bugün tv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bugün tv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2015 Cuma

Her vatandaşın dava açma hakkı var... HUKUKÇULAR UYARDI

Televizyonların TÜRKSAT'tan çıkarılması için 8 ay önce talimat verdiği ortaya çıkan Erdoğan'ın Başdanışmanı Mustafa Varank'ın skandal görüntülerine tepkiler dinmedi. Hukukçular ve akademisyenler, her Türkiye vatandaşının Varank ve TÜRKSAT hakkında dava açma hakkı olduğunu belirtti.

Bugün'ün haberine göre; Hukukçular ve akademisyenler Cumhurbaşkanı Danışmanı Mustafa Varank’ın "Ulaştırma Bakanı’na, bunların kanallarını kapatalım dedim" şeklindeki sözünün ‘hukuksuz talimat ve görevi kötüye kullanma’ suçu olduğunu belirterek, "Savcılar harekete geçmeli" uyarısı yaptı. Hukukçular, haber alma ve ifade özgürlüğü hakkı Anayasa ile koruma altına alınan her Türkiye vatandaşının Varank ve TÜRKSAT hakkında dava açma hakkı olduğunu söyledi. Ayrıca TÜRKSAT’ın televizyon yayıncılığı için tekel olduğunu belirten hukukçular, siyasi ve politik gerekçeler ile sözleşmenin feshedilemeyeceğini vurguladı.

HUKUKA AYKIRI TALİMAT OLMAZ
İdare Hukuku Profesörü Ethem Atay: Demokratik ülkelerde muhalif basının susturulması suçtur. Bu husus ahlaki, demokratik, hukuki değildir. Ceza hukuku açısından suç teşkil eder. Yetkisi ve görevi olmadan yetkisinin sınırlarını aşmak suretiyle hukuka aykırı bir şekilde emir ve talimat verilmektedir. Bu emirle basın hürriyeti bertaraf edilmek isteniyor. Anayasa ve ceza hukukunda kendilerine tanınmış olan görev ve yetkiyi kötüye kullanmak yer alır. Her bir Türk vatandaşının tazminat hakkı vardır. Doğumdan itibaren Anayasal haklar vardır ve engellenemez. Bireyin maddi manevi gelişimi önündeki engeller devlet tarafından kaldırılması gerekir. Engel koymak suçtur. Bireyi sağlıklı bilgi ve haber alma hakları elinden alınmış ve bu hak çiğnenmiştir. Herkes emri veren ve uygulayanlar hakkında dava açabilme hakları vardır.

MANEVİ ZARAR VAR
Avukat Salim Özdemir: Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde bir kamu görevlisinin görevini kötüye kullanması durumunda, vatandaşların da başvurusuyla soruşturma açılabilir. Herkesin şikayet etme hakkı var. Direkt savcı görevi kullanmaktan dava açamıyor. İzin verildikten sonra asliye cezalardan birine dava açılır. Eğer kanunsuz emir ve görevi kötüye kullanma suçları işlenmiş ise cezası 6 aydan başlıyor 2 yıla kadar hapis öngörüyor. Bir savcı bu konuyu araştırdığı zaman, Mustafa Varank’ın yayınlanan bu videosunu delil olarak kullanabilir. Cezada her türlü şey delil sayılıyor. Yeter ki kanuna aykırı olmasın. Kendisi de bunu itiraf edip, savunuyor. Vatandaş maddi veya manevi zarar gördüğünü ispat ederse, zarara uğradığını söylerse, manevi tazminat davası açabilir. Vatandaşın üzülmesi bile manevi tazminat davasına yeterli olabilir. Psikolojik yaşamınızda bir kayıp olmuş ise üzülmüşseniz manevi zarara uğramış olursunuz.

MÜEBBET HAPİSLE YARGILANIR
Ceza Avukatı Melik Bayat: Hukuksuz talimatla Anayasa'daki, 'Basın özgürdür, sansür edilemez' hükmü açıkça çiğneniyor. Anayasal suçun karşılığı doğrudan müebbet hapis cezasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı Mustafa Varank’ın aynı zamanda TÜRKSAT’ta görevli olması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu da oluşuyor. Bunun karşılığı da TCK’nın 257. maddesine göre 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Varank’ın işlediği bir diğer suç ise TCK’nın 122. madde-sinde belirtilen nefret ve ayrımcılık suçudur. Çünkü kendisi açıkça, ‘görüş-lerimize ters yayınlar yapıyorlar kapatalım gitsin’ ifadesini kullanarak diğer görüşlere hayat hakkı tanımıyor. Bunun karşılığı da 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Burada Anayasa hükmü çiğnenerek basın ve düşünce soykırımı yapılıyor. En iyi örneği de Hitler'in propaganda bakanı Gobels’tir. Ayrıca aynı şeyleri yayın kuruluşlarına yönelik soruşturmayı yürüten savcı için de söyleyebiliriz. Zira savcı fonksiyon gaspı yaparak mahkeme yerine bu adımları gerçekleştirmiştir. Kimse anayasa ve yasalardan almadığı yetkiyi kullanamaz.

SÖZLERİ SUÇUN KANITIDIR
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Avukat Mehmet Bülent Deniz: Her vatandaş Mustafa Varank hakkında suç duyurusunda bulunabilir. Çünkü söylediği sözler suç işlediğinin açık kanıtıdır. Bunun cezası hukukta bellidir. Haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22. maddesi ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden biridir. Yine Türk Ceza Yasası’nın 124. maddesi, haberleşmeyi engelleyenler için 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.

BİRÇOK HUKUKA AYKIRI
Bilgi Üniversitesi Prof. Turgut Turhanlı: Haber alma özgürlüğü açısından, tüketiciyi koruma cephesi var. Hizmetten yararlanılıyor. Bu hizmet satın alınırken belli paket alınıyor. O pakete dahil kanallarının neler olduğu bilinerek alınıyor. Tüketici Koruma Hukuku bakımından bir hak meselesidir. Konunun bir de özgürlük cephesi var. Haber alma-verme kapsamında bir hizmet. Anayasa ve Türkiye’nin tarafı olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ile BM’nin Medeni Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19. ve 20. maddesi kapsamında haber alma-verme özgürlüğü vardır. Bu hak bu kapsama giriyor. Kamu hukuku ve özel hukuk bakımından ve tüketici koruma hukuku bakımından dava konuları düşünülebilir. Ayrıca politik bir tarafı da var. Her vatandaşın, haber alma ve Tüketici Koruma Hukuku bakımından dava açma hakkı vardır.

KAMU DAVASI AÇILMALIDIR
Ankara Barosu eski Başkanı Vedat Ahsen Coşar: Kamu yöneticileri hukuka ve kanuna aykırı talimat veremezler. Tevrat’ta ‘Kral yoktu, herkes her istediğini yapıyordu’ diye bir cümle var. Kraldan kasıt kanun yoktu denilmek isteniyor. Hukuk yoktu diye herkes istediğini yapıyordu. Türkiye’de de durum bu. Hiçbir kamu görevlisi böyle bir emri veremez. Bu emri veren de alan da görevi kötüye kullanma suçu işlemiştir. Savcıların harekete geçip yasaya ve hukuka aykırı iş ve işlem yaptırıldığı için kamu davası açması lazım. Bundan etkilenen kurumların da tazminat davası açma hakkı doğar. Vatandaşların da bu kararı alan kamu yöneticileri hakkında dava açma hakları vardır.

"SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ"
BUGÜN TV ve Kanaltürk’ü uydudan çıkarmaya hazırlanan TÜRKSAT hakkında suç duyurusunda bulunan avukat Murat Bakan, Mustafa Varank hakkında da 3 ayrı suçlamayla suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

CHP İzmir 1. Bölge Milletvekili Adayı Avukat Murat Bakan, BUGÜN TV ve Kanaltürk’ün TÜRKSAT’tan çıkarılmasına yönelik sözleriyle skandala imza atan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve TÜRKSAT Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Varank hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Bakan, "Soruşturma sonucunda Varank hakkında, 'haberleşmenin engellenmesi', ‘yargı görevini yapan bilirkişi veya tanığı etkilemeye teşebbüs' ve ‘görevi kötüye kullanma' suçlarından 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılabilir" dedi.

SAVCI DA SUÇ İŞLEDİ
Geçtiğimiz günlerde aralarında BUGÜN TV ve Kanaltürk’ün de bulunduğu 7 kanalı platformdan çıkaran Digiturk, Tivibu ile uydudan çıkarmaya hazırlanan TÜRKSAT hakkında "haberleşmeyi engellemek", bu kanalların karartılmasını isteyen Ankara Cumhuriyet Savcısı hakkında da, "hakim yerine geçerek karar aldığı", "görevi kötüye kullanma" iddialarıyla suç duyurusunda bulunan Bakan şunları söyledi:

"Bunun kumpas olduğunu biliyorduk. Buna ilişkin Cumhuriyet savcısına şikayet dilekçemizi yazarken bunu iletmiştik. Bu talimatın bir yerden geldiğini, buna yönelik endişemiz olduğunu, birinin bir düğmeye bastığını, her şeyin bir anda harekete geçtiğini, savcının yazı gönderdiğini, dijital platformların bu yazıyı bekler gibi aniden 7 kanalı platformdan kaldırdığını ifade ettik. Ne ifade ettiysek bunların ne kadar doğru olduğu belgelenmiş oldu.”

PERVASIZ HUKUK TANIMAZ
Ne kadar pervasız, umursamaz, hukuk tanımaz olduklarının Varank’ın yayın öncesi söyledikleri sözlerle açık açık ortaya çıktığını ifade eden avukat Bakan, şöyle konuştu:

"Bunun hazırlığı yapılmış, planlanmış ve hayata geçirilmiş. Aslında savcılığa suç duyurusunda bulunulması gereken kişi savcı değil, Mustafa Varank’mış. Tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı yapıyor bunu. Cumhurbaşkanı'nın da ne kadar tarafgir olduğunu gösteriyor bu." 

3 AYRI SUÇ UNSURU VAR
Bu işin peşini bırakmayacaklarını söyleyen Murat Bakan, Varank hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek şöyle devam etti: “TCK madde 124/3’e göre 'haberleşmenin engellenmesi' suçunun 5 yıla kadar, TCK madde 277’ye göre 'yargı görevi yapanı bilirkişi veya tanığı etkilemeye teşebbüs' suçunun 4 yıla kadar, TCK madde 257’ye göre 'görevi kötüye kullanma' suçunun 3 yıla kadar hapis cezası var. Ortaya çıksın, savcılık soruştursun. Nasıl olmuş bu süreç, nasıl talimat verilmiş, yapılan görüşmeler, telefon kayıtları incelensin.”

27.10.2015, Hukuki Haber http://www.hukukihaber.net/gundem/her-vatandasin-dava-acma-hakki-var-hukukcular-uyardi-h65565.html

TÜRKSAT Sansürlenen Kanalları Varmış Gibi Satıyor

BU­GÜN ve Ka­nal­türk’ü Kab­lo tv ve Te­le­dün­ya plat­for­mun­dan çı­ka­ran TÜRK­SAT, bu ka­nal­la­rın isim­le­riy­le sa­tı­şı sür­dü­rü­yor. Uz­man­la­ra gö­re bu ti­ca­ri do­lan­dı­rı­cı­lık su­çu.

San­sü­rü uza­ya çı­ka­ran ka­ra­ra im­za atan TÜRK­SA­T’­ın skan­dal bir uy­gu­la­ma­ya im­za at­tı­ğı or­ta­ya çık­tı. BU­GÜN TV, Ka­nal­türk, Sa­man­yo­lu ve Yu­mur­cak TV'nin aralarında bu­lun­du­ğu 7 kanalın, Kab­lo TV ve Te­le­dün­ya plat­form­la­rın­dan çı­ka­rıl­ma­sı­na tep­ki­ler sü­rer­ken TÜRK­SAT'ın bu ka­nal­la­rı kul­la­na­rak rek­lam­la­rı­na de­vam et­ti­ği belirlendi. TÜRK­SA­T’­ın in­ter­net si­te­sin­de platformlardan çıkarılan kanallar, hem Kab­lo TV’­de hem de Te­le­dün­ya plat­for­mun­dan sa­tı­şı de­vam edi­yor gi­bi gös­te­ri­li­yor.

TİCARİ DO­LAN­DI­RI­CI­LIK
BU­GÜN TV ‘U­lu­sal Ha­be­r’, Ka­nal­türk ve Meh­tap gi­bi plat­form­dan çı­kar­tı­lan di­ğer ka­nal­lar da ‘U­lu­sa­l’ ka­nal pa­ket­le­ri ara­sın­da yer alıyor.Tü­ke­ti­ci Kon­fe­de­ras­yo­nu Baş­ka­nı hu­kuk­çu Bü­lent De­niz, bu du­ru­mun do­lan­dı­rı­cı­lık su­çu ol­du­ğu­nu kay­det­ti. De­niz, “TÜRK­SAT ol­ma­yan bir hiz­me­ti sa­tı­yor. Bu­ra­da tü­ke­ti­ci­le­re rek­lam­lar­da­ki ka­nal­la­rı iz­le­me hak­kı do­ğar. Bu iş ti­ca­ri ah­lak­sız­lık ve do­lan­dı­rı­cı­lık­tır. Rek­lam Ku­ru­lu pa­ra ce­za­sı ver­me­li­di­r” de­di.

CEZA KESİLMELİ
Tü­ke­ti­ci Der­ne­ği Baş­kan­ve­ki­li avu­kat Rıd­van Yıl­dız tü­ke­ti­ci­le­rin ya­nıl­tıl­dı­ğı­nı ak­tar­dı. Yıldız, “Va­ade­di­len hiz­met alı­na­mı­yor. Bu pa­ke­ti alan­lar ip­tal et­me hak­kı­na sa­hip. BTK, TÜR­SAT'a ce­za kes­me­li­ ay­rı­ca ki­şi­le­re ma­ne­vi taz­mi­nat hak­kı doğ­muş­tu­r” dedi.

Yunus Tiryaki, 23.10.2015 Bugün http://www.bugun.com.tr/gundem/turksat-sansurlenen-kanallari-varmis-gibi-1889931.html

27 Ekim 2015 Salı

Özgür Medya Kanallarına Sansür Devam Ediyor

Tivibu, TurkcellTV ve Digiturk’ün ardından dün de TURKSAT’a bağlı Teledünya Bugün TV, Kanaltürk, S Haber, Samanyolu TV, Mehtap TV, Irmak TV ve Yumurcak TV’yi keyfi olarak yayından kaldırdı. Kablo TV ise sadece Kanaltürk ve Samanyolu TV’yi platformdan çıkarmakla ‘yetindi.’ İki haftada getirilen yayın yasaklarıyla toplam 6 milyon vatandaşın istediği televizyon kanalını izleme hürriyeti elinden alınmış oldu.

TURKSAT’ın özgür medyaya yasak kararının geçen Cuma günü Yönetim Kurulu toplantısında gündeme aldığı bildirildi. Kanalların daha önce uydu yayını yapılan analog versiyondan çıkarıldığı öğrenildi.

İPTAL BEDELİ 365 LİRA 
Söz konusu kanalların yayınlarının sabah saatlerinde hiçbir bilgi verilmeden kesildiğinden şikayetçi olan tüketiciler TURKSAT’ı telefon yağmuruna tuttu. Santral görevlilerinden bazıları arayanlara, “Şu an kanal yenileme çalışması yapılıyor” dese de aynı saatlerde abonelere durumla ilgili olarak bir e-posta gönderildi. 

E-postada şu ibareler yer aldı: "Merhabalar, tarafımıza iletmiş olduğunuz konuya istinaden kanallarla ilgili yönetim kurulu kararı ile teledünya platformundan kaldırılmıştır. İlginiz ve anlayışınız için teşekkür ederiz.” Kurum, aboneliklerini iptal ettirmek isteyen vatandaşlardan ise 365 lira ‘cayma bedeli’ istedi.

‘BU TİCARİ BİR AHLAKSIZLIKTIR’
Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tivibu, TurkcellTV, Digiturk, Teledünya ve Kablo TV’nin yedi kanalı keyfi olarak yayından kaldırmasının ticari ahlaksızlık olduğunu söyledi. “Tek taraflı olarak tüketiciye vaat ettiği hizmeti sunmaktan vazgeçen firmaların bu yaptığı Tüketici Yasası’na göre ayıplı hizmet kapsamına girer. Ticari olarak da büyük bir ahlaksızlık örneğidir” dedi.

Bu yapılanın resmen sansür olduğunu vurgulayan Deniz, “Tüketiciler ücretsiz olarak aboneliklerine son verebilirler. Firmaları arasınlar ve onlarla anladıkları dilden konuşsunlar. Abonelikten vazgeçmeleri firmalar için en büyük ceza olacaktır” diye konuştu. Seçime 18 gün kala abonelikten çıkma işlemlerinin yetişmeyeceğine dikkat çeken Deniz, “Bu işi tezgahlayanlar her şeyi hesap etmişler. Ama tüketici bunu asla unutmayacak” dedi.

RTÜK OLAĞANÜSTÜ TOPLANAMADI...
DİGİTURK’UN yedi televizyon kanalını platformdan çıkarması üzerine Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyeleri Süleyman Demirkan, İsmet Demirdöğen ve Ersin Öngel, olağanüstü toplantı çağrısı yaptı. Başkan vekili Arif Fırtına da kurulu 12 Ekim’de olağanüstü toplanmaya çağırdı. Dokuz üyeli kurulda beş olan salt çoğunluk sağlanamadığı için toplantı gerçekleşmedi. 

AKP’LİLER TOPLANTIYA GELMEDİ
MHP’li üye Esat Çıplak’ın şehir dışında olduğu için görüşmeye katılamadığı belirtildi. AKP’li üyeler Hamit Ersoy, Nurullah Öztürk, İlhan Yerlikaya ve Taha Yücel de toplantıya katılmadı. 

Digitürk’ün kararını görüşmek üzere salonda sadece Süleyman Demirkan, İsmet Demirdöğen, Ersin Öngel ve Arif Fırtına yer aldı. Digiturk'e uygulanacak yaptırımların kurulun yarınki rutin toplantısında ele alınacağı aktarıldı.

13.10.2015, Millet http://gundem.millet.com.tr/tv-izleme-ozgurlugu-engelleniyor-haberi/1275348

Dolandırılan Digiturk Abonelerine Tüketici Birliği'nden Hukuki Yardım

Digiturk’ün 7 televizyon kanalına uyguladığı sansüre her kesimden tepki var. Siyaset, medya ve aydınlar uygulamanın halkın haber alma özgürlüğüne “darbe” olarak nitelerken, Tüketici Birliği Federasyonu, destek isteyenlere ücretsiz hukuki yardım verebileceklerini açıkladı.


FAŞİZAN UYGULAMALAR
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay: Demokrasiye inanmayan bir iktidar var. Bunlar faşizan uygulamalardır. Ne ülkeye ne de iktidara bir itibar kazandırmaz. İktidarı demokrasiye dönmeye davet ediyoruz.

HABER ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE
İzmir Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Atilla Sertel: Bu kanalları devre dışı bırakma anlayışı, halkın haber alma özgürlüğüne vurulmuş bir darbe olup, halkın haber alma özgürlüğünü yok etmektir. Türkiye hiç hak etmediği bir dönemden geçiyor.

AKP’NiN SON ÇIRPINIŞLARI
Ülkücü Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İsmail Türk: Yolsuzluk girdabında olan AKP’nin son çırpınışları. Ben Digiturk’ü iptal ettim. Bu kararı yargıya da taşıyacağım. Herkesin hakkını araması lazım. Adaletle hukukla bağdaşmayan bir karar.

SİNDİRMEK İSTİYORLAR
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken: Saray ve AKP eliyle, Türkiye’de tek kelime ile medya ve basın susturulmaya çalışılıyor. Muhalif olan tüm kesimler sindirilmek isteniyor. Tüm demokratik kazanımlar kurban ediliyor. Utanç verici bir durumdur. Seçim sürecinde böyle bir kararın alınması, AKP’nin muhalif sesleri duymaktan korkuyor olmasıdır. Cumhuriyet tarihi boyunca böyle bir sindirme konsepti uygulanmamıştı.

ZORBALIK TÜRÜ KALMADI
CHP İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray: Bu çok daha vahim, daha korkunç ve endişe verici bir basın darbesidir. Darbe Türk insanının haber alma ve iletişim özgürlüğüne indirilmiştir. Bu darbenin zamanlaması ve şekli saray sakininin despot otokrasisini sürdürmek için artık göze alamayacağı hiçbir zorbalık türü kalmadığını ortaya koyması bakımından uyarıcıdır.

HUKUKİ YARDIMA HAZIRIZ
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz:Vatandaş hakkını aramak için somut adımı atması gerekiyor. Gerekirse bu sansürü uygulayan holdingin yan ürünlerini de boykota gidebiliriz.

Bu mağduriyet için bizden yardım isteyenlere federasyon olarak ücretsiz hukuki yardım vermeye hazırız. Vatandaşların yanında olacağız.

GÜVEN KALMADI
MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta: Mahkeme kararı olmadan böyle bir şey yapılması muhalefetin sesini susturmak anlamına gelir. Yarın bir gün bir başka yatırımcı da kendisine müdahale edilebileceğini düşünür. Bu karar, müdahale Türkiye’de ticaret güvenliğinin de kalmadığını gösterir.

12.10.2015, Bugün http://www.bugun.com.tr/gundem/dolandirilan-digiturk-abonelerine-tuketici-birliginden-1872709.html

23 Ekim 2015 Cuma

Digiturk'ün Özgür Medyaya Sansür Kararı Giderek Büyüyor

Dijital yayın platformu Tivibu ve Turkcell’in ardından Digiturk'un, aralarında BUGÜN TV ve Kanaltürk’ün de bulunduğu 7 kanalı savcılığın isteğiyle yayın ağından çıkarmasına tepkiler giderek artıyor.Sansür sonrası yüzlerce vatandaş aboneliklerini iptal ettirmek için kurumu aradı.

CEZASIZ DİGİTÜRK İPTALİ NASIL YAPILIR?
Digiturk'ün hukuksuz uygulamasına karşı abonelikleri iptal ederek tepki gösteren vatandaşların, ayrıca 5 bin liralık manevi tazminat ve 100’er liralık maddi tazminat davası açabileceği ortaya çıktı. Yapılan uygulamanın hukuksuz olduğuna dikkati çeken siyasiler, aboneliklerini iptal edeceklerini söylerek vatandaşlara tepkileri göstermeleri çağrısında bulundular.

Hukuksuz bir şekilde kanalları plaformdan kaldıran Digiturk'e abone olan vatandaşlar, "demokratik hakları" olan tepkilerini yasal yollar üzerinden yapabiliyor. Bunun için yapılması gerek çok basit. Hukuksuz uygulama karşı her abone 5 bin liralık manevi tazminat ve 100’er liralık maddi tazminat davası açabilir. Aboneler, harç ücreti ödemeden çok küçük posta masrafı karşılığında Tületici mahkemesine başvuruda bulunabilirler.

İŞTE BUGÜN GELEN TEPKİLER...

TBF'DEN BOYKOT ÇAĞRISI
Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tivibu'nun ardından Digiturk'ün de 7 televizyon kanalını platformdan çıkarmasına tepki gösterdi

Deniz, “Ekran karartan firmalar, bir an önce ayıplı hizmet vermekten kaçınmalı. Bu firmaların ayıplı hizmet sunmaktaki ısrarlarının devamı durumunda, bağlı bulundukları holdinglerin sattığı ürünlerin de tüketici tarafından boykot edilebileceği unutulmamalıdır.” dedi.

TBF Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yazılı açıklama yaparak Digitürk’ün; Kanaltürk, Bugün TV, Samanyolu TV, Mehtap TV, S Haber (Samanyolu Haber), Yumurcak TV ve Irmak TV'yi platformdan çıkarmasını değerlendirdi. Deniz, “Tivibu, Turkcell TV ile başlayan ekran karartma operasyonunun son aşaması, Digitürk firmasının 7 TV kanalını yayından kaldırmasıyla yaşanmıştır. Genel seçimlere 3 hafta kala iktidar tarafından muhalif olduğu değerlendirilen medya kanallarının sesinin kısılması için başlatılan bu uygulama, sansürün ta kendisidir.” dedi.

Deniz, şöyle devam etti: “6502 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 13. Maddesi gereği ‘hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan …hizmetler ayıplıdır.’ Reklam, ilan ve duyurularında abonelerine ulaştıracağı medya kanallarını duyuran firmaların, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın bazı kanalları kapatması, sözü edilen bu düzenlemeye göre ‘ayıplı hizmet’ niteliğindedir.

‘TÜRKİYE TÜKETİCİSİ, SANSÜRÜN PARÇASI OLAN KANALLARA ANLAYACAKLARI DİLDEN TEPKİYİ VERECEKLERDİR’
Buna göre, abonesi olduğu dijital yayın platformunun bazı medya kanallarını yayından kaldırarak ayıplı hizmet sunması nedeniyle hak ihlaline uğrayan tüketiciler, yasanın kendilerine tanıdığı hak arama yöntemini kullanarak ödediği paranın karşılığında vermesi gereken hizmeti sağlamayan firmalara yaptırım uygulayabileceklerdir. Önceki yıllarda boykot, dava açma ve benzeri eylemliliği ile tüketici haklarına aykırı davranan firmalara, devletlere geri adım attıran Türkiye tüketicisi, bu kez de ayıplı hizmet sunmayı göze alarak sansür anlayışının bir parçası olmayı tercih eden firmalara anlayacakları dilden gerekli tepkiyi mutlaka vereceklerdir.”

Sansür uygulayan dijital platform yetkililerine seslenen Deniz, “Müşterilerini ve dolayısıyla ticari kazançlarını kaybedecek olan firmalar, haksız uygulamalarını derhal sonlandırmalıdırlar. Bu firmaların tüketiciyi yok sayan ayıplı hizmet sunmaktaki ısrarlarının devamı durumunda, bağlı bulundukları holdinglerin sattığı ürünlerin de tüketici tarafından boykot edilebileceği unutulmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Bülent Deniz, TBF olarak hak ihlaline uğrayan tüketicilerin haklarını arama sürecinde yardımcı olacaklarını ifade etti. Deniz, tüketicinin izleyeceği yolları ve dilekçe örneklerini www.tuketici.org.tr adresinde yayınladıklarını belirtti.

RTÜK ÜYELERİ: KAPATMAYA KADAR GİDER
RTÜK üyesi İsmet Demirdöğen Digiturk'ün 7 kanala uyguladığı sansüre ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. RTÜK'ün CHP'li üyesi Süleyman Demirkan da, 'Bu iş platformun kapatılmasına kadar gidebilir'' dedi.

Digiturk'ün aldığı kararı, Türk iletişim tarihinin en ağır saldırı ve sansür girişimi olarak yorumlayan Demirdöğen asıl amacın seçim öncesi muhalif sesleri susturmak olduğunu aktardı. "Savcılık siyasi bir iddianame hazırlıyor, siyasi bir yazı yazıyor Digiturk de siyasi bir uygulamaya imza atıyor" diyen Demirdöğen şöyle devam etti:

SAVCILIĞI UYARMALIYDI
"Savcılık bir iddia makamıdır. Bir kurumun suçlu olup olmadığı ancak mahkeme kararıyla belli olur. Savcılık kararı kesin hüküm yerine geçmez. Oysa bu kanallar lisanslı kanallardır. Yasalara uygun kurulmuş ve yayın yapmaktadırlar. Eğer kanuna aykırı yayın yaptığı iddia ediliyorsa bunun değerlendirme merci RTÜK'tür. Burada Digiturk'ün yayınları kaldırmadan önce savcılığa 'Mahkeme kararı kesinleşmeden kimseyi suçlayamazsınız' demesi gerekiyordu. Digiturk'ün RTÜK yasasının 29. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen ölçülere uygun davranması icap eder. Eğer bu kanallarla ilgili bir uygulama yapacaksa RTÜK'ten bir görüş alması gerekir. Sonuçta dijital platformlara RTÜK lisans ve izin veriyor. Bu konu RTÜK'ün gündemine geldiğinde değerlendirilecektir."

DARBE DÖNEMİNDE OLMADI
Digiturk’ün RTÜK'ten görüş almadan savcılıktan giden bir yazıyı esas alarak hareket ettiğini aktaran Demirdöğen, “Darbeler döneminde dahi bu kadar ağır ve keyfi kararlar alınmıyordu” dedi. Çizgi film kanalının dahi yayından kaldırılmasının trajikomik olduğunu söyleyen Demirdöğen, "Çizgi film kanalını kapatarak nereye varacaksınız? Çocuklara darbecilik mi öğretiliyor" diye sordu.

"AVRUPA BİRLİĞİ BUNA TAHAMMÜL EDEMEZ"
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Rebecca Harms, Digiturk’ün muhalif kanalları susturmasına tepki göstererek, Avrupa Birliği'nin (AB) bu duruma sessiz kalmayacağını söyledi. Harms, AKP iktidarının temel hak ve hürriyetleriyle basın özgürlüğünü ihlal etmeye devam ettiğine dikkat çekerek, "Bu çok açık bir şekilde kamuoyunu etkileme amaçlı yapılıyor ve demokratik bir seçim süreciyle çelişiyor" dedi. AB’nin bu gelişmeye tahammül edemeyeceğini kaydeden Harms, Brüksel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘net ve kuvvetli’ şekilde uyarması gerektiğini ifade etti.

ŞİDDETLE KINIYORUM
Avrupa Parlamentosu üyesi İsveç milletvekili Anna Maria Corazza Bildt, Digiturk’un muhalif TV kanallarını susturmasına tepki gösterdi. AP’nin en büyük grubu Hristiyan Demokratlar’ın üyesi Corazza Bildt, "Digiturk’ün kararını şiddetle kınıyorum. İktidarın medyaya yönelik tavrı, demokrasi, AB değerleri ve hukukun üstünlüğü ile çelişiyor" dedi.

KAPATMAYA KADAR GİDEBİLİR 
RTÜK'ün CHP'li üyesi Süleyman Demirkan, ''Dijitürk ihlal yaptıysa hukuk ve yetkilerimiz çerçevesinde gerekeni yaparız. Bu iş platformun kapatılmasına kadar gidebilir'' dedi.

CHP’li Süleyman Demirkan: Böyle bir konuda RTÜK’ün mutlaka bilgi sahibi edilmesi gerekirdi. Ancak değiliz. Bu nedenle öncelikle kanalların platformdan çıkarılma sebebini soracağız. Tek gerekçe savcılık yazısı olamaz. Biz yayıncılığın sağlıklı yürütülmesi ve vatandaşın mağdur edilmemesi gerektiğini savunuyoruz. RTÜK yayıncılar olduğu için denetleyici bir otorite. Bu nedenle her şey kuralına göre olmalı. Kural ihlali yapan da mutlaka cezalandırılmalı. Dijitürk ihlal yaptıysa hukuk ve yetkilerimiz çerçevesinde gerekeni yaparız. Bu iş platformun kapatılmasına kadar gidebilir.

YARGI KARARI GEREKİR
MHP’li Esat Çıplak: Anayasa’nın 26’ncı maddesi, insanların düşünce, görüş ve fikirlerinin basın ve matbuat yoluyla yaymalarını düzenlemiştir. Savcılık yazısı ile kanallar bir platformdan çıkarılamaz. Ancak yargı kararı gerekir. Aksi halde bu hukuki olmaz Türkiye’de tek sesliliğe neden olur. Bu yollara tevessül edilmesi doğru değil. RTÜK mevzuatında yapılacak bir işlem varsa biz yaparız. yayıncı mağdur edilmemeli.

HDP’li Ersin Öngel : Sözleşme özgürlüğü var deniyor ancak bir takım siyasi yönlendirmelerle yayıncı kuruluşlar mağdur edilmemeli. Mağdur kanallar bize başvururlarsa konuyu RTÜK gündemine alırız.

BBP'DEN SUÇ DUYURUSU
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, özgür medya kanallarına sansür uygulayan Digitürk hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Kendisinin de Digitürk üyesi olduğunu ve aboneliğini iptal edeceğini açıklayan Çayır, vatandaşları da Digitürk üyeliğini iptal etmeye davet etti.

Digitürk'ün mahkeme kararı olmaksızın KANALTÜRK, BUGÜN TV, Samanyolu TV, Mehtap TV, S Haber (Samanyolu Haber), Yumurcak TV ve Irmak TV kanallarını çıkarması sonrası tüm Türkiye ayağa kalktı. BBP'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak, konuyu yargıya taşıdı. Adliye önünde basın açıklaması yapan BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, ülkemizin bir türlü normalleşemediğini ve olağanüstü dönemlere has hadiselere tanıklık ettiğini söyledi.

İfade özgürlüğü, kendini ifade etme, yayma ve eleştirme hakkının baskı altında olduğunu aktaran Çayır, “27 Mayıs darbesi, daha yeni çok partili hayatla tanışan ülkemizde, farklı oluşu, tek renge indirgeme, tek tipçiliği dipçikle kurumsallaştırma ameliyesinin adı oldu. Uyduruk mahkemeler kurarak, uyduruk bildirilerle ülkenin özgürlük ve insan hakları zeminini yok ettiler. Darbeciler için farklı görüş, muhalif görüş, değişik renk, düşmandır, yok edilmelidir.” diye konuştu.

'FARKLI DÜŞÜNEN İNSANLAR HAİN İLAN EDİLİRSE, SİSTEMİN ADI DEREBEYLİK OLUR'
“Darbecilere rahmet okutmaya ne gerek var?” diye soran Çayır, 27 Nisan e-muhtırasının bu anlayışın son çırpınışı olduğunu kaydetti. Dün, zulme uğradıklarını söyleyerek iktidar olanların, tek tipçilikten, ötekileştirmekten, kendilerini hak, diğerlerini hain ilan etmekten kurtulamadığını belirtti. Yasaklara sarılarak kendilerini ve güçlerini koruyamayacaklarını dile getiren Çayır, “Herhangi bir mahkeme kararı olmadan, sırf iddia makamının görüşüyle, karar kurulursa, yasaklar başlarsa, cezalandırma yoluna gidilirse, vay halimize. Farklı yazıyor diye yazar dövülürse, farklı düşünüyor, beni eleştiriyor, açığımı yayıyor diye insanlar; hain, düşman ilan edilirse, bu sistemin adı keyfilik, derebeylik olur. İnsan hak ve hukukunu korumak, geliştirmek varken, özgürlük alanlarını daraltmak, milleti aynı nakaratı söyleyen koro haline dönüştürmek, tek tipçiliğe özenmek, bizi geriye götürür. Ülkeyi yaşanmaz hale getirir. İnsanların haber alma hakkını, bilgilendirme hakkını, mahkeme kararı olmadan, nasıl yok edersiniz? Dün sayın Başbakan, ‘mahkeme kararı olmadan, hiçbir savcı böyle bir girişimde bulunamaz. Hiçbir televizyon karartılamaz. Bunlar aleyhimizdeki sözlerdir.’ diyordu. Sayın Başbakan aynı görüşte misiniz?” şeklinde konuştu.

Farklılıkların bu ülkenin zenginliği, gelişim dinamosu olduğunu aktaran Çayır, tek tipçi anlayışın hakim olduğu beldelerde, efendilerin, reislerin, kralların, sultanların karar verdiğini ve bu anlayışın köleci bir anlayış olduğunu aktardı.

Çayır: “Bir topluluğa olan kininiz, nefretiniz sizi adaletten alıkoymasın. Basına, muhalefete, muhalif görüşlere ceza vermek, onları tartaklamak, beğenilmeyen ekranları, televizyonları kapatmak, bir kısım halkı hizaya getirmek, korkutmak, sindirmek, demokrasilerde, hukukun üstün olduğu yerlerde olmaz. Bir Digitürk kullanıcısı olarak, sözleşmeme aykırı davranan, haber alma hakkımı elimden alan, savcılığın iddiasıyla, mahkeme kararı olmadan televizyon kapatan Digitürk’ü mahkemeye veriyorum. Ayıplı, karartmalı, dayaklı demokrasilere herkesin yüksek sesle hayır demesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

Kendisinin koyu bir Fenerbahçeli olduğu için Digitürk’e abone olduğunu dile getiren Çayır, aboneliğini iptal edeceğini söyledi. Çayır, vatandaşları da aboneliklerini iptal etmeye davet etti.

Suç duyurusuna destek veren partililer, ‘Basına dayak, havuza kıyak, olur mu böyle?’, ‘Özgür basın demokrasinin vazgeçilmezidir’, ‘Özgür düşünce karartılamaz’ yazılı dövizler taşıdı. Açıklamanın ardından Çayır ve beraberindekiler Ankara Adliyesi’ne suç duyurusunda bulundu.

AP: TÜRKİYE DİKTATÖRLÜĞE GİDİYOR
Avrupa Parlamentosu'nun en büyük grubu Hıristiyan Demokratlar'ın gölge Türkiye Raportörü Renate Sommer, Digiturk'un savcılık kararı ile 7 kanalı yayından kaldırmasına sert tepki gösterdi

Antidemokratik bu uygulamanın basın ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu vurgulayan Renate Sommer, "Hükümet, Kasıma ayındaki erken seçimler öncesinde tüm eleştirile medyayı susturmaya çalışırken bu uygulama da sürpriz değil. Çok aşırıya gidildi." yorumunu yaptı.

Hükümetin son aylarda özgür medyaya karşı eylemlerinin, Türkiye'nin giderek diktatörlüğe daha fazla yol aldığının göstergesi olduğunu belirten Alman siyasetçi, "Hükümet, seçimler ve ülkedeki tüm temel hakların üzerine kara bulutlar yöneltiyor." ifadelerini kullandı.

DİGİTÜRK SAVCILIĞA SORMUŞ
Anadolu Ajansı'nın (AA) haberine göre Digiturk'ün avukatları, platformdan çıkarma kararı almadan önce, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na, bazı kanallar hakkında soruşturma olup olmadığını sordu. Soruyu yanıtlayan başsavcılık, "Fetullahçı Terör Örgütü"nün eylemlerine ilişkin bilgi verdi. "Örgütlenmenin elinde olan yayın kuruluşları ile bunlara yer ve imkan sağlayanlar hakkında bazı vatandaşların şikayetleri üzerine soruşturma yürütüldüğü" ifade edilen yanıtta, "örgüt yöneticilerinin emirlerinin, bu yayınlar aracılığıyla verildiği" belirtildi.

LİSTEYİ SAVCILIK VERMİŞ
"Bir terör örgütüne faaliyet alanı sağlanmasının kanunen suç olduğu, terör örgütlerine yer ve imkan sağlayanların da suçlanabileceği" hatırlatılan yanıtta, "terör örgütü olan yapının devleti hedef alan yayınlar yaptığı" kaydedildi. Yanıtta, "Kanaltürk, Samanyolu TV, Mehtap TV, S Haber, BUGÜN TV, Yumurcak TV ve Irmak TV isimli televizyon kanalları ve bu yapının elindeki Burç FM ve diğer radyo kanallarının suç işlemekte vasıta olarak kullanılması nedeniyle yer ve imkan sağlanmaması, fiillerine iştirak edilmemesi durumlarının değerlendirilerek karar verilmesi bilgilerinize rica olunur" ifadesi kullanıldı. Digiturk de bu yazı üzerine 7 kanalı yayın ağından çıkardı.

RESMİ YAZI TEBLİĞ EDİLDİ
Digiturk'ten konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Değerli müşterilerimiz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 'Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu' tarafından yapılan bir soruşturmayla ilgili olarak şirketimize resmi bir yazı tebliğ edilmiştir. Söz konusu yazının içeriği gereği yasal zorunluluktan dolayı Kanaltürk, Samanyolu TV, Mehtap TV, S Haber (Samanyolu Haber), BUGÜN TV, Yumurcak TV ve Irmak TV kanalları platformumuzdan çıkarılmıştır" denildi.

DAVUTOĞLU TEPKİ GÖSTERMİŞTİ
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara Savcısı Serdar Coşkun tarafından özgür medyanın yayınlarının sansürlenmesine ilişkin gönderilen talimat karşısında hukuk dersi vermişti. Davutoğlu katıldığı canlı yayında kendisine yöneltilen soruya şu cevabı vermişti:

BÖYLE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİL
''Hayır, böyle bir şey söz konusu değil. Herhangi planlanmış bir şey de yok. Zaten dikkat ederseniz bu yapıların yayın organları 17-25 Aralık'tan sonra da yayınlarını sürdürdüler. Ama herhangi bir hukuki süreç tamamlanırsa Türkiye'de kimse hukukun üstünde değil. Yani bir savcının ifadesi, bildirimi değil. Bir hukuki süreç tamamlandığı zaman o hukuki süreç herkesi bağlar.”

KUMANDALI PROTESTO
Kanaltürk, BUGÜN TV ve Samanyolu çalışanları Digiturk'ün sansür kararını şirketin Beşiktaş’taki merkezi önünde protesto etti. Digiturk binasına siyah kurdele takılı kumandalar bırakan çalışanlar, kararı kınayarak alkışlı protestoda bulundu. Protestoya BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, BUGÜN TV Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros, Kanaltürk Genel Müdürü Murat Uzun, Samanyolu Genel Yayın Yönetmeni Metin Yıkar, Kanaltürk ve BUGÜN TV'nin çok sayıda çalışanı katıldı.

"ANAYASA İHLAL EDİLDİ, CEZASI MÜEBBET HAPİS"
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sami Karahan, Digiturk’ün sansür uygulamasından dolayı aboneliklerini iptal etmek isteyenlere dava açma yolunun açık olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Ben daha önceden bu konuda açıklamalarda bulunmuştum. Medya organlarını susturmak için değişik yöntemler uygulayacaklarını anlatmıştım. Ve yavaş yavaş siyasi partilere geliyor sıra. Şimdi bu Digiturk kararıyla Anayasal düzeni kaldırma suçu işlemiştir. Savcılık bu kanalları yasaklayarak Anayasa'yı ihlal ediyor. Savcılık iddia makamadır. Böyle durumlarda hakim kararı olması gerekir. Bu kanalları savcılık kararı ile kaldırırsanız bu yetkili makam Anayasal düzeni ortadan kaldırma suçu işler. Bunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir.

Digiturk'ün bunu reddetmesi gerekirdi. Digiturk yetkilileri müebbet hapis cezası ile yargılanır. Basının önüne engel koyamazsınız. Digiturk reddetmediği için bu suça iştirak ettiler. Kullanıcılar dava açarak Tüketici mahkemelerine, tüketici heyetlerine ve savcılığa suç duyurusunda bulunabilirler.

İPEK MEDYA GRUBU: AİHS'E ANAYASA VE YASALARA AYKIRI
Kanaltürk ve BUGÜN TV’nin Digiturk yayın platformundan çıkarılmasıyla ilgili İpek Medya Grubu’ndan açıklama yapıldı. "Platformdan çıkarma" işleminin Anayasa’nın, 22, 25, 26, 28 ve 137. maddelerine aykırı olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Anayasa hükümleri çerçevesinde; ilgili platformun herhangi bir kesinleşmiş mahkeme kararı olmaksızın, yalnızca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan gönderilen bir yazıyı gerekçe göstererek, kanallarımızı platformundan çıkarması işlemi; Anayasa'nın 22. maddesindeki, ‘Usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça haberleşme engellenemez’ hükmüne açıkça aykırıdır. Anayasa'nın 25. maddesindeki, ‘Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir' hükmünü ihlal etmektedir. Anayasa'nın 26. maddesindeki, ‘Herkes, düşünve ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir’ hükmünü ihlal etmektedir. Anayasa'nın 28. maddesindeki, ‘Basın hürdür. sansür edilemez’ hükmünü ihlal etmektedir.”

KANUNSUZ EMİR SUÇTUR
Kanunsuz emirleri uygulamanın da suç olduğuna vurgu yapılırken şunlar kaydedildi: “Muhtevası, uygulanması suç teşkil eden emir kanunsuz emirdir. Kanunsuz emir vermek de kanunsuz emri uygulama da suçtur. Anayasa'nın ‘Kanunsuz emir’ başlıklı 137. maddesi, ‘Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz’ diyor ‘Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.’

MASUMİYET KARİNESİNİ İHLAL
Digiturk’ün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gönderilen kanunsuz talimatını yasaları Anayasa’yı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ederek uyguladığına vurgu yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kanunda ve yargı kararlarında belirtildiği üzere; hiçbir somut belge bulunmadan birinin suçlu ilan edilmesi ve masumiyet karinesinin ihlali Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç teşkil etmektedir. Yazının içeriğini bildirmeden ve bu kanunsuz talimata itiraz sürecini beklemeksizin, ilgili kanalları platformdan çıkarması masumiyet karinesinin ihlalini oluşturmakta ve kanallarımızı suçlu gibi göstermektedir. AİHS'e, Anayasa’ya ve yasalara aykırılık teşkil eden bu sansürleme, suçlama ve engelleme işleminden ve bu işleme talimatı veren savcılık makamının bu kararlarından hukuki ve cezai olarak sorumlu oldukları ve olacakları, hem ilgili kanunsuz emri veren merciilere karşı hem de kanunsuz talimatı itirazsız yerine getiren dijital platforma karşı iç ve uluslararası yargı yolları dahil olmak üzere her türlü hukuki mücadelenin tarafımızca verileceğini kamuoyuna duyururuz.”

MELEK İPEK: ALLAH KALPLERİMİZİ KARARTMASIN
Tivibu ve Turkcell TV Plus'tan sonra Digiturk'ün de BUGÜN TV ve Kanaltürk'e uygulanan sansüre, hayırsever iş kadını Melek İpek tepki gösterdi. BUGÜN TV'ye canlı bağlanan Melek İpek şunları söyledi:

“Sabah namazından sonra açar sizleri izlerim. Bugün açtığım zaman ekranın karardığını görünce üzüldüm. Ama dedim ki: Rabbim bizim kalplerimizi karartma. Bu ekranlar kararır, açılır tekrar düzelir. Bunlar dünyanın oyun ve eğlencesinden ibaret şeyler. Allah bizim kalplerimizi karartmasın. Sabredin Allah mühlet verir, ihmal etmez. Bunlar geçici şeyler. Bunlara sabrederseniz inşallah ecriniz artacak. Hepinize geçmiş olsun diyorum. Sakın üzülmeyin. Bunlar dünyanın oyun ve eğlencesi hepsi düzelir. Allah yeter ki kalplerimizi karartmasın.”

TEPKİLER...

DEMOKRASİYE KARA BİR LEKE
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Demokrasimiz açısından kara bir lekedir. Digiturk mahkeme kararı olmadan, '7 kanalı susturdum' diyorsa, onun bedeli vardır ve bedelini ödeyecektir. Savcı, yazı yazdı diye yasak mı gelir? Sen Cumhuriyet’in mi hükümetin mi savcısısın? Mahkeme kararı olmadan nasıl yasak getirirsin? Bunlar ne diyorlardı, 3 Y'ye karşıyız. Yasak olmayacak. Yasaklanmayan ne kaldı?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu: Bankalar, operatörler, dijital platformlar kendilerini hakim, savcı, jüri yerine koyuyor. Kabul edilebilir değil.

CHP Milletvekili Erdal Aksünger: Faşizanca, antidemokratik, diktatörce alınan bir karar. Duyarduymaz Digiturk’ü iptal ettim. Bence her duyarlı vatandaş bunu yapmalı.

SON ÇIRPINIŞLARI
MHP Milletvekili Seyfettin Yılmaz: 3. dünya ülkeleri ve kabile devletlerinde görülebilir uygulama. Demokrasinin, hukukun dışına çıkanlar bunların bedelini ödeyecektir.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural: Bu, doğrudan bir darbedir. Medyayı hazmedemiyorlar. Demokrasi suçudur. İvedilikle bu karardan vazgeçmeye davet ediyorum.

HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder: Karınca kanat takınca zevali yakındır.

LDP Genel Başkanı Cem Toker: Bu kepazelik son çırpınışları.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC): Medya kuruluşlarının basılması, gazetecilerin başına polislerin silah dayaması, gazetecilerin dövdürülmesinden sonra, iktidar eliyle digital yayın platformlarında sansür uygulamaları zirveye yerleşmiştir. Basın Konseyi: İfade ve basın özgürlüğü açıkça ihlalidir.

TERÖRİST İLAN EDİLDİ
Çizgi film kanalı Yumurcak TV'nin de sansürlenen kararlar arasında olması, büyük ses getirdi. Kanalın çocuklar arasında en çok izlenen karakterlerinden biri olan Caillou için, "‘Caillou da terörist ilan edildi" yorumları yapıldı.

CAILLOU MU DARBE YAPACAK?
CHP Milletvekili Barış Yarkadaş: Digiturk zorbaca bir karar aldı. Savcıya şunu soruyorum, Yumurcak TV'deki Caillou mu darbe yapacaktı? Yumurcak TV'den korkan bir iktidar, çaresiz ve zavallıdır. Çocuk kanalından korkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunun adı zorbalıktır, hukuk tanımazlıktır, muhalefetin sesini boğmaktır.

09.10.2015 Bugün, http://www.bugun.com.tr/gundem/digiturkun-ozgur-medyaya-sansur-karari-1867962.html

13 Ağustos 2009 Perşembe

"Ekim Ayına Dikkat!..."




Bugün Gazetesi Ekonomi Müdürü Celal Toprak tarafından Bugün TV. de yayınlanan "Celal Toprak'la Ekonomi Gündemi" programında konuk olan Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı ve Tüketici Hakları Uzmanı Mehmet Bülent Deniz, Ekim ayında ekonomide olumsuz gelişmeler yaşanabileceğine dikkat çekti.


Türkiye'de kredi kartı kullanımındaki olumsuz gelişmeleri ve kredi kar borç stokunun eritilmesi amacıyla çıkarılan 5915 sayılı yasanın eksikliklerini vurgulayana Deniz; "çıkan yasa zaten ödeme yapmayan dokuzyüzbin kişiyi kapsamakta. Dolayısıyla yasadan yararlanmak için yapılan başvurular yüzde on civarında kaldı. Asıl sorun yasa çıkana kadar bir şekilde asgari tutarı ödeyerek temerrüde düşmeyen sekiz milyon kişide. Yasanın bu kişileri kapsayacak şekilde çıkması halinde, kredi kart borç stokunun eritilmesi ve kredi kartı nedeniyle toplumda oluşan gerginliğin giderilmesi mümkün olacaktı. Öte yandan küresel ekonomik kriz geçmiş değil. Bugünlerdeki olumlu sinyaller kanımca geçici ve Ekim ayında, ekonomide orta büyüklükte bir olumsuz hareketlilik bekliyorum. Bu sefer ülkemizin etkilenmesi sanılandan daha fazla olacaktır" dedi.