasına ilişkin hazırlanan yeni kanun tasarısı bir türlü çıkarılamıyor. CHP'li Öğüt yeni hazırlanan tasarının da diğeri gibi kadük olacağını ifade ederken, TBF Başkanı Deniz sürenin uzamasını sermaye çevrelerinin lobi faaliyetlerine bağladı
 
Tüketicinin korunması hakkındaki kanun ile ilgili tartışmalar bitmiyor. CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt'ün konuyla ilgili önergesine yanıt veren Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, yeni bir kanun taslağı hazırlandığını ve taslağın 2012 yılı sonuna kadar Başbakanlığa sunulacağını söyledi. Tüketici dernekleri başta olmak üzere milyonlarca vatandaşın merakla beklediği Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile ilgili önerge veren CHP'li Öğüt, daha önceki taslağın 24 Nisan 2009'da Başbakanlığa gönderildiğini ancak kanunun Eylül 2010 itibariyle kadük olduğunu hatırlattı.
Kanunun aradan geçen zaman içinde neden çıkarılamadığını soran CHP'li Öğüt'e, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı imzasıyla gelen yanıtta, bir önceki yasa tasarısının kadük olduğu kabul edilerek,  "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı taslağına ilişkin yasalaşma süreci tamamlanamamıştır" dendi. Yazıcı cevabında, mevcut yasada değişiklik yapılması yerine, yasanın tamamen kaldırılarak yeni bir yasa hazırlanması sürecine girildiğini ifade etti. Yazıcı, son şekli verilen kanun taslağının  2012 yılı sonuna kadar Başbakanlığa sunulacağını söyledi.
'İkinci kez kadük olacak'
Bakanlığın verdiği cevabı değerlendiren CHP'li Öğüt, ortaya çıkan durumun kanundaki değişikliklerin gerçekleşmesi konusunda kuşkular yarattığını ve tasarı taslağının Başbakanlığa net olarak sevk tarihi verilmediği için 2. kez kadük olma durumunun söz konusu olabileceğini ifade etti. Bakan Yazıcı'nın Mart ve Nisan 2012 tarihlerinde yapıldığı belirtilen toplantılara tüketici örgütlerinin çağrılmadığını da söyleyen CHP'li Öğüt, yine tüketici örgütlerinin sigorta uyuşmazlıkları gibi olmazsa olmaz önerilerinden bir çoğunun hazırlanan taslakta bulunmaması ve tasarının ülke gerçekleri ile tüketici ihtiyaç ve taleplerini yeterince karşılamadığı konusunda ciddi kaygılar yaşandığını da belirtti.
'Şirket lobileri faaliyette'
Yeni tüketiciler kanunu ile ilgili Aydınlık'a konuşan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de, yasanın geçmesinin Başbakan Erdoğan'ın onay vermesine bağlı olduğunu belirtti. Yasanın gecikmesini başta bankalar, GSM şirketleri, TOBB, iş verenler sendikası gibi sermaye çevrelerinin lobi faaliyetlerine bağlayan Deniz, şunları kaydetti: ''Tüketici kanunu hayatın her alanını etkiliyor. Mesela ürün iadesinin bir ay değil de 50 güne çıkarılması gibi basit bir değişikliğin bile yaratacağı etki çok önemli. Daha bunun gibi sayamayacağımız birçok konu var. Bakan daha önce yasanın Temmuz'da hazır olacağını söylemişti. Kasım ayı geldi hala bir şey yok. Bu sene içerisinde yasanın çıkacağını düşünmüyorum. Zaten yasanın geçmesi için Başbakan'ın onay vermesi gerekiyor. Malum herşey ona bağlı artık. Önümüzdeki yıl yasa çıkabilir diye düşünüyorum.''
 
Recep Erçin- Aydınlık, 13 Kasım 2012

25 Ekim 2012 Perşembe

"Tüketici, Migros'u Hizaya Getirmeli..."

Başörtülü Nurdan Delibaş’ın çalışmasını engelleyerek depoya kapatan Migros’a boykot çağrısı geldi.
Başörtülü Nurdan Delibaş’ın çalışmasını engelleyerek depoya kapatan Migros’a boykot çağrısı geldi. Migros ve benzeri kuruluşların, başörtülüleri çalıştırmayıp İslami usullere göre kurban satışı ve kesimi yapabilecek kadar ikiyüzlü olduğunu vurgulayan Tüketiciler Birliği Federasyon Başkanı Bülent Deniz, “Tüketici kendi değerlerine saygı duymayan firmalarla ilgili olarak, tüketimden gelen gücünü kullanmalı ve boykot etmelidir” dedi.
Migros’un başörtülü Nurdan Delibaş’ı mağazasında çalıştırmayarak depoya kapatmasına tepkiler çığ gibi büyürken, Türkiye Tüketiciler Birliği Federasyonu’ndan boykot çağrısı geldi. Türkiye Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, tüketicilerin insanların inançlarına ve değerlerine saygı duymayan Migros ve Carrefour gibi firmaları boykot etmeleri gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin geldiği hukuk ve demokratik düzey noktasında firmaların başörtülü diye bir ayrım yapmaması gerektiğinin altını çizen Bülent Deniz, “Migros ve benzeri firmalar ne yazık ki satış yapabilmek için ateist, başörtülü, başörtüsüz ayrımı yapmıyor. Hatta onların en büyük müşterileri inancına saygı duymadığı başörtülü kesim. Fakat çalıştırmaya ve istihdama gelince veya şirket içerisinde yükselmeye gelince başörtülüler ikinci sınıf muamele görüyor. Tüketici, kendi değerlerine saygı duymayan firmalarla ilgili olarak tüketimden gelen gücünü kullanıp onları hizaya getirmelidir” dedi.
 
ALIN TERİNİZİ MİGROS’A KAPTIRMAYIN
Geçmişte bunun gibi birçok örnekle karşılaştığını vurgulayan Deniz, boykot ve tepkilerin gücünü şöyle anlattı: “Anadolu Grubu geçmişte Efes Pilsen markası için bardak altlığı yapmıştı. Orada ‘BirAllah’ diye bir slogan yazmıştı. Biz buna çok sert tepki göstererek Anadolu Grubu’na özür diletmiştik.”
Dini kimlik veya sembolleri ikinci sınıf muameleye tabi tutan firmaları eleştiren Deniz, “Bu tür firmalar, tüketicinin gücüyle karşı karşıya kaldığında çok kez geri adım atmaktadırlar. O marketlerden alışveriş yapmayacağını ilan etmek dahi onları hizaya getirir. Tüketici akıllı ve bilinçli olmalıdır. Helal mesaiyle kazandığı alın terinin karşılığı olarak aldığı parayı, kendisini ikinci sınıf olarak gören Migros’a kaptırmamalıdır” açıklamasında bulundu.
Deniz, başörtülüleri çalıştırmayan Migros ve Carrefour gibi marketlerin İslami usullere göre kurban satışı ve kesimi yapmasını da ikiyüzlülük olarak değerlendirdi.
Şuayip Albay-Yeni Akit, 25.10.2012

20 Ekim 2012 Cumartesi

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Deniz: "Konut Krizi Kapıda"

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, maket üzerinden yapılan konut satışlarının yakın bir gelecekte Türkiye'yi 1980'li yıllarda yaşanan banker krizi gibi bir durumla baş başa bırakacağını savundu.

Antalya, Gümüşhane, İstanbul, Erzurum, Kütahya ve Aksaray'da faaliyetlerini sürdüren 9 tüketici derneği, Tüketiciler Birliği Federasyonu altında bir araya geldi. Federasyonun kuruluşu Antalya'da düzenlenen törenle açıklandı.

TBF Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz, düzenlediği basın toplantısında, proje üzerinden yapılan satışlarda ev sahibi olmak isteyenlerin evin tutarı kadar senet imzaladığına değinerek, "Eğer o senet ya da çek üçüncü kişilere ciro edilirse ve karşılığı firma tarafından yatırılmazsa ev sahibi olma hayali kuranlar o senedin tamamını ödemek zorunda kalır" dedi.

Deniz, proje üzerinden satışlarda firmanın kendisine sıfır faizli, ücretsiz bir finansman yarattığına dikkati çekti. Mehmet Bülent Deniz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın konut sektörünü düzenleyici tedbirler alması gerektiğini belirterek, "Konut krizi kapıda" iddiasında bulundu.

KREDİ KARTI GİRDABI
TBF Genel Başkanı Deniz, bugün Türkiye'de 17 milyon tüketicinin cebinde 50 milyon civarında kredi kartı bulunduğunu söyledi. Kredi kartları için 'Cepte taşınan saatli bomba' benzetmesinde bulunan Deniz, "Bankacılık sektörünün kredi kartı aidatı, yıllık üyelik ücreti gibi akıl almaz uygulamalarıyla her yıl yaklaşık 2 milyar 500 milyon TL tüketicinin cebinden alınmakta. Öte yandan asgari ödeme tuzağıyla tüketiciler faiz girdabına yakalanmaktadır" diye konuştu.

Geçerli sözleşme faizi ve asgari ödeme tutarı üzerinden hesap yapıldığında kredi kartından 1000 TL harcayan ve başka hiçbir harcama yapmayan bir tüketicinin asgari tutarı ödeyerek borcunu kapatması için gerekli sürenin tam 54 ay olduğunu belirten Deniz, bu yılın Ocak-Ağustos aylarını kapsayan 8 aylık dönemde kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının, geçen yılın tamamında borcunu ödeyemeyen tüketicilerin toplamını aştığını söyledi.

http://www.bugun.com.tr/son-dakika/tuketiciler-birligi-federasyonu-baskani-deniz-konut-krizi-kapida-haberi-89820

18 Ekim 2012 Perşembe

“Türkiye’nin Gücü Harekete Geçiyor, Tüketici Haklarında Yeni Bir Dönem Başlıyor..."



Türkiye’nin çeşitli kentlerinde bulunan dokuz tüketici örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)’nun kuruluşunu açıklayan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “ülkemizin en güçlü tüketici örgütlenmesi ile Türkiye’nin gerçek gücü harekete geçiyor” dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Ülkemizde seksenli yıllarda başlayan tüketici hareketi, 1995 yılında Tüketici Yasasının yürürlüğe girmesi ile hız kazanmış, zaman içinde kurulan tüketici örgütlerinin özverili çalışmaları ile toplumda tüketici haklarına ilişkin duyarlılık oluşmaya başlamıştır.

2001 Krizi Dönüm Noktası Oldu
Özellikle 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yaşanan toplumsal buhran, kamu otoritesinin ekonomik krizden çıkabilmek adına kamusal hizmetlere birbiri ardına yaptığı insafsız zamlar, tüketici örgütlenmesindeki sürece olumlu katkı yapmıştır.

O dönemde, otoyol ve köprü geçişlerine yapılan zamlara karşı tüketici örgütlerinin açtığı davaların kazanılması ve zamların iptal edilmesi ile birlikte tüketici algısında büyük dönüşüm yaşanmış ve sadece “ayıplı, kusurlu, hatalı mal ve hizmetler”de tüketici hakkının var olduğuna ilişkin toplumsal kabul değişmiştir.

Yurttaş ve tüketici kimliği taşıyan bireyin, tüketici örgütlenmeleri eliyle siyasi iktidarların kararlarının da sorgulanabileceğine ilişkin olanağın farkına varması, “hak arayan toplum” olma sürecinde önemli bir kazanım olmuştur.

IMF/Derviş Programının Amacı: Tüketim Toplumu Oluşturmak…
Ancak küresel finans çevrelerinin IMF ve dönemin siyasi iktidar ve aktörleri eliyle ülkemize dayattığı ekonomik programın uygulanması sonucunda, toplum hızlı bir şekilde “tüketim toplumu”na dönüştürülmüştür.

Kuşkusuz bu süreç ile bankacılık sektörünün sermaye yapısının yabancılaştırılması ve ülkemiz insanının uygulanan her çeşit kampanya ve reklâmlar ile bankalara ve tüketime bağımlı insan modeli haline gelmesi amaçlanmış ve yazık ki, amaca ulaşılmıştır.

Onyedi Milyon Cepte, Elli Milyon Kredi Kartı
Şu anda onyedi milyon tüketicinin cebinde elli milyon civarında kredi kartı bulunmaktadır. Cepte taşınan bu saatli bomba ile bir yandan bankacılık sektörünün “kredi kart aidatı, yıllık üyelik ücreti …” gibi akıl almaz uygulamaları ile her yıl yaklaşık olarak iki milyar beşyüz milyon lira tüketicinin cebinden alınmakta, öte yandan “asgari ödeme” tuzağı ile tüketim insanı haline dönüşmüş olan tüketiciler, faiz girdabına yakalanmaktadır.

İnsafsız Matematik
Şu anda geçerli olan sözleşme faizi ve asgari ödeme tutarları üzerinden hesap yapıldığında;
Kredi kartından bin lira harcayan ve başkaca hiçbir harcama yapmayan tüketicinin, asgari tutarı ödeyerek borcunu kapatması için gerekli olan süre, elli dört aydır.

Ülkeyi Kredi Kartına Teslim Etmek
Kredi kartında uygulanan insafsız sözleşme ve gecikme faiz oranları, kredi kartlarından her yıl haksız olarak alınan kredi kart aidatları ve benzeri uygulamalar nedeniyle kredi kartını ödeyemeyen tüketicilerin sayısı her geçen gün hızla artmaktadır.

2012 yılının ilk sekiz ayında kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı, bir önceki yılın tamamında borcunu ödeyemeyen tüketicilerin toplamını aşmış bulunmaktadır.

Örgütümüz tarafından yapılan gözlem ve analizlere göre, Merkez Bankası kara listesine henüz girmemiş ve ancak sadece asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran tüketici sayısı dokuz milyon civarındadır.

Ülkemiz hızla bankalara bağımlı hale getirilerek, kredi kartına teslim olma yolunda ilerlemekte, bu yolla hissizleştirilen yurttaşların; zamlara, adaletsiz uygulamalara tepki vermeleri dolaylı olarak sağlanmış olmaktadır.

Kasım Ayında Kapımızı İcra Memurları Çalacak
Yine örgütümüz tarafından yapılan değerlendirmelere göre; Kasım ayından itibaren bankalar tarafından yoğun şekilde icra takipleri başlatılacak ve yüzbinlerce evin kapısı icra memurları tarafından çalınacaktır.

Bu durumun toplumsal gerginliğe yol açacağı ve ekonomik sistem dışına itilen tüketicilerin, reel sektörü de olumsuz yönde etkileyeceği kuşkusuzdur.

Çözüm, Borç Yapılandırmasında
Önceki yıllarda, TBMM. eli ile üç kez gerçekleştirilen kredi kartı borç yapılandırılması operasyonu, yapılandırma şemsiyesinin olması gerektiği gibi geniş tutulmamış olması nedeniyle beklenen yararı sağlamamıştır.

Yapılandırmalar, o anda borcunu hiç ödemeyerek temerrüde düşen tüketicileri kapsamına almış, asgari ödeme tuzağına yakalanarak, günü kurtarmaya çalışan ve bu nedenle henüz kara listelere girmeyen tüketicilerin yapılandırmadan yararlanmaları mümkün olmamıştır.

Bu nedenle yeni yasama yılında TBMM. gündeminde bulunan yeni tüketici yasası görüşmelerinde; ayak sesleri iyice yaklaşan bu toplumsal sıkıntının giderilmesi için yasal düzenleme yapılması düşünülmeli, kredi kart borç stokunun adil, kuşatıcı ve beklenen yararı sağlayacak şekilde eritilmesi için yapılandırma seçeneği ciddiyetle ele alınmalıdır.

Tüketicinin Adı Var, Kendi Yok
Devlet aygıtı içinde yer alan Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK), Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu (TAPDK), Bilgi Teknolojileri İletişim Kurulu (BTİK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve benzeri onlarca üst kurulun çalışmaları, doğrudan doğruya tüketicileri etkilemesine, kurullarda tüketici temsilcilerinin bulunması ve kurulların temel misyonlarının tüketici haklarının korunması olarak tanımlanmış olmasına rağmen, üst kurullarda tüketici temsil edilmemektedir.

Bu nedenle üst kurullarda, Vergi Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi oluşumlarda; yürürlükteki mevzuata uygun olarak, tüketicilerin örgütleri eliyle gerçekten temsili ve sürece müdahil olabilmesi sağlanmalıdır.

Tüketici Güvenliği, Sağlığı Tehdit Altında
Son dönemin temel gündemi yaşanan gıda terörüdür.
Bir yandan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile somutlaşan tüketici sağlığını tehdit eden üretim uygulamaları, diğer yandan güvenli gıdaya erişimde toplumsal adaletin sağlanamamış olması nedeniyle tüketici zor zamanlar yaşamaktadır.

Yoksulluk ve açlık sınırına ilişkin rakamların, bir önceki aya göre tüketici aleyhine seyretmesi, örgütümüz tarafından temel sorunlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Tüketici Örgütlenmesi Zayıflamakta, Zayıflatılmaktadır
Tüketicinin korunması ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerin teşvik edilmesi, Anayasanın 172. maddesi ile siyasi iktidarlara verilen bir görevdir.

Ancak geçmiş dönemde umut vaad eden tüketici örgütlenmesi sürecinin, yukarıda sadece bir bölümü sıralanan temel sorun ve gelişmeler nedeniyle zayıflamış, siyasi iktidarların bu konuda anayasanın emrini uygulamadıkları gözlenmektedir.

Sonuçta; tüketicinin, yaşam kalitesine yapılan müdahalelere tepki vermemeyi tercih etmesi gibi arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Neden TBF?
Bu temel saptama ve değerlendirmelerde bulunan ve ülkenin çeşitli kentlerinde çalışmalarını yürüten:

Anadolu Telif ve Tüketici Hakları Derneği (Antalya)
Gümüşhane Tüketici ve Çevre Haklarını Koruma Derneği (Gümüşhane)
Sivil Toplum ve Diyalog Merkezi Derneği (Antalya)
Tüketici Başvuru Merkezi Derneği (Antalya)
Tüketici Güvenliği Derneği (İstanbul)
Tüketici Hak Arama Derneği (Erzurum)
Tüketici Hakları ve Gıda Güvenliği Derneği (Antalya/Serik)
Tüketici Hareketi Derneği (Kütahya)
Tüketici ve Çevre Hareketi Derneği (Aksaray)
bir araya gelerek, Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) ismi ile çatı örgüt oluşturmuş bulunmaktadırlar.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) ile Türkiye’nin gücü harekete geçmekte, tüketici haklarında yeni bir dönem başlamaktadır.

Tüketici haklarında, yaşam kalitesi mücadelesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan Vekili İbrahim Güllü
Genel Başkan Yardımcısı Murat Köse
Genel Başkan Yardımcısı Aydın Türkmenoğlu
Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Nazlı
Genel Sekreter Semih Tömen
Genel Koordinatör Sevim Murat
gibi uzun yıllardır tüketici hareketine katkı sağlamış, sivil toplum örgütlerinde çalışma yapmış, kamuoyunun yakından bildiği, tanıdığı tüketici hareketi önderlerinin yönetimde yer aldığı ve merkezi Antalya’da bulunan Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF), her bireyin insanca ve insana yakışır kalitede yaşam sürmesi için çalışmalarını gerçekleştirecektir.

İslâm coğrafyası, Türkî Cumhuriyetler ve Avrupa Birliği’ni de görüş alanında tutan ve sadece ulusal ölçekte değil uluslararası alanda da çalışma yaparak, küresel düzene tüketici adına ve yararına müdahil olmayı hedefleyen, ülkemizin en büyük tüketici örgütlenmesi Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF)’nun ülkemiz, insanımız ve insanlık için hayırlı olmasını diliyoruz.

mehmetbülentdeniz
Genel Başkan

9 Ekim 2012 Salı

Deniz'e, Üstün Hizmet Ödülü...


Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz'e, Üstün Hizmet Ödülü verildi....
 
Erzurum'da bulunan Tüketici Hak Arama Derneği tarafındanTüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz'e, tüketici hakları alanındaki çalışmaları ve katkıları nedeniyle Üstün Hizmet Ödülü verildi.
 
Tüketici Hak Arama Derneği'nin Erzurum'daki dernek merkezinde düzenlenen törende konuşan Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay; "sayın Mehmet Bülent Deniz'in tüketici hakları ve sivil topluma ilişkin çalışmalarını, kamuoyu yakından tanımakta ve izlemektedir. Yaklaşık yirmi yıla yakın zamandır yapmış olduğu çalışmalar ile bir çok haksızlığın giderilmesini sağlayan, daha kaliteli bir yaşam için vermiş olduğu mücadelesi ile hepimize örnek olan sayın Deniz'in gayretlerini bizler de hayranlık ve ibretle izlemekteyiz.
 
Kendisini Örnek Aldık, Tüketici Hak Arama Derneği'ni Kurduk.
 Kendisi ile şahsen tanışmamış olmamıza rağmen, Mehmet Bülent Deniz'in yapmış olduğu çalışmalar, bizlerin de Erzurum'da tüketici örgütü oluşturmamızda yönlendirici ve cesaret verici bir güç olmuştur. Bu nedenle Yönetim Kurulumuz tarafından sayın Mehmet Bülent Deniz'e Üstün Hizmet Ödülü takdim edilmesine ve kendilerinin Tüketici Hak Arama Derneği Onur Üyesi olmaları için teklifte bulunulmasına karar verilmiştir" dedi.
 
Demokrasi, Tüketici Örgütlenmesinde Yeşerecektir
Çalışmalarının ödüle lâyık görülmesinden onur duyduğunu belirten Tüketici Hakları Uzmanı ve Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; "kuşkusuz tüketici hakları alanında gönüllü olarak hizmet veren çok sayıda insanın ortaya koyduğu bu kutsal çabanın en büyük ödülü; haksızlıkların giderilmesi, insan onuruna yakışır bir yaşamın herkes için olanaklı olmasıdır. Ben de, bu alanda üstün gayret gösteren tüketici hakları gönüllülerinin oluşturduğu büyük ordunun bir üyesi olarak, Tüketici Hak Arama Derneği'nin kuruluşuna hasbelkader vesile olmaktan, tüketici örgütlenmesine katkı yapmak için yola çıkan bu yeni oluşum tarafından ödüle lâyık görülmekten onur duymaktayım. Tüketici örgütlenmesinin yaygınlaşması; yurttaşın hak arama duygusunun gelişmesinde, haksızlıklara karşı direnmesinde, toplumsal sorgulamanın yoğunlaşmasında en önemli etkendir. Demokrasi, tüketici örgütlenmelerinde yeşerecektir. Bu duygularla lâyık görüldüğüm Üstün Hizmet Ödülü ve teklif edilen Tüketici Hak Arama Derneği Onur Üyeliğini bu alanda çalışma yapan bütün gönüllüler adına alıyor ve teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.

26 Eylül 2012 Çarşamba

"Ağaoğlu ve Koç'la Aynı Vergiyi Ödüyorum"

TÜRKİYE'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu söyleyen Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ama ben Ali Ağaoğlu kadar zengin değilim" dedi. Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını bildirdi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankaya olan borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu ve Türkiye bütçesi kadar hane halkı borçluluğunun söz konusu olduğunu belirten Deniz, "Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olanağı konusunda olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazıkki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum" diye konuştu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın bundan bir ay önce açıklamış olduğu 'Yeni tüketici yasası yapıyoruz' beyanatını hatırlatan Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, "Hazırlanan bu taslak bakan beyin ifadesine göre Ekim ayından sonra meclis gündemine gelmesi söz konusu. Biz tüketici yasası yeni baştan yapılırken Türkiye'de şu anda sıkıntıya düşmüş yaklaşık 9 milyon kredi kartı kullanıcısı için bu yasa taslağına eklenecek geçici maddelerle borçların yeniden yapılandırılmasını mümkün olabileceğini ifade ediyoruz ve bu yönde talebimiz var. Türkiye'de yaklaşık 15 milyon civarında insan üzerinde kredi kartı var. Her bir kredi kartı kullanıcısının birden fazla kredi kartı söz konusu. Yaklaşık 50 milyon piyasada dolaşan kredi kartı var. Bu 15 milyon kişilik nüfusun yaklaşık 9 milyonu şu an her ay asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran kitle. Bunlar borcunu ödemezlik yapmıyorlar ama her ay bir başka karttan alıp başka kartı kapatarak veya yakınları üzerinden tüketici kredisi çekmek suretiyle günü kurtarmakta. Fakat bu noktada artık denizin bitimine, karanın görünmeye başladığını endişe ile izliyoruz. Türkiye'de çok ciddi bir toplumsal sıkıntının olacağı yönünde beklenti var dolayısıyla TBMM'nin önüne gelen tüketici yasası ile ilgili çalışma yaparken mutlak suretle bu borçlu hane halkının borçlarını daha rahat ödeyebileceği bir formülü üretilmesiyle ilgili çözüm arayışlarını sivil toplum örgütleri ile beraber yapmaları gerektiğin düşünüyoruz" dedi.

Öte yandan Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu hatırlatan Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonu kaldırdığında Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben iş adamı ile aynı vergiyi veriyorsam veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur. Türkiye'de dolaylı vergi dediğimiz akaryakıtından, telefondan, enerjiden ve sudan alınan vergi oranı yüzde 65 civarındadır. Yani devlet her yüz liralık vergi gelirinin 65 lirasını bu benzin pompalarından GSM şirketlerinden tahsis etmektedir. Oysaki Avrupa Birliği'nde bu oran yüzde 30 ile 35 seviyesindedir. Dolaylı vergi vermenin en klasik sonucu toplumdaki gelir dağılım adaletinin bozulmasıdır. Fakir de, zengin de aynı oranda, aynı vergiyi verirse o toplumda gelir dağılımı piramidi dediğimiz o meşhur piramidin ucu iyice sivrileşir alt taraftaki dar gelirli kesimin sayısı ne yazıkki artar. Biz hükümetten, siyasi iktidardan bu dönemde dolaylı vergilerin oranlarının azaltılmasını beklerken 2 gün önce akaryakıta, tapu harçlarına veya araç alıp satımlarda vergilerine getirilen yeni zamlarla karşı karşıya kalınca açıkçası şok olduk. Çünkü bu artışlar piyasadaki diğer mal ver hizmetlerinde bedelin artacağı anlamına gelmektedir" dedi

Türkiye'de 15 milyon insandan her yıl kart ücreti adı altında bankaların 50 lira para kestiğini sözlerine ekleyen Deniz şunları söyledi:

"Kredi kartları için 2007 yılında ilk davayı açtım. Kredi kart aidatının bana ödenmesi için. '15 milyondan kaç kişi gidip bu aidatlarından parasını geri alıyor' derseniz bir kaç yüz biri geçmiyordur. Geriye kalan para bankaların cebine kar olarak gidiyor. Dolayısıyla biz tüketici olarak hem bu konuda hakkımız zor ve zahmetli olduğu düşüncesiyle aramıyoruz ki aslında hiç de zor değil çünkü yapılması gereken sadece yaşadığımız ilçenin kaymakamlık binasındaki tüketici sorunlar hakem heyetine gitmek ve oraya ücretsiz başvuru yapmak ve orada 3 ay içinde karar almaktır. Hem zahmetsiz hem de zor olmayan bir sistemden bahsediyoruz. Dileriz tüketici hak arama derneği gibi çalışmaların sayesinde hakkını arayan kişi sayısı inşallah daha çok artacaktır. Elektrik faturalarda kayıp kaçak bedeli diye bir bedel söz konusu olmayacak. Onu faturanın diğer kalemleri içerisine yedirmek zorunda kaldılar. Ama hala biz yüzde 15 kayıp kaçak bedeli ödüyoruz. Kayıp kaçak bedeli ne demek karpuz satan adam karpuzunu tezgahına koyarken yere düşüp kırılan karpuzların parasını karpuz alan vatandaştan tahsil ediyor. Çok haksız bir uygulamadır. Nihaiyi kararlar çıktıktan sonra kayıp kaçak bedeli konusunda ümit ediyoruz vatandaş rahat bir nefes alacak. Kayıp kaçak bedeli konusunda vatandaşlarımızdan dava açmalarını istemiyoruz. Halkımıza şuan dava açmayın çağrısı yapıyoruz. Çünkü henüz olay netleşmiş değil. Davayı kaybeden tüketiciler 3-5 lira kayıp kaçak bedelini almak için yapmış oldukları bu girişimin sonunda ne yazık ki 550 lira mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kalıyorlar. Bizler pilot davalar açtık. Sonucu beklesinler."
 

"Kredi Kartı Borçluları Hakkında İcra Takibi Başlayabilir"

Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını söyledi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankalara borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu belirten Deniz şunları söyledi:
"Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede, insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazık ki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum."
Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu kaydeden Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonla görüştüğünde, Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini vurgulayarak, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben işadamı ile aynı vergiyi veriyorsam, veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa, burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur" dedi.
24.09.2012

17 Eylül 2012 Pazartesi

Sigortamız Attı

Tüketicilerin bankalarla yaşadığı sorunlara bir yenisi daha eklendi Bazı bankaların kart müşterilerini gizlice sigortaladığı ortaya çıktı Çok sayıda tüketici farkına bile varmadan sigorta parasını ödüyor.
 
Bankalar ile tüketiciler arasında yaşanan anlaşmazlıkların ardı arkası kesilmiyor. Bazı bankaların, maaş hesabı ve kredi kartı sahibi olan müşterilerini habersizce sigortaladığı ortaya çıktı. Kimi bankalar işsizlik sigortası, kimi ferdi kaza sigortası, kimi de hayat sigortası adı altında müşterilerinden kesinti yapıyor. Ekstrelerini incelemeyen tüketiciler, kesintinin farkına bile varmadan, her ay, borcuna eklenmiş sigorta parasını ödüyor.

ÜSTELİK FAİZ DE İŞLETİLİYOR
Dikkatli tüketiciler ise durumdan şikayet ediyor. Şikayet portallarından seslerini duyurmaya çalışan tüketiciler, bankaların bu uygulamalarına karşı önlem alınmasını istiyor. Tüketiciler Birliği Kurucu Başkanı Bülent Deniz, bazı bankaların, tüketicinin haberi olmadan kendisinin veya yan kuruluşlarının bir takım hizmetlerini müşterisine satıp, parasını yine tüketiciye sormadan hesabından tahsil ettiğini söyledi. Bankaların, tüketicinin hesabında para yoksa kredi kartından veya kredi mevduat hesabından kesintiyi yaptığını belirten Deniz, "Tüketici bir de üzerine faiz ödemek zorunda kalıyor" dedi.

ONAY ALINMALI
Bu konuda kendilerine çok sayıda şikayetin geldiğini anlatan Deniz, bankaların her türlü bankacılık işlemi için, tüketicinin ayrı ayrı onayını almak ve yazılı sözleşme yapmak zorunda olduğunu vurguladı.

YAZILI İTİRAZ YAPIN
Bankaların sigorta oyununa karşı tüketicileri uyaran Bülent Deniz, bu durumla karşılaşanlara, bankaya yazılı olarak sigortayı reddettiğini belirtmesini ve parayı da faiziyle birlikte geri istemesini önerdi. "Çoğu banka yaptıklarının yasal bir dayanağı olmadığını bildiği için direnmeden parayı iade ediyor" diyen Deniz, paranın iade edilmemesi durumunda banka müşterilerinin Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne başvurabileceğini söyledi. Bülent Deniz, bu şekilde sorunun çözüleceğini kaydetti.

Özlem Kamer Takvim 17.09.2012

16 Eylül 2012 Pazar

"Kredi Kartınıza Sinirlenin, Ama!..."

Kredi kartınızı istemiyorsunuz.
Kart aidatı ödemekten bunaldınız..
Faizi ödemeye yetişemiyorsunuz.
Kredi kartınızı yaşamınızdan çıkarmanın en pratik yolu, kredi kartınızı kırıp çöpe atmak mı?
Kredi kartınıza sinirlenin, ama asla onu kırıp çöpe atmayın. Ne mi olur?
İşte yanıtı:
 

8 Eylül 2012 Cumartesi

"HGS İyi Bir Adım, 30 Lira Şartı Ağır"

Otoyol ve İstanbul Boğaz köprüleri geçişlerinin daha hızlı olmasını sağlamak amacıyla uygulamaya alınacak Hızlı Geçiş Sistemi'nde (HGS) en az 60 lira yükleme zorunluluğu ve 30 lira bakiyenin altındaki geçişlerin 'kaçak' olarak değerlendirilerek cezai işlem başlatılması kararına tüketiciler tepki gösterdi.

Tüketici örgütleri Kartlı Geçiş Sistemi'nin (KGS) yerine geçmesi planlanan uygulamanın seyahat özgürlüğüne kısıtlama getirdiğini, maliyet açısından mevcut OGS uygulamasından farklı olmadığını dile getiriyor. Tartışılan sistemde kullanılan HGS etiketinin satışları tüm PTT şubeleri ile otoyollar üzerine kurulacak PTT gişelerinden gerçekleştirilmeye başladı. 17 Eylül'den itibaren ise gişelerden geçişler başlayacak. Söz konusu etiketi 5 ya da 15 lira bedel ödeyerek satın alan ve aracının ön camına yapıştıran sürücüler birinci sınıf araçlar için en az 60 lira, ikinci sınıf araçlar için 75 lira, üçüncü sınıf araçlar için 106 lira, dördüncü sınıf araçlar için 135 lira, beşinci sınıf araçlar için ise 163 lira yükleme yapmak zorunda. Birinci sınıf araç (binek otomobil) etiketindeki para miktarının 45 liranın altına düşmesi durumunda sürücünün cep telefonuna uyarı mesajı gelecek ve para miktarı 30 liranın altına düştüğünde ise o etiket kara listeye alınacak, etiketin hesabı kapatılacak.

Uygulamayı anayasaya aykırı bulan tüketici örgütleri geri adım atılmadığı takdirde bireysel ve tüketici dernekleri olarak dava açacakları uyarısında bulundu. Müstakil Tüketici Birliği Başkanı Avukat Bülent Deniz, vatandaşın kaynağını atıl bir fona dönüştürmenin hiçbir açıklaması olmadığını belirtti. Deniz, "Güvence bedeli oluşturulmak isteniyorsa ideal miktar kara yollarında en yüksek geçiş bedeli ne ise onu belirlemektir. Hiçbir tarife 30 TL değil." dedi. Araç sürücüsünden güvence bedeli almanın gereksiz olduğunu ifade eden Bülent Deniz, "Kaçak geçişlerde zaten araç muayenesi yapılmayarak gerekli yaptırım uygulanıyor." diye konuştu. Deniz, gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde HGS satın alarak bireysel dava açmayı planladığını belirtti.

Belirlenen alt limitin dikte edilmesinin kabul edilemeyecek miktarda yüksek olduğunu dile getiren Tüketiciler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İrmek, "Madem köprü geçişlerinde vatandaşa kolaylık sağlanmak isteniyor, etiket fiyatı ve cezai işlem uygulama sınırının düşürülerek vatandaş için daha makul düzeye çekilmesi gerekiyor." diye konuştu. Toplanan paraların 60 TL alt limiti ile PTT'nin havuzunda birikeceğini kaydeden İrmek, "PTT'nin özelleştirilmesi gündemde. Bizim dikkatimizi çeken nokta HGS etiketinin PTT üzerinden piyasaya sürülmesi. Kurum bu şekilde biriken fonu dilediği şekilde kullanarak hizmetlerine yeni uygulamalar ekleyecek. Yani PTT cazipleştirilip özelleştirme yoluna gidilecek." dedi.

'KAÇAK GEÇİŞİN CEZASI ZATEN VAR'
Yürürlüğe girmesi planlanan HPG sisteminde 30 TL altında limitle 'kaçak geçiş' yaptığı kabul edilecek araç sürücüsüne cezai işlem için tebligat yapılacak. Yasal süre içerisinde HGS etiketindeki para miktarını 30 liranın üzerine çıkaran sürücünün geçiş ücreti yatırdığı paradan düşürülerek ceza uygulanmayacak. Belirlenen süre içerisinde parayı yatırmayan sürücünün ise aracına kaçak geçiş muamelesi yapılmaya devam edilecek.

Uygulamanın hukuki dayanağı olmadığını söyleyen Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Sıtkı Yılmaz, "30 liranın altına 'kaçak' uygulamasının mantıkla ve hukukla bağdaşır hiçbir yönü yok. Paramı sonuna kadar kullanma hakkı bana aitken bu alt sınır uygulamasının bir mantıklı açıklaması olmalı. Bu konu gündemlerimiz arasında. Eğer gerekli düzenleme yapılmazsa biz de hukuki yollara başvurmayı planlıyoruz." diye konuştu.

Arife Kabil-Zaman 06.09.2012