17 Haziran 2012 Pazar

İslam Hukuku ve Modern Hukukun Harmonisi: Malezya Örnekliği

SEMİNERE DAVET

"İslam Hukuku ve Modern Hukukun Harmonisi: Malezya Örnekliği"
MAZLUMDER İstanbul Şubesi olarak Sosyal bir etkinlik için Türkiye'ye gelen Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Rektörü ve Hukuk Profesörü Zaleha Kamaruddin ile "İslam Hukuku ve Modern Hukukun Harmonisi: Malezya Örneği" konulu bir seminer gerçekleştiriyoruz. 

Seminerde MAZLUMDER İstanbul Şube Eski Başkanı ve Mütevelli Heyeti Üyesi Av. İ. Şadi Çarsancaklı ve MAZLUMDER Hukuki Yardım Merkezi Eski Başkanı Av. M. Bülent Deniz, konuğumuz ile Karşılaştırmalı Hukuk ve Malezya'da Özel Hukuk alanında tercih edilen İslam Hukuku ile ilgili sistemi konuşacaklar.
Tüm üye ve gönüllülerimiz davetlidir.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi
Tarih: 17 Haziran Pazar
Saat:17.00 - 19.00
Yer: İnsan ve Medeniyet Hareketi - Eyüp Merkez Mahallesi, Silahtarağa Cad. No:12, Eyüp
Tel: 0212 501 31 71
PROF. DR. ZALEHA KAMARUDDIN KİMDİR?
Prof. Dato' Sri Dr. Zaleha Kamaruddin lisans eğitimini Malaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde, Yüksek Lisans eğitimini Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Hukuk alanında, ileri diplomasını İslam Hukuku ve Uygulamaları alanında, Doktorasını da Londra Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Hukuk alanında tamamlamıştır. 1986'da Malaya Yüksek Mahkemesi'nde avukat ve dava vekilliği görevlerine atanmıştır. Şuanda rektör olarak görev yaptığı Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde 27 yıldan fazla süredir çeşitli görevlerle hizmet vermiştir. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'ne rektör olarak seçilmeden önce aynı üniversitenin Hukuk Fakültesi'nde dekanlık ve Malezya İslam Anlayışı Enstitüsü'nde Genel Müdür Yardımcılığı yapmıştır.
Prof. Dr. Zaleha Kamaruddin Malezya Başbakanlık Diyanet İşleri bünyesinde İslam Hukuku ve Sivil Hukuk'ta Teknik Komite üyesidir ve Milli Din İşleri Konsili'nde de seçilmiş üyedir. Kendisi ayrıca Aile Hukuku uzmanı olarak Kadın, Aile ve Toplum Gelişme Bakanlığı tarafından da Milli Kadın Danışma Konsili'ne konsil üyesi olarak, NAM Kadın Güçlendirme Enstitüsüne de teknik kurul üyesi olarak atanmıştır. 2008 de Birleşmiş Milletler Gelişim Programı bünyesinde çalışmış, 2009'da Lordlar Kamarasında tebliğ sunmak üzere misafir edilmiştir.
Aile hukuku, çocuk hakları ve kadın hakları üzerine yayınlanmış 20 kadar kitabı, 200 den fazla makalesi bulunmaktadır.

3 Haziran 2012 Pazar

TT Arena Çimlerinde Retorik...

Merak etmeyin, bu makalede yazacaklarımla Galatasaray’ın borsadaki hisse senetlerinin fiyatı üzerinde etkim olmayacak.
Ümidim, belki toplumun muhalefet tarafında olanlarının, dahası sivil toplum örgütlerinin kulağına kar suyu kaçırabilmekte…

Soru şu; son bir-iki yıldır, 1 Mayıs’lar dışında bir araya gelen, bir şeyler söyleyen, iddia eden, haykıran insanların sayısı birkaç elin parmaklarını geçiyor mu?
Onlarca konuda, onlarca konudan rahatsız olan onlarca muhalefet grubu, dernek, örgüt, hatta siyasi parti mensuplarının yaptıkları eylemlere, basın açıklamalarına, imza kampanyalarına, protestolarına kaç kişi katılıyor?
Hepsini geçin, toplumsal sözleşmemiz olan Anayasa yeniden yazılırken, ülkenin dört bir yanındaki toplantılara kaç kişi gidip ne istediğini söylüyor?

Sokaklar Boş
Sivil toplum hareketliliğini yakında izleyen biri olarak net olarak iddia ediyorum ki, son genel seçimlerden bu yana, sokakta toplanan insan sayısı elliyi, (hadi iyimser olayım) yüzü, yüzelliyi geçmiyor.
Ana muhalefet partisinin, İstanbul gibi metropolde gerçekleştirdiği il kongre toplantısına birkaç bin kişinin katıldığı anımsanırsa, sokakta toplanan insan sayısına ilişkin öngörümün, hiç de yabana atılmaması gerektiği sonucuna varacağınıza eminim.

Yaşamsal konularla ilgili derin toplumsal rahatsızlıkların dile getirildiği iddiasındaki eylemlilik veya devinimlerin içinde olan insan sayısının azlığı dikkat çekici ve sorgulanmaya muhtaç değil mi?

Yurttaş Yaşamından Memnun
Kısa yoldan çözelim, demek ki dile getirilen rahatsızlıkları hisseden yurttaş sayısı gerçekten zannedildiği kadar değil.
Ya da bu ülkenin kahir çoğunluğu yaşamından çok memnun.
Müthiş Bir Hamle
İşte bu noktada, bana göre siyasi tarihimizin en akıllı hamlesini AKP yaptı.
İstanbul İl Kongre toplantısını devasa bir stadyumda yapmak, bu stadyuma yüzbin kişiyi toplayacağını iddia etmek ve bunu da gerçekleştirmek, içinde bulunduğumuz dönemin ileride yapılacak analizlerinde kullanılacak en önemli argümanlarından biri olacak.

Bu hamle ile AKP şunu diyor.
Kime diyor? Bir şeyleri protesto eden, muhalefet eden, “aman ülke elden gidiyor” diyen, “eyvah ekonomik kriz derinleşti, battık” diye dövünen, insan haklarının olmadığını iddia eden, sendikal mücadele veren, onu diyen-bunu diyen herkese…
Ne diyor? “Boşuna kendinizi yormayın. Elli kişiden fazla taraftar bulduğunuzda, ülkenin kaderini değiştireceğiz havasına girmeyin, on yıldır iktidarda olan bir parti olarak, biz toplantı yaparsak, yüzbin kişiyi bir çırpıda toplarız. Halep orda ise, arşın burada…”

İl Kongresini TT. Arena’ya taşımak kararını almak ve kongreyi orada yapmak, bunu demek değilse, nedir?

Sivil Toplum için Yeni Bir Öykü
Kuşatıcı olmadığı, yalnız kaldığı, belki kadroculuktan-belki eskimiş modelleri kullanmasından ardına düşenlerin birer birer ayrıldığı sivil toplumumuz için yeni bir öykü gerek.
Toplumun haksızlığa dair itiraz damarını canlı tutacak, bir araya gelmesini sağlayacak yeni öykülere gereksinim var.
Var da, kim yazacak bu öyküyü?
Dipnot: Makalenin başlığındaki RETORİK sözcüğü, orada öylesine yalnız başına kalıvermiş. Bırakın kalsın. Ya da çok merak edenler, buyursun Başbakan’ın Arena toplantısındaki konuşma metnini okuyuversin.

Bu makale,31 Mayıs.2012 tarihinde, ekonomigundemi.com portalının, http://ekonomigundemi.com/yazar/TT-Arena-Cimlerinde-Retorik-/1934  linkinde yayınlanmıştır.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Deniz, İMC TV.-Güvercin Günlükleri'nde...

Ferhat Kentel ve Alev Erkilet'in hazırlayıp sunduğu "Güvercin Günlükleri" sıradan insanların günlüğünü tutuyor.
Güvercin Günlükleri'nin bu haftaki konuğu; Tüketici Hakları Uzmanı ve Tüketiciler Birliği Kurucu Başkanı Mehmet Bülent Deniz.
Tüketicinin "güvercin halleri" için
İMC TV. 23 Mayıs 2012 Çarşamba, saat 21:45

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Çevreyollar ve Viyadükler de Artık Ücretli Oluyor

Otoyol veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında güzergahın tamamının yanı sıra çevreyolu, bağlantı yolu, köprü, tünel ve viyadükler ayrı ayrı ücretlendirilebilecek.

Karayolları Genel Müdürlüğü'nün, ''Karayolları Genel Müdürlüğünün Sorumluluğu Altında Bulunan Otoyollar ile Erişme Kontrolünün Uygulandığı Karayollarında Geçiş Ücretlerinin Belirlenmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik''i Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarının geçişi ücretli olacak kesimleri Karayolları Genel Müdürünün teklifi üzerine, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı tarafından belirlenecek.

Karayollarının geçiş ücretleri ile bu ücretlerin yeniden belirlenmesi; ücretlendirilen karayolunun mesafesi, trafik yoğunluğu, aracın cinsi, sosyal ve ekonomik faktörler dikkate alınarak hesaplanacak ve yine Genel Müdürün teklifi üzerine Bakan onayı ile yürürlüğe girecek.

Belirlenen ücret tarifesi ve uygulama tarihi idarenin internet sitesinde ilan edilecek.

Ücretlerin belirlenmesinde, otoyol veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında güzergahın tamamı olabileceği gibi; çevreyolu, bağlantı yolu, köprü, tünel ve viyadükler ayrı ayrı ücretlendirilebilecek.

Geçiş ücretleri uygulamasında işletmecilik gereği kullanımı teşvik etmek amacıyla Bakan onayı ile indirim yapılabilecek.

Araç sınıflarının tespitinde çeken ve çekilen araçların yere değen aksları esas alınacak. Geçiş ücreti uygulaması yapılırken bu araçların dolu veya boş olması dikkate alınmayacak.

Geçiş ücretlerine Her yıl başında yıllık ÜFE değerleri ile fiyat artışı yapılacak.

GEÇİŞ ÜCRETLERİNİN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ
Bakanlık makamı oluruyla ücret tarifesinin uygulama tarih ve saati belirtilecek. Beklenmeyen teknik zorunlulukların oluşması halinde İdarece bu süre uzatılabilecek.

GEÇİŞ ÜCRETİ MUAFİYETİ
Ücretli karayolunun bakım ve işletmesinden sorumlu birimler ile trafik denetimi ve karayolundaki asayişten sorumlu birimlerin görev amacıyla ücretli kesime girmelerinde herhangi bir ücret alınmayacak.

Ücretli karayolunda meydana gelen trafik kazası, yangın ve benzeri olaylara müdahale için görevlendirilen itfaiye araçları, ambulanslar, sivil savunma araçları ve diğer görevli araçlar ücret ödemeyecek.

ÜCRET ÖDEMEDEN YAPILAN GEÇİŞLERE DAİR İŞLEMLER
Yönetmelik kapsamında geçişi ücretli olduğu halde ücret ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen araç sahiplerine Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ilgili maddesine göre o güzergahın en uzun mesafesine ait geçiş ücretinin on katı tutarında idari para cezası verilecek.

En uzun mesafe, ücret ödemeden çıkış yapılan gişelere en uzak mesafede olan gişe dikkate alınarak belirlenecek.

Ücret ödemeden geçişin yapıldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde ödemesiz geçiş yapan aracın plakasına ait hesabın, ilgili tarafından Ana Kontrol Merkezine bildirilmesi durumunda cezasız geçiş ücreti bu hesaptan tahsil edilecek.

Ödemesiz geçiş ücreti bedelinin ödenmesinden araç sahibi sorumlu olacak. Cezalı geçiş yapan gerçek kişi hüviyetindeki araç sahibinin ölmesi durumunda varislerinden sadece cezasız geçiş ücreti tahsil edilecek. Bu uygulamada araç sahibinin ölüm raporu evraka eklenecek.

İdari para cezaları ile geçiş ücretleri, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenecek. Bu sürede ödenmeyen geçiş ücretleri ve idari para cezaları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edilecek.

İdarenin ücret toplama sistemlerine yönelik tesis ettiği kameralarla tespit edilen görüntülerin saklanması, ücret toplama sisteminin çalıştırılmasına yönelik olacak. Kamera görüntülerinin incelenmesini gerektiren itirazlar geçiş ücreti ve idari para cezasının ödemesini durdurmayacak.

Geçiş ücretleri ve idari para cezaları ödenmeden kabahatin işlendiği araçların fenni muayeneleri ile satış ve devirleri yapılmayacak.

GİRİŞ BİLGİSİ YOKSA EN UZUN MESAFE ÜCRETİ
Sürücüden kaynaklanan nedenlerle giriş veya çıkış bilgisinin olmadığı durumlarda en uzak mesafe ücreti uygulanacak. Bu uygulamaya itiraz, geçişten itibaren 45 gün içinde Ana Kontrol Merkezine yapılabilecek.

Geçişi ücretli yoldan çıkış, giriş saatinden 12 saatten sonra yapılırsa, en uzun mesafe geçiş ücreti uygulanacak.

Geçişi ücretli karayolunda aynı noktadan giriş-çıkış yapılması (U dönüşü) durumunda en uzun mesafe geçiş ücreti uygulanacak.

'DEVLET TAZMİNAT ÖDER'
Konuya ilişkin hurriyet.com.tr’ye konuşan Tüketiciler Birliği eski Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz planlanan uygulamayı ‘Modern Deli Dumrulluk’ olarak yorumladı. Av. Deniz, dünyadaki uygulamalara göre şehir içindeki yollarda para alınmadığını ancak Türkiye’de şehir içi yollardan para alındığını hatırlatarak şunları ifade etti: “Öncelikle bu ayıbın ortadan kaldırılması gerekirken yan yolları da paralı hale getirilmesi mantık dışı.

O yollar bizlerin paraları ile yapılıyor. Paramızla yapılan yolun bizlere satılması kabul edilebilir değil. Bu konuda tek tek bireyler dava açabilir. AİHM’ne kadar gidebilir bu davalar. Biz Tüketiciler Birliği olarak harekete geçeceğiz.

Yan yolu kullanmak zorunda olan kişilerin bu tür ücretlendirmelerde devleti tazminata mahkûm edebilir. Bu durum ‘Deli Dumrul’u da geride bırakıyor. Modern Deli Dumrulluk olayı ile karşı karşıyayız.”

13 Mayıs 2012 Pazar

Rakamların İntikamı

Tüketici haklarını anlatmaya çalıştığımız birbuçuk saatlik bir eğitim setimiz var.
Katılımcılarla karşılıklı etkileşim içinde gerçekleştirdiğimiz eğitim çalışmasının en keyif aldığım bölümü; katılımcılara sorduğum bir soruya hiçbir şekilde doğru yanıt alamayışım üzerine, doğru yanıtı söylediğimde salondan yükselen “aaaaaaaaa” sesleri ve bakışı.
Şaşırma Sırası Sizde
Kredi kartımız var.
Sadece 1.000,00 TL. harcıyoruz. Başkaca bir harcama yapmıyoruz.
Bir sonraki ay, gelen hesap özetinde yatırılması gereken 1.000,00 TL. nın yerine, bankanın bize sağladığı kolaylıktan (!) yararlanmayı tercih ediyoruz ve 1.000,00 TL. yerine, asgari ödeme oranı olan yüzde 22 ‘sini yatırıp, kalanını faizlendiriyor ve bir sonraki aya devrediyoruz.
Soru şu; başkaca hiçbir harcama yapmadan, sadece asgari ödeme tutarını ödeyerek ilk harcadığımız 1.000,00 TL. yı kaç ayda tamamen ödemiş olacağız?
Makalemizi okuyan sizlerin kağıt-kaleme ve hatta Excel programına sarılıp hesap yapmadığınızı varsayıyorum.
Eğitim çalışmalarında bugüne kadar aldığım yanıtları sizin de verdiğinizi, “altı ay”, “sekiz ay”, hadi bilemediniz “bir yıl” dediğinizi de varsayıyorum.
Şimdi size doğru yanıtı söyleyebilir ve okurlarımızın hayretten büyüyen gözlerini ve koro halinde çıkaracağımız “aaaaaaaaaaa” nidasını hayal ederek, keyiflenebilirim.
54 (yazıyla ellidört) ay!...

İntikamın Böylesi…
Bin liralık harcama için ellidört ayımızı, yani tastamam dörtbuçuk yılımızı bankaya ipotek etmenin neresi doğru?
Elbette, bu matematiğin iler-tutar yanı yok.
Kimileyin tüketim çılgınlığına kapılmış tüketiciden, kimileyin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca insanı yönetenlerden, rakamların aldığı intikamdır bu.
Bu makale,11.05.2012 tarihinde, www.ekonomigundemi.com portalının, http://ekonomigundemi.com/yazar/Rakamlarin-Intikami/1915  linkinde yayınlanmıştır.

6 Mayıs 2012 Pazar

"Ette Koktu, Tuz da"

Her şeyin en güzelini söyleyen atalarımız vakti zamanında “et kokarsa tuz dökerler, tuz kokarsa ne çare” demişlerdi. Maalesef yaşadığımız şu günlerde ette koktu tuz da koktu sevgili okurlar...
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, bir soru önergesine verdiği yanıtta Antalya’da 2 adet ve İzmir’de 1 adet olmak üzere toplam 3 adet kayıtlı domuz çiftliği bulunduğunu belirtmiş...
Ya kuyudat altında olmayan domuz çiftlikleri?
Ya dağda, tepede, ormanlık alanlarda çok seri olarak üreyen ve sürek avlarında bunları avlayarak çeşitli yerlere pazarlayanlar?
Domuz ve domuz eti Avrupa Birliği sürecinde çok anıldı ve midemizi inanın çok bulandırdı.
Malumunuz sığır cinsi hayvanlar, koyun ve keçi ile birlikte “domuz” da artık sıradan bir kesimlik hayvan statüsünde…
Geçtiğimiz günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Canlı Hayvan Ticareti Yapan Satıcıların Çalışma ve Denetlenmesi ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği”nde domuz, diğer ticareti yapılan hayvanlar kapsamında tutuldu.
Aman siz siz olun sevgili okurlar yediğinize - içtiğinize özellikle de et ürünlerine azami derecede dikkat ediniz. Daha doğrusu dışarıda et ürünleri yememeye dikkat ediniz... Aldığımız etin içerisinde at eti mi, eşek eti mi yoksa domuz eti mi var bilemiyoruz. Hele salam, sosisvari şeylerin yanına uzaktan bile yaklaşmayınız. Ya hazır kıyma?
Hazır kıyma, canımıza kıyma
Basına yansıyan haberlerde içine kemik, sakatat, havuç, tavuk derisi, antibiyotik ilaç karıştırılmış kıyma satışının yapıldığını artık bir gerçek olarak karşımızda sevgili okurlar. Hazır kıymaya da amanın dikkat...
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz’in çağrısına kulak vermek zorundayız: “Elde edilen sonuçlar, hazır kıymanın tüketicinin canına kast ettiğini ortaya koymaktadır.”
Son günlerde gıda analizi için laboratuarlara başvuru oranı üç misli artmış durumda. Çikolatadan ekmeğe, yağdan süte, dondurulmuş gıdadan meyve sebzeye kadar hemen her gıda ürününün analizinde bir hayli artış var.
En çok en çok et ürünlerinin işlenmiş ve işlenmemiş ürünleri ile GDO’lu ürünlerde analiz yaptırılıyor.
Anlayacağınız sevgili okurlar ağız tadımız da, damak tadımız da bozuldu.
Ette koktu, tuz da...

30 Nisan 2012 Pazartesi

Müşterileri Paketlediler

Tüketicilere yeni bir masraf daha çıktı. Bazı bankalar, kredi kullananlar ve hesabı olanlardan 'Paket Yenileme Ücreti' adı altında para tahsil etmeye başladı.

Bankaların tüketiciden para alma bahaneleri bitmiyor. 'Kart aidatı, dosya masrafı, hesap işletim ücreti, sigorta bedelleri, rehin kaldırma ücreti, ekspertiz ücreti' derken, tüketiciye yeni bir masraf kalemi daha yüklendi: 'Paket Yenileme Ücreti.' Bazı bankalar, müşterilerinden 'Paket Yenileme Ücreti', adı altında bir para talep etmeye başladı. Üstelik paranın tüketicinin hesabından haber verilmeden kesildiğine yönelik şikayetler de geliyor.

40-50 TL İSTİYORLAR
Tüketiciler kredi kartı ekstrelerinde gördükleri 40 ila 50 TL'lik Paket Yenileme Ücreti karşısında şaşırıyor. Bankalardan alınan bilgilere göre, tüketicilerin hesabından tahsil edilen 'Paket Yenileme Ücreti' bankada hesabı olan ve bankalardan kredi kullananlardan alınıyor. Bu pakete sahip olanlardan hesap işletim ücreti ve kredi kartı aidatı tahsil edilmiyor.

HUKUKA AYKIRI
Konuyu değerlendiren Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı Avukat Bülent Deniz, "Bu yeni bir kart aidatı savaşının başladığını gösteriyor" dedi. Deniz, şunları kaydetti: "Bankalar sürekli yeni uygulamalarla karşımıza çıkıyor. 5411 sayılı Bankacılık Yasası gereği bankalar, yaptığı her türlü tahsilatı yasal bir sözleşmeye dayandırmak zorunda. Yazılı bir anlaşma yapmadığı sürece, yapılan tüm tahsilatlar hukuka aykırıdır."

PARANIZIN İADESİNİ İSTEYİN
Bülent Deniz, bu paranın hesaplarından ya da kartlarından kesildiğini gören tüketicilerin, hemen bankaya yazı yazarak, paranın iadesini istemesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: "Banka iade etmeyi kabul etmezse hakem heyetine müracat edilmeli."

Özlem Kamer Tercanlı/Takvim 30.04.2012

25 Nisan 2012 Çarşamba

Elektrik faturasındaki 'aktif, endüktif, kapasitif' tahsilatı kafa karıştırıyor

Elektrik faturalarında kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedeli tartışılırken, faturalarda yer verilen bilgilerin anlaşılır olmaması da abonelerin tepkisine yol açıyor.

Bazı elektrik dağıtım şirketlerinin abonelere gönderdiği faturalarda "psh., oku., bed., say., per., hiz., sat." gibi kısaltmalar bulunuyor. Hizmet bedelleri ise "endüktif, aktif, kapasitif, puant" şeklindeki teknik terimler karşılığında tahsil ediliyor. Tüketicileri yakından ilgilendiren "kesilen elektriğin ne zaman açılacağı" gibi bilgilendirmeler ise faturalarda yer almıyor.
Yaklaşık 30 milyon aboneye gönderilen elektrik faturalarında harcanan elektriğin bedeline ilave olarak, vergi, kayıp-kaçak bedeli, TRT payı, enerji fonu, belediye vergisi gibi ek ücretler yer alınıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), abonelerin elektrik faturalarında ne ödediğini görebilmeleri için dağıtım şirketlerine ayrıntılı fatura kesme zorunluluğu getirdi. Elektrik dağıtım şirketleri, abonelere gönderdiği faturalarda tahsil ettikleri ücretlerin karşılığını yazıyor. Ancak, faturalara yansıtılan birçok hizmetin kısaltılarak yazılması, faturaları anlaşılmaz hale getiriyor. Bazı elektrik dağıtım şirketlerinin faturaların arkasında yer verilen bilgilendirmeleri çok küçük puntolarla yazması da aboneleri mağdur ediyor. Dağıtım şirketlerinin abonelere gönderdiği faturalarda birçok hizmeti "psh. say. oku. bed.", "per. sat. hiz. bed." gibi kısaltma şeklinde yazması veya "endüktif, aktif, kapasitif, puant" gibi teknik terimleri kullanması faturaları anlaşılmaz kılıyor. Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Bülent Deniz'e göre elektrik faturalarında yer verilen bilgiler tüketici haklarına uygun ve anlaşılır olmalı. Bu konuda tüketiciler mağdur edilmemeli. Bir dağıtım şirketi yetkilisine göre faturalarda yer alan bu tür terimler yerine daha anlaşılır kelime koymak için Türk Dil Kurumu gibi kurumların çözüm üretmesi gerektiği görüşünde.

İsmail Altunsoy/Zaman 25.04.2012

10 Nisan 2012 Salı

Kayıp-Kaçak Bedelinde, İşler Karıştı!..

İşleri neden bu kadar uzatırız, bilmiyorum.
Çoğu kez bir imza ile çözülebilecek işleri; gündem oluştursun diye midir, nedir, içinden çıkılmaz sorunlar haline dönüştürüyoruz. Bir delinin kuyuya attığı taşı, 75 milyon bir olup çıkartamıyoruz.
Bu sefer ki, öykümüz de böyle.

Taşı Atan Kim?
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)’nun, 16 Aralık 2010 tarihinde almış olduğu Kurul Kararı gereğince, elektrik dağıtımı yapan yirmibir şirket için kayıp-kaçak hedefleri belirlendi, yine EPDK’nın 28 Aralık 2010 tarih ve 2999 sayılı kararı ile 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren kayıp kaçak bedeli, yüzde onbeş olarak uygulanmaya başladı.


Kelek Karpuzun Parası Kimden Çıkıyor
Yani EPDK’nın demesi o ki; elektriğin parasını ödemeyenlerin yol açtığı zararı, ödeyenlerin sırtına yüklüyoruz. Bir de, hazır elimizi tüketicinin cebine atmışken; kablolarda, şurda-burda oluşan kayıpların da parasını tüketiciden alıverelim.

Kabacası, karpuz satan manavın, karpuzu tezgâhına koyana kadar nakliye aşamasında patlayan-çatlayan karpuzların, hatta kelek olduğu için satamadığı karpuzların parasını ve dahi manavdan karpuz çalanların yol açtığı zararı, sattığı karpuzların sırtına yüklemesi gibi bir durum.

Taşı Çıkarmaya Uğraşmak
Dedik ya, bir deli kuyuya taş atar, onlarca akıllı bu taşa uzanıp da, çıkartamaz.
Şu kayıp-kaçak bedelinde de, olan biten aynen budur.

Milyonlarca abone, bir yıl boyunca tükettikleri elektriğin parasının üzerine yüzde onbeş daha eklenip manavdan karpuzları çalanlar ile manavın kelek çıkan karpuzlarının parasını ödediklerini fark edince, kuyuya atılan taşın farkına varıldı.

Don Kişot
Atılan taşı çıkartmak için ülkemizde bol miktarda Don Kişot mevcut.
Değirmenleri yerle bir eden bu kahramanlar, bu kez EPDK’nın bu haksız uygulamasını yargıya taşıdılar.
Önce Kahramanmaraş, ardından Kozan, Karasu, Sakarya derken ülkenin dört bir yanındaki Don Kişotlar’ın; “çalınan elektriğin, kablodan kaçıp doğaya karışan elektriğin parasını biz mi vereceğiz, iade edin paramızı” nidasıyla yaptıkları başvurular birbiri ardına olumlu sonuçlandı.


Son Noktalar Serenadı
Kozan Tüketici Mahkemesi son noktayı koydu diye yazdık.
Ama, başkalarının koyduğu son noktalar da var.
Hem de, nasıl?...

Mâlum, yargı bağımsız.
Yargıçlar,yasalara ve vicdanına göre, karar vermekte özgür.
Bu kesin karar üzerine, tüm Don Kişot’lar sevinçten havaya uçmuş ve ahalinin kahir ekseriyetinin, “bizim de paralarımızı iade edin” diyerek başvuru yağmuru başlatmaya hazırlandığı anda; başka bir yargıç tam aksi bir kararla, elektrik abonesinin ödediği paranın iadesi için yaptığı başvurunun, doğru yere yapılmadığını gerekçe göstererek, reddine karar verdi.

İlk kez burada tam metnini kamuoyu ile paylaştığımız Konya Tüketici Mahkemesi kararı da, yasa gereği kesin nitelikte olduğundan, temyizi, itirazı falan yok.
Yani Konya Tüketici Mahkemesi de, kendince bu konuda son noktayı koydu.

Ne Olacak Bu İşin Sonu?
Ortaya çıkan tablo şudur; bu ülkenin Kozan’ında yaşayan elektrik abonesi ile Konya’sında yaşayan elektrik abonesi arasında bir fark doğmuştur.
Adına eşitsizlik, ayrımcılık, ne derseniz deyin, bu iki yerde yaşayan tüketiciler, farklı uygulamalara muhatap olmaktadırlar.

Sadece Kozan ve Konya arasında değil, eminiz –kararlar bize geldikçe; anlayacak, ağlayacak ve yayınlayacağız- Edirne-Bursa, Çaycuma-Adıyaman, … gibi yüzlerce yerleşim yeri için bu eşitsizlikler, farklılıklar oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir.

Durum net ve basit.
Bu ülke insanı, elektriği çalan tüketicinin bu eyleminin bedelini ödemek istemiyor.
Bu ülke insanı, elektriğin santralden evindeki ampule gelene kadar tellerde, kablolarda oluşan kaybın bedelini ödemek istemiyor.
Bu ülke insanı, coğrafyanın neresinde yaşarsa yaşasın hukukun aynı yüzüyle muhatap olmak ve eşitlik istiyor.

Kuyuya atılan “kayıp-kaçak bedeli taşı”nın giderek bir eşitlik ve adalet sorununa dönüşmeye başladığı bu anda, yapılması gereken bellidir; kolu yeten birisi, kuyuya kolunu uzatacak, o taşı oradan alacak ve bu ülke insanı için kayıp-kaçak bedeli komikliğini bitirecek.

Bu makale, 09.04.2012 tarihinde, ekonomigundemi.com portalının, http://ekonomigundemi.com/yazar/Kayip-Kacak-Bedelinde-Isler-Karisti-/1872  linkinde yayınlanmıştır.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Kayıp-Kaçak Zulmüne Yargı "DUR" Dedi. İşte Yargı Kararı...

Tüm elektrik abonelerinden, 2011/Ocak tarihinden bu yana, tüketim bedelinin yüzde onbeşi oranında, Kayıp-Kaçak Bedeli adı altında, ilâve para tahsil ediliyor. Elektriği kaçak olarak kullananların yol açtığı zarar ile elektrik hizmetinin sunulması esnasında oluşan kaybın telâfisini sağlamak gerekçesiyle alınan bu para, kamuoyu vicdanını rahatsız ediyor.



Ülkenin çeşitli kentlerinde, tahsil edilen Kayıp-Kaçak Bedelinin iadesi için Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvuran tüketicilerin talepleri birbiri ardına, tüketici lehine karar bağlandı ve haksız olarak tahsil edilen bu paranın tüketiciye iadesine karar verildi.



Kararlar üzerine, bu haksız uygulamayı sona erdirmek ve ödenen paraların iadesi için çok sayıda tüketicinin yasal yollara başvurmayı istemeleri, bu konuda izlenmesi gereken yollar ve kullanılacak dilekçeler konusunda talepte bulunmaları nedeniyle bir süre önce, “Elektrik Faturasındaki Kayıp-Kaçak Bedeli Nasıl Geri Alınır? Dilekçe Örnekleri, Başvuru Yolları..." başlığı ile bir rehber metni sitemizde yayınlamaya başladık.



Bu rehber metinde;
uyarısı ile bir süre beklenilmesinde yarar olduğu görüşünü dile getirmiştik.



Nihayet Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin verdiği iki karar için elektrik dağıtım firması tarafından yapılan itiraz sonucu, itirazı değerlendiren Tüketici Mahkemesi tarafından, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin Kayıp-Kaçak bedelinin tüketiciye iade edilmesi gerektiğine ilişkin vermiş olduğu kararların onaylandığı bilgisi medyada yer almıştır.



Karasu Tüketici Mahkemesi ve Kozan Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, Kayıp-Kaçak Bedelinin tüketiciye iadesi gerektiğine ilişkin Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından verilen kararlar hukuka ve yasaya uygun bulunmuş ve elektrik dağıtım firmalarının itirazlarının reddine karar verilmiştir.



Dolayısıyla "kayıp-kaçak bedelinin iadesi için başvuruda bulunmak isteyen tüketicilerin bir süre beklemeleri"ne ilişkin görüşümüzü revize ediyor, aşağıda açıkladığımız görüşler ışığında, elektrik abonesi her tüketicinin bu başvuruları yapabilmelerinin önünün açılmış olduğunu belirtiyoruz.
Her iki mahkeme tarafından verilen kararlar, yasa gereği kesin nitelikte olup temyiz yolu kapalıdır. Bu nedenle bu kararlar, davanın tarafları bakımından kesin hüküm oluşturmaktadır.



Rehber metinde;
Şeklinde belirttiğimiz görüşü yeniden dikkatinize sunuyoruz.



Her ne kadar söz konusu kararlar diğer tüketiciler için hukuki bir sonuç doğurmasa da, Kayıp-Kaçak Bedeli’nin iadesi için başvuruda bulunacak tüketiciler bakımından emsal olarak gösterilebilecek, kesin hüküm niteliğinde kararlardır.



Kozan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti tarafından verilen karar ile bu karara yapılan itiraz üzerine Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararı, rehber metinde yayınlanan başvuru yolları ve dilekçe örnekleri kullanılarak yapılacak başvurulara eklenmesi amacıyla yayınlıyoruz.






Önemli Uyarı:
Bu sitede yer alan bilgiler, öneri niteliğinde olup hukuki danışmanlık kapsamında değildir. Yargı organlarının bu konuda verebilecekleri kararlar farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle oluşabilecek mağduriyetler konusunda bu site ve yazarının sorumluluğu bulunmamaktadır.