26 Eylül 2012 Çarşamba

"Ağaoğlu ve Koç'la Aynı Vergiyi Ödüyorum"

TÜRKİYE'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu söyleyen Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ama ben Ali Ağaoğlu kadar zengin değilim" dedi. Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını bildirdi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankaya olan borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu ve Türkiye bütçesi kadar hane halkı borçluluğunun söz konusu olduğunu belirten Deniz, "Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olanağı konusunda olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazıkki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum" diye konuştu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın bundan bir ay önce açıklamış olduğu 'Yeni tüketici yasası yapıyoruz' beyanatını hatırlatan Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, "Hazırlanan bu taslak bakan beyin ifadesine göre Ekim ayından sonra meclis gündemine gelmesi söz konusu. Biz tüketici yasası yeni baştan yapılırken Türkiye'de şu anda sıkıntıya düşmüş yaklaşık 9 milyon kredi kartı kullanıcısı için bu yasa taslağına eklenecek geçici maddelerle borçların yeniden yapılandırılmasını mümkün olabileceğini ifade ediyoruz ve bu yönde talebimiz var. Türkiye'de yaklaşık 15 milyon civarında insan üzerinde kredi kartı var. Her bir kredi kartı kullanıcısının birden fazla kredi kartı söz konusu. Yaklaşık 50 milyon piyasada dolaşan kredi kartı var. Bu 15 milyon kişilik nüfusun yaklaşık 9 milyonu şu an her ay asgari tutarı ödeyerek günü kurtaran kitle. Bunlar borcunu ödemezlik yapmıyorlar ama her ay bir başka karttan alıp başka kartı kapatarak veya yakınları üzerinden tüketici kredisi çekmek suretiyle günü kurtarmakta. Fakat bu noktada artık denizin bitimine, karanın görünmeye başladığını endişe ile izliyoruz. Türkiye'de çok ciddi bir toplumsal sıkıntının olacağı yönünde beklenti var dolayısıyla TBMM'nin önüne gelen tüketici yasası ile ilgili çalışma yaparken mutlak suretle bu borçlu hane halkının borçlarını daha rahat ödeyebileceği bir formülü üretilmesiyle ilgili çözüm arayışlarını sivil toplum örgütleri ile beraber yapmaları gerektiğin düşünüyoruz" dedi.

Öte yandan Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu hatırlatan Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonu kaldırdığında Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini belirterek, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben iş adamı ile aynı vergiyi veriyorsam veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur. Türkiye'de dolaylı vergi dediğimiz akaryakıtından, telefondan, enerjiden ve sudan alınan vergi oranı yüzde 65 civarındadır. Yani devlet her yüz liralık vergi gelirinin 65 lirasını bu benzin pompalarından GSM şirketlerinden tahsis etmektedir. Oysaki Avrupa Birliği'nde bu oran yüzde 30 ile 35 seviyesindedir. Dolaylı vergi vermenin en klasik sonucu toplumdaki gelir dağılım adaletinin bozulmasıdır. Fakir de, zengin de aynı oranda, aynı vergiyi verirse o toplumda gelir dağılımı piramidi dediğimiz o meşhur piramidin ucu iyice sivrileşir alt taraftaki dar gelirli kesimin sayısı ne yazıkki artar. Biz hükümetten, siyasi iktidardan bu dönemde dolaylı vergilerin oranlarının azaltılmasını beklerken 2 gün önce akaryakıta, tapu harçlarına veya araç alıp satımlarda vergilerine getirilen yeni zamlarla karşı karşıya kalınca açıkçası şok olduk. Çünkü bu artışlar piyasadaki diğer mal ver hizmetlerinde bedelin artacağı anlamına gelmektedir" dedi

Türkiye'de 15 milyon insandan her yıl kart ücreti adı altında bankaların 50 lira para kestiğini sözlerine ekleyen Deniz şunları söyledi:

"Kredi kartları için 2007 yılında ilk davayı açtım. Kredi kart aidatının bana ödenmesi için. '15 milyondan kaç kişi gidip bu aidatlarından parasını geri alıyor' derseniz bir kaç yüz biri geçmiyordur. Geriye kalan para bankaların cebine kar olarak gidiyor. Dolayısıyla biz tüketici olarak hem bu konuda hakkımız zor ve zahmetli olduğu düşüncesiyle aramıyoruz ki aslında hiç de zor değil çünkü yapılması gereken sadece yaşadığımız ilçenin kaymakamlık binasındaki tüketici sorunlar hakem heyetine gitmek ve oraya ücretsiz başvuru yapmak ve orada 3 ay içinde karar almaktır. Hem zahmetsiz hem de zor olmayan bir sistemden bahsediyoruz. Dileriz tüketici hak arama derneği gibi çalışmaların sayesinde hakkını arayan kişi sayısı inşallah daha çok artacaktır. Elektrik faturalarda kayıp kaçak bedeli diye bir bedel söz konusu olmayacak. Onu faturanın diğer kalemleri içerisine yedirmek zorunda kaldılar. Ama hala biz yüzde 15 kayıp kaçak bedeli ödüyoruz. Kayıp kaçak bedeli ne demek karpuz satan adam karpuzunu tezgahına koyarken yere düşüp kırılan karpuzların parasını karpuz alan vatandaştan tahsil ediyor. Çok haksız bir uygulamadır. Nihaiyi kararlar çıktıktan sonra kayıp kaçak bedeli konusunda ümit ediyoruz vatandaş rahat bir nefes alacak. Kayıp kaçak bedeli konusunda vatandaşlarımızdan dava açmalarını istemiyoruz. Halkımıza şuan dava açmayın çağrısı yapıyoruz. Çünkü henüz olay netleşmiş değil. Davayı kaybeden tüketiciler 3-5 lira kayıp kaçak bedelini almak için yapmış oldukları bu girişimin sonunda ne yazık ki 550 lira mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kalıyorlar. Bizler pilot davalar açtık. Sonucu beklesinler."
 

"Kredi Kartı Borçluları Hakkında İcra Takibi Başlayabilir"

Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıdıklarını söyledi.
Erzurum Tüketici Hak Arama Derneği'nin açılışına Tüketici Başvuru Merkezi Genel Başkanı İbrahim Güllü, Tüketici Güvenliği Derneği Genel Başkanı Murat Köse, Sivil Toplum Diyalog Merkezi Genel Koordinatörü Sevim Murat ile birlikte katılan Tüketici Hakları Uzmanı Avukat Mehmet Bülent Deniz, tüketicinin hakkını aramamasından yakındı. Tüketicinin bankalara borçlarında çok ciddi artışlar olduğunu belirten Deniz şunları söyledi:
"Kredi kartı ile tüketici kredilerine bu kadar borçlu olduğu bir ülkede, insanların daha kaliteli ve endişesiz bir yaşam sürme olasılığı ne yazık ki söz konusu değil. Muhtemelen Kasım ayından itibaren Türkiye'de binlerce kredi borçlusu hakkında bankaların icra takibine başlayacağı endişesi taşıyoruz. Türkiye'de ne yazık ki 3- 4 yılda bir kredi kartı ile ilgili sıkıntı sürekli ülkenin gündemine geliyor. Bu toplumsal barışı, toplumsal huzuru ihlal eden ve zedeleyen bir durum."
Türkiye'de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğunu kaydeden Deniz, bir petrol istasyonuna gidip benzin aldığında yandaki pompaya yanaşan iş adamı Ali Ağaoğlu ile telefonla görüştüğünde, Rahmi Koç ile aynı vergiyi ödediğini vurgulayarak, "Ben onlar kadar zengin değilim ki. Vergi biliyorsunuz kişilerin ödeme kudretine ve mali yeterliliklerine göre alınması gereken bir bedeldir. Ben işadamı ile aynı vergiyi veriyorsam, veya daha dar gelirli bir insan aynı vergiyi veriyorsa, burada toplumsal bir adaletsizlik söz konusudur" dedi.
24.09.2012

17 Eylül 2012 Pazartesi

Sigortamız Attı

Tüketicilerin bankalarla yaşadığı sorunlara bir yenisi daha eklendi Bazı bankaların kart müşterilerini gizlice sigortaladığı ortaya çıktı Çok sayıda tüketici farkına bile varmadan sigorta parasını ödüyor.
 
Bankalar ile tüketiciler arasında yaşanan anlaşmazlıkların ardı arkası kesilmiyor. Bazı bankaların, maaş hesabı ve kredi kartı sahibi olan müşterilerini habersizce sigortaladığı ortaya çıktı. Kimi bankalar işsizlik sigortası, kimi ferdi kaza sigortası, kimi de hayat sigortası adı altında müşterilerinden kesinti yapıyor. Ekstrelerini incelemeyen tüketiciler, kesintinin farkına bile varmadan, her ay, borcuna eklenmiş sigorta parasını ödüyor.

ÜSTELİK FAİZ DE İŞLETİLİYOR
Dikkatli tüketiciler ise durumdan şikayet ediyor. Şikayet portallarından seslerini duyurmaya çalışan tüketiciler, bankaların bu uygulamalarına karşı önlem alınmasını istiyor. Tüketiciler Birliği Kurucu Başkanı Bülent Deniz, bazı bankaların, tüketicinin haberi olmadan kendisinin veya yan kuruluşlarının bir takım hizmetlerini müşterisine satıp, parasını yine tüketiciye sormadan hesabından tahsil ettiğini söyledi. Bankaların, tüketicinin hesabında para yoksa kredi kartından veya kredi mevduat hesabından kesintiyi yaptığını belirten Deniz, "Tüketici bir de üzerine faiz ödemek zorunda kalıyor" dedi.

ONAY ALINMALI
Bu konuda kendilerine çok sayıda şikayetin geldiğini anlatan Deniz, bankaların her türlü bankacılık işlemi için, tüketicinin ayrı ayrı onayını almak ve yazılı sözleşme yapmak zorunda olduğunu vurguladı.

YAZILI İTİRAZ YAPIN
Bankaların sigorta oyununa karşı tüketicileri uyaran Bülent Deniz, bu durumla karşılaşanlara, bankaya yazılı olarak sigortayı reddettiğini belirtmesini ve parayı da faiziyle birlikte geri istemesini önerdi. "Çoğu banka yaptıklarının yasal bir dayanağı olmadığını bildiği için direnmeden parayı iade ediyor" diyen Deniz, paranın iade edilmemesi durumunda banka müşterilerinin Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne başvurabileceğini söyledi. Bülent Deniz, bu şekilde sorunun çözüleceğini kaydetti.

Özlem Kamer Takvim 17.09.2012

16 Eylül 2012 Pazar

"Kredi Kartınıza Sinirlenin, Ama!..."

Kredi kartınızı istemiyorsunuz.
Kart aidatı ödemekten bunaldınız..
Faizi ödemeye yetişemiyorsunuz.
Kredi kartınızı yaşamınızdan çıkarmanın en pratik yolu, kredi kartınızı kırıp çöpe atmak mı?
Kredi kartınıza sinirlenin, ama asla onu kırıp çöpe atmayın. Ne mi olur?
İşte yanıtı:
 

8 Eylül 2012 Cumartesi

"HGS İyi Bir Adım, 30 Lira Şartı Ağır"

Otoyol ve İstanbul Boğaz köprüleri geçişlerinin daha hızlı olmasını sağlamak amacıyla uygulamaya alınacak Hızlı Geçiş Sistemi'nde (HGS) en az 60 lira yükleme zorunluluğu ve 30 lira bakiyenin altındaki geçişlerin 'kaçak' olarak değerlendirilerek cezai işlem başlatılması kararına tüketiciler tepki gösterdi.

Tüketici örgütleri Kartlı Geçiş Sistemi'nin (KGS) yerine geçmesi planlanan uygulamanın seyahat özgürlüğüne kısıtlama getirdiğini, maliyet açısından mevcut OGS uygulamasından farklı olmadığını dile getiriyor. Tartışılan sistemde kullanılan HGS etiketinin satışları tüm PTT şubeleri ile otoyollar üzerine kurulacak PTT gişelerinden gerçekleştirilmeye başladı. 17 Eylül'den itibaren ise gişelerden geçişler başlayacak. Söz konusu etiketi 5 ya da 15 lira bedel ödeyerek satın alan ve aracının ön camına yapıştıran sürücüler birinci sınıf araçlar için en az 60 lira, ikinci sınıf araçlar için 75 lira, üçüncü sınıf araçlar için 106 lira, dördüncü sınıf araçlar için 135 lira, beşinci sınıf araçlar için ise 163 lira yükleme yapmak zorunda. Birinci sınıf araç (binek otomobil) etiketindeki para miktarının 45 liranın altına düşmesi durumunda sürücünün cep telefonuna uyarı mesajı gelecek ve para miktarı 30 liranın altına düştüğünde ise o etiket kara listeye alınacak, etiketin hesabı kapatılacak.

Uygulamayı anayasaya aykırı bulan tüketici örgütleri geri adım atılmadığı takdirde bireysel ve tüketici dernekleri olarak dava açacakları uyarısında bulundu. Müstakil Tüketici Birliği Başkanı Avukat Bülent Deniz, vatandaşın kaynağını atıl bir fona dönüştürmenin hiçbir açıklaması olmadığını belirtti. Deniz, "Güvence bedeli oluşturulmak isteniyorsa ideal miktar kara yollarında en yüksek geçiş bedeli ne ise onu belirlemektir. Hiçbir tarife 30 TL değil." dedi. Araç sürücüsünden güvence bedeli almanın gereksiz olduğunu ifade eden Bülent Deniz, "Kaçak geçişlerde zaten araç muayenesi yapılmayarak gerekli yaptırım uygulanıyor." diye konuştu. Deniz, gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde HGS satın alarak bireysel dava açmayı planladığını belirtti.

Belirlenen alt limitin dikte edilmesinin kabul edilemeyecek miktarda yüksek olduğunu dile getiren Tüketiciler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İrmek, "Madem köprü geçişlerinde vatandaşa kolaylık sağlanmak isteniyor, etiket fiyatı ve cezai işlem uygulama sınırının düşürülerek vatandaş için daha makul düzeye çekilmesi gerekiyor." diye konuştu. Toplanan paraların 60 TL alt limiti ile PTT'nin havuzunda birikeceğini kaydeden İrmek, "PTT'nin özelleştirilmesi gündemde. Bizim dikkatimizi çeken nokta HGS etiketinin PTT üzerinden piyasaya sürülmesi. Kurum bu şekilde biriken fonu dilediği şekilde kullanarak hizmetlerine yeni uygulamalar ekleyecek. Yani PTT cazipleştirilip özelleştirme yoluna gidilecek." dedi.

'KAÇAK GEÇİŞİN CEZASI ZATEN VAR'
Yürürlüğe girmesi planlanan HPG sisteminde 30 TL altında limitle 'kaçak geçiş' yaptığı kabul edilecek araç sürücüsüne cezai işlem için tebligat yapılacak. Yasal süre içerisinde HGS etiketindeki para miktarını 30 liranın üzerine çıkaran sürücünün geçiş ücreti yatırdığı paradan düşürülerek ceza uygulanmayacak. Belirlenen süre içerisinde parayı yatırmayan sürücünün ise aracına kaçak geçiş muamelesi yapılmaya devam edilecek.

Uygulamanın hukuki dayanağı olmadığını söyleyen Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Sıtkı Yılmaz, "30 liranın altına 'kaçak' uygulamasının mantıkla ve hukukla bağdaşır hiçbir yönü yok. Paramı sonuna kadar kullanma hakkı bana aitken bu alt sınır uygulamasının bir mantıklı açıklaması olmalı. Bu konu gündemlerimiz arasında. Eğer gerekli düzenleme yapılmazsa biz de hukuki yollara başvurmayı planlıyoruz." diye konuştu.

Arife Kabil-Zaman 06.09.2012

30 Ağustos 2012 Perşembe

"Bu Tuzağa Sakın Düşmeyin"


-Tanınmayan numalardan gelen yurt dışı aramalara dikkat
-Dünyanın farklı yerlerinde kurulan sahte çağrı merkezlerinden
vatandaşların telefonlarına gelen çağrılar, kabul edilmesi veya geri aranılması durumunda yüksek faturalara neden olabiliyor
-Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz: -''Gelen çağrılara ya da mesajlara cevap verilmemelidir. Bu numaralarla iletişim kurduğunuzda size pahalıya mal olabilir''
 
Dünyanın farklı yerlerinde kurulan sahte çağrı merkezlerinden vatandaşların telefonlarına gelen çağrılar, kabul edilmesi veya geri aranılması durumunda yüksek faturalara neden olabiliyor.
 
Telefon üzerinden yapılan birçok dolandırıcılık yönteminin deşifre olmasının ardından arayışlara giren dolandırıcılar, yeni yöntemler geliştiriyor.
 
Yurt dışındaki bazı çağrı merkezlerinden rastgele numaraları arayan ya da cevapsız çağrı bırakan dolandırıcılar, aramayı kabul eden ya da geri dönüş yapan vatandaşlardan haksız kazanç elde etmeye devam ediyor.
 
AA muhabirine açıklama yapan Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yurt dışındaki bazı çağrı merkezlerinden yapılan aramaların dolandırıcılık maksatlı yapıldığı konusunda vatandaşları uyardı.
 
Deniz, genelde bu çağrı merkezlerinden vatandaşlara SMS ve çağrı geldiğine dikkati çekerek, ''Gelen çağrılara ya da mesajlara cevap verilmemelidir. Bu numaralarla iletişim kurduğunuzda size pahalıya mal olabilir. Bu nedenle tanımadığınız yurt dışından gelen ve özellikle cinsel ve siyasi mesajları dikkate almayın'' diye konuştu.
 
Son zamanlarda kötü niyetli olarak yurt dışında kurulan çağrı merkezlerinin olduğunu dile getiren Deniz, buradan gelen çağrıları kabul eden ya da geri dönüş yapan vatandaşların yüksek faturalarla karşılaşabildiğini anlattı.
Tüketicinin istemediği telefon aramalarını engellemesinin bir yolunun olmadığını vurgulayan Deniz, şöyle devam etti: ''SMS'ler engellenebiliyor telefonlara kıyasla. Ama aramaların önüne tümüyle geçilemiyor. Çünkü sadece numara engelleme hakkımız var. Bu da sorunun önüne geçmeye yetmiyor. Çünkü bir numarayı kapatıyorsunuz, bir başka numaradan arıyorlar.''
 
Cep telefonların suiistimale son derece açık bir sistemle işlediğini savunan Deniz, cep telefonu kullanıcılarının aldıkları ya da yaptıkları aramalar konusunda son derece dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
 
Deniz, kısa mesaj ve telefon suretiyle yapılan pazarlamada da yasa dışı ve dolandırıcılığa matuf noktaların olabileceğinin altını çizdi.
 
Aslında var olmayan bir takım mal ve hizmetlerin vatandaşlara pazarlandığını vurgulayan Deniz, ''Örneğin; '24 saat ücretsiz sağlık hizmeti kazandınız' şeklinde bir mesaj ile başlıyor. Aradığınızda hemen sizden kredi kartınızın numarasını isteniyor. Numaranızı verdiğinizde, hemen hizmet bedeli çekiliyor. Halbuki siz 24 saat sağlık hizmeti satın aldığınızı düşünürken satın aldığınız şey aslında 24 saat ücretsiz verilen ambulans hizmetidir. Siz devletin verdiği bedava ambulans hizmetini parayla satın almış oluyorsunuz. Bunun farkında bile değilsiniz'' diye konuştu.

-''Müsait değilim'' derseniz, kurtulursunuz-
Tüketicilerin dolandırılmaması için sürekli olarak tavsiyelerde bulunduklarını anlatan Deniz, ''Tüketici bir kere alışveriş yapacaksa görerek, tartarak ve dokunarak alışverişini yapmalıdır.
 
Pazarlama taktiğiyle dolandırıcılık yapan bir takım çağrı merkezlerinin de olduğuna değinen Deniz, ''Sizi arayarak yalandan 'müsait misiniz?' diye sorarlar. 'Müsaitim' dediğiniz andan itibaren hiç istemediğiniz bir görüşmeyi kabul etmiş oluyorsunuz. Size yapılan psikolojik baskı sonucunda, hiç arzulamadığınız bir şeyi almış oluyorsunuz. Üstelik çok pahalıya da almış oluyorsunuz. Bu yüzden bu tür telefonlara 'Müsait değilim' derseniz, kurtulursunuz'' dedi.
 
Vatandaşların hiç bilmediği ve tanımadığı insanların sesine bakarak görmediği bir hizmeti satın almalarını yanlış bulduğunu söyleyen Deniz, şunları söyledi:
''Aldığınız ürünü 7 gün içerisinde iade hakkınız var. Ancak aldığınız ürünü iade etmek için muhatap bulmakta sıkıntı çekersiniz. Bu süre ayları, yılları bulabilir. Bazılarına ise hiç ulaşmayabilirsiniz. Bu nedenle kendinizi riske atmayın. Tüketici görmediği, dokunmadığı ürünler konusunda yanılabileceği için parasını kaybetmesi çok daha mümkün hale geliyor.''

-''SMS engellenebilir, telefon zor''-
Deniz, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından 2008 yılında yürürlüğe konulan Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin, vatandaşlara cep telefonu kullanımı konusunda bazı rahatlıklar getirdiğini aktardı.
 
GSM müşterisi olanların istenmeyen mesajların kendilerine ulaşmasını GSM firmasına müracaat ederek engelleyebildiğini ifade eden Deniz, ''Böylece büyük oranda bu pazarlamacılığa ve dolandırıcılığa yönelik sms mesajları tüketiciye ulaşmayacaktır. Ancak gelen telefonlarla ilgili yani sigarayı bıraktırma, bazı bitkisel ilaçların pazarlaması ve bankalardan gelen telefonlar var. Kredi kullandırmak için gibi telefonlar var. O telefonların engellenmesi şu aşamada mümkün değil. Çünkü siz ancak numarayla engelleyebiliyorsunuz. Belli bir numarayı engelleyebilseniz bile başka bir numaradan size pazarlama için telefon geldiğinde problemi çözememiş oluyorsunuz.''

Mehmet Ali Derdiyok-Anadolu Ajansı 28.08.2012

28 Ağustos 2012 Salı

Bankaların Hayat Oyunu

Deli Dumrul ücretleriyle kasasını dolduran, yargı kararlarına rağmen masrafları geri ödemeyen bankaların bir uyanıklığı daha ortaya çıktı.
 
Bankalar, zorla hayat sigortası yaptıkları müşterisinin geri ödenmesi gereken primlerini de iade etmiyor. Müşterilerden 31 kalemde aldığı ‘Deli Dumrul ücretleri’nin yanı sıra yargı kararlarına rağmen masrafları geri ödemeyen bankaların kredi alırken yapılan zorunlu hayat sigortasında uyanıklık yaptığı belirlendi. Buna göre, bankalar kredi borcunu erken kapatan müşterisinin sigorta primlerini geri ödemiyor. Ayrıca bankalar örneğin 24 aylık kredi alan müşteriye 36 aylık hayat sigortası yaparak buradan sağlanan fazla primlerle kasasını dolduruyor.

Hukuka aykırı
Tüketiciler Birliği Onur Kurulu Başkanı Aydın Ağaoğlu, bankaların kredi hizmeti sunarken yanında hayat sigortası satılmasının hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Tüketici Kanunu’nun 5’inci maddesinin bankaların mal ya da hizmet satışı esnasında diğer bir malın ya da hizmetin satışının zorunlu kılınmasını yasakladığını aktaran Ağaoğlu şunları söyledi:
“Bankalar tüketicilere kredi hizmeti sunarken, bunun yanında hayat sigortası hizmetinin de kendilerinden satın alınmasını isteyemez. Bu hukuka uygun değil. Amabankalar bunu zorunlu kılıyor ve ‘benden alacaksın’ diyor. Bankaların büyük çoğunluğunun sigorta acentesi var. Bu tür durumlarda müşteriler bankaları sanayi il müdürlüğüne şikayet ederse tüketici kanununun 25’inci maddesinde belirtilen idari para cezasına muhatap olacakları kesindir” dedi.

PARASINI GERi ALAN YÜZDE 5’i GEÇMiYOR
Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Bülent Deniz de bankaların hayat sigortasında yaptığı vurgunu eleştirdi. Hayat sigortasının yıllık olarak yapıldığını ifade eden Deniz şöyle devam etti: “Bu durumda siz 6, 18, 30 ay ödemeli kredi çekseniz de sigortanız 12, 24, 36 aylık oluyor.

Örneğin; 24 ay ödemeli kredi çektiniz. Kredi süresi kadar değil, 36 aylık sigorta yaptırabiliyorsunuz. Krediniz bittikten sonra kalan 11 aylık hayat sigortasını boşuna yaptırmış oluyorsunuz. Ancak banka bu noktada müşteriyi uyarmıyor. Para bankada kalıyor.” Pek çok tüketicinin bu durumu bilmediğini belirten Deniz, bankanın da uyarmadığı için müşterinin parayı alamadığını kaydetti.

Deniz, kredi borcunu erken kapatanların da hem faiz indirimden yararlanabildiğine hem de geri kalan günlerdeki hayat sigortası primlerini geri alabildiğine dikkat çekti.

Kimse bu durumu bilmiyor
Bülent Deniz, ortalama olarak 200 liranın kesildiği hayat sigortası ücretlerinin geri alınabileceğini vatandaşın bilmediğini dile getirdi. Deniz, “Milyonlarca insan kredi çekiyor ancak bu artan primleri alan müşteri oranı yüzde 5’ten bile daha az. Hal böyle olunca bankaların ekmeğine yağ sürülüyor” değerlendirmesinde bulundu.

PARALAR NASIL ALINACAK
Hayat sigortasında artan primlerin alınmak istendiğine dair ilgili bankaya dilekçe yazılacak. Bankadan olumsuz yanıt gelmesi halinde aynı dilekçe ilçe kaymakamlıklarındaki hakem heyetine sunulacak. Gerekçeli karar en geç üç ay içerisinde tüketiciye bildirilecek.

Murat Gülderen-Bugün 27.08.2012

24 Ağustos 2012 Cuma

"Deli Dumrul Ücretine Son"


Bankaların komisyon ve masraf adı altında kestiği 'Deli Dumrul ücretlerine hakem heyeti karşı çıktı.
 
Uzmanlar, son 10 yılda kredi çeken 11 milyon insana 'dosya masraflarını geri almak için bankalara koşun' çağrısında bulundu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın 'Deli Dumrul ücretleri' olarak adlandırdığı ve kaldırmak için çalışma başlattığı banka komisyonlarına tokat gibi cevap Konya'dan geldi. Konya Selçuklu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti 2009 yılında bir bankadan 10 bin liralık tüketici kredisi çeken Öğretmen Şamil Özkan'a çıkarılan 400 liralık masrafın geri verilmesine hükmetti. Kararın çıkmasının ardından öğretmek Özkan, bankadan 400 lirasını geri aldı.

Yargıtay'ın kararı var
Öğretmek Şamil Özkan'ın hareketi kredi kullanan tüketicilere de umut ışığı oldu. Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Avukat Bülent Deniz, Yargıtay'ın kararları uyarınca tüketicilerin geriye dönük 10 yıllık süreyle bankaların kestiği masrafları alabileceğini söyledi.

Deniz, kredi kullanan milyonlarca insana işlem masraflarını geri almak için bankalara koşun çağrısında bulundu. Artık bankaların 31 kalem için aldığı masraflara yönelik hakem heyetine başvuran insanların davaları kazanmaya başladığını aktaran Deniz, "Bankalar eğer istediği masrafların nedenini ispatlayamazsa ücretleri geri ödemek zorunda kalıyorlar. Bankalar artık keyfe keder para talep edemeyecekler. İnsanlar 50-800 lira arasında değişen bu paraları ufaktır deyip almamazlık etmesin. Ortalama 5 bin lira kredi çeken milyonlarca insanı düşününce ortaya akıl almaz rakamlar çıkıyor" dedi.

Sözleşmeye dikkat
Tüketici Yasası'nın 10/a bendine dikkat çeken Deniz şöyle devam etti: "Burada tüketicinin önüne konmuş sözleşmelerin önceden görüşülmeden hazırlandığı kabul ediliyor. Yasaya göre bu tip sözleşmelerde tüketici aleyhine olan hükümler yok sayılıyor. Bankalar bunu aşmak için tüketiciden ayrı bir kağıda sözleşmeyi okudum anladım diye imza alıyorlar. Bu da bankayı kurtarıyor. Bu alınan tüm krediler için geçerli."

11 milyon kişi kredi aldı
Bankalar Birliği verilerine göre, son 10 yılda 11 milyon 455 bin kişi kredi çekti. Bunun 273 bin 674'ü taşıt, 1 milyon 275 bin 920'si konut, 6 milyon 997 bini tüketici kredilerinden oluşuyor. 2 milyon 503 bin 863 kişi de diğer kredileri kullandı.

Masal anlatmasınlar yasada hüküm var
Tüketiciler Derneği Onursal Başkanı Engin Başaran, bankaların tüketiciyi doğru bilgilendirmediğini belirtti. Başaran şu noktalara dikkat çekti:

"Tüketicinin bu hakkı zaten yasalarda vardı. Ancak kamu kuruluşları bankaların bu masrafları yıllardır almalarına göz yumdu. Yasalar tüketici lehine hiçbir zaman uygulanmadı. Masrafların geri alınmasına ve kredi kartı aidatlarının geri alınması gerektiğine dair iki tane yargı kararı var. Masal anlatmasınlar. 31 kalemde çıkarılan masrafların geri alınmasına karşı biraz tepki oldu diye bankalar hemen bir araya geldi ve büyük tepki gösterdiler. Aynı güçte tepkiyi tüketiciler de vermeli."

Nasıl başvurulur?
İşlem masrafı adı altında toplanan 'Deli Dumrul ücretleri'nin geri alınması için şu iki yolun izlenmesi gerekiyor:

1- Bankaya masrafın istendiğine dair iadeli taahhütlü mektup gönderin.
2- Banka parayı iade etmezse kaymakamlıkta hakem heyetine gidin. Buraya verilecek dilekçe sonrası karar en geç üç ay içinde size bildiriliyor.

İŞTE DİLEKÇE ÖRNEĞİ
Komisyon ücretleri geri almak için bankalara şu dilekçe örneğiyle başvurun:

(Banka ismi yazılacak) Genel Müdürlüğü’ne

Konu: Kredi kartı/dosya masrafı ve diğer ücretler iadesi hakkında (Kredi kartı/Dosya numarası yazılacak) hamiliyim.

Söz konusu işlemlerime ilişkin olarak bugüne kadar ödemiş olduğum (ödenen miktar) liranın 7 gün içinde mevduata uygulanan faiziyle birlikte tarafıma iadesi veya bir sonraki aya ilişkin, hesap özetinde ödenmesi gereken miktardan mahsup edilmesini dilerim.

Adres, ad, soyad ve imza
 
Murat Gülderen-Bugün 24.08.2012

16 Ağustos 2012 Perşembe

"Bakan, Bankalarla Değil, Tüketici ile Pazarlık Etmeli!.."

Geçtiğimiz günlerde ekonomi basını ile iftarda bir araya gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, tüketici yasasında yapmayı düşündükleri değişiklikeri ve özellikle kart  aidatı konusunda bankalarla pazarlık yaptıklarını açıkladı.
 
 
Yazıcı'nın bu açıklamalarını değerlendirmek üzere Habertürk TV., Kanal 24, A Haber TV. ve ATV ye konuşan Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz; "aynı zamanda tüketicinin de bakanı olan Yazıcı, bankalarla değil tüketici ile pazarlık yapmalı" dedi.
 
 
Ortada bir yasa taslağı olmadığını, sadece Bakanın niyetini ifade ettiğine inanmak istediklerini söyleyen Deniz, konu ile ilgili olarak şu değerlendirmeleri yaptı:
 
 
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı tarafından mevcut tüketici yasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi konuusnda yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan taslak hakkında açıklama yapılmıştır. Bakan bu açıklama esnasında, bankaların aldıkları kredi kart aidatı, dosya masrafı ve benzeri ücretler için bankalarla pazarlık yaptıklarını da ifade etmiştir.
 
 
Tüketici ile Müzakere Edilmeli
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı aynı zamanda tüketicinin de bakanıdır.
Tüketicileri yakından ilgilendiren bir yasal düzenleme konusunda var olduğunu söylediği taslak metnin olmadığına inanmak istiyoruz. Tüketici örgütlerinin, tüketicilerin doğal ve sosyal tarafı oldukları bir yasa değişikliği öncesinde, bu kesimin görüşleri alınmadan yasa değişikliği taslağı hazırlamak, "ben yaptım, oldu" anlayışının sonucu olacaktır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla kamuoyu ile paylaşılacak bir yasa değişikliğine ilişkin taslak, konunun tüm sosyal tarafları ile özellikle tüketici örgütleri ile müzakere ve istişare edilerek hazırlanmalıdır.
 
 
Devrim 1995 Yılında Yapılmıştı
Öte yandan yapılacak değişiklikler ile tüketici haklarında devrim yapılacağına ilişkin söylemleri de; iyiniyetli olduğuna inanarak, gülümseyerek karşılıyoruz. Çünkü 1995 yılından bu yana yürürlükte bulunan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa; düzenlemeleri itibariyle dünyadaki bir çok tüketici yasasından daha yüksek profilde, koruma mekanizmaları daha fazla olan bir yasadır. Bakan Hayati Yazıcı'nın getireceklerini söylediği düzenlemelerin bir çoğu zaten mevcut yasada var olan düzenlemeler olup sadece süreler ve başvurulacak yerlerin belirlenmesini netleştiren yaklaşım içermektedir. Yani ortada yeni bir devrim falan yoktur.
 
 
Bankalarla Değil Tüketici ile Pazarlık Edilmeli
Hayati Yazıcı'nın açıklamasındaki en önemli bölüm ise, dosya masrafı, kart aidatı gibi ücretler nedeniyle bankalarla pazarlık içinde olduklarını belirttiği bölümdür.
Bakanın bu açıklaması talihsiz bir açıklamadır.
 
 
Konu ülkede faaliyet gösteren elli civarındaki banka kadar, bu bankaları ayakta tutan 75 milyonu ilgilendirmektedir. Bu bakımdan bir pazarlık yapılması gerekli ise, pazarlık; bankalarla değil, tüketicilerle yapılmalıdır.
 
 
Bir yasa değişikliği öncesinde bir sektörle, lobi ile "pazarlık yapıyoruz" açıklaması siyaseten de kabul edilebilir değildir. Yasama organının seçtiği yürütme kurulu üyesinin bir yasal düzenleme konusunda birileriyle pazarlık yaptıklarını söylemesi, şu anda elinde bulundurduğu iktidara, yetkiye inanmadığını itiraf etmektir.
 
 
Kredi Kart Aidatı Meşrulaştırılmak İsteniyor
2007 yılından bu yana tüketicilerin vicdanını rahatsız eden, yüzbinlercesinin hukuka başvurduğu ve başta Yargıtay 13. Hukuk Dairesi olmak üzere, yüzlerce Tüketici Mahkemesi ve binlerce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti tarafından "kredi kart aidatı alınamaz" denilen bir konuda, "pazarlık yapıyoruz, ilk yıl alınsın, tavan sınır getirilsin" söylemi, şu an yürürlükte olan düzenlemelere göre alınması zaten mümkün olmayan kredi kart aidatını, yasa eliyle meşrulaştırma gayretinin ifadesidir.
Yani ileriye değil geriye gidiş söz konusudur. Tüketicilerin beş yıldır verdikleri yargısal mücadele ile kazanılan alan daraltılacaktır.
 
 
Yapılacak İş Belli
Tüketici hakları konusunda bir şeyler yapılmak isteniyorsa, yapılacak olan bellidir: yasaya "bankalar, faiz dışında tüketiciyi yükümlülük altına sokacak işlemler yapamazlar" hükmü eklenmelidir.
Bu düzenlemeyi yasaya ekleyecek siyasi irade tarihe geçecektir. 

5 Ağustos 2012 Pazar

"Milat: 1 Temmuz..."

Evsahibi-kiracı ilişkisinden, ticari şirketlerin uymak zorunda oldukları yeni kurallara; komşuluk hukukundan, icra hukukundaki yeni düzenlemelere...
1 Temmuz 2012 tarihinde, çok önemli yasal düzenlemeler yürürlüğe girdi.
Yeni Türk Ticaret Yasası, Borçlar Yasası ve 3. Yargı Reformu Paketi ile değiştirilen çok sayıda ysasl düzenleme, yaşamımızda hangi değişikliklere yol açtı?
Ülke TV. Gündem programında, Mustafa Yıldız sordu
Mehmet Bülent Deniz yanıtladı.
3 Temmuz 2012 de yayınlanan söyleşinin tamamı için