11 Şubat 2011 Cuma

"KKDF Mağdurlarına Müjde"


Bilindiği gibi 28.10.2010 tarih ve 27743 sayılı resmi gazete'de yayımlanan 2010/974 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde kaynak kullanımı destekleme fonu oranı %10'dan %15'e yükseltilmiş ve bu karar yayımı tarihinde yürürlüğe girmişti.

Bakanlar Kurulu'nun söz konusu kararında yeni oranın mevcut kredilere uygulanacağı konusunda herhangi bir ibareye yer verilmemesine rağmen Maliye Bakanlığı'nca Türkiye Bankalar Birliği'ne gönderilen 28.10.2010 tarih ve 97121 sayılı yazıda, yeni oranın kredi kullanım tarihine bakılmaksızın 28.10.2010 tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek faizler için uygulanması gerektiği belirtilmişti.
Bakanlık gelen tepkiler üzerine sonunda bu konuda tüketiciyi haklı bulan bir genelge yayınladı.Genelge ile alınan kararı tüketici lehine işlemesine karar verilerek geriye dönük işletilen yüzde 15'lik KKDF oranının tükecilere geri ödenmesine kararlaştırıldı.
Sanayi Bakanlığı Türkiye çapında tüketici hakem heyetlerine gönderdiği genelgede bankalarıngeriye dönük KKDF uygulamaların yönelik tüketici şikayetlerini kabul etmelerini istedi.
Buna göre,tüketiciler, 31 Ekim tarihinden önce geriye dönük işletilen yüzde 15'lik KKDF oranına bankalara itiraz ederek geri alabilecekler. Karar tarihinden önce yapılandırma yapanlarda bankalara ilgili genelgeyi gerekçe göstererek itiraz edebilecekler.
Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı xxx Mehmet Bülent Deniz , GAZETEPORT'a yaptığı açıklamada kredi kullanan 12 milyon kişiyi ilgilendiren bu gelişme ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Daha önce kredi yapılandırması yapan kişilerinde 31 Ekim 2010 öncesi alınan yüzde 15 kesinti için bankalara başvurarak fazla alınan miktarı talep edebilecekler.Kredi yapılandırması yapmamış olanların ise bu süreçte bankaya mutlaka itiraz dilekçesi vermelerini gerekmektedir.Bankaların itiraza sessiz kalmalar halinde oturdukları ilçe kaymakanlıklarında bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyetine bildirimde bulunmalılar"Deniz, iki hafta önce yayınlanan genelgeye rağmen başvuru sayısının 11 binlerde kaldığını belirterek kredi kullanan 12 milyon kişiyi haksız uygulamadan doğan geri alacakları için itirazda bulunmaya çağırdı.
Tüketiciler ne yapmalı?
1. KKDF konusunda ''tüketiciler mutlaka bankalara ödemelerini 'itirazi kayıtla' yapmalıdır.
2. Hesaplarında taksitleri otomatik olarak kesilen tüketiciler dilekçeleri bankalara taahhütlü olarak kredi kullandıkları banka şubesine göndermeli veya elden vermelidirler''.

3. Tüketiciler bu dilekçelerde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının genelgesi ile Danıştaya açılan iptal davası hatırlatılarak fazladan kesilen yüzde 5 KKDF tutarının iadesinin istenmelidir.

4. Tüketiciler, tüketici sorunları hakem heyetlerine başvurularak şimdiye kadar fazladan kesilen yüzde 5 KKDF tutarının iadesi ile bundan sonra kesilecek tutarların iptali ve fon tutarının artışı önceki düzeye çeken yeni ödeme planının kendilerine verilmesi hakkında karar alınmasının talep etmelidirler.

http://www.gazeteport.com.tr/EKONOMI/NEWS/GP_851618
Hatice Nazlı Erdoğan 11.02.2011

16 Ocak 2011 Pazar

"turkcell'den, tüketiciye 1,00 tl. lık yeni yıl hediyesi (!)..."



Turkcell müşterilerinin fatura ödemelerinden 1,00 TL. işlem ücreti alınmasını değerlendiren Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz; “firma, ödeme kanallarının aldığı işlem ücretini üstlenmelidir” dedi.Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Turkcell AŞ. nin 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren başlattığı uygulama gereğince; Turkcell’den satın alınan hizmet bedeline ilişkin fatura ödemelerinin PTT veya banka gişelerinden yapılması halinde, tüketiciden 1,00 TL. lık işlem ücreti tahsil edilmektedir.

Diğer GSM operatörlerine ait fatura ödemelerinde de aynı uygulamanın bulunup bulunmadığı konusunda yapılan araştırmada, hangi ödeme kanalı kullanılırsa kullanılsın, diğer GSM operatörlerine ait fatura ödemelerinden işlem ücreti veya başka isim altında başkaca bir para tahsil edilmediği tespit edilmiştir.

Borçlar Kanunu, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve tüketici hukukunun temel ve etik kuralları, tüketicinin satın almış olduğu mal veya hizmetin bedeli dışında sorumluluk veya külfet altına sokulmamasını gerektirmektedir.

Öte yandan Turkcell’in, satın aldığı hizmet bedelini ödemek için PTT veya banka gişelerini tercih eden müşterilerine reva gördüğü 1,00 TL. lık işlem ücreti, kıyasıya rekabetin yaşandığı GSM sektöründe tüketicinin tercihini belirleyici niteliktedir.

Unutulmamalıdır ki, PTT veya banka gişeleri dışındaki diğer ödeme kanallarını kullanacak tüketicilerin işlem ücreti ödememeleri, Turkcell’in bu uygulamasının hoşgörülmesini sağlamayacak, aksine tüketici tercihinin zorlanması anlamına gelecektir.

Turkcell AŞ., diğer GSM operatörlerinin yaptığı ve kendisinin de bugüne kadar uyguladığı gibi ödeme kanallarının işlem ücretlerini tüketiciye yansıtmamalı, tüketici haklarına aykırı bu uygulamadan derhal vazgeçmeli ve işlem ücreti veya başka ad altında alınan paraları tüketicilere iade etmelidir.

Mehmet Bülent Deniz
Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı
Tüketici Hakları Uzmanı

27 Aralık 2010 Pazartesi

"Renkli Anlar"da Final Haftası


Bir yıl geride kaldı...
TRT Radyo1 de yayınlanan "Renkli Anlar"ın tüketici köşesinde final haftası.

Serpil Erim, Gülname Kurtgöz, Ali Kızan ve Nigari Erdem tarafından hazırlanan, Tülin Öztürk Ekici ve Saadet Baykal tarafından sunulan "Renkli Anlar" programının tüketici köşesi Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz'in program danışmanlığı ve sunumu ile; kredi kart borçlarından, kapıdan satışlara; engelli tüketicinin haklarından, kredilerdeki KKDF oranlarındaki artışa; trafik kazazedesinin haklarından, güvenli gıda tüketimine; hasta haklarından, enerji tasarrufuna onlarca konu dinleyicilere ulaştı.

Halkın Ekonomisi'nde, yılın son programı.
2010 yılı tüketici için nasıl geçti?

TRT Radyo1, 27 Aralık 2010 Pazartesi, Saat: 13:30

26 Aralık 2010 Pazar

Türkiye'nin Benzinle İmtihanı



Akaryakıta peşpeşe gelen zamlar, ülkenin ve medyanın gündeminde.

Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz konu ile ilgili olarak katıldığı programlarda, benzin fiyatlarındaki anormal yükselişin arka planını anlattı:

Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin ülke ekonomisi için büyük tehlike oluşturduğunu dile getiren Deniz; "sorun hem akaryakıt dağıtım şirketlerinin fiyat politikalarından, hem de iyasi iktidarın benzin istasyonlarını vergi dairesi gibi görmesinden kaynaklanmaktadır" dedi.

1 Ocak 2005 den bu yana akaryakıt dağıtım şirketlerine fiyatları serbestçe belirleme olanağının tanınarak, sektörde rekabet ortamının sağlanmasının amaçlandığını belirten Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz; "ne yazık ki arzu edilen rekabet ortamının önü, akaryakıt dağıtım şirketlerinin aralarında adeta anlaşmış gibi fiyatları brbirine yakın belirlemeleri nedeniyle kesilmektedir. Şirketlerin fiyatları arasında çok cüz'i fiyat farklılıkları var. Bu durum şirketlerin birleşerek kartel gibi davrandıklarını göstermektedir. Oysa ki, tam rekabet ortamı sağlanabilmiş olsa idi, tüketici ucuz fiyatlı akaryakıtı tercih edebilecek ve bu da şirketlerin fiyat politikasını, tüketici lehine etkileyecekti" dedi.

Akaryakıt fiyatlarındaki yüksek fiyat seviyesinin diğer temel nedeninin, siyasi iktidarın akaryakıt satışından aldığı yüksek oranlı vergi olduğunu vurgulayan Deniz, bu konuda şu saptamalarda bulundu:

"Bir litre benzinden 2.2 TL. vergi alınmaktadır. Siyasi iktidar kolay gelir elde etmenin çaresi olarak gördüğü benzin fiyatı üzerine ÖİV. ve KDV. ekleyerek tüketiciye pahalı ulaşmasına neden olmaktadır. benzinin vergilendirilmesinde Anayasa ve temel vergi hukuku ilkeleri çiğnenerek, verginin vergisi dahi alınmaktadır. Ülkemiz, enerji, iletişim ve benzeri yaygın ve temel tüketim kalemlerinde alınan yüksek oranlı dolaylı vergilerde ilk sıralarda yer almaktadır. Dolaylı vergilerdeki yüksek oran, hazinenin kasasını doldurmakta, ama öte yandanülkedeki gelir dağılımı adaletini de yerle bir etmektedir. Cep telefonunu çeviren, benzin pompasına yanaşan işadamı ile daha düşük gelirli yurttaşın aynı vergiyi vermesi kabul edilemez. Bu durum, verginin gelire göre alınmasına ilişkn Anayasa ve vergi hukuku ilkelerine açıkça aykırıdır."

14 Aralık 2010 Salı

"ne olacak bu benzinin fiyatı..."


Akaryakıta gelen zamlar tüketici için kötü günlerin habercisi...
1 litre benzin için ne kadar vergi veriyoruz?
Akaryakıta gelen zamlar günlük yaşamımızı nasıl etkileyecek?

Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, 5N 1K'da...

CNN Türk, Cüneyt Özdemir ile 5N 1K, 14.12.2010, saat 19:30

4 Aralık 2010 Cumartesi

Tüketiciler, AVM'lerdeki İbadet Yerlerine Tepkili


Sayıları giderek artan alışveriş merkezleri (AVM), büyük şehirler için aynı zamanda en önemli sosyal mekanlar haline gelmiş durumda.

Ailelerin ev ve mutfak ihtiyaçlarını karşılamak kadar gezmek ve eğlenmek için de uğrak yeri haline gelen devasa yapıların bir kaçı hariç önemli bir eksiği bulunuyor; ibadet yeri. Tatil günlerinin önemli bir bölümünü AVM'lerde geçirenler, ibadetlerini yerine getirmek istediğinde ya yerini bulamıyor, ya da bulduğunda büyük bir şaşkınlık geçiriyor. Kendilerine alışveriş merkezleri ile ilgili gelen şikayetlerde 'ibadet yeri'nin üst sıralarda yer aldığını belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, "Tüketim bir yaşam biçimidir, AVM'ler de bu anlamda yaşam merkezleridir. Müşterilerine sabahtan akşama kadar ihtiyaçlarını karşılamayı taahhüt etmektedirler. Dolayısıyla hangi dinden olursa olsun insanlar için iyi bir ibadethane yeri yapılmalıdır. Bu olmadığı takdirde tüketicinin tüm ihtiyaçlarının karşılandığı iddia edilemez." dedi.

Tüketiciler Birliği, bu konuda 2008 yılında yaptığı araştırmayı yakın bir zamanda yenilemeyi düşünüyor. 2008'deki araştırmada 99 mekânı mercek altına alan birlik, bunlardan 44'ünde ibadethane olmadığını belirledi. Ayrıca, İstanbul'da faaliyetlerini yürüten 65 AVM'nin 30'unda tüketicinin dini vecibelerini yerine getirebileceği bir yerin almadığını ortaya koydu. Araştırmayı 2011'de yenileyeceklerini ifade eden birlik başkanı Nazım Kaya, "Yaptığımız bir diğer tespit de AVM'lerin maalesef dini vecibelerin yerine getirildiği yerleri önemli görmedikleri idi. İbadethaneler genelde bodrum katlarına ya da otoparklara konuluyor. Buraları arayıp bulmak da bir hayli zor. AVM'ler tüketici memnuniyetini tam anlamıyla karşılamalı. AVM yönetimleri bu duruma kayıtsız kalmamalı." ifadelerini kullandı. Kaya, bu konudaki araştırmayı 2011 yılında yenileyeceklerini ve bu kez tüketicilerin yer konusundaki görüşlerini de alacaklarını vurguladı.

Tüketici Hakları Uzmanı Bülent Deniz ise AVM'lerin bu konudaki tavırlarının tüketicilerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini düşünüyor. Deniz, "Müşteri taleplerine ibadethane noktasında kulak veriliyor. Ben sayıca bir yetersizlik gözlemlemiyorum. Tüketici yeter ki ibadethane talebinde bulunsun, bu istemleri AVM'ler tarafından karşılanacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Bununla birlikte ibadethanelerin 'bulunamayacak yerlerde' olmaması gerektiğine işaret eden Deniz, "Kanımca ibadethane noktasında talepler bir nebze olsun karşılanıyor ama ayrılan yerler otoparklar, yani egzoz gazının olduğu yerler. Bu uygun ve doğru değil." diye konuştu.

KİRACILAR DA DERTLİ

Tüketicilerin AVM'lere yönelik ibadethane yeri şikâyetleri buralarda mağazası bulunan şirketler tarafından da destek görüyor. Colin's & Loft firmasının Yönetim Kurulu Üyesi Şahin Eroğlu, insanların sosyal ve kültürel tarafına ağırlık veren alışveriş merkezlerinin daha çok müşteri çekeceğine işaret etti. Eroğlu, "Bu kapsamda ibadethanelerin açılması ve sayılarının artması önemlidir. İbadethanelerin yeri de aynı şekilde. Otoparklarda ya da bodrum katlarında yer tahsis edilmesi sıhhatli değil." tespitini aktardı.

Büyüklük bakımından AVM'ler arasında ön sıralarda yer alan İstinye Park'ın Genel Müdürü Hakan Kurt da ibadethanelerin, bodrum ya da garajlarda değil de alışveriş katlarında olmasının önemli olduğunu vurguladı. Kurt, "Dini vecibelerin yerine getirildiği alanların otopark ya da bodrum katlarında olmasını uygun bulmuyoruz. Müşterilerin ibadet ihtiyacı da diğer tüm hizmetlerde olduğu alışveriş katlarında karşılanmalı." şeklinde konuştu.

"İBADET YERİ ÖNCE POJELERE GİRMELİ"

Bünyesinde İstanbul Torium, Bursa Korupark ve Antalya Deepo'nun yer aldığı Torun AVM'nin genel koordinatörü İlham İnan Dündar, araştırmaların AVM'lerde alışveriş için harcanan saati; birey için ortalama 2 saat 36 dakika, aileler için 3 saat 19 dakika olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti. Bu noktaya dikkat çeken Dündar, "Tüketici olarak ibadetinizi dilediğiniz yerde yapar, kaldığı yerden alışverişinize devam edebilirsiniz. Önemli olan AVM yönetimlerinin müşterisinin ibadet zamanı sebebi ile alışverişini yarıda kesip dışarı çıkmasını kendi kârı ve kaybı noktasında değerlendirmesidir. Ülkemizde çok azı dışında AVM'ler projelerinde ibadethaneler için yer tahsisi yapmaktadır." dedi. İbadethanelerin kolay bulunabilir yerlerde olmasının önemli olduğuna dikkat çeken Dündar, diğer yandan müşterinin ibadetini yerine getirebilecek bir yer aradığını belirterek şöyle konuştu:

"İbadethane yeri kolay bulunabilir, ulaşılabilir ve güvenli alanlarda olmalıdır. İbadet görevini yerine getirecek çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler veya bayanlar için aydınlık bir ortamda iç huzuru ile kaygısız bir biçimde ibadete gidip gelebileceği ve ibadet edebileceği noktalarda yer tahsis edilebilir. Bu şartlar hangi katlarda minimum yerine getirilebiliyorsa o katlardan herhangi biri ibadethane yerleşimi için uygundur. Otoparkta veya bodrumda olması ibadet eden için önemli bir unsur değildir. Çünkü ibadet eden bir işi arasında dini bir görevini yerine getireceği mekân aramaktadır."

Airport AVM Genel Müdürü Burçin Bendegül de insanların dini vecibelerini istediği yer ve zamanda yerine getirmesinin önemine işaret etti. AVM'lerin yüzde 73'ünde ibadethane bulunduğunu belirten Bendegül, AVM'lerin önemli bir bölümü yabancı sermaye yatırımı olduğunu da vurguladı ve "Bunların bir bölümü üzülerek itiraf etmeliyim ki, mekânlarında ibadethanelere yer vermiyorlar." dedi. Bendegül, ibadethanelerin atıl yerlere konulmasına da itiraz ederek, "Buralara yaşam merkezi diyorsak insan anahtarını da yaptıracak, kuru temizlemeye de gidecek ibadethaneye de gidecek. İbadethaneler daha gözle görülür yerlerde olmalı." diye konuştu.

1 Aralık 2010 Çarşamba

"Telekomünikasyon Sektöründe Rekabeti, Siyasi İrade Engelliyor"


Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER)'nin 6. Genel Kurulunda konuşan Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz; "sektördeki tam rekabeti, siyasi irade engellemektedir" dedi.


Ankara ODTÜ Mezunları Derneği'nin Vişnelik tesislerinde gerçekleştirilen TELKODER Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen, moderatörlüğünü turk.internet.com genel yayın yönetmeni Füsun Nebil'in yaptığı ve konuşmacı olarak BTK Eski Kurul Üyesi A. Reşit Gülhan, Ulaştırma Bakanlığı Eski Müsteşarı Tahir Dengiz, TELKODER Üyesi Ç. Hakan Kural'ın katıldığı "Telekomünikasyon Sektöründe Serbestleşme ve TELKODER Çalışmaları" başlıklı panelde konuşan Tüketiciler Birliği Kurucu Genel Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, geçmişten bugüne telekomünkasyon sektöründe yaşanan serbestleşme sürecinin tüketiciye sağladığı yararları ve beklentileri açıkladı.

2000'li yılların başına başlayan serbestleşme sürecinin ilk aşamalarında siyasi iktidarın süreci olumlu olarak geliştirdiğine değinen Deniz, son yıllarda siyasi iktidarın bu sürecin önünü kesen uygulamalarının arttığına ve tam serbestleşmenin bir türlü gerçekleştirilemediğini, bu nedenle ülkemiz tüketicisinin hala en pahalı ve yavaş iletişimi satın almak zorunda kaldığına dikkat çekti.

Bilgi Teknolojileri Kurulu (BTK)'nun da yanlı ve eksik kararlara imza atması nedeniyle tüketicinin mağdur olduğuna değinen Deniz; "tüketicinin iletişim firmaları ile yaşadığı sorunlara gereken duyarlılığı göstermeyen BTK., tüketicinin hak arama isteğini köreltmektedir" dedi.

28 Eylül 2010 Salı

Deniz, Radyo Box'da...


Dünya ekonomisi nereye gidiyor? Genel seçimlere kadar
Türkiye ekonomisinde olası gelişmeler… Kredi kartına teslim olan Türkiye’de, borçlulukta son durum. Borçlu tüketiciler ne yapmalı?
Hepsi ve daha fazlası, Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz’in değerlendirmeleriyle
“Tuncay Mollaveisoğlu ile Söylenemeyenler”de…

Radyo Box, 28 Eylül 2010, Saat 14:00
(Tekrarı 3 Ekim 2010, Saat 11:00)
Radyo Box, Akdeniz Bölgesi 92.7 frekansı, online http://www.onlineyayin.net/FRadyoYayin.asp?id=311

1 Eylül 2010 Çarşamba

"kontör dolandırıcılığında son perde..."


Cep telefonunuza gelen SMS mesajlarına dikkat!
"Tebrikler, para ödülü kazandınız" mesajıyla hayatınız kararmasın...
SMS ile dolandırıcılık yöntemleri...
İstenmeyen SMS lerden nasıl korunacağız?

Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, "Başak Şengül ile Gün Başlıyor"da...

CNN Türk, Gün Başlıyor, 2 Eylül 2010, Saat 09:40

"şeker değil, acı kredi..."


Ramazan Bayramı nedeniyle bankaların tüketici kredilerine ilişkin reklâmlarındaki artışı değerlendiren Tüketici Hakları Uzmanı Av. M. Bülent Deniz; “üç günlük bayram tatili için kullanılacak tüketici kredisi, bir sonraki bayramınızı kâbusa çevirebilir” dedi.Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Son birkaç yıldır olduğu gibi bu yıl da, yaklaşan Ramazan Bayramı nedeniyle bankaların tüketici kredilerine ilişkin reklâmlarında artış gözlemlenmektedir. “Geleneksel Bayram Kredisi”, “5 Dakikada Kredi”, “Şeker Gibi Kredi” ve benzeri sloganlar ve cazip olduğu iddia edilen faiz oranlarını içeren reklâmlar ile bireysel kredi pazarlaması yoğun şekilde sürdürülmektedir.

Kredi kullanmayı düşünen tüketiciler, reklâm ve ilanlarda ifade edilen faiz oranının net olup olmadığını, ilan edilen faiz oranı dışında çeşitli vergiler, dosya parası ve benzeri giderlerin de eklenip eklenmediğini araştırmalıdır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. ve 12. maddeleri ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun konuya ilişkin duyuruları gereğince, bireysel krediye ilişkin faiz, vergi, fon ve diğer masrafların, yapılan reklâmlarda açıkça belirtilmesi gereklidir.

Yine uygulamada bireysel kredi kullandıracak bankaların, tüketiciye hayat sigortası yapma ve bu sigortayı da bankanın yan kuruluşu niteliğindeki sigorta şirketine yapılması zorunluluğunu dayattığı görülmektedir.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 5. maddesi gereğince, bir hizmetin satışı, başka bir hizmetin satışı koşuluna bağlanamaz. Bu nedenle bankaların kredi verme koşulu olarak sigorta zorunluluğu getirilmesi yasaya açıkça aykırıdır. Bu yönde dayatmada bulunan bankaların tüketici tarafından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na şikâyet edilmesi gereklidir. Esasen tüketicilerin başvuruları üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından verilmiş kararlar da bulunmaktadır.

Bireysel kredi, olağandışı ve beklenmeyen ihtiyaçlarının karşılanması için kullanılması gereken ve bu özelliği nedeniyle tüketici için “zorda, darda kalmadıkça” kullanılmaması gereken bir kaynaktır. Özellikle üç-beş günlük bir tatil döneminde yapılacak seyahat ve eğlence için bireysel kredi kullanmak, tüketici için kesinlikle doğru bir tercih değildir. Tüketici, kısa dönemli seyahat, tatil veya eğlence için kullanılacak kredi ile tatil sonrası, oniki ay boyunca bankalara borç ödemek durumunda olacağının ve özellikle işten çıkma, hastalık, vefat gibi hallerde aksayacak ödemeler nedeniyle bir sonraki bayramda icra memurları ile karşı karşıya kalabileceğinin hesabını iyi yapmalıdır.

Nitekim TC. Merkez Bankası verilerine göre; 2010 yılının Haziran ayında, bireysel kredide 48.068, kredi kartında 60.541 olmak üzere, sadece bir aylık dönemde toplam 102.609 kişi borcunu ödeyemeyerek temerrüde düşmüştür. 2010 yılının ilk altı aylık döneminde, toplam 417.939 kişi bireysel kredi ve kredi kart borcunu ödeyememiş bulunmaktadır.

Bu nedenle tüketicilerin bu dönem yoğunlaşan reklâmlara aldanarak kısa süreli bir döneme ilişkin keyfi harcamalarını finanse etmek için bireysel kredi kullanmamalarını, dolayısıyla tatil dönüşü başlayacak bir yıllık dönemlerini bankalara borç ödeyerek geçirmemelerini öneriyor, şeker gibi sunulan kredinin tadının acı olduğunu hatırlatıyoruz.

Mehmet Bülent Deniz
Tüketici Hakları Uzmanı