24 Haziran 2017 Cumartesi

Deniz, Tuba Emlek ile İstanbul'da...

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, usta gazeteci-yazar 'Tuba Emlek ile İstanbul'un konuğu oldu.

02.06.2017, Halk TV. Tuba Emlek ile İstanbul


26 Mayıs 2017 Cuma

İstanbul'da pide kaç TL?

Ramazan ayı geldi çattı ancak İstanbul'daki pide fiyatı netleşmedi. İki farklı açıklama var. Türkiye Fırıncılar Federasyonu, 300 gram pide 2 lira olacak" dedi. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğiyse 350 gram pideye 1 lira 80 kuruş istedi. Tartışmaya Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz de dahil oldu.

Tartışma Türkiye Fırıncılar Federasyonu'nun açıklamasıyla başladı. "Türkiye genelinde 300 gramlık pide 2 lira olacak" dedi. 

Sonra da İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Faik Yılmaz konuştu. O da bir fiyat açıkladı. 

Ancak fiyat yine netleşmedi. Yaklaşık 4 bin fırının bulunduğu İstanbul'da sadece 900'ü odaya bağlı. Yani açıklanan rakam 3 bin 200 fırını bağlamıyor..

Netleşmeyen fiyata ilişkin Ekmek Sanayi ve İşverenler Sendikasi 2. başkanı Çetin Keçeli'den de bir açıklama geldi. 

Ulusal Kanal'ın sorularını yanıtlayan Keçeli, Odalar Birliği'ne tepki gösterdi. 

Keçeli, "piyasa serbest pide 1,5 lira da olabilir 3 lira da" dedi.

Pide tartışmasına en son ise Tüketiciler Birliği Federasyonu dahil oldu. 

Federasyon Başkanı Bülent Deniz, pidede taban değil, tavan fiyatının belirlenmesini istedi. 

Tüketicileri de uyardı Bülent Deniz.."Ucuz ve sağlıklı olanı tercih edin" dedi. 

Peki, vatandaş ne diyor?

26.05.2017, Ulusal Kanal Ana Haber



5 Mayıs 2017 Cuma

Sanayide elektriğin maliyeti yükseldi

Dağıtım şirketleri fabrikalarla olan sözleşmelerini zamlı olarak yenileyince sanayide elektrik kullanımı Türkiye genelinin çok altında arttı. İstanbul’da fabrikaların tükettiği elektrik miktarı ise yüzde 3,63 düştü.

Geçtiğimiz yılı elektrik kesintileriyle kapatan ve aynı problemle 2017’ye başlayan Türkiye’de enerji maliyetlerinin yükselmesi serbest piyasayı bitirme noktasına getirdi. Geçtiğimiz yıllarda sanayicilerle serbest tüketici kapsamında 16-18 kuruştan sözleşmeler yapan elektrik dağıtım (toptancılar) şirketleri, fiyatlardaki yükseliş nedeniyle santralden elektriği 14-16 kuruşa almaya başladı. Dağıtım maliyetleri de eklendiğinde 20 kuruşa yükselen elektrik fiyatı nedeniyle zarar etmeye başlayan şirketler, sanayi kuruluşlarıyla sözleşmelerini sonlandırmaya başladı. Yeni sözleşmelerde yüzde 20 zam yapan dağıtım şirketleri, hem sanayide maliyetleri yükseltti hem de bu yıl Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artıran en büyük etken olarak enflasyonun ateşine bir odun daha ekledi. Enerjide yaşanan sıkıntıların rakamlara yansıması şöyle oldu:

TÜİK’e göre 2013 yılında 35,7 kuruş olan konutlardaki elektriğin kwh fiyatı 2016’da 41,3 kuruşa yükselerek yüzde 15,7 zamlanmış oldu. Bu oran sanayi kuruluşlarında ise yüzde 4,6 seviyesinde gerçekleşti.

Enerji fiyatlarında geri çekilme yaşansa da konutlarda ve sanayide kullanılan doğalgazın faturası da yükseldi. Aynı süre zarfında konutta kullanılan doğalgaz yüzde 6,7, sanayide ise yüzde 3,4 artmış oldu. Enerji faturalarındaki yükseliş Türkiye ekonomisine ciddi zarar verdi. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde elektrik kullanımı yüzde 5,86 artmasına rağmen bu oran sanayi kuruluşlarında yüzde 2,62 seviyesinde gerçekleşti. Yani sanayideki elektrik kullanım oranındaki artışın genelin oldukça altında kaldı.

Şehirler itibariyle dağılımda ise İstanbul’da yer alan sanayi kuruluşlarındaki düşüş dikkat çekti. İstanbul’da yer alan sanayicilerin elektrik tüketimi şubat ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,63 azaldı. İzmir’de yüzde 4,05, Ankara’da yüzde 2,73, Bursa’da ise yüzde 17,87’lik yükseliş görüldü. Elektrik kullanan sanayi kuruluşu sayısı ise 1.077 adetlik azalışla 60 bin 976’ya geriledi. EPDK verilerine göre, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında üretim azalmasına karşılık ödeme tutarı arttı ve 973 milyon liradan 1 milyar 54 milyon liraya yükseldi. Böylece YEKDEM’de birim maliyet 231,25 liradan 306,12 liraya yüzde 32,4 oranında artış gösterdi. YEKDEM fiyatındaki artış elektrikte tüketicilerin daha yüksek maliyetle elektrik kullanmalarına yol açıyor.

Elektrik fiyatlarındaki yükseliş üretim şeklini de değiştirdi. Örneğin, geçen yıl şubat ayında elektrik üretiminin %33,14’ü doğalgaz santrallerinden üretilirken, bu yıl bu oran %34,68’e yükseldi. İthal kömürden üretilen elektrik ise geçen yıl %16,57 paya sahipken bu yıl üretimdeki payı %18,63’e yükseldi. Böylece geçen yıl Şubat ayında elektrik üretiminin ithal ürünlere bağlılık oranı %49,71 iken, bu yıl Şubat ayında bu oran yüzde 53,31’e yükseldi.

YÜZDE 20 ZAMLA YENİ SÖZLEŞME
Konu hakkında geçtiğimiz günlerde açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Selin Sayek Böke, Elektrik şirketlerinin kurun artması nedeniyle mevcut sözleşmelerdeki fiyatın kâr sağlamadığını öne sürerek başta OSB’ler olmak üzere iş dünyasıyla yaptıkları sözleşmeleri iptal etmeye başladığını ifade etti. Şirketlerin mevcut sözleşmeleri iptal edip yeni sözleşmeleri yüzde 20 zamlı fiyattan yapmayı teklif ettikleri yönünde şikayetler aldıklarını vurgulayan Böke, “Maliyet artışına, bu artışın da üretime ve fiyatlara yansıması kaçınılmaz görünüyor” dedi. Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, son elektrik kullanıcılarının sözleşme iptaline zorlanamayacağını söyledi. Deniz, “Elektrik sözleşmeleri belirli süreler için yapılıyor. Borç ödenmezse sözleşme fesih olunur. Böyle bir şey söz konusu değilse hiçbir son kullanıcı yeni sözleşme yapmak zorunda değil. Baskılar da anlamsız. Sözleşme bitene kadar belirlenen bedel üzerinden elektriği satın alma hakkına sahipler” dedi.

EVLE FABRİKA ARASINDAKİ MAKAS AÇILDI
Konutlarda ve sanayide kullanılan elektrik fiyatları arasındaki makas 2016 yılında biraz daha açıldı. TÜİK’in “Elektrik ve Doğal Gaz Fiyatları” istatistikleri verilerinden yapılan hesaplamaya göre, elektrik fiyatında “konut ve sanayi makası” 4.5 puan daha açıldı. Buna göre, 2015 yılında konutlarda kullanılan elektrik için ortalama 38.9 kuruş, sanayide kullanılan elektrik için de ortalama 24.4 kuruş ödenirken, bu fiyatlar 2016 yılında konutlar için 41.3 kuruşa, sanayi için de 25.2 kuruşa çıktı. Böylece, iki fiyat arasındaki fark, 2015 yılında yüzde 59.4 düzeyindeyken, 4.5 puan artışla 2016 yılında yüzde 63.9 düzeyine yükseldi. Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Yeşil de bazı OSB’lerde elektrik fiyatlarına zam yapıldığını söyledi. Yeşil, “Tedarikçi firmalar bunu yapıyorlar. OSB’ler de bunları bırakınca mecbur dağıtımcı şirketlere gidecekler. Tedarikçilerin bir kısmı dağıtıcı şirketlerin yan kuruluşları. Orada daha ucuza değil de gittiği dağıtıcıdan daha pahalıya alsın diye de bu tür numaraları yapıyor olabilirler” diye konuştu.

27 Nisan 2017 Perşembe

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz "Taksimetre denetimleri sıklaştırılmalı"

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, mühürsüz taksimetre şikayeti üzerine harekete geçen Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin İstanbul’da taksilere yaptığı denetimlerin sıklaştırılarak devam etmesini gerektiğini söyledi.

Konuyla ilgili olarak bir yazılı açıklama yapan Federasyon Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Denetimler arttırılmalı ve düzenli hale getirilmelidir. Sık sık bazı taksicilerin vatandaşlardan ve özellikle turistlerden fazla para aldığı gündeme geliyor. Bu konuda bize de sıklıkla şikayet geliyor. Taksimetre zammından sonra yeni tarifeye geçmek için taksimetre ayar ve muayene servislerine giden taksiciler de işlemlerin prosedüre uygun yapılmadığını iddia etmişlerdi. Bizde bunu gündeme getirmiştik. Sürekli şikayet alıyoruz. Dün bir şikayeti değerlendiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri, İstanbul'da denetim yaptı ve bazı taksilerdeki taksimetrelerin mühürsüz olduğunu tespit etti. Vatandaşların şikayetleri önemseyen yetkililere, teşekkür ediyorum. Ancak, tüketiciler olarak, bu denetimlerin yurt genelinde ve sürekli yapılmasını istiyoruz”dedi.

23 Nisan 2017 Pazar

Markaların ‘Y/Z’ İmtihanı

2000 ve sonrasında doğanların oluşturduğu kuşak için kullanılıyor, ‘Z Kuşağı’ nitelemesi.
Yani en yaşlıları, bugün 16-17 yaşında.
Bir de, bir önceki kuşak var; ‘Y Kuşağı.’
Onlar da, 1980-1999 arasında doğanlar, yani şimdinin 18-35 yaş arasındakiler…

Bu iki kuşağın insanları, insanlık nüfusunun en dinamik yani yeryüzünde satın alma işini en çok gerçekleştiren grubu oluşturuyor.
Dolayısıyla insana ulaşan her türlü ürünün potansiyel alıcısı durumundalar.
Yani tüketici tercihinde ön sırada olmak isteyen tüm markaların da gözüne kestirdiği insanlar.

Bu iki kuşağın insanları bir garip.
Kendisinden önceki neslin yaşam düzeninin dışında, kendileri için ürettikleri bir yeni yaşam oluşturmuş durumdalar:

Bilgiye ulaşmak onlar için sorun değil, en hızlı nasıl ulaşacaklarını dert ediyorlar.

Ana akım medya yerine tüm insanlıkla iletişim kurdukları, haber alıp verdikleri sosyal medyayı tercih ediyorlar.

‘Mağaza dolaşmak’ deyince, firmaların internet sitelerinde sörf yapmayı anlıyorlar.

Ve en önemlisi, kurdukları dünyayı tek bir boşluk bırakmadan sardıkları ağları sadece hangi markayı tercih ettikleri veya markalardan beklentilerini anlatmak için değil, önemsedikleri markaların pazarlama ve markalaşma süreçlerine etki etmek için de kullanıyorlar.

Önceki kuşaklara satış yapan markalar, yaşama dair hedefleri kendileri koyuyorlar, tüketiciye örneğin ‘bizi satın alırsan havalı olacaksın’ mesajlarıyla ne giyeceğimizi, ne yiyeceğimizi belirliyorlardı.
Yani tüketicinin tarzına, isteğine markalar karar veriyordu.

Oysa durum şimdi farklı.
Y ve Z kuşağı insanları, markaların bu rol model olma özelliklerini ellerinden alıverdiler.
Artık marka değil, Y ve Z kuşağının insanları markalara hükmediyor.
Kurdukları kesintisiz, yoğun ve anında iletişimle ne istediklerini markalara dayatıyorlar.

Markaların işi artık zor.
Tüketiciye yaşam hedefi ve tarzı koymak yerine, tüketicinin onlara biçtiği hedefin gereğini yapmak zorundalar.

Şimdi kral gerçekten tüketici mi oldu acaba?


7 Nisan 2017 Cuma

Acı Koro

Bir Pazar günüydü.
Aynaya baktığında, yüzündeki garipliği gördü.
Doktor kardeşini aradı; ‘nöbetteyim, gel bakalım..’

Bir Kulak Burun Boğaz asistanı baktı.
Bakar bakmaz, telefona sarıldı. Kürsünün en tepesine kadar herkesi aradı; ‘acil bir kolesteatom var…’

Şaşkın gözlerle etrafındaki koşuşturmaları izlemeye başladı.
Giyilen ameliyat önlüğü, kolunda açılan damar yolları.
Sekiz saatin ardından uyandığında, artık bir kulağından yoksundu…

*** 
Babası kalp krizi geçiriyordu.
Gecenin uğursuz bir vakti, hastanenin acil servisine ulaştılar.
İlk müdahale.
Ardından nöbetçi doktorun uyumak için odasına çekilmesi.
Birkaç dakika sonra gelen yeni bir kriz.
Sabah, cenazenin başında dökülen gözyaşları…

*** 
Yaşanmış milyonlarca öykünün sadece ikisi bu yazılanlar.
Birinde yitirilen bir yaşamsal organ, diğerinde kaybedilen bir baba.
1990’ların sonunda yaşanan bu iki olayın ardından akla düşen; ‘hastaların hiç mi hakkı yok’ sorusu…

Hukuk fakültesinin ilk yılında, geleceğin hukukçularına Roma Hukukunun bir saptaması öğretilir; En şerefli iki meslek vardır; biri avukatlık diğeri hekimlik… Her iki meslek erbabından yardım isteyen insan, malı, canı risk altındadır ve itaat etmeye hazırdır. Bu nedenle bu iki meslek erbabı, kendisine itaate hazır, acı içindeki insana şefkat ve sevgisini vermelidir…

*** 
‘Hastayız, haklıyız’ korosuna katılmak isteyenimiz var mı?

tüketicipostası 10. sayı; 'bir nefes sıhhat'


29 Mart 2017 Çarşamba

Concon Gençlik mi?

Çoğumuz, şimdinin gençlerine dudak bükerek bakıyoruz.
Ellerinde tabletler, akıllı telefonlar; ne anlama geldiğini bilmediğimiz jargonla iletişim kuran, ‘dibine kadar’ fantastik dünyalarında, dünyalarını Robenson’un adasına çevirip başkaları yokmuş gibi davranan ve onlara ‘Z Kuşağı’ adını taktığımız gençler…

Çok zamandır kulak veriyorum bu insanlara.
Görmeye, anlamaya, bagajımdaki katı eleştirilerimi doğrulamaya çalışıyorum.

Şimdi itiraf zamanı, sandığım gibi değilmiş bu ‘ergen’ler.

Koşulları, olanakları ne olursa olsun; bilmeye çalışan, değerlendiren, dünyaya kendi damgasını vurmak için çabalayan, azımsanmayacak bir grup var aralarında.

Homofobiye düşman, cinsiyetçi, ırkçı yaklaşımı hor gören, nefret suçlarının aklımıza gelmeyenini bile kıyasıya eleştiren, kendi Getto’larında dayanışmayı her daim canlı tutan bu gençler; -çok değil- önümüzdeki onbeş-yirmi yılın ardından, kimi zaman bir banka gişesinin ardından bize ‘hoşgeldiniz’ diyecek, kimi zaman sağlık, adalet dağıtacak, kısacası dünyayı yönetecek, karar alacaklar.

Şimdi toplu itiraf zamanı; onlarca siyasi parti, yüzlerce örgüt, milyonlarca ebeveyn…
Hangim(n)iz bu gençleri görüyoruz?

tüketicipostası 7. sayı: 'elbirliği-güçbirliği'

İyi şeyler yapmak için…
Eylül başıydı.
Birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız, tüketici haklarına değinen periyodik bir yayın yapma fikrini ortaya attılar.
‘Yapabilir miyiz, arkasını getirebilir miyiz, okunur mu’ diye tartışa tartışa, 15 Eylül’de ilk sayı ile doğdu, ‘tüketicipostası…’

Yaptığımız her çalışmada olduğu gibi amatörlük üzerimize yapışmış.
Rahatsızlık mı?
Asla, yaptığımızı değerli kılan amatör çabalarımız, sevinçlerimiz, şükür duygusu…

İlk sayı derken, bir de baktık ki, Türkiye’nin ilk tüketici e-bülteni altı sayıya ulaşmış.
Altıncı sayıya ulaşmanın keyfi bir yana, ortaya çıkan ürünün insanımız tarafından sahiplenilmesi, okunması, elden ele ulaştırılması bizim için en büyük armağan oldu.

Dahası medya dünyasının duayen kalemleri; kimi zaman kendileri teklif ederek, kimi zaman da bizden giden amatör ricamıza değer vererek kalemlerini ‘tüketicipostası’ için çalıştırdılar.

Yetmedi, profesyonelliğin ve deneyimin damıttığı değerli bilgilerini, önerilerini bizlerle paylaştılar, yüreklendirdiler.
Bir de baktık ki, amatör heyecanla, çabayla ortaya çıkan bültenimiz için dergi nitelemesi yapılır oldu.
Bize düşen de, bu iltifatları, istikbaldeki marifetimize yormak oldu.

Uzun yıllar ülkemiz medyasında kalem oynatmış, kamuoyunu haberleriyle, yorumlarıyla aydınlatmış usta isimler yayın kurulumuzda olmayı lütfettiler;

Ekranlarda, yazılı basında, ekonomi üzerine halkın sesi olan sayın Bilal Şahan, yayın kurulumuza güç verirken halkın nabzını tutan yazılarıyla her sayı ‘tüketicipostası’nda…

EkoPolitik deyince akla gelen isim, ekonomi gazeteciliğinin duayenlerinden, marka isimlerinden sayın Çetin Ünsalan, ekranların marka programı EkoPolitik’i, ‘tüketicipostası’ için köşeye taşıdı.

Ve enerji söz konusu olduğunda, tartışmasız ilk akla gelen isim sayın İsmail Altunsoy da, Türkiye’nin Enerjisi ile mütevazı dergimizde yer almayı kabul ettiler.

Son dönemin modası, ekran ekran gezen tarihçilere inat; tarihi, sanat perspektifinden günümüze taşıyan nitelikli bir sanat tarihi uzmanı, sayın Yelda Yalaman, her sayıda birikimini bizlerle paylaşacak.

Kalanı bizim takım, Tüketici Birliği Federasyonu’nun yılmaz savaşçıları, aktivistleri…

Ve asıl haber belki de şu; ‘tüketicipostası’ artık aylık olarak ve umarız bir sonraki sayıda yeni bir görsel ve arayüz ile huzurunuza gelecek.

Biz yüreğimizi, emeğimizi koyduk.
Eksikler, hatalar yine de bizedir.

Varsa bir güzellik, ümit, başarı ‘tüketicipostası’na sahip çıkan sizlere aittir.

tüketicipostası 7. sayı: 'elbirliği-güçbirliği'

14 Şubat 2017 Salı

Sanayicileri elektrik çarptı zam kaçınılmaz

CHP’li Böke, elektrik tedarik eden şirketlerin dövizdeki artışı bahane ederek şirketlerle sözleşmeleri iptal ettiğini belirterek, “Yeni sözleşmeler yüzde 20 zamlı fiyattan yapılıyor” dedi.


Elektrik dağıtım şirketlerinin kur ve üretim maliyetlerindeki artışı gerekçe göstererek organize sanayi bölgelerindeki (OSB) sanayicilerin kullandığı elektriğe yüzde 20 zamlı tarife uygulaması Meclis gündemine taşındı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Selin Sayek Böke, TBMM'ye verdiği soru önergesinde, bir süre önce elektrik kesintileri sebebiyle mağdur olan OSB'lerdeki sanayicilere bir darbenin de elektrik tedarikçilerinin sözleşmeleri iptal etmesiyle geldiğini bildirdi.

DEVLETTE DE PAHALI
Elektrik şirketlerinin kurun artması nedeniyle mevcut sözleşmelerdeki fiyatın kâr sağlamadığını öne sürerek başta OSB'ler olmak üzere iş dünyasıyla yaptıkları sözleşmeleri iptal etmeye başladığını ifade eden Böke, şirketlerin mevcut sözleşmeleri iptal edip yeni sözleşmeleri yüzde 20 zamlı fiyattan yapmayı teklif ettikleri yönünde şikayetler aldıklarını söyledi.
Böke, OSB'lerin sözleşmeleri bu fiyattan yenilememesi ve elektriği devletten almayı seçmesi halinde de durumun değişmediğini, OSB'lerin her iki durumda da yüzde 20 zamlı fiyattan elektrik satın almak zorunda bırakıldığını belirtti.

MALİYETLER ARTACAK
OSB'lerin yargı yoluna gitmek zorunda kaldıklarına işaret eden Böke, “Sanayicilerin üretimde kullandığı elektriğe örtülü olarak yüzde 20 zam gelmesi anlamına gelen bu gelişmelerin, maliyet artışına, bu artışın da üretime ve fiyatlara yansıması kaçınılmaz görünüyor” dedi.

Böke, Enerji Bakanı Berat Albayrak'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, ”Elektrik şirketlerinin iş dünyasıyla yaptıkları sözleşmeleri iptaliyle başlayan süreçten Bakanlık olarak haberdar mısınız? Konuyla ilgili herhangi bir inceleme ya da araştırma başlattınız mı?” diye sordu. Elektrik fiyatlarındaki yüksek artışın nedeninin açıklanmasını isteyen Böke, “Söz konusu sözleşme iptalleri ve bu iptallerin sonuçları nedeniyle ekonomik olarak zarar gören firmalar için, zararın telafisine dönük bir önlem hazırlığınız var mıdır? Maliyeti artan ve üretimi durma noktasına gelen OSB'lerin bu sorunlar nedeniyle yaşadığı ekonomik kaybın, sadece 2017 yılında, ülke ekonomisinde yol açacağı kayıp ne kadardır?” şeklindeki sorularının da yanıtlanmasını istedi.

SÖZLEŞMELER FESHEDİLEMEZ
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, son elektrik kullanıcılarının sözleşme iptaline zorlanamayacağını söyledi. Deniz, “Elektrik sözleşmeleri belirli süreler için yapılıyor. Borç ödenmezse sözleşme fesih olunur. Böyle bir şey söz konusu değilse hiçbir son kullanıcı yeni sözleşme yapmak zorunda değil. Baskılar da anlamsız. Sözleşme bitene kadar belirlenen bedel üzerinden elektriği satın alma hakkına sahipler” dedi.

Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Yeşil de bazı OSB'lerde elektrik fiyatlarına zam yapıldığını söyledi. Yeşil, “Tedarikçi firmalar bunu yapıyorlar. OSB'ler de bunları bırakınca mecbur dağıtımcı şirketlere gidecekler. Tedarikçilerin bir kısmı dağıtıcı şirketlerin yan kuruluşları. Orada daha ucuza değil de gittiği dağıtıcıdan daha pahalıya alsın diye de bu tür numaraları yapıyor olabilirler” diye konuştu.

‘Taksimetre ayarlama işlemi usulüne uygun yapılmıyor’

İstanbul’da taksilere getirilen ve önceki gün faaliyete geçen 8 lira 75 kuruşluk indi-bindi ücretinin yankıları sürüyor. Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Mehmet Bülent Deniz, taksimetre ayarlama işleminin usule uygun yapılmadığını açıkladı.


Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Deniz, “Federasyonumuza ulaşan bir e-posta da bu ayarlama işleminin usulüne uygun yapılmadığının kuyrukta çok fazla taksicinin olması nedeni ile taksimetre ayarlamasının adeta ‘bas mührü bas parayı’ şeklinde usulüne uygun yapılmadığı şikâyeti geldi. Biz bu başvurulardan yola çıkarak eğer gerçekten böyle bir şey var ise tüketicinin çok ciddi şekilde mağdur olacağı düşüncesindeyiz. Federasyon olarak bu konunun takipçisi olacağız” dedi.

Dava açacağız
Taksimetre ayarlarında taksici esnafının mağdur edilmesinin yanında 3 ay arayla esnafın iki kez taksimetre ayarlama ücreti vermek zorunda bırakıldığının altını çizen Deniz, “Akaryakıt nedeni ile artan maliyetlerden şikâyetçi olan taksici esnafı 3 ay arayla 2 kez taksimetre ayar ücreti vermek zorunda bırakıldı. Taksiciler mağdur edilmiş durumda. Gelinen noktada 2.5 km’ye kadar mesafeye kadar 8 lira 75 kuruş indi-bindi ücretinin ne kadar yanlış bir karar olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ortada dolaşan iddialar doğruysa İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) bu kararı geri almak zorundadır. Yeni tarife ile ilgili yasal süre içinde biz gerekli davayı ve iptal davasını açacağız” diye konuştu.