9 Aralık 2017 Cumartesi

DENİZ: VATANDAŞIN EKMEĞİYLE OYNAMAYIN

Tüketici Postası’nın “Fiyat sabit, gram oynak” haberine tüketici derneklerinden tepki geldi. Türk Gıda Kodeksi, Ekmek ve Ekmek Çeşitleri tebliğinde yapılan değişiklikle en az 250 gram olan ekmek, 200 gram olarak satılacak. Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz “Vatandaşın ekmeğiyle oynamayın ” dedi.

En az 250 gram olan ve 50’şer gram arttırılarak satılan ekmek, tebliğde yapılan değişiklikle en az 200 gram ve 10’ar gram arttırılarak satışa sunulacak. Yetkililerce ekmek israfını önlemek amacıyla bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilirken, tüketici derneklerinde yapılan değişikliğe tepki geldi. Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, yapılan değişikliğin gizli zam olduğunu belirterek “İsrafı önlemek için gramaj düşürüldüyse fiyatın da düşürülmesi gerekirdi. O zaman israfla mücadelede samimiyet ortaya konulmuş olurdu. Enflasyonun azdığı bu günlerde vatandaşın ekmeğiyle oynamak vahim bir hatadır” dedi. Konuyla ilgili derneklerinin dava açmayacağını belirten Deniz, vatandaşların gereken cevabı sandıkta vereceğini söyledi.

Fiyatı düşürülmeden gramajın azaltılması açık bir zamdır
Fiyatı düşürülmeksizin ekmeğin gramajının azaltılmasını açık bir zam olarak değerlendiren Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük, “Baktığımızda yıllar içinde ekmeğin gramajı düşmüş ancak fiyatı düşmemiş hatta artmış. Bu zammın bir kamufle aracı olarak kullanılması ise buna karşıyız” şeklinde konuştu. Ekmek israfında gramajın düşürülmesinden ziyade bilinçlenmenin önemini vurgulayan Küçük, yapılan bu değişikliğin özellikle çok çocuklu ve gelir seviyesi düşük aileleri etkileyeceğini belirtti.

Özellikle büyük şehirlerde aile bireylerinin çalışması, yemeklerin çoğunlukla dışarıda yenilmesi ve evde ekmek tüketiminin azalmasıyla birlikte ekmek israfının çok olduğunu ifade eden Küçük, ekmeğin gramajının düşürülmesinin israfı önleme noktasında etkisi olabilir mi diye kendisinin de düşündüğünü belirti. Ancak asıl meselenin ekmeğin gramajının düşürülmesinden çok ekmeğin kalitesi, sağlıklı üretilmesi ve fiyatının kontrol edilmesi olduğunu ifade etti.

Nejla Sakınmaz, 04.12.2017 Tüketici Postası, https://www.tuketicipostasi.com/deniz-vatandasin-ekmegiyle-oynamayin/104/

1 Aralık 2017 Cuma

Deniz'den Bir Kitap: 'Özel Gereksinim Grupları'

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ülkemizde sağlıklı, mutlu ve müreffeh ailelerin oluşması için 2012 yılında başlattığı 

-eğitim hukuk, iktisat, medya ve sağlık alanlarındaki hizmetlerden daha etkili biçimde yararlanmalarına,
-aile içi süreçlerini işlevselleştirerek aile yaşam kalitelerinin artmasına,
-sahip olduğu her türlü kaynağı etkili bir şekilde yönetmelerine ve
-karşılaşabilecekleri çeşitli risklere yönelik önlemler almalarına katkıda bulunmayı amaçlayan Aile Eğitim Programı, Aile Eğitimi ve İletişimi, Hukuk, İktisat, Medya ve Sağlık modüllerinden oluşuyor.

Mehmet Bülent Deniz, Aile Eğitim Programı'ndan yararlanacak kişilerin eğitimini gerçekleştiren eğitimcilerin kullandığı eğitim setinin Hukuk modülünde yer alan Özel Gereksinim Grupları kitabını yazdı.

Yaşlı, engelli, şehit yakını ve gazi ve hükümlü bireylerin hakları neler?
Kimlere 65 Yaş Aylığı Bağlanır?
Emlak Vergisi Muafiyet, Ulaşım İndirimi...
Huzurevleri.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Ölüm Hak, Miras Helâl...
Engelli Bireyin Hakları.
Şehit Yakını ve Gazilere Sağlanan Avantajlar.
Hükümlü Bireyin Hakları...
ve daha fazlası Özel Gereksinim Grupları kitabında.

Mehmet Bülent Deniz'in, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Aile Eğitim Projesi (AEP) için yazdığı Özel Gereksinim Grupları kitabını 

17 Kasım 2017 Cuma

Havalı Kalem


Boşanmış anne/babanın küçük kızlarının davasıydı.
Meslek yaşamımdaki en zor davalardan biri.

Davanın konusu öte tarafta kalsın?!..
Ama davayı kazanmak, küçük kızın çektiği acının sona ermesi çok önemliydi.
Yıllarca sürdü...

Her duruşma öncesi/sonrası, küçük kızla gözgöze geldiğimizde; masum bir çift gözün haykırarak bana söyledikleri kişisel müzemde saklı.
Ve bir gün, küçük yüreğinden süzülen sevgisini akıttığı, küçük elleriyle yazdığı bir notun eşlik ettiği hediyesini tutuşturdu elime...
Yaşama yüklediğim değerler bagajım altüst oldu; en üste bu küçük notu koydum...



11 Kasım 2017 Cumartesi

36 yıllık bir rekor

İlkini anımsıyorum; Taksim'de, o zamanki ismi Etap olan otelin altında, Vakkorama isimli bir mekandaydı.
Sonrasında Tepebaşı, TÜYAP...

Bir kaç koridordan, bir kaç yazarın imza gününden; salonlara sığmayan yayınevlerine, uzadıkça uzayan imza kuyruklarına, onbinlerce ziyaretçiye, ulaşabilmek için delirten trafiğe...

Rekor; hem 36. kez okuyucu ile buluşan Kitap Fuarı'na, hem de 36. kez bu fuarı ziyaret eden bana ait.

Kitaplarla 36. buluşmam.
'Market arabasıyla gitmeliyim' sözümü yine unuttum, bir sonraki yıl tutmak üzere.
'Okulların ziyaretleri için hafta arası iki-üç gün verilse, çocuklar da, bizler de rahat etsek' diye yine düşündüm.
Fuar süresi uzatılsa...
Akşam kapanışı,  daha geç saate alınsa...
İndirimler biraz daha fazla olsa...
TÜBİTAK yetişkinler için artık kitap basmıyor mu?
Bu yıl yeraltı edebiyatı daha mı az?

Bir kitap ayini daha bitti.
37. ayin için geriye saymaya başladım bile...

8 Ekim 2017 Pazar

Vefa ardınızdaysa, korkmayın...

28 Ocak 1986.
Uzay Mekiği uçuşlarının yeni başladığı yıllar.
Challenger mekiği, aynı zamanda hepsi seçkin birer bilim insanı olan yedi yolcusuyla havalandı ve naklen yayında, bütün dünyanın gözü önünde, kalkıştan 73 saniye sonra patladı. 

Bu trajik kazayı TV karşısında izleyen milyonlarca kişiden biri de, Jean-Michell Jarre’dı.
Challenger yolcularını tanıyordu.
İçlerinden bir kaçının da yakın dostuydu.

Jean Michell Jarre.
Kimileri ona elektronik müziğin MOZART’ı diyor; kimileri, geleceğin müziğini şimdiden yapan adam…
Uzaya, geleceğe düşkün, sıradışı bir adam, sanatçı.

Bu trajik kazadan birkaç ay sonra, NASA’nın bulunduğu Houston kentindeki dev gökdelenleri sahne platformu olarak kullandığı, dev bir konser gerçekleştirdi Jarre.
O konserde, Challenger’da ölen astronot dostlarının anısına yazdığı müzikleri dünya ile buluşturdu.

İnsanlık için, ilerleme için çaba gösterenlere, çaba sahiplerine vefa gösterenlere selam olsun…


28 Eylül 2017 Perşembe

Tüketici yargıya gidiyor

Tüketici dernekleri planlanan yüksek vergilerin eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olduğunu açıkladı. TÜSODER Başkanı Aydın Ağaoğlu "Karar netleşirse bu iş Anayasa Mahkemesi'ne kadar gider" dedi.

Maliya Bakanı Naci Ağbal'ın önceki gün açıkladığı yüksek vergi oranlarıyla ilgili en büyük tepkiyi tüketici dernekleri verdi. Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu özellikle yüzde 40'lık MTV tüketici haklarına aykırı olduğunu açıklayarak itiraz için yargıya başvuracaklarını söyledi. Ağaoğlu "Buna sessiz kalmamız düşünülemez. Muhalefete de çağrıda bulunuyoruz" dedi.

TÜM YOLLAR AÇIK
Tüketicilere ayrıca bireysel olarak da vergi mahkemelerine itiraz etmesi konusunda çağrıda bulunan Aydın Ağaoğlu "Mahkemeler reddederse danıştaya gidilir. Oradan da sonuç çıkmazsa Anayasa Mahkemesi'ne gidilir. Biz TÜSODER olarak tüm yolları deneyeceğiz. Mahkeme süreçleri mevcut durumda uzun sürse de bu istikamette itirazlarımız aralıksız sürecek."

SÜREKLİ YÜK BİNİYOR
Böyle bir vergi oranının kabul edilmesinin insan haklarına aykırı olduğuna dikkat çeken Aydın Ağaoğlu "Tüketici vergi yükünün azaltılmasını beklerken sürekli yük biniyor. Kanunlara göre herkes mali gücü ayarında vergilere katkı sağlar. Ama burada sürekli bir dengesizlik yaşanıyor. Susma hakkımızı asla kullanmayacağız" sözlerinde bulundu.

KONUTA NEDEN YOK?
Tüketiciler Birliği Federasyonu Başkanı Bülent Deniz de "Şu an bakanlar kuruluna intikal etmiş bir durum yok. Bu yüksek vergi artışı yurttaş haklarına aykırı. Kanun vergide adaletli olunması gerektiğini söylüyor. Enflasyon oranında bir artış kabul edilebilir. Ancak neden hep Motorlu taşıtlar vergisi ve sigara böyle artışlar oluyor da konutta olmuyor, bu da sorgulanmalı" dedi.

Murat Gülderen, 28.09.2017 Posta http://www.posta.com.tr/tuketici-yargiya-gidiyor-haberi-1337050

20 Eylül 2017 Çarşamba

Pervane Kadın...

1981 yılı, Haziran ayı.
17 yaşında, tıfıl bir ergenim.
Lise bitmiş, yola devam için üniversite kapısına gelinmiş.

O yıl ilk kez üniversite sınavları iki aşamalı yapılmaya başlanmış.
İlk sınava yaşadığım kentte girdim, kazandım.
İkincisi için O’nunla İstanbul yollarına düştük.

Orduevinde kalıyoruz sınav gecesi.
1981’lerin ülkesi; klima yok, belki de bilinmiyordu daha.
Gece dehşet bir sıcak var.
Ya da sabah sınava girecek olan tıfıl ergenin heyecanı, odada yaşanan iklimi ağırlaştırmış.
Boğucu, sıcak ve nemli bir gece.
Uyku gelmek bilmiyor.
Oysa öğüt neydi; sınav gecesi erken yatılmalı, rahat bir uyku çekilmeli…
Uyku yine de gelmek bilmiyor.

Yatakta debelenirken, bir serinlik hissi.
O eline aldığı bir yatak çarşafını, kocaman, dev bir yelpaze yapmış, ayakta, benim yatağıma doğru sallıyor.
Ne kadar sürdü bu, bilmiyorum; O’nun oluşturduğu bu zahmetli esinti, beni uykunun kollarına bıraktı.

O hep okumanın, okutmanın, eğitimin tarafındaydı.
Şaşırtıcı değil ki…
1940’ların Türkiye’sinde, o ülkenin en güneydoğusunda, her şeyin herkes için, özellikle de kadınlar için daha da zor olduğu zamanlar…
İlkokulun ardından; Diyarbakır’dan, Ankara’ya Gazi Eğitim Enstitüsü’ne gidip öğretmen olmayı, ardından Almanya’lara gidip Goethe Enstitüsü’nü bitirmeyi başardı.
Sonra ülkesine gelip, ülkenin en bedbaht, yoksul ilçelerinde çocukları eğitmeye başladı.

Eğitimi, derse girmenin dışına taşırdı hep.
Halkevleri’nde tiyatrolar yaptı, öğrencilerini otobüslere doldurup dere-tepe gezdirdi; gidilemeyecek, görülemeyecek kentlerle tanıştırdı onları, yarışmalara soktu.
Ülkesini, toplumunu sevmeyi, doğruluğu öğretti.

Yoksul ülkenin, zor coğrafyanın bu kadını, zor olanı seçti.
O başardı….

15 Eylül 2017 Cuma

Gülüşü Olmayan Ahşap Salıncak...

Beş yaşındaki ‘sen’i anımsıyor musun; sallanan bir sandalyenin devinimi seni kuşattığında, hayal kurup kurmadığını; kumların üzerinde kaleler inşa edip içindeki askerlerle küçük dünyamızı nasıl savunduğunu ya da bir salıncağa oturduğunda yüzüne yapıştırdığın tükenmeyen gülücüğünü…

Kuzeyli altı insan, Finlandiya’nın o grotesk ikliminden süzülüp kulaklarımıza Meadows of Heaven’ı fısıldayarak, bize bunları soruyor.

Finladiyalı bir grup, Nightwish. 1996’dan bu yana power metal yapıyorlar. 2002’de yaptıkları sert müziğe, senfoniyi de eklemeye başlamışlar.

Ve 2007’de Dark Passion Play albümlerinde, Meadows of Heaven’ı Londra Filarmoni ile birlikte kaydetmişler.

Celtic tınıları newage formunda akarken, her geçen saniyede şarkı yeni sürprizleri de beraberinde getiriyor; blues gırtlağı, metal sololar…

Oldukça sağlam bu müzikal yapının üzerine, ‘geçmişin dalgalarını sürerek’ beşinci yaşımıza götüren dizeler…

Sahi, hangimiz özlemiyor ki, beş yaşındaki ‘ben’imizi…

1 Eylül 2017 Cuma

'barış'la barışma vakti...

1 Eylül 1939.
Naziler Polonya'yı işgal etti.
Geçen altı yılda yaşanan İkinci Dünya Savaşı ardında; 52 milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı.

Dünya ulusları 21 Eylül'ü, Barış Günü olarak anıyor.
Biz, 1 Eylül'ü...



"8 bin korsan var, kreş servisleri denetimsiz"

İzmir’de kreş servisinde unutulan minik Alperen’in hayatını kaybettiği servisin korsan çıkmasıyla “Servisler ne kadar güvenilir?” tartışması başladı.


İzmir Çiğli’de kreş servisinde unutulan 3 yaşındaki Alperen’in hayatını kaybetmesi, dikkatleri servis taşımacılığına çevirdi. Alperen’in can verdiği servisin korsan çıkması akıllara “Servisler ne kadar güvenilir?” sorusunu getirdi. 

Gazete Habertürk'ten Can Mete, okulların açılmasına kısa bir süre kala İstanbul’daki servislerin durumunu masaya yatırdı. Megakentte toplam 5249 okul, 2 milyon 666 bin öğrenci, 25 bin okul servisi var. Ancak bu servislerin yüzde 30’unun yani 8 bininin korsan olduğu iddia ediliyor. Bu rakamın içinde özel kreşlerin servisleri ise yok. Kreş servislerinin sayısı bilinmiyor, ancak UKOME’nin (Ulaştırma Koordinasyon Merkezi) belirlediği fiyatları aşarsa denetleniyorlar. Onun dışında ne araçlara ne de şoförlere kontrol var. İşte asıl tehlike de burada başlıyor...

ALPEREN’İN SERVİSİ DE KORSAN
Denetimsiz kreş servislerinin son kurbanı, Alperen oldu. İzmir’in Çiğli İlçesi’nde çarşamba günü saat 07.30’da özel bir anaokuluna gitmek için ailesi tarafından okul servisine bindirilen talihsiz Alperen, serviste sekiz saat unutulunca, havasızlıktan can verdi. Minik Alperen’in bindirildiği kreş servisinin de korsan olarak çalıştığı tespit edilmişti.

"OKUL AİLE BİRLİĞİ ÖNAYAK OLUYOR"
İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası Genel Sekreteri Gökhan Özdemir, bazı okul aile birliklerinin korsana önayak olduğuna dikkat çekiyor: “Biz oda olarak İstanbul’daki 25 bin servis aracını temsil ediyoruz ve bu konuda çok hassas davranıyoruz. Korsan servisçiliğin önüne geçmek için plaka takibi ve eğitimler için girişimlerde bulunduk. Yine de okul aile birliği, özel okul ya da kreşler kendi taşıma hizmetini vererek bu işe önayak oluyor.”

"OKUL YÖNETİMLERİ RÜŞVETLE GÖZ YUMUYOR" 
Korsan servisçilerin doğrudan okul aile birliğiyle iletişime geçtiğini beliren Tüketici ve İklimi Koruma Derneği Başkanı Ali Çetin de şu uyarılarda bulunuyor: “Korsan olarak çalışan servisçilerin faaliyet belgeleri ve güzergâh raporları yok. Bize gelen şikayetler arasında en önemlisi korsanların okul aile birliğine ve okul yönetimine rüşvet vererek taşımacılık yapması. Okullar göz yumuyor, veliler göz yumuyor, yetkililer göz yumuyor. Üç kuruş kâr etmek için kurallar çiğneniyor. Gelen şikâyetlere göre konuşacak olursak İstanbul’da hizmet veren servislerin en az yüzde 25-30’u korsan. Kreş servislerinin denetimi yok. Korsanın önüne geçmek için veliler sağduyulu olmalı. Okul yönetimleri Milli Eğitim Bakanlığı az ödenek veriyor diye korsana önayak olmamalı.”

HANGİ KRİTERLER ARANIYOR?
Servis şoförleri, Şoför Eğitim Sertifikası, Toplu Taşım Aracı Kullanım Belgesi ve Güzergâh Kullanım İzin Belgesi’ni almak zorunda. Araç 12 yaşından küçük ve kaporta rengi beyaz olmalı. Sürücü ve yolcu emniyet kemerleri, acil durum kapısı, yangın söndürücü, açılır merdiven, kış lastiği, sağlık ve trafik çantaları, hidrolik direksiyon ve klima gibi zorunluluklar var.

"KREŞLER ÇANAK TUTUYOR"
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz de kreş servislerinin denetimsizliğine vurgu yapıyor: “Korsan taşımacılık sadece minibüslerle yapılmıyor. Mahalle arasında araç alan 3-4 çocuğu doldurup servisçiliğe soyunuyor. İstanbul’da toplam servis sayısının yaklaşık 8 bini illegal. Özellikle kreşler korsan taşımacılığa çanak tutuyor. İBB, Milli Eğitim Bakanlığı ve Trafik Şube servisleri denetliyor. Kreşler servisi ek gelir kapısı olarak gördüğü için eğitim paketi fiyatına dahil olarak taşımacılık yapıyorlar. UKOME’nin fiyatları üstüne çıkmadıkları zaman denetime takılmıyorlar. Legal servislerde dahi öğrenci sayısı ve kemer takma gibi kriterler sene başında çok nizamidir. Bir ay sonra hiçbir kurala uyulmaz. Hostessiz servislerden tutun da, araçta sigara içilmesine kadar birçok şikâyet alıyoruz.”

19.08.2017, Can Mete, Habertürk http://www.haberturk.com/gundem/haber/1603515-kres-servisleri-ne-kadar-guvenilir