Taklit, tağşiş ve indirim adı altında tüketiciler mağdur edilirken, hakem heyetleri, yüz binlerce tüketicinin derdine deva oluyor. Bu durum kamuoyunca memnuniyetle karşılanıyor ve “Bireylerin, menfaatlerini koruyup kollamaları art niyetli firmaların hilelerini boşa çıkarıyor. Mağduriyetleri ise gideriyor” şeklinde yorumlanıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürünü kamuoyuyla paylaşırken, yüzde 70 hatta yüzde 80’lere varan indirim kampanyaları adı altında tüketiciler mağdur ediliyor. Fiyat hileleri ve ayıplı ürünlerle karşı karşıya kalan tüketiciler, hakem heyetlerine başvuruyor. Hummalı bir çalışma yürüten, hemen her başvuruyu seri şekilde ele alan heyetler takdir topluyor.
Önemli görevler görüyorlar
Tüketici avukatları, hakem heyetlerince yüzde 60-70 oranında şikâyetçilerin lehine karar verildiğine işaret ediyor. Avukatlar, ayrıca heyetler tarafından önemli görevler görüldüğüne ve fiyat oyunu ile ayıplı ürün vakalarının aşağı çekildiğini belirtiyor.
Hakkınızı yedirmeyin
Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz de Yeni Akit’e yaptığı açıklamada hakem heyetlerinin kararlarının bağlayıcı olduğunu dile getirdi. Heyetlerin kararlarının uygulamaktan kaçınılamayacağını vurguladı. Deniz, tüketicilere de şöyle seslendi: “Hakkınızı yedirmeyin. Fahiş fiyat artışlarına gidenleri, yalancı indirimler yapanları, ayıplı ürünler satanları mutlaka ve mutlaka hakem heyetlerine bildirin. Başvuruların kolayca ve süratle yapıldığını, şikâyet dilekçelerinin elden ya da e-Devlet’ten verilebileceğini bilin. Kararların belirlenen takvime uygun olarak, 3-5 ayda alındığını unutmayın.” Hakem heyetlerinin her 10 şikâyetten 6’sını haklı bulduğunu kaydeden Deniz, şu ifadeleri kullandı:
Planlı ve iyi çalışılıyor
“Tüketicilerin bu makama yönelmelerinde, gitmelerinde fayda var. Gelinen aşamada kargolar, gıda ürünleri ve mobil telefonlar ile tabletler hakkında pek çok dilekçe verildiği görülüyor. Ki bu doğal, dönemin ruhuna uygun. Çünkü pandemiden ötürü milyonlar eve kapandı, dışarı çıkamadı. Toplum önemli bir dönüşümden geçti, geçiyor da. Ama hakem heyetlerince bu dönüşüme adapte olunduğu, planlı ve iyi çalışıldığı, yakınmalara kulak verildiği, sorunların giderildiği bir hakikat.”
Kritik uyarı
Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise hakem heyetlerine defolu ürünlerle ilgili on binlerce başvuru geldiğine dikkat çekti. Başvuruların yüzde 50’sinin e-Devlet kanalıyla yapıldığını hatırlatan Ağaoğlu, “Bu da halkın önemli bölümünün duyarlılığının attığını, hakkını aramaya başladığını net bir şekilde ortaya koyuyor” dedi. Hakem heyetlerine dilekçe yağdığını anlatan Ağaoğlu, şöyle devam etti: “Malum, fahiş fiyat artışları tüketicileri Alo 175’i aramaya ve mobil uygulama HFA-Bildirim kanalıyla Ticaret Bakanlığı’na ihbarlarda bulunmaya itiyor. İhbarların ardından da tüketici hakem heyetleri devreye giriyor. Ve vurguncu firmalara, yapılanmalara karşı savaşan tüketicilere peş peşe müjdeli haberler geliyor. Bu haberleri almak için zahmetlere katlanmıyor, ödeme yapmıyorsunuz.”
Ticaret Bakanlığı bu sene başından beri, iletilerin (e-mail, Call center aramaları ya da SMS) çok şikayet edilen “SPAM” yönüne yönelik olarak bir yeni düzenleme getirdi. Bunu daha önce bir kaç yazıda dile getirdik ve bunlarla bir dosyayı da turk-internet.com okuyucularının dikkatine sunduk [1].
İleti şikayetleri doğrudan tüketicileri etkilediği için, Tüketiciler Birliği’nden Avukat M.Bülent Deniz ile de konuştuk. Ancak şaşırarak öğrendik ki, bu yönetmelik hazırlanırken, kendilerinden görüş alınmamış, hatta haberdar bile edilmemişler. İleti Yönetim Sistemi konusundaki görüşleri aktarmaya devam ediyoruz. İşte Tüketicilerin görüşleri;
Turk-internet.com: İleti Yönetim Sistemi adı altında bir sistem getiriliyor. Öncelikle şunu sormak istiyorum, hepimiz spam SMS, spam e-mail, spam call center(müşteri hizmetleri satış aramaları)dan şikayetçiyiz. Bunlara tüketiciler nasıl bakıyor? Bu konularda eskiden şikayetler nasıl geliyordu, şimdi nasıl geliyor?
M. Bülent Deniz: SMS ile başlayan bir süreçti bu aslında. SMS moda olmaya başlayınca firmalardan yağmur gibi SMSler gelmeye başladı ve ardından call center furyası başladı. Call centerlardan istem dışı aramalar başladı. Öyle bir hâl aldı ki, işin çokluğundan ziyade bir de dolandırıcılar için de yeni bir faaliyet alanına dönüştü. Çok şikayetçiydik ancak ticari elektronik iletilerle ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bir yönetmelik hazırladı ve istem dışı mailler veya aramaların önüne geçeceği ifade edildi.
Biz de tüketicilere, “Gelin tüketiciler, size ne kadar spam mail ve SMS geldiyse bunu kurula şikayet edin” dedik ama ya kurul şikayetlerin fazla olmasından ya elindeki hukuk mekanizmasının işler olmamasından ya da yönetmelik yapılırken, ekonominin gerçeklerinden uzak yapılmış olması nedeniyle, pek fazla işleme sahip olmadı. Kurul cezalar kesti, basın bültenlerinde okuduk, kesilen idari para cezasına karşı firmaların idair mahkemede iptal davası açma hakları doğdu, bu onların önünü kesmedi.
Tüketici tabii sıkılıyor, örneğin sabah çok erken ve geç saatlerde aramalar başımıza geliyor. Spam SMSlerin, e-maillerin, call center aramalarının sayısı azaltılabilir veya denetlenebilir ancak bizim endişemiz bu yöntemle dolandırıcıların çok enteresan işler yapıyor olması.
Örneğin, birileri 2017 yılında call center numarası alan 3 dolandırıcı “Biz Tüketici Birliği Başkanı Bülent Deniz’in ofisini arıyoruz. Size hayat sigortası yapılmış, yenilemek istemiyorsanız, 300 lira şu adrese gönderin” şeklinde aramalar oldu. Tabii daha sonrasında yakalandılar.
Bir de, özellikle bankalarla ilgili call center aramalarında veya SMS gönderimlerinde 3 adımlı güvenlik önlemleri alındı ancak onlar da tüketiciyi yanıltan boyutlara geçebiliyor. Dolandırıcılar için bir faaliyet alanına dönüştü.
Aslında bu nokta çok önemli bizim için. Teknoloji ne kadar ilerledikçe, yeni boyutlarda ilerliyorlar. Hem tüketiciye erişmek için yapılan reklamlarda hem de dolandırmak anlamında, yeni yöntemler ve yeni uygulamalar ortaya çıkacaktır. Herhangi bir uygulamayı indiriyorsunuz telefonunuza, bütün şifreleriniz alınmış gitmiş. Bunun önüne geçmek güç oluyor tabii. Benim kendi özel alanım olan telefon numaram, e-posta adresim veya iletişim noktalarında rızamın olması gerekiyor. Devlet bu mantıkla baksa da, uygulamaya gelindiğinde, yanılmıyorsam 2015’den sonra çıkan yönetmelikle çok bir şey değişmedi aslında.
Turk-internet.com: 2015 Yılında getirilen sistemin değişmesinin nedeni, bakanlığa şikâyetlerin yığılması, süreçlerin çok uzun olması (Firmaya soruyor, firmanın açık rızayı göstermesi gerekiyor vb.) buna karşılık yeni bir uygulamaya geçildi, İleti Yönetim Sistemi olarak bu yıl ilan edildi. Fakat bu noktada size iki sorum olacak; Sizin fikriniz alındı mı? Sanayii ve Ticaret Bakanlığı’nın TOBB ile birlikte yaptığı bir uygulama oldu. Bunu devletin kendisinin değil de, özel bir firmaya yaptırmasını nasıl karşılıyorsunuz?
M. Bülent Deniz: Tüketiciyi yakından ilgilendiren bu yönetmelikten haberimiz olmadı. Haberimiz sizin, Mobilsiad Sektör Derneği’nin açtığı dava sayesinde oldu. Çok şaşırdık. Öyle hükümler var ki, tüketici açısından bakıldığında kabulü asla mümkün olmayan bir yönetmelik.
Yönetmeliğin uygulanmasını 2020’nin Aralık sonuna kadar ertelediler ama yönetmelik şu anda yürürlükte ve getirdiği hükümler çok can sıkıcı hükümler. Öncelikle, İleti Yönetimini üstlenecek bir şirket oluşturulmuş, bu neden bir şirkete ait ve neden devletin bir güvenlik biriminin veri tabanına ait değil?
Ticari bir operasyonu yönetme anlamına geleceği için, karşı cevap şu olacaktır; “Devletin güvenliğini mümkün mertebe geride tutup, böyle bir uygulama yaptık.” denebilir. Bu halde kamu iktisadi teşebbüsü halinde olması gerekir ya da devlet kurumlarının temsilcilerinin oluşturduğu anonim şirket üzerinden gidilmesi gerekir.
Ama baktığımızda TOBB’a teslim edilmiş bir yönetmelik. TOBB’un kurduğu bir şirket İleti Yönetim Sistemi’nin tek hâkimi haline dönüştürülmüş. Sonradan öğrendik ki, TOBB’un vakfının ortak olduğu bu şirketin başkaca ortakları, hatta o ortakların bir kısmının şirket olduğu, o şirketlerin ucuna kadar gidildiğinde, kişilerin bu şirketin aslında gerçek sahip olduğuna ilişkin duyumlar ve gözlemlerimiz oluştu. Şimdi haklı olarak ben soruyorum; 83 milyona gönderilecek iletilerin yönetiminden sorumlu ve bundan para kazanacak bir mekanizmanın başında niye Ahmet-Mehmet var?
Turk-internet.com: Sizin demin bahsettiğiniz Mobilsiad ve Telekomder firmaları dava açınca hisseler tekrar TOBB’un vakfı tarafından geri alındı. Ancak günün birinde geri verilir mi? Şu anda kızgınlıkla hareket edildiği için mi bu durumda, bunu bilmiyoruz.
M. Bülent Deniz: Dava bitince hisselerin tekrar satışı mümkün. Kaldı ki TOBB vakfı tüzel bir kişilik, iktisadi bir işletmesi var anlaşıldığı kadarıyla, kendi mal ve mülkleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabilir, buna kim engel olabilir? “Hissemin yarısını x kişisine sattım.” Diyebilir.
Öncelikle bizi bu rahatsız etti. Daha sonra hem tüketici olarak hem de kişisel olarak çok rahatsız olduğum bir konu var. İleti Yönetim Sistemi’nde tüketiciye ileti göndermek isteyen bütün firmaların öncelikle başvuru yapması gerekiyor ve elindeki veri tabanını –anladığım kadarıyla- İleti Yönetimi Sistemi’ni idare eden şirketle paylaşması gerekiyor.
Yani, bu şu anlama geliyor; İleti Yönetimi Sistemi’ni idare etmek ile görevlendirilen bu şirketin elinde bütün Türkiye’nin nüfusunun bütün profil bilgileri elinde yer alacak. Kaç yaşında, nerede oturur, nerede yemek yer, sağlık durumu nasıl, hangi firmaları tercih eder, cinsiyeti nedir, belki inancı ve buna benzer kişilerin –ki veri madenciliği dediğimiz kol, şu anda günümüzde en geçerli sektörlerden bir tanesi- profil bilgilerini bu şirketin herhangi bir politikacıya para karşılığı satmayacağı veya iktidar erki elinde tutan partinin bu veri tabanını alıp seçim çalışması yapmayacağı kim bana garanti edebilir? İlk sorum budur.
İkincisi ise, bu veriler nerede saklanacak? Herhangi bir istihbarat örgütünün ele geçirmesi mümkün olamaz mı? Anladığım kadarıyla şirketin kendi kaynakları veri tabanı güvenlik içerisine alınacak. Neden Türkiye’deki ODTÜ, TÜBİTAK, MİT gibi devlet güvencesinde olmayacak bu veri tabanı? Bu da bizi çok rahatsız eden bir durum. Bu noktada, kişisel verilerimin SMS veya e-mail almaya rıza gösterdiğim bir şirketin illa ki bu şirkete benimle ilgili bilgi vermek zorunda kalmış olmasından dolayı rızam dışında başka şirketler için de satın alınabilir hale gelmesi de, ayrıca can sıkıcı bir konu.
Bu noktada, bu yönetmelik kişinin özgürlüğüne vurulan bir darbe niteliğinde. Yönetmeliğin dava ile ilgili gelişmelerini biraz biliyorum, iptal edileceğine ilişkin bir hukukçu beklentim var, inşallah böyle bir kaza olmadan yönetmeliğin iptal edilebilmesi ümidindeyiz.
Turk-internet.com: Başta söylediğiniz gibi kişisel verileri koruma açısından da tüketicilerin sorumlu olduğunu, dolandırıcılara kadar gidebilecek şemalar olduğunu da düşünüyorsunuz.
M. Bülent Deniz: Düşünün ki ben A firmasıyım, elimdeki listeye ileti gönderebilmek için bu firmaya gidip abone olacağım, para vereceğim, karşılığında da üstüne üstlük elimdeki veri tabanını vereceğim, öyle anlıyorum ben. A şirketinden veya B şirketinden gelen veri tabanını bu firma da elinde oluşan veri tabanını parasını veren herhangi bir firmaya satabilecek, plase edebilecek veya canı ne isterse onu yapacak. Bu çok dehşet verici bir şey, bizim açımızdan kabul edilebilir bir durum değil.
Turk-internet.com: Yani, rıza gösterdiğiniz firma dışında başka firma ile de paylaşılabilecek bu veri.
M. Bülent Deniz: Benim kişisel verim başkası için kazanç kapısına dönüşüyor. Ben buna razı değilim. Benimle ilgili veriler, benim mal varlığımda yer alan bilgilerdir ve ticari bir alım satım konusu olması için mutlak suretle bana bir fayda sağlaması lazım ve üstüne üstlük benim de rızamın olması gerekir. Bu yönetmelikte bütün bunların pas geçildiğini gördük.
Turk-internet.com: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
M. Bülent Deniz: Ümit ediyorum İleti Yönetim Sistemi ile ilgili daha çok konuşacağız. Çünkü tüketici örgütleri olarak yönetmelikten haberdar değildik. Diğer 3 federasyona birlikte yaptığımız tüketici konfederasyonu çalışmaları bünyesinde de bu yönetmeliği düşündük, değerlendirdik. Biz de bu konuda tüketici örgütü olarak gereken tepkileri vermeye gayret edeceğiz. Çok teşekkür ederim.
Uzaktan eğitimde yaşanan sorunları değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “öğretmen ve öğrencilere internet ve elektronik cihaz satışlarından alınan her türlü vergi sıfırlanmalıdır” dedi.
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:
Bilindiği gibi pandemi süreci nedeniyle eğitim kurumlarında uzaktan eğitim modeliyle çocuk ve gençlerimizin eğitimi sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu modelde, gerek Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürüttüğü EBA projesi ve gerekse eğitimcilerin kullandıkları çeşitli program ve uygulamalar ile öğrencilere eğitim verilmeye çalışılmaktadır.
Ancak milyonlarca öğrenci internet erişiminden ve uzaktan eğitime katılımını sağlayacak mikrofon, kamera aparatlarını içeren bilgisayar, laptop, akıllı telefon ve benzeri cihazlardan yoksun bulunmakta ve bunları edinecek maddi olanaklara sahip değildir.
Tüketici Birliği Federasyonu tarafından bir süre önce, milletimizin dünyada benzeri olmayan toplumsal dayanışma gücüne atıf yapılarak, “GELECEĞE BAĞIŞ” kampanyası başlatılmış ve kamuoyuna duyurulmuştur.
İnternet erişimi veya uzaktan eğitim için gerekli donanımı olmayan çocuk ve gençlerimizin internet faturalarının üstlenilmesi ya da kullanılmayan ikinci el donanımların gereksinim içindeki öğrencilerimize bağışlanması çağrısı içeren bu kampanya, toplumda karşılık bulmuş, yerel yönetimler, ünlü kişilerin TV programları ve benzeri etkinliklerle desteklenmiştir.
Anayasal hak olan fırsat eşitliğinin sağlanması için başlatılan bu kampanyaya gösterilen toplumsal ilgi sevindirici olmakla birlikte yeterli değildir. Anayasasında “sosyal devlet” olma niteliği açıkça belirtilen Türkiye Cumhuriyeti’nin, anayasal eşitlik ve fırsat eşitliğini sağlaması gereklidir.
Bu nedenle Tüketici Birliği Federasyonu tarafından, TC. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yazılı başvuru yapılarak;
“Uzaktan eğitim için zorunlu olan internet erişimi ve gerekli donanımların öğretmen ve öğrenci tarafından satına alınması durumunda, bu ürünlerin satışından alınan her türlü verginin geçici süre için alınmayarak, vergisiz olarak satışına izin verilmesi”
talep edilmiştir.
Çocuk ve gençlerimiz adına yapılan bu girişimin ilgili bakanlık tarafından olumlu olarak karşılanması, toplumun sahip çıktığı “GELECEĞE BAĞIŞ” kampanyasını tamamlayacak en önemli adım olacaktır.
Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen Tüketicinin Korunmasının Güçlendirilmesi Teknik Destek Projesi kapsamında Ankara’da gerçekleştirilen Tüketici Kuruluşlarının Kapasitelerinin Arttırılması Konferansında bildiri sunan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Türkiye’de sivil toplum hareketinin gelişimi ve geleceğe yönelik perspektifini anlattı.
Çarpıcı sonuç ve değerlendirmeleri büyük ilgiyle karşılanan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz’in konuşmasının tamamı…
Bu videoyu izlediğinize göre internet erişiminiz ve bir elektronik cihazınız var demektir.
Oysa bugün Türkiye’de, üç milyon çocuk ve gencimizin internete erişimi yok. Belki bir o kadarının da, cep telefonu ve bilgisayarı…
Biliyoruz ki, belirsiz bir süre daha eğitimi, öğretimi yüz yüze yapamayacağız. Uzaktan eğitimle kayıpları olabildiğince gidermeye çalışacağız.
Peki internete erişimi, uzaktan eğitim için gerekli donanımı olmayan çocuk ve gençlerimiz için ne yapacağız? Anayasal bir hak olan fırsat eşitliğini nasıl sağlayacağız?
Tüketici Birliği Federasyonu size sesleniyor:
Yaşadığımız bu olağanüstü dönemde, gelin toplumsal dayanışma gücümüzü harekete geçirelim;
Modeli eskidi diye bir kenara attığımız bilgisayarları, cep telefonları, laptopları elden geçirip çocuklarımıza, gençlerimize ulaştıralım.
İnternet erişimi olmayan öğrencilerimizin internet giderlerini üstlenelim.
Basında yer alan medikal ürünlere yüzde 26 bin oranında zam yapıldığı haberleri üzerine, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyu CNN Türk’te değerlendiriyor.
Pandemi sürecinde toplu ulaşım araçlarındaki yolcu kısıtlaması uygulamasının yol açtığı krizi değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “okul servisleri, toplu ulaşımda değerlendirilmelidir” dedi.
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:
İçişleri Bakanlığı tarafından 8 Eylül 2020 tarihinde valiliklere gönderilen genelge ile toplu ulaşımda; minibüs, midibüs ve otobüs gibi iç hacim bakımından fiziki mesafe kurallarının uygulanamayacak araçlarda ayakta yolcu alınması yasaklanmış, yine raylı sistem ve metrobüs gibi araçlarda da ayakta alınacak yolcu sayısının tespiti İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu’nun kararına bırakılmıştır.
Bu genelge doğrultusunda, örneğin İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu tarafından raylı sitemde ayakta yolcu kapasitesinin %50’si, metrobüslerde ise 1/3’ü kadar yolcu alınması karar bağlanmıştır.
Kuşkusuz İstanbul, Ankara, İzmir ve benzeri büyükşehirlerde normal zamanda da sorun oluşturan toplu ulaşım, pandemi mücadelesinde zorunlu olarak getirilen bu kısıtlamalar ile krize dönüşmektedir.
Yüzyüze eğitimin henüz başlamaması nedeniyle sadece İstanbul’da 20 bin, Türkiye genelinde 110 bin civarında öğrenci servisi boşta beklemektedir. Bu nedenle belediye yönetimlerince boşta bekleyen öğrenci servislerinin, toplu ulaşım talebinin yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde, en azından ana arterlerde, belirlenmiş iki nokta arasında sefere çıkması sağlanmalıdır.
Böylelikle bir yandan krize dönüşen toplu ulaşıma destek sağlanmış olacak, diğer yandan da aylardır boşta bekleyen okul servis çalışanları için az da olsa, gelir temini söz konusu olacaktır.
Ticaret Bakanlığı, tüketici örgütleri, ilgili bakanlık temsilcilerinin katıldığı Tüketici Konseyi’nin 24. Toplantısında Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’na yeni üye seçildi.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile kurulan ve aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar hakkında idari para cezası ve reklam durdurma kararı vermeye yetkili Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nda görev yapacak tüketici örgütü temsilcisi belirlendi.
9 Eylül 2020 tarihinde toplanan Tüketici Konseyi toplantısında gerçekleşen seçime Tüketici Konfederasyonu Girişimi adına Mehmet Bülent Deniz ve Tüketici Örgütleri Federasyonu Başkanı Fuat Engin katıldı.
Konsey delegeleri tarafından yapılan oylama sonucunda Tüketici Konfederasyonu Girişimi adayı Mehmet Bülent Deniz oyların çoğunluğunu alarak Reklam Kurulu’nun yeni üyesi oldu.
Bütün tüketicilerin temsilcisi olacağım
Seçimin ardından teşekkür konuşması yapan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu (TÜÇEDEF), Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) ve Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından oluşturulan Tüketici Konfederasyonu Girişimi adına adaylığımın onaylanarak, seçilmiş olmaktan dolayı teşekkür ediyorum. Reklam Kurulu’ndaki görevimi, ülkemizdeki tüketicilerin tamamına yakınını kuşatan Tüketici Konfederasyonu Girişimi adına, yani ülkemizdeki 83 milyon tüketici adına yerine getireceğim” dedi.
Konuşmasının ardından Tüketici Konfederasyon Girişimi’ni oluşturan Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal ve Tüketici ve Çevre Dernekleri Federasyonu (TÜÇEDEF) Genel Başkanı Osman İlhan’ı kürsüye davet eden Deniz, delegeleri birlikte selamladılar.
Son dönemde vatandaşların telefonu yurtdışından gelen aramalarla sıkça çalmaya başladı. Pek çok vatandaş, yurt dışından arayan numaralar kim, neden arıyorlar araştırmalarına başladı. Peki telefon hattı yurtdışı aramalara nasıl kapatılır? İşte detaylar...
Vatandaşlar, telefonlarına yurtdışından gelen aramalardan dolayı oldukça rahatsız. Bu yüzden yurtdışından gelen aramaları engelleme ve arayan numaraların neden aradığı soruları merak ediliyor. Peki yurtdışından kim, neden arıyor? Telefon hattı yurtdışı aramalara nasıl kapatılır? Detayları haberimizde...
Türkiye'de vatandaşlar çoğu zaman bilinmeyen yabancı numaralar tarafından aranmakta. Hatta çoğu zaman bu numaralar geri arandığı takdirde dolandırılma olayları veya geri aranan numaradan dolayı faturaya yüksek meblağlar yansımakta. Bunun için +393 ve +359'lu numaralar eğer sizi arıyorsa, tedbirli olmakta fayda var. Bu gibi şüpheli gördüğünüz numaraları gördüğünüzde dikkatli olmak önemli.
Son dönemlerde bir çok kişinin başına gelen “Telefon çaldırma” taktiği giderek yayılıyor. Cep telefonu sahiplerinin yüksek fatura ödemesine sebep olan olay nedeniyle binlerce kişi mağdur oldu. Telefonunuzu çaldıran yabancı numarayı geri aradığınızda genellikle bir bant kaydı ile karşılaşıyorsunuz. Veya açan kişi telefonu hemen kapatıyor. Zaman zaman sizinle konuşan, hatta konuşmayı gereksiz yere uzatan bir kişi de çıkabiliyor telefona. Ancak her yöntemde de sonuç aynı: Telefon görüşmesi karşılığı size yüksek bir ücret kesiliyor. Bunu da telefon faturanız ile birlikte ödemek zorunda kalıyorsunuz.
Geri aramayın
Sadece Almanya’da bundan dolayı 30 binden fazla şikayet var. Arayan numaralar genelikle Afrika ülkelerinden. Örneğin Gine (+224), Burundi (+257), Fas (+212) Tunus (+216). Yetkililer, bu ülkelerdeki şebekelerin insanları bu yöntemle yanıltarak yüzbinlerce Euro gelir elde ettiğinden yola çıkıyor. Güvenlik güçleri bu tür numaraların kesinlikle geri aranmamasını tavsiye ediyorlar.
İstanbul’dan değil!
+212 ve +216 ile başlayan numaralar tarafından aranan vatandaşlarımız ise telefonun İstanbul’dan geldiği yanılgısına da düşüyorlar. İstanbul’daki bir akrabası veya yakını tarafından arandığını düşünerek geri arıyorlar. Ancak bu numaraların aslında bir ülke ön kodu olduğunu çok geç fark ediyorlar.
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yurt dışındaki bazı çağrı merkezlerinden yapılan aramaların dolandırıcılık maksatlı yapıldığı konusunda vatandaşları uyardı.
Deniz, genelde bu çağrı merkezlerinden vatandaşlara SMS ve çağrı geldiğine dikkati çekerek, ”Gelen çağrılara ya da mesajlara cevap verilmemelidir. Bu numaralarla iletişim kurduğunuzda size pahalıya mal olabilir. Bu nedenle tanımadığınız yurt dışından gelen ve özellikle cinsel ve siyasi mesajları dikkate almayın” diye konuştu.
Telefonu yurtdışına kapatma
Öncelikle telefonu yurtdışına kapatmak için önceleri Vodafone, Turkcell ve Türk Telekom müşteri hizmetleri aranarak kapatılabiliyordu, ki hala bu yolla kapatılabilir. Ancak artık gsm operatörlerinin kendi mobil uygulamaları vasıtalarıyla kapatılabiliyor. Yani her gsm operatörünün kendi mobil uygulaması üzerinden bunu kapatmanız teknik olarak mümkün. Yine aynı şekilde yurtdışı sms kapatma da buna dahildir. Yani hem aramalara hem kısa mesaj – sms göndermeye kapalı hale getirebilirsiniz. Bu hem faturalı hat hem de kontörlü (TL yüklemeli) hat için geçerlidir. Hattı yurtdışına açmak için yine aynı yolu izleyebilirsiniz.
Hat kapatma ücreti ne kadar? Yurtdışına hat kapatma fiyatı yoktur. Bu işlemler ücretsiz olarak yapılmaktadır. Aynı şekilde hattı yurtdışına açtırma için Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone için ücret talep etmemekte, müşteri hizmetleri veya mobil uygulama yoluyla yapılabilmektedir.
Bu aramalar nasıl engellenir?
Bu aramaları insanlar genelde birkaç nedenle engellemek ister. İlki yurtdışından gelen aramaların kişinin faturasına veya TL bakiyesine yansımasıdır. Her ülke veya her operatör için geçerli olmasa da yurtdışından gelen aramalar pek çok zaman hem arayan kişinin hem de aranan yani sizin faturanıza yansır. Yani aramanın ücretlendirilmesi her iki taraflı olur. İkincisi ise yurtdışından gelen dolandırıcılık amaçlı aramaların özellikle yaşça büyükleri mağdur konuma düşürmesine engel olmaktır. Zira Bulgaristan’dan gelen çağrılar neticesinde pek çok yurttaşın yakın zamanda dolandırıcılık mağduru olduğu, para kaybettiği veya kredi kartı bilgilerini kaptırdığı herkesin malumu. Özellikle Bulgaristan’dan gelen aramaları, çağrıları engelleme ve kapatma konusunda bir açıklama yapmakta yarar var.
Öncelikle #351* Engelleme şifresi # Arama tuşuna bastıktan sonra kapatabilirsiniz. Telefonu yurtdışı aramalara açmak için *351* Engelleme şifresi # Arama tuşuna basarak yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Bunu hem Turkcell hem Vodafone hemde Türk Telekom için yapmayı deneyebilirsiniz. Sabit hatlar için ise Türk Telekom müşteri hizmetlerini arayabilirsiniz. Eğer bu yöntemle engellemeyi başaramazsanız, Android (Samsung, Huawei, Xiaomi, LG, General Mobile vb.) veya Iphone (IOS) telefonlarda numara engelleme seçeneğini kullanarak, sizi rahatsız eden numaraları tekil halde engelleyebilirsiniz.