2 Haziran 2015 Salı

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) % 17,33 arttı. Konya, 3 aydır karanlıkta yaşıyor...

İstanbul, 01.06.2015

2015/Mayıs dönemine ilişkin Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ni açıklayan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “Konya ilindeki elektrik kesintileri için yetkililerin açıklama yapması gerekiyor” dedi.

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

Elektrik enerjisi hizmetinin sunumundaki artan kalitesizlik ve istikrarsızlığa dikkat çekmek amacıyla Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından 2015/Mart ayından bu yana, ‘Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ oluşturulmakta ve kamuoyuna açıklanmaktadır.

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Genel Bilgiler:

-Elektrik Dağıtım Firmaları, 21.12.2012 tarihli Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 3/e. maddesi ve 24.01.2015 tarihli Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince, yapılması planlanan kesintilerini en az kırksekiz saat öncesinden nihai tüketicilere duyurmak zorundadırlar.
Endeks hesaplamasında elektrik dağıtım firmaları tarafından bu düzenleme gereğince duyurulan planlı kesintiler dikkate alınmakta olup planlama dışı, arıza ve benzeri nedenlerle gerçekleşen kesintiler endekse dahil edilmemiştir.

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu tarafından, elektrik dağıtım firmalarının “planlı kesintiler” olarak kamuoyuna duyurduğu bilgiler her gün taranmakta ve veri tabanına işlenmektedir.

-Veriler; her ayın 11. günü ve 21. günü, on günlük dönem verileri olarak kamuoyuna açıklanmaktadır.
Her ayın son günü, aylık veriler oluşturulmakta ve kamuoyuna açıklanmaktadır.

-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart ayı verisi olan 50.016,0 saat kesinti süresinin endeks karşılığı 100 olup sonraki aylara ilişkin kesinti süreleri bu endekse eklenmekte veya eksiltilmektedir.
-Elektrik Kesinti Endeksi (EKE); Jale Yanılmaz (Tüketici Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Başkanı), Nihat Altay (Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Enver Aytaç (Siirt İli Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Hakan Pulsever, (Tüketici Güvenliği Derneği Enerji Komisyonu Üyesi /Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi), Ebrar Kıymet Özgüney (TBM Tüketici Başvuru Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi/Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) Çalışma Grubu Üyesi) ‘den oluşan Çalışma Grubu tarafından hazırlanmaktadır.

Elektrik Kesinti Endeksi (EKE) 2015/Mayıs Dönemine İlişkin Veriler.

-2015/Mayıs Dönemi Firma Bazında Kesinti Süreleri:
FİRMA
TOPLAM
AKDENİZ EDAŞ
3218,0
AKEDAŞ
380,0
ARAS EDAŞ
3861,0
AYDEM
5193,0
AYEDAŞ
884,5
BAŞKENT EDAŞ
1988,5
BEDAŞ
2348,5
ÇEDAŞ
478,0
ÇORUH EDAŞ
687,0
DİCLE EDAŞ
1089,0
FIRAT EDAŞ
1043,0
GEDİZ EDAŞ
5540,0
KCETAŞ
1636,0
MEDAŞ
11247,0
OSMANGAZİ EDAŞ
1170,5
SEDAŞ
3257,0
TOROSLAR EDAŞ
3690,5
TREDAŞ
363,0
UEDAŞ
7151,0
VEDAŞ
42,5
YEDAŞ
8321,0
TOPLAM
63589,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Fazla Olan İlk Üç Firma:
FİRMA
TOPLAM
MEDAŞ
11247,0
YEDAŞ
8321,0
UEDAŞ
7151,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Az Olan İlk Üç Firma:
FİRMA
TOPLAM
VEDAŞ
42,5
TREDAŞ
363,0
AKEDAŞ
380,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Fazla Olan İlk Üç İl:
İLLER
TOPLAM
KONYA
17529,0
İZMİR
13011,5
ORDU
8883,0

-2015/Mayıs Döneminde Kesinti Süresi En Az Olan İlk Üç İl:
İLLER
TOPLAM
GÜMÜŞHANE
0,0
UŞAK
5,0
AĞRI
36,0

-Geçen Aylara Ait Kesinti Süreleri ve Endeks:
AY
SÜRE
ENDEKS
MART
50016,00
100,00
NİSAN
54197,00
108,36
MAYIS
63589,00
127,14

2015/Mayıs döneminde,
2015/Mart dönemine göre % 27,14
2015/Nisan dönemine göre % 17,33 oranında, kesinti süresinde artış gerçekleşmiştir.

-Toplam elektrik kesintisi, 167,802 saat olarak gerçekleşmiştir.
Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart döneminden bu yana; üç aylık dönemde toplam olarak 167,802 saat elektrik kesintisi gerçekleşmiştir.

Başka bir deyişle yaklaşık olarak; 6991 gün/233 ay/19 yıl süre ile elektrik kesintisi yaşanmıştır.

-Bazı bölgelerde hiç kesinti yaşanmaması dikkat çekici.
Daha önceki dönemlerde kesinti yapılan bazı bölgelerde hiç kesinti yaşanmamış olması, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinin yaklaşmış olması ile açıklanmaktadır.

Örneğin; Adıyaman, Ağrı, İstanbul (Anadolu), Bartın, Çankırı, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale, Zonguldak, Mardin, Bingöl, Hakkari ve Muş’ta son 21.05.2015-31.05.2015 tarihleri arasında hiç kesinti yapılmamıştır.

-Konya’da neler oluyor?
Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’nin oluşturulmaya başlandığı 2015/Mart döneminden bu yana, bütün dönemlerde en fazla kesinti Konya’da yaşanmıştır.

Konya’da, dönemlere göre gerçekleşen kesinti süreleri şu şekildedir:
AYLAR
KESİNTİ
MART
5629,0
NİSAN
5671,0
MAYIS
6229,0
TOPLAM
17529,0

Kesinti sürelerinin il ortalaması 2021,71 saat olup, Konya’da gerçekleşen kesinti toplamı, bu ortalamaya göre % 88,46 oranında fazlalığa işaret etmektedir.
Dolayısıyla Konya’da gerçekleşen kesintilerin bu denli fazla olması konusunda, dağıtım firması MEDAŞ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK’nın açıklama yapması gerekmektedir.

-Firmaların Karnesi:
Kesinti sürelerinin firma ortalaması 7990,57 saattir.

Ortalamanın üzerinde kesinti yapan firmalar:
FİRMA
TOPLAM
MEDAŞ
30993,0
YEDAŞ
21747,5
UEDAŞ
17964,0
AYDEM
15045,0
GEDİZ EDAŞ
13806,5
TOROSLAR EDAŞ
10736,0
AKDENİZ EDAŞ
10378,5
SEDAŞ
9087,0

Ortalamanın altında kesinti yapan firmalar:
FİRMA
TOPLAM
VEDAŞ
269,0
TREDAŞ
601,0
ÇEDAŞ
889,5
AKEDAŞ
980,5
FIRAT EDAŞ
2234,5
DİCLE EDAŞ
2453,0
AYEDAŞ
2506,5
ÇORUH EDAŞ
2774,0
OSMANGAZİ EDAŞ
3437,5
KCETAŞ
3591,5
BAŞKENT EDAŞ
5308,5
ARAS EDAŞ
5472,5
BEDAŞ
7526,5


ELEKTRİK KESİNTİSİ ENDEKSİ (EKE) VERİ TABANI İÇİN



Mehmet Bülent Deniz
Genel Başkan

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Türkiye Tüketicisi "Hareket"e Geçiyor...


Yasa gereği yılda bir kez toplanan ve tüketici örgütleri ile ilgili devlet kurumu temsilcilerinden oluşan Tüketici Konseyi'nin ondokuzuncusu, 25 Mayıs 2015 tarihinde, Ankara'da gerçekleştirildi.
 
Tüketici Konseyi'ne katılan Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz'in konuşma metninin tamamını sunuyoruz:

Bundan tam 363 gün önce, bu salonda sizlerle birlikteydim.
363 gün önce bu saatlerde, yine bu kürsüden sizlere seslenmeye çalışıyordum.

“Ama bugün değişik bir şey konuşalım istiyorum, “biz’i konuşalım” diye söze başlamış ve "biz halkız, yeniden doğarız ölümlerden" diyerek sözlerimi sonlandırmıştım.

Sayın Başkan,
19. Tüketici Konseyi’nin değerli delegeleri,
Konsey toplantısını izlemek için aramızda bulunan sevgili tüketici dostları,

Olumlu-olumsuz, ama yoğun tepkiler alan o konuşmamın ardından gerek medyada ve gerekse tüketici haklarının konuşulduğu her mahfilde, 363 gün önce yaptığım konuşmanın tartışıldığına tanık olmak, elbette ki, mutluluk verici.
O konuşmaya getirilen olumsuz değerlendirmelerin dahi, bugüne dair olumlu katkıların olduğunu açıkça belirtmek istiyorum.

Yirmi yıla yaklaşan tüketici hakları mücadelemde, benim için mutluluk verici çalışmalarımdan birisi olarak gördüğüm o konuşmamda;

Çok ziyaretçisi olan bir haber sitesinde köşe yazan, önceki dönemlerde TV. de ve diğer medyadaki çalışmalarını yakından izlediğim, tüketici odaklı çalışmalara sıkça imza atan bir değerli gazetecinin, habervaktim.com sitesinin köşe yazarlarından sayın Bilal Şahan’ın, 25 Mart 2014 tarihli bir makalesini sizlerle paylaşmış;

Hatırlar mısınız?
Çok eskiye gitmeye gerek yok; bir, bilemedin iki yıl öncesi yeter.
Bizim anlı şanlı olmasa da etkinliği olan derneklerimiz vardı.
Onların açıklama yapmasından korkanlar olurdu.
Nasıl korkmasınlar ki?
Hele boykot eylemine öncelik ederlerse vay o firmaların haline.
Sadece yerlisine değil, çok uluslusuna bile meydan okurlardı.
Maalesef o eski hallerinden eser yok şimdi.
Sessizlikleri beni ürkütüyor, korkutuyor.
Ülkede her şey istedikleri gibi mi oldu da kendilerini yok ettiler; yoksa “konuşsak da faydası yok” sendromundalar mı bilemiyorum.
Üçüncü şıkka, siyasallaşmış olmalarına, ihtimal dahi vermek istemiyorum.
Neredesiniz? Ses verin.
Diye yazan satırları sizlere okumuştum.

Bana, 363 gün önceki konuşmamı yazmak için ilham veren o makaleden yola çıkarak;

“Benim de içinde bulunduğum tüketici hakları temelli sivil toplum örgütleri olarak 1990’larda, 2000’li yıllarda gerçekten büyük işler yaptık.
“Vurduk mu, ses çıkar"dı.
“Tüketici derneği söylüyorsa, doğru söylüyordur” sözünü kurumsallaştırmıştık.
“Haydi, arkamıza düşün” dediğimizde, Hoca’nın filleri öyküsündeki durumu pek yaşamadık.
Aksine, en azından kendi adıma Tüketiciler Birliği Derneği Genel Başkanlığından ayrıldığımda, o derneğin kırka yakın şubesi, yüzlerce aktivisti, binlerce üyesi vardı.”
Demiş ve;

Ama zaman akıyor.
Zamanın ruhu da değişiyor.
Tüketici örgütlenmesi modelini bizler yenileyebildik mi?
Zamanın ruhuna uygun örgütlenme üzerine hiç düşündük mü?
Yoksa hala 1990’lardaki, 2000'li yıllarda denediğimiz, başarılı olduğumuz ama eskimiş ve işe yaramaz olduğunu fark edemediğimiz örgütlenme biçimini uygulamaya devam mı ediyoruz?”
Diye sormuştum.

Sorduğum soruya yanıtımı,“Tüketici Örgütçülüğü Oynamak” başlığı altında vermiş,

“Gelişen sosyal medya gerçeğini görmekten, özümsemekten uzak, hala 2000'li yılların dernekçiliğinden bir adım öteye gidemeden, kendi kendimize “tüketici örgütçülüğü” oynuyor olmayalım sakın?
Diyerek,

“Toplum vicdanının asla kabul etmediği banka haraçlarının önünü kesecek düzenlemenin yeni yasa metninde yer almasını sağlayamadık.
Ama uzatılan her mikrofona koşar adım gidip deiectio olmuş şekilde konuşmaktan hiç vazgeçmedik.
Medyaya çokça çıkıp, çok konuşunca sözümüzün ağırlığının yokolduğunu görmek yerine, “eee konuştunuz, astınız kestiniz, sonuç?” diye soran gözlere bakmaktan kaçınmaya başladık.
Özel günlerde çelenk sunmaktan öteye gidemeyen dernekçiliğin cazibesine kapılıp, kendimizi büyük gösteren dev aynalarından uzak tutmayı başaramadık.
“Federasyon tamam, şimdi bir de konfederasyon da patlattık mı süper olur” derken, yıllardır mücadelesi verilen banka haraçlarını engelleyememiş olmayı, özeleştiri nedeni olarak hiç görmedik.
Başkanlığını yaptığı tüketici örgütünün tek bir çalışmasında yer almayıp, internet ortamında, "tüketici uzmanı" sıfatını kendine yakıştırıp, tüketici şikâyetlerini çözmeyi marifet sanmaya başladık.
Paralı tüketici hakları seminerleri düzenleyip, tüketici örgütlenmesinin evrensel ve en önde gelen temel etik kuralı; "tüketici örgütlenmesi, hiçbir koşulda reklâm almaz, sponsor edinmez" ilkesini ayağımızın altında ezip geçtik.”
Saptamasıyla en başta kendi adıma olmak üzere, tüm tüketici örgütleri için özeleştiri yapmaya çalışmıştım.

Aradan geçen 363 gün içinde bizler büyük adımlar attık.
Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı sayın Haşmet Atahan’ın önaçıcı girişimi ve gayretleri ile ülkemizin farklı coğrafyalarında bulunan;
Tüketici Birliği Federasyonu, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Burdur Hasta ve Tüketicileri Koruma Derneği, Bursa Tüketiciler Derneği, Eskişehir Tüketiciler Derneği, Tüketici Başvuru Merkezi, Tüketici Güvenliği Derneği, Tüketici Hakları Derneği, Tüketici Hak Arama Derneği, Tüketici Hakları Merkezi, Tüketici Hakları ve Çevreyi Koruma Derneği, Tüketici Mağdurları ve Çevreyi Koruma Derneği, Tüketiciler Birliği Derneği, Tüketiciler Derneği, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği, Tüketici Sorunları Derneği, Tüketiciyi Koruma Derneği, Tüketiciyi Koruma ve Dayanışma Birliği Derneği’nin, yani iki federasyon ve onbeş derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Tüketici Hareketi’ni sizlere takdim etmekten büyük gurur ve mutluluk duyuyorum.

İzninizle, Türkiye Tüketici Hareketi’nin kuruluş bildirgesini sizlerle paylaşmak istiyorum:
Ülkemiz tüketici hakları mücadelesi ile 1980’lerde tanıştı.
Onyıllardır yükselerek devam eden Türkiye tüketici hakları mücadelesi; ülkemizde katılımcı demokrasinin gelişmesi, devlet-birey ilişkisinde ülkenin gerçek sahibinin devlet değil, yurttaş olduğu anlayışının yerleşmesi, yurttaşın hakkını arama, sorgulama, hesap sorma eğiliminin güçlendirilmesinde yadsınamaz çaba ve katkıya sahiptir.

Küresel ekonomideki yaygınlık, teknolojideki başdöndürücü gelişmeler, ekonomi ve yönetim mimarisindeki değişimler, özellikle ülkemiz bakımından demokratik kültür ve toplumsal yapımızdaki değişimler, tüketici hakları mücadelesinde yeni bir evreye geçilmesine işaret etmekte, hatta zorunlu kılmaktadır.

Bu saptamalar ışığında; zamanın ruhuna uygun tüketici hakları mücadelesini geliştirmek genel amacına yönelik olarak; bu mücadele içindeki tüketici örgütlenmelerinin birlik ve dayanışmasını sağlamak, yerel-uluslararası zeminde yaygın, güçlü ve etkin çalışmalar yapmak, kurumsallaşmaya uygun projeler ile ülkemiz insanının yaşam ve yönetim standardını daha üst noktaya taşımak için, aşağıda isimleri bulunan kuruluşlar, Türkiye Tüketici Hareketi adıyla bir araya gelmiş; “Amaç, Kuruluş ve Yönetim ilkeleri”mizi belirlemiş ve imzalamış bulunuyoruz.

Biz üzerimize düşeni yapmaya başladık, yapmaya devam edeceğiz.
Sıra, iğneyle hemhâl olması gerekenlerde.
Sıra, kızımıza söylediklerimizden ders çıkarması gereken gelinlerde.

363 gün sonra, aynı salonda, aynı kürsüde, aynı sözlerle konuşmamı bitirmek istiyorum:
“Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerden…”

Ankara, 25 Mayıs 2015

24 Mayıs 2015 Pazar

HAYAT gerçekten BÖYLE BİR ŞEY



Şefika’yı anımsıyorum.
Gül’ü, Vahide’yi de…
Aynı sınıfın hem başarılı, hem uçarı üç arkadaşın platonik sevgilileriydi.




12 Eylül zamanı.
Zor’un gençliğimizi vurduğu, zihinlerimizi kanattığı zamanlar.

Şimdi var mı, bilmiyorum, Milli Güvenlik Dersi.
Bir subay gelirdi.
Çatık kaşlı, sınıfı kendi mangası zanneden.
Derse gelirken nöbetçi öğrencinin kapıda, esas duruşta ve gırtlağını patlata; “6 Fen B sınıfı emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım” diye ona hoş geldin çektiği bir subay.
Başlar dik, bakışlar karşıya bakmalı ve iki el, avuç içleri sıraya yapışmış, put gibi olunmalı.

Toplu halde, delirdiğimiz zamanlar.
Cetvelle çizilmiş sınırın dışına taşan her şeyin ezilmesi gerektiğine inandırıldığımız zamanlar.

O yangın yerinde okuduk lise son sınıfı.
17 yaşın tüm ateşiyle aşklar kurguluyorduk.
Bir Ege kentinde de olsak, bir kız ve bir erkeğin birlikte aşk yaşamasının olanaksız olduğu zamanlardı.
Bize de, kurgulamaktan öteye gidemeyen özlemler kalıyordu.
Kimbilir belki de, kızlar da aynı durumdaydılar.
Ama bilemiyorduk, onların ne konuştuklarını, ne hissettiklerini…

O kurgunun kahramanlarından biri, Şefika; yıllar sonra bir kitap sayfalarının arasından düştü önüme.
O lise son sınıfın hem başarılı, hem uçarı üç delikanlısından birinin, Nafer’in kurgusundaki aşkıydı.

Kimi zaman dert ortağı olduğumuz, gençliğin o en güzel günlerini birlikte yaşadığımız o üç arkadaştan biri, bu satırların yazarı.
Diğeri Nafer Ermiş.
Şimdilerde Hayat Böyle Bir Şey ile satış rekoruna koşan kitabın kitabın ve başka kitapların yazarı.

Hayat Böyle Bir Şey kitabından düştü Şefika’nın ismi.
Nafer Ankara Siyasal’ı, ben İstanbul Hukuk’u kazanıp dağıldık.
İlk sene Ankara’ya ziyarete gittiğimi anımsıyorum.
Evet, kitaptaki o rutubetli, soğuk, karanlık, bodrum kattaki eve.
Bir gece kalmıştım.
Öğrenci evinin dağınıklığına, yoksulluğuna, Nafer’inkilerin eklendiği bir ev.

Kedi Kaspar’ı anımsamıyorum.
Belki ben gittiğimde henüz “Nafer’in kedisi” olmamıştı daha.
Ama Işıl ismini anımsıyorum.
Söylemişti Nafer bana, Işıl diye bir kıza aşık olduğunu.
Sonra İstanbul’a dönüş ve birbirimizi bulana dek aradan otuz küsur yılın geçmesi…

Hayat Böyle Bir Şey’i alıp okuyun.
"Yeni yazın" diye, şimdilerde dillendirilen akımın öncüsü.
Tadı değişik, sarsıcı ve devrimci.
Yanında lise arkadaşım Nafer Ermiş’i tanımak da, bonusu…




*Nafer Ermiş, Hayat Böyle Bir Şey, İthaki

23 Mayıs 2015 Cumartesi

"Kredi İçin Seçim Sonrasını Bekleyin“

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği, dün Resmi Gazete'de yayımlandı. 6 ay sonra yürürlüğe girecek olan Tüketici Kredisi alma konusunda vatandaşı neler bekliyor? Bankalar neden bu kadar yüksek faizlerle kredi veriyor? Tüketiciler kredi alırken nelerde dikkat etmeli? Hukuk Ajansı olarak konuyla ilgili merak edilenleri, Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz’e sorduk.

İşte Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz'in verdiği o demeç...

"Yönetmelikler yasalara uygun çıkartılmak zorunda"
Ancak, bizim tüketici yasası ile ilgili temel eleştirimiz bankalarla ilgili düzenlemelerle, bankaları daha çok kollayan ve gözeten bir durum olmasıydı. Tüketici kredilerinde geçtiğimiz yasadan daha farklı bir şey yok. Tüketici kredisi sözleşmeleriyle ilgili, tüketiciyecayma hakkı getirilmesi yeniliği mevcut. Öte yandan tüketici erken ödeme yaptığı takdirde faiz indirimi yapılması söz konusu. Tüketicinin bilgilendirildiğine dair imzasının olduğu bir bilgilendirme formu hazırlanması ile ilgili bir değişiklik getirildi. Bunlar geçmiş döneme göre daha yeni şeyler.

"Şu durumda eksik olduğu söylenemez ama uygulamada nasıl olacak?" 
Örneğin geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın kredi alması gerekmişti, kendisi sözleşmenin bir nüshasını talep etmese verilmeyecekti. Uygulamada bankalar tüketici açısından bu yönetmeliklerin gereklerini yerine getirmiyorlar. Bankaya kredi için giden tüketici zaten zor altında gidiyor yani ihtiyacı olduğu için gidiyor. Böyle bir durumda bankadan herhangi bir talepte bulunması zaten söz konusu olmayacaktır. Dolayısı ile bu düzenlemelerin tüketiciyi feraha kavuşturması gibi bir durum olmayacaktır. 

Basına tüketiciyi rahata erdirecek bir yenilikmiş gibi yansıyor ama krediye ihtiyacı olan bir ülke zaten ekonomi yönetimi bakımından başarısız bir ülke demektir. Kredilerde ödeme kolaylığı yapılacağı söylenemez, zira iki kişi arasında yapılan bir sözleşme gibi düşünmek gerekir bu durumu, bir başkasının müdahalesi olamaz hukuka da aykırı olur. Tüketici hangi orandan kredi aldıysa ödemek durumunda. Tabi esas olan, tüketiciyi, hane halkını bu denli bankaların kucağına iten ekonomik durumu toparlamak, düzeltmektir. 

"Türkiye’de herkesin bankalara borcu var"
İnsanların bankalara olan borç miktarı gayri safi milli hasılayı geçti, neredeyse Türkiye bütçesi kadar oldu. Bu çok tehlikeli bir durum. Zaten seçim yarışındaki tüm partilerin bu borçlarla ilgili düzenleme yapma vaatleri de bu problemden kaynaklanıyor. Kredi kartı borçları alarm veriyor. O borçların bir an önce eritilmesi lazım, bir yapılandırma yasası çıkmalı. 

Borçların faizleri düşürülerek uzun vadeye yayılmalı. Borçlarla ilgili yapılandırma yapılırken temerrüde düşmüş olan borçlar değil tüm kredi kartı borçluları göz önünde bulundurulmalı. Asgari borcu ödeyerek günü kurtaran borçluları kapsamadı, hâlbuki asgari borcu ödeyen ve temerrüde düşmemiş olanları da kapsamalı ki bu borçlar eritilsin ve bu sorun ortadan kaldırılsın. 

"Kredi almak için seçim sonrasını bekleyin"
Seçim nedeniyle ekonomideki belirsizlik ortamlarında faizler hep yüksek seyreder, şu anda da tüketici kredisi faizleri oldukça yüksek. Vatandaşa, seçim arifesinde kredi kullanmamalarını öneriyoruz. Geçmiş dönemlerde mesela ekonominin daha stabil olduğu zamanlar faizlerde düşüş başlıyordu. O takdirde tüketici daha az maliyetle kredi kullanabilirdi. Şu an ekonomideki belirsizlikten dolayı bankalar çok yüksek faiz oranları kullanıyor. Tüketicilere önerim kredi almak için seçim sonrasını beklemeleri.

Sinem Sena Aydın, 22.05.2015 Hukuk Ajansı http://www.hukukajansi.com/guncel/kredi-icin-secim-sonrasini-bekleyin-h12697.html 

Tarihi Yarımadada "Taksi" Şikayetinde Artış

- İstanbul'un tarihi yarımadası Fatih'te, bazı taksicilerin Türk müşteriler yerine turistleri tercih ettiği iddiasıyla yapılan şikayetlerde artış olduğu belirtildi

- Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Deniz:
- "Özellikle son günlerde tarihi yarımada içerisindeki taksilerin yaklaşan turizm sezonuyla birlikte yerli vatandaşı reddettiği ve turistlere yönelik bir çalışma gerçekleştirdiği yönünde şikayetler alıyoruz"
- "Taksicilerin müşteri seçmesi, haklı bir gerekçe olmadığı sürece kesinlikle suçtur ve tüketiciler tarafından şikayet konusu yapılabilir"

Tarihi yarımadada, bazı taksicilerin Türk müşteriler yerine turistleri tercih ettiği iddiasıyla yapılan şikayetlerde artış olduğu belirtildi. 

Fatih ilçesinin sınırları içindeki tarihi yarımadanın özellikle turistik bölgelerinde, bazı taksicilerin müşteri olarak turistleri tercih etmesi tepkiye yol açıyor. "Kısa mesafeler için yolcu almama" vatandaşın en çok şikayet ettiği konu olma özelliğini korurken, "taksicilerin Türk yolcular yerine turistleri tercih ettiği" iddiasıyla yapılan şikayetlerde de artış yaşanıyor. 

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı avukat Mehmet Bülent Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu konuda taksiciler hakkında sık sık şikayet aldıklarını belirterek, yetkililerin önlem alması gerektiğini söyledi. 

Deniz, taksi hizmetinin tüketici yasasına göre düzenlendiğini hatırlatarak, "Taksicilerin müşteri seçmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Ancak özellikle son günlerde tarihi yarımada içerisindeki taksilerin yaklaşan turizm sezonuyla birlikte yerli vatandaşı reddettiği ve turistlere yönelik bir çalışma gerçekleştirdiği yönünde şikayetler alıyoruz. Taksicilerin bu yöndeki tutumları, tüketici yasasına göre suçtur. Çünkü yasaya göre satıcının tüketiciye malı satmaktan kaçmaması gerekir. Taksicilerin müşteri beğenmesi, haklı bir gerekçe olmadığı sürece kesinlikle suçtur ve tüketiciler tarafından şikayet konusu yapılabilir" diye konuştu.

- "Yakalanan taksici, ceza alır"
Mehmet Bülent Deniz, bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin, trafik zabıtasının ve İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın (İTEO) yetkili olduğuna işaret ederek, şikayetlerin bu kuruluşlara yapılabileceğini bildirdi. 

Deniz, şikayet durumunda trafik zabıtasının, kabahatli olduğu tespit edilen taksicilere ceza kesebileceğini vurgulayarak, "Bu konudaki şikayetlerin yetkili yerlere mutlaka yapılması gerekir. Çünkü haksız bir uygulama. Böyle bir durum İstanbul gibi modern bir şehirde yapılamaz. Üstelik İstanbul, trafik yoğunluğuyla ünlü bir şehir. Tarihi yarımada da nüfusun en yoğun olduğu bölgedir. Burada ulaşımını taksiyle yapmaya çalışan müşterilerin tercihinin olumlu karşılanması gerekir. Yetkililer, bu konuda duyarlı olmalıdır. Özellikle meslek odasının bu konuda katı bir yaklaşım içerisinde olması gerekir. Taksicilik, önemli bir kamu hizmetidir. Bunu yerine getirirken, taksicilerin keyfilikten kaçınmaları gerekir" ifadelerini kullandı. 

- Uğur: "Bu kişiler hakkında gerekli işlemler yapılacaktır"
İTEO Başkanı Yahya Uğur ise bu yönde şikayetlerin kendilerine de yapıldığını aktararak, şikayetleri araştırdıklarını dile getirdi. 

Uğur, her iş kolunda olduğu gibi kendi meslektaşları arasında da kötü niyetli kişilerin olabileceğine dikkati çekerek, "Şikayeti aldıktan sonra araştırma yapıyoruz. Araştırmamızda ilk izlenimlerimiz, belediyeden ruhsat alamamış ve kaçak olarak çalışan bazı taksicilerin bu şekilde çalıştıklarını öğrendik. Tamamen tespit edilmesi durumunda, bu kişiler hakkında gerekli işlemler yapılacaktır. Bu gibi durumlarla karşılaşan vatandaşlarımızın, bu tür taksicilerin araçlarının plakalarını bize bildirmelerini rica ediyoruz" şeklinde konuştu.

Mehmet Ali Derdiyok, 21.05.2015 Anadolu Ajansı

Türkiye Tüketici Hareketi Kuruldu

Türkiye Tüketici Hareketi Bildirgesi
18 Mayıs 2015, İstanbul

Ülkemiz tüketici hakları mücadelesi ile 1980’lerde tanıştı.

Onyıllardır yükselerek devam eden Türkiye tüketici hakları mücadelesi; ülkemizde katılımcı demokrasinin gelişmesi, devlet-birey ilişkisinde ülkenin gerçek sahibinin devlet değil, yurttaş olduğu anlayışının yerleşmesi, yurttaşın hakkını arama, sorgulama, hesap sorma eğiliminin güçlendirilmesinde yadsınamaz çaba ve katkıya sahiptir.

Küresel ekonomideki yaygınlık, teknolojideki başdöndürücü gelişmeler, ekonomi ve yönetim mimarisindeki değişimler, özellikle ülkemiz bakımından demokratik kütür ve toplumsal yapımızdaki değişimler, tüketici hakları mücadelesinde yeni bir evreye geçilmesine işaret etmekte, hatta zorunlu kılmaktadır.

Bu saptamalar ışığında; zamanın ruhuna uygun tüketici hakları mücadelesini geliştirmek genel amacına yönelik olarak; bu mücadele içindeki tüketici örgütlenmelerinin birlik ve dayanışmasını sağlamak, yerel-uluslararası zeminde yaygın, güçlü ve etkin çalışmalar yapmak, kurumsallaşmaya uygun projeler ile ülkemiz insanının yaşam ve yönetim standardını daha üst noktaya taşımak için, aşağıda isimleri bulunan kuruluşlar, Türkiye Tüketici Hareketi adıyla bir araya gelmiş; “Amaç, Kuruluş ve Yönetim ilkeleri”mizi belirlemiş ve imzalamış bulunuyoruz.

Başta, Elektrik abonelerine yüklenen kayıp-kaçak bedelleri olmak üzere, Bankalar, Cep telefon şirketlerinin, ve tüm şirketlerin tüketici hak ihlallerine karşı, e-ticaret alanında yapılan dolandırcılıklara karşı, kamu yönetiminin tüketici haklarına özensiz davranış ve uygulamalarına karşı çok daha etkin ve güçlü mücadele edeceğimizi belirtir; siz değerli basın mensupları aracılığı ile tüketici vatandaşlarımıza ve kamuoyuna duyururuz.

(alfabetik sıra ile)

TÜKETİCİ BİRLİĞİ FEDERASYONU (TBF)
Genel Başkan Mehmet Bülent Deniz 

TÜKETİCİ DERNEKLERİ FEDERASYONU (TÜDEF)
Genel Başkan Yardımcısı Halil Çamalan

BURDUR HASTA VE TÜKETCİLERİ KORUMA DERNEĞİ (BURTÜKODER)
Başkan Kemal Arslan

BURSA TÜKETİCİLER DERNEĞİ (BTD)
Genel Başkan Sıtkı Yılmaz 

ESKİŞEHİR TÜKETİCİLER DERNEĞİ (ESTÜKDER)
Genel Başkan Hasan Atak

TÜKETİCİ BAŞVURU MERKEZİ (TBM)
Genel Başkan Vekili Haluk Atasoy

TÜKETİCİ GÜVENLİĞİ DERNEĞİ (TGDER)
Genel Başkan Murat Köse

TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ (THD)
Genel Başkan Turhan Çakar

TÜKETİCİ HAK ARAMA DERNEĞİ (THAD)
Genel Başkan Nihat Altay

TÜKETİCİ HAKLARI MERKEZİ (TÜ-MER) 
Genel Başkan Fatih Dinler 

TÜKETİCİ HAKLARI VE ÇEVREYİ KORUMA DERNEĞİ (TÜRÇED)
Genel Başkan Osman İlhan

TÜKETİCİ MAĞDURLARI ve ÇEVREYİ KORUMA DERNEĞİ (TÜKÇED)
Genel Başkan Ali Öztürk

TÜKETİCİLER BİRLİĞİ DERNEĞİ (TB)
Genel Başkan Mahmut Şahin

TÜKETİCİLER DERNEĞİ (TÜDER)
Genel Başkan Levent Küçük 

TÜKETİCİNİN VE REKABETİN KORUNMASI DERNEĞİ (TÜRDER)
Genel Başkan Uğur Özgöker 

TÜKETİCİ SORUNLARI DERNEĞİ (TÜSODER) 
Genel Başkan Aydın Ağaoğlu 

TÜKETİCİYİ KORUMA DERNEĞİ (TÜKODER)
Genel Başkan Haşmet Atahan 

TÜKETİCİYİ KORUMA VE DAYANIŞMA BİRLİĞİ DERNEĞİ (TÜKO-BİR)
Genel Başkan M. Hamil Nazik

Yasayı Delen Şirketlere Yönelik Rapor Hazırlanıyor!

Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz onayını geri almak isteyen tüketicinin bunu ücretsiz yapabilmesi gerektiğini belirtti.

Tüketiciler Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, "Sizin onaylamadığınız firmanın doğum gününüzü bile kutlamaya kalkan bir iletisi varsa o da yasa kapsamında yasaklanan iletiler arasında yer alıyor" dedi.

Ticari amaçlı otomatik aramalar, SMS ve e-posta gönderimi için tüketicinin onayını gerektiren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında firmalar onay almadıkları tüketicinin doğum gününü bile kutlayamayacak.

TBF Genel Başkanı Deniz, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna yönelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu kanunun ticari elektronik iletilerin ne olduğu ve elektronik ticaret ile ilgili bazı hususları düzenlediğini belirterek, son 5 yılda kendilerine gelen tüketici şikayetlerinin ilk sıralarında istenmeyen SMS, e-posta ve otomatik aramaların yer aldığını kaydetti.

Bu kanunun ticari elektronik iletilerle ilgili tüketici onayını şart koştuğunu ifade eden Deniz, şunları söyledi:

"Tüketicinin onayı, bir mal veya hizmet satın alırken ayrıca bir irade beyanında bulunup 'ileti almak istiyorum' diyerek bir sözleşme yapması halinde veya tüketicinin herhangi bir firmadan 'ben sizden haberdar olmak istiyorum' diyerek kendiliğinden başvurmasıyla oluyor. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce firmaların onay istemek için çok sayıda ileti gönderdiklerine şahit olduk. Hatta bazı firmalar 'bizden haberdar olmak istemiyorsanız bize SMS atın' demeye başladı. Hayır böyle bir şey yok. Ticari iletiler için onay verilmesi gerekiyorsa her türlü kanal kullanılarak ücretsiz yapılması gerekiyor. Diyelim ki tüketici bir firmaya onay verdi ama geri almak istiyor. Onayını geri almak isteyen tüketiciye yine ücretsiz bir yöntemin gönderilen iletilerde belirtilmesi gerekiyor."

Deniz, bazı firmaların kanunda açık aramaya çalıştığını öne sürerek, "Yasa onayın açık verilmesi gerektiğini söylüyor. Tüketicinin sessiz kalması iletiyi reddettiğini gösterir. Sizin onaylamadığınız firmanın doğum gününüzü bile kutlamaya kalkan bir iletisi varsa o da bu yasa kapsamında yasaklanan iletiler kapsamında yer alıyor" dedi.

'EN ÇOK HANGİ FİRMANIN YASAYI İHLAL ETTİĞİNE YÖNELİK RAPOR HAZIRLAYACAĞIZ'
İstenmeyen iletilere muhatap olan tüketicilerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İl Müdürlüklerine şahsen veya e-Devlet üzerinden mobil imza veya elektronik imza ile yasaya aykırı davranan firmayı şikayet edebileceklerini aktaran Deniz, şunları kaydetti:

"Şikayet üzerine bakanlık bir denetim mekanizması çalıştırıyor. Eğer gerçekten ihlal söz konusu ise para cezası geliyor. Biz örgüt olarak yasayı ihlal eden firmalarla ilgili kendi içimizde de bir ihbar mekanizması oluşturduk. Yasaya uymayan firmaları örgüt olarak şikayet etmeye başlayacağız. Tüketicilerden de ricamız iletilerle ilgili üşenmeden bakanlığın ilgili birimlerine şikayetlerini bildirmeleridir. En çok hangi firmanın yasayı ihlal ettiğine yönelik önümüzdeki aylarda da bir rapor hazırlamayı düşünüyoruz."

Deniz, istenmeyen ticari elektronik iletilerin gündeme gelmesinin kişisel bilgilerin korunmasını da içerdiğini belirterek, kanunun yürürlüğe girmesiyle yasaya aykırı davrananlara bin liradan 50 bin liraya kadar para cezasının uygulanmasının söz konusu olduğunu anımsattı.

09.05.2015, Habertürk http://www.haberturk.com/ekonomi/teknoloji/haber/1076120-yasayi-delen-sirketlere-yonelik-rapor-hazirlaniyor