1 Aralık 2010 Çarşamba

"Telekomünikasyon Sektöründe Rekabeti, Siyasi İrade Engelliyor"


Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER)'nin 6. Genel Kurulunda konuşan Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz; "sektördeki tam rekabeti, siyasi irade engellemektedir" dedi.


Ankara ODTÜ Mezunları Derneği'nin Vişnelik tesislerinde gerçekleştirilen TELKODER Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen, moderatörlüğünü turk.internet.com genel yayın yönetmeni Füsun Nebil'in yaptığı ve konuşmacı olarak BTK Eski Kurul Üyesi A. Reşit Gülhan, Ulaştırma Bakanlığı Eski Müsteşarı Tahir Dengiz, TELKODER Üyesi Ç. Hakan Kural'ın katıldığı "Telekomünikasyon Sektöründe Serbestleşme ve TELKODER Çalışmaları" başlıklı panelde konuşan Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, geçmişten bugüne telekomünkasyon sektöründe yaşanan serbestleşme sürecinin tüketiciye sağladığı yararları ve beklentileri açıkladı.

2000'li yılların başına başlayan serbestleşme sürecinin ilk aşamalarında siyasi iktidarın süreci olumlu olarak geliştirdiğine değinen Deniz, son yıllarda siyasi iktidarın bu sürecin önünü kesen uygulamalarının arttığına ve tam serbestleşmenin bir türlü gerçekleştirilemediğini, bu nedenle ülkemiz tüketicisinin hala en pahalı ve yavaş iletişimi satın almak zorunda kaldığına dikkat çekti.

Bilgi Teknolojileri Kurulu (BTK)'nun da yanlı ve eksik kararlara imza atması nedeniyle tüketicinin mağdur olduğuna değinen Deniz; "tüketicinin iletişim firmaları ile yaşadığı sorunlara gereken duyarlılığı göstermeyen BTK., tüketicinin hak arama isteğini köreltmektedir" dedi.

28 Eylül 2010 Salı

Deniz, Radyo Box'da...


Dünya ekonomisi nereye gidiyor? Genel seçimlere kadar
Türkiye ekonomisinde olası gelişmeler… Kredi kartına teslim olan Türkiye’de, borçlulukta son durum. Borçlu tüketiciler ne yapmalı?
Hepsi ve daha fazlası, Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz’in değerlendirmeleriyle
“Tuncay Mollaveisoğlu ile Söylenemeyenler”de…

Radyo Box, 28 Eylül 2010, Saat 14:00
(Tekrarı 3 Ekim 2010, Saat 11:00)
Radyo Box, Akdeniz Bölgesi 92.7 frekansı, online http://www.onlineyayin.net/FRadyoYayin.asp?id=311

1 Eylül 2010 Çarşamba

"kontör dolandırıcılığında son perde..."


Cep telefonunuza gelen SMS mesajlarına dikkat!
"Tebrikler, para ödülü kazandınız" mesajıyla hayatınız kararmasın...
SMS ile dolandırıcılık yöntemleri...
İstenmeyen SMS lerden nasıl korunacağız?

Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, "Başak Şengül ile Gün Başlıyor"da...

CNN Türk, Gün Başlıyor, 2 Eylül 2010, Saat 09:40

"şeker değil, acı kredi..."


Ramazan Bayramı nedeniyle bankaların tüketici kredilerine ilişkin reklâmlarındaki artışı değerlendiren Tüketici Hakları Uzmanı Av. M. Bülent Deniz; “üç günlük bayram tatili için kullanılacak tüketici kredisi, bir sonraki bayramınızı kâbusa çevirebilir” dedi.Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Son birkaç yıldır olduğu gibi bu yıl da, yaklaşan Ramazan Bayramı nedeniyle bankaların tüketici kredilerine ilişkin reklâmlarında artış gözlemlenmektedir. “Geleneksel Bayram Kredisi”, “5 Dakikada Kredi”, “Şeker Gibi Kredi” ve benzeri sloganlar ve cazip olduğu iddia edilen faiz oranlarını içeren reklâmlar ile bireysel kredi pazarlaması yoğun şekilde sürdürülmektedir.

Kredi kullanmayı düşünen tüketiciler, reklâm ve ilanlarda ifade edilen faiz oranının net olup olmadığını, ilan edilen faiz oranı dışında çeşitli vergiler, dosya parası ve benzeri giderlerin de eklenip eklenmediğini araştırmalıdır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. ve 12. maddeleri ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun konuya ilişkin duyuruları gereğince, bireysel krediye ilişkin faiz, vergi, fon ve diğer masrafların, yapılan reklâmlarda açıkça belirtilmesi gereklidir.

Yine uygulamada bireysel kredi kullandıracak bankaların, tüketiciye hayat sigortası yapma ve bu sigortayı da bankanın yan kuruluşu niteliğindeki sigorta şirketine yapılması zorunluluğunu dayattığı görülmektedir.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 5. maddesi gereğince, bir hizmetin satışı, başka bir hizmetin satışı koşuluna bağlanamaz. Bu nedenle bankaların kredi verme koşulu olarak sigorta zorunluluğu getirilmesi yasaya açıkça aykırıdır. Bu yönde dayatmada bulunan bankaların tüketici tarafından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na şikâyet edilmesi gereklidir. Esasen tüketicilerin başvuruları üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından verilmiş kararlar da bulunmaktadır.

Bireysel kredi, olağandışı ve beklenmeyen ihtiyaçlarının karşılanması için kullanılması gereken ve bu özelliği nedeniyle tüketici için “zorda, darda kalmadıkça” kullanılmaması gereken bir kaynaktır. Özellikle üç-beş günlük bir tatil döneminde yapılacak seyahat ve eğlence için bireysel kredi kullanmak, tüketici için kesinlikle doğru bir tercih değildir. Tüketici, kısa dönemli seyahat, tatil veya eğlence için kullanılacak kredi ile tatil sonrası, oniki ay boyunca bankalara borç ödemek durumunda olacağının ve özellikle işten çıkma, hastalık, vefat gibi hallerde aksayacak ödemeler nedeniyle bir sonraki bayramda icra memurları ile karşı karşıya kalabileceğinin hesabını iyi yapmalıdır.

Nitekim TC. Merkez Bankası verilerine göre; 2010 yılının Haziran ayında, bireysel kredide 48.068, kredi kartında 60.541 olmak üzere, sadece bir aylık dönemde toplam 102.609 kişi borcunu ödeyemeyerek temerrüde düşmüştür. 2010 yılının ilk altı aylık döneminde, toplam 417.939 kişi bireysel kredi ve kredi kart borcunu ödeyememiş bulunmaktadır.

Bu nedenle tüketicilerin bu dönem yoğunlaşan reklâmlara aldanarak kısa süreli bir döneme ilişkin keyfi harcamalarını finanse etmek için bireysel kredi kullanmamalarını, dolayısıyla tatil dönüşü başlayacak bir yıllık dönemlerini bankalara borç ödeyerek geçirmemelerini öneriyor, şeker gibi sunulan kredinin tadının acı olduğunu hatırlatıyoruz.

Mehmet Bülent Deniz
Tüketici Hakları Uzmanı

31 Ağustos 2010 Salı

"Kredi, Bayram Yaptırmaz!"

Ramazan Bayramı yaklaştı.
Bankaların alıştığımız, "bayram kredileri" reklâmları boy göstermeye başladı.
Peki, üç günlük bayram tatili için bankadan kredi kullanmak ve bunun için bankaya oniki ay borçlu kalmak doğru mu?
İlan edilen faiz oranları gerçek mi?
Kredi alırken hayat sigortası yaptırmak zorunda mıyız?
Tüketici kredisi hakkında herşey...

Ali Kızan, Gülname Kurtgöz, Nigari Erdem ve Serpil Erim tarafından hazırlanan, Tülin Öztürk Ekici ve Saadet Baykal tarafından sunulan ve Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz'in program danışmanlığını yaptığı ve uzman konuk olarak katıldığı "Renkli Anlar"da bu hafta, bankaların "şeker" kredilerindeki gerçekler konuşuluyor.

TRT Radyo1, Renkli Anlar, 1 Eylül 2010, Saat 13:30

26 Ağustos 2010 Perşembe

Korsan Gündem'in Perspektifinden Tüketici Hakları


Gündemi eğlenceli ve ironik üslupla değerlendiren program Korsan Gündem, bu hafta tüketici haklarına göz atıyor.

Programı hazırlayan ve sunan Mustafa Alcan, canlı yayın konuğu Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz ile "bilinçli tüketici olmak zorunda mıyız", "İsrail'i boykot edebiliyor muyuz", "boykot alışkanlık mı yaptı" sorularının cevaplarını arıyor.


Ülke TV. Korsan Gündem, 27 Ağustos 2010 Cuma, Saat 21:45

Deniz, Airport TV. de...


Elektronik haberleşmede tüketicilerin haklarını düzenleyen yönetmelik, 28 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girdi.


Abonelik sözleşmeleri nasıl olacak?
Sözleşmedeki haksız hükümler, tüketiciyi bağlıyor mu?
Telefonunuzun tarifesi tek taraflı olarak operatör tarafından değiştirilebilecek mi?
Tarifenizin kotasını aşarsanız ne olacak? Kota aşımı önceden bildirilecek mi?
Reklâm SMS lerinden bıktıysanız!...
İnternetteki zararlı içeriklerden nasıl korunacağız?
Spam maillerden canımız yanarsa!...
Mağdur tüketiciler nereye, nasıl başvuracak?
Hepsi ve daha fazlası...

Yapımcılığını Halidun Aksakal'ın üstlendiği, Yaprak Hırka tarafından sunulan ECO TIME programının canlı yayın konuğu, Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, cep telefonu ve internet kullanıcılarının haklarını anlatıyor.

AIRPORT TV., ECO TIME, 27 Ağustos 2010 Cuma, saat 10:30

24 Ağustos 2010 Salı

"gaza geldik!..."


Hep öyle oldu.
Kimi zaman Danimarka’ya, kimi zaman Fransa’ya, kimi zaman ABD. ye ekonomik savaşlar açtık, onları iflas ettirecek denli kararlı, sürekli ve etkili tüketici boykotları yaptık…
Sahi, kaçını hatırlıyoruz bu boykot girişimlerinin?..
Arkamızda bıraktığımız bu boykotlarda neler oldu, hatırlıyor muyuz?
Gelin geriye doğru, on yıllık bir yolculuk yapalım, Tüketiciler Birliği’ndeki aktif çalışma yıllarımıza…

Cami Resmi, Sigara Paketinde Olursa..
2002 yılı.
Chesterfield marka sigara paketini inceliyoruz. Üzerinde Ortaköy Cami resmi var.
Bir basın açıklaması yaparak, paketteki bu resmin kaldırılmasını, aksi takdirde boykot uygulanacağı konusunda firmayı uyardık ve kamuoyunu da bilgilendirdik.
Açıklamamızın bir gün sonrasında sigarayı üreten firmadan yazılı cevap geldi ve dünyanın dev şirketlerinden olan Philip Morris firmasının, 111 ülkede Ortaköy Camii resmi ile sattığı Chesterfield marka sigara paketindeki Cami resmi kaldırıldı.

Onuruna Fransız Kalmayınca…
2006 yılında, “Ermeniler soykırıma uğramamıştır” diyene hapis cezası öngören bir yasa tasarısı Fransa Parlamentosu’na gelince, Türkiye ayağa kalktı.
Tasarının Parlamento’da kabul edilmesi üzerine, aynı gün boykot kararı alıyoruz.
Her hafta bir Fransız ürününü açıklama kararı alıyoruz.
İlk hafta açıkladığımız Total markası ile Avrupa borsaları yere çakılıyor. Firmanın Avrupa borsalarındaki hisse senetleri, ilk gün yüzde beş değer kaybediyor.
Fransa ile ilişkili markalar hangi hafta kendilerini açıklayacağımız endişesi ile Fransa üzerinde lobi yapmaya başlıyorlar gecikmeksizin.

Boykotun sekizinci haftasında, Parlamento’da kabulüne karar verilen yasa, Senato’da onaylanmak için yola çıktı. Ama bir türlü Senato gündemine gelmedi(!) ve tasarı yasalaşmadı.

Bu iki boykot örneği gibi, geçmiş on yıl içinde başarıya ulaşmış onlarca tüketici boykot eylemi anısını yazabilirim.
İsteyince, doğru bir söylemle, doğru zeminde “haydi tüketiciler, boykota” dendiğinde sonuç alınıyor.
Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

2009 Gazze/2010 Mavi Marmara..
Geçtiğimiz yılın ilk ayları, İsrail ordusunun Gazze’ye girip binlerce sivili öldürdüğü günler.
Ortalıkta bir “boykot” heyecanı dalgası.
Listeler havada uçuşuyor.

Ve şimdi.
Bayrağımızı taşıyan bir gemiye saldırıyor İsrail.
Dokuz kardeşimizi katlediyor.
Ve biz yeniden hatırlıyoruz, “İsrail’e boykot” yapmayı…

2009 yılının Ocak ayından, 2010 yılının Haziranına…
İsrail, Gazze’ye saldırısını geri mi çekti? Hayır!
Ablukayı mı kaldırdı? Hayır!
Peki geçen yılın başında haykırdığımız “İsrail’e boykot” nidalarına ne oldu, arada yaşanan bir buçuk yılda?..

Sürdürülebilir Olmak…
Sizi temin ederim, Gazze’ye saldırının gerçekleştiği 2009 yılının ilk günlerinden bu güne, İsrail ordusuna açıkça destek verdiğini açıklayan ve adını hemen her listede gördüğünüz kolalı içeceği, evet sadece bir kolayı Türkiye olarak onsekiz aydır satın almıyor olsa idik, bugün belki de dokuz vatandaşımız yaşıyor olacak, dahası belki de Gazze sorunu aylar önce çözülmüş olacaktı.

Sivil Topluma Düşen Görev
Sondan bir önceki sözümüz, sivil toplum örgütlerine, özellikle tüketici örgütlenmelerine.
Ülkemiz tüketicisi, hiçbir dönemde tanık olmadığımız kadar boykota hazır, istekli ve kararlı idi.
Ama aradan iki ay geçmiş olmasına rağmen “boykot”un esamisi yok ortada.

Dahası, İsrail karşı boykot ile bize meydan okuyabilecek cesareti kendisinde buldu.
Dahası İsrail’den ithalatımız yüzde 32 arttı.

Bir yerlerde hata mı yaptık acaba?
Söylem mi doğru değildi, söyleyenler mi, yoksa zemin mi?
Özeleştiri gerekir mi acaba, tüketiciyi duyarsızlıkla suçlamadan önce.

Ve son söz tüketiciye;
Bir şişe kola içmezsek ölmeyiz. Ama içeceğimiz bir kola ile kaç cana kıyarız, biliyor musunuz?

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Şikâyet İçin Kuruldular, Birbirleriyle Davalık Oldular


Dünyada şirketler ile tüketici arasında yaşanan sorunları çözmek amacıyla kurulan sanal şikayet kavramı Türkiye’de iki şikayet sitesini birbirine düşürdü. Sikayetvar.com, isim benzerliği nedeniyle sikayetim.com sitesine haksız rekabet yarattıkları iddiasıyla dava açtı. Günde ortalama bin kişinin şikayet yazmak için tık’ladığı web sitelerinin arasında yaşanan ihtilaf, bu mecranın önemini de gözler önüne serdi.

Ancak üretici, müşteri ve son kullanıcı arasında etkin ve tarafsız bir ortam sağlayıcı ve çözüm platform olma iddiasıyla yola çıkan ve bugün milyonlara ulaşan kullanıcılara hizmet veren sitelerin işleyişi tüketicilerin ve tüketici derneklerinin de tepkisini çekiyor. Tüketici Derneği Onursal Başkanı Bülent Deniz, bu tip sitelerin manipülasyona açık ve şeffaflıktan uzak olduğunu savunarak, “Müşteri dostu firmalar’ gibi listeler yapıyorlar. Müşterisi olan firmaları sıralamak ne derece güvenilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Şirketlerden ücret alıyorlar
Türkiye’de şikayet alanında faaliyet gösteren iki site bulunuyor. Bunlar 2001 yılında Dr. Ömer Deveci tarafınan kurulan sikayetvar.com ve 2003 yılında Publika İletişim hizmetleri tarafından kurulan sikayetim.com. İki web sitesi de bireysel kullanıcılardan bir ücret talep etmezken, kurumsal kullanıcılardan belli bir ücret alıyor. Sikayetvar.com, her gün ortalama 25 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. Sitenin 4 bin 500 civarında kurumsal, 450 bin civarında ise şikayetçi üyesi var. Şikayetim.com ise, ortalama 15 bin kişi tarafından ziyaret edilyor, 800 kurumsal ve 200 bin civarında şikayetçi üyesi bulunuyor.

Sikayetim.com sitesinin editörü ve Üye Hizmetleri Sorumlusu Metin Erdoğan, 800 civarında kurumsal üyelerinin olduğunu, bu kurumlardan 300 TL aldıklarını belirtiyor. Portalın devamlılığının sağlaması için bunun önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, “Biz sivil toplum kuruluşu değiliz, tüketici portalıyız ve bir hizmet veriyoruz” dedi. Diğer web sitesinin kendilerine karşı olan tutumu konusunda şaşırdıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söylüyor: “Sonuçta bu tip hizmetler ne kadar çok artarsa, tüketici memnuniyeti de o kadar artacak. Dava açılmasını anlamak güç. Bizim her şeyimiz açık, gizli saklı bir şey yok. Amaç diğer site ile rekabet değil, hizmet vermek. İki site birbirinden farklı. Biz şikayet geldikten sonra üyemiz olan kurumsal üyeye cevap vermesi için bir hafta tanıyoruz. Cevap verirse cevaplı yayınlıyoruz ve müşteri memnun olana kadar da yazışmalar devam edebiliyor.”

Veriler şeffaf değil, tüketici yanıltılıyor
Ancak sitelerin işleyişi tüketici dernekleri tarafından eleştiriliyor. Bu tip sitelerin manipülasyona açık ve şeffaflıktan uzak olduğunu savunan Tüketici Derneği Onursal Başkanı Bülent Deniz, “Bu siteler ‘müşteri dostu firmalar’ gibi listeler yapıyor. Müşterisi olan firmaları sıralamak ne derece güvenilir? Tüketici hakları ile ilgili çalışmalar yapanların verilerinin şeffaf olması uluslararası tüketici kurumunun etik kurallarının başında geliyor. Reklam ve spronsorluk olmaması gerekiyor. Mevcut sitelerin çalışma mantığını bilmiyoruz” diyor.

Sitelerden sikayet var.com, analizler ve müşteri dostu firmalar başlığı altında teknik analizler de yayınlıyor. Bülent Deniz’e göre, analizler objektifilkiten uzak. Bir tüketici hareketinin veya çalışmasının reklam ve sponsorluk içeremeyeceğini ve belli firmaları öne çıkaran çalışmaların güvenilirliği azalttığını belirten Deniz, “Mesela A firması reklam vermeyince onu kötüleyen şikayetleri yayınlayabilirler. Burada yeterince şaffaflık yok” değerlendirmesinde bulunuyor. Kamuoyunda şikayet edilince sorun çözülecek gibi bir algı olduğunu kaydeden Deniz, “Halbuki bunlar karar üreten makam, örgüt bile değil. Bilgilenme kısmı dışında tüketicinin izlemesi gereken yasal yollar, hakem heyetleri ve mahkelemerdir” diye konuşuyor.

Bu uygulamaları para ile adalet dağıtmak olarak gören Deniz, bu konuda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nun harekete geçmesi gerektiğini savunuyor. Dünyada ise, yasal mecralara başvurmadan sorunların çözüldüğü ve tüketcilerin çok bilinçili olduğunu belirten Deniz, “Almanya’da her ay bir test magazin dergisi yayınlanır. Mesela o ayki tüm çamaşır makineleri test edilir. ABD’de ise aldığınız ürünü koşulsuz iade hakkınız var. Yasal noktalara sirayet etmeden çözüm bulunur” açıklamasında bulunuyor.
Sevda Yüzbaşıoğlu/Referans 19.08.2010

27 Temmuz 2010 Salı

Gıda Paniği Büyüdü


Zehirli gıda satanların açıklanmaması halkı paniğe sürükledi. Telefonumuzu kilitleyen tüketiciler 'Kime güveneceğiz?' diye soruyor

Tarım Bakanlığı birçok ürünle ilgili yaptırdığı analizlerle gıdalarda zehirli maddeler olduğunu geniş bir rapor olarak açıkladı. TAKVİM ise sütteki zehirle ilgili bambaşka bir raporu daha yayımladı. Analizlerde birçok tanınmış markanın da ürettiği sütlerde zehirli jelatin madde olduğu tespit edildi. Ardından yoğurt başta olmak üzere peynir, sucuk salam, zeytin, yağ gibi her gün tükettiğimiz onlarca gıda maddesinde de hileler yapıldığını örnekleriyle ortaya koyduk.

ANAYASAL GÖREV
Bütün bu resmi raporlara rağmen hile yapan firmalar açıklanmadı. Tarım Bakanlığı, isimleri açıklama yetkisi olmadığını duyurdu. Hileli ürünlerin hala piyasada satılması, bu firmaların üretime devam etmeleri tüketicileri telaşlandırıyor. Vatandaşlar kimseye güvenlerinin kalmadığını belirterek, "Resmi raporlara göre birçok markada tehlikeli madde var. Biz ne süt, ne yoğurt ne de diğer gıdaları alabiliyoruz.
Hile yapan firmalar açıklanmalı" dedi. Hukukçular ise firmaların açıklanması gerektiğini bunun anayasal bir görev olduğunu belirtiyorlar.

HALK MERAK EDİYOR
Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği (TÜBİDER) Başkanı Fuat Engin, sağlığı tehdit eden gıda maddelerini üreten firmaların açıklanması gerektiğini kaydetti.Fuat Engin, "Tarım Bakanlığı bu firmalara yönelik hukuki süreç başlatarak, gerçekleri belgeleriyle birlikte kamuoyuna açıklamalıdır'' diye konuştu.

ÜRÜNLER TOPLATILMALI
Sağlıklı Gıda Platformu Başkan Yardımcısı Avukat Bülent Deniz, bakanlığın firma isimlerini açıklaması gerektiğini belirterek, "Firma isimlerinin açıklanması için yasalarda bir yasak varsa bile Tarım Bakanlığı kendi analizinden eminse bunun önemi kalmaz. Anayasa'nın 56'ncı maddesinin 3'üncü fıkrasına göre, devletin görevi toplumun sağlığını korumaktır. Tarım Bakanlığı firmaları ilan etmek zorunda.
Bakanlık firmaların isimlerini açıklasa suç işlemiş olmaz. Hem firmaları ilan etmeli, hem ürünü toplamalı, hem de o firmaya ceza vermeli. Aksi halde bakanlık görevi ihmal suçunu işlemiş olur" diye konuştu.

'ÇOCUKLARIMIZ TEHLİKEDE'
Takvim'in telefonlarını kilitleyen vatandaşlar yetkililerin bir an önce hile yapan firmaları açıklamasını bekliyor. Bazı görüşler şöyle:

* "Ben çocuğuma süt alırken korkuyorum. Güvendiğim markaları bile alamıyorum. İçlerinde ne var bilmek istiyoruz." (Mehtap Can)

*"Yoğurda mermer tozu kattıklarını okudum. Dehşete düştüm. Şimdi biz kime güvenelim.
Neden açıklanmıyor?" (A. İhsan Kara)

* "Bakanlığın analizinde 5 baldan 4'ü bozuk çıkmış. Bu insanlara hak ettikleri ceza verilmeli." (Meral Şan)

* "Gazetedeki raporları okudukça dehşete kapılıyoruz. Evde bir şey yiyemez olduk. Yetkililer bize yol göstermeli ve kime güveneceğimizi söylemeli." (Aydın Sümer)

* "Süte zehir katanların içinde ünlü markalar olması ne acı. Ama asıl acı olan bunların gizli kalması. Halk sağlığı ile kim oynuyorsa cezasını görmeli." (Ayşegül Tekin)

*"Bizler mahallede toplandık imza kampanyası düzenliyoruz. Bu imzaları Tarım Bakanlığı'na göndereceğiz. Yediğimiz burnumuzdan geliyor." (Mehmet Çelik)

* "Hangi vicdan insanların yiyeceğine zehirli katkı maddeleri koyar. Bunu yapanlar en ağır cezalarla cezalandırılmalı." (Musa Sarı)

*"Ürünlerinde sağlığa zararlı maddelerin bulunduğu firmaları bilmek istiyoruz, özellikle de süt ve süt ürünlerinde." (Ali Şükrü Uzun)

DENETİM YETERSİZ
NTV'ye konuşan Onkolog Dr. Yavuz Dizdar, 22 bin gıdada yapılan araştırmayla ilgili olarak, "Yapılan bu analizler bakanlık tarafından yeterli görülebilir fakat, AB ülkeleri daha kapsamlı analizlere imza atıyor.
Türkiye'de yapılan denetimler yılda sadece 1 defa oluyor. Bu sayı çok az.

http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2010/07/27/gida_panigi_buyudu